PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Umutsuzluk ve Tükeniş


"ictenlik"
04-04-2019, 00:18
Arkadaşlar elimde Kasyopya (imzamdaki İletişimler) adlı bir kaynak ve metin/veri ile buraya (da) geldim. Ve onu burada da açtım.
Umutlarımın tükendiği bir an da buraya geldim. Forum forum dolaşmıştım ve yorulmuştum.
Belki derdimi iyi açamadım ya da saçma sapan şeyler yazdım ve kendimi iyi anlatamadım ya da yanlış açtım anlattım.
Başa almak istiyorum.
Sizlerden derdimi anlatmak, açmak için yardım istiyorum.
O halde ne yapmalıyım demeliyim size soruyorum.
Buraya bugün gelmişim gibi farzedelim.
Hiç bir şey yazmamışım gibi başa alalım.

Bu metin (yani Kasyopya) tüm insanlık adına, tüm insanlık için, ortak bir fenomen olarak (hatta herkesin eşit sahip olduğu, herkesin onda eşit hakkı olan bir metin olarak) bir gelecek iletişimi, bilgi iletişimi olma iddiasındadır.

Bu metni okuduk ve haklılık payı var diyoruz. Açık açık -çok açık- görüyoruz.

Uyutuluyoruz. Uyutuluyorsunuz. Buna izin verip göz yumup çıkıp gideyim mi? Susayım mı? Bunu savunayım mı? Nasıl açayım?, Sizlerden yol-yöntem yardım istiyorum.
Sizin içten yardımınızı istiyorum.
Gerçekten boğuluyorum. Ölüyor gibi hissedilen günlerden gecelerden geçiyoruz bazen..

Bana sorular sorun/iletin ve anlatmama iletmeme ve açmama bari bir nebze olsun yardımcı olun isterdim.
7-8 yıldır forum yapıyorum ve insanların konuştuklarını gözlemliyoruz.
Büyük yalanlarla avutuluyoruz. Burada bilgi var, ben ne demeliyim_?
Benden önce sizin malınız ve hakkınız. Herkesin -eşit- hakkı ve malı...
Bizimle dalga geçiliyor.
Yoğun bir biçimde insansızlık ve iletişimsizlik hissediyoruz.
Ne denmesi gerekeceğini inanın bilmiyorum ama asla vazgeçemem/pesedemem. Size ya da birilerine ulaşmalıyız.

Arkadaşlar doğru cümle ne bilmiyorum ancak herkesi ve sizleri dahil kafasını kuma gömmüş gibi ya da üç maymun gibi görmeye ve algılama başladım.

Yine umutlarımın tükendiği bir yerde çıkmazdayım.

En azından biri -birileri birkaçımız (üstünü kumlamaksızın) açık açık dalga geçmeksizin, bu bilgilendirmeyi içten biçimde yaptığımızı ,bunu böyle belirttiğimizi ve bunu savunma -açma- şansı vermediğimizi, görmezden geldiğimizi ve başka türlü ele aldığımızı ve söyleneni çarpıttığımızı net biçimde onaylasın...

Sizinle ya da bu forumla bunu sunmak, anlatmak için mücadele edeyim mi?
ve ısrar edeyim mi? Farklı yollar deneyeyim mi?
ve ara ara fırsat kollayıp durayım mı? Nasıl yapayım_?
Çünkü ben her fırsatta ikilemde sözü buraya taşıyacağım ve başka biçimde bunu açacağım, yol arayacağım..
Çünkü bu taraftan bakınca gerçekten bilmediklerimiz ve boş bir gündemimiz var gibi gözüküyor ..

Saygılar...

"ictenlik"
04-04-2019, 00:36
Bu metinle (Kasyopyayla) (ve onun bilgi tabanıyla) ilişki kurmadan ben yazamıyor, düşünemiyor ve forumdaki neredeyse hiç bir tartışamaya dahil olamıyorum ve başka yerden laf çevirmek zorunda kalıyorum.

Açıkçası sizlere de ulaşamamış hissederek ve körler sağırlar birbirini ağırlar türünden bir serzenişle çekip gitmeyi ya da suskunluğu ya da olası en az ve dış-uzak katılımı düşünürken ve değerlendirirken kendimi bunları kaleme almış buldum.

En azından şunu sorabilirim ve sunabilirim.
Forum ortamıyla çatışmadan zaman zaman/ara ara Kasyopya'nın içerdiği kimi bilgileri ve tabanı ya da alıntıları kullanabilir miyiz?

Bu sizin tarafınızda şimdilik bir inanç tabanı olarak mı gözükür ne olur bilmiyorum ancak gerçekten yazamıyoruz, fikir ve düşünce açamıyoruz, inanın ve inanın çok ama çok zor durumda bırakılıyoruz ve gerçekten vicdani olarakta gerçek ve asıl düşüncelerini ve vicdanını yazamamaktan/açamamaktan çok ağır bir yük-bası altında zorlanarak yazıyoruz ve zor durumda hissediyoruz

En azında düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğü tabanından da olsa destek isteyeceğiz sizlerden. Zor durumdayım...

Ben bu bilgi tabanını kullanmadığım için gerçekten umutsuz hissediyorum.
Bana sorulursa açık bir sistem saldırısı ve engeli olarak bu ya da bu tip bir bilgi tabanı engellenmiş durumda ve bilgi tabanı karartılmış durumda
ve asıl ihtiyacımız olan bu ve konuşamıyoruz

Çoğu zaman eline boş oyuncaklar, bilgiler verilmiş çoluk çocuğun iç tartışmasını izler gibi sizler izlemek durumunda bırakılıyoruz ve bu tarafta büyük bir acı zorlanma var...

Üzgünüz! ve ne deneceğini de bilmiyoruz...

Ya! Ya derdime derman! Ya katlime ferman!

"ictenlik"
04-04-2019, 00:59
Köpekleşerek yaşamayacaksak, daha da yaşamayacaksam, bunu dedim bunu söylüyoruz! Bunu imzalıyoruz!

Ya derdime derman! Ya katlime ferman!


Yazamıyorum. Kasyopyaya dokunmadan yazamıyorum...
Onu da geçtim, her şey yalan. Büyük yalan. Bom boş.. Hiç bir şey bilmiyoruz....

Khaos
04-04-2019, 01:11
ya sevgili dostum

seni senden başka engelleyen kimse yok
yaz içinden geldiği gibi

sonuçta hepimiz yazıyoruz
yazmak suç değil

"ictenlik"
04-04-2019, 01:51
ya sevgili dostum

seni senden başka engelleyen kimse yok
yaz içinden geldiği gibi

sonuçta hepimiz yazıyoruz
yazmak suç değil

Denerim ama sanmıyorum.
Pek mümkün gözükmüyor.
Hatta bunu anlatabilmek için örnek bulabilmek için şimdi site ana başlıklarına baktım. Düşünüp durdum...

Mümkün değil ki!
Düşündüm de bu Marksizmin kavramları ortada olmadan Marksizmden sözetmek gibi olurdu ki ,çok daha ağırı

Daha 100 sayfa bağımsız tartışsam da bu kavramların herhangi birini -tek birini- bile sunamam...

Örneğin "organik portal" ya da buna bağımlı "psikopat-i" diye bir kavramı referans aldığımı varsayalım
Kavramın ne olduğu orada bile belirgin değil..
Bu bazılarımıza göre umursanmaması/önemsenmemesi ve zaman harcanmaması, üzerinde durulmaması gerekenler toplumu

Bazılarımızında buradaki zaman çizelgesini umursamaması pek takılmaması gerekiyor

Khaos
04-04-2019, 02:14
dostum

sonuçta 5000 sayfalık bir metine atıf yapıyorsun.
bu metne hakim olmayan birisi ne yapabilir.
metne hakim olmasını istemek ise çok ciddi bir yük

sence bu işte bi terslik yok mu
bu insanlarla (forum üyeleri) iletişim kurmak
hem de bu hacimde fakat bir o kadar örtük bir metin üzerinden neden senin omuzlarında
üstelik de başarı şansın bir o kadar kısıtlı

ben seninle açık konuşabilir miyim
son 10 senede toplasan 1000 sayfa okumamış birisiyim
metne kabaca baktım
çok itici geldi bana
ama bunları paylaşamıyorum

"ictenlik"
04-04-2019, 03:01
Dostum

dostum

sonuçta 5000 sayfalık bir metine atıf yapıyorsun.
bu metne hakim olmayan birisi ne yapabilir.
metne hakim olmasını istemek ise çok ciddi bir yük


Şimdi bir şeyler yazdım silmek zorunda kaldım. Deli sanılacağım
O halde ben diyeceklerimi dedim yerinde dursun

Bakın daha burada yazamadım çünkü deli sanılıyorum ya da tuhaf bir inanç olarak bulunacak
yazın diyorsun ama yazamadım. yazdıklarımın hepsini silmek zorunda kaldım.


sence bu işte bi terslik yok mu
bu insanlarla (forum üyeleri) iletişim kurmak
hem de bu hacimde fakat bir o kadar örtük bir metin üzerinden neden senin omuzlarında
üstelik de başarı şansın bir o kadar kısıtlı


Şimdi tam mesele bu değil
O okuyucuyu ikna etmek için ya da ısrarla süreç iknası dayatan okuyucu için bir ek önerme idi
Grup iletişimi sağlanırsa/sağlanabilirse gruba özgü bir celse ve soru cevap ile aktif sınama ve katılım önerildi
(Size ya da X e göre Laura uyduruyorsa) Laura'nın bizim için uydurduğu cevapları sınayabilirdik. Eğer iş bunu sınamaksa Laura'nın bilmeyeceği bir şeyle vb. de ...

Ben daha ileri götürdüm çok net. Tabla başına gözlemci ve oturumcu gönderelim dedim...
Bunu demek zorunda kaldım ya da bırakılıyoruz çünkü bana dönülüp bu ne deniyor anlıyor musun?
Benim tek seçeneğim bu...

Yani Blitzkrieg tablaya otursa okuma haricindeki fikirleri ne olurdu? ,Bu sınanabilir...
Şimdi bu yazılmışken?
Anlıyorsun ya?

dostum

ben seninle açık konuşabilir miyim
son 10 senede toplasan 1000 sayfa okumamış birisiyim
metne kabaca baktım
çok itici geldi bana
ama bunları paylaşamıyorum

anlıyorum
biliyorum da
ne demeliyim ki_?

ama bilinmeyen şeyler var ve bilinmeyenin bilinmeyen oluşundan kaçıyoruz-dur...

şöyle yapacağım
fırsatım olursa, önümüzdeki aylarda umarım olur, okumam çok eski ve yitik
çünkü metin önemsenmiyor. tartışacak taban yok diye tekrar okumuyorum ve metni de unuttum gibi
tekrar okuyacağım
ve belki böylece aradan bir şey seçebilirim/bulabilirim ya da canlı bir okumam hafızam olursa belki bir kaç kavram getirebilirim diyeceğim ama ne yazsam deli sanılırım
yani bütünüyle ilgilenilmesi gerekir

ama ben derdimi yukarıda dedim
ben bu grup forum dahil iletişemiyorum
Kendi bilgi tabanımı gerçeklerimi yazamıyorum
Benim tarafımda çok gerçek bir düşünce ifade sorunu var.
Bu açık...

Bir de benim gözlemime göre gerçekten bir çok kişi boş içerik konuşmak zorunda bırakılıyor ve bilgi tabanı eksiği var

"ictenlik"
04-04-2019, 03:21
dostum

sonuçta 5000 sayfalık bir metine atıf yapıyorsun.
bu metne hakim olmayan birisi ne yapabilir.
metne hakim olmasını istemek ise çok ciddi bir yük


Peki yukarıdaki yanıtı geçelim
Önce sizden bir gösterge/kıyaslama istemeyi düşündüm ama bunu geçtim
Ben bir gösterge sunayım. Bir önerme...
Bence Das Kapital okumaktan bin kez daha değerli ve üste koyar.

Peki önermeyi şöyle düzelteyim. Benim gözlemime göre;
Kasyopyanın mevcut yayımlanmış tamamını okumak Das Kapital'in tamamını okumaktan önemli işaretlenecektir.

Bu öneriyi mutlaka onu okuyan ve Das Kapital'i okuyan biri çözsün-çürütsün
Diğerini yalanlama/yanlışlama/yadsıma ya da karalama olarak alıyorum ya da 'kuşkusuz' "önyargı"
Yani önermem benim tarafımda aksi durumda sonsuz çürütülmedi ve geçerli.
Bir gün çürüten olursa görüşelim.
Şanslıysam bir kırk sene daha yaşayabilirdim...

Eğer ben Das Kapitali'de tamamen okudum ve Kasyopya'yı da tamamen okudum ve bu öneriyi yersiz buluyorum diyenimiz varsa
ve yazdıklarım yerinde duruyorsa hodri meydan o haldé!

"önyargı"yla boğuşmak istemiyoruz. Bizim işimiz "önyargı" parçalamak değil
Kişi kendi önyargılarını parçalamalı..
Birilerimize göre bunu parçalamak atomu parçalamaktan daha zor ayrıca

Benim tarih zaman ve kronometreme göre o önermeyi oraya attım

Eğer okunursa o önermeyle birlikte ben bir kaç önyargı da parçalamış olacağım
Bunu da yazdım

"ictenlik"
04-04-2019, 03:30
"Daha da ileri götüreyim: Kasyopyanın bilgi tabanı uzay mekiğiyse Das Kapital'in bilgi tabanı taştan araba gibi kalırdı"

Yazın dediniz...

Khaos
04-04-2019, 03:42
ifade denen olgunun kendisi zaten bir sorunsal
ancak senin anlatamamanın ötesinde sorunlar var

okuduğum celseler çeviri, yabancı dilim yok

lauranın eşi fizikçi ve matematikçiymiş
ancak her ikisi de felsefe özürlü
bizi salak falan mı zannediyorlar

araya atomaltı dünyadan bi kaç kavram sıkıştırmakla
zaman denen kavramın soykütüğünü unutacağımızı mı varsaymışlar.

henüz materyalist değilken diyalektiğin adını dahi duymamışken
üstelik dindarken düşünüp çözdüğüm
unumu eleyip eleğimi astığım meseleler var
o meselelerde fazla üfürmüşler,
o meselelerde üfüren adam ağzıyla kuş tutsa benim için bitmiştir

hiç çeviri kaynaklı gibi de değil
düpedüz felsefe şarlatanlığı
zaman diye bir şey ontolojik olarak yoktur
olaylar zamanın üzerinde gerçekleşmez.
olaylar maddi iç çelişkilerden hayat bulur
öncelik/sonralık süreci doğurur.
hareket dediğimiz şey
zaman, hareketin algısından soyutlanmış bir kavramdır sadece.
zaman ve hareket aynı duruma atıf yapan iki kavramdır.
bunu çözemeyen bi, fizikçi olabilir,
bi kasyopyalı bunu çözemiyorsa orda sorun başlar

mesaj da attım
geri dönüş olmadı
metinleri yeniden incelemek yerine
bizzat kendileriyle iletişim kurmak isterim

kasyopyalılarla değil
laura ve eşiyle
düpedüz şarlatan değillerse şayet -ki şarlatan olduklarını düşünüyorum-
adam gibi iç-görülerini geliştirsinler
ve yaşadıkları şeyin bi çeşit mental problem olduğunu farketsinler

sen deli sanılmaktan korkuyorsun
iyi de ben zaten deliyim
iyi ki de deliyim
böylece iç-görüm gelişti

kendileri felsefe özürlü olsa bile
iletişim kurduklarını iddia ettikleri her ne ise
onun bu konulara daha hakim olması gerekirdi

aynı eleştiriyi
kuranda kalple düşünmek üzerine yapmıştım

kuranın ''aşkın'' bir kaynağı olmadığını
toplumsal olduğunu iddia ederken dayanağım
muhammedin aklının/bilgisinin/yanılgısının ötesine ait olamayışıydı

kasyopya metinlerinde
sen, laura ve eşinin felsefi yeteneğinin/yeteneksizliğinin ötesinde bi akla ait izler bulabildin mi

ForumKirpisi
04-04-2019, 04:40
Laura nineciğim, Amerika'da bulunan en eski kemik parçası 100.000 yıllık "denisovan" olarak adlandırılan, dişi bulunduğunda boz ayı dişi zannedilen bir insana ait.

Kitaplarda yazan Amerika'ya ilk insan göçünün 500 yıl önce 1000 yıl sonra 1300 yıl sonra 10.000 ve 13.000 oldu. Amerikan yerlilerinde ve eski Türklerde bahsedilen koca-ayak, uzun adam, büyük korkunç adamlar hatta ve hatta Yehüdi hikayelerine giren bir canavarın denisovanlardan esinlenildiği düşünülüyor. Lakin bilemiyoruz tam olarak.

Kasyopya'da denisovan'a ait bir şey yok, neanderthallere ait de yok. Onun yerine insanların farklı ırklar halinde uzayın farklı bölümlerinden gelmiş olduğu var.

Biyoloji falan da bilmiyor ki :(

spartacus
04-04-2019, 07:18
Sevgili ictenlik

Muhatapları dinlemiyorsun, sorun bu.

Kimse neden yazdığını sorgulamadı ki. Kimse yazdığın ya da inandıklarına dair işisel olarak sana dair de yorumlamadı.

İnsanalra bir çuval kölelik aşılayıp, arada sevgi, paylaşımdan söz eden 3 pirinç tanesi sizi kör ediyor olabilir mi?

İsa nedir? İsa sevgidir. Öyle mi anlatılır? Evet!

Birbirinizi sevin denir mi?
Evet.

Paylaşın, acılarınızı paylaşın vs de denir mi? evet.

Vb... Bu tür şartlanlar için, duygu sömürüsü, insnaalrın aczini, acılarını, umutlarını, beklentilerini, hayallerini, yalnızlığını vb, istismar etmeleri de şart..

Milyarlarca insan, zor yaşıyor, milyonlarca konu, milyonlarca zorluk, milyonlarca delusion(kuruntu)...

Benim bu yazılarımı anlamadığını biliyorum, ne yazık ki bunu tecrübe ettik, anlamak da istemiyorsun, bunu da tecrübe ettik.

Şimdi sanıyorsun ki İZAH EDEMEDİN!

Sevgili ictenlik, Bizim aklımız, zekamız, irademiz, okuduğumuzu anlama kaabiliyetimiz yok mu? Neden üzerine alınıyorsun?

Lauarının üfürüklerini hayli okumuş birisiyim, buna "mecbur kaldım" diyorum. Yani bazen bir filmi 10 dakika izlediğinizde, izlememeye karar veririsiniz, ama film eleştirmeni iseniz ya da mecbur kaldıysanız filmi sonuna kadar izlersiniz, bizimkisi de o hesap.

Defalarca söyledim

Pasaj aktar, sen 300 satır yazıyorsun, kendin yazıyorsun, yazdıklarının ise adına celse denen "oyun" ile zerre alakası yok.

Tekrar, tekrar değinmeye gerek yok, ortada bariz şarlatanlık, soytarılık ve ne yazık ki en kötüsü var, istismar.

Kapitalizm -ki hoş öncesi de feodalite idi- gittikçe, mutsuz milyarlar üretecek, bu kaçınılmaz. Bu durumda ise, gün geçtikçe insanların mutsuzluğunu sömürenler de çıkacak, umut tacirilerinden(bu çok eski bir deyimdir dikkatinizi çekerim), soytarılarılara, acıları menfaatleri için kullanandan, istimarına, böyle bir dolusu çıkacak, zamanla foyaları ortaya çıkacak ama bir inecek, bir çıkacaklar, tahteravalli gibi.

lauranın taklit ettiği kişi, 1980 lerde uydurdu bu masalları, foyası ortaya çıksa da, bu gün bu şarlatanın geride bıraktığı kirden bir dolu kişi menfaat sağlamaya devam ediyor, insnalık hala ahmak, insanlık gün geçtikçe daha da ahmak, daha kör, çünkü tutunacak dalları kalmadı. hayat zorlaşıyor, yalnızlık aldı başını yürüdü, çaresizlikler bir dolu, monoton, cahil, robot hayatlar, bilinç yok, umut da yok, beklenitler basit, kurtuluş hayalleri ise alabildiğine büyük.

kendileri küçüldükçe, sözde kurtarıcıları büyütüyor, yüceltiyorlar.
Cehaletleri arttıkça gün batıyor, gün battıkça, yücelttiklerinin gölgeleri büyüyor.

Seninle diyalog kuramadık, ne yazık ki, monologa düşüyorsun, diyologa izin vermedin.

Burası özgür bir forum, bu forumun kuralları fikirleri özgür kılmak üzerinedir, davranışlar ise ne yazık ki kurallara göre filtrelenir ve fikir ve düşünce özgürlüğü ile davranış zemini karıştırılmamalı.

Elimizden geldiğince konuların düzeyi için çalışsak ta, vaktimiz, gücümüz, imkanlarımız sınırlı ne yazık ki. Dilediğince fikirlerini paylaşabilirsin, ama konu başlıklarıyla uyumsuz olmamalı...

Ama bizden onay bekleme, zira bizler, isnanların maneviyatları üzerinden sömürü sağlayan bu tür ve bayağı,-basit şarlatanlardan artık bıktık ve eleştirilerimiz olursa da hoşgörüyle karşıla, kişiselleştirme.

kasyopya'yı anlatacaksan, Kasyopya öne çıksın, pasajlar aktar, kasyopya'da olmadığı halde kendince bir dolu insnai, kurtuluş, geleceğe dair umut, beklenti vb YÜKLEMELERİNDE bulunma. YÜKLEME, çıplak çıkart ortaya, bakalım ve görelim, yüklediğin vasıflar gerçekten o "new age" dinlerinde, tarikatlarında, şebekelerinde mevcut mu? Tabi dikkat etmeli cımbızla da seçilmemeli, yani, İncil "temiz olun, sevin diyor" demek ki tamamen ilahi, Kur'an "ellerinizi yıkayın diyor, öldürmeyin diyor" demek ki ilahi türünde olmasın.

Örneğin defalarca dile getirdik, gelecekten gelenlerden, yok haber alıyorum dediği an, bunu diyen şarlatandır, demek ki bugünün dünyasında Zeus'dan ayet alıyorum demek para etmiyor(gerçi bunlar ve türevleri Ra ile de konuşuyorlar ya neyse, nalına-mıhına işte. ).. 10-20 Yıl önce tek dertleri "Kuantum ıkınma", "Kuantum mutluluk", "Kuantum tedavi", "Kuantum yoga"'cılar gibi, basit safsatalarla kolayca milyonları kandırarak(ki başarıyorlar da, zira milyonlar çaresiz, yoksul, mahrum, cahil), kitaplarını bestseller yapmak idi, kitap satarak köşe olmaktı, şimdi ne durumdalar buna da bakılmalı.

İnsanlık cehaletin sömürüsüyle ilerleyemez, ancak köleliğe mahkum olur, köle-kulluğu, cehaleti statüko haline gelir..

Biz daha bugün "özgür irade yoktur, aslında hiç bir şey yok, sadece düşünce var-öyleyse bu şarlatanlara göre kimse yok, sorun da yok, talep edeceğimiz bir yaşam mücadelesi, biçimi de anlamsız demeliyiz!-" temelli basit kandırmacaları, KAVRAM ÇARPITMALARINI, TANIM DEJENERASYONUNU, İNDİRGEME SAFSATALARINI kabullendirme, stotüklaştırıcı, alıklaştırıcı, iradeleri tamamen yok eden, ezen propagandaları dahi, okumuş insanlara anltamazken, bunlarla ve dini yolla iradelerin ezildiği, yok edildiği anlayışlarla işimiz çok daha zor.

Madem Kasyopyayı anlatamadığını düşünüyorsun, yeni bir başlık aç, bu hak-irade senin ve mevcut!

ForumKirpisi
04-04-2019, 07:47
kasyopya'da isa ve hristiyanlık ve öğretileri, musa ve yahudilikte gerçek kabul edilmiş.
tamamiyle. tüm efsaneleri de gerçekmiş.

ama musaya tanrı gözükmemiş, reptilian hologramı gözükmüş tur dağında.

lauranın bilinç altına dair bi atış yapayım, yahudiler kandırılmış ama hristiyanlık doğru ve gerçek din diye bi
saplantısı var. içinde yetiştiği ortamın tüm ırkçı ve dinci öğeleri yer buluyor. o bakımdan hiç zeki bi kadın değil.
bunları da kendince uyarlamak için çaba harcamış.

üşenenler için bilgi veriyom.

bilinç altıyla muhabbet tarzı başka kişilerin başka çalışmaları mevcut. uyumadan uykuya girmek bu.
beynin garip hallerini anlatıyon işte.

"ictenlik"
04-04-2019, 08:57
ifade denen olgunun kendisi zaten bir sorunsal
ancak senin anlatamamanın ötesinde sorunlar var

okuduğum celseler çeviri, yabancı dilim yok


İmzamda Türkçesi var ancak okuduğum celseler kipiyle baştan ısınamayız. Bunu bilen biri olarak söyülüyorum. Zaman emek harcamalı ve metnin bütününü önyargısız incelemeyi hedeflemeli ve göze almalı yoksa işin içinden çıkamayız.

Ben kimseye okuyun diye diretmiyorum.


lauranın eşi fizikçi ve matematikçiymiş
ancak her ikisi de felsefe özürlü
bizi salak falan mı zannediyorlar

araya atomaltı dünyadan bi kaç kavram sıkıştırmakla
zaman denen kavramın soykütüğünü unutacağımızı mı varsaymışlar.


Felsefe özürlü? olabilirler
bizi salak mı zannediyorlar? bilmiyorum
Şimdi niye Laura ve eşi?
Ben şunu söyleyebilirim. 1800 sayfası onların boş hatta bomboş ve sinir edici diyalogları ile dolu olabilir.
Hakan Günday'ın bir röportajındaki 300. sayfadaki vurucu cümle diye bir tabir geçer
Kişilerin sıradan Amerikan vatandaşı olduğunu, bir çok yanlış algısı olduğunu biz zaten yazdık.
Bir de o metnin bir tabiri var. Laura sınananlardan. yada bir tür öğrenci aday adlandırması alır.
Testi geçenlerden değil.
Aramızda testi geçmiş olanlar var-mış.. Laura'dan önde olanlar...
Laura'yı abartan yok. En azından biz de öyle bir bakış yok. Biz öyle bir şey de önermedik.

Ben size okuyun diye ısrar sunamam. Ben kendi sorunumu ve algımı dile getirdim..
Öbür taraftan okunan Laura ve Arky değil..


henüz materyalist değilken diyalektiğin adını dahi duymamışken
üstelik dindarken düşünüp çözdüğüm unumu eleyip eleğimi astığım meseleler var o meselelerde fazla üfürmüşler,
o meselelerde üfüren adam ağzıyla kuş tutsa benim için bitmiştir

Ama siz hala Laura diyorsunuz..
Bir de Laura öğrenci. Size göre de öyle olabilir..



hiç çeviri kaynaklı gibi de değil
düpedüz felsefe şarlatanlığı
zaman diye bir şey ontolojik olarak yoktur
olaylar zamanın üzerinde gerçekleşmez.
olaylar maddi iç çelişkilerden hayat bulur
öncelik/sonralık süreci doğurur.
hareket dediğimiz şey
zaman, hareketin algısından soyutlanmış bir kavramdır sadece.
zaman ve hareket aynı duruma atıf yapan iki kavramdır.
bunu çözemeyen bi, fizikçi olabilir,
bi kasyopyalı bunu çözemiyorsa orda sorun başlar



Biz "C" bölümüyle ilgileniyoruz sevgili Bliztkireg..
ve "C" bölümü hayli değişken ve bir kaç celse de çözümlenebilecek gibi değil..
Şimdi burdan en desem afaki olurdu.

Bir de bunun bölümlemlerini okumak inanın yeterli değil..
En az 700-800 sayfa okunmalı ki o da? bir soru işareti..


kasyopya metinlerinde
sen, laura ve eşinin felsefi yeteneğinin/yeteneksizliğinin ötesinde bi akla ait izler bulabildin mi

Bu soruyu hiç sorulmamış kabul etmek istiyorum...

Yazılı olarak şöyle söyleyeyim size; Böyle bir şey bulmak bir mucize..

"ictenlik"
04-04-2019, 08:58
Sevgili ictenlik

Muhatapları dinlemiyorsun, sorun bu.

Kimse neden yazdığını sorgulamadı ki. Kimse yazdığın ya da inandıklarına dair işisel olarak sana dair de yorumlamadı.

İnsanalra bir çuval kölelik aşılayıp, arada sevgi, paylaşımdan söz eden 3 pirinç tanesi sizi kör ediyor olabilir mi?

İsa nedir? İsa sevgidir. Öyle mi anlatılır? Evet!

Birbirinizi sevin denir mi?
Evet.

Paylaşın, acılarınızı paylaşın vs de denir mi? evet.

Vb... Bu tür şartlanlar için, duygu sömürüsü, insnaalrın aczini, acılarını, umutlarını, beklentilerini, hayallerini, yalnızlığını vb, istismar etmeleri de şart..

Milyarlarca insan, zor yaşıyor, milyonlarca konu, milyonlarca zorluk, milyonlarca delusion(kuruntu)...

Benim bu yazılarımı anlamadığını biliyorum, ne yazık ki bunu tecrübe ettik, anlamak da istemiyorsun, bunu da tecrübe ettik.

Şimdi sanıyorsun ki İZAH EDEMEDİN!

Sevgili ictenlik, Bizim aklımız, zekamız, irademiz, okuduğumuzu anlama kaabiliyetimiz yok mu? Neden üzerine alınıyorsun?

Lauarının üfürüklerini hayli okumuş birisiyim, buna "mecbur kaldım" diyorum. Yani bazen bir filmi 10 dakika izlediğinizde, izlememeye karar veririsiniz, ama film eleştirmeni iseniz ya da mecbur kaldıysanız filmi sonuna kadar izlersiniz, bizimkisi de o hesap.

Defalarca söyledim

Pasaj aktar, sen 300 satır yazıyorsun, kendin yazıyorsun, yazdıklarının ise adına celse denen "oyun" ile zerre alakası yok.

Tekrar, tekrar değinmeye gerek yok, ortada bariz şarlatanlık, soytarılık ve ne yazık ki en kötüsü var, istismar.

Kapitalizm -ki hoş öncesi de feodalite idi- gittikçe, mutsuz milyarlar üretecek, bu kaçınılmaz. Bu durumda ise, gün geçtikçe insanların mutsuzluğunu sömürenler de çıkacak, umut tacirilerinden(bu çok eski bir deyimdir dikkatinizi çekerim), soytarılarılara, acıları menfaatleri için kullanandan, istimarına, böyle bir dolusu çıkacak, zamanla foyaları ortaya çıkacak ama bir inecek, bir çıkacaklar, tahteravalli gibi.

lauranın taklit ettiği kişi, 1980 lerde uydurdu bu masalları, foyası ortaya çıksa da, bu gün bu şarlatanın geride bıraktığı kirden bir dolu kişi menfaat sağlamaya devam ediyor, insnalık hala ahmak, insanlık gün geçtikçe daha da ahmak, daha kör, çünkü tutunacak dalları kalmadı. hayat zorlaşıyor, yalnızlık aldı başını yürüdü, çaresizlikler bir dolu, monoton, cahil, robot hayatlar, bilinç yok, umut da yok, beklenitler basit, kurtuluş hayalleri ise alabildiğine büyük.

kendileri küçüldükçe, sözde kurtarıcıları büyütüyor, yüceltiyorlar.
Cehaletleri arttıkça gün batıyor, gün battıkça, yücelttiklerinin gölgeleri büyüyor.

Seninle diyalog kuramadık, ne yazık ki, monologa düşüyorsun, diyologa izin vermedin.

Burası özgür bir forum, bu forumun kuralları fikirleri özgür kılmak üzerinedir, davranışlar ise ne yazık ki kurallara göre filtrelenir ve fikir ve düşünce özgürlüğü ile davranış zemini karıştırılmamalı.

Elimizden geldiğince konuların düzeyi için çalışsak ta, vaktimiz, gücümüz, imkanlarımız sınırlı ne yazık ki. Dilediğince fikirlerini paylaşabilirsin, ama konu başlıklarıyla uyumsuz olmamalı...

Ama bizden onay bekleme, zira bizler, isnanların maneviyatları üzerinden sömürü sağlayan bu tür ve bayağı,-basit şarlatanlardan artık bıktık ve eleştirilerimiz olursa da hoşgörüyle karşıla, kişiselleştirme.

kasyopya'yı anlatacaksan, Kasyopya öne çıksın, pasajlar aktar, kasyopya'da olmadığı halde kendince bir dolu insnai, kurtuluş, geleceğe dair umut, beklenti vb YÜKLEMELERİNDE bulunma. YÜKLEME, çıplak çıkart ortaya, bakalım ve görelim, yüklediğin vasıflar gerçekten o "new age" dinlerinde, tarikatlarında, şebekelerinde mevcut mu? Tabi dikkat etmeli cımbızla da seçilmemeli, yani, İncil "temiz olun, sevin diyor" demek ki tamamen ilahi, Kur'an "ellerinizi yıkayın diyor, öldürmeyin diyor" demek ki ilahi türünde olmasın.

Örneğin defalarca dile getirdik, gelecekten gelenlerden, yok haber alıyorum dediği an, bunu diyen şarlatandır, demek ki bugünün dünyasında Zeus'dan ayet alıyorum demek para etmiyor(gerçi bunlar ve türevleri Ra ile de konuşuyorlar ya neyse, nalına-mıhına işte. ).. 10-20 Yıl önce tek dertleri "Kuantum ıkınma", "Kuantum mutluluk", "Kuantum tedavi", "Kuantum yoga"'cılar gibi, basit safsatalarla kolayca milyonları kandırarak(ki başarıyorlar da, zira milyonlar çaresiz, yoksul, mahrum, cahil), kitaplarını bestseller yapmak idi, kitap satarak köşe olmaktı, şimdi ne durumdalar buna da bakılmalı.

İnsanlık cehaletin sömürüsüyle ilerleyemez, ancak köleliğe mahkum olur, köle-kulluğu, cehaleti statüko haline gelir..

Biz daha bugün "özgür irade yoktur, aslında hiç bir şey yok, sadece düşünce var-öyleyse bu şarlatanlara göre kimse yok, sorun da yok, talep edeceğimiz bir yaşam mücadelesi, biçimi de anlamsız demeliyiz!-" temelli basit kandırmacaları, KAVRAM ÇARPITMALARINI, TANIM DEJENERASYONUNU, İNDİRGEME SAFSATALARINI kabullendirme, stotüklaştırıcı, alıklaştırıcı, iradeleri tamamen yok eden, ezen propagandaları dahi, okumuş insanlara anltamazken, bunlarla ve dini yolla iradelerin ezildiği, yok edildiği anlayışlarla işimiz çok daha zor.

Madem Kasyopyayı anlatamadığını düşünüyorsun, yeni bir başlık aç, bu hak-irade senin ve mevcut!

Sevgili spartacus

Bak inandıkları diyorsun gerisini okuyamıyoruz orda kesmek zorunda kalıyoruz

Sevgili spartacus

Kölelik size ve sizlere aşılanmış ve anti aşısı olarak bunu sunduk
Lütfen
bunun tersi için burdayız bunu sunuyoruz ya!

Hala bana yeryüzündeki en kölelik karşıtı içeriğe karşı antipropaganda dayatıyorsunuz hiç bir şekilde insanı dinlemiyorsunuz

Bu incil mi sanıyorsun?

