PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Duygular neden sönüyor?


Barlas
26-02-2018, 21:59
Bir kadından hoşlandın... Kadın da senden... Yakınlaşmaya başlıyorsunuz... Elini tutmalar, öpüşmeler, saçını okşamalar, elleşmeler falan filan işte... Olağanüstü duygular hissediyorsun bu anlarda...

Sonra? Pompa olayı başlıyor bir süre sonra.

Her pompalamada, o olağanüstü duygular yavaş yavaş sönmeye başlıyor.

Ve sonra öyle bir an geliyor ki, o kadının g*tünü tuttuğunda, kendi g*tünü tutmuş gibi oluyorsun artık...

Neden böyle oluyor?

tonyukukcuk
26-02-2018, 22:52
Doyum noktasına ulaşmaktan bazen sadece huzur yeterli insan için...

Leonardo
27-02-2018, 00:35
- Basit ilişkilerden hoşlanıyorsundur.


Büyük şehirde yaşıyorsan, farklı farklı partnerlerle olmayı dene :)

kartopu
27-02-2018, 09:10
Doğada tek eşliler de çok eşlilerde mevcut İnsanlarda doğanın bir varlığı ise onlarında tek eşlisi çok eşlisi olacaktır birinin doğru diğerinin yanlış diye bir şeyi yok. Kim nasıl mutluluk bulacaksa öyle yaşasın.
Ama hukuk un olduğu da unutulmamlı.

Özgürlükler başkasının esaretine dönüşmemeli.

Dijwar
27-02-2018, 10:17
Üniversite yıllarında öğrenci iken, genelevlere giderdim. Çok sık giderdim. 4-5 yıllık üniversite hayatımda, 3-4 günde 1 geneleve giderdim. Yüzlerce kadınla beraber oldum. Babamın verdiği harçlıklardan tutta, burs paralarım bile oraya giderdi.
Boğaziçinde çift anadal yapıyordum ve başarılı öğrenci olduğum için birkaç yerden burs alıyordum. Ama babamın verdiği harçlıklar bir yana, burs paralarım bile geneleve giderdi ve bazen ay sonunu arkadaşlardan borç alarak geçirirdim.

Sonra iş güç sahibi olup iyi para kazanınca, güzel, iyi eğitimli,zengin kadınlarla da takılmaya başladım ama hiçbirisine aşık olamadım.

Benim aşık olamama nedenim, sanırım cinselliğe para ile başlamış olmam. Yanlış yerden başladım ve kadını hep cinsel meta olarak gördüm. Sonradan toparlamak için çok uğraştım ama çok zorlandım, zorlanıyorum.

Aşık olduğum kadınla cinsellik yaşayamıyorum, cinsellik yaşadığım kadına da aşık olamıyorum. Belki de iyi bir psikiyatriste gidip bunun tedavisini olmalıyım. Çünkü, insani bir tavır değil benim ki. Bundan rahatsızım.

Natan
27-02-2018, 10:50
Bir kadından hoşlandın... Kadın da senden... Yakınlaşmaya başlıyorsunuz... Elini tutmalar, öpüşmeler, saçını okşamalar, elleşmeler falan filan işte... Olağanüstü duygular hissediyorsun bu anlarda...

Sonra? Pompa olayı başlıyor bir süre sonra.

Her pompalamada, o olağanüstü duygular yavaş yavaş sönmeye başlıyor.

Ve sonra öyle bir an geliyor ki, o kadının g*tünü tuttuğunda, kendi g*tünü tutmuş gibi oluyorsun artık...

Neden böyle oluyor?

Duygular da hemen hemen diger seyler gibi degisir. Sonucta duygularin kokeni, bedenini olusturan yapinin parca butun iliskisi. Hormonlarinin esiri olarak hareket etmekte ve genlerimize hizmet etmekteyiz. Dolayisiyla ne bekliyordun ki? Belirli bir sure hergun ayni yemegi yer, ayni icecegi icer, ayni seyleri giyinip otomatige baglarsan bir sure sonra doyum saglayacaksin.

Karsi tarafin gotunun senin gotunden farki yok bir yerde. Cok sey bekleme. Al karsina, otur, konus, tartis, yaz, ciz, sevis ve duygu durumunun degisimini olagan karsila....Boylesi daha hayirli olur.

Aklima gelmisken, bilgi arayisi da aslinda doyumla ilgili. Belirli kaliplardan kurtulan zihin, isyan etmek, daha once soyleyemediklerini deklare etmek ister. Yeni yeni seyler arar. Mesela Ateizm, teizm, deizm gibi..Pek cok kez farkedilmese de, varilan her durak bir sonrakini beklemek icin bir mola, dinlenme yeridir. Gidecegin yeri buldun sanirsin, sonra bir bakmissin, farkli bir duraga yonelmissin.

