Orijinalini görmek için tıklayınız : Kanser araştırmasını ifşa eden akademisyen yargılanıyor.
Şüpheci Dinsiz
30-05-2019, 23:58
gazeteduvar.com.tr (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/05/30/bulent-sikin-beraat-talebi-reddedildi/)
Bülent Şık'ın beraat talebi reddedildi
Kanser araştırmasının sonuçlarını açıkladığı için yargılanan Bülent Şık'ın beraat talebi reddedildi.
https://cdn.media.gazeteduvar.com/2019/05/bulentsik1.jpg
DUVAR – Kanser araştırmasının sonuçlarını kamuoyuna duyurduğu için yargılanan Bülent Şık'ın yargılandığı davaya devam edildi. Şık, Sağlık Bakanlığı'na araştırmanın sonuçlarının ne yapıldığının sorulmasını ve beraat talebi reddedildi. Bir sonraki duruşma 26 Eylül'de görülecek.
Medyascope'tan Canan Coşkun'un haberine göre, İstanbul 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen ikinci duruşmaya, "gizli bilgileri temin etmek ve açıklamak" ile suçlanan Bülent Şık ve avukatları katıldı. Duruşmayı İstanbul, Ankara, Antalya, Kırklareli, Tekirdağ ve Kocaeli barolarından temsilciler, akademisyenler ve gazeteciler de izledi. Davayı takip eden izleyici sayısının çok olması nedeniyle duruşma İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin büyük salonunda yapıldı.
Duruşma öncesi dava dosyasına gelen bilirkişi raporunda, inceleme yapılan Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli'deki kirliliğe yönelik haberlerin daha önce de yayımlandığı ifade edildi.
Hakim Nursel Bedir, Sağlık Bakanlığı'nın çalışmayla ilgili sözleşmede gizlilik kararı bulunup bulunmadığı sorusuna verdiği yanıtı açıkladı. Yanıtta, söz konusu bilgilerin idarenin onayı olmadan açıklanamayacağı belirtildi.
Bülent Şık'ın avukatı Can Atalay da bilirkişi raporunun duruşmadaki beyanları, savunmaları desteklediğini söyledi. Suçun maddi unsurlarının oluşmadığını vurgulayan Atalay, "Anayasa'nın 5'inci, 17'nci maddesi ve devamı açık bir şekilde kamu sağlığının güvence altına alınması için kamuya ve yurttaşa sorumluluk yüklüyor" dedi.
Can Atalay, beraat kararı verilmesini istedi. Hakim Nursel Bedir, "Daha önceden de beraat talep etmiştiniz. Yine mi ediyorsunuz" diye sordu. Atalay da dosyada yeni gelişmeler olduğunu belirtti.
Şık: "Korumak tedavi etmekten iyidir"
Ardından söz alan Bülent Şık, konuşmasının ana fikrinin "Korumak tedavi etmekten iyidir" şeklinde özetlenebilecek bir ilkeye dayandığını söyledi. Şık'ın konuşmasından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
BAKANLIK SORULARA YANIT VERSEYDİ İHLALLERİ GÖRECEKTİK: Bakanlık sorduğunuz sorulara yanıt vermemiş aslında. Net bir cevap verseydi, değerlendirme yapma şansımız olacaktı. Yapacağımız değerlendirme ile sağlık hakkı, bilgi edinme hakkı, çocuk hakları, araştırma etiği başta olmak üzere konuya çeşitli açılardan bakmak mümkün olacaktı. Ve böylece insanların sağlıklı bir çevrede yaşamasını, sağlıklı beslenmesini, doğal hayatın korunmasını düzenleyen, güvence altına alan ulusal ve uluslararası çok sayıda kanunun, uluslararası sözleşmenin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen çeşitli kararların bakanlık tarafından nasıl ihlal edildiğini ya da görmezlikten gelindiğini gösterme şansımız olacaktı.
