PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mem (meme) ile sisteme verimli insan imalatı mümkün mü?


Şüpheci Dinsiz
11-05-2018, 23:30
Olayları tarafsız değerlendirme yetisine sahip olan insanların özellikle son günlerde toplumdaki bireylerin bazı hallerine şaşkınlıkla bakakaldıkları malum. İnsanın bilişsel evrimi, adeta çıkmamacasına bataklığa saplanmış gibi gözüküyor. "Mektep cehaleti alır eşeklik baki kalır", "bu kadar cehalet ancak okumakla mümkün" gibi atasözleri öne çıkarak -biraz da aşağılayarak- eğitimin yararını sorgulatır olmuş.

İnsanların çok çok büyük çoğunluğu artık fikrini değiştirmiyor, yanlış düşünce-eylemlerinden geri adım atmıyor. Durum yalnızca Türkiye'de değil, tüm Dünya'da böyle.

İlk bakışta "kötü" olduğu için, "çıkarı olduğu için", "şerefsiz olduğu için", "aptal-cahil olduğu için" zarar veren bir fikri-eylemi savunuyormuş gibi görünse ve tepki çekse de, acaba bu tutumunun başka sebepleri de olabilir mi diye üzerinde tartışalım istedim.

Mem (https://en.wikipedia.org/wiki/Meme) (meme), ilk kez Richard Dawkins'in 1976'da yayınladığı The Selfish Gene -> Gen Bencildir kitabında dile getirilen bir kavram. Richard Dawkins, tıpkı biyolojik özelliklerin gen ile nesilden nesile aktarılması gibi, kültürlerin düşüncelerin, düşünce kalıplarının da nesilden nesile aktarılabildiğini öne sürmüş ve buna gen sözcüğüne atıfla mem (https://evrimagaci.org/article/tr/mem-ve-memetik-nedir) adını vermiş. Bu görüş bilim insanlarınca kabul görmüş, henüz kimliği-kapsamı-araştırma alanı-bulguları tam oturmamış olsa da memetics (https://en.wikipedia.org/wiki/Memetics) (memetik) adlı yeni bir bilim başlığı açılmasına sebep olmuştur.

İnsanların düşüncelerinin, düşünce kalıplarının, düşünce şekillerinin çevredeki olaylardan, tarihten, kültürden etkilendiği tartışılmayan bir gerçektir. Memetik biliminin konusu, bunun nasıl olduğudur.

Aşağıdaki kitap bu konu üzerine yazılmış, İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) tarafından Türkçe'ye çevrilmeye layık görülmüştür. Ne var ki, içinde bilimsel pek az şey bulunan, oldukça ham olan bir kuram (ki bence değil) öne sürmektedir. Yine de genel çerçevenin anlaşılması bakımından okunması faydalı olabilir.

Memetik Evrim - Nasıl düşündüğümüz üzerine yeni bir kuram - Robert Aunger
http://web.itu.edu.tr/kcankocak/docs/ek_okumalar/Aunger_memetik_evrim-1-65.pdf

Dediğim gibi, mem ve memetik, henüz bir ayağını bilimsel bulgulara basabilmiş değil, şimdilik yalnızca sosyo-psikolojik olgularla bağlantı kurabiliyor. Nörobilim (sinirbilim) ilerledikçe biraz daha bilimsel kuramlar ortaya çıkacaktır diye umut ediyorum.

Aslında benim bununla ilgili bir düşüncem var. Birazdan anlatacağım.

--/--

Matematik semboller, alfabe, işlemler, dil, trafik ışıkları-sembolleri-kuralları hepsi birer mem'dir. Doğduğumuzda bunları bilmeyiz, çevremizden öğreniriz, kullanırız, bizden sonrakilere öğretiriz, böylece toplumsal bir semboloji kültürü oluşturur, aynı şeylerden aynı şeyleri anlar, anlatır hale geliriz (gerçekten bu hale gelir miyiz?).

Dinler, ideolojiler, milliyet, ırk, ahlak-etik kuralları, hukuk-adalet kavramları da birer mem'dir. Hukuk-aklak-etik gibi bazı mem'ler dönemin ihtiyaçlarına göre güncellenir, toplumsal kabul görürse bir sonraki nesle de öyle aktarılır. Din gibi bazı mem'ler -toplumun geniş kesimlerince değişmemesi için şiddetli dirençle karşılaştığı için- değişmezler.

