Orijinalini görmek için tıklayınız : Politik videolar
Şüpheci Dinsiz
25-05-2019, 16:30
Al Jazeera Türk TV - Diktatör
FtqRE4mtyME
--/--
Uzun versiyonu
Arap Baharı: Mutlak Güç - Al Jazeera Türk Belgesel
8fUjqc1vGWA
Şüpheci Dinsiz
27-05-2019, 01:43
Tarihin Peşinde
Erdoğan Aydın - Ayşe Hür - Yener Orkunoğlu
Ulus ve ulusçuluğun gelişimi
1
MBOxzkJcRRc
2
ihfmc8DegSQ
spartacus
28-05-2019, 07:12
gHixfqcyPWs
Şüpheci Dinsiz
01-06-2019, 00:03
Bir ABD projesi AKP nasıl iktidar oldu?
xEqbuwxXyRc
Abdurrahman Dilipak'ın itirafları, Graham Fulller'ın Teklifi
_xnr2FAP18A
Dilipak: AKP Amerika, İsrail PROJE Partisidir..
Y4AMEkxtQQ0
Şüpheci Dinsiz
01-06-2019, 00:09
Erol Mütercimler Erdoğan'ın Başbakan Olacağını 1999 Yılında Öğrendim !
ltnZ-6NtOuo
Erol Mütercimler AKP'lilere tek tek Bilal'e anlatır gibi AKP'nin Amerikan projesi olduğunu anlatıyor
5LnNl9uc4hw
Şüpheci Dinsiz
01-06-2019, 00:30
Aytunç Altındal FETÖ' nün Kökeni
2OhtS-qsfD8
CIA FETÖ'YÜ NASIL KEŞFETTİ, NASIL BÜYÜTTÜ?
QFLenF3t1ws
Şüpheci Dinsiz
28-06-2019, 14:50
ogvgJXUN4tc
Şüpheci Dinsiz
11-04-2020, 17:54
Steve Cutts
Happiness - Mutluluk
e9dZQelULDk
Şüpheci Dinsiz
17-04-2020, 19:38
Genco Erkal
Sivas 93 / Yazan-Yöneten: Genco Erkal
KN6txKYfFc8
Genco Erkal Sivas 93'ü anlatıyor.
bmVVqJxZHjk
Karlı Kayın Ormanında - Nâzım'a Armağan / Tasarlayan - Yöneten : Genco Erkal
pbi5ITlVsfQ
Aziz Nesin'den Hazret-i Dangalak / Genco Erkal
wOYSaBuTYxc
Marx'ın Dönüşü
YKRBvoZC7p4
Güneşin Sofrasında Nazım ile Brecht
48q5KgR2zwQ
Şüpheci Dinsiz
05-05-2020, 14:09
38 Belgeseli (Türkçe Altyazılı)
1937-1938 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti'nin, ulus-devlet anlayışını oturtmak istediği Dersim bölgesinde yaşananlar, tanıkların ve sanıkların gözlerinden 68 yıl sonra bu belgeselde "sessiz bir çığlık" olarak geliyor karşımıza…
Yönetmen: Çayan Demirel
Yapımcı: Çayan Demirel
Kurgu: A. Haydar Güder
Görüntü Yönetmeni: Koray Kesik
Müzik: Metin-Kemal Kahraman
Danışman: Ali Naki Gündoğdu
https://vimeo.com/191788153
Şüpheci Dinsiz
19-06-2020, 00:07
Oda TV tutuklamalarının gerçek nedeni: Hayalet Gemiler
Cevheri Güven
bHpzwdhiP84
TÜRKİYE'NİN SİLAH KAÇAKÇILIĞI BELGELENDİ!..
Ahmet Nesin
vEZ-ta6rDI0
Dizi flimler gibi Peki kim kazanıyor Şöyle bakıyorum Cumhuriyet tarihinde kim ne kazanmış Bu sahnelerden kimler gelmiş kimler geçmiş bazen kötü oğlan iyi olmuş bazen iyi kötü.
Bu gün Erdoğan a kızıyoruz Dün Özal a ondan önce Ecevit, Evren, Demirel, Menderes, İnönü. Demek ki bu siyaset bizim gibileri kızdırmak, bazılarını aldatmak, bazılarını da güldürmek için sahnelenmiş.
Şüpheci Dinsiz
26-06-2020, 19:04
Erdoğan Derin Devlet ilişkisinin tarihi
NO9JFlpGFwY
Erdoğan derin devletle ne zaman anlaştı? Mehmet Ağar - Perinçek kavgası! Avrasyacı derin devlet!
6z6_gTatjxc
ereninthenature
28-06-2020, 23:08
Erdoğan Derin Devlet ilişkisinin tarihi
NO9JFlpGFwY
Erdoğan derin devletle ne zaman anlaştı? Mehmet Ağar - Perinçek kavgası! Avrasyacı derin devlet!
6z6_gTatjxc
Fetullahcilar cok akilli ve zeki insanlar degil mi Supheli Dinsiz.
Bak bunlar 9 dogrunun yanina bir yalani sikistirip insanlari kandirmayi iyi bilirler.
Cok guzel bilgiler, cok guzel uslup cok guzel bir "samimi, dogru, durust insan taklidi".
Bunlarin mamasi global banka kartellerinden geliyo ama biliyorsun dimi?
Bunlara global banka kartelleri yaklasik 2 Trilyon dolar para harcadi. 15 Temmuz 2016'da hesaplanan mal varliklari sadece binalar fln 220 milyar dolardi. :)
Neyse bende ayni Cevheri gibi bazi konulari durmadan dusunuyorum. Kafami cok kurcaliyor.
Hic anlayamadim global banka kartellerinin yuvasi ABD ile komunist kurt partisinin muttefikligini mesela.
antkanser
28-06-2020, 23:33
Fetullahcilar cok akilli ve zeki insanlar degil mi Supheli Dinsiz.
Bak bunlar 9 dogrunun yanina bir yalani sikistirip insanlari kandirmayi iyi bilirler.
Cok guzel bilgiler, cok guzel uslup cok guzel bir "samimi, dogru, durust insan taklidi".
Bunlarin mamasi global banka kartellerinden geliyo ama biliyorsun dimi?
Bunlara global banka kartelleri yaklasik 2 Trilyon dolar para harcadi. 15 Temmuz 2016'da hesaplanan mal varliklari sadece binalar fln 220 milyar dolardi. :)
Neyse bende ayni Cevheri gibi bazi konulari durmadan dusunuyorum. Kafami cok kurcaliyor.
Hic anlayamadim global banka kartellerinin yuvasi ABD ile komunist kurt partisinin muttefikligini mesela.
komünist kürt partisi hangi parti, kendine komünist diyen herkes komünist mi?
ilaveten , bunlar belki komünistler , ama yıldıztozu nu dinlemişler, akıllanmışlar, e nede olsa zekiler, üstelik doğanın kuralıda bu neden kazıklamasın , neden çalmasın, neden senin karşı olduklarını yapmasın. siz demiyormusunuz , insanın doğası bu , doğa böyle evrim kuralları böyle diye.
salaksınız.
ereninthenature
28-06-2020, 23:39
komünist kürt partisi
PKK'nin acilimi Komunist Kurt Partisidir. Yeni bir sey ogrendin bugun bak.
ilaveten , bunlar belki komünistler , ama yıldıztozu nu dinlemişler, akıllanmışlar, e nede olsa zekiler, üstelik doğanın kuralıda bu neden kazıklamasın , neden çalmasın, neden senin karşı olduklarını yapmasın. siz demiyormusunuz , insanın doğası bu , doğa böyle evrim kuralları böyle diye.
bla bla bla bla......
salaksınız.
Ad Hominem.
antkanser
28-06-2020, 23:47
PKK'nin acilimi Komunist Kurt Partisidir. Yeni bir sey ogrendin bugun bak.
bla bla bla bla......
Ad Hominem.
hiç bir bok bilmiyorsun pkk = partiya karkeren kürdistan yani kürdistan işçi partisi demek. ve marrksizm leninizmi red ettiğini resmen açıklamıştır.
malsın ve hakediyorsun duble hastiri.
ereninthenature
29-06-2020, 00:07
hiç bir bok bilmiyorsun pkk = partiya karkeren kürdistan yani kürdistan işçi partisi demek.
Komunist olmayan Isci partili gordun mu sen?
ve marrksizm leninizmi red ettiğini resmen açıklamıştır.
Yalan.
malsın ve hakediyorsun duble hastiri.
Yanlis.
antkanser
29-06-2020, 00:12
Komunist olmayan Isci partili gordun mu sen?
Yalan.
Yanlis.
he sen dedin yalan oldu. allah bile senden feyz alıyodur. ol dedi oldu. sen dedin oldu.
https://tr.wikipedia.org/wiki/PKK
PKK veya tam adı ile Partiya Karkerên Kurdistanê / پارت ی کار که*رێن ی کوردستان (Türkçe: Kürdistan İşçi Partisi), Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısını kapsayan bölgede devlet kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu toprakların Türkiye sınırları dahilinde kalan kısmına sahip olabilmek için[20] askeri hedeflere, köy korucularına ve sivillere[21][22][23][24] karşı saldırılar düzenleyen yasa dışı ayrılıkçı silahlı örgüt.[25][26][27][28][29][30] KADEK (Kürtçe: Kongreya Azadî û Demokrasiya Kurdistanê, Türkçe: Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) ve Kongra-Gel (Halk Kongresi) isimlerini de kullanmıştır.[31][32] 1974 yılında Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK'nın ideolojisi, 1990 yılına kadar Marksizm-Leninizm, ardından demokratik konfederalizm[33] üzerine kurulu olmuştur.
Bazı politikacı ve yazarlara göre, PKK gerek geçmiş dönemde gerekse günümüzde eylemleri için çeşitli Marksist-Leninist örgütler veya partiler ile iş birliği yapmıştır. Örgüt, 12 Mart 2016 tarihinde Halkların Birleşik Devrim Hareketi bileşenleri ile birleşerek Türkiye'de faaliyet yürüten bazı komünist ve Marksist-Leninist silahlı örgütlerle ortak bir cephe oluşturmuştur.[34] Bununla birlikte PKK'nın bazı ülkelerden maddi, manevi ve politik destek gördüğü öne sürülmektedir. Türkiye'deki eylemlerinin finansmanının büyük bir kısmı Türkiye dışından sağlanmaktadır.[35] Örgüt, kendine yeterli maddi desteği sağlayabilmek için uyuşturucu ticareti, eroin üretimi, insan ticareti, kara para aklama ve kaçakçılık gibi yasadışı suç faaliyetleri yürütmektedir.[36][37][38] 2010 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan "Organize Suç Tehdidi Değerlendirmesi" raporunda, örgütün sadece eroin kaçakçılığından yılda 50 milyon dolar ile 100 milyon dolar arasında para kazandığı belirtilmektedir.[39]
PKK; Avrupa Birliği ülkeleri, NATO, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya, Kanada, Kazakistan ve bölgedeki Türkiye, Suriye, Irak ve İran'ın da aralarında bulunduğu çeşitli ülke ve uluslararası kuruluşlar tarafından terör örgütü olarak tanınmaktadır.[40] Rusya, Çin, Hindistan, İsviçre, Mısır, İsrail, Tunus, Suudi Arabistan, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ise PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmeyen ülkelerden bazılarıdır.[41][42][43] Örgüt, Avustralya merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü'nün (IEP) "2018 Küresel Terörizm Endeksi" raporunda "Avrupa'nın en kanlı terör örgütü" olarak listelendi. 2016 yılında 268 kişinin, 2017 yılında ise 71 kişinin ölümünden sorumlu oldu.[44]
http://www.gevassesi.net/m/?id=1304
Kongresi'-nde parti programında değişiklikler yapıldı. Yine PKK bayrağından orak-çekiç amblemi çıkarıldı. Şimdi marksist-leninist çizgiden vazgeçilecek mi? Abdullah ÖCALAN: Bu sorular, bana her zaman dogmatik yanı ağır basan sorular ola-rak gelmektedir. Anladığınız gibi PKK, ne marksist-leninist olmuştur, ne de marksistleni-nist çizgisinden vazgeçmiştir. PKK, insanlığın soylu bir hareketidir. İnsan gerçeğine, insan haklarına, onun
çözüm sürecinde izlenen politik tavır ve yol komünist düşünce tabanlı değildir .kendileri de bunu lanse ederlerdi, ilaveten devlet o dönemde pkk nin marksistleninist olmadığını deklere ederdi.
tabi bunlar dolma bahçe adı altında çıkar savaşı başlayıncaya kadardı(devlet açısından).
ereninthenature
29-06-2020, 00:21
1974 yılında Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK'nın ideolojisi, 1990 yılına kadar Marksizm-Leninizm, ardından demokratik konfederalizm[33] üzerine kurulu olmuştur.
Viki deyince oluyo demek. Benim tanidigim PKK'lilarin cogu hatta hepsi komunistti.
Bazi amerikanlarda benim gibi dusunuyor.
Luke Coffey: "YPG/PKK Neo-Marksist bir terör örgütüdür"
antkanser
29-06-2020, 00:25
Viki deyince oluyo demek. Benim tanidigim PKK'lilarin cogu hatta hepsi komunitti.
Bazi amerikanlarda benim gibi dusunuyor.
Luke Coffey: "YPG/PKK Neo-Marksist bir terör örgütüdür"
ulan it kaç tane marksist keninist tanıyorsun. kaç tane pkk li tanıyorsun. sen dedin diyemi olacak.
ahlaksız yıldız tozu.
anladın sen onu..
Şüpheci Dinsiz
02-07-2020, 16:43
Fetullahcilar cok akilli ve zeki insanlar degil mi Supheli Dinsiz.
Bak bunlar 9 dogrunun yanina bir yalani sikistirip insanlari kandirmayi iyi bilirler.
Cok guzel bilgiler, cok guzel uslup cok guzel bir "samimi, dogru, durust insan taklidi".
Bunlarin mamasi global banka kartellerinden geliyo ama biliyorsun dimi?
Bunlara global banka kartelleri yaklasik 2 Trilyon dolar para harcadi. 15 Temmuz 2016'da hesaplanan mal varliklari sadece binalar fln 220 milyar dolardi. :)
Neyse bende ayni Cevheri gibi bazi konulari durmadan dusunuyorum. Kafami cok kurcaliyor.
Hic anlayamadim global banka kartellerinin yuvasi ABD ile komunist kurt partisinin muttefikligini mesela.
Bunlar aynı kaba tükürüyorlardı. Döneklerden daha iyi itirafçı olur mu?
Yoksa biz nerden bileceğiz, öğreneceğiz bu ayrıntıları?
Ortada yıllar öncesinden düzülmüş küresel bir plan var, aktörleri seçilmiş, korunmuş-kollanmış, yollarının üzerindeki dikenler temizlenmiş, bir dolu pis işlerine göz yumulmuş. Birileri milyarlarca dolar harcadı, birileri milyarlarca dolar servet edindi.
Ne karşılığında oldu bu işler? Bu, haklı bir soru değil mi?
spartacus
03-07-2020, 09:03
Komunist olmayan Isci partili gordun mu sen?
Yalan.
Yanlis.
ereninthenature
Komünist olmayan komünist partileri dahi var, hatta resmi olarak kurulanı,sistemin isithbarat teşkilatı ya da bu kollarınca kurulanları dahi var.
Bir görüş, bir sistem için sakınca oluşturduğunda hele ki, evrim sürecinde binbir türlü yanılgılar, yanlış şartlanmalar, cehalet vb de bir olunca yelpaze açılır...
Perinçeğin partisi, İngiliz İşçi Partisi ... manipülatif örgütlenmelerdir.
İşçi ibaresi yeterli olmadığı gibi, işçilerin sistem içi yani sistemin koşullarında zaten doğal, normal olan bir ekonomik mücadelesi, sistem içi siyaseti vardır ve esası sendikalisttir.
uzun yazmak istemiyorum
Bilhassa 1950 ler sonrası, dünya emperyalist ülkeler ve istihbaratlarının, 5. kol faaliyetlerinin(ki tam 80 yıl boyunca en etkili yöntemdi, şimdi de en etkili savaş taktiğidir), arşivlerinin açıldığı veya ele geçirildiği dönemlerde, konuyla ilgili olarak, bilhassa sömürgelerde yükselen işçi, halk hareketlerini bastırmak için, feodal siyaset anlayışının -dost-düşman kavgası, intikamcı, kinci, bireysel eylemci - toplumlarda yerleşik, ama yanlış olan biçim, darbecilik(adını da ihtilalcilik koyarlar), provakatif eylem stratejisine, reformist ama buna rağmen taleplerini kabul ettirmek için(reformist yani!) şiddete, baskıya, tehdite-şantaja yönelen anlayışların, karşıtıyla(!) birlikte varsa öne çıkartılması, yoksa örgütlenmesi stratejisi esas alınmıştır. Yine toplumsal muhalefeti elde tutmak, kanalize etmek içinde bu tür yöntemlere başvurulur...
Ki bu bilhassa 1960larda ciddi olarak kullanılır, "psikolojik harp" dedikleri sadece bir kısmını teşkil eder.
Şu ya da bu çalışmalar ise tamamını temsil etmese bile münferit olarak bazı anlar, bölgelerde de etkin olma durumları vardır.
Üniversite yıllarında, bazı üniversitilerde yapılan eylemler vardır. Bunların kimisi demokratik eğitim, harç protestosu, kimisi ders ortamlarındaki sağlıksız ortamlar, kantin, yurt koşulları vb portestosudur. En basit yöntem, hak arayanı haksız gösterme sanatıdır.
Bu eylemlerde bazı provakatörler, öğrenciler tarafından yakalndığında, sivil polis veya jandarma oldukları da açığa çıkmaktadır. En az bir kaç tanesine kendim tanık oldum. Yani varsa, teşvik edilr, yoksa yapılır...
Gazi olayları ve öncesi, provakatif süreçler açısıdnan, çeşitli köşelere yerleştirilmiş keskin nişancı, çekilmiş polis resimleri var... Bunlar provakasyon için örgütlenirler, bazı hallerde bir noktayı tararlar, şu ya da bunun üzerine atarlar, bazı hallerde ise bunalra gerek kalmaz, cehalet, gerizekalılık iş görür ve bu gerizekalıalr kendisine sosyalsit, komünist der, ama baştan aşağı ait oduğu cehalet feodal tarz hesaplaşma, kişisel, psikolojik davranışlardır. Bu davranışların anası ise din, mezhep, aidiyet savaşlarıdır ve aslında, linç kültürüyle de birlikte toplumlarda yerleşiktir. Toplumlar neyi, nasıl yapacağını bilmediği gibi, şu ya da bu konuda nasıl tepki vermesi gerektiğini de henüz bilmiyorlar, daha doğrusu verili çevre, koşulalr dahilinde yanlış öğreniyor, kanıksıyorlar. Bu bir araf için değil, toplum açısından aynı koşullara dahil olmakla çoğunluğun sorunudur.
Neyse, tüm bu tarz sorunlar yaşanacak, iradelerimizden bağımsızdır ve bundan kaçış yok, yaşanacak, biz kabul etmesek de, istemesek de, biz hiç bulaşmasak da, sistem yine bulaşacak, cahil, alık, beyinsiz kafalar yine bulaşacak ve tüm bu kör eylemler, şu ya da bunlara mal edilecek, mal edilenler bu tür eylem ve zihniyete sahip olmasalar bile...
MKE'de -resmen seri-toplu-intihar- intihar ettiği söylenen mühendisleri hatırlıyor musunuz? kimin, hangi çıkarlarına dokunmuşlardı?
Feodalizmde, şu ya da bu biçimde hak arayan olduğunda, kötü işler yapılır ve o kişinin üzerine atılırdı... Böylece ferman yazılırdı... Bu demek değildir ki, hakkını aramayı bilmeyen yok, ikisi de, hatta satın alınmışıyla birlikte üçü de mümkün, şimdi ise bu işler çok çeşitli yollar izliyor...
Birde yeri gelmişken, kıtalar ötesinde, çatışmaların,satın alınışın, hangi boyutlara değin uzandığının görülmesi açısından, şu kitabı tavsiye ederim;
Şafakta Kazandık Zaferi (https://www.nadirkitap.com/safakta-kazandik-zaferi-an-duk-kitap15729148.html?gclid=CjwKCAjwi_b3BRAGEiwAemPNU 12j0roUxAn5bX6waCaOocHx-N9lTreSIa_F839g88eljzq2XVEq8xoCWdkQAvD_BwE https://www.kitapyurdu.com/kitap/safakta-kazandik-zaferi/11333.html)
spartacus
03-07-2020, 09:51
Ayrıca şuna değinmeli,
Ululsa mücadeler, burjuva, ulus-devlet esaslı mücadelerdir. Ekomi-politik bilmeyen birisi, etiketlere aldanabilir, ancak milli mücadele, burjuva ideolojisidr ve esasında strateik olarak da, milli egemenlik, uluslaşmak ve ulusa dayalı devlet ve kurum tanımlamak, kapitalizme aittir.
Ulus-devlet mücadelesi kadar ulus-devlet olmak kötü müdür? Eğer öyleyse bir çok kapitalist ülke kötü, aykırı olmalı... Yoksa bir hak mıdır? öyleyse bu her ulusun hakkı olmalı, ya birlikte, ya da ayrı yaşam stratejisi, ikisi de kapitalizmin, devlet gerçeğinin örtülü maskesi adına meşrudur. Devlet ya din, mezhep devleti olarak gösterilir(ağa'nın devleti), ya da kapitalizmde milletin-herkesin?- devleti, milli devlet -miş gibi- olarak gösterilir(burjuva sınıfının devleti) böylece hem toplumsal meşruiyet sağlanır, sürü esaslı sahiplendirilir ve perde gerilir, hem de kapsayıcı görüntü altında, azınlık ama ayrıcalıklı sınıfın çıkarlarınca örgütlenir ve benimsenir. Dün ağa, derebeyinin çıkarlarına yasa yapmak sorunu tanrıya havale edilip, tanrının buyruğu denirken, kapitalizmde millet sosu kullanılarak yapılır.(kaba geçtim, teorik detayları daha anlamlı)
1960 yılların rüzgarıyla hatta bazı bağımsızlık mücadelesi veren ülkeler dahi yönünü sosyalizme çevirmişti. Ancak bu bilimmel, ideolojik değil, sonuçlar üzerinden gerekçelendirilebilir stratejik çıkarlar esasıylaydı veya rüzgara kapılmaydı -zaten kapitalistlerle denenmiş, başarılı olunamamıştı, konsorsiyumlar, emperyalist tekeller, bağımsızlık durumunda birçok çıkarı zedeleneceği, sermaye kaybı yaşayacağı veya sömürü fazlası elde edemeyeceği, kolloniyi elde tutamayacağı gibi sakıncalarla -bağımlı ise sömürebilir-, bağımsızlık mücadelelerinin karşısında konumlanmıştır(ki bu aslında burjuva anlayışa, sistemin anlayışına terstir, lakin kapitalistler açısından esas ölçüt çıkarlardır, çıkarlarından hareketle, kaidelerini bozarlar, sabah dediklerini, akşam inkar ederler, yeter ki iki söylemde çıkarlarına olsun. İşte sözde felsefeymiş gibi pragmatizm empoze edilir, sözde felsefecisi, liberali de, bu tür saçmalıkalrın altıdna yatan gerçeği perdelemek için, solucan gibi kıvrılır, bütün işleri çalınan minareye kılıf uydurmak veya olan biteni, olmamış ve başka türlü bir şey gibi göstermeye çalışmaktır).
kapitalizm hem milli devrim esasına dayanırken hem de milli sorunları çözememişti. Bir anlamda millet olmanın devlet olmaya yeterli olduğu kriterine ve doayısıyla bunun HAK olduğunu meşru-yasalaştırırken, diğer yanda kapitalist çıkarlar, sermaye egemenliği ve yayılımı, paylaşım savaşları filli olarak bu kriterin işlevini ortadan kaldırıyordu.