SONUÇLAR ÖZELLİKLE ÇOCUK SAĞLIĞI AÇISINDAN RİSKLER TAŞIYOR: Sayın yargıç, mahkemenizden çok önemli bulduğum bir konuyu bakanlığa sormanız talebinde bulunmak istiyorum. Mahkemenizin sadece tek bir soruyu bakanlığa yöneltmesinin bu yargılamanın adalet duygusuna uygunluğu ve selameti açısından çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Bakanlığa şu soruyu sormak gerekiyor: Araştırma çalışmasından elde edilen bilgiler insan sağlığı, özellikle de çocuk sağlığı açısından çeşitli riskler olduğunu gösteriyor. Bakanlık bu riskleri bertaraf etmek için ne gibi önlemler almış ya da ne gibi girişimlerde bulunmuştur?
BU SORULAR SORULMAZSA KONUŞTUKLARIMIZ MESELENİN ÖZÜNE TEMAS ETMEYECEK: Bakanlığın araştırmasından elde edilen sonuçlar çeşitli gıda ürünlerinde yasal mevzuata aykırı olarak çok yüksek miktarlarda pestisit yani zehirli kimyasal madde kalıntısı bulunduğunu gösteriyordu. Örneğin bakanlık bu konuda önlem alınması için ne yaptı? Sağlık Bakanlığı bu araştırma çalışmasını niye yaptı? Araştırmada neler tespit edildi? Elde edilen bilgiler bize ne söylüyor? Meselenin odak noktası bu sorularda yatıyor ve yargılama sürecinin bu soruların da dikkate alınmasını sağlamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmak ciddi bir kamusal fayda da doğuracaktır. Bu sorular sorulmadığı sürece konuştuğumuz her şey meselenin özüne, odak noktasına temas etmekten uzak olacaktır. Mesele benim yargılama sürecim üzerinden tartışılacaktır.
‘DEVLETİN YAPAMADIĞINI BÜLENT ŞIK YAPTI'
Bülent Şık'ın ardından duruşmaya gelen çeşitli il baro başkanları söz aldı. Tekirdağ Barosu Başkanı Sedat Tekneci, "Bülent Şık'ın çalışma yaptığı bölgede yaşıyorum. Bülent Bey'in raporu olmasa bunu öğrenemeyecektik. Kendisine teşekkür ediyorum. Devletin yapmadığını o yapmıştır" dedi.
Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir de, hakim Nursel Bedir'e "Önünüzdeki su zehirli olsa içer miydiniz" diye sordu ve "Yaşam hakkı yasalarla güvence altındadır. Buna yönelik her müdahale suçtur. Benim her gün ölerek yaşamıma devam mı etmem gerekiyor? Yargılama sürecinin bir an evvel son bulması gerek ki insanların adalete olan inancı incinmesin" diye konuştu.
Kırklareli Baro Başkanı Turgay Hınız ise "Bu açıklamadan önce bizim köyümüze gelip bir çay içseydiniz size çayın siyanürlü olduğunu söylerlerdi" dedi.
TALEPLER REDDEDİLDİ
Konuşmaların tamamlanmasından sonra ara kararı açıklayan hakim Nursel Bedir, beraat talebinin reddettiğini söyledi. Bülent Şık'ın raporun sonucunun ne yapıldığına ilişkin bakanlığa soru sorulması talebini de esasa katkı sağlamayacağı gerekçesiyle reddeden Bedir, esasa ilişkin savunmanın hazırlanması için Şık ve avukatlarına süre verdi. Bir sonraki duruşma 26 Eylül'de yapılacak.
NE OLMUŞTU?
Akademisyen Bülent Şık, 2011-2016 yılları arasında ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen, "Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli illerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi"nde çalıştı.
Araştırmanın sonuçları üzerinden zaman geçmesine rağmen kamuoyuyla paylaşılmadı. Bunun üzerine Şık, araştırma bulgularını Cumhuriyet gazetesinde yazı dizisi olarak yayınladı. Sağlık Bakanlığı'nın suç duyurusunun ardından Şık hakkında dava açıldı.
Şüpheci Dinsiz
31-05-2019, 00:18
Belki hatırlarsınız, yetimhanede ve çocuk ıslah evinde çocuklara tecavüz edildiğini haber yapan gazeteci hapse atılmıştı.