Hem toplumun, hem de birey olarak insanın genel eğilimi değişimlere direnç gösterme şeklinde. İnsan, bencil biyolojik yapısı sebebiyle zor güvenen bir yapıya sahip. "Eldeki bir kuş, teldeki üç kuştan iyidir" diyerek alıştığı-kanıksadığı sistemi, ne olacağını bilmediği yeni sisteme tercih ediyor. Çünkü yeni sistemde zarar görebileceği ihtimali kaygıya sebep oluyor. Ne olursa olsun hayatta kalma, zarar görmeme güdüsü onu muhafazakarlığa itiyor. Bu yüzden ilk tepkisi değişime direnç göstermek şeklinde oluyor. Genetik ve memetik çeşitliliğin bir sonucu ise, çok azınlık bile olsa değişimi isteyenlerin var olması. Bunun, insanlık tarihine devrimciler ve muhafazakarların mücadelesi ve muhafazakarların devrimcilere şiddet uygulaması olarak yansıdığını görebiliyoruz.

Mem'lerin hayatımızdaki etkisi düşündüğümüzden çok daha fazla olabilir. Size abartılı bir tespitmiş gibi gelebilir, ama muhafazakarların mevcut toplumsal mem'lerin etkisinde kalarak imal edilmiş insanlar(beyinler) olduğunu düşünüyorum. İnsan biyolojik olarak kusurlu bir organizma, bu kusuru onun kolayca sürü haline gelmesine sebep oluyor. Bu düşüncemi biraz açayım.

Bildiğiniz gibi bilgi beyindeki nöron adlı sinir hücrelerine kayıt ediliyor. Bilgiler arasındaki bağlantı ise sinaps adı verilen hücrelerle sağlanıyor. Yağ-domates-yumurta-biber birer bilgi, her biri kokusuyla-tadıyla-görünüşüyle ayrı duyu merkezlerindeki ayrı nöronlara kaydoluyor. Menemen ayrı bir bilgi, o da kokusuyla-tadıyla-görünüşüyle ayrı duyu merkezlerindeki ayrı nöronlara kaydoluyor. Menemen ile yağ-domates-yumurta-biber bağlantısı ise bu nöronlar arasında kurulan sinaps adı verilen köprülerle kuruluyor. Beynimizde kabaca böyle bir bilgi depolama-ilişkilendirme kurgusu var.

Bu üç maddeden menemen yapan birine "neden soğan katmıyorsun?" dense, ilk tepkisi "ne soğanı be!" olur. Soğanlı menemen yapan birine de "neden soğan katıyorsun?" dense, ilk tepkisi "soğan olmadan olur mu be!" olur. Zararsız da olsa muhafazakarlık yapmasının nedeni beynin değişime (belirsizlikten-zarar görmekten korkma, kaygı duyma sebebiyle) gösterdiği dirençtir.

Beynin yapısıyla devam edelim. Doğduğumuzda belirli sayıda nöron ile doğarız, öğrendikçe var olan nöronlara kayıt yaparız, bilgiler arasında ilişkiler kurdukça sinapslar üretiriz. Bilgiler arasında kurduğumuz ilişkilerin yanlış olduğunu öğrenince ilgili sinaps'a ek olur, yeni durumu karşılayan sinaps üretilir, eski yanlışı tekrar duyduğumuzda, yanlış olduğunun bilincinde ve doğrusuyla birlikte hatırlarız. Beyne zarar vermeden çok ayrıntılı bir haritası çıkarılabilse, yeni bir bilgiyi öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu, öğrenilmiş bilginin başka bilgilerle ilişkisini öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu, iki bilgi arasındaki ilişkinin hatalı olduğunu öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu. Yani öğrendiğimiz bilgi ve bu bilginin diğer bilgilerle olan ilişkisi beynimize fiziksel farklılıklar olarak yansıyor. Bir anlamda beynimiz organizmamız tarafından imal ediliyor. Kendimizi bilgi edinmeye zorlarsak, vücudumuz nöron-sinaps üretiyor. Ortalama bir insanda 100 milyar nöron ve 500-600 milyar sinaps olduğu düşünülüyor. Yapılan incelemelerde çok okuyan kişilerde bu sayının 200 milyar nöron ile 1 trilyon sinapsa eriştiği söyleniyor.

Bu başlığın konusu ise şu:
1- Toplumdaki yerleşik mem'ler bireylerin beyinlerini imal mi ediyor? Bireyler özgür mü, yoksa bu forumda çokça dile getirdiğimiz gibi birer zombi, robot, mankurt mu?

2- Farkında olarak veya olmayarak ideolojiler, ideolojileri temsil eden gruplar insanların beyinlerini kendi çıkarları doğrultusunda imal mi ediyorlar?

