PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'deki Solculuk anlayışı


ang
09-10-2017, 23:33
Esenlikler ola forumdaşlar :)

Bu başlık altında Türkiye'de sol denince anlaşılan şeyden söz etmek istedim. Ben kültürel bazda Türkçü biriyim, ulusçuyum, dolayısıyla anti-sosyalist, anti-komünist, anti-marksist biriyim. Ancak herkes ben ve benim gibiler gibi dürüst değil, aslında ülkemizdeki solcuyum diyenlerin de neredeyse tümü ulusçudur, milliyetçidir, ancak milliyetçiliğin, ulusçuluğun kötü bir şey olduğu algısına kapıldıkları için bal gibi ulusçu oldukları hâlde "solcuyuz" demekteler. Özellikle Türk etnisitesinden olmayan kişilerde bu durum oldukça belirgindir. Ülkemizde solculuk âdeta anti-Türk olmak, Türkofobik olmak anlamına gelmektedir.

Şimdi sizlere iki video sunacağım. Videolardan ilki birkaç gün önce ekşisözlük'te de gündem olmuştu. Önce videoyu izleyelim, solcuların çok sevdikleri Ahmet Kaya'nın, İngiliz erkekleri, eşcinseller ve kadınlar hakkındaki görüşleri nelermiş öğrenelim

https://www.youtube.com/watch?v=3fDplfodYSs

Ekşisözlükteki sözde solcu özde Kürtçü kesimden olan kişiler, kendilerinden olan birini ne olursa olsun savunma psikolojisiyle Ahmet Kaya'nın bu sözlerini dahi savunmaya girişmişler, şaşırtıcı değil, tipik yurdum solcusu tavrı :) bu oldukça lümpen cümleleri şöyle savunmuş yurdum solcuları:

"Bu video 20 yıl öncesine ait, o devirde ülkemizde eşcinsellere bakış bugünkü gibi değildi, söz konusu Atatürk vb. olunca o devrin şartları diyenler, şimdi Ahmat Kaya'yı bu sözlerinden dolayı yargılıyorlar"...

Birincisi, Ahmet Kaya bu sözleri 1930'larda söylememiş, aynı şey değil. İkincisi, 20 yıl önce de gerek ülkemizde gerekse dünyada "gerçek" sol eşcinsel haklarını savunmaktaydı, "ülkemizin özel koşulları var" savunusu burada işlemez yani. Hadi, eşcinseller konusunda 20 yıl önce Ahmet Kaya böyle düşünüyordu ve bu doğaldı diyelim, peki İngiliz erkeklerinin %99'u hakkında söylediği söze ne demeli? Böyle lümpen bir cümleyi ancak bir ırkçı kurabilir. Son cümlesi de "ama 20 yıl öncesiydi ühü ühü" denerek kurtarılacak gibi değil, açık açık "entari giymek", "süpürge yapmak" gibi örnekler üzerinden "kadın olma"yı aşağılık bir durum olarak gördüğünü belli ediyor. Tüm bu söylemler, Sezercik gibi, "ama yiymi yıy önceydi amca" diyerek savunulamaz.

Ahmet Kaya'dan bu tür sözler duymak açıkçası beni hiç şaşırtmadı, çünkü kendisinin ırkçılık düzeyinde Kürtçü olduğunu biliyoruz. Bir Türk söz gelimi "Türk'üz ölene kadar" dese ırkçı, faşist damgası yer anında, bu arkadaşın "Kürd'üz ölene kadar vallahi apo'yu özledik" diye şarkısı var, ne olduğu belli değil mi? Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi, ülkemizde Kürtçü, hatta pkklı olmak solculuk olarak adlandırılıyor.

Gerçekten solcu olan biri 20 yıl önce değil 100 yıl önce de olsa bu tür cümleler kuramaz, ülkemizdeki çakma solcuların maskelerini düşürmesi açısından yararlı bir video.

Ayrıca bir de şu var, "20 yıl önce yapıldı, dönemin koşulları, dönemin algısı" diyerek buradaki konuşmayı savunmaya kalkanlar da o halde, kendi mantıklarıyla, dönemin koşulları ve o dönemdeki dünyanın algıları gereği 1930'ları hiç eleştiremezler demektir, kendileriyle çelişmesinler :)

Bir kere sol, enternasyonalist bir ideolojidir, solcu dünya görüşünde Kürtlük, Türklük, Ermenilik, İngilizlik yoktur. Sol, dünyaya bu açılardan bakmaz, sınıf üzerinden bakar.

Ulusçuluk, genişçe bir daire ise, bir kişi "Ben X'im" dediği andan itibaren ulusçuluk dairesine girmiş olur, yani bir kişi daha "Türk'üm" dediği andan itibaren ulusçuluğa/milliyetçiliğe giriş yapmış olur, "Kürd'üm", "Ermeni'yim", "İngiliz'im" diyen biri "gerçek" anlamda solcu falan değildir. Çünkü kendini X olarak adlandırdığın andan itibaren, "biz ve onlar" ayrımını başlatmış, kendini insanlık ailesinin geri kalanından ayırmış olursun ki bu durum "Ulusçuluğa Giriş 101"dir :)

Ulusçuluk ya da diğer adıyla milliyetçilik ya da ecnebicesiyle nasyonalizm bir daire ise, "Ben X'im" dediğin andan itibaren o daireye girdin demektir, bu daireye girdin diye ille de en orta noktasına, dibine kadar gitmene gerek de yoktur, isteyen merkeze dek gider, isteyen merkeze doğru 5 adım atar, isteyen 2 adım atar, isteyense sadece giriş yapıp çeperde durur, burası kişiye kalmış, ancak dairenin içindeki herkes "Ulusçuluk Kümesi"nin bir elemanıdır artık.

Bir kişi hem solcu olduğunu hem de X olduğunu söylüyorsa, bu durumda ilgili kişi "Nasyonal Sosyalist" olabilir ancak, enternasyonalist yani hakiki sola karşı bir harekettir, nasyonalizm kümesi ile solculuk kümelerinin kesişim kümesidir burası ve bu kesişime ne kadar sol denebilir hakiki solcu arkadaşlar açıklarlar herhalde.