Kısaca kapitalizm ürettiğğ ve çözüm olarak sunduğu meşru zemini, ret etmekte, dün özgürlük vaad ettiği halklara, sermaye, yayılmacı, kolonyalist çıakrları gereği ihanet ediyordu.
Ulusların kendi kaderini savunma hakkı, burjuva-kapitalist bir hak iken -sosyalist kriterde esas ve temel sınıftır!-, bu hakkı savunmak ve sorumluluk da ne yazık ki sosyalistlere düşüyordu. Bu sorun da çözülmeliydi... Zra sistemin bir çok sorunu gibi, bu sorunu da aşılmak zorundaydı ve bu hak tanınmalıydı. Fiili olarak ise ilgili süreç namına fiili süreçten geçmiş, federe bir devlet üstelik de sömürgeciliğe karşı bağımsızlığı destekleyen örneği vardı ortada, SSCB.
Örneğin ortodaoğu ülkelerinin 1960'lı yıllarda sol, sosyal zemine kaymasının, adına yeşil sosyalizm denen sosun ortaya çıkmasının altında bu ve bezeri sebepler yatar. Bu ülkeler eğer bağımsız hale gelirse, ABD, İngiltere başta olmak üzere petrol konsorsiyumları, ilgili ülkeleri hem çıakrlarına uygun yönetemeyecek hem de ilgili coğrafyalardaki yer altı kaynaklarından olacaklardı, zira bu ülkelerde gelişen hareket, bağımsızlık taraftarı olduğu gibi, cofraya kaynaklarının konsoriyumalrın değil halkın malı olduğunu iddia ediyordu...
Böylece etkileyen, etkilenen derken bir de etkilenenden, etkilenen yapılar, anlayışlar çıkıyor ortaya. örneğin FKÖ, nedir? neyi savunduğu değil burada mesele, örgütlenme ikmanı, alternatifini, nasıl edindikleri de önemlidir, yani bu tarz toplumsal örgütleme modelleri, dinamikleri, araç olarak sosyalistlerce bulunmuştur ancak, her türlü görüş tarafından kullanılabilir.
örneğin konsey(sovyet) örgütlenmesi, 18-19 yüzyıllarda komünistler, sosyal demokratlar(o zamanın sosyalistleri) tarafından topluma kazandırılırken, bu araç işlev bakımından her türlü görüş tarafından kullanılabilir hatta kapitalist siyaseti bırakın, ticari alanda dahi kullanabilirler, zira bu bir araçtır.
Neyse, etkilenenden de etkilenenlerin etiketleri vb esasınsa belirleyici değildir. Bir hareket ulusal haraket ise, o adına ne derse desin, burjuva harekettir, usülen, stratejik olarak, teorik olarak, bilincen bu böyledir. Ulusal özgürlük savaşları, ezen-ezilen ulus durumu taşıyorsa, kısaca aidiyet temalı ve inkara dayalı siyaset ezence hakim kılınırken, ezilenin tepkisi de farklı olmuyor, zaten olmaz da ve ulusal çatışmalar, sürekli bir çok alanda savaş halidir, bu bizim irademizden bağımsızdır ve bu zemin ulusal zemindir, sorun ulusal sorundur...
Dün ayrı devlet ister, zira o dönemde inkarın boyutu, yok saymaya varmaktadır, başka bir zaman federasyon ister, aylık istemez, o dönemde de inkar yerine zımmen kabul söz konusudur, kısaca göreceli hal alır ve ilgili çatışmaların, siyasi yönelimlerin, işbirliği ya da işbirliğinden uzak durmanın, kısaca diplomasinin de durumu koşulalra bağlı ve görecelidir.
Örneğin FKÖ, bağımsızlık istiyordu, zira o dönemde İsrail, Filistinlileri tanımıyordu, eşitli çatışmalar, mücadeleler, tavizler derken zımmen kabul ve otonom tanımaya vs yönelim oldu. Bu gerçek olduğu kadar taktik de olabilir, ancak verili durumda koşulların karakteri de bu yönde değiştiği için, dün yarı, bağımsız bir kurtuluş isteyen, birlikte yaşama stratejisini benimsedi... Kısaca ulusal mücadeleler ve çatışmalarda, stratejik ve değişmez bir temel aramak, derin, sistem, sınıf bazlı ideolojik temel aramak anlamsızdır ve dün mantıklı olmaya bugün, bugün mantıklı olmayan dün mantıklı gelebilir... Burada meseleler şu ya da bunun sorunu değildir, esasında ortada ola toplumsal bir sorundur ve bu sorun çözülmediği sürece, bu sorunların ürettiği her türlü olumsuz durumlar, yapılaşmalar, muhataplıklar vb ortaya çıkmaya devam eder, olan biten savaş halidir...
Şunu, bunu diye bir ayrıcalığı yoktur, bu bilimseldir, sosyal birlikteliğin-ayrılığın doğal kanunudur, birbirini ret edenler veya ret edilenler, yok sayılanlar, yok sayanlar çatışır, bu insan ilişkisi açısından da böyledir ve nihayetinde mesele insanla ilgilidir... Ulusal meseleler sistemin meseleleri, ulusal mücadele de, burjuva mücadeledir.
Biri çıkıp ABD, PKK, ABD, Barzani, FETÖ ilişkisi falan der, ona garip gelir, oysa aynı ABD ile Türkiye'de ilişki halindedir(Sistemin karaketi budur, modeli budur, örneğin birisine, şunu sat, sana şu kadar kaynak dendiğinde o kişi satıyorsa, bu sistemin karakteridir, bu sistemin karakteristik özelliğidir. karaktersizliktir ancak bir şartla, o kişi, kuruma çıkar, fayda sağlıyorsa, karaktere dönüş-türül-ür!). Yanlış olan bir tarafın kendisini olmadığı gibi göstermesi, haliyle taktik ve stratejik hattının, sözde gösterdiği etiketle bağdaşmamasıdır. yani sorun buradadır, yoksa ABD ile işbirliğine girmek vs ulusal mücadelenin, SİSTEMİN doğasına uygundur ve ÇELİŞMEZ(AKP de ABD tarafından finanse edildi, haritası çizildi). Bu tarz politikalarda belirleyici ölçüt diplomasidir, ister dönemsel, ister stratejik. Yanlış olan işbirlikçinin, kendisini tanıtma biçimidir ve elbette yaşanan kapitalizmdir ve işbirliği bir tarafla ilgili değil, iki taraf da işbirliği durumundadır, iki tarafta işbirlikçidir ve işbirlikçilik, kapitalizmin kutsallarından birisidir, ticarettir.
ereninthenature
09-07-2020, 23:42
Bunlar aynı kaba tükürüyorlardı. Döneklerden daha iyi itirafçı olur mu?
Yoksa biz nerden bileceğiz, öğreneceğiz bu ayrıntıları?
Ortada yıllar öncesinden düzülmüş küresel bir plan var, aktörleri seçilmiş, korunmuş-kollanmış, yollarının üzerindeki dikenler temizlenmiş, bir dolu pis işlerine göz yumulmuş. Birileri milyarlarca dolar harcadı, birileri milyarlarca dolar servet edindi.
Ne karşılığında oldu bu işler? Bu, haklı bir soru değil mi?
Trigger warning derler ecnebiler. Bu fetocu itler beni tetikliyor. Sinirlendiriyor. Travmam var.
Haklisin. En iyi bilgiler bunlardan aliniyor hala ama dikkatli olmak lazim ilk seferinde dedigim gibi.
Unutma bunlarin aldigi sekil ilk Komunizmle Mucadele Dernegiydi. Sonradan ticaret odasi fln kurdular.
Şüpheci Dinsiz
22-07-2020, 00:28
101 Ak Saçlı topluma sesleniyor.
0cFqVlDumT0
ereninthenature
22-07-2020, 09:13
101 Ak Saçlı topluma sesleniyor.
0cFqVlDumT0
Ergenekonu bitiriyozzz huloggggg..
:heh::heh::heh:
VBQKtCd08Ts
Senin beyaz killarini s*keyim Fehmi Koru.
Ertugrul Gunay geberde mezarina iseyeyim senin.
https://youtu.be/eokLVkqG3uc
https://youtu.be/ad-MG_Gtz4o
Şüpheci Dinsiz
29-07-2020, 17:33
Sevan Nişanyan
Osmanlı Sömürgedarlığı
tIvBJSsl4ac
Şüpheci Dinsiz
01-10-2020, 22:58
Sevan Nişanyan
Kapitalizm Yerine Ne Koyacağız?
Özellikle son bir kaç cümlesinde saçmalıyor gerçi, yine de dinlenebilir.
25BmyH5bc4A
spartacus
02-10-2020, 20:59
Sevan Nişanyan
Kapitalizm Yerine Ne Koyacağız?
Özellikle son bir kaç cümlesinde saçmalıyor gerçi, yine de dinlenebilir.
Bir yerde aristokratlaşmadan söz ediyor ya, esasında kendisi de kaçınılmaz olarak o noktaya varmış gibi.
Bir diğer mesele de sorunları ortaya koyuyor, ancak çözüme dair fikri yok. Orada gördüğüm ise, çözümü, sorunu üreten koşullar dışında düşünememesi, sorunu üreten koşullara endeksli çözüm araması, haliyle bulunmaması normal. Kısaca, alternatif hiç bir yol, yöntem, düşünme durumuna giremiyor, ilk ifadelerinde söz ettiği aristokratlaşma, kapanma, içe kapanma, kendini yalıtma durumuna düşüyor.
Marx konusunda ifadeleri ise doğru. Zira Marx'ın ekonomi politiğini, kapitalist ekonomi-politik çerçevesinde, yani özgül koşulları dışında, kapitalist modeller dahilinde ele alırsak, ayakları yere basmaz. Kapitalist modelle düşünüp, Marx'ın çözümlerini değerlendiremeyiz.
Çözümler ancak sorunu oluşturan koşulları çözümlemek ve alternatif koşullar veya müdahale ile, koşulları değiştirmekle anlam kazanır. Çatısı akan bir evde, odanın tavanındaki deliği tıkamak da bir çözümdür, ama asıl çözüm tavandaki kırık kiremiti görebilmektir. Eğer bir insan içinde olduğu odanın dışına dair düşünemez veya düşünmek istemediği bir noktaya gelmişse, kendi ifadesiyle odaya mahkum-kapanmış ise ve tüm değerlendirmelerini odanın atmosferine göre yaparsa -ki o koşulda başka türlü olmayacak-, "odanın dışından", çatıdaki deliği tıkamaktan söz eden birisini anlamaması veya yanlış anlaması normaldir veya tereddüt, kaygıya düşebilir. Zira bu kişi, ilgili oda ve koşullarıyla bütünleşmiş. Ama durumdan da memnun değildir, zira, ne bütünleştiği odayla ne de o odasız yapamamaktadır, dolayısıyla sürekli bir iç çözüm arayacaktır, çatıyı görmek, odanın dışına çıkmak kaygısı, kopuş kaygısı yaşayabilir.
Örneğin, miras hakkına dair liberal söylemleri ele alalım. İşin gerçeği, bu söylemler aslında, orta ve üzerinde, yaşam koşulları bir nevi refah veya baba-anne mirasıyla belirli bir konfora sahip insanlarca ifade edilmektedir. Davulun sesi uzaktan hoş gelir misali, zira kendisi görece toplumun çoğunluğundan daha şanslı, daha ayrıcalıklı bir yaşam sürerken, tüm herkesin kendisi gibi yaşadığını, tek sorunun miras gibi, bir kaç eşitlsizliğe yol açan problemleri aşma sorunudur. Burada eşitlsizlik dediysem de, bu kelimeyi, fırsat eşlitliği gibi kelimeleri de pek sevmezler, bunlar sosyal argümanlardır(veya en azından içerir), temele salt birey alınmalıdır. Da, işte yaşam, üretim, temel ilişkiler toplumsal, hasılı hukuk da vs(insanlar arasındaki ilişki hukukun zeminidir)...
Miras hakkı dedim çünkü mülkiyete dayalı bir toplumda, bu doğrudan hak haline dönüşür. Sistem mülkiyete, sermaye ve servet birikimine dayalı iken, böyle bir hakkı nasıl almayı düşünüyorlar? Sistem koşullarında bu kişi ister emeği, isterse çalıp, çırpması, alavere, dalaveresi olsun, bir biçimde bu serveti, sermayeyi edindi, bu kişinin iradesi ve isteği dışında, malına, mülküne, mülkiyete dayalı bir sistemde nasıl el konulabilir ki? Gasp ile. Her neyse, sorunları böyle görenin çözümleri de bu biçimde, çevresinden dolaşmak biçimiyle olur elbette, zira temele dokunmak istemez. Gayet net bilmektedir ki, sorunları üreten kapitalizmdir ve mirası devlete, fonlara vs vermekle herhangi bir sorunu, kendisi çelişki olan sermaye birikimini aşmış olmayacak, amaç toz kondurmamak(!, bu sebeple bazı pürüzleri zımparalamak, cilalamak temel strateji). Zira bir yerlerde sermaye birikirken, diğer tarafta birileri eziliyor, sömürülüyor, yoksullaşıyor, normların altında yaşam sürüyor, sorun mirasın birilerine bırakılmamsı böylece o kişinin de yarışa(!) bir adım önde başlaması değil ki, mirası oluşturan, yaşanılan süreçte, sistem o sorunları, o mirasın oluşumu sürecinde üretiyor... Kaldı ki, bu insanlar, çocuklarına, yaşarken kolaylığı sağlarlar, yürü ya kulum derler olur biter, sonra da sembolik olarak kendi paylarına ayırdıkları miktarı, fonlara bırakırlar, sistem cici olur, sorunlar da çözülür... kapitalist sermaye edinirken, şeytana kırk takla attırıyor :)
Ne kadar alakasız ne kadar aldatıcı çözüm varsa bunlardan geliyor, sonra da diyorlar ki, çözüm yok, yani mecbursunuz...
Kapitalizm dahilinde anlaşılamayacak olan liberalizmdir, misyonu olmayan, "liberalizme" de uymayan bir acayip liberalizm. Oysa kapitalizm, liberalizmin taleplerini gerçekleştirmiş bir sistemdir, zira liberalizm, feodalizmin çöküşüyle birlikte misyonunu tamamlamış olan, feodalizm koşullarında anlamlı bir çıkış idi. Birey esaslıdır, bireyler sanki bir adada yaşıyorlar gibi, ancak feodalizm de ise gerçekten bireyin özgürlüğü, kendisini, iradesini ifade veya temsil edebilmesi, en önemli sorunlardan birisidir. Yani bugün liberalizm misyona sahip değildir, bugün muhafazkar, ya da reformizm, reformist olunabilir(sistem içi olarak).. Kapitalizmde ise insanın kendisini temsil edebilmesi en temel sorundur, birey hakkı falan da yoktur, bireyin neredeyse hiç bir hakkı yoktur!, tek ve temel ölçüt paradır. yani bir yerde feodaliteye karşı bireyleşme, kapitalizmde yabancılaşmaya, imkansızlığa dönüşür, ben-biz diyebilmek temel sorun haline gelir, neyse uzun hikaye.
Şimdi, bir toprak sahibi, bir kaç bin dönüm araziyi işletiyor olsun, eee, bu kişi ölünce bu topraklar ondan alınsın, fona verilsin(yandaşlara dağıtılan işsizlik fonları gibi). Bu nasıl mümkün olacak? Kamulaştırılması gerekir, kamu ne demek? Toplum demek, tarla ne idi? Üretim aracı. Tarla dendiği an üretim aracı olmadığı sanılıyor, oysa amaç üretmek, üretmenin temelinde yatan amaç ne? İhtiyaçları karşılamak. O halde araç ne? Toprak, emek. Toprak, araçtır böylece(öyle ev vb ihtiyaç ürünleri de aslında mülkiyet değildir, esasında sarftırlar, ama bilinçli olarak çarpıtlırlar). Kapitalizmde ise üretimin amacı kardır(çelişir), üret, sat, kim üretecek? Kim satın alacak? İhtiyaç kimin, üreten kim? Dönüp sattığın kim? Üretim orada toplumsal, ihtiyaç toplumsal, ama üretilen ürün, birilerinin, sonra bu ürettiğini de üzerine kar koyup kime geri satıyor? Üretene... nereye vardı, ne oldu burada? Kapitalistin kar dediği, süreç açısından değer üretmiyor, hayali bir rakam. neyse, demek ki burada üretim aracı üzerindeki özel mülkiyet, sorunun kaynağı, aynen çatıdaki kırık kiremit gibi. Zira madem sen, mirasa el koymaktan ve böylece bir çeşit kamulaştırıp, kamuya dağıtmaktan söz ediyorsun, o halde, üretim aracı üzerindeki özel mülkiyeti kaldır-miras sorunu da, sonra gidip gasp etme eylemi düşüncesi de çözüldü-, olsun bitsin, Marx'ı anlamıyormuş, işine gelmiyor. Temelde çıkar ilişkileri, inanç, şartlanmışlık, yanılma korkusu var, bu her inanç açısından görülebilir.
Tarla dedik de, işletmeler ne olacak? İşletmeler de aynıdır, üretim aracıdır, maksat üretmektir, kapitalizm ise istismar üzerine kuruludur. Binaları, kağıdı, kalemi, demiri, tuğlayı, ekmeği, aşı vb üreten, insanlar, üreticiler. İşletmlerin duvarındaki bir kum tanesi bile toplumsal emeğin, üretimin ürünü değil mi? Sanılıyor ki, para üretiyor, para üretmez, insan, emek üretir. İşletme de miras olur, sonra kamulaştıracak, elde ettiği geliri, topluma dağıtacakmış. O halde kaldır üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti. Hem böylece, kar amacıyla üretimden doğan bir yığın sorun da aşılır. Örneğin, üreten, ürettiğini, kapitaliste veriyor, kapitalist ise, bu üretene, ürettiği ürünü, bedelinin üzerine kar koyarak geri satıyor(dolaşımda böyledir bu). Yani 5 TL ye mal olan bir kalem düşünün, parasal değer verdim çünkü sistem bu, sonra siz bu kalemi, kapitaliste vereceksiniz, 2,5 TL karşılığında(maaş vs). Kapitalist de üzerine kar koyacak, bu kalemi size 7,5 TL'ye satacak. İşte artık yoksulsunuz. Derler ki, kapitalistin parasını da dağıtsak, yoksulluk engellenemez vs, oysa ifadem çok açık, üretici bu kalemi 5'e mal etti(üretim, dağıtım değeri), 2,5 verdin, sonra da bu kişiye, aslında 5'e mal olan kalemi, 7 TL den satın almasını istiyorsun(işte yoksul, milyarları da olsa, ürettiği ürünleri, geri alırken, eline geçenden fazlasını ödemek zorunda kalırsa -> yoksulluk), yoksulluk parasızlıkdan öte, temelde yatan bir sorun, sömürüye vs hiç girmiyorum, hiç bir ifademde bütün meseleleri ele almak, işin tüm ekonomi-politiğine, ideolojik, politik temellerine, illa bir taraf olarak girmedim... Bilimsel, basit bir analiz yaptım, yoksullukla ilgili çok farklı, ama temel bir açılım da bulundum ve biliyorum ki, bir çok insanın aklına dahi gelmiyordur, zira bütün anlayış, bilinç, salt para eksenli, varlığı-yokluğu üzerine kurulu. Varlığı-yokluğunun koşullarını bilen, düşünebilen ise çok az, sonra da bu koşul ve temelleri bilmediği için, alakqsız bir yığın sözde çözümler üretilebiliyorlar. Bankaların da aslında büyük patronların paralarını değerlendirmek(kasadan ziyade, dolaşıma çıkmalı, piyasada sıcak dolaşım sağlanmalı, para yeni arkadaşlar(paralar) edinip geri dönmeli), tüm diğer sermayedarları, orta, küçük balıkları, balıkçıkları ellerinde tutmak, bağlı hale getirmek, yönetmek, batırmak, çıkartmak-geri batırmak, onların hesaplarını, mali durumlarını görebilmek(!), ihtiyaç duydukalrı anda kredilerden vs mahrum bırakmak, bazılarını devlet üzerinden kurtarmak(byükleri) vb kurdukları işletmelerdir vs, sistem en temelinden, en tepesine kadar piranhalar gölü gibi... uzamasın Nişanyan zaten "şeytanla anlaşma" olarak ifade etmiş (de bu sistemin belkeğimi şeytan)...
Hem liberaller için de, böylece -sorunun kaynağından çözümü- zaten daha başından sözde karşı çıktığın totaliterliği, ayrıcalıklı durumu, aristokratlaşmayı, monarşiyi(işletmeler monarşi, oligarşi ile yönetilir ve hayat oradadır, hayatımız bu tür egemenlik koşulları altındadır) saf dışı bırakmış da olursunuz. Sözde liberaller, hani bireysel özgürlükler, hani bireyin temsili, hani irade, hani eşit haklar vs, tümü de yalan oldu, ama dokunmayın liberaldir, süslü, ne olduğunu anlamak için sözlük karıştırmak zorunda olduğunuz, ama karşılığınında zaten dilimizde olduğu kelimeler kullanmayı severler, böylece fena bilinçlidirler, ama altı boştur hep. Ne sorunu ortaya koyarlar ne de çözümü vardır, bütün çözüm anlayışları, sorunları bir biçimde tolere ederek, hasır altı etmek, değiniyormuş gibi görünmek -mış gibi yapmak- anlayışına, sağcılığına dayanır... neyse...
Şüpheci Dinsiz
11-10-2020, 21:42
Ahmet Nesin - Neden bu hale geldik?
sMtUW-3fbjc
Şüpheci Dinsiz
26-10-2020, 23:14
BSMTV
Hepiniz oradaydınız: Fethullah Gülen cemaati nasıl güçlendi, 15 Temmuz'u kim yaptı? - Anekdot
S2OHOdpyPC0
Şüpheci Dinsiz
26-10-2020, 23:28
Maden emekçilerinin yürüyüşü
Öyle mi alay komutanı?
AFIqFuGpmV4
Şüpheci Dinsiz
27-10-2020, 00:13
BSMTV
Buz Kırıldı, Yol Açıldı - Ekim Devrimi Belgeseli (Türkçe Altyazılı)
CuesxsRUyaI
Şüpheci Dinsiz
05-11-2020, 00:40
BSMTV
Beraber Yürüdüler - Liberalizm-AKP ilişkisinin tarihsel serüveni
Eeu0DdvX6Q4
Şüpheci Dinsiz
07-11-2020, 17:59
Derin Devlet Nedir? | Hanefi Avcı Anlatıyor | 1997 | 32. Gün Arşivi
2k1LgohM7Ig
Derin Devletin Deşifresi | Hanefi Avcı Anlatıyor | 1998 | 32. Gün Arşivi
dE_USURBZ3A
JİTEM'in Sis Perdesi Aralanıyor | 2011 | 32. Gün Arşivi
OSzLU-n9bA0
Şüpheci Dinsiz
01-12-2020, 17:51
Kutuplaşma Türkiye'nin kaderi mi? Ruşen Çakır & Emre Erdoğan tartışıyor
PnsYBNdE_Ew
Şüpheci Dinsiz
02-12-2020, 08:30
"Genel siyasi sokağa çıkma yasağının provası yapılıyor."
Özgürüz Radyo - Onur Öncü - Fatih Yaşlı
2lkoWU3Qybs
ilahimasal
13-12-2020, 11:54
https://youtu.be/6QOmSgIdCdA
Şüpheci Dinsiz
20-12-2020, 01:46
BSMTV: Gericilik nedir, gerici kime denir?
9UyfCT3aixc
Şüpheci Dinsiz
23-12-2020, 21:44
Türkiye'de Tarikat Gerçeği | Ne Oldu?
MUpxGL5p2ao
Türkiye'de Tarikat Gerçeği - 2.Bölüm | Serdar Akinan - Barış Pehlivan - İhsan Eliaçık | Ne Oldu?
