PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 15 Temmuz'un aslı nedir?


Barlas
15-07-2019, 09:11
15 Temmuz'un aslı nedir?

Aradan üç yıl geçmesine rağmen ne olduğunu ben anlayabilmiş değilim.

15 Temmuz neydi? Darbe miydi, naylon darbe miydi?
Kim tezgahladı/uyguladı?
Sonuçları ne oldu, kime ne fayda sağladı?

Aydınlatırsanız sevinirim.

ForumKirpisi
15-07-2019, 15:09
fetullahçılar hazırlık yapmış işte sonra belki fethullahçı olmayanları da toplayıp darbe girişimi yapmış.

1 yıl önceden yabancı dergilerden, bir ay önceden başlayarak twitterdan sinyal vermişler.

sonra askeriye içindeki tayyipçiler ve fethullahçılara kıl olanlar katılmıyor. tayyibin aldığı istihbarat doğrultusunda
bakanlarla kaçıp saklanmışlar, hiç biri bulunamayınca da olay istendiği ölçüye yakalanamamış.

sonra tayyibin paralı askerleri siyasal islamcı diğer tarikatlerin polisleri devreye girip askeri öldürüyor. askerleri tutukluyor.

bu arada gariban askeri okul öğrencilerini doğrayan hizbullahçı ve el kaideci işidçi tipler var o tiplerden bazıları 15. temmuz şehidi oldu.

1) tayyibin darbeden önceden kesinlikle haberi var, çünkü cemaatte çift oynayanlar var
2) darbe öncesi hazırlık yapılmış ama mağdur olmak için sıradan vatandaşa ve kamuya bilgi verilmemiş

-tayyibin olduğu adres yanlış verilmiş. tayyip muhtemelen o verilen adrese hiç gitmemiş. orada olanlar da çatışmaya hazırmış toplamaya gelenlerle. tayyibi toplamaya gelen askerlerin tiplerine bakarsanız bir kısım tetikçi fethullahçı tiplere çok yakın.

meclisin bombalanması vs düzmece olabilir.

hatta 15 temmuz şehidi denenlere ateş açanlar emri tayyipten almış olabilir onlar zaten hizbu falan işte.

bilgivehis
15-07-2019, 19:30
Bu konuda farklı görüşler var ama ben iddia ediyorum, ABD-FETO-TAYYİP bu darbe oyununu birlikte yaptılar.
Çünkü bu üçlü zaten birlikteler, bunun üzerine darbe, darbe sonrası uygulamalar ve darbeyi soruşturan hakimlerin engellenmesi BOP planına tamamen uyuyor.

ForumKirpisi
15-07-2019, 19:41
bakkala yol soran askerler olayı daha komik.

upuaut
16-07-2019, 01:31
O da ne ki! Ben sana daha ilginç bir haber vereyim.

Hemen tarih bilgilerimizi sorgulayalım: Aşağıdaki kapakta geçen 1919 tarihinde ne oldu acaba?

https://gazetemanset.blob.core.windows.net/resim/egazete/2019/07/14/dirilispostasi/af9cbfc3-5445-4ac7-a42d-800cfb67a1ee.jpg

Onlara göre 1919'da ihanet edilmiş. Peki, biz de o zaman şu tarihlerde kimlerin bize ihanet ettiklerini soralım onlara: 29 Ekim 1914, 30 Ekim 1918, 10 Ağustos 1920.

Kolay kolay film beğenmem ama sırf tarihimizi anlatıkları için şu film beni düşündürür:

https://www.youtube.com/watch?v=phDAuIp6kgA

Yandım Ali ya da Tahtacızade oğlu Ali, Yavuz zırhlısında ne yapıyordu acaba? Peki Son Osmanlı kimdi?

El cevap: İstanbul'un işgal altındaki karanlık yıllarında, 7 düvel üzerimize çullandığı anda 2 farklı insanın yollarının kesişmesiyle bir kurtuluş ümidi doğar. Biri, İstanbul Boğazı'na demirlemiş düşman ordularını görünce "Geldikleri gibi giderler" diyen büyük komutan Mustafa Kemal Paşa, diğeri ise, evli sevgilisini kaçırıp Viyana'ya gitme planları yapan, donanmadan yeni terhis olmuş Yandım Ali'dir. Bu 2 farklı insanın yolları bir gün kesiştiğinde, Yandım Ali için hayat, planladığından çok daha farklı bir yönde akmaya başlayacaktır. Artık memleketin kurtuluşundan ümidini kesmiş bir külhanbeyi değil, kurtuluş için mücadele eden bir savaşçı olmuştur. Bu nedenle, filmde oynayanların hepsi Son Osmanlı'yı temsil ederler.