Kişilere bilgisiz cahil her şey diyelim hatta bırakalım şarlatan da olsunlar "C" tarafı değil arkadaş
Tamam Laura ve Arky ve tüm oturumcular şarlatan

Biz bu metni umutları hayalleri zaten önceden pek çok yanlış bilgilendirmeyle istismar edilen -zehirlenmiş- sizlere getirdik

Ben sizlerde öyle pek umut hayal de görmedim

Sevgili spartacus bu metin hakkında hiçbir objektif fikrin olmadığını bir miktar okuduğunu söylediğin halde tamamen önyargı-lı olduğunu söylüyorum ve yineliyorum
,
metnin new-age olmayışını ben bir postta genişçe açmıştım
bu metin new-age değildir bunu da söylemiştik
Bunu demek abesle iştigal

Kasyopya okunmadan anlaşılmayacak, başlığın önemi yok çünkü okuyucu yok

Bir kere sevgili spartacus sen bu metni okumadın
Celseleri tartışacak kadar okuma tabanın ne yazık ki yok ve sana sandığın şey olmadığı defalarca kez söylendiği halde aleyhinde ben okudum diyerek yanlış bilgilendirme ısrarla kara propaganda anti ve ters propaganda yapıyorsun, anlayabilmişte değilim

Bu tartışmalar sonucu ortaya çıkacak tek foya sizin önyargılarınız,
Bir de insanı dinlemiyor oluşunuzdur
Baştan belirteyim de

Sizin bunun hakkında bırakın zerre kadar fikriniz olsaydı forumun üst başlığı/konusu ve alan başlığı ,alan tartışması olurdu
Olmadığına göre bilmiyorsun. Net. Henüz bilmiyorsun..
İnsanlara saygınız var mı? Bilgi edinme haklarına .Varsa susun lütfen .. Ben rica ediyorum. En azından şunu bir gösterge olarak alın
Benim kadar bu metni okuyup çalışmadığınız değil mi? Ucun kıyı okudunuz
Benle mi gözleşiyorsun o halde. Bunu mu istiyorsun? Burayamı çekiyorsun?
İnanlara benden fazla bildiğini mi dayatıyorsun kendi fikirlerini mi? ney anlamadım ben..

Tamamını inceleyin okuyun gelin yazın bunları tekrar yazın görüşelim
ya da içinizden güvenilir bir kaç arkadaşa inceletelim
Yazdım bunları da

Safsata bugüne kadar size öğretilenlere deniyor ve onun için bu getirildi inceletiliyor
bilgisizsiniz. Bunları da yazdım..
Asıl muhatabını dinlemeyen sen ve sizsiniz.

Şimdi ben safsataya inanıyorum öyle mi? Sen bunun farkındansın spartacus?
Ben değilim. benim aklım yok.
Ben neyin safsata oluğunu bilmiyorum, spartacus bana öğretecek -bildirecek
buyur bildir- hadi bildirdin ..kaç defa bildirdin bana spartacus?

Şimdi senin aklın benden büyük mü? çok mu?
Sen benden iyi mi biliyon safsatayı?
Öyle mi diyon?
Bunu mu diyon?_
Lütfen cevap ver bekliyorum ben

Okuyucu gönüllü var mı arkadaşım. üçüncü
safsata ve safsatacı ayrımı yapalım gelin buyrun
Ben safsata peşindeymişim. bu spartacus arkadaş benden iyi biliyomuş neyin safsata olduğunu madem
ve ben de bilmiyomuşum
Öyle diyor
Ortaya koyduk

Ben safsata getirmedim bu safsata değil diyorum o da buna safsata diyor ısrarla. kaçıncı defadır. ne yazsam susmuyor dinlemiyor da. anlamıyor da.
Böyle işaretleyelim. ben de benim için sorun yok
Spartacus'e göre safsata bana göre değil. ortaya koydum bak ne güzel..
Yani spartacus'e güvenen referans alanda okumayabilir, azıcık okumuş arkadaş bunu
İsterse ön okuyucu safsata sanabilir bunu sevgili spartacus'un ağzına bakıp
ben olmadığını açıkça söyledim
Ben bunu yapanın yanılacağanı söyledim mi söyledim..
Sorulara cevap vermiyor diyenler sorularıma cevap verdi mi?
Ben göremiyoruz

Adam kırkssekiz daha safsata yazmadan rahat bırakmayacak yoksa
Ben böyle bir şey görmedim
SEvgili spartacus'un safsata yazdığını herkes gördü mü?
Başka safsata yazmasına gerek var mı?
sevgili spartacus bunu new age sanıyor ama değil,
spartacus'e göre ben new-age'in ne olduğunu bilmiyorum-bilmiyor muşum.
Bunu da da açıkladık başka var mı? tekrar tekrar new-yazmasına gerke var mı? yani sevgili spartacus altına kırkdört kere safsata ve elliyedi kere new-yazmadan ben bunu sunamayacağım anlamına mı geliyor? açık olmak gerekir
Şimdi yapılanı anlamış değiliz ama refleksi gayet açık biliyoruz

açık açık söylim sana spartacus yeryüzünün en iyi teknik bilgi referansını karalıyorsun
şimdi ben senin yazdıklarını okudum ben hepsini gördüm anladım

Arkadaşım sevgili spartacus'ün neyin safsata olduğunu benden iyi bildiğini düşünen bunu okumayabilir. Beni de okumayabilir isterse. Kendisini okusun benim yerime
Benim yerime de isterse kendi yazsın. Ben diye birinin olmasına da gerek yok. Benim yerime de olsun,
Hepimiz spartacus olalım
"ictenlik" nickini de ona vereyim ikinci bir "ictenlik" nicki olsun
"ictenlik" te zaten herhalde safsata dolu bir adamdır çünkü safsata dolu bir metni buraya getiriyor
forum ve forumu da bir safsatacıdan kurtulur hem

Bir de spartacus'un safsata olmasını ya da olduğunu buyurduğu şeyin ille de hemen-peşinen safsata olması gerektiğini düşünen varsa da okumadan bunu safsata işaretleyebilir
Biz okumaya devam diyoruz
Ona da öneriyoruz tabi.

spartacus'un yeterince safsata dediğini yeterince gördük mü?

Benim demediğimi gördük mü?

Başka soru-m yok ,, diyeceğim de...

bu tartışmanın uzamasına gerek var mı?
şimdi hem bura özgür forum yaz deniyor,, hem kirletme ve algılatma, buyurma yapılıyor
bana sorulursa açık açık yazdırmama -baskılama -terletme, töhmetleme ,karanlıklaştırma ve yazılmamasını isteme buyurma, tersini diretme, zorlama vb. de başka forma bürünmüştür.
Yani bunu tartışamaya gerek var mı? benim gözümün ucunda bu
özgürlük çatışkısı
bitti..,

köle ahlakıyla/hukukuyla-bilimi ve bilinciyle zorunuyla postum kirletiliyor
bu alanda bu yazılamaz ikilemi diretmesi var çünkü içerik özgür ve özgürlük sunuyor
yanlış mıyım?

Sunulan özgürlük içeriği dayatılan köle ahlakı

Kişi ısrarla tersi söylendiği halde bilgilendirildiği halde dinlemiyor ve özgürlük aracısına taşıyana ;özgürlükler metnine safsata demeye meyilli ne yapalım

ben bin yıl sonra ifşaya iade-i itibara da varım silmeyin yeter

Kasyopya kendini ikibin yıl sonra da temize çeker önemli değil
Madem özgürsek yazdığım kalsın
bay spartacus anlatır size bize... beni istemiyor galiba arkadaşlar grupçak

Yapılan bezdirici boyutta

spartacus
04-04-2019, 11:46
Sevgili spartacus

Bak inandıkları diyorsun gerisini okuyamıyoruz orda kesmek zorunda kalıyoruz

Sevgili spartacus

Kölelik size ve sizlere aşılanmış ve anti aşısı olarak bunu sunduk
Lütfen
bunun tersi için burdayız bunu sunuyoruz ya!

Hala bana yeryüzündeki en kölelik karşıtı içeriğe karşı antipropaganda dayatıyorsunuz hiç bir şekilde insanı dinlemiyorsunuz

Bu incil mi sanıyorsun?

Sevgili ictenlik
evet new age mitolojiler(deşarjmasyon(*)), daha doğrusu İncil kurumsal bir oluşum, bunlar daha farklı, cin çıkartma gibi, arz-talebin farklı yelpazeleri diyelim, new age tarikatlar..

İşte sorun da bu değil mi? Okumaman...

Köleliğin ne olduğunu bilmiyoruz da, Larua'nın hayaleti mi öğetiyor? Pinokyo nasıl özgür olabilir, oynatıcısının elindeki ipleri görüp, kurtulmakla değil mi?

Ne yazık ki Lauranın sözde uzaylı mit'i de özgür değil, ipleri Lauranın elinde, peki Lauranın ipleri başka kimleri bağlıyor?..

Köleliğin anti-aşısı ne zamandan beridir mitolojik statükomasyon(**) oldu? Ya da şöyle mi demeli, ne zamandan beridir köleliğin, getirdiği olumsuz koşulların, sığınma arzularının vb istismarı, bilinmez 3. şahıslar(Hollywood senaryoları, siz durun, yetersizisniz(!), Superman kurtarır, Rambo tek başına fetheder vb anlayışı) veya köleliğe uyum, köleliğin anti-aşısı oldu.

Özgürlüğün yok edeni, köleliğin sağlayanı, insanın kendi gücüne yabancılaşması, İRADESİNİ 3.ŞAHISLARA(Laruann hayaletleri garip!) devretmesi ve oradan beklemesi de değil mi?

Oysa bakınız tam tersini söylüyorum, köleliğe karşı anti-aşı gelişimi değil, aksine köleliğe uyumdur.

Spartacus, köleliğe karşı kaç yüzyıl önce ayaklanmıştı?

Yeryüzündeki en kölelik karşıtı mı? Kasyopya ayetleri mi en kölelik karşıtı metinler? Biz neden/nasıl göremiyoruz, bunu anlat işte.

Bu forum da bizler en basit başlıklar da dahi, o ayetlerden daha fazla köleliğe dair karşıtlık dile getirmiş hatta sebeplerine, kaynağına kadar, objektif olarak inmişizdir.

İster okuyun, ister okumayın, zaten sorunda bu değil mi, okumuyorsunuz, yazıyorsunuz, yorumlara kulak asmadığınız gibi, bakmıyorsunuz dahi, haliyle siz de okunmuyorsunuz.

Eğer bir başlangıç yapacaksanız, okumalı ve okunmayı sağlamasınız. Fikirlere, yorumlara, analizlere, değerlendirmelere kulak asmalısınız.

Felaket ve umut tellallığı, bir yöntemin 2 tarafıdır, artık seçimizini yapın. Kitlelerin ya özgürlük ya da felaket tellallığıyla afyonlanıp, sonra umut tacirliğiyle bağlanması mı, özgürlük mü? Seçim sizin.

Açın bir başlık, nasıl özgür oluruz tartışalım, dünyanın, güneş sisteminin geleceğine dair konuşabiliriz, bunu biz yapabliriz, bunu yapabilmemiz için uydurulmuş masal kahramanlarının ağzından, yalan/yanlış ayet indirene ihtiyacımız yok(bu kişi hiç bir zaman yanlış yapmış da olmaz, taktiği güzel, ben söylemedim, o söyledi, o kim? hayalet, ben O'nun yalancısıyım, nasıl güzel bir yöntem değil mi? Bilmezseniz ama böyle de kabullenirseniz İNANIRSINIZ, başka çareniz var mı ictenlik?! Ki inanmaktan söz etmeme alınıyorsun, bu bir gerçeklik tespiti değil mi? Zira bu hayaletle ne bir ilişki kurabiliyorsunuz ne de üfürüklerine dair objektif bir veri konuyor ortaya! Size inanmaktan başka ne kalıyor ki?), peki bizim bu konuları ele alabilecek yeti ve iradeye sahip olduğumuzun f.a.r.k.ı.n.d.a.m.ı.s.ı.n.ı.z?

Benimksii eleştiri, aynı yöntemi tekrar, tekrar kullanarak yol alamazsınız, siz kasyopya belgelerini yazmıyorsunuz, kendiniz, kendinizce yazıyorsunuz.

Naçizane yöntem öneriyorum,

1.) İnsanlara kabul ettirmek için yazıp, sonra da en ufak bir itirazda duygusallaşıp, kişiselleştirerek yazmayın.
2.) Kasyopya'dan pasajlar alarak yazın. Ama lütfen pasajlar muğlak, boş, anlamsız, saçma, akıl, mantık ve bilim dışı olmasın.

Örneğin, gelecekten geldiğini iddia ettikleri hayaletlerle , tipik cin çıakrtma yöntemiyle iletişim kurma iddiaları safsata ve matafiziktir, mitolojidir diyorum. Önyargı mı var burada, mesele önyargı mı? Değil, öyleyse ne? Aksine sizin önyargılarınız, bu tür objektif eleştirilere objektif dönmeniz gerekirken, kişiselleştirmeniz yerinde bir davranış mı?

2 Nolu için örnekler;
"yakın, hem evet hem hayır" türünde hiç bir şey anlatmayan, cevap niteliği taşımayan, okuyucuyu etkileme taktiğiyle "değinmişlik" kulalnılan bayaı yöntemlerin yansıması olmasın. Nalına da gider, mıhına da türünde asmalık olmasın.
Ben inanıyorsun mu dedim, ve sende okumayı mı bıraktın? ya inanıyorsan? Neden okumayı bırakıyorsunuz? ya da; şöyle düşün

hem dedim, hem demedim, hem evet, hem hayır, YAKIN!

Bir kelimeme bu kadar takıp, kasyopya belgelerinin cevaplarının neredeyse yarıdan fazlasının böyle anlamsız, boş, dalga/dümen olmasına neden takılmıyorsunuz?

pekala bana da, tüm muhataplarınıza da aynı ayrıcalığı tanıyın! hem öyle demiştir hem de dememiştir, hem evet hem hayırdır, "yakın" veya "uzaktır" böyle yorumlayın, Laura'nın Pinokyosu* gibi, ne anlamı varsa...

* Laura'nın hayali kahramanı için, daha önce Pinokyo demiştim, sanırım neden böye söylediğim daha anlaşılır olmaya başladı.

Bir kasyopya örneği versem muhtemel diyaloğumuz (bu yönteme diyalog denirse tabi) aşağıdaki gibi olabilirdi
S - Başlığı ictenlik mi açmış?
C - Yakın
S - Bu yazıyı ben mi yazdım?
C - Hem evet, hem hayır,
S - Bir yazı yazmadım mı,
C - Yakın,
S - Bir cevap mı verdim?
C - Evet ve hayır
S - bugün günlerden Perşembe mi?
C - Çarşamba öncesi, perşembe sonrası, ama sizin gibi aşağı yoğunluktakiler anlayamaz. (anlat bakalım anlayamıyor muyuz?)
S - Bu yazıyı PC de mi yazdım?
C - yakın.
S - Andromeda, Samanyolu'na yaklaşıyormuş doğru mudur?
C - Evet ve hayır.... Doğru, yanlış idoolojiktir, mantığa dairdir, sizin yoğunluğunzdakiler bunu anlayamaz(soruyla ne alakası varsa? "Yaklaşıyor" veya "uzaklaşıyor", hangisi ise, söylensin, bakalım idrak edemiyor muyuz?)

Kullandığım(türettiğim) 2 kelimenin tanımı

(*) deşarjmasyon: Tepkiyi, bilerek veya bilmeyerek deşarj etme sistemi, çalışması, halk dizinde "gazını almak", "nabza şerbet"
(**) statükomasyon: Bilerek veya bilmeyerek stotükoyu sistematikleştirme, kabullendirme(hayali veya gerçek 3. şahıslar üzerinden beklenticilik de dahil) çalışmasına dahil olmak.

"ictenlik"
04-04-2019, 12:19
Sevgili ictenlik
evet new age mitolojiler(deşarjmasyon(*)), daha doğrusu İncil kurumsal bir oluşum, bunlar daha farklı, cin çıkartma gibi, arz-talebin farklı yelpazeleri diyelim, new age tarikatlar..

İşte sorun da bu değil mi? Okumaman...

Köleliğin ne olduğunu bilmiyoruz da, Larua'nın hayaleti mi öğetiyor? Pinokyo nasıl özgür olabilir, oynatıcısının elindeki ipleri görüp, kurtulmakla değil mi?

Ne yazık ki Lauranın sözde uzaylı mit'i de özgür değil, ipleri Lauranın elinde, peki Lauranın ipleri başka kimleri bağlıyor?..

Köleliğin anti-aşısı ne zamandan beridir mitolojik statükomasyon(**) oldu? Ya da şöyle mi demeli, ne zamandan beridir köleliğin, getirdiği olumsuz koşulların, sığınma arzularının vb istismarı, bilinmez 3. şahıslar(Hollywood senaryoları, siz durun, yetersizisniz(!), Superman kurtarır, Rambo tek başına fetheder vb anlayışı) veya köleliğe uyum, köleliğin anti-aşısı oldu.

Özgürlüğün yok edeni, köleliğin sağlayanı, insanın kendi gücüne yabancılaşması, İRADESİNİ 3.ŞAHISLARA(Laruann hayaletleri garip!) devretmesi ve oradan beklemesi de değil mi?

Oysa bakınız tam tersini söylüyorum, köleliğe karşı anti-aşı gelişimi değil, aksine köleliğe uyumdur.

Spartacus, köleliğe karşı kaç yüzyıl önce ayaklanmıştı?

Yeryüzündeki en kölelik karşıtı mı? Kasyopya ayetleri mi en kölelik karşıtı metinler? Biz neden/nasıl göremiyoruz, bunu anlat işte.

Bu forum da bizler en basit başlıklar da dahi, o ayetlerden daha fazla köleliğe dair karşıtlık dile getirmiş hatta sebeplerine, kaynağına kadar, objektif olarak inmişizdir.

İster okuyun, ister okumayın, zaten sorunda bu değil mi, okumuyorsunuz, yazıyorsunuz, yorumlara kulak asmadığınız gibi, bakmıyorsunuz dahi, haliyle siz de okunmuyorsunuz.

Eğer bir başlangıç yapacaksanız, okumalı ve okunmayı sağlamasınız. Fikirlere, yorumlara, analizlere, değerlendirmelere kulak asmalısınız.

Felaket ve umut tellallığı, bir yöntemin 2 tarafıdır, artık seçimizini yapın. Kitlelerin ya özgürlük ya da felaket tellallığıyla afyonlanıp, sonra umut tacirliğiyle bağlanması mı, özgürlük mü? Seçim sizin.

Açın bir başlık, nasıl özgür oluruz tartışalım, dünyanın, güneş sisteminin geleceğine dair konuşabiliriz, bunu biz yapabliriz, bunu yapabilmemiz için uydurulmuş masal kahramanlarının ağzından, yalan/yanlış ayet indirene ihtiyacımız yok(bu kişi hiç bir zaman yanlış yapmış da olmaz, taktiği güzel, ben söylemedim, o söyledi, o kim? hayalet, ben O'nun yalancısıyım, nasıl güzel bir yöntem değil mi? Bilmezseniz ama böyle de kabullenirseniz İNANIRSINIZ, başka çareniz var mı ictenlik?! Ki inanmaktan söz etmeme alınıyorsun, bu bir gerçeklik tespiti değil mi? Zira bu hayaletle ne bir ilişki kurabiliyorsunuz ne de üfürüklerine dair objektif bir veri konuyor ortaya! Size inanmaktan başka ne kalıyor ki?), peki bizim bu konuları ele alabilecek yeti ve iradeye sahip olduğumuzun f.a.r.k.ı.n.d.a.m.ı.s.ı.n.ı.z?

Benimksii eleştiri, aynı yöntemi tekrar, tekrar kullanarak yol alamazsınız, siz kasyopya belgelerini yazmıyorsunuz, kendiniz, kendinizce yazıyorsunuz.

Naçizane yöntem öneriyorum,

1.) İnsanlara kabul ettirmek için yazıp, sonra da en ufak bir itirazda duygusallaşıp, kişiselleştirerek yazmayın.
2.) Kasyopya'dan pasajlar alarak yazın. Ama lütfen pasajlar muğlak, boş, anlamsız, saçma, akıl, mantık ve bilim dışı olmasın.

Örneğin, gelecekten geldiğini iddia ettikleri hayaletlerle , tipik cin çıakrtma yöntemiyle iletişim kurma iddiaları safsata ve matafiziktir, mitolojidir diyorum. Önyargı mı var burada, mesele önyargı mı? Değil, öyleyse ne? Aksine sizin önyargılarınız, bu tür objektif eleştirilere objektif dönmeniz gerekirken, kişiselleştirmeniz yerinde bir davranış mı?

2 Nolu için örnekler;
"yakın, hem evet hem hayır" türünde hiç bir şey anlatmayan, cevap niteliği taşımayan, okuyucuyu etkileme taktiğiyle "değinmişlik" kulalnılan bayaı yöntemlerin yansıması olmasın. Nalına da gider, mıhına da türünde asmalık olmasın.
Ben inanıyorsun mu dedim, ve sende okumayı mı bıraktın? ya inanıyorsan? Neden okumayı bırakıyorsunuz? ya da; şöyle düşün

hem dedim, hem demedim, hem evet, hem hayır, YAKIN!

Bir kelimeme bu kadar takıp, kasyopya belgelerinin cevaplarının neredeyse yarıdan fazlasının böyle anlamsız, boş, dalga/dümen olmasına neden takılmıyorsunuz?

pekala bana da, tüm muhataplarınıza da aynı ayrıcalığı tanıyın! hem öyle demiştir hem de dememiştir, hem evet hem hayırdır, "yakın" veya "uzaktır" böyle yorumlayın, Laura'nın Pinokyosu* gibi, ne anlamı varsa...

* Laura'nın hayali kahramanı için, daha önce Pinokyo demiştim, sanırım neden böye söylediğim daha anlaşılır olmaya başladı.

Bir kasyopya örneği versem muhtemel diyaloğumuz (bu yönteme diyalog denirse tabi) aşağıdaki gibi olabilirdi
S - Başlığı ictenlik mi açmış?
C - Yakın
S - Bu yazıyı ben mi yazdım?
C - Hem evet, hem hayır,
S - Bir yazı yazmadım mı,
C - Yakın,
S - Bir cevap mı verdim?
C - Evet ve hayır
S - bugün günlerden Perşembe mi?
C - Çarşamba öncesi, perşembe sonrası, ama sizin gibi aşağı yoğunluktakiler anlayamaz. (anlat bakalım anlayamıyor muyuz?)
S - Bu yazıyı PC de mi yazdım?
C - yakın.
S - Andromeda, Samanyolu'na yaklaşıyormuş doğru mudur?
C - Evet ve hayır.... Doğru, yanlış idoolojiktir, mantığa dairdir, sizin yoğunluğunzdakiler bunu anlayamaz(soruyla ne alakası varsa? "Yaklaşıyor" veya "uzaklaşıyor", hangisi ise, söylensin, bakalım idrak edemiyor muyuz?)

Kullandığım(türettiğim) 2 kelimenin tanımı

(*) deşarjmasyon: Tepkiyi, bilerek veya bilmeyerek deşarj etme sistemi, çalışması, halk dizinde "gazını almak", "nabza şerbet"
(**) statükomasyon: Bilerek veya bilmeyerek stotükoyu sistematikleştirme, kabullendirme(hayali veya gerçek 3. şahıslar üzerinden beklenticilik de dahil) çalışmasına dahil olmak.

Sevgili spartacus

Buradan bakınca birilerinin iplerinde problem gözüküyor evet.

ve bu anlayışla yazacaksak forumun senin olsun güzel kardeşim al tepe tepe kullan diyebiliriz olur mu;?

Kendini okumalısın. bildirmemelisin...
Kendine bildir ve bir dön yazdıklarını bir oku bak derim kendine ne yazmışsın/bildirmişsin..

Kendi yazdıklarını -bana- bildirdiklerini birebir bana bildirdiklerini kendi özeleştirin olarak almanı görmeni istiyorum/rica ediyorum

Örneğin;

Eğer bir başlangıç yapacaksanız, okumalı ve okunmayı sağlamasınız. Fikirlere, yorumlara, analizlere, değerlendirmelere kulak asmalısınız.

Sizi pek bana pek kulak asmış göremedim... Burdan bakınca görülüyor...
Yanılıyor muyum?

O halde bize kulak asmayana ya da kendi öğüdüne başkaları/diğerleri lehine kendi kulak asmayana nasıl kulak asalım?

Khaos
04-04-2019, 13:09
dostum
olayı kişiselleştirmeden metni tartışmaya açabilecek miyiz

ben artık savaşıyorum
hedefler seçip imha ediyorum

kendini materyalist zanneden bi idealist ile başlamıştım
kendini imhanın koşullarına kadar sürükledim
kendi ipini kendi çekti

bir diğeri ise tümden idealist
onu da imha etmeye karar vermiştim
kıvama da gelmişti
ancak düşünsel acılarına atıf yaptı
ben de geri vites yaptım
boşverdim.

ormana iğne düşerse
kartal görür, geyik duyar, ayı kokusunu alır
idealizmin kokusunu almak gibi bi tuhaf niteliğim var
ayılık var bende

senle de savaşmaya kararlıyım
ama amacım imha değil
acı çekerek düşünen adamı imha etmem
üstelik de mertçe savaşırım
metnini savun
saldırılacak o metne
paylaşacaksan saldırılacak ve sen de savunacaksın
kişisel algılama

ama askeriz hepimiz
savaşımız kişisel değil
doğamız gereği

"ictenlik"
04-04-2019, 13:47
dostum
olayı kişiselleştirmeden metni tartışmaya açabilecek miyiz


dostum

dürüst olayım, çok dürüst olayım metni parçalarla tartışmak bizi yorar. bir yere varamayız

zaman emek herşey heba olur
bütünü okumuş okuyacak ve inceleyecek (üçüncül mümkünse şimdi buradan) tartışmacı/katılımcı gönüllü öneriyoruz ve bunu yineliyoruz

bunun dışında dış forum önereceğiz
önermek zorunda bırakıldığımızı ve kısıtlandığımızı, sonsuz kısıtlanacağımızı (öngörü) ve çarmıha ve hizaya getirilmeye çalışıldığımızı düşünüyoruz
Ben kişisel düşüncemin aksini yazmam, öyle pek yönlendirme de almam kolay kolay. yani çıkmaza sürülüyorsa .tersine bakış olmadıkça
bunu görüyoruz
diğeri velvele olur, zaman kaybı olur, aynıyı döndürür bu da enerji israfı-zaman israfı
benim kaybedecek zamanım yok. kaybedecek zamanı -bol- olanlar düşünsün...

Tersine olasılık/ihtimal açılmadığı/verilmediği sürece (açık araştırma konusu görülmediği sürece) kişi ile bireysel bu tartışılamaz.
Beni dövmek olur. Siz de biliyorsunuz..

Yani bu yüzden benim önerim şuydu. Çöp dinsel metinler çöp olduğu bilerek araştırılıyor. Bunun gibi.
Belki gözünüze çöp batar bir okuyun. Okumaktan kimseye -düş- zarar gelmez. Okumaktan korkmayın derim..
Siz değil kimin adına da olsa...

Bir de ben şunu yineliyorum. Metin sizin tarafınızda ve sizin ve her birinizin-eşit
bunu anladık mı?
Metin bana ait değil.
Şimdi ben ne kim oluyorum?
Kişiselleştirilmemiş tartışma bu
Ben karşı savunucu/getirici alındığım sürece de süreçte bir objektif bilgilendirme problemi var.


ben artık savaşıyorum
hedefler seçip imha ediyorum


kişisel gözlem yazmak istemiyorum.
hedeflerin ve amaçların birleşmesi/birleştirilmesi ile ilgili bir deyiş var orda saklı duruyor

hepimiz öyle yaptık

şimdi biraz zaman tanıyalım mı?

(............) yazamadığım ya da vermediğim bir cümle orada duruyor.

Belki de size lazım değildir-başkalarına lazımdır; o başkalarını kollayalım derim..


kendini materyalist zanneden bi idealist ile başlamıştım
kendini imhanın koşullarına kadar sürükledim
kendi ipini kendi çekti

bir diğeri ise tümden idealist
onu da imha etmeye karar vermiştim
kıvama da gelmişti
ancak düşünsel acılarına atıf yaptı
ben de geri vites yaptım
boşverdim.

nesnellik ve objektivite kıvamında/anlamında herkesin materyalizme yolu düşüyor
düşmezse düşünür olamıyor...
ancak bu sınırlanamazsa?
nesnel koridor..
nesnel, görece, yedi renk var diyoruz biz üçüncü-l kuşaktanız/kuşaktayız diyoruz kabaca.



ormana iğne düşerse
kartal görür, geyik duyar, ayı kokusunu alır
idealizmin kokusunu almak gibi bi tuhaf niteliğim var
ayılık var bende

senle de savaşmaya kararlıyım
ama amacım imha değil
acı çekerek düşünen adamı imha etmem
üstelik de mertçe savaşırım
metnini savun
saldırılacak o metne
paylaşacaksan saldırılacak ve sen de savunacaksın
kişisel algılama

ama askeriz hepimiz
savaşımız kişisel değil
doğamız gereği

buyrun
ben adına savaş demeyeceğim o halde
ama metni parçalarla açamam
çok tantana olur bir yere gidemeyiz

Baktım da şimdi metin 25 yıllık bir süreç ve neredeyse yarısı ilk 3-5 yıl
Kişi tümünü okuyup ikna da olmayabilir. Her gözlemci ikna da olmayabilir. bu bir olasılık.
velveleden öteye gitmez inanın gitmez
Ama yeni bir okuma yaparsam bunu gözeterek yapacağım ve olabildiğine alıntı toplayacağım. 7 yıllık okumayla bu süreçte bununla başedemem. Okumam güncel değil..

METNİN "C" YÜZÜ OBJEKTİFSE KİMSE KAYBETMEYECEK BUNA İNANIN
Sadece subjektivite düşecek..
Bunu istemiyor muyuz?
O halde istemeyenler düşünsün-çekinmeyin derim...

Metnin C yüzünün objektivitesi/doğruluğu vb. ile ilgili genel tahmin ya 73 ya da öyle bir şeydi..

Bir de (bu idealizm kokusu denene dair) tamamlayamadığım bir metin var onu vereyim .Üzerinde çalışamıyorum/bitiremiyorum-elim gitmiyor. Taslak olarak yarı okunur atayım onu "Boş ve Gereksiz ..." başlığıma:..

"ictenlik"
04-04-2019, 15:06
dostum
olayı kişiselleştirmeden metni tartışmaya açabilecek miyiz


---


Bir de ben şunu yineliyorum. Metin sizin tarafınızda ve sizin ve her birinizin-eşit
bunu anladık mı?
Metin bana ait değil.
Şimdi ben ne kim oluyorum?
Kişiselleştirilmemiş tartışma bu
Ben karşı savunucu/getirici alındığım sürece de süreçte bir objektif bilgilendirme problemi var.
..

Bak Lauraya da ait değil nasıl?
Materyalist taban mı kullanıyorsun ve her şey madde/nesne ve özdek mi özne yok mu?
O halde metin nesneye/nesnele (genele/genel) ait ve ben özne değilim ve yokum.
Laura da yok o da bir nesnel taban/bölüm.
Öznel bölme-yelim.derim.. Öznel ve kişisel almayalım derim.
Yani hem öznelleştirmeyelim hem özelleştirmeyelim derim... Genelleştirelim.
Genel nesneye/nesnele dair her hangi türden bilgi. İçinde iyi de vardır kötü de vardır, çürükte vardır tersi de.
Görüş, gözlem açısına göre herşeyden bilgi edinilebilir.

Benin/öznenin çelişmesi ikileminden sıyrılacaksak önce beni aradan çekmeniz ve benim de aradan çekilemem gerekir/gerekecek

Bu en basiti beni temsilci görmemek. Metinle kendi arana doğa gibi bir set çekmek. Örneğin karşıda bir manzara var dedim çekildim..
Bunu diyen ben olabilirim ama -gözlem- doğa ve senin aranda.
Ben bir şeyi doğrulamak yanlışamak zorunda değilim.
Ve işte -en- kişiselleşmemiş hali.
Valla bakıp ne düşünürsün onu bilemem ama ben kendi manzara tariflerimi yaptım yazdım..

Benin/öznenin çelişmesi ikileminden sıyrılacaksak 'bu ben' de arada yokum arkadaşlar
Metinle sizin aranızda metin..
Bu en kişiselleşmemiş hali.ve biçimi...

dostum
olayı kişiselleştirmeden metni tartışmaya açabilecek miyiz


Yani burası size kalıyor. Kimse kişiselleştirmezse metin ortak hedef olursa, ortak doğa/mal/envanter olursa neden olmasın?

---

Şimdi bunu ben yazdım.
Ben kendime ait değilim diyorum. Tekil tikel değilim diyorum. Tekil tikel (ben) değilim diyorum. Tekil tikel (özne) değilim diyorum. Tek kendim değilim diyorum. Tek kendimin değilim diyorum. Tek kendimin (malı) değilim diyorum. Ben ortak bir malım diyorum.. demiyor muyum? Bakalım mı?

Burda yazdım...
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=635505&postcount=19
Buyrun tartışalım.

Laura da bizim ortak mallardan biridir. Laura evet ortak maldır-ben de öyle...
Ortak metayız. Laura kendi başına mı?

Tek kendim de değilim diyorum.. Tek kendim değilim. Tek kendim kendi başıma kendi değilim diyorum. Herşeyin kendisi bana dair ve ben herkesin kendiye dahilim.

Ben varoluşun ve ortak nesnenin malıyım diyorum/demişim-ben demişim hem de..
O halde Laura da öyle ben de sorun yok ve Laura evet Malın tekidir. Laura malın maddenin ve madde kafanın/kafalının tekidir.. Teklerden biridir.... Bende öyleyim..

ve bu Materyalizm biri bana tanımlayacak mı? özetleyecek mi? ya da idealizmi_?

buyrun savaşalım...

Bunu da ben yazdım. Kişiselleştirilmeyen bir tartışma ön-adımı içindi
Maddenin verdiği maddenin aldığı. Ne Laura ne sen, ne benin. Maddeden maddeye
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=633097&postcount=2

Herşey madde o halde;
Laura=Madde; Ben=Madde ve Sen=Madde

Öznelleştirmeyelim ve subjektif çelişip çatıştırmayalım derim.

Laura'nın maddesini mi beğenmiyoruz.?
Eğitelim öğrenciymiş zavallı.
Testi geçecekmiş. Testi geçememiş zavallı
Laura hala test ediliyormuş ve güven kazanamamış..
Güven kazanılmışları/kazanmışları araması söyleniyor Lauraya da...
Bu yukarıdaki dört cümleyi de o metin veriyor/söylüyor..

ForumKirpisi
04-04-2019, 15:07
Bu metinde ne var ben anlamadım ki ya.
Uzayda kayalar geziyor bunun üstüne doğan felsefe insanların kurgusu dünyası.
Bu metinler bize bu kayalar niye geziyormuş onu söyleyebiliyo mu

zart gezegeni zurt yılından zatisungurla iletişim.

