Rapi
27-03-2019, 00:18
Metin Altıok Hayatı ve Şiirleri
https://i.imgyukle.com/2019/03/26/4XFUp.gif
Metin Altıok, 14 Mart 1940'ta Bergama'da dünyaya gelir. Mutsuz bir ailenin iki çocuğundan biridir. Anne sevgisinden mahrum olarak büyüyen şair, bunu daha sonra yazacağı şiirlerinde dile getirecektir.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Bir Gün Ölürüm
Ölümü arayarak geçti
Bunca yılım.
Kötü annem
Beni komşunun oğlu kadar seven,
Yok olan babamdı belki
Ölüm tutkumu pekiştiren
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Sarıl Bana
Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor zamanla.
Anamın bıraktığı yerden sarıl bana
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4ciay.jpg
Çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği İzmir Karşıyaka'da ilk, orta ve lise öğrenimini tamamlar. Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin Hindoloji bölümüne başlar. Resme olan yeteneği ile Sanskrit alfabesini farklı bir şekilde yazar. Hocasının dikkatini çeken şair, aldığı tüm asistanlık ve Hindistan'a gitme tekliflerine rağmen, felsefe bölümüne yatay geçiş yapar. Üniversitede Türkiye'de mantık ve bilgi felsefi üzerine kurulu bir felsefe anlayışının yerleşmesinde önemli payı olan Nusret Hızır'ın öğrencisi olur.
"Nusret Hoca ile çok güzel sarhoşluk serüvenlerimiz oldu ama. Mesela Nusret Hoca'yla Sirkeci Garı'na gider içerdik. Hoca bana, "Herkes gelip gidiyor görüyorsun. Bizse oturup onları seyrediyoruz" derdi. Çok hoşumuza giden bir duyguydu bu…"
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cGB8.jpg
Metin Altıok'un Desenleri
Üniversite yıllarında tamamen şekillenen sosyalist görüşü hayatı boyunca onun ve şiirinin üzerinde olacaktır. 1968 yılına kadar TİP üyeliğine devam eder. Görüş ayrılıkları sebebiyle partiyle yollarını ayırır. Bu yıllar, Metin Altıok'un şair kimliğinden ziyade, ressam kimliğiyle karşılaşılan dönemdir. Fransız Kültür Merkezi'nde Çetin Sipahi ile birlikte ilk resim sergisini açar. Daha sonraki yıllarda, Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde ve yine Fransız Kültür Merkezi'nde kişisel sergiler açar, ancak yazdığı şiirleri kimseye okutmaz, saklar.
1966'da fakültede tanıştığı Füsun Akatlı ile evlenen şair maddi sıkıntıların yanında, eşinin ailesiyle de sorunlar yaşar. 1968'de kızları Zeynep dünyaya geldikten sonra Metin Altıok için hayat artık bambaşkadır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4czJo.jpg
1979 yılına dek Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde çalışır. Ankara'da Turgut Uyar, Tomris Uyar, Metin Eloğlu, Behçet Aysan ve daha birçok ismin olduğu bir camianın içindedir. Özellikle Turgut Uyar ve Tomris Uyar dostluğu onun için çok büyük önem taşır. Bu çok sıkı dostluk, Metin Altıok'un İkinci Yeni anlayışına yakınlığını sağlar. Soyut Dergisi'nde yayınlanan birkaç şiirinden sonra, şair olarak sesini duyurmaya başlar. 1976'da ilk şiir kitabı Gezgin'i eşi Füsun Akatlı'nın ısrarlarıyla bastırır. Hayatının bundan sonraki yıllarında ilgisini resimden ziyade şiire çevirmiştir. Gezgin'in yayınlanması üzerine Fethi Naci şunları yazar: "(…) Şiir sözcüklerle yazılır. Metin Altıok unutmamış bunu, şiirin bir dil işi olduğunu bildiği her şiirinden anlaşılıyor
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Amaçsız Bir Gezgin
Böyle garip bencileyin,
Böyle yayan yapıldak,
Yani amaçsız bir gezgin.
Geldiğim şu dağlar boyuydu,
Yüzünüz kadar ırak gittiğim.