8ja8LImjpZk
Türkiye'de Tarikat Gerçeği - 3.Bölüm | Mustafa Hoş - Serdar Akinan
9ZhYjoMt8e0
Şüpheci Dinsiz
25-12-2020, 03:30
Davutoğlu'ndan korkunç iddia
h7A1UOE4VJU
Şüpheci Dinsiz
09-01-2021, 11:15
https://twitter.com/BSMTV_TR/status/1347772400017010689
Saint-Just
17-01-2021, 08:59
Emperyalizm-Bertell Ollman
6HIoB4LjviQ
4IrTDYF79OE
Şüpheci Dinsiz
19-01-2021, 02:54
BSMTV
Teferruat - Nerede O Eski Sosyal Devletler? Ve Patronlar Bizi Nasıl Ütüyor?
C-M35D6Cpis
Teferruat - Tarafsız mıyız? Postmodernler, Altanlar, Pamuklar ve Nice Soytarılıklar
6M0amCOZiYM
Şüpheci Dinsiz
19-01-2021, 04:13
BSMTV
Teferruat - Emperyalizm, Kapitalizm Ve Din (kısım 1)
Zr48IkP3stg
Teferruat - Diyanet Bizi Nasıl Okuyup, Üflüyor - Kapitalizm Ve Din (kısım 2)
jjEP6Da3Y14
Şüpheci Dinsiz
19-01-2021, 18:07
Erk Acarer: İttihatçılardan bugüne tam 65 gazeteci öldürüldü
C2gh3H5HBmE
Şüpheci Dinsiz
20-01-2021, 15:14
BSMTV
Teferruat - Sistem Ne? Rejim Ne? Başkanlık Ne? Diktatörlük Ne?
m3wc5frMak0
Teferruat - Kapitalizm Bizi Nasıl Ahlaksızlaştırıyor?
_lzbdkpCC_M
Saint-Just
22-01-2021, 18:13
weooIstDfrs
"devrimci cesareti olmayanlar, kahraman devrimci emeği kabul etmeyenler ayrılabilirler.
onlara ihtiyacımız yok, onları istemiyoruz."
Saint-Just
24-01-2021, 15:09
Coşkun Aral'la Kuzey Kore
9_CMUCK3l6E
Kuzey Kore'den korkunç görüntüler;
https://i.imgyukle.com/2021/01/24/HclDV8.gif
Saint-Just
25-01-2021, 14:57
8yZnoxVChA0
ze9oReZTXU4
uzCkvwLT2tk
Şüpheci Dinsiz
29-01-2021, 22:25
Ruşen Çakır medyascope (https://www.youtube.com/channel/UCfeZdjH_RKcQgJCebxUpBSw)
HDP ile aralarına mesafe koyanlar
Qyv65NoT9JE
Şüpheci Dinsiz
30-01-2021, 03:17
BSMTV
Uyanma Zamanı
G9iA4fC6zsA
BSMTV
Uyanma Zamanı
G9iA4fC6zsA
Kelimenin gerçek anlamında politik bi video
İkiyüzlülük nerde patlayacak diye sabırla izledim
Kendisi de bir çeşit parazit olan partinin
Kurtuluşu sovyete değil de kendi öncülüğüne bağladığı noktayı gördüğünüzde
Umarım siz de uyanmış olursunuz "yoldaşlar".
Şüpheci Dinsiz
31-01-2021, 20:21
Marksist ekonomist Richard Wolff kapitalizmin tarihini, gelişimini ve bugün vardığı noktayı örneklerle açıklıyor.
Tqpao8Hxsn0
BSMTV
Uyanma Zamanı
G9iA4fC6zsA
Hayvanseverlik çevre meseleleri gericilik olmadığı gibi siyaset dışı da değildir.Tam aksi hayvanseverlik hayvan hakları savunuculuğu doğanın/çevrenin tahrip edilmesine karşı çıkılması devrimci siyasettir.
Şüpheci Dinsiz
31-01-2021, 21:09
Hayvanseverlik çevre meseleleri gericilik olmadığı gibi siyaset dışı da değildir.Tam aksi hayvanseverlik hayvan hakları savunuculuğu doğanın/çevrenin tahrip edilmesine karşı çıkılması devrimci siyasettir.
Katılıyorum, doğayı korumayı dışlayan bir düşünce devrimci olamaz. Video'da hayvan sevgisi, doğa sevgisi gibi insanın yumuşak noktalarının sömürüldüğünü, böylece dikkatlerinin asıl sömürüden uzaklaştırıldığı söyleniyor. Bunu daha iyi cümlelerle, daha iyi örneklemelerle anlatabilirdi. Hakikaten saçma olmuş.
Bunun gibi slogan yüklü videolarda pratiğe ilişkin detaylar yer almaz, veya ben işin pratiğine ilişkin çözümlerin tane tane anlatıldığı videolara raslamadım. Kapitalizmin mekanizmasını anlattığı için paylaşıyorum.
Sevgili Khaos da "öncü partinin peşine takılın" sözünü duyunca uyarmış. Bu öncü parti nasıl örgütlenmiş, ne yapacak, nasıl yapacak, ne zaman yapacak. Bir kölelikten başka köleliğe mi savrulunacak, yoksa sovyet her aşamada işin içinde olacak mı veya yine kervan yolda mı düzülecek.
--/--
Günümüzde "canlı stok" olarak adlandırılan milyarlarca hayvan üretiliyor, katlediliyor. Bu hayvancıklar da birer can taşıyorlar. Canları ticari mal olarak görülüyor. Bunun çevreye verdiği zarar görmezden geliniyor. Ben vejetaryenim zaten, bazı çevre başlıklarında denk geldikçe anlatıyorum.
Yazmakla bitmez.
Saint-Just
07-02-2021, 22:03
Neden Tkp'ye oy vermeliyiz?
Başımızda kurtulmamız gereken üç bela var.
9NFKCMCV800
Saint-Just
07-02-2021, 22:09
5mnw2_n06AE
ilahimasal
07-02-2021, 22:20
Neden Tkp'ye oy vermeliyiz?
Başımızda kurtulmamız gereken üç bela var.
9NFKCMCV800
Başbakan kemal okuyan
Ne diyom lan ben!
Herif kapitalist burjuva ağzıyla iktidar istiyor.
Olur efendimiz başka.
Şüpheci Dinsiz
08-02-2021, 08:22
Ahmet Nesin ile Ustura - Türkiye suni bir devlet midir?
Taner Akçam (https://tr.wikipedia.org/wiki/Taner_Ak%C3%A7am) bu videoda yeni anayasa ile ilgili Kürt'ler açısından çok önemli bir iddiada bulunuyor.
PUivwte8I_U
ilahimasal
08-02-2021, 22:30
bu video politikmi , mikrobikmi
Kemalizmle , siyasal islamın nikahı ve gelecekte neler planladıklarının açık işaretleri gibi.
https://youtu.be/yXWW42aO004
Şüpheci Dinsiz
09-02-2021, 20:12
Ahmet Nesin - Ülkücü sorunu!
7mPFyZ0AaXk
Saint-Just
13-02-2021, 08:30
Senin gibi biri daha gelmez bu ülkeye güzel yürekli insan, yoldaşım...
5QdaOej9f3s
Saint-Just
16-02-2021, 16:17
Çoğu düşünmekten aciz aptallardan çok daha bilge ve akıllı olan Havva nine'nin devlet çözümlemesini alkışlıyor ve onu bu öpüyorum. 😊🥰
2jGAkJ1171Y
https://haber.sol.org.tr/toplum/uykusuzdan-havva-ana-kapagi-devlet-yok-halk-var-122826
https://sol.org.tr/haber/karadenizin-yaylalarini-yok-edecek-yesil-yol-projesi-durduruldu-havva-ana-kazandi-9477
Saint-Just
16-02-2021, 16:46
Daha önceden iki Gürcü ve bir Rus kadınla sohbet etmiştim ve komünist olduğumu da söyleyerek, Sovyetler Birliği ile birlikte özellikle Stalin'i nasıl gördüklerini ve ülkelerinde nasıl bilindiğini hakkında sorular sormuştum.
İlk gürcü arkadaşım Stalin'in en çok tanınan gürcü olduğunu ve Gürcistan'da da çok sevildiğini söylemişti. Bir de Türkiye'deki bakıcılık yaptığı için buradaki çoçukların şımarıklığı dan yakınmış (haklı) Gürcistan'da ki çoçukların hiç böyle olmadığını söylemişti. 😊
İkinci gürcü arkadaşım, Stalin'in yine Gürcistan'da çok sevildiğini, özellikle kendisini de dahil ederek babasının onu çok sevdiğini ve "adam gibi adamdı" demişti. 😊🥰
Son olarak Rus arkadaşım bu sefer annesinin onu çok sevdiğini, Lenin ile birlikte büyük bir adam ve lider olduklarını ve yine ülkede sevildiklerini söylemişti. Sovyetler Birliği zamanındaki emeklilik haklarından ve sosyal güvencelerden bahsetmiş ve şimdi hiç bir şey yok diye yakınmıştı. Tek olumsuz yorum olarak "sadece biraz sertti" dediğini hatırlıyorum. 😊
TmW9FH41L1M
RapR1ojnQJ0
MY9HX3spsag
Şüpheci Dinsiz
16-02-2021, 18:20
#ÖZGÜRÜZ
Erk Acarer - 16 Şubat 1969, Kanlı Pazar
mfrEI7fKghg
Saint-Just
17-02-2021, 15:57
-LB0xSisoMw
stguGdxaOdU
Şüpheci Dinsiz
17-02-2021, 16:52
Sevgili Saint-Just,
Paylaşımlarınızda parti adı vermeyin, ve bir partinin propagandasını yapmayın. Yaptığınızı başka parti için yapanlara da forum moderasyonu olarak aynı gerekçeyle karşı çıkarız, çıkmak durumundayız.
Kapitalizmi, aygıtlarını deşifre eden kişilerin görüşlerini paylaşın, savunan kişilere eleştirilerinizi yazın, kendi görüşlerinizi paylaşın, ama parti adı vermeyin, parti propagandası yapmayın.
Burası bağımsız bir forum, TKP'nin yayın organı değil.
TuranDursun.com moderasyonu.
Saint-Just
17-02-2021, 17:00
Merhaba, parti adı vermedim zaten. Başlığın adı politik videolar olduğu için politik video koymak istedim.
Miting biraz aşırıya kaçmış olabilir haklısınız. Silmeniz daha uygun olabilir. Diğer paylaşımlarda da aşırıya kaçtıklarım varsa silebilirsiniz.
Daha çok dikkat edeceğim. Görüşmek üzere.
Saint-Just
18-02-2021, 10:15
K3KJmVSnFRE
Saint-Just
18-02-2021, 10:48
IZK9FeoTPr8
FJ9NaIx6cFs
WmWBy2fWPik
Şüpheci Dinsiz
19-02-2021, 18:57
Nevşin Mengü Soruyor | Gara operasyonu | Pervin Buldan'dan PKK'ya çağrı
5GPKGYquATU
https://youtu.be/eeAqjcht9Xc
Şüpheci Dinsiz
20-02-2021, 04:47
Çetele 1 - Gare operasyonunda siyasi ve askeri hedef neydi?
1hJIsqSdMUU
Çetele 2 - Mevcut muhalefet tarzıyla demokratik bir seçenek inşa edilebilir mi?
MieuZIi9FUQ
Şüpheci Dinsiz
20-02-2021, 05:14
Sibel Hürtaş ile Ankara Gündemi 1 - Garê operasyonunun siyasi ve askeri hedefi neydi?
I52vqbdNE20
Sibel Hürtaş ile Ankara Gündemi 2 - Garê operasyonunun siyasi ve askeri hedefi neydi?
MDc6ft-q4Kg
Şüpheci Dinsiz
20-02-2021, 05:38
Erol Mütercimler: Operasyonun başarısızlığı Erdoğan'a aittir! | Kayda Geçsin 1. Bölüm 16 Şubat 2021
tv0PcPrwsic
Kılıçdaroğlu sordu: Başarısız operasyonun sorumlusu kim? | Kayda Geçsin 2. Bölüm 16 Şubat 2021
x1L371_7x8A
Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin operasyonu değerlendirdi | Kayda Geçsin 3. Bölüm 16 Şubat 2021
(Bu videodan sonra aşağıdaki Ahmet Nesin'in videosunu da izleyin.)
7b13Ne40C_g
Şüpheci Dinsiz
20-02-2021, 05:54
Ahmet Nesin
DEVLET 90'LARDA KAÇ KİŞİYİ KAÇIRDI?
J-JuVjUMnVI
GARE'DE OLANLARIN PERDE ARKASI!
deEmJElfte4
GARE'NİN SORUMLUSU ERDOĞAN'DIR
V0Sn2FxAkyU
Şüpheci Dinsiz
21-02-2021, 19:07
Ruşen Çakır: Örnek bir hak savunucusu: Ömer Faruk Gergerlioğlu
SDyKieWoTyA
diken.com.tr (http://www.diken.com.tr/eren-hanim-sebnem-hoca-omer-faruk-bey-ve-endise-uzerine/)
Eren Hanım, Şebnem Hoca, Ömer Faruk Bey ve endişe üzerine…
http://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2016/11/murat-sevinc-kelle-1-150x150.jpg
MURAT SEVİNÇ
20/02/2021 14:11
1994 yılı sonu ya da 1995'in başıydı. Londra'da, ‘Özgür Gündem' gazetesi için dayanışma toplantısı yapılacakmış. Kim söyledi, nerede okudum, kiminle birlikte gittim, tek başına mıydım, hiç hatırlamıyorum. Büyük bir salon, hınca hınç dolu. Birileri kürsüye çıkıp konuşma yapıyor, kısa bir konser de vardı hatırladığım kadarıyla. Konuşmalar Türkçe, arada bir Kürtçe bir iki cümle duyuyorum sanki. Çevremde oturan insanların bir kısmı Kürtçe konuşuyor birbirleriyle. Epey sert sözler sarf ediliyor kürsüde. Muhtemelen sert değil, bana öyle geliyor.
Sağda solda kameralar görüyorum. Şimdi beni de çekerlerse, bir yerlerde çıkar mı ki, yayınlanırsa, istihbarat var mıdır… Endişeleniyorum ama yerimden de kalkmıyorum. İnatla ve ilk kez, bu içerikte konuşmalar dinliyorum. İlgi çekici, can sıkıcı, moral bozucu, öğretici… Endişem hiç geçmiyor. Başımı belaya mı sokuyorum ki. Fakat Siyasal'ı bitirmişsin, ayıp hakikaten, eninde sonunda bir toplantı. Gazete bombalanmış, sana ne oluyor!
Yirmi dört yaşında, ilk kez Kürtçe konuşan insanlarla ve böyle ‘tehlikeli' bir ortamda saatler geçirmiştim. Uzaydan mı geldi bu herif, diye soruyorsunuz muhtemelen. Uzaya kadar gitmek şart değil, hemen kenarınızdaki mahallede büyüyüp de olup bitenden, iki sokak ötenizde yaşayanların dertlerinden haberdar olmamak, belki de duyup buna mukabil hiç dinlememek, mümkün. İyi de SBF'de okumuşusun, hiç mi anlatan olmadı be adam!
Yıllar içinde, neden böyle vahim biri olduğumu düşünürken, 1988-1993 arasında tam beş yıl boyunca herhangi bir derste (bölüm derslerinden söz ediyorum), Kürtler ile ilgili bir kez olsun tek satır geçtiğini hatırlamadığımı fark ettim. İlk zamanlar henüz 1402'likler dönmemişti. Döndüklerinde bir değişiklik olmuş muydu, çok değil. Bölüm hocam olmayan Baskın (Oran) Hoca'nın, derslerinde Kürt sorunundan söz ettiğini işitiyorduk.
Rahmetli Mehmet Ali Birand gelmişti bir gün ve Konferans Salonu'ndaki konuşmasının bir yerinde Kürtlerden söz ettiğinde alkışlandığını hatırlıyorum. Demek ki okulda böyle bir duyarlılık vardı, ancak bu duygu ve bilgi, derslere yansımamıştı. ‘İnsan hakları hukuku' öğrenmiştik oysa!
Tabii çokça ‘Kürt arkadaşımız' vardı (!) sınıfta, ancak Kürtçe konuştuklarına da tanık olmadım. O tarihte muhtemelen herkesin içinde Kürtçe konuşmuyorlardı. Eylemci ve örgütlü öğrencilerden olmamak, muhtemelen belirleyici oldu benim için. Onların 1980'lerin sonunda Siyasal'da Kürt sorunu vb. tartışıp tartışmadığını bilmiyorum doğrusu.
Dönem, koşullar, apolitiklik, sersemlik şu bu… Sonuçta Siyasal'da okumuş biri, o yaşa dek böylesine can alıcı bir konuya ilgisiz ve bilgisiz kalabildi. Sünni-Türk kesimden olup ilk-orta eğitimi 1980'lerde gören, ailesi merkez-sağ eğilimli çoğu insanın benzer durumda olduğunu tahmin ediyorum. Evde konuşulmuyor, okulda konuşulmuyor, mahallede konuşulmuyor, evinize giren gazetelerde (Tercüman ve Milliyet) yazmıyor ya da yalan yazıyor, SBF'ye giriyorsunuz ve orada konuşulup konuşulmadığı da belirsiz. Bir de şu var, kazara konuşulduğundaysa zaten pek hoş sözcükler işitmiyorsunuz. Önce eşkiyalık, sonra terörizm vs.
Bu durumda, insanın kafasını karıştıracak birileriyle, bir şeylerle karşılaşması gerekiyor sanırım. Londra'daki toplantı, benim ‘karşılaşmam' oldu. O günden sonra, Türkiye'de çile çeken ve kimlikleri reddedilen insanların yaşadığını, bu konuyla ilgilenmenin ise benim gibi biri için hep endişe kaynağı olduğunu, olacağını anladım. O ‘benim gibi biri' tanımına, cesaretsizliği eklemeliyim. Konunun içeriğinden kaynaklanan ‘endişeye' teyellenmiş, ‘özgül' nitelik. Yalan söyleyecek halim yok.
Yıllardır, bir tarihte farkına vardığım bazı sorunların/acıların, neden o tarihte farkına varabildiğim üzerine düşünüyorum. Belki birazı benim hatam, ancak yalnızca bireysel tercih ya da hatalarla açıklamak mümkün değil. Birkaç yıl önce, son derece prestijli bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde çalışan meslektaşım, derste Cumartesi Anneleri'nden söz edince, hiçbir öğrencinin bilmediğini fark ettiğini söylemişti. Benden beterleri var, demek ki! Herkese aptal ya da yalancı dense, sorun çözülür mü? Ahalinin birbiriyle iletişim kurmaktan helak olduğu bu devirde, nasıl olur? Oluyor işte. Türkiye'yi sosyal medyada takip edilen ‘arkadaşlardan' ibaret görme yanılgısına düşmek budur, belki de.
Yine de, geç de olsa fark etmek kötü bir şey olmasa gerek. Mesele, bir kez gördükten sonra artık görmezden gelmemekte. Endişe, cesaret, kişilik, tercih vs. nevi sözcükler, o andan itibaren devreye giriyor.
Yıllar içinde akademinin, toplumun geneliyle çok belirgin ortak nokta ve alışkanlıkları olduğunu deneyimliyor insan. Evde konuşulmayanı, sokakta yokmuş gibi yapılanı, okulda işitilmeyeni ya da yalan haber ve bilgiye konu olanı, Türkiye üniversitesinde açıkça ve özgürce konuşup tartışmak kolay iş değil. Belki mümkün, ancak zahmetli.
Üniversite ve akademi, kısa süre içinde insana hangi konuları çalışmanın pek uygun olmayacağını hissettirir. Bilimsel özgürlüğün ölçüsü her kurumda farklı olmakla birlikte, en özgür olanında dahi sınırları çizilmiş bir dünyada olduğunuzu bilirsiniz. Adı açıkça konmamış, ancak içten içe anladığınız, haddinizi aştığınızda size hatırlatılacak sınırlar. Çok uzun yıllar, hatta akademin hayli ‘sol' olduğu dönemlerde Türkiye'de belli konuların sosyal bilimlerin ‘ilgi alanına' girmemiş olması, tesadüf değil kuşkusuz.
Okuduğunuz yazının konusu, akademi vs. eleştirisi değil. Peşrevi uzatmamın nedeni, bir sorunu fark ettiğiniz andan itibaren de, o sorunu bir çalışma/ilgi konusu haline getirmenin bazı güçlüklerini anlatmaya çalışmak. Türkiye'de gayrimüslimler, özellikle Ermeni meselesi ve Kürt sorunu hakkında ‘ana akım' (resmî) görüş dışında bir şeyler söylemek, yazıp çizmek, hemen her zaman zorluydu.
Birileri o zorluğu farklı ölçülerde göze almış, alıyor tabii. Yine de şöyle bir düşünsek, sözünü ettiğim başlıklara ilişkin üniversitelerden çıkmış kaç çalışma hatırlıyorsunuz? ‘Çok affedersiniz Ermeni' ya da ‘sözde Kürt sorunu' tezlerinden söz etmediğimi tahmin edersiniz. Yıllar önce, tarihçi bir hocamızın 1935 Tunceli Kanunu ile ilgili yazdığı ve resmî arşiv belgelerinden kotarılmış, kendi tabiriyle son derece ‘sıradan' bir yüksek lisans tezi için ‘iki' jüri üyesi bulmakta nasıl zorlandığını anlattığını hatırlıyorum. Hayli ‘solcu' kurumunda.
Ama yine de bu konuyu çalışıp yazmış işte. Öyle mangal yürek gerekmiyor demek ki. Birileri, bir şey yapmayı istediği, asgari cesaret gösterebildiği için ‘ilerliyor' hayat. Gördüğüne, ‘gördüm' demek yeterli aslına bakılırsa. Buna mukabil, bir kez o sıradan cesareti gösterenin yaşamı da öncesi gibi olmuyor memlekette. Ne kadar basit her şey ve ne denli zahmetli.
Türkiye'de sittin sene insan hakları hukuku alanında çalışıp bir kez bile Kürt konusuna girmemek mümkün mü, elbette mümkün. "Şekerim teorik boyutunu çalışıyorum." Kurumlar, başvuru mekanizmaları vs. Ne güzel, elbette çalışılmalı, kuşkusuz Rawls'lar Dworkin'ler de okunup bilinmeli, anlatılmalı. Akademisyen aktivist olmadığı gibi olmak zorunda da değil üstelik. Ancak örneğin cenazesi bir hafta boyunca asfaltta kalmış bir Kürt kadını, cenazesi buzdolabında bekletilmek zorunda bırakılmış Kürt çocuk, cenazesi mezarından çıkarılmış bir Kürt anne, ‘insan hakları hukuku' alanının konusu değil midir? Bana öyle gibi görünüyor!
"Canım siz de aklınızı Kürtlerle, Ermenilerle bozmuşsunuz, başka sorun yok mu?" Doğru, ancak aklı fikri Kürt ve Ermeni sorunlarıyla bozmakla, ısrarla görmemek, ısrarla görmemek, ısrarla görmemek ve ısrarla görmemek arasında koskoca bir alan var. Memlekette, insan hakları ihlallerini Uygur Türkleri vesilesiyle keşfetmiş hukuk profesörleri mevcut, örneğin. Türkiye'de yaşıyorlar. Evet evet, hani şu bizim de yaşadığımız ülkede.
Tabii bir şeyi hatırlatmayı ihmal etmemeli: İnsan hakları alan bilgisi, yalnızca insan hakları savunuculuğu için kullanılmıyor. Nihayetinde devletlerin avukatları da aynı bilgiden yararlanarak hareket ediyor. Ya da akademide olup devletlerin gönüllü avukatlığını yapanlar. Örneğin, ABD'de de, devletin Guantanamo'da yaptıklarının işkence sayılmayacağını kanıtlamak için kırk takla atan soytarılar bulmak mümkün. Her yerde, her zaman oldu. Okuduğunuz yazıda eleştiri cümlelerine konu olanlar, bu zevat değil kuşkusuz.
