Orijinalini görmek için tıklayınız : Mayo-Bikini Yasağı Normal mi?
Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminden beri mayo reklamı yasağı var.
Tayyip Erdoğan'ın " Erkek resmi koyun" demesinden bu yana her sene bir bahane ile reklama müsaade edilmiyor. Zeki Triko, Kom, Nelson, Ay-Yıldız gibi firmalar dava konusu olan mahkemeyi dahi kazandıkları halde yasak sürüyor.
RTE döneminde yasağa tepki olarak Atatürk'ün Florya'da güneşlenirken mayolu fotoğrafı afişe edilmiş ve üzerine "Güneş'i özlüyoruz" yazılmıştı.
Bu defa firmalar reklam sansürüne sebzeli hıyarlı, patlıcanlı resimlerle tepki vermeye hazırlanıyor.
Bu konuyu birçoğumuz hatırlamıştır. Ama unutmuştuk, unutturmuşlardı. Yani hissettirmeden bir yasağı kabullendirmişlerdi. Zamanla buna toplum öyle alışır ki bunu konu etmek, yasağın kalkmasını istemek dahi toplum tarafından ilgi görmez. Diğer tüm konular da böyledir. Ufak ufak insanlar alıştırılırlar yasağa. Gün gelir "Biz resmine izin vermiyoruz, gerçeğine mi izin vereceğiz?" denerek bikiniler, mayolar yasaklanır. Haşema giyin derler.
İşte Haşema;
http://img469.imageshack.us/img469/1548/hasema5bo4.th.jpg (http://img469.imageshack.us/my.php?image=hasema5bo4.jpg)
zelzeleci
16-05-2007, 23:25
"Demokrasi bizim için bir amaç değil araçtır." Adam zaten "Laiklik İslam'ın karşısındaysa; laik değilim." diyor. Şeriatsız bir İslam olmayacağını da bal gibi biliyor. Yavaş yavaş...
*Eğer laiklik, ateizmin karşısındaysa, laik değilim ateistim. *:)
ozgur_beyin
17-05-2007, 00:06
Sevgili pante hep söylerim islam kadının ''apış arasından'' kafasını bir türlü çıkaramadı. Çıkaramadığı içinde,
*kendine ''islam'' kimliğiyle adlandıran egemen güçler,her fırsatta bu güçlerini ,kullanmanın peşine düşüyorlar
*İranda halkın bütün dertlerini çözmüş iranlılar apış arası *sorununu!halletmişler. Daha yukarılara çıkıp kadınların saç sorununu çözmenin peşindeler. Suudiler hem halkın bütün sorunlarını çözmüşler ,hemde *kadınlarında araba kullanmama hürriyetinide yerleştirmişler, mesut ve ferah ülkelerine. Bence bu kafadaki adamlar ormanlarada
el atmalı ,götü görünen maymunların sorunlarınıda çözmeliler. Çünkü maymunlar bir bikini bile giymeyecek kadar
hayasızlar. Bu duruma dur demenin vakti geldide geçiyor bile. :oops: *:oops:
Sevgili ozgur_beyin,
cok guzel soylemissin. Inan cocugumla ne zaman National Geographic izlemek istesem, o mendebur hayasiz hayvanlar cikip basliyolar kirmizi mabadlarini gostermeye. Inan ne yapacagimi sasiriyorum, hemen kanali degistiriyorum.
Mayo reklami, bikini, su bu meselesi degil. Muhammed ve cevresinin seksuel sapikliklari olmasi. Onlarin cinsel sapkinliklari, dine tamamen yansimistir. Cok ilginc, Suudi Arabistan'da, asiri derecede homoseksuellik ve diger sapkinliklar vardir. Bunun sebebi, islami ataerkil toplumda, kadinin artik kisiligini yitirmesi, ve erkege bir arkadas olamamasi. Erkeklerde bu toplumlarda, kadinlar ile yasayamadiklari, "iliski" surecini (bunun sebebi kadinin bir meta haline gelmesi tabi) erkeklerle yasamaga yonelmeleri. Romantizm, dertlesme, iletisim, tartismak gibi bir iliskinin olmazsa olmazlarini, kadinlarla yasamalarina imkan yok, bu sebeple Islam ulkelerinde, kulanparaliga ragbet ediliyor.
ozgur_beyin
17-05-2007, 00:35
İslam ülkelerinde kulanparalık, ne fena söz, RESPENDİAL ağzına biber sürerim :lol: .
* O kavmi -necip araplarda öyle bir şey olurmu üç beş tane baldırı çıplak bu işi yapıyor diye rab lut kavmini helak etmedimi. yapsalar arapları sağ bırakırmı? buayıp senaryoları nerden uyduruyorsunuz anlamıyorum.
* Sen mutlaka O mendebur yahudı asılı SİGMUND FREUD'u okumuşsun, beynin sulanmış. Ahanda çökertiyorum
libido kayması diye bir şey yok. O arkadaşına bilardo bilirmisin diye sormuş o münafıkta, o lafı libido olarak
anlamıştır. Yani bu işin bilimsel ve kilimsel özeti bu :lol: *:lol:
* ARKADAŞLAR ÇÖKERTME'YE GELİNCE BENİ UYANDIRIN. BEN AZICIK KESTİREYİM( sadece uykuyu) :lol:
Yahu, derdi veren tanri devasini da vermis ozgur_beyin. Kadin bulamayana huri var, erkek bulamayana Gilman var. Kadinlar cennete gitseler ne, gitmeseler ne. Onlara zaten *bisi yok. :)
Yaaaa...
Ne hazindir!!!
Dünyada sadece bu geri kalmış dinin ve bu dine inananların işleridir bunlar.
MS. 500 lü yıllarda başladı bunlar. Ve ancak Müslümanlar uğraşmıştır apış aralarıyla!
Ne enteresan.
Üreme organları sade Müslümanlarda mı vardır ne?
"İtalya ‘da çirkin ,aşırı şişman ve çekici olmayan kadınların denize çıplak olarak girmeleri yasaktır Yasada , sadece genç ve etkileyici güzellikte olan kadınların çıplak güneş banyosu yapmalarına izin verilir .
Yasa korucuları Kentucky’de şöyle bir yasa hazırlamışlar ; ‘’Hiçbir kadın yanına kendisine eşlik eden iki badigard veya iyi bir sopa olmadıkça mayoyla çevre yollara çıkamaz’’
Ardından gelen başka bir yasa ise şöyledir: Kadınların 42 kilodan aşağı ve91 kilodan yukarı olmaları ve kısraklara binmeleri yasaya aykırıdır.
1936 dek New York’da erkeklerin üstsüz maya giymeleri yasaktı. 1936 da bu yüzden 8 erkek tutuklanmış ve birer dolar para cezasına çarptırılmıştı.
İtalya’da başka bir yasa derki kadınlar üstsüz denize girebilir ve güneşlenebilir ama bu yasa erkekler için geçerli değildir , çünkü erkeğin anatomik durumu o istemese bile müstehcen hala gelebilir.
Gurnee , Illionis’de 63 kilo 700 gram ve daha üstü kilolara sahip olan bayanlar , ata binerken şort giyemezler."
Yok canım inanmam.
Hemi de uygar Avrupada ha!
Vay yobazlar vay.
Vay geri kalmış örümcek kafalılar vay,
Vay sıkma başlar vay,
Yasalara kadar girmiş, garip kurallardan diğerleri de;
"Bir Yunanlı , bir kızı baştan çıkarmak için ona evlenme vaadinde bulunamaz .Eğer bulunursa , kızın bekaretinin kaybolmasını tazmin etmelidir.
Seattle , Washingdon ‘ta bir kadın, oturduğu kucakla kendisi arasında bir yasdık olması şartıyla ,trende bir erkeğin kucağında seyahat edebilir.
Kentucky’de bir adamın karısının büyükannesiyle evlenmesi yasaktır.
Güney Dakota’da yasaya göre , 50 yaşın üzeri bir kadınların ortalarda gezinmesi ve 20 yaşın üzerindeki bir evli bir erkekle evlenme üzerine konuşmaları yasaklanmıştır.
Pennsylvanıa ‘da evli erkeklere içki , sadece karılarından yazılı izin belgesi getirdikleri zaman satılır.
Pocatello Idaho ‘da kadınların halka açık yerlerde asık suratla dolaşmaları yasaklanmıştır.
Montana yasa koruyucuları , bir kadının kocasının mektubunu açmasını cinayet olarak kabul eder.
Yıllardır Pennsylvannia’da geçerli olan bir yasa vardır.Bir adam karısını dövmekte serbesttir ancak gece ondan sonra olmaması şartıyla.
Hindistanda’da bir kadın yasıl olarak bir teke bile evlenebilir.
Pakistan’da bir adamın kız kardeşini , kendisinin evlenmek istediği bir kadınla değiş tokuş yapması yasaldır.
Alabama’da 1871 e dek yürürlüğünü sürdüren bir yasa kocanın karısını boğmasının yasal olduğunu söyler.Üstelik herhangi bir zaman kısıtlaması olmadan.
Tennessee’de bir kadının bir erkeğe sadece randevu vermek için bile telefon açmasını yasaklar.
Oregon’da saat 18 den sonra genç kızların kahve içmeleri yasaktır.
Ohio’da bir paten öğretmeninin bir öğrencisini iğfal etmesi cinayet sayılır.
Yasa Ohio’lu kadınlara , kocalarının eski giysilerinı yakmak izni vermiştir.
İndiana’da bıyıkla oynamak ve insanları öpmeyi alışkanlık haline getirmek yasaktır.
Riverside, California ‘da çiftler , dudaklarını gülsuyuyla silmedikleri sürece öpüşemezler.
Haletrope , Maryland’da ise gülsuyuna ihtiyacınız yoktur. Çünkü öpüşmek bir dakikalık süreyle sınırlandırılmıştır.
Rhode Island’da sevişme teklifi yapmanın 2 dolarlık yasal vergisi vardır.
Suudi Arabistan’da erkek karısına belirli bir miktarda kahveyi düzenli olarak sağlayamasa kadının kocasını boşama hakkı doğar.
İtalya’da eski bir adete göre erkek , kendisine sadık olmayan karısının burnunu koparma hakkına sahiptir.
Finlandiya’da cahillerin , okuma yazma öğrenen kadar evlenmelerine izin verilmez..
Kansas’da bir koca kaynanasına kötü davranabilir bu yasal bir suç sayılmaz"
Yok canım bu Müslümanlar adama olmaz vesselam...
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
gerçekten de eğitim şart...
çocuklarımız cinselliği kulaktan dolma bilgilerle öğreniyor, televizyon ve bazı gazetelerin yardımıyla sapık yetiştiriliyorlar. değil mayodan kot pantolondan bile maalesef tahrik oluyorlar. sitede bir arkadaş başlık açmıştı; kot ve tişört beni tahrik ediyor diye. adam gibi cinsel eğitim verilmedikçe, kadının bir meta olmadığını öğretemedikçe başı açık kadınlar bile tahlikede olacaktır.
spartacus
17-05-2007, 11:42
Sevgili Respendial
Kadına hiç bir şey yok, Gılman dediklerinde, erkeklere sunulan hizmetçilerin erkeğidir... Böyle bir belirtim bulamazsınız, ayan beyan olan ise Hurilerdir...
