PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Halka gitmek...


bilgivehis
27-02-2019, 10:36
Kapitalizmi temsil eden partiler halka gidince oy alır, sonra da halkın canını alır ama yine halka gittiğinde yine oy alır, bu böyle artarak devam eder.

Antikapitalistler halka gidince hava alır, sonra yine giderler yine hava alır.

Bu ülkede yüz yıldır halka gittik hava aldık.

Antikapitalistlerin halka gitmesi bence gereksiz bir eylem.

Doğru olan halkın bize gelmesidir.

Koşullar oluşmamışsa halka istediğiniz kadar gidin, hiç bir şey değişmeyecektir.

Bana göre antikapitalistler halka gitmek yerine çeşitli iletişim araçlarıyla sadece uyarma görevi yapmalı.

Zamanı gelince onlar gelecektir.

Bundan sonraki devrimler de böyle olacağını düşünüyorum.

20. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşen bütün devrimler fiili işgal sonucu gerçekleşmişti.

Bugün ise sömürü-baskı daha yoğun olmasına rağmen fiili işgal yerine daha azılı olan psikolojik işgal hakim olmuştur.

Bu da koşulları deforme ettiği gibi halkın olası devrim talebini de pasifize etmiştir.
Oysa bundan elli-altmış yıl önce bu kadar baskı ve sömürüyle halk ayaklanır, devrim bile yapardı.

Dikkat edilirse yüz yıl içinde psikolojik işgalin dozajı arttıkça ona orantılı olarak devrimci eylemler azalmakla beraber aynı orantıda ezilenler de kendisiyle bağdaşmayan farklı atraksiyona girmiştir.

Farklı atraksiyondan bahsetmişken ona açıklık kazandırmak gerekir.

Bugün insanların çoğunluğu hangi görüşe sahip olursa olsun sahip olduğu görüşün ne olduğunu dahi tam olarak bilmiyor.
Devrimcilik yaparken kapitalizmi savunanlar, ateistlik yaparken dinden kopamadığının farkına varmayanlar, kendisini hıyar kuyruğuna sokanı baştacı edenler, böyle gidiyor.
Bu bir yanılgı değil, açıkça ters-düz bir atraksiyon oluşumudur.

Yüz yıldır halka gitmekten hava aldığımızın en önemli nedeni bana göre budur.

Başta da dediğim gibi koşullar oluşmadan halk asla bize yani devrimci oluşuma gelmeyecektir.

Peki hangi koşullar olursa halkta devrim talebi arz olur?
Zanedersem Fransız devrimini oluşturan koşullar bile böyle bir talebi zor getirecek gibi geliyor.
Ama yine de en önemli koşul ekonomi gibi görünüyor, ekonomi sıfırın katbekat altında olursa sesler yükselebilir...

karakedi
27-02-2019, 11:18
hmm. aslında bu çok çetrefilli ve marksist fraksiyonlar arasında da sıkça tartışılmış bir konu. bir ülkede üretici güçler sömürülüyorsa o ülke devrimin nesnel koşulları oluşmuş demektir. geçtiğimiz yüzyılda belki işçi sınıfının türkiye, rusya, çin gibi ülkelerde toplumun tamamına ne kadar hakim olduğu tartışılabilirdi ama artık o yüzyıl geride kaldı. şimdi kimse türkiyenin kapitalist bir ülke olmadığını iddia edemez.

demek ki geriye siyasi alanda mücadele kalıyor. kitlelerin devrimci partilere yüzünü dönmemesi bir tespit olduğu kadar, türkiyedeki sol partilerin kitleler için çekim gücü olamadığı da bir tespittir.

hem türkiyede, hem dünyada bence biz bu durumu çokça tecrübe ettik. şöyle bir durum yaşanıyor: ülkede ekonomik sorunlar artık saklanamayacak bir seviyeye ulaşıyor, kriz bir anda patlıyor, yabancı sermaye yurtdışına kaçıyor, hükümet yerli sermayeyi emekçilerin sırtından sömürdüğü para ile koruyor, kitleler isyan ediyor, kitlelerin isyanı komünizmle mücadele dernekleri ile, milli nizamla, milliyetçilerin aslolan milli bekadır gerisi tefarruattır mantalitesi ile teslim alıyor. ve türkiye solu bu krizde de kitleler yüzünü bize dönmedi diye avucunu yalıyor. 1980 darbesi ve sonrasında yaşanan tamamen budur.

ama bence artık yukarıda yazdıklarımdan daha önemli bir şey var. türkiye solu insanlara devrim neferi olarak bakmak darlığından vazgeçmeli. yani bizler devrimi güçlendirecek birer insan vücudundan ibaret değiliz. bizler duyguları, hayalleri, özgürlüğe tutkusu olan insanlarız. bunu da bu ülkede yaşayamıyoruz. kalabalıkların içinde bir yanımız hep yalnız kalıyor. yalnız kalan sadece bireyler değil. kültürler, alışkanlıklar, gelenekler de yalnız kalıyor.