İnsan hakları alanı çalışmaları da, diğer disiplinler gibi farklı açılardan eleştirilir. Türkiye'de de türlü nitelikleri nedeniyle hem sağ (doğal olarak!) hem de solun bir kesimince sürekli iğnelenir. Çalışanın meşrebine göre, ciddi ölçüde ‘gelir' kaynağına da dönüşebilir, ayrıca. Ancak tüm bu gerçekler, hak mücadelesinin ‘insanı devletlere karşı korumayı' hedefleyen temel içeriğini görmeyi engellememeli.
İnsan hakları savunucularının muhatabı, doğal olarak devletlerdir. (‘Yatay etki' konusu bu yazı bağlamında gereksiz.) Dünyanın her yerinde ve konunun ‘asıl' doğası gereği, savunucunun karşısında devlet olur. Takdir edersiniz ki, o devletin Norveç oluşuyla, Türkiye ya da Azerbaycan oluşu arasında görmezden gelinemeyecek fark var. İskandinav ülkesinde insan hakları savunuculuğu yapmakla, Türkiye'de çaba harcamak arasındaki fark. O fark, bazen bir ‘yaşamın sona erdirilmesi' anlamına gelir…
Herhangi bir bilim dalı, çalışanı için ‘huzur bahçesi' olabileceği gibi, ömür törpüsüne de dönüşebilir. İstisnaları bu nedenle biliriz, duyarız. Bülent Şık örneğin, ya da Onur Hamzaoğlu. Diğerlerinin yapmadığını yapıp göze almadığını aldılar. Bedel ödediler. Bedel demişken, İsmail Beşikçi'yi anmadan olur mu? On yedi yıl, cezaevinde. Tahir Elçi. Çok isim var anılabilecek, haksızlık olmasın. Ya da, o kadar da çok isim yok aslında.
Herkes ne üzerine çalışması gerektiğini, o görünmez çizginin nerede başlayıp bittiğini bilir üniversitede ve hayatta. Ben de biliyordum. Birileri o sınırı zorlar, hatta çıkıp duvarı yıkar. Rahatını bozar, keyfini kaçırır, canını sıkar. Diyelim, biri sürekli ne kadar çok vergi ödediğini anlatır, diğeri burnunu cezaevinden çıkaramaz, avukatların.
Siyasal'da çalışmaya başladığımda, orada bulduğum özgürlükçü ortamı, biz öğrenciyken asistanlığa başlamış insanların bir kısmına borçlu olduğumu fark etmiştim. 12 Eylül'ün enkazını onlar kaldırıyordu. Onlar sayesinde okulda Kürt ve Ermeni sorunları gibi netameli konular tartışılabildi, derslerde pek endişe duyulmadan anlatılabildi.
Hep ‘endişeli' oldum akademide ve hayatta. Cesur biri değilim. Zihnimde bir sürü sınır çizdim kendime, sonra o sınırları aşmak için çaba harcadım. Biraz oldu, biraz olmadı. Neyse ki, hiç olmazsa, bir kez gördüğüme ‘görmedim' demedim bugüne dek. Hiç olmazsa. Ancak yıktığım bir duvar da yok şu yaşıma dek. Bu nedenle, çizgiyi aşacak cesarete sahip olanları hep büyük sevgiyle, takdir duygusuyla, özenerek izledim. Hayalimde, önlerinde iliklediğim bir düğme oldu.
Eren Keskin, Şebnem Korur Fincancı, Ömer Faruk Gergerlioğlu…
Üçü de türlü ‘suçlardan' mahkum edildi geçen hafta. Hiç öyle hukuka aykırı vs. konularına girecek değilim şimdi, artık neyin ne olduğunu bilmeyen kalmadı bu toprakta. Hele ki Gergerlioğlu'na yapılan, bırakın yasayı şunu bunu, Anayasa'nın 83. maddesini çöpe atıyor. Nitekim hâkimlerden biri de bunu güzelce anlatmış. Geçelim.
Üç isimle de, iki cümle olsun tanışmışlığım var. Oturup siyaset konuşsak, anlaşamadığımız konular olacağına kuşku yok. Üç ismin de, ne söyleyip yaptığını izlerim yıllardır. Beni affetsinler, kararlılıkları ‘deli işidir' bu memlekette. Cesaret edemeyeceğim sözleri sarf eden, onca davayı, hakareti, hedef gösterilmeyi, çileyi göze alanlar.
İkisi hekim, biri avukat. Epeyce konforlu ve para pul içinde bir ömür mümkün bu mesleklerde. Başka bir yol seçiyor ve benim gibisinin aşmaya cesaret edemediği sınırın ötesine geçip mücadele ediyorlar. Bir ömür boyu, hepsininkini toplasan bir ciğer etmeyeceklerin, izansız cümlelerine maruz kalarak.
İnsan hakları savunucusu olmak kolay iş değil, sabır lazım. Hepimiz insanız ve nefret ettiklerimiz var. Hak savunucusu olmak ise, "Aman efendim o insan mı ki insan hakkı olsun" zırvasının reddini gerektiriyor. Evet insan ve hakları var, diyebilmeyi. Üç isim de, söz konusu sabrın sembolü bu memlekette.
İnsan, cesaret edemeyeceğini yapıp kuramayacağı cümleleri kurana, bir ömür hiçbir beklentisi olmadan ve sahip olabileceği konforu reddederek başkalarının hakkı için mücadeleyi göze alana, saygı duymalı. Değerini bilmeli. Her ne oluyor ve değişiyorsa şu hayatta, arada bir iyiye gidiyorsa bazı şeyler, o cesaret sahipleri sayesinde.
Eren Hanım, Şebnem Hoca, Ömer Faruk Bey… Hak savunuculuğuna değer veren bir insan ve yurttaş olarak, sizlere borcumu bilerek yaşıyorum. Hiç olmazsa.
Ömer Faruk Bey, KHK'li bir yurttaş sıfatıyla, size ayrıca çok teşekkür ederim.
Saint-Just
22-02-2021, 22:31
Kendilerini Batı Almanyalı gazeteciler olarak tanıtan Demokratik Almanyalı belgesel film yapımcıları Heynowski ve Scheumann, Nazi ve NATO paralı askeri olan Siegfried "Kongo" Müller'i ziyaret eder ve onunla hayatı ve Kongo'nun iç savaşına katılımı hakkında uzun bir röportaj yapar.
Bu nazi pisliğinin özellikle 6:35 den sonra nazi almanyası'nın ve ondan sonra onların paralı askerliğine geçtiği "özgür batı'nın" ortak düşman ve karşıtlığının anti-bolşevizm olduğunu itiraf ettiği kısım çok önemli.
6QOmSgIdCdA
Saint-Just
22-02-2021, 22:45
cHC4WP0Q0YY
Saint-Just
16-03-2021, 19:51
_5ReG_KtXfM
Şüpheci Dinsiz
21-05-2021, 23:09
Türkiye'nin "Derin" Krizi II Deniz Ay, Özgün Emre KOÇ, Ahmet ŞIK, Bahadır ÖZGÜR, Hakkı ÖZDAL
yQ1NETt4FFE
Şüpheci Dinsiz
12-06-2021, 23:37
Said Sefa dinci fetöcü tayfadan biri. Ortalık karışınca Türkiye'yi terk etmiş, uzaktan birşeyler anlatır durur. Kendi iddiasına göre hala 'içerden' birçok kaynağı var ve bu bilgileri ilk elden kişilerden alıyor.
İddialar korkunç ama inanılmaz değil, üstelik doğruluğuna dair epey emare var.
Paramount Hotel'in sırrı: Sedat Peker'in Erdoğan'a karşı en büyük kozu!
Qc4PTlG8obY
Şüpheci Dinsiz
12-06-2021, 23:44
Ahmet Dönmez eski fetöcü. Kendi web sitesi var, orada Fetullah'ı yanlış tanıdığını, ermiş bir kişi zannettiğini, kandırıldığını anlatır. Ortalık karıştığında Türkiye'yi terk etmiş. O da 'içerden' kaynaklara sahip olduğunu, ilk elden bilgiler edindiğini söylüyor.
Söyledikleri benim (dincilerin-ülkücülerin devleti yağmaladıklarına dair) gözlemlerimle örtüşüyor.
Sedat Peker'in paraya bağladığı Metin Külünk'ün bilinmeyen geçmişi
CZZHWXFHze4
Şüpheci Dinsiz
10-08-2021, 14:41
Erk Acarer
AKP iktidarı: İnşaat ile başladı, kokain ile bitiyor - Erk Acarer
Rwzf8wlcZ7I
--/--
Timur Soykan
Sedat Peker'in son ifşaatı: Burhan Kuzu yalnız değildi!
gH-4LTo4mvw
antkanser
10-08-2021, 19:19
z0t_pdmMP4s
antkanser
12-08-2021, 14:42
mmvh6W8uxkE
bazı şeyler başlığında kaos anlatmış meth denilen uyuşturucunun nasıl yaygınlaştırıldığını, evet bütün pis işler devlet eli ile yapılıyor. yukarıda ki video da ve başka bir başlıkta twiter da gösterilen video dakilerde.
devlet eskiden sınıflar üzerinde ki baskı aracı idi, ve ben bu manada karşı çıkıyordum devlete. artık küllüm karşıyım. kılıcı kimsenin eline vermemek lazım. devlet artık sınıflar üstü baskı ve pislik yığınıdır. ilaveten ulusalcılık da hikaye olmuştur. devlet uluscu da değil , küresel diktanın temsilcileridir. ve yok edilmelidir.
Iyamq0_1xx4
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orada yoktunuz
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orada yoktunuz
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım
Alllahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orada
Hiç biriniz orada
Hiç biriniz orada yoktunuz
Hiç biriniz orada
Hiç biriniz orada
Hiç biriniz orada yoktunuz
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
Şüpheci Dinsiz
03-01-2022, 15:39
Erk Acarer
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/eacarer/status/1477969812785664009
İki Bakanlık Arasında "Kokain Savaşı"
U82DwqT4H48
Ahlaksız
22-01-2022, 17:53
https://www.youtube.com/watch?v=VgKeZ7_KVgU&ab_channel=Halktv
Ahlaksız
23-01-2022, 17:31
https://www.youtube.com/watch?v=bBHTGLrDFP0&ab_channel=%C5%9EuleAYDIN
Şüpheci Dinsiz
22-02-2022, 22:58
Spartaküs Kültür Sanat (https://www.youtube.com/channel/UCutmKC8XlBJIw9bgl7OjNRw)
Çarlık ve Sovyetler'den Bugüne Ukrayna Krizi
FB88ircBu7M
Şüpheci Dinsiz
12-03-2022, 06:49
BSM Kolektif (https://www.youtube.com/channel/UCKNh5Z8DcNriTuBtaYdMEhg)
Ukrayna Yanıyor (Ukraine On Fire - Türkçe Dublaj)
ggc1AdzL1Gs
Şüpheci Dinsiz
13-03-2022, 15:28
'Mumcu'nun katili Ağar ve ekibidir": Tutuklanmadan önce +Gerçek'e konuşan Çarkın'dan yeni itiraflar
Avukatlar Faik Candan ve Yusuf Ekinci'nin öldürülmesinde eski DGM Savcısı Ülkü Coşkun'u işaret eden Çarkın, 'Mumcu'nun katili Ağar ve ekibidir. Buna Ülkü Coşkun denen adam da dahil' dedi.
+GERÇEK - Ankara'daki faili meçhul cinayetler dosyasında istinafın bozma kararının ardından sona geliniyor. Verdiği ifadelerle dosyanın açılmasını sağlayan eski özel harekat polisi, sanık Ayhan Çarkın kendisini "Katil" diye tanımladı ve bu cinayetleri işletenleri "tepedeki isimleri" diye tarif etti.
Çarkın tutuklanmadan önce +Gerçek'e konuştu. Çarkın, "Cinayetleri Mehmet Ağar, Tansu Çiller işletti. Mehmet Ağar'sız o cinayetler işlenmez. Bütün organizasyon bilgisi dahilindedir. Mehmet Ağar organizatörü, Tansu Çiller öbürleri yöneticisi, siyasi ayağı. Bir yerde siyasi ayak, bir yerde yargı ayağı desteği var" diye anlattı.
ktTv2HeLg3w
https://artigercek.com/haberler/tutuklanmadan-once-gercek-e-konusan-ayhan-carkin-yeni-isimler-verdi
Ayhan Çarkın tutuklanmadan önce +Gerçek'e konuştu: Mumcu'nun katili Ağar ve ekibidir
Avukatlar Faik Candan ve Yusuf Ekinci'nin öldürülmesinde eski DGM Savcısı Ülkü Coşkun'u işaret eden Çarkın, 'Mumcu'nun katili Ağar ve ekibidir. Buna Ülkü Coşkun denen adam da dahil' dedi.
12.03.2022 - 00:02
Seda TAŞKIN
Ayhan Çarkın tutuklanmadan önce +Gerçek'e konuştu: Mumcu'nun katili Ağar ve ekibidir
https://img.artigercek.com/uploads/c/d/qXS00Av2ebv2LKIcCe40KzJqGYorC4zACDLmvhXQ.jpeg
+GERÇEK - Ankara'daki faili meçhul cinayetler dosyasında istinafın bozma kararının ardından sona geliniyor. Verdiği ifadelerle dosyanın açılmasını sağlayan eski özel harekat polisi, sanık Ayhan Çarkın kendisini "Katil" diye tanımladı ve bu cinayetleri işletenleri "tepedeki isimleri" diye tarif etti.
Çarkın tutuklanmadan önce +Gerçek'e konuştu. Çarkın, "Cinayetleri Mehmet Ağar, Tansu Çiller işletti. Mehmet Ağar'sız o cinayetler işlenmez. Bütün organizasyon bilgisi dahilindedir. Mehmet Ağar organizatörü, Tansu Çiller öbürleri yöneticisi, siyasi ayağı. Bir yerde siyasi ayak, bir yerde yargı ayağı desteği var" diye anlattı.
https://twitter.com/artigercek/status/1502621765926891523
‘SİLAHLARI KORKUT EKEN TOPLADI'
Davada kritik delil "Uzi" marka silahların Korkut Eken'de olduğunu söyleyen Çarkın, "Korkut Eken (silahları) topladı. Ama bir iki tane dışarıda olduğunu biliyorum. Ama kimde olduğunu bilmiyorum. Mehmet Ağar da o silahların peşinde. Bir, iki tane silah bir yerde. O arkadaş da kimse, onu getirirse iş bitecek" diye konuştu.
Çarkın, Uğur Mumcu soruşturmasında da görev almış olan asker kökenli eski DGM Savcısı Ülkü Coşkun'u da suçladı. Coşkun'un o dönemde, "Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözer" dediği iddia edilmişti.
DAVA YENİDEN GÖRÜLMEYE BAŞLANDI
Ankara'da 1993-96 yılları arasındaki 18 faili meçhul cinayete ilişkin dava, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın da aralarında bulunduğu 18 sanık hakkın verilen beraat kararını bozmasının ardından Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlandı.
Kararda, "Sadece sanık Ayhan Çarkın'ın beyanları arasında var olduğu bildirilen bir kısım farklılıklara işaret edilmekte; ancak maddi olaylarla uyuşan bildirimlerinin ise irdelenmemek suretiyle, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu" vurgulandı.
"Suç işlemek amacı kurulan silahlı örgütün faaliyeti çerçevesinde tasarlayarak kasten öldürme" suçlanan 18 sanık hakkında yeniden yargılamanın önü açılmış oldu.
Eski özel harekat polisi, sanık Ayhan Çarkın, İstinaf Mahkemesi'nin ilk duruşmasında mahkemenin kararına katıldığını ve diğer sanıklarla yüzleşmek istediğini dile getirdi. Çarkın olayların araştırılmasını ve soruşturulmasını istedi. Çarkın'ın talebini reddeden mahkeme, davanın sanıklarından eski özel harekat polisi, Susurluk çetesi davası hükümlüsü Ayhan Akça hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını da kaldırdı.
Davanın 22 Nisan'da yapılacak duruşmasında savcının mütalaasını vermesi bekleniyor.
KENDİSİNE ‘KATİLİM' DEDİ
Verdiği ifadelerle dosyanın açılmasını sağlayan sanık Ayhan Çarkın, İstanbul'da yaşıyor. İşlediği cinayetlerden dolayı kendisine "Katilim" diyen Çarkın, ailesiyle bağlarını koparmış ve dört çocuğuyla telefonda görüşüyor. Tutuklanmadan önce sahilde eski bir minibüste çay satan Çarkın, bir Kürt, bir Zaza ve bir Suriyeli ile beraber çalışıyordu. Çarkın'ın anlatımına göre, şu anda hissettiği tek şey 'pişmanlık', tek dileği de kendisinin ve diğer sanıkların bu davada ceza alması ve adaletin yerini bulması.
'YİNE BERAAT VERİLECEK'
+GERÇEK'e konuşan Çarkın, 22 Nisan'daki duruşmada yine "beraat kararı" verileceğini söyleyerek, "Duruşmadan bir şey beklemiyorum. Hakimlerin elinde değil ki katillerin elinde ülke. İstinaf mahkemesi bozdu ya beraat kararını bir tek ben vardım mahkemede. Hepsine vareste tutulma kararı çıkarmışlar. Hakime, mahkemeye baktım değişen bir şey yok. Bir karar verilmiş. Beraat bu. Bu insanları biz öldürdük. Bu insanların katili biziz" dedi.
'BU AZABI ÇEKEN KİMSE KORKMASIN'
Çarkın akli dengesinin yerinde olmasına rağmen söylediklerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını belirterek, yargılama sürecinde kendisine ilişkin verilen "akıl sağlığı yerinde" raporu anlattı ve diğer sanıklara şöyle çağrı yaptı:
"Benim adli tıptan almış olduğum yüzde 100. 99 değil. Yüzde 100 akıl sağlığı yerindedir raporum var. Adli tıp orada. ‘Bunu anca bir deli yapar'... Ben deli değil insanım. Benim yüreğim yanıyor. Bana bu nasip oldu. Öbürlerine de sesleniyorum. Bu azabı çeken kimse korkmasın. Evlatlarına baba diye sarılıyorsun, torunlarına dede diye sarılıyorsun, eşlerinizle de erkeğim diye yatıyorsan o sıfatların hiçbiri size yakışmıyor. Bunları yaptırdılar."
‘GAZETECİLERİN ÖLRÜRÜLMESİNDEKİ TUĞLADIR O'
Kendilerine cinayetleriN "tepedeki isimler" tarafından işlettirildiğini dile getiren Çarkın, o isimleri "Bu işler Cumhurbaşkanının, o zaman Süleyman Demirel'di. Özellikle Başbakanın (Tansu Çiller) ve kocasının, Özer Çiller'in. Özellikle Mehmet Ağar. Bu cinayetleri uygulayan Mehmet Ağar'dır" diye açıklayarak, bu isimlerle yüzleşmek istediğini şöyle açıkladı:
"Yüzleşmek istiyorum. Gelmesi lazım ki bunları anlatayım. Bizim çetenin lideri gelmedi mahkemeye. Mahkemeye getiremiyorsun adamı. Hiçbir güç onu mahkemeye getiremiyor. O zaman elindeki tuğla neyse ben o tuğlayı biliyorum. O tuğla 12 Eylüllerin, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy Aydın, cumhuriyete sahip çıkan gazetecilerin öldürülmesindeki tuğladır o tuğla. Mehmet Ağar'sız o cinayetler işlenmez.
Bütün organizasyon bilgisi dahilindedir. Mehmet Ağar organizatörü, (Tansu Çiller) öbürleri yöneticisi. Siyasi ayağı. Bir yerde siyasi ayak, bir yerde yargı ayağı desteği var."
'UZİLER KORKUT EKEN'DE FAKAT BİR, İKİ TANESİ DIŞARIDA'
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın 21 Ocak 2022 tarihli duruşmasında cinayetlerin işlendiği dile getirilen "Uzi" marka silahla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, 1994 yılı ve öncesinde tüm polis teşkilatı envanterlerinde (PÖH dahil) "Uzi" marka silah bulunup bulunulmadığı; bulunuyorsa silah/kovan ilişkisini kuracak şekilde balistik raporlarının sunulmasını talep etmişti.
Çarkın bir türlü ortaya çıkmayan bu silahların Susurluk hükümlüsü, eski asker Korkut Eken'de olduğunu ve kayıp olan birkaç silahın da peşine Mehmet Ağar'ın düştüğünü ileri sürerek, şunları anlattı:
"Akıllı bir katil. Akıllı bir katildir Mehmet Ağar. Fakat aklı bir yere kadar. Ben de daha ölmedim işte. (Uziler) Korkut Eken'de nerede olacak? Korkut Eken, Mehmet Ağar'sız tabiri caizse tuvalete dahi gidemez. Silahları bize daire başkanlığı temin ediyordu. Uzileri daire başkanı Korkut Eken dağıttı. 12 tane uzi. Korkun Eken'deydi. Ben almadım elime Uzi. Korkut Eken (silahları) topladı. Ama bir iki tane dışarıda olduğunu biliyorum. Ama kimde olduğunu bilmiyorum. Mehmet Ağar da o silahların peşinde. Bir, iki tane silah bir yerde. O arkadaş da kimse onu getirirse iş bitecek."
‘ELİME UZİYİ VERDİLER TARADIM'
Çarkın, avukatlar Faik Candan ve Avukat Yusuf Ekinci'nin ölümüne ilişkin yeni bir iddiada bulunarak, eski Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Ülkü Coşkun'a ilişkin de şunları ileri sürdü:
"Bunun adresini, istihbaratını veren ve ölmesini isteyen de ilk defa söylüyorum bu ismi. Ankara'da Ülkü Coşkun denen savcı. Ankara Cumhuriyet Başsavcısının odasına gittik. Bu iki avukatın adreslerini verdi. Fotoğraflarını gösterdi. Ankara Barosu'na kayıtlarını çıkardı. ‘Bu adamlar' dedi. Bu adamlar öldü. Avukat Yusuf Ekinci alındı. Bürosundan çıktıktan sonra aşağı doğru sokağı dönerken alındı. O infazda benim elime uziyi verdiler. Ben taradım, ‘Hadi lan' dedim. Taradım ama adamı taramadım. Çünkü midem kaldırmıyordu. Enver'e (Ulu) verdim. Midem kaldırmıyordu. Ayhan Akça, grup oradaydı. Oradan döndüm arkamı, orada infaz edildi."
'UĞUR MUMCU'NUN KATİLİ MEHMET AĞAR VE EKİBİDİR, ÜLKÜ COŞKUN DAHİL'
"İlk defa söylüyorum bunu. Söylemeyecektim. Ne zaman söylemişti, Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu. İlk defa onun ağzından bu ismi duyunca tam netleştirdim. Uğur Mumcu'nun katili Mehmet Ağar ve ekibidir. Buna Ülkü Coşkun denen adam da dahil."
'ÖLÜM LİSTESİ 91 KİŞİ'
MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür'ün 54 kişi olarak açıkladığı ölüm listesini Çarkın, "91 kişi" olarak açıklayarak, "Milli Güvenlik Kurulu'nda tavsiye kararı alınıyor. Bu tavsiye kararını resmi karar gibi uygulamaya koyuyorlar. Mehmet Ağar o zaman Emniyet Genel Müdürü. Mehmet Ağar'ın kararıyla 91 kişilik ölüm listesi geliyor. Gördüm çünkü. 91 kişilik ölüm listesi" dedi.
