PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ekonominin durumu


Şüpheci Dinsiz
17-05-2018, 03:20
Birkaç gündür youtube'dan epey ekonomi yorumu izledim. Kapitalist düzende elini sallasan ekonomi profesörüne denk geliyorsun. Hani 24 saat borsa-kur-senet sepet haberi veren TV kanalları ve proflar-uzmanlar var ya, buralarda iş bulamayanlar da youtube'da kendilerini gösteriyorlar.

Anladığım kadarıyla durum vahim. İddiaya göre 2002 krizinden çok daha vahim.

Şöyle açıklıyorlar;

Dışarıdan (yurtdışından) giren sıcak paranın (borcun) sanayide-tarımda vs. değerlendirilmesi gerekir ki, sanayide-tarımda üretilen artı değerin ihracatı ile borç ödenebilsin, kar ile yeni yatırımlar yapılabilsin. Yani ülkeyi kurtaracak olan ihracattır, haliyle ihraç edecek ürün üretmektir.

Durum buyken AKP ne yapmıştır? Dışarıdan giren sıcak paranın, bankalar aracılığıyla kullanılan kredilerin çok çok büyük bölümünü hiç bir ihraç değeri olmayan inşaat sektörüne akıtmıştır. Yani dışarıdan borç alarak betona harcıyorsun. Sanayiyi desteklemedin, tarımı desteklemedin, haliyle ihraç edecek malın da azaldı. Bunun ilk etkisi cari açığın büyümesi (dışarıdan yapılan alımların toplamının dışarıya satışlar toplamından çıkarılarak elde edilen rakam) oluyor. Cari açığın büyümesi, daha çok borca ihtiyaçla sonuçlanıyor. Uluslararası kredibilite kurumları finansal güçsüzlüğünü görüp puan kırdıklarında yatırım yapmanın riskli olduğu ülkeler ligine düşüyorsun, böylece ucuz borç bulma imkanın kalmıyor, ancak yüksek faizle tefecilerden borç alabiliyor hale geliyorsun.

Bu ekonomist proflardan biri AKP seçmenine şöyle sesleniyor.
"Anne baba kardeşleriniz ve çok sevdiğiniz dayınızla bir restoranda yemeğe gittiğinizi düşünün. Dayınızı çok ama çok seviyorsunuz. Bu çok sevdiğiniz dayınız masaya pahalı pahalı yemekleri ısmarlıyor, o bitince daha pahalı yemekleri, onlar da bitince daha pahalı yemekleri söylüyor, hep birlikte eğlenerek yiyorsunuz, sonra çok sevdiğiniz dayınız masadan kalkıp gidiyor, hesabı babanız ödüyor."

Güzel hikaye.

Zor günler bizi bekliyor.

Sevgiler

Şüpheci Dinsiz
17-05-2018, 16:04
Bütün alt tweet'leri okuyun. :)
https://twitter.com/JosefGermenler/status/996689771937325057

https://twitter.com/JosefGermenler/status/996689771937325057

Leonardo
17-05-2018, 18:48
- Ben bazen seçime katılmama, o gün sinemaya filan gitme planları yapıyorum fakat bazı olumlu haberler (geçen seçimdeki gibi) beni vaz geçiriyor.


Muharem İnce'nin etrafında birlik yapılacak ve mümkün olursa Erdoğan'ın bazı yanlış icraatleri tersine çevrilecek:
http://uk.businessinsider.com/r-erdogans-policies-driving-turkey-to-the-edge-challenger-says-2018-5?yptr=yahoo


- Kriz konusunun bu kez ciddi olma olasılığı var.


Sorun "üretim" olsa iyi. Bu "Üretim" meselesi 90'larda da vardı.


Daha çok İran'daki gibi ideolojik yönelimli iktisat politikalarından söz ediliyor. (Yani ekonomiden anlamayan kişilerin ekonominin başında olması durumu).


/Yani Sudi Arabistan'dan ve İran'dan (ve Rusya'dan) para, ucuz doğal gaz filan gelmesi lazım.


Ama şunu söyleyeyim: halk arasında istedikleri söylentiyi yaysınlar. Can Dündar çok önemli bir gazetecimiz ve düşünürümüzdür (yurt dışına kaçmak zorunda kalan veya tutuklanan bir sürü yazarımız, akademisyenimiz, ve diğer meslekten insanımız gibi) ve Kılıçdaroğlu + CHP şu anda (ve daha önce) canavar gibi muhalefet yapıyorlar. Bir tek Bahçelinin ne yaptığı belli değil. Ama Bahçeli de sevenleri için var olan bir şahsiyet. Sizin-benim gibi insanlar Bahçeli'nin kafasından geçenleri bilemezler.


- Bu da İran'daki vaziyet: 20 sene sonraki halimiz belki de:
https://www.cnsnews.com/news/article/patrick-goodenough/two-reportedly-killed-regime-forces-new-protests-erupt-iran

kartopu
18-05-2018, 08:36
Anladığım kadarıyla durum vahim. İddiaya göre 2002 krizinden çok daha vahim.

2002 de sorun çözüldü Sn Şüpheci Dinsiz.

Yine çözülür o kadarda battık yandık bittik yaygaralarına gerek yok 2002 de nasıl hal oldu ise yine aynı yöntemle hal olacaktır.

Bir tek şu an Kemal Derviş yok devrede.

Bunun için en az 3 statejik karar gerekiyor.
1 iktidar değişecek (güvenilir hükümet, güvenilir hukuk sistemi gelecek)
2 yerli üretime geçilecek
3 bağımsız para politikaları hayata geçecek.

2002 ile tek fark borç miktarı büyük 2001 de dış iç borç miktarı 116 milyar dolar. 2018 de 868 milyar dolar .Yani sorun çözülemeyecek kadar büyük değil.

AKP iktidardan düşecek sorun da çözülecek.

ilahimasal
18-05-2018, 09:47
Hayır kartopu
Erdoğan gitse bile düzelmez.


Kurtuluş Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin altın yardımı önemli fi*nansman kolaylığı sağladı. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra Os*manlı dış borçları ödendi. II nci Dünya Savaşı'na kadar ise, hiç borç alın*madı. Savaş sonrası alınan askersel amaçlı borçlar 356 milyon TL ka*dardı. Ülkenin altın ve döviz stoku bu borcu kolayca karşılayabiliyordu. 1946 yılında yapılan devalüasyon dış borçları 707 milyon liraya çıkardı. Sovyet tehdidi nedeniyle 1947 de ABD'den borç ve askeri yardım alındı. Bu yıl ayrıca IMF den ilk kez 5 milyon dolar tutarında kredi sağlandı. 1950 yılında toplam dış borç böylece 775 milyon TL na yükseldi.

1950-60 yıllarında Türkiye'de uygulanan Liberasyon politikası ne*deniyle, rezervler eridi ve 1954 de Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası çı~ karıldı. 1958 yılında Türkiye Moratoryum ilan ettiğinde 1 milyar 139 milyon TL borca sapiti. Borçlan ödemek için ABD'den 10 yıllık dönemde 1 milyar 16 milyon TL değerinde (543 milyonu bağış, 153 milyonu kre*di, 232 milyonluk tarımsal kredi ve 88 milyon tutarında askeri yardım) olmak üzere kaynak sağladı.

Devamı malumunuz.

Bu devlet ilk dış borçlanmayı yaptığı günden bu güne ve geleceğe devam ettiği sürece durum değişmez.

Dış Borçlanma yapıyorsan aldığın borcu üretimde kullanman gerekir. Keyfine zevkine ota boka harcıyorsan çuvallarsın.

Borcunu da borçla ödemeye çaba sarf ediyorsan kurtulamazssın.

Erdogan gecen ingiltereye gitti ! Neden gitti ? Borçlanmaya gitti. Kendiside biliyorki ülkede üretim yok. Tarımın hayvancılığın dip yapmış orada dahi dışa bağımlısın. Ucundan da olsa üretim yapan tüm kurumları zarar ediyor, ideolojik saplantılarınla ÖZELLEŞTİRME adı altında satmışsın.

Bitmişsin
Tükenmişsin.

Bazı aklı evvelerde savunma sanayindeki demir yontma işinden ülkeye girdi olacağını sanıyor. O yontulmuş demirler aldığın borcun nemasının nemasının nemasını dahi karşılamaz.

Halktan fütursuzca topladığın vergileri YANDAŞA akıtmak , masada halledebilme gücün ve avantajların varken askeri yöntemler kullanmak.


ASFALTTA dolanan ARAÇLARIN deposunda ki PETROL . Büyük harflerle yazdıklarım ülkenin iliğini kemiğini bitirmek ve her dönem borçlanman için bir yöntem.

Borç aldığın parayı betona gömersen bir gün o betonu kemirerek hayatta kalmaya çalışırsın.


İlk borcu alıpta akıllıca kullanmadığın günden bu güne ve geleceğe bitmişsin sen.


Osmanlının başına ne geldiyse borçtan geldi. Sarayın şatafatı. Hanedanın şatafatı. Gün gelir borçlar ödenmek zorunda kalır.

Elinde yoksa neyi verirsin.?

Leonardo
18-05-2018, 12:24
2002 ile tek fark borç miktarı büyük 2001 de dış iç borç miktarı 116 milyar dolar. 2018 de 868 milyar dolar .Yani sorun çözülemeyecek kadar büyük değil.

AKP iktidardan düşecek sorun da çözülecek.


BU biraz komik olmuş. "Borç 1 iken 8 oldu ama çözülecek" :) :)

kartopu
18-05-2018, 12:26
Sn fabula
3 ana starateji sıraladım elbette daha fazlası var.
Bir- siyasette güven hukukta güven.
İki- yerel yani ülke içinde üretim yani ihracata yönelik üretim
Üç- Bağımsız para politikası yani merkez bankasına müdahale edilmemesi.

Türkiye nin borç miktarı ödenemeyecek büyüklükte değil. Türkiye deki kriz yanlış ekonomik politika ve güvensizlikten kaynaklanıyor.
Türkiye güçlü devlet yapısına sahip bu güne kadar çok krizler atlattı.

Türkiyeden çok çok fazla borcu olan ülkeler var Örnek İtalya 2 trilyon 554 milyon dolar borcu var.
Yani yangın yeri değil ödenemeyecek boyutta da değil Mesele güven sorunu.

Osmanlıda üretmeden tüketme politikası yüzünden battı. Ama Türkiye öyle değil 2006 larda dünyanın gelişmişlik seviyesinde 16 cı büyük ekonomiye sahipti.

Çözülür yeter ki niyet sağlam olsun.
Ama AKP ile çözülmez daha beterini beklemek gerekir.

Leonardo
18-05-2018, 12:32
Hayır kartopu
Erdoğan gitse bile düzelmez.



Devamı malumunuz.

Bu devlet ilk dış borçlanmayı yaptığı günden bu güne ve geleceğe devam ettiği sürece durum değişmez.

Dış Borçlanma yapıyorsan aldığın borcu üretimde kullanman gerekir. Keyfine zevkine ota boka harcıyorsan çuvallarsın.

Borcunu da borçla ödemeye çaba sarf ediyorsan kurtulamazssın.

Erdogan gecen ingiltereye gitti ! Neden gitti ? Borçlanmaya gitti. Kendiside biliyorki ülkede üretim yok. Tarımın hayvancılığın dip yapmış orada dahi dışa bağımlısın. Ucundan da olsa üretim yapan tüm kurumları zarar ediyor, ideolojik saplantılarınla ÖZELLEŞTİRME adı altında satmışsın.

Bitmişsin
Tükenmişsin.

Bazı aklı evvelerde savunma sanayindeki demir yontma işinden ülkeye girdi olacağını sanıyor. O yontulmuş demirler aldığın borcun nemasının nemasının nemasını dahi karşılamaz.

Halktan fütursuzca topladığın vergileri YANDAŞA akıtmak , masada halledebilme gücün ve avantajların varken askeri yöntemler kullanmak.


ASFALTTA dolanan ARAÇLARIN deposunda ki PETROL . Büyük harflerle yazdıklarım ülkenin iliğini kemiğini bitirmek ve her dönem borçlanman için bir yöntem.

Borç aldığın parayı betona gömersen bir gün o betonu kemirerek hayatta kalmaya çalışırsın.


İlk borcu alıpta akıllıca kullanmadığın günden bu güne ve geleceğe bitmişsin sen.


Osmanlının başına ne geldiyse borçtan geldi. Sarayın şatafatı. Hanedanın şatafatı. Gün gelir borçlar ödenmek zorunda kalır.

Elinde yoksa neyi verirsin.?



- İşte "ideoloji'ye dayalı siyaset" böyle bir şey. Erdoğan zaten kanlı ya da kansız İslam Devleti / Tanrı Devleti kurmaya gelmiş.


KIT'leri / Ülkeyi vs'yi düşündüğü yok. Müttefiği olan Türkçüleri kızdırmadan Türkiye'Yi nasıl Sudi Arabistan'a çeviririm derdinde adam. Kriz filan hikaye.


Hani "Ilımlı İslam" filan derler. Bence Ilımlı islam ile Iran'ın 80'li yıllardaki hali arasında o kadar da büyük bir fark yok.


Neyse: Siyaset ideolojiye dayalı olamaz. Seçildikten sonra, ülkeni düşüneceksin. Bunlar ülkeyi düşünmüyor ki. Kemalizmi bitirmek istiyorlar.


/Giderlerse / gittiklerinde ne olur?
- Bilmiyorum ama denemek lazım.


İran'da da aynı sorun var. Mollaları, cami imamlarını ekonomi bakanı yapıyorlar, o kadar petrole rağmen insanlar aç kalıyor.


İslam ülkelerinde kriz olmaz. üç durum vardır. - Savaş, Barış bir de açlık. (modern ekonomi anlayışının olmadığı yerde kriz filan olmaz).
Şu anda açlık var. İnsanlar yumurta filan alamıyor o yüzden her yerde isyanlar çıkıyor (20 sene sonraki halimiz)


Borç meselesi: Ne kadar batacağımıza bağlı. İran gibi olursak, 20 sene sonra filan acıyıp yardım ederler büyük olasılıkla. Da şimdi giderlerse (ki mümkün deniyor) Zor olacak ama kimsenin merhametine gerek kalmadan kurtulabiliriz gibime geliyor.

ilahimasal
18-05-2018, 17:42
Sn fabula
3 ana starateji sıraladım elbette daha fazlası var.
Bir- siyasette güven hukukta güven.
İki- yerel yani ülke içinde üretim yani ihracata yönelik üretim
Üç- Bağımsız para politikası yani merkez bankasına müdahale edilmemesi.

Türkiye nin borç miktarı ödenemeyecek büyüklükte değil. Türkiye deki kriz yanlış ekonomik politika ve güvensizlikten kaynaklanıyor.
Türkiye güçlü devlet yapısına sahip bu güne kadar çok krizler atlattı.

Türkiyeden çok çok fazla borcu olan ülkeler var Örnek İtalya 2 trilyon 554 milyon dolar borcu var.
Yani yangın yeri değil ödenemeyecek boyutta da değil Mesele güven sorunu.

Osmanlıda üretmeden tüketme politikası yüzünden battı. Ama Türkiye öyle değil 2006 larda dünyanın gelişmişlik seviyesinde 16 cı büyük ekonomiye sahipti.

Çözülür yeter ki niyet sağlam olsun.
Ama AKP ile çözülmez daha beterini beklemek gerekir.

Güvensin dedigin kimdir ? Şu soyguncu yatırımcılar mı ? Onlar geldiği sürece sömürülürsün. Sömürecek bir şey kalmayınca borcuna karsılık İSTERLER vermezssen İŞGAL ederler.

İtalya örneğini düşünerek mi verdin? İtalya dediğin üretimde seni 20 ye katlar birde üzerine istediği rakamls carpar.


Senin ödenebilir dediğin borcu ödeyememen için ürettiğini satıyorlar.. sokakta gördüğin her araba het telefon bir zaman sonra hurda olur. Yenisini almak için sana borç verir.

Dedigim gibi borçlanmaya baslayıp üretimi bitirdiğin gün işin bitmiş zaten

Bıkmış, yılmış , tembelliğe sırtını dayamış , hazıra kucak açmış bu halka üretim yaptırman İMKANSIZ bir hale geldi.

Şüpheci Dinsiz
18-05-2018, 18:01
Sevgili kartopu,

2002 de sorun çözüldü Sn Şüpheci Dinsiz.Sorun çözülmedi, borç ödemeleri uzun vadeliye çevrilerek dengelenmeye çalışıldı.

İktidarı elinde tutan oligarklar devlet bankalarını arpalık olarak kullanıyorlardı, seçimde rüşvetler dağıtıyorlardı, hortumluyorlardı, yandaşlara ihalelerle servet aktarıyorlardı, bürokrasinin harcamaları çok fazlaydı, memur sayısı çok fazlaydı, askeri harcamalar çok fazlaydı vesaire.

Derviş geldi dedi ki, devlet çok harcıyor,
- Bankalar kanununu değiştirin, arpalık olarak kullanılmasının önüne geçin. Kredi-çek-senet-sepet işlerini karşılığını garanti edebilene verin. Bankalar artık batak vermesinler.
- Askeri harcamaları kısın.
- Memur sayısını azaltın.
- Devletin, bürokrasinin masraflarını kısın.
- Devlete ait zarar eden işletmeleri satın.
- Sanayiyi-tarımı canlandırın, yatırımı teşvik edin.

2002'ye kadar bu politikalar uygulandı, devlet fazla harcamayınca borç ödemeleri düzene girer gibi olmuştu. AKP gelince Derviş'in politikaları bir kaç yıl daha uygulandı. Sonrasında işler değişti.

Yine çözülür o kadarda battık yandık bittik yaygaralarına gerek yok 2002 de nasıl hal oldu ise yine aynı yöntemle hal olacaktır.
Bu yaygara değil, ve bu şekilde çözülmez.
Örneğin, ana para + faiz ödemesi olarak 1 yıl içinde 241 milyar dolar geri ödemesi varmış Türkiye'nin. AKP'li veya AKP'siz var mı böyle bir kaynak?

Uluslararası ilişkilerde borçlu ülke; önce devlet işletmelerini, sonra yer altı kaynaklarını, sonra bağımsızlığını, sonra topraklarını kaybeder. Burada popülist değil gerçekçi olmak gerek.
- Devletin satacak şeyi kalmadı, olsa ve satsa faizini bile ödemeye yetmiyor.
- Devlet (şu an AKP), tüm kamu ihalelerini bir punduna getirip yandaşlara veriyor, açıkça yandaşlara para aktarıyor. Hukuka bu yüzden müdahale ediyor, aklınca hem kendi varlığını garanti altına alıyor, hem hukuksuzlukları meşrulaştırıyor.
- Tayyip 68 araçla cuma namazına gidiyor, aksaray denen kaçak sarayın aylık harcamaları dudak uçuklatıyor, genel olarak devletin ve bürokrasinin aşırı savurganlık içinde olduğu görülüyor.
- Seçim üzerine seçim yapılıyor.
- Askeri harcamalar çok fazla.
- Din-diyanet harcamaları çok fazla.
- Sanayi-Tarım-Hayvancılık-Turizm gibi ihraç değeri olan üretim sektörlerinde tarihi dipler yaşanıyor.