Kısaca Köle dünyasına doğmuş bir köle sahibi, Cennetide ancak köleci bir düzenle kurgulayabilirdi... Değişmez düzenin temsilcileri ile kapı bekçileri olan egemen insanlar ise bir kaç biçimde kölelik oluşturmuştur, 1. Fiziki köle(Hizmetçi9, 2 Üretici Köle(Tarla, bağ bahçe, tarımsal ürünlerin üretimi, şarap, biraz, üzüm suyu, marangoz, taş işçisi vs, hayvan yetiştiriciliği ve bakıcılığı), 3 Cinsel Kölellik(Seks köleleri= İlhamın sonu Huriler), bu dünyası böyle olanın Hayali Alemide yine böyle kurgulanabilirdi...
Mesala 300 yıl eskimoları Hıristiyan yapmak için uğraşan Hıristiyanlar, bir yığın bu Tanrı miyonu ile oralara giden Güzel gönül adamları(diğerlerinin saray yavrularının kapı bekçileri ve dolayısyla saray yavrularından arta kalanlar ile yemlenen din adamları) bir türlü ama bir türlü Cennette Kutup Ayısı, olduğunu gösteremedikleri için Eskimolar dinlerini değişmemiştir. Kutup ayılarını gerçekten çok seviyorum, en azından bir toplumun doğal dini yerine onu, bir yığın korku dolu labirentle köle meşruluğu noktasına gelmesinde engel olan bir sembol olduğu için.. Ha dersinizki Eskimolar, evet onlar akıllıymışlar, köleci bir yaşamdansa doğa ne verdiyse biz oyuz dedikleri için aklını kullanabilmişler ama hurma nedir bilmeyenler ise Taaa kuzeyde, ayçiçeği ve mısır tarlalarında Cennette Hurma ve Huri yemeyi düşleyebilmişler..
Başkasının yanlışı bizim doğrumuz değildir Sevgili Mhmmd..
Bizdekinide katın o saydıklarınızın içine, şimdi fikriniz nedir?
sodomo--
17-05-2007, 11:48
Kansas’da bir koca kaynanasına kötü davranabilir bu yasal bir suç sayılmaz"
Bu biraz şüpheli geldi bana. Fiili şiddetin suç olmadığı bir ülke olması mümkün değil.
Bu da benden:
İsviçre'nin Appenzell kantonunda hala kadınların oy kullanma hakkı yoktur.
Aynı Appenzell kantonunda resmî olarak katolik ve protestan bölümlere ayrılmıştır ve bir çok köyün girişinde "bu köy katoliktir/protestantır" tabelalarıyla belirtilmiştir.
Dinsel bağnazlık ile kadın hakları ihlali arasında bir ilişki olduğunu gösteren iyi bir örnektir bu durum.
ozgur_beyin
17-05-2007, 12:22
sevgili muhammed kardeşim,yukarda senin yazdığın salakça kanunlar her yerde var.bu salakça konunlar
din mahreclimi *yoksa bir veya bir kaç aklı-evvelin işgüzarlığımı?
* * ne yazılmak istendiğini anlayacak zekada olduğunu biliyorum. iranda kadına yapılanlarmı daha mantıklı
yoksa bizdeki resimlere yapılanlarmı.
* *kimsenin kimseyi ahlak bekçisi olamaz. ne sen, ne ben, nede o ,nede onlar.
* *suudi erkek kahve getirmezse kadın boşanabilirmiş ,bu konuda bir tek mahkeme kararı gösterebilirmisin?
Ben biraz iddilalı bi yazı olacak ama eğer bunların %51 olduğu bi toplumda bizlere yaşam hakkı tanıyacaklarınadan şüpheliyim, Umarım ben yanılırım
Ben biraz iddilalı bi yazı olacak ama eğer bunların %51 olduğu bi toplumda bizlere yaşam hakkı tanıyacaklarınadan şüpheliyim, Umarım ben yanılırım
Bencede soylemın cok ıddaalı bosunada umma bence yanılmak konusunda.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?em=cumhuriyet/w/c01.html
Bakın baska bır tartısma konusu LAİK arkadaslar hakkında, demokrasıye ınanan ummetcı arkadaslar hakkında
http://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa/6531574.asp?gid=171
Sn. spartacus,
Değerli hocam, "Başkasının yanlışı bizim doğrumuz değildir" demişsiniz.
Evet katılıyorum. Ve ekliyorum, bizim yanlışımız da sadece bizim yanlışımız değildir.
Sopayı tek tarafa savurmamak lazım. Bir sağa, bir sola, bir sağa bir sola...
Sn. ozgur_beyin,
Yazılanları, savunarak yazdığımı düşünmediğinize, inanmak istiyorum.
Kendi düşüncem ise;
İnsan onur ve haysiyetinin gerekleri ne ise, o olmalı. Bunu da o insan tercih etmeli. Kimse kimseye ahlak, din, maneviyat bekçiliği ve köleliği yapmamalı.
Aynı toplum içinde yaşayan tüm fertler birbirlerine karşı saygılı olmalı ve özellerine dikkat etmeli.
Ticari bir malın, insan bedeni ile reklamı, insana karşı bir saygısızlıktır.
... Trikonun, bilmem ne konfeksiyonun karı için, kişisel özelimiz olan, bedenimizin reklam metası olmasını, şahsen şık bulmuyorum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
spartacus
17-05-2007, 14:55
:)
Sevgili Mhmmd böyle diyeceğini biliyordum....
Evet bu gün gözümüzün gördüğü her şey metadır... Bir kalemi aldınız elinize düzen yada sistem nerede diye bakarsınız, kalemin süsünde albeni diye bağırışındadır farketmek zor değildir... Mayolarda albeni, albeni diye bağırmalı, o halde?
Gelelim sizin sopanıza;
Bakıyorumda senin sopada bir aşağı bir yukarı inip çıkıyor, sağa yada sola doğru değil :)
Kadın bendenini cinsel obje görmenin temel kaynağı Onu kapatma histerisidir.. Buyrun, birisi mağaraya çeviriyor diğeri Hamama.... Ana bakış aynı ama en azından mayo dediğin kimseye zorla böyle gez demiyor, diğeri ise illa böyle mağara gibi olacaksın sen cinsel bir objesin diye bağırıyor.. Yani birisi ilkel..
Benim fikrim mi, ben anamdan nasıl doğduysam öyle insanım... İnsan nasıl doğuyorsa öyledir, soğuktan üşümemektir belki kökeni, ama asla bin yılların tarihine kan kusturmuş, insanı şebek maymununa çevirmiş sistemlerin ahlaksız ahlakları değil....
Hem ne der Tevrat;
Adem ile Havva Yasak meyveyi yediklerinde, bir anda çıplak olduklarını farkettiler. Çünkü ağaç bilme ve farkındalık ağacıydı ve utandılar.....
O halde Adem'in günahını işlemeyin aziz kardeşlerim, kurtulun bu meyvenin etkisinen, dönelim insan olalım...
hiramusta
17-05-2007, 15:01
Bilboardlara takke,sarık,şalvar,cübbe,çarşaf reklamları da asılması şartıyla mayo reklamlarının asılması taraftarıyım. ...Şaka şaka.Kamusal reklam alanlarında bilinç altıma nasıl giyineceğimi empoze eden tüm reklamlara karşıyım.Herkesin kafasında nerde nasıl giyineceğine dair şablonlar vardır ve bunları görüp satın alabileceği yerleri de biliyordur.Ayrıca hertürlü kıyafetle ilgili tonla dergi,sayısız internet siteleri vardır.Arayanın mevlasını da belasını da bulacağı gibi hertürlü reklam heryerden elde edilebilir.Yok illa biz bu bilboardları kullanacağız diyorlarsa halkın duyarlılığına ters davranan bir yönetimin işbaşına gelmesini beklemeliler veya bu reklamları kadınsız da yapabilirler.Yani sadece mayoların resimlerini koyarak.Ondan sonra efendime söyleyim... azıyoruz kardeşim.O cıbılık resimleri gördükten sonra birisinin bacısına, kızına sarksak iyi mi olur?Keza rızalık olsa bile sarkmak sarkmaktır. :) Sonracıma dikkatimizi çekiyo be kardeşim.Trafikte araba kullanamıyoruz,kaza maza yaparız Mazallah. :) Sonra yanımdaki çocuğum,"baba bu teyzenin elbise alacak parası yok mu?"diye sorarsa ona ne cevap vereceğim?..Değil mi ya? :)
spartacus
17-05-2007, 15:10
O halde siz çocuklarınızı Adam(Adem) edip, onunla aynı günahları işleyen bireyler haline getirmektense, İnsan olma noktasına eğilin...
Adem değilmiydi, Cennetin kapısını kapatan, o halde ne demeye Adem olmaya çalışırsınız ki, İnsan olmak Cennetin kapısıdır.
Önce insan olmak sonrada Adam(adem) olmamak...
hiramusta
17-05-2007, 15:30
Siz çocuklarınızı, kıyafetlerinizi iki parçaya indirme tarzıyla mı *insanlık öğretiyorsunuz?Hepsini çıkartın olsun bitsin...Ben bu tür reklamların yapılmasına karşı olduğumu söyledim.Biz burada bunun tartışmasını yaparken adamlar mayo ve başörtüsü satışlarından dönülmedik köşe bırakmıyorlar.Çünkü mayo üreten eller de,başörtüsü üreten ellerde aynılar.Sonra bu kodamanlar insanlara hangi kalıpta,hangi desende,ne renkte giyineceklerini dayatarak aptal yerine koyuyorlar.Henüz eskimemiş olan giyim kültürlerinin üzerine yeni giyim kültürleri oluşturuyorlar.İsrafa ve açgözlülüğe,sosyal adaletsizliğe yol açıyorlar.
Sevgili arkadaslar,
gerek tahrik olmak, gerek sevismek, su icmek kadar dogal seylerdir. Insanlarda mahrem duygusunun gelismesi kiyafetle baslar. Yani ortunmek aslinda insanin bilincaltinda bulunan sapikliklara(!) karsi duydugu suclulugun sonucudur. Bu kavramlardan biri, cogu erkekte one cikan rontgencilik, digeri de kadinda daha cok gorulen teshircliktir. Ureme islevi ne kadar saglikli ve normalse, bu iki kavram da o kadar normaldir. Bunlarin baski altina alinmasi, sapikliga yol acar.
Ornek verilen yasalarin hesabini, Islam'i elestiren insanlar vermek zorunda degil. O yasalar var diye, hicbirseyin hosgorulmesi gerekmez. Ben o yasalar gibi yanlis degilim, Islam gibi de yanlis degilim. Bu sebeple Islamdaki "cinsellik=apisarasi" saplantisini elestiriyorum alabildigine.
spartacus
17-05-2007, 15:52
İşte Hiramusta kapasite meselesi...
Öncelikle seninle farklı düşünmüyorum ama ikincisinde farklı düşünüyorum....
İnsan nasıl doğduysa öyle insandır, bunda garip bir şey yok. Elbette bu gün için insan olabilmek, yani o öze kirlenmeden gelmek çok zor, susuz bir havuza dalmak olur elbette çıplak gez demek.. Ki ben böyle bir şey demiyorum... Ama özü budur diyorum, ondan sonra bir heykeli işler gibi insanları işlerseniz, bak bu öcüdür, bak bu çüktür aman kapat, bak bu bilmem nedir diye kalıplar oluşturur, giyinmenin kökeninin insan vücudunu dış etmenlere karşı korumak değilde, insanı insandan korumak gibi abuk bir bakışa sahip olur, bunuda kazık çakar gibi beyinlere kazarsanız sanırsınızki, insanı insandan korumanın yolu, insanı insan olmaktan çıkartmak... Sonuçta ortaya bir sürü canavar çıkar, doğal değil, aksine bir şeyler... Ondan sonrada sanırsınızki bu canavarlar beyinlerindekinden değil giysilerinden dolayı canavardır, öteledikçe ötelersiniz, öteledikçe ötelersiniz....