2000li yılların başında mesela Yunanistan Komünist Partisinin gençlik örgütü (KNE) yunanistanda çok güçlüymüş. ülkenin en kültürlü gençleri komünistlermiş. aileler çocukları serseriliğe alışmasın, uyuşturucuya bulaşmasın diye KNEnin yaz kamplarına gönderirmiş.

bence marksizmin eleştirilecek en önemli yanlarından biri budur. kapitalizm kitleleri uyuşturucu, youtuberlık, dizi cehaleti, futbol fanatikliği, medya, sosyal medya, bilgisayar oyunları vs ile teslim almasını çok iyi bildi. bu aralıkta komünistler ise kendi kültürünü yaratamadı. tabii maddi olanakların yetersizliği de söz konusu fakat ben temel sorunun komünistlerin kendi siyasi eksikleri olduğunu düşünüyorum.

neticede olayın bence "devrim neferi" boyutundan önce, insani boyutu daha önem taşıyor. daha acil bir ihtiyaç arz ediyor. bir komünistin bakış açısı bence salt devrim yapmak değil; daha adil, daha güzel bir dünyada yaşamak için hangi ortamda olursa olsun karşılaştığı şartlarla mücadele etmek, yeni bir kültür yaratmak olmalıdır.

ilahimasal
27-02-2019, 11:39
Haberin var mı ?( türkü sözüdür ) Türküsü vardır.

Küba, 1959'daki devrimden bu yana ilk kez halkın konut alıp satmasına izin vereceğini açıkladı.

İnsanlar kazandıklarını bir sonraki nesle aktarmak ve alıp satabilmek gibi bir direnişi kubada dahi sergiliyorsa çokta önünde durmamak gerekiyor.

Burada da kuba yada burada fazla direnmemek gerekir. Direnirken direnenler heba olup gidiyor. EKSİLİYOR.

sanmayın ki kapitalizme teslimiyet olsun diyorum. Asla öyle değil.

Bu işleri bazen doğasına bırakacaksın.

Bu HALK ? Bu halk değil ki ! Bu bildiğin GÜDÜLEN güdülmekten keyif alan ve bununla övünen bir ?????

Bırak doğasına ,
Kazanma hırsı öyle bir şey ki , miras bırakmak için savunduğu sisteme , büyütüp besledigi evladını HASIM olarak çıkartıp işin sonunda tehlike olarak görüp öldürüp yok etme gibi bir gelenekle karşı karşıya geliyor. Tarih bunu her cografyada yazdı.

Bunlar kazanma hırsı ile feto ve akp kavgasına giriştiler mi ?

Daha dün kendi içinden ayrılanlar karşılarına rakip parti diye çıkmıyorlar mı

Şimdiki reyislerinin ardından damat veya başka birisi içeride kavga etmiyorlar mı ?


Kazanmak hırsı halk dediğin guruhada sirayet etmiş , kendi övüp yücelttikleri DEĞERLERİ para ve mülk için çiğneye çiğneye öyle bir hale geldiler ki , dışardan bakanlar bunların KENDİ PİSLIKLERININ içinde boğulacaklarını görebiliyor. Bunlara Halk denmez.

Savundukları özel mülkiyet sermaye savaş ( ganimet ) , demokrasi palavrası kendi içine çökecek ve çökmek üzere.

İşte burada KUBADA olana bakınca gördüğüm şu ;

Durgun sularda nazlı nazlı yüzen gemiye imrenerek bakanlar , geminin batışında içerde müzik çalanlara bakıp geminin battığını ve o geminin suların altına gömüleceğini bile bile gemiye çıkıp müziği daha yakından dinlemek istiyorlar.

Bu durumdan sebep direnmek yerine , kayıplar vermek yerine bu namussuzların gemilerinin batışını izlemektir.


Salla gitsin bu halkı .

kartopu
27-02-2019, 17:29
Devrimden devrimcilikten umudunu kesenler bayağı çoğaldı bunun gerekçesi de İşçi sınıfını, yoksulları meydanlarda görememek.
Marks Manifestoda şunu der işçilerle komünistler in amacı ortaktır bu ikili aynı örgütte bir araya gelmeli.
Lenin de Bilinç işçi sınıfına dışardan taşınır der.
İster Lenin i dinle ister Marks ı sonunda komünistler ne ulusal ne liberal ne etnik azınlık örgütlerinde değil işçi örgütlerinde olmalıdır. İster davan bir olsun istersen bilinç taşımak olsun amacın her koşulda birlikte olacaksın demek istemişler.

Yani komünist veya devrimciler Kemalistlerin liberallerin muhafazakarların peşinde olmayacak işçilerin içinde olacak bu iki önder bunu söylüyor. Ayrıca bütün bunlar olmuş olsa da devrim tıpkı ham bir meyvenin ermesi gibi zamanını beklemek demektir. Nedir onun zamanı ? devrimci durum yani yönetenlerin yönetemez yönetilenlerde yönetimden memnun olmayacağı durum. Buna biz ekonomik ve siyasi kriz diyoruz.

İşte Türkiyede önümüzde duruyor ve insanlar artık hiç korkmadan isyancı olmaya başladı işçi sendikalarının sesleri çıkmaya başladı çok yakında daha yüksek bağıracaklar
Komünistler devrimciler nerede biz buradayız diye.