Şu an üçüncü evreyi geçmiş veya sonlarını yaşamakta olan bir ülkeyiz.

AKP iktidardan düşecek sorun da çözülecek.
AKP iktidardan düşse bile düzen partileri bu kördüğümü, bu kısır döngüyü çözemez. Bu çok net, çok kesin.

Bu kriz nasıl aşılır, onu söyleyeyim.
Bundan sonra uygulanacak siyasi veya ekonomik yöntemlerle filan çözülmez.
Devrim mahkemeleri gücünde adil bir hukuk ile çözülür.
Türkiye çapında tüm yolsuzluk dosyalarını incelenmesi sonucunda (kapitalist zeminde bile olsa) hileli zenginleşenlerin mallarını kamulaştırısınız, hileli veya kamu zararı olarak değerlendirilen ihaleleri yapanların sözleşmelerini tek taraflı iptal edip zarar ve ceza kadarını kamulaştırısanız bir kurtuluş umudu olabilir.

- Benim tahminim 1 trilyon dolardan fazla kamulaştırma yapılır. Dış borcu böyle aşarsın.
- Hırsızı, uğursuzu içeri tıkmış olursun.
- Devlette eğitimde hukukta liyakat ile görev dağılımı yapacak olsan, şimdiki işsizlere iş bulmuş olur, mevcut dalkavuk ve sallabaşlardan da kurtulmuş olursun.
- Tüccarı, sermayedarı değil üreteni destekleyen politikaları yürürlüğe sokarsın.

Bunu düzen partileri yapar mı? Yapmaz. Parti programlarında var mı? Yok.

Peki bunu kim yapar?

Sevgiler

Leonardo
19-05-2018, 16:57
AKP iktidardan düşse bile düzen partileri bu kördüğümü, bu kısır döngüyü çözemez. Bu çok net, çok kesin.

Bu kriz nasıl aşılır, onu söyleyeyim.
Bundan sonra uygulanacak siyasi veya ekonomik yöntemlerle filan çözülmez.
Devrim mahkemeleri gücünde adil bir hukuk ile çözülür.
Türkiye çapında tüm yolsuzluk dosyalarını incelenmesi sonucunda (kapitalist zeminde bile olsa) hileli zenginleşenlerin mallarını kamulaştırısınız, hileli veya kamu zararı olarak değerlendirilen ihaleleri yapanların sözleşmelerini tek taraflı iptal edip zarar ve ceza kadarını kamulaştırısanız bir kurtuluş umudu olabilir.

- Benim tahminim 1 trilyon dolardan fazla kamulaştırma yapılır. Dış borcu böyle aşarsın.
- Hırsızı, uğursuzu içeri tıkmış olursun.
- Devlette eğitimde hukukta liyakat ile görev dağılımı yapacak olsan, şimdiki işsizlere iş bulmuş olur, mevcut dalkavuk ve sallabaşlardan da kurtulmuş olursun.
- Tüccarı, sermayedarı değil üreteni destekleyen politikaları yürürlüğe sokarsın.

Bunu düzen partileri yapar mı? Yapmaz. Parti programlarında var mı? Yok.

Peki bunu kim yapar?

Sevgiler


- AKP giderse bir yerden başlayabiliriz.


Uluslar arası durumu da unutmamalıyız. Bütün bu paraların %90'ı Arap ülkelerinden / körfez ülkelerinden geldi. Tayyip onların dediklerini yaptığı sürece korkacak bir şey yok. Ama onların sözünden çıkarsak işler karışabilir.


- Arapların petrol sayesinde sınırsız parasının olması durumunun da bence bitmesi gerek.


- Bir şey olmaz. Nazi almanyasının bitişini, Musolini sonrası İtalya'Yı düşünün. Biraz da yardım edilirse bu sayfayı çevirebiliriz gibime geliyor.

Şüpheci Dinsiz
19-05-2018, 20:38
- AKP giderse bir yerden başlayabiliriz.AKP'nin kalması-gitmesi bir ölçü olmamalı. Bu çarpık düzen değişmeli. Elbette gitmesi ile işler daha kolaylaşır.


Uluslar arası durumu da unutmamalıyız. Bütün bu paraların %90'ı Arap ülkelerinden / körfez ülkelerinden geldi. Tayyip onların dediklerini yaptığı sürece korkacak bir şey yok. Ama onların sözünden çıkarsak işler karışabilir.


- Arapların petrol sayesinde sınırsız parasının olması durumunun da bence bitmesi gerek.
Ben sırtımızdaki semeri atmaktan bahsediyorum. Siz Batılı emperyalistler insin Arap binsin mi diyorsunuz? Borcumuz harcımız kalmadıysa bize ne Arabın parasından?

- Bir şey olmaz. Nazi almanyasının bitişini, Musolini sonrası İtalya'Yı düşünün. Biraz da yardım edilirse bu sayfayı çevirebiliriz gibime geliyor.

Nazi Almanya'sı kendi uçağını-gemisini-arabasını-tankını-denizaltısını-silahını kendi yapacak bilgiye-teknolojiye sahipti. Almanya bilim ve felsefede de çok yüksek birikim sahibiydi. Savaşı kaybetse de kısa zamanda bu bilgi-teknolojileri kullanarak toparlanabildi, halkını eğitti.

Keza İtalya, tarihi boyunca sanat ve bilimde ilerideydi. Hala özellikle tekstil-kimya-tarım-otomobil alanında gerek üretim makinelerinde gerekse ürünlerde Dünyayı belli ölçüde domine edebiliyor.

Türkiye'nin böyle bir altyapısı yok, hiç olmadı.

Kısa zamanda tarım ve hayvancılıkta atılım yapabilir, sanayide maçı idare edebilir. Eğitimde devrim niteliğinde değişiklikler yaparak 'altın nesil' yetiştirmek zorunda, ki bu en az 15-20 yıllık bir süreçtir. Bu süreçten sonra ilk altın nesil eğitimin, üretimin, yargının, icraatın başına geçirilerek siyasetten, dinden-hurafeden arındırılmış eşitlikçi, bilimsel, doğacı bir rota çizilebilir. 2-3 altın nesilden sonra Anadolu'nun kaderi değişecektir.

Engse Hohol
12-06-2018, 11:57
Sanayi üretimi olmaksızın yapılan ticari algülüm vergülüm şeklinde esnaf tipi ekonomik kalkınma Türkiye'de olanaksızdır. Akp araplara bakarak muhammed'in algülüm - vergülüm sünnetinin Türkiye'de başarılı olacağını sanıyor ama arapların ekonomik kalkınmasında temel etken petrol satmalarıdır, arap sünneti esnaf tipi ekonomileri değildir.

https://3.bp.blogspot.com/-zq8nDjtIdHQ/Wx9pbWq2XHI/AAAAAAAAUqM/DSQXitcGYvsAI1cC8I0Z_47CKDrdSS8lgCLcBGAs/s1600/eig9.jpg

Akp döneminde doğalgaz fiyatı 3 kat arttı, elektrik fiyatı 3 kat, şebeke suyu fiyatı 3 kat, benzin fiyatı 6 kat arttı. Ekmek fiyatı 6 kat arttı. 250 gram ekmeğin fiyatı 1,25 iken 200 grama düşürdüler ekmeği, aslında 250 gram ekmek 1,5 lira. 2002'de 20 kuruş olan ekmek fiyatı bugün 1,5 lira.

Kırmızı etin fiyatı 7 kat arttı. 2002'de 4.2 lira olan 1 kg zeytin şimdi 17 lira, 2002'de 1kg tozşeker 1 lira iken şimdi 4 lira. 12 kg'lık tüp fiyatı 4 kat arttı. Akp döneminde benzin fiyatı 6 kat arttı, Benzin 1.60 TL'den 5.70 TL'ye çıktı, motorin 1.30 TL'den 5.20 TL'ye çıktı.

Benzin fiyatı 2000 yılında 0.59 TL idi. 50 TL'ye 85 litre benzin alınabiliyordu.
2018 akp'sinde alabileceğiniz benzin 50 TL'ye 8 litre.

https://1.bp.blogspot.com/-GOfwDz4dSzk/Wx9a7vKDJXI/AAAAAAAAUqA/jy-R-rmT6GwaFYw9iCjjsiPg2VCJGdGJgCLcBGAs/s1600/eig7.jpg

2017'de (http://t24.com.tr/haber/2017nin-cari-acigi-turkiyenin-52-yillik-acigina-bedel,564575) Türkiye 47 milyar dolar cari açık verdi. 2017'nin cari açığı Türkiye'nin 52 yıllık açığına bedel.

2017'de (https://egezegen.com/ekonomi/cari-fazla-veren-ulkeler-siralamasi/) Almanya 304 milyar euro (296 milyar dolar) cari fazla verdi.

Yâni Türkiye, dışarıya sattığı mal ve hizmetlerin çok daha fazlasını dünya ülkelerinden satın alıyor, ithal ediyor.
Almanya ise, dışarıdan satın aldığı mal ve hizmetlerin çok daha fazlasını dünya ülkelerine satıyor, ihraç ediyor.

Bir yılda 47 milyar dolar cari açık vererek Türkiye, bir yılda 296 milyar dolar cari fazla veren Almanya'yı kendine kıskandırıyormuş akp'lilerin söylemine göre. Almanlar bizi kıskanıyorlarsa eğer, bilal erdoğan'ın mezun olduğu ilk günden itibaren sahip olduğu trilyonluk gemicik filosunu ve yönettiği Gö-Türgev mafyasını kıskanıyorlardır. Ve berat albayrak'ın özelleştirilen kamu mallarını ve kamu arazilerini olağanüstü ucuza kapaklamasını kıskanıyorlardır.

Tayyip erdoğan'ın söylemine göre yoksul Türkiye'de halkın evlerinde buzdolabı varsa zenginlikten sayılmalıymış. Oysa Almanya'da 8 temel ihtiyaç maddesi; 1) ulaşım, 2) sağlık, 3) eğitim, 4) barınma, 5) giyinme, 6) beslenme, 7) ısınma, 8) iletişim zenginlik göstergesi değildir, alman yurttaşların en doğal haklarıdır. Almanlar için zenginlik, bu 8 temel ihtiyaç temininden fazlasıdır.

Leonardo
12-06-2018, 15:58
Nazi Almanya'sı kendi uçağını-gemisini-arabasını-tankını-denizaltısını-silahını kendi yapacak bilgiye-teknolojiye sahipti. Almanya bilim ve felsefede de çok yüksek birikim sahibiydi. Savaşı kaybetse de kısa zamanda bu bilgi-teknolojileri kullanarak toparlanabildi, halkını eğitti.

Keza İtalya, tarihi boyunca sanat ve bilimde ilerideydi. Hala özellikle tekstil-kimya-tarım-otomobil alanında gerek üretim makinelerinde gerekse ürünlerde Dünyayı belli ölçüde domine edebiliyor.

Türkiye'nin böyle bir altyapısı yok, hiç olmadı.

Kısa zamanda tarım ve hayvancılıkta atılım yapabilir, sanayide maçı idare edebilir. Eğitimde devrim niteliğinde değişiklikler yaparak 'altın nesil' yetiştirmek zorunda, ki bu en az 15-20 yıllık bir süreçtir. Bu süreçten sonra ilk altın nesil eğitimin, üretimin, yargının, icraatın başına geçirilerek siyasetten, dinden-hurafeden arındırılmış eşitlikçi, bilimsel, doğacı bir rota çizilebilir. 2-3 altın nesilden sonra Anadolu'nun kaderi değişecektir.



- "Altın nesil" tanımını bilmiyorum. Ama Kenan Evren öncesinde eğitim sisteminin daha iyi olduğu hep söylenir.


- Türkiye'nin toplanması şöyle önemli.
Önce Müslüman dünyasına model alabilecekleri ülke gerekiyor.
İslam dünyası bu kafayla giderse birçok Afrika / asya ülkesinin gerisinde kalacak. Hintliler birbirlerine "sen o zaman Türkiye'ye git" filan demeye başlayacaklar. O yüzden desteklenmeli diyorum.


Birde Petrol ekonomisinin kesin bitmesi ya da önem kaybetmesi gerekiyor. Çünkü bu çocuk şımartmakla aynı şey. Batılılar bunların eline para verdikçe, çocuğun şekere / bonbona harcaması gibi, kendi saçma sapan "islam" anlayışına harcıyorlar.


Ben Tarikatların, hacının / hocanın elinde neden her zamanbu kadar para olduğunu, "yeşil sermaye" olayının (zekaya ve girişimciliğe dayanmadığı için) nereden kaynaklandığını hep merak ederim.


Sanayide deri kalmak o kadar önemli değil. Hukuk devleti olursan, ekonomi alanında samimi olarak çalışırsan, (Türkiye gibi) bir yerlerden başlayabilirsin.

Engse Hohol
28-06-2018, 00:47
|| (https://indigodergisi.com/2018/06/ekonomi-bakani-suriye-patates-ithalati/) Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Suriye den TL bazında 4 bin ton patates ithal edildiğini söyledi.

7 yıldır iç savaş yaşayan, ülke nüfusunun yarısı yerlerinden edildiği halde Suriye halkı, içsavaş karmaşasının yanında patates ekmişler tarlalarına ama 85 milyon nufuslu Türkiye halkı, kendi tarlalarına patates ekmemişler, niçin? 1 (http://www.agaclar.net/forum/tarla-bitkileri/4415-4.htm) dönüm tarladan 4-5 ton patates hasat ediliyor ama kâr edemiyor bizim çiftçimiz onun için. özellikle yakıt, gübre ve böcek ilacı pahalı. Hatta patates tarlasını sulamak bile pahalı.

ilahimasal
28-06-2018, 01:29
Patates soğan fiyatları bellide , şu seçim öncesi akaryakıta kısa bir süreliğine yansıtmadıkları Ö.T.V yi hangi ara sokacaklar merakla bekliyorum. 10 krş 10 krş mu sokarlar yoksa TOPTAN 70 ila 80 krş mu sokarlar bekleyelim görelim.

Huloggg , benzine mazota zam yapiyeahlar diye sokakta av tüfekli sevinç naraları atarlar.

Sonrası çorap söküğü gibi gelir zaten.

Ben temmuz başı gibi öngörüyorum.

Neva
02-07-2018, 04:05
https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/kraliceye-34-milyar-dolar-borcluyuz-2497297/

Neva
17-07-2018, 01:09
Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör: Kendi kendimize yetiyorduk bugün her şeyi ithal ediyoruz.

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör, bu haftaki Pazartesi Söyleşisi'nin konuğu oldu. Geçmişte dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye'nin, bugün itibariyle 5 tarım ürünü dışında, tüm tarım ürünlerini ithal ettiğine dikkat çeken Güngör, "Türkiye'nin 2017 yılında gerçekleştirdiği toplam ithalat değeri yaklaşık 234 milyar doları bulurken, bunun yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmını tarım ürünleri oluşturdu. 2016'da ise Türkiye toplamda 199 milyar dolara varan bir ithalat kapasitesine sahipken, tarım ürünlerinin bu kapasite içindeki değeri 4 milyar dolar seviyesinde idi. En son duyduğumuz Antep fıstığı. Biz 155 bin ton Antep fıstığı üretiyoruz, bunun 120 bin tonunu tüketiyoruz, yani 35 bin ton fazlalığımız var ama dışardan ithal ediyoruz. Akıl alır bir şey değil" ifadelerini kullandı.

Hakikaten hangi alana elinizi atarsanız atın ülkenin durumu hiç iyi değil. Turizm, iç borç, dış borç, komşu ülkelerle ilişkiler, ABD ile ilişkiler hiç iyi durumda değil. Dolar ve Avro almış başını gitmiş. Doların yükselmesi, enflasyon demektir gelir seviyesinin düşmesi demektir. Tarım da 1980'de uygulamaya konan neoliberal politikalarla çöküş başladı. Birçok fabrikanın satılması, özelleştirilmesi o sürecin ürünüdür. Tohumumuzdan, tükettiğimiz ürünümüze kadar her şeyi ithal etmeye başladık, ithalatçı duruma düştük. Ama asıl enkazı AKP yarattı. AKP iktidarının başlangıcı olan 2002'den bu zamana kadarki 16 yıllık periyot içerisinde mal varlıklarımın büyük bir kısmı satıldı. Bizim izlenimimiz, hükümetin tarımı gözden çıkarmış olduğudur.

»Bu süreçte üretime dair tek bir adım atılmadı…
Elbette, tarımda üretimde bir gelişmenin olduğunu görmedim. Dahası, hayvansal varlığımız 16 yıllık periyot içerisinde çok büyük oranda düştü. İnek sayımız, koyun sayımız, keçi sayımız düştü. Ve bugün dışarıdan canlı hayvan ithal ediyoruz. Et ithal ediyoruz ama et fiyatlarını da bir türlü kontrol edemiyoruz, tutamıyoruz. Son beş yıldaki canlı sığır ithalatımızın %31'ini Urugay'dan, %15'ini Brezilya'dan, %10'unu Macaristan'dan olmak üzere 25 farklı ülkeden gerçekleştirdik. Aşırı ithalatımız nedeniyle artık yakın çevremiz ve Avrupa'dan hayvan bulamıyoruz, bu nedenle Güney Amerika'dan hayvan ithalatı ağırlık kazandı. 3 bin küsur endemik bitkimiz var. Biz her türlü tarımın yapılabileceği, her türlü bitkinin yetişebileceği ülkede yaşıyoruz. Ama son duruma baktığımızda pamuk, mısır, soya fasulyesi aklınıza gelebilecek buğdaydan tutun da aklınıza gelebilecek her türlü ürünü biz ithal ediyoruz.

»Hangi ürünü ne kadar ithal ediyoruz, son rakamları paylaşır mısınız?
Örneğin pamuk bizim çok büyük ayıbımız. Adana ve Şanlıurfa'nın en önemli ürünü olan; Aydın, Muş, Diyarbakır'da da yetiştirdiğimiz pamuğu ithal etmemiz söz konusu olabilir mi? Ama maalesef oluyor, biz her sene 1 milyar dolarlık pamuk ithal ediyoruz.Öte yandan buğday… Biz bir buğday ülkesiyiz ama bugün her yıl 4 ila 5 milyon ton buğday ithal ediyoruz. Her yıl Rusya'dan, Ukrayna'dan buğday alıyoruz. Peki neden dışarıdan buğday alıyoruz? Çünkü tarım alanları daralmış. Türkiye'de tarım alanları, son 16 yıl içerisinde, 26.5 milyon hektardan 23 milyon hektar alana düştü. Bir başka deyişle, 3.5 milyon hektar tarım alanı gitti, betonlaştı. TOKİ evleri yapıldı, tarım alanları amacı dışına çıkarıldı. Bununla ilgili Ziraat Mühendisleri Odası olarak, son 5 yılda150 dava açtık. Topraklarımızı korumak için "Toprak Koruma kurulları" kurdular, ama bu kurul "korumama" kurulu gibi çalıştırılıyor.