Şimdi bir video da Hrant Dink'ten koyacağım, videonun 1:15'nci dakikasında kendisi aynen şöyle diyor: "İyi Ermeni'yimdir, iyi de solcuyumdur" :) aynı cümlede kendisiyle çelişiyor. Bir kişi "Ermeni'yim" dediği anda solculuktan çıkar, solcu olamaz, hele hele "İyi Ermeni'yimdir" diyorsa bal gibi ulusçudur, bir Türk, "İyi Türk'ümdür" dese bu durum "faşistlik" olarak adlandırılır değil mi? Rahmetli Dink'in bu cümlesi bir Müslüman'ın şöyle demesine benziyor: "İyi Müslüman'ımdır, iyi de içkiciyimdir, bir 70'lik devirsem bana mısın demem" :) olmadı, iyi içkiciysen iyi Müslüman değilsin demektir, yok eğer iyi Müslümansan içki içmemen gerekir. İlgili video

https://www.youtube.com/watch?v=MtoWxYqiO3E

Özetle, ülkemizde Türk olmayanlara karşı bir tür kayırmacılık vardır, Kürt'sen, Ermeni'ysen bir tür dokunulmazlığın vardır, asla milliyetçi, ulusçu gibi "kötü" bir ideolojiden olamazsın, öyle kötü şeyleri ancak aşağı ırk olan Türkler olabilir, Kürt ya da Ermeni isen, iyi Kürt, iyi Ermeni dahi olup etnik kökeninle övnebilirsin, korkma hâlâ "solcu"sundur :) hatta eşinin başından aşağıya dışkını bile dökebilirsin Nişanyan gibi, "Amaan ne var canım aile içi bir olay bizi bağlamaz, ad hominem yapmayın" deyip savunulursun, çünkü Ermenisindir. Oysa bir Türk'ün, eşinin başından aşağı dışkı döktüğü duyulsa, bu Türk hele bir de Kemalist falansa vay haline, 100 yıl dillere pelesenk olurdu, ya da yukarıdaki videolardaki sözleri bir Türk söylese idi, "İngiliz erkeklerinin %99'u *bnedir", "entari giyer Taksim'i süpürürüm", "İyi Türk'ümdür, iyi de solcuyumdur" vb. seyreyleyin taarruzları...

Tabii ki bir Türk bu gibi şeyler yapsa eleştirilmelidir, burada sıkıntı yok, ancak bu tür eylem ve söylemleri yapanlar Kürt ya da Ermeni olunca görünmez "dokunulmazlıkları"ndan dolayı ne pahasına olursa olsun savunuluyorlar, hele bir de bu kişilere "solcu" denince, iyice gülünç oluyor.

Benim anlamadığım şu, neden bir Kürt ya da Ermeni çıkıp, dürüst bir şekilde, tıpkı bizler gibi "ulusçuyuz, milliyetçiyiz" demiyor? De kardeşim, ulusçu olmak kötü bir şey değil ki, ne tür bir ulusçu olduğun önemli, ulusçuluğun salt kendisi kötü değildir. Böyle gülünç durumlara düşeceğinize çıkın gerçeği söyleyin açıkça.

Meselâ ben neden solcu değilim? Neden kendimi anti-sosyalist olarak adlandırıyorum? Solculara ve solculuğa düşman olduğum için mi? Elbette hayır, tam aksine sola saygım olduğu için. Dalga geçer gibi hem solcuyum deyip hem Türkçülük yapamam, hem solcuyum deyip hem Türk'üm diyemem, bu sol ideoloji ile çelişir çünkü, sola hakaret olur, tıpkı hem Müslümanım deyip hem içki içmek gibi olur. Neden Müslüman değilim mesela ben? Çünkü ilgili dine inanmıyorum, Müslüman'ım desem yalan söylemiş olurum, İslam'a da saygısızlık etmiş olurum çünkü hiç de İslamî bir yaşam tarzım yok. Solcu olmamam da bunun gibi.

Türk kimliğini önemseyen biriyim, bu kimlikten vazgeçmem, bu nedenden dolayı solcu değilim, yoksa sola garezim yok :) Çakma solcularımız da dürüst olsalar, ya gerçekten sol olurlar ya da açıkça ulusçu olduklarını söylerler, ne karga ne kartal durumundalar mevcut durumda.

Ülkemizdeki çoğu kesim bu durumda aslında, herkes sahtekar. İslamcı, Müslümanım der, ama yediği her lokma haramdır, kedi-köpek sevenler "hayvanseveriz" derler ama löpür löpür et yerler, kuzu, dana falan meyve herhalde :) bir kesim liberalim der, gider Taliban zihniyetindeki adamların cemaat televizyonlarında onlara hizmet eder, tiyatro gibi ülke :)

İster kızın ister sövün, bu ülkedeki en dürüst adamlar biz Türkçüleriz, ne olduğumuz ortada, gizlimiz saklımız, yalanımız dolanımız yok. Zaten biraz da bu nedenle sevilmiyoruz belki de, bize bakan yukarıdaki tayfalar, içlerinden, "Ulan adamlar ne iseler onu diyorlar, bizim gibi üçkağıtçı değil herifler" deyip bize daha da gıcık oluyorlar sanırım :)

Tabii yukarıda değindiğim gibi, ne tür bir Türkçülük, ulusçuluk? Orası önemli, 20 küsür ulusçuluk türü var, emperyalist/yayılmacı ulusçuluk, rasist/ırkçı ulusçuluk, yurtsever/patriot ulusçuluk, kültürel ulusçuluk vb. Nihal Atsız gibi ırkçı mısın? Ziya Gökalp gibi saçmalıkçı mısın? İsmail Gaspıralı gibi kültürel Türkçü müsün? Önemli bunlar. Ben Türkçülüğün kurucu babası Gaspıralı çizgisine yakınım örneğin, Gökalp ve Atsız'ın bir tek cümlesine dahi katılmam örneğin.

Evet dostlar, iletimizi burada noktalayalım. Sanırım hararetli tartışmalara vesile olacak bu başlık, zaman buldukça yanıt yazarım, haydi esen kalın.

Nero
09-10-2017, 23:42
Ahmet Kaya iyi bir sese, iyi bir gırtlağa, bir kısmı güzel bestelere sahip olan, kötü bir şarkıcı ve lümpen bir solcuydu. Onun o saçma sözlerini ve yanlış eylemlerini savunmaya kalkmak hatalı olur.

Öte yandan "Türküm ve solcuyum", "Ermeniyim ve solcuyum", vb demek gayet mümkün. Bu konuda sana katılmıyorum. Bir insan solcu ise diğer bağlarını saklayacak değil.

Eleştirilerinde çokça haklılık payı var. Ama katılmadığım yerler de var. Bunları daha uygun bir zamanda ifade edeceğim. Güzel konu... :)

ang
10-10-2017, 00:02
Ahmet Kaya iyi bir sese, iyi bir gırtlağa, bir kısmı güzel bestelere sahip olan, kötü bir şarkıcı ve lümpen bir solcuydu. Onun o saçma sözlerini ve yanlış eylemlerini savunmaya kalkmak hatalı olur.

Öte yandan "Türküm ve solcuyum", "Ermeniyim ve solcuyum", vb demek gayet mümkün. Bu konuda sana katılmıyorum. Bir insan solcu ise diğer bağlarını saklayacak değil.