"ictenlik"
04-04-2019, 16:57
2 Nolu için örnekler;
"yakın, hem evet hem hayır" türünde hiç bir şey anlatmayan, cevap niteliği taşımayan,

Hem-Hem Mantığı

Bir anafor gibi kendi etrafında dönen bu sonsuzluktan kurtulmak için yapılacak tek şey mantık kurallarını değiştirmektir. Yani, bir önermede ileri sürülen kavram ile onun karşıt kavramının aynı anda doğru olmalarına izin vermek gerekir. Bu durum klasik Aristo mantığında mümkün değildir. Bir kavran hem kendi hem de aksi olamaz. Örneğin bir insan hem kısa boylu hem uzun boylu olamaz. Bir önerme hem doğru hem yanlış olamaz. Çünkü bu kabul özdeşlik ilkesine aykırıdır. Özdeşlik ilkesine göre A, A'dır. A kendinden başka bir şey olamaz. Özellikle A = Anın aksi (zıddı) olamaz. Eğer bu kuralı kaldırırsak yeni bir mantık oluşturmuş oluruz. Bu mantığa "Hem-hem mantığı" diyelim. Modern fizik bilimlerinden Kuantum kuramında hem-hem mantığına uygun düşen önermeler bulunmaktadır.
Kuantum kuramının belirsizlik ilkesine göre bir cismin uzaydaki yerini kesin olarak bilmek istersek onun momentumu (hızı) hakkında kesin bilgiye ulaşamayız. Aynı durum zaman ve enerji çifti için de söz konusudur. Bu belirsizlik ilerde geliştireceğimiz daha hassas veya daha güçlü ölçüm aletlerinden bağımsız bir kısıtlamadır. Kuantum kuramına göre zaman sürekli ve ölçülebilen bir değişken değildir. Sadece süreksiz ve noktasal ‘an' kavramı mevcuttur. İki an arasındaki süreyi doldurmak ve zamanın akış yönünü saptamak bize düşmektedir. Zaman yönü bize bırakılmış ise zamanın akış yönü
geçmişten geleceğe doğru olabileceği gibi, tam aksi yönde gelecekten geçmişe doğru da olabilir. Geçmişten geleceğe doğru tek yönlü akan zaman kavramı yerine, her iki yönde akabilen tersinir zaman anlayışına varmak "Hem-hem mantığını" kabullenmemizi
gerektirmektedir.

http://www.halukberkmen.net/pdf/14.pdf

Bulanık mantık
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Bulanık mantık, bulanık eseme ya da puslu mantık, 1961 yılında Lütfü Aliasker Zade'nin yayınladığı bir makalenin sonucu oluşmuş bir mantık yapısıdır.

Bulanık mantığın temeli bulanık küme ve alt kümelere dayanır. Klasik yaklaşımda bir varlık ya kümenin elemanıdır ya da değildir. Matematiksel olarak ifade edildiğinde varlık küme ile olan üyelik ilişkisi bakımından kümenin elemanı olduğunda "1", kümenin elemanı olmadığı zaman "0" değerini alır. Bulanık mantık klasik küme gösteriminin genişletilmesidir. Bulanık varlık kümesinde her bir varlığın üyelik derecesi vardır. Varlıkların üyelik derecesi, (0, 1) aralığında herhangi bir değer olabilir ve üyelik fonksiyonu M(x) ile gösterilir .

Fuzzy logic temperature en.svg
Örnek olarak normal oda sıcaklığını 23 derece olarak kabul edersek klasik küme kuramına göre 23 derecenin üzerindeki sıcaklık derecelerini sıcak olarak kabul ederiz ve bu derecelerin sıcak kümesindeki üyelik dereceleri "1" olur. 23 altındaki sıcaklık dereceleri ise soğuktur ve sıcak kümesindeki üyelik dereceleri "0" olur. Soğuk kümesini temel aldığımızda bu değerler tersine döner. Bulanık küme yaklaşımında üyelik değerleri [0,1] aralığında değerler almaktadır. Örneğin 14 derecelik sıcaklık için üyelik derecesi "0", 23 sıcaklık derecesi için üyelik değeri "0,25" olabilir.

Klasik kümelerin aksine bulanık kümelerde elemanların üyelik dereceleri [0, 1] aralığında sonsuz sayıda değişebilir. Bunlar üyeliğin derecelerinin devamlı ve aralıksız bütünüyle bir kümedir. Keskin kümelerdeki soğuk-sıcak, hızlı-yavaş, aydınlık-karanlık gibi ikili değişkenler, bulanık mantıkta biraz soğuk, biraz sıcak, biraz karanlık gibi esnek niteleyicilerle yumuşatılarak gerçek dünyaya benzetilir. En önemli fark, böyle bir çatıda bilginin kaynağındaki küme üyeliğinin kesin tanımlanmış önkoşullarının olmayışı ve daha çok sorunlarla rastgele değişkenlerin hazır bulunmasındadır.

Bir şeyin varlığı kendisine ait bir isimle doğar. Evrendekilerin tamamı hem (ya) tek (1) hem de (ya da) sonsuz eksi tektir (sonsuz -1).

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bulanık_mantık


2 Nolu için örnekler;
"yakın, hem evet hem hayır" türünde hiç bir şey anlatmayan, cevap niteliği taşımayan,



Bunlar basit doğrusal mantıklamanın, mantık odağının aşımı, değişimi ile değişir.
Şu cümle verildi/verilmişti..
Uçları bükülmüş ve kendine yol alan kendi başı ve orjinine yol alan kendi ucunu esas alan doğruların gücünü kullanacağız... Bu doğrular kendi ucuna kapandığında kendi ucunu bulduğunda bunun gücünü göreceksiniz.

"Sayı doğrusunu kafanızda bir çembere dönüştürün.. ve üzerine sayılar işaretleyin derim.."
Bu size herşeyi gösterecek anlatacaktır.

https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=635582&postcount=26
.




IŞIN YA DA YARI DOĞRU AŞAMASI

Tek yönlü ve tek uçlu ışınsal kavrama

DOĞRU YA DA İKİ UÇLUSALLIK

İki uçlu doğrusal kavrama
İki kutuplu diyalektik
Zıttıyla dengeli biçimde diyalektik kurar.
Doğrunun ortası merkez olmuştur ve iki yanlı açık doğru kavramı belirmiştir.

DAİRESELLİK KÜRESELLİK VE DÖNGÜSELLİK -GENİŞLEME-

(Burada bir daire ya da küre düşünebiliriz)

Düşüncede temel referans temel optik ve matematik tabanı küre olmuştur.

Çok yönlü bakış ve dairesel küresel kavrayış
Bu daha evrenseldir.
Merkez kavramını küre ya da küre merkezi alır
Düşüncede doğru ve ışın kavramının yerini dalga kavramı almıştır.

Yön taraf gibi duygular kalmamıştır. Küre üzerinden genelleme ile 'kendi de' genel küre ya da küme üyesi ve içeriği olmuştur. Ben objesi ile bakışım değişmiştir.

Siyah ve beyaz ikilemi kalmamıştır. Derinlik ve yoğunluk kavramı artmış gelişmiştir.
Doğrucu denilenle iletişim zorlaşmıştır...

Küresel ya da bulanık mantık kullanır. Düzeysel matematikle eşleşemez.

Yani buradan özetle felsefi gelişim için yine küre, dalga, disk gibi imgelerle şekillerle zihinsel çalışmanın alan derinliğine bağlı düşünerek ikiboyutlu uzay zaman ve geometri kavramından sıyrılmanın (renksel derinlik geliştirmenin ve varoluşu böyle çatmanın) en hızlı felsefi gelişimsel yol olacağı da imlenebilir.

Bir kürenin dıştan herhangi bir yeri merkezdir. Ve dışsal her herhangi nokta eşit merkezdir. Yani ortadır. Kutupsuzluk

Merkezden yayılan bir sesi dalgayı olarak çok yöne yani tüm diğer dış yönlere dağılan kopmayan bir küre yüzeyi gibi düşünme vb. bir çok uygulama öneriliyor.
Tek yönlü dalga kavramından sıyrılmalıdır.

(Geleceğin matematik tabanı küre ve dairelerdir. Yani şimdi felsefe sanılan matematiktir ya da öğrenilecek asıl matematik, ileri matematiktir. Gelecekte referans alınacak matematik budur.)

https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=635211&postcount=232


Bulanık Mantık Geliştirme/Sınama İpuçları

Doğruyu bir boru ve sonun da kendi ucunu kesen bir simit (boru halkası) gibi düşünmek.

Bunun merkezi açıktır ya da boşluktur yine tabandır

Uçları; iki ucu dairesel kapalı alan olarak boru doğru düşün derim.
Dönen kıvrılan salınan bir boru düşünün. 3 boyutlu uzayda kendi çevresinde içinde de dönüşle de kıvrılan bir solucan gibi..
Şimdi boru halkası olarak bunu düşünün. Kendi içinde dönen salınan ve kıvrılan..

Disksel boru halkası ya da disksel düzlem

Bu gibi imgelerden (ki kürede dahil) tüm yönlere eşit (aynı) dağılan/yayılan ısı, ışık, rek, ton ses düşünmek görmek

Tıpkı doğruyu uzatış gibi bu gibi biçimlerden tüm yönlere ısı, ışık renk dalga uzatış ve yayış,
salınım yayış.

Çizgi (Doğru) borudur. Nokta küre..
Küre taban ya da 3 boyutlu alan boşluğu taban. Düşünce tabanın bu... Başka matematik alma öğrenme de...

Küre üzerinden 3 boyutlu boş uzaya uzanan doğru çizerek bu hareketin saçmalığını ve bunun sana neler öğretebileceğüni düşün.
Doğruyu her zaman bir küreye yasla ve küreden uzat başla bunu taban al..
Kağıtta ki bir doğruyu böyle düşün ele al derim şimdi. Başlangıç noktasında noktanda sen varsın...
Bu sana her şeyi, tüm hareketi öğretecek, gösterecek...

Doğruyu kürede tut ve küreden ve kendinden başlat öğren. Başlangıç noktana bak.. Doğruya doğruna ve kendine bak. Uzaya yönsüzlüğe çizilmiş geri dönecek bir güçsüzlük...

Dünya kürenden uzaya doğru bir hareket, doğrusal hareket ve doğru düşündün mü?
Bu sana ne ifade ediyor şimdi?.
Doğrunun açıklayacağı şey ya da kesiti bu değil mi?
Hareket in tarif edilebilir rotası, biçimi. Ya da evrende iki noktanın tarifi mi?
Bu doğru doğru değildir. Güzergahtır. Buna indirge..

Elindeki oğrunun iki ucuna küre ekle ya da dışlara boşluk. Sadece bir materyal
.. 3 boyutlu küre. 3 boyutlu doğru bir borudur...

Dünyanın, dünya kürenin kendini düşünce ve matematik öğrenim tabanın yap.. Küre yüzeyindeki düzlemi düşün derim...
Her şey titreşir, dağılır ya da yayılır ve genişler-uzanır-açılımlanır. Hareket budur. Çekim düzeyinde gerçek salınım dalga hareket. Belki de yanılıyorumdur. Açıklayamadım bunu...

---

Altetnatif..

Ya da doğruyu kendi ucunu bulan halka/çember/daire gibi düşünmek

Salınım dalgalanım ya da ışık/ışıyış deneni kopmamış yankıma/yansıma gibi bağ (ısı/renk/ton) düşünmek

Ses bir titreşimdir. Boşluk dahil herşeyin ilettiği bir titreşim boşluğa yapışık ve yalnız ileri değil dört yöne gider. Heryere dağılır. Tüm yönlere eşit gider. Ses dalgasını bile ancak bir küreyle (yayılan genişleyen) bir küreyle verebilirsin.

https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=635224&postcount=94


böyle...

spartacus
04-04-2019, 21:07
Her şeyde hem, hem ve bulanık mantık denen mantıksızlık edebiyatı kullanılmaz.

Sürekli savunuyorsun, saldırı varmış gibi. Hiç bir yazıya, ilgili cevap vermiyorsun, alakasız şeyler kopyalayıp yapıştırıyor veya böyle yapıyorsun(bulanık mantık var, hem hem var gibi, bunların olup, olmaması, cevap yazdığın kişinin cümlelerine dair hiç bir değerlendirme içermiyor, aynı şekilde kendi yazdıkların da anlamsızlaşır, bulanık mantık var sen ne diyorsun denip çıkılabilir, monolog değil diyalog kurmaya çalışmalı.)

Hem, hem mantığı, bulanık mantık-sızlığı olması demek, her eleştireye, her tespite, ANALİZE, muğlak, anlamsız, yersiz, ilgisiz birbiçimde, her soruya hem evet hem hayır, hem öyle hem böyle denebileceği anlamına gelmez.

İstanbul belediyesini İmamoğlu kazandı mı?
Durun!!! Bulanık, hem-hem mantık var, hem kazandı, hem kaybetti. 1 Gün İmamoğlu yönetsin, bir gün Binali.. :tape2:

Durun, bulanık mantık-sızlık var, hem, hem mantığı var, ben aday olmadım mı? Olmuş da olabilirim, olmamışta, hem oldum, hem olmadım, o zaman 1 gün İmamoğlu, bir gün Binali, bir günde Spartacus başkanlık yapsın, böylece hem başkanım hem de değilim :evil:

BU TÜR ALAKASIZ SAVUNULAR, idealist KURUNTULAR size MONOLOGDAN ÖTE BİRŞEY SAĞLAMADI. Farkında değil misin sevgili ictenlik?

O zaman öyle yazışayım. nereye varacağız, varabiliriz, diyalog dahi kurma şansımız yok.

Ben ne yazıyorum sen ne diyorsun, alakasız, boş.

Aynı boş yöntemle gidersek;

- Ben ne dedim ki?

Hem dedim, hem demedim.

-Hem bana neden cevap yazıyorsun ki?

adımı kullanma, ben hem spartacus'um hem de değilim, hem sen'im hem değilim.

İtiraz ediyorsun, neye ediyorsun anlamadım?

Çünkü ben birşey söylemedim ki, bu başlığa hiç yazmadım. :confused:

Yooo, hem söyledim hem söylemedim, belkide hiç söylemedim, o ben miydim? Yakın, uzak. Hem hayır, hem yakın, hem uzak, sen anlayamazsın senin seviyen yetersiz.

Dünya düz müdür?
Dünya döner mi?
Yakın, evet...Nasıl olur, dünya kendi etrafında dönmüyor mu? Dur!!! hem, hem mantığı var, bulanık mantık var, dünya dönmez, insan acıkmaz, susamaz.....!
Siz düşük boyuttasınız, anlamazsınız, zaten boyut kavramının da icabına baktık, neydi boyut? Bir satıh veya nesne üzerinde herhangi bir noktayı belirlemek için gerekli olan minumum koordinat sayısı değil miydi? Dur, bulanık mantık var! Yani lauraya göre biz 3. boyutta isek, bu 7. boyuttaki hayaleti namına çarpıttığı boyut kavramından ne anlamalıyım ki? Bu ölçme ile ilgili bir kavram, ben ne 3. boyuttayım ne de o hayalet 7. boyutta olabilir(fantastik, bombasitk, metafizik, mitolojik, mr loba loba*)...

Dur hem hem mantığı var, ne derse doğrudur, haklıdır, eleştiremezsin, whattt?

Bulanık mantık diye, bir mantık dumuru var mıdır? Saçma mıdır?

Yakın, hem saçmadır hem değildir, saçmadır aslında, belki değildir, belki zaten saçmalıktır, lakırtı, felsefe sefaleti..

Nedir?

İdealist yöntemlerin yol açtığı kuruntular(delusion) sonucunda;

öyle mi olsun
böyle mi olsun
sen nasıl isterseeeeen... (işine nasıl gelirse, sabah dediğini, sıkışınca öğlen inkar et)

durumları. Bilimsel yöntem dışı, diyalog dışı, İLETİŞİM araçlarını ve iletişimi tamamen işlevsizleştiren düşünememe yöntemleri. Delusion...

..............

Diyaloğun anlamı yok, zira sap ile samanı karıştırmamak gerekir.

Yakın, evet ve hayır, öyle ve böyle, nalına da, mıhına da....

Ciddiye alınabilir mi?

Hem evet, hem hayır mı olacak cevabın? Yakın diye anlamsız bir ahmak aldatımı mı olacak? Sizin yoğunluğunuz düşük, siz anlamazsınız kuruntusu mu olacak?

Kuklasını oynatanı daim mazur, mağdur ve haklı gösteren, sıkışınca ben sölemiyom ayet öyle durumumu olacak?

Ciddiye alınabilir mi?
Cevap, HAYIR! (iddialar ciddiye alınabilir, alınmayabilir de, kişi ciddiye alınır, alınmaz, konu ciddiye alınır alınmaz, bunlar farklı, bir iddianın, söylemin kendisinin ciddiye alınabilir NİTELİKLERE sahip olup olmaması[/U] farklı! Sap ve saman)

Dilersen bundan sonra böyle yazışabiliriz, bulanık mantık, hem, hem mantığı, diyalog kurabilecek miyiz? İmkanı mı var? Umarım pratikte kullanmak zorunda kalmadan, bu ifadelerim anlaşılabilirdir. Yoksa aynı mantık-sızlıkla- yazışayacağız, ne derseniz hem öyle hem değil hem evet hem hayır diyeceğim. Artık ne sonuca varabilecekseniz.

Sap ile samanı karıştırmayalım ve neyin, nerede anlam kazandığı, nerede anlam ifade etmediği konusunda karmaşaya düşmeyelim.

karakedi
04-04-2019, 23:39
Sevgili ictenlik

Aslinda guncel konular hakkinda konustugunuz zaman rasyonel sayilabilecek, mantikli ve nitelikli denebilecek tarzda yaziyorsunuz. Fakat ne zaman kasyopya konusu basliyor o zaman siz kendiniz aslinda butun tartisma kapilarini kapatiyorsunuz. Cunku bu kasyopya seyi ile tartismak mumkun degil.

Bence yetenekli oldugunuz konulara yonelmeli, bu kasyopya ile beraber yasamasini ogrenmeli ve onu icinize gomup paylasima acmamalisiniz. Kasyopya geldiginde gitmesini beklemeli ve sonra tekrar rasyonel dunyaya donmelisiniz.

Cunku sizin asil potansiyelinizin burada oldugunu dusunuyorum.

"ictenlik"
04-04-2019, 23:43
Her şeyde hem, hem ve bulanık mantık denen mantıksızlık edebiyatı kullanılmaz.

Sürekli savunuyorsun, saldırı varmış gibi. Hiç bir yazıya, ilgili cevap vermiyorsun, alakasız şeyler kopyalayıp yapıştırıyor veya böyle yapıyorsun(bulanık mantık var, hem hem var gibi, bunların olup, olmaması, cevap yazdığın kişinin cümlelerine dair hiç bir değerlendirme içermiyor, aynı şekilde kendi yazdıkların da anlamsızlaşır, bulanık mantık var sen ne diyorsun denip çıkılabilir, monolog değil diyalog kurmaya çalışmalı.)

Hem, hem mantığı, bulanık mantık-sızlığı olması demek, her eleştireye, her tespite, ANALİZE, muğlak, anlamsız, yersiz, ilgisiz birbiçimde, her soruya hem evet hem hayır, hem öyle hem böyle denebileceği anlamına gelmez.

İstanbul belediyesini İmamoğlu kazandı mı?
Durun!!! Bulanık, hem-hem mantık var, hem kazandı, hem kaybetti. 1 Gün İmamoğlu yönetsin, bir gün Binali.. :tape2:

Durun, bulanık mantık-sızlık var, hem, hem mantığı var, ben aday olmadım mı? Olmuş da olabilirim, olmamışta, hem oldum, hem olmadım, o zaman 1 gün İmamoğlu, bir gün Binali, bir günde Spartacus başkanlık yapsın, böylece hem başkanım hem de değilim :evil:

BU TÜR ALAKASIZ SAVUNULAR, idealist KURUNTULAR size MONOLOGDAN ÖTE BİRŞEY SAĞLAMADI. Farkında değil misin sevgili ictenlik?

O zaman öyle yazışayım. nereye varacağız, varabiliriz, diyalog dahi kurma şansımız yok.

Ben ne yazıyorum sen ne diyorsun, alakasız, boş.

Aynı boş yöntemle gidersek;

- Ben ne dedim ki?

Hem dedim, hem demedim.

-Hem bana neden cevap yazıyorsun ki?

adımı kullanma, ben hem spartacus'um hem de değilim, hem sen'im hem değilim.

İtiraz ediyorsun, neye ediyorsun anlamadım?

Çünkü ben birşey söylemedim ki, bu başlığa hiç yazmadım. :confused:

Yooo, hem söyledim hem söylemedim, belkide hiç söylemedim, o ben miydim? Yakın, uzak. Hem hayır, hem yakın, hem uzak, sen anlayamazsın senin seviyen yetersiz.

Dünya düz müdür?
Dünya döner mi?
Yakın, evet...Nasıl olur, dünya kendi etrafında dönmüyor mu? Dur!!! hem, hem mantığı var, bulanık mantık var, dünya dönmez, insan acıkmaz, susamaz.....!
Siz düşük boyuttasınız, anlamazsınız, zaten boyut kavramının da icabına baktık, neydi boyut? Bir satıh veya nesne üzerinde herhangi bir noktayı belirlemek için gerekli olan minumum koordinat sayısı değil miydi? Dur, bulanık mantık var! Yani lauraya göre biz 3. boyutta isek, bu 7. boyuttaki hayaleti namına çarpıttığı boyut kavramından ne anlamalıyım ki? Bu ölçme ile ilgili bir kavram, ben ne 3. boyuttayım ne de o hayalet 7. boyutta olabilir(fantastik, bombasitk, metafizik, mitolojik, mr loba loba*)...

Dur hem hem mantığı var, ne derse doğrudur, haklıdır, eleştiremezsin, whattt?

Bulanık mantık diye, bir mantık dumuru var mıdır? Saçma mıdır?

Yakın, hem saçmadır hem değildir, saçmadır aslında, belki değildir, belki zaten saçmalıktır, lakırtı, felsefe sefaleti..

Nedir?

İdealist yöntemlerin yol açtığı kuruntular(delusion) sonucunda;

öyle mi olsun
böyle mi olsun
sen nasıl isterseeeeen... (işine nasıl gelirse, sabah dediğini, sıkışınca öğlen inkar et)

durumları. Bilimsel yöntem dışı, diyalog dışı, İLETİŞİM araçlarını ve iletişimi tamamen işlevsizleştiren düşünememe yöntemleri. Delusion...

..............

Diyaloğun anlamı yok, zira sap ile samanı karıştırmamak gerekir.

Yakın, evet ve hayır, öyle ve böyle, nalına da, mıhına da....

Ciddiye alınabilir mi?

Hem evet, hem hayır mı olacak cevabın? Yakın diye anlamsız bir ahmak aldatımı mı olacak? Sizin yoğunluğunuz düşük, siz anlamazsınız kuruntusu mu olacak?

Kuklasını oynatanı daim mazur, mağdur ve haklı gösteren, sıkışınca ben sölemiyom ayet öyle durumumu olacak?

Ciddiye alınabilir mi?
Cevap, HAYIR! (iddialar ciddiye alınabilir, alınmayabilir de, kişi ciddiye alınır, alınmaz, konu ciddiye alınır alınmaz, bunlar farklı, bir iddianın, söylemin kendisinin ciddiye alınabilir NİTELİKLERE sahip olup olmaması[/U] farklı! Sap ve saman)

Dilersen bundan sonra böyle yazışabiliriz, bulanık mantık, hem, hem mantığı, diyalog kurabilecek miyiz? İmkanı mı var? Umarım pratikte kullanmak zorunda kalmadan, bu ifadelerim anlaşılabilirdir. Yoksa aynı mantık-sızlıkla- yazışayacağız, ne derseniz hem öyle hem değil hem evet hem hayır diyeceğim. Artık ne sonuca varabilecekseniz.

Sap ile samanı karıştırmayalım ve neyin, nerede anlam kazandığı, nerede anlam ifade etmediği konusunda karmaşaya düşmeyelim.

Vallahi buna bir post yazdım sonra onu vermek istemedim.
Sen nasıl biliyorsan öyle olsun spartacus arkadaş

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 00:42
Sevgili "ictenlik",
"Daha da ileri götüreyim: Kasyopyanın bilgi tabanı uzay mekiğiyse Das Kapital'in bilgi tabanı taştan araba gibi kalırdı"
"Uzay mekiği" kısmının altını doldurun ki konudan kopmayayım.

"ictenlik"
05-04-2019, 01:08
Sevgili ictenlik

Aslinda guncel konular hakkinda konustugunuz zaman rasyonel sayilabilecek, mantikli ve nitelikli denebilecek tarzda yaziyorsunuz. Fakat ne zaman kasyopya konusu basliyor o zaman siz kendiniz aslinda butun tartisma kapilarini kapatiyorsunuz. Cunku bu kasyopya seyi ile tartismak mumkun degil.

Bence yetenekli oldugunuz konulara yonelmeli, bu kasyopya ile beraber yasamasini ogrenmeli ve onu icinize gomup paylasima acmamalisiniz. Kasyopya geldiginde gitmesini beklemeli ve sonra tekrar rasyonel dunyaya donmelisiniz.

Cunku sizin asil potansiyelinizin burada oldugunu dusunuyorum.
Sevgili karakedi

Şimdi ne denmesi gerektiğini bilmiyorum.

Bizdeki sorunu açamadıysak şöyle yeniden ifade edelim. Tuhaf bir şekilde icazet alıyoruz istiyoruz gibiyiz ama öyle de
Şimdi bir Marksistin az çok Marksist terminoloji kullanmadan siyaset konuşması mümkün mü?
Mesela hiç bilmeyen biriyle nasıl konuşabilir?

Konu benim Kasyopya anlatmama çekildi ya da Kasyopyanın tartışılması. Kasyopyanın tartışılması doğru bi düzlem mi? O da tartışılır.

Biz doğal bir tıkanıklığı duygu bulanıklığını dile getirdik
Çoğu zaman bu foruma bakıyorum geliyorum.
Kendi kullandığım kafamın içinde devindirdiğim duygu düşünce tabanını açık net yazamıyorum.
Bu başka yerler içinde böyle. Her yere de böyle samimi olmazdım. Onu da belirteyim.
Bunu da üyelere saygı ve doğal bir bilme hakkı olarak açıkladım.
Bir çok yerde doğal biçimde başka türlü örtüp yazmaya çalışıp, girişip tıkandığımı lafımı birbirine kattığımı da gördüm.
Diğer taraftan dışında hissetme oluyor.
Diğer taraftan sizin tarafınız için de endişe ya da endişe demeyelim de bilgisel umursama duyma var.

Yani benim tarafımda sizin şu an umursamadığınız ve aslında ortak sahip olduğumuz bir bilgi tabanın izleri bende tek başıma var. Bu tabandan yıllaryılı yapılmış ek gözlem var. Haliyle de sizin/sizlerin bilgi tabanı farkı var.

Şimdi bu Kasyopyayı tartışma gibi felan başka bir düzleme çekiliyor.

İletişim kuramının ne olduğunu biliyor olduğumuzu varsayıyorum Kimseye iletişim kuramını öğretecek buyuracak değiliz.

---

Gözlem gözlemin kurdudur. Çatışkı duyularak yazılmayan sosyal gözlem çatışkı duyularak yazılmayan sosyal gözleme demiş ki ;gel beraber suskunluk sinerjisi yayalım/yapalım demiş...
Suskunluğun basıncı deneni bilirim... Ses kabızlığını da... Ses duvarlarını da, perdeleri de ...
Yazılamayan kimi sosyal gözlemler yazılamayan kimi sosyal gözlemlere diyor ki; Biz şurada bekleyelim. Özeleştiriler bizi çağırıncaya dek şurada bekleyelim. Gerekirse dibe çökelim..
Özgürlük sosyolojisi herkese lazım...
Umutsuzluk ve tükeniş değil!

Şimdi arkadaş diyor ki kendini tek engelleyen sensin.. Şimdi ileti biçimime uymuyor.

---
Anladım ben neler düşünüyorum bilsen. Ah bilsen. Ah bir bilsen...

İrrasyoneli çarpanlarına ayırıyorum.ugh.

Saygılar Sevgiler..

"ictenlik"
05-04-2019, 04:30
"Daha da ileri götüreyim: Kasyopyanın bilgi tabanı uzay mekiğiyse Das Kapital'in bilgi tabanı taştan araba gibi kalırdı"

--

Sevgili "ictenlik",

"Uzay mekiği" kısmının altını doldurun ki konudan kopmayayım.

--

Sevgili Şüpheci Dinsiz
Buyrun..

METİNDEKİ "BH ADAYI" KAVRAMININ "SOSYALİST/KOMÜNİST ADAYI" OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİNİN ÖNERİLMESİ

Bu metni okuyan herkes doğal Sosyalist/Komünist Adayıdır.

Çünkü;
Bu metin SERVİCES TO OTHERS YOLU (Türkçesi şimdilik BAŞKALARINA HİZMET ve BH YOLU olarak çevrilmiş yol) dediği bir kavramı bünyesinde taşır. Metnin ana temasıdır. Herkesin kafasını taktığı şeydir.
Bu kavram Marks'ın KOMÜNİZM tarifi ile de birebir benzer ve yakın tam örtüşüyor. Ve bireyciliğin tam olarak tersi.

Metin şöyle der.
C: Gruplarınız için umudunuzu yitirmeyin. Eğer onlar için açılan BH yolunu izlerlerse iyi durumda olacaklar.

Biz bu kavramın bir yorumunu da Komünizme ve onu arayışına yorumluyoruz.

C:Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız.
ya da
Siz ve biz ve diğer tüm var olanların ortak mülkiyeti ile birbirimize bağlıyız.

Bu alıntı da metinlerden alınmıştır.

Yani bu metni okuyan herkes bu kavramı yani ÖZGECİLİĞE benzer olan BH kavramını anlamaya ve çözmeye çalışır ve bunu kurtuluşu olarakta görür. Laura ve arkadaşları da BH adayıdır ve BH olmaya ilişkin bir testi geçmeye çalışıp durur

Yani bunu okuyanın her biri yarı Sosyalist adayıdır. Metinde buna "BH Adayı" denir... Nasıl BH olunacağı tartışılır durulur. Ancak mesele anlaşılmaz görülür.

BH yani BAŞKALARINA HİZMET denilen kavramın tersinde ise SERVIS TO SELF yani KENDİ (Çıkarcılığına) HİZMET (KH) kavramı bulunur.
Bu metni okuyan bu anlamda tanımlanan KH kavramı sonucu bir tersyüz olur resmen ve kendisinden bir midesi bulanır.. Çünkü dünyadaki kitle genel olarak KH tır. Çıkarcıdır ve bu neredeyse tüm herkesi temsil eder. Bu birey lehine bölümlemeler değildir tüm gerçeği ve tüm herkesi temsil eder... Çünkü burda gerçeğin yapısı ve modülü KH tır.. Serbest iradedir. Herkes KH bireyidir.

Metin enerjinin iki yönlülüğünden yola çıkarak varoluşta iki tür toplu deneyim biçimi ve iki ayrı gerçeklik modülü ve modeli ya da yapısı/biçimi olduğunu önerir... Bunlar birbirini dengeler ikisi birarada var olur. Enerjinin kendi yayılımı ve geri toplanımı vb. bir durum bunu kendi zorunlu ortaya koyar. Bu kaçınılmazdır.

BH; Güç (Üstünlük) istencinin tam tersi ve zıttıdır.
BH 'a uygun doğru kavram; genişleme, dışa yayma/verme -, şeffaflık ve BİLGİ İSTENCi-dir
KH içe toplama, kendine alma anlamına gelir.

Yani bu metin iyi çözümlenirse Sosyalizm/Komünizm savını evrensel güçlü dayanaklarla güçlendirir.

Ancak metin bu kavramı yani BH'ı bir bilinç sıçraması, değişimi gibi ele alıyor.
BH kavramını aslında başka bir gerçekliğe ve geleceğe monte ediyor. Olasılık alternatif bir geleceğe...
Bunu da olası ve alternatif farklı bir uzay zaman sektörüne geçiş ya da alternatif başka bir zaman mekan sürekliliği geçiş ya da buranın o bilinçle tümden değişimi vb. olarak ele alıyor.

Kavramsla bireysel bir kurtuluş değilde kitlesel ölçüyü tanımlıyor gibi yorumluyoruz....

Bu metin bize yani insanlığa bu BH deneni temsil eden BELLEK in açık bir erişimi olarakta düşünülür. Tabiri caizse bize yani tüm insanlığa açık bir yol yön gösterilmekte ve zorunlu bir birleşme bilgisi de bu yolla da ayrıca verilmektedir.

Yani bu metne göre insanlığın önünde iki yol var.
Sağ ve Sol gibi düşünün.
BH ve KH kavşağı ve ayrımı sapağındayız.... Yanılıyor ve yanlış yorumluyorda olabiliriz...

Yani İnsanlık ya yarı tanrılaşacak, güçleşecek daha da tiranlaşacak ve güç istencine sömürgeciliğe hatta uzay koloniciliğine fetihçiliğe doğru yol alarak, yönelerek merkezlenecek

Ya da diğer BH denen bu kavramın ucuna bulacak ve farklı bir kapıya açılacaktır.

Bizce KOMÜNİZM de BH dedenin çok yakın bir tarihsel temsili ve mataforudur..

Tarihsel aranan Komünizm Metaforuunn bu olduğunu ve kavramın kitlesel bellekte izi olduğunu düşünüyoruz.
.
BH KH ayrımı kavşağı denilen şey BH anlamında
Doğru yorumlanırsa içinden SOSYALİZM/KOMÜNİZM çıkacak.

Burda metinde insanlık "tüm bir kitle zihin" olarak "bütün" ele alınıyor. Yani KH ve BH olma denen de açık yönlendirilemiyor, doğal yön. Su nereye akarsa oraya akacak..
İnsanlık su.. Kendinden akacak doğal olacak ve yönetmeyeceğiz_

Ama BH denen doğal yönün doğa da şu an tam gözükmemesi, açılmaması, yansımaması ve tam bilinmemesi belki bir sorun.

Kavramlar; metin ne kadar okunsa da, tahlil edilse de tam anlamıyla anlaşılmıyor.

Öte yandan burası da her halükarda süren ve sürecek olan bir zaman sürekliliği.. Yani "bir dünya" varolacak.
Mwtin ayrıca buna bağlı bir çok başka kavramı da bünyesinde barındırır.

KOMÜNİZM kavramının ucu metinde güçlüce var..
Tarihsel karanlık aydınlanıyor diyoruz. Tarihsel çıkmaz..

İyi sentezlenirse "KOMÜNİZM" kavramını direkt ve açık kitlenin eline ve kucağına veriyor kitlelere belirtip öneriyor.
Bu metnin tahlili bu..
Son tahlili. Biz böyle çıkardık ve ben kendi okumalarımdan buradan Komünizme Sosyalizme bilinç olarak yöneldim.
Yani beni bu kavramlara eriştiren bu metindir.

Tanrıyı dayanaklarla yıkıyor.
Benim Tanrı inanışımı yıkan bu metindir.

Bize göre bu metin KOMÜNİST DİYARDAN, KOMÜNİST ÖTEDEN yazdırılıyor VE GERÇEK KOMÜNİSTLER'in ve gerçek bir KOMÜNİST BELLEK in bize erişimidir.

Kamusal mal.bellek

(Bu Metin; Kitlesel belleğe dair)
KOMÜNİST BİR MANİFESTO bunun çağrısı olarak bile görülebilir.

kartopu
05-04-2019, 08:23
Marx 1845 Mart *Filozoflar, dünyayı yalnızca çeşitli biçimleriyle yorumladılar; oysa önemli olan onu değiştirmektir.*
-----------------------------------

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 12:16
Sevgili "ictenlik",

İnsanlar olarak mülksüzlüğü epeydir konuşuyoruz, yüzyıllardır mülkiyeti ele geçirenlerin sömürüsünü fiilen yaşadık, bunun azınlığın lehine çoğunluğun aleyhine olduğunu çoktan idrak ettik. Bu azınlığın sömürüyü büyütmek-sürdürmek için ne vahşetler yaptığını örnekleriyle gördük, neler yapabileceğini de, sonunun Dünyayı-insanı çöküşe-imhaya sürüklediğini de iyi biliyor durumdayız. Bununla mücadele etmek için iyi-kötü doktrinler oluşturduk, örgütlenmeye, sömürüyü-çöküşü-imhayı durdurmaya çalışıyoruz.