»Az önce pamuk ve buğday ithalatımızı anlatıyordunuz, peki bugün itibariyle tarımda kaç kalem ithal ediyoruz, ne duruma geldik?
Fıstık, fındık, üzüm, kayısı ile narenciye dışında her şeyi ithal ediyoruz. Son 16 yılda, tarımda 185 milyar dolar ithalat parası ödedik. 185 milyar dolar!Bugün dolar ne kadar olduysa çarpın işte onunla. Bir de dış borç faizi ödedik. Doların bu kadar yükselmesinin bir nedeni de bundan kaynaklanıyor. Her şeyimizi dolarla yapıyoruz. Dünyada fındık üretiminin yüzde 76'sını biz üretiyoruz. Fakat fındık üreticisi memnun değil. Fındık üreticisi zor durumda. Çünkü kar elde edemiyorlar. Fındık, Antep fıstığı, zeytin, üzüm borsaları bizim elimizde değil. Fındık borsasının bugün biri İsviçre'de, biri Almanya'da; halbuki üretim merkezi burada!

»Meralarda neler oluyor?
Bundan 20 yıl önce 16 milyon hektar mera alanınız vardı. Bugün devletin resmi kayıtlarına göre 14.6 milyon hektar mera alanı kaldı deniyor ama bizim kayıtlarımıza göre şuan mera alanları 10 milyon hektar alan kalmıştır. Sen mera alanlarını korumazsan, hayvancılığı nasıl geliştireceksin? Çünkü mera alanları ucuz hayvanın yem kaynaklarıdır. Şimdi mera alanlarını ot parasına TOKİ evleri veya tarım dışı başka faaliyetler için yok ediyorsun, dışarıdan yem için dışarıdan GDO'lu soya ithal ediyorsun, mısır ithal ediyorsun hayvanlara bunları veriyorsun. Tabi bunların maliyetleri de otomatikman çok yüksek olmaktadır.

ziraat-muhendisleri-odasi-genel-baskani-ozden-gungor-kendi-kendimize-yetiyorduk-bugun-her-seyi-ithal-ediyoruz-487460-1.

»Son dönemde gittiğim köylerde, çiftçiler en çok da yabancı şirketlerin toprakları satın almasından şikayet ediyor…
Maalesef, Türkiye'de yabancılara yapılan toprak satışı tehlikeli boyutlarda. Avrupa'ya gidin, Amerika'ya gidin 1cm toprağı satın alamazsınız. Afrika hariç. Afrika gelişmemiş bir ülke, bakir topraklarına karşılık; iç savaşlar, karışıklık, yoksulluk var. Dolayısıyla bugün Sudan, Nijerya başta olmak üzere birçok Afrika ülkesi uluslararası şirketlerin toprak gaspı altında. Toprak gaspı yapan çok uluslu şirketler ülkeler ABD, Çin, İngiltere, Almanya merkezli. Buralarda 10 milyon hektar üzeri tarım alanını çok ucuza ve 50-100 yıllık sürelerle kiraladılar ya da satın aldılar; üretim yapıyorlar. Neden? Çünkü gelecek yılların mücadelesi gıda, su ve enerji üzerinden olacak. Tarım toprakları her geçen gün darılıyor ama insanların nüfusu artıyor. İnsanların beslenmesi için üretim lazım. Dolayısıyla emperyalist ülkeler, bu ülkelerden toprak kiralayarak ve bu ülkelerin iş gücünden yararlanarak, orada ürettiklerini kendi vatandaşlarına veriyor, geriye kalanlarını da az gelişmiş ülkelere ihraç ediyorlar. Biz ne yapıyoruz? Bizim tarım topraklarımızı biz bir kere kendimiz betonlaştırıyoruz. 3.5milyon hektar alan, yani bir Belçika büyüklüğünde alanımız gitti. Yabancılara topraklarımızın satışını kolaylaştıran düzenlemeler yapıyoruz. Peki başka bir ülkeden tarım topraklarını alabiliyor musunuz, mümkün değil.

»Türkiye'deki tarım topraklarını ağırlıklı olarak hangi ülkeler, nerelerden yapıyor?
Yabancıların Türkiye'de toprak edinmesi ile ilgili net bilgilere ulaşmak mümkün değil. Doğrudan yabancıları kendi adları ile aldıkları topraklara ilişkin bilgilere ulaşılabilse de, bunların ortaklıklar, şirketler aracılığıyla aldıkları toprakları bilmek çok mümkün görünmüyor. Şirketlerin ortakları ve ortaklık paylarını bilmeniz her zaman mümkün değil. Başlangıçta araziyi satın alan Şirketlerin el değiştirmesi de satın almaların takibini zorlaştıran bir unsur. En çok toprak alınan yerler Çukurova, GAP bölgesi ile verimli İç Anadolu toprakları. Çünkü çiftçinin üretme gücü kalmadı, girdi maliyetleri çok yüksek. Gübre, işçi, sulama, mazot yüksek, her şeyden önce bu girdi maliyetleri ile üretim yapamıyor zaten çiftçi. Üretim yapamadığı için de borç alıyor.



»Bu borçların seviyesi nedir?
Bugün çiftçi kayıt sistemine kayıt olan 1,7 milyon çiftçi üretimi var. Toplam üretici ise 3 milyona yakın seviyededir. Enteresan bir bilgi vereyim, kayıtlı çiftçilerden görüyoruz ki, çiftçinin en az yüzde 90'ı bankalara borçlu durumdadır. Borçlu bir adam para kazanmazsa tabii ki satacak tarlasını çünkü tek güvencesi bu. Zira bankalar haciz koyuyor borcunu ödeyemediği için. Peki satın alacak adamın parası var mı? Maalesef onunda yok. Peki kime satıyor?İşte tam bu aşamada Türk ortaklı yabancı şirketler geliyor ve çiftçinin tarlasını satın alıyor. TMMOB'un kayıtlarını incelediğimizde, Türkiye'ye son dönemde yabancı birçok çalışanın geldiğini gördük. Bunlar bizim mühendis ihtiyacımız olduğundan gelmedi. Bunlar bu Türk ortaklı yabancı şirketlerin ya müdürleri ya sahipleri ya da ortaklarıdır.

***

Tohumun yüzde 80'i ithal

»Tohumda durum nedir? Zira son dönemde en çok konuştuğumuz konulardan biri de ithal tohum…
Bugün tohumumuz gelişiyor diyoruz ama kullandığımız tohumun yüzde 80'i ithal tohumlar, dışarıdan geliyor. Patates tohumumun da, pamuk tohumunun da yüzde 80'i ithal. Bir tek iyi dediğimiz buğday tohumu. Tarım teşkilatlarının yaptığı çalışmalarla ithal oranı çok çok düşük tohumda. Yani buğday konusunda gelişme var. Pirinç, çeltik konusunda bir gelişme var. Onun dışındaki tohumların tamamının büyük bir bölümü dışarıdan ithal geliyor.

***

Toprak Koruma Kurulları...

»Toprak Koruma Kurulları tam olarak ne işe yarıyor gerçekten?
Adı üstünde toprak koruma kurulları; tarım topraklarını korumayı amaç edinmesi gerekirken, tarım topraklarının amaç dışına çıkılmasının aracısı olarak görev yapıyor. Her ilde kurulan, başkanlığını valinin yaptığı bu kurulun 9 üyesi var. Kurul üyesinden 6- 7 tanesi zaten Valinin kendi elemanı. Kolaylıkla birinci sınıf tarım arazilerini amacı dışına çıkarıyorlar. En son, üzülerek söylüyorum, Eskişehir'deki termik santrali, aslında 1. sınıf tarım arazisi. Yani 1. sınıf tarım arazisini, birçok rapora ve bilirkişi görüşüne rağmen termik santrali yapıyorlar. Bakın şehir hastaneleriyle anlaşmalar var. Garanti vererek hastaneler kurdular şehir dışında. Yine köprüler, havaalanları yapılıyor. Peki bunların çoğu nereye yapılıyor? Bunların çoğu, alternatif alan arayışına girilmeden, birinci sınıf tarım arazisine yapılıyor.

»Toprak Mahsulleri Ofisi'nin bir bir satıldığı ortaya çıktı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Faaliyet konuları ile ilgili olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında her türlü alım, satım, nakliyat, imalat, depolama ve muhafaza işleri için şirket ve kooperatifler kurmak veya bu amaçla kurulan ortaklıklara katılmak gibi birçok faaliyet alanı var. Bu depoları yenilemek, moderinize etmek yerine satılmasını uygun bulmuyorum. Bunlar üreticinin aleyhine gelişmelerdir.

https://www.birgun.net/haber-detay/ziraat-muhendisleri-odasi-genel-baskani-ozden-gungor-kendi-kendimize-yetiyorduk-bugun-her-seyi-ithal-ediyoruz-223362.html

Neva
28-07-2018, 07:01
Chatham House'da Türkiye projesini yöneten Fadi Hakura, Time'da yaptığı Türkiye analizinde 'Türkiye koşar adımlarla ekonomik çöküşe gidiyor' dedi.

http://ilerihaber.org/icerik/timeda-turkiye-ekonomisi-analizi-kosar-adimlarla-cokuse-gidiyor-87899.html

kartopu
28-07-2018, 07:57
Bütün çözümler işe yaramadı Seçim sonuçları bizim düşündüğümüz gibi olmadı. Eh küllerimizden yaniden doğmayı bekleyeceğiz. Koca Osmanlı imparatorluğundan elimizde kalan Anadolu gibi. Küllerimizden yaniden doğduğumuzda Bakalım elimizde ne kadarı kalacak.

Şüpheci Dinsiz
11-08-2018, 23:58
Doların artmasının işleri nasıl etkilediğine bir örnek:

3 ay önce bir şirkete elektronik-yazılım projesi için teklif vermiştim. Önümüzdeki iki hafta içinde karar verilecekti.
Yaptığım proje ABD menşeili bir cihazın yerli tasarım 1/3 fiyatına olan, çok daha yetenekli olan bir versiyonu.

- Projenin TL değeri yaklaşık iki kat arttı.
- Projede kullandığım malzemeleri piyasadan tekrar yokladım, o malzemeler artık ithalatçılarda yok. Bazılarının ithal edilebileceği şüpheli hale gelmiş.
- Proje için özel fiyatlar almıştım, ithal edilebilirse bile fiyatların artabileceğinden söz ediyorlar. Trump herifinin Çin'e, oraya buraya ithalat ihracat vergilerini arttırması Dünyada bir çok dengeyi yerinden oynatmış.
- Proje kabul edilirse, hammadde ithalatı yapılamaması halinde işi geciktireceğim veya yapamayacağım için ağır para cezaları yiyebilirim.
- Proje kabul edilmezse, bu krizde işsiz kalabiliriz.

Proje kabul edilmez diye düşünüyorum, çünkü kriz zamanlarında şirketler tasarrufu tercih ederler.

manas
12-08-2018, 01:39
damat geçen gün durumun önemine binaen konuştu ama boş konuştu laf kalabalığından başka birşey yapmadı, milletin aklıyla alay edercesine.. oradaki konuklarda bir şey anlamamıştır. bu adamı nasıl ekonomiden sorumlu yaparlar anlamak güç. ekonomiden anlamıyorsun belli ama siyasetide mi öğrenemedin, işi bilen siyasetçi en azından lafları süsler püsler,yağmasa da gürler, ciddi birşeyler anlatıyormuş gibi gözükür durumu kurtarırdı, bunda o da yok kem küm... yandık valla.

kartopu
12-08-2018, 07:00
Muharrem İnce bazı tasfiyeler sonucu destek vereceğini söyledi Meral Akşener de benzer şeyler söylüyor Kemal Kılıçdaroğlu zaten sürekli ne yapılmasını söylüyor. Devlet Bahçeli yanında. TÜSİAD olumlu sözler söylemekte sosyal bir patlama yok.Peki ekonominin düzelmesi için ne eksik katı bir program ve İktidarın tavsiyelere uyması.

Bu gün ülkede devlet ve özel sektörün borcu 500 milyar $ civarında bir de vatandaşın tl borcu var. Bu para ödenemeyecek bir borç değil bütün mesele niyet.
Daha borçlu ülkeler var İşte Yunanistan batıyordu kurtarıldı.

Bütün sorun bu ülkeyi yönetenlerin düşünce biçiminde. Eğer bu ülke batarsa bunu iktidardakiler batırır Tıpkı osmanlıyı batıranlar gibi.
Bu iktidar neden se son anı bekliyor o son an kötü bir anda olabilir.
Türkiye batmıyor batırılıyor Eğer niyet bu ise işte o zaman tek şart yeniden küllerinden doğmaktır.

kartopu
12-08-2018, 07:15
Damat değil de biz tavsiyede bulunabiliriz
Bir. Devletin küçültülmesi
İki. Milli mutabakat ın kurulması.
Üç. Milli üretimin desteklenmesi
Dört. Lüks tüketimden bir müddet vaz geçilmesi
Beş. Vatandaşın borçlarının faizlerinin silinmesi
Altı. Vatandaşın borçlanmasının engellenmesi
Yedi. Faizlerin % 30 -35 e çıkarılması
Sekiz. Yerli paraya geçilip yabacı paranın izne bağlanması
Dokuz. Her kesin kesin uyacağı bir hukuk sisteminin gelmesi
On. Aile hükümetinin derhal tasfiye edilmesi

Bak o zaman bu ülke bir kaç yılda yerine oturacak hatta kalkınma yeniden başlayacak mı.
Biz bu ülkede ne krizler gördük nasıl çözüldüğünü de gördük.
1935-1946-1958-1960-1973-1980-1992-2001 bu krizler önce iktidar değişti sonra milli mutabakat kuruldu sonra parmak kesildi ve çözüldü.
Bu günde çözülür yeter ki niyet olsun.

ilahimasal
12-08-2018, 13:22
Kartopu

O kadar uğraşmaya ne gerek var. apple ciosunu , devletin tepesine koy kurtul. Bunların yapacağı birşey yok. Apple daha iyi yönetiliyor. Apple bu gün kalksa, Türkiye nin borçlarını biz ödüyoruz dese öder. O kadar yani.

Bizdeki sömürücü hırsız Tusiad denilen yapıyı dahi satın alırlar.


Baksan apple abd nin bir şirketi. Apple gücü yetmeyenlerin , abd domuzuna atar gider yapmaları komik.

Aslında bizim beceriksizler apple den borç isteseler verir belkide.

apple abd nin şirketlerinden bir tanesi.

Leonardo
12-08-2018, 18:25
Damat değil de biz tavsiyede bulunabiliriz
Bir. Devletin küçültülmesi
İki. Milli mutabakat ın kurulması.
Üç. Milli üretimin desteklenmesi
Dört. Lüks tüketimden bir müddet vaz geçilmesi
Beş. Vatandaşın borçlarının faizlerinin silinmesi
Altı. Vatandaşın borçlanmasının engellenmesi
Yedi. Faizlerin % 30 -35 e çıkarılması
Sekiz. Yerli paraya geçilip yabacı paranın izne bağlanması
Dokuz. Her kesin kesin uyacağı bir hukuk sisteminin gelmesi
On. Aile hükümetinin derhal tasfiye edilmesi

Bak o zaman bu ülke bir kaç yılda yerine oturacak hatta kalkınma yeniden başlayacak mı.
Biz bu ülkede ne krizler gördük nasıl çözüldüğünü de gördük.
1935-1946-1958-1960-1973-1980-1992-2001 bu krizler önce iktidar değişti sonra milli mutabakat kuruldu sonra parmak kesildi ve çözüldü.
Bu günde çözülür yeter ki niyet olsun.

Bu gün ben bu Madde 4 konusunu çok düşündüm.

Ben bugünkü bazı manzaralar ile 20 önceki bazı manzaralarını sık sık mukayese ediyorum.

Ben asla toplumlarla ilgili genelleme yapmam. "Atatürkçü" dediğimiz kesim bazen böyle genellemeler yapıyorlar. Temelde haklı da olsalar ben "Batılılar bilinç altında bizi böyle algılıyor" derim. Veya, "Batı'daki emperyalist / Burjuva zihniyetli kişiler böyle düşünüyorlar" derim. Emperyalizm ile kast ettiğim şey bu. Asla o toplumun tamamı veya çoğunluğu anlamında imada bulunmuyorum.

Neyse, bu tür insanlar, Emperyalistler, belirli tipte "doğulu" istiyorlar. Yani çocuk üreten, (belki) tarım üreten, Hammade üreten ve bunların o ülkeden alınıp Batı'ya götürülmesine izin veren. Tamamı fakir / cahil / uçan halı ile dolaşan, ama işte kendi ürettiği arabayı alan, elbiseyi alan, AVM'de kendi ürettiği malları alan Doğulu istiyorlar.

İşte Atatürkçü kesim ezberci bir biçimde de olsa bunu anlıyordu. Kendi üretsin istemiyor. Batılı üretecek, çalışacak, kar edecek, işsiz kalmayacak, Doğulu rantiye, işte cemaate yakın kimse, köy ağası vb. bunları yiyecek.

- çünkü 1960'lardan beri çok şey denendi. O dönemde mesela "Arap miliyetçiliği" zirve yapmıştı. Ya da Türkiye'de olanlar.
Gelecekte tarih kitapları aynen bunu yazacak. Ve aynen böyle yazacak. "Batılı emperyalistler, Doğu'nun gelişmemesi, oranın kendilerine açık bir pazar olarak kalması, ve belirli bir düzeyin üzerinde gelişip kendilerine rakip olmaması için siyasal islam, diktatör, vs gibi şeyleri desteklediler" denecek. Çocuklara böyle anlatılacak. Çünkü İra filan da öyle. 1981 gayet modern bir dönem. İran modern bir ülke olmaya gidiyordu. Sonra "Küt" Ninja oldular.

Yani iğneyi ben kendime batırıyorum. Okuyanlar bilirler.

Ama solcu olmak böyle bir şey. Bir yerde "Hayır" demek zorundasın. Liberalin ütopyası / ideali yoktur. Liberal liberaldir. Sol da bunu düzenlemek zorundadır.

ilahimasal
12-08-2018, 19:30
Ülke bu hale geldikten sonra liboş tayfa krize çare bulucak diye beklentide bulunmak aptallıktır.

Bu hale gelinmesinin nedeni liboşlardır.

Sol diyince akla ne geliyor ?
Bana göre sermayenin zıttı EMEK dir.

Emek ve sermayenin savaşı bile liboşların etkisi ile garipleşti. Emeği sömürülenler , sermayenin koruyucusu tiplere secde edip tapıyorlar ( bu durum % 100 akapa ya kanalize olmuş emek grubunda geçerli) bu emek grubu sömürülmesine karşı dik duramıyor , borçlu bir ev , modeli düşük hurda bir araç , makarna ve kömüre emeğinin karşılığı olarak bakıyor.

Bu emekciler yemiyor içmiyor , çocuğunun
Boğazından kesip birikimde yapıyorlar.