Gelelim Adem olma meselesine, Cennetin sırrı Adem olmakda değil... Bu çözemediğiniz en temel sırdır, Adem olmakla, O'nun yolundan gitmekle sürdürülmeye devam edilen günahın Cehennemidir bu durum... O'nun yolundan gitmekle, O'nun suçları ile yaşamaktır bu durum...
Adem değil insan olmak gerekiyor.... İncir yaprağında değil, insanda görebilmek gerekiyor temel özneyi, yoksa o farkındalık yemişini yemekle başlayan utanma süreci, farkındalık süreci, abartılarak apış arasındaki incir yaprağını kafaya geçirmek noktasına varır bu günah, buda isizn durumunuz, incir yaprağı olması gerekn yerde değil Hiramusta! Siz hala yasak meyveyi yemektesiniz... İşte size anlamanızın mümkün olmadığı sizin sırrınız.
Haşemamıdır ne ise, bunlarda Ayvayı yiyenlere bir soğuk duştur... Bu meyvede Ayva meyvesi olup, elmadan tek farkı kolay yutulmamasıdır, yutarken bir yerleri germesidir.. Yoksa ikiside aynı şeydir, dediğim gibi! İkiside insanı cinsel obje görmenin bir sonucudur ama ne dedik, insan, anadan üryan.
Bugün mayo-bikini yasağı yarın öbür gün mini etek berisi gün dekolte elbise...
Derken bir gün bir bakmışız ülke dönmüş İran'a.
Olan biten bu işte ee buna da salam politikası derler adım adım yavaş yavaş,
sindire sindire.Maalesef gençliğin büyük kesimi de olan bitene çok duyarsız.
Birkaçına anlatmak uyarmak istiyorsun boşuna adamlar sanki ayda yaşıyor.
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı hakim ! İyi de nereye kadar ???
mayo ve bikini reklamlarının billboardlarda yayınlanmasının tayyip tarafından yasaklanması elbetteki normal değildir.
mayo nedir? toplum içinde yüzme vaya suya girme fiilini gerçekleştirirken giyilen çabuk kuruyan kumaş cinsinden yapılan bir giysidir.mayoyu kimler giyer,suya giren herkes genç yaşlı çoluk çocuk.reklamlarda kimler kullanılır konu mankeni olarak?sadece güzel yüzlü,güzel vucutlu genç hanımlar.siz hiç reklamlarda yaşlı ve formu bozulmuş bir hanımın manken olarak kullanıldığını gördünüz mü?elbetteki hayır.halbuki sahillerde o mayoyu üzerinde çok da şirin şekilde taşıyan nice yaşlı erkek ve kadın vardır.
zeki trikonun sahibinin kendi mayolarını giyen mankenlerin resimlerini hızını alamayıp bir de kendi objektifinden,kendi özel kataloğu için resimlediğini bir söyleşisinde okumuştum.bunun sanat aşkıyla yapılmadığına eminim ne aşkıyla yapıldığı ayrı konu.erkek egemen zihniyetin kendi erkekliğini egemenlik zannettiğine esir etmesinin bir yansıması.
erkek egemen zihniyet bir de dini yaptırımların esiri olursa sonuç ta tayyip in zihin yapısı çıkar.ama erkek egemen zihniyet sadece dini yaptırımlara bağlı kalanlarda vardır demek yanılgıdır.sadece dini yaptırımların baskıcı kuralları erkek egemen zihniyete daha da baskıcı bir yapı kazandırır o kadar.
zeki trikonun reklamlarında kullandığı manken tiplemesi erkek egemen zihniyetin başka bir açıdan farklı yansımasıdır.reklamı yapılan mayo,kullanılan kadın vucududur.erkek beğenisine hizmet eden bir reklamdır.
mayo reklamlarını kimse yasaklayamaz,hakkı yoktur.fakat güncel reklamların kendisi de temsil ettiği bakış açısı nedeniyle diğer yönden oldukça rahatsız edicidir.
yoksa isteyen denize istediği gibi girer ister tek parça,ister iki parça,isterse en güzelini yapar izin verilen sahillerde tamamen doğal ve özgür olmanın tadını çıkarır,kime ne
Hormonlar etkisini gosteriyorsa ergenlige erismis bir insanda, mayo degil, kara carsaf da giydirsen bir kadina, parmak ucu bile gorunmese kadinin carsaf altinda, hayal gucuyle o kadini soyacak ve arzusuna bu veya su sekilde ulasacaktir.
* * * Dogdugum ulkeden kaynaklaniyor olacak, mayoya alisik oldugum halde, gogusleri ciplak guneslenen kadinlari ilk defa gordugumde yadirgadim. Iki gozum sanki o iki tepeye dikilip kaldi. aradan bir kac gun gecip de ayni manzarayi hergun gorunce dogal gelmeye, bir hafta icinde artik gozume carpmamaya basladi.
* * * *Afrika'da ve amazonda, geleneksel olarak kabilelerin ciplak gezdigi toplumlar var. Bu toplumlarin uyeleri devamli seks dusunuyor mu zannediyor bazilarimiz? Onlarda ahlak ciplaklikla olculmuyor, hepsi o kadar. Hiramusta'nin bile boyle bir toplumda dogup buyuseydi, fikirlerinin ayni olmayacagini garanti ederim.
* * * Ciplakligin ahlaksizlik olarak tanimlanmasi icinde yasadigimiz topluma gore degisen bir tavirdir. *Hele evrensel hic degildir. Havamiz musait olsa da, butun millet ciril ciplak dolasabilseydi, aksini savunanlarin bile gozune carpmiyacagina, ciplakliginin farkina varmiyacagina eminim.
Neyse tartışmaya son noktayı koymuşlar. Bir firma yurt genelinde patlıcan ve salatalıklara
bikini giydirerek büyük bir reklam kampanyası yapacakmış. Böylelikle gereksiz tartışmaların
önüne geçilir. Hiramusta'da oğluna *patlıcanlara niye mayo giydirmişler onu açıklamak için bir
çareler bulur artık. :lol: *:lol:
http://www.ekolay.net/haber/Haber.asp?PID=2705&HaberID=476682
sevgili vartor,
çıplaklığın utanç verici olamadığına ben de katılıyorum.eğer doğru olarak anlaşılıyorsa.çıplak yaşama alışkanlığına sahip kabilelerde çıplak gezen hiçbir kabile erkeği hormanlarının etkisiyle ağaç arkasında röntgencilik yapmıyordur herhalde.yada ormanda önünden geçen çıplak hanımlara güneş gözlüğünün altından bakmıyormuş gibi yaparken aslında filmini de çekmiyordur.yada evdeki karısı kapalıyken kendisi yüzmeye açık hanımların bulunduğu havuzlara da gitmiyordur.
kızılderililer arasında tecavüz kelimesinin karşılığı yokmuş.öyle bir fiiliyatı tanımadıkları için
duygular arıdır,durudur.istekler de öyle.
kızılderililerin hormonları yok mu? galiba sorun hormonlarda değil insan olmakta.evrensel olması gereken çıplaklığın nasıl tanımlandığı nerede nasıl kabul gördüğü değildir.insanlıktır evrensel olan.
BİNALARA DA ASTIRMADILAR
* * *Kom, Nelson, Ay-Yıldız ve Zeki Triko, 2007 mayo-bikini modellerinin tanıtımı için mankenlerle fotoğraf çekimi yaptı. Firmalar bu fotoğraflarla hazırladıkları reklamları İstanbul'daki billboardlara (reklam panosu) ve kent merkezindeki büyük binaların ön yüzlerine asmak istedi. Afişlerin binalara asılabilmesi için mayocular İstanbul Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü'ne başvurdu.
* * *
* * 'Tahrik unsuru olur'
* * *Müdürlük mayolu afişlerin binalara asılmasına izin vermedi. Gerekçe olarak da "Bu afişler ahlak kurallarına aykırı görüntüler oluşturur. Tahrik unsuru olur. Trafik kazalarına sebebiyet verir" denildi.
* * *Mayocular reklamlarını billboardlara asmak istediğinde de belediye "Buna biz değil reklam ajansları bakıyor" yanıtını verdi. Mayocular bu kez de reklam ajanslarına başvurdu.
'Resimler ahlaka aykırı'
* * *İstanbul'daki billboardları belediyeden ihaleyle alıp firmalara kiraya veren ajanslar mayoculara "Sizin reklamlarınızı asmamıza belediye izin vermez" dedi.
* * *Nelson buna rağmen ikinci bir girişimde daha bulundu. Nelson'un patronu Moris Eskinazi olanları şöyle anlattı: "Bize 'Ahlaka aykırı resimler asıyorsunuz' dediler. En kapalı mayo fotoğraflarımıza bile 'Bunları asamayız' yanıtını verdiler."
milliyetten can dündar abimizin yazısı...
Kadınların ne giyip ne giymemesi gerektiği konusunda erkekler arasındaki tartışma sürüyor.
Her yaz arifesi, aynı bikini firmasına ait aynı fotoğrafın, aynı panoya asılmasının halkın ahlakını bozup bozmayacağını, laikliğe darbe vurup vurmayacağını konuşup duruyoruz.
"Bu fotoğraftaki kadın çok açılmış" diyen belediyeci erkekler, "Size kalsa hepten örtersiniz" diyen tekstilci erkeklerle atışıyor.
Bizse 21. yüzyılda hala "örtünme" meselesine saplanıp kalmış olmanın utancını yaşıyoruz.
Örtünen kadınların kıyafetine müdahale edilmesinden yakınan belediyeler, örtünmeyen kadınların afişlerine müdahale ederken suçluluk duymuyorlar.
Yaptıkları müdahaleyle "Bunlar hepimizi örtecek" kaygısına da benzin döküyorlar.
Ve kaygılananları, bikini yanında saf tutmaya zorluyorlar.
Türban karşısında bikini, laikliğin bayrağı haline geliyor.
* * *
Oysa önemli olan, kimsenin diğerlerinin kıyafetine müdahale etmediği bir toplumsal hoşgörü ortamı yaratabilmek...
Laiklik aslında bunun güvencesidir. Günümüzde herkes kendi cephesinden tarif etse de, temelde iki yüzü vardır:
Birincisi; inanç hürriyetini güvence altına almak...
İkincisi; dinin siyasal, toplumsal alanı kuşatmasına engel olmak...
Kimseye "Niye başını örtüyorsun" diye sorulamaması laikliğin birinci işlevidir.
"Bikinime karışamazsın" itirazı, ikinci işlevi...
Bu iki işlevin gri alanı, kamusal alanda karşılıklı saygı gerektiren mecralardır:
Ülke laiktir diye camiye bikiniyle girilmez; ama laik bir ülkede ilkokul çocukları da örtünmeye zorlanamaz.
Bu asgari müşterek, herkese yaşam alanı yaratır.
* * *
Son tartışmanın beni rahatsız eden boyutu şu:
Son zamanlarda biz laikliği "bikini, içki, zina" cephesinden savunur olduk.
Bazı işgüzar belediyeler içkili lokantalara ruhsat mı vermiyor; hurra orada içkili toplantılar düzenliyoruz.
Bikini reklamları mı yasaklanıyor; cömert dekolteli afiş asmaya çıkıyoruz.