Şimdi;
Diyelim ki ben veya siz, şimdiki insanlığın birkaç bin nesil sonrasındaki (gelecekteki) bir bireyiz ve şimdiyle iletişim kurma imkanımız doğmuş. (Bu iletişimin ouija tahtası üzerinden olma zırvalığını şimdilik önemsemeyelim.)

Herhalde malum sömürgen azınlık Dünyayı yok etmiş olmalı ki insanlık olarak gelecekte Dünya'da yaşamıyoruz. Yani bazı felaketler olmuş, insanlar Dünyayı terk etmek zorunda kalmış. Geçmişteki insanlara (atalarımıza) bazı uyarılar yapmak istiyoruz ki, Dünyayı yok etmesinler. Düşünüyoruz taşınıyoruz ve sonunda şu iki zavallı cümleyi mi çıkarabiliyoruz?

C: Gruplarınız için umudunuzu yitirmeyin. Eğer onlar için açılan BH yolunu izlerlerse iyi durumda olacaklar.

C:Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız.
ya da Siz ve biz ve diğer tüm var olanların ortak mülkiyeti ile birbirimize bağlıyız.

Sizin bu cümlelere yüklediğiniz anlam tamamen kendi üretiminiz.
Metin şöyle der.
[...]
Biz bu kavramın bir yorumunu da Komünizme ve onu arayışına yorumluyoruz.
[...]
Bu alıntı da metinlerden alınmıştır.
[...]
(Bu Metin; Kitlesel belleğe dair)
KOMÜNİST BİR MANİFESTO bunun çağrısı olarak bile görülebilir.

Aşağıdaki iddialı cümleyi kurdunuz.
"Daha da ileri götüreyim: Kasyopyanın bilgi tabanı uzay mekiğiyse Das Kapital'in bilgi tabanı taştan araba gibi kalırdı"
"Uzay mekiği" iddianızın altı hala boş.

"ictenlik"
05-04-2019, 13:19
Sevgili "ictenlik",

"Uzay mekiği" iddianızın altı hala boş.

Sevgili Şüpheci Dinsiz

Soruldu yanıt verdim ve bence boş değil neden?
Hem ben mi? nasıl? dolduracakmışım, da.
Kayıp bir Komünizim aranıp duruyor.
Bize göre artık tüm sonsuz zamanlarda sonsuz mekanlarda sonsuz mümkün şimdi
Şu anlarda Komünizmler var
Hatta evren sonsuz Komünizmlerle doludur
Bu aynı zamanda entropi gibi şeylerin kafanda çökmesidir de
Cansız boş soluk gözüken bir varoluşun dünyadaki gibi tüm evrende her yerde çeşitlilik olduğunu düşünsene
Herkesin kendini ilgilendirir algısı
Evreni öyle ya da böyle görmekte
ve peşine düşüp düşmeyeceği kavramlar

Benim tarafımda
Komünizm varlığın resmi ideolojisi ya da aşaması oldu, yapıldı
Başka dünyalarında, başka gerçeklerinde ve başka gerçekçilerinde
Bir gün onu öğrenmek öğretmek zorunluluk oldu..
Hatta tüm varlıksal zorunlu evrim aşaması/basamağı oldu. Bilinç evrimi olarak

Şimdi benim için dolu sizin için boş o halde..

Algınızı bana ödünç verin bir on dakka onu doldurayım...
bir on dakka sonraki haline de bir bakarsınız neler dolmuş ona...

Size göreleri ben burdan, bana göre alanından ne yapsamda ,ne kadar istesemde dolduramıyorum ne yazık ki!
buna özgür irade ediyoruz

--

Şimdi bu tip tartışmalar ben biliyorum ki çamura batmış kamyon lastiği gibi olduğu yerden pek çıkmaz. Baştan çıkmaz
Şimdi hafızamı yokluyorum metinden bir şeyler çıkarıp getireyim mi diye . Hiç gerekte görmüyorum.
Ne tarafa çeksem öte uzar.
Yani ben biliyorum ki tüm metni aşağıda örneklesem sunsam-açsam iddianın altı boş yazılabilir, siz göre boşta olabilir.

O halde size göre bu iddianın altını neyin dolduracağının çerçevesini de belki siz belirleyip sunmalısınız ama ben az çok biliyorum ki ve anlıyorum ki paralel olmayan, durulmayan/bakılmayan şeyler sonsuz çakışır

Yani iddia denene nerden nasıl bakılacağına da bağlı olarak o boşluk doluluk değişiyor belki de
--

Bence dolu sizce boş
Bir de "felsefe" ve "Komünizm" kavramına ihtiyaç ve yakınlık duyanlarımız için de özellikle okumanın bir ekstra doluluk sağlayacağını ben öneriyorum

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 14:01
Sevgili "içtenlik"

Yanıt filan vermediniz.
Sizden zor bir şey istemiyorum, üstelik detaylandırmanızı istediğim şey kendi iddianız.

Neymiş bu uzay mekiğinin önerdiği üretim biçimi, adalet, paylaşım, alt yapı-üst yapı?

"ictenlik"
05-04-2019, 14:16
Sevgili "içtenlik"

Yanıt filan vermediniz.
Sizden zor bir şey istemiyorum, üstelik detaylandırmanızı istediğim şey kendi iddianız.

Neymiş bu uzay mekiğinin önerdiği üretim biçimi, adalet, paylaşım, alt yapı-üst yapı?
Şimdi sanırım cümle şu Sevgili Şüpheci Dinsiz

"Daha da ileri götüreyim: Kasyopyanın bilgi tabanı uzay mekiğiyse Das Kapital'in bilgi tabanı taştan araba gibi kalırdı"

Yani Kasyopyanın bilgi tabanıyla Das Kapitalin bilgi tabanı karşılaştırılıyor
Ortada bir uzay mekiği yok

Şimdi elimizde Kasyopya'nın ve Das Kapital'in bilgi tabanına dair ölçüm araçları olması gerekiyor.
Bu ölçüm aracı (araçlarından biri de) benim gözlemim ve -kendi- fikirlerim (duygularım) ise
Şimdi bu iddia da değil bakın şöyle bir örnek vereyim

Fazıl Say ve Beethoven dinlemek arasındaki fark için (bana göre)
Fazıl Say dinlemek trenle yolculuk yapmak gibiyse Beethoven dinlemek benim için uzay mekiğiyle seyahat etmek gibi

Sevgili "içtenlik"
Neymiş bu uzay mekiğinin önerdiği üretim biçimi, adalet, paylaşım, alt yapı-üst yapı?

Şimdi bu uzay mekiğinin biçimi benim kulaklarım, yüreğim ve vicdanım sevgili Şüpheci Dinsiz
ya da duygularım ve düşüncelerim mi diyelim...

Bireysel fikirlere ve -hislere- saygılı mıyız?

Kimse Beethoven'ı senfoniler duymakla ve başkalarını/kendini bu sesleri duymamakla suçlamadı.
Ama dinlenince bir şeylere karar verilebiliyor; yani iki çerçevenin de geniş ön dinlenmesi gerekir ölçüm için

Bir de ayrıca herkesin kendi fikirleri ve ölçüm araçları var ve olacak. Herkesin kulakları var.
Ben bekleyebilirim-sabırlıyım

Ben bekleyişimin, ölçümün ve duyuşumun yeğinliğinden şüpheli miyim?
Bence ben şüpheli gözükmüyorum, hiç şüphesiz

Bence bu ölçüm denilenleri bekleyelim. fikir denilenleri ve bunu daha çok ölçmüş arkadaşları, başka arkadaşları ve onların ölçümlerini de bekleyelim.
..
Hiç şüphesiz ben duyuşlarımı, duygu düşüncelerimi ve kendi fikirlerimi ortaya atışlardan rahatsız değilim.
Hiç şüphesiz yukarıda söylediğim cümlenin gücünden eminim ve arkasındaki bakış ve onun keskinliğinden. Yani kendi müzik duyuş zevkimden.. Bunu bu anlamda önerebilirim..
Şimdi benim bireysel müzik zevkimi beğenmeyenler, yeterli bulmayanlar hiç dinlemeyebilir
Kötü bir dinleyici olabilirim ben. Eksik dinlemişimdir o halde altı boştur ve
Kendi kulaklarını umursasınlar.
ama parçacıklı notalarla ve ses parçalarıyla o yargının altı dolmaz ne yazık ki...
İki bilgi tabanının bütün ölçümü bunu doldurur.
Ölçen ve gelecekte de ölçecek arkadaşların sabırla fikirlerini bekleyelim.derim.
..
Ölçen ve gelecekte de ölçecek (ikisini de okuyan okumuş okuyacak) arkadaşların sabırla fikirlerini bekleyelim.derim...

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 15:17
Sevgili "ictenlik",
[...]
Şimdi elimizde Kasyopya'nın ve Das Kapital'in bilgi tabanına dair ölçüm araçları olması gerekiyor.
Bu ölçüm aracı (araçlarından biri de) benim gözlemim ve -kendi- fikirlerim (duygularım) ise
Şimdi bu iddia da değil bakın şöyle bir örnek vereyim
[...]

Dönüp dolaşıp aynı yere gelmeyelim. Kuran'dan İncil'den mucize üretenlerin seviyesine düşmeyelim. Bu cümlenin sana-bana-ona göresi yok.

Üretim biçimi, adalet, paylaşım, alt yapı-üst yapı diyorum.
Var mı eldeki taş arabasından daha iyi olduğuna ikna edebileceğiniz somut bir şeyler?

Yoksa (lafı dolandırmak yerine) yok deyin.

"ictenlik"
05-04-2019, 15:58
Sevgili "ictenlik",

Dönüp dolaşıp aynı yere gelmeyelim. Kuran'dan İncil'den mucize üretenlerin seviyesine düşmeyelim. Bu cümlenin sana-bana-ona göresi yok.

Üretim biçimi, adalet, paylaşım, alt yapı-üst yapı diyorum.
Var mı eldeki taş arabasından daha iyi olduğuna ikna edebileceğiniz 'somut' bir şeyler?

Yoksa (lafı dolandırmak yerine) yok deyin.

Yok somut birşeyim yok Sevgili Şüpheci Dinsiz
Ben laf dolandırıyorum bunun yerine koyacak bir şeyim olmadığı ve hiçte olmayacağı için
tamam mı;?
Yok
Saygılar

Ben kendi kanımın gücünden bu konuda şüphe ediyor muyum?
Bence etmiyorum
Bana göre öyle
Somuta göre bilmem
Ben somut bir düzlemde değilim... Kişisel kanımın gücüyle hareket ediyorum.ve bunu diyorum-dedim..
Kişisel kanaat...
Bunu destekleyecek olan da yine kendi kişisel kanaatlerim ve kanım, bireysel vicdan-ım sanırım başka bir şey yok.. Olmayacaktır.
Şimdi subjektif veri isteniyorsa vereyim....

Peki istersensiz -bireysel- inanç diyelim. Ben bu konuda inancımın gücünden/derinliğinden bilişsel gücünden ve keskinliğinden yine şüphe etmiyorum..

Tartışma inanç alanına sürülüyorsa buyrun. Nasıl tartışılacağını bilmiyorum. Açıkça söylemeliyim...

"ictenlik"
05-04-2019, 16:53
Sevgili "ictenlik",
"somut bir şeyler?"


Sevgili Şüpheci Dinsiz;

Somut şeyler ölçümümüze göre somut şeyler verinin kendi.
Yani yine verinin kendini ortaya koyabilirim...
Ön-verili somut bir/taban

Şimdi ölçüm denilen/ney nasıl yapılacaktır? Hangi alandan gözlenecektir? Kime göredir?
Ney nasıl gözlenecektir_?
Ölçülen nedir?

İki ön-verili somut bilgi tabanının birbirine göre ölçümü mü isteniyor?
Bunu kim gözleyecektir_?
Örneğiz siz.
Hepsini ölçmeniz/ölçmemiz gerekiyor.
Ölçenin kendi ölçmesi gerekiyor.

Sonuç.Tahlil...

"ictenlik"
05-04-2019, 17:27
Sevgili Şüpheci Dinsiz;

Somut şeyler ölçümümüze göre somut şeyler verinin kendi.
Yani yine verinin kendini ortaya koyabilirim...
Ön-verili somut bir/taban

Şimdi ölçüm denilen/ney nasıl yapılacaktır? Hangi alandan gözlenecektir? Kime göredir?
Ney nasıl gözlenecektir_?
Ölçülen nedir?

İki ön-verili somut bilgi tabanının birbirine göre ölçümü mü isteniyor?
Bunu kim gözleyecektir_?
Örneğiz siz.
Hepsini ölçmeniz/ölçmemiz gerekiyor.
Ölçenin kendi ölçmesi gerekiyor.

Sonuç.Tahlil...


Sevgili "ictenlik",
"somut bir şeyler?"


Sevgili Şüpheci Dinsiz;

Benim sorabileceğim ya da ekleyebileceğim şu olabilir.
Bu her iki bilgi tabanına da hakim, her ikisini de okumuş ve kişisel ölçütlerle (bilgilenme-bilgilendirme anlamında) her ikisini de ölçmüş, değerlendirmiş (ve bunu sonuçlamış) görüş bildirmek-eklemek-belirtmek, ya da buna bu denilene bu anlamda karşı çıkmak, karşı görüş bildirmek isteyen arkadaşım -bu anlamda- var mı?
Ben bulursam sevineceğim ve onunla bunu -emin olun- çok açık tartışacağım...
O gün için can atıyorum..
Buyrun tartışalım. Buyrun -bunu- tartışalım.
ve siz de bizler de gözleyeceğiz, o gün -öyle bir gün- olursa.
Ki; Umulan da budur. Merak iple çekilen de, benim tarafımda emin olun budur.
O arkadaşın/arkadaşların bizim üstümüze, bizim sözümüzün üstüne neler yazıp söyleyebileceğidir-koyabileceğidir.
Bunu bende merak ediyorum...
Emin olun ben de böylesi bir karşılamayı dört gözle bekliyorum/çekiyorum. Öylesi bir anı ve günü. Böylesi bir ölçmeyi ve tartışmayı.

Bu böyle bir şey olursa, şayet yaşanırsa benim tarafımda, bana göre, söylenmiş sözüm ve onun ölçütü için nitelikli-somut- ölçüttür...

Ben sabırlı, yaşlı ve beklemeyi bilen biriyim... Yaşım da elverirse, yaşam da elverirse cümlelerimi perişan edebilirler gözlerimizin önünde. Hem ben ve cümlem (kurduğum cümle) yerlere seriliriz (havalara uçuruluruz-yerle yeksan ediliriz) burda dört gözlü bir perişanlıkla...
Ne var fena mı,?
bunu bekliyoruz-umuyoruz. umarım...
Ben de bekliyorum o günü dört gözlü bir perişanlıkla....

spartacus
05-04-2019, 17:52
Ben bulursam sevineceğim ve onunla bunu -emin olun- çok açık tartışacağım...
O gün için can atıyorum..
Buyrun tartışalım. Buyrun -bunu- tartışalım.
ve siz de bizler de gözleyeceğiz, o gün -öyle bir gün- olursa.
Ki; Umulan da budur. Merak iple çekilen de, benim tarafımda emin olun budur.
O arkadaşın/arkadaşların bizim üstümüze, bizim sözümüzün üstüne neler yazıp söyleyebileceğidir-koyabileceğidir.
Bunu bende merak ediyorum...
Emin olun ben de böylesi bir karşılamayı dört gözle bekliyorum/çekiyorum. Öylesi bir anı ve günü. Böylesi bir ölçmeyi ve tartışmayı.
Sevgili ictenlik çok denedi-k-m.

İletişimden söz etmene rağmen seninle iletişim kurulamıyor.

Bilmiyorum belki özel bir durumdur, belkide kasyopa'nın anlaşılamazlığı, anlamsızlığı, muğlaklığı, çekici fantastik yönlerinin etkisinde kalmısşın, belkide odaklanamıyorsun, bu sebeple odaksız, muğlak, adına Kasyopya belgeri denen metinler seni etkiliyor. Anlamsızlığına, muğlak, ne yana çekersen o tarafa uzayan laflara, anlam verebilmek, anlam yükleyebilmek ya da anlamı olmayan ama senaryonun sonunu seyircinin yorumuna bırak türden taktikleri de bağlayıcı olabiliyordur.

İletişim derken, daha sözde iletişim kurduklarını iddia etmelerine rağmen, konu nasıl iletişim kurduklarına gelince, şöyle olabilir, böyle olabilir demeye başlıyorlar, yani ne yapsalar da inandırsalar stresine giriyor, handikap'a giriyorlar!

oysa o kadar boş ve basit şeylere değiniyorlar ki(%5), gerisi anlamsız, boş(%95). Laıra bu sektörde tek ve yalnız değil ki, aynı şeyleri kullanan başkaları olduğu gibi, bu sektör yelpazeler içeriyor, laura gibiler Sai baba gibiler vs...

Çok konuşup, hiç bir şey söylememiş olmak.. Abartılacak hiç bir söylemi de yok aslında. Ortada objektif veri yok -ki veriye dair konuştukarını iddia edesiniz! Tahlil yok, analiz yok, tahlil, analiz yapabileceğimiz bir tabanı, yanı da yok. VAAZ(insanlığı kötürümleştiren etkili araçlardan birisidir)!

Ne yapalım ki ne desek boş, zira aşamıyoruz, o sebeple de, 4 gözle bekleyerek kendinize ziyan etmeyin.

Monologu aşamadığımız sürece.

Objektif, nesnel tabandır, yani salt veri demek değildir, etki/tepki tabanı da ve bu etki/tabanının bize ve bizim gözlemimize açık olması da önemli.

Bir hayalet türetmişler ve basbaya diyorlar ki, olmayan gelecekten geldiğini iddia etttiğimiz olmayan modern Zeus, Ra, hayeletlerle hepiniz zaten iletişiyorsunuz! Buna verilebilir tepki, "Hönk!". Her türlü buna benzer cevapları, cambazlık... sıkışabilecekleri durumalr için öncül almak, sıkıştıklarında ise kaçabilecekleri bu tür muğlak, metafizik, iler-tutarı olmayan, tutulamayan lafızlarla geçiştirmek için...

Uzatmanın anlamı yok, zira adına belge dedikleri lafazanlığın iler, tutar bir zemini, odağı yok, çoğunluğu mşitoloji, kurgu, masal tabanı, oradan, buradan, hem öyle hem şöyle-böyle laflamaca.. (Okudum, senin yüklediğin anlamları hiç birimiz yükleyemiyoruz, elimiz de değil, zira ortada olan bu, ortada olan boş, anlamsız bir yığın, içinde ise zaten çoğumuzun bildiği bir kaç soruna değini. İncil de sevin demesi gibi, aynı incilde ise çok daha fazla şiddet ve şiddete teşvik de var... Bir kaç basit cümleye takılmamalı, lafla peynir gemisi yürüseydi,örneğin biz istediğimiz dünyaya çoktan ulaşırdık.)

Bana göre sen kasyopya konusunu anlatamıyor değilsin, Kasyopya denen metinlerin kendisi tutarsız, anlamsız, tabansız ve bir yığın muğlak içeriyor. yani gerçek-reel dünya temeline vurduğumuz an anlatılamıyor.

rasynonel ve irrasyonel farkındalığı da önemli.

Marx, bilimsel yol ve yöntem, gözlem, veri, bulgu, akıl-mantık, felsefik taban, hepimizin irdeleyip, deneyimleyebileceği, gözlemleyebileceğimiz, irdeleyip, sınayabileceğimiz, gündelik, sosyal ilişkilerimiz de dahi iç, içe olduğumuz dünya dahilinde yazdı.

Çıkarımı yaptığın şu mekik, el arabası deyimi, ne yazık ki bahtsız bir ifade olmuş. Kıyaslamak ne kadar doğrudur bilinmez, ama Marx'ın sunduğu rasyonel bir okyanus ise, kasyopya bir damla dahi değil, zaten ne kaynağı var ne de rasyonel. irrasyonel tabana dayalı, 3-5 kişinin oturup subjektif, idealist ve metafizik biçimde, sıkıcı, verimsiz laflamasından ibaret.

"ictenlik"
05-04-2019, 18:32
Sevgili ictenlik çok denedi-k-m.

İletişimden söz etmene rağmen seninle iletişim kurulamıyor.

Bilmiyorum belki özel bir durumdur, belkide kasyopa'nın anlaşılamazlığı, anlamsızlığı, muğlaklığı, çekici fantastik yönlerinin etkisinde kalmısşın, belkide odaklanamıyorsun, bu sebeple odaksız, muğlak, adına Kasyopya belgeri denen metinler seni etkiliyor. Anlamsızlığına, muğlak, ne yana çekersen o tarafa uzayan laflara, anlam verebilmek, anlam yükleyebilmek ya da anlamı olmayan ama senaryonun sonunu seyircinin yorumuna bırak türden taktikleri de bağlayıcı olabiliyordur.

İletişim derken, daha sözde iletişim kurduklarını iddia etmelerine rağmen, konu nasıl iletişim kurduklarına gelince, şöyle olabilir, böyle olabilir demeye başlıyorlar, yani ne yapsalar da inandırsalar stresine giriyor, handikap'a giriyorlar!

oysa o kadar boş ve basit şeylere değiniyorlar ki(%5), gerisi anlamsız, boş(%95). Laıra bu sektörde tek ve yalnız değil ki, aynı şeyleri kullanan başkaları olduğu gibi, bu sektör yelpazeler içeriyor, laura gibiler Sai baba gibiler vs...

Çok konuşup, hiç bir şey söylememiş olmak.. Abartılacak hiç bir söylemi de yok aslında. Ortada objektif veri yok -ki veriye dair konuştukarını iddia edesiniz! Tahlil yok, analiz yok, tahlil, analiz yapabileceğimiz bir tabanı, yanı da yok. VAAZ(insanlığı kötürümleştiren etkili araçlardan birisidir)!

Ne yapalım ki ne desek boş, zira aşamıyoruz, o sebeple de, 4 gözle bekleyerek kendinize ziyan etmeyin.

Monologu aşamadığımız sürece.

Objektif, nesnel tabandır, yani salt veri demek değildir, etki/tepki tabanı da ve bu etki/tabanının bize ve bizim gözlemimize açık olması da önemli.

Bir hayalet türetmişler ve basbaya diyorlar ki, olmayan gelecekten geldiğini iddia etttiğimiz olmayan modern Zeus, Ra, hayeletlerle hepiniz zaten iletişiyorsunuz! Buna verilebilir tepki, "Hönk!". Her türlü buna benzer cevapları, cambazlık... sıkışabilecekleri durumalr için öncül almak, sıkıştıklarında ise kaçabilecekleri bu tür muğlak, metafizik, iler-tutarı olmayan, tutulamayan lafızlarla geçiştirmek için...

Uzatmanın anlamı yok, zira adına belge dedikleri lafazanlığın iler, tutar bir zemini, odağı yok, çoğunluğu mşitoloji, kurgu, masal tabanı, oradan, buradan, hem öyle hem şöyle-böyle laflamaca.. (Okudum, senin yüklediğin anlamları hiç birimiz yükleyemiyoruz, elimiz de değil, zira ortada olan bu, ortada olan boş, anlamsız bir yığın, içinde ise zaten çoğumuzun bildiği bir kaç soruna değini. İncil de sevin demesi gibi, aynı incilde ise çok daha fazla şiddet ve şiddete teşvik de var... Bir kaç basit cümleye takılmamalı, lafla peynir gemisi yürüseydi,örneğin biz istediğimiz dünyaya çoktan ulaşırdık.)

Bana göre sen kasyopya konusunu anlatamıyor değilsin, Kasyopya denen metinlerin kendisi tutarsız, anlamsız, tabansız ve bir yığın muğlak içeriyor. yani gerçek-reel dünya temeline vurduğumuz an anlatılamıyor.

rasynonel ve irrasyonel farkındalığı da önemli.

Marx, bilimsel yol ve yöntem, gözlem, veri, bulgu, akıl-mantık, felsefik taban, hepimizin irdeleyip, deneyimleyebileceği, gözlemleyebileceğimiz, irdeleyip, sınayabileceğimiz, gündelik, sosyal ilişkilerimiz de dahi iç, içe olduğumuz dünya dahilinde yazdı.


Sevgili spartacus;

Bakın inanın ne deneceğini bilmiyorum
Yanıt verme üzerine düşündüm ancak ne deneceğini bilmiyorum
Kafamda bir yanıt birleştiremedim demeliyim
Okudum paylaştım demeliyim.

Sevgili ictenlik çok denedi-k-m.

(Okudum, senin yüklediğin anlamları hiç birimiz yükleyemiyoruz, elimiz de değil,

Bakın bunu çok net anlıyorum

Söylenenleri anlıyorum, paylaşıyorum, paylaşmayı deniyorum..


Çıkarımı yaptığın şu mekik, el arabası deyimi, ne yazık ki bahtsız bir ifade olmuş. .

Öyle olsun bakalım.
İfadenin bahtı mı?
Bakalım?
Benim için farketmiyor keşke Marks'ı da herkes okusa bilse-bilgilense değil mi?

Şimdi ifade/ifade-m bahtsızsa tam benim yazdığım cendereye girsin çıksın ,ordan süzülsün ve ordan yeni yorum çıktısını da varsa izleyelim derim.
İfadenin benim kullandığım ölçütlerdeki -yeni- yorumsal bahtını bende merak etmiyor değilim açıkçası

Şimdi bir gün gelir kılıç kalkan yerine elimize barut verilir... Bunu tarih yapar..
Şimdi belki elimizdeki alınır ve çıplak dövüş istenir
Belki kavgasızlık birlikte yaşamak en güzelidir.
Tutunduklarımız var. Yol, yöntem, silah, savaş araçlarımız var.

Ben bir çatışkı sunmalıydım/önermeliydim..
Şunu gözardı edemem. Kasyopya bana -büyükçe- öğretmiştir. Bu bağımsız bir öğrenimdir. İpotekli değildir. Ben tarikat inanç çemberinde değilim, özgürüm fikirlerim de özgür kimse aşılamıyor. Laura denileni bir kimlik olarak yarı umursamıyorum bile.
Oradan ben bir kast çemberinde mi görünüyorum?

Ya siz görünüyorsanız?
Burdan? tam burdan?
Karanlık umarsız ya da belirsiz bir kast çemberinde ya da bi belirsizlik umarsızlık kastı çemberi
ve tam ben bundan birlikte özgürleşmek için bunları ...
yazarken düşünüyorum
hala ben kimim neyim nerdeyim ne-ler oluyor_?

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 18:34
Sevgili "içtenlik",

"Bilgi tabanı" kavramını biraz açalım ki doğru kullanıp kullanmadığımız ortaya çıksın.

Bilgi tabanı (Knowledge base) çok kullanıcılı bir sistemde, kullanıcıların belirli hareketleri bu veri sistemine kayıt etmesi, böylece veri biriktirmesidir.

Örneğin, banka şubelerinin hesap sahipleri adına yaptığı işlemler, hesap sahiplerinin tüketim noktalarında yaptığı harcamalar bu veri sistemine akar. Sonra raporlanır filan. Banka özelinde tüm veriler (yazılım-donanım hataları, dolandırıcılıklar, hacker saldırıları gibileri istisna) gerçektir. Bu sistem "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak eder.

Örneğin bizim forum, üyelerin mesajlarının biriktirildiği bir sistemdir. Forum özelinde, üyenin o mesajı filan tarihte attığı gerçektir, ama üyenin yazdığı yazı doğru olmayabilir. Bu sistem "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak etmez.

Bu lüzumsuz bilgilerden sonra Kasyopya celselerini değerlendirelim;
Celselerin metinlerinin biriktirildiği bir sistemdir. Celse metinlerinin filan tarihte girildiği gerçektir, ama metinlerin içeriği doğru olmayabilir. Bu sistem de "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak etmez.

Şimdi;
Bir elimizde çok somut çözümlemelere sahip Das Kapital ve ardılı külliyat var, diğer elimizde Kasyopya celseleri var.
Siz ikisine de "bilgi tabanı" diyorsunuz, Kasyopya celseleri için uzay mekiği, Das Kapital için taştan araba diyorsunuz.
Kasyopya metinlerinden ortaya somut bir şey de koyamıyorsunuz.

Hakikaten anlayamıyorum.
Kasyopyanın birkaç cümlesinden esinlenmiş olabilirsiniz. Ancak, bu onu bilgi tabanı yapmaz.
Kasyopya metinlerini hangi geçerli gerekçeyle-gerekçelerle Das Kapital'le karşılaştırıyorsunuz?

--/--

Amacım fanatikçe Das Kapital'i savunmak değil, elbette zaman içinde insan aklı yaşamdaki diyalektiğin sürüklediği yeni durumlara-sorunlara yeni çözümlemeleri de üretecektir, üretmektedir, üretmek zorundadır. Bu ciddi-veriye dayalı bir iştir.

"ictenlik"
05-04-2019, 18:49
Sevgili "içtenlik",

"Bilgi tabanı" kavramını biraz açalım ki doğru kullanıp kullanmadığımız ortaya çıksın.

Bilgi tabanı (Knowledge base) çok kullanıcılı bir sistemde, kullanıcıların belirli hareketleri bu veri sistemine kayıt etmesi, böylece veri biriktirmesidir.

Örneğin, banka şubelerinin hesap sahipleri adına yaptığı işlemler, hesap sahiplerinin tüketim noktalarında yaptığı harcamalar bu veri sistemine akar. Sonra raporlanır filan. Banka özelinde tüm veriler (yazılım-donanım hataları, dolandırıcılıklar, hacker saldırıları gibileri istisna) gerçektir. Bu sistem "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak eder.

Örneğin bizim forum, üyelerin mesajlarının biriktirildiği bir sistemdir. Forum özelinde, üyenin o mesajı filan tarihte attığı gerçektir, ama üyenin yazdığı yazı doğru olmayabilir. Bu sistem "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak etmez.

Bu lüzumsuz bilgilerden sonra Kasyopya celselerini değerlendirelim;
Celselerin metinlerinin biriktirildiği bir sistemdir. Celse metinlerinin filan tarihte girildiği gerçektir, ama metinlerin içeriği doğru olmayabilir. Bu sistem de "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak etmez.

Şimdi;
Bir elimizde çok somut çözümlemelere sahip Das Kapital ve ardılı külliyat var, diğer elimizde Kasyopya celseleri var.
Siz ikisine de "bilgi tabanı" diyorsunuz, Kasyopya celseleri için uzay mekiği, Das Kapital için taştan araba diyorsunuz.
Kasyopya metinlerinden ortaya somut bir şey de koyamıyorsunuz.

Hakikaten anlayamıyorum.
Kasyopyanın birkaç cümlesinden esinlenmiş olabilirsiniz. Ancak, bu onu bilgi tabanı yapmaz.
Kasyopya metinlerini hangi geçerli gerekçeyle-gerekçelerle Das Kapital'le karşılaştırıyorsunuz?

--/--

Amacım fanatikçe Das Kapital'i savunmak değil, elbette zaman içinde insan aklı yaşamdaki diyalektiğin sürüklediği yeni durumlara-sorunlara yeni çözümlemeleri de üretecektir, üretmektedir, üretmek zorundadır. Bu ciddi-veriye dayalı bir iştir.

SEvgili Şüpehci Dinsiz;

Şimdi ben öğrendim, o kaynaktan öğrendim inkar su götüremez biçimde ve derinlikte akla hayale gelmez-gelmeyecek sığamayacak şekilde bilgi edindim.
Şimdi bunu yalan mı söyleyeyim yahu? yadsıyayım mı?
Kendimi kaldırıp atayım mı?. Varımı yok mu sayayım
Aklımı mı çöpe atayım. Kendimi vicdanı mı? Size uymuyor diye yalan mı söyleyeyim?
Benden istenen nedir?
Sorgulanan nedir?
Benden istenen -değerlendirme- nedir?
Bu ölçümü ben kendim yapıyorum kendimi gözleyerek
Size ne önerebilirim?

Doğru cümleyi siz bana siz kurun söyleyin önerin o halde

Kasyopya bana yaşam boyu okuduğum hiç bir şeyin öğretmediği kadar öğretmiştir.
Akla hayale gelmeyecek düzeydedir. Bilgi tabanıdır. Yenilikçidir.
Ummazdım. Böyle bir şeyi ben de ummazdım.. Bilemezdim. Varsaymazdım

Kasyopya dan bölümlemeler bölmek Kasyopyanın bölümlemeleri değildir.
Kasyopyayı bölmeyeceğim, bölemeyeceğim, bölemiyorum, denedim, defalarca söyledim tartışmayı savurur, parçalı bir alanda (konuyu) böler sindirir-çatıştırır...
Açık yürekliyim bunu ben biliyorum

Bütünüyle geniş zaman ayrılıp çalışmaksızın (uzun yıllar sosyal gözlemle desteklenmesizin) konu bağsızdır tabanında- zemininde değildir. Tartışma zeminine uymaz

Benim bildiğim söyleyebileceğim budur.

Kasyopyadan Kasyopya parçası kopararak getirerek-alarak Kasyopya anlatamam, açamam.
Bütünüyle bir bilgi tabanıdır.
Kaldı ki; Su değil ki böleyim keseyim her yeri ayrı

Okuyanda bütün okusun okumayan da bütün okumasın denmeli benim sözüm budur.
Yarısına bakarak bütünü göremezsin. Fil tarifi olur.
Yarım yamalak işle yarım yamalak olur herşey benim bilgim bu arkadaş.
Parça bölük seçikle parça bölük olur herşey.
Her yerinin eşsiz parçasını mı bulayım getireyim alayım bunun

Metnin kendi somut diyebiliyorum arkadaşım.
Parçaları somut kendi değil ya da somut bütünü vermiyor içermiyor,
Parçalı parça bütüne dair bütünlük içermiyor. Kopma içeriyor. Kopmada bütün yok. Bütünü tarif etmiyor. Yetersiz.

Bütünün bütün oluşunun koparılmış halini mi istiyorsunuz.
Bütünün bütün oluşunun parçalı görünümünü/görüntüsünü mü istiyorsunuz?
Somut parça -kendi bütün.
Her yandan/yanından parça toplamalıyım somutlaştırmalıyım o da eşit değil birbirine. Tamam değil-bütün değil. Eksik kalır. Eksik kalırsa eksik olur eksik veririm. İstenen somutta eksik olur. Bir kere verilen söze denk değil parça. Söze uyan, sınamayı denkleyen parçalı veri yok ya da olmaz..
Bütün parçadır.

"ictenlik"
05-04-2019, 19:49
Sevgili Şüpheci Dinsiz

Şimdi bu yazılanların hepsi bana okumama dolayısıyla süreci olayı bilmeme üzerinden referanslanıyor bakın.
Bir kere benimle eşit şartlarda değilsiniz bakın. Gücünüze gitmesin. Zorunuza ağırınıza gitmesin foruma derdimi yazdım açtım getirebilirim ben.
Celseleri okumuş -bilen- gözlemci karşıt yok. Algının sınırlarını zorluyorum artık dil mi araç referans değil
Bu haliyle üzerime gelmeyin derim.
Matematikten mi temel mantıktan mı kuşkumuz var?
Bilimden akıldan mı vicdandan mı insanlıktan mı şüphe ediyoruz?


Kasyopya metinlerini hangi geçerli gerekçeyle-gerekçelerle Das Kapital'le karşılaştırıyorsunuz?
.