Bu birikimleri kimi zaman yastık altında , kimi zaman bir bankada , kimi zamanda bir dombili tosuncukta yada bir dinci gruba teslim ediliyor.


Bu birikim sermayenin bildiği ve her zaman yedek lastik gibi görülen bir deger . Emekcinin birikimi , sömürücü hırsız sermayenin milyarda biri dahi olmayan bu ufak birikim dahi sermayenin kendi parası olarak düşünülüyor.


Sermaye bazen öyle adileşiyor ki !!! Kendi karlılıkları düşerse , emekcinin bu birilimine göz dikiyor ve bir şekilde ele geçiriyor.


Bu günlerde dikkat edin , semayenin politik ağızları emekcinin yastık altı birikimlerine göz dikmiş ve almanın türlü türlü yolları ile ataklar yapıyorlar.

Bu sermaye gurubu , vatan milllet sömürüleri ile bu paraları istiyor şayet ele geçiremezsse el koyacak. Bu kesin.


Bende diyorum ki , önce TUSIADIN TÜM MAL VARLIKLARINA EL KOYARAK VE TÜM PARALARINA EL KOYARAK bu krizden kurtulun.

Duyduklarında onları deli eden ve seri
Bir katile dönüştüren Mallarına el koyma korkusu bile onlara yetiyor.

Ciddi diyorum devlet yöneticileri direk bunların mallarına el koysun. TABIKI CESARETLERI VARSA.

Bunu elbette yapamazlar. Kolluk kuvvetleri onların bizi sömürerek kaptiğı paralarla hizmet veriyorlar.. musade ederler mi ?


Tusiad musiad ve benzeri hırsız ve sömürü gruplarının yurt dışına KAÇIRDIKLARI kesinlikle bulunup ellerinden alınmalı. Buradaki tüm varlıklarıda ellerinden alınıp dım dızlak ortada bırakımalılar. Hatta kendilerine asgari ücretle açık arazide tarım işciliği verilmeli. Başka iş yasak.

Bunlar cumhuriyet kurulduğu gün den bu yana sömürüyorlar de yeter.


Hah şimdi ERDOĞAN benden oy mu istiyorsun ? Destek mi istiyorsun. Aha buyur yol yöntemi yazdık. Buyur yap.

Öyle Kılıctarogluna ve zayıf olan halka atar gider yapmakla bizden destek falan alamazssın.


Ha sizde kimsiniz diyorsan. Faiz baronları orada git borç iste.


Ben bir krş dahi olsa bankada bırakmam , bir gram altınım olsa TUSIADCI HIRSIZLAR KAZANSIN DIYE VERMEM.


gebersinler.

Leonardo
12-08-2018, 21:18
Liboş Ne pardon?

Benim eski ANAP'lı / DYP'li arkadaşlarım var. Onlara bir şey mi demek istiyorsun?

Tekrar: "Liboş" ne demek? Türkçe'de "Liboş" diye bir kelime yok. Sen git Türkçe öğren.

2) Arapları da çok seviyorum. Arap ülkelerine de gittim. Tamam mı?

5 tane MHP'liyi yan yana koy, 1 tane Arap, veya bir tane ANAP'lı veya DYP'li eder. Tamam mı? Anladın mı?

:)

ilahimasal
12-08-2018, 21:57
Yetmez ama evet diyen . İsim bile verilebilir ama değmeyecek......

https://encrypted-tbn2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS3DKIh8bl-vUCVhDdy2NaqUznisQhiScVmbbuG7wdDBd80yk87

Velhelebe
12-08-2018, 22:12
Asgari ücretli vatandaşlarımız halinden çok memnun, onlara göre ekonomi çok iyi. Asgari ücretin 500 lira olması hepimiz için daha hayırlı olabilir. Ne de olsa fedakarlık yapmak gerekecek, halinden memnun olan kardeşlerimiz fedakarlık yapsın ve devletimiz kalkınsın. Ekonomi onlara göre çok iyiyse daha da iyi olsun, hem ekonomi bu kadar iyiyse fedakarlık onlara zarar vermez, daha da sevinmeleri gerekir.

kartopu
13-08-2018, 07:50
Kartopu

O kadar uğraşmaya ne gerek var. apple ciosunu , devletin tepesine koy kurtul. Bunların yapacağı birşey yok.
O da bir çözümdür Sn Fabula.

Ama ben çözümü teslim olarak aramadım. Ve ben hala yapılacak şeyler olduğunu düşünüyorum.

kartopu
13-08-2018, 08:01
Ama solcu olmak böyle bir şey. Bir yerde "Hayır" demek zorundasın. Liberalin ütopyası / ideali yoktur. Liberal liberaldir. Sol da bunu düzenlemek zorundadır.

Sn Leonardo.
Liberalizm kötü bir şey değildir sadece karlar hep kendine aksın ister Hatta kapitalizm de teknolojik gelişmenin öncü savaşçısıdır liberalizm.

Bende solcu değilim Komünist, im. Komünistler kapitalizm krize düşsün de devrim çıksın ister. Bende isterim ama koşullar devrimden yana değil, barbarlıktan yana. Rosa Lüxenburg un ya devrim ya barbarlık çağrısı da zamanımızda çok geçerli değil.

Bu ülkede batmaktan başka çarelerde var bizde onu anlatmak istiyoruz.

upuaut
13-08-2018, 10:14
Washington Post: Ekonomi cahili bir lideri, başka bir cahil lider haklı çıkarıyor (https://www.abcgazetesi.com/ekonomi/washington-post-ekonomi-cahili-bir-lideri-baska-bir-cahil-lider-hakli-cikariyo/haber-99443)

Erdoğan'ın tüm sorunların nedeninin Türkiye'ye karşı açılan ekonomi savaşı olduğunu söylediğini hatırlatan O'Brian şöyle devam etti: "Bu elbette ki saçma bir gerekçe. Türkiye kendi etti, kendi buldu, taa ki Trump tweet atmaya başlayana kadar. Trump, liranın çöküşünü Türk ekonomisinin varlığına yönelik bir tehdit olarak değil, ihracatta daha rekabetçi olmak için kasten yaptıkları bir hamle olarak görüyor. Bunun üzerine de alüminyum ve çeliğe ek gümrük vergileri koyuyor. Oysa bu adım, Trump'ın istediğinin tam tersi etki yarattı çünkü ticaret savaşları, Türkiye'nin ihtiyacı olan doları bulmasını zorlaştırıyor. Bu da liranın değerinin daha çok düşmesine neden oluyor. Bu, aslında bu kadar trajik olmasa komik denebilecek bir durum: Ekonomi konusunda cahil bir lider kendi ekonomisini sakat bırakıp bundan başkalarını sorumlu tutuyor. Sonra da bu suçlamalar, ekonomi cahili bir başka liderin hamleleriyle kısmen doğru çıkıyor."

Bakalım, aslanlar bu ganimetten ne kapacaklar:

https://www.youtube.com/watch?v=iIpPpKoaMFo

upuaut
13-08-2018, 18:22
https://www.youtube.com/watch?v=0vwGNtAthUc

Hristiyanlar da öyle diyordu, ama sonucu İmparator Neron belirledi.

Eğer İmparator Neron'u Trump, Arena'daki Hristiyanları TL ve aslanları da açgözlü yatırımcılar olarak düşünürseniz ortaya şöyle bir vahşet çıkıyor:

https://www.youtube.com/watch?v=QYpKFMFNqXQ

Bilindiği gibi her ekonomik krizde TL mum gibi erimektedir: 1994'teki krizde TL $ karşısında % 174, 2001'de % 204 ve 2018'de % 82 değer kaybetti.

Bu durumda açgözlü yatırımcılara rest çekmek doğru değildir. Çünkü onların hepsi arenadaki aslanlar gibidirler, dolayısıyla önlerine çıkanını parçalarlar!

https://www.youtube.com/watch?v=jKxiIxXkZRg

Neva
16-08-2018, 09:24
Akaryakıta ÖTV zammı geldi. Benzin ve motorinin litre fiyatı yüzde 9 artacak. Motorinin fiyatı 45 kuruş, benzinin fiyatı 50 kuruş, LPG'nin fiyatı ise 30 kuruş zamlanacak. İstanbul'da benzinin litresi 6 lira 77 kuruş oldu.


https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/son-dakika-akaryakita-otv-zammi-2577423/

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Katar olarak Türkiye'ye 15 milyar dolar yatırım paketini hızlıca hayata geçireceklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Erdoğan ile Al Sani Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi.
Al Sani'nin çalışma ziyareti çerçevesinde gerçekleşen görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel konular hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Görüşmede Al Sani, Katar olarak Türkiye'ye 15 milyar dolar yatırım paketini hızlıca hayata geçireceklerini ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Katar Maliye Bakanı Ali Şerif el-İmadi'nin de hazır bulunduğu görüşmede iki lider, Türkiye-Katar arasındaki ilişkileri her alanda daha da geliştirme hususundaki kararlılıklarını teyit etti.

https://www.haberler.com/son-dakika-katar-dan-turkiye-ye-yatirim-destegi-11150800-haberi/

Şüpheci Dinsiz
11-02-2019, 21:40
Bugün yaşadığım yere yakın bir meydanda AKP'li elemanlar çadır kurmuşlar, seçim propagandasına "enflasyonla mücadele" süsü vererek ucuz sebze-meyve sattırıyorlardı. Halk epey uzun kuyruk oluşturmuştu, AKP'ye dua edenlerle sövenler bir aradaydı. Sövenler "yahu 20 senedir iktidarda bu herifler var, hala neyine dua ediyorsun" diye soruyor, dua edenler "Allah onlardan razı olsun, daha yirmi sene daha dursunlar" diyor.

Din öyle bir şey ki, karşısında akıl-onur iptal oluyor.

Aynısı ebeveynlerimin yaşadığı yerde de kurulmuş, orada da uzun kuyruklar oluşmuş.

Neva
12-02-2019, 12:04
Yıl 1979…
Yer, Bodrum "Han" restoran.
Ankara'dan siyasiler,
İstanbul'dan magazin gazetecileri gelmiş.
Masanın başında,
Sanat güneşimiz Zeki Müren,
Etrafında yaklaşık otuz kişi oturuyoruz.
Herkes havadan sudan konuşurken,
Hakiki Paşa Zeki Müren araya girdi.
"Çocuklar bırakın onu bunu da ben size yaşadığım bir anımı anlatayım.
Ankara'da iki evim var.
Birinin yanında ilkokul,
Birinin yanında da cami var.
Takdir edersiniz ki ben,
Gece çalışıp gündüz uyuyan biriyim.
Dolayısıyla her iki evimde de kalamıyordum.
Atatürk Orman Çiftliği'ndeki Marmara Oteli'nde kalıyordum.
Bir gün akşamüstü hava alayım diye dışarı çıktım.
Orman ağaçlarının arasında epeyce aşağı doğru yürüdüm.
Bir an tuvaletim geldi.
Baktım ki otel çok yukarıda kalmış.
Hemen bir ağacın altına oturup kakamı yaptım.
Ağaçtan bir yaprak koparıp popomu silerken,
Ormanın bekçisi tosuncuk beni takip ediyormuş.
Paşam paşam, ne yapıyorsun diye seslendi.
Ben de,
Ne yapayım ete doydu biraz da ot yesin tosuncuk dedim"...
.
Şimdi bizim iktidar,
Tarımı bitirdi.
Fabrikaları sattı.
Tanzim satış mağazaları açacağım diyerek,
Manavcılığa soyundu.
Millete,
Bizde et kalmadı manavdan ot alın diyor...
.
Sevgili iktidar,
Sana oy verenleri "cennete gönderme " gücün var da,
Ekonomiyi düzeltip,
Millete ot yerine et yedirme gücün yok mu?

http://www.yurtgazetesi.com.tr/m/et-yiyenle-ot-yiyen-bir-olur-mu-makale,16038.html

kartopu
13-02-2019, 12:28
Hiç hatırlayanınız var mı 24 ocak 1980 de Demirel kürsüye çıktı 70 sent e muhtaç ız demiş ve bu sözün arkasından tam 8 ay geçti 12 eylül 1980 askeri darbesi yapıldı .
Darbeciler sivil siyasetçilere iktidar devir ettiğinde enflasyon % 70 den % 15 e düşmüştü, kara borsa kalktı sistem normal akışına dönüştü. Devrimciler bütün kötü gidişin faili olarak ilan edildi ve cezalandırıldı. Ama sistem raylarının üstüne yeniden kondu.

O zaman sistemin tamiri ne yapıldı bütün partileri tek gaye için bir araya getirildi sistemi bozanların hepsi işten el çektirildi düzeni bozan bütün örgütler cezalandırıldı.
Sonuç düzen ayakları üsnüne getirilip teslim edildi.
Bu gün ne var düzenin sahipleri ülkeden kaçıyor sermeye güvensiz gördüğü için ülkeyi terk ediyor Yönetenler yönetemiyor yönetilenler yönetimden şikayetçi seçimlerde hile yapılıyor hak isteyene sopa gösteriliyor torpil adam kayırma en üst seviyeye çıkarılıyor.
Halk pazardan şikayetçi devlet manav açıyor göz boyamaya çalışıyor.

Ciddi ciddi önlem gerekirken manav la yasak savulmak isteniyor Muhalefet her daim tehlikeleyi hatırlatıp yardım etmek istediğini söylüyor ama İktidar gidersem bir daha gelemem diye korkuyor.
Yapılacaklar belli üretim ucuz üretim ve dağıtım tüketimin organizasyonu.
Bu konuda sorunlar
1.Devletin masrafları çok ağır
2.Akraba arkadaşlar kayırılıyor.
3.Kaliteli yönetici eksikliği
4.Rüşvet in yaygınlığı
5.Güven eksikliği
6.Güvenilir hukuk
7.Halkın birbirine düşmanlığı.
Bütün bunlar ve benzer sorunları ortadan kaldıracak yönetim ve umut olduğunda . Hepimiz farklı düşüneceğiz.
1980 den bu gün arasında tek fark o gün halk borçlu değildi bu gün borçlu olması o gün bu düzeni bozan devrimci ve işçilerdi bu gün bu düzeni yönetenlerin bozduğu.

Alternatif siz değil sistem Sorun niyet ve sistem de kararlı olmak.

Neva
27-03-2019, 22:57
Su son birkac haftadir ne kadar para uctu acaba?

karakedi
27-03-2019, 23:21
Valla onu bilmiyorum ama bugun borsa tekrar 5bin puan dustu. Bankacilik endeksi ortada hicbir sey yokken resmen bosaldi. Yabanci sermaye secim oncesi kacmaya calisiyor. Erdogan gecelik swap faizlerini yukselterek kacmalarini engellemeye calisiyormus. Faiz yuzde 1300e cikmis.

Yani bilemiyorum ya hersey normale doner. Bu adam bizi yillarca uyutmaya devam eder, halk kerizleri oynar. Yada gercekten kirilma baslar. Uzun suredir zaten herkes ekonomide ciddi bir durgunluga girildigini biliyor. A sindan Z sine butun uzmanlar Erdoganin damadinin YENI EKONOMI PLANI falan diyerek masal anlattigini biliyor. Kimse inanmiyor.

Da iste Erdogan koltugu birakmiyor. Halki da cok iyi uyutmasini biliyor. Yapisti resmen. AKP istanbulu kaybeder, CHP belediyenin defterlerini acmaya baslarsa, ankarada bu Mansur Yavas meselesi olum-kalim kavgasina donerse cozulmenin basladigini gorebiliriz.

Sanki hersey diken ustunde gibi. Allah vere gider ayak ulkeyi batirmasa. Bu kadar saldirgan ve inatci olmasi tediegin ediyor.

Şüpheci Dinsiz
22-04-2019, 21:54
Bunu mutlaka seyredin arkadaşlar.

FNcZageesmc

ilahimasal
22-04-2019, 23:43
Bunuda izleyelim
https://youtu.be/AKEot2mfwrw

Şüpheci Dinsiz
23-04-2019, 01:13
wo8KFr3Xyqk

spartacus
23-04-2019, 04:16
başta ABD ve Almanya gibi köpek besleyici ülkeler, bu ülkede her zaman sağ partilerin iktidar olmasını sağlamıştır. Aha komplo teorisi diyenlerde çıkacak ama halt ederler.

Şöyle ki;
Sözde sol bir yapı hükümet ise, ülkeye kaynak sağlamadıkları gibi, piyasa olarak da zora sokar, görünmez ambargolar da uygularlar vs.

Sağ partiler için ise hayli destek verirler ve zaten istikrarsızlaştırdıkları bağımlı ülkelerindeki hükümetin, sağın kitleleri aldatan vaadleri, türk, islam vb sentezleriyle ssürüleştirmek, kolayına siyaset üretecekleri projelerle, bir biçimde hükümet olduklarında, ABD, Almanya gibi ülkeler KREDİ musluklarını açıverir(Ecevit dönemi krizini, ama hemen ardından ABD de icazet verdikleri Erdoğana verilen destek ve kredilere bakın, aynı katakulleler, Menderes, Demirel dönemlerinde de sabittir). Üretilmemiş bir değer olarak piyasaya cukka, cukka paralar girer, adına yabancı sermaye denen kodomanlar, kalpazanlar da girdi, çıktıya başlar, sermaye, emek borcu üretir, ödenmemiş, ama ödenecek emek olarak bağlanır, o dönemlerde buların köpeği olan hükümetler ise çok çalışmak lazım çok, demeye hatta çalışma saatleri 14 saat olsun, daha çok çalışalım diye propaganda etmeye dahi başlarlar-dönün 10 yıl öncesine bakın, bu sözleri göreceksiniz, çünkü hükümet toplumun emeğini, emperyalist ülkelere peşkeş çekmiştir). Bu kadar basit değil, ama en basit yöntemiyle anlatıyorum. Bu sayede ilk 5-10 yıl arası, sözde bir refah görüntüsü, tablosu oluşur, sözde ekonomi büyür(ekonomik ve sokuşturaln kredi paralarıyla şişirilen piyasa verilerine göre vb!) köpeklerine de hatrı sayılır pay verirler ve bürokrasi bu projelere göre örgütlenir, şişer. Fakat ilk 5-10 yıldan sonra, iş tersine döner-döndürülür. O koşullarda da ekonomi çöker, destek hem tükenmiş, hem de yeni destekler verilmez, böylece faiz, enflasyon paradaki değer kaybı hızla yükselir. Dün kredi verip badeleyenler, tekrar faiziyle ödeme isterler ve bu süreçten evvel de nakit girdisini çekmekte ve borsada dahil, sıcak parayı, dışarı taşımaktadırlar. vs. vs. vs... Siyasete de, siyaset yapmalarına da, özel uğraşa da gerek yoktur...