İki yıl sonra yayınlanan Yerleşik Yabancı adlı şiir kitabıyla yerini pekiştirir.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Yerleşik Yabancı
Ben birini sevdiğim zaman
Göğünü durmadan genişletir.
Ama herkes rahattır kozasının içinde,
O sevgi artık kimsesizdir.
Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4c1XU.jpg
Metin Altıok tiyatroya her zaman yakın ilgi duyar. Lise yıllarında bazı oyunlarda rol alarak kurulan bu ilişki, onu kısa radyo oyunları yazmaya götürür. Türkiye Yazıları Dergisi'nin 1979 Ekim sayısında İkili Av adlı kısa oyunu yer alır. Aynı yıllarda Su Damlası adlı çocuk
oyunu TRT Radyosu'nda yayınlanır. Füsun Akatlı ile evliliğini alkol bağımlılığı ve iç dünyasının buhranlı hali sebepleriyle bitiren şair, bir süre İzmir'de kaldıktan sonra öğretmenlik mesleğini yapmak ister.
"Metin hayatı boyunca (en azından benim tanık olduğum yıllar boyunca) taş çatlasa beş kere kravat takmıştır, o gece takım elbiseli ve kravatlıydı. 1966 Temmuz'unda da evlendik. Düğün yapmadık. Kendi evimizi, ailelerden asgari yardım alarak kendimiz kurduk. 1979 Mayıs'ında kesin bir biçimde ayrılıncaya kadar üç kere ayrılmayı deneyip tekrar birleşmeyi denedik! Hep ekonomik güçlükler içinde yaşadık. Metin 1974'e kadar hiç çalışmadı. Üç sergi açtı. Her birinde birkaç resim sattı. En büyük lüksümüz, o resimlerden gelen beklenmedik paralar olurdu. Hemen şatafatlı bir balık sofrası kurulur, eş dost bir araya gelinir, resim paraları ezilirdi." (Füsun Akatlı)
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cW1I.jpg
1979 yılında, her ne kadar Ege'de bir kasabada öğretmenlik yapmak istese de şairin ilk tayini Bingöl'e çıkar. Parasızlık ve o dönemin Bingöl'ü onu zorlu bir hayatın içine sokar:
"Bingöl bir dönemeçti. Büyük bir duygu seli yaşadım orda. Tabii insanın hayatında duygu seli her zaman vardır."
Bingöl'de yaşarken Nebahat Çetin ile ikinci evliliğini yapar. Hiç hakim olmadığı bu coğrafyaya ve bu coğrafyanın insanına yavaş yavaş alışır. Babacan tavrı ve farklı duruşu onunla öğrencilerinin arasında derin bir bağ yaratır. Buradaki öğrencilerinden ömrünün sonuna dek iletişim halinde oldukları vardır. Aynı yıl Kendinin Avcısı şiir kitabı yayımlanır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Sonludur Aşk da
Güzel anılar biriktirdim senden,
Dudağıma solgun gülücükler getiren.
Özenle sakladım belleğimde,
Bir yığın oldu daha şimdiden.
Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın
Bir gün apansız gerçekleşiveren.
Alkol bağımlılığı bedenine gitgide zarar verir, elleri sürekli titrer ve tedavi görmek zorunda kalır. Bingöl'de yaşadığı yıllarda onu en çok etkileyen kızına olan dinmeyen özlemidir. Sürekli mektup yazan ve onu herkese anlatan Metin Altıok için bu katlanılması en zor durumdur.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4ceff.jpg
4.9.1980, Bingöl
"Nar çiçeğim, burada yaşamımı ayakta tutan iki temel direk var. Önce sen, sonra şiir. Seni çok seviyorum bunu bil. Aramız derya-deniz de olsa, sıra dağlar da en ufak bir sıkıntıda aşar gelirim. Hep babanın var olduğunu bilerek yaşa. Bingöl dağlarının tepesinde oraya nereden geldiği bilinmeyen bir pars iskeleti de olsa… Canım!" (Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar)
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Kızım/lar
her şeyin üstünde sulusepken bir kar;
bir aşkı delik deşik ediyordu/lar.
bense inatla susuyordum
ve kızımı seviyordum ekmek kadar.