Peki neden?

Bunu da sikilmaya, en basit soylem ile duygudurumunun degisimine mi baglamaliyiz sence? Bunun altinda yatan sey, bence, bazi insanlarin cevabi degil de sorulari onem derecesinde oncelikli kilmasidir. Saglikli olan zihinsel etkinlik de budur. Diger yandan tika basa yedikten sonra onundeki yemegi arzulamiyorsun. Arzular oldu mu?

Hi?

Arzular olmedi, sadece o an icin doyum sagladin. Belirli bir sure uzak kaldiginda mana buldugun o gote hasret kalacaksin:sad:

Bunu sadece ben demiyorum. Gozunu acip bakan herkes gorebilir. Çernışevkiy'in, Sanatin Gerceklikle Estetik İliskileri adli kitabinda da arzu-doyum-guzel ve estetik uzerine benzer bir anlatim soz konusu.

Tam olarak ayni seyden bahsetmesek de dikkate deger oldugundan alintilamak istiyorum :

Estetik duygusu, her sağlıklı duygu gibi, her gerçek gereksinim gibi, ciddiyetle yakınmaktan çok, doyuma ulaşmak yönünde büyük bir arzu taşır içinde. Bu duygu, doğası gereği, doyuma ulaşarak hoşnut kılınmış olur –iyi kötü bir ilk nesneyle doyuma ulaşmaya hazır olduğundan, YIYECEK YOKLUGUNDA MUTSUZ oluyor.


Spinoza ise Etika'da iliskiden cok daha net bir ayrima isaret etmisti. kisaca ekleyeyim, dileyen acip bakabilir.. ;

Bundan sonra iştah ile arzu arasındaki biricik fark şudur ki, arzu genel olarak kendi iştahının içten bilgisine sahip olması dolayısıyla insana çevrilir. Bunun için şu suretle tanımlanabilir: Arzu, hem bir iştahtır hem de bu iştahın şuuruna sahip olmaktır.

Senin, got ve oynasma macerana bu acidan bakabilirsin.

Bu arada, kadinin bir obje olarak gorulmesi de bu baglamda degerlendirilir.

RollingStones
27-02-2018, 16:15
Bir kadından hoşlandın... Kadın da senden... Yakınlaşmaya başlıyorsunuz... Elini tutmalar, öpüşmeler, saçını okşamalar, elleşmeler falan filan işte... Olağanüstü duygular hissediyorsun bu anlarda...

Sonra? Pompa olayı başlıyor bir süre sonra.

Her pompalamada, o olağanüstü duygular yavaş yavaş sönmeye başlıyor.

Ve sonra öyle bir an geliyor ki, o kadının g*tünü tuttuğunda, kendi g*tünü tutmuş gibi oluyorsun artık...

Neden böyle oluyor?

Çünkü elde etmişsindir artık.
Halbuki Yunus ne güzel söylemiş;

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni…

bilgivehis
27-02-2018, 22:47
Bir kadından hoşlandın... Kadın da senden... Yakınlaşmaya başlıyorsunuz... Elini tutmalar, öpüşmeler, saçını okşamalar, elleşmeler falan filan işte... Olağanüstü duygular hissediyorsun bu anlarda...

Sonra? Pompa olayı başlıyor bir süre sonra.

Her pompalamada, o olağanüstü duygular yavaş yavaş sönmeye başlıyor.

Ve sonra öyle bir an geliyor ki, o kadının g*tünü tuttuğunda, kendi g*tünü tutmuş gibi oluyorsun artık...

Neden böyle oluyor?

Aslında cevap da sorduğun sorunun içinde.
En başta zaten duygu yok, senin duygu dediğin ihtiyacı giderme refleksinden başka bir şey değil, açlık giderilince istek de azalır, gayet doğaldır.

Peki duygu denen şey nedir, nerede ortaya çıkar?
Belki de sorman gereken soru bu olabilir.
Bu soruya en iyi cevabı bana göre sevgili Felâsife verir ama ben de kendimce bir şeyler mırıldanayım.
Kadını seks dışında ve ona değer verilecek daha başka özellikler olduğunu düşünüyorsan, düşünebiliyorsan o bir duygudur.
Aynısı diğer insanlar, hayvanlar, bitkiler herhangi bir canlı-cansız için de geçerli.
Kimisi bu duygu denen şeyi olduğundan fazla yüceltir, onu ulu, ulaşılmaz büyük bir tanrıça, ilahi aşk zaneder.
Kimisi de mutluluğun ancak duyguları yüceltmeyle mümkün olacağını zaneder.
Oysa her ikisi de insan zaafından başka bir şey değildir.
Bana göre en iyi duygu dengeli duygudur, ne küçümseyeceksin ne de yücelteceksin, ne kadar duygulanması gerekiyorsa duygunu da o kadar yönlendireceksin.
Peki ne kadar duygulanması gerektiğini nasıl bulacağız, bunun bilinen bir ölçümü var mı?
Bana göre bunun ölçümü var, duyguyu kendine, çevrene zarar verme noktasına getirmemek ve duygunu kontrol sayesinde mutlu olmak bir ölçüdür...

