PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Din ve Siyaset İlişkisi


Velhelebe
06-02-2018, 16:02
Din ve devlet işlerinin ayrılmasına laiklik denir. Ülkemiz laik bir ülkedir. Yani yönetimde ve hukukta dinin bir etkisi olamaz ve olmamalıdır da laiklik ilkesine göre.

Bazı muhafazakarlar, dinin siyasetten ayrılmaması gerektiğini düşünür. Çünkü onlara göre, din hayatın her alanına nüfuz eden veya etmesi gereken temel unsurdur, hayata anlamını veren şeydir. Bu düşünce inançsızları rahatsız eder, onlar din ile yönetilmek istemez, devlet işlerine karışılmasını istemez.

Dinin siyasetten ayrılması, dinin dar bir alana sıkıştırılması ve indirgenmesi değildir. Din zaten insanların vicdanına yöneliktir, yeri oradadır. Yani din inanca dayanır, kimsenin inancı başkasını bağlamaz, bağlayıcılığı yoktur. Din, kişinin bütün hayatına etki edip bütünsellik oluşturabilir, bu başkadır, dini devlet işlerine karıştırmak başka.

Yani din sadece ona inananları bağlar, inanmayanları bağlamaz. İnanılması zorunlu da değildir, isteğe bağlıdır. Bağlayıcılığı olmayan bir unsuru devletin, hukukun, yönetimin temel unsuru haline getirmek doğru değildir, mantıki bir temeli de yoktur.

Burda düzlem dinin ilahi olup olmaması, doğru olup olmaması değildir. Dine inanmayan kimseler neden inanmadığını veya ilahi olup olmadığını tartışmak zorunda değildir. Burda mesele, böyle konular kişiseldir. Kişiler inanarak toplumları oluşturabilir, yani toplumlar inançlı olabilir ama o toplumda inançsızlar da varsa laiklik olmalıdır, hukuk devletinin ön şartlarından birisi de laikliktir.

Dini inanca göre insanların örgütlenmesi doğru değil. Kimin inanıp inanmadığı üzerinden gitmek ayrıştırıcıdır. İnsanlar insan olduğu için ve insan gibi yaşamak istediği için organize olarak hukuka göre yaşayabilir, ama inanca dayalı bir ayrım doğru bir şey olmaz, insanların ötekileştirilmesiyle sonuçlanır. Bağlayıcı olan insanlık ve hukuktur. Kim neye inanmış inanmamış bunun bağlayıcılığı yoktur ve temel unsur olarak alınamaz.

Barlas
06-02-2018, 19:51
"...Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir." (Mâide Suresi, ayet 44)

Müslümanlar için yönetim şekli sadece "şeriat"dır, demokrasi falan tanımazlar; demokrasi-cumhuriyet olan ülkeleri Dar'ül-Harb (İslamlaştırılacak topraklar) olarak görürler ve ömürleri boyunca bunun için mücadele ederler, yani demokrasiyi-cumhuriyeti yıkmak, yerine şeriat sistemini getirmek için.

Tehlike çok ciddi bana göre.

Velhelebe
07-02-2018, 01:28
Barlas

Kutsal olduğu kabul edilen kitaplardaki ifadeler çok farklı yorumlanabilmektedir. Yani modern yorumlar yapılabilirken, daha geleneksel yorumlar da yapılabilmektedir, yani yoruma göre değişir tehlike derecesi. Ama sonuçta ortada buna imkan veren unsurlar var, bu unsurlar olmasa yorum da mümkün olmazdı. Bu sorunları laiklik çözebilir ama insanların bunu içselleştirmiş olması lazım. İnanç dayatılırsa laiklik söz konusu olmaz, dayatmanın olmadığı özgür bir ortam laikliğin koşuludur.

kartopu
07-02-2018, 10:36
Bu gün egemen güçlerin anladığı Müslümanlık başka, altta ezilenlerin anladığı başka . Bu başkalık Müslümanlığın doğuşundan itibaren var.
Şeriat da çok farklı yorumlanıyor .

Ama bu gün İslamiyet i ele geçirenler diktatörler haram şörler yalan şörlerdir.
Bütün sorun mülkiyet sorunu bu sorun bu günün sorunu değil tarihlerden bu yana bütün devleti elinde tutanlarla Devleti elinde tutmayanlar arasında ki sorun.

Muhammedin dini Kerbela da bitti -İhsan Eliaçık .İslamiyet konusunda söylenecek son sözü İ. Eliaçık söyledi.

Leonardo
07-02-2018, 14:50
- Gerçekte din bu tür çabalara alet olmayı sürdürdüğü ölçüde gerçek amacını yerine getiremez.


Mesela Katolik kilisesini ele alalım. Çaktırmadan, onlar da çok politik davranıyorlar (veya protestan kilisesi)
Mesela "Kürtaj günahtır / yasaktır" dediğin anda milyonlarca insanı kaybedersin.
neden? - Çünkü din olmaktan çıkıp siyaset yapıyorsundur. Dolayısıyla bir sürü insan senden nefret eder, ondan sonra ya ateist olur, Ya da gider Budist ve sufi filan olur.


/ Bunu yapan kişilerin haline de dikkat edin. Mesela Tayyibi ele alalım. İstanbul'un kenar mahallesinden, lise mezunu bir insan.
Arkadaşı Feto'yu ele alalım. Yine orta-okul mezunu bir yaratık.
Bilimi vs seviyor, ama İslamı ve ülkücülüğü de seviyor filan.
Peki bu mu örnek aldığınız insanlar?
Sorulması gereken ilk soru budur.


Ateist forumda sürekli "filanca adam böyle bir laf etti" diye başlıklar açarlardı.
- Peki bundan bana ne?
Ben üniversite mezunu, düzgün bir liseyi bitirmiş, düzgün bir çevresi olan bir insanım.
Bana deyin ki mesela "YNÖ şöyle bir laf etti" diyebilir misiniz? - Hayır.


BUnlar gecekondu semtlerinden, kuran kursu hariç eğitim almamış insanlar. Ve son derecede kibirli ve kendini beğenmiş Egosu çok güçlü insanlar. Yani "fanatizm" tanımına tamamen uyan. Bilmediği halde bildiğini sanan biraz da aptal insanlar.
Bunların genellemesini yapmak yanlıştır. Bunlar zaten ıvır zıvır insanlar, ellerine güç geçince saçma sapan iş yapan insanlar. Ortalama Müslümanı veya diğer dinden insanı bunlarla aynı kefeye koymak yanlıştır.