Metin Altıok'un şiirlerine bir bütün olarak baktığımızda düşünsel düzlemi derinlere yerleştirilmiş şiirlerle karşılaşırız. Yapıtları içinde Sone (ilk iki bendi dörtlük, son iki bendi üçlük on dört mısradan oluşan nazım şekli) gibi değişik biçim örnekleri de olmakla birlikte, serbest ölçüde yazılmış, kişisel sorundan yola çıkıp toplumsal-evrensel boyuta ulaşmış lirik şiirlerin ağırlıkta olduğunu görürüz. Ana konu ne olursa olsun, şairin şiirleri boyunca işlediği izlekler altı ana başlık altında toplanabilir:
Yabancılaşma / arayış
İç göç / kendine sürgünlük
Aşk
Dostluk / sıcak bir ev özlemi
İkilem / kararsızlık
Kendi kendini ve çocukluğun karşısında yetişkinliğini yok etmek / ruhsal intihar
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4c8uG.png
Şair bütün kitaplarında aynı izlekleri sürdürmüş, şiir dili ile psişik, düşünsel, politik düzlemini, birbirinin içinde eriterek, bütünleyerek, soyutlayarak, kendisine kimi zaman içeriden kimi zaman da dışarıdan bakarak, söz konusu kişisel sorun ve düzlemleri toplumsal-evrensel bir düzleme taşımıştır. Kendisini İkinci Yeni şiir anlayışına yakın gören şair, dizelerinde hayatından izlere yer verdiği gibi dil ve üslup öğelerine de önem vermiştir.
1982'de Küçük Tragedyalar yayımlanır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Öndeyiş
Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar…
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.
Omzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.
Ah kavaklar, kavaklar…
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.
1987'de İpek ve Kılabtan yayımlanır. Kitaplarında ağırlıklı olarak, acı, aşk, ölüm, yalnızlık, yabancılaşma ve kaçış temalarını işler.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Hançerin Sapı
Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.
https://i.imgyukle.com/2019/03/26/4XFUp.gif
Metin Altıok, 14 Mart 1940'ta Bergama'da dünyaya gelir. Mutsuz bir ailenin iki çocuğundan biridir. Anne sevgisinden mahrum olarak büyüyen şair, bunu daha sonra yazacağı şiirlerinde dile getirecektir.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Bir Gün Ölürüm
Ölümü arayarak geçti
Bunca yılım.
Kötü annem
Beni komşunun oğlu kadar seven,
Yok olan babamdı belki
Ölüm tutkumu pekiştiren
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Sarıl Bana
Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor zamanla.
Anamın bıraktığı yerden sarıl bana
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4ciay.jpg
Çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği İzmir Karşıyaka'da ilk, orta ve lise öğrenimini tamamlar. Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin Hindoloji bölümüne başlar. Resme olan yeteneği ile Sanskrit alfabesini farklı bir şekilde yazar. Hocasının dikkatini çeken şair, aldığı tüm asistanlık ve Hindistan'a gitme tekliflerine rağmen, felsefe bölümüne yatay geçiş yapar. Üniversitede Türkiye'de mantık ve bilgi felsefi üzerine kurulu bir felsefe anlayışının yerleşmesinde önemli payı olan Nusret Hızır'ın öğrencisi olur.
"Nusret Hoca ile çok güzel sarhoşluk serüvenlerimiz oldu ama. Mesela Nusret Hoca'yla Sirkeci Garı'na gider içerdik. Hoca bana, "Herkes gelip gidiyor görüyorsun. Bizse oturup onları seyrediyoruz" derdi. Çok hoşumuza giden bir duyguydu bu…"
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cGB8.jpg
Metin Altıok'un Desenleri
Üniversite yıllarında tamamen şekillenen sosyalist görüşü hayatı boyunca onun ve şiirinin üzerinde olacaktır. 1968 yılına kadar TİP üyeliğine devam eder. Görüş ayrılıkları sebebiyle partiyle yollarını ayırır. Bu yıllar, Metin Altıok'un şair kimliğinden ziyade, ressam kimliğiyle karşılaşılan dönemdir. Fransız Kültür Merkezi'nde Çetin Sipahi ile birlikte ilk resim sergisini açar. Daha sonraki yıllarda, Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde ve yine Fransız Kültür Merkezi'nde kişisel sergiler açar, ancak yazdığı şiirleri kimseye okutmaz, saklar.