Eleştirilerinde çokça haklılık payı var. Ama katılmadığım yerler de var. Bunları daha uygun bir zamanda ifade edeceğim. Güzel konu... :)

Şahsen Ahmet Kaya'nın hiç de dinlenesi bir sesi oluğunu düşünmüyorum (Sezen Aksu için de aynısını düşünürüm meselâ, hiç de dinlenesi bir sesi yok onun da), bence gayet vasat bir ses, şarkılarındaki kendine özgü yorumuna ise iyi denebilir, özgün bir söyleyiş tarzı var. Ancak yaptığı müzik de şahsen bana göre pek kaliteli değil, buram buram lümpenlik, buram buram Ortadoğu arabeski kokan bir tarz, beynelmilel bir kalitesi yok, bir Japon'a, bir Finlandiyalı'ya falan dinletemezsiniz Ahmet Kaya'yı, kaçar gider :) evrensel ölçütlerde bir müzik değil.

Şimdi bunları da söylediğimde hemen, "Adam Kürt diye böyle diyorsun değil mi seni gidi faşist" diyorlar :) hayır, kötü müzik yapmanın etnik kökenli bir ilgisi yoktur. Meselâ Uğur Işılak adlı biri var, onun için de aynı şeyleri düşünüyorum, yukarıda Ahmet Kaya'nın müziği için neler yazdıysam aynılarını Uğur Işılak'ın müziği için de düşünüyorum, ee ne oldu şimdi? "Adam Türk diye mi böyle dedim"? :) Işılakçılar da şöyle diyor bu sefer, "Sen bu topraklardan değilsin, Anadolu kültürüne yabancısın, kökün dışarda, gavur özentisisin, dış mihrakların bir uzantısısın, bu topraklara ait değilsin" vb. evet, itiraf ediyorum ben Estonya'dan ithal edilmiş bir angusum :) bu topraklardan değilim...

Yani ülkemizde, "bu topraklara ait olmak" derken kast edilen şey lümpen olmak, varoş varoş olaylara girmek, kaba saba olmak, hödük olmak, Ortadoğu yabanılı olmak vb. Evet kardeş, tüm bunlar "bizim değerlerimiz" ise ben "sizin" değerlerinizden değilim.

Ahmet Kaya = Uğur Işılak, daha fazlası değil, biri Kürt diğeri Türk versiyonu. Aynı maço tavırlar, aynı Anadolu irkaa pozları, aynı kaba saba tripler, aynı kabadayı havalar vb. Bu iki isim için de ne sanatçı ne müzisyen diyemiyorum şahsen kusura bakmayın, "bizımla diilsın" diyorum ikisine de :)

Yani kötü müzik yapmanın Kürtlük'le Türklük'le ilgisi yok.

Nero
10-10-2017, 00:12
Ahmet Kaya'nın sesini iyi ses kategorisinde görüyorum. Mesela İbrahim Tatlıses de muhteşem bir sese sahip. Ama lümpen biri, o ayrı.

Ruhi Su ve Feryal Öney de çok güclü ve guzel sese sahip iki değerimizdir. Feryal Öney'i zevkle dinlerim. Bir de Türk sanat müziğinde Yaprak Sayar'ın sesi çok iyi.

Ama Livaneli'nin sesi berbat! :) Ama bestelerinin bir çoğu çok iyi.

Karaiskakis
10-10-2017, 00:22
Şahsen Ahmet Kaya'nın hiç de dinlenesi bir sesi oluğunu düşünmüyorum (Sezen Aksu için de aynısını düşünürüm meselâ, hiç de dinlenesi bir sesi yok onun da), bence gayet vasat bir ses, şarkılarındaki kendine özgü yorumuna ise iyi denebilir, özgün bir söyleyiş tarzı var. Ancak yaptığı müzik de şahsen bana göre pek kaliteli değil, buram buram lümpenlik, buram buram Ortadoğu arabeski kokan bir tarz, beynelmilel bir kalitesi yok, bir Japon'a, bir Finlandiyalı'ya falan dinletemezsiniz Ahmet Kaya'yı, kaçar gider :) evrensel ölçütlerde bir müzik değil.

Şimdi bunları da söylediğimde hemen, "Adam Kürt diye böyle diyorsun değil mi seni gidi faşist" diyorlar :) hayır, kötü müzik yapmanın etnik kökenli bir ilgisi yoktur. Meselâ Uğur Işılak adlı biri var, onun için de aynı şeyleri düşünüyorum, yukarıda Ahmet Kaya'nın müziği için neler yazdıysam aynılarını Uğur Işılak'ın müziği için de düşünüyorum, ee ne oldu şimdi? "Adam Türk diye mi böyle dedim"? :) Işılakçılar da şöyle diyor bu sefer, "Sen bu topraklardan değilsin, Anadolu kültürüne yabancısın, kökün dışarda, gavur özentisisin, dış mihrakların bir uzantısısın, bu topraklara ait değilsin" vb. evet, itiraf ediyorum ben Estonya'dan ithal edilmiş bir angusum :) bu topraklardan değilim...

Yani ülkemizde, "bu topraklara ait olmak" derken kast edilen şey lümpen olmak, varoş varoş olaylara girmek, kaba saba olmak, hödük olmak, Ortadoğu yabanılı olmak vb. Evet kardeş, tüm bunlar "bizim değerlerimiz" ise ben "sizin" değerlerinizden değilim.

Ahmet Kaya = Uğur Işılak, daha fazlası değil, biri Kürt diğeri Türk versiyonu. Aynı maço tavırlar, aynı Anadolu irkaa pozları, aynı kaba saba tripler, aynı kabadayı havalar vb. Bu iki isim için de ne sanatçı ne müzisyen diyemiyorum şahsen kusura bakmayın, "bizımla diilsın" diyorum ikisine de :)

Yani kötü müzik yapmanın Kürtlük'le Türklük'le ilgisi yok.