Engse Hohol
27-02-2019, 19:55
✔ (https://www.facebook.com/Kursadve40Yigitturuk/videos/vb.657265164472844/383531175811599/?type=2&theater) Mansur yavaş hangi parti'den aday bilen ama ankara'yı 20 yıldır kim yönetiyor bilmeyen bir akpartili seçmen halk giysilerini yırtıyor "mansur yavaş 17 senedir bizi bitirdi, mansur yavaş'ın esnafın halinden haberi var mı" diye bağıran akpartili süzme salak adam halkın %52 çoğunluğunu oluşturunca demokrasinin berbat bir sistemmiş kanaatine büründüm bir anda.

✔ (https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/02/27/erdemin-kalitimsalligina-goz-kirpan-bir-calisma-daha/) Erdemin kalıtımsallığına göz kırpan bir çalışma, behavior genetics makalesi.

ForumKirpisi
27-02-2019, 20:29
Tamam öyle diye gazlasınlar Mansur Yavaş kesin başkan olur. Kötü falan olması önemli değil. 17 yıldır CHP var hey maşşallah.
Bizim ilkokulda Erdem diye yaramaz bi çocuk vardı o bakıma haklısın.

bilgivehis
27-02-2019, 20:49
Devrimden devrimcilikten umudunu kesenler bayağı çoğaldı

Konunun içaçıcı olmaması sizde böyle bir kanaat oluşturmuş.
Oysa tam tersi, bu bir umut yitirme değil, burada tespit yapmaya çalışıyoruz.

Komünistin yeri elbette işçi sınıfının yanıdır, buna kimse itiraz edemez.
Lakin bir komünist hangi koşullarda ne yapmalı gibi sorulara da cevap aramalı.
Bugünkü koşullara kısaca değinmiştim, ters-yüz olmuş bir işçi sınıfının atraksiyonuna dikkat çekmeye çalışıyorum.
İşçi sınıfı kendisini uyaran komüniste karşı antipati besliyorsa, onu gaile almıyorsa ve onunla olmuyorsa, aksine kendine sömürenin girdabına kapılıyorsa burada ne yapmalı sorusu önem kazanıyor.
Bu başlık da bunu tartışmak amacı içeriyor.

Evet hal böyleyken ne yapmalı?
İşçi sınıfının gerçek değerlerine sahip çıkma sürecinde onları sadece uyarmakla mı yetinmeli yoksa hiç bir işe yaramayan onlara gitmekle mi zaman yitirmeli?
Zira bu uyanma süreci tamamlanmadan sömürü ve baskıya karşı hiç bir şey yapmayacaklardır, zaten yüz yıldır yapmıyorlar, bunun da nedenini açıkladım, fiili işgal yerine psikolojik işgal hakim durumda.
Komünizm, sosyalizm, sosyal hak falan deyince öcü görmüş gibi kaçıyorlar.
Kendilerinin de bir burjuva olma hayali güdüyorlar, küçük burjuva olmalarını devrime yeğliyorlar, burjuva olmalarını engelleyen eşitlik anlayışına karşı geliyorlar, hiç bir sistemde adalet olmayacağına inanıyorlar, ellerindeki işi kaybetmektense düşmanın kılıcını çalmayı daha uygun görüyorlar, yağcılığı, hırsızlığı becermeyi marifet sayıyorlar vs, vs.

Böylesine uygulanan bir kültür emperyalizmi karşısında halka gitmek artık çözüm değil, biz sömürülüyorsun dediğimizde yukarıda saydıklarımı daha öne alıyorlar, onların gelmesini bekleyelim, beklerken de onları uyarmak daha anlamlı gibi geliyor.

Velhelebe
28-02-2019, 08:38
Kapitalistlerin propaganda gücü muazzam. Ne derlerse insanlar inanıyor. Farkında imişiz gibi dursak da birçoğumuz medyanın yarattığı algılara iman ediyoruz. Neredeyse hepimizin içine işleyen koskocaman algılar var. Bunları aşmak öyle kolay değil ama imkansız da olmasa gerek.

Kapitalizme karşı olan insanların hiçbir gücü olmadığı için propagandaları yenemiyorlar. Medyada temsil edilmiyorlar zaten. Bu çok acı. Hadi biri çıksa da ağzı laf yapan ve söyledikleri inandırıcı olan ve algı oluşturabilen biri olmalı. Ki öyle birini de çıkarmazlar zaten. Çıksa da tek kişi ya da kişiler bir şey yapamaz. Anti kapitalistlerin gücü yok demiştimya bunu küçümsememek lazım. Sermaye gücü gerekli. Kapitalizmi yalnızca kendi silahıyla yenebilirsiniz. Tabi gerçek silah değil mecazi anlamda diyorum. Anti kapitalistler bir şekilde sermaye olarak güçlenmeli. Hatta tekelleşmeliler bazı noktalarda. O zaman kendi ideolojilerini yayabilirler. Ama o noktaya gelmiş biri kapitalist de olabilir güç zehirlenmesi yaşayarak.