Hayvan ilaçları satan bir müşterinin anlattığı korkunç bir tehlikeyi size aktarayım.
Büyükbaş hayvanlara hasta olmamaları için belirli aralıklarla (yanlış hatırlamıyorsam 6 ayda bir) yüklü miktarda antibiyotik verilirmiş. Örneğin yetişkin bir insana en fazla 1000 mg dozda antibiyotik verilebilirken, büyükbaş hayvanın ağırlığına bağlı olarak 10.000 mg verilebiliyormuş. Antibiyotik verilen hayvanın 15 gün süreyle sütü sağılıp dökülmesi gerekirmiş. Çünkü eğer bu süt satılırsa, çocuğa içirilirse çocuk çok çok yüksek miktarda antibiyotik almış oluyor, çocuğun vücudu antibiyotiğe karşı direnç geliştiriyor, ilerde hasta olursa verilen antibiyotik tedavisine cevap vermiyor, en basit enfeksiyon hastalığından bile ölebiliyormuş. Bunu önlemek için çok sıkı denetlenmesi gerekirmiş. Önlenmediğinde, hayvan sahibi kişilerin insiyatifine bırakıldığında koca bir nesli tehdit eder hale geliyor anlayacağınız.
Tarımda da durum bundan farklı değil. GDO'lu tohumlar, ne idüğü belirsiz mısır şekerleri, ne idüğü belirsiz gübreler, İç Anadolu'nun yüksek arsenikli suyunun sulamada kullanılması ve alabildiğine denetimsizlik tüm ülke insanlarını tehdit ediyor.
Bu yalnızca bilgisizlik diyerek geçiştirilemez. Hayvancılıkta da tarımda da büyük ihanetler sözkonusu. Yerli tohumun yasaklanması, tarım piyasasının yabancı tohum-gübre kartellerinin insafına bırakılması, şeker pancarı ekimine sınırlama getirilmesi, şeker fabrikalarının satılması aynı ihanet planının parçası.
Çevre başlığında Türkiye'nin yabancı ülkelerin çöplerini satın aldığına dair haber paylaşmıştım. Adamların gözü dönmüş, soygun yapmak için gelecek nesilleri bile zehirlemekten çekinmiyorlar.
Sanayinin denetimsizliği ve bunun sonucunda yeraltı-yerüstü suları ve çevre zehirlemesi de bir başka ihanet konusu.
Bunu ve bunun gibi ihanetleri ifşa eden insanları hapse atıyorlar. Gerekçeleri de "devlet sırrını ifşa etmek". Devleti yönetenlerin kişisel çıkarları ve/veya cehaleti ve/veya umursamazlığı sonucu oluşan çevre zehirlenmesi sebebiyle vatandaşların öldüğünü ifşa etmek suç yani.
Olaylara bu gözle bakmak lazım.
Şüpheci Dinsiz
31-05-2019, 01:00
cumhuriyet.com.tr (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cevre/1412923/Dicle_nin_de_aralarinda_oldugu_yuzlerce_nehirde_an tibiyotik_kirliligi__tehlike_sinirinin_uzerinde_.h tml)
Dicle'nin de aralarında olduğu yüzlerce nehirde antibiyotik kirliliği 'tehlike sınırının üzerinde'
İngiltere'den araştırmacılar, Türkiye'den doğan Dicle Nehri'nin de aralarında olduğu dünyadaki yüzlerce büyük nehirde antibiyotik kirliliğinin 'tehlike sınırının üzerinde' olduğunu ortaya koydu. Peki antibiyotikler nasıl nehirlere ve göllere akıyor? İnsan sağlığı için neden büyük bir riske yol açıyor?
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2019/5/27/1412923_resource/1412923_cover.jpeg
Dicle Nehri
Bilim insanları, Dicle nehrinin de aralarında olduğu dünyadaki yüzlerce nehrin "tehlikeli seviyede antibiyotikle dolup taştığını" ortaya koydu.