1966'da fakültede tanıştığı Füsun Akatlı ile evlenen şair maddi sıkıntıların yanında, eşinin ailesiyle de sorunlar yaşar. 1968'de kızları Zeynep dünyaya geldikten sonra Metin Altıok için hayat artık bambaşkadır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4czJo.jpg
1979 yılına dek Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde çalışır. Ankara'da Turgut Uyar, Tomris Uyar, Metin Eloğlu, Behçet Aysan ve daha birçok ismin olduğu bir camianın içindedir. Özellikle Turgut Uyar ve Tomris Uyar dostluğu onun için çok büyük önem taşır. Bu çok sıkı dostluk, Metin Altıok'un İkinci Yeni anlayışına yakınlığını sağlar. Soyut Dergisi'nde yayınlanan birkaç şiirinden sonra, şair olarak sesini duyurmaya başlar. 1976'da ilk şiir kitabı Gezgin'i eşi Füsun Akatlı'nın ısrarlarıyla bastırır. Hayatının bundan sonraki yıllarında ilgisini resimden ziyade şiire çevirmiştir. Gezgin'in yayınlanması üzerine Fethi Naci şunları yazar: "(…) Şiir sözcüklerle yazılır. Metin Altıok unutmamış bunu, şiirin bir dil işi olduğunu bildiği her şiirinden anlaşılıyor
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Amaçsız Bir Gezgin
Böyle garip bencileyin,
Böyle yayan yapıldak,
Yani amaçsız bir gezgin.
Geldiğim şu dağlar boyuydu,
Yüzünüz kadar ırak gittiğim.
İki yıl sonra yayınlanan Yerleşik Yabancı adlı şiir kitabıyla yerini pekiştirir.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Yerleşik Yabancı
Ben birini sevdiğim zaman
Göğünü durmadan genişletir.
Ama herkes rahattır kozasının içinde,
O sevgi artık kimsesizdir.
Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4c1XU.jpg
Metin Altıok tiyatroya her zaman yakın ilgi duyar. Lise yıllarında bazı oyunlarda rol alarak kurulan bu ilişki, onu kısa radyo oyunları yazmaya götürür. Türkiye Yazıları Dergisi'nin 1979 Ekim sayısında İkili Av adlı kısa oyunu yer alır. Aynı yıllarda Su Damlası adlı çocuk
oyunu TRT Radyosu'nda yayınlanır. Füsun Akatlı ile evliliğini alkol bağımlılığı ve iç dünyasının buhranlı hali sebepleriyle bitiren şair, bir süre İzmir'de kaldıktan sonra öğretmenlik mesleğini yapmak ister.
"Metin hayatı boyunca (en azından benim tanık olduğum yıllar boyunca) taş çatlasa beş kere kravat takmıştır, o gece takım elbiseli ve kravatlıydı. 1966 Temmuz'unda da evlendik. Düğün yapmadık. Kendi evimizi, ailelerden asgari yardım alarak kendimiz kurduk. 1979 Mayıs'ında kesin bir biçimde ayrılıncaya kadar üç kere ayrılmayı deneyip tekrar birleşmeyi denedik! Hep ekonomik güçlükler içinde yaşadık. Metin 1974'e kadar hiç çalışmadı. Üç sergi açtı. Her birinde birkaç resim sattı. En büyük lüksümüz, o resimlerden gelen beklenmedik paralar olurdu. Hemen şatafatlı bir balık sofrası kurulur, eş dost bir araya gelinir, resim paraları ezilirdi." (Füsun Akatlı)
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cW1I.jpg
1979 yılında, her ne kadar Ege'de bir kasabada öğretmenlik yapmak istese de şairin ilk tayini Bingöl'e çıkar. Parasızlık ve o dönemin Bingöl'ü onu zorlu bir hayatın içine sokar:
"Bingöl bir dönemeçti. Büyük bir duygu seli yaşadım orda. Tabii insanın hayatında duygu seli her zaman vardır."