Okumam gerekçesiyle arkadaşım. Daha ileri gidersek bilmem gerekçesiyle:..
Sizinde bilmeniz, bilgilenmeniz gerekeceğini düşünmem gerekçesiyle
Şimdi bir de gerekçe geçerliliği sınavı mı?
Gerekçeler metnin içinde ve dışında-her yerde...
Sonsuz gerekçe.
Subjektif
Yeterlilik sağlanamaz
Kanıt sağlanamaz
'Kişisel gerekçeler subjektif kümesi' ve o kümedeki sonsuz eleman ve bağlam .Bütün yaşam bağlamı koridoru ,-hepsi herşey
Çekilen her acı bir gerekçe
Yaşanan her gün bir gerekçe
^
Yaşanan, dayanılan, direnilen, uğruna sabah edilen her gün bir gerekçe
Aç susuz perişan dilençli/dilençsiz günler bir gerekçe


Bu lüzumsuz bilgilerden sonra Kasyopya celselerini değerlendirelim;
Celselerin metinlerinin biriktirildiği bir sistemdir. Celse metinlerinin filan tarihte girildiği gerçektir, ama metinlerin içeriği doğru olmayabilir. Bu sistem de "bilgi tabanı" olarak nitelendirilmeyi hak etmez.
.

Şimdi sadece doğru bilgiler doğrudur gerçektir ya da bilgidir. bu biraz afaki değil mi_?

Bilginin evrensel objektif genel geçer bir tanımını getirmemiz gerekecek
Neye bilgi denip neye bilgi denmeyeceği konusunda
Şu aşamada bile ama madem o halde

Bilgi tabanı denmesi önemsizse başka bir ad bulalım. Ya da bana göre ,kişisel kanaate ve subjektife göre kişisel bilgi tabanıdır.
Bu da işimize gelmiyorsa bana bilgi tabanı dedirtmek istemiyorsanız belirtin lütfen ben uygun bir başka ad bulur, takar, kılıf uydururum..


Hakikaten anlayamıyorum.


Ben hakikaten sizi/sizleri anlayamıyorum. Aynı dünyada ve evrende miyiz? İnandığınız savunduğunuz hakikatler doğrular neler? Var mı? Ne uğruna yaşıyorsunuz? Neye değer veriyorsunuz;_? Bir şeyi umursuyor musunuz;_?

Bilgiye inanç var mı? Saygı var mı? güvenç var mı?
Bakın cevabınız evetse aynı yoldayız
Kusursuz bir referans bu emin olun zaman var

Ben inandığım gerçekleri savunurum-kopmam kolay kolay
Satmam
Ben inandığım gerçekleri satmam. Doğrularımı satmam
7 yılda döner 70 yılda döner yol arar bulur söylerim
Bugün bunları burda savundurmayacaksak adı "içtenlik" olmayan bir başkası başka tarihte -bir yerde/yerlerde- yazıyor.
Açık açık söyleyelim mi?


Bir elimizde çok somut çözümlemelere sahip Das Kapital ve ardılı külliyat var, diğer elimizde Kasyopya celseleri var.
Siz ikisine de "bilgi tabanı" diyorsunuz, Kasyopya celseleri için uzay mekiği, Das Kapital için taştan araba diyorsunuz.
Kasyopya metinlerinden ortaya somut bir şey de koyamıyorsunuz.

Hakikaten anlayamıyorum.


Hakkaten bir insanın bir insanı dinleme yeteneği üzerine ve algılama yeteneği üzerine ve tutsaklık (ve beka insanın da bekası denen/denenler) üzerine yoğun düşüncedeyim

Şüpheci Dinsiz
05-04-2019, 20:53
Sevgili "içtenlik",

Bir şey anlatmadınız, açıklamadınız. Kendi kanaatlerinizin-inançlarınızın bilgi olduğunu söyleyip, Kasyopya metinlerine harcamış olduğunuz 7 yıllık zamanı, uykusuz geçen gecelerinizi de buna dayanak yaptınız.

Bilgi'den aynı şeyi anlamadığımızı iyice anladım. Bilgi olarak nitelendirilen veri, kişilerden bağımsız olarak ortadadır, kişilerden bağımsız olarak denenebilirlik, doğrulanabilirlik, yanlışlanabilirlik vasfı taşır. Oysa sizin bilgi olarak nitelendirdiğiniz veri, sizden bağımsız olarak ortada olamıyor, doğrulanabilirlik-yanlışlanabilirlik vasfı taşımıyor.

7-70 yıl doğruyu söyleme-kararından dönmeme gibi hamasi cümlelerinizi bir kenara bırakırsak,
70 yıl da geçse, 1400-2000-2600 küsur yıl da geçse çöp veri çöp veridir.

Söyleyeceklerim bitti. Bundan sonrası kendini tekrar etmek olur.
Bu başlığa ve Kasyopya ile ilgili başka başlıklara mesaj yazmayacağım.

Sevgiler

"ictenlik"
05-04-2019, 21:23
Sevgili "içtenlik",

Bir şey anlatmadınız, açıklamadınız. Kendi kanaatlerinizin-inançlarınızın bilgi olduğunu söyleyip, Kasyopya metinlerine harcamış olduğunuz 7 yıllık zamanı, uykusuz geçen gecelerinizi de buna dayanak yaptınız.

Bilgi'den aynı şeyi anlamadığımızı iyice anladım. Bilgi olarak nitelendirilen veri, kişilerden bağımsız olarak ortadadır, kişilerden bağımsız olarak denenebilirlik, doğrulanabilirlik, yanlışlanabilirlik vasfı taşır. Oysa sizin bilgi olarak nitelendirdiğiniz veri, sizden bağımsız olarak ortada olamıyor, doğrulanabilirlik-yanlışlanabilirlik vasfı taşımıyor.

7-70 yıl doğruyu söyleme-kararından dönmeme gibi hamasi cümlelerinizi bir kenara bırakırsak,
70 yıl da geçse, 1400-2000-2600 küsur yıl da geçse çöp veri çöp veridir.

Söyleyeceklerim bitti. Bundan sonrası kendini tekrar etmek olur.
Bu başlığa ve Kasyopya ile ilgili başka başlıklara mesaj yazmayacağım.

Sevgiler

Sevgili Şüpheci Dinsiz,

ÇÖP=Çok önemli pelge, pilgi (kısaltma)
Bunu ateistforuma yazdığım günü/anı hatırlıyorum.
Bir arkadaş bunu demişti. Şimdi ne yapıyor acaba? Ben o foruma ne zaman yolum düşse çöpten bir şeyler üretebilmeyi başaranların anısına bir kaç şey yazarım hala.
ve ben o foruma 40 yıl sonrada yolum düşse susup söylemediklerim ya da söyletilmeyenlere ilişkin bekleyişim ve direncim (ya da serbest bir durumda yazabileceklerim) sanırım değişmeyecek.

Beni/bizi -kendi sesini- duymayanların anısına

Yaşatılanlar -basit/fasit bir- dejavudur.
Geri devrilmeyen zaman ileri evrilir mi?

Bu da sevgili evrensel'le iletişimimizden bir anı

Bir yerde "objektif olmak" ta empati duymaktir.

Copun onemini, Isvec Norvec'ten cop satin alarak gosterdi.

Yani kendi coplerini her turlu donusum icin kullanip bitirmisti.

Insanoglunun bir bir olarak birler temelinde birbirini algilamasi ancak birey bilinci ve her bir bireyin, her bir bireyi onun her turlu degeri ile kabullenebilmesi yani farklari birlestirebilmesi ve bunu da zinciri olusturan halkalar olarak algilayabilmesi ile mumkundur.

Cok seslilik ya "bas agritir"
Ya da "biribirini tamamlar"
Iste ancak ikinci algi kucaklayicidir.


ve Kasyopya der ki;

S: (L) Duygusal tuzağa yakalanmayan bir kişinin karakteristiğinin ne olabileceğini söyleyebilir misiniz?
C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet.

C: Matematik büyük birleştiricidir.

Sevgili "içtenlik",
70 yıl da geçse, 1400-2000-2600 küsur yıl da geçse çöp veri çöp veridir.

Şimdi ben soruyorum hakkaten bilmediğin, okumadığın, hakkında hiçbir fikrin olmayan bir şey hakkında böyle bir şeyi nasıl yazabiliyorsun?

7 yılını çöple, çöp veriyle geçirmiş bir adam var karşınızda beyler umursamayın çöp öğütücüdür..

Ve bir çöple/çöp verinin verdiği ivmeyle .... susuyor hala...

ve Belki de İsveçlilerle şansımızı denemeliyiz...

E Sevgiler

spartacus
05-04-2019, 22:26
Sevgili ictenlik

Kasyopya olarak okuduğunuz metinlere, hiç bir biçimde kendi duygu, yüklenimlerinizi yapmadan yalın olarak bakabilriz misiniz?

İlla özgürlk, aşk, kölelik adına imgelerle dolu metinler araıyorsam, Nazım Hikmet'i okuyablirim.

Öncelikle;
Basitçe;

3. Boyut, 7. Boyutta olmak bunlar safsata, cambazlık edebiyatının gizemli ilizyonları. defalarca dile getirdik, yani bu szde belgeler bizim için daha başından battı, temel çürük.

Korkut, umutlandır, eklentiye düşür, kitleleri kendine bağımlı hale getir, kendini sığınacak liman, KURTULUŞA götürecek haline getir(kurtarıcı, isa), bu taktik bilinen en basit, en bayağı taktik oysa. Heleki kahinler, falcılar için, ekmek kapısı.

Mesela kiliseler de aynı yolları kullanıyor, hatta Türkiye kiliselerinin web siteleri var, Kasyopya ile aynı yol, yöntem, çeşitli siteler açıp, efendim İsa'nın sevgi olduğunu, birliktelik olduğunu vs söylüyorlar, ama "Tanrının sevgili kulu ya da günah sahibi olanların, günahlarının bedelinin ölüm olduğunu da söyleyen aynı İncil ama günahsız olana ise sonsuz HAYAT VAAD ediyor" Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan çelişki... Çok istersen site ismini verebilirim. Gir oh, tamamen metafizik, manevi, duygu sömrüsü, basit taktiklerle insanlar kısa sürede etkileyip, bağlama yönetmeleriyle dolu, tipik AFYON, UYUŞTURUCU yöntemleri.

Öncelikle altın kural olarak belirtmeliyim ki, hayali, salt sujektif, zihni, objektif bir temeli olmayan vaaz ve vaadler görüyorsanız, oldata gelmeyin ya da vaktinizi tüketmeyin, bilin ki, siz onlara göre okyanusta balıksınız ve attıkları ise oltadır. yemleri ise sizin çaresizlikleriniz, hayatın zorluklarınca mağdurluğunuz, beklenti, hayal, umutlarınız, kurtulmak istenciniz, inançlarınız(zanalrınız, kuruntularınız), ölümünüz, doğumunuz, sevinciniz, üzüntünüz...

Bir kez bizim yazılarımızı, olduğu gibi, yalın okuyup, ilgili-alakalı ele alamaz mısın?

Bilgi, özne-nesne ilişkisinde elde edilen verinin(etki/tepki de elde edilen şiddet/frekans) yorumudur, veri bilgi değildir, bilgi yorumlandığında ortaya çıkar, yorumlanan ise, etki/tepkinin şiddet/frekans skalasıdır. Öyle her ortalıkta dolaşan kuruntu, fantazi, ilizyon, lakırtı, lafazanlık bilgi değildir. Bilgi için, nesnel etkileşim, tepkime şarttır.. Ama bir yorumlayıcı, deposuna semboli olarak kodladığı frekans temsillerini, karıştırıp, fizik dışı bağıntılar kurarak(ki bilinç-altı kolayca yapar bunu) bir dolu kurgu, senaryo, türetim, üfürükte bulunabilir, yani karıştırı, harmanlar, çorba edebilir.

Bilginin dışında ya da yalıtmış düşüncenin esası kurgu, kuruntu(delision)-zan, zanın kullanımında ise amaç, maddi, manevi çıkarlardır ve insanları bir biçimde potaya almak, balık gibi yakalamak namına en çok siyaset ve din, falcılık alanlarında afyon, uyuşturucu olarak kullanılırlar ve bu tür şebekeler, olta atmaz, AĞ ATAR. Aslında hipnoz yönetimidir ve gerçekten hipnozun asıl temeli,tanılayanı budur, insanı zihin temelli afyonlamak.

Elimden geldiğince kısa yazmaya çalışıyorum;

Reptilian, Andromeda konseyi, konsey ile 1993 yılında görüştüğünü öne süren şarlatan Tolec, ardınca bir dolu Yüzüklerin Efendisi senaryoları bakınız tümü de birer masal, aldatmaca, ilizyon ve bağımlılık, kulluk, sömürü...

Anlatamıyorum zira Kasyopa Belgeleri denen o sıkıcı, boş lafazanlıkları pasaj, pasaj ele almak gerekiyor, gereksiz vakit kayıbı, kir... O kadar boş ve muğlak, okuyucu ile dalga geçen, niteliksiz yapısı var ki, elde verid e yok, birisinin uyanık sayıklamalrı gibi, gel de anlat, izah et, sorgula...

21. Yüzyılda, antik çağ mitolojisinin, sömürü, maddi, manevi güç olarak kullanılmasına tanık olduğumuz örneklerden, kendi dışındakilere de, yani rakiplerine yalan-yanlış diyenlerden sadece birisi diyor ve bitiriyorum.

Efendim "koşulsuz sevgi" imiş, koşulsuz şu ya da bu imiş, koşulsuz hiç bir şey olmaz, burada sorun salt öznel değil nesnel tabanlıdır da. Düpedüz beni kandırmaya çalışan laurayı sevmeli miyim? Sevgi, gücen gibi konular, söylemekle olmaz, insan sevgive güveni ancak hak ederek elde edebilir. İşte basit bir koşul.. Herkesi sevip, herkese güvenemeyiz, bu bizim irademizle ilgili değil, doğa, yaşadığımız koşullarla ilgili. Salt insan da değil, canlılar birbirine koşulsuz güvenemeyceği gibi, koşulsuz da sevemez.. örneğin koyunalra, hepimiz biriz, birbirnizi sevin, güvenin dememizle, koyun, kurt sürülerinin ortasında öylece çırılçıplak yatamaz.

Uzaysallaşıralabilir boyut yok,sözde ruhani yoğunluklarımız tümü de bunların ve evvel ve güncel masal-çağdaşlarının uydurması. Kir, yalan, yanlış, üfürük, aleni cehalet sömürüsü, umut, çaresizlik, yalnızlık, mahrumiyetler tacirliği, statükoya tersinden adaptasyon, ne ararsan var, ama ne yazık ki bol bol, süsl laf, uyştucu sloganalrı var, ama BİLGİ YOK! İrade yok, örneğin slogana bakınız, "hepimiz biriz?", eyvallah bende bir iradem var sanıyordum(bunu bir genel gruba ait olmak temelinde söylemiyorlar, yani ne bileyim hepimiz insanız vb gibi değil, kelimenin salt anlamıyla söylüyorlar, bildik kuantum, metafizik istirmarı, mantık dışılık, safsata, cehalet gırla birbirine ulanıyor)...

Gün geçtikçe, ki başlığa yazmaya çalışıyorum, en kaba, en zavallı idealist yola yöneliyorlar, tipik berkeleyciliğe. yani "sen beden değilsin, beden senin içinde", "sen yoksun, hiç bir şey var değil" haliyle sorunda yok irade de, "evren zihinlerinizin yansıması, kurgusudur" vs.. türünde, ve "kimim, ben neyim, ben var mıyım" türüne giden kuruntular(deusion) taktik olarak kullanılıyor, pompalanıyor, sonuçları ise 21. yüzyılda bilim ve bilinç, benim adıma endişe verici! Aşağıda bir örnek mevcut.
Örnek;
https://baskalarinahizmet.com/default.asp?CAT_ID=20

https://baskalarinahizmet.com/forum.asp?FORUM_ID=5

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1575

Ekmek sorunu yok, özgürlük sorunu yok, bilim yok, baştan aşağı sözde-bilim istismarı kurbanarıyla dolu... gündelik yaşama dair sorunlar yok, bilim-felsefe, mantık yok, irdeleme yok, irdeleyebilecek birikim-taban yok, olanıd a alınıyor, bütün sorunlar zihinsel, ruhani(!), kuruntu, fantastik, apokaliptik, korku, kurtuluş, şantaj, kavram kargaşı, zavallı, ŞAŞKIN insanlar - Bunda Laura gibilerin payı o kadar büyük ve etkili ki.. ne yapsak bunların tabiriyle yola çıkıp, kurtuluş için beyinlerimize afyon mu şırınga etsek(hem onalra göre bir beyine sahip miyiz ki?)?. Farkındalık yetilerimizi köreltebilirlerse ya da köreltebilirsek bunu başarmış olacağız, ama ne yazık ki doğa, gerçek dünya ile çelişiyoruz, ekmek yemeliyiz, susuyoruz, bir dolu ihtiyaçlarımız var, bütün varlığımız, bilgimiz, bilincimiz, etki/tepki yan temelde çatışma, zıtlaşma, tepkimelerle anlam kazanıyor, bizi, biz yapıyor. bir türlü masalcının anlattığı, Alice harikalar diyarında olamıyoruz ve etki/tepkiyi yoskadığımız an bizden geriye eser de kalmıyor...

"ictenlik"
05-04-2019, 22:48
Sevgili ictenlik

Kasyopya olarak okuduğunuz metinlere, hiç bir biçimde kendi duygu, yüklenimlerinizi yapmadan yalın olarak bakabilriz misiniz?


Sevgili spartacus

Baktım bunu ama okuma dönemlerinde.
Şimdi tabi bunu, bunun üzerinden yıllar geçmiş
Yani kesin bir kanı oluşmuş net
Şimdi buradaki soru bile benim neredeyse 10 yıl önceki duygusal zihinsel durumumu ,yani onun/bunun yapılmış biçimini ve yerini hedef alıyor
Bunun üstünden çok sular akmış..

Bu çok kabaca açıklayalım bir kez Tanrıdan kurtulduğunuzda /;(akılda yendiğinizde) artık Tanrı olmadığına emin olursunuz
Kanı kuvveti için bunu veriyorum

Diğer taraftan ben geçmiş bir postta da açıkladım
Defalarca kez bu metni kaldırıp attım, gülüp geçtim, başka şey sandım

----

Sevgili ictenlik


Bakarken de söylemlerin, yerindeliği, geçerliliği, gerçekliği, bilime-akla yatkınlığı(rasyonelliği), apokaliptik taktiklerini görerek, modern İsa'yı nasıl, ne tür mitolojiler üreterek tekrar etmeye çalıştıklarını, öteden beridir, daha başından veridir, bu yolla gelir etme etme telaşlarını, dayandıkları tabanın hayali olmasını görmeye çalışarak...



Zaten başlangıçta böyle okuyorsunuz
Ben önkoşullu okumadım
İknalı verili okumadım
Hatta yazmıştım uzaylı verisi felan sanıyordum ne olduğunu blimyorum
Absürt bir tutanak
İnterntte bulumuş ne olduğu bilinmeyen şey
Suç işleyen çocuk gibi
Tuhaf bir durumdu



Mesela kiliseler de aynı yolları kullanıyor, hatta Türkiye kiliselerinin web siteleri var, Kasyopya ile aynı yol, yöntem, çeşitli siteler açıp, efendim İsa'nın sevgi olduğunu, birliktelik olduğunu vs söylüyorlar, ama "Tanrının sevgili kulu ya da günah sahibi olanların, günahlarının bedelinin ölüm olduğunu da söyleyen aynı İncil ama ginahsız olana ise sonsuz HAYAT VAAD ediyor" Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan çelişki... Çok istersen site ismini verebilirim. Gir oh, tamamen metafizik, manevi, duygu sömrüsü, basit taktiklerle insanlar kısa sürede etkileyip, bağlama yönetmeleriyle dolu, tipik AFYON, UYUŞTURUCU yöntemleri.

Peki ben neden onların peşinde değilim sence?
Ya da böyle bir anlayışla buraya biri geldi de ben ne tepki verdim sence?
Ya da nasıl bir bilgilendirmede, yönlendirmede bulundum?


Bir kez bizim yazılarımızı, olduğu gibi, yalın okuyup, ilgili-alakalı ele alamaz mısın?



Ben aynı şeyi size sorabilir ve tam olarak aynısını size iletebilirim. Benim yazdıklarım için

Emin olun ben tam onu yapıyorum, onun üstündeyim ve tam aynı frekansın benim için de, benim yazdıklarım içinde yakalanmasını umarak tabi

Sizce benim tarafımda ben yazılarımın olduğu gibi ele alındığını düşünüyor muyum?

Sevgili ictenlik
haliyle kişiler kısa sürede irdeleyebilmenin araçlarından, yollarından mahrum bırakılmış oluyor.

Şimdi yazdıklarınızın yazılanların hepsini ben tek tek satır satır tabi ki okuyorum.

spartacus
05-04-2019, 23:09
Zaten başlangıçta böyle okuyorsunuz
Ben önkoşullu okumadım
İknalı verili okumadım
Hatta yazmıştım uzaylı verisi felan sanıyordum ne olduğunu blimyorum
Absürt bir tutanak
İnterntte bulumuş ne olduğu bilinmeyen şey
Suç işleyen çocuk gibi
Tuhaf bir durumdu

Evet, gizemliydi, çekiciydi,çünkü nesnel dünya dışında hayali çağrışımalra, bilinç altına(hipnoza) sesleniyordu... Okudum ön koşullu da okumam, bu bana ve okuma emeğime ziyan olur, hiç bir metine ön koşullu yaklaşamam. ama ne yazık ki değerlendirebilmişim, bir aldatmaca, kandırmaca, sömürü, iradesizleştirme kapısı, soysuzlaştırılmış haliyle tarikat-lar.. defalarca anlttım, yukarıdaki yazımda dahi nasıl yol, yöntem taktik izleyerek yaptıklarını anlattım, bariz açık. Neden ön koşullu olayım ki, okuduğumu anlayabiliyorum, kaç kez pasaj aktardım. binlerce boş, aldatıcı, insanları afyonlayan, düzemece satır okudum, siz ise ne yazık ki hala önkabul ve koşulsuz kabullenme sorununu aşamamışsınız, bunu testip edebiliyorum, elimde değil, benim riadem de değil demekle yetineyim.

O halde, bir kezde bizim yazılarımıza ön koşullu bakmamayı deneyin. Biz ön koşullu değiliz, say ki, gerçeği gördük ve size izah edemiyoruz, bir İsacıya anlatamadığımız gibi(örnek için üzgünüm ama başka türlüsü aklıma gelmiyor).

Peki ben neden onların peşinde değilim sence?
Ya da böyle bir anlayışla buraya biri geldi de ben ne tepki verdim sence?
Ya da nasıl bir bilgilendirmede, yönlendirmede bulundum?
Peşindesiniz, illa kilise olması gerekmiyor, new age, yani yeni nesil ve çok daha aldatıcı olanların...

Mitolojik-apokaliptik senaryo-masallar-> önce korkt sonra kurtuluş için tarikatına çağır->mefafizik->ilahi-ruhaniliği, gizemli, görünmez varlıkalrı, onalrla karşılaşmayı, onlar tarafından kaçırılmış olmayı, sizden DAHA ÜSTÜN bir varlıkla temas kuruduğu iddiasını(böylece kurbanlar peşinen ön koşullanacak!) vs de bolca kullan, o kadar basit yöntemle, ama üretilen kirle o kadar karmaşık hale gelmiş, delinin kuyuya attığı taş misaline dönüyor ki, çık çıkabilrisen o çöplüğün içinden.... Bu tür bilim dışı, bilgi dışı, bilgi tabanı olmayan, subjektif, öznelci idealist, laf salatası yol, yöntem, izleklerine nerede denk gelirsem, anlıyorum ki, ya olta, ya da ağ atılmış. Bunun önyargıyla ilgisi yok, olan-biten gerçek bu, yol, yöntem bu, uygalayıcısı somut, kurbanlar somut... AKP'nin inancı ve dini istismarı kadar yalın, çıplak ve gerçek(ki gerçek yalın, çıplak ve püskülsüzdür, öylece, ortada olandır, iradelerden bağımsız su katılmamış, dolayısyla ön koşullanmaya da yer bırakmayan yapıdadır).

Sorun farkındalık, farkındalığın temelinde ise kıyas yatar, sorgulama, irdeleme, yorum böyle anlam kazanır. Önceki yazımın sonunda etki/tepki paragrafıyla, kabaca da olsa değinmiştim.

"ictenlik"
06-04-2019, 00:24
O halde, bir kezde bizim yazılarımıza ön koşullu bakmamayı deneyin.

Şimdi gerçekten yazılarınız benim tarafımda olabildiğine objektif bir empati denemesiyle okunmaya çalışılıyor.

Şimdi aynı şeyi benim bu tarafta bekliyor olduğumu yinelemeliyim


Biz ön koşullu değiliz, say ki, gerçeği gördük ve size izah edemiyoruz, bir İsacıya anlatamadığımız gibi(örnek için üzgünüm ama başka türlüsü aklıma gelmiyor).

Şimdi saymayalım (düşünelim) ama aynı fikri bu taraftaki için niye düşünmüyorsunuz_?
Yani size derdimi anlatamıyorum. Ne yapsam olmuyor. Bu başlıkta zaten bunun için açıldı.

Şimdi aynı şeyleri ben size ve sizin durumunuza karşı tam birebir aynı hissediyorum

Yani aynı cümleyi ben size verebilirdim
ve sizi anlıyorum ama elimden bir şey gelmiyor. İnanın size/sizlere yardım etmek, yardımcı olmak istiyorum..
ve benim tarafımda büyük sıkıntı.

Olmayan bir şey olmadığı gibi lanse ediliyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum elimden hiç bir şey gelmiyor

Peşindesiniz, illa kilise olması gerekmiyor,

Peşinde olmak subjektif
Çok çok yanlış anlaşılmışım da diyelim ki bir kitap okuduk bir şeyler öğrendik durum bu sadece
Bağımsız veriler, bana göre öyle. Siz öyle algılıyor olabilirsiniz.
İnternette yayılan karşılık istenmeyen şeyler arkadaşım
Yerde buldum elma aldım yedim gibi bunları nerden çıkarıyorsunuz ben anlamıyorum

Açıkçası bu söylenenlerin bağını da anlamıyorum. Yani nerden kaynaklandığını. Nasıl bir düşüne ilişkisi ile kuruluyor bu cümleler ya da neden anlamak istenmiyor_?

Neden bunları söylüyorsunuz?
Bunları bana neden niye söylüyorsunuz? Benle ilgisi yok, öyle görülmüyor

Ben öyle bir bilgilendirme yapmadım. Yani benim temas ettiğim kavramlarda böyle bir şey yoktu. Bu iletişimin geri yönelmesine dair hiç bir şey yok. Dolayısıyla benim iletişimim de kaynak söylenene dayalı hiç bir alt taban/temas yok.

Yani söylenenin benle bağı yok
Genel olarak söylediklerinizin benim yazdıklarımla ve iletişim temasımla nerdeyse hiç alakası ve bağı yok

Yani bunları kusura bakmayın ama siz eklediniz, ekliyorsunuz. Ben söylemediğim şeyleri siz iddia isnat olarak araya kattınız diye söylemediğim şeylere karşı savunma yapmak ,geri söz söylemek durumunda bırakılıyorum adına tartışma deniyor, iletişim deniliyor ...
burdan öyle gözükmüyor

Benim yazdıklarım ya da iletişimim taban alınmıyor
Araya konuyla bağlamsız bir sürü iddia benzeri ek yargı sokuluyor ne desem dinlenmiyor çaresi yok
Benim sunuş tabanımda birçok söylenene ilişkin/uygun dayanak yok

Ben bir şeyin peşindeyim demedim
Ben new age demedim
Ben kilise demedim
Hayır sunum tabanımda olmayan ekler
Niye araya ekleniyor?

İletişim deniyor ben sizi anlayabilmiş değilim
Yani yazmam engelleniyor, o yana bu yana çekiliyor ya da dediklerim karalanıp çarpıtılıp örtülüyor ,değiştiriliyor

Yazmam zorlatılıyor


Mitolojik-apokaliptik senaryo-masallar-> önce korkt sonra kurtuluş için tarikatına çağır->mefafizik->ilahi-ruhaniliği, gizemli, görünmez varlıkalrı, onalrla karşılaşmayı, onlar tarafından kaçırılmış olmayı, sizden DAHA ÜSTÜN bir varlıkla temas kuruduğu iddiasını(böylece kurbanlar peşinen ön koşullanacak!) vs de bolca kullan, o kadar basit yöntemle, ama üretilen kirle o kadar karmaşık hale gelmiş, delinin kuyuya attığı taş misaline dönüyor ki, çık çıkabilrisen o çöplüğün içinden.... Bu tür bilim dışı, bilgi dışı, bilgi tabanı olmayan, subjektif, öznelci idealist, laf salatası yol, yöntem, izleklerine nerede denk gelirsem, anlıyorum ki, ya olta, ya da ağ atılmış. Bunun önyargıyla ilgisi yok, olan-biten gerçek bu, yol, yöntem bu, uygalayıcısı somut, kurbanlar somut... AKP'nin inancı ve dini istismarı kadar yalın, çıplak ve gerçek(ki gerçek yalın, çıplak ve püskülsüzdür, öylece, ortada olandır, iradelerden bağımsız su katılmamış, dolayısyla ön koşullanmaya da yer bırakmayan yapıdadır).


Şimdi bu öyle olsa, sizin söylediğiniz gibi olsa size ben bunu/bunları söylemez miyim?

Mesela bu?

Niye bu nota ekleniyor
Ben böyle bir iddia getirdim mi?
Buna dayanak iletişim sundum mu?

Niye yazdıklarım başka türlü algılatmaya girişiliyor?

"ictenlik"
06-04-2019, 00:57
Bakın şunu çok çok net ifade edeyim benim niyetim amacım ve peşinde olduğum tek şey varsa bilgi paylaşmak bilgi paylaşmak
varsa yine sizin/sizlerin bilgilenmeniz öğrenmeniz

İletşim referansım budur buyrun
ne tekkesi zaviyesi, tarikatı kurikatı
ben tarikat cemaat mensubu değilim, ilgilisi değilim
kendimden başka kimsenin peşinde değilim, ardında değilim
new age tabanım ve tabana ilgim yoktur, new-age söyleme bandım yoktur
bunları kim nerden çıkarıyor
8 yılı aşkın new-age karşıtı yazılar yazıyoruz, rastlarsak arkadaşları açık-açıktan bilgilendiriyoruz her ortamda
bunu çok ceremesini çektik

spartacus
06-04-2019, 01:00
Sevgili ictenlik

Ben sana göre yazmıyorum.
Benim yazdıklarım ya da iletişimim taban alınmıyor
İleteşemiyoruz, zira konu Kasyopya, veri-taban olarak tabi ki öncelikle orayı alacağız, ama sen geri dönüşlerinde tamamen kendi duygusal yaklaşımından, hissettiklerinden, SANA GÖRESİNDEN, üstelik çıakrtılması mümkün olmayan anlamlarda yükleyerek söz ediyorsun, oysa Kasyopya ne senin ne de benim iradem de değil, o sebeple bizlerin verisi, ne ben, ne de sizin hisleriniz, size-bize göresi olamaz, bizzat Kasypya'nın ne olup, olmadığını taban alırız, almalıyız.
Ben bir şeyin peşindeyim demedim
Ben new age demedim
Ben kilise demedim
Hayır sunum tabanımda olmayan ekler
Niye araya ekleniyor?
Sizin demeniz gerekmiyor, bu benim-bizim Kasyopya ve rollerine dair tespit-imiz, anlatabilmek için mecbur kaldığımız metaforlar. Mitoloji diyorsam, tarikat diyorsam, sömürü vb diyorsam keyfimden demiyorum, öyle olduğunu görüyor, gözlemliyorum.
Şimdi bu öyle olsa, sizin söylediğiniz gibi olsa size ben bunu/bunları söylemez miyim?
Maalesef şu durumda söyleyemezsin. Söylememek için direniyorsun, tamamen alaksız cevaplar veriyorsun ve bunu da kabul etmiyorsun.

Örneğin, gelecekten geldiği iddia idilen birisiyle iletişim kurulabilir mi? Cevap hayır, (kendi metinlerinde dahi! hayır), ama ne yapalım sen yine de hem hayır diyor hemde evet diyorsun, bir yalan üzerine iletişimi nasıl sağlayacağız. hem, hem mantığının alaksı yok, ama cevap diye hem, hem getiriyorsun.

tarikat mı dedim evet new age tarkatlar, para, maddi, manevi sömürü tarikatları, farkında olmadığınız sürece nasıl söylebilrisiniz ki? Ortada objektif, somut, Kasyopya belgeleri denen mitoloji var, ona göre yazıp, değerlendirip, analiz ediyorum.

Ve üzülerek söylüyorum, siz ortada, objektif, somut olana odaklanmadığınız sürece, yüzlerce kez de deneseniz anlatmayı başaracağınızı sanmıyorum. Çünkü kasyopya ya dair yazmıyorsunuz, sizde uyandırdığı inancı, sizde oluşturduğu(ki bana göre olumsuz) etkiyi, umudu yazımaktasınız.

O kadar ağır apokaliptik tuzak kuruyorlar ki. Neden analizleri, analiz, tespitleri tespit olarak değilde, sanki bizim keyefi biçimde yorumumuz gibi alıyorsun. İşte örnek vereyim, sizin ne düşündüğünüz, benim ne düşümdüğüm değil, önemli olan bu şebekenin ne yaptığı, NASIL YAPTIĞI, ne adına? Artık beni burası ilgilendiriyor.

Bazı örnekler;
Hepimiz uzaylılarca kaçırılıyormuşuz ve beyinlerimize çip yerleştiriliyorumuş! (yüce İsa yandık!)

Daha nice palavra, nice narsist, metafizik, bilim dışı, laf ola beri gele üfürükler, say, say bitmez...

C: İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi. Bu konunun o kadar çok yönü var ki, hepsini açıklamak çok uzun sürebilir. En iyisi araştırmaya, düşünmeye ve ağ çalışması yapmaya devam etmek. Kitaba bakın. Görecek gözleri olanlar için hepsi orada. Sevgi, yaratıcı enerjinin insan tezahürüdür.
....
C: İyi akşamlar çocuklar. Kasyopya(new tanrı b.n) arıyor.

S: (L) Peki, bu akşam titreşim frekansı için bir ismimiz var mı?

C: Zineya.

******

C: Öyle. Ve "yaşam" aslında yalnızca proteinin antenimsi işlevinde olduğu halde sanki organlardaymış gibi görünebildiğine dikkat edin.

S: (L) Eğer bu sadece hammaddelerin, amino asitlerin vs. faaliyeti olsaydı, sonsuza kadar işlev göstermesini engelleyen ne olurdu? Neden durur?

C: Anten! Işıktan fazlasını çekiyor! Yaşam enerjisi veya sizin "ruh" diyebileceğiniz şey, bir tür anten tarafından bağlanıyor.

Bu lafazanlıkları eklemeye devam etsem buradan Ay'a yol olur. bak her üfürüğe 1 satır ayırsam yazı uzadıka uzuyor, anlamak istemeyen bir iradeye yazmak ne yazık ki kolay olmuyor, her kelimeyi, cümleyi neredeyse teker, teker tanımlayıp, izah etmek zorunda kalıyoruz.

mesela; meğer bizim kalplerimizin yerinden çıktığı halde atmaya devam etmemesinin sebebi antenmiş! Çünkü eğer antenlerimiz olmasaymış, kalp sonsuza kadar atmaya devam edermiş! Neresini ele alalım ki, her celse içler acısı, insanlarımıza, kurbanlara yazık.