İngiltere'den araştırmacılar, 72 ülkede inceledikleri 711 nehir havzasının üçte 2'sinde antibiyotiğe rastladı.
Antibiyotik kirliliği, insan bedenindeki bakterilerin yaşamsal ilaçlara karşı bağışıklık geliştirmelerine neden oluyor.
Birleşmiş Milletler (BM), antibiyotiğe dirençli bakterilerin 2050 yılına kadar 10 milyona yakın insanın ölümüne neden olabileceğini söylüyor.
https://c.files.bbci.co.uk/66DC/production/_107123362_gettyimages-1141475292.jpg
Getty ImagesBangladeş'teki bazı nehirlerde antibiyotik kirliliği oranı tehlikeli sayılan seviyenin 300 katı.
İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesinin aktardığı York Üniversitesi'nden bir grup çevre bilimci ve mikrobiyoloji uzmanının yaptığı araştırma, su havzalarındaki antibiyotik kirliliğine ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı küresel çalışma.
Araştırma ekibi, 6 kıtada 72 ülkedeki toplam 711 nehrin sularında en çok kullanılan 14 antibiyotik ilacın oranlarını test etti.
Araştırma sonuçları ne söylüyor?
Nehirlerin yüzde 65'inde antibiyotik saptandı.
111'inde antibiyotik yoğunluğu, güvenli sayılan sınırların üzerinde çıktı.
Türkiye'den doğarak kollarıyla Irak topraklarından Fırat Nehri ile birleşerek Basra Körfezi'ne uzanan Dicle Nehri ve İngiltere'nin başkenti Londra'daki Thames Nehri dahil pek çok nehirde antibiyotik kirliliği tehlikeli seviyelerde.
Bazı düşük gelirli ülkelerde, antibiyotik yoğunluğu, güvenli seviyelerin 300 katından fazla.
Afrika ve Asya, nehirleri bu açıdan en kirli bölgeler.
Çevremizdeki antibiyotikler nereden geliyor?
Peki bu antibiyotik ilaçlar nehirlere, göllere ve kanallara nasıl ulaşıyor?
Antibiyotik ilaçlar kullanıldığında ilacın içindeki aktif maddelerin yüzde 30 ila yüzde 90'ı idrar ve dışkı yoluyla vücuttan atılıyor.
Şehirlerdeki su dağıtım şebekeleri ve arıtma tesislerinin önemli bir bölümünde bu aktif maddelerin izine rastlanıyor.
Kanalizasyon atıklarının doğal su kaynaklarına karışmasıyla, antibiyotik kirliliği nehirlere ve su havzalarına da ulaşmış oluyor.
https://c.files.bbci.co.uk/B4FC/production/_107123364_gettyimages-513084906.jpg
Ancak insanlar antibiyotik kirliliğinin tek kaynağı değil.
Dünyada üretilen antibiyotiklerin üçte ikisi hayvanlarda kullanılıyor. Hayvanların toprağa ve sulu çamura saldıkları ilaçlar daha sonra nehirlere, göllere ve yeraltı sularına karışıyor.
Özellikle düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerdeki balık çiftliklerinin antibiyotik atık ürettiği dile getiriliyor.
İlaç üretim fabrikalarının ürettiği atıklar da, su kanallarının kirlenmesinin en önemli sebeplerinden.
Araştırmaya göre, idrar yolu enfeksiyonlarında kullanılan Trimetoprim, dünyadaki nehirlerde en yaygın görülen antibiyotik çeşidi. Suları test edilen 711 nehrin 307'sinde bu ilaca rastlandı.
Deri ve ağız enfeksiyonlarında kullanılan Metronidazol ve bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılan Ciproflaxacin (Siprofloksasin) maddesi, tehlike sınırını aştığı en sık görülen antibiyotik çeşitleri.
Metronidazol oranı, Bangladeş'te güvenli sayılan antibiyotik kirliliği seviyesinden 300 kat daha fazla.