FAİK CANDAN'IN AĞABEYİ 'ARABADA ÇATLI VE ŞAHİN'İ GÖRDÜM' DEMİŞTİ
Kaçırılan Avukat Faik Candan'ın cesedi 14 Aralık 1994 tarihinde bulundu. Candan cinayeti yıllardır aydınlatılmadı.
http://img.artigercek.com/uploads/e/e/ei8S9L29SEtuFJaie8A5GxREpPoi4EEwjuzmIb2W.jpeg
Özel harekatçı Ayhan Çarkın'ın itirafları üzerine Faik Candan'ın ailesi cinayetin aydınlatılması için savcıya müşteki sıfatıyla dilekçe verdi. Faik Candan'ın kardeşi Mustafa Candan, ağabeyi kaçırılmadan önce evlerinin önündeki bir araçta, İbrahim Şahin ve Abdullah Çatlı'yı gördüğünü söyledi.
Ayhan Çarkın savcılık ifadesinde Candan cinayetini şu sözlerle aktarmıştı: "Faik Candan'ı bürosundan alan ekipte Ahmet Demirel, Ahmet Sakarya, Uğur Şahin, Sami Gece, Oğuz Yorulmaz, Sait Yıldırım, Ercan Ersoy, Ümit ve Lokman vardı. Biz araçla Konya yolundan istikametle Gölbaşı istikametine döndük, aracımızı park ettik. Ancak buraya bütün araçlarla birlikte gelmedik. Diğer ekipler daha önceden gelmişler ve biz geldiğimizde de infazı bitirmiş dönüyorlardı.
Biz cesedin başına gidip görmedik. Ahmet Sakarya, Sami Gece, Uğur Şahin, Lokman, Ahmet Demirel, Ninja, Ayhan Özkan, Ayhan Akça, Siirt grubundan isimlerini bilmediğim şahıslar vardı. Hava kararmıştı, akşam üzeriydi. Buralar (gösterdiği yeri kasıtla) o dönem boştu. Sadece fabrika vardı, Ahmet Sakarya burada Faik Candan isimli şahsı öldürdü."
YUSUF EKİNCİ CİNAYETİ
Avukat Yusuf Ekinci, 25 Şubat 1994 günü akşam 18:30'da Ankara Kızılay'daki ofisinin önünden Özel Harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Cesedi 24 Mart 1994 günü öğle saatlerinde Gölbaşı yakınlarında yol işçileri tarafından bulundu.
http://img.artigercek.com/uploads/5/4/rGt03aF8DxocHZKlbuLk1QXH9LCLQq7XKNCOCxFU.jpeg
Otopside Uzi marka bir silahla başından ve göğsünden 11 el ateş edilerek öldürülmüş olduğu tespit edildi. Ancak kaybolduğu gecenin sabahı, daha ölüm haberi ulaşmamışken Ekinci'lerin evini arayan iki telefon var:Biri arkadan daktilo seslerinin geldiği, sözsüz; diğeri, ‘‘alo, kimsin'' sorusunu ‘‘cehennemin dibiyim'' diye cevaplayan iki telefon. Ailesi olayı araştırırken, Oran yolundaki benzinci, kırmızı bir Toyota'nın dikkatini çektiğini (Ekinci'nin arabası kırmızı Toyota) arkadan gelen polis arabasının ona selektör yaktığını anlatıyor.
NE OLMUŞTU?
90'lı yıllarda öldürülen Kürt iş insanı ve yazarların failleriyle ilgili 20 Aralık 2013'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlendi.
İddianameye göre sanıklar şu isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyordu:
Abdülmecit Baskın, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan.
Davanın sanıkları ise şöyleydi: Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman.
Sanıklar, "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek" suçundan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyordu. Sanıklar hakkında verilen beraat kararları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından bozuldu ve yargılama yeniden başladı.
YARIN: 'YEŞİL' KOD ADLI MAHMUT YILDIRIM YAŞIYOR
Şüpheci Dinsiz
18-04-2022, 23:56
BSM Kolektif
Savaşlar Neden Çıkar? Barış Nasıl Mümkün? - Aydemir Güler (Sor Gelsin 1. Bölüm)
Vjk1CLaFArU
Şüpheci Dinsiz
25-04-2022, 22:27
Gezi'ye katıldı diye insanlara 18'er yıl hapis cezası verildi.
Osman Kavala'ya müebbet ağır hapis cezası verildi. İdam cezası kaldırılmasaydı idam edilecekti.
tfrZRIauBFk
Yıldıztozu
26-04-2022, 10:44
Kararı veren hakim eski akp milletvekili adayıymış bir de.
https://t24.com.tr/haber/gezi-davasinin-hakimi-murat-bircan-akp-den-milletvekili-aday-adayi-olmus,1030211
2018 yılında AKP'den milletvekili aday adayı Bircan AKP'den aday adaylığı sırasında yaptığı açıklamada, "Güçlü bir Türkiye için güçlü bir lidere ihtiyacımız var. Bu güçlü lider de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır" ifadesini kullandı.
Bu sözleri söylemiş hakimi gezi davasının başına getirebiliyorlar. Yuh.
https://www.youtube.com/watch?v=E5Dt0To8Ilw&ab_channel=Siyahekrantv
Singularity
26-04-2022, 11:43
Gezi'ye katıldı diye insanlara 18'er yıl hapis cezası verildi.
Osman Kavala'ya müebbet ağır hapis cezası verildi. İdam cezası kaldırılmasaydı idam edilecekti.
tfrZRIauBFk
İktidar ve muhalefetin aynı amaca hizmet ettiğini, bizdeki ve dünyadaki muhalefetin kurgu olduğunu, uzaktan kumandalı muhalefet olduğunu herkesin anlaması ve kabul etmesi gerekiyor. Hatırlayın, bakın şimdi çoğunluk kabul ediyor ki aşı işi boşunaymış, ama o an öyle bir ortam yaratıldı ki iktidarı muhalefeti hepsi herkes bir an önce aşı olsun diye nasıl ortaklaşa uğraştılar. O zaman mesela muhalefet kalkıp dik durabilirdi, iş yerleri kapanırken "bu kadar tedbir abartı oldu, esnafın yüzden 10'u battı" deyip mesela Kılıçdaroğlu "adalet" yürüyüşü yapabilirdi. Esnaf için yürümedi, elektrik zamları için yürümedi, doğalgaz zammı için de yürümedi, Kavala için niye yürüsün ki. Kimin için yürürdü? "Dava arkadaşı" Enis Berberoğlu için yürüdü mesela. Çünkü Berberoğlu Kılıçdaroğlu'nun dava arkadaşıydı, milletvekiliydi, Osman Kavala ise sivil. Bir nevi bize ne durumu var yani. Suçludur veya suçsuzdur bunu bilemem, ama ilkesel bir duruş varsa muhalefetin duruşu aynı olması gerekir.
Şimdi bu meselede, muhalefetin derdi gerçekten demokrasi gelmesi mi, senin hakların mı, öyle mi zannediyorsunuz, Ahmet Şık öyle mi zannediyor, hala bunları tanıyamamış mı? Bu adamların arkasından yürünür mü, yolundan gidilir mi? Gidilmez. Çünkü bu adamların hiç birisinde, hakim güce baş kaldırabilecek cesaret yok, hiç birisi öyle bir potansiyel de taşımıyor.
Muhalefet liyakat liyakat diyor, şimdi bakın hakimler eleştiriliyor, eleştiri doğrudur yanlıştır, anladığım bir konu değil, buna bir şey diyemem, yalnız muhalefet de aynı durumda. Muhalefette de liyakat yok, orda da aynı iktidardaki adam kayırmacılık neyse, aynı. Liyakat muhalefette de sıfır. Muhalefetin adaylarına bakın zaten göreceksiniz. Liyakat bu değil ki.
Bakıyorsunuz bir X Belediye başkanın etrafı komple torpilli. Liyakat diyorsunuz ya, mesela o adamların hangisi ne buluş yapmış? Mesela uluslar arası alanda tanınan, bilinen kaç tanesi var? Veya bir şirketi batarken kurtarmış da mı alıp kasayı ona emanet ettiniz? Yoo. Hepsi sıradan, normal kişiler, birilerinden torpilli. O zaman iktidarın ve muhalefetin farkı ne? Bu muhalefet iktidarda olsa, kafa yapısı aynı olduğu için, gene yazarlar hapse girecek, milletvekilleri hapse girecek, sadece, muhalefet bakımından "bizden" değil de "onlardan" girecek. Fakat yine birileri hapse girecek, veya yasaklanacak, veya gereksiz işlerle uğraşacak, gene gereksiz kişiler ihaleler alacak. 5 şirket gider, yerine 25 şirket gelir, tarz değişir mi? Hanginiz bir X Belediyeye gidip ihale alabiliyorsunuz? Bakın hepsi muhalefetten birilerinin tanıdığı. Biz etrafımızdan görüyoruz öyle olduğunu. Bizim burda başkanlığı almış olan partinin İlçe başkanı malı götürüyor, partililere de zırnık koklatmıyor. Bakın ilerde yasaklama olsa, ona gene bir şey olmaz, o zırnık koklamayan garibana gene olan olur.
Neyse. Sonuç olarak bunların hepsinin amacı, halkın gazını almak.
Evet, o meydanı doldurmadılar. Bilerek doldurmadılar. Daha önce doldurdukları zaman da ne olduğunu gördük, hiç bir şey. Şov yapmak isteselerdi o zaman o meydan dolardı. Mesela örnek vereyim, kapalı kapılar ardında Kavala'yı serbest bırakmak isteselerdi, işte o zaman muhalefet o meydanda tam da o gün miting yapardı, Valilik genelde vermez ama o gün o izni verirdi, Cumhurbaşkanı genelde böyle şeyler olamasın diye teröristler toplanacakmış filan deyip yasaklatır ama o gün yasaklatmazdı, o gün o miting yapılırdı, Kavala serbest kalırdı, ve muhalefet de bakın işte görüyorsunuz ülkemizde demokrasi vardır, adalet vardır subliminal mesajını vermiş olurdu.
Fakat kapalı kapılar ardında Kavala'nın serbest bırakılmayacağı belli olduğu için, muhalefet de orada şov yapmaya gerek görmemiştir. Sessiz çoğunluğun sesi olmaya da gerek görmemiştir. Ülkede demokrasi ya da adaletin geldiği nokta da muhalefetin umurunda değildir. Al gülüm ver gülüm. Çok pürüz çıkarırsan sen gidersin başka muhalefet gelir. Muhalefet sanki var'mış gibi yapmaya devam. Ahmet Şık hala bunu anlayamamışsa vaah Ahmet Şık vah.
Ne zaman ki "dış güçler" baskı yapar, iktidar Kavala'yı salmak için bahane arar, hah işte tam da o noktada muhalefet devreye girerek, iktidarın istediği araç haline dönüşür, o meydanı milyonlarca kişiyle doldurur, iktidar da kendi kitlesine "yav sanki suçlu gibi görünüyordu ama bu kadar insan toplandığına göre, bilemedik şimdi, ne yapsak ki, halkın gücüne saygımız var" filan deyip serbest bırakırdı. Bırakmak istemediği için, "dış güçler" iktidarı yeterince motive edemediği için, iktidar da muhalefet "hadi ordan" tepkisi verdi, doğal olarak da aslında iktidarın "emir eri" olan "sözde" muhalefet de kuyruğunu kıstırıp ortadan kayboldu.
Ayrıca bence onu bir şekilde serbest bırakırlar. Çok fazla şey yapamazlar diye düşünüyorum. Şimdi para da ülkeye lazım ya hani. Mesela Kaşıkçı'nın dosyasını nasıl iade ettik, niye, işte Suudiler vardı, ülkeye maddi kaynak, yatırım filan lazımdı, hah işte, demek ki Kavala için o kaynaklar henüz devreye tam da girememiş. Halloluuur çok da şey yapmamak lazım.
Ahlaksız
05-05-2022, 21:11
https://www.youtube.com/watch?v=8BWpvimxuP8
Ahlaksız
19-07-2022, 22:29
https://www.youtube.com/watch?v=uszGZLFvRbI
tolonbey
24-07-2022, 12:42
İşte böyleee,
Adamın KILICI dar olduğundan GECDOĞANIN hakkından gelemiyor.Gec dogansa 1150 odalı SARAY yaptırdı kendine o sarayda yaşıyor.Dünyada böyle bır hayat yaşayan baska sultan görülmüyor.1150 odalı saray yetmedi 300 odalı bir TATiL sarayı daha yaptırdı nkendıne.Kendi parasıyla degi halkın paracıklarıyla.Cünkü bu muhteşem sultan bir ara demişti.Şu an benim servetım şu yüzüktür.Eger bırgün bündan fazla servetim olursa bilinki ben en ...........................insanlardanım.------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Yurt dışında çalısan onbinlerce işcı Türkiyede SSKurumuna binlerce mark ödeyerek emekli olduk.AKKP hükümet olana kadar bır sorun olmadı.AKP hükümet olduktan bir müddet sonra sorunlar yaşanmaya başladı.ŞU an hem almanyadan emekliyim.Hemide TÜRKİyeden SSKurumundan emeklıyim.Almanyaya gidince Alman saglık sigortası saglık masraflarımızı ödüyor.Türkiyeye gelınce Alman saglık sigortası diyorki,sen Türkiyedende emeklisin,ordaki saglık masraflarınıda SSK ödesin.Amaaaaaaaaaa çok müslüman çok adil Hökümat bu parayı ödemiyor.SSK dan emekli bızler bu parayı cepten ödüyoruz.Geçen gün bir göz damlası yazdırmaya gittim TİRE devlet hastanesine.Ddoktorun sekreteri dediki gıt kasaya muayene parasını öde, receteni verelim.Sonrada git ilacını eczaneden parasını ödeyerek al.90 tl muayene parası ödedim.35 tl de ilaç parası.Benim SSK sigortaysa- kurus ödemedi.İslam ülkelerinden ınsanlar neden kactıgı ortaya cıkıyor.Artık doktorlarda kacmaya basladı.Bu gidişle A.....PLİ yöneticilerde-kacacaklar gibi görünüyor.İNŞA ALLAHU TEALAAAAA :-))))--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Pekiiiiiiiiiiii bizim maaşdan aydan aya kesilen sağlıkk paraları nere gidiyor?Bak bunu sorma,çok büyük günaha girersin.-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Müslüman ülkelerde ADALET böyleee.Sorması,araştırması çok büyük günahtır.AKP 8 milyon ülkelerinden kacan ilticacıyı baktırızor bize.TRILYONER Suudu ıstan tek müslüman mülteciyi almadı.Müslüman ülkelerde öyle güzel ıslam rejimleri varki bu rejimlerdeen kacan kacana.Gavur avrupa müslüman ilticacılarla doldu.Amaaaaaaaaaa bu ilticacılara göre engüzel REJiM İSLAMİYET.Peki niye kacıyorsunuz buralardan.Evetttt niye kaçıyorsunuz?Ölümü bile göze alarak.AKP 83 yaşındaki bır kımsesız kadına 3 ayda 830 tl para öderken 8 milyon ilticacı araba ayda ödedigi paralardan habarınız varmı.Bildigim kadarıyla adam bası en az 1400 tl.Eeeeeeeeeee bu millet SEÇİMDE gereken yanıtı mutlaka verecektir.İstanbul belediye secimlerinde oldugu gibi.----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ıslam diyorki TEMİZLİK İMANDANDIR.60 yıldır Almanyada yaşıyorum.TÜRKİYE kadar Avrupada pis bir ülkeye raslamadım.Temizlik İMANDANSA ALMANYA dünyanın en imanlı bir ülkesi demektır.YALAANCILAR kurtlansınlar.-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Hacının biri anlatıyor.Hacda ellerimi göge kaldırıp ALLAHA seslendim,Sen kimi seviyorsun?Müslümanlarımı GAVURLARIMI?Allah demezmi BEN gavurları tutarım.Hacı dediki ALLAHA sordum.neden gağurları tutuyorsun diye sorunca Allah demışki Müslümanlar herseyi benden istıyor.GAAGURLARSA benden hiçbirşey istemez.herseyi kendileri arar bulurlar.--------------------Müslümanlar garıyıda,gocayı bile Allahran isterler Allahım bana büyük galçalı vede SALÇALI,ince belli GARPUZ MEMELLİ bır garı ver.Allahım,bana vurduğunu OSSURTAN pazulu bır goca ver.Gocayla garıyı bile ALLAHTAN ısterler.----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Benim peder cami imamıydıı.Bir gün pedere dedimki baba dünya yuvarlaktır.Babamda dedikki TÜNYA TÜMTUZDUR.Peki dedim GECE ve GÜNDÜZ nasıl olusur düz dünyada.Dediki karadenız ŞİVESİYLE uşşagum,ELLAH istesa pizim koyi kice yaparda 4km.uzaktaki ÇOLHASA koyinida KUNDUZ yapar:-))))) gelde gülmekten altına...............a.Ben müslümanların ayranıyım.
tolonbey
24-07-2022, 13:14
İşte ambeleee,
Eski diyenet lşlerı baskanı Süleyman Atasla bır üniversiteli genç bır ayat üstünde tartışırlar.Üniversiteli genç derki,bu ayet yanlıstır.Böyle ayet olmaz.Süleyman Ataşda derki bak evladım.Ayetler üstünde tartışılmaz.Burda YAZANA inanırsan müslümansın.İnanmazsan müslüman degilsin.----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Ayetın bırı söyle der.Ayetler üstünde tartısılmaz.Ayetlerr üstünde tartısanın SERİAT yasası tartısanın ya SAG kolunu sol bacagını yadasol kolunu sag bacagını keser.Sıkıysa gelde tartış.-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------İbni Sına yunan filozorlarına ınanır.Ama ayatlara ınanmazmıss.Ama korkudan deyemez ben inanmıyorum deye.Almanyada müslüman mühendisin biri bie dernek acar.İbni Sina dernegi deye.Bu levhayı görünce içeri girip ibni Sinayı adama anlattım.Bir hafta sonra dernegin önünden gecerken birde baktımki dernegin LEVHASI kaldırılmıs.Kapıyı çaldım kapıyı acan olmadı.Gülüp geçtim.
85 yaşında Tolon dede.
Şüpheci Dinsiz
24-07-2022, 17:32
MAFYA DEVLET YETKİLİLERİNİ REHİN ALDI
sJ9WbEq5zBU
bilgivehis
25-07-2022, 16:13
MAFYA DEVLET YETKİLİLERİNİ REHİN ALDI
Bu kişinin söyledikleri elbette doğrudur, lakin kendisi en büyük, en tehlikeli, dinci feto mafyasının bir üyesi.
Feto yapılanması aleyhinde bugüne kadar bir tek kelimesi yok.
Madem ülkede dönen büyük dolapları teşhir edecek kadar dürüstse o halde orduyu ve devletin bütün kademelerini ele geçiren feto örgütü için neden aleyhte bir tek kelime etmez.
Açıkçası bu adam ve yaptığı videolar kendisinin de mensubu olduğu feto mafyasıyla diğer mafyaların arasındaki savaşın bir belgeseli.
Şüpheci Dinsiz
01-09-2022, 15:30
Sırrı Süreyya Önder: Ne yerde taş kaldı ne bağrımızda yer
oJAOk_77_Yg
Şüpheci Dinsiz
11-09-2022, 20:21
Cevheri Güven - NUHUN KÖPEKLERİ: BEŞLİ İFŞA
#HandeFırat #MeteYarar #soneryalçın #odatv
Hande Fırat, Soner Yalçın, Ahmet Hakan, Mete Yarar'ın organize biçimde bana karşı başlattığı saldırının arkasındaki plan ne? Nuh Yılmaz bu isimleri organize biçimde nasıl ve neden yönetiyor?
Topluma kendini kahraman olarak tanıtan Mete Yarar'ın TSK'dan istifa sebebi ne? Hangi medya ve enerji devi patron lehine TSK üniformasını kullandırdığı tespit edildi? Hangi patronun çıkarları için TSK'yı sattı?
Kendini kahraman, Güneydoğu dağlarının bir numarası ilan eden Abdullah Ağar'ın TSK'dan ayrılma sebebinin gerçek belgesi. Hangi feyk organizasyonu yapıp TSK'dan ayrıldı?
Soner Yalçın'ın MİT Basın Müdürü Nuh Yılmaz'la ilişkisini inkar için söylediği büyük yalan ne? Soner Yalçın'ın MİT'teki akrabası kim?
Hande Fırat'ın 15 Temmuz'la ilgili üzerini kapattığı büyük yalan ve yalan söylediği ortaya çıkınca, Aydın Doğan'la ilgili ortaya attığı ikinci yalanın ayrıntıları...
dB4QocbO-Lg
Şüpheci Dinsiz
12-09-2022, 17:13
Sırrı Süreyya Önder: Bu dönemi yapsam riyakâr muhafazakârlığı irdelemekle başlarım
ESgd_cDg8XY
Şüpheci Dinsiz
12-09-2022, 20:03
12 Eylül'lerin bitmediği coğrafyadır Anadolu.
5 No'lu Cezaevi: 1980-84 (2009, Yönetmen: Çayan Demirel)
KRMvQcEA6fQ
Şüpheci Dinsiz
19-09-2022, 19:57
BSM Tv
AKP'nin TOKİ Dalaveresi
-TGK7DsLZgs
Şüpheci Dinsiz
27-09-2022, 16:23
BSM Kolektif
Halk Gericiliğe Teslim Olmuyor!
eWgWkwOj7Xo
Şüpheci Dinsiz
02-10-2022, 11:14
Cevheri Güven
AKP ÇOCUKLARI VURGUNDA: KATRİLYONLAR GİTTİ
I9SRY_tQyKk
Şüpheci Dinsiz
21-10-2022, 22:03
Fehim Taştekin
Afrin'de neler oluyor? Türkiye bölgeyi bir terör örgütüne mi teslim ediyor?
fjijAnfsbp8
Zeytin Dalı'nın gölgesinde hesaplaşma
IS-hKQj09kQ
Şüpheci Dinsiz
22-10-2022, 22:50
https://twitter.com/LaboransS/status/1583876064324964352
İbreti Vesika olarak tarihe geçti.
https://youtu.be/Ny5hYNpbZ7Q
Şüpheci Dinsiz
05-11-2022, 16:17
Fatih Yaşlı
Tarih ve Gelecek Bölüm 20: MHP tarihi
__mLtLgoSwU
Fatih Yaşlı "Halkçı Ecevit" kitabını anlatıyor.
ORMpMNclPYc
Şüpheci Dinsiz
06-11-2022, 20:29
Cevheri Güven
MEMLEKETİN BAŞINDAKİ BÜYÜK BELA: METİN DAYI
3KGxjpfHRqA
Cevheri Güven
MEMLEKETİN BAŞINDAKİ BÜYÜK BELA: METİN DAYI
3KGxjpfHRqA
Yeri zamanı geldiğinde bu maddeyle ilgili bir iki cümle etmiştim geçmişte.
Fetoşcunun anlattıklarının eksiği var fazlası yok.
Sentetik uyarıcı bu lanetin menşei aslında çin'dir.
Erkeği üç günde ****** yapar(karakter olarak).
Emekçi sınıfın başbelası olduğu için sadece para amaçlı değil toplumsal mühendislik amaçlı yol verilen Bi madde.
Kürt gençlerinin de neredeyse tamamına bedava dağıtılıyor, hepsi müptezel oldu.
Şu anda ülkenin en büyük en ciddi problemlerinden biridir. Tahminlerinizi ötesinde yozlaşmış Bi toplumdayız.
Huxley'in "soma" dediği distopik maddenin günümüzdeki adı.
Uzak asyada "yaba" adıyla satılıyor. Bir iki belgesele konu oldu. Küçücük çocuklara bedava dağıtılır tarlalarda üç kuruşa 20 saat çalıştırılıp birkaç senede ölüp gidiyorlar.
Myanmar bu maddeyle toplumsal çöküşün eşiğine geldi.
Bu işi bu ülkede yapanlar ülkücü vatanseverler.
Şüpheci Dinsiz
07-11-2022, 16:49
Erkeği üç günde ****** yapar(karakter olarak).
Maalesef çok tanık olmuşluğum var sevgili Khaos.
