Felâsife
03-01-2019, 00:15
İki videoda iki ayrı yabancı filmden 1960 lar İstanbul'undan kesitler sunuyor.
Hem çok şey değişmiş gibi, hemde pek az şey değişmiş gibi.
O günlerde de İstanbul gene kalabalıkmış, birde insanlar daha zayıflarmış.
Eski analog çekimlerin, şimdiki dijital çekimlerden çok daha ileri çözünürlük sunmasını da bu videoların açıklamalarında öğrendim.
35mm çekilmiş bir filmi bile bugün 4k tv de kayıplı seyredilebiliyormuş.
Kalite yüksek olunca filmler de daha dün çekilmiş gibi.
Bu eski filmlerin banyo filan süresi de 1 yılmış, 1960 çekildiyse, anca 1 yıl sonra gösterime giriyormuş.
TenTen İstanbul da filmi (1960)
https://www.youtube.com/watch?v=-rl9N-gh77Q
Topkapı filmi. (1963)
https://www.youtube.com/watch?v=M60V-UDf7Cw
Camiler minareler en heybetli görünen binalar şu an hiç biri görülmüyor görülmesi için tepelere dağlara yapılıyor. Ne garip durum bunu da kendini dindar olarak gösteren iktidarlar yapıyor.
Gel de Turan Dursun u anma DİN BU deme .
Felâsife
03-01-2019, 14:18
Camiler minareler en heybetli görünen binalar şu an hiç biri görülmüyor görülmesi için tepelere dağlara yapılıyor. Ne garip durum bunu da kendini dindar olarak gösteren iktidarlar yapıyor.
Yanlış anlama sevgili kartopu, bir söz varya; "Dervişin fikri neyse zikri de odur." seninki de o hesap olmuş, 60 lara bakıp, bugüne paylar çıkartmışsın.
Bunlar basit şeyler, içimiz dışımız zaten siyaset olmuş, her yerde o var, bari burada olmasın dedik ama geldi buldu.
Neyse, görsellik siyaseti çağrıştırdı, birde sözlü şeyler deneyelim bakalım o ne kadar çağrıştıracak. :biggrin1:
İSTANBUL'U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
Orhan VELİ