Ahmet Kaya'nın sesi kadar, siyasal kişiliği ve müziğinin temsil ettiği özgürlükçü tınıda kitleler gözünde onu değerli kılmıştır. Aslında baktığımızda sadece Ahmet Kaya ile sınırlı olmayıp, yiğit Kürt ırkının, Türkiye'de ki kültürel hayata mühim ölçüde katkıda bulunduğunu görürüz. Edebiyatta çığır açan Yaşar Kemal'ler, siyasette Türkiye'nin sivilleşmesini sağlayan Turgut Özal'lar, dini hayatta asrın müceddidi olarak tanımlanan Said Nursi'ler, Kürtleirn o haşin ve yiğit tabiatlarını yansıtan türküler, yemek kültüründe bol baharatlı leziz yemekleri ile kendisini gösteren Kürt yemekleri ile Türkiye'de eğer Kürtler olmasaydı, kültürel çok kültürlülük ve renklilik adına çok büyük bir kısırlık yaşanacaktı. Ne yazık ki Ermenilerin ve Rumların gidişi ile Anadolu kültüründe büyük bir gedik açılmıştı. Neyse ki Kürtlerin o egzotik kültürü bu boşluğu tam olarak olmasa bile kısmen doldurmayı başardı. Yoksa dombıra dinleyip, kımız içmekten başka bir şey yapamayacaktık.

ang
10-10-2017, 00:34
Bu başlığı biraz daha genişletebiliriz. Konuyu solculuk üzerinden açtım ancak benim değinmek istediğim konu şu, ülkemizde (ve dünyada) kimi kesimler var ki bu kesimler "eşitlik" sloganıyla ortaya çıkıyorlar oysa istedikleri ey eşitlik değil "ayrıcalık".

İşte bu aslında kendilerine ayrıcalık isteyen kesimlerin duymak istemediği şeyler söylediğinizde, sizi itibarsızlaştırmak, söylediklerinizi etkisiz hâle getirebilmek ve sizi susturabilmek için türlü sözcükler türetmişler, solcu iseler > "faşist, ırkçı", feminazi iseler > "kadın düşmanı", Kürtçü iseler > "Kürt düşmanı, faşist", liboş iseler > yine "faşist, şovenist" bla bla...

Sizi susturmak istiyorlar çünkü söyledikleriniz doğru, verecek yanıtları yok. Tıpkı İslamistlerin size "kâfir, din düşmanı" diyerek susturmaya çalışması gibi bir durumdalar.

Örneğin feminaziler (çakma adıyla feministler) "kadınlar eziliyor, bu sistem kadınları sömürüyor" der, oysa ezilen "insanlar", özel olarak kadın diye kimseyi ezen yok, hatta erkekler çok daha fazla eziliyor. Söz gelimi dünyada intihar vakaları, erkeklerde kadınlardan 10 kat daha fazla ve kadın intiharlarının ancak %30 kadarı ölümle sonuçlanıyorken, erkek intiharlarının %98'i ölümle sonuçlanıyor. Ancak hiçbir feminazi bunu sorgulamaz, neden bu herifler kendilerini öldürüyor diye, sen sorunca da "kadın düşmanı" diye çemkirir. Feminaziler "erkeklerle eşit olalım" derler, ancak erkeklerle eşit olmak istedikleri alanlar hep tuzu kuru alanlardır, inşaat işçiliği, maden işçiliği, hamallık, çöpçülük gibi ağır ve emek isteyen alanlarda erkeklerden "geride" olmak, hatta bu alanlarda "hiç olmamak", zorlarına gitmez nedense, çünkü gerçekte istedikleri şey eşitlik değil, "ayrıcalık"tır. Tuzu kuru alanlarda eşit olalım ama sıkıyı görünce "biz kadınız, nariniz" ayağına yatalım :) buna ayrıcalık istemek denir, eşitlik değil.

Kürtçüler de böyle, Kürtçülerin talepleri özetle şöyledir: "Doğu'da bir Kürdistan kurun bize, oranın tüm yönetimi bizde olsun, orası sadece Kürtlerin olsun, Türklerin ve diğer kesimlerin orada hakkı olmasın, ancak biz Kürtlerin geri kalan tüm Türkiye'de de bir Türk kadar eşit hakkımız olsun. Bizim bu isteğimize itiraz mı ettin? Faşistsin, şovenistsin". Bu da "eşitlik" değil, "ayrıcalık" istemektir. Meselâ bir Kürt, doğudaki nüfus çoğunluğu Kürt olan illerimizden söz ederken "Kürt İlleri" dese, bu demokratik haktır, ancak bir Türk batıdaki nüfus olarak çoğunluğu Türk olan illerimizden söz ederken "Türk İlleri" dese, ne faşistliği kalır ne ırkçılığı. İşte tüm bunlar Kürtçülerin, pardon "solcu"ların istediklerinin aslında "eşitlik" değil, "ayrıcalık" olduğunun kanıtlarıdır.

Aynı durum İslamistler için de geçerli: "Biz Erzurum, Konya, Çorum, Kayseri gibi çoğunluk olduğumuz illerde şort giyen kadını tekmeleriz, içki içeni sopalarız, Ramazan'da emek yiyeni şişleriz", ama kamu alanında başörtüsü yasak diye ağlar, mağdur edebiyatı yaparız. Laik yaşam tarzına sahip insanların çoğunluk olduğu yerlerde de şortlu kadın tekmeler, yılbaşı kutlayanı pataklar, Razaman'da yemek yiyeni döveriz, ama bize kimse dokunamaz, çünkü biz özeliz.

İşte İslamcılar da diğerleri gibi "eşitlik" değil "ayrıcalık" istiyorlar.

LGBTİ'lere de değinelim tam olsun :) bakınız ben Müslüman değilim, ancak eğri oturup doğru konuşalım. LGBTİ arkadaşlar, kendilerine bekledikleri saygı ve hoşgörüyü başkalarına gösteriyorlar mı? Örneğin, 12 ay içinde bula bula Ramazan ayını mı buluyorlar yürüyüş yapacak? Başka slogan yokmuş gibi, Müslümanları kışkırtmak için olduğu belli olan, "Recep'le Şaban'ın aşkının arasına Ramazan giremez" gibi bir sloganı niye seçerler? Tüm bunlar iyi niyet mi, yoksa art niyet gösteresi midir? Amaç nedir? Ayrıca bu yürüyüşlerden birinde, birkaç yıl önce iki trans kadın anadan üryan soyunup sokak ortasında dans etmişti, bu normal bir yürüyüş mü şimdi? Böyle bir yürüyüşü New York'ta da bile yapsan tuhaf karşılanmaz mı? Gay Pride yürüyüşlerinde bile anadan doğma soyunan yok. Yani özetle, ülkedeki her kesim arızalı, normal insan yok memlekette :) kimse, kendisine gösterilmesini istediği saygıyı başkasına göstermiyor, eh böyle olunca da ülkenin hâli ortada.