Şüpheci Dinsiz
08-11-2022, 03:23
Turhan Çömez'den uyuşturucu çeteleri ile ilgili önemli bilgiler: Türkiye uyuşturucunun merkezi oldu
BOgS7xFo_ak
Şüpheci Dinsiz
10-11-2022, 10:09
Bahadır Özgür
Türkiye'nin elindeki en büyük baron... İstanbul'a nasıl geliyorlar? Bahadır Özgür anlattı...
X8pW9huzj4A
Şüpheci Dinsiz
24-11-2022, 20:23
Hablemitoğlu'nu devlet öldürmüş. Bir MİT itirafçısı devleti ele verdi.
Devlet, suçu fetöcülerin üstüne atarak cinayetin üzerini örtmeye çalışıyor.
--/--
Erk Acarer
Çözülsün Değil, Kapansın İstiyorlar! Hablemitoğlu Cinayetinde İddianame Hazır...
mubDj22aRQg
Şüpheci Dinsiz
13-12-2022, 02:34
Cevheri Güven
ERDOĞAN'IN PARA BABASINA CIA OPERASYONU
oQ2xGJkhceM
--/--
Erk Acarer
Erdoğan'a Yeni Kıskaç: SITKI AYAN (Deşifre)
5A6KAh4rdR0
Şüpheci Dinsiz
26-12-2022, 07:14
Cevheri Güven
İŞTE ERDOĞAN VE OĞLUNA RÜŞVETİN BELGELERİ
j8yDcOE4fcY
Çocuk Kuranı doğru anlamış.
https://youtu.be/hTrafFdsZGw
Şüpheci Dinsiz
03-01-2023, 08:52
Erk Acarer
MHP'li #SinanATEŞ Neden Öldürüldü? Baştan Savma Bir Cinayet / Yine Hepsi Oradaydı!
3aGpj80_QyQ
MegafonTV
SİNAN ATEŞ OLAYI MHP'YE NASIL SIÇRADI?
Lh4Qf-gtIvc
Şüpheci Dinsiz
17-01-2023, 17:35
8.4 milyon kez izlenmiş. Bu programdan sonra TİP'in telefonları susmamış, 5000 kişi partiye üye olmuş.
Programın en dikkat çekici yanı soru soran katılımcılarıydı. Üniversitede okuyanları bu halde olan bir ülke ayakta kalamaz.
Mevzular Açık Mikrofon 8. Bölüm | Türkiye İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay
ItHFe_RsTQc
gazeteduvar.com.tr (https://www.gazeteduvar.com.tr/babala-tvde-baris-atay-vakasi-makale-1598731)
Babala TV'de Barış Atay vakası
Barış Atay, daha çok salondakileri milliyetçi hamasetten arınmış başka bir itiraz diline çağırarak kendi sözünü aktarabildi: Laikliği illa göçmen karşıtı, akıl ve aydınlanmayı illaki "seçkinci", özgürlüğü illaki bireyci, yurt sevgisini illaki milliyetçi ve Türkçü olmadan savunabilen ve hepsini sınıf perspektifiyle işleyebilen, ilişkilendirebilen bir itiraz dili.
17 Ocak Salı 2023 Saat: 00:02
Cenk Saraçoğlu
Türkiye'de bazen öyle vakalar ortaya çıkıyor ki bütüncüllüğü içinde siyasal durumu kavramak ve tartışmak açısından meclisteki grup konuşmalarından, siyasetçilerin birbirleriyle girdiği ateşli polemiklerden ve Ankara'daki "kulis bilgilerinden" daha iyi bir çıkış noktası olabiliyor.
Oğuzhan Uğur'un kendisine ait bir Youtube kanalı olan Babala TV'de çeşitli aralıklarla yaptığı Mevzular Açık Mikrofon programını Türkiye'nin siyasi durumunu bütüncüllüğü içinde anlamaya yönelik bu tür elverişli çıkış noktalarından biri olarak görebiliriz. Oğuzhan Uğur; geçtiğimiz hafta "Seküler milliyetçilik diye bir şey var mı" başlıklı yazıda çözümlemeye çalıştığım AKP muhalifi Türkçü milliyetçiliğin temsilcilerinden biri aslında. Uğur'un çeşitli siyasal parti ya da akımlardan önemli figürleri programına konuk ederek onları tamamen zıt görüşte olan seyircilerin sorularıyla baş başa bıraktığı bu programın her bir bölümü Youtube'da milyonlarca kez izleniyor. Kendisinin geleneksel medya ile hiçbir temas kurmaksızın kısa süre içerisinde büyük bir popülerliğe ulaşması başlı başına Türkiye'deki ideolojiler alanının, milliyetçiliğin ve özel olarak da medya-siyaset ilişkisinin durumunu anlamaya yönelik bir veri olarak değerlendirilebilir. Böyle bir değerlendirmeyi, gazeteci Ozan Gündoğdu, "Trend Topic" isimli podcast kanalında Ekim 2022'de yaptığı programda son derece ufuk açıcı bir şekilde yapmıştı.
Aynı programa geçtiğimiz hafta TİP milletvekili Barış Atay'ın katılması ile ortaya çıkan durum ise "vaka içinde bir vaka" olarak görülmeyi, ayrı bir başlık altında ele almayı hak eden pek çok yön taşıyor. Sosyalist bir milletvekili olarak Atay'ın katıldığı program bugüne kadar 7 milyondan fazla kez izlendi. Bu sayı; "merkez" siyasetin içerisindeki Ahmet Davutoğlu ve Metin Külünk gibi "mühim" figürlerin konuk olduğu bölümlerden çok daha fazla bir izlenme sayısına tekabül ediyor. Programa katılan bir yandan AKP muhalifi diğer yandan ekseriyetle Türkçü-milliyetçi pozisyona sahip gençler Atay'a çoğunlukla "vatan-millet sevgisini" sınayan dikenli sorular yönelttiler. Program; böyle bir formattan beklenilebileceğinin aksine Barış Atay'ın soruların etrafından dolanan bir ikirciklilik halinde kaldığı ya da dinleyicilerle köprüleri tamamen atarak kendi ideolojik/siyasal pozisyonunu onlara hırçınca deklare ettiği kişisel bir performansla noktalanmadı. Program her ne kadar Atay'ın kişisel özelliklerinin izlerini taşısa da onun şahsını aşarak sol/sosyalist bir Türkiye okumasının ona önyargılı veya karşıt bir toplumsal saha içerisinde geniş bir ilgi görmesi sonuçlandı.
Programın politik bir iddianın yayılımıyla sonuçlandığının en önemli göstergesi, çoğunluğu genç ve bugüne kadar sol bir siyasallaşma içerisinde olmamış karşıt görüşten binlerce insanın Atay'ın yalnızca imgesini değil siyasi sözlerini sosyal medyada dolaşıma sokmalarıydı. Üstüne, TİP temsilcilerinin yaptıkları açıklamalara göre, programın ardından üç gün içinde yaklaşık 5000 kişi bu partiye resmi üye olmak için başvurdu.
Bu tablo karşısında pek çok insan haklı olarak Atay'ın sanatçılıktan da gelen belagat yeteneğine, bilgi düzeyine, sabır ve kararlılığına vurgu yaptı. Bunların ortaya çıkan sonuçta çok büyük bir pay sahibi olduğu muhakkak.
Öte yandan Atay'ın katıldığı program bunu aşacak şekilde "post-truth" ve "sinizm" gibi kavramlarla "doğruların" iletişiminin artık imkânsız ilan edildiği bir dönemde bunun hâlâ nasıl mümkün olabileceğine dair çok önemli ayrıntı, dersler içeriyor. Pek çok izleyici Atay'ın politik perspektifini; onun sosyal medyada yazdıklarını kendisine karşı bölük pörçük aktararak, toplumda kendisine karşı infial uyandıracak en kolay yaftalamaları yüzüne haykırarak veya savunduğu sosyalist değerleri sarkastik bir şekilde alaya alarak "tartışılır" kılmaktan uzak tutmaya çalıştı. Fakat buna rağmen örneğin Atay tarafından aktarılan, sosyalistlerin barınma hakkına yönelik görüşleri salonda bir ağırlık kazanabildi.
Peki ortaya çıkan bu beklenmedik sonuç Türkiye'nin bugünkü durumuna dair bize ne ifade ediyor? Öncelikle Atay'ın karşısındaki izleyici kitlesinin profilinden bahsetmemiz gerekiyor. Dikkat edildiyse soru soranlar arasında AKP-MHP bloğunu destekler gibi gözükenler azınlıkta bulunuyordu. Çoğunluk, AKP'nin İslamcı-milliyetçi "millet" kurgusuna yabancılaşmış ve hatta ona karşıt bir "milliyetçi" söylem içerisinden konuşan insanlardan oluşuyordu. Program yapımcısı Oğuzhan Uğur'un pozisyonunun da benzer özelliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Atay'ın çoğunlukla bu profilde gençlerin doldurduğu salondan, bir katılımcının hayıflanarak ifade ettiği gibi onları "avucunun içine alarak" çıkmasının arkasında ne olabilir? Atay'ın bu gençleri benimsedikleri katı doktriner milliyetçi pozisyonları terk etmeye zorlayacak karşıt bir hümanizme hemen oracıkta ikna etmiş olduğunu sanmıyorum.
Atay, daha çok salondakileri milliyetçi hamasetten arınmış başka bir itiraz diline çağırarak kendi sözünü aktarabildi: Laikliği illa göçmen karşıtı, akıl ve aydınlanmayı illaki "seçkinci", özgürlüğü illaki bireyci, yurt sevgisini illaki milliyetçi ve Türkçü olmadan savunabilen ve hepsini sınıf perspektifiyle işleyebilen, ilişkilendirebilen bir itiraz dili. Bu dilin "davetkarlığı" bir yandan salondakilerin yanılsamalarını boşa çıkaran bir özgüvenle donanmış olmasından diğer yandan da onlara ezici bir kibir ve mutlak bir karşıtlık ilişkisi kurmamasından geliyordu. Atay, bu sayede salondaki yerleşik iktidara yönelik tepkiler ile Türkçü milliyetçilik arasındaki bağlantıyı hiç değilse o an için koparmayı başararak kendi sözünü aktarılabilir kıldı. Atay'ın etkisi; toplumun ortak duyusundaki eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum tahayyülüne açılabilecek yerleşik öğelerle, (yani Gramsci'nin kavramıyla iyi duyuyla) temas halinde kalan bir sol söylemin toplumsallaşma olanaklarına sahip olabileceğini gösteriyor. Ve aynı zamanda bu temas koparıldığı oranda geriye kalan büyük boşluğun faşizm tarafından kolaylıkla doldurulabileceğini de. Bu sonuç alıcı tutumun ve dilin yalnızca bireysel bir tercih değil daha çok üzerinde ortaklaşılmış bir siyasal perspektifin yansıması olduğu Barış Atay'ın kurduğu neredeyse her cümlede partisi TİP'e göndermede bulunmasından anlaşılıyor.
Günümüzün ideolojik kriz ortamında tüm dünyada, sağ popülizm ve faşizm karşısında solun toplumsallaşma kanalları ve yöntemleri üzerine tartışmalar yürütülüyor. Barış Atay'ın katıldığı programının yarattığı sonuçlar, bu meselenin Türkiye bağlamındaki yansımalarını tartışmak açısından önemli veriler sunuyor.
Şüpheci Dinsiz
30-01-2023, 22:31
20 DAKİKA'da Fatih Yaşlı Ortak Politikalar Mutabakat Metnini Değerlendiriyor
oLHGgKR8Low
ilahimasal
02-02-2023, 21:20
Cevherinin anlattikları dogrumu ?
Verdiği isimlerin o mekanlarda izole olmaları , onların neler yaptığını gizlemeye yetermi?
Gizliyse , bu kadar izoleyse , cevheri nereden biliyor.
https://youtu.be/koETN7c5uZM
Şüpheci Dinsiz
04-04-2023, 17:50
BSM TV
Her Şey mi Sınıfsal?
gfVIV5WKeug
Biz, hiçbir şeyi olmayanlar, nasıl köleleştirildik?
nWEZohkj_KE
https://youtu.be/I4rFe_58zP0
Siyasal alanda suç alenişince orada kalmaz sosyal alana sirayet eder.Türkiye toplumunda artık suç alenileşmiştir.Suç teşkil eden hareketler suç değilmiş gibi suç teşkil etmeyen hareketler suçmuş gibi algılanmaktadır.
Artık sorun siyasal ideolojik olmaktan çıkmış insani kriz halini almıştır.İlkesizlik insani değerlerden uzaklık hayatın tüm alanlarına yayılmıştır.Medeni uygar ilkeli yaşamaya çalışan insanlar büyük sıkıntılar içine girmiş kuduz gibi davranış gösterenler mutlu mesut hale gelmiştir.
Tarih bizlere bu hale düşmüş toplumların yok olduğunu gösterir.Türkiye toplumunun üzerinde oynanan oyun işte bu medeniyetsizleştirme oyunudur.
Şüpheci Dinsiz
17-04-2023, 22:02
Muhammet Yakut adlı yeni bir kişi ortaya çıktı. 15 Temmuz'la ilgili her şeyi belgeleriyle açıklayacakmış. Anlattığı şeyler bildiğimiz-tahmin ettiğimiz şeyler, 'elimde belgeleri var, şeçimden önce hepsini açıklayacağım' diyor.
wjtap7cdOp0
ZEuVuydf-r4
Şüpheci Dinsiz
06-05-2023, 18:52
Ali Yeşildağ Tayyip'in iç çemberinden biri. Söyledikleri dikkate alınmalı.
ALİ YEŞİLDAĞ-1: TAYYİP ABİYLE 1 MİLYAR DOLARLIK VURGUN
ayyip Erdoğan'ın kasası Yeşildağ ailesinin kilit ismi Ali Yeşildağ'dan ifşalar. Erdoğan'ın birinci halkasından bir isim ilk kez ifşaatlarda bulunuyor. Sedat Peker ya da Muhammed Yakut videolarından farklı olarak Ali Yeşildağ doğrudan Tayyip Erdoğan'ın içinde olduğu vurgunlar, çökmeler ve suçlarla ilgili bizzat kendisinin de dahil olduğu olayları anlatıyor.
Serinin ilk videosunda Ali Yeşildağ, Tayyip Erdoğan'ın tek seferde 1 milyar dolar vurgun yaptığı Antalya Havalimanı İşletmesi ihalesini anlatıyor. Çelebi Holding'e nasıl kumpas kuruldu? 5 Milyar Dolar teklif vermeye hazır Çelebi Holding'e Erdoğan has adamı Mücahid Arslan ve Ali Yeşildağ'la birlikte nasıl kumpas kurdu? Devlet 5 milyar dolar gelirden olurken, ihale 3 Milyar Dolara Erdoğan'in milyarder yaptığı İbrahim Çeçen'e nasıl verildi? Aradaki farktan 1 milyar doları Erdoğan nasıl cebine indirdi? Halk 2 milyar doları nasıl kaybetti?
Birinci ağızdan şahitleriyle kanınızı donduracak vurgun tüm kumpas detaylarıyla Ali Yeşildağ'ın kendi ağzından anlatılıyor.
Ali Yeşildağ, Erdoğan'ın kasası olarak bilinen Hasan Yeşildağ'ın kardeşi. Hasan Yeşildağ, Erdoğan cezaevine girdiğinde küçük bir suç işleyerek cezaevine girip Erdoğan'ın korumalığını yapan isim. Hasan Yeşildağ ayrıca gazeteci Abdi İpekçi suikastini Mehmet Ali Ağca ile birlikte yapan kişiydi. Sedat Peker de Hasan Yeşildağ'ın bir dizi suçunu ifşa etmiş ve "Deyyus-u Ekber" diyerek Yeşildağ'ın Erdoğan için ne kadar önemli bir kişi olduğunu anlatmıştı.
3BU8e0SEXeI
ALİ YEŞİLDAĞ KİMDİR? BİRİNCİ İFŞA ANALİZİ
s1pFgfEokvU
https://twitter.com/Ali_Yesilda/status/1654672601606750214
Şüpheci Dinsiz
06-05-2023, 21:03
ALİ YEŞİLDAĞ 2: BAKANLA BİRLİKTE BAKANLIĞI SOYDUK
Ali Yeşildağ ikinci videosunda Tarım Bakanı Mehdi Eker'le birlikte Tarım Bakanlığını nasıl soyduklarını ifşa ediyor. 3.5 milyar dolarlık vurgunu ifşa eden Ali Yeşildağ, halkın neden pahalı gıda ve et tükettiğinin de nedenlerini ortaya çıkarmış oluyor.
"Bu para tarıma harcansaydı Hollanda olmuştuk" diyen Ali Yeşildağ, 3.5 milyar dolarlık vurgunun hazin hikayesini ifşa ediyor.
Tarım Bakanlığı üzerinden büyük bir vurgun mekanizması kurulduğunu anlatan Ali Yeşildağ, geçmişte 11 yıl Tarım Bakanlığı yapan Mehdi Eker'le yüzde 50 ortak olduğunu ve Tarım Bakanlığı'nı Mehdi Eker ile birlikte soyduklarını söyledi. Yeşildağ, ithal et ve bakliyat kararının sadece birkaç kişinin zengin edilmesi için alındığını, Avrupa Birliği'nin Türk tarımını geliştirmek ve gıda sorununu çözmek için verdiği 3.5 milyar doların biri kendisine ait 8 firma ile nasıl yokedildiğinin detaylarını anlattı. Yeşildağ'a göre Tarım Bakanlığı'na iş yapan firmaların tamamının yüzde elli ortağı Mehdi Eker'di.
Yeşildağ, Tarım Bakanlığı'nda Mehdi Eker'in tek başına çok büyük para götürdüğünü Tayyip Erdoğan'ın bir noktada farkettiğini söyledi ve şöyle konuştu; "Tayyip abi tek başına yemeyi sevmez, Mehdi Eker'i gönderdi şimdi bütün işler Tayyip abinin elinde, reis o."
72y6Wx6l6bM
https://twitter.com/Ali_Yesilda/status/1654947607532257280
https://twitter.com/Ali_Yesilda/status/1654933546199572481
https://twitter.com/Ali_Yesilda/status/1654948306550767617
Şüpheci Dinsiz
07-05-2023, 14:05
https://twitter.com/ibrahimekinci16/status/1655119462369034240
Şüpheci Dinsiz
08-05-2023, 00:21
Cevheri Güven eski bir Fethullahcı (büyük ihtimalle hala öyle, çünkü Fethullah'ın aleyhinde hiç konuşmuyor). Ali Yeşildağ ile ilgili gazetecilerin yorum videolardan birinde şöyle bir soru ve cevap yer almış. "Ali Yeşildağ güvende mi, başına bir iş getirmesinler?" diye soranlara kaçak Fethullah'cı gazetecilerden biri "merak etmeyin, çok güvenli bir yerde tutuluyor" diye cevap vermiş. Yani Ali Yeşildağ'ın ifşaları çok büyük ihtimalle Fethullah'ın operasyonudur.
ALİ YEŞİLDAĞ 2. İFŞA ANALİZİ: 3.5 MİLYAR DOLAR
eGMSz8Jf2a0
ALİ YEŞİLDAĞ 3: TAYYİP ABİNİN 1 MİLYAR DOLARLIK OTELİ
7FvPEcOOlDM
Şüpheci Dinsiz
08-05-2023, 02:17
Bu da eski fethullah'cı.
Ali Yeşildağ Erdoğan'ı kalpten götürecek! Yolun sonu görünüyor!
JaNg6YvxUW0
Şüpheci Dinsiz
09-05-2023, 00:37
ALİ YEŞİLDAĞ 4: O HOLDİNGİN YARISI BİLAL'İN
qJwM0R6E1wk
Şüpheci Dinsiz
09-05-2023, 18:09
Muhammed Yakut'tan yeni video / 14.VİDEO
qo4M7MbQozI
Muhammed Yakut'tan yeni video / 15.VİDEO
blL29-cx3n0
Şüpheci Dinsiz
09-05-2023, 20:07
https://twitter.com/eacarer/status/1655981739078975507
Serkan Kurtuluş: "Silahlar IŞİD'e gönderildi"
6K4Rc8oefPQ
VPN ile girilebiliyor.
https://100suzler.org/silahlar-iside-gidiyordu/
"İzmir'deki siyasi terör örgütü"
Geçen yıl, Arjantin'den el yazısı bir mektup aldım.
Buenos Aires'te bir cezaevinden geliyordu.
"Serkan Kurtuluş" imzalıydı.
"Sizi öldürmekle görevlendirilmiştim. Adliye önünde uğradığınız silahlı saldırı bana sipariş edilmişti. Saldırıyı kimin, neden, ısmarladığını biliyorum" diyordu. Tüm bildiklerini anlatmaya hazır olduğunu söylüyordu. Elimizi çabuk tutmalıydık; çünkü Türkiye'ye iadesi gün meselesiydi.
Böyle bir çağrıya kim kayıtsız kalabilir?
Hangi gazeteci, kendisini öldürmekle görevlendirilmiş biriyle buluşmak istemez?
Devreye Kurtuluş'un tercümanı ve avukatı girdi. Arjantin Adalet Bakanlığı'na ve mahkemeye cezaevinde görüşme izni için yazı yazdık. İzin çıktı.
Tam belgesel olacak bir buluşmaydı. ZDF'le görüştüm. Çok ilginç buldular. Alman kanalından bir kamera ekibiyle birlikte 12 bin kilometre ve 14 saat uçtuk.
Buenos Aires'te Serkan Kurtuluş'un kaldığı cezaevine girdik. Tutuklulara eğitim verilen küçük bir odada, beyaz plastik sandalyeye oturdum. Az sonra "potansiyel katil"imi getirdiler. El sıkıştık. Karşıma oturdu. Uzun boylu, sakallı, güler yüzlüydü. Üzerinde, onu bir tetikçiden ziyade bir bar koruması gibi gösteren kırmızı "Tommy Hilfiger" tişört vardı. Yanında cezaevi kantininden gazoz ve gofret getirmişti; hediye…
Sadece iki saat iznimiz vardı ve defterimde yüzlerce soru.
Sorabildiğimi sordum. O büyük bir iştahla anlattı. Suikast hazırlığını, siparişi veren İzmir'deki çeteyi, o çetenin Ankara'daki uzantılarını, mafya bağlantısını… Sonra MİT TIR'larını, Suriye'deki cihatçıları, düşürülen Rus uçağının düşerken öldürülen pilotunu, Rahip Brunson'a suikast hazırlığını, FETÖ borsasını, Ahmet Kurtuluş'un öldürülüşünü…
Bir kısmı zaman içinde kanıtlanmış, bir kısmı incelenmeye, kanıtlanmaya muhtaç onlarca korkunç iddia iki saate sığdı.
Daha önce Susurluk'ta gördüğümüz, sonra Sedat Peker'den dinlediğimiz ve giderek daha iyi tanıdığımız bir yapı, konuştukça bir kez daha açığa çıktı. O meşhur duvardan bir tuğla daha çekildi.
İki saatlik röportajın ardından 14 saatlik dönüş uçağına binerken, yedi yıllık bir silah sesinin ardındaki gerçeğe daha yaklaşmış hissettim kendimi… Dahası, beni önce hapse, sonra sürgüne sürükleyen haberin doğruluğunu birinci el bir tanıktan doğrulatmış oldum.
Duvarın devrilmesine az kaldığını bir kez daha anladım.
Neydi o cümle:
"Bunun bedelini ağır ödeyecek; öyle bırakmam onu"…
Bu benim için çok ilginç bir röportaj. Beni öldürme görevi verilmiş biriyle röportaj yapıyorum. Daha önce hiç bir gazeteciye kısmet olmuş mudur bilmiyorum.
Ayrıca Suriye'deki cihatçılara giden MİT TIR'larından "FETÖ borsası"na, Rus pilotun öldürülmesinden, Rahip Brunson'a yönelik suikast girişimine, Süleyman Gencel'in dövülmesinden Erdoğan'ın iade talebine kadar konuşacağımız çok başlık var.