Hükümet tabanına göz kırpmak için zinayı cezalandırma denemesi mi yapıyor; "Zina hakkımız, söke söke alırız" diye bağırıyoruz.
Bu yüzden ülkenin mütedeyyin kitlelerinde laiklik, "azgın teke sendromu"yla karıştırılıyor.
Ekrandaki paparazzi manzaralarıyla özdeşleştiriliyor.
* * *
Oysa mesela zorunlu din dersleri, bikinili reklam yasağından çok daha derin yaralar açıyor laiklikte...
İlkokuldaki çocuğum, din dersinde anlatılanlarla, Atatürk'ün yazdığı "Medeni Bilgiler" kitabı ya da biyoloji kitabı arasındaki farkı çözmekte zorlanıyor.
Ülke sorunlarını "Bir de ulemaya soralım" diyen Başbakan ya da "Dindar bir cumhurbaşkanı" isteyen Meclis Başkanı veya "put" diye heykele tüküren Belediye Başkanı, "Dekolteli ilan yasak" diyen darkafalıdan daha fazla zedeliyor laikliği....
Ayrıca laikliğin dekolte üzerinden savunulur hale gelmesi, insan vücudunun (sadece bikinide değil, ilgili ilgisiz her yerde) iştah açıcı bir reklam unsuru olarak teşhirine yıllardır karşı koyan feminist, devrimci görüşleri de bastırıyor; onları reklamcıların saffına itiyor.
* * *
Laiklik bizi, perişan İslam coğrafyasından farklı kılan hayati unsurdur; dindarların da güvencesidir.
Onu sadece "şarap, dekolte, zina"ya indirgemeyelim.
"Laiklik bizi, perişan İslam coğrafyasından farklı kılan hayati unsurdur; dindarların da güvencesidir." C.Dündar her zaman yaptığı gibi ne şiş ne kebap ortayolcu liberalliğiyle döktürmüş.Türkiye laik bir ülke değildir..laik bir ülke olmalıdır.Dinsel ritüellerin tümünün toplumsal yaşamdan kazınması,din eğitiminin yasaklanması ve din sile ilgili devlet kurumlarının lağvedilmesi gerekir.Ve sosyal-laik bir ülkede dindarların güvencesi olmaz..Din "güvence altına alınması gereken" bir şey değildir.İnsan yaşamının ilgili tüm alanlarını;barınma,sağlık,eğitim,kültürel haklar,cinsel tercih vb...bunları güvenceye alırsınız ancak.
Varoluşu tüm insani renkleri yok saymaya dayanan,ve kendini tüm diğer sosyal-insani öğelerin üzerinde gören ve insan topluluklarını tektipleştirmeye kendini vakfetmiş bir dinsel anlaşıyı güvenceye almayı önermek en hafif *değimiyle aymazlıktır(en hafif!)
Mayo yasağı ise insana bakarken salt et gördüklerini ve heleki bir kadına bakarken onu yanlızca ve yanlızca haz nesnesi olarak gördüklerini ele veriyor..evet 6 yaşında evlilik 9 yaşında gerdek..ee..doğal tabi
Yav bu sitenin bayanları nerede?
Kendilerini ilgilendiren bir konu bu hem de güncel bir konu.
Bu başlık altında bir erkek olarak fikir beyanı, şahsen benden bu kadar.
Başka yerlerde, kokusuydu, kılıydı, tüyüydü ile uğraşanlar nerede?
1400 sene öncesinde kadın hakları ve eşitlik yoktur diyenler nerede?
Feminizm savunucuları nerede?
Hu Huuuuuuuuuuuuuu....
Kimse yok muuuuuuu....
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
hiramusta
22-05-2007, 09:39
"Laiklik bizi, perişan İslam coğrafyasından farklı kılan hayati unsurdur; dindarların da güvencesidir." C.Dündar her zaman yaptığı gibi ne şiş ne kebap ortayolcu liberalliğiyle döktürmüş.Türkiye laik bir ülke değildir..laik bir ülke olmalıdır.Dinsel ritüellerin tümünün toplumsal yaşamdan kazınması,din eğitiminin yasaklanması ve din sile ilgili devlet kurumlarının lağvedilmesi gerekir.Ve sosyal-laik bir ülkede dindarların güvencesi olmaz..Din "güvence altına alınması gereken" bir şey değildir.İnsan yaşamının ilgili tüm alanlarını;barınma,sağlık,eğitim,kültürel haklar,cinsel tercih vb...bunları güvenceye alırsınız ancak.
Varoluşu tüm insani renkleri yok saymaya dayanan,ve kendini tüm diğer sosyal-insani öğelerin üzerinde gören ve insan topluluklarını tektipleştirmeye kendini vakfetmiş bir dinsel anlaşıyı güvenceye almayı önermek en hafif *değimiyle aymazlıktır(en hafif!)
Mayo yasağı ise insana bakarken salt et gördüklerini ve heleki bir kadına bakarken onu yanlızca ve yanlızca haz nesnesi olarak gördüklerini ele veriyor..evet 6 yaşında evlilik 9 yaşında gerdek..ee..doğal tabi
Senin özlemini duyduğun yönetim bu ülkeye hiçbir zaman gelmez birader.Milli şefin bizamanlar bunu denemeye kalktı da sonrasında halktan öyle bir tokat yediki eşekten düşmüşten beter oldu.
hiramust *mezarlıktan geçerken ıslak çalmak tamda bu! sözünü ettiğin milli şef'in adını yazarsan bizde öğreniriz!(attan düşen eşek sıfatında bir milli şef tanımıyorum..cahillik!) özlediğimiz Türkiyenin kuralamayacağına o kadar eminsen bu korku neden?
sevgili muhammed,
konuyla ilgilenen bayanlara sesleniyorsun,konu bayanlardan çok erkekleri ilgilendiriyor gibi ne dersin.
bu konuya nereden baktığınız hanımların cevabından daha önemli.erkek gözüyle mi bakıyorsunuz,insan gözüyle mi bakıyorsunuz yoksa erkek gözünün üstüne takılmış dini bir gözlüğün arkasından mı bakıyorsunuz.
insan gözüyle bakıldığında mayo giymek hiçkimse için tartışma konusu değildir.
spartacus
22-05-2007, 13:52
"YARATILIŞ BÖLÜM 3
6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi.
7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar."
Buradada görüldüğü üzere, insanın utanma duygusu ve bilmesi, bu yassak meyve sayesinde oluyor. Bu bir öykü aslında ama her öyküden dersler çıkartmak gerekir.
Bu öyküde çıkarttığımız sonuç, İncir Yaprağı ile cinsel organların kapatılmasıdır... Kadın'ın başını örtmek *ise bir çılgınlığın ulaştığı dip noktadır. Artık kadının yüzünü, saçını ve kafasını cinsel obje olarak görüyor olsa gerek ki incir yaprağı artık nerdeyse her yere kapatılmaktadır. Her yer kapatıldığına göre demek ki bir bütün halinde Kadın, bu Ortaçağ düşüncesindeki insanlar için cinsel objedir.
Hiramusta, Ortaçağ bile zaman olarakda olsa ve beraberinde bir çok unsuruda geride kaldı, geleceğe dair bu kadar kesin konuşmanızı, dini bilgilerin ne diyorsak o kesinliğinden mi edindiniz? Olabilir mi? Mesala ülkeye ilk Radyo geldiğinde bunun içinde Cin var denmesinin sonsuza kadar devam edeceğini söylemek gibi bir şey senin kesinliklen...
Sevgili Timurca;
Bu arakdaşlar, halkı tespih, sakal, el etek, üfürük vs ile yolunacak tavuk yerine koyduklarında, insanlar o zaman onlar için halk olmuyor, ne zamanki bireysel temsillerinden yana bir sorun yaşarlar bunun adı o zaman halk oluyor.. Yani direnişleri aslında olmayan laikliğe ama yinede biliyorlarki, asıl karşı koyuş düşünsel alanda olmalıdır, bu başarılır ise laiklik gelecekte kesinlikle olmaz diyebilme şansına sahip olacaklardır... Çünkü bilinçli bir toplum, tespih ve sakal hortumununda sonudur.
Sn. ikikereiki,
"konu bayanlardan çok erkekleri ilgilendiriyor" demişsiniz.
Ben bakan göz ile değil bakılan beyin ile ilgilenmiştim.
Bakan gözler; bu başlıkta söyleyeceklerini söyledi. Bu taraf yobaz, o taraf hümanist!!!
(İnsan gözü ile bakmayı savunurken bile yukarıdaki cümleler yazılabiliniyor ya neyse)
Onu anladık.
Zaten yazan, çizen, tartışanlardan da maço görüşler ve erkek taraflar çok belirgin.
Merakımız o değil.
Bakılan beyinler ne düşünür, nasıl hisseder, asıl olan bu.
İtirazınız buna mı?
Yoksa, her zamanki gibi, ben mi anlayamadım?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
siz mayoyla denize girerken bir hanımın bakışlarını üzerinizde hissederseniz ne düşünürsünüz ben de merak ettim doğrusu hiç aklımda yokken.
gurur ? vay be ne erkeğim.yine herkes bana bakıyor.
utanma ?ayy keşke pareomu alsaydım.burada da o hıyar hatunlar var
kızgınlık ? gelişmemiş beyinler bir yumrukta gözünüzü şişiririm ama kadınsınız ne yapim.
korku ? eyvah ya karımda görürse şimdi bu mayoyu bir daha giydirmez
eğlence ? ancak bakarsınız sizi gidi moruk hatunlar
ben hiçbir gelişmemiş zihnin düşünme sistemi üzerinde yorum yapmamayı ve ilgilenmemeyi tercih ediyorum. rahat etmek istiyorsan sevgili mhmmd sen de öyle yap.
plajda önemli olan mayo değil güneş kreminin koruma faktörünün yüksek olmasıdır.biliyorsun ozondaki delik gittikçe büyüyor.
"bu konuya nereden baktığınız hanımların cevabından daha önemli.erkek gözüyle mi bakıyorsunuz,insan gözüyle mi bakıyorsunuz"
"mhmmd: Bakılan beyinler ne düşünür, nasıl hisseder, asıl olan bu. İtirazınız buna mı?"
O gozle bakmak, bu gozle bakmak diye birsey yoktur. En azindan dusunsel anlamda kendinizle barisik olun. Bakin, utandiniz mi, kafanizi cevirin. Yok illaha bakacak misiniz? Gunes gozlugu takin bakin. Bu dediklerim su icmek kadar cok tekrarlanmiyor mu insanlarin arasinda? Guzellik, vucudun verdigi bir sinyaldir.