Eee, bunlar Son Osmanlı ise yukarıdaki paçavraya 1919 yazanlar kim o zaman? İnsan utanır be! Bilmiyorsan sorar öğrenirsin. Ama bunlardaki hesap başka. FETÖ'yü büyütüp besleyen ve başımıza bela edenler, bunlar ve bunlar gibilerdir.

Devam edelim. İkinci sırada 1909 yazıyor. Peki bu tarihte ne olmuştu? 31 Mart 1909'da Mahmut Şevket Paşa komutanlığında İstanbul'daki gerici isyan bastırıldı.

15 Temmuz'un aslını mı merak etmiştin? Şu görüntüyü televizyonda canlı canlı görünce şok olmuştum. Aşağıdaki videoyu tam 33:00'te durdurun, ne görüyorsunuz?

https://www.youtube.com/watch?v=tl0IZJ2vYbk

Herhalde aklımızla dalga geçiyorlar. Ama yemeyiz!!!

upuaut
16-07-2019, 01:46
Amcam, "Atatürk ve silah arkadaşlarına neden dua edilmiyor!" dedi ama Vali "dua edilir" dedi, aracına binip gitti...

Bkz. Şehit yakınından "Atatürk" isyanı (https://odatv.com/sehit-yakinindan-ataturk-isyani-15071933.html).

Amcacım, sen onları tanımadığın için o soruyu soruyorsun. Onların en son vukuatı bir önceki mesajımda geçer. Yani adamlar, 1919'da bize ihanet ettiler diyor, sen ne diyorsun?

Hitler, halka karşı konuşmalarında ve "Kavgam" kitabında da derdi ki: "Onların tanıyın!"

Onlar dediği Yahudiler ve onlarla beraber hareket edenler idi. Yani Hitler'e göre karşı tarafı tanımadan yapılan her iş boşa gider ve bu yüzden "Onların tanıyın!" diyordu.

Aha, bana inanmıyorsan şuraya bak!

Hep ihanet ettiler (https://www.dirilispostasi.com/pazar-temasi/hurriyet-namus-ve-istikbalin-zaferi-15-temmuz-5d2a310ec0d1c54adc6e94f9): 1876, 1909, 1915, 1919, 1946, 1951, 1960, 1963, 1979, 1980, 2003, 2007, 2013, 2015, 2016.

Peki, 1919'da kim bize ihanet etti?

El cevap: Atatürk ve kurmayları, İstanbul hariç tüm Türkiye.

upuaut
16-07-2019, 02:18
Diriliş postasının 14 Temmuz 2019'da "Hep ihanet ettiler" tam manşetinde 1919'un neden verildiğini NYT'nin sıcağı sıcağına verdiği şu haberlerden görülebilir:

https://www.independentturkish.com/sites/default/files/2.png

1 Ağustos 1919 tarihli bir haber ise Anadolu'da Kemal Paşa'nın başında olduğu bir kalkışma hareketinin, Müttefik Devletlere karşı saldırı olasılığını konu alıyor. Bu kısa haberde Paris'e ulaşan dedikodular arasında, İran'ın, Müslümanların Hristiyanlarla yer değiştirmesine karşın Türklere verdiği desteğe yer veriliyor. Konstantinopolis'deki siyasi karışıklık sonucu tüm yurdun bir kaos ortamına sürükleneceği de haberin belirttiği endişeler arasında.

https://www.independentturkish.com/sites/default/files/9.png

15 Mart 1920 tarihli bu haber ise Milliyetçi Parti olarak adlandırılan Jön Türkler ve "Çanakkale'nin meşhur koruyucusu" olarak isimlendirilen Kemal Paşa ile ilgili. Partinin amaçları arasında Osmanlı topraklarının yeniden alınması, Müslüman olmayan nüfusun itlaf edilmesi ve Bolşeviklerle işbirliğine ilave olarak Afgan, Tatar ve İranlılardan müteşekkil bir pan-Müslüman birliğinin kurulmak istendiği de var. Sultan'a bağlı hareket eden Damat Ferit Paşa'nın Mustafa Kemal'in Anadolu'da örgütlenen kalkışmasını durdurmaya çalıştığı ancak başarılı olamadığı da not edilmiş. Haber, Mustafa Kemal'e açıkça "despot" demekte ve Anadolu'nun her yanında gerçekleştiği söylenen katliamlar ve cinayetlerden bahsetmekte.