Büyük iş adamları arasında pek anti kapitalist olmuyor ya da ben görmüyorum belki de. Ya güç zehirlenmesi yaşıyorlar ya da anti kapitalistler sermaye olarak yükselemiyor. Çünkü herkesin yapabileceği bir şey değil. Yetenek ve zekadan ziyade şans ve ilişkilerle alakalı gibi.

Hemen umutsuzluğa kapılmamak gerek. İnsanları bu konuda ikna etmek için sadece bilgi yetmeyebilir. Çünkü bilgiden ziyade psikoloji ve algılar daha baskın sanki. Mesela insanlara sosyalizm ve komünizm derseniz hemen kapitalizmi savunma moduna geçer ya da sosyalizme saldırır, işte stalin şöyle yaptı diye yalanları atar. Çünkü sosyalizm ya da komünizm kavramları artık sembolleşmiştir ve tehlikeli olarak zihne işlenmiştir. Bu içgüdüsel bir şeydir. Bunun yerine sosyalizm demeden direk içerikten bahsetseniz daha başarılı olabilirsiniz. Ama sosyalizm derseniz saldırı ya da savunma moduna geçerler.

İnsanların çoğu dinci ve milliyetçidir ve bu iki değere olağanüstü kıymet verirler. Sosyalizmin içeriği anlatılırken bu 2 değerle ilişkilendirilse daha iyi olabilir. Mesela birçok kişi fabrikaların özelleştirilmesine karşıdır. Fabrikaların kamu malı olmasını ister. Bu noktadan girilebilir mesela. Kamusal olunca her şeyin daha iyi olduğu algısı verilebilir belki. Fabrikada iyi oluyorsa diğer şeylerde niye olmasın denilebilir. Ama kısa sürede işe yaramaz. Tohum atılır ve tohum adım adım gelişir. Ama insanların düşünmesi ve kendisiyle yüzleşmeleri de lazım. Bu zor. Düşünecek vakit yok. Fakat dediğim gibi değerler üzerinden yürünmesi süreci hızlandırır.

Karşınızdaki kişi, senin bu anlattığın sosyalizm diye sizi semboller dünyasına çekmeye çalışacaktır ve Stalin şöyle yaptı diyerek noktayı koymak isteyecektir. Etiketlerden ve tarihi unsurlardan kaçınmak gereklidir. Aksi takdirde çıkmaza girilmiş olunacaktır ve ikna başarısız olacaktır. Sosyalizm etiketinden kaçılırken dini ve milli etiketlere değinilirse artı olur. "Stalin ne yapmış umrumda değil, sosyalizmden bahsetmiyorum, milli bir şeyden bahsediyorum, hem yüce Allah da şu ayette bu sisteme atıf yapıyor" denilebilir. Sosyalizm ve komünizmden kaçmak ve değerleri kullanmak olmazsa olmazlardandır.

Bir de lider konusu mühim. İnsanların aşırı sevdiği bir lider sosyalist sistemden bahsetse daha olumlu karşılanır. Ama siz sade vatandaş olarak anlatsanız ikna etmeniz çok daha zordur. İnsan böyle bir canlıdır, asla rasyonel değildir. Algıyı yönetebiliyorsanız ikna edebilirsiniz. Mesele algı yönetmektir. Bilgi, belge o kadar önemli değildir ama söylediğinizin inandırıcı olması ve aşırı uçuk kaçık olmaması önemlidir. En azından görünüşte inandırıcı olmalı belli bir miktar. İnsanlar her ne kadar rasyonel olmasa da kendi tutum ve düşüncelerini rasyonelize etmeye çalışırlar. Genellikle bir gerekçe sunarlar. Mesela inançlı bir insana neden inanıyorsunuz diye sorun. Çoğunlukla tanrının varlığına dair gerekçe sunarlar. Gerekçe doğru yanlış o ayrı ama inanmaları için ikna olmaları lazım. Bunun için de mantıklı olduğunu ya da gerçek olduğunu düşünmeleri lazım. Yani insanlar rasyonel olmasa bile kendi düşüncelerini öylesine kabul ediyorum demek yerine temellendirirler. Sosyalizme ikna etmek için de bu tarz gerekçeler bulmak lazım.

"ictenlik"
28-02-2019, 11:18
Ben de dün kendimce halka gittim. Halk beni kovdu gibi...
http://islamalemi.org adlı siteye gidip bir Merhaba dedim (Selamımızı Merhabamızı bile almadılar) sabah üyeliğimin yerinde yeller esiyordu...
Ne yapmalı?

Onu bilmiyorum ama şu var.. İçeri de 20.000 ziyaretçi var.. Bu sayıların bir önemi var mı?
Başka Halklar arayacağız sanırım

"ictenlik"
28-02-2019, 11:33
https://www.islam-tr.net üye alımını durdurdu...

http://www.islami-forum.com/forum.php (İslami Gençliğin Özgür Platformu) Halkına gidildi selam edildi

Arkadaşlar Merhabalar

Geldim ne olursam oldum geldim

6-) .....İslamiyet karşıtı tüm materyallerin kullanımı yasaktır (Yazı, ...).