Bingöl'de yaşarken Nebahat Çetin ile ikinci evliliğini yapar. Hiç hakim olmadığı bu coğrafyaya ve bu coğrafyanın insanına yavaş yavaş alışır. Babacan tavrı ve farklı duruşu onunla öğrencilerinin arasında derin bir bağ yaratır. Buradaki öğrencilerinden ömrünün sonuna dek iletişim halinde oldukları vardır. Aynı yıl Kendinin Avcısı şiir kitabı yayımlanır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Sonludur Aşk da
Güzel anılar biriktirdim senden,
Dudağıma solgun gülücükler getiren.
Özenle sakladım belleğimde,
Bir yığın oldu daha şimdiden.
Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın
Bir gün apansız gerçekleşiveren.
Alkol bağımlılığı bedenine gitgide zarar verir, elleri sürekli titrer ve tedavi görmek zorunda kalır. Bingöl'de yaşadığı yıllarda onu en çok etkileyen kızına olan dinmeyen özlemidir. Sürekli mektup yazan ve onu herkese anlatan Metin Altıok için bu katlanılması en zor durumdur.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4ceff.jpg
4.9.1980, Bingöl
"Nar çiçeğim, burada yaşamımı ayakta tutan iki temel direk var. Önce sen, sonra şiir. Seni çok seviyorum bunu bil. Aramız derya-deniz de olsa, sıra dağlar da en ufak bir sıkıntıda aşar gelirim. Hep babanın var olduğunu bilerek yaşa. Bingöl dağlarının tepesinde oraya nereden geldiği bilinmeyen bir pars iskeleti de olsa… Canım!" (Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar)
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Kızım/lar
her şeyin üstünde sulusepken bir kar;
bir aşkı delik deşik ediyordu/lar.
bense inatla susuyordum
ve kızımı seviyordum ekmek kadar.
Metin Altıok'un şiirlerine bir bütün olarak baktığımızda düşünsel düzlemi derinlere yerleştirilmiş şiirlerle karşılaşırız. Yapıtları içinde Sone (ilk iki bendi dörtlük, son iki bendi üçlük on dört mısradan oluşan nazım şekli) gibi değişik biçim örnekleri de olmakla birlikte, serbest ölçüde yazılmış, kişisel sorundan yola çıkıp toplumsal-evrensel boyuta ulaşmış lirik şiirlerin ağırlıkta olduğunu görürüz. Ana konu ne olursa olsun, şairin şiirleri boyunca işlediği izlekler altı ana başlık altında toplanabilir:
Yabancılaşma / arayış
İç göç / kendine sürgünlük
Aşk
Dostluk / sıcak bir ev özlemi
İkilem / kararsızlık
Kendi kendini ve çocukluğun karşısında yetişkinliğini yok etmek / ruhsal intihar
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4c8uG.png
Şair bütün kitaplarında aynı izlekleri sürdürmüş, şiir dili ile psişik, düşünsel, politik düzlemini, birbirinin içinde eriterek, bütünleyerek, soyutlayarak, kendisine kimi zaman içeriden kimi zaman da dışarıdan bakarak, söz konusu kişisel sorun ve düzlemleri toplumsal-evrensel bir düzleme taşımıştır. Kendisini İkinci Yeni şiir anlayışına yakın gören şair, dizelerinde hayatından izlere yer verdiği gibi dil ve üslup öğelerine de önem vermiştir.
1982'de Küçük Tragedyalar yayımlanır.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Öndeyiş
Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar…
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.
Omzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.
Ah kavaklar, kavaklar…
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.
1987'de İpek ve Kılabtan yayımlanır. Kitaplarında ağırlıklı olarak, acı, aşk, ölüm, yalnızlık, yabancılaşma ve kaçış temalarını işler.
https://i.imgyukle.com/2019/03/27/4cXXx.gif
Hançerin Sapı
Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.