3- Dunning-Kruger (https://en.wikipedia.org/wiki/Dunning–Kruger_effect) sendromunu okuyun. (Türkçe ve forumdan (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37764))

Dunning-Kruger etkisi (https://tr.wikipedia.org/wiki/Dunning-Kruger_etkisi)

Dunning-Kruger etkisi

Dunning-Kruger etkisi ya da Dunning-Kruger sendromu, Cornell Üniversitesi'nin iki psikoloğu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir.

Dunning-Kruger
Bu varsayımda iki bilim insanı, Türkçede "cahil cesareti" ile benzer "Yetkin olmayan insanlar, vardıkları yanlış sonuçlar ve talihsiz seçimlerin yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip değillerdir." görüşünü savunmaktadır.

Varsayım

Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler.
Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler.
Yetkin olmayan insanlar kendilerindeki yetersizliğin boyutunu görememektedirler.
Eğer bu yetkin olmayan insanlar becerilerini geliştirmek üzere eğitilirlerse, geçmişteki eksikliklerini fark edip kabul etmektedirler.

Sonuç olarak insanlar, bir konu hakkında ne kadar az biliyorsa, o konu hakkındaki az olan bilgisi aslında ne kadar az bilgi sahibi olduğunu fark etmesini engellediği gibi, sanki konuyla ilgili her şeyi biliyormuşçasına bir özgüven kazandırmaktadır.


Destekleyen referans görüşler

"Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur." Charles Darwin
"Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır." Bertrand Russell



--/--

Maalesef bu konuda bırakın Türkçe kaynağı, Dünya'da da pek araştırma yok, neuroscience adı altında okuma yapıyorum. Bir şeyler okudukça devam edeceğim.

Konu önemli. Değerli katkılarınızı bekliyorum.

Sevgiler

Barlas
12-05-2018, 22:03
Ben tam anlayamadım herhalde sevgili Şüpheci Dinsiz.

Örneğin ben bildiğiniz gibi Türkçü'yüm, ATATÜRK'çüyüm. Yani bu mem teorisine göre benim bu özelliğimin bana ebeveynlerimden mi geçmiş olması gerekiyor?

Ahlaksız
12-05-2018, 23:45
Ben tam anlayamadım herhalde sevgili Şüpheci Dinsiz.

Örneğin ben bildiğiniz gibi Türkçü'yüm, ATATÜRK'çüyüm. Yani bu mem teorisine göre benim bu özelliğimin bana ebeveynlerimden mi geçmiş olması gerekiyor?
Barlas;seni Türk'çü,beni mankurt yapan şey,çevremizdir..Yani sen istediğin için Türk'çü değilsin,bende istediğim için mankurt olmadım..Seni ve beni,yani senin beynini ve benim beynimi yaratan,içinde bulunduğumuz toplumdur..Bu ''mem'' denilen şey işte..
Yani bir yandan ebeveynlerinden aldığın genler var,bir yandan da çevrenden aldığın kültür(mem) var..İkisi sonucunda sen ortaya çıkıyorsun..Aslında sen diye bir şey yok..''Ben şuyum'' demen anlamsız..Çünkü ben diyebileceğin bir şey yok..Genlerin sana ait değil,memlerin sana ait değil..Haliyle ben dediğin şey,sana ait değil:)
Buradan tabi ki özgür iradenin olmadığı sonucu çıkar..Bu kesin..%100..
Özgür irade yok,sende yoksun..Mevzu bu..:)