Mustafa Kemal, ülkeye asıl ihanet edenin Damat Ferit Paşa olduğunu söyler:

https://www.independentturkish.com/sites/default/files/13.png

Savaşın birinci yılına ait son haber 13 Mayıs 1920'ye ait. "Türk İsyancılar Çanakkale Boğazı'na İlerliyor" başlıklı haberde Milliyetçi güçlerin Sultan'ın askerlerini İzmit'te geri püskürttüğü ve Çanakkale Boğazı'na doğru harekete geçtikleri yazmakta. Bursa ve Adapazarı'nda Mustafa Kemal'in ordusuna katılmak isteyen her mahkumun serbest bırakıldığı belirtilen haberde aynı zamanda, Sultan'ın ordusundan birçok kişinin Mustafa Kemal'e katılması sonucu, Sultan'ın ordusunun çökme ihtimalinin ciddiyet kazanmasından da bahsetmekte. Mustafa Kemal Paşa'nın Damat Ferit Paşa'ya gönderdiği bir mesajda ise ülkeye ihanet girişimi sonucunda kendisinin tanınmadığını ve dolayısı ile kendisiyle müzakere edilmeyeceğinin yazıldığı belirtilmekte.

Kaynak: New York Times arşivlerinde Kurtuluş Savaşı ve Atatürk - 1. Bölüm: Temmuz 1919 - Mayıs 1920 (https://www.independentturkish.com/node/19101/haber/new-york-times-ar%C5%9Fivlerinde-kurtulu%C5%9F-sava%C5%9F%C4%B1-ve-atat%C3%BCrk-1-b%C3%B6l%C3%BCm-temmuz-1919-may%C4%B1s).

kartopu
16-07-2019, 08:14
15 temmus 2016 le 1919 un ne alakası ne bağlantısı var.

Darbelerden hesap sorulacak sa osmanlı da şehzadeler arasında kanlı geçen zamanın hesabı sorulmalı eğer tarihi bu kadar uzun tuttuğunda daha aşağılara inebilirsin. Sırf konu Cumhuriyet tarihi ise o tarihte bir çok darbe ve Darbe girişimleri mevcut onların hesabı sorulur veya amaçlarının ne olduğu anlamaya çalışılır.

Kazanan kahraman kaybeden hain se bunu Osmanlı ya yay oğlunu öldüren padişah babasını öldüren padişah kardeşini öldüren şehzade Paşalar iktidar için kelle kesen entrikalı zamanları çok çok göreceklerdir.

Tarih istediğini al istediğini çıkar at gibi keyfi bir şey değildir.

Özüne gelip 15 temmus denilen oyun neden sahneye kondu kimi hain kimi kahraman yapmak istediler. Bu ülkede ilk defa başarısız girişimler olmuyor. Karamanların da kahramanlığının ne kadar olabileceği meçhuldür.

*Çünkü bu toplumun % 50 si bu darbe girişiminin bir oyun olduğunu inancında* .

Bir zamanlar 27 mayıs 1960 vardı hatta onun bayram (anayasa bayramı) ilan edildiği de biliniyordu. Şimdi de 15 temmus şimdilik tatil daha sonraları ne olur bilemeyiz.

Ahlaksız
16-07-2019, 20:42
Sevgili upuaut;bu kafanın Atatürk'ten rahatsız olduğunu zaten biliyoruz..Haliyle 1919'dan rahatsız olmaları gayet normal..

Bu 15 temmuz konusunda çok fazla kitap/makale yazıldı..Gerçekleri öğrenmek için biraz bu konuyu deşelemek lazım..Şu kitabı okumuştum,tavsiye ederim;
https://www.kitapzen.com/15-7-15-temmuz-sirlari.htm

Ne diyorum?
15 temmuz ne darbeydi,ne darbe girişimi..Türk toplumu açısından son derece kötü bir geceydi ve sonrasında yaşananlar da,aynı şekilde kötüydü..Bugün geldiğimiz nokta da malum..

upuaut
16-09-2019, 03:53
Eğer bu tartışmayı salt AB ile ilişkilerimiz için değerlendirirsek; 15 Temmuz Darbesi, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinde 12 Eylül Darbesi'ndeki gibi son derece olumsuz rol oynayacaktır ve oynamış olacaktır. Yani 12 Eylül Darbesi sonrası ne olmuşsa 15 Temmuz Darbesi sonrasında da bir benzerini yaşayacağız. Ama şimdiki daha fena olacak. Çünkü AB ve üye ülkeleri, en başta 15 Temmuz Darbesi'ni bir türlü inandırıcı bulamadılar.