İsterseniz bana yolladığınız mektupla başlayalım. Neden bana ulaşmak istediniz?
Aslında Can Bey, ben ilkin Gürcistan cezaevinde tutuklu iken size ulaşmaya çalıştım. Hem Gürcistan‘daki Alman Konsolosluğu üzerinden, hem de Twitter hesabınız üzerinden ulaşmayı denedim. Çünkü o dönem, hem FETÖ borsası, hem IŞİD ve El Nusra gibi terör örgütlerine silah gönderilmesi konusunda kısa paylaşımlar yapıyordum. Hatta bu paylaşımların birinde "cesur gazetecileri ve savcıları göreve çağırıyorum" demiştim. Hiç kimse ilgilenmedi.
Ben sizinle görüşüp bunların kamuoyuna açıklanmasını, suça karışmış yetkililerin deşifre edilmesini, yargılanmalarının sağlanmasını istiyordum. "Yaşadıklarımı anlatırsam, benim gibi başkalarını kullanmalarını engellerim" diye düşünüyordum.
O yüzden bildiklerimi size anlatmak istedim. Çünkü siz de Suriye'ye giden MİT TIR'larına dair yazdıklarınızdan dolayı öldürülmek istendiniz. Büyük hapis cezaları aldınız, vatanınızı terk etmek zorunda kaldınız. Ben de aynı şeyi yaşadım. sizin beni daha iyi anlayabileceğinizi düşündüğüm için size ulaşmak istedim. Ama cezaevinde olduğum için imkanlarım kısıtlıydı. Telefon imkanı yoktu. Ancak tanıdıklarım aracılığıyla size ulaşmaya çalıştım.
Serkan Kurtuluş Kimdir?
"İzmir'de doğdum. Ortaokul 2'deyken babam Almanya'ya gitti. Beni de aldı yanına. Daha sonra abimi aldı. Beş-altı sene Almanya'da kaldım. Orada okula gittim. Ama uyum sağlayamadım. Döndüm. Babam orada kaldı. Babam ve iki kardeşim Alman vatandaşı... Ben döndüğüm için çok pişmanım. Şimdi ‘keşke dönmeseydim‘ diyorum. Almanya'dan İzmir'e döndüm. Döndüğümde 18 yaşından küçüktüm. O zaman çevremde milliyetçi insanlar vardı. O çevrede büyüdüm. Milliyetçi fikirlerle yetiştim. O çevrede mafya liderleri saygı görüyordu, üstün görülüyordu. Onlara özeniliyordu. Ben de öyleydim. O yapılara yakın ilişkiler içerisinde yaşıyordum. Yani açık konuşayım; biraz illegal bir yaşantım vardı. Önce bir spor salonu açtım. Onu çalıştırdım. Sonra belli çevreden iş adamlarıyla arkadaşlıklarım oluştu. Bu kişiler de beni AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'la tanıştırdı. Onun ofisine gidip gelmeye başladım. Böylece bu suç örgütüne dahil oldum."
O halde en önemli soruyla başlayayım:
Kim, neden beni öldürmenizi istedi?
Bunu benden bir "siyasi terör örgütü" istedi.
İzmir'de benim "siyasi terör örgütü" olarak tanımladığım bir yapı vardı. İsim isim sayacağım size: Bu yapının başında, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Nükhet Hotar vardı. Bu yapının içinde Milli İstihbarat Teşkilatı Ege Bölge Başkanı Gürbüz Yüksel, İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato, İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen, İzmir AK Parti İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ve bir çok emniyet şube müdürü, savcılar, hakimler, MİT elemanları, irtibat elemanları vardı. Bunlar orada bir siyasi suç örgütü oluşturmuştu.
Siz nasıl dahil oldunuz bu örgüte?
Ben ilk zamanlar bu yapının farkında değildim; bunlara özeniyordum. Size suikast planına gelmeden, örgütün nasıl çalıştığını anlatacağım:
2013'ün sonlarından itibaren, ortak bir tanıdığımız aracılığıyla AK Parti İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'la tanıştım ve ofisine gidip gelmeye başladım.
Benden ilk olarak İzmir'deki gazeteci Süleyman Gençel'e bir saldırı düzenlememi istediler.
Kim istedi?
Nükhet Hotar'ın talebiyle Ahmet Kurtuluş istedi. Süleyman Gençel, Nükhet Hotar ile ilgili bir haber yapmıştı. Nükhet Hotar'ın Kıbrıs'ta gizlice çekilmiş video kayıtlarının ona gönderildiğini düşünüyorlardı. Süleyman Gençel'in evine ve işyerine polis baskın düzenledi. Bilgisayarına ve bütün iletişim cihazlarına el kondu. Arama yapıldı. Bir şey bulundu mu bilmiyorum. Ama Nükhet Hotar, Süleyman Gençel‘e karşı hınç doluydu. O dönem elinde imkan olsa, Gençel‘i öldürecekti.
Gazeteci Süleyman Gençel'e saldırıyı kim azmettirdi? (https://www.a3haber.com/2021/09/27/a3-haber-genel-yayin-yonetmeni-gencel-nukhet-hotarin-talimatiyla-duzenlenen-saldiriyi-ve-gozalti-surecini-anlatti/)
"FETÖ Borsası" haberlerinde AKP eski Genel Başkanı Nükhet Hotar'ın adının geçmesinin ardından hedef alınan gazeteci Süleyman Gençel, ofisinde saldırıya uğradı. Saldırı öncesinde, Nükhet Hotar hakkındaki paylaşımları nedeniyle polis tarafından da sorgulanan Gençel, saldırıyla ilgili şikayetçi oldu ancak soruşturmada hiçbir mesafe kat edilemedi.
Gençel saldırıyla ilgili, "Nükhet Hotar beni öldürtmek istedi, delilleri var, ifadeler ortada, bunun hakkında soruşturma açılmasını istiyorum" ifadelerini kullanmıştı.
Gençel'in elinde görüntüler varsa, bunları paylaşmaması için onu darp edip korkutmak istiyorlardı. Bunu benden istediler. Bana Gençel'in fotoğraflarını, ev ve iş adresini verdiler. Adresi Konak'taydı. Konak, çok kalabalık, her tarafta kamera olan bir bölgedir. Ama bana "Merak etme, bütün kamera kayıtları silinecek, hiç bir şekilde kamera görüntüsü olmayacak, hiçbir işlem yapılmayacak" diye garanti verdiler. Ben üç kişi gönderdim. Giden kişiler Süleyman Gençel'i ofisinde darp ettiler. Sonra da ellerini kollarını sallayarak çıkıp gittiler. Hiçbir işlem yapılmadı. O kadar kalabalık yerde, video kayıtlarından da hiçbir görüntü çıkmadı.
Benim bu yapıyla ilişkim böyle başladı.
Şüpheci Dinsiz
09-05-2023, 21:37
ALİ YEŞİLDAĞ 5 : TAYYİP ABİNİN EN BÜYÜK SIRRI
gKez_RGQ1Rc
Şüpheci Dinsiz
10-05-2023, 00:21
Can Dündar, Alman ZDF televizyonu için "Erdoğan'ın terör listesi" adlı bir belgesel hazırlamış. Alttaki video konunun kapsamını anlatıyor. Sonraki video ise belgeselin kendisi. Almanca ama Türkçe alt yazı var.
Can Dündar: Erdoğan'ın terör listesi
jv3mSJY6lnw
Erdogans Terrorliste - Wie die türkische Regierung weltweit Kritiker jagt
nCSowzAvo4Q
Şüpheci Dinsiz
11-05-2023, 14:05
ALİ YEŞİLDAĞ 7: TAYYİP ABİYLE DÜELLO
nD46EgvjldA
Şüpheci Dinsiz
11-05-2023, 22:29
ALİ YEŞİLDAĞ: İNCE KUMPASINI İKİ AKP'Lİ YAPTI
wWu5zgETqSw
Sayin arkadaslar,
Bu bir video degil, fakat video haberin icinde bulunabilir. Bu haberde Pkk lideri Abdullah Ocalan hakkinda dikkate deger bir yaklasim buldum. A. Ocalan'in ben de bir a once cezasini tamamladiysa birakilmasi ve Turkiye topraklarindaki PKK uyelerine silah biraktirilmasi icin calismalara dahil edilmesi taraftariyim.
Ocalan'in meclise girmesi de iyi olur. Toplumsal barisa katki sunabilir
https://www.odatv4.com/guncel/merdan-yanardag-ocalan-a-af-tartismasi-baslatti-53063545
Şüpheci Dinsiz
29-10-2023, 05:37
Kuruluştan 12 Eylül'e, çalınan Cumhuriyet
6GHIfqDoYG0
Cumhuriyet Nasıl Yıkıldı 4: 12 Eylül'e giden Türkiye, kökleri güçlenen AKP
fT1r2oLnFWk
Şüpheci Dinsiz
30-10-2023, 16:33
Asır sonunda ya 'kapanan parantez', ya halk cumhuriyeti! FatihYaşlı ve ÇağlarTekin ile...
mCdDKNWzmk0
bilgivehis
30-10-2023, 20:00
Bu videolarda bizzat yaşadığım dönemler anlatıldı, anılarımı tazelediği için ilgiyle izledim.
Seksenli yıllardan sonrası ve günümüz anlatılacak mı bilemem ama anlatılırsa tamamlayıcı bir seri olur.
Nerdeyse 15 yıl önce, foruma ilk üye olduğumda antikapitalist olunmadan antiemperyalist olunamayacağına dair bi başlık açmışdım. Yakın tarih okuması yapmak isteyenler için o günlerde en dürüst gördüğüm kişi de fikret başkaya'ydı.
Kendine kemalist diyen zırtoların epeyce galeyana geldiği bi başlıkdı, gerçi amacına ulaşamadı.
Asıl amacım thiers'ci kapitalizmin kendiliğinden geberip gitmiş gericiliği bizzat çıkarları gereği besleyip canlandırıp büyüttüğünü ortaya koyabilmekdi.
Olmadı, toyduk forum denen yerlerin erkek orosbusu kaynadığını henüz bilmiyorduk.
Şüpheci Dinsiz
02-11-2023, 02:47
İzlemenizi öneririm.
Prof. Dr. Hakan Özoğlu ile "Kürt Milliyetçiliğinin Serencamı"
OZYBwz9q5bs
Şüpheci Dinsiz
06-11-2023, 01:12
Akademinin solculuk sevdası (5 Mart 2023)
TnGGWcMzWr4
Eski Türklerde Tengricilik ve şamancılık (21 Kasım 2021)
g7eZGkT2lRI
Dinin maksadı kibirden uzaklaşmak mıdır? (12 Mart 2023)
d3v6o-DeO9g
Türkiye'nin güney sınırı nasıl çizildi? (19 Şubat 2023)
GOGHgU7vcLU
ABD'nin anlatısı neden dünyaya hakim? (29 Mayıs 2022)
Iphrt380_AY
Şüpheci Dinsiz
20-11-2023, 00:44
Prof. Dr. Edhem Eldem ile "Bugünün İnşasında Dünün Rolü"
Nb4FGKehFj8
Şüpheci Dinsiz
20-11-2023, 23:26
Dr. Evren Altınkaş ile "İttihat ve Terakki'nin Gizli Kutusu: Karakol Cemiyeti"
x8tvnJo1bjs
Şüpheci Dinsiz
30-11-2023, 11:59
Prof. Ayşe Zarakol ile söyleşi: 21. yüzyılda Doğu ve Batı
iU4N-vc3woc
Anarşizm
https://youtu.be/qbk7atbT89k
Türkiye'nin asıl sorunu çürüme, insani kriz vandallaşma
bu ekonomik iktisadi soruna benzemez
ulusun sonunu getirir
https://youtu.be/-cDUmJewlYU
Şüpheci Dinsiz
27-12-2023, 01:43
Ve Tanrı Orta Doğu'yu Yarattı! Orta Doğu ve Şiddet. Birol Başkan ile konuşuyoruz.
gJc8T2QiIq4
Şüpheci Dinsiz
04-01-2024, 19:07
Belgeleri ile Hizb-ut Tahrir dosyası: Hilafet istemek suç mu? | Altan Sancar ile Ankara Kulisi
_L0ECrabhIM
Şüpheci Dinsiz
16-01-2024, 19:36
Türkiye'de linç kültürü: Diler Bulut ile söyleşi
4vE1OSGaKOU
Şüpheci Dinsiz
16-01-2024, 20:27
Fatih Mehmet Maçoğlu, İstanbul-Kadıköy ilçesinden belediye başkanı adayı olduğunu açıkladı.
--/--
"Komünist başkan" olarak hafızalara kazınmasını sağlayan icraatlarını 2014'te seçildiği Ovacık'tan sonra 2019'da kayyumdan milyonlarca lira borçlu devraldığı Dersim Belediyesi'nde de sürdürdü.
Yüksek oranlı maaş zamları, 7 saate düşürülen günlük çalışma süresi ve kadınlara regl izniyle gündeme geldi. Belediye binasına astığı gelir-gider tablosuyla şeffaf belediyeciliğin örneği oldu.
İhaleleri kaldırdı, halk onu ve çalışmalarını destekledi.
Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu sınırlı olanaklara rağmen yaptıklarıyla konuşuldu. Bu kez komünist belediyeciliğin metropollerde de hayata geçebileceğini göstermek adına TKP'den Kadıköy Belediye Başkanı adayı olarak yola çıktı.
Maçoğlu belgeseli soL'un yeni belgesel kanalı Pano'da şimdi yayında!
Maçoğlu
htnI8RprBT4
Şüpheci Dinsiz
20-01-2024, 12:42
Fikret Başkaya - Uygarlık Paradigmasının Çöküşü
UCun6FtkqQY
Kapitalizmden Çıkmak - Fikret BAŞKAYA
N3s21-TLZGk
Şüpheci Dinsiz
24-01-2024, 22:31
(1 yıl önceki bir video)
Fatih Yaşlı: En kötü dönemde bile AKP'nin %30 Erdoğan'ın %40 oyu varsa; herkes şapkasını önüne alsın
j4IEOYdbgto
Yoksullaşma, neoliberalizm, NATO; iktidarla muhalefeti ortaklaştıran tablo! #FatihYaşlı ile...
hqR0gEB-7z8
Şüpheci Dinsiz
26-01-2024, 02:45
YOKSULLUK | Fildişi Kule | B06
IEo3DokGuAw
POPÜLİZM VE DEMOKRASİ | Yanlış Okumalar — Yalın Alpay | B15
LRFJgeL0hDA
İRADE ve POPÜLİZM | Yanlış Okumalar — Yalın Alpay | B05
-7FELquMKfE
Şüpheci Dinsiz
26-01-2024, 04:34
ARKADAŞLIK, YANDAŞLIK, GÜÇ - 1 | Yanlış Okumalar — Yalın Alpay | B06
tcQEFdOah8c
ARKADAŞLIK, YANDAŞLIK, GÜÇ - 2 | Yanlış Okumalar — Yalın Alpay | B07
JvvnZTm4OgQ
Laiklik Nedir? - Olmaz Öyle Saçma Sosyoloji - Prof. Dr. Besim Dellaloğlu - B03
VyntjrWv0tI
Şüpheci Dinsiz
28-01-2024, 22:57
Kemalizm'in övüldüğü, resmi tarih ezberlerine dayanan kısımları dikkate almayın.
TRUMP ABD'Yİ KURTARABİLİR Mİ? Prof. Dr. Barış Doster | Harici
gOI4I6zlrKU
Şüpheci Dinsiz
09-02-2024, 04:45
Barış ÜNLÜ
Türklük Sözleşmesi kitabı üzerine.
Aa4glDQ3V2M
Sözleşme ve Sömürge:
Modern Devletlerin İkili Doğası ve Milliyetçilik - Barış Ünlü ile Söyleşi
4nACeXdtYoo
Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 13:15
GÖÇÜN ANATOMİSİ - 14 ŞUBAT 2024
S2pzCAtDjvE
KOMÜN ÖZEL // YAPAY ZEKA VE YENİ İNSANIN İNŞASI 05 Kasım 2023
4GgcKKKtQPY
Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 21:11
Yapay Zeka ve İnsanlık. Ussal Şahbaz ile konuşuyoruz
PlIryxHE4IQ
Dr. Alp Eren Topal "Ahali! Cumhuru Nasıl Bilirsiniz?"
6kbvx4n1GxA
Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 02:19
Firavun'a en kalbi duygularla… 11 yıllık hasret bitti… Erdoğan ‘katil' dediği Sisi'ye kavuştu…
6D_cTclI-dE
Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 13:34
Dr. Y. Hakan Erdem ile "Osmanlı'da Köleliğin Tarihini Yazmak"
u1-AOUO4DdU
Şüpheci Dinsiz
01-03-2024, 23:35
Türkiye'de Adalet Niye Yok
SKH9fXBf1Xs
Şüpheci Dinsiz
04-03-2024, 01:12
Videodaki iddiaya göre devletin veritabanları hack'lenmiş, vatandaşların bütün bilgileri darkweb'de satılıyormuş.
Bazı kişiler bu verileri satın almış, içinde arama da yapılabilen bir web sitesi kurmuşlar, aylık üyelik ücreti karşılığında bu verileri gösteriyorlarmış. Hatta iddiaya göre devlette çalışan kilit noktadaki memurların şifrelerini satıyorlarmış. Bu şifreleri kullanarak herkesin her türlü kişisel verilerini görmek mümkünmüş.
Eğer doğruysa, bu çok önemli bir güvenlik açığıdır, herkesin başına her an her türlü bela gelebilir demektir.
BU VİDEO MİT'E ÖZEL
mYbWhRrDrYM
https://twitter.com/cevheritv/status/1764963888007675916
Şüpheci Dinsiz
06-03-2024, 03:19
Petrolde soygun; Ukrayna'da sıcak savaşın yeni yılı, Suriye'de sürpriz iddiası! Aydın Sezer ile!
gs8ej5nUMzE
Şüpheci Dinsiz
07-03-2024, 21:56
Seçimlere günler kala... halksız, siyasetsiz 'şahıslar' siyaseti... Fatih Yaşlı ile...
90jtjMq0YN4
Evrensel Gazetesi'nden dayanışma çağrısı: Hakkı Özdal ile söyleşi
NpbI_jxXWhc
https://twitter.com/evrenselgzt/status/1765811298884030489
Şüpheci Dinsiz
16-03-2024, 00:23
Batı'dan 'aferin'ler, Washington'dan teşvikler! Fırtına yaklaşıyor; Fatih Yaşlı ÇağlarTekin ile
iZfQFDRyFSc
Şüpheci Dinsiz
30-03-2024, 12:59
DAEŞ nedir? Nasıl ortaya çıktı? Nerelerde örgütleniyor? Birol Başkan ile konuşuyoruz.
0RlRYMXfdh4
Aramızdaki tehlike: Türkiye nasıl terör koridoruna dönüştü? A'den Z'ye ihanetin anatomisi
KRi6qtqoiGs
Şüpheci Dinsiz
30-03-2024, 20:40
DAEŞ-Horasan nedir? Gazeteci Hale Gönültaş ile konuşuyoruz.
LrM5RQpQs1g
Şüpheci Dinsiz
03-04-2024, 08:23
Ve Tanrı Orta Doğu'yu Yarattı! Müslüman engizisyonu... Prof. Dr. Mehmet Azimli ile konuşuyoruz.
GCf-0uIaTuM
https://www.bkmkitap.com/muslumanlarin-engizisyonu-1
https://www.bkmkitap.com/muslumanlarin-engizisyonu-2
https://www.bkmkitap.com/muslumanlarin-engizisyonu-3
https://www.bkmkitap.com/muslumanlarin-engizisyonu-4
'Pkkyı bir terör örgütü olarak görmeyenler izleyebilir' diyeceğim ama izleseler de görüşlerinin değişeceğini sanmam.
Dini fanatiklik ne kadar insanı uçurumun kenarına götürürse, politik aymazlıkta insanı insanlıktan çıkarabilir.
https://www.youtube.com/watch?v=3ZegcsIX-i0
bilgivehis
18-11-2025, 07:55
Pkk, iktidar, muhalefet ve devlette etkin isimler, hepsi bildigimiz iki ayaklı kukladır.
Bu kuklaların görevi, toplumu emperyalizmin çıkarlarına uyarlamaktır.
Pkk demek iktidar demek, muhalefet demektir, hepsi aslında birbirini tamamlayan parçalardan oluşmuştur. Toplumun kendisi de bunun bir parçası konumuna gelmiş, getirilmiştir.
Hani ülke bölünmüş, ekonomi çökmüş, insanca yaşamak imkansız hale gelmişin hiçbir önemi yok.
Çünkü bir toplumda değer kavramı yoksa veya yozlaşmışsa yapılanların karşılıgı olmadıgı için hiçbir şeyinde önemi kalmaz.
Mafyanın, kara paranın, katliamların yaşandıgı meksika halkı bile bunlara duyarsız kalmadı.
Yani değerleri olan, duyarlı toplum varsa o ülkede herşey önemlidir, aksi halde önemsizdir.
Bu yüzden bunların hiçbir hareketini düşünce bağlamında ciddiye almıyorum.
spartacus
18-11-2025, 10:12
Objektif bakmak gerekir.
Öncelikle TC bir terör devleti midir?
Hayır derseniz, o halde terör tanımınız yok demektir...
Tarihinde;
Dil yasaklamak -> Kürtlerin dili ve kültürü yasaklanmıştır...
İşkencelerde insan öldürmek? Evet
Yargısız İnfazlar? Evet
Binlerce basılmış köy, mahalle vb. olayları? Evet
Muhalif görüşlere karşı korku ve yargı sopasını kullanmak? Evet.
https://bianet.org/haber/carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk-128774
Önce terör nedir tanımlamamız gerekir.
Terör esasında askeri veya egemen güç taktikleri olarak tarih sahnesine çıkıyor. Esası "korku yönetimi" dir.
Eğer bir eylem bir toplumu, topluluğu veya belirli bir kesimi korkuya dayalı caydırıcı, sindirici etken olarak kullanılıyorsa = eylem/taktik terördür. Bir savaşta ise bu kriterler genellemeye dayalı olarak anlam taşımaz, ancak savaşlar içerisinde belirli noktalara, hedeflere karşı sindirme, caydırma, geri adım attırma amacıyla yapılırsa o eylem terör olur, bir bütün halinde savaş değil... Örneğin Ukrayna, Rusya asker taşıyan konvoylara dronla saldırdığında amacı terör değildir, ama atıyorum 1 Rus veya Ukrayna ileri gelenini veya bir kesimi korkutmak, aksi davranışa sevketmek için çeşitli askeri eylemler yapıyor veya bu karşı tarafa -bir kaçını indirelim, ticari, maddi, sermaye her ne ise alanlarını keselim, diğerlerine ders olsun=terör anlayışıdır" vb. hissetiriyor, karşılığında da caydırıcılık bekliyorsa terör yöntemine girer. Kısaca ultimatomlarla olmayan yaptırımların, korku sağlama yoluyla sağlanması amacı da taşır ve korku yaymak da aslında en temeldeki şiddet biçimidir(peki şöyle etrafımıza baktığımzıda ne görüyoruz? Şiddet yönetimi, bu sadece 100 yılı bulan biçimde Kürtlere karşı yapılan zulüm değil, hemen hemen bir çok kesime karşı(özellikle bilinçli toplumlara) ötekileştirme, meşrulaştırma, şiddet hakimiyetidir.).
Eğer çatışan 2 taraf savaş halinde ise ve amaç karşılıklı zaiyat vermek ise => terör değil bu düpedüz savaştır.