Avrupa'nın en kirli nehri: Tuna
https://c.files.bbci.co.uk/18BC/production/_107123360_gettyimages-1141633416-1.jpg
Thames nehri Avrupa'nın en temiz nehirlerinden sayılsa da, antibiyotik atıklar insan yaşamı için tehlikeli boyutlarda.
Avusturya'daki Tuna nehri havzasından alınan örneklerde 7 farklı antibiyotik türüne rastlandı. Solunum yolu hastalıklarında kullanılan Klaritromisin, güvenli sayılan sınırın yaklaşık dört katı.
Tuna, Avrupa'daki en büyük ikinci nehir ve antibiyotik atıklar açısından kıtanın en kirli nehri.
Avrupa'da test edilen nehirlerin yüzde 8'i de güvenlik sınırını aşmış durumda.
Kıtanın en temiz nehirlerinden sayılan Londra'daki Thames nehrinin de önemli bir kısmında kirlilik yüksek.
Şüpheci Dinsiz
31-05-2019, 01:05
evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/380442/siktan-saglik-bakanligina-soru-riskleri-bertaraf-etmek-icin-onlem-aldiniz-mi)
Şık'tan Sağlık Bakanlığına soru: Riskleri bertaraf etmek için önlem aldınız mı?
Sağlık Bakanlığı'nın gizlediği kanser raporunu açıkladığı için yargılanan Dr. Bülent Şık, "Bakanlık riskleri bertaraf etmek için ne gibi önlemler aldı" sorusunu yöneltti.
Şık'tan Sağlık Bakanlığına soru: Riskleri bertaraf etmek için önlem aldınız mı?
https://www.evrensel.net/images/840/upload/dosya/139034.jpg
Fotoğraf: Evrensel
Sağlık Bakanlığı'nın halktan gizlediği kanser raporunu bir yazı dizisiyle halka duyurduğu gerekçesiyle 12 yıla kadar hapsi istenen bilim insanı Bülent Şık hakkındaki açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Sağlık Bakanlığına söz konusu araştırma hakkında çıkan sonuçlarla ilgili hangi önlemlerin alındığı sorulması yönündeki talebin dosyanın esasına bir katkı sağlayamacağı gerekçesiyle reddedildi. Duruşma, avukatların esasa ilişkin savunma yapmaları için 29 Eylül'e ertelendi.
Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'nde görülen davayı, İstanbul, Ankara, Antalya, Kırklareli, Tekirdağ ve Kocaeli barolarından temsilciler, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay, barış akademisyenleri, yaşam savunucuları ve çok sayıda yurttaş katıldı.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek duruşma salonun küçük olması nedeniyle 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada Bülent Şık ve avukatları hazır bulundu.
"DERHAL BERAAT KARARI VERİLMELİDİR"
Şık'ın avukatlarından Can Atalay söz alarak beyanda bulundu. Atalay, dosyaya gelen bilirkişi raporu ve Sağlık Bakanlığı'nın raporunun savunmalarını doğrular nitelikte olduğunu vurguladı. Bilirkişi raporunun, söz konusu bilgilerin sanık tarafından yayılmadığını, sanıktan önce kamuoyunca bilindiğini doğruladığını aktaran Atalay, niteliği bakımından gizli kalması gereken belgelerin Bülent Şık tarafından açıklanmadığını ve suçun maddi unsurlarının oluşmadığını belirtti. Atalay, "Yargılamayı daha fazla uzatmanın manası yok. Mahkeme bu durumda derhal beraat kararı vermelidir" dedi. Hâkimin daha önce de derhal beraat talebi olduğunu ve reddedildiğini hatırlatması üzerine Atalay, bu seferki talebin farklı olduğunu, bilirkişi raporunun aynı konuyla ilgili basın yayın organlarında daha önce defalarca haber yapıldığını gösterdiğini belirtti.