Bilim, akıl, mantık, gözlem, tecrübe hikaye gerek de yok, Laura her şeyi biliyor, sıkışırsa kelime uydurup, kendi uydurduğu keliemelere kendisini haklı çıkartacak anlam, nitelik, görev vs yüklüyor, zavallı okurlar da öylece inanıyor.

Burada dikkat çekmem gereken, aleni bir biçimde bizim tüm doğal iletişim araç ve yetilerimizin dumura uğratılması da değil mi?

İçimize ruh yerleştirmişler!

Yapılan ve yapılmak istenen sorgulamayan, koşulsuz bağlanan insan motifi. Lafazanlıkta olsa, gayet başarılılar! İşlerinde uzmanlaşmışlar, ne de olsa falcılık, şeyhlik vb mesleği, manipüle ve ilizyon, korkutup, sonra umut tacirliğiyle kendisine bağlamakta ustalaşmayı gerektiriyor. Cin çıkartıyor..

Siz bir hiçsiniz... Sizin içinize ruh yerleştirildi, siz'de siz değilsiniz, ruh için kullanılan et yığını, anten önemli. Bakın burası çok önemli, bu önemli, burası çok önemli, pardon, ama objektif hiç bir şey söylemdiğiniz gibi, ortada bilgi de veri de yok, neresi önemli? anten!...

ictenlik dilersen böyle gidelim, ben her gün bu lafazanlıklardan alıntı yapıp, vaktime, emeğime ziyan edeyim, siz de benim objektif yorumlarımı kiselleştirip, yokuşa sürmeye devam edin.

Objektif dile getiriyorum, beni unut, ortada ne ön şartlanma ne de kişisel bir davranışımız var, ne görüyor, gözlemliyorsak, anu değerlendiriyor, ifade ediyorum ve işin arka planındaki sömürü veya ulaştığı sonuç olarak, insanı kullaştırma, kötürümleştirme, kandırma, kavram kargaşsına boğma, akıl-mantığını işlevsiz hale getirme yönnde oynadığı rolü de dile getiriyoruz. Ve bunu nasıl yaptıkalrı, ne için yaptıkları, nasıl başardıklarını anlatmaya çalışıyoruz.

Aktardığım alıntıları evirmeden, çevirmeden, bilgi-bilim, objektf, nesnel temelde değerlemdirebilme şansına sahip misin, bu önemli, sorun da bu, benim yazılarında gördüğüm ne yazık ki böyle bir şansının olmayışı, kendi, kendine irdeleme yetilerini işlevsiz hale getirmişliğin. Ne olursa olsun sırf savunu, bu sebeple her türlü objektif analiz, tespiti saldırı olarak niteliyorsun ve yazdıklarımızı anlamak istemiyorsun, belkide bilmek istemiyorsun, belki de yanılmış olmaktan korkuyorsun.

Olta değil, ağ atılmış, bu kişisel kanaatim değil, defalarca ne tür yöntemlerle ne adına, nasıl yaptıklarını anlattım, defalarca ve defalarca ve sorun şu ki; anlatımla, yaptıkları uyum halinde, ya da zaten doğrusu, gözlemle, yaptıklarından yola çıkarak bu sonuca varıldı.

"ictenlik"
06-04-2019, 01:04
Sevgili ictenlik

Ben sana göre yazmıyorum.

Ortada objektif, somut, Kasyopya belgeleri denen mitoloji var, ona göre yazıp, değerlendirip, analiz ediyorum.

Kısaca sizin veya benşm ne dşündüğüm burada baplayıcı değil, ele alınanın ne olup, olmadığını önemsiyorum ve gördüğümü, tespit ve analizlerimi ve buradan çıkan soucu, yorumu paylaşıyorum.

Gerçekten buraya o saçma-sapan sözde diyalogları koymak istemiyorum, çünkü biz seninle yazışırken Kasyopya'yı da konuşmuyoruz, senin yüklemelerini, aslında mevcut olmayan çıkarımları, hislerini, duygusal yüklenişini tartışmak zorunda kalıyoruz.

Ve üzülerek söylüyorum, siz ortaya konan objektifi somut olana odaklanmadığınız sürece, yüzlerce kez de deneseniz anlatmayı başaracağınızı sanmıyoruö. Çünkü kasyopya ya dair yazmıyorsunuz, sizde uyandırdığı inancı, sizde oluşturduğu(ki bana göre olumsuz) etkiyi, umudu yazımaktasınız.

O kadar ağır apokaliptik tuzak kuruyorlar ki. Neden analizleri, analiz, tespitleri tespit olarak değilde, sanki bizim keyefi biçimde yorumumuz gibi alıyorsun. İşte örnek vereyim, sizin ne düşündüğünüz, benim ne düşümdüğüm değil, önemli olan bu şebekenin ne yaptığı, NASIL YAPTIĞI, ne adına? Artık beni burası ilgilendiriyor.

Bazı örnekler;
Hepimiz uzaylılarca kaçırılıyormuşuz ve beyinlerimize çip yerleştiriliyorumuş! (yüce İsa yandık!)

Daha nice palavra, nice narsist, metafizik, bilim dışı, lafa ola beri gele üfürükler, say, say bitmez...

C: İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi. Bu konunun o kadar çok yönü var ki, hepsini açıklamak çok uzun sürebilir. En iyisi araştırmaya, düşünmeye ve ağ çalışması yapmaya devam etmek. Kitaba bakın. Görecek gözleri olanlar için hepsi orada. Sevgi, yaratıcı enerjinin insan tezahürüdür.
....
C: İyi akşamlar çocuklar. Kasyopya(new atnrı b.n) arıyor.

S: (L) Peki, bu akşam titreşim frekansı için bir ismimiz var mı?

C: Zineya.

******

C: Öyle. Ve “yaşam†aslında yalnızca proteinin antenimsi işlevinde olduğu halde sanki organlardaymış gibi görünebildiğine dikkat edin.

S: (L) Eğer bu sadece hammaddelerin, amino asitlerin vs. faaliyeti olsaydı, sonsuza kadar işlev göstermesini engelleyen ne olurdu? Neden durur?

C: Anten! Işıktan fazlasını çekiyor! Yaşam enerjisi veya sizin “ruh†diyebileceğiniz şey, bir tür anten tarafından bağlanıyor.


Bu lafazanlıkları eklemeye devam etsem buradan Ay'a yol olur.

mesela meğer bizim kalplerimizin yerinden çıktığı halde atmasının sebebi antenmiş! Çünkü eğer antenlerimiz olmasaymış, kalp sonsuza kadar atmaya devam edermiş! Neresşni ele alalım ki, her celse içler acısı, insanlarımıza, kurbanlara yazık.

Bilim, akıl, mantık, gözlem, tecrübe hikaye gerek de yok, Laura her şeyi biliyor, sıkışırsa kelime uydurup, kendi uydurduğu keliemelere kendisini haklı çıkartacak anlam, nitelik, görev vs yüklüyor, zavallı okurlar da öylece inanıyor.

Burada dikkat çekmem gereken, aleni bir biçimde bizim tüm doğal iletişim araç ve yetilerimizin dumura uğratılması da değil mi?

İçimize ruh yerleştirmişler!

Yapılan ve yapılmak istenen sorgulamayan, koşulsuz bağlanan insan motifi. Lafazanlıkta olsa, gayet başarılılar! İşlerinde uzmanlaşmışlar, ne de olsa falcılık, şeyhlik vb mesleği, manipüle ve ilizyon da, korkutup, sonra umut tacirliğiyle kendisine bağlamakta ustalaşmayı gerektiriyor. Cin çıkartıyor..

Siz bir hiçsiniz... Sizin içinize ruh yerleştirildi, siz'de siz değilsiniz, ruh için kullanılan et yığını, anten önemli. Bakın burası çok önemli, bu ömnemli, burası çok önemli, pardon, ama objektif hiç bir şey söylemdiğiniz gibi, ortada bilgi de veri de yok, neresi önemli? anten...

ictenlik dilersen böyle gidelim, ben her gün bu lafazanlıklardan alıntı yapıp, vaktime, emeğime ziyan edeyim, siz de benim objektif yorumlarımı kiselleştirip, yokuşa sürmeye devam edin.

Objektif dile getiriyorum, beni unut, ortada ne ön şartlanma ne de kişisel bir davranışımız var, ne görüyor, gözlemliyorsak, anu değerlendiriyor, ifade ediyorum ve işin arka planındaki sömürü veya ulaştığı sonuç olarak, insanı kullaştırma, kötürümleştirme, kandırma, kavram kargaşsına boğma, akıl-mantığını işlevsiz hale getirme yönnde oynadığı rolü de dile getiriyoruz. Ve bunu nasıl yaptıkalrı, ne için yaptıkları, nasıl başardıklarını anlatmaya çalışıyoruz.

Aktardığım alıntıları evirmeden, çevirmeden, bilgi-bilim, objektf, nesnel temelde değerlemdirebilme şansına sahip misin, bu önemli, sorun da bu, benim yazılarında gördüğüm ne yazık ki böyle bir şansının olmayışı, kendi, kendine irdeleme yetilerini işlevsiz hale getirmişliğin. Ne olursa olsun sırf savunu, bu sebeple her türlü objektif analiz, tespiti saldırı olarak niteliyorsun ve yazdıklarımızı anlamak istemiyorsun, belkide bilmek istemiyorsun, belki de yanılmış olmaktan korkuyorsun.

Olta değil, ağ atılmış, bu kişisel kanaatim değil, defalarca ne tür yöntemlerle ne adına, nasıl yaptıklarını anlattım, defalarca ve defalarca ve sorun şu ki; anlatımla, yaptıkları uyum halinde, ya da zaten doğrusu, gözlemle, yaptıklarından yola çıkarak bu sonuca varıldı.
Sevgili spartacus

Şimdi iletişim deniyor
benim ilk postum ikinci postum dahil benim kendi iletişimim bu iletişime taban olarak alınacak mı;?
ve iletişim bunun üzerinden yani benim sağladığım bağlam taban üzerinden yürütülecek mi?
Yani benle iletişim kurulacak mı_?
Yani benim söylediklerim sizin tarafınızdan duyulmuyor bakılmıyor görülmüyor hatta dinlenmiyor olması gibi bir çıkmazdayım
Verilen tabana uygun bir iletişim referansı dönüşü ben henüz alamadım
Daha ilk iki posta yazdığımın yani benim iletişimimin ve söylediklerimin başka yöne çekilmesini anlatmakla ve bana göre (eklenen) iletişim yanlışını (karşı) düzetmekle kendi dediğimi (eklenen demediklerime karşı) savunmakla, iletişim tabanımı geri kazanmakla ve sağlamakla meşgulüm
Yani açıkçası benle ya da postumla ve benim dediklerimle iletişim kurulmasını bekliyorum ve istiyorum doğal olarak

Khaos
06-04-2019, 01:31
sevgili ''içtenlik''

siz aslında bu metni okumamışsınız
siz kendinizi okuyabilmek için metni kullanmışsınız
metin bir tür duygusal çağrışım anaforu yakalamanızın zemini olmuş

aslında kullandığınız bir aletten fazlası da değil
işlevini de yerine getirmiş/tamamlamış
benim için felsefe ne işe yaradıysa sizin için de bu deneyim benzer bir işlev görmüş

özgürlük aşkı hariç her aşk zamanı gelince sona ermelidir
aşk uğruna ölünürde yaşanırda
ama günü gelince vedalaşmasını da bilmek gerekir

benim felsefeyle vedalaşmam hiç zor olmadı
birbirimize vereceğimiz birşey kalmamıştı
güzel günlerimiz olmuştu ama
artık birbirimizin engeli olmuştuk

artık praxis deyip felsefeyle vedalaştığım gibi
siz de şu metinlerle vedalaşın

o size birşey öğretmedi
sizi kendi içinizde yolculuğa çıkardı
duraklardan birinde takılı kalmanın gereği yok

şayet ekonomik koşullarınız varsa
doğayla bütünleşebileceğiniz bir yaşam kurun
sanıldığı kadar maliyetli olmayabilir
eğer konformist değilseniz -ki olmadığınıza eminim-

anaforla dönmek güzeldir
ama zamanı geldiğinde uygun bir kıyıya çıkmazsanız
anaforda yitip gidilir
değmez
araçlar bizi köleleştirmemeli
kullanılıp atılırlar
bağlanılmamalı onlara
bu vefasızlık değil
önce kendimize vefalı olmalıyız

sevgiler

"ictenlik"
06-04-2019, 01:53
Sevgili spartacus

Şimdi bak dürüst olalım. Sen kasyopya denen mitoloji dediğin an da ben burda okumaktan kopuyorum
İki şey yapmalıyım. Sana ve düşüncelerine yardım etmeliyim
Sana nasıl yardımcı olabileceğimi araştırmalıyım

Dediğim gibi okuyucuyu bunaltan baypass eden şeylerden sonra çoğu zaman muhtemelen orda bırakıyorum ve bırakacağım
Yani daha okumayacağım ama şunu yapıyorum
Forum yaygarayı basıyor. Yazmıyorsun, dönmüyorsun, cevap vermiyorsun diye. Bence bu açıkça suni ama böyle yazmak istemediğim için dönüp dolaşıp çevirip cevap veriyorum
Hem sizi hem kendimi oyalıyorum ve aldatıyorum haliyle.

İyiniyetin ve sabrın son safhası olarak ya da forumu kaybetmeme ve yazar kimliğimi tutma sürdürme, teması ve iletişimi sürdürme adına
Sana ve foruma saygı için gerçekten zorlama okuyorum ama bir bir de genel okuyorum
ve forum ortamına saygıdan bir cevap dolandırıyorum
Kırk yıl da dolandırsam aynı yere gelirim ama
Benim için benim tarafımda tamamen zaman emek kaybı
Hani gerçekçi bir zemin bulacaksak
Tek tek subjektif iradeye karşı yargı vermek. bu sonsuz. sen onu yazarsın ben bunu yazarım
Sana değil dersin ben A değil diye diretirim ki bu durumda bırakılıyorum
Yani "Gelecekle İletişim Kurulduğu Üzerine" başlığında muhtemelen 10-11-12. sayfa o dolaylarda bir sürü yanıtlanmamış sorularım var.
Bu iletişime zemin taban sağlamak ya da çıkmazı göstermek adına
Şimdi sanırım taa oraya dönmeli
Diğer durumda Sen bir şey yazarsın ben tersini/aksini yazarım
Bu adil değil ben oyalanıyorum su bulandırılıyor demek

Yani ya seni okumamak zorunda bırakılıyorum ya foruma yazmaktan artık soğumak noktasına getiriliyorum ya da pesetmek bunu hiç açmamak
çünkü açarsan bak neler oluyor cinsinden bir geri dönüş var,
Sulandıkça sulanıyor, sarkaç gibi uzatılıyor
Hep aynı laflar ısıtılıp ısıtılıp veriliyor
Tartışmanın bir zemini yok
Ben tek taraflı tek kişiyim ne desem anlaşılmıyorum, paylaşılmıyorum
Şimdi ben bir önceki posta da yazdım objektif tartışma kriterleri ölçütleri, tabanı -zemini belirleyelim
Sizden ses seda yok. bu bir
İkincisi sorular sordum açtım. Yanıt alamadık. yanıt yok
Mesela dedim ki bunu bir olasılık, ihtimal mümkünlük dahilinde çevreleniyor mu? Açık ihtimal olarak görüyor musunuz? Bu fikre açık mısınız olasılığını açık görüyor musunuz?
Yani katrilyonda bir olasılık bile olsa bu doğru ve geçerli olabilir olma ihtimali
Şimdi bu yoksa (evet değilse) tartışılan ben değilim. Emin ol ben değilim. Monolog dediğin orda başlıyor. Seninle kendi aranda. Buna emin ol.
Tartışmacı ben değilim.
Görüştüğün ben değilim, benim fikirlerim değil. bak bu çok net
Kendi kendine yazışırsın

Şimdi kuantum kesinsizlik belirsizlik felan deniyor. Sevmediğim laflar ama kullanmaya mecbur bırakıldım

Yani katrilyonda bir olasılık bile olsa bu doğru ve geçerli olabilir ihtimaline açık kapı yoksa
Bu yazışmalar matematiksel bir saçmalıktır-hatadır
İki tarafın emeğine yazık bak diyorum
Bu konu açık objektif soruşturulmayacaksa
Bir önyargı, "kesin olamaz" "mümkün değil" anlamında ve hükmüyle kapatılacaksa
Bu yazışmalar matematiksel bir saçmalıktır
İki anlama gelir. Bir benim irademi değiştirmek, ele geçirmek, zorla çalmak-gaspetmek ki mümkün değil
Diğer de yazdırmamak konuyu açtırmamak pesettirmek sulandırmak zorlamak
Bu mümkün
Bunu yapabilirsiniz.

Emek zaman kaybıdır ziyandır

Hala iyiniyetliyseniz ki kuşkum yok iletişim tabanınızı gözden geçirin ve başa dönün dönelim derim
Sıfıra inelim ya da başka bir yol bulalım

spartacus
06-04-2019, 03:08
Sevgili spartacus
Şimdi bak dürüst olalım. Sen kasyopya denen mitoloji dediğin an da ben burda okumaktan kopuyorum
İki şey yapmalıyım. Sana ve düşüncelerine yardım etmeliyim
Sana nasıl yardımcı olabileceğimi araştırmalıyım
Ah be ictenlik, sorun bana nasıl yardımcı olacağın değil, kurtul bu duygasıılktan.

Bilerce yıl önce Neandertalların içine yerleştirilen ruh, olmayan gelecekten, gerçek olmayan birisiyle iletişim kurdukları iddiaları, daha o kısacık pasajımda dahi söz edilen ANTEN!, Reptilian masalları, dünyanın atmosferinde bir kaç yıl önce sözde büyük savaşlar, apokaliptik, subjektif, boş kıyametçilik, kahramanları metafizik olan senaryo ve kurgu, senaryonun bütünü, mitoloji değilse nedir? kaspopyanın, bizim tanım, kavramalrımıza karşı özel bir ayrıcalığı olabilir mi?

okuyorum, okuduğumu analiz ediyorum, seninle ilgisi yok, yardımcı olmanı gerektiren bir durum da yok, belkide tersine senin yardıma ihtiyacın var. Objektif veriler üzerine yazıyoruz, sorun sadece yazılanlaarı yalın olarak bir kez olsun bilgi, akıl-mantık, bilim süzgecinden geçirebilmek.

Bana yardımcı olma, en azından son yazımda alıntıladığım (ki rastgele seçtim onları) sözde saçma celselere odaklan. gayet basit, net ifade ediyor, anten, ruh, cin peri, reptilian vs... Alice kıyamet dünyasında...

Yanlış anlama, kızma, ama hristiyanlarda aynı şeyi yapıyor, Mısır, Yunan mitolojisinden devrişilen bir kurtarıcı, yok olmak yakılmak, sonsuza kadar ölmek vb propagandlarıyla zeminleyip, korkutukları kitelleri, yine kendi uydurdukları kıyametler dünyası kahramanlarıyla, reel, gerçek dünya adına, masallarla boğulmamız, kör olmamız sağlanıyor, bizi köleleştiriyorlar. biz insanlara mitolojik fetişzmin nasıl olumsuz roller oynadığını anlatırken, onlar bize bizim anlamadığımızı, ama bize yardımcı olabileceklerini söylemeye başlıyorlar, yani biz tanrıyı anlamıyor, göremiyormuşuz, yardıma muhtaçmışız gibi! Bu nasıl bir tutulma, nasıl bir körelmedir artık tespit ve analizden, dile getirmekten yoruldum.

Belediye seçimleri oldu, insanlar AKP lilere hayret ediyor, pazarda röportajlar var, soğan, patates artık alım gücü dışına çıkmış, ama AKP kadınalr, her şey çok iyi, uyuz, ekonomi çok iyi diyor. Bu insanlara gerçeği anlatmak isterseniz, size nasıl yardımcı olabilecekleri, aslında bizim anlamadığımızı düşünüyorlar. Çünkü iradece teslim alınmışlar, ya da teslim etmişler, üst-akıl ne söylerse onlar için tek gerçek ve slogan halini alıyor. üst akılın değinmediği bir konu söz konusu olsun, hiç bir şeyi değerlendirip, yorumlayamıyorlar. kaybetmişler, gerçeklik algılarını da yitirmiş, körelmişler.. Ama bizim göremediğimizi, sorunun bizde olduğunu düşünüyorlar...

Anlayan dilediği gibi anlasın, ama madem muhatap oluyoruz, konu açıyorsun, bizimde görüşlerimiz oluyor, olacak.

Kasyopya üzerine yazdın da anlamatınsa, yöntemini, yönelimlerini değiştirmelisin. Ortada olanı ele almalısın, kendi hislerini, kendi yüklemelerin,, kendi duygularını değil. benim yaptığım gibi pasajlar al ve yorumla, görelim neyi yorumluyorsu, böylece bizde hissiyatını değil -ki bunu tecrübe edemeyiz- ortaya koyduğun pasajları, alıntıları yorumlama şansımız olsun.
Örneğin Neandertal'ın içine yerleştirlen ruh'tan söz edelim(mitoloji değil mi?), örneğin kalbimize "at, sur" diyen antenden mahrum kalırsak, kalbimizin durduğu, yoksa sonsuza kadar çalışacağı(ki zaten çürmümez de) hikayesinden bahsedelim.

Burada anlaşılmayan ne var ki, anlatamadığını düşünesin, ya da anlatamadığını sanıp dert edesin? Kendini üzesin?

neyse iletişim kurmayı denedim ama ne yazık ki başarılı olamadım. Dönüşlerinde değişiklik olmuyor, meseleyi kişiler, duygulara taşıyorsun, insnaalrın yazdıkalrıyla ilgilenmiyorsun, yazdıkalrını değerlendirmiyorsun, ya ben anlamadım diyorsun ya da siz anlamıyorsunuz diyorsun, lakin yazılanalrı da değerlendirmiyorsun, neyi anlamatın, nasıl anlamadın, neden anlamamışız buna dair bir bilgi yok... İşte bariz ANTEN DİYOR, RUH DİYOR, başkasında çip diyor, başkasında hepimizin uzaylılarca kaçırıldığı ve kafamıza çip takıldığından söz ediyor, korkutmak, gizem, apokaliptik veya dalga-dümen değilse nedir bu? Hikaye mi, masal mı, new mitoloji mi?

Reptilian'dan masallar...

Sorun ne sende ne bizde, sorun kasyopya denilen masalın kendisinde, FÜTURSUZLUĞUNDA, SÖZDE BİLİMİNDE, SORUMSUZ, CİDDİYETSİZLİĞİNDE, insanalrı çıakrları uğruna kandırmalarında.... defalarca ifade ettim, anlayamazsın, OBJEKTİF değil, bilime dayanmıyor, gözlemi yok, ha Tanrı Musaya 10 emiri gökten atıvermiş, ha da bunların masal kahramanı, sözde antik falcılıkla iletişim kurmuş. muğlak , birbiriyle bağıntısız atmasyon söylemler, tutarsız dayanaksız, laf ola beri gele sohbetleri, metafizik, manipülatif, kandırmaca, ilizyonlarla dolu, ne dediği, ne idüğü belirsiz, anlatamazsın, iler-tutar yok. BU TARZ OLUŞUM VE KULLANDIKLARI TAKTİK, YÖNTEMLER, İNSAN AVLAMA TAKTİĞİDİR ve ne yazık ki gayet başarılılar. sorunların çoğu ise hayali, subjetif, ne ekmek derdi var, ne aş, iş derdi var, ne de gerçek dünyanın sorunları, varsa yoksa insanın kuruntuları üzerinden ruh kotarmak ve bilim dışı zemini kullandıkalrı içinde olabildiğince kolay kandırmak... hayali sorunlar, hayali kahramanlar, hayali senaryo ve savaşlar, hayali dünyalar, hayali boyut, hayali yoğunluklar, ruhlar, cinler, periler ve hayali insanlar... Bir de perde arkası var tabi, kitlesel sömürü, maddi, manevi çıkar esaslı oluşumlar, cemaatleşme(ağ kurup beslenme) çabaları, böyle binlercesi mevcut, envai türü mevcut... Sorun nerede? Ayrıcalık tanıma imkanımız yok ki, foyası ortaya çıkmış asıllarından farklı değiller, sadece farklı isimle taklit ederek yol alıyorlar.

"ictenlik"
06-04-2019, 03:27
Ah be ictenlik, sorun bana nasıl yardımcı olacağın değil, kurtul bu duygasıılktan.

Bilerce yıl önce Neandertalların içine yerleştirilen ruh, olmayan gelecekten, olmaya birisiyle iletişim kurdukları iddiları, daha o kısacık pasajımda dahi söz edilen ANTEN!, Reptilian masalları, dünyanın atmosferinde bir kaç yıl önce sözde gerçeklen büyük savaşlar, apokaliptik, subjektif, boş kıyametçilik, kahramanları metafizik olan senaryo ve kurgu, senaryonun bütünü, mitoloji değilse nedir? kaspopyanın, bizim tanım, kavramalrımıza karşı özel bir ayrıcalığı olabilir mi?

okuyorum, okuduğumu analiz ediyorum, seninle ilgisi yok, yardımcı olmanı gerektiren bir durum da yok, belkide tersine senin yardıma ihtiyacın var.

Objektif veriler üzerine yazıyoruz, sorun sadece yazılanaları yalın olarak bir kez olsun bilgi, akıl-mantık, bilim süzgecinden geçirebilmek.

Bana yardımcı olma, en azından son yazımda alıntıladığım (ki rastgele seçtim onları) sözde saçma celselere odaklan. gayet bast, net ifade ediyor, anten, ruhi cin peri, reptilian vs... Alice kıyamet dünyasında...

Yanlış anlama, kızma, ama hristiyanlarda aynı şeyi yapıyor, Mısır, Yunan mitolojisinden devrişilen bir kurtarıcı, kıyametler dünyası kahramanlarıyla, reel, gerçek dünya da masallarla boğulmamız, kör olmamız sağlanıyor, biz insanlara mitolojik fetişzmin nasıl olumsuz roller oynadığını anlatırken, onlar bize bizim anlamadığımızı ama bize yardımcı olabileceklerini söylemeye başlıyorlar, yani biz tanrıyı anlamıyor, göremiyormuşuz, yardıma muhtaçmışız gibi! Bu nasıl bir tutulma, nasıl bir körelmedir artık tespit ve analizden, dile getirmekten yoruldum.

Belediye seçimleri oldu, insanlar AKP lilere hayret ediyor, pazarda röportajlar var, soğan, patates artık alım gücü dışına çıkmış, ama AKP kadınalr, her şey çok iyi, uyuz, ekonomi çok iyi diyor. Bu insanlara gerçeği anlatmak isterseniz, size nasıl yardımcı olabilecekleri, aslında bizim anlamadığımızı düşünüyorlar. Çünkü iradece teslim alınmışlar, ya da teslim etmilelri üst-akıl ne söylerse onalr için te gerçek ve slogandır, üst akıl bir şey söylemesin hiç bir şeyi değerlendirip, yorumlayamıyorlar. kaybetmişler, gerçeklik algılarını da yitirmiş, algıda körelmişler.. Ama bizim göremediğimizi, sorunun bizde olduğunu düşünüyorlar...

Anlayan dilediği gibi anlasın, ama madem muhatap oluyoruz, konu açıyorsun, bizimde görüşlerimiz oluyor, olacak.

Kasyopya üzerine yazdın da anlamatınsa, yöntemini, yönelimlerini değiştirmelisin. Ortada olanı ele almalısın, kendi hislerini, kendi yüklemelerin,, kendi duygularını değil. benim yaptığım gibi pasajlar al ve yorumla, görelim neyi yorumluyorsu, böylece bizde hissiyatını değil -ki bunu tecrübe edemeyiz- ortaya koyduğun pasajları, alıntıları yorumlama şansımız olsun.
Örneğin Neandertal'ın içine yerleştirlen ruh'tan söz edelim(mitoloji değil mi?), örneğin kalbimize "at, sur" diyen antenden mahrum kalırsak, kalbimizin durduğu, yoksa sonsuza kadar çalışacağı(ki zaten çürmümez de) hikayesinden bahsedelim.

Burada anlaşılmayan ne var ki, anlatamadığını düşünesin, ya da anlatamadığını sanıp dert edesin? Kendini üzesin?

neyse iletişim kurmayı denedim ama ne yazık ki başarılı olamadım. Dönüşlerinde değişiklik olmuyor, meseleyi kişiler, duygulara taşıyorsun, insnaalrın yazdıkalrıyla ilgilenmiyorsun, yazdıkalrını değerlendirmiyorsun, ya ben anlamadım diyorsun ya da siz anlamıyorsunuz diyorsun, lakin yazılanalrı da değerlendirmiyorsun, neyi anlamatın, nasıl anlamadın, neden anlamamışız buna dair bir bilgi yok... İşte bariz ANTEN DİYOR RUH DİYOR, başkasında Çip diyor, başkasında hepşmizin uzaylılarca kaçırıldığı ve kafamıza çip takıldığından söz ediyor, dalga-dümen değilse nedir bu? Hikaye mi, masal mı, new mitoloji mi?

Reptilian'dan masallar...

Sorun ne sende ne bizde, sorun kasyopya denilen masalın kendisinde, FÜTURSUZLUĞUNDA, SÖZDE BİLİMİNDE, SORUMSUZ, CİDDİYETSİZLİĞİNDE, insanalrı çıakrları uğruna kandırmalarında.... defalarca ifade ettim, anlayamazsın, OBJEKTİF değil, bilime dayanmıyor, gözlemi yok, ha Tanrı Musaya 10 emiri gökten atıvermiş, ha da bunların masal kahramanı, bunlarla sözde antik falcılıkla iletişim kurmuş, muğlak , birbiriyle bağınsız atmasyon söylemler, tutarsız dayanaksız, laf ola beri gele sohbetleri, metafizik, manipülatif, kandırmaca, ilizyonlarla dolu, ne dediği, ne idüğü belirsiz. BU TARZ OLUŞUM VE KULLANDIKLARI TAKTİK, YÖNTEMLER, İNSAN AVLAMA TAKTİĞİDİR ve ne yazık ki gayet de başarılılar. sorunların çoğu ise hayali, subjetif, ne ekmek derdi var, ne aş derdi var, ne de gerçek dünyanın sorunları, varsa yoksa insanın kuruntuarı üzerinden ruh kotarmak... mitolojk! hayali sorunlar, hayali kahramanlar, hayali savaşlar, hayali dünyalar, hayali boyut, hayali yoğunluklar, ruhlar, cinler, periler ve hayali insanlar... Bir de perde arkası var tabi, kitlesel sömürü, maddi, manevi çıkar esaslı oluşumlar, CEMAAT oluşturma çabaları, böyle binlercesi mevcut, envai türü mevcut... Sorun nerede? Ayrıcalıklı tanıma iansımzı yok ki, çünkü foyası ortaya çıkmış, taklit ettiğinden farklı değiller.

Sevgili sparatcus

Şimdi kusura bakma ama
3 tane mail taslağı attım yazdım postu göndermeye elim gitmedi

---

Şimdi bu başlıkta ben düşüncelerimi açık esnek özgür rahat yazmamaktan dile getirememekten yakınarak ve şikayet ederek bu başlığı açtım değil mi?
Şimdi benim bu sorunumla empati ya da iletişim kurulmuş mu?
Ya da ne yapılıyor? Senin temel iletişim refleksin -profilin- nedir? Neydi?

Bu sorunumu gidermeye yönelik iletişim çabası sağlanmış mı?
Sorunum paylaşılmış mı?
İçtenlikle ele alınmış mı?
Giderilmiş mi?
Site admini olarak bir el atılmış mı?
Ek bir özgürlük alanı, genişlik sağlanmış mı?

Hala senin birebir alıp cevap verebildiğin bir soru arıyorum
Bulursam uzaya göndereceğim onu. Sevgili spartacus soruyu ve cevabı -iletişimi- keşfetti diye burda göbek atacağım

Birinci empati ya da iletişim denilen buna dair
Benim yazdıklarıma dair

Burda hiç Kasyopya açılmadı. Başlığa bak. Onu getirdiniz kattınız

Şimdi iletişim diyorsak örneğin ben bu forumun adminiyim ne istersen yaz mı diyorsun Karışmayız mı diyorsun mesela
Ben altını tersiyle antisiyle kuşatırım bombalarım diyorsun
İşime gelmeyene en çok ben anti propaganda yaparım/yazarım diyorsun
Ama sen bir yazarsan ben tersine iki çift laf atarım diyorsun
Örneğin burda bir sınır çizilmeli ki belirli olsun
Ama bu tip düşüncelerin hiçbiri referans alınmadı
Bezgin bir empati ve bunalmış bir sabırla yazıyorum

O sınır seni de ben de korur ve ikimizin hakkını birbirine yedirmez. İşte buna yasa diyoruz

Mesela ben diyorum ki ben senin yazdığını görmezden gelirim beni yoruyor ve beni ilgilendirmiyor da açıkçası ve benim karşıtım ters bilgilendirmeler
Açıkçası ben özgür bir kavram getirdiğim için sanırım zorunlu tutsaklık bilgilendirilmesi ve manifestosu -gibi- bir şey her defasında -refleksif olarak- sizin tarafınızdan altına yazılıyor/geçiliyor.
Anladım buna da karışmıyorum diyorum
Siz ne yapıyorsunuz?
Yazılana cevap vermiyorsun diyorsunuz
Aktif üyeye katılımcıya dönmüyorsun diyorsunuz
Sizin yazdıklarınız, yaptığınız bilgilendirmeler, yarı tutsaklık referansları ve esaret bilgilendirmeleri ve manifestoları yakın kabilinde bu tarafta

Şimdi benimle iletişim kurulmuş mu?
Benimle mi iletişim kurulmuş?

Geçmiş sizinle bütün iletişimlerimiz açık objektif incelensin
Benim siteye yazdığım bütün postlar incelenebilir
Açıkçası ben özgür bildiriler, ya da bir özgürlük kanalı ve aracı ve özgürlük öğrenimi ve bunun yarım buçuk çağrısını, talebini getirdiğim için sanırım geçmiş-eski tutsak bildiriler çaprazına tutuluyorum sizin tarafınızdan
Gösterge mi olmalı?
Emin olamadık.
Sanırım zorunlu refleks olarakta bunu yapıyorsunuz
Rahat olamıyorsunuz anladım
Yani ben nasıl aşılacağını bilmiyorum
Elimden geleni yapıyorum yapacağım ben size yardım için emin olun buna.
Bu zorunlu paradigmadan kurtulmanızı ve arınmanızı sağlamak için emin olun çaba gösteriyoruz

Durmanızı, düşünmenizi, bilgilenmenizi, soru sormanızı ve özgürce açıkça düşünmenizi ve yeniden bilgilenmenizi, -açık- bilgi edinmeye devam etmenizi, bilgi edinme konusunda sabiteleri bırakarak dış odak seçmenizi ve sürekli açık öğrenmenizi, yeni bilgi edinme arayışıyla -genişleyen- öğrenme-bilgilenme konusunda hiç durmamanızı rica ediyorum ve hatırlatıyorum....