Sözde sol partilerin ise,bu noktadan sonra, topluma, ekonomik sıkıntılar, kamplaşma, yaşam şartlarıın zorlaşması, kriz ve birleştirici söylemden öte anlamlı bir muhalefet kalmaz. kapsayıcı olmayan dil, toplumun sıkıntılarını işlemeyen propaganda, toplumdan olmayan veya görünmeyen adaylar, kleptokratik hükğmetin kampaştırıcı siyasetle sağladığı garantiyi dağıtmak namına toplumun her kesiminin desteğini alacak propaganda, faaliyet, anlayış geliştiremeyen, stratejik günlerde kitle desteği almayan veya kitle desteğinin fiili olarak yansımadığı hallerde etkili olamaz hale gelirler.

hakim kleptokrat hükümet ise muhalefe karşı çok basit bir oyun oynar, muhakefetn gündemini, kişisel atışmalar, toplumun sorunlarından uzak, Ali, Veli kavgasına çekmeye çalışırlar, sürekli olarak muhalefet üzerinden siyaset üretirken, diğer taraftanda muhalefete karşı kişisel sürtüşmeleri kullanırlar, muhaefet bu basit oyuna düşerse etkisiz olacak, toplumdan yalıtık bir biçimde, toplumun anti-patisini de üzeine çekecektir. vs, vs, basit ayak oyunları.


Eğer, faşist AKP, faşist ABD ve diktatör Trump, diktatör Merkel gibilerin de aracılığıyla, 100% teslim olmaz -olsa dert olmasa dert-, Rusya ve Çin'e sığınma çabalarıa devam ederse, sonu iyi olmaz.

Böylebir durumda bugün CHP'hye ölüm fermanları dizen kendisi, CHP den tutunda, solculara değin, yakınlaşmak, anlaşmak isteyecektir.

ABD'nin 100 yıllık stratejisi değişmediği gibi -ki 100 sonra dahi değişmez, çok basit bir temele oturuyor. dünya kaynaklarını sömürmek ve hükmetmek, ülkelerinde ABD bayrağını dalgalandıracak bekçi köpekler(bizzat ABD stratejisinde geçer bu ifade, ben söylemedim), ,bunun garantisi namına dünya toplumunun cahil kalması, din, mezhep, ırk gibi gerekçelerle mankurtlaştırılması, sürüleştirilmesi ve ölümüne tüketim toplumu haline gelmesi, başların da kendilerine hizmet eden çobanların -kendş tabrleryle bekçi köpek- dikilmesi-tabi bu çobanlar hırsız olmalı, bunlar ilk kuralları. Hırısz olan, kleptokrat olan her hükmet hem kendi toplumunu satar hem de kapitalizmi ve kapitalizmin en tabi yönetim biçimi olan sermaye diktatörlüğünü ölümüne savunur. taktikleri de değişmez. Elbette Hitler'den çok şey öğrendiler, bir çok etkili nazi kadrosunu özellikle enformasyon üzerine çalışan kadroları kendi bünyelerine katarak taktik deneyimlerini arttırdılar.

Yukarıdaki alıntıda kabaca ifade etmiştim, Menderes'de aynı süreçlerden geçti. Değindiğim gibi sağ ve kleptokrat hükmetler ABD stratejisi olduğu gibi, sağ partilerin ilk 5 yılında, sıcak para girdisiyle piyasada sahte bir şişirme, sahte bir ekonomik rahatlama(ısınan kurbağa), böylece iyi/kötü rahatatılan toplum sayesinde, ülkede üretimin bitirilmesi(ne gereği var ki ABD, Almanya vb ülkeler zaten bunları satıyor veya destek veriyor, satarken de eğer kleptokrat hükümetin sermaye grubuyla-egemen sınıfla- bu işi ticaret olarak sağlarsa-komprador burjuvazi), çeşitli fabrikaların, madenlerin peşkeş çekilmesi vs. vs.

Kısaca ilk 5-10 yıl böyle gider, sonra ise ABD vb menşeili büyük sermaye paralarını ve desteğini çekmeye başlar. Ekonomi zora girmeye başlar ve toplumdan ilk itirazlar gelmeye başalr. Bu tirazlar aydın, sol kesimden yükselir, ve kleptokrasi, doğası greği faşist olduu için, faşist baskılar artar. Gün geçtikçe siyasetdili daha fazla kamplaştırıcı, daha fazla din ve ırk istimarına dönüşür, zombiliğin düğmesine basılmıştır.

klepokrasi, yani faşizm ABD'ye kafa tutmaya başlar. Bunun sebebi kendisini daha pahalıya satmak, bazı yaptırımlara karşı kol çıkartarak zararı hafifletme çabasıdır. ABD bunu yemez, bunun üzerine kleptokrat hükümet çaresiz diğer ülkelere yönelir(Rusya, Çin, İran gibi). halbuki bunlardan önce kendisini akseri olarak da ABD'ye pazarlamış, ordusunu sermaye olarak da kullanmıştır, İrana saldırılırsa kendisini kullandırtmaktan, Suriyeye bir fiil saldırılar, hatta bizzat MİT müşteranının olduğu topantıda, kendi ülkesine Suriye üzerinden 3-5 füze atarak direk savaş başlatmak seçeneğini dahi masaya koyabilmiştir(kapitalizmde işler böyle yürür, medya koyunları sağar, yeri geldiğinde, yüce din, yüce ırk gazıyla koçlarını ayırıp öldürmeye-ölmeye de yollar. Esad kötü, bunlar ve Trump ve ABD nin 50 yıldır diktiği ve hiç inmeyen liberal dikta rejimleri, emirlik, krallıklar iyidir! ve haklarında bir dolu yalan propaganda edilir, fırsat bulurlarsa da provakatif saldırılarda bulunabilirler, şu ya da bunun üzerine atarlar). Ama ABD bunu da yemez, zira ABD ye diğer yollu getiriden daha fazlasını sağlamaz..

ABD ise her konuda tam bir vampir, liberaller ise kuduz köpeğidir. Örneğin iran'ın petrolünü, gazını başka ülkelerin almaması için ultimatom verir, ABD ve Batı bunu destekler ama aynı ABD ve Batı sözde serbest piyasa ekonomsini savunur, yerseniz. liberal olduğunu iddia eden anti-solcu, körpe sağcılar ise -öyle olmayanlar ayrı elbette- ki misyonu feodalizmle birlikte sonra eren, tutarlı olsalar, kapitalizmde sosyalist olması gereken liberallerin(neo-liberaller sonuçta) misyonu başka ne olabilir ki? ABD, Almanya, İngiltere, Fransa gibi azınlık sınıf, sermaye diktalarının, bu anti liberal tutumlarını, milyonlarca insanı 3-5 adet ilaç silah, petrol tekelinin sömürüsü, dolarları uğruna katledilmesini demokrasi getirmek diye yutturup, bu tür politikaları da ölümüne savunur. Dam üstünde saksağan dedikleri, neyse ayrı bir konu... (örnek olarak Fransa'da macronun siyasi hayatına bakabilirsiniz)

Bu şartlarda ekonomisi çökertilen bekçi köpeklerinin ülkesinde, merkez bankası paradoksa düşer. Para mı basmalı faizi mi arttımalı. Borç faizi hızla yükselmektedir ve kleptokrasi faizden yana da, para basmaktan yana da değildir, zira her ikiside, ABD vb sermayesine, ödenecek borcu zora sokar, dolar olarak ödeyeceği borç için, kaynağa ihtiyacı vardır. Ne kadar para basar, karşılama oranı o kadar düşer... Uluslararası sermaye parasını çekerken, diğer taraftanda dış borç ödenmesi takvime bağlanır, ama ödeyecek kaynak yoktur, Katar'a vs yalvarılır, baronların anası Merkel'in eli öpülür, ama olmaz!... çaresiz Putin abiye gidilir, Çin'e, İran'a, Katar'a yanaşılır.

Rusyaya, Çin'e yanaştığı an, ABD ipi gerer, henüz tabureyi tekmelemez ipi gerip, gerip bırakır ve kleptokrasinin sallantıdaki gemisine, fareler, huysuzlanmaya başlar, ilk fırsatta da gasp gemisini terk edeceklerdir... klepokrasinin lideri bu süreçte etrafını hem akraba ve hem de güvenilir kişilerle donatmaya çalışır... O'nun adına en çok höykürenler, en ufak bir sendelemesinde aslında ipini ilk çekeceklerdendir(Soylu, Bahçeli vb)...

ya ABD öncülüğünde sermayenin işkencesi kabul edilecek(edilse bile istekleri nasıl karşılanabiir ki, elde, acvuçta ne kaldı ki?), ya da başka ülkelere sığınılacak ve bunda ısrar ederse, sonu kötü olacak...

CIA staretijisnde proje partisi, daha dünden çlaışmaya başladı->bknz MHP, kontrol edilemez noktaya ulaşan AKP faşizmi...
Erdoğan bu süreçte, hızlıca, 150 derece dönmeli, hain, temristişan ettiği toplumun diğer yarısına elini uzatmalı, AKP içeriisndeki şahinleri susturmalı, 2 ucu değnek durumu, ama daha da vahşi akıl hocaları, sermaye,,, kendisini şahince yönledirip sonunu hazırlayabilir, zira gemi batarken hala dümende olursa, bu kırım-kongo keneleri de, arada kaynayabilir, bütün hedef oklarını bir kişiye çevirmeleri ve o kişinin sözlerini artık kimsenin esas almadığı bir duruma getrmeleri gerekebilir, arada kendilerini kaynatabilirler.....

Önlem olarak kleptokrasinin başındaki ve trafındaki gaspçılar tonlarca altınını, ABD den çekebilir, olaki daha zor el konabilsin diye. Evlerinde kaç milyon dolar saklayabilirler, asker müdahale ederse onlardan da olurlar vs. vs...

neyse... daha fazla ezan, bayrak, vatan, sakarya, ver mehteri edebiyatı da ayrıca arttırılmalı vs vs.

kartopu
23-04-2019, 10:44
Bunu mutlaka seyredin arkadaşlar.

FNcZageesmc

Sn Şüpheci Dinsiz

Emin Şirin in konuşmalarını sonuna kadar dinledim Çok çarpıcı tesbitleri var bir çoğuna katılıyorum.
Devleti, AKP yi, Erdoğanı iyi tanıyor.

CHP nin Erdoğan ın tuzağa düşmeyeceğini zannediyorum .
İstanbul da yeni bir seçim olasılıkları hala var gibi YSK Erdoğanın kararını bekliyor sanırım.

Yeni İstanbul seçimin de R.T. Erdoğan ,HDP kartını oynayacak gibi geliyor bana.

ilahimasal
23-04-2019, 11:06
Emin şirin Nazlı ılıcaga üzülüyor bence , nede olsa eski yareni. Kavga etmiş olsalar da şu konuşmalarının gercekşip iktidarın el değiştirip , yareninin serbest kalmasını istiyor. Liberal bunlar güven olmaz.

Neyse geçelim liboşları.


Spartaküs analizin döt dört lük , seninle bir roportaj yapılsada dinlesek.
Hakkaten sen kimsin ? Belliki nazlı ılıcağın eski yareninden daha iyisin. Cilara seninle yapsın bu sohbeti.

kartopu
23-04-2019, 12:08
Liberalizm in ekonomik ve işletmecilik açısından Beyni A.Simith dir, Düşünme biçimi açısından sa. Hegel.

Liberallerin en kötü huyu sıkıştığında, çaresiz kaldığında kılık değiştirip muhafazakarlaşmasıdır. Yani Liberaller hem solculara yakın hem solculardan uzaktırlar. Aynı biçimde muhafazakarlarla da solcularla olduğu kadardır mesafeleri.
Liberallerin bir faydası üretici güçleri devrimci biçimde geliştirmesidir . Bu iyi midir kötü müdür buna her kes farklı düşünerek karar verecektir.

Liberaller işçi düşmanıdır işçilere verilen her şeyi kıskanır ve onların aldıkları hiç bir şeyi hak etmediğini düşünürler.
Örneğin A.Simith Bir gün makine yapan makinalar yapılacaktır der. Yani kapitalistler tamamen işçilerden kurtulacak mış.
İşte liberallerin büyük hayali bu bir gün işçilerden tamamen kurtulmak.
Bu kurtuluş güzel bir eylem mi yoksa çirkin bir hayal mi buna kim ne der bilmiyorum. Bana iyi bir şey gibi geliyor. Çünkü bu kurtuluş kapitalizm in de sonudur.

Liberalizm iyi bir şey mi kötü bir şey mi ?
Elbette bu sorunun çok farklı cevapları olacak. Çünkü liberallerin yüksek hayallerinde işçilerden kurtulmak var.

Hegel de düşünme sistemine bir üst akıl koyarak insan aklını ön plana çıkarır.
Örneğin şunu der. Efendi kölesine kölelik koşullarında yaşam hakkı sağlamalıdır ve onun yüreğinde ki korkuyu sürekli taze tutmalıdır. Hegel, köleyi insan olarak görmüyor.
Hegel düşüncesini Kapitalist çağa indirgediğimiz de köle işçiler oluyor Hegel e göre işçilere iş verilmeli ve ona çalışarak yükselmeyi değil çalışarak yaşanabileceği öğretilmeli

İşte Hegelle A.Simith in ters düştüğü yer biri işçiler olmalı diyor diğeri olmamalı Kapitalizm bu çelişkilerle dolu sistem.
Liberalizm buna çare bulmuş eskiyi yık yeniyi yap bunu sürekli şekilde yap.

Tengrizm
23-04-2019, 21:27
Maalesef ülkemizin ekonomisi kötü gidiyor.Bunların en önemli sebeplerinden bir tanesi 16 senedir,betonlara,tuğlalara yatırım yaptılar.Yani inşaat ekonomisini uyguladılar.Ve eğer 16 senede sanayi,bilime,teknolojiye,çiftçilere önem verilseydi,Türkiye ekonomisi güçlü üreten ülkelerden biri olabilirdi.Ve Türk lirası da değerlenirdi,dolar karşısında değerini kaybetmezdi.

kartopu
24-04-2019, 09:06
Bu AKP iktidara geldiğinde Dolar 1 lira 50 kuruştu. ABD dolar basıp piyasaya sürüyordu Sermaye yatırım yapacak ülke arıyordu. Bu iktidarla birlikte bir çok asya ülkesi aşağı yukarı aynı dönemlerde kapitalist yatırımlar almakta idi .
Çin Hindistan K. Kore gibi bazı ülkeler sermaya çağıran ülkelerdi

Ne oldu aradan 18-20 yıl geçti Türkiye nerede Hindistan Çin K.Kore nerede.
Suç dış güçler, dolar lobilerinde mi yoksa bu ülkeyi yönetenler de mi.
Evet kapitalizm genel bir kriz yaşıyor ama Türkiye batıyor. Dün işsizlik fonuna saldırı bu gün kıdem tazminatına daha ne alacaksın işçiden memurdan Çiftçiyi yok ettiler tarlalar ekilmiyor

Rusya sistem değiştirdi mezardan çıktı Türkiye ne gördü ki namerde muhtaç duruma düştü.
Sorun da Çözüm de belli bu iktidardan kurtulmak gerek tek çözüm bu, bunlar beceremiyor akılları bir ülkeyi yönetmeye elverişli değil . Bu iktidar krizi de yönetemez çünkü bütün çözümleri başkalarının birikmişlerine el koymak Yoksulu daha yoksul zengini daha zengin yapmak.

Tek yol kalıyor bunları emekliye sevk edip ülkeyi laik olanlara teslim etmek.
Hukukta Adalet, Ülkede Demokrasi, Devlette Liyakat . En ideali.
Veya kapitalizm i kökünden yıkmak .

Neva
06-05-2019, 17:20
Altın swap piyasası açıldı.

Merkez Bankası bünyesindeki TL karşılığı altın swap piyasası bugün açılırken, işlemlerin ise yarın başlayacağı tahmin ediliyor.

Bankacılar altın swap piyasasında ilk işlemi İngiltere piyasasının resmi tatil olması nedeniyle yarın beklediklerini söylediler.

Merkez Bankası bünyesinde Türk Lirası karşılığı altın swap işlemlerine 6 Mayıs'ta başlayacağı öngörülüyordu. Bankacıların Reuters'a verdiği bilgiye göre TCMB ilgili bilgiyi 2 Mayıs'ta bankalara yazılı olarak iletmişti.

İlgili piyasada işlemler 1 hafta vade ile gerçekleştirilecek ancak resmi tatil dönemlerinde vadenin farklılaşması da mümkün olacak. Öte yandan ilgili yazıya göre işlem limiti 100 ton olarak belirlenmişti.

http://www.patronlardunyasi.com/haber/Altin-swap-piyasasi-acildi/219911

ForumKirpisi
06-05-2019, 17:33
Swap yapan bireysel olmuyor zaten.

Banka, danışmanlık vs.

Bize en büyük vurgunu yabancı danışmanlıklar yapıyor. Birikim danışmanları var, adam TRyi keşfediyor vuruyor parayı çekiyor.
Vuruyor çekiyor. Her olta atışında balığı çekip gidiyor. Bunun ülkeye bi faydası yok. Çünkü TL o kadar oynak ki.
Mesela ABD doları için yapsan yatırımcıların çoğu zarar eder, komisyonlardan hem ABD hem aracı kazanır. Türkiye ise sürekli kaybediyor.

Bizimkiler ise piyasadan para topluyolar swap zorlaşsın diye. O yüzden yurtdışında döviz bürolarında hiç popüler bi para değildir TL.
Elde kalmaz. TL alanlar için TL değerlenir, bir türlü elden çıkaramazlar. Büro yüksek fiyattan toplamak istemez falan.

Engse Hohol
08-05-2019, 07:29
https://www.youtube.com/watch?v=FsA0FcjWmK8

✔ (https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=637654&postcount=2) ÖTV Olmasaydı Otomobil Fiyatları Nasıl Olurdu?

Neva
08-05-2019, 21:09
AKP'nin 25 yıl aradan sonra kaybettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin, halkın ekonomiye dönük kaygılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çeken AKP'li bir kaynak, "En büyük sorunumuz ekonomiydi. Şimdi bir ay önceye göre daha iyi durumda değiliz. Dürüst olmak gerekirse çok da umutlu değilim. Daha ağır bir yenilgi olmamasını diliyorum" dedi.

https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/akpde-bazi-partililer-zaferden-emin-degiller-4727163/

Şüpheci Dinsiz
10-05-2019, 00:15
AKP kafası: Sümsüğü doların gözünün üstüne vurup doların düşmesini beklemek.

lf0kAVZGQNc

ForumKirpisi
10-05-2019, 00:24
AKP kafası: Sümsüğü doların gözünün üstüne vurup doların düşmesini beklemek.

lf0kAVZGQNc

Şu anda merkez bankasının bu deli hamleyi yapacak dövizi yok ki.

bir 10 satar bi 10 daha satar. sonra kaput. :D

22 falan var galiba içerde NET. o zaman 75 gibiydi.

sen birikimini satmayı düşünür müsün? kaç milyar dolar sende?

Turdur
10-05-2019, 00:25
AKP kafası: Sümsüğü doların gözünün üstüne vurup doların düşmesini beklemek.