Atalay'ın ardından savunmasını yapan Bülent Şık "Dosyaya gelen bilirkişi raporundan sonra bu yazının konusuz kaldığını tekrar vurgulamak isterim. Mahkemenizin talebi sonucu hazırlanan raporda, benim yazılarımdan önce de benzer haberlerin yayınlandığı tespit edilmiş durumdadır. Buna göre artık gizli kalması gereken bilgilerden söz etme olanağı yoktur, kamuoyu bunları zaten genel itibarıyla bilmektedir" dedi.
ŞIK, BAKANLIĞA SORU SORULMASINI İSTEDİ
Şık, "Bakanlığa şu soruyu sormak gerekiyor. ‘Araştırma çalışmasından elde edilen bilgiler insan sağlığı, özellikle de çocuk sağlığı açısından çeşitli riskler olduğunu gösteriyor. Bakanlık bu riskleri bertaraf etmek için ne gibi önlemler almış ya da ne gibi girişimlerde bulunmuştur?' Riskler derken belirsiz değil aksine sağlık üzerindeki zararlı etkilerini bildiğimiz durumlardan söz ediyorum. Örneğin gıda ürünlerinde ya da sularda bazı kanserojen kimyasalların kalıntısının bulunması zaman içinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir; bunu biliyoruz. Araştırma biteli üç yıldan fazla bir zaman geçti. Dolayısıyla ‘önlem almak için ne yaptınız' sorusunu bakanlığa sormak çok kritiktir. Ve mahkemenizden sadece bu sorunun bakanlığa sorulmasını talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
"Halk sağlığı açısından bu kadar önem taşıyan bir konuda sadece benim yaptığım açıklamaların suç sayılması üzerinden bir yargılama yapılmasını yadırgıyorum" diyen Şık, "Bu yargılama süreci sonunda belki ceza alacağım, belki beraat edeceğim; bilemiyorum. Elbette beraat etmek isterim. Ama meselenin en önemli odak noktasını gözden kaçırmamalı, dile getirmekten, tartışılmasını sağlamaktan vazgeçmemeliyiz. Dar uzmanlık alanlarına giren, karmaşık konulara yaslanan bilimsel çalışmaları kamusal alana taşımayı, uzmanlık alanlarına hapsolmuş tartışmaları kamusal kılmayı, toplumun çıkarlarını önceleyen bir bakışla kamu kurumlarının topluma karşı sorumluluklarını hatırlatmaktan vazgeçmemeyi bir akademisyenin en önemli sorumluluğu olarak görüyorum. Bu çerçeveden bakıldığında bazen bitmemiş bir çalışmanın sonuçları bile halka açıklanabilir" diye konuştu.
"DEVLETİN YAPMADIĞINI ŞIK YAPMIŞTIR"
Şık'ın ardından Tekirdağ Barosu Başkanı Sedat Tekneci söz alarak, "Bülent Şık'ın çalışma yaptığı bölgede yaşıyorum. Bülent Bey'in raporu olmasa biz bunu öğrenemeyecektik. Devletin yapmadığını Şık yapmıştır" diye konuştu. Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir de, "Yaşam hakkı yasalarla güvence altındadır. Buna yönelik her müdahale suçtur. Benim her gün ölerek yaşamıma devam mı etmem gerekiyor? Yargılama sürecinin bir an evvel son bulması gerek ki insanların adalete olan inancı incinmesin" dedi.
29 EYLÜL'E ERTELENDİ
Verilen aranın ardından hakim, Sağlık Bakanlığına söz konusu araştırma hakkında çıkan sonuçlarla ilgili hangi önlemlerin alındığı sorulması yönündeki talebin dosyanın esasına bir katkı sağlayamacağı gerekçesiyle reddederek, avukatların esasa ilişkin savunma sunmaları için mahkemeyi 29 Eylül saat 14.00'a erteledi.