Bu sitenin bayanlarından biri acayip bir final programıyla boğuştuğu için geç cevap veriyor :)
Tüm yazılanları okudum,içlerinde bir bayan cevabı aradım ama ne yazıkki yok ve erkek sayısı yine egemen :)
Öncellikle şunu belirteyim ilk bikinili resimlerin asılma yasağını duyduğumda acı acı güldüm işte yeni bir volkan patlaması dedim,malum bunlar beklenen şeyler ve geçen yıllarda da tartışıldı,ilk olarak havaalanlarındaki billboardlara asılmasın dendi şimdi de istanbulda bu uygulama yapılıyor.. Tabi bu yaklaşımın altında dinin yattığı çok açık.Tahrik öğesi vs.. bahane ediliyor,hatta bir açıklamalarında biz kadın vücudunun kullanılmasını önlemek amaçlı bunu yapıyoruz demişlerdi sayın devlet büyükleri! Kadının sanki vücudu sadece billboardlarda metalaşıyor veya sanki bikini ilk ve tek örnek de onu kaldırınca her iş çözülmüş oluyor.. Kadının metalaşma sorunu uzun zamandır var olan bir şey zaten,kadın mankenlerin sayısının erkeklerden çok daha fazla olması veya kadınların reklamlarda daha çok kullanılması vs..Yani bir billboardan bikinili reklamı indirmekle kadının metalaşma sorunun önüne geçme yalanını kimse yutmaz.Aksine burda dini temelli bir düşüncenin olduğu çok açık.Bugüne kadar kadınların temel sorunlarını çözmeye dair önemli tek bir adım atmamış bir hükümet nedendir bilinmez bir anda kadın hakları savunucusu oluyor ,bir anda kadınların metalaşmasını kendine dert etmeye başlıyor...Bu ne kadar inandırıcı veya samimi olabilir ki!
*Diğer tarafan da bakıldığın da hertürlü kıyafet reklamı yapılıyor tabi ki de bikini yazın en çok giydiğimiz şeylerden biri bu yüzden reklam olarak yayınlanması da uygun.
spartacus
22-05-2007, 15:43
Sevgili Mhmmd;
İnsan gözü ile bakmak nedir biraz açabilirmisin ? Ve yukarıdakiler neyin gözü?
Cidden kadını cinsel obje görmenin sonuçlarımıdır insan gözü ile bakmak yoksa bunu dile getirmekmi sorundur? İncir yaprağının kafada ne işi var diye sormak hümanizmanın neresindedir? *Bu hümanizma olsun diye mi söylenmiştir yada aslında böyle bir şey yokta sırf hümanizma olsun diyemi söylenmiştir? Bu çılgınlığın ulaştığı dip nokta Afganistan'daki Burka değil mi? Hangi hümanizma ile açıklayacağız bunu yada hangi maçoluk deyip basitleştireceğiz.. Her şey bu kadar mı siyah beyaz?
Yani ortada hümanizma olmasa birde maçoluk olmasa sorun yok değil mi?
" siz mayoyla denize girerken bir hanımın bakışlarını üzerinizde hissederseniz ne düşünürsünüz ben de merak ettim doğrusu hiç aklımda yokken."
Bekar (free) bir kadinin hissettigi farkli ruh halleri, bakan kisilere gore degisir;
Bakan kisiler (o kadina gore) yakisikli erkekler ise, kadin hareketlerine cok dikkat eder. Su ana kadar yarattigi etkiyi en azindan surdurmek ister, durum hosuna gider. O erkeklerle gozgoze gelemeyebilir en azindan cesaret toplayana kadar.
"gurur ? vay be ne erkeğim.yine herkes bana bakıyor. "
Bakan kisiler vasat ve zararsiz erkekler ise, kadin hareketlerine fazla dikkat etmez, alayci bir tavir takinir, o kisilerin gozlerinin icine rahat bakabilir, umut vermege calisabilir. Bu durum hosuna gider.
"eğlence ? ancak bakarsınız sizi gidi moruk hatunlar "
Bakan kisiler magandaysa, kadinda korku baslar. Bu tip insanlarin kadinlara nazik davranmadigini az cok ogrenmistir. Onlarin dikkatini cekmemeye yada dagitmaya calisir. O kisileri gormezden gelir gibi davranir ama aslinda tek dusundugu o kisilerdir.
"utanma ?ayy keşke pareomu alsaydım.burada da o hıyar hatunlar var"
"kızgınlık ? gelişmemiş beyinler bir yumrukta gözünüzü şişiririm ama kadınsınız ne yapim."
Ikinci mevzu, bakma eylemi tek tarafli bir eylem degildir. Kadinlarin hayatindaki butun sus pus, makyaj, onlarin BAKMA seklidir. Daha dogrusu bakma eyleminin, kendine dusen tarafini yerine getirir.
sevgili mhmmd,
keyifsiz bir gün geçirmekteyim,sitede dolanıp yazı yazarak rahatlamaya çalışırken beni güldürdün teşekkürler
Alaala alaalaaaaa....
Yaw güzel kardeşlerim, niçin bir bayanın da fikrini almayı kimse istemez?
İsteyeni de topa tutar?
Sondan başlayalım.
Sn. spartacus,
Değerli hocam. Kusuruma bakmayın ben açamam *:) .
Çünkü o lafın sahibi ben değilim. Kim ne laf ettiyse buyursun açsın.
Bir tarafın burkasının terazisimidir bikini?
Benim görüşümün bir değeri yok diyorum. Bir bayanın görüşüne bakalım.
Sn. ninkasi,
Siz bayanmıydınız? (Cehaletime verin)
Öyle ise görüşleriniz saygın ve konunun tam da ortasındadır.
Kadın hakları konusundaki, yönetimin samimiyetsizliğine katılıyorum. Ve daha da genelleyerek yadırgıyorum. Bikini konusunda sizce bir sakınca yoksa, yoktur. Uzatmanın manası da yoktur.
Sn. respendial,
Tekrar ediyorum. O lafın sahibi ben değiliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim.
Sn. ikikereiki,
Lütfen lafınızı açıklayın arkadaşlara. Merak buyurmuşlar bizim gibi.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
evet ,sanırım şu an konuyla ilgili yazan tek bayan benim :D
Ikinci *mevzu, *bakma *eylemi *tek *tarafli *bir *eylem *degildir. *Kadinlarin *hayatindaki *butun *sus *pus, *makyaj, *onlarin *BAKMA *seklidir. *Daha *dogrusu *bakma *eyleminin, *kendine *dusen *tarafini *yerine *getirir. demiş sevgili respendial,
kadınların tüm davranışlarının ve süslenmelerinin erkekler için olduğunu düşünmekten ne zaman vazgeçeceksiniz,dünya sizin için yaratıldı bizde ademin kaburgasıyız değil mi *:)
pardon respendial :roll: tek bayan benim diye atladım biraz
sevgili spartacus,
tüm incir yapraklarını incir ağacına geri versek,zincirlerimizin ağırlıklarından kurtulsak,özgür ruhumuzla ve irademizle başbaşa kalsak......
ve diğer bayan arkadaşlar bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum.söylemem gerekeni söyledim.ipin ucu kaçmasın
sevgiler
Sevgili ninkasi,
bayan olmanin bir onemi yok aslinda. Sosyolojiye, psikolojiye ve gozlemlere dayanarak, bir erkek de bir konuda fikrini belirtebilir, bildiklerini aktarabilir. Benim ben de bayanim demem, mhmmd'in dusuncesine bir tepkiydi. Bayan olan degil, bilen konussun diye dusundugumden boyle dedim. Hani ben de hrant'im var ya oyle ;)
Sevgili ikikereiki,
"kadınların tüm davranışlarının ve süslenmelerinin erkekler için olduğunu düşünmekten ne zaman vazgeçeceksiniz"
Sizin savasiniz, insan fitratina karsi. Ben herseyi kokenine inerek analiz etmege calisiyorum. Kadinlar ve erkekler, davranislarini, surekli bu cinsel gorevleri goz onunde bulundurarak duzenlerler.
Cok basit bir soru sormak istiyorum;
Neden kadinlar ve erkekler ayni tuvalete gitmiyorlar? Neden hicbir kadin, Ayrimcilik istemiyoruz, ayni tuvalete gitmek istiyoruz, demiyor? Herkes birbirine insan gozuyle bakar, sesleri duymazdan gelir, olur biter. Yoksa orasi, kadinlarin kendileri gibi davrandiklari, erkeksiz, guvenli bolge midir?
Neeeeeee * 8O *8O *8O *
Ne oluyoruz kardeşim...(kızkardeşim)
Bulmuşsunuz benim gibi cahili eğleniyorsunuz değil mi?
Ayıp, ayıp..
Değerli hocam. Spartacus, ne olduğunu bildiğim tek siz kaldınız.
Valla ben şaşırdım.
Bir açıklama yapabilir misiniz?
Yazılardan, bu arkadaşlardan üçünün de bayan olduğunu çıkarıyorum.
Ne fark eder? Diye sorma.
Çünkü konu başlığının direkt muhattaplarının içindeyiz anlamı çıkar.
O zaman bu başlıkta ben niye yazıyorum ki?
Tüm yazdıklarımı geri alıyor, tezgayı başka yerde açmak üzere topluyorum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
karizmayı dağıtanlar...
Başlığının konusu olduk ya helal olsun bize. :lol: *:lol: *:lol:
Ben bayan felan degilem! Iki cocuk babasi memur bir adamim. Ama bi dusuncem varsa soylerim, bayan degilim diye susmam. Kadinlar da, beyim bilir diye susmasinlar zaten.
Tabii tabii,
Ben de papa, memnun oldum.
:D *:D sanırım ortalığın karışmasına birazda ben neden oldum syn respendial :roll:
Ama konuyla ilgili şunu söyleyim tabiki de cinsiyete göre fikir belirtilir veya belirtilmez diye bir şey olamaz,ancak erkeklerle kadınların aynı bakış açısına sahip olduğunu söylemek zor,aralarında ufak da olsa fark vardır.Sanırım syn mhmmd de bu yüzden bir bayan görüşüne başvurmak istedi.. Ama tabiki de erkeklerin bu konuda ne düşündüğünü görmek benim açımdan faydalı oldu :)
spartacus
22-05-2007, 17:21
Sevgili Mhmmd
Ya yanlış saydınız?
Ya site istatistiğinden haberiniz yok.
Ya yaşadığımız toplumun ataerkil toplum olduğunun farkında değilsiniz.
Ya sitede olan bayanların -istisnalarda var- zaten bu konuya yazdığını bilmiyorsunuz?
Yada benim gözlüklerimin derecesi 9 olmuş, çünkü yazılardan bayanları anlamak bayları anlamak beni buna götürmüş, artık göremiyorum ve okuyamıyorum demekki :)
Yazılanlara takılıp kalmaktansa, fikriniz nedir bu konuda, onlar ve bunlar, şunlar ve ötekiler demeden siz ne düşünüyorsunuz? Ben bunu öğrenmek istiyorum... Benim yanlışım sizin, sizin yanlışınızda benim doğrum değildir, o halde, fikriniz nedir ?
Bu uygulama(yasak) için hem, hemde gerekçeler için?
Adamı asmaya gütürüyorlar.
İlmeği boynunun neresine yerleştirelim diye aralarında anlaşmazlığa düşerler.
Baş gardiyan;
-İlmek arkaya gelsin ki boynu kırılmadan, boğularak ölsün. Suç işlemek ne demekmiş görsün, der.
İmam ya da rahip ya da haham;
-Yok yok der. ilmek önde olsun. Omur hemen kırılsın ki fazlaca acı çeksin, günah işemek neymiş görsün.
Cellat;
-Karışmayın kardeşim bu benim işim. İlmek yandan olacak. Seyredenlerin en etkilendiği posizyon budur!!!
Önde giden suçlu, kısık sesle söylenir.
-Can benim, boyun benim. Hele bir de bana sorun bakalım ben ne derim.
Sn. spartacus,
Değerli hocam. Bunu ben uydurdum.
Hikayenin neresine koyarsanız koyun; ben, sen, o' nun duruş yerlerinin önemini anlatmaya çalıştım.
Güncel olduğundan, başka bir örnek vereyim.
Papa 16. Benediktus ile Hugo Chavez arasındaki vukuata da bakabiliriz.