Eğer çatışan taraflar sivilleri veya özellikle öne çıkmış kişileri, toplumda ileri gelenleri, ileri gelen asker vb. hedef alıyor ve karşılığında korkuya dayalı mesaj vermek istiyorsa = terördür. (düşmanı zayıflatmak, toplusmal bir mesaj vermek için değilse, savaş kazanımı veya zaiyatıdır)
Eğer çatışan taraflar belirli kişileri hedef alıyor ve böylece zayıflatmak istiyorsa -> Suikasttir, bu hayatına kastetmek gibi özgürlüğüne kastetmek (alıkoymak, hapse atmak) vb. biçimlerini alabilir.
Terör açısından bakılması gereken, eylemdeki amaçtır, niyettir, eğer niyet korku yayma üzerinden bir sonuca varma hedefi taşıyorsa, kullanılan taktik terördür... Yani bizler işimize gelen hatta katliamlara değin kahraman, işimize gelmeyeni terörist ilan edeceksek, işte o zaman asıl aymazlık egemen olmuş ve insanlık diye bir durum kalmamıştır...
Görüş, düşüncemiz açısından PKK bizi bağlamaz, bizim bildiğimiz PKK 100 üzerinden 30 terör eylemine başvurmuşsa, devlet 100 üzerinden 90 not almaktadır ve asıl en kötüsü (yani legal olan ve legaliteyi belirleyen) devletlerin teröre başvurmasıdır... Yani hem bizi dinlemeyip, hem de bize isnat etmek yanlış, ne diyoruz, dil, din, ırk, cins vb. ayrımı olmayan en azından sosyal hukuk devleti(sosyal devlet) olmadıkça, sorunun kaynağı orta yerde durdukça, bu sorunlarımız bitmeyecek... Bunda anlaşılmayacak ne var? Terör üreten her hakimiyet, terör biçer, öyle ya da böyle, sosyal devlet olmayan her devletin dayanağı hamasete, toplumsal sürüleştirmeye, subjektif cilaya, anti lakikliğe(ezan, bayrak, din, millet vb. sosyo-kültürel aidiyetlerin tabulaştırılarak siyasileştirilmesi, demokrasi, hukuk ve siyaseti imkansız kılması), holiganlığa, ötekileştirme ve ötekinin edebiyatı üzerinden meşrulaştırılmaya, baskıya, zulme dayalı güç, hakimiyete dönüşür, gıdası da terördür ve böyle bir yapıyı ırk, ezan, bayrak edebiyatı üzerinden kutsallaştıran da yine kasabın bıçağının yalatıldığı kurbanlardır. Siyasetleri ya ezan susuyor, din elden giyordur ya da ülkede Türk kalmamıştır vs. hamasetidir, bir dağ başları kalmış cami, bir fare delikleri kalmış bayrak dikmedikleri, adını Türk koymadıkları, hala daha güçlü şovenizm altında afyonda!!... bu durum siyaset dışında tam bir sürüleşme, zombileşme örneğidir, başka dertleri ve hayatlarında yanlış giden, ülkede yanlış olan başka hiç bir şeyleri yoktur. Ve böylesi bir devlet modeliyle, ülkenin efendisi, egemeni, beyleri de ülke hazinesini süreğen boşaltmak üzre konumlanmış, bu temel(ezan bayrak, yöce ırkımız, kabilemiz, çadırımız) üzre güç halini almış hakimlerdir, devran, devlet onlara göredir... Sonra başka devletler bize karşı kullanılıyor vb. denir, kullanamasa da denir, kullansa da denir(Gezi olayları örnbeği gibi, bakın hala kaç kişi var içeride!), kısaca kim ki ABD, DIJ GÜJLER DEMEYE BAŞLAMIŞTIR, ORADAN KAÇMAK GEREKİR, ağır cehalettir, kurbanlığın en saf halidir... Yerine göre de, senin ötekileştirdiğini, başkası neden kullanmasın ya da başkaları can garantilerini sağlamasın(!işte en önemli sorunlardan bir diğeri, bırakın can garantisini, ülke mahkemlerinde ispatlasanız da durum değişmezken, koskoca AB mahkemelerinde alınan kararlara dahi bile hukuk garantisi sağlanamıyor)? Kabahat kimin? Kötü olan da, yanlış olan da, kabahatli olan da sensin, başka kimse değil. Öküz altında buzağı arayan her kim olursa da aynı devranın yolu, yolcusu. Şimdi Türkiye ile aynı kafaya sahip Suriye'de, uluslararası tepki olmasaydı Ezidiler kalır mıydı? Hata nerede? Yanlış nerede? Kimde?...
Örneğin bütün o sıradan işledikleri terör suçlarını bir yana bırakalım sadece son 1 yılda, CHP özelinde yapılanlar terör değil mi? Diğerleri özelinde yapılanlar da aynıdır, terör, yani şuna, buan göre ayrımı olmuyor, aynı yol, yöntemlerle kimlere karşı yapılyırosa, kim yapıyorsa = terördür... Terör demek siyasi, demokratik alanların kapanması anlamına da gelir ve kimin terörist olup olmadığını da iktidarda kimin olduğuna göre değerlendirmek tutarsızdır.. Doğru değerlendirme kime göre değil, neye göre, yani eyleme göre olmalıdır...
Ve bizim coğrafyamızda öteden beridir gerçek ve asıl tehlike ve sorun devlet terörüdür, ötesinde ne kadar teröre yönelme varsa, anası da yine aynı devlet olur. İster bazıları devletin terör eylemlerini örgütlemek için, paravan yapılar, hücreler, birimler olarak devlet tarafından örgütlemiş, isterse de çeşitli görüşler kendisini siyasi, demokratik alanda temsil edemediği için legal alan dışında mücadele vermek zorunda kalmıştır. İktidar olan kim ise(ve genelde egemen olanları da ülkeyi soyup, talan edendir), muhalefeti = terör oluyor bu anlayışın...
Bu tür sistemlerde 2 tür mücadele biçimi olur, birincisi siyasi, ikincisi ise silahlı mücadeledir(ve bu eğer bir stratejiye bağlı olarak merkeze konmuş ise çelişki gibi görünse de özünde [B]reformisttir, uzlaşma arayışıdır talep ve kabullendirme anlayışına dayanır, zaten hem dünya örnekleri, hem de son süreçten dahi anlaşılabilir, amaç taleplerin, zor yolun gösterilerek de olsa, karşı tarafça kabulüne dayanır. Huysuz, arsız veya haksızlığa maruz kalmış çocuğun isyanı gibidir.... Mücadele eden kesimlerin hangisini seçeceğini ise şartlar ve koşullar belirler, ancak geçerli ve doğru olanı siyasi mücadeledir. Bu uzun erimde böyledir ancak, bazı an ve koşullarda zulme uğrayan kesimler, kendisini korumak veya geri adım attırmak amacıyla da silahlı mücadeleye başvurabilirler...
Örneğin Nazi Almanyası işgali altında olan Polonya'da halkın silahlanarak örgütlenip, iktidara karşı çete savaşlarıyla ayaklanması, örgütlenmesi zorunlu bir süreçtir. Burada kimin teörirst olup olmadığının kararı, kimin egemen olup, olmadığına göre olamaz. Mücadele edenler ne istiyor, egemen olanlar ne yapıyor? Neden mücadele etmek zorunda kalıyorlar? Yani artık bu bir savaştır, hangi tarafta olduğumuz da bu durumu değiştirmez...
Kısaca terör dendi mi, terör ideolojik bir şey, bir ideoloji değildir, terör en başta askeri, politik bir taktik, yerine göre ise bir davranış biçimidir... Korku üzerinden sonuç almaya odaklı bir taktik, deyim yerindeyse korkunun yönetimidir... (intikam, katliam, vahşet vb. ise amaç bakımından ayrışır, korku yaymak ve daha geniş kesimlere mesaj amacıyla ise terördür, değilse şiddet, vahşet, katliam, soykırım, zulüm vb. olarak ifade edilir.)
Terörü üreten devlet modeli var olduğu sürece, toplum hiç bir zaman özgür olmayacaktır, PKK olsun olmasın. PKK'nın olmaması en çok da bu oligarşik, otokratik devlet, hükümet ve siyasi partilerin işine gelmez... Böyle ülkelerde, toplumların bu kadar cahil olduğu -dincilik, milliyetçilik siyaseten ve sonuç alma, toplumları sürüleştirme, kötürümleştirme, ayrıştırma, kendi gerçeğinden koparma vb. stratejileri olarak aynı şeydir- böyle olur...
Sistem dahilinde olsa bile herkes, en azından toplumun geniş kesimleri hukuki boyutlarla düşünmeyi başarmak zorundadır, yani dil, din, ırk, cins, renk vb. ayrımı olmaksızın kendine tanıdığı her hakkı başkasına tanıma bilincine erişmesi gerekir, bu başarılmadığı sürece, ötekileşmeler, ötekileştirilmeler, haksız hukuk yönelim ve maruz kalanlar ve çözüm arayanlar, çözüm aranmasına karşı olanlar, güçlü olanın baskı aygıtına dönüşmesi, altta kalanın mücadelesi, çatışma vs. terörün kullanım hakimiyeti de son bulmayacaktır.
Devletler, siyasi örgütler = Terörist olmazlar, ancak terörü kullanan, teröre başvuran olabilirler ve bunun kıstası da ancak savaş koşulları dışına taşan haller için kurulabilir. Savaş hali eylemleri terörle açıklanamaz. istisna olacaksa da bu amacı sadece terör olan (yani bir startejisi, hedefi, programı olmaksızın) yapılar olabilir ki, bu örnekler de nadir, geçici olarak ABD tarafından örgütlenen veya bizzat devletler tarafından örgütlenen ÖZEL paramiliter askeri yapılarda (özel harekat, bilmem ne birimi, köy korucuları, gizli askeri eylem birimleri vb.) görülür(bir dönemliğine istiskarsızlık çıkarmaları ve ihtiyaç halinde belirli hedeflere karşı teröre başvurma veya başvururum tehdidi araçları olarak kullanılırlar)...
Kanada'da, İsviçre veya çok çeşitli ülkelerde neden bu biçimde, dinci, ırkçı, gerici devletler ve toplumların yaşadığı sorunlar yok? Nerede dinci, milliyetçi, yani kabile veya 200 yıl geride kalmış aidiyet çadırı devleti var, hepsi de 3. Dünya ülkesi olmaya mahkum, basit, bir toplum ne kadar sürüleşirse, afyonlanırsa, o düzeyde de sırtına binilir ve sırtına binenler için işler zor değildir, ezan, bayrak, vatan, milelt hurra, ver mehteri, 3-5 hamaset yeterlidir ve sürüyü güdebilmek için siyasete, bilime, bilince de gerek yoktur, yesinler birbirini yeter ki bunların devran dönsün...
Muhakkak izleyin bu filmi.
https://www.youtube.com/watch?v=cGWMI6jCyBI
spartacus
07-12-2025, 02:04
Nolan'ın paylaştığı film;
https://filmmakinesi.to/film/sebeke-izle-1976/
----------------------------------------------------
https://www.youtube.com/watch?v=54cOLLQZ-Io
Chp lideri boykotu bitirmiş.!
Sebep nedir? Canları öyle istemiş.
İmamoğlu hapisten mi çıktı, yahu. Nedir bu rahatlık?!
Ne oldu da bitti? Açıklama zahmetine bile girmiyorlar.
Türk siyaseti iflas etmiştir. Bunun farkına varanlara ne mutlu.
Tiksinç, başka da bir şey değil.
https://www.youtube.com/watch?v=81_A2CUK7os
spartacus
06-01-2026, 21:38
Ö.Özel de piyasa, sermaye adamıdır, ancak şu koşullarda bu toplumun ve cehaletiyle de, kötüler içinden daha az kötüyü seçmekten başka çaresi yok. Normalleşme, sarayla uzlaşma dönemini hatırlıyor musunuz? Ona tekrar geri dönüyor, daha doğrusu zaten oradaydı da, konjonktür kesintiye uğratmıştı, olan bu...
Boşa demiyoruz, sermaye, sistem partileridir(halkı mı düşünecek? Sebep?), fazla umut bağlamamalı, bunlar üzerinden öyle çok da dişe dokunur kurtuluş, nitelik aramamalı. Ha tabi ki, kötüden daha az kötüdürler, malzeme budur orası da ayrı...
CHP'de belediye başkan adayları, vekil adayları kim, nasıl seçiliyorlar, CHP örgütlerinin kasusal bir yapısı olup, olmadığına(yok!), sendikal, STK, yerel yönetimler, halk örgülenmelerinde esamesinin bile olmaması vb. bunlara bakmak bile yeterli... Halkı mı düşünecek? Saraydan, kişisel menfaatlerinden, servetinden vb. değil de halkın içinden mi bakacak? Sebep?
https://www.youtube.com/watch?v=H3uA0hXv_LA
Cem Toker, daha tümel bir perspektiften bu konuyu düşünmeli, değerlendirmeli.
Akp iktidara geldikten sonra köyden kente ciddi bir göç başladı. İnşaat sektörünün ivmelenmesi, kentleşmenin artması gibi nedenlerden.
Akp, ne köylü, ne de şehirli diye tanımlanan bir kasabalı kitle ortaya çıkardı.
Bu kitlenin çok büyük bölümü bence Akp'li ve Akp'den vazgeçmiyorlar. Bugün %30 civarından bahsediyoruz.
Niye bu kitle Akp'den vazgeçmiyor?
Bunu anlayabilmek için köylülerin Akp öncesinde ne durumda olduğunu bilmek lazım.
Sadece doğalgaz desem yeterli olur.
Köyde tezek yakan insanlar, şehirde doğalgazla tanıştılar ve bu tanışma sürecinde Akp iktidardaydı.
Tezekten doğalgaza geçiş yapan bir insan, soğan ekmekte yese Akp'den vazgeçmez. Diğer etmenleri ele almaya bile gerek yok.
Bakiniz bu madde degildir ve made olarak tanimlanamaz. Burada zihin var, korkular var, gerginlik var, enerji var, basarma ve sevinc var..tum bunlarin hepsi madde olarak algilanamaz; olsa bile maddeye, yada bu cocuklara haksizlik olur. Burada deneyim var. deneyim, maddeden farkli bir duzeydir ve onu cok cok asar. Yasanan, tas'taki kayadaki madde degil. Burada bambaska bir sey var.
https://m.youtube.com/shorts/rlaiku3-S2Y
spartacus
08-01-2026, 21:46
Tezekten doğalgaza geçiş yapan bir insan, soğan ekmekte yese Akp'den vazgeçmez. Diğer etmenleri ele almaya bile gerek yok.
İşte mesele toplumsal bilinç meselesi, evet o da var ama sadece tezek değil, aslında tezek, kombi meselesi de değil. İnsanlara empoze edilen liberal, hele neo liberal kara propagandaları unutmalı. Gerçek şu, öyle ya da böyle temsili demokrasi bile olsa toplumsal bir içselleştirme, kamu ve kurumlaşma, kısaca plan, proje, yani strateji doğrultusunda bir geçiş süreci-dönemi vardır. Toplumsal cehalet buna yani kendiliğindne geçişe olanak vermiyor, ama bunun yanında neo liberal empoze'da olanak vermiyor, enegelliyor(*). Basitçe izah edeyim;
Şimdi Türkiye, SSCB ve Çin'de zorunlu bir geçiş süreci vardı, bu hele feodal toplumdan kapitalizme veya feodal toplumdan, sosyalizme kaçarı yok olmak zorundaydı. Bunun kaçarı yok. Türkiye de bu süreci -zorunlu tek partili dönem- yanlış kullandı veya peşinen ağalara, ağalıktan devşirilen baronlara teslim oldu ve kriter basitti, ırkçı, bayrakçı, vatancı kısaca afyoncu olmaları yeterliydi. Halkçılık, cumhuriyetöçilik(halkın kendisini yönetmesi) çoktah rafa kalkmıştı. Türkiye feodal toplumda, bir anda geçişi yapamazdı, bu süreç KONTROLLÜ biçimde demokrasiye veya verili çağın hukuk normlarına geçiş süreci olmalıydı. Peki T.C ne yaptı? H.A.M.A.S.E.T, bu kaçınılmaz olarak ayrıclaıklı bir bürokrasi ve kaçınılmaz oalrak ayrıcalıklıalrın hamaset, yani ZÜBÜK siyasetini hakim kılar. Neydi hamasetin özneleri? Irkçılık, bayrak, ırksal, etnik yücelik, dinleştirilmiş, kutsal vatan tabusu, bir yığın tabulaştırılmış sembol. Böyle bir süreçten bilinçli, demorkasi ve siyasrti kavramış bir toplumun çıkması olası mı? Hayır, buradan ancak güdülecek ve sömürülecek sürü çıakrdı -ki öyle de oldu. Dinciler vs. bunlar hikaye, bunalr din, bayrak, vatan, ırk, sembol fetişmiz aslında sadece başta hamset ve ayrıcalıklı, mafyalaşmış baron egemenliği açısından birer araç, menfaat, hamaset afyonuydular. Bu afyonu kim, kimlere koklattı?
SSCB ve Çin'de de zorunlu geçici süreç, yine kutsallaştırmalar üzerinden hamasetle ayrıclaıklı bürokrasiyi yaratmaya evrildi. Hedef katılımcı demorkasi olduğu için halk konseylerinden kaçma şansları yoktu, o sebeple o ülkelerin toplumları, bizim topluma göre daha ileri bir aşamaya erişebildi, ancak zorunlu geçiş sürecinde zaruri olarak hedefe ulaşması gerekenler, kendilerini kalıcılaştırmış oldu. Burada meseleler -geçiş çerçevesinde- ortaktır, benzerdir, sorunun kaynağı da aynıdır(eskiden, yeniye geçiş). Bir yerde tezat vardır, o da demorkasiyi ve siyaseti bilmeyen toplumlar demokrasi ve siyaset yapabilir miydi? Yapamazdı, o sebeple görev neydi? Yapacakları bilince ve üstelik de fiili olarak, pratikle(halk konseyleri) ulaşmları, içselleştirmeleri sağlanmalıydı.... Görevi bu olanlar, geçici değil, toplumun cehaletinden faydalanarak kendilerini kalıcı hale getirdiler, ve sonrası malumdur, böyle ayrıcalıklı bir bürokrasinin evrileceği sistem kaçarı yok sermaye, oligark piyasasıdır. Adı cumhuriyet oysa hükümeti denetleyen kamu(halk) örgütleri, kurumları bile yok... En bast örnekle, 50.000 Yolculuk yere, her yıl 500.000 yolcu garantisi veriliyor, okullarda, bakanlıklarda tarikatlar fink atıyor(eğitim, öğrenimle, sağlık vb. ne ilgisi var), var mı denetleyen bir kurum? Yok...
Şimdi Türkiye toplumu nasıl bilinçlenebilir? Bu ahır ortamında çok zor, para ve toplum ve ülkeyi hamasetle soyarak ayrıcalıklı hale gelen öküzler daima tahta sahip olacak ve topluma da ezan, bayrak, vatan afyonu üzerinden hamaset empoze etmeye devam edecektir. Toplum musibetlerden iyi kötü ders çıkartsa, muhtemel bir 100 belkide 200 yıl geçmesi gerekebilir ve yine kendiliğinden olmayacak, ancak kelle koltukta gerçek aydınlar, ilericiler, hak, hukuk mücadelesi verenlerin etkisi ve etki oluşturması gerekecek...
2 Yol var, 1. seçenek; ya geçiş süreciyle halkın konseylerde kendi seçimlerini yaptığı kontrollü(önce yasalar gerekir, sonra da bu yasaların ve hedefe ilerleyişin uyum-kontrolü, denetim mekanizmaları) bir süreç işleyecek(bu da ancak bilinçli insanlarla mümkün, sovyet biçimli ülkelerde bu iş Parti'nin işiydi, tabi yozlaşırsa anlamı kalmıyor) ya da 2.seçenek; bir kaç yüzyıl içinde, ezan dediğinin siyaseten hamasete, istismara dahil edildiğinde kaval, vatan dediğinin azılı azınlık elinde çiftlik, bayrak dediğinin azılı bir azınlığın elinde istismar, afyon malzemesi, kendileri ve otoritelerini benimsetme, sürüleştirme malzemesi olarak kullandığını, siyasetin ve yönetim olgusunun, iş, aş, ev, ocak, hak, hukuk, adalet, emek, eğitim(ama ücretisz, ayırclaıksız, fırsat eşitliğine dayalı, özel okullar olmamalı!), sağlık(herkese aynı kalitede ve ücretisz), demokrasi(ama gerçek katılımcı) görmeyi başaracak(bu seçenek uzun erimli ve hamaset ciddi ve tehlikeli bir afyon, her an etki etmektedir).
Türkiye'de de bu geçiş süreci hamaset ve yozlaşmayla geçti, doğrusu kamu kurumları(ama halkın belirlediği) ve yerel yönetimler(halkın kendi kendisini seçtiği) olmalıydı, kontrollü bir süreç olduğu için de halk bu pratikle demokrasiyi, yönetmeyi, siyaseti, demokrasi ve bunların gerçek anlamını, gerçekten de halkın kendi, kendisini yönettiği lafına dayanan cumhuriyeti kavrar, içselleştirdi ya da en azından partilerde aday, adaylarının da direk halk veya kendi taban örgütlerinin seçimiyle olması ve her üyenin kendisini aday gösterebilme hakkıyla ve seçim çalışmalarında reklama, sermaye ve getirdiği ayrıcalığa(bu hak, hukuk ve dmeokrasiye zaten uymaz!) izin verilmemesi ve bütçelendirilmiş, yerel kamu yönetimi yetkisine sahip yerel yönetimler şart koşulmalıydı. Şimdi var mı halkın bir yetkisi yok, o halde, kim yönetecek, kimi seçecek(hamaseti)? Parası olan zübükleri, o zübükler neyi düşünür? Tabi ki şahsi menfaatlerini. Neye dayanır? Aldatmaca, kulağına üfleyip çalmaca, sömürmece, toplumun cahil ve zübüklerin hamasetine sürüleşmesine... TARİKATLAR ne yapıyor? İşte bilinsin ki hamasetle de ayrıcalıklı egemenler ve siyasetçileri aynı şeyi, demokrasi, hukuk ve adalet de ayrıclaklı olmaya yer yoktur, varsa hak, hukuk, adalet ve demokrasi yoktur, daha bu kadar basit kaideyi anlayaman bir toplum, sözde aydınım diye orada, burada gezen soytarıları(kelimenin gerçek anlamıyla kendinden daha zengin ve güçlü olana yaverlikle, memnun etmek üzerinden güç, menfaat devşiren(uzamasın burada kestim).
(*) Diğer azılı azınlık çiftliklerinin hamsetçi siyasetleri ve neo liberaller ve sermayenin baron yandaş medyası, demokrasiye geçmek isteyen toplumalrın önünde en önemli engellerden birisidir ve eğer yukarıda dile getridğim gibi geçiş süreci seçeneği söz konusu olursa kara propagandalar, ambargolarla çökertme yoluna girecektir ve bunların etkili olmasını sağlayan en önemli faktör de kara propagandalarına aldanan sözde aydınlar, kitlelerdir... Kısaca iki ucu da iğneli değnek...
https://www.youtube.com/watch?v=IwLKyyAq3QU
İnanılmaz bir kibir. Fransa ve İsviçre hakkında söyledikleri inanılmaz.
Gücü ele geçiren bir insanın yapacağı şey budur. Trump, sanki babasının çiftliğini yönetiyor.
https://www.youtube.com/watch?v=z82mzU7WU5Y
Niyeyse muhafazakar kesimden insanlar, hep bu tarz haberlerin içinde yer alıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=dBn3ks6Oda8
Çok fena.
https://www.youtube.com/watch?v=1O07yWgBCTI
https://www.youtube.com/watch?v=DELynvnUlqY
https://www.youtube.com/watch?v=mzGHFQCUQsQ
https://www.youtube.com/watch?v=RnNkLxtXXcU
https://www.youtube.com/watch?v=gjqBBl_Zid8
https://www.youtube.com/shorts/fYYh-cbZxDE
Bay Bruce Wayne18
10-07-2026, 20:53
https://www.youtube.com/watch?v=cnBBRRL4ojU