"BU MESELE HEPİMİZİ İLGİLENDİRİYOR"
Duruşma sonrası Bülent Şık, İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Şık, "Bugün duruşmada dile getirdiğim gibi; Bu çalışmadan elde edilen bilgiler hem yaygın kirlenmenin tespitini hem de bu sorunu nasıl çözüleceğini işaret etmesine rağmen hiçbir şey yapmamayı tercih ediyorlar. Bu mesele hepimizi ilgilendiriyor. Sadece o kentlerde yaşayan insanları değil. Bu çalışmanın yapıldığı 5 kentte üretilen gıda maddeleri Türkiye'nin her tarafına gidiyor. Marmara Denizi'nden çıkan balıkları herkes yiyor. Bu bir tür memleket meselesi" diye konuştu. "Burada görev sadece Sağlık Bakanlığında değil" diyen Şık, "Gerek Tarım Bakanlığı gerek Çevre Bakanlığı yerel yönetimler ve farklı kamu kurumları bunu önlemek için mutlaka devreye girmek zorunda.Böyle bir devreye girmenin olabilmesi için de bakanlığın elindeki verilerin yayınlanması gerekiyor. Ama mahkeme hala belgenin açıklanması yasak ya da gizli olması iddiası üzerinde sürüyor" dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
https://www.evrensel.net/images/600/upload/dosya/139040.jpg
Fotoğraf: Evrensel
ŞIK'IN AÇIKLADIĞI RAPORDA NELER YER ALDI?
Dr. Bülent Şık, Kocaeli, Ergene Çayı havzasında yer alan Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ile Antalya'da yapılan, Sağlık Bakanlığı'nca sonuçları kamuoyuna açıklanmayan araştırmayı halka duyurmuştu.
Sağlık Bakanlığı, 2011-2015 yılları arasında bölgede bir araştırma yapma kararı aldı ve araştırma kapsamında Şık'ın da aralarında olduğu bilim insanları tarafından binlerce gıda, su örnekleri tarandı, atıkların insan sağlığına zararları araştırıldı.
Araştırma, 8 milyon insanın yaşadığı bölgedeki çevre kirliliğinin gıdalarda ve suda kanserojen etkiler yarattığını ortaya koyuyor.
AĞIR METALLER VE TOKSİK BİLEŞİKLERİ
Araştırmanın sonuçları bölgede insan sağlığına zarar verecek ölçüde çevre kirliliği olduğunu gösteriyor. Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında pestisitler, ağır metaller, poliaromatik hidrokarbonlar vb. gibi toksik bileşiklerin yüksek düzeyde kalıntıları tespit edildi. Bazı yerleşim bölgelerindeki suların kurşun, alüminyum, krom ve arsenik kirliliği nedeniyle içilemez durumda olduğu belirlendi.
ERGENE HAVZASINDA HER BEŞ ÖLÜMDEN BİRİ KANSERDEN
Bülent Şık'ın araştırma sonuçlarında yer verdiği bilgilere göre, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne'de her beş ölümden biri, Kocale Dilovası'nda her üç ölümden biri, Antalya'da ise her on ölümden biri kanserden kaynaklanıyor.
İHRAÇ EDİLDİ, HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI
Şık, barış bildirisine imza attığı gerekçesiyle Ocak 2016'da görev aldığı bütün projelerden çıkartıldı. Aynı yılın sonunda üniversiteden ihraç edilmişdi. Çalışmalarını sürdüren Şık, Cumhuriyet gazetesinde yer alan 4 günlük bir yazısı dizisi ile raporu kamuoyuna duyurdu.
Yazı dizisinin ardından Sağlık Bakanlığı'nın suç duyurusu üzerine Şık hakkında soruşturma başlatıldı. İstanbul Başsavcılığı Şık hakkında iddianame düzenledi. Şık hakkında "Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, göreve ilişkin sırrın açıklanması" gerekçesiyle 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Şık hakkındaki davanın görülmesine 7 Şubat'ta başlandı. (istanbul/ EVRENSEL)
Şüpheci Dinsiz
31-05-2019, 01:10
evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/380337/tmmob-ikk-bulent-sik-degil-sorumlular-yargilansin)
TMMOB İKK: Bülent Şık değil sorumlular yargılansın!
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, kanser raporunu kamuoyu ile paylaştığı için hakkında dava açılan Dr. Bülent Şık'ın yarın görülecek davasına çağrı yaptı.