Bu eski video. O satılan dolarları da kaparlar dolar daha çok yükselir bunu akıl edememiş. Kaldı ki o kadar rezerv var mı artık?
Belki eskiden bu yapılabilirdi ama şimdi nanay.

ilahimasal
10-05-2019, 10:49
Türkiye Cumhuriyetinin ÇOKOMELLİ daaamat maliye bakanı doların 6.25 i görmesinin ardından KAYIPLARA karıştı. Ara ki bulasın. Gerçi konuşmasa daha iyi.

Ankara şivesi ile dalga gecerek " dolar on lira olacahh diye bekleyenler , dolar 5 lira olunca gara gara düşünüyorlar , seçimden sonrada olmayacahh " demisti.

Şimdi piyasada yohh.

İmamhatip mezunları olaraktan dolar düşürme duası için girişimleri olduğu rivayet ediliyor.

"Onların doları varsa bizim Allahımız var "
"Dış güçler "
"Faiz lobisi "

Gibi sözlerden vazgeçtiklerinide fark ediyor olmalısınız çünküü , halk bu palavraları yemediği gibi o dış güçlerin BORÇ verme ihtimalini sıfırlamak istemiyorlar.

Üretim ekonomisi ile degilde , borç ekonomisi ile ancak buraya kadar gelebilirlerdi.

Artık son kapı IMF olur. Imf de para verir mi ? Bilinmez.

Kendi saltanatları için ülkeyi ekonomik olarak çökertmelerini kimse düzeltemez gibime geliyor. Diger siyasiler dahil.


Tam bu noktadan üretim ekonomisine geçilebilse dahi , rekabet ve gelişmiş ekonomilerin o kadar gerisindeyizki , bırakın yetişmeyi dürbünle baksak göremeyecek haldeyiz.

Borç alarak bu iş mümkün degil yürümez.
Petrol vb. Gibi enerji kaynaklarımızda yok.
Turizm desen kullanmayı dahi şimdiye kadar beceremedik , şimdiden sonrada olmaz
Tarım hayvancılık , dısardan almasak ac kalıcaz.
Üretim teknoloji !!!!!?????? Temeli bile yok olanıda rant ugruna sattıp yediler.

Hukuk ? Adalet ? Bu topraklarda sanki hiç yaşanmamış , tadı dahi bilinmeyen bir söz.


Binali haklı aslında , teba kafası , biatcı kültürle yasayan , gavur dediklerinin sadece koklattıgı teknolojik materyalleri görmemiş gibi her sene bir yenisine DOLAR vererek kullanmaktan asla vazgeçmedigimiz sürece
" dolar dolsa ne olur , dolmasa ne olur "

Hani şu IMAMOGLU umudu olmasa bu güzelim topraklarda igrenerek yaşayıp ölüp gidicez.

Şüpheci Dinsiz
10-05-2019, 21:48
Örtülü ödenek denen garabet, cumhurbaşkanı ve başbakanın nereye harcadığını söylemek zorunda olmadığı harcamalar demek. Adı üstünde, örtülü. Yani kaçak saray giderleri, seyahat giderleri örtülü ödeneğe dahil değil.

Çiğdem Toker 16 yıllık örtülü ödenek garabetini yazmış.

evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/379116/cigdem-toker-ortulu-odenek-harcamasi-17-5-kat-artti)

Çiğdem Toker: Örtülü ödenek harcaması 17.5 kat arttı

Sözcü yazarı Çiğdem Toker, 16 yıl boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın örtülü ödenek harcamalarında 17.5 kat artış olduğunu yazdı.

Sözcü yazarı Çiğdem Toker, bugünkü köşesinde AKP'nin 16 yıl boyunca kullandığı örtülü ödenekteki son durumu paylaştı. 2003 yılından beri bütçe ve örtülü ödenek verilerini takip eden Toker, bütçe gelirleri 16 yıl boyunca 7.3 kat artarken, örtülü ödenek harcamalarında 17.5 kat artış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığını kapsayan 16 yıl boyunca yaptığı örtülü ödenek harcamalarındaki artış, bütçe gelirlerindeki artıştan yaklaşık 2.5 kat daha fazla.

AKP'nin ilk bütçesini hazırladığı 2003'ten başlayarak bütçe gelirleri ile örtülü ödenek harcamaları arasındaki ilişkiyi konu alan Sözcü yazarı Çiğdem Toker, başbakanların kullandığı örtülü ödeneği yapılan yasa değişikliği ile artık Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da kullandığına vurgu yaptı.

Örtülü ödeneğin halktan alındığına dikkat çeken ve doların 6,25'e yükseldiğini hatırlatan Toker, AKP'nin ilk bütçesini yaptığı 2003 yılında örtülü ödenek kullanımının 98,3 milyon TL, 2018 sonunda ise bu tutarın 1 milyar 722 milyon TL olduğunu belirtti. En yüksek harcama ise 2017'de 1,9 milyar TL oldu.

https://www.evrensel.net/upload/dosya/137689.jpg?4.021964496373189

Toker yazısında şunları dile getirdi:

"Bu veriler, Erdoğan'ın 2003'ten 2018 yılına gelinceye kadar örtülü ödenek harcamalarında 17.5 kat artışı ifade ediyor. İki bütçe verisindeki gelişmeler karşılaştırıldığında karşımıza şöyle bir sonuç çıkıyor: Erdoğan'ın başbakanlık artı cumhurbaşkanlığını içine alan 16 yıl boyunca yaptığı örtülü ödenek harcamalarındaki artış, 16 yıl boyunca bütçe gelirlerindeki artıştan yaklaşık 2.5 kat daha fazla. Resmi verilere göre Erdoğan'ın 2003-2018 döneminde yaptığı toplama örtülü ödenek harcaması ise 14.5 milyar TL'ye ulaştı. Ekonominin daraldığı verginin zor toplandığı bir ekonomide, örtülü ödeneğin harcama alanlarının gizli tutulması, bu artışı daha da anlamlı hale getiriyor." (HABER MERKEZİ)

Neva
14-05-2019, 21:12
Akşener: Berat harikalar diyarında

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında Ekrem İmamoğlu'na destek vereceklerini bir kez daha tekrarladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın Merkez Bankası'nın 40 milyar liralık ihtiyat akçesine göz dikmesi hakkında da konuşan Akşener, "İktidar artık milletimizle alay ediyor. Damat bakan utanmadan tünelin ucunda ışığın göründüğünü söyledi. Berat harikalar diyarında!" ifadesini kullandı.

https://www.birgun.net/haber-detay/aksener-berat-harikalar-diyarinda.html

Neva
14-05-2019, 22:03
Erdoğan'ın mitinglerde dağıttığı 'propaganda' çaylar hakkında

ÇAYKUR, 1 yılda 657 milyon liralık zararla rekor kırdı. AKP’nin meydanlarda dağıttığı çayları ÇAYKUR yerine özel sektörden aldığı ortaya çıktı.Milli kuruluş ÇAYKUR'u da zarar batağına sapladılar. 1 yılda 3 kez genel müdürü değiştirilen, önceki Genel Müdürü Ekrem Yüce'nin AKP'den Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği ÇAYKUR, 42 milyon lira kâr beklerken, rekor zarara imza attı. 2017'de 267.6 milyon lira zarar eden ÇAYKUR, bu zararını yaklaşık 3'e katladı ve tam 657 milyon 86 bin lira zarara uğradı. ÇAYKUR'un zararıyla günlük 350 ton yaş çay işleyebilecek 6 fabrika yapılabiliyor.

ÖZEL SEKTÖRDEN ALMIŞ

Sözcü'de yer alan habere göre, ÇAYKUR Faaliyet Raporu'nda, “2018 yılı programında 42.3 milyon TL kâr öngörülmüş olmasına rağmen, 2018 yılı faaliyet dönemi 657 milyon 86 bin 397 TL zarar ile kapatılmıştır†ifadeleri yer aldı. ÇAYKUR, 2018'de rekor zarara imza atarken, AKP'nin de yerel seçim döneminde propaganda için dağıttığı çaylarını devlet kurumu ÇAYKUR'dan almadığı da ortaya çıktı. AKP, hem bu seçimlerde hem de referandumda propaganda amacıyla çay dağıttı. Ancak çayları, devlete ait ÇAYKUR yerinde, özel sektörden aldı. ÇAYKUR kaynakları, “AKP meydanlarda dağıttığı çayları ÇAYKUR'dan almadı. Keşke alsalardı. ÇAYKUR para kazanmış olurdu†dedi. ÇAYKUR Faaliyet Raporu'nda ayrıca, kuruluşun varlık ve kaynaklarının 2017'e göre yüzde 4.54 oranında arttığı vurgulanarak, “Öz kaynaklar yüzde 27.27 azalmış, yabancı kaynaklar ise yüzde 29.59 oranında artmıştır†denildi.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/m/gundem/erdogan-in-mitinglerde-dagittigi-propaganda-h124123.html

spartacus
14-05-2019, 22:29
Nereye gitti?
Yağma ve talana... Söz verildiği gibi(ki kimlere söz verildiğini biliyoruz), neo-liberal bağlılıkla, tarımı ve üretimi bitirmeye, kara paranın aklanması veya yağmanın, talanın nakledilebilmesi için inşaat ve yol yapımları üzerinden, aşırı fahiş rakamlarla aktarımına, vakıflar üzerinden aklanmasına vb. vd. vs... tabi birde bu sürecin hazırlanmasına, önce başta ABD tröstleri ve teşvikleriyle sıcak paranın piyasaya girişiyle, rehavet dönemi oluşturulması, çeşitli kalemlerde geçici ve yapay dış satışlarda işbirlikçi paylarına, bu sayede yağma ve talanın topluma hissedilir bir etkisinin olmamasının sağlanmasına...

Sıcak parayı ve teşvikleri çekme ve şimdi istediğimiz her yaptırımı dayatma kıvamına getirdik, şimdi zamanı geldi, işlem tamam dendiği ve düğmeye basıldığı an, ortamın hazırlanması, yaptırım dönemine girmelerine... nasıl mı, o paralar işbirlikçi, gerici-yiyici sermayeye dağıtıldıktan sonra, dağıtanlar el mahkum duruma düşmüş olacaktı, çünkü yolsuzlukları, şantaj olarak da kullanılabilecekti. ve elbette öncesinde, bu soygun sermayesi de, edindiği sermaye sayesinde tüm MEDYA da dahil sosyal araçlar, vakıf, dernek, tarikatları besleyebilecek elde edebilecek ve toplumun çoğunluğunun algısını ve gündemini belirleyebilecekti...

Yaptırımlar sıralanmaya başlandığı an -ki bunda dün yedirdikleri hurmaların(kredi, teşvik, borçlandırma) bedelini istiyorlar, diğer taraftan da paraları çekerek, diplomasi ve kulislerle bir dolu finans, faiz ataklarıyla paranın değer kaybı sağlanıyor, teşviklerini faiziyle geri istiyorlardı.(FAİZ LOBİSİ lafızları boşa değildi ama sadece laftı, gizli gerçeği ve ortaklıklarını bilen ise çok azdı)... faizleri yükseltme baskısı uygularlardı -ki bu durumda yatırımcı daha fazla kazanmış olacaktı, para, yattığı yerden para doğruyordu vs... kleptokrat hükümetten mırın kırınlar yükselmeye başladı, çünkü yaptırımları karşılayacak hal kalmamıştı(ne para kalmıştı ne pul ne de ekonomi)... ve yolsuzluk şantajı seçeneği üstünkörü kullanıldı. FETÖ üzerinden, piyasaya, kaset vs olarak sürüldü. halktan umulan tepki alınamadı, darbe adı altında yeni kuklalar için prova yaptılar, kendi içinde anlaşayamayan ABD mafyasından dolayı, kontrollü darbe halini aldı, o da olmadı, güçlendirip çıktı, bu da ayrı... Yarın İran'a, şuna buna saldır, öl-öldür dense saldıracak-zira 100 yılık planlar, stratejler söz konusu, bir dolu olasılık masalara konmuş, o düzeyde bir kuşatma sağlandı... eğer bir oyun değilse, kuklalardan pasif bir direniş de, artık ne olur kurtarın bizi derdi de var gibi, yukarı tükürse bıyık(onca yolsuzluk), aşağı tükürse sakal tam bir beka sorunu içinde kıvranıp duruyor...

Beka, meka meselesi oldu, adı konmuş ama gerçeği, perde gerisi gizli tutulan bir teslim durumu vardı. 1950lerde devreye giren oyun da işlem tamamdı, game over, oyun bitmişti ve Türkiye artık %100 teslim alınmıştı, sözde ama kofda olsa enti-emperyalist masal ve zihniyetide bitirilmişti, o kadar kapsamlı ve basit bir süreçti, loading çubuğu %100'e varmıştı...

Şimdi dünya mafyası bu hükümete karşı blöfler, şantajlar yapmasına rağmen, pat diye düşmesini de istemiyor, neden? Çünkü yumuşak iniş yapılmalı bu süreçte aynı hükümet(!) değişen bir kaç sima ile tekrar kukla koltuğunda oturmalıydı, ani düşüş, farklı simalara kapı açabilirdi. süreç uzamalı farklı simalar da entegre edilmeliydi(Adam kazandı!).. çünkü o düzeyde suça bulaştırmıştı ki, her türlü şantaj ve blöfe artık açıktı...

Çok uzatmayacağım ve özetinde bu kadar basit olanın, detayında da o kadar basit olduğunu, öyle aşırı bir plan, proje gerektirmediğini, sermaye gücünün otomatikman örgütleyişinin gerçekliğini de anlatmayı gerekli görmüyorum-zaten kimselerde okumak istemiyor, artık herkes kaş, göz kıyasıyla, boya, cila, yediği yemeği, muşmula suratını günde 5 vakit çekip sosyal medyalarda paylaşmakla, abuk, subuk görüntülü görüşme sağlayan programlarda tatminle(çünkü yoksul ve yoksun, çünkü sistem gereği mahrum, artık saplantı olmuş, zengin olmayı akıllı cep telefonu almak ve yaşayan değil, yaşayanı izlemek sanıyor, nede olsa neo-liberalizm özgürlüğünde içini boşalttı), bilgi dendi mi, burnunun ötesinden fazlasına gitmeyen biçim, kaş, göz kıyası sanmakla, en ama en akılsız safsatalarla teori ürettiğini, neden, nasıl gibi soruların hiç bir biçimde lugatında olmamasıyla siyaset yaptığını sanan, "her şey daha güzel olacak" sözünden dahi çok derin fetö tespiti yapacak kadar ileri zeka olmakla(topyekün cinnet, çoğumuz farklı değiliz) geçiriyor, kısaca "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim(ne içmişsin?) nanay"...

Binali Yıldırım'ın 26.000.000.000$ serveti olduğu iddia ediliyor. "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim nanay"

Sermayenin gücü paranın her şeyi satın aldığı şu rüsva dünya'da artık gerçeklik olgusu kavranmalıdır ve öze(beyin, akıl, mantık, irade, hak, hukuk, adalet, eşitlik) dönülmelidir vb... hah bunu söyledin ya, bittin, senden kötüsü yok, sırf bunu söyledin diye neler söylerler neler, hatta size karşı ad-hominem dışında birde 100 yıl önce yaşamış birisinin bilmem nerede ne yaptığından söz ederler, sanki gerçeği ve bir şey bilyormuş gibi tamamen düzmece de olsa, inanmış halde, oysa söylenen ve yaşananla ne alakası varsa, sorgulamazlar bile... Hatta hiç sormazlar neden yaşa"yan" kelimesinde "yan" yani süregitmekte olan anlamı vardır da öl"yen" kelimesi ve bir anlamı yoktur diye...

Sahi milyarlarca dolar neden ve kimler tarafından iç edilir ki? Bu imkanı nasıl bulabilirler, nasıl olabilir? Evine hırsız girse anlarsın da ve yakalasan nanay da, giremesin diye kapılarını kilitlersin de, ee peki? sermaye dedik mi, medya dedik mi, parası olan her şeyi satın alır ve kullanır dedik mi? cevap verirler, "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim nanay"

spartacus
15-05-2019, 06:33
Tasarrufa doğru
OITBLcwEC2I

Şüpheci Dinsiz
15-05-2019, 20:39
Atilla Yeşilada - Döviz piyasasında skandallar zinciri

4D_xzx2GeLk

spartacus
17-05-2019, 01:00
Konseyler, konseyler, konseyler...

Çatalhöyük İnsanları 4000 Yıl Savaşsız Yaşadı

http://arkeofili.com/catalhoyuk-insanlari-4000-yil-savassiz-yasadi/?fbclid=IwAR1d3-lu-B_Ol2k5Aaoh1SKLhXnwFwtT4aDnnvF_hPuxMjG2cojPTUWrwBI

“Çatalhöyük çok istikrarlı bir toplumdu. Savaş ya da çatışma olmaksızın 4.000 yıldır yaşıyorlardı. Barış içinde bir hayat paylaşmayı ve modern toplumlar için çok iyi bir örnek oluşturmayı başardılar. Bir toplumda birlikte yaşamak önemlidir. Bireyselcilik ön plana çıkmamıştı. Onların bir lideri değil ortak bir yaşamları vardı. Akrabalığa dayalı ilişkiler yaygın değildi. Biyolojik aileler birlikte yaşamadı toplumdaki diğer insanlarla yaşıyorlardı. Genetik olarak karışıklardı ve büyük bir aileydiler.â€

ForumKirpisi
17-05-2019, 01:19
Genetik olarak karışık toplumların hastalık oranları düşük.
Zeka seviyeleri daha yüksektir. Fiziksel olarak ta güçlü, uzun boylu ve parlak tenli olmaya yatkındırlar.
Bilinenin tam tersi.

Melez toplumlar karışık toplumlar değildir tam olarak o farklı.

Örneğin Birleşik Krallıkta kapalı komünite kısımlarda çok garip genetik hastalıklar var. Çünkü ada toplumu kapalı bir toplumdur.
Viking Anglosakson karışık yerler daha sağlıklı.

Sanıldığının aksine de nordik toplumlar karışık bir toplumdur.

-Daha önce de kapalı kabilelerin nasıl dağıldığını yazmıştım sitede. Kapalı toplumlar, maya toplumu vs. uzun süre etkileşimden
kaçınarak(muhtemelen günümüz apartheid benzeri bi sistemle) hastalık oranları artarak, zeka seviyeleri düşerek dağılmıştır.
Sürekli benzer gen havuzundan üreyen toplumlar bir süre sonra Tanrının/Tanrılarının/Doğanın soylarını lanetlediğini düşünüyorlardı, çünkü tek kollu, kara kuru, kısa boylu sürüngen gibi bi hal alıyorlardı.

Ama günümüzde İslam ve diktatörlük gibi çok tehlikeli zihniyetler var, ayrıca devletler var, ölçüyü koymak lazım.
Ayrıca doğanın erime hızı çok arttı. İnsanlar parazit gibi dünyayı yok ettiler.