Neyin karşıt olduğunu sorabilir miyim?
Karşıtın ölçütünü;

Felsefi, filozofik tabanda üretilmiş karşı Monoteist bildirim ve içerikler karşıt mıdır?
Örneğin Din hakkında yapılacak genellemeler de Dinlerin insanlık arasında ayrımcılık kavga, göç ve savaş sebebi olacağını/olduğunu belirtmek karşıtlık mıdır?
Teolojik tabanın ya da Monoteizmin dayanağı olan Tanrı kelimesi ve kavramını kullanarak ve (zorunlu) taban (ya da karşıt) alarak yapılacak filozofik eleştiriler ve savunmalar karşıt mıdır değil midir?

Selamlar Saygılar

Bizler eski dindarlarız



http://www.diniforum.net konu açamadan Selam edemeden yasaklandık...

...

"ictenlik"
01-03-2019, 08:52
Anadolu'dan o dini kazıyacağım
Yoksa ben yaşamadım
Niye yaşadım
Gözlerine girsin yazdıklarım. Beni ne yapıyorlarsa yapsınlar...
Can gövde, kolay yaşam, kıyak yaşam korkusu aşılmıştır göğsümüzde boğulmuştur
Duyrulur....

Can gövdede konuktur, esirdir. Canı da özgürleştirelim. Özgür gün Can görelim..

Boğacaksa da beni halk boğsun
Başına çöreklenecek aranıyorsa ben varım. Suçlu düşman...
Üstlenebilirim. Üstlenebiliriz. Her şeyi Yılkı'n diye bir adam ben yapabilirim...
Tarih önünde yakılabilirim. İşkenceye girebilirim... Kent önlerinde çıplak sokak sokak cesedim gezdirilebilir...
Suçlu günah keçisi aranıyorsa ben burdayım. Yazıp basamayan varsa ben burdayım... İletsin...

Dinine meydan okuyorum evladım. Beş kuruş etmez çöplüktür.
Yıkılıp atılmalıdır.
Uyutuluyorsun...

----------

Toplumsal bir dinden özgürleşme kavramına ve olasılığına kendimi fazla kaptırdığımı biliyorum..

Arkadaşım dini karanlık olarak görüyor muyuz?
Görüyoruz

Karanlık bir çağ ve toplumu ifade edildiği düşünülüyor mu?
Evet

Kitlelerin başına bela mı?
Bizce Evet

Kendileri bunun farkında mı?
Bizce Hayır

Ne yapmalıyız?
Bilmiyoruz. Kendime saygımı diriltmeliyim...

Dini kitlelerin başına çöreklenmiş bir veba olarak görüyor muyuz?
Evet Görüyoruz doğrudur

Peki biz ne yapıyoruz?
Değişim bekleyip isteyip umuyoruz ve küçük bireysel çabalar. Kendimize alan ve özgürlük alanı açma ile ilgileniyoruz.
Siyasi iktidarların değişimini kolluyoruz. Arabayı ve bombayı üstlerine süreceğiz...

Bizce O halde kitleden halktan tam anlamda bir komple din çıkarmanın denenmesi doğrudur, gerekmektedir, uygundur
Bu bir iyiniyettir son sonuçta aslına bakacak olursak

Kamusal alana sıçramış geniş reflekslerden bilgilendirmeden sözediyorum
Üç kuruşluk ölümlü yaşamlara sıkışmış varlıklarız hepsi
Bizi sınırlayacak başka bir şey yok
Ölüm yaşam izafi geçici

İyi bakarsak bizi ölümden ya da iyi yaşam koşullarının güveninden başka da sınırlayan bir şey yok
Ben bazen bu ikisine dair de sorumlu hissetmiyorum

Zaten her şey alt üst ben de örneğin

Altta bir ego savaşı ya da bireysel ve toplumsal yaşam sorunları ve bozukluğu olabilir. Neyse ney

Ben dine karşı çok iyi toparlanmış bir bildiri ve karşı savunma hazırlanmasını ve bunu dini diyaneti hatta hükümeti Teolojiyi din felsefesini temsil eden kim varsa birincil elden kucağına götürülmesi gibi bir anlayışta birleştim. 20-30 belki 50 sayfalık net bir metin. Tarihin ortasında öylece koyulmalı. Kitlelerin ve karşı dincilerin kulağına kaçmalı. Hatta bir başkaldırı ya da iyineyetle kitleleri sorgulamaya ve dinsizliğe davet farketmez...

Komünist Manifestodan sonra en büyük tarihsel çıkışı geçişi üretmek istiyoruz. Dostlar bekliyoruz
Bakın açık açık yazıldı....

Hayatın bir anlamı da yok

Ama kişisel bireysel durum ve ama çıkarlar/istençler ne farkeder ya da karşı meydan okumalar ve ego ama başka nedenler farketmez bu haldeyim.. Bırakta kendimi yeneyim....

Nasıl Marks 20 yıl bir eve kapanıp Kapital diye bir kitap yazdı. Nasıl Turan Dursun sessiz bir aktör olabilecekken tersini yaptı. Nasıl Salman Rüşdi vardı. Aziz Nesinler vardı.
Gidip dönüp bir hayat bulup yaşamayıyorum
Tıkandı. Tıkanmıştır....