kartopu
28-02-2018, 10:32
Kadın Toprak Erkek tohum ikisi bir araya geldiğinde yeni hayatlar yeşerir.. Son günlerde genleriyle oynanan tohumlar çoğaldı gerçek ortadan kalktı benzeri geldi. Tohum yerine labratuarlarda üretilen nesneler Toprak yerine seralarda ki üretim biçimleri.

İşte benzerler de sevgiyi aşk ı ortadan kaldırdı. Aşk yoksa her şey bir plan dahilinde ortaya çıkar ve raf ömrü geçicidir.
Günümüzde kadın erkek ilişkileri de bir plan dahilinde işliyor ne kadar aşkım sözü ortalarda geziniyorsa aşk o kadar değersizleşiyor aşk yerini maddi yani paraya bırakmış durumda. İnsanlar arasındaki ölçü para oldu aşkta alınıp satılan bir met,a .
Zaman insan yerine reklam veya birileri tarafından planlanmış robotlara dönüştürdü.

Bu çağda her şey bir plan ürünü bu planda insanın kendine yaptığı plan değil firmaların şirketlerin reklamların bankaların yaptığı plandır.
Bu yaşadığımız dünyada bize reva görülen hayatı yaşıyoruz. Kendimize ait bir şey kalmadı .
O zaman kadın ve erkek nasıl olacak nasıl büyüyecek nasıl yaşayacak bunu biz değil bizi var eden güçler belirliyor.

spartacus
28-02-2018, 12:43
Ulaşma isteği başka, elde etme başkadır.

Kazandığında, arama, ulaşma istemini kaybedersin ve istemin değerini de. Tüm değer, ulaşmaya, elde etmeye verildiğinde, ulaşılan, ulaşıldığında kaybedilmiştir ve bu bir yanılgıdır. Böylece kazandığında -haksızlık da ederek- kaybedersin.

Yine de ulaşılana verilen değerle, ulaşma isteminin değeri, toplanır. böylece elde edilene verilen değerle, elde edilmek istenene verilen değerin yükü farklıdır ve birbiriyle toplanır, elde edildiği koşulda, ulaşma istemi, çıkartılır. Elde etme isteminin değerini ise koşullar belirler. Elde edilmek istenene, ulaşma sürecinde verilen değerin, koşullarca da belirlenmişliği, o şeyin gerçek değeri değildir, gerçek değer elde edildiğinde anlam kazanandır ve bedel edinime dairdir ve kişi edindiğine, elde etme değerini, bedelini yüklemişse, elde ettiğinde kaybeder(böylesi, kazandığında kaybeder).

Karanlıktan aydınlığa
28-02-2018, 13:31
hedefe ulaştığında heyecan son bulur ve zevk sıradanlaşır..bir tür ceza...

Leonardo
28-02-2018, 14:23
Ulaşma isteği başka, elde etme başkadır.

Kazandığında, arama, ulaşma istemini kaybedersin ve istemin değerini de. Tüm değer, ulaşmaya, elde etmeye verildiğinde, ulaşılan, ulaşıldığında kaybedilmiştir ve bu bir yanılgıdır. Böylece kazandığında -haksızlık da ederek- kaybedersin.

Yine de ulaşılana verilen değerle, ulaşma isteminin değeri, toplanır. böylece elde edilene verilen değerle, elde edilmek istenene verilen değerin yükü farklıdır ve birbiriyle toplanır, elde edildiği koşulda, ulaşma istemi, çıkartılır. Elde etme isteminin değerini ise koşullar belirler. Elde edilmek istenene, ulaşma sürecinde verilen değerin, koşullarca da belirlenmişliği, o şeyin gerçek değeri değildir, gerçek değer elde edildiğinde anlam kazanandır ve bedel edinime dairdir ve kişi edindiğine, elde etme değerini, bedelini yüklemişse, elde ettiğinde kaybeder(böylesi, kazandığında kaybeder).


- Yanlış anlaşılmasın. tarafların işi bilmiyor olmaları da mümkün :)