Orijinalini görmek için tıklayınız : Kör olmadan göremezsin
bilgivehis
02-01-2018, 17:37
Bilmediklerini bilmek için önce bilmemiş olmak lazım, görmediklerini görmek için önce görmemiş olmak lazım.
Her şey böyledir, önce kör olmadan aydınlığı, gerçekleri göremeyiz, bu aynı zamanda algılamanın, tahlil etmenin, zıt kavramları ayırmanın zorunlu referans noktasıdır.
Diğer deyişle, zıttı görmek için zıt konumda olman gerekir, bu yüzden salt bilgi yeterli bilgi değildir.
Örneğin, ateizm kendi zıttından doğmuştur, her yaşanmışı basamak olarak ele alırsak buna evrilme de diyebiliriz.
Ateizmin doğuşuyla birlikte aynı zamanda dinler de yok olma sürecine girmiştir.
Çünkü biz ne kadar zorlasak da belki uzatabiliriz ama süreci durduramayız.
Kör olmadan göremezsin dememizin bir nedeni de budur, dinlerin varlığını sürdürmek her ne kadar bir çıkar meselesi olsa da körleri orada tutmanın sınırı vardır.
İşte ateizm, deizm gibi düşüncelerin doğuşu ve gelişimi binlerce yıl süren bu kör döngü sonrasıdır.
Tabi bu konu sadece bir örnektir, kör olmadan göremezsin noktası yaşamın bütün alanında geçerlidir.
Bu konu ile ilgili olanlar konuyu daha geniş ele alırsa, biz de hem fikir sahibi olur hem de konuyu daha detaylı değerlendirebiliriz...
Felâsife
04-01-2018, 02:40
Ben kendimce ele alacağım, bu da elbet bir ölçü olmayacaktır, ama bu konuya ilgim vardır.
"Kör olmadan göremezsin" i tersten ele alacağım.
Görünce neyi gördüm.
Aslında gördüğüm "yeni" bir şey yok, nihayetinde birilerinin önceden koyduğu kurallar-ki bunlar temelde iki dir-dır. Ateizm ve Deizm.
Bunun biri önce çıkmış, biri sonra çıkmışın da hiç bir önemi yok, netice bunlar iki kutup olmuşlar, köşeleri kapmışlar.
Gördüğüm dediğim şey, aslında birilerinin önceden "görmemi" istediği şeyden başkası değil.
Mesela,
Bir bebek, bir çocuk daha hayatının başında bunları görebiliyor mu?
Ya da şöyle demeliyim, Bir çocuğun umurunda mı, Ateizm veya Deizm.
Çocuk bilmiyor ki bunları, nasıl görsün.
Taklit ede ede sonradan (güyâ) görmeye başlayacak!
Yani çocuk kör!
İşin içinde taklitte var, alışkanlıkta var, bizler bir şeyi yapa yapa o şeye kısa zamanda bağımlı oluruz.
Aslında Çocuk kör filan değil, tabi SOYUT kavram denen şeyi açıktan görmüyor, olayı bu çocuğun.
Hasılı Burada bahsedilen şey, gözün gördüğü değil, öyle olsa çocukken görürdük, birilerinin gördüğünü/gösterdiğini görmemek ki körlüğümüz bu oluyormuş!
Birilerinin görüyorum, biliyorum dediği şeyi, görüyorum bilmiyorum demeyince, kör oluyorsun.
Bu bence çok komik, zoraki görmediğim şeyi görüyorum demek olmaz.
Neyse, en güzeli bu meseleyi hiç deşmemek, zira görüyorum dediğimiz anda, aslında bu görme denen olayın yitirildiği anlamına da geliyor ki hazmı hiç kolay değildir. Benim anladığım bu "Kör olmadan göremezsin" sözünden.
Zaten görme yetimizde o kadar keskin bile değildir, helede işin içinde-ki onlar her zaman işin içindedir-bakar kör, dalgınlık, odaklanamama gibi şeyler olunca, görme olayımız kerhen gibidir adeta.
O tarafa bakıyor gibiyizdir ama görmeyiz.