Neden?

AB'de hiç kimse Türkiye'de, bırakın Türkiye'yi herhangi bir ülkede Devlet desteği olmadan bir darbe olabileceğini kimse inanmıyor da ondan. O zaman eski ve yeni yöneticileriyle birlikte AKP'nin AB'yi ikna etmesi gerekiyor.

Bu konuda AB'ye şunların söylenmesinin yeterli olacağını düşünüyorum: "FETÖ'yü AKP olarak biz semirttik ve Türkiye'deki rejimi değiştirmek istedik (Bkz. SONUÇ'taki kırmızı renkli ifadelere). Fakat FETÖ, 1 Ağustos 2016'da Yüksek Askeri Şura'da elemanlarının tasfiye edileceğini anlayınca bizden önce davrandı ve 15 Temmuz 2016'da darbe yaptı."

Evet, herhangi bir AKP'li AB üyesine bu 2 cümleyi söylediği zaman, AB ve üye ülkeleri, 15 Temmuz'un 12 Eylül'deki gibi bir iç savaş olmadığını anlayacak ve derhal bizi AB'den sepetleyecektir. Çünkü Türkiye'de 12 Eylül 1980'de "kardeş kavgası" olarak lanse edilen bir iç savaş yaşanıyordu ve bu, haklı bir gerekçe idi; fakat 15 Temmuz 2016'da AKP ile FETÖ kardeşleri arasında bir "taht kavgası" olduğu anlaşıldığı an AB, Türkiye'ye anında tekme atacaktır. Çünkü bu, bir haklı gerekçe değildir. Bu arada, AB de, Türkiye ile 2004'te AB Üyelik Müzakere'sini başlattığı için kafasını duvara vuracaktır. Çünkü bu taht kavgasını AB-D ve İsrail başlattı. Yani bu, bir Epstein davasıdır.

Şimdi AB ile ilişkilerimiz için şu sonuç bölümünü okuyabilirsiniz:

SONUÇ: 2005 yılında sorunlu bir şekilde başlayarak 2006 yılında resmi olarak olmasa da, fiili olarak durma noktasına gelen Türkiye-AB arasındaki uzun ilişkide, Türkiye açısından AB üyelik hedefi giderek ulaşılması imkânsız bir proje haline gelerek gerçekliğini yitirmiştir. 2000 sonrası dönemde büyüyen ekonomisi ve artan bölgesel gücünden kaynaklanan özgüveni ile Türkiye, birbiri ardına yaşanan krizlerle mücadele etmek zorunda kalan AB ile arasındaki hiyerarşik katılım ilişkisinden giderek daha az hoşnut hale gelmiştir. İlişkilerde kimi zaman iyimserliğin hâkim olduğu kısa dönemler olmakla birlikte, süreç içerisinde Türkiye ile AB kurumları ve üye ülkeler arasındaki ilişkiler zamanla daha fazla problem barındırır hale gelmiştir. 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de gerçekleşen başarısız darbe girişimi, ilişkileri son dönemde en fazla etkileyen gelişme olarak karşımıza çıkmıştır. 15 Temmuz sonrasında Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler henüz rayına oturmamışken Türkiye’nin Kuzey Suriye’de güvenliğini hedef alan tehditleri ortadan kaldırmak üzere gerçekleştirdiği faaliyetler karşısında AB ve üye devletlerin takındığı eleştirel tutum, Türkiye’ye bir kez daha hayal kırıklığı yaşatmıştır. 2000’li yıllarda yaşanan diğer siyasi krizler sırasında etkilenmeden devam eden ekonomik işbirliğinin, son dönemdeki krizlerin olumsuz yansımalarının ardından artık karşılıklı ilişkilerin eskisi gibi olmayacağı öngörülmektedir.

AB ve Türkiye, mevcut durumda uzun yıllar boyunca gelişen karşılıklı çıkar ve bağımlılıklarından dolayı yaşanan tüm gerginliklere rağmen, ilişkilerde yeni bir mantığın kurulmasına imkân verecek olan radikal bir adım atmaktan uzak durmaktadır. Ancak Türkiye’nin AB üyeliğine karşıtlık konusunda kesin bir tutum içinde olan Avusturya gibi, AB üyesi ülkeler ilişkilere hâkim olan gergin ortamdan faydalanarak her fırsatta bu karşıtlıklarını ifade etmektedir. Bununla birlikte Avusturya’nın bu taleplerini kabul edilemez olarak gören AB üyelerinin varlığı oybirliği ile karar alınan bu politika alanında, Türkiye’nin aleyhine de lehine de bir kararın alınmasının önüne geçmektedir.