Ama ruhum ama vicdanım ama egom o neyse rahat bulmuyor
Benzer itki baskı ve ruh hali içindeyim. Bu dinmiyor. Ruhum huzur bulmuyor

Bize sorulacaksa bilginin onuru ayaklar altındadır, yerlerde sürükleniyor. Çok fazla kişiselleştirmek ve erekselleştirmek istemem ancak öyle de. Öyledir kabul...

Nasıl Salman Rüşdi bir girişimse Nasıl Turan Dursun bir girşimse ve nasıl Karl Marks Komünist Manifesto bir girişimse bir girişim sunulmalı..

Elimizde Kasyopya var ve bu yönde bize göre mutlak bir gücü ve yeterli bilişimi var ve ilgi biz ne yazık ki toplayamıyoruz. Diğer yoldan gidersek Kasyopya adını ağza almadan da bir şeyler üretilebilir…
Eğer ağza alınacaksa çok büyük inanılmadık büyük koşudayız, verideyiz. Yer göğ sarsıtıp sancıtacağızdır biline...

Yardım fikir öneri de istiyorum çünkü intihar bombacısı gibi karşı dinci alanlara girip karşı bilgi yayım refleksine girişecek hale kadar geldim. Toplum üzerinden geri bize bir el, ışık, yordam aydınlanma uzanmalı. Ben rahat bulmayacağım diğer türlü benim bireysel çıkmazımı aşmıyor...

Yani burda sorun dinmiyor artarak büyüyor. Daraldıkça karşı konulma refleksi daha da büyüyor..
Kendimi güçsüz, yenik, ezik, karşı, koymamış mücadele vermemiş denememiş hissedemem, addedemem...

Benim için bireysel bir mücadeleye ya da bireysel çıkmaza da dönüşmüş olabilir kabul ama benim gibi bir net vuruş, son vuruş, altın vuruş yapmak isteyenlerden destek yardım fikir ve öneri bekliyorum.

Yurtdışına çıkabilecek ardım yok . Kaldı ki çıksam üretebileceklerim konusunda kendime net bir güvenim de yok.. Kolay bir yaşam da değilim zaten bunlar bundan oluyor biraz da...

Bilmediğim bir yerde sap gibi kalamam... Korunma ve güvence ve dışa çıkım yardımlaşma vb. eğer yardım edecek olan varsa isteniyor aranıyor ve bekleniyor biline... Saçmasapan deli bir adamım ama. Kimseye bir güvence sunamam.. Üstlenirim...

Bir tür zafer aranıyor...
Zafer..Barış....

Kitlelerin önüne vicdanımı serdim açtım. Aklımın gururu ve övüncü
Göğünüz sizin olsun....
Neyiniz istiyorsanız onunuz sizin olsun...

kartopu
01-03-2019, 09:41
İşçi sınıfı kendisini uyaran komüniste karşı antipati besliyorsa, onu gaile almıyorsa ve onunla olmuyorsa, aksine kendine sömürenin girdabına kapılıyorsa burada ne yapmalı sorusu önem kazanıyor.
Bu başlık da bunu tartışmak amacı içeriyor.

Evet hal böyleyken ne yapmalı?
İşçi sınıfının gerçek değerlerine sahip çıkma sürecinde onları sadece uyarmakla mı yetinmeli yoksa hiç bir işe yaramayan onlara gitmekle mi zaman yitirmeli?
.

Bilgivehis Arkadaşım.
Komünistler için komünizm bir amaç. İşçiler için kurtuluş. Yani komünizm e işçilerin komünistlerden daha çok ihtiyacı var. Ama bunu onlar bilmiyor bunu komünistler biliyor. İşte komünistler işçilere bunu anlatacak .

Konunu özü bu ama hayat bu kadar basit ve çabuk anlaşılan bir şey değil.

Komünistlerin amacına ulaşması için işçilere ihtiyacı var. İşçilerinde özgürleşmesi için komünistler ihtiyacı var.
Senin anlayacağın birisi cıvata diğeri somun ikisi bir arada olmadı mı bir iş görmüyor.

Şimdi gel işçiler neden bunu anlamıyor de İster anlasın ister anlamasın anlatıncaya kadar uğraşacaksın başka çare yok.

Bu konuda nasıl bir yol izlenir bu koşullara bağlı ama işçiler ve komünistler bir araya gelmedi mi bütün yollar kapalıdır. Başarı yoktur.

karakedi
01-03-2019, 10:46
bilgivehis'ten alıntı yaptığınız bölümle ilgili benim son zamanlarda dikkatimi çeken 2 şey var.

1 bir gazeteci olarak fatih portakal'ın yükselişi. yaptığı tek bir şey var. ağız dalaşına girmeden haksızlığa uğrayanların hakkını dile getirmek. dürüst gazetecilik yapmak.
2 bir siyasetçi olarak fatih maçoğlu'nun yükselişi. ağız dalaşına girmeden yoksullaşan insanlara üretim kapısı açması. komünist kimliğini açık açık söylemesi. şeffaf olması. dürüst olması.

eskiden böyle örnekler daha çok vardı. AKP toplumun muhalif, aydın damarlarını öyle biçti ki, geriye tek tük kaldı. ama tek tük de olsa, hala var. çünkü toplumumuzda muhalif bir damar var. tamamen yok olması mümkün değil. işsizliğin, yoksulluğun, baskının, düşmanlaşmanın olduğu bir ülkede toplumda muhalefet tamamen yok olur diyebilir miyiz?