Müslüman, kendisine beklediği saygıyı başkasına göstermez, Kürt kendisine beklediği saygıyı Türk'e göstermez, Türk kendisine beklediği saygıyı Ermeni'ye göstermez, gay kendisine beklediği saygıyı heteroya göstermez vb. böyle tımarhane gibi bir ülke :)

Tüm sorunların kaynağı bu zaten, tüm bu kesimler gerçekten "eşitlik" isteseler sorun kalmaz, ancak tüm kesimler "ayrıcalık" istiyor, sıkıntı burada.

ang
10-10-2017, 00:56
Ahmet Kaya'nın sesi kadar, siyasal kişiliği ve müziğinin temsil ettiği özgürlükçü tınıda kitleler gözünde onu değerli kılmıştır. Aslında baktığımızda sadece Ahmet Kaya ile sınırlı olmayıp, yiğit Kürt ırkının, Türkiye'de ki kültürel hayata mühim ölçüde katkıda bulunduğunu görürüz. Edebiyatta çığır açan Yaşar Kemal'ler, siyasette Türkiye'nin sivilleşmesini sağlayan Turgut Özal'lar, dini hayatta asrın müceddidi olarak tanımlanan Said Nursi'ler, Kürtleirn o haşin ve yiğit tabiatlarını yansıtan türküler, yemek kültüründe bol baharatlı leziz yemekleri ile kendisini gösteren Kürt yemekleri ile Türkiye'de eğer Kürtler olmasaydı, kültürel çok kültürlülük ve renklilik adına çok büyük bir kısırlık yaşanacaktı. Ne yazık ki Ermenilerin ve Rumların gidişi ile Anadolu kültüründe büyük bir gedik açılmıştı. Neyse ki Kürtlerin o egzotik kültürü bu boşluğu tam olarak olmasa bile kısmen doldurmayı başardı. Yoksa dombıra dinleyip, kımız içmekten başka bir şey yapamayacaktık.

Öncelikle Kürtlük, Türklük, Ermenilik "ırk" değil "etnisite"dir. Bütün Kürtler aynı soydan/ırktan gelen insanlar değil, Türkler ve Ermeniler de böyle, hatta çoğunuz bilmeyebilir Japonlar bile böyledir. Yani bir Kürt ile diğer bir Kürt aynı ırktan olmayabilir (yüzbinlerce örnek var), bu durum tüm halklar için geçerli. Genetik çalışmaları incelerseniz, adalar topluluğunda, yani bir nevi yalıtık bir alanda yaşayan Japonların dahi 4-5 farklı ırkın karışımı olduğunu göreceksiniz. Kürtlerde aşağı yukarı 8, Ermenilerde 6 civarı, biz Türklerde ise yaklaşık 12 farklı haplogrup var, yani bu demektir ki bayağı bir çorbayız (dünyadaki diğer halkların %90'ı da çorbadır zaten, malzeme sayısı değişebilir sadece), yani bu etnik adları "ırk" şeklinde adlandırmak yanlıştır.

Anadolu kültürü de tam bir çorbadır, ya da aşuredir. Hititlerden kalma olan kültürel öğeler de var, Lidyalılardan kalan öğeler de, Kürtlerden gelenler de var, Rumlardan, Ermenilerden, Türklerden gelenler de, tüm kültürler böyledir zaten. Ermeni kültürü dediğimiz kültürdeki Gürcü, Süryani, İran, Türk ve daha eski olan Urartu etkilerini toplarsanız Ermeni kültürünün aşağı yukarı %90'ı eder örneğin, bu durum tüm kültürler için de geçerlidir.

Bu arada, kültürümüze Kürt, Ermeni, Rum etkisi olmasaydı yalnızca dombra çalan ve kımız içen bir halk olmazdık :) çünkü Oğuzlar tarihlerinin hiçbir döneminde ne dobra çalmıştır ne de kımız içmiştir. Oğuzlar bugünkü bağlamanın proto versiyonu diyebileceğimiz çöğür çalarlardı.

Kımızı yalnızca Kıpçak ailesinden olanlar içer, bu da Moğol etkisinden dolayıdır, çünkü Kıpçaklar (Kazak, Kırgız, Tatar, Nogay vb.) Moğollarla gerek genetik, gerek dil, gerekse de kültürel olarak fena hâlde karışmıştır. Örneğin Karluk ailesinde de kımız içilmez (Özbekler ve Uygurlar kımız nedir bilmezler bile), doğu Oğuzları olan Türmenistanlılar ve güney Oğuzları olan Kaşkaylar da kımız nedir bilmez. Kuzey Sibirya Turkicleri de kımız içmez (Yakutlar ve Dolganlar), güneey Sibirya Turkic ailesinden olanlar da kımız içmezler (Altay, Hakas, Tuva vb.)

Türkî halklar konusunda bu gibi eksik ve yanlış bilgiler hayli yaygın. Nedense yalnızca Kıpçak ailesinin kültürel öğeleri "öz Türk" sayılıyor :) Bu tıpkı koca Hint-Avrupa alt aileleri arasından söz gelimi yalnızca Cermenleri seçip, Alman, Norveç vb. kültürlerdeki öğeleri "öz Hint-Avrupa"lı saymaya benziyor. "Almanlar çiğ köfte yemez, halay çekmez, demek ki Kürtler aslen Arap" demek gibi bir şey yani :)

Karaiskakis
10-10-2017, 01:13
ang,

Senin derdin; Kürtlerin, Ermenilerin, dini azınlıkların, farklı cinsel eğilimlere olan güruhların, seninle aynı haklara sahip olabilmesi, kendi dillerini, kültürlerini, inançlarını, cinsel tercihlerini toplumsal ve kamusal alanda ifade edebilmeleridir. Çünkü, bunu hazmedemiyorsun. Senin için varolma hakkı olan tek güruh, Türkler ve Türkçülerdir. Onların dışında kalanlar ise Mahmut Esat Bozkurt'un dediği gibi ''hizmetçi olma hakkına sahip olanlardır sadece''. Bunu da açık bir şekilde söyleyemediğin, ben Kürtlerle ve Ermeniler ile eşit olmak istemiyorum diyemediğin için çeşitli demagojiler ile bunu perdeleme uğraşı içindesin.

Diğer yandan farklı toplumsal güruhlar arasındaki eşitlik, ha deyince olabilecek, istendiği anda gerçekleştirilebilecek bir süreç değildir. Bu uzun ve sancılı bir süreçtir. Özellikle ezilen toplumların mevcut düzene entegrasyonu sancılı bir süreçtir. Bunun içinde ezilen, hakim güçler tarafından ayrımcılığa maruz bırakılan kitlelerin toplumsal ve siyasal hayatta kendilerine eşit bir konum edinebilmeleri için onlara yönelik destekleyici, onlara öncelik taşıyıcı politikalar yürütülmesi gerekir. Fakat sosyolojiden bir haber olan, milliyetçiliğin sığ kalıpları içerisine hapsolan kişiler bu süreci tam olarak algılayamayıp, Türk olmayan toplumsal kesimlerin eşitlik taleplerini milliyetçi demagojiler ile boğmaya çalışırlar.