Neva
20-09-2019, 07:39
Fındık üreticisi fiyattan dertli

Karadeniz'de Ağustos ayının başında başlayan fındık hasadı tamamlanırken, üreticiler yüksek kesimlerde halen harmanda fındık kurutma işlemini sürdürüyor. TMO tarafından Giresun kalite fındığın 17 TL, levant kalite fındığın 16.50 TL'den alınmasına rağmen, serbest piyasada fındık fiyatı 15 TL dolayında seyrediyor. Sezon başlangıcında 14 TL'nin altına düşen fındık fiyatı, TMO'nun fındık alımını başlatması ve üreticilere ödeme yapmasıyla 15 TL bandına ulaştı. Serbest piyasada halen fiyatlar TMO alım fiyatının altında seyrederken fiyattaki iniş ve çıkışlar ise üreticiyi endişelendiriyor.
http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/ekonomi/1587414/Findik_ureticisi_fiyattan_dertli.html

Neva
24-09-2019, 20:48
Eskişehir'de metal işçileri meydanlara iniyor.
https://www.yurtgazetesi.com.tr/m/gundem/eskisehirde-metal-iscileri-meydanlara-iniyor-2-h139486.html

kartopu
25-09-2019, 15:19
Atilla Yeşilada nın söylemiş olduğu şeyleri bu ülkede bir çok insan biliyor Serbest rekabetçi sistemin hükümetin müdahalesi sonucu ortadan kalktığını bu işlerle ilgilenen her kes bilmekte . Kimse döviz hesaplarını TL ye çevirmiyor hatta yeni döviz hesapları açılıyor.
Hükümet yüksek faizle döviz alıp bunu başka telepkarlara satarak türk parasını değerli gösterme girişimi bu hükümetin bu ülkeyi iflasa götürdüğünü bilmeyen yok.

Konu şu bu insanlar çaresiz ne yapacaklarını bu çaresizlikleri yüzünden bilmiyorlar.

Hükümet bir kaç inşaat şirketini ve bir kaç bankayı kurtarmak için bütün ülkeyi risk altına sokmaktadır bütün ekonomistler bu konuda ortak karar içinde.
S 400 veya F 35 lerse bir çaresizliğin staretejisi Bu S 400 lerin kurulumu gerçekleşmeyecek bunu biliyoruz.
Bankaların kendilerini batıracak biçimde alacak tahsil edemediği bu alacakların büyük çoğunluğu da İnşaat şirketleri ve enerji şirketleri olduklarını bilmekteyiz.

Bu ülkede yapılan yanlış işlerin batak paraların ödenmesi bu halkın başına geçmiş bir zincirdir. Enflesyon % 40 -50 işçi sözleşmeleri % 6 -8 ve işsizlik rakamları dudak uçuklatıyor. Halkın üzerinde vergi yükü çoğaldı zorunlu ihtiyaç dışında insanlar para harcayamıyor

Bu işin altından nasıl kalkacaklar merak konusu. Herkes de bunu merak ediyor. IMF artık kapıda yeni faturalar gelecek gibi görünüyor.
Yanlış başlayan sistem yanlış devam ediyor .Ama Türkiyede yaşıyoruz bundan önceki krizleri de gördük 70 sente muhtaç olduğumuz zamanı da yaşadık .İktidarı bırakır bir başkasına devir edersin sorun acı bir reçete bile çıksa çözülüyor.
Bakın milyarlarca borç devir alan belediyeler iktidarlarını devir ettiler sorunun ucundan tutuldu. Bu ülke vatandaşları ne krizler çözdü bu halk sabırlı elinde kuran onlara yetiyor.

Neva
10-10-2019, 06:56
https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/pamuga-taban-fiyat-darbesi-5380637/

Birçok üründe taban fiyat açıklayan hükümetin, hasat başladığı halde pamuk alım fiyatını açıklamaması nedeniyle üretici ne yapacağını şaşırdı. Geçen yıl kilosu 4.6 liraya çıkan alım fiyatının 3 liraya düşmesi de üreticiyi zor durumda bıraktı.

Neva
11-10-2019, 05:42
TVF sarayda İFM Alt Fonu kurdu.

Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) inşaatı bitmeyen İstanbul Finans Merkezi'ne (İFM) "dahil olduğunu" ve yatırım yapılacağını Genel Müdür Zafer Sönmez geçenlerde açıkladı.

Hatırlarsanız Sönmez'in AA'ya yaptığı açıklama, TVF'nin İFM müteahhidi "Ağaoğlu'nu kurtarma planı" olarak yorumlanmıştı.

Dahası TVF'nin, İFM projesinin tamamını devralacağı haberi de kulis bilgisi olarak Habertürk'te çıktı.

Meğer, TVF bu işlerin alt yapısını sarayda yapılan şirket toplantısında kurmuş. Yaratıcı bir formülle:

Şirket yönetimi, iki buçuk yıl önce TVF bünyesinde kurduğu KOBİ Finansmanı Alt Fonu'nun unvanı ile kuruluş belgesini değiştirmiş.

KOBİ Finansmanı Alt Fonu, olmuş size TVF İstanbul Finans Merkezi Gayrimenkul Yatırım Alt Fonu.

19 Eylül'deki bu önemli toplantının sonuçları da 30 Eylül tarihli Ticaret Sicil'de yayımlanmış.

Toplantı yeri T.C Cumhurbaşkanlığı Külliyesi.

★★★

Malum TVF A.Ş.'nin başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan.

TVF'nin başkanvekili, Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak.

Albayrak Hazine ve Maliye Bakanı.

TVF'nin bir Yönetim kurulu üyesi Albayrak'ın hocası Erişah Arıcan. Ki aynı zamanda BIST Başkanı. Diğer TVF üyeleri TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, Fuat Tosyalı, Zafer Sönmez.

TVF'nin Saray'daki toplantısında KOBİ Alt Fonu, İFM Alt Fonu'na dönüştürülürken nasıl işleyeceği de belirleniyor. Süresiz olarak kurulan fon adına işlemleri yapmaya yetkili iki isim: Albayrak ile Sönmez.

İFM Fonu'nun hizmet birimi ve portföy saklayıcısı ise Ziraat Bankası.

Bitmedi.

Alt fonun yatırım kararları alması için bir de Yatırım Komitesi oluşturuldu. Ayda bir kez toplanacak. Yatırım Komitesi, Erişah Arıcan, Zafer Sönmez, Çağatay Abraş'tan oluşuyor. Portföy yöneticisi ise Can Sümer.

★★★

İFM Alt Fonu'nun yatırım portföyünde yer alacak varlık ve işlemler için asgari azami sınırlar da saptanmış. Neler yok neler. Tabii ki başta kamu borçlanma araçları. Sınırsız olarak. Kamu payı olan şirketler dahil. (THY gibi)

Sonra TSK vakıflarına ait şirketlerin işlem gören ortaklık paylarının yüzde 20'si.

Takasbank para piyasası işlemleri, İslami yatırım araçları, ipoteğe ve varlığa dayalı menkul kıymetler. Altına dayalı vadeli mevduat ve katılma hesapları.

TVF A.Ş. kararından bir bölüm: İFM Alt Fonu, getiriyi arttırmak, riskten korunmak amacıyla swap sözleşmesi, opsiyon, altın işlemleri veya diğer herhangi yöntemle kaldıraç yaratan benzer işlemlere yatırım yapabilecekmiş.

‘TSK vakıflarına ait şirketler'
Ticaret Sicili Gazetesi'nin 30 Eylül 2019 tarihli sayısında Varlık Fonu yönetiminin kurduğu İFM Alt Fonu'nun portföye hangi varlıkları dahil edeceği 510. sayfada listelenmiş. İlk sırada "kamu borçlanma araçları", ikinci sırada ise "TSK vakıflarına Ait Şirketlerin İşlem Gören Ortaklık Payları" ifadesi yer alıyor. Asgari yüzde 0, azami yüzde 20.

TSK'nın başta TSK Güçlendirme Vakfı olmak üzere birden fazla vakfı bulunduğunu biliyoruz. Vakıfların da farklı sektör ve sahalarda faaliyet gösteren iştirakleri.

Karardaki "işlem gören ortaklık payları" ifadesinden herhalde Borsada işlem görmeyi anlamak gerekiyor.

Bu durumda örneğin; Aselsan'ın BIST'te işlem gören hisselerinin yüzde 20'si, İstanbul Finans Merkezi Alt Fonu'nun portföyüne dahil mi edilecek?

Yetkililer bu konuda "şeffaf ve hesap verebilir" bir yönetim anlayışıyla daha net açıklama yapsalar bütün kamuoyu aydınlansa ne kadar iyi olur.

Böylece misal, ASELSAN hisseleri üzerinden Ağaoğlu'nun batıkları mı kurtarılıyor sorusu aklımıza gelmese.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/cigdem-toker/tvf-sarayda-ifm-alt-fonu-kurdu-5373676/amp/

Neva
25-10-2019, 19:20
Cumhurbaşkanı'na 70 milyar lira ek borçlanma yetkisi

Meclis'e sunulan yeni yasa teklifiyle hükûmete, borçlanma yetkisine ilave olarak 2020 yılında 70 milyar liralık ilave borçlanma hakkı daha veriliyor.

Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, 2020 bütçe yasa teklifine göre Hazine önümüzdeki yıl en fazla 140 milyar 56 milyon liralık iç ve dış borçlanma yapabilecek, ihtiyaç duyulması halinde 7 milyar 2 milyon TL, bunun da yetmemesi halinde ikinci bir 7 milyar 2 milyon lira ek borçlanma yapabilecek. Böylece Hazine toplamda 154 milyar lira borçlanacaktı. Yeni teklif yasalaşırsa 70 milyar liralık yeni bir borçlanma daha yapılacak ve toplam borçlanma 224 milyar lirayı aşacak.

https://www.birgun.net/haber/cumhurbaskani-na-70-milyar-lira-ek-borclanma-yetkisi-273883

kartopu
26-10-2019, 09:23
Bunlar bankalardaki mevduata göz diktiler sanırım Krizin bütün faturası sadece tüketici ve işçiye kesilirse bu işin altından kalkılmaz.
İtibardan tasarruf edilmezse bu sorunun altından kalkılmaz.
İnsanlar bu yükü kaldıramazsa bir alternatif yol arar vergisiz tüketim tarladan evlere merdiven altı üretim. Herkesin çözümü var sanmasınlar her kes uydu.

Bir tek yol kalıyor büyük şehirleri terk etmek Köye dönüş başladımı kontrol da ortadan kalkar.

Neva
30-10-2019, 09:52
Malezya modeli' teklifine muhalefetten tepki: MB'nin itibarı zedelenir

Yurt dışında faaliyet gösteren şirketlere hissedar olabilen Merkez Bankası'nın bu kez yurt içinde, kendi denetlediği şirketlere hissedar olmasına olanak sağlayan düzenlemenin önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi bekleniyor. Muhalefet, düzenleme ile ilgili "şaibe" uyarısında bulundu.
AKP'li milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulan ve Plan ve Bütçe Komisyonu'nda muhalefetin itirazlarına rağmen kabul edilen ‘Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin bu hafta Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor.

Söz konusu teklif, çarşamba günü görüşmelerine başlanacak Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin kabulünün ardından Genel Kurul'da görüşülecek. Muhalefet, Genel Kurul'da değişiklik yapılmaması durumunda düzenlemenin, bankanın itibarının daha da zedelenmesine yol açacağı görüşünde.

Merkez Bankası'nın yurt içindeki kuruluşlara hissedar olmasına olanak tanıyan hükmün büyük bir tahribata neden olacağını dile getiren Plan ve Bütçe Komisyonu'nun CHP'li üyeleri, "Merkez Bankası daha önce uluslararası şirketlere yönelik hissedar olma uygulamasını izliyordu. Düzenleme, kendisinin denetim ve gözetimine tabi yurt içindeki sistem işleticileri ile ortaklığa denk düşmektedir. Bu durum bankanın itibarını zedeler ve sakıncalı durumların yaşanmasına yol açar" ifadelerini kullandı.

MALEZYA ÖRNEĞİ

İYİ Parti ise bir Merkez Bankası'nın yurt içindeki şirketlere hissedar olmasına olanak sağlayan ülkelere dikkat çekti. Teklifi değerlendiren eski Merkez Bankası Başkanı, İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz ve İYİ Parti Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, "Sistemdeki kuruluşlardan herhangi birine hissedar olunması, hiçbir kayırmacılık olmasa bile birçok yanlış algıyı beraberinde getirir. AKP'li milletvekilleri, bu tür uygulamaların Endonezya, Malezya, Brezilya gibi ülkelerde uygulandığını söyledi. Yolsuzluk, kayırmacılık gibi uygulamaların sıradan olduğu ülkelerde bu uygulamanın var olması, düzenlemenin tekliften çıkarılması için yeterli sebeptir" dedi.

İYİ Parti tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca, "Sistemin kesintisiz çalışmasını sağlama amacının ön plana çıkarıldığı kanun teklifinde böyle bir düzenlemenin olması tarafımızca anlaşılamamıştır" dendi.

https://www.birgun.net/haber/malezya-modeli-teklifine-muhalefetten-tepki-mb-nin-itibari-zedelenir-274263

kartopu
30-10-2019, 12:23
ABD'de yapılan güncel bir araştırma,

Y kuşağının yüzde 70'inin, ABD'de sosyalist bir başkan adayına oy verebileceğini ortaya koydu.

'Komünizm Kurbanları Anıtı Vakfı' tarafından 2 bin 400 Amerikalı ile yapılan 'siyasi tercihler' anketinin sonuçları yayınlandı.

Ankette, 'Y Kuşağı' olarak tanımlanan 1980-2000 yılları arasında doğan katılımcıların yüzde 70'inin, 'Z Kuşağı' olarak tanımlanan 2000 sonrası doğumluların ise yüzde 51'inin kapitalizm karşıtı görüşler ortaya koyduğu kaydedildi.

Sputnik'in haberine göre, ABD'de kapitalizm karşıtlığının geçenki yıla göre yüzde 8 arttığı vurgulanan ankette, 'Y ve Z kuşağının' sosyalizm ve komünizmi tehdit olarak algılamadığı ve sosyalist bir başkan adayına oy verebileceği yönünde cevaplar verdiği belirtildi.

"YÜZDE 44'ÜNÜN SOSYALİST BİR ADAYA OY VEREBİLECEĞİ BELİRTİLİRKEN…"

Ayrıca ankette, 'X Kuşağı' olarak tanımlanan ve 1965-1980 arası doğumluların yüzde 44'ünün sosyalist bir adaya oy verebileceği belirtilirken, 1964 öncesinde doğan katılımcıların sadece yüzde 7'sinin sosyalizm ve komünizm hakkında olumlu görüş bildirdiği vurgulandı.
29-10-2019 Oda TV
------------------------------

Kapitalizm artık yönetilemiyor ABD gibi anti komünizm in en yaygın olan bir ülkede bu anket çıkıyorsa kapitalizm artık insanları mutlu edemiyor ve arayış içine sokuyor demektir.

Bir sorun daha var tabi Sosyalist adaylar ne kadar sosyalist. Bu da başka sorun.

Neva
06-02-2020, 09:00
Unicredit'ten Yapı Kredi'de bir hisse satışı kararı daha
Yapı Kredi Bankası hisselerinin yüzde 82'sini kontrol eden Koç Finansal Hizmetler'deki yüzde 50'lik payını Koç Grubu'na devreden ve bankadaki payını yüzde 31.9'a düşüren İtalyan banka Unicredit'in, yüzde 12'lik hissesini daha satma kararı aldığı öne sürüldü.

https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/unicreditten-yapi-kredide-bir-hisse-satisi-karari-daha-5609393/

kartopu
06-02-2020, 10:01
Yani sermaye bu ülkeden çıkıyor. Yani bizi bu günden daha karanlık günler bekliyor. Derhal pahalı devletten ucuz devlete geçilmeli. Derhal lüks araçlardan bisiklete dönülmeli

Tabii ki daha karanlık günler gelecek. Biz başımızın çaresine bakalım köylere geri dönelim bahçemizi ekelim. Kriz büyük altından kalkamayacak kadar büyük.

Neva
12-02-2020, 07:23
Kanal Istanbul'a para verir misiniz?

https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/cigdem-toker/kanal-istanbula-para-verir-misiniz-5619527/

Neva
13-02-2020, 04:34
İş arayanlar eve dönüyor, umutsuzluk toplumsallaşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım ayına ilişkin işgücü istatistiklerini yayımladı. Buna göre TÜİK kasımda işsizlik oranının yüzde 13,3, işsiz sayısının ise 4 milyon 308 bin olduğunu tahmin etti.

Ancak verilere göre ekonomik bunalım ikinci bir aşamaya girmiş durumda. Halk daha önce yaşamadığı bir krizi tecrübe ediyor. Yüzbinler artık iş bulmaktan ümidini kesmeye başladı. Halk artık eve kapanıyor ve aile içi dayanışma ilişkileriyle hayatta kalmaya çalışıyor. Sonuç; hızla sosyalleşen ümitsizlik ve depresyon.

Eylül ayından Kasım ayına kadar geçen 2 aylık süre içinde temel nedeni "iş bulmaktan ümidini kesme" olan 925 bin kişi iş aramaktan vazgeçti. Geçim sıkıntısına rağmen iş aramayan veya çalışmayan 15 yaşın üzerindeki nüfus ölçüm tarihinin rekorunu kırmış durumda. Kasım ayı itibariyle tam 29 milyon 363 bin kişi çeşitli temelde ümitsizlik olan çeşitli nedenlerle artık iş aramıyor.

https://www.birgun.net/haber/ekonomik-bunalimda-2-nci-perde-is-arayanlar-eve-donuyor-umutsuzluk-toplumsallasiyor-287467

ilahimasal
10-03-2020, 23:50
IMF'den corona virüs için 50 milyar dolarlık kredi paketi


Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, IMF'nin corona virüs ile mücadele eden ülkeler için 50 milyar dolarlık (305 milyar TL) bir kaynak ayırdığını söyledi. Söz konusu kaynağın 10 milyar doları az gelişmiş ülkeler için kullanılacak.

Financial Times'a röportaj veren IMF Başkanı Kristalina Georgieva IMF'nin corona virüs karşısında 50 milyar dolarlık bir acil durum fonu oluşturduğunu söyledi.

Georgieva, "İnsanlar sadece paraları olmadığı için ölmeyecekler" açıklamasında bulunarak IMF'nin virüse karşı mücadelede ülkelere destek olacağını söyledi.

Ülkelerin yardım isteme konusunda çekinmemeleri gerektiğini söyleyen IMF Başkanı, "Fonu daha yeni oluşturduk, fakat sizleri temin ederim ki talepler geldikçe çok çabuk harekete geçeceğiz" diyor.

50 milyar dolarlık kredi paketinin 10 milyar doları düşük gelir seviyesinde olan fakat corona virüs ile mücadele eden ülkeler için kullandırılacak. Geri kalan 40 milyar dolar ise orta gelir düzeyindeki ülkelere harcanacak.

Georgieva İran'ın henüz IMF'ten virüs konusunda yardım istemediğini de sözlerine ekledi.