Yerlilerin dramını, hakkıyla dile getirebilecek, acıyı bizzat yaşayabilecek bir batılı arıyorum.
Ateş düştüğü yeri yakmaktadır.
Sn. antimuhammed in; gezip görüp yazıya döktüğü ve Hindistan'ın içler acısı durumunu tüm harfleri ile yansıttığı dram bile orada yaşayanın bildiğinin, gördüğünün, hissettiğinin kaçta kaçıdır.
Ya da tam tersi.
Mutluluk, refah ve neşe de yaşayanların hissiyatında en üst noktalardadır.
Bu yüzden, bu başlık altında fikirlerini söyleyebilecek, Hugo Chavez'ler, yerliler, Hintliler aradım.
Var mı?
Var mış!!!
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
spartacus
22-05-2007, 18:00
"sevgili spartacus,
tüm incir yapraklarını incir ağacına geri versek,zincirlerimizin ağırlıklarından kurtulsak,özgür ruhumuzla ve irademizle başbaşa kalsak...... "
Sevgili İkikereiki, bizler her dönem, o anki durum ve yapımıza göre bakıyoruz. Evet, dediğiniz mantıklı... Ama uzun bir yolu aşmak gerekiyor, bu gün için değer yargılarımızı oluşturan bakışımızla ancak değerlendirebiliyoruz... Ama modern dünyanın edinimi değil, geçmiş dünyanın edinimlerini anlayabilmek, buna göre çağdaş bir bakış ve yargıyada sahip olmamız gerekir. İnadına, fetişst *sürdürmek değil!
Afrika yerlileri incelensin, ve bakılsın litaretürlerinde, tecavüz gibi bir kelimeye sahipler mi, taciz gibi bir kelimeye sahipler mi, zina gibi bir kelimeye sahipler mi?
Peki sorumuzu doğru yerden soralım;
Bu kelimeler mi önce gelir yoksa fiiliyat mı? Mesala fiiliyat önce geldiği için bu kelimeler tanımlanmıştır.
Peki bu fiiliyat ne ile doğru orantıldır, ÖTELEME ile... Kısaca bilhassa ortaçağda fetişizm o hale gelmişki, artık her obje insan için fetişst bir karakterdedir ve insanda bundan nasibini alacaktı... Fetişleşen her şey uzaktır ve arzu ona yakınlaşmaktır, tepki ise dahada ÖTELEMEKTİR, bu incir yaprağının nereden nerelere geldiğinide açıklar....
Evet zıtlıklar, karşıtlıklar, bir bütünde işlenen bu karşıtlığın sonu ne olabilir ? Mıknatısın 2 kutpu gibi...
Afrika yerlileri neden giyinik değiller peki?
Çünkü Onlar Eskimo değiller.
Eskimolar neden giyinik peki, çünkü onlar Afrika yerlisi değiller?
Giyinme hangi temel ihtiyacın ürünüdür peki?
O halde, her şey yerli yerinde ele alınmalı... Ve her şey fetişleşen bir dünya görgüsü ile değil, kendi öz örgüsü ile oluşturulmalıdır, aksi, ötelemenin sonu çekim kuvvetidir ve bu salt fiziksel değil, bir yığın görgününde bu temelde oluşmasına yol açar... Bu günki dünyamız bu şekildedir, en azından düşüncelerimiz ve yargılarımız bu şekilde oluşturulmuştur, kısaca her konuda kendi canavarını yetiştiren bir yapımız var, kısaca canavarları yetiştirmemiz, adına önlem denilenler(fetişst görgü ile önlem almalar) tam aksine çarpık bakışla kurulmuş, kendi çarpıklığıyla örülmüş bir fabrikadan ibarettir...
Oysa insan Anadan doğduğu gibi insandır.
ozgur_beyin
22-05-2007, 18:28
sevgili inançlı arkadaşlar, RESİMLERE BAKMADAN, *önce şu linke bakın. gözlerin ayrıntılı bir şekilde nasıl
korunacağını öğrenin.
http://www.zehirliok.com/konu/gozler-nasil-korunur.html
*
birde sponsor olarak çok islami! reklamlar var.
Sevgili spartacus,
"Oysa insan Anadan doğduğu gibi insandır."
Bir bebek, dogduktan sonraki ilk aylar, ciplakliga hic tahammul edemiyor. Bunun sebebi, soguk degil, kendini kaybolmus hissetmesi. Sarmalanmis olmak, ona biryere ait oldugu ve unutulmadigi hissini veriyor. Ten temasi yine bebeklerde gorulen ilginc bir durum. Eger bir bebegi ciplak vucudunuza yaslarsaniz susar, sebebi yine guven duygusu. Diger bazi memeli hayvanlar da ciplakliktan hosnut olmazlar, bir kopegin arka tarafindaki tuyleri keserseniz, kopek utanir ve arka tarafini gozlerden uzak tutar, buradan tuylerin tek amacinin soguga karsi gelistirilmedigi anlami cikiyor. Insanoglu, yuzlerce hazir ogretilerle doguyor, celiskilerle yogruluyor, ileri yaslarda da bunlar, cinsel yasamin garnituru (fetis vs)haline geliyor.
spartacus
22-05-2007, 20:35
Sevgili Respendial
Biyolojik bir gereksinim, peki sizce neden güvende hissediyor? Peki hayatında hiç meme görmemiş bir bebek neden parmağını emer? Buda bir gereksinim olmasın.
Köpekten örnek vermişsiniz, e incir yaprağı doğru yerdedir diyebilirmiyiz ?
Bu utanma duygusumu acaba? Bilemiyorum, diğer canlılara bakmak gerekir, varmı böyle bir durum?
Yinede ben aslında incir yaprağı derken utanma duygusuna bir gönderme yapmıştım. Utanma duygusu farklı, kadını obje görme ve önlem durumu farklı şeyler. Afrika yerlilerini örnek vermemin sebebi buydu.
İnsan yüzünden utunar mı? İnsan saçından utanır mı? Eğer genel anlamda incir yaprağı dışında giyinmenin temeli doğaya karşı korunak değilse, neden erkeklerin yüzüde örtülmez ? Ve Afrika'nın sıcak dünyasındaki insanlar ile Eskimolar arasındaki farkı bana kim anlatabilir ?
Fetişzmden bahsettim. Ben bir yerde bunu görüyorum.. Ötelemek sadece saplantılara yol açıyor...
Kısaca Mayo Bikini yasağı normal değil, normal olabilmesi için, dünyayı anlamak gerekir, reklamı yapılıpda meta olmayan ne var birde buna bakmak gerekir. Her şey meta, din bile.
sevgili respendial
köpek ve çocuk pek mantıklı gelmedi bana, insanın örtünmesi, insanın diğer canlılardan
farklı olarak duygusal yönden evrim geçirmesi ile ilgilidir, şimdi geçmişe gidelim, yıl mö.
4000. *toplu halde yaşayan bir kabilede yaşadığınızı hayal edin, herkes çıplak, tabi sizde
çıplaksınız, akşam saatleri av dönüşü tüm kabile avlanan büyük antilop'u parçalamkla
meşgül, o ara yeni bir eş bulmuş olan kabilenin genç üyesi eşi ile av başına geliyor, güzel
kız, görünüşü sizi etkiliyor ve haliyle iskele alabanda *:lol: *tabi iskeledeki hareketliliği
gören genç erkek eş direk size dalıyor. işte size örtünmek için bir sebep, neden ? bu tür
kabile içi kavgaların önüne geçmek için.
örtünme tüm canlılarda yada insanda içsel bir dürtü değildir, örtünme toplumsal bir
gerekliliktir, duygusal yönden evrimleşen insanın kıskançlığının ürünüdür.
hayvanlar konusuna gelince, tüm hayvanlarda cinsel organlarının hemen üstünde
kuyrukları bulunur, bunun nedeni örtünme dürtüsü değil, cinsel bölgenin mikroplardan
ve bu hassas bölgenin dış etkenlerden korunması için evrim geçirmiştir hayvanlar.
eğer sizin dediğiniz doğru olsaydı, yani köpek o kadar iffetli olsaydı elinizde güzel bir
yiyecek gördüğünde kuyruğunu havaya kaldırıp sallamazdı, çünkü kuyruğu sallarken
cinsel organı görünür hale geliyor
sevgili spartacus,
konuyu uzatmak niyetinde olmama rağmen şu çağdaş düşünce ve modern dünya terimleri yine canımı sıktı.her zamanda sıkmıştır.nedir çağdaş olmak çağa uymakmıdır.modern dünya trendlerini takip eden dünya mıdır çağdaş dünya.bir zaman diliminin adlandırılmasıdır bunlar.her çağdaş zamanı geldiğinde çağ aşımına uğrayacaktır,o çağın düşünce sistemi de elbette.zamansız olmaya ne dersiniz en güzeli değilmi.zamanın kurallarından sıyrılmak doğrusu bu değil mi.
çağdaş bir parkı düşünün yemyeşil çimler uzanıyor,yeni kesilmiş,modern kafe sandalyeleri,trendlere uygun ahşap masalar.çimlerde sırtını ağaca yaslamış bir genç gitar çalıyor.geçenler gördükleri bu görüntüye gülümseyerek bakacaktır.ortam dekorunu tamamlıyor çünkü,biraz ötede ki ağacın dibin de de şalvarlı bir teyze sıcaktan yemenisini gevşetmiş dantel örüyor ayağındaki tokyo terliklerinin biri çıkmış iş yapmaktan yol yol olmuş topuklarıyla beraber *oda güneşleniyor.onu görenler ne diyecek nerden gelmiş buraya ne kadar halktan mı? aslında yapılan iş aynı değilmidir? ağaç dibinde güneşten faydalanıp rahatlamak değilmidir ikisinin de yaptığı ?
niyetler aynı biri çağdaş diğeri değil.zamansız olalım.asıl önemli olan yapılan işin arkasındaki niyetdir.uslubu zaman belirler,çağ belirler.
fiiliyat,ötelemek ,fetiş.....bunlarda hemfikiriz.
spartacus
22-05-2007, 22:02
Sevgili İkikereiki;
Çağdaş kelimesini yanlış anlamışsınız, çağ anlamında çağdaş o, çağdaşlık gibi klişe anlamda değil... Çağımızda elektrik var, demek ki ben elektrik kullanmam atalarım mum yakıyordu demek çağdaşlık değil, çağdışılıktır...
Yine giyimde öyle, hiç bir şeyi zaman ve dönemden ve insanlığın gelişiminden soyutlayamayız, inanç gibi dini olsun olmasın kült oluşturan etmenler, değişime açık değil, kapalıdırlar ve ait oldukları yani üretildikleri dönemin yargılarını taşırlar.. Kaya gibidirler, bükülmezler, ama ancak kırılmalar ile şekil değişirler. * Gelişime ve değişime karşı direnirler. Bu ise onları yani dini aidiyet ve yargıları, statükocu hale getirir. Değişime direniş artık bir mücadele olma noktasına varır. Konuya buradanda bakmak gerekir ve anlamak ve artık günümüzün(çağın) değer yargılarını, günümüzle yorumlamak ve anlamlandırmak gerekir... (Mayo yasağı için buraya eğilmek gerekir diye düşünüyorum)
"Ama modern dünyanın edinimi değil, geçmiş dünyanın edinimlerini anlayabilmek, buna göre çağdaş bir bakış ve yargıyada sahip olmamız gerekir."