Bir kere an denilenden uzağız, farkındalığımız bile eksik olunca, görsek bile göremeyiz derim.
Sevgiler
bilgivehis
05-01-2018, 18:47
Bir kere an denilenden uzağız, farkındalığımız bile eksik olunca, görsek bile göremeyiz derim.
Aynen öyle:)
İşte ben de özellikle bu noktaya dikkat çekmek istedim.
Müslümanlar görüyor ama algılayamıyorlar, bu da evrilme sürecinin bu noktada tamamlanmamış olmasındandır diye düşünüyorum.
Yani insanların hepsi aynı eşitlikte evrilmiyor, yüzde 1 gibi çok düşük bir yüzdesi genelden daha hızlı evriliyor. Diğer deyişle, bu yüzde 1 kör olma sürecini diğerlerine göre aşmış...
Felâsife
05-01-2018, 20:15
Yani insanların hepsi aynı eşitlikte evrilmiyor, yüzde 1 gibi çok düşük bir yüzdesi genelden daha hızlı evriliyor. Diğer deyişle, bu yüzde 1 kör olma sürecini diğerlerine göre aşmış...
Eyvallah.
En tepede ki ile en altaki arasında bu kadar uçurum olması, bir suçtan ziyade, dediğin gibi evrimsel bir etki, birileri evrilememiş bu çok doğru, bazıları da fazla evrilmiş.
Ama birleri evrilemedi diye suçlu olmasıda bir o kadar yanlış, bu onun suçu değil.
Eğer ortada bir suçlu arayacaksak, bu en tepede ki evrilmişe kadar uzanır. Nihayetinde bu bir insanlık sorunu.
İnsan olarak eksiğiz, kusurlarımız var bunu unutuyoruz, belgesel kanallarında bu konularda bir sürü belgesel seyrettim, insanların algılamasında ciddi problemler var, mesela bir olay mizansen ediliyor 10 kişiye soruluyor, hepside farklı şeyler söylüyor, oysa hepside olayın içindelerdi.
Bu açıdan bakılınca insanların şahitliğine bile güvenilmez :D bilerek yalan söylemese bilmeden yalan söylemiş olur.
Nasreddin hocanın dediği gibi iş, bilenler bilmeyenlere anlatsın'a geliyor dayanıyor, fakat burada da başka bir eksiklik devreye giriyor, sen suçlusun!
Bir aslan ceylanı avladı diye nasıl suçlu olmazsa, bu onun doğasıysa, bilmeyenin suçuda bilmediği çok olmasa gerektir.
Eğer suçlu arayacaksak, bu noktada bilende bilmeyen kadar suçludur.
Özetle kör olma sürecini henüz tam anlamıyla aşan yok, hepimiz körüz.
Başka değişlede yeni yeni görmeye başlıyoruz, bazı parıltılar var, fakat beyin işleyemiyor bu hareketliliği.
Bakmaktan duymaya, anlamaktan anlatmaya çok eksiklerimiz var. "Odaklanamadığımız" şeyin aksini anlamıyoruz, anlayamıyoruz.
Bakışımız bile odaklı işe yarıyor, nokta haricini flu görüyoruz. O yüzden sorunun GENEL insanlık sorunu olduğunu bile göremiyoruz, neticede birlerini suçlamak en kolayı oluyor.
Fakat genede olayın "ileri" gitmesi sevindirici, zira bu kadar gelinmişse, bu daha da ileri gidileceğini gösterir ki, İNSAN olmaya milim milim yaklaşılıyor demektir. Henüz daha insan olunamadı demektir bu ayrıca.
Sevgiler
Trashmetal
02-02-2018, 18:22
güzel düşünce.
Yaşamın diyalektik gerçekliğine inanıyorum. Gelişim ve değişim karşıtların sentezi olarak meydana gelmektedir. Öylesine olan, öylesine yaşanan ya da var olan bence hiçbir şey yok.
Bir şeyi kavramak için zıttıyla da bakabilmek gerekir. Farkındalığın penceresi çoğaldıkça anlam da çoğalır ve görebilmeyi sağlar. Görebilen ayırd edebilir, ayırd edebilen bilinçli seçim yapabilir.