Khaos
06-04-2019, 03:35
sevgili içtenlik

adaletten uzaklaşma

yazamamaktan değil,
yazdıkların üzerinden iletişim kurulmamasından şikayetçiydin.

iletişim kurulması demek ne demek
söylediklerinin kabul edilmesi mi
o zaman mı iletişim kurmayı başarmış olacağız

red ederken iletişim kuramamış mı oluyoruz
topa tutmak bir iletişim biçimi değil mi

spartacus
06-04-2019, 03:56
"Hala senin birebir alıp cevap verebildiğin bir soru arıyorum
Bulursam uzaya göndereceğim onu. Sevgili spartacus soruyu ve cevabı -iletişimi- keşfetti diye burda göbek atacağım"

Sevgili ictenlik, benim senin kişisel hissiyatlarına, sana görelere dair sorulara yanıt verme şansım yok! ben kasyopya nedir, ne değildir bunu sorarım, nasıl yapıyorlar, yöntem, araç nedir, neye dairdir bunu irdelerim. sana göreliği irdeleme şansım yok...

rastgele pasaj seçiyorum, işte hemen oracıkta;
Anten diyor, ruh diyor, çip diyor, peri diyor, cin diyor :)

İletişimi keşfetmek mi? İletişimin ne olduğunu bilmiyor olabilir misiniz? Kasyopya ve türevlerinin kavramların içini boşaltmasının da etkisi olabilir mi?

falcı değilim, bir tahta üzerinde delikli bir şeyi harfler üzerinde gezdirip buna da iletişim diyemiyorum, akıl-mantık, gerçek dışı üfürük boyutlarında, yoğunluklarda da olma şansına sahip değilim. Zira böyle bir gerçeklik-fizik, böyle bir yeteneğim yok. dolayısıyla iletişim sandığınız metafiziği bir yana bırakın, doğaya dönün, gerçekliğimize, konunuza dönün, iletişim kurmak için forum alanını kullanın, muhatapalrınızı okumaya çalışın.. Pasaj alıp koyuyorum, değerlendiriyorum, değerlendirmiyorsun, "sen anlamıyorsun, sana nasıl yardım edebilirim" türünde dönüyorsun! Düpedüz ruh, anten diyor!

Objektif, yalın olarak sözde celseleri, akıl-mantık, bilim süzgeciyle irdeleminizi önerdik.
Bu değilse; aynı yolu kullanmamanız, sizin hissiyatınızdan ziyade Kaspoya'nın dile getirilmesi gerektiği, böylece kasyopya üzerinden kendinizi anlatma çabası, anlatamama sorunundan da kurtulacığınızı umduğumuzu belirttik.

İşte oluşturduğu kuruntulara(delusion örneği) bariz örneklerinden birisi...

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1575

Dünyaya, doğaya, hayata, gerçeğe yönelmek körelmiş, gerçeklik algısı kaybedilmiş, neredeyse tüm-ağırlıklı mesele BEN faktörü üzerine idirgenmiş, narsist ellerden çıkan mitolojik masallara hapsolmuş... Girilen bu iç öznel hapishaneden çıkış ise, ne yazık ki kolay olmuyor. ne yazık ki iç öznelciliğin sonu ise gerçeklik algısının kaybedilmesi, bilgi ve bilgi edinme yollarının kapatılmasına kadar çeşitli arızalara, sağlık sorunlarına da dönüşüyor.
neyse bununla ilgili bir başlık açmıştım, basit kandırmaca ve içe hapsetme yol, yöntemlerine değiniye oradan devam etmem daha yerinde olacak.

Sevgilli ictenlik

Bu başlığı tasvip de etmedim, tükenmek ifadenden dolayı, bir daha deneyin, daha ne diyebilirim. Bir kaç tane de öneride bulundum, kendinizi öne çıakrtmaktansa, konuyu öne çıkartın, siz yüklemelerde bulunmadan -ki objektif olan da bu değil mi-, alıntılarınızı yalın haliyle yapıp, yorumlarsanız bizim içinde anlaşılır ve yorum yapma şansı sağlarsınız, yani o sonuca nasıl vardığınızı bizde kavramış oluruz. Aksi taktirde bu başlıkta da görüldüğü gibi, konuları, kişilerin iç çatışması olarak görür, tespit, analizlerde yapılan tanımlamlara, kavramlara (mitoloji gibi!) gönül koyarsanız anlatamayacığınızı düşünüyorum. Mitoloji mi dedim, neden mitoloji olamdığını koyun ortaya ama lütfen objekltif bir biçimde.

Bizler objektif olmaya çalışıyoruz ve dürüst! Kasyopya için ayrıcalık tanıyamayız, Neandartal'in içine yerleştirilen ruh, kalbin atmasını veya durmasını sağlayan metafizik antenlerden, dünya atmosferinde kulaksız! sürüngen reptianlarla, başka sürngenlerin yaptığı nükleer savaşlardan, hepimizin uzaylılarca kaçırılıp, kafamıza çip yerleştirilmesinden, süreğen kıyametçilik, efendim 2012 yılında dünya batacak(bize gelin türevi!), olmadı, tutturamadık mı 2020 olsun veya görünmez bir savaş oldu(siz göremezsiniz, yoğunluğunuz çapınız düşük), ama Andromeda konseyi sizi kurtardı türünde foyasını gizleme, masallarından, daha nice cinlik, perilik, sahte kaynaklardan, gerçekte olmayan iletişimden, kavramları çarpıtmasından, bizim dışımızda şahsına münhasır gezen metafizik, sırlı bilgilerden ve böyle yüzlerce saçma üfürüklerden söz ettiği sürece, mitoloji duvarını aşamayacak.

Örneğin aynı kulvardan bir başka örnek;
Reptilanların neden kulakları yokmuş, çünkü onlar birbiriyle telepati ile anlaşırlarmış, oysa kulağın amacı, kişilerin birbiriyle anlaşmasından ziyade dışarıdan elde edilen etkiye, tepki vermek içindir, yani sesi duyabilmek. Telepatiyle anlaşanın kulağa ihtiyacı var! Bir başkası da der ki, efendim reptilianlar, gıda tüketmezmiş, onların gıdası yeryüzündeki insanların mutlsuzluğuymuş!( korkutmaya devam, inandırıcı olmaya devam)... peki öyle olsun da, sözde tanıkların ifadesine göre verilen çizimlerde bu sürüngenlerin boncuk gibi dişleri var, ne iş? herkes birbirinin yalancısı, insan bu ne yapsın, mitoloji türetirken dahi, kendi fiziği, biçimini kullanma eğilimiyle bariz çelişkiler üretiyor, aynen Zeus'un da dedelerimiz gibi resmedilmesi gibi... Ama nedense gerçek dünyanın, insanların, gerçek sorunlarına geldi mi esameleri okunmuyor, aksine isanlığı gerçeklik algısından soyutlamaya çalışıyorlar, ne kadar başarır, ağına o kadar çok kişiyi düşürmüş oluyorlar. dağlarca sorunlarımız bir yanda öylece dururken, biz masal dünyasında yüce ben'imizi ve Alice'i aramaya, kurtarmaya çıkıyoruz.

irdelemek, sorgulamak gerekiyor ve neden bütün dünyaları hayali, masal ve kurgu. neden isnanların kuruntularından faydalanıyorlar, neden sahte sorunalr, korkular, edebiyatlar, neden yalıtılmış ben'lik yüceltimi, hayali korkular, hayaletler, hayali sorunlar, mitoloji üzerine temellendirme?

Ben yapmıyorum, mitolojiyi, olta yemi olarak kullanma işini kendileri yapıyor, bana kalan ise tespit ve dile getirmek oluyor... Mitoloji, fareyi yakalamak için kapana sıkıştırılan peynir misali...

ForumKirpisi
06-04-2019, 09:25
közler sujeler uçuşuyo ne dediğinizi ne yazdığınızı anlıyom ya.
bu edebi laf salatası trans halleri çok garip ya hiç anlamıyom.

içimden gelen kasım papatyaları venüsten bir yudum aşk en uzak yıldızdan alıp getirem size
torpağana bulanam anadolunun.

ForumKirpisi
06-04-2019, 11:58
burda ne yazıyo sayın siparteküs

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1575

okudum ben bişey anlamadım. 3. yoğunluk falan diyo

bu siteye daha önce de baktım o zaman da bişey anlamadım. maharaj falan ne demiş ya. sen aslı"d"na sen değilsin demiş hatasıyla falan.

cem yılmazın amerikan mahkemesinde azılı katili savunan profesyonel avukat tiplemesi aklıma geldi: hakim bey bu gördüğünüz adam aslında o adam değil.

bunu diyerek ne elde ediyon. adam helada kabızken kurduğu fantezileri başlıklar halinde mi yazmış?
bu kadar laflamayı edebiyatı reise yapsak şimdiye devrildiydi.

"ictenlik"
06-04-2019, 14:31
sevgili içtenlik

adaletten uzaklaşma

yazamamaktan değil,
yazdıkların üzerinden iletişim kurulmamasından şikayetçiydin.

iletişim kurulması demek ne demek
söylediklerinin kabul edilmesi mi
o zaman mı iletişim kurmayı başarmış olacağız

red ederken iletişim kuramamış mı oluyoruz
topa tutmak bir iletişim biçimi değil mi

İletişim şu
Merhaba ben Fas'lı biriyim ve adım içtenlik dediğimde içtenliği soydan/ırktan arındırabilmek ve Fas'ın sorunlarıyla ve Fas'la olan ön-çatışkılarıyla değil de içtenliğin kendiyle ya da "içtenliğin kendi anlattıklarıyla" ve içtenliğin insan olma/olan evrensel tabanıyla bu taban üzerinden iletişim kurabilmektir.

Kabaca bir Türkiyelinin bir Avrupalıya karşı Ortadoğulu bir Arap olmadığını anlatmasıya da anlatmaya çalışması (İnsan Olmak yerine Ortadoğuluk ya da Araplıkla ön-suçlanması) kadar bulanık ve saçmasapan bir düzlemdeyim ve karşı tarafta bu düzlemden çıkılamayacağına -neredeyse- emin olmuş durumdayım.
Ki daha kültür, bilinç, insanlık, ortak değerler hiç bir şey konuşamadık
Yani bir tür -eyes wide shut- gözü tamamen mi kapalı ikilemindeyim
Kuşatma ya da önyargı kaldırılımıyor. Verili dayatılıyor.
Arada bir töhmet olarak dayatılıyor

Özgürlük cümleler de değil.

İşin aslı bu sitede "tutsaklık" ve "kast" pazarlandığını ve bunu -bilinçli Jandarmalığının ve otoriterciliğinin yapıldığını düşünmeye başladım her yer gibi
Bunu sorguluyorum şimdi derince

Sistem bilgisi/doktrini kontrolörlüğü Jandarmalığı ve otoriterciliği (yani tutsaklık) ve bunun bilinçli kastları ve kast yapıları (tutsaklığı)
Özgürlük ve özgür kırımcılığı, yönetimciliği dayatması ve bunun hizmeti mi?
Bunu sorguluyoruz

Özgür bilgiye geçit yok
Özgür bilgiye/bilgilendirmeye (ya da özgürlüğün kendine de) -tam bir- geçit yok ne yazık ki...
Zorlamayla ve zorlanmayla (diretmeyle) ve ıkına ıkına -zorla- -yarı- -yarı buçuk bir- serbesti sağlanıyor...

"ictenlik"
06-04-2019, 17:10
sevgili içtenlik

adaletten uzaklaşma

yazamamaktan değil,
yazdıkların üzerinden iletişim kurulmamasından şikayetçiydin.

iletişim kurulması demek ne demek
söylediklerinin kabul edilmesi mi
o zaman mı iletişim kurmayı başarmış olacağız

red ederken iletişim kuramamış mı oluyoruz
topa tutmak bir iletişim biçimi değil mi
.
Ama bakın (bir önceki postumda) söylediklerim çok açık değil mi?
Faslı olmaktan sıyrılabilmiş evrensel bir insanın tartışacağı evrensel değerler çizgisi iletişimi. Faslılığın (ki beni de ilgilendirmiyor) bırakılması..
Bakın şunları vereyim..

Şimdi Sevgili Blizkrieg

Bize göre verili sistem tabanı ve resmi ideolojiler ve bilgi bilim tabanı bir tür tutsaklık tabanıdır.
Bunu daha evrenin varoluşu ve yokoluşu ve hiç dayatmasından anlatmayı denedik. Kurumsal bilim teoloji benzeri bir taban, yapı ve kurumsaldır. İşlevi tutsak yetiştirmek, düşünce hapsetmek ve seçkin sınıfı yetiştirip devşirmektir. Kendi içinde bize göre çok net bir bilgi bilim engizisyonunu temsil eder. Karanlık bir yapıdır-tabandır. Özgürleştirici ya da genel insanlık çıkarına değildir. (Seçkin elitin/azınlığın hizmetinde tutsal sınıf) Bir tür pasifizme hizmet eder. Nasıl bir Modern/Ortodoks Tıp ve Alternatif Tıp ikilemi varsa bunun bir de özgür bilgi-bilim ikilemi var..

Kasyopya özgür bir bilgi bilişim ve bilgilendirme tabanıdır. Özgür bir kaynak ve veridir. Özgürlük kaynaklı/tabanlı bir bilişimdir gücünü özgürlerden alır. Emin olalım arkasında özgürler var. Bu nedenle verili sistem protokolünden aşırı direnç ve saldırı ya da uyumsuzluk görür. Biz bunu zaten biliyoruz. Ben daha önce de yazdım. Burada verilen tüm tepki bizim için sadece ve sadece dejavudan ibaret.

Yine de bunları söylerken kendimi de tutsak olarak niteleyip bundan dışlamayıp bu forumun yazma yazdırma özgürlüğünü ve eleştiri kabiliyetini bu haklarını emin olun saklı tutuyorum.
Benim en açık ve özgür yazabildiğim iki alandan biridir. Bu alandaki üye çemberine inanın çok büyük saygım var.
Bu Forum Özgür Forum başlığında yazdığım gibi düşünüyorum… Düşüncelerin eleştirisi ve özgürlüğü kişilerin değil. Düşünceler kişiler ve insanlar değildir yıkılabilir yapılabilirdir. Düşüncelere tutsaklık kötü.
İnanın ben kendi eşime dostuma tanıdığıma bile mesela bir memur yakınıma bile bir tür tutsaklık/seçkinlik kastında (nerdeyse hizmetli bir kontrolör) olduğunu anlatmayı deneyen biriyim. Kendimi de bu yaşamsal ikilemlerden tam anlamıyla dışlamadan....

Marks'a gelince Kasyopya foruma gidip Marks okunmalı incelenmeli Kasyopya da anlatılan tarihi BH yolunun (Özgecilik ve Komünizm benzeri kavramın) arayışının bir ucunun da Marksta ve tarihi Komünizmde olabileceğini arkadaşlara diyen orda da bu yüzden genel bir tepki alan benim. Marks'ı nerdeyse İsa figürüyle ve tarihte yaşamış insan sevgisi, genel sevgisi en yüksek insan karakterlerinden biri olmayla özdeştiren yine benim. Hatta biz Kasyopya okuyucularının onların zaman çerçevesinden bağımsız düşünün dediği şekilde İncil bir anti-Das Kapital dayatmasıdır ve Das-Kapital'in tarihi antitezidir diyen de benim. Kasyopyayı Kasyopya forumunda burası kadar bile yazışamıyorum orda derdimi hiç anlatamıyorum diyen de benim...

Varoluşçuluk ve modern batı bireyciliği, pasifizm ve hümanizm ekiyle birlikte en batmış tutsak ideolojisi ve idealizmin dibidir diyen de benim ve bu Marks'a ve arkadaşlarına karşı piyasaya sürülmüş bir hiçtir /çaredir diye ekleyen de..

Burda derdimi anlatabilecek miyim?
İzin verilecek mi?

Khaos
06-04-2019, 18:13
sevgili dostum

ben bu forumda şu ana kadar hiç kimseye hiç bir metni önermedim.
marksist de değilim.
ancak marksda felsefemi, eko-politikten anladığımı, kapitalizmin ne olduğuna dair tespitlerimin
çok daha dakik daha dahice ve üzerinde iyi çalışılmış biçimlerini buldum

üstelik öyle ciddi okumalar da yapmadım
bazı alıntılar, paragraflar vs.

ben marks/das kapital ile
laura/kasyopya'yı karşılaştırmayı herşeyden önce kendime hakaret kabul ederim

spartakus gibi objektif falan asla değilim
asla taviz vermeyeceğim peşin hükümlerim var

objektif olmak adına tüm hayat boyu edindiğim deneyimleri bir yana bırakıp
bir dahi ile bir şarlatana aynı şekilde yaklaşmam
bir dahinin el emeği göz nuru çağlara damga vurmuş tespitlerini yaptığı bilimi
godoş bi yosmanın hezeyanlarıyla kıyaslamam

o nedenle öncelikle bu isimler nası olduda aynı cümlelere girer oldu
ben buna tahammül etmem

dostlarımı sorgulamayı sevmem
ancak bir küçük sorum var
o soruya alacağım cevaba göre bu başlıkta yazıp yazmaya karar vereceğim

sizinle doğrudan kurulan bir iletişim var mı
varsa ne şekilde
ne tarz bilgiler aldınız
ben de sizin kurduğunuz/önereceğiniz biçimde ilişki kurabilirmiyim

bana sakın metni önermeyin
metne baktım
artı değeri anlamam 5 dakikamı almamıştı, marks okurken
bu metindeki şarlatanlığı/soytarılığı anlamam da ancak 5 dakika sürmüştür

geçin laura denen zayıf akıllıyı, geçin kasyopya celseleri denen mistik zırvaları
somut durumun somut tahlili yok orda

somut olarak
sizin doğrudan iletişiminiz oldu mu olmadı mı

samimi saygı ve sevgilerimle

"ictenlik"
06-04-2019, 18:27
sevgili dostum

ben bu forumda şu ana kadar hiç kimseye hiç bir metni önermedim.
marksist de değilim.
ancak marksda felsefemi, eko-politikten anladığımı, kapitalizmin ne olduğuna dair tespitlerimin
çok daha dakik daha dahice ve üzerinde iyi çalışılmış biçimlerini buldum

üstelik öyle ciddi okumalar da yapmadım
bazı alıntılar, paragraflar vs.

ben marks/das kapital ile
laura/kasyopya'yı karşılaştırmayı herşeyden önce kendime hakaret kabul ederim

spartakus gibi objektif falan asla değilim
asla taviz vermeyeceğim peşin hükümlerim var

objektif olmak adına tüm hayat boyu edindiğim deneyimleri bir yana bırakıp
bir dahi ile bir şarlatana aynı şekilde yaklaşmam
bir dahinin el emeği göz nuru çağlara damga vurmuş tespitlerini yaptığı bilimi
godoş bi yosmanın hezeyanlarıyla kıyaslamam

o nedenle öncelikle bu isimler nası olduda aynı cümlelere girer oldu
ben buna tahammül etmem

dostlarımı sorgulamayı sevmem
ancak bir küçük sorum var
o soruya alacağım cevaba göre bu başlıkta yazıp yazmaya karar vereceğim

sizinle doğrudan kurulan bir iletişim var mı
varsa ne şekilde
ne tarz bilgiler aldınız
ben de sizin kurduğunuz/önereceğiniz biçimde ilişki kurabilirmiyim

bana sakın metni önermeyin
metne baktım
artı değeri anlamam 5 dakikamı almamıştı, marks okurken
bu metindeki şarlatanlığı/soytarılığı anlamam da ancak 5 dakika sürmüştür

geçin laura denen zayıf akıllıyı, geçin kasyopya celseleri denen mistik zırvaları
somut durumun somut tahlili yok orda

somut olarak
sizin doğrudan iletişiminiz oldu mu olmadı mı

samimi saygı ve sevgilerimle

Peki dostum
Açık bir cümle yazayım mı?
Altına isteyen ne yazarsa yazsın madem
Ben bilmeme, ilgilenmeme ya da demagoji olarak ele alacağım o halde

KASYOPYANIN ARKASINDA ÖZGÜR VAROLUŞUN ÖZGÜRLERİ VAR

Laura bir şarlatan bile olsa Kasyopya metninin arkasında özgür varoluşun özgür bilişimi ve bilgilendirme çabası var

Laura benim bağlamım değil ilişiğim de değil o tek bir insan .Benim özgürlükle iletişimim oldu.
Özgürlük Laura ya da ulaşmaya çalışıyor sana da bana da

Laura ya değil özgürlüğe yakınlaşalım diyorum
Bir tutsak bir özgürle tesadüfen iletişebilir ve o bir yosma bile olsa pınar başından bir şeyler aşırabilir.

Ortada Laura diye yanlış bir taban var.
Biz Lauradan hiç bahsetmiyoruz.
Lauranın hezeyanlarından bana ne kime ne herkes özgür
Lauranın elinde sadece kullanmayı bile henüz bilmediği bir şey var. Ben ona da bunu nasıl kullanacağını öğretelim diyorum.
Özgürlük arayışı. Bakalım bunu öğrenebilecek mi?

Metni okuyan Laura'yı kendi sınadığını da düşünebilir.
"C" tarafı Laura değil özgür bilişim.
Metnin arkası arka tarafı Özgürlükyüzü ve Özgürleryüzü
Laura özgürlükten bilgiden bilimden hiçbirşeyden anlamayabilir ama bilgi veren taraf özgür
"C" tarafı...

"C" tarafı özgür mal. Sahipsüz mülkiyetsiz karşılıksız Ortak mal. Herkese ait
Lauranında malı değil
Lütfen yardım edin

Siz ya da başkası farketmez özgürlükle iletişim kurduğunuz her defa Lauraya da yanıt veren karşı taraf denilenle sonsuz her an iletişiyorsunuz.

Bir geniş yanıt daha yazacağım izninizle
Ve en içten;
Çok samimi saygı ve sevgilerimle

BU METİN DÜNYADAKİ DİNLERİ YIKABİLİR VE İNSANLARI BİRLEŞTİREBİLİR SAVAŞLARI DURDURABİLİR LÜTFEN YARDIM EDİN...

BU METİN DÜNYADAKİ AÇLIK VE SÖMÜRÜYÜ KULLUĞU GENEL HEZEYANI DURDURABİLİR.

LÜTFEN YARDIM EDİN...

"ictenlik"
06-04-2019, 19:00
sevgili dostum

ben bu forumda şu ana kadar hiç kimseye hiç bir metni önermedim.
marksist de değilim.
ancak marksda felsefemi, eko-politikten anladığımı, kapitalizmin ne olduğuna dair tespitlerimin
çok daha dakik daha dahice ve üzerinde iyi çalışılmış biçimlerini buldum

üstelik öyle ciddi okumalar da yapmadım
bazı alıntılar, paragraflar vs.

ben marks/das kapital ile
laura/kasyopya'yı karşılaştırmayı herşeyden önce kendime hakaret kabul ederim

spartakus gibi objektif falan asla değilim
asla taviz vermeyeceğim peşin hükümlerim var

objektif olmak adına tüm hayat boyu edindiğim deneyimleri bir yana bırakıp
bir dahi ile bir şarlatana aynı şekilde yaklaşmam
bir dahinin el emeği göz nuru çağlara damga vurmuş tespitlerini yaptığı bilimi
godoş bi yosmanın hezeyanlarıyla kıyaslamam

o nedenle öncelikle bu isimler nası olduda aynı cümlelere girer oldu
ben buna tahammül etmem

dostlarımı sorgulamayı sevmem
ancak bir küçük sorum var
o soruya alacağım cevaba göre bu başlıkta yazıp yazmaya karar vereceğim

sizinle doğrudan kurulan bir iletişim var mı
varsa ne şekilde
ne tarz bilgiler aldınız
ben de sizin kurduğunuz/önereceğiniz biçimde ilişki kurabilirmiyim

bana sakın metni önermeyin
metne baktım
artı değeri anlamam 5 dakikamı almamıştı, marks okurken
bu metindeki şarlatanlığı/soytarılığı anlamam da ancak 5 dakika sürmüştür

geçin laura denen zayıf akıllıyı, geçin kasyopya celseleri denen mistik zırvaları
somut durumun somut tahlili yok orda

somut olarak
sizin doğrudan iletişiminiz oldu mu olmadı mı

samimi saygı ve sevgilerimle

Sevgili Blitzkrieg

BU METİN DÜNYADAKİ DİNLERİ YIKABİLİR VE İNSANLARI BİRLEŞTİREBİLİR SAVAŞLARI DURDURABİLİR LÜTFEN YARDIM EDİN...

BU METİN DÜNYADAKİ AÇLIK VE SÖMÜRÜYÜ KULLUĞU GENEL HEZEYANI DURDURABİLİR.

LÜTFEN YARDIM EDİN...

BU METNİN DAYANAĞI VE ARKAPLANI İÇERDİĞİ KAVRAMLAR VE GENEL BİLGİLENDİRME DAHİL ÖZGÜRLÜKLE VE KOMÜNİZMLE ELELEDİR KOLKOLADIR.

LÜTFEN YARDIM EDİN SUNUN TARTIŞALIM AÇALIM İZİN VERİN YOL AÇIN

Benimle (ya da hatta biriyle özel) iletişim kurulması subjektif
Baştan bağlam subjektif
Soru subjektif. aradığını dayatıyor kendi cevabını

Şu tarz bu tarz bilgiler almak subjektf bir ikilem ve kaos, oldukça kaotik

Doğrudan iletişim subjektif kişi kendiyle iletişir. Tüm varoluş var ortada. Tüm varolan birbiri ve kendiyle iletişir.
Ya subjektif ya objektif..

Bu metnin tüm bu durumları açıklayan, şarlatanları ortaya koyan, gerçek şarlatanları bir bir ayıklayan temiz bir zemin üzerine kurlu bir bilgilendirme tabanıdır.
Metinde karışıklıklar kaoslar bozulmalar eksikler vardır amenna
Kutsal değildir bildirim değildir
---

Kişi/kişiler ve hepimiz yanlış bilgilendirme almış olabilir,
tutsaklık aşılabilir kişi kendi hezeyanına gömülmemeli .bırakında çıkış yolunu birlikte gözetelim...
Biz de geçmiş boyu eski bilgilerin yenilenmesi işiyle uğraşıyoruz. Pek çok yanlış bilgi aldık.

Lütfen yardım edin....

"C" Tarafı BAĞIMSIZ. Tutsal değil. Böyle bilinmeli.
Ben bu bilgilendirmeyi bozdurmam arkadaş

Khaos
06-04-2019, 19:03
yani sizinle doğrudan iletişim kurulmadı
benimle de kurulmadı

laura ''iki senelik çabaları sonunda iletişim kurmayı başardığını '' ifade etmiş
metnin doğrulayıcısı laura
lauranın doğrulayıcısı metin
casyopyalının doğrulayıcı laura ve lauranın doğruladığı metin

şimdi bu üçgenin dışında kalarak özgürlüğü tartışacaksak
bize ne celselerden
yok içine girerek tartışacaksak
boş versene
sararız bi güzel cigara bak ne anaforlar ne anaforlar

sevgili dostum
devlet denen kurumda uzman olarak yıllarca çalıştım
çok amir dövdüm
memur da dövdüm
meslekten atıldım

ne işler yaptığımı anlatsam kimse inanmaz
ama en sevdiğim işim neydi biliyor musun

iki yıl poker oynadım
bi adamın gözlük camındaki yansımadan değil,
gözlerinden elindeki kağıdı okuyarak para kazanıp hayata devam ettim

bi videoya atıf yapmıştım
enemy of reason
onu izlerken konuşulanları dinlemedim altyazıları okumadım bile
sadece o heriflerin/karıların gözlerine baktım
sen de bi seyret bi bak onların o yalancı gözlerine

sonra da lauranın eşiyle birlikte yaptığı sunumlara bak
başka da bişe demiyorum

benle iletişim kurmadılar

muhammedle/isayla/choprayla/diğer mistik şarlatanlarla birleri iletişmiş
bazılarının ellerine metinler tutuşturulmuş
bazıları görünümlere sahipmiş
bi tanesi 365. rols roysunu alamadan göçtü gitti

kurtar yakanı şunlardan ya
beni deli ediyosun
sende olanı çağrıştıran bi kaç şey var o metinlerde hepsi bu
çıkar onları aradan

yaşadığımız dünyayı anlayabilecek düşünsel namusa ve akla sahibiz
kimseye ihtiyacımız yok
değiştirebilecek koşullara dahil olabiliriz
ya da olmayıp bi kenardan herşeyi öylece gülerek seyredebiliriz

yok öyle sırlar içeren metinler
gizli bilgiler içeren metinler
biz varız

şimdi tartışın
ben yokum

"ictenlik"
06-04-2019, 19:11
yani sizinle doğrudan iletişim kurulmadı
benimle de kurulmadı

laura ''iki senelik çabaları sonunda iletişim kurmayı başardığını '' ifade etmiş
metnin doğrulayıcısı laura
lauranın doğrulayıcısı metin
casyopyalının doğrulayıcı laura ve lauranın doğruladığı metin

şimdi bu üçgenin dışında kalarak özgürlüğü tartışacaksak
bize ne celselerden
yok içine girerek tartışacaksak
boş versene
sararız bi güzel cigara bak ne anaforlar ne anaforlar

sevgili dostum
devlet denen kurumda uzman olarak yıllarca çalıştım
çok amir dövdüm
memur da dövdüm
meslekten atıldım

ne işler yaptığımı anlatsam kimse inanmaz
ama en sevdiğim işim neydi biliyor musun

iki yıl poker oynadım
bi adamın gözlük camındaki yansımadan değil,
gözlerinden elindeki kağıdı okuyarak para kazanıp hayata devam ettim

bi videoya atıf yapmıştım
enemy of reason
onu izlerken konuşulanları dinlemedim altyazıları okumadım bile
sadece o heriflerin/karıların gözlerine baktım
sen de bi seyret bi bak onların o yalancı gözlerine

sonra da lauranın eşiyle birlikte yaptığı sunumlara bak
başka da bişe demiyorum

benle iletişim kurmadılar

muhammedle/isayla/choprayla/diğer mistik şarlatanlarla birleri iletişmiş
bazılarının ellerine metinler tutuşturulmuş
bazıları görünümlere sahipmiş
bi tanesi 365. rols roysunu alamadan göçtü gitti

kurtar yakanı şunlardan ya
beni deli ediyosun
sende olanı çağrıştıran bi kaç şey var o metinlerde hepsi bu
çıkar onları aradan

yaşadığımız dünyayı anlayabilecek düşünsel namusa ve akla sahibiz
kimseye ihtiyacımız yok
değiştirebilecek koşullara dahil olabiliriz
ya da olmayıp bi kenardan herşeyi öylece gülerek seyredebiliriz

yok öyle sırlar içeren metinler
gizli bilgiler içeren metinler
biz varız

şimdi tartışın
ben yokum

Sevgili Blitzkrieg

Sizinlede benimle de sonsuz iletişim her zaman mümkün ve kuruluyor
Dedim
Ama
Bir üstte arada kaldı bir metin daha verdim
Bize ne? Oluşuna dair bir cevap niteliğinde
En azından bana ne oluşuna dair...

Güzel bir cigara sarıyoruz.

Benim yakamı kurtaracak bir bağım bağımım yok.
Konu zemininde değil. Savrulma alanından yanlış olgu ve yanlış olgu bakışı tartışıyoruz daha zemine inemedik

Sizi anlıyorum. Emin olun bütünüyle paylaşıyorum..

Ve yardımınız desteğiniz için sonsuz teşekkürler...

Bu kadar olsun yazabilmemi sağladığınız, yol açtınız. En azından dürüst bilgilendirme yaptım/yapabildim kendi tarafımda..

Sonsuz teşekkürler ve saygılar

Siz yoksanız ben de yokum

...
Foruma Kasyopya yazmam amenna
Kasyopya açmam tartışmam amenna
Lafını getirmem sözünü açmam amenna
Adını anmam adını bile anmam amenna
Kendimce yol ararım
Kasyopya olgusu benim için kapanmıştır bilişimde yok hükmündedir
En azından bu forum için
En azından siz açana isteyene ya da kendiniz görüşene kadar
Ama
Bilişime bileşmiş bilgilendirmeden arınamam. Çözümsüz

Rahatsızlık veriyorsa imzayı da kaldırayım
Son bir kaç alıntı ile

Saygılar

Khaos
06-04-2019, 19:40
Foruma Kasyopya yazmam amenna
Kasyopya açmam tartışmam amenna
Lafını getirmem sözünü açmam amenna
Adını anmam adını bile anmam amenna
Kendimce yol ararım
Kasyopya olgusu benim için kapanmıştır bilişimde yok hükmündedir
En azından bu forum için
En azından siz açana isteyene ya da kendiniz görüşene kadar
Ama
Bilişime bileşmiş bilgilendirmeden arınamam. Çözümsüz

Rahatsızlık veriyorsa imzayı da kaldırayım
Son bir kaç alıntı ile

Saygılar

söylediklerimden bu çıkmaz dostum

ben seni engellemem, engeleyemem
hakkım yok buna
ama saldırırım
buna hakkım var
karşı çıkarım

o yüzden bunu bana yapma
imzanı da değiştirme
rahatsızlık diye bişey yok
içtenliğini haketmediklerini düşünüyorum
bu bana dert oldu

ama sen bununla kendini ifade edebiliyorsan
etmelisin

sen kendini kendi istediğin gibi ifade edeceksin
ben de kendimi kendi istediğim gibi
ben zincir değilim, anarşistim
kendini benim tavrım üzerinden engelleme
bana bunu yapma

"ictenlik"
06-04-2019, 20:18
söylediklerimden bu çıkmaz dostum

ben seni engellemem, engeleyemem
hakkım yok buna
ama saldırırım
buna hakkım var
karşı çıkarım

o yüzden bunu bana yapma
imzanı da değiştirme
rahatsızlık diye bişey yok
içtenliğini haketmediklerini düşünüyorum
bu bana dert oldu

ama sen bununla kendini ifade edebiliyorsan
etmelisin

sen kendini kendi istediğin gibi ifade edeceksin
ben de kendimi kendi istediğim gibi
ben zincir değilim, anarşistim
kendini benim tavrım üzerinden engelleme
bana bunu yapma

Zaman sonsuz bir bütün sevgili Blitzkrieg hiç bir şeyi dertetmemize gerek yok.
Ölümü ve yaşamı. İkisi eşit ve bütün..
Tüm bunlar ereksellik/dertsellik temaşası ya da (bu geçici konaklığı) varoluşu o değil bu şekilde deneyimleme macerası
Tüm son çözümlemelerde tüm sonuçlar eşit hiç bir şey değişmez ne oluyorsa o oluyor olacak
ve ne varsa o var ve yok
Ben diye birinin temaşası saçma. Aldırmamak lazım. Bireysel yakınmalara kim olursa kendi dahil aldırmamak lazım...
İçimizde bu konu da çok iyi eğitimlilerimiz var.
Empatiyi işlerine gelince ne güzel de biliyorlar.
Empati öyle ya da böyle herkese yarar sağlar
Tüm bunlar macera
Zaman sonsuz kopmaz bir bütün o halde kimse de kopamaz .Tüm bunlar geçici ereksel tantana
Varoluş yok olmaz.yok değil o halde burdayız-biziz
Ben adlarında birileri hep varolacak

Zaman ve sabır en "içten" yoldaşımız olsun...

Sizin idealizm kokusu almanız gibi ben bir şeyleri koklayıp yoluma -kendimce- mutlaka devam edeceğim.
Tünelin ucundaki o ışığı hiç gördük mü bilmiyorum...
İyi şeyler olmasını umuyorum...
Belki de biraz kafa da dinmeli sakinleşmeli

Herkes herşeyi hakediyor... Bizde öyle bir hüsnü kuruntu yok. Bu forum bir olumsuzlama olsaydı inan ben bunun yarısı kadar yazamazdım. Burdaki herkes en yüksek perdeden saygıya değer arkadaşlardır...
Uzun süreli yazım maceramdan biliyorum ki ekstrem derece de açık yürekli arkadaşlar. Tersi ya da karşıt verme anlayışı olabilir ancak birey engelleme refleksi yok ve yüksek empati sıcağı...
Yani aynı yoldayız ...

Ereksellik bir prangadır. Kendimde dahil kendime söylüyorum bunu.