DÜNYA BANKASI DA 12 MİLYAR DOLAR AYIRMIŞTI
Öte yandan Dünya Bankası dün corona virüsü salgının yayılmasının önüne geçmek amacıyla ayırdığını açıkladığı 12 milyar dolarlık kaynağın, öncelikle en yoksul ve en çok risk altındaki ülkelere aktarılacağını açıkladı.

Acil yardım paketinin içinde düşük maliyetli krediler, hibeler ve teknik yardım bulunuyor.

Söz konusu yardım, ülkelerin kamu sağlığı kapasitelerinin iyileştirilmesini, aynı zamanda salgının ekonomik etkisini azaltmak için özel sektörle birlikte çalışılmasını öngörüyor.

https://www.google.com/amp/s/www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/imfden-corona-virus-icin-50-milyar-dolarlik-kredi-paketi-5661625/amp/

https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcRbTxQfFNxWJskGXtEVoyH2OSgGiI5 Bnk7mN3MFCgiu4m7Mvdy6

KORONA VIRUS TÜRKIYEDE VAR DERMİ ?
DER BUNLAR
MESELE KREDI

Koronadan ölenleri bu gece gömdük diye yarın sabah haberleri izleriz artık.

Mesele o kredi

kartopu
11-03-2020, 09:23
Dünya bankasının elinde para çok birikmiş anlaşılan satacak yer arıyorlar.

Evet açıklandı, Türkiye de Korona virüs i varmış. Bakan gece yarısı açıklamış.Parayı duymuş sanırım.
Acaba bu virüs i yayanlar da birikmiş dolarlar para kazansın diye mi üretti.

Şüpheci Dinsiz
01-12-2020, 16:38
Ekonomi %6.7 büyümüşmüş.

Ünsal Ünlü - Biz yine 'bu' olduk.
R3GVhbHy5Pg

kartopu
03-12-2020, 09:55
Atilla Yeşilada Bir an önce IMF ye gitmekten söz ediyor.

Şüpheci Dinsiz
04-02-2023, 14:23
https://twitter.com/korkutboratav/status/1621420027864825856

https://haber.sol.org.tr/yazar/dolar-hegemonyasinin-sonu-bir-bankerin-gorusleri-364410

Dolar hegemonyasının sonu? Bir bankerin görüşleri

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/classifiedimages/taxonomy/reporter/korkut_boratav_0.png
03.02.2023
KORKUT BORATAV

Başlıkta sözü edilen banker Zoltan Pozsar'dır. İsviçre'nin dev yatırım bankası Credit Suisse'in Kısa Vadeli Yatırım Stratejileri Bölümü'nün yöneticisi olduğunu öğreniyoruz.

Adını duymamıştım. Rusya'nın Ukrayna işgaline karşı Batı ittifakının uyguladığı yaptırımlar sonrasında Credit Suisse raporları olarak (12 Mart, 2 Ağustos, 17 Aralık, 29 Aralık 2022 tarihli) dört makale yayımladı.

En azından bir banker için "aykırı" metinler… İkisinin başlığı, kapsamları hakkında bir fikir vermekte: "Yeni bir dünya para düzeninin doğuşuna tanık oluyoruz" ve "Savaş ekonomisine hoş geldiniz".

Dünya sisteminin bugünkü sorunlarına ışık tutan özellikleri var. Aktararak değerlendirmek istedim.

Enflasyon sorunu
Yazar, Credit Suisse'te yöneticidir. En azından "görev duygusu gereği", enflasyon sorunu üzerinde odaklanıyor.

Sözünü ettiğim yazılar, Ukrayna savaşının başlamasını izliyor. Savaş, yatırım bankası Credit Suisse'in müşterileri açısından ayrıca önem taşıyor. Pozsar onlara hitap ederek şu tespitleri ileri sürüyor. "Savaş, meta (commodity) akımlarını aksatır. Metaları, fabrikaları denetleyenler enflasyonu da yönlendirir. Enflasyonu yönlendirenler faiz oranlarını denetler. Faizler de genel olarak finansal servetin düzeyini belirlemiş olur."

Milyarlarca dolarlık finansal servet sahipleri sıradan rantiyelerden farklıdır. Onlar için finansal varlıklarının düzeyini korumak, artırmak öncelik taşır. Faizlerin yükselmesi, sıradan rantiyeleri sakinleştirir; ama finansal varlıklar (örneğin tahviller) değer yitirir.

Peki savaşın katkısı nedir? Meta üretimi aksar; arzı kısılır; enflasyon tetiklenir. Yazar, savaş öncesindeki düşük enflasyon döneminin nedenlerini ve nimetlerini de hatırlatıyor.

"Düşük enflasyonlu dünya üç sütuna dayanmaktaydı: Ucuz göçmen emeği ABD'de hizmet sektörü ücretlerinin durgun seyretmesini sağlıyordu. Çin'den ithal edilen ucuz tüketim malları düşük ücretlilerin geçim düzeyini destekliyordu. Rusya'nın ucuz doğal gazı da Alman sanayiine ve genel olarak AB'ye güç veriyordu."

"Bu sayede Amerikalılar dünyanın sunabildiği tüm ucuz nesneleri tüketmekteydi. Finansal varlık zenginleri, parasal genişlemeden yararlanıyor; ucuz Rus enerjisi ile Avrupa'da üretilen nitelikli ürünlere de ulaşabiliyordu. Yoksul aileler de Çin'den gelen ucuz malların hepsini alıyordu. Rusya ve Çin bu makro-ekonomik barışın kefilleri olmaktaydı."

Makro-ekonomik barışa ABD son verdi
Pozsar'ın "makro-ekonomik barış" olarak adlandırdığı ortamın belirleyici özelliği fiyat istikrarıdır. Parasal genişleme mal piyasalarına akarak enflasyonu beslemez. Finansal varlıklara kayar; onları şişirir ve finans kapitali ihya eder.

Yazara göre "düşük enflasyon dünyasının çöküşü, ulusalcı ("nativist") ve jeopolitik" etkenlere bağlanmalıdır. "Trump'ın göçmen-karşıtı politikaları ABD istihdamında iki milyonluk gerilemeye yol açtı. Çin'e açılan ticaret savaşı korumacı tarifelerle başladı; teknolojik savaşa dönüştü; sonunda ulusal bir politika oldu."

Uluslararası işgücü ve ticaret akımlarını etkileyen bu şoklara jeopolitik katkı ABD'den geldi: "Putin'in Avrupa'yı ucuz Rus gazına bağımlı kılma çabası, güç dengesini ABD aleyhine değiştirmeyi hedefliyordu. ABD Kuzey Akımı 2'yi baltalayarak engelledi. NATO'nun Avrupa'daki güçler dengesini bozması da Ukrayna'daki sıcak savaşa yol açtı."

"İki taraf da hızla ekonomik anlamda ‘silahlandı'. ABD dolar silahını kullandı; Rusya ise metaları… Savaş ekonomisine hoş geldiniz. Artık devlet başkanları önemlidir; merkez bankalarının başkanları değil. Bugünkü enflasyon arz ve jeopolitik ile ilgilidir; ulusal taleple değil. Anlamak için Friedman'ı değil, Brzezinski'yi okumak gerekiyor."

Dolar hegemonyasını zedeleyen eylemler
Bugünkü biçimi ile 1971'de oluşan dolar hegemonyası, Bretton Woods II olarak da anılır. ABD'nin üretken gücü aşınmış; kronik cari işlem açıkları vermeye başlamıştır. 21'nci yüzyılda Çin "dünya fabrikası" olur. Rusya ve OPEC ülkeleri ise petrol, doğal gaz ve ham madde ihracatçıları olarak öne çıkar. Bu ülkeler, astronomik cari işlem fazlalarını ABD hazine bonolarına ve hisse senetlerine akıtarak dolar hegemonyasına destek de olurlar.

Pozsar'a göre "Batı, Rusya'nın dolar rezervlerine el koyunca Bretton Woods II'nin dayanakları çöktü". ABD girişimi ile Venezuela ve Afganistan merkez bankalarına karşı uygulanan benzer operasyonlar önemli görülmedi. Rusya'nın 300 milyar dolarlık rezervinin FED ve Batı merkez bankaları tarafından bloke edilmesi ise niteliksel bir fark yarattı.

"Dolar emperyalizmi" üzerindeki katkılarıyla tanınan Michael Hudson bu adımı "dolarlaşmış dünya son buluyor; Amerikan imparatorluğu kendisini yok ediyor" diye değerlendirmişti.

Zoltan Pozsar da ona katılıyor. O nedenle yeni bir para sistemi gündemdedir.

Bretton Woods III'ü kim, nasıl inşa edecek?
ABD'nin belirleyici katkıları nedeniyle Bretton Woods II son bulmaktadır. Yenisi, hangi özelliklerle, kimler tarafından kurulacaktır?

Pozsar, bu sorulara temel bir ikilemden hareket ederek yanıt arıyor: Yeni para sistemi, sermaye hareketleri tarafından mı, meta üretiminin zincirleri içinde mi belirlenecektir? Pozsar'a göre meta üretiminin iki büyük merkezi olan "Çin ve Rusya arasındaki özel ilişki bir finansal gündem de taşıyarak Bretton Woods III'ü de biçimlendirmektedir. Yeni ve çok kutuplu dünyanın inşacıları, yeni üyelerinin katılımıyla BRICS'tir."

Bugün Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan BRICS'e yeni katılımlar gündemdedir. İki aday olan İran ve Suudi Arabistan'ın üyeliği halinde, sanayi, tarım, madencilik, petrol, doğal gaz üretimini dünya ticaretine taşıyan dev bir blok oluşacaktır. Pozsar'a göre "metalar bizden, sorunlar sizden kaynaklanıyor" sloganı ile dolar hegemonyasına karşı çıkacak durumdadır.

Zoltan Pozsar, Şi Jinping'in Aralık 2022'de Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyeleri ile yaptığı toplantıya bu çerçeve içinde büyük önem veriyor. İlk adım dış ticaretin ulusal paralarla yürütülmesidir. Suudi petrolünün Çin'in ulusal parası olan yuan karşılığında ihraç edilmesi gibi…

Çin Suudi Arabistan'a karşı dış ticaret açığı verirse ne olacak? Şi Jinping iki çözüm öneriyor. Birincisi Çin'e petrol, doğal gaz ihraç eden GCC ülkeleri ile 3-5 yıllık bir ekonomik işbirliğidir. Yuan fazlalarının kullanılacağı bir yatırım programı söz konusudur. "Temiz enerji altyapısı" ile başlayıp uzay sanayiine ulaşan geri ve ileri bağlantıları kapsayan programın finansmanı yuan fazlaları ile karşılanacaktır.

Şi'nin önerdiği ikinci yöntem halen işlemektedir. Çin Merkez Bankası ile diğer merkez bankaları arasındaki swap sözleşmelerini birleştiren bir "köprü" kurulmuştur. Pozsar bu "köprü"nün işlevini (galiba farazî) bir örnekle açıklıyor. Hindistan Rusya'dan petrol ithalatının bir bölümünü BAE parası olan "dirhem" ile ödeyebilir. BAE Merkez Bankası sözü geçen "köprü anlaşması" üyelerinden biridir. Bu sayede Rusya Hindistan'dan alacağını Çin Merkez Bankası'ndan tahsil edebilir ve Batı bankalarının yaptırımlarına muhatap olmaz.

Şi Jinping'in sözünü ettiği "merkez bankaları köprüsü", anlaşılan Çin Merkez Bankası'nın oluşturduğu dijital yuan'ı kullanmaktadır. Moskova'daki Avrasya Ekonomik Komisyonu ise doğrudan doğruya bir uluslararası rezerv para tasarımı üzerinde çalışmakta; Çin de bu çalışmaya katılmaktadır. 1944'te inşa edilen Bretton Woods I müzakerelerinde, birikimli dış dengesizliklerin düzenlenmesinde bir uluslar-üstü para birimi ("bancor") tartışılmış; sonuç ise ABD'nin altın rezervlerine bağlanan dolar olmuştu.

Bugünkü çalışmalar yeni bir para birimi ile sonuçlanırsa katılan ülke paralarının göreli ağırlığı, uluslararası ticaretteki payları ile bağlantılı olmalıdır. Pozsar da makalelerinde bu seçeneğe yatkın görünmektedir.

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Yıldıztozu
05-02-2023, 10:50
Doların yerini Çin kökenli bir para birimi alabilir, bitcoin iyi bir alternatif.

Brezilya ve Arjantin de kendi ortak para birimlerini çıkarmaya hazırlanıyor. Bunun diğer ülkelere genişlemesi bekleniyor.

https://www.youtube.com/watch?v=e4H5X4fjq90&ab_channel=PatrickBoyle

ilahimasal
14-06-2023, 13:41
, 1000 lira ile tüm 2000 binlra alacaklıların borcunu tahsil etmesi

https://youtube.com/shorts/_Os8xjlqWME?feature=share3

Şüpheci Dinsiz
06-06-2024, 02:02
Korkut Boratav: Muhalif kitle örgüt bulamayınca lider arıyor
xENFp6PE_OQ

Şüpheci Dinsiz
06-06-2024, 12:05
Ekonomide, Şimşek ile bir yıl... Finansal okur-yazarlık ve yoksulluğun 'bilim'i! Fatih Yaşlı ile...
sIK-M8r2PoE

Şüpheci Dinsiz
07-06-2024, 23:58
Ekonomide büyüyen yabancı egemenliği ve yoksulluk... Dr. Baki Demirel ve Çağlar Tekin ile...
sGuzjAdIvqA

Şüpheci Dinsiz
26-06-2024, 15:08
https://x.com/hakki_ozdal/status/1805857468716573135

Şüpheci Dinsiz
26-12-2024, 00:30
İsrail'e, patrona sefa- işçiye açlık, sefalet: Yeni Türkiye düzeni! Fatih Yaşlı ve Çağlar Tekin ile
LeJQNMgmeSw

Şüpheci Dinsiz
26-12-2024, 02:01
Türkiye: Üreterek, çalışarak yoksullaşmanın tarihi! Prof. Dr. Özgür Orhangazi ve Çağlar Tekin ile
ps_yf0f8noQ

Sefaletin ‘özgürleştirilmesi': Türkiye ekonomisi 1980'den günümüze... Prof.Dr. Özgür Orhangazi ile
7lgTtXhbcU0

Şüpheci Dinsiz
30-12-2024, 21:11
AKP'nin ekonomi politikaları: Nas'tan öte, kardan ziyade! Dr. Sait Çakır ve Çağlar Tekin ile...
0sszEoFC1tA

Prof. Haluk Levent ve Prof. Öner Günçavdı ile 2024'te ekonomide neler oldu, 2025'te neler olabilir?
SCg5nsiyb4o

Şüpheci Dinsiz
14-04-2025, 21:54
Ekonomide bunca çile boşa mı gitti? Prof. Dr. Özgür Orhangazi ve Çağlar Tekin ile
GPeZASBkmJ0

Şüpheci Dinsiz
27-04-2025, 18:23
Verilerle Yalan Söylenebilir mi? | Ekonomik Manipülasyonun Anatomisi
_0h2lp1LBMg

Şüpheci Dinsiz
06-05-2025, 18:26
https://x.com/inanmutlu1/status/1919740970096120123

Şüpheci Dinsiz
23-05-2025, 18:04
Aşağıdaki videoda söylenenler doğruysa Türkiye Kürt meselesine şimdiye kadar resmi açıklamayla (Erdoğan) 2 triyon dolar, gayrı resmi hesaplamalara göre 4 trilyon dolar harcamış. Yine videoda söylenenlere göre; içinde olduğumuz günlerde borç alınan dolara %40-%41 faiz ödeniyormuş ve faize ödenen para ana para ödemesini geçmiş.

(Video görünmezse youtube yerel ayarlarını herhangi bir Avrupa ülkesi olarak ayarlayın.)
AKP'NİN SAVAŞ POLİTİKALARI KAMU HARCAMALARINI PATLATTI
MDxlNbrYo7I

Şüpheci Dinsiz
28-07-2025, 03:25
https://x.com/fatih_yasli/status/1949537842318716933

Şüpheci Dinsiz
16-08-2025, 21:26
Adam Smith Yaşasaydı Ne Derdi? Görünmez El, Türkiye Ekonomisi ve Büyük Yanılgı!
TThGOCWxN68

Kapitalizmin Kurucu Babaları: Ricardo ve Malthus Türkiye'ye Gelse Ne Derlerdi?
bXDfDZN5Nrc

Karl Marx'ın Sarsıcı Kapitalizm Analizi: Sınıf Mücadelesi, Krizler ve Türkiye Gerçeği
PdaQqLj--YY

Neoklasik İktisat Yalan mı? | Rasyonel İnsan ve Büyük Yanılsama
zw_UKlblNZk

Şüpheci Dinsiz
13-10-2025, 12:12
https://x.com/mustfsnmz/status/1977663145821995363

Şüpheci Dinsiz
18-02-2026, 00:30
HİÇBİR ŞEYİNİZ YOK: Mülkiyetin Sessiz Ölümü ve Yeni Ekonomik Kölelik
Bmrj27ja2i0

NEDEN EV ALAMIYORUZ? | Konut Krizinin Gerçek Nedenleri
UnceH9lQO_Q

Şüpheci Dinsiz
30-04-2026, 20:43
https://x.com/inanmutlu1/status/2049769405756624998

Şüpheci Dinsiz
06-06-2026, 01:52
NATO Sonrası CHP Tutuklamaları / Ahmet Nesin & İbrahim Öztürk
8S4xFr85AIs

Şüpheci Dinsiz
20-07-2026, 21:31
Google'ın Language Reactor eklentisini kullanarak bu iki videoyu izlemenizi öneririm.

How the Rich Took Over the Economy
Zenginler ekonomiyi nasıl ele geçirdi
gAV0bkTHui8

Who is REALLY controlling the economy?
Ekonomiyi gerçekte kim kontrol ediyor
swOqwhcEtDc

Nolan
22-07-2026, 19:16
SOĞAN 75 TL.

75 TL olan önemli bir kalem daha var, BENZİN.!

Malum kişi ve sözde muhalefet liderleri ile geldiğimiz nokta bu.

Meclis denilen yere Türkiye'nin her köşesinden insanlar gelip, sorunları, çözüm önerilerini, fikirlerini özgürce belirtecekler. Bu özgürlüğün sınırı filan yok. Çok uç noktalar haricinde, sınırsız bir ifade özgürlüğü mecliste ve ülkede olmak zorunda.
Herkes mecliste kendini ifade eden bu kişiyi dinleyecek, itiraz eden edecek, ne gerekiyorsa gerekli yerler harekete geçecek ve sorunlar bir şekilde çözülecek. Yani, mecliste fikir teatisi yapılacak.

Ülkede bırakın ifade özgürlüğünü, konuşma özgürlüğünü ortadan kaldırdılar. Konuşan hapse gidiyor. Muhalefet eden derdest ediliyor. İktidardakiler bile muhalif bir tavır takınamıyorlar, takınan kamuoyu önünden alınıyor.!
Abdullah Gül mesela.

Yani, Atatürk'ün inşa ettiği sistem tıkandı, o yüzden SOĞAN 75 TL.