Karaiskakis
10-10-2017, 01:27
Öncelikle Kürtlük, Türklük, Ermenilik "ırk" değil "etnisite"dir. Bütün Kürtler aynı soydan/ırktan gelen insanlar değil, Türkler ve Ermeniler de böyle, hatta çoğunuz bilmeyebilir Japonlar bile böyledir. Yani bir Kürt ile diğer bir Kürt aynı ırktan olmayabilir


Kavramlar tarihsel süreçler ve ona yüklenilen anlam doğrultusunda farklı içerikler taşıyabilir. Mesela Ziya Gökalp'in yazılarında sürekli ''Türk ırkı'' ifadesini kullandığını görürsün. Fakat onun ırk derken kastettiği millet ve halktır. Dolayısı ile kullandığım ifade de bir gariplik yok.

Ayrıca Kürtler soylu bir millet olduğu için genetiksel özgünlüklerini koruma, başka halklarla karışmama noktasında da daha saf ve katışıksız bir millete/ırka tekabül etmektedir.

Ha birde Türk milliyetçiliğinin belkide en önemli ideologunun bir Kürt olan Gökalp olması oldukça ilginçtir. Hele ki Türk milliyetçiliğinin geleneksel Kürt düşmanlığı göz önüne alınırsa... Senin savunduğun Türkçülük, bir Kürdün temellerini attığı bir ideolojidir yani...

Ermeni kültürü dediğimiz kültürdeki Gürcü, Süryani, İran, Türk ve daha eski olan Urartu etkilerini toplarsanız Ermeni kültürünün aşağı yukarı %90'ı eder örneğin, bu durum tüm kültürler için de geçerlidir.


Urartular zaten Ermenilerin atasıdır. Zaten Ermenilerin bu coğrafyadaki geçmişleri M.Ö.'sine dayanır. Zaten kahraman Ermeni ırkının zekası ile, kaharamanlığı ile, üstün kültürleri ile yarattıkları medeniyete ilişkin pek çok izi, Anadolu'da yürütülen arkeolojik kazılarda bizzat görmekteyiz.

Nedense yalnızca Kıpçak ailesinin kültürel öğeleri "öz Türk" sayılıyor

Kıpçaklar Karadeniz'in kuzeyinde büyük Rus ırkı ile iletişim kurdukları, onlar ile kültür alışverişlerinde bulundukları için bir parçada olsa daha fazla ilerleme kaydetmiş,Orta Asyalı kabilelerden daha ileri ve ilgi çekici bir kültür yaratmış olmalarından kaynaklanabilir bu durum.

kartopu
10-10-2017, 09:34
Başlık açan arkadaş ang.
İki şeyi karıştırmış 1 türkiyede ki insanların kültür seviyesinin düşüklüğünü solcuların üstüne yıkmış 2 Solculukla komünistliği bir birine karıştırmış
Konu Ahmet Kaya Ve Hrant Ding te sabitlemiş.

Bu ülkede genel kültür seviyesi düşük bunun solcusu sağcısı yok. Bunun nedenleri çok farklı tartışma olabilir Erkeklerde bıyık kadınlarda uzun saç bir kültürdür gelenektir bu ülkede yaşam biçimidir. Homoseksüel e bakış ta öyle onun için bir çok homoseksüel kendini gizler açıkça yaşam tercihini ortaya koyamaz bunun tek suçlusu solcularda değildir.

Ama Başlık açan arkadaş kendisinin milliyetçi olduğunu söylemesine rahmen solculardan daha gelişmişlik daha çok kültür birikimi beklediğini de belli etmiş.
Bence tartışılan konu Ahmet Kaya nın neyi nasıl düşündüğü olmamalı Milliyetçi arkadaşın solcular hakkında niçin böyle düşündüğü olmalıydı.

Neden sağcılar kendini daha fazla geliştirmesin neden sağcılar enternesyonel olmasın Dünya ekonomisi enternesyonel değil mi Dünyaya hakim olan dil dünya bir kaç dil değil mi Bunları sağcılar niçin öğrenmesin onlar ticaret yapmıyorlar mı gezmiyorlar mı. onlar ihracat italat yapmıyor mu.

Evet solcular daha doğrusu devrimciler bu rejimini değiştirmeye talip oldu elbette devrimcilerin bir çok farkları olmalı bunda haklı arkadaş.
Ama işe solcu eleştirisi ile başlaması biraz yanış olmuş. Çünkü, solcunun kendi özüne yabancılaşan ı faşisti milliyetçisi kapitalist i dindarı da var.

Belki Ahmet Kaya Ve Hrant Ding özelinde devrimcilerden söz etmek istemiş olabilir İşe solcu karıştımamış olsa idi daha anlaşılır olurdu.

Nero
10-10-2017, 13:26
Bence asıl sorun insan malzememizin giderek artan kalitesizliginde. Eğitimsiz, düşünce kapasitesi ve ufku dar, ütopyasız, hayalgücü sınırlı, dil bilinci ve kelime dağarcığı yetersiz bir kuşak var günümüzde. Bu da bütün ıdeolojik eğilimlere olumsuz yansıyor.

Feministler de sosyalistler de, ıslamistler de, turkistler de, kurdistler de ıdeolojik olarak sorunlu durumda. Insan malzemesi ve davranışları olarak da curcuna içindeler. Onları doğru çizgilerine çekecek dergileri, yayınları, eğitim çalışmaları da pek olmuyor, olsa da işe yaramıyor.

Çağımızın kaotik yapısı da buna yol açıyor. Postmodern çağda artık her türlü curcunaya ve tuhaflığa yer var ve bu zenginlik, çeşitlilik sayılıyor. :)

Feminist olanlar, kadına yönelik her türlü kötü yaklaşımı "kadına taciz" diye lanse ediyor. Lgbti olanlar kendi cinselliklerini teşhir edip, kendilerini toplumun gözünde iğrenç gösterdikleri anmaları matah bir şey sanıyor.

Emek yanlısı olduklarını söyleyenlerin çoğu, emekçiye daha çok ücret, daha çok hak talep ederken, işten kaytarmayı, işini düzgün yapmamayı, işyerinde tembellik etmeyi bir hak olarak görebiliyor. Ama ücreti de istemeye devam ediyor.

Sosyalisti zaten teorik pratik bir sürü açmaz içinde. Çok sayıda sol particik her konuda farklı ses var ve kurukalabalığa dönmüş durumda. İşte Kürd referandumu, işte ortadoğu sorunları, işte seçimlerde takınılacak tavır, vb...

Kurdistler de kendi içlerinde kavgalı. Barzaniciler ayrı devleti savunurken, öcalancılar onları rakip olarak görüp bu girişimi baltalamaya çalışıyor. Ama kendi alanlarında kendi devletciklerini de tesis etmekten geri kalmıyor.