Bu kelimeyi kullanma yeri burası idi... Evet çağdaş bakış dönemi yakalamakla olacaksa o halde bu başarılmadan geçmişe bakılamaz, çünkü kendisi ortaçağı yaşayan insan dönüp ortaçağa bakamaz. Önce kendi çağını kavraması gerekir... Eğer bunun çağdaş kelişmesinden başka bir karşılayanı varsa onu kullanabiliriz, bir anlam farkı yada özel bir gereklilik oluşturacaksa tabi...
Ortaçağ sembolizmin ve fetişizmin çağıdır, bu o seviyededir ki, artık kadın'ın sesi dahi kötü yada suçun sembolü olabilir. Saçı da... Her şey semboliktir ve ortaçağda tüm tanımlar semboliktir o dereceki hukuk dahi semboliktir. örnek sağ eliyle çaldı, sağ elini kesin. Kadın'ın saçı görülüyor o halde O'nu kadın yapan tüm semboller(görüş bu) yok edilmelidir, görünmez hale getirilmeli, gözlerde canlanan kadın sembolünün yerini, biçimsiz bir görüntü almalıdır, kısaca kapatılan kadın değil, beyinlerdeki sembollerdir.... İbadetler semboliktir, hareketlere varana değin, semboliktir, elini böyle ayağını şöyle yap diyene kadar, yönüne kadar, hukukuna kadar, tapınağına kadar, görünüşe kadar semboliktir ve bu semboller Fetişzmden yani tapınımdan beslenirler ve sembollerin kendileride bir yerde tapınıma dönüşürler.... İşte saplantılar bu noktada ortaya çıkıyor... Sembolizm ve fetişizmde, kutuplaştırmanın ve oluşan çekim kuvvetinin önüne örülen duvarların varacağı nokta bu yapay duvarların üstünden atlama isteğidir, buda bir yerde saplantılara yol açar, saplantılara yol açtıkça, diğeri dahada kapatılır(duvar yükseltilir), kapatıldıkça öcüleşir, öcüleştikçe gözlerde büyür, büyüdükçe gözlerde küçültme isteği dahada artar, arttıkça kapatmanın dozu dahada yükselir, bu yükseldikçe saplantılar dahada artar, arttıkça diğeri dahada kapatır, eve hapseder, kadının sesine varana değin yasaklar... Kısaca kapatılan kadın değil, beyinlerdeki sembollerdir ve malesef üretilen çözümler sorunun temel kaynağından başka bir şey değildir.
Her neyse;
İnsan anadan üryan, var mı ötesi?
Yav kadının saçıyla uğraş,başıyla uğraş
nedir bu be?nedir bu milletin kadından çektiği yahu?
ne güzel Adem'i yaratmışsın,bırak öyle sap gibi kalsın
ne diye tutar bi de kadın yaratırsın?Adamlar kadınla uğraşmaktan
ibadet edemiyo valla..! Vay saçını gördüm tahrik oldum gitti aptest.
saçını örtsün.
Vay kıçını oynattı tahrik oldum çarşafa girsin.
vay sesini duydum oruç bozuldu ses çıkarmasın.
Eee! niye yaratıldı bu kadın yahu...?
bide müslümanlardan başka tahrik olan rahatsız olanda yok he!
yani kadını müslümanların başına bela yaratmış.
Diğer insanlar için eş olsun diye,
Müslümanlar içinse sorun olsun diye yaratmış.
Tevekkeli değil vakti zamanında lut kavmi anlamıştı kadının
ne bela bişey olduğunuda,erkek erkeğe sorunsuz yaşar olmuşlardı.
Büyüklerimize aman diyorum ha! :roll:
Yav kadının saçıyla uğraş,başıyla uğraş
nedir bu be?nedir bu milletin kadından çektiği yahu?
ne güzel Adem'i yaratmışsın,bırak öyle sap gibi kalsın
ne diye tutar bi de kadın yaratırsın?Adamlar kadınla uğraşmaktan
ibadet edemiyo valla..! Vay saçını gördüm tahrik oldum gitti aptest.
saçını örtsün.
Vay kıçını oynattı tahrik oldum çarşafa girsin.
Öyle deme Mep.
Bak Allah kadını yarattı ama çaresini de söyledi.
Ne diyor ayet:
Ahzap/ 33. Evlerinizde sessizce oturun, eski Cahiliye dönemindekiler gibi açılıp saçılmayın, kırıtmayın. Namaz kılın, zekât verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehli-beyt; Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Demek ki çözüm kadını eve kapatmak, açılıp saçılmasını önlemekmiş.
Mecbur kalıp ta dışarı çıkarlarsa da cilbablarını (pardesü, çarşaf, manto, dış giysi yani) giyecekler, başörtüleriyle de göğüslerini kapatacaklar.
Hadisleri ele alsak daha ne çözümler var ama kadınlar bizim anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen varlıklarımız. Onun için fazla üzmeyelim, Kur'an onların hakkından geliyor, pardon hakkını veriyor zaten..
Pante abim.
Ben kadınlara üzülmüyom abi ben kadınla uğraşanlara üzülüyom!
Zavallılar yahu!
Yaw abi bunlar cennete gidicek ya şimdi.
ordada bi sürü huri verilecek ya bunlara.
abi bunların başı öbür taraftada ağrır gibime geliyo.
ordada hurilerin saçıyla başıyla uğraşmaktan cennetin
tadını çıkaramaz.cehennem azabı yaşatırlar kendilerine.
Allah yardımcıları olsun!işleri zor valla.
Düşünsene binlerce huri verilmiş hepsini kapatmışın eve
hepsine çarşaf giydirmişin!
Eee! cennetin dünyadan farkı kaldımı?
hemde sonsuza kadar!
Allah yardımcıları olsun valla!
Belediye başkanı mayo firmaları için demiş ki " Bundan iyi reklam olur mu? Medyada seslerini duyurdular işte!"
Doğru söylemiş.
Şimdi düşünün gidişata halk "dur!" dememiş olsa ve ılımlı İslama geçilse sessiz ve derinden..
Bir kere herşeyden önce bu mayocular bir girişimde dahi bulunamazlardı.
Seslerini duyurabilecekleri bir tv, gazete vs. bulamazlardı. Öyle bir halt yiyecek gazete ya da tv sahibine dünya dar edilirdi. Tabi sesleri duyulmayacağı için halk da birşey duymaz, bilmezdi. Herşey normal gidiyor sanırdı.
Mayo örneğini diğer konulara dönüştürebilirsiniz.
Mesela birileri açık kadınlara kezzap atabilir, failleri de yakalanamayabilirdi. Bu tür hadiseler birçok şehirde meydana gelebilir, medyaya da yansımıyabilirdi. Bu arada kadınlarımız hidayete ermeye başlar, yoğun bir kapanma akımı başlayabilirdi. Herhangi bir örtünme emri çıkmamış da olsa kadınların %80-90'nın kapanmış olması dahi müslümanlar açısından büyük gelişme sayılabilirdi.
Hükümetimiz de "Halkımızın kendi tercihidir. Dinimizin emrini yerine getiriyorlar, keşke hepimiz İslam'ın gereklerini harfiyen yerine getirebilsek" vb. söylemlerde bulunur, kimse de gıkını çıkaramazdı.
arkadaşlar kısmen konu dışı olacak ama paradoksal bir durum var:insan türünün iki cinside eğer biraz olsun soyutlama ve düşünme yeteneğine sahipse çıplak "etten"mi etkilenir yoksa giysinin gizlediği bedenin "dilinin"çekimindenmi? Mayolu görüntülerün sözkonusu yeteneğin kimi arkadaşlar için bir anlam ifade etmemesi nedeniyle kışkırtıcı-rahatsız edici bulunması anlaşılır bir durumken,kadın yada erkekler ateistler de çarşaflı ve türbanlı kadınları rahatsız edici boyutta çekici buluyor olamazmı!? Ve biz olabildiğince kapalı "giysileri" bizim düş dünyamıza fazla mesaj yaptırttığı için reddetme hakkına sahip değilmiyiz!? Bumerang:)))
(tanrı korusun...bir kaç kadeh şarap içtim,şeytan söyletiyor!)
Hadisleri *ele *alsak *daha *ne *çözümler *var *ama *kadınlar *bizim *anamız, *avradımız, *yarimiz *ve *sanki *hiç *yaşamamış *gibi *ölen *ve *soframızdaki *yeri *öküzümüzden *sonra *gelen *varlıklarımız. *Onun *için *fazla *üzmeyelim, *Kur'an *onların *hakkından *geliyor, *pardon *hakkını *veriyor *zaten..
demiş pante
sevgili pante,
erkekler yanlarındaki kadınları ana,avrat,yar olarak tanımlamak yerine....anne,eş,sevgili olarak paylaşımcı bir konumda görseler durum biraz daha aydınlık olmaya başlayacak.avrat ve ana kelimeleri erkek tarafından ezilen,ezildiği için de erkeğinin saygısını hakeden bir kadın imgesini çağrıştırıyor bana her nedense..........
sofrada yerinin öküzden sonra gelmesine gelince bazı erkekler hemcinsleri olarak eşlerini veya annelerini görmek yerine öküzlerini görüyor olabilir.bu bazı erkekler,yanılgılarından *kurtulup öküz değil insan olduklarını anladıklarında sorun çözülecek.
sevgili spartacus,
çağdaşlık hangi anlamda ele alınırsa alınsın ister klişe ister değil,beraberinde bu dünyaya ''fazla tokluk ve fazla açlık getirdi''.dünya üretiminin herhalde kaba bir tahminle yarıdan çok daha fazlası junk ve kitsch üretimdir.dolayısıyla yarıdan fazlası da junk üretimden ekmeğini kazanmaktadır.aynen mail kutumuzdaki junk mailler gibi.insanlık yararına olmayan bir üretim ve çaba sözkonusu
çağdaş insanın gereksinimi nedir,insanın gereksinimi nedir.birbirinden farklımıdır.kuşkusuz elektriği kullanalım ama prize neyin fişini sokuyoruz sorun burada başlıyor.aslında billboardlarda junk tır.üzerindeki reklam afişleri de
spartacus
23-05-2007, 10:05
Değerli ikikereiki
Tamam öyle olsun..
Bu konuda es geçilemeyecek olan sahiplik duygusudur. Henüz daha buna sıra gelmemişti, evet sembollerden bahsettik ama bu sembollerin kafada edindiği yerin kıskançlık gibi duygulara nasıl dönüşeceğine girmedik...
Kadını biçimsiz ve çirkin bir görünüşe getirme çabasının altındaki diğer ana unsurda kıskançlıktır. Evet kadının güzelliği semboliktir ve bu durumda kadın sahibinin(ataerkil, mülkiyet toplumu) dışında kimse için bir alımlılık ifade etmemelidir. Göz zinası demek aslında, bir üzüm bahçesindeki üzümlere göz koymak gibidir. Toprağın mülkleştirilmesi ve eril bir sahipliğe geçisi sürecinde, toprağın korunumunda ilk etmen göz koyma durumu olmuştur...
Ülkemizdede bu gün görüleceği gibi, Miras kavgalarında hak yada haksızlığın temel ölçütü sayısal değil, sulak yada kurak arazidir. Kurak arazi payına düşen diğerine sulak düştüğü anda bir haksızlık olduğu duygusuna kapılacaktır. O halde sulak araziyede kılıf bulmak gerekir, sulak ama bak çok uzakta, sulak ama bak şu yada bu, sulak ama aslında oda kurak vs...