İlişkilerde mevcut dönemde yaşananlar, 1980 sonrası dönemde yaşananlara benzerlik arz etmektedir. Bu ortamda taraflar arasındaki ilişkide, 1987 yılında Özal tarafından yapılan tam üyelik başvurusu gibi, şok etkisi yaratacak bir itici güce ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye’nin hâlihazırda gördüğü muamele karşısında, böyle bir şok etkisini ortaya çıkaracak bir eyleme imza atması bir hayli zor görünmektedir. Bu nedenle bu seferki şok etkisi yaratacak adımın, AB tarafından gelmesi gerekmektedir. Bu adım, mülteci anlaşması kapsamında Türkiye’ye taahhüt edilen vize serbestisi olabilir. AB Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı tanıyarak 15 Temmuz sonrası Türk halkının AB’ye olan olumsuz bakışını yumuşatabilir ve Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açabilir. Buna karşın İslam ve Türkiye karşıtı söylemlerin prim yaptığı ve siyasi başarılar getirdiği bir ortamda, AB üyesi ülkelerdeki siyasetçilerin Türkiye konusunda yaklaşım değişikliğine gitmeleri bir hayli zor görünmektedir. Öte yandan İngiltere’nin, AB ile devam eden çıkış müzakereleri (Brexit) neticesinde, taraflar arasında kurulacak olan yeni işbirliği modeli, Türkiye açısından üyeliğe kıyasla daha cazip bir alternatif haline gelebilir (Bkz. Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri ve 15 Temmuz Darbe Girişimin Ardından Yaşanan Gelişmeler (https://www.researchgate.net/publication/326589352_Turkiye-Avrupa_Birligi_Iliskileri_ve_15_Temmuz_Darbe_Giris imin_Ardindan_Yasanan_Gelismeler)).

Bu makaleyi yazan kişiler, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden 2 Öğretim görevlisi olup, taraflı bir değerlendirme yaptıkları açıktır. Yani 15 Temmuz'u 12 Eylül gibi normal bir darbe kategorisine sokmaya çalışmışlardır. Ama görünen köy kılavuz istemez! (ki 15 Temmuz'un nasıl bir darbe olduğunu yukarıda açıklamaya çalıştım. Yani 15 Temmuz, ayıplı bir darbedir. Bilmiyorlarsa öğrensinler).

kartopu
16-09-2019, 15:20
Bu makalede gerçeklere hiç dokunmadan bir sürü laf salatası yapılmış. Bu darbe girişimi veya bazı unsurları tasfiye etmek için düzmece darbe tiyatrosu

Ülkede bir güç savaşının sonucunda biri diğerini tasfiye etmek için düzenlenmiş senaryonun sahneye konmuş şeklidir.

Bu ülkede 2 darbe bir başarısız darbe girişimi ve tavsiye niteliğinde muhtıralar olmuştur.

Darbelerde ilk özellik hedefe kitlenmek, ikinci özellik MİT i yanına almak, üçüncü özellik ABD nin onayını almak vardır.Bu düzmece girişimde bunların hiç birini göremedik. Bu kadar deneyimli bir ordu ve istihbarat teşkilatı devlet bürokrasisi bütün bunları bir kenara bırakarak darbe yapmaya kalkıştığında, İnsanın aklına iki şey gelir ya bir siyasi unsuru oyuna getirdiler ya bazı şeyleri değiştirmek için bu tür bir oyunu sahneye koydular.

Evet 1.Feocuları iktidardan tasfiye ettiler. 2 tek adam sistemine geçip yargı ve peromentoyu etkisizleştirdiler yani iki kuş birden vurdular.
O zaman, darbeyi yapan Feto değil. Darbeyi yapan Erdoğan ve ekibi olmuştur. Görünen böyle. Bu aşamadan sonra ne oldu Feto nun yerini başka cemaat ve tarikatler tamamladı ama bu seferkiler iktidarın ortağı deyil iktidara tabii olanlardı.

12 Eylül 1980 darbesini gün gibi hatırlariz 24 ocak kararnameleri bu işi açıkca belirliyordu arakasınad askerler yönetime el koyduğunu söyledi ve bu eylem sabaha karşı yapıldı el ayak ortalıktan çekildiğinde.Arkasından tebrik mesajları ABD bizim çocuklar başarılı oldu CCCB askerler ayağında kadife kaplı postallarla geldiler sağa da sola da karşılar. AB bekleyelim göreceğiz. Yani güçlü bir mutabakat la 12 eylül geldi.