nizamname
25-05-2018, 14:10
MERHABA ŞÜPHECİ arkadaş:senin yazından çıkardığım sonuç şu
1:Bizi seçici konuma getiren anne ve babadan aldığımız genler
2:Çevremizin ve diğer toplumların bize öğretileri
Biz bunlar sonucunda birer yönetilen oluyoruz beynimiz yüzde yüz özgür değil istediği gibi düşünüp hareket edemiyor sanırım bunu demek istiyorsunuz.
Bir bakıma doğru bu teorin ama eksik şöyleki
genler insan beyninin oluşumunda düşünsel yapıya pek etki etmez eğer etki etseidi bir alimin evladı bir zalim olmazdı
Dinine sıkı sıkıya bağlı bir müslüman ailenin çocuğu haram yiyen yada tecavüzcü olmazdı
bu şekil insanlar mutlaka cevremizde vardır aile si ve evveliyatında hiç bir yanlış ve kötü eylem olmayan insan bir suç makinasına dönüşebiliyor.
yani bu işn genlerle pek alakası yok hem öyle olsa akıllı bireylerin çoçukları neden zeka özürlü doğsunki yada zeka özürlü bireylerin çocukları dahi
gelelim çevreye evet çevre insan üzerinde çok büyük etkilere sahiptir.bulunduğun ortamın yaşamsal kurallarını belirler bir bakıma
Ozamanda şu akla gelebilir iran yada arapistan gibi yada kore gibi katı kuralları olan bir ülkede insanlar nasıl oluyorda suça meyledebiliyor yani bu gün iranda tecavüzün cezası idam yada recm (taşlanarak öldürülme) iken nasıl oluyorda oradaki insanların bazıları
bu işe teşebbüs edebiliyor
BENCE bu işin ana nedeni insanların sahip oldukları beyni tam kapasiteyle kullanamıyor olması yani akıl ve mantığı aynı anda kullanamıyor olmasıdır.
akıl her şeyi düşünür ve tasarlar ama mantık bunu eler ve doğru yada yanlış olarak sınıflandırır vebu devam eder iyi kötü güzel çirkin gibi
mesela tek yumurta ikizi iki kardeş aynı resme bakarken yada aynı müziği dinlerken farklı duygular yada davranışlar sergilerler.
bunun sebebi ikisininde beyideki his duygularının farklı çalışmasıdır.
insan düşünen araştıran okuyan ve öğrenen bir varlık olarak kendi doğrularını belirleyebilir
senin dediğin sistemle ancak hayvanlar yetiştirilir ve eğitilebilir.
bunu biyoloji ile sağlamanda zor gibi
not : bir ağaçtan hem çeç küreği çıkar hem bok küreği diye bir ata sözü vardır. yani türkcesi aynı anne ve babadan olan iki ikiz kardeşten biri iyi ve dürüst bir insan olurken diğeri kötü ve sapkın bir insan olabilir bunun genlerle bir ilgisi yok sadece düşünce ve mantıksal bir olay
SAYGILAR..

ilahimasal
25-05-2018, 16:10
8 bir alimin evladı bir zalim olmazdı
Dinine sıkı sıkıya bağlı bir müslüman ailenin çocuğu haram yiyen yada tecavüzcü olmazdı


islam ve islam alimleri tecavüzcüdür diyebiliriz..

Sebebide allah diye iddia ettikleri , elçisi oldugu iddia edilen ve kutsal dedikleri kitapları.

Ahlaksız
25-05-2018, 20:04
nizamname;gen tüm yaşamınıza etki eder ama gen herşey demek değildir..Şöyle..

İki kardeş var..Biri bir çok cinayet işlemiş ve müebbet almış,diğeri normal bir hayat sürüyor..Bilim adamları bu iki kardeşin beynini inceliyorlar ve ikisinin de beyni şiddete meyilli..Yani genetik bir durum..Şiddete meyilli olmayan kişiyi inceliyorlar..Bu kişi çocukluğunu normal bir şekilde geçirmiş..Buna MEM deniyor işte..Bu yüzden genetik olarak şiddete meyilli olmasına rağmen,mem denilen şey,yani çevreden aldıkları düzgün olduğu için,mutlu bir çocukluk geçirdiği için,şiddetten uzak bir hayat sürüyor..Diğeri hem genetik olarak kusurlu,hem de kötü bir çocukluk geçirdiği için şiddetten uzak duramamış..Bu kişiye soruyorlar;seni dışarı çıkarsak yine insanları öldürür müsün diye,evet öldürürüm ve bundan rahatsızlıkta duymam diyor..
Buradan çıkan sonuç şu;gen çok önemli ama mem de çok önemli..Hem genetik olarak,hem memetik olarak normalseniz,normal birisi oluyorsunuz..Bunlardan biri anormalse,siz de içinde yaşadığınız topluma ayak uydurmakta zorlanıyorsunuz..
Buradan devam edin işte..
İmamın oğlu p.zevenk olur mu?Olur..P.zevenkin oğlu imam olur mu?Olur..Hayatın tuhaflığı da burda zaten..

Bu arada beynimizi tam kapasite kullanıyoruz..Bu kesin..Film senaryolarını(Lucy) gerçek sanmayın..