Turkistler, panturkizm gibi bir ütopyanın imkansızlığı ile zaten baştan sorunlu durumda. Kültürler ve kavimler ebrusu olan Anadolu onların akıllilarinin daha gerçekçi bir milliyetçiliğe yönelmelerine yol açıyor. Akıllı ve gerçekçi olmayanlar ise eski inkârcı, tek tipci ve kafatasçı tarzda ısrar ediyor.

Başka kim kaldı? Anarşistler... onlar baştan da ortadan da sondan da kaybetmeye mahkum zaten. Devletsizlk gibi imkansız bir hayalin peşinden koşmak, yarışa 10 sıfır başlamak gibi bir şey. Komunistlerin de devletsizlik ütopyası var ama bunu çıkmaz ayın son çarşambasız ertelemek kurnazligini, pardon bilimselliğini gösteriyorlar. :)

Mesela bu Katalunya referandumu konusunda çok komik durumlara düşmüş ispanyol anarşistleri. Hem devlete karşılar, hem de katalun zenginlerinin ayrı devlet talebini demokratik bir hak diye destekleyenleri varmış. Sokaklara çıkıp onlar için polisten dayak yiyorlarmış. :)

ang
10-10-2017, 21:55
ang,

Senin derdin; Kürtlerin, Ermenilerin, dini azınlıkların, farklı cinsel eğilimlere olan güruhların, seninle aynı haklara sahip olabilmesi, kendi dillerini, kültürlerini, inançlarını, cinsel tercihlerini toplumsal ve kamusal alanda ifade edebilmeleridir. Çünkü, bunu hazmedemiyorsun. Senin için varolma hakkı olan tek güruh, Türkler ve Türkçülerdir. Onların dışında kalanlar ise Mahmut Esat Bozkurt'un dediği gibi ''hizmetçi olma hakkına sahip olanlardır sadece''. Bunu da açık bir şekilde söyleyemediğin, ben Kürtlerle ve Ermeniler ile eşit olmak istemiyorum diyemediğin için çeşitli demagojiler ile bunu perdeleme uğraşı içindesin.


Yoo, yok öyle bir şey. Ben gerçekten "eşitlik" isteyen biriyim, iletilerimde eşitlik adı altında "ayrıcalık" isteyenleri eleştirdim.

Kavramlar tarihsel süreçler ve ona yüklenilen anlam doğrultusunda farklı içerikler taşıyabilir. Mesela Ziya Gökalp'in yazılarında sürekli ''Türk ırkı'' ifadesini kullandığını görürsün. Fakat onun ırk derken kastettiği millet ve halktır. Dolayısı ile kullandığım ifade de bir gariplik yok.

Ayrıca Kürtler soylu bir millet olduğu için genetiksel özgünlüklerini koruma, başka halklarla karışmama noktasında da daha saf ve katışıksız bir millete/ırka tekabül etmektedir.

Ha birde Türk milliyetçiliğinin belkide en önemli ideologunun bir Kürt olan Gökalp olması oldukça ilginçtir. Hele ki Türk milliyetçiliğinin geleneksel Kürt düşmanlığı göz önüne alınırsa... Senin savunduğun Türkçülük, bir Kürdün temellerini attığı bir ideolojidir yani...

Genetik çalışmalar pek öyle demiyor, Kürtler de diğer halklar gibi gayet çorba durumdalar. Tabii ki biz Türklere göre daha az karışıklar, zira Kürdî halkların yaşadığı toplam coğrafya, Türkî halkların yaşadığı coğrafyanın 20'de 1'i kadar bile değildir. Önceki iletimde de değindim, Kürtlerde 8 kadar, Türklerde ise 12 kadar farklı haplogrup var.

Nihal Atsız ile Ziya Gökalp'in dediklerini umursamadığımı ve kendilerini Türkçü dahi saymadığımı belirttim, Atsız zaten kendisi ırkçı olduğunu belirtir, Gökalp ise özetle, batı medeniyetindeniz, İslam dinindeniz, Türk milletindeniz şeklinde tanımlanabilecek bir şeyi savunur, ezan Türkçe okunsun der vb.

Ziya Gökalp Türkçülüğün temellerini atan kişi değildir, yanlış biliyorsunuz. Türkçülüğün fikir babası ve temellerini atan kişi Kırımlı bir Tatar Türkü olan İsmail Gaspıralı'dır. Gaspıralı'nın doğum yılı 1851 iken, Gökalp'in doğum yılı 1876'dır. Yani Gaspıralı 25 yaşındayken Gökalp yeni doğmuştur. Gaspıralı, fikirlerini yaydığı Tercüman adlı gazetesini 1883'te yayımlamaya başladı, yani Gökalp henüz 7 yaşındayken, bu bilgiler ışığında kimin kurucu olabileceğini çıkarsamak pek güç olmasa gerek :)

Urartular zaten Ermenilerin atasıdır. Zaten Ermenilerin bu coğrafyadaki geçmişleri M.Ö.'sine dayanır. Zaten kahraman Ermeni ırkının zekası ile, kaharamanlığı ile, üstün kültürleri ile yarattıkları medeniyete ilişkin pek çok izi, Anadolu'da yürütülen arkeolojik kazılarda bizzat görmekteyiz.

Ermeniler Hint-Avrupalı bir halktır, dilleri Hint-Avrupa dilidir, Urartuların dilleri ise Hint-Avrupa dili değildir, kökenleri de Hint-Avrupalı değildir. Urartuların ve akrabaları Hurrilerin konuştukları dillere bugün en akın olan diller Çeçence ile akrabası İnguşçadır, yani bugünkü Çeçen ve İnguşların Urartular ile Hurrilerin doğrudan torunları olduğu düşünülmektedir, bu bağlamda Çeçen-İnguşların Anadolu'dan Kafkasya'ya göçtükleri düşünülüyor, Hint-Avrupallılar, anayurtları olan bugünkü Ukrayna'dan, 3500 yıl kadar önce Anadolu'ya geldiklerinde, yerlilerin bir kısmı kuzeye göçmüş anlaşılan. Göçmeyenler de gelenlerle karıştılar, Urartular Ermenilerin, Hurriler ise Kürtlerin arasında eriyip gittiler.

Kıpçaklar Karadeniz'in kuzeyinde büyük Rus ırkı ile iletişim kurdukları, onlar ile kültür alışverişlerinde bulundukları için bir parçada olsa daha fazla ilerleme kaydetmiş,Orta Asyalı kabilelerden daha ileri ve ilgi çekici bir kültür yaratmış olmalarından kaynaklanabilir bu durum.