--/--
evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/369949/bulent-sika-kanser-raporunu-acikladigi-gerekcesiyle-hapis-istemi)
Bülent Şık'a kanser raporunu açıkladığı gerekçesiyle hapis istemi
Sağlık Bakanlığı'nın kamuoyundan gizlediği kanser raporunu yayınladığı gerekçesiyle Bülent Şık hakkında 12 yıla kadar hapis isteniyor.
--/--
evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/370398/saglik-bakanina-bulent-sik-sorusu-saklanan-baska-arastirma-var-mi)
Sağlık Bakanı'na Bülent Şık sorusu: Saklanan başka araştırma var mı?
HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, akademisyen Bülent Şık hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davayı Sağlık Bakanı'na sordu.
--/--
evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/372839/kanser-raporunu-acikladigi-icin-yargilanan-bulent-sika-destek)
Kanser raporunu açıkladığı için yargılanan Bülent Şık'a destek
TMMOB, Sağlık Bakanlığının kamuoyuna duyurmadığı kanser raporunu açıkladığı için yargılanan Bülent Şık'a destek verdi.
ForumKirpisi
31-05-2019, 01:23
Dalından, yağmurlarla sulanmış killi toprakta, gdolu aşı kökü içermeyen yaz rüzgarıyla sallanmış ve dibine düşmüş o ultra kokulu üstü yamuk yumuk ama bal gibi tatlı ve ıhlamurla kurutulan armutlardan yiyebilen son nesilim galiba.
O armutları yemeyen kişiler bugün armutun ne olduğunu bilmiyorlar.
Aynı Adana'da dalından portakal yemeyenlerin portakal yediğini zannetmesi gibi bişey bu.
O armutlar artık yok, portakallar da zaten endüstriyel oldu.
Türkiye'de aldığımız hemen hemen her endüstriyel gıda ürünü GDOludur.
Süt vesaire tabiki. GDO'suz diye bir şey yok.
Tavuklar GDOludur.
Elmalar daha kırmızı versin diye üstüne aşı yaptıkları anaçlar gdoludur.
Ölmeden GDOsuz tarımı dedem yapardı. Ürünün 1/3 - 1/4'ü giderdi. Ki normali budur.
Tohumlar ambarda saklanır. Fare tuzakları kurulur. 100 yılı geçkindir aynı döngüden gelen tohumlar vardı.
25 yıllık tohumlar var.
Şimdi markette bi çok kişi ürünlerin şekline şemaline bakıyor.
Çiftçide şekli şemali sağlam tutmak için her şeyi yapar.
Hayvanlara C vitamini olarak askorbik asit veriliyor. Ne yazık ki ziraat fakültelerinde ve başka akademik şeylerde askorbik asidin
c vitamini olarak yazıldığını gördüm.
Vitaminler aslında bir komplekstir.
Bir bütün yeşil biber yerseniz C vitamini alırsınız. Eğer kuşburnu ekstresini kapsül olarak içerseniz C vitamini alırsınız.
Askorbik asitin tek başına hiç bi manası yok. Üstüne üstlük DNAnızda mutasyon yapar kanser olursunuz.
Gıdalara eklenen E330 sitrik asitin de olağanüstü miktarlarda kanser yaptığı tespit edilmişti.
Kalsiyum + C vitamini veya N-Asetilsistein kapsüllerinin içinde C vitamini etki yapmaz.
Endüstriyel tarımla iyi tarım yapılması mümkün değil. Maalesef toplumda kilo, şeker gibi şeylerinde kaynağı besinlerin besleyici
değerinin olmaması. Besine daha çok saldırıyoruz.
Bir diğer konu tarım zararlıları,
Tarım zararlılarıyla mücadele GDO ilaçlarıyla yapılıyor.
Balkonda yetiştirdiğin sebzenin yanına marketten aldığın biberi, domatesi, limonu veya patatesi
koyarsan kendi yetiştirdiğin sebzenin saksıda nasıl hastalandığını izleyebilirsin.
Hayvanları antibiyotiklemek de güzelmiş :D her sene daha güçlü mikrop