Kadını çirkinleştirme ve sembolik olarak bir alımlılık oluşturmaması çabasının altında ise sahiplik mülkiyet duygusu vardır, bu kıskançlığa dönüşür. Diğeri kadına'a bakan ise bir başkasının malına bakmış giibi bir suç işlemiş olur... Bu suçu ortadan kaldırmanın yolu, diğeri için kadına baktığında kadın namına hiç bir şey görmemesini sağlamaktır... Bu utanma duygusu ile işlev gördüğü öngörülen incir yaprağının, mülki sahipliğin ve kadının artık toprak gibi bir mülk görülmesinin sonucunda ortaya çıkmış bir süreçtir... Ben bu noktada tarihsel sürece, ve oluşturduğu toplumsal yargı ve toplum yapılarına uzun olacağı için pek girmek istemiyorum... Kısaca kadını bir eşya, bir mal görmenin nelere mal olacağını düşünmek yeterlidir.
Güzel kiraz ağaçlarınız olabilir, o halde öyle bir duvar örmelisiniz ki, kimse kiraz ağaçlarını görmesin... İşte kafaya geçirilen incir yaprağı örülmüş bahçe duvarlarından başka bir şey değildir, ama insan eşya değildir, eşyalaştırılmıştır bu ayrı bir sorundur.
İnsan gibi bakmak fiiline gelince bunu anlamanın en kolay yolu, kadın'ın insan olduğu ne bir tarla, nede bir kiraz ağacı olmadığını, duygusu, düşüncesi, canı, sevgisi, aşkı, hoşlanması, hoşnutsuzluğu, bir iradesi olduğunu kavramakla mümkündür. Yani sorun kafaya geçirilen duvarlarda değil, sorun buna dönüşen çarpık sistemler, mülkiyet ilişkileri ve toplum yapılarındadır. İki insanın birbirine bağlılığının temel ölçütü sevgi olmadığı sürece, hala insanı yangında ilk kurtarılacak mal gibi görmenin sonuçlarını izlemeye devam edeceğiz.... Bu ise Neolotik Çağ dediğimiz ve evrelerini bundan 10-12.000 yıl önce oluşturan, insanın doğal değil yapaysal sosyal örgüsünde aramak gerekir.
Kısaca, gücünüzü yetiyorsa, dilediğinizce KADIN alabilirsiniz denmesini başka nasıl anlayabilirdik ki?
Gücünüz yettiği sürece mülkiyet toplumlarında, toprak sahibi olabilirsiniz ve ilk işiniz onlara bir sınır çizmek olacaktır. Ve bu sahiplik o gün için kısmen bu gün için hem Tanrısal ama hemde erildir, burada alınan mirasın hangi çağdan geldiğini ve kökenine inmek gerekir
spartacus
23-05-2007, 10:12
Gücünüz yettiği sürece mülkiyet toplumlarında, toprak sahibi olabilirsiniz ve ilk işiniz onlara bir sınır çizmek olacaktır.
O sınır, kafaya geçirilen incir yaprağıdır.
sevgili spartacus,
görememiş olmayı,anlayamamış olmayı,tarladaki diğer başaklarla beraber üzerimde esen rüzgarla sallanmayı bende çok isterdim.başakları sallayan rüzgarın hangi gücün rüzgarı olduğunu biliyorum ve sallanamıyorum.
insanlar bu dünyada mülkiyet kavramının olmadığının farkında varamıyor.sahip olduğumuz,üzerinde söz hakkımızın bulunduğu tek şey kendimiz bile değil,kendiliğimiz.çağdaş yaşam insanların kişisel iletişimlerini azaltarak bireyselliklerini yalıtdı.bireysel her bir davranışla oluşan çoğunluğu görmek gerekiyor.bireysel olarak fiiliyatını yaptığımız,doğru veya yanlışlar tutumlar,barındırdıkları çokluk kadar doğru veya yanlış oluyorlar ve yaptırım gücü kazanıyorlar.dolayısıyla kendilik mülkiyetinin farkında olmak ve bunu kullanmak artık çok önemli.birey olarak,bağımsız bir söz söyleme isteği doğduğında yollara dökülüp,miting alanlarını doldurmak gerekiyor.yine bir tarla durumu oluşturmak gerekiyor,bu sefer kendi rüzgarını kendi eline almış bir tarlanın başakları olarak.
beni ürküten çağdaş toplumda başakların birey olarak daha da artan birey sorumluluklarını gözden kaçırması.kişisel yanlışlar birleşip çoğalarak,toplumun kabul edilmiş,boyun eğdirilmiş yanlışlarına dönüşüyor.hangi marka traş losyonunu kullandığınız kadar,bu markanın parasal kazanımlarının nerelerde harcandığını bilmek,hangi güce bir kısmının aktarıldığını sorgulamak,ucuz diye aldığımız çin mallarının aslında karın tokluğuna çalıştırılan köle işçilerin kanı olduğunu bilmek ve kişisel ve zararsız bulup omuz silkerek yaptığımız yanlış tutumların yanlışı çoğunluk durumuna geçirdiğini,yanlıştan çıkarları olanları besleyip büyüttüğünü farketmek gerekiyor.
bunları gözönünde bulundurduğumda çağa ait olamıyorum.birey olarak doğruyu söylediğine inandığım sesimin ne kadar cılız kaldığını görerek üzülüyorum.
kadının erkek zihnindeki imgesinin üzerine incir yaprağı kapatmak,yada bu incir yaprağını bir top kumaştan biçerek zihinlerle beraber kadının üzerine geçirmek.''kapatılmış kadın sahibi olandır bana aitdir,açık olan sahipsizdir'' anlamında bir bakış tarzı,''yanımdaki güzel ve genç kadın benim mülk edindiğim hatun.diğer herşey gibi bu da mükemmel ve gösterişli'' bir başka bakış tarzı.dolayısıyla her iki zihin içinde bir kireçlenmeden bahsetmek mümkün ilki daha kısıtlayıcı görünse de öteki de ondan pek farklı değil.
ozgur_beyin
23-05-2007, 11:25
"...Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir." *
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., C. II., s. 217.
Sevgili spartacus,
utanmak var degil mi? Bunu yadsiyamayiz, utanmak kimsenin ayibi degil. Ciplaklik gibi fetislerde fitrat-ul beser in bir ogesidir. Fetislerden, sadece marjinal seyler algilanmasin. Sik gorulen fetisler toplumda kabullenilmistir. Dogal olarak, gostermek (teshircilik) fetisi de, gormek (rontgencilik) fetiside, utanmak, haya edep utanmak kadar insanin icine islemistir. Insan yapisi bu anlamda celiskilerle dolu, kisilik bolunmesi her insanda var ve bu istemedigimiz parcalara da seytan diyoruz.
Mayo bikini yasagi normal midir? Hayir normal degildir, o resime bakilir mayoda alinir, tahrikte olunur. Bu kavramlar arasinda normal olmayan tek kavram, yasaklamaktir.
örtünme tüm canlılarda yada insanda içsel bir dürtü değildir, örtünme toplumsal bir
gerekliliktir, duygusal yönden evrimleşen insanın kıskançlığının ürünüdür. * *gandalf
* * *
* * * * ortak atadan homo sapiense evrilirken örtünmüyorduk. Ç0ıplak olarak homosapiens-sapiense evrildigimize kimse karşı çıkmaz sanırım. İlk atalarımızın 196.000 sene evvelinde bulunan ilk fosil kalıntıları da Afrika'da yani örtünmenin elzem olmadıgı bir iklim bölgesinde. Farklı görüşler ( çok merkezlilik ) olmasına ragmen agırlıklı görüş homo- sapiensin Afrika'dan diger kıtalara yayıldıgı. Bu kıtalara yayılırken de karşı karşıya kaldıgı iklim degişiklikleri onu örtünmeye ya da en basitiyle avladıgı hayvanların kürklerini soguktan korunmak iin kullanmaya zorlamış olmalı. *
* * * * O halde ilk örtünme gereksiniminin ahlaki amaçtan çok korunma gereksinimi ile ortaya konulmuş olması gerekiyor. Kaldı ki ahlak olabilmesi için bir toplumda kurallar bütünü olabilmesi gerekiyor. Toplumun davranış kalıp ve biçimleri olması gerekiyor. Ahlakın olmadıgı bir sürüde ahlaki davranış biçimi de , bunun kural ve gerekirlikleri de düşünülemez.
* * * * Aradan geçen onbinlerce senenin sonucunda bile 19-20 yy da Amazon ormanlarında, Malenezya da ya da Afrika içlerinde yaşamını sürüdüren ilkel kabile biçimlerinin çıplaklıkları ile içinde bulundukları ekonomik sistemleri kıyaslandıgında, hepsinin ortak noktasının, avcılık ve toplayıcılık ekonomisi, tropikal iklim ve çıplaklık oldugu görülür. Gene bu toplumlarda kadının seçici ve çok eşli oldugu görülür. Çogu toplumda da babanın rolü bilinmez.
* * * * Tam tersi iklim biçiminde aynı şekilde yaşayan bir toplum daha vardır ki bunlar son derece sıkı giyinirler. İnuit ( insan ) diye kendini adlandıran bu Eskimo toplumlarında da misafire karısını vermek en büyük geleneklerden biriydi. Burada da kadının çok eşliligi vardı. Bu biraz da avcı toplumu olmaktan kaynaklanan ve tüm zorlu avcılarda geçerli olan bir evlilik biçimiydi. Kadının çok eşliligi .
* * * * *Bu toplumların tümünde ortak olan bir özellik daha vardı ki o da tanrının olmayışı idi. Büyük ruhlar ya da totem atalar mevcuttu henüz. Ancak üretim biçiminin kıskançlık diye bir şeye, kadına yönelik kıskançlık diye bir şeye henüz izin vermedigi, daha dogrusu yol açmadıgını söyleyebiliriz.
* * * * * O halde kadının gerek kapanmasına, ya da bir mal haline getirilmesine yol açan şartları daha ilerlerde tarımda ve onun sonucu toprakların yani üretim araçlarının özel mülkiyet haline getirilmesiyle ortaya çıkan sınıflar olgusunda aramamız gerekiyor. Bunları şu anda açmayı gereksiz buluyorum ancak mayo reklamları konusunda iki şeye dikkat çekmek istiyorum.
* * * * * *Kadını kapatan anlayış feodal bir anlayıştır, dinsel temel ile bire bir örtüşmesi kaçınılmazdır. Kadını sıradan bir köle durumuna düşürür. Ancak bunun karşısında savunulmak istenen kadın bedeninin bir cinsel obje olarak kullanılarak , alınır satılır bir meta haline dönüştüren teşhir mantıgı da tamamen kapitalizmin bir ürünüdür ve öz itibarıyla kapatma anlayışından hiç bir şekilde ayrı düşünülemez. İkisinde de kadının adı yoktur. Birinde sarıp sarmalanıp, saklanmıştır ve bir efendinizi sayısız hareminden biridir. Digerinde ise pek çok erkegin alınıp satımına açılmış bir mal olarak pazara sürülmüştür. Burada ilkte yapılanın tam tersi yapılmakta ama ana mantalite gene degişmemektedir. İkincisinde de kadının adı yoktur.
* * * * * * *Kadın açılmakla ya da kapanmakla özgürleşmez. Ama kadının açılmasının ekonomik sistem olarak daha ileri temellere oturdugundan yekdigerine nazaran daha ilerici bir aşama oldugunu düşünebiliriz. Ancak her iki sistemde de kadının meta olma özellikleri degişmemiştir ve kadının kendi tercihi degildir.
* * * * * *saygılarımla