özellikle maçoğlu'nun başarısının araştırılması lazım. gerçekten türkiyedeki bütün sol örgütler takkeyi önüne koymalı ve biz bu "maçoğlu" örneğini başka bölgelere de taşıyabilir miyiz, maçoğluna nasıl yardımımız dokunabilir, nasıl destek olabiliriz diye düşünmeli. bu fraksiyon solunun didaktik marksizm tahlillerinden artık gına geldi. herkes gevezelik solculuğunu bırakıp halkın arasına karışmalı. halkımıza taşın nasıl kaldırılacağını öğretmeye kalkışmamalı, yardım eder misin bu taşı kaldırmamız lazım demeli.

bu adam şimdi adaylığını tunceli'den yaptı. en başta hdpli kürtler ve bazı sol fraksiyonlar cephe aldılar. şimdi deyim yerindeyse maçoğlu'nu durdurmak için elinden geleni yapıyorlar.

böyle bir ortamda bence daha halk sola hazır mı falan diye tartışamayız. önce sol bu şımarıklığı bırakacak. adam gibi yoldaş olacak. ondan sonra halka gidecek. daha kendi içinde yoldaş olamamış eşşek kadar insanların halkla yoldaş olması mümkün mü?

ForumKirpisi
01-03-2019, 12:15
Fatih Maçoğluna saldırı başlamış.

Akit gibi çöplüklerden notlar: PKK'ya selam çaktı, PKK'ya Nohut Gönderdi, 2550 Liralık montla, Sosyalist Partiler HDP'yi destekleyecek falan filan yazıyor.

Reis çöplüğü eski dostları HDP'den Amerikanistlere yardım eli mi uzatıyor yoksa herkesi birbirine düşürmeye mi çalışıyor bilemiyorum.
Onlarda bilmiyolardır kesin ne bok yediklerini.

Peki Maçoğlu bunları yapıyorsa tüm devlet sizin, siz niye engellemediniz? Hani Maçoğlu kriminal ise siz neye bakıyonuz? Yay ispatı havuza, tak eline kelepçeyi. Çomar arabilerin her şeyi tutarsız.

PYD ve İşidliler çadır kamplarda kalmadı mı karşılıklı gruplar içerde bile kavga etmediler mi sonra birbirinden ayırmaya çalıştınız, hatta gece git gündüz gel yapmadılar mı ? O zaman reis hepimizin parasıyla besledi. Kızılaya zerre para vermiyoruz batsın gitsin.
Gece yasağı ve kontrollü giriş çıkınca da isyan çıkarıp polis öldürdüler be.

Bu arada
İş Bankasına El Konulacak. BDDK kar payı dağıtım planını kabul etmemiş.

kartopu
02-03-2019, 12:02
Sn Bilgivehis.
Benim kızdığım nokta. Bütün devrimcilerin kendi yanlarına işçileri gençleri çağırmasıdır.Gelmediklerinde de suçlaması.

İşçi dediğin kendi emek gücünü satan köle olduğunu bile fark edemeyen toplum. Genç se başka yerde umut göremeyen başka türü hayal kuramayan egemen siyasetin peşinde giden bir kalabalık. Bu insanlara rotayı kim belirleyecek nereye gitmesini kim söyleyecek.

Bu işi devrimci ve komünistler yapacak. Usanmadan bıkmadan yanlarına gidecek ve anlatacak. Anlamayacaklar ama onlar yine anlatacak. Her şeyin bir zamanı var anlamanın da bir zamanı var. İşte o zaman geldiğinde tam anlamaya başladıklarında o devrimci ve komünistler yanlarında değilse bu gücü ya milliyetçilere ya dincilere kaptırırlar.
Tarih hep bunları insanlığa anlatmıştır.

Devrimci, komünistlerin başka işi ne. Eğer işçi ve gençlik iş değilse ne yapacak onlar. Komünistler her daim umut olmalı insanlık için umut bitmişse yaşam da bitmiştir İşte tam bu zamanı yaşıyoruz Komünistlerin işçilerde umudu bitmiş işçilerin komünistlerde. Bu durumda ipi göğüsleyen milliyetçi ve dinci oluyor.

Komünizmi anlat durmadan anlat korkmadan anlat, bütün mülksüzler sana gelecektir yeter ki o mülksüzlere yakın ol. Umut bitmesin umut bittiğinde hayat biter.

kartopu
02-03-2019, 12:07
Fatih Maçoğluna saldırı başlamış.

Akit gibi çöplüklerden notlar: PKK'ya selam çaktı, PKK'ya Nohut Gönderdi, 2550 Liralık montla, Sosyalist Partiler HDP'yi destekleyecek falan filan yazıyor..

Demek Reklam güçlü Fatih Maçoğlu istese de bu büyüklükte reklam yapamazdı.
En etkili reklam düşmanın yaptığı propagandadır derler.
Bu reklam Maçoğlunu işine yarayacak .
Hedef doğru Maçoğlu doğru yolda yolu açık olsun desteğimiz tamdır.