Dijwar
25-05-2018, 23:52
Genetik denince neden anne baba anlaşılır ki, onu anlamıyorum.

nizamname
26-05-2018, 00:13
FABULA insan olmanın din ile çok bir alakası yok o biraz kişilik ve akli melekelerini doğru kullanmayla ilgili bir şey
pek tabii bir alimin evladı bir zalim olabilir öyle olmasa mevlana hazretlerinin oğlu babasının en sadık dostunu öldürmezdi.
her şeyi dine bağlaman ve hakaret dolu içerikler yazman yanlış.
AHLAK _ SIZ arkadaşım öncelikle sana olan saygımdan bu ayrımı yaptım rumuz undan da anlaşıldığı gibi ahlak aile ve çevrede kazanılır .
Ancak insan olmak farklı bir meziyettir kişi akıl ve mantığını aynı anda doğru olarak kullanırsa ve akli selim bir insansa yanlışa düşmez bu kişi hangi dinden olursa olsun okumak yada çok şey bilmek kişiyi insan yapmaz
İNSAN:bulunduğu ortamı ve çevreyi akıl ve mantığını kullanarak güzelleştiren elinden dilinden ve yaptığı işlerden hiç bir canlı ve cansız varlığın incinmediği kimsedir.benim gözümde
bunun için genlerin yada çevrenin çok etkisi olmaz
Şöyle düşün bir gurup arkadaş var ve hepsi sigara ve alkol içiyor ama aralarında biri ikisini de kullanmıyor ve aynı çevrede beraber büyümüşler.
yukarıda verdiğiniz örnek kişinin psikolojik sorunları olduğunu gösterir bu bir rahatsızlıktır.
İnsan ne zamanki benlik sevdasına düşmüştür işte o zaman insanlığını kaybetmiştir
SAYGILAR.....

ilahimasal
26-05-2018, 01:25
FABULA insan olmanın din ile çok bir alakası yok o biraz kişilik ve akli melekelerini doğru kullanmayla ilgili bir şey
pek tabii bir alimin evladı bir zalim olabilir öyle olmasa mevlana hazretlerinin oğlu babasının en sadık dostunu öldürmezdi.
her şeyi dine bağlaman ve hakaret dolu içerikler yazman yanlış.....

Nizam

Hakaret falan etmedim. Hüsnü kuruntun.

Alimden zalim doğar diyorsun ya ! Bende alim dediğinin kendisi ZALİM olur diyorum

Alime zalimliği inancın gereği yakıştıramıyorsun


Müslüman ailenin çocuğu tecavuzcü olur diyorsun ya ! Bende diyorum ki , müslüman aile tecavüzcü olur diyorum

Müslüman aileye , inancın gereği yakıştıramıyorsun .


Öyle bir kafa yapınız var ki ! Müslümanlıktan çıkan herkes kötü olur algısı yayıyorsunuz . Tam tersi müslüman kalırsan kötü oluyorsun tepkisi alırsın.

Hakaret ettin diyorsun ya o cümleme !

Iyi oku burayı.

Senin peygamberin Alim ya ! Zalimliğin daniskasını yapmış ! Kendi inancına tabi olmayan binlerce insanı ÖLDÜRMÜŞ , öldürtmüş .

Yalansa yalan de !!!! Sakın ha Allah böyle enir etti deme !!!! Din bunu gerektiriyordu deme !!!! Kitapta mesruiyeti bildirilmişti deme !!

Yalansa yalan de .


Başka örnekler vermiyorum


Bırak şu müslüman iyidir , temizdir , hoştur mavallarını.


Ben şöyle diyorum ;

İnsan hayvanla aynı yerden türediği için , ideolojisi , inancı ne olursa olsun kötülük yapar. Bu kötülük içinde an , zaman durumu yoktur.

Hayvan sever bir ateist sokakra gördüğü bir köpeği beslemek ve bakmak için yanına alıp ertesi gün hiç hazetmediği bir insanı görüp onun üzerine saldırtıp zarar verebilir.

Bu durum islamcı şuncu buncu herkes için geçerlidir.

Öyle ki bazı insanlarda var , o insana ne kötülük yaparsan yap dönüp sana karşılık vermez.hattaa , o kötülüğe karşı iyilik dahi yapar.

Senin dar pencerenden baktığın gibi deildir dunya....müslümanlar bir melektir !!!! DEGILDIR.


Biraz kendinize gelin be ?

Her eleştiriye hakaret diye çıkışıyorsunuz!


İnsanlar hayvan kökenli olduğu için ne zaman ne yapacakları bilinemez.

Bu gün iyilik
Yarın kötülük yapabilirler.

Öyle ki kendilerine bile !

Ahlaksız
26-05-2018, 12:27
Dijwar;genler,ebeveynden gelir..Bizi var eden şey,anne ve babamızın genleridir..

nizamname;ahlak diye bir şey yoktur..Bu var olmayan şey üzerinden,''çevremizden ahlakı alırız'' tarzında cümleler kurmaya gerek yok..
Siz konuya dini açıdan baktığınız için,çok farklı düşünüyorsunuz..