Karadeniz'in kuzeyindeki Kıpçaklar dediğiniz gibi bir miktar Ruslarla karıştılar, ancak doğudaki Kıpçaklar Ruslarla pek karışmadılar, yalnızca Moğollarla karıştılar, hem de bayağı bir karıştılar.

Tabii bu karışımlar genelde Slavlaşma ile sonuçlandı. Söz gelimi Ukrayna'daki ve batı Rusya'daki Kazaklar tümüyle Slavlaştılar, bugün adları hâlâ Kazak (İngilizce yazımıyla Cossack) olmasına karşın Rusça ve Ukraynaca konuşuyorlar. Görünümleri de gayet Slav gibi artık :) atalarından kalan tek şey sarkık bıyıkları ile "kazak" (kazınmış) saçları, giyim kuşamları ve gelenekleri.

http://c8.alamy.com/comp/AY6KTH/cossack-man-in-traditional-dress-ukraine-AY6KTH.jpg

http://www.authorsden.com/ArticlesImage/21109.JPG

http://lasthairmodels.com/wp-content/uploads/2012/05/45951300_6a40b45d3b.jpg

http://c8.alamy.com/comp/BJE4A3/ukraineodessaukrainianskozak-traditional-costume-BJE4A3.jpg

ang
10-10-2017, 23:26
Turkistler, panturkizm gibi bir ütopyanın imkansızlığı ile zaten baştan sorunlu durumda. Kültürler ve kavimler ebrusu olan Anadolu onların akıllilarinin daha gerçekçi bir milliyetçiliğe yönelmelerine yol açıyor. Akıllı ve gerçekçi olmayanlar ise eski inkârcı, tek tipci ve kafatasçı tarzda ısrar ediyor.

Türkist olarak yalnızca buraya cevap hakkım var :) ben Pan-Türkist, Turancı değilim, zaten Turancılık adlı ideoloji Türklerden de çıkmamıştır, çoğu kişi bilmez ancak ilk Turancılar Macarlardır. Bu ideolojinin arkasında da Almanlar vardır, Ruslara karşı geliştirilmiş, Pan-Slavizm'den esinlenme bir ideolojidir.

Macar Turancılarının, Turan haritası

https://hungarianspectrum.files.wordpress.com/2012/08/turanian-lands.jpg

Macar Turancıları hâlâ var, 2 yılda bir Macaristan'ın Bugac adlı kasabasında tüm Turan ellerinden temsilcilerle toplanıyorlar, Kurultaj (Macarca Kurultay) düzenliyolar.

Macar Kurultayından kesitler

https://hutravel.files.wordpress.com/2014/04/cropped-kurultaj_312076.jpg

Türkiye'den katılanlar da var

http://im.haberturk.com/2015/08/17/ver1439803255/1116858_620x410.jpg

Turancılık, Türkiye'de yanlış, daha doğrusu eksik biliniyor. Turancılık, Pan-Türkizm'in de üstünde bir görüştür, bütün Ural-Altay halklarının birliğini savunur, yani işin içinde Koreliler, Japonlar'dan tutun, Finlilere, Estonlara dek uzanan devasa bir coğrafya. Sayıları pek fazla olmasa da Koreli, Japon, Finli, Eston, Moğol, Macar Turancılar var.

https://forum.donanimhaber.com/store/f5/db/4e/f5db4ee9e9f8ce16ef487da531c25cfd.png

En önde duranlar arasında soldan dördüncü, Finlandiya bayrağı tutarak elleriyle bozkurt işareti yapan Japon abla olayın özeti gibi :)

Aslında teknik olarak çok saçma bir ideoloji değil, gerçekten de bütün Ural-Altay halkları 12.000 yıl geriye falan gidildiğinde ortak bir kökten geliyorlar. Yani, bir ucu Norveç-İsveç-Finlandiya-Kola yarımadası, yani Sámi (http://www.ancientpages.com/wp-content/uploads/2016/09/samipeople111.jpg) halkının anayurdu olan Sápmi (https://www.flaginstitute.org/wp/wp-content/uploads/2015/05/Corrected_Sapmi_in_Europe1.png), diğer ucu Kore-Japonya olan devasa bir coğrafya.

Tüm bu dillerde hâlâ ortak kalıntılar dahi vardır. Proto Ural-Altay dilinde soru adılları ka ile ke idi. Türkî dillerde bunlar, özellikle Oğuzcada ha'ya dönüşmüştür, örneğin Azerbaycanca "Hara gedirsen?" (hara < kara "nere?"), eski Türkçe kangı > hangi vb. Ayrıca türemeleri de var, Kıpçak dillerinde kanday "nasıl?", bizde kaç "ne kadar?", kaçan > haçan "ne zaman 2. ne zamandır?".

Japoncada da soru eski ka'dır > "Watashi wa gakusei desu" (Ben öğrenciyim), soru yapmak için sonuna ka konur > "Watashi wa gakusei desu ka?" (Ben öğrenciyim mi?). Fincede ise soru ekleri ko ile kö'dür > "Minä olen Turkkilainen" (Ben Türk'üm. Ya da "Men olmak Türk") :) > "Sinä olen Turkkilainen kö?" (Sen Türk müsün?) gibi...

Yani bu ve bunun gibi nice ortak kalıntılar var, ancak bu akrabalık oldukça eski, günümüzde artık bırakın Koreli ile Finliyi, Macar ile Finli'nin, Türk ile Kazak'ın bile pek bir benzerliği kalmamış. Yani Turancılık saçma bir ideoloji, benzetme yaparsak Hint-Avrupacılık gibi, bugün Bangladeşli ile İzlandalı'nın ne ilgisi vardır artık? Evet, geriye doğru gidersek kökleri bir, ikisi de Hint-Avrupalı, ancak çok eskilerde kalmış bir kökteşlik bu. Norveçli ile Kürt'ün, Ermeni ile İsveçli'nin, Zaza ile Polonyalı'nın ne ilgisi vardır artık bugün? İşte Turancılık da böyle saçma bir ideoloji. Ha, kültürel olarak ilişkiler kurulabilir, 12.000 yıl önceye dayanan ortak kökler yâd edilir, dillerdeki benzerliklerden söz edilir vb. ama iş orada kalır, tüm Turan elleri birleşip de bir konfederasyon ya da AB gibi bir birlik kuramaz. Diğer Turanî kavimleri boşver, yalnızca Türkîler olarak birleşelim dense, o bile olmaz artık.

Nero
10-10-2017, 23:36
Türkist olarak yalnızca buraya cevap hakkım var :) ben Pan-Türkist, Turancı değilim, ...

Biliyorum, sen akıllı Türkistlerdensin. :)

Turancılık ile ilgili bilgileri yazıyaz veya başka forumlardan birinde vermiştin. Hatırlıyorum.