AKP ve Taraftarları panikte Kriz nelere kadir be duvarlar sallanıyor kaçış yakındır.

bilgivehis
02-03-2019, 19:42
İşte o zaman geldiğinde tam anlamaya başladıklarında o devrimci ve komünistler yanlarında değilse bu gücü ya milliyetçilere ya dincilere kaptırırlar.



Bu kaptırma olayı böyle olmuyor, eskiden beri böyle olduğu sanılıyordu.
Artık işçi sınıfı olaya farklı bakıyor, kazanımları güncel olarak ele alıyor.
İşçi sınıfı bizden daha çok komünizmi yalamış-yutmuş olsa dahi güncel çıkarları kullanmayı kâr sayıyor.
Kendim bunu pratikte böyle gözlemledim.
İşçi sınıfı artık sömürüye önem vermiyor, sömürü sisteminden bir şeyler koparmayı daha uygun buluyor.
Yani işçi sınıfı diyor ki, her ne olursan ol ben günlük çıkarıma bakarım diyor.
Zaten bunları farklı yerlerde ve farklı zamanda bizzat gördüğüm için böyle başlıklar açıyorum.
Demem o ki, işçi sınıfı milliyetçisini, dincisini kullandığı gibi bizleri de kullanıyor.
Kapitalizmden nemalanacak bir şey kalmayınca devrimci ortama gelecekler.
Bu yüzden kapitalizmin son kırıntısına kadar onu bırakmayacaklardır, biz de o zamana kadar sadece onları çeşitli iletişim yoluyla uyarmakla kalalım.

kartopu
03-03-2019, 11:19
İşçi sınıfı artık sömürüye önem vermiyor, sömürü sisteminden bir şeyler koparmayı daha uygun buluyor.
Yani işçi sınıfı diyor ki, her ne olursan ol ben günlük çıkarıma bakarım diyor.
Zaten bunları farklı yerlerde ve farklı zamanda bizzat gördüğüm için böyle başlıklar açıyorum.
Demem o ki, işçi sınıfı milliyetçisini, dincisini kullandığı gibi bizleri de kullanıyor.
Kapitalizmden nemalanacak bir şey kalmayınca devrimci ortama gelecekler.
Bu yüzden kapitalizmin son kırıntısına kadar onu bırakmayacaklardır, biz de o zamana kadar sadece onları çeşitli iletişim yoluyla uyarmakla kalalım.

Bu suyun görünen yüzü bir de derinlerde görünmeyen tarafı var.

İşçi sınıfı köle sahibinin köleye ihtiyacı olduğu dönemlerde kendinin bir fiatı olduğunu düşünür.

Ya o köle sahibinin köleye verecek şeyi bittiğinde ne olacak. O işçi sınıfı kimden medet bekleyecek. İşte bu durumun bir gün geleceğini düşünen devrimciler boş durmayacak o günlere kendini hazırlayacak. Nasıl ki işçiler devrimcilere gelecek işte devrimcilerde işçilere gidileceğini bilecek Çünkü iksinin çıkarları aynı yerde.
Lenin sen git çağır gelmezse yine git çağrına cevap bulacaksın der.

Hallac ı Mansur sen çulunu ser bekle sabırla bekle sana geleceklerdir der . Hallaç ı Mansur gibileri komünistleri atalarıdır.

Velhelebe
06-03-2019, 10:59
Bu suyun görünen yüzü bir de derinlerde görünmeyen tarafı var.

İşçi sınıfı köle sahibinin köleye ihtiyacı olduğu dönemlerde kendinin bir fiatı olduğunu düşünür.

Ya o köle sahibinin köleye verecek şeyi bittiğinde ne olacak. O işçi sınıfı kimden medet bekleyecek. İşte bu durumun bir gün geleceğini düşünen devrimciler boş durmayacak o günlere kendini hazırlayacak. Nasıl ki işçiler devrimcilere gelecek işte devrimcilerde işçilere gidileceğini bilecek Çünkü iksinin çıkarları aynı yerde.
Lenin sen git çağır gelmezse yine git çağrına cevap bulacaksın der.

Hallac ı Mansur sen çulunu ser bekle sabırla bekle sana geleceklerdir der . Hallaç ı Mansur gibileri komünistleri atalarıdır.

İşçi biri gelsin de bizi kurtarsın diye bakmaz. Günü kurtarmaya bakar. İşsiz kalırsa da gıkını çıkaramaz. Korkar. Buna da şükredeyim daha kötü durumda olanlar vardır der. İşçi kendi hakkını savunanları hain olarak görür. Çünkü hak savunmak ona göre hainliktir. Ayak uydurmak ise olması gerekendir diye düşünür. İşçiler işsiz ya da aç kaldığında bilinçlenmezler. Hak aramaya başlamazlar. Aç kaldıkça bilinç daha da düşer. Bir gün iş bulurum umudu ile yaşar. En kötü işi bile kabul edecek duruma gelir, çünkü muhtaç kalmıştır. Muhtaçlık durumu insanı her hale düşürür, yalvartır, köleleştirir.