Bir önceki mesajımda belirttiğim gibi,bilimsel olarak bazı şeyleri yapamazsınız veya bazı şeyleri yapmaktan vazgeçemezsiniz..Bu bakımdan sizin dediğiniz gibi,kendimize çekidüzen verip,ahlaklı bir insan olamayız..Böyle bir şey yok..

Genleriniz iyi değil,hayatınızın ilk 6-7 yılı,yani çocukluğunuz da iyi geçmedi ise;istediğinizi yapamazsınız..Sizi hayat bir yere sürükler ve orada sürüklenip kalırsınız..

''Aklımız var,mantığımız var,kendimizi düzeltelim,iyi insan olalım'' lafları bilimsel/rasyonel değil,tamamen ideolojik/dini laflardır..

Sizin bu düşünce tarzınız Mutezile'ye aittir..Mutezile,özgür iradenin varlığını savunur..Kişinin kendi kendini düzeltebileceğine inanır..Bunu savunma nedenleri de,kendilerine göre ''külli irade'' kavramının Allah'ı adaletsiz göstermesidir..Allah'ın adil olacağını,kişinin yediği haltlardan Allah'ın sorumlu tutulamayacağını söylerler..Yani iyiliği ve kötülüğü yapan,mutezileye göre insanın kendisidir..
Siz sünni değil misiniz?

Neva
12-06-2018, 04:41
Olayları tarafsız değerlendirme yetisine sahip olan insanların özellikle son günlerde toplumdaki bireylerin bazı hallerine şaşkınlıkla bakakaldıkları malum. İnsanın bilişsel evrimi, adeta çıkmamacasına bataklığa saplanmış gibi gözüküyor. "Mektep cehaleti alır eşeklik baki kalır", "bu kadar cehalet ancak okumakla mümkün" gibi atasözleri öne çıkarak -biraz da aşağılayarak- eğitimin yararını sorgulatır olmuş.

İnsanların çok çok büyük çoğunluğu artık fikrini değiştirmiyor, yanlış düşünce-eylemlerinden geri adım atmıyor. Durum yalnızca Türkiye'de değil, tüm Dünya'da böyle.

İlk bakışta "kötü" olduğu için, "çıkarı olduğu için", "şerefsiz olduğu için", "aptal-cahil olduğu için" zarar veren bir fikri-eylemi savunuyormuş gibi görünse ve tepki çekse de, acaba bu tutumunun başka sebepleri de olabilir mi diye üzerinde tartışalım istedim.

Mem (https://en.wikipedia.org/wiki/Meme) (meme), ilk kez Richard Dawkins'in 1976'da yayınladığı The Selfish Gene -> Gen Bencildir kitabında dile getirilen bir kavram. Richard Dawkins, tıpkı biyolojik özelliklerin gen ile nesilden nesile aktarılması gibi, kültürlerin düşüncelerin, düşünce kalıplarının da nesilden nesile aktarılabildiğini öne sürmüş ve buna gen sözcüğüne atıfla mem (https://evrimagaci.org/article/tr/mem-ve-memetik-nedir) adını vermiş. Bu görüş bilim insanlarınca kabul görmüş, henüz kimliği-kapsamı-araştırma alanı-bulguları tam oturmamış olsa da memetics (https://en.wikipedia.org/wiki/Memetics) (memetik) adlı yeni bir bilim başlığı açılmasına sebep olmuştur.

İnsanların düşüncelerinin, düşünce kalıplarının, düşünce şekillerinin çevredeki olaylardan, tarihten, kültürden etkilendiği tartışılmayan bir gerçektir. Memetik biliminin konusu, bunun nasıl olduğudur.

Aşağıdaki kitap bu konu üzerine yazılmış, İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) tarafından Türkçe'ye çevrilmeye layık görülmüştür. Ne var ki, içinde bilimsel pek az şey bulunan, oldukça ham olan bir kuram (ki bence değil) öne sürmektedir. Yine de genel çerçevenin anlaşılması bakımından okunması faydalı olabilir.

Memetik Evrim - Nasıl düşündüğümüz üzerine yeni bir kuram - Robert Aunger
http://web.itu.edu.tr/kcankocak/docs/ek_okumalar/Aunger_memetik_evrim-1-65.pdf

Dediğim gibi, mem ve memetik, henüz bir ayağını bilimsel bulgulara basabilmiş değil, şimdilik yalnızca sosyo-psikolojik olgularla bağlantı kurabiliyor. Nörobilim (sinirbilim) ilerledikçe biraz daha bilimsel kuramlar ortaya çıkacaktır diye umut ediyorum.