"ictenlik"
13-09-2019, 15:50
Arkadaşlar Merhabalar

Aşağıda yazacaklarımı toplumsal arena da dile getirebilen herhangi grup, sosyal dayanışma ya da sivil toplum örgütü ve parti ile dayanışmaya hazırız. Sosyal gğndemine ve parti programıına aşağıdakine benzer bir gündem ve metni çok net içeren herhangi siyasal sosyal organizasyona gönüllü üye ve katılımcı olup sonsuz destek verebilir o uğurda çalışabiliriz.

METİN

İbrihami dinlerin dayanaklarıyla birlikte halklara ve hükümetlere ifşa edilerek yıkılmaları ve dönüşümleri sağlanmalıdır çünkü tüm tarihi yazılı (örn. sümer, babil, tevrat incil vb.) ve materyalik kayıt (baelbek, paskalya adası taşları, sodom gomora yıkımı söylencesi, arkeolojik tarihi vb. bulgular değerlenmesi) incelemeleri, insanın tür köken ata, kan ve genetik karmaşalarının objektif ve derinine çözümlenmesi ve oluşan kitlesel travma ve baskı dahil Tanrı kavramı etrafında kurulan korku-panik imparatorluğu deneyimlenmesinin psikanilitik çözümü dahil bize göstermektedir ki Tanrı sanılanlar daha önce dünyayı ziyaret etmiş ve sömürgeye uğratmış dış uzaylı gelişmiş göksel varlık tiranlardır. Biz bu tanımızdan eminiz ve hiç şüphe etmiyoruz.

Biz bu konunun en az 15 yıllık incelemecileri ve takipçileri olarak bundan eminiz ve takipçisi olacağız. SUSMAYACAĞIZ.
Tüm halka ve kamuoyuna duyrulur..
Objektif inceleme rica ediyoruz....

"ictenlik"
19-09-2019, 22:54
İbrahimi Dinlerin Yıkımı, Revizyonu (ya da dinlerarası diyalog ya da dinlerden özgürlük) Üzerine Sesli Söyleşmeler ve Çözümlemeler/Üretimler (Öneriler/Önermeler) Denemeleri taslakları devamı..

Arkadaşlar daha önce yazmıştık. İbrahimi dinlerin revizyonu talebi ya da ifşası talebi. Tabi ki buradaki dayanağımız muhtemel göksel bir fetihçi ya da kolonist olarak bilinen dış uzaylıya dönük olarak (geçmiş çağların) objektif kanıtlara (ve onların gücüne) inanarak dayanarak yapılacak ifşa talebi ve baskısı ama iktidar ya da halka dönük inceleme araştırma isteği iletme ve durumu kabullenme -görmezden gelmemeye yönelik olarak, gerekirse de ifşaya dönük bir baskı uygulamak yapmak/kurmak (gerçeği daha sık dillendirmek ve dolayısıyla daha çok kişinin bilmesi) fikriydi.
Bunun dinlerin yükünü hafifleteceğini düşünüyoruz.

Göksel bir uzaylının ya da manipülatör fetihçinin varlığı henüz kimilerimiz için tartışmalı olsa da tartışıladursun biz bu uzaylının varlığı (ndan eminiz) ve diğer kontrol manipülasyon araçları gerçekse bunun ifşasının oldukça sarsıntılı olabileceğini tabi ki biliyoruz. Tabi ki bu yüzden öncelikle iktidarlara ve mümessillerine erişelim diyoruz, siyasal sosyal baskı kuralım, bunu yazan çoğalsın diyoruz ve istiyoruz ve sonuç olarak hem bu özgürce söyleşilsin, bunlar bilim (akıl) diye karalanmasın (rahatça söyleşilsin ve bunu yazanlara) ve de bizim gibilere de deli denmesin, o gözle bakılmasın istiyoruz. Özgürlük özgürlüktür. Herkese gereklidir. Açık haklarımı kullanıyorum. Yarın sana da gerekecek. Susanlara sıra geleceği gibi...

Örneğin bugünler de Arap veliaht prensi kendi gününü günederken lütfedip açıklama yapmış ; "Kadınlar serbest giyinebilir" diye. Bura İsrail'in denetiminde mi? İsrail lejyonu mu bu? Alt halk mı bunlar? Tebaa mı lejyon mu? Hak bahşetmişler. Tuhaf...

Ulan biri de (örn. Batılı bir ülke başkanı da) çıkıp demiyor ki; "Arap coğrafyasında tutsak olan ve tutsak birey hisseden kadın ya da orada yaşamsal ve bireysel özgürlüklerini deneyimleyemediğini söyleyen kadın birey istiyorsa; açık-özgür bir yaşama dönük olarak kapım açıktır, bizler sosyal devletleriz ve vatandaşlık veriyorum. İsa havariliğine soyunana, kutsal İsa'ya inana kutsal Batıya ve onun yoluna giden din kardeşlerine de bu yakışır.
Ya da biri de demiyor ki; "Arap coğrafyasında ne kadar deist varsa çıksın gelsin bize...
Bu onların (islamistlerin) aklını başına getirir. Getirmez mi?
Politik kriz mi olur? Bilmem...
Bilmiyorum belki insanlar orada etiketlenir, savaş kaos olur ama bir şeyler yapılmalıdır...

Amerikanya ve tebaası İran'a ya da başka bir yere yaptırım ve ambargo uyguluyor sözde!
Modernleşme, batılılaşma ve kültür ihracında bulunuyor ya da demokrasi götürüyor ve demokratlaşma götürüyor. Adam demokrasinin kılıcını tutuyorsa ve bunu yayıyorsa dürüst yaysın yapsın..
Kılıcı bıraksın önce kendi demokratlığını göstersin bize!
Ulan dürüst olsa; "Eoropaya da söyler; "Açın kapıları der." İranlı kadınlara seslenir ve iltica hakkı verir değil mi? Politik kriz yaratır.
Yaratmaz mı?
Hımm...
İran'ın özgürleşmesi istiyor mu? ya da başka yerin? Bunu umursuyor mu?
Kendi çıkarını umursuyor. Anlıyorum...

Vatikan'a da baskı yapabiliriz her yere baskı yapabiliriz. Hükümetlerimize baskı yapabiliriz.
Ben Çin olsam ben Rusya ben Japonya ve diğerleri olsam kadınlar özgürdür derim hadi kapıalrı açalım bakalım neler yapıyorlar derim dünyanın dengeleriyle biraz oynarım.
Aman canım hepsi kendine yetiyormuş. Öyle diyorlar... İnsanlığınız neyin altına saklandı?

----!

Arkadaşlar bizim anlatmaya çalıştığımız şey şu ve çok çektik
Bilişsel karantina altındayız
Babil (Habil ve Kabil) öyküsü. İncil Lukla 12:49-53 ve uzantısında anlatılan şeyler.
Eğer bizlere komplo teorisyenleri, paranoid şizofrenler ve deliler demeyecekseniz sanırım bunlar Matirks benzeri bir kitletle zihin zihin kontrolü ve manipülasyonu anlatıyor. Tekrar okunabilir.
Biz sunduğumuz ve henüz güven vermeyen kaynaklarımızla bunu doğruladık.

Orda şunu anlatıyor.
Bunu (yani etkiyi ve kontrol ve manipülasyonu) dünyanın çevresindeki yüksek uzay teknolojili bilgisayar konfigürasyonu destekli elektromanyetik bir ağla tıpkı matriks filmi gibi yapıyor..
Termal alanları vb. den yararlanılarak hayvanları denetlediğinizi düşünün. Örneğin bir hayvan istemediğiniz bir eylemi ürettiğinde onun çevresel alanından bunu okuyan bir bilgisayar var ve bunu anladığında yine o bigisayar ağı bu hayvanın çevresindeki diğer hayvanlara onu etki altına alabilecek kimi radyo sinyalleri gönderiyor.
Tıpkı matriks gibi. Tam temsil buna yakın.
Elektromanyetik alanla ya da bilgisayar destekli bir şeyle hayvanları hapsettiğinizi kaçanı kontrol altına aldığınızı düşünün
Bu yüksek teknoloji uzay teknolojisi yüksek bir uygarlık. Bunu yapabilir.
Deşifre istiyoruz.
Tamam savaşırsak ne olur bilmiyoruz. Hayatımız mı yıkılır? Zor günler mi geçiririz? Meçhul. İşte bu büzden korkuyoruz ancak bir uzlaşma yolu bulunmalı...
Ben bunları bugün yazabildiğime göre bir ölçü de bu ağı deldik.
Bilmiyorum onlara göre denizdeki balıklar gibi miyiz?neyiz? ama bu hikayenin gerçekliğini biz 7 yıldır deneyimlediğimiz aşırı sorunlar ve gerçekdışı deneyimlerle bireysel olarak bir hayli doğruladık. Bu saçmasapan diyenler benim türümden bilgi yaymayı deneyebilir ve başına neler geleceğini hep birlikte kendi görebilir

Asıl derdimiz bu ızgara denen şey ya da elektromanyetik göksel frekans çiti ve örtüsü denen zorbalık şey. Zihinleri kontrol altında tutan, insanı insan saldırtan duygu manipülasyonu üreten ve kışkırtan, denetimsiz insan yaratan şey.
Bu durdurulabilir.

Şimdi şunu söylüyoruz.
Söylediklerimiz ilişkin kanıt toplanabilir. Yabana atmayalım. Ney kanıt olur mesela? Bunu nasıl ispatlarız?
Örneğin
İnsan genomuna dair kanıt toplanabilir. İnsanın ata problemi var. bir çok genetik kusuru var. Gelip bizimle genetik deney, çaprazlamala, melezleme yapmışsa ve türü yozlaştırmışsa bunu kanıtlıyor olabilmemiz lazım değil mi?
Kopuk halkaları evrimciler daha iyi bilirler. Her şeyi birbirine uydurmaya çalışmasınlar.
Saklanan (özellikle görmek istenmeyen) arkeolojik biyolojik kanıt var mı?
Sodom ve Gomora' nın yıkımı öyküsü bir çok tarihi tablet ve destanda mevcut..
Yıkılan yerden kanıt toplanamaz mı?
.
Kimse bize deli demesin artık bıktık
Bize komplo teorisyeni demeyin bıktık usandık
İnsan genomundaki baskın çekinik atalar ve genlere dair bilimi ben mi yapacağım? kan biyolojisini ben mi incleyeceğim? Kasyopya benim dışımda kimse için yeterli değil o halde ne yapmalıyım ben. Susayım mı?
.
42 yıldır başıma gelen herşey pişmiş tavuğun başına gelmeyen şeyler bana kanıt
Son 7 yılım bana kanıt. Neler çektim yaşadım bir ben bilirim bana kanıt.
Her gün her an depersonalizadyon deralizasyonla bir zamanlar bitmez tükenmez sanrılarla boğuşmak, bitmeyen işkence gibi duyumsamalar bana kanıt
.
Bu kitle zihin kontrolü haarp savları.. Babille örtüşüyor.
Babilde ayrılanın diller olduğu söylenir oysa ayrışan belleklerdir.
Dillerini ayıralım hikayesi zihinlerini ve akıllarını karıştıralım çatıştıralım anlamında.
Bu kadar tesadüf olabilir mi?
Bunlar mit masal mı diyeceğiz?
Babil'in fahişesi kim? Büyük Babil ne?

Tanrı Ad kavmini eşcinsel olduğu için yıktım diyor bence büyük bir yalan
Eş cinsler, eşcinslilik ve sınıfsızlık bu. çok basit çünkü kadın erkek ayrımı yok brlki köle efendilik ve bilim arayışı var ve belki de toplumsal özgürlük var ve kastlar yok...
Bu Tanrı sosyalizme düşman! Neden?

"ictenlik"
05-06-2021, 00:14
Arkadaşlar bu kendim (üyeliğim yazarlığım etkileşimim) ve bu anlamda geçmişle ilgili denediğim ya da deneyeceğim sonsuz iletişim düzeltmesi denemesinden biridir.
Başarısız olursam daha iyisini yazmam için teşvik edin ya da umutlu mutlu güzel bir gelecekte ve şimdideyseniz bunu umursamayın

Umutsuzsanız umursayın.

Arkadaşlar ben hala yerinde duruyorsa imzamda da indirilebilir bir nüshası ve kopyası bulunan "Kasyopya İletişimleri" denilen (bu bir takım yıldız adı gezegen değil yani bazıları yanlış anlıyor) bir şey okudum. Oradan yepyeni fikirler ve yepyeni bir gerçek/lik edindim. Bu yepyeni gerçekle ne yapılacağını kendi de bilmemek bir yana bu gerçeğin kendisi diğer insanlar da onu bilmeli, bu gerçeğe tek sen sahip olmamalısın diyordu. Tam olarak böyle.

İnternet maceram her yere gidip yazmayı denemem böyle başladı ve anlatacağım ya da anlatmak istediğim ve her defasında her yerde konuşmak istediğim aslında bu yepyeni gerçekliktir. Oradan aldığım yeni gerçeklik ve buna diğerlerimizin ihtiyacı ya da bölüşülme zorunluluğu.

Sunmalı, anlatmalı ve denemeliydim
Bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Hala da öyle.

Gittiğim her yerde iletişim karmaşası yaşadım. Çözmeye ve aşmaya çalıştıkça daha da. Yazan ben değildim gibi oldu, duygusal tepkiler oluştu. Beceremedim ya da tepkiler oldu ve anlatamadım çünkü anlatılan yeni gerçeklik olağanüstü düzey ve derece de absürd ve önceki fikirlere göre gerçekdışı şeylerdi.

Bir de tam bu dönemin öncesi ani bir beta bloker ilaç ve antidepresan kesmeye bağlı manik kayma ve geçici psikoz dönemi muhtemelen yaşıyordum ve tam olarak böyle bir dönemde bu iletişimleri yapmayı denemeye koyuşmuştum. Bu kendime ve belki sizlere de kişiliğimde bir karmaşa ve düzensizlik olarak yansımış olabilir.

Bir yazar olarak şunu ifade edebilirim.

Bahsettiğim metnin içerdiği bize sunulmuş gerçek parçaları dediğim şeyleri görüşecek ve görüşmek isteyen bir ekip ve dostlar ve arkadaşlar ve bunu kontrollü ve özgürce yazışabileceğimiz alanlar arıyoruz.

ya da bu metnin görüşülmesinin açıktan özgürce yapılabilmesini umuyor ve istiyoruz.

Özgürlük istiyoruz aslında. Sadece ve sadece özgürlük

Engellemekte bir özgürlük olduğu için ve bunu sevmemekte bir özgürlük olduğu için ve konuşturmamakta bir özgürlük olduğu için ve bunu gerçekdışı bulmak ve bunu yazara yansıtmakta bir özgürlük olduğu için ve bunu bilimsel akla aykırı görmekte bir özgürlük olduğu için özgürlükler konusunda da çelişkiye düştük ve tıkandık.

Dediğim metnin geniş anlamda özgürlükleri ilgilendirdiğini düşünüyorum bu yüzden daha çok konuşulmalı. Daha çok bilim ve daha çok özgürlük için daha çok konuşulmalı.

Ben tabi ki üçüncül bir gözlemci ve okuyucu olarak anlatım sorumlusu değilim ilgiliyim. Ön okumuşum. Bir ön okumuş olarak yeni okumuşun sorularını görüşmek ilginç ve heyecan verici olurdu.

Bilgi özgürlüğü istiyoruz.

"ictenlik"
06-06-2021, 00:39
ya sevgili dostum

seni senden başka engelleyen kimse yok
yaz içinden geldiği gibi

sonuçta hepimiz yazıyoruz
yazmak suç değil

Arkadaşlar başa dönüyorum Kasyopya nedir? Neyden sözeder? Bir şeyler yazmak istiyorumİzninizle

Fermi paradoksu diye bir paradokstan sözediliyor. Dünyadışı yaşam varsa ya onları çoktan bulmalıydık ya onlar bizi bulmalı ve biz tür olarak çoktan onların denetimi altına girmiş ve kolonize edilmiş olmalıydık.

Kasyopya metni tam olarak bu ikinciyi söylüyor. Sitchin'in uzaylı tanrılar dediğinin daha genişinden bahsediyor..

Diyor ki ;dünyadışıları bulamanızın nedeni türünüzü birinci elden denetleyen ve türünüzle bizzat ilgilenen, onu kontrol eden dünyadışı bir tür zaten var ve türünüz zaten denetim altında ve geçmişte zaten kolonize edildi.
Farkında değilsiniz çünkü olgu çok travmatik ve genetik yozlaşma oldu, köleliğe yönelik olarak türünüzün genetiği kırıldı ve ayrıca bir tür denetleme sistemi var.

Türünüz zaten şu an kırılmış (melez) köpekleriniz gibi. Bundan farksız zaten.

Geçmişte dünyaya gelinerek ve fiziksel iniş yapılarakta insan ırkının kırılıp melezlendiğini ve geçmiş kitap ve efsanelerimizin ve dinlerimizin bu anlama geldiğini söylüyor...

Bunu yapan insanın tanrı dediği -yarı sahip algıladığı (köleliğe yakın genetik yozlaştırma ve başka paradigmadan dolayı yarı sahip algılanan) tanrı olmayan şey. Düşman.

Bize gökte bir düşman olduğunu ama gerçek bir düşman olduğunu söylüyor. Savaşmamız gereken.

Düşman o kadar güçlü ki; sibergenetik, biyogenetik varlıklar oluşturabilen ve insan türüyle kendi üretimi sibergenetik varlıkları melezlemiş ve insan türü yerine gezegene bunu koymayı hedefliyor:

Çünkü gelecekte kendi burada yaşamayı amaçlıyor. Gezegenin asıl sahibi olama. Gezegeni işgali planlıyor. İnsana ihtiyacı yok ya da insan ona köle bir türden fazlasını ifade etmiyor. Dost değil.

İnsan türünü bir köle alt tür ve uygar tıpkı bizim hayvanı gördüğümüz gibi gören bir türden sözediyoruz.

Bu metinde dini karakter yok. Dini ve tanrısal yani tanrı inancını ve dini besleyen hiç bir şey ama hiç bir şey yok. Tanrıyı kendi içinde içerdiği veriyle reddeder.

Bunda ilahi bir esin ve bildiri formatı yok.

New age ya da ruhçu spritüalist zart zurt (karakter) yok. Varsa da insan tarafı olarak soru soran ve yanıt isteyen bizlerin beceriksizliği yapısı kişiliğinde gelir. Önemli değil.

Bu bilgileri veren/ileten gelecek olarak tanımlanıyor. Metin gelecekle iletişim olduğu iddiasında. kendi bunu yazıyor. Onlarca kez.

Metin parayla satılmıyor. Üyelik kayıt istemiyor: Halka açılmamış tek satırı ve bir gizli kolu, kuru yok, seviyesi yok...

İçerdiği en önemli veri şu. Dünyayı kuşatan bir elektomanyetik ızgara sisteminin belirginleştirilmesi vb üzerinden yapılan bir tür frekans denetimi yöntemiyle kafesleme.

İnsan kafesi. Hayvan Çiftliği. İçerik distopi satılamaz-para etmez-

İnsanı kontrol altında tutan ya da manipüle de eden bir tür frekans sistemi ve yayını. Belki de izleme sistemi bilmiyorum. Yapay zeka bir elektromanyetik örtü kuşatması....
Bu Babil efsanesinin tam karşılığı. Zihinlerin karıştırılması ve insan aklı ve dilinin bölünmesi ve İncil Luka da gelinin kaynanaya düşman edilmesi denen

Babil'in asma bahçesi deniyor yeri bilinmiyor. İncil Fahişe Babil diyor olgu çözülmüyor.

Buna inanın ille de bunu soruşturun ya da kabul edin demiyorum. Üçüncü bir bilgi paradigması olarak dolaşımı ve görüşülmesinin özgürlüğünü istiyoruz. Hepsi bu. Forumu temsilen forum admini zırva yazmasın yeter. Yazıyorsa da dürüstçe tartışabiliyorsa tartışsın.

Dolaşıma izin verin. Yazınca püskürmeyin yeter. Karşı çıkmayın o da yeter . Yazanı yere batırmayın alaylamayın o da yeter

Sadece ilgililer için görüşme

Böyle bir bilgiyi yaymak ve hatta üretmekten Laura diye birini ne çıkarı olabilirdi_?
Soruyorum.

Satacak pazarlayacak bir şey üret. Bunu mu üretirsin?
Işık sevgi masalı satarsın..

Bu tip bilgilendirmeyi yapmaktan hiç kimsenin çıkarı yoktur. Benimde olamaz ve yok. Dini bir cemaate bağlı değilim ki dindar mindar değilim

Hiç kimseden para istenmiyor. Hiç kimse hiç kimseden para istemiyor.. Vaat yok ticaret yok.

Dedim ki her yerde bunu dedim. Milyarda bir olasılıksa söyleşelim önemli değil mi?

Bunlar yalansa da yalan kime ne zararı var ?

Korku yayar. Başka

Ya gerçekse?

---

içtenlik yazar ;a forum b forum farketmiyor
1 yıl sussa 3 yıl sussa 4 ay uğramasa 5 ay sonra gelse gündemi her yerde bu...

Geçit verilmeyen bilgi özgürlüğü adında....

Bize gökte bir düşman olduğunu söylüyor. Savaşmamız gereken.

1- Bu bilgiyi satmak yaymak paylaşmak ya da bunu temel alan cemaat kurmaktan kimin ne çıkarı olabilir?

2- İkincisi önümüzdeki yıllarda bu gerçek değilse ve denenler ya da buna dair de net emare olmaz gerçekleşmezse Laura ve cemaati için de yol kavşağı. ???

Okumadan sataşmayın, lütfen sataşmayın yaa. İçerik sandığınız şey değil ve bu anlamda en azından içeriği bilmiyorsunuz Bu bile yeter.

Bunu ben adam boyunda olduğunu varsaydığım ateist forumdaki çocuklar (artık çocuklar diyorum genel ahali) anlatamadığım için buralara ve diğer yerlere geldim-gittim.
Daha aklı başında arkadaşlar aradım. Sizlerin öyle olabileceğini düşündüğüm hatta dışarıdan bakınca öyle göründüğünüz için açıp söyleştim. Bunu da her zaman yazdım ve dile getirdim
ve özgür bir forumunuz var.

Buna inanmayın, ihtimal dışı bulun ok ama aklınızın bir yerinde/köşesinde dursun ona da razıydık. Terslemeyin...

Bunun hurafeyle dogmayla bağı yok. Hurafe dogma beslemez, besleyemez. Besleyemez de üretmez de..

Dürüst öte beri çekmeden tartışana anlatırız burdayız...

Sonuç ne? diyelim.

Bu bilginin ifşası yayımı ve paylaşılması ve insan türünün birleşeceği umudu. Bu metnin sonucu odur.

"Bilginin ve gerçeğin özgürleşmesi."

"ictenlik"
06-06-2021, 01:16
....

"ictenlik"
06-06-2021, 02:15
Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

Olgu çözümlendi. İfşasının hemen o an ilk yıktığı dinler olur. O an o saniye din biter. Sonra diger paradigma.

Dürüst tartışmacı için burdayım. Okumuşu okuyacağı için burdayım.

Yarın Türkiye de TV de haber olsun saldırı ve karalamasız haber olsun
yüzde 30 deist bir gün de

İsrail kalmayacak deşifre

ABD olmayacak deşifre

Zapitalizm deşifre. Yıkar.

Okuyup yıkmaz diyen varsa. Bunu okuyup halklara bunun açık ifşası Kapitalizmi ve Teizmi yıkmaz diyen varsa burdayım.

"Ne saltanat kalır ne de din kalır" Herkes yere çöker insan olur

Arkadaşlar başa dönüyorum Kasyopya nedir? Neyden sözeder? Bir şeyler yazmak istiyorum .İzninizle

Fermi paradoksu diye bir paradokstan sözediliyor. Dünyadışı yaşam varsa ya onları çoktan bulmalıydık ya onlar bizi bulmalı ve biz tür olarak çoktan onların denetimi altına girmiş ve kolonize edilmiş olmalıydık.

Kasyopya metni tam olarak bu ikinciyi söylüyor. Sitchin'in uzaylı tanrılar dediğinin daha genişinden bahsediyor..

Diyor ki ;dünyadışıları bulamanızın nedeni türünüzü birinci elden denetleyen ve türünüzle bizzat ilgilenen, onu kontrol eden dünyadışı bir tür zaten var ve türünüz zaten denetim altında ve geçmişte zaten kolonize edildi.
Farkında değilsiniz çünkü olgu çok travmatik ve genetik yozlaşma oldu, köleliğe yönelik olarak türünüzün genetiği kırıldı ve ayrıca bir tür denetleme sistemi var.

Türünüz zaten şu an kırılmış (melez) köpekleriniz gibi. Bundan farksız zaten.

Geçmişte dünyaya gelinerek ve fiziksel iniş yapılarakta insan ırkının kırılıp melezlendiğini ve geçmiş kitap ve efsanelerimizin ve dinlerimizin bu anlama geldiğini söylüyor...

Bunu yapan insanın tanrı dediği -yarı sahip algıladığı (köleliğe yakın genetik yozlaştırma ve başka paradigmadan dolayı yarı sahip algılanan) tanrı olmayan şey. Düşman.

Bize gökte bir düşman olduğunu ama gerçek bir düşman olduğunu söylüyor. Savaşmamız gereken.

Düşman o kadar güçlü ki; sibergenetik, biyogenetik varlıklar oluşturabilen ve insan türüyle kendi üretimi sibergenetik varlıkları melezlemiş ve insan türü yerine gezegene bunu koymayı hedefliyor:

Çünkü gelecekte kendi burada yaşamayı amaçlıyor. Gezegenin asıl sahibi olama. Gezegeni işgali planlıyor. İnsana ihtiyacı yok ya da insan ona köle bir türden fazlasını ifade etmiyor. Dost değil.

İnsan türünü bir köle alt tür ve uygar tıpkı bizim hayvanı gördüğümüz gibi gören bir türden sözediyoruz.

Bu metinde dini karakter yok. Dini ve tanrısal yani tanrı inancını ve dini besleyen hiç bir şey ama hiç bir şey yok. Tanrıyı kendi içinde içerdiği veriyle reddeder.

Bunda ilahi bir esin ve bildiri formatı yok.

New age ya da ruhçu spritüalist zart zurt (karakter) yok. Varsa da insan tarafı olarak soru soran ve yanıt isteyen bizlerin beceriksizliği yapısı kişiliğinde gelir. Önemli değil.

Bu bilgileri veren/ileten gelecek olarak tanımlanıyor. Metin gelecekle iletişim olduğu iddiasında. kendi bunu yazıyor. Onlarca kez.

Metin parayla satılmıyor. Üyelik kayıt istemiyor: Halka açılmamış tek satırı ve bir gizli kolu, kuru yok, seviyesi yok...

İçerdiği en önemli veri şu. Dünyayı kuşatan bir elektomanyetik ızgara sisteminin belirginleştirilmesi vb üzerinden yapılan bir tür frekans denetimi yöntemiyle kafesleme.

İnsan kafesi. Hayvan Çiftliği. İçerik distopi satılamaz-para etmez-

İnsanı kontrol altında tutan ya da manipüle de eden bir tür frekans sistemi ve yayını. Belki de izleme sistemi bilmiyorum. Yapay zeka bir elektromanyetik örtü kuşatması....
Bu Babil efsanesinin tam karşılığı. Zihinlerin karıştırılması ve insan aklı ve dilinin bölünmesi ve İncil Luka da gelinin kaynanaya düşman edilmesi denen

Babil'in asma bahçesi deniyor yeri bilinmiyor. İncil Fahişe Babil diyor olgu çözülmüyor.

Buna inanın ille de bunu soruşturun ya da kabul edin demiyorum. Üçüncü bir bilgi paradigması olarak dolaşımı ve görüşülmesinin özgürlüğünü istiyoruz. Hepsi bu. Forumu temsilen forum admini zırva yazmasın yeter. Yazıyorsa da dürüstçe tartışabiliyorsa tartışsın.

Dolaşıma izin verin. Yazınca püskürmeyin yeter. Karşı çıkmayın o da yeter . Yazanı yere batırmayın alaylamayın o da yeter

Sadece ilgililer için görüşme

Böyle bir bilgiyi yaymak ve hatta üretmekten Laura diye birini ne çıkarı olabilirdi_?
Soruyorum.

Satacak pazarlayacak bir şey üret. Bunu mu üretirsin?
Işık sevgi masalı satarsın..

Bu tip bilgilendirmeyi yapmaktan hiç kimsenin çıkarı yoktur. Benimde olamaz ve yok. Dini bir cemaate bağlı değilim ki dindar mindar değilim

Hiç kimseden para istenmiyor. Hiç kimse hiç kimseden para istemiyor.. Vaat yok ticaret yok.

Dedim ki her yerde bunu dedim. Milyarda bir olasılıksa söyleşelim önemli değil mi?

Bunlar yalansa da yalan kime ne zararı var ?

Korku yayar. Başka

Ya gerçekse?

---

içtenlik yazar ;a forum b forum farketmiyor
1 yıl sussa 3 yıl sussa 4 ay uğramasa 5 ay sonra gelse gündemi her yerde bu...

Geçit verilmeyen bilgi özgürlüğü adında....



1- Bu bilgiyi satmak yaymak paylaşmak ya da bunu temel alan cemaat kurmaktan kimin ne çıkarı olabilir?

2- İkincisi önümüzdeki yıllarda bu gerçek değilse ve denenler ya da buna dair de net emare olmaz gerçekleşmezse Laura ve cemaati için de yol kavşağı. ???

Okumadan sataşmayın, lütfen sataşmayın yaa. İçerik sandığınız şey değil ve bu anlamda en azından içeriği bilmiyorsunuz Bu bile yeter.

Bunu ben adam boyunda olduğunu varsaydığım ateist forumdaki çocuklar (artık çocuklar diyorum genel ahali) anlatamadığım için buralara ve diğer yerlere geldim-gittim.
Daha aklı başında arkadaşlar aradım. Sizlerin öyle olabileceğini düşündüğüm hatta dışarıdan bakınca öyle göründüğünüz için açıp söyleştim. Bunu da her zaman yazdım ve dile getirdim
ve özgür bir forumunuz var.

Buna inanmayın, ihtimal dışı bulun ok ama aklınızın bir yerinde/köşesinde dursun ona da razıydık. Terslemeyin...

Bunun hurafeyle dogmayla bağı yok. Hurafe dogma beslemez, besleyemez. Besleyemez de üretmez de..

Dürüst öte beri çekmeden tartışana anlatırız burdayız...

Sonuç ne? diyelim.

"Bilginin ve gerçeğin özgürleşmesi."





Sonuç ne? diyelim.

"Bilginin ve gerçeğin özgürleşmesi."

Bu bilginin ifşası, yayımı ve paylaşılması ve insan türünün birleşeceği umudu ve bu anlamda savaş ve karşı tarafın yenilmesi, özgürlük.
Bu metnin sonucu odur.

Bunu kendi içinde içeriyor.

Frekans denetiminin kırılması. Bu bize özgürlük verir. Frekans denetimi ne bilmiyorum. Sadece frekans denetimi. Çok karmaşık.

..

Frekans denetiminin kırılması 100 maymun gibi. Daha empatik bir şekilde insan birliği duyumsama/hissetme. Bu kadar fark hissetmeme, dayanışma.. Bir tür hissetme... Aborjinler gibi hissetme...

Yönetimin kırılması

.
Mesela diyorsan ki bu gerçek olsa bile bu tür bir tür nasıl insanı denetler? Değil mi? Soru bu mu?_

Nasıl -insana- kontrol itaat aşılandı?

Binlerce cevabı var ama

Soru buysa Ortadoğu-ya inip süperuzay mucizeleri gösterir.

Sonra bunu yapacağını haber verip bir de bildirip Sodom ve Gomora adında iki ülkeyi yıkar dümdüz eder. Sonra herkes ona tapar. Bu basit.

Orta ve Güney Amerika da bir kaç tanesini yeryüzüne indirip insana kölelik yaptırır..

ve daha fazlası/başkası...

Bu yalansa bu yayılsın batar zaten. En basiti bunu bilim mi duydu ülkeler mi duydu. Tarihi kayıtlar var. En azından iki ülkenin yıkımı. Elektromanyetik yıkım. Biyo ölçüt olmalı. Sodom ve Gomora'nın yerinde. Toprağın da kalıntı olmalı.

Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

Bu bir gün de dünyada din bırakmayacak içtenlik sözü!

"ictenlik"
15-06-2021, 22:25
Hemen üstteki bu yorumun uzantısıdır (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=649621&postcount=72)

Nice boyun eğmez kırk yıllık çınar fiske vuruşuyla yıkılır bir gün

Yıkılır bir gün

Domino taşı gibi yıkılacağını söylüyorum.

Din, devlet, şirket, organizasyon, vakıf, tarikat hiç bir şey bırakmayacak.....

Bu bilginin ifşasının sonuç analizi... İnanmaksın doğru olacağı varsayımı ya da yayımı varsayımı üzerinde durarak kendin yap ve sına

İtecek üç-beş kişi gerekiyor

İlk itişi itecek gönüllü yürekli üç-beş kişi....

Toplumsal alana girdiğinde yangın gibi saracak. Haber yazı ...

Başka forumlara da götürdüm sol ve sosyalist forumlar da dahil. Kırk kez olgu çözümlemesi yaptım. Sol sosyalistler. Güç ve örgüt, örgütlü güç ve yapı ve direnç (ve büzük de) bir onlarda var.

Dinlemeliler. Bakmalılar.

Başkası bu bilgiyi özgürleştiremez. İfşa edemez sanmıyorum.

Bu çoluk çocuk ruhçu spiritüalist zırvası değil onların yapacağı iş de değil. Yardım gerekiyor.

Yardım gerekiyor

Domino taşı gibi yıkacağını söylüyorum.

Din, devlet, şirket, organizasyon, vakıf, tarikat, otorite, egemen hiç bir şey bırakmayacak.....

Özgür haber..

Özgür yayım....

copernicus
16-06-2021, 11:53
Balta girmemiş ormanlardaki hayvanları kontrol altınamı alıyor insanoğlu? Almıyor.
Bilim gözlemciler inceleyip, araştırıyor, tanımlıyor. https://turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/edit.gif (https://turandursun.com/forumlar/editpost.php?do=editpost&p=649853)

copernicus
16-06-2021, 11:59
Dünyadışı yaşam varsa ya onları çoktan bulmalıydık ya onlar bizi bulmalı ve biz tür olarak çoktan onların denetimi altına girmiş ve kolonize edilmiş olmalıydık.


Yukarıdaki yazı bu cümleye ithafen yazılmıştır.




Bir türlü forumu kullanmayı başaramadım(alıntı ile cevap yazma, yazıyı düzeltme)

Khaos
16-06-2021, 13:00
Bir türlü forumu kullanmayı başaramadım(alıntı ile cevap yazma, yazıyı düzeltme)

Öğrenirsin sorun değil
Yani umuyorum
Kimbilir belki de öğrenemezsin

"ictenlik"
16-06-2021, 16:36
Umutluluk ve antitükeniş ve ya da tükenmeyiş

Türkü-şarkı diyor ki;

Tükenme;
Ben senle güneşi (ışığı) bulmaya geldim
Kavganı sormaya geldim
Gücenme
Güneşten (ışıktan) sunmaya geldim

Umutların tükenmesi gibi bir tükenme olabilir mi ama direnç tükenmemişse umut tükenmiştir diyebilir miyiz?

"ictenlik"
16-06-2021, 23:01
Bu metin halkın, özgür halkın (adayının) ortak malı (iç link) (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=649880&postcount=40)

bu metinde içerikte dağıtımcısının mülkiyet iddiasını bulun.yok. evrensel cevapçı yalanlayacak/yanlışlayacak.

İnsanlık malı...