Aslında benim bununla ilgili bir düşüncem var. Birazdan anlatacağım.

--/--

Matematik semboller, alfabe, işlemler, dil, trafik ışıkları-sembolleri-kuralları hepsi birer mem'dir. Doğduğumuzda bunları bilmeyiz, çevremizden öğreniriz, kullanırız, bizden sonrakilere öğretiriz, böylece toplumsal bir semboloji kültürü oluşturur, aynı şeylerden aynı şeyleri anlar, anlatır hale geliriz (gerçekten bu hale gelir miyiz?).

Dinler, ideolojiler, milliyet, ırk, ahlak-etik kuralları, hukuk-adalet kavramları da birer mem'dir. Hukuk-aklak-etik gibi bazı mem'ler dönemin ihtiyaçlarına göre güncellenir, toplumsal kabul görürse bir sonraki nesle de öyle aktarılır. Din gibi bazı mem'ler -toplumun geniş kesimlerince değişmemesi için şiddetli dirençle karşılaştığı için- değişmezler.

Hem toplumun, hem de birey olarak insanın genel eğilimi değişimlere direnç gösterme şeklinde. İnsan, bencil biyolojik yapısı sebebiyle zor güvenen bir yapıya sahip. "Eldeki bir kuş, teldeki üç kuştan iyidir" diyerek alıştığı-kanıksadığı sistemi, ne olacağını bilmediği yeni sisteme tercih ediyor. Çünkü yeni sistemde zarar görebileceği ihtimali kaygıya sebep oluyor. Ne olursa olsun hayatta kalma, zarar görmeme güdüsü onu muhafazakarlığa itiyor. Bu yüzden ilk tepkisi değişime direnç göstermek şeklinde oluyor. Genetik ve memetik çeşitliliğin bir sonucu ise, çok azınlık bile olsa değişimi isteyenlerin var olması. Bunun, insanlık tarihine devrimciler ve muhafazakarların mücadelesi ve muhafazakarların devrimcilere şiddet uygulaması olarak yansıdığını görebiliyoruz.

Mem'lerin hayatımızdaki etkisi düşündüğümüzden çok daha fazla olabilir. Size abartılı bir tespitmiş gibi gelebilir, ama muhafazakarların mevcut toplumsal mem'lerin etkisinde kalarak imal edilmiş insanlar(beyinler) olduğunu düşünüyorum. İnsan biyolojik olarak kusurlu bir organizma, bu kusuru onun kolayca sürü haline gelmesine sebep oluyor. Bu düşüncemi biraz açayım.

Bildiğiniz gibi bilgi beyindeki nöron adlı sinir hücrelerine kayıt ediliyor. Bilgiler arasındaki bağlantı ise sinaps adı verilen hücrelerle sağlanıyor. Yağ-domates-yumurta-biber birer bilgi, her biri kokusuyla-tadıyla-görünüşüyle ayrı duyu merkezlerindeki ayrı nöronlara kaydoluyor. Menemen ayrı bir bilgi, o da kokusuyla-tadıyla-görünüşüyle ayrı duyu merkezlerindeki ayrı nöronlara kaydoluyor. Menemen ile yağ-domates-yumurta-biber bağlantısı ise bu nöronlar arasında kurulan sinaps adı verilen köprülerle kuruluyor. Beynimizde kabaca böyle bir bilgi depolama-ilişkilendirme kurgusu var.

Bu üç maddeden menemen yapan birine "neden soğan katmıyorsun?" dense, ilk tepkisi "ne soğanı be!" olur. Soğanlı menemen yapan birine de "neden soğan katıyorsun?" dense, ilk tepkisi "soğan olmadan olur mu be!" olur. Zararsız da olsa muhafazakarlık yapmasının nedeni beynin değişime (belirsizlikten-zarar görmekten korkma, kaygı duyma sebebiyle) gösterdiği dirençtir.

Beynin yapısıyla devam edelim. Doğduğumuzda belirli sayıda nöron ile doğarız, öğrendikçe var olan nöronlara kayıt yaparız, bilgiler arasında ilişkiler kurdukça sinapslar üretiriz. Bilgiler arasında kurduğumuz ilişkilerin yanlış olduğunu öğrenince ilgili sinaps'a ek olur, yeni durumu karşılayan sinaps üretilir, eski yanlışı tekrar duyduğumuzda, yanlış olduğunun bilincinde ve doğrusuyla birlikte hatırlarız. Beyne zarar vermeden çok ayrıntılı bir haritası çıkarılabilse, yeni bir bilgiyi öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu, öğrenilmiş bilginin başka bilgilerle ilişkisini öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu, iki bilgi arasındaki ilişkinin hatalı olduğunu öğrenmeden önceki ve sonraki haritası farklı olurdu. Yani öğrendiğimiz bilgi ve bu bilginin diğer bilgilerle olan ilişkisi beynimize fiziksel farklılıklar olarak yansıyor. Bir anlamda beynimiz organizmamız tarafından imal ediliyor. Kendimizi bilgi edinmeye zorlarsak, vücudumuz nöron-sinaps üretiyor. Ortalama bir insanda 100 milyar nöron ve 500-600 milyar sinaps olduğu düşünülüyor. Yapılan incelemelerde çok okuyan kişilerde bu sayının 200 milyar nöron ile 1 trilyon sinapsa eriştiği söyleniyor.

Bu başlığın konusu ise şu:
1- Toplumdaki yerleşik mem'ler bireylerin beyinlerini imal mi ediyor? Bireyler özgür mü, yoksa bu forumda çokça dile getirdiğimiz gibi birer zombi, robot, mankurt mu?

2- Farkında olarak veya olmayarak ideolojiler, ideolojileri temsil eden gruplar insanların beyinlerini kendi çıkarları doğrultusunda imal mi ediyorlar?

3- Dunning-Kruger (https://en.wikipedia.org/wiki/Dunning–Kruger_effect) sendromunu okuyun. (Türkçe ve forumdan (http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37764))

Dunning-Kruger etkisi (https://tr.wikipedia.org/wiki/Dunning-Kruger_etkisi)



--/--

Maalesef bu konuda bırakın Türkçe kaynağı, Dünya'da da pek araştırma yok, neuroscience adı altında okuma yapıyorum. Bir şeyler okudukça devam edeceğim.

Konu önemli. Değerli katkılarınızı bekliyorum.

Sevgiler

Sevgili Supheci Dinsiz,

Tesbitlerinde abartmamissin, buyuk oranda hakli tesbitler, ama bu bahsedilenlerin genel canlilarda mevcut bilissel kavrayisa iliskin catiski barindirdigini da gozden cikarmamak gerekiyor. Mevcut verili sisteme dair genel olarak dunyadaki tum toplumlarda, devaminda bireylerde de gozlemlenebiliyor.

Genetik coplukten aldiklarimiz ve sonradan edindigimiz memler her ne kadar belli bir gelisim surecine degin modellenmis olsa da, surec akisinda degisime ugrayabiliyor. Bireyler ozgur, degisime direnc gostermesi veya degismesi dahi bunun bir gostergesidir. Ancak burada ufak bir ayrac var, birey, birey olarak mi yetisiyor, yoksa birilerinin mali, esyasi vb. gibi mi? Mesela ideolojiler demissin, bu da en kucuk birim tabir ettigimiz aileye de denk dusuyor.

Devaminda farkinda olunsun veya olunmamis olsun, ortamdaki sosyo kulturel,eko politik vb.etkilesim kacinilmaz. Ornek olarak DKE' de tanimli yetkin olmayan bireylere iliskin varsayimlar, yetkin olan bireyleri de kapsayabilir. Kuskusuz genel olmaz, oranlar degisebilir. Nedir ki bahsettigin gibi canlilar bilissel kavrayisa iliskin mukemmel olmadigindan, norobilim bu yuzden cok fazla ragbet goren bir dal degil diyebiliriz. Cunku noroanatomi veya noroloji'ye gore de, deyim yerindeyse sisede durdugu gibi durmuyor bu meret tarzi bir durum olusuyor, bu yuzden tam olarak beyin konektomu haritasi cikarma hasleti, teoride olur gibi gorunse de pratikte simdilik mumkun gorunmuyor.

Son olarak meme ile sisteme verimli insan yetistirebilirsin ancak bir o kadar da verimsiz insan yetistirmen de soz konusu, degisime ugrayan, ugrattigin her bir meme' in, bahse konu birey' veya topluma iliskin bir getirisi/goturusu, hazmi veya hazimsizligi da sorun olarak yansir..Gelinen noktada bir miktar organize sekilde evrildigimizden, hicbirimiz robot, bilgisayar ic aksami, oyun konsolu filan degiliz haliyle, hala omurga gecisleriyle cok geri genetik coplukten aldigimiz icgudulerimizi tam kapasite deaktif/az aktif olarak koruyoruz.
Konu icerigine fikir vermesi acisindan;
https://twitter.com/tatyosbey/status/1004978568168902657