15 temmus boğaz köprüsü tek taraflı trafiğe kapandı uçaklar meclisi bombaladı bazı tarikat güçleri basit asker ve harp okulu öğrencilerinin boğazını kesti biz de TV den olayları flim seyreder gibi seyrettik.Hep bunlar akşam saat 21 de oluyor yani flim rahat rahat her kesin seyretmesi için ayarlanmış.

Biz alışkın değiliz bu tür darbelere hele 2 darbe bir çok muhtıra vermiş bir ordunun böyle bir şey yapacağına hiç alışkın değiliz. Ki bize garip ve komik geldi.
Ve bütün kuşkuları ile anadolu tarihinin sayfalarına nakledildi. Tarihte bazı kuşkulu olaylar olur yıllar sonra ortaya çıkar bence bu darbe girişimde yıllar sonra ortaya çıkacak.

Ama bana sorsalar giden mi daha kötü gelen mi diye al birini vur ötekine derim.

ibrahimelmacioglu74
04-01-2020, 15:18
Darbe girişimi. Darbeciler buna "Yurtda Barış (Sulh) Harekatı" diyorlar, ama biz buna Yurtda sözde barış harekatı diyoruz.
Ayrıca bu darbenin askerler tarafından gerçekleştirilmeside ayrı bir muamma. Bir değişiklik olsun demişler galiba.

15 Temmuz, sadece bir darbe teşebbüsünden ibaret değil, askeri bir darbe teşebbüsünden ibarettir.
Bu nedir? Askeri Darbe Teşebbüsü yani, askerlerin silah zoruyla ülkenin yönetimine el koymaya çalışması.
İşte bu bizim değimimiz ile sözde askerlerde, tam olarak ülkenin yönetimine el koymaya çalıştılar. Elbette bir kaç adamla 80 milyon kişinin olduğu bir ülkenin yönetimine nasıl el koyacaksın? diye sorarlar insana. Haber programlarını basmalar, resmi sosyal medya hesaplarından ülkeye el koyduk demeler filan.Yesinler yalanınızı.
Darbenin başında, hiç şaşırılmayacak bir durumdur ki, FETÖ duruyor. İşte FETÖ olunca, bu darbe girişimine neden "sülh girişimi" deniliyor anladım.
FETÖ, sözde mümin ordusunu harekete geçirmiş, bir az gaz vermiş, cennetliksiniz demiş, sonra hey yavrum hey saldırmışlar.
Bazıları sırf teori sunmak için bunu Erdoğan yaptı diyorlar. Güleyim baride utanmasınlar.

ilahimasal
05-01-2020, 16:59
https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcTAS1KaWi7-53nW9ot6NpxpwSEn8Z2yfMzsWkOlwBNA5cY2AOkA
https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcR_sDAkQK5bxOZ9ka-Qpm30RWH1sEZPd8Yq_DoWO01WcrVN3aOP

kartopu
06-01-2020, 14:04
Bu ülkede FETO veya cemaat olayı öyle basit bir şey değil.

Bu örgütlenme 1965 den bu yana var ve devlet eli ile yapılıyor.
12 Eylül askeri darbesi yapıldığında askeri hakimler arananların isimlerini yayınladı bu isimler içinde Feytullah Gülenin ismide vardı. Ama aynı gülen aranmasına rahmen İzmir Kemeraltı çamisinde her cuma fetva veriyordu. İzmirliler bilir bu kemeraltı camisi tam emniyet müdürlüğünün arkasındadır ve oraya polislerde de gelir namaz kılar fetva yı dinlerdi.

Senin anlayacağın Sn İbrahim

Feto devlet tarafıdan korunuyor ve büyütülüyordu.

Ne oldu ise 15 temmuz ta olmadı bir de bunun öncesi var ergenekon mahkemeleri mit tırları ve gezi olayları bu 15 temmuz öncesi idi.
Yani bir şeyleri paylaşamadılar biri çok istedi diğeri vermek istemedi.15 Temmuz da bardağı taşıran son damla idi.15 Temmuz un proje olduğunu söyleyenlerde var. Feto nun iktidardan uzaklaşması için tertip
Bu ülke 2 darbe bir kaç kere muhtıra yedi başarısız olan bir 15 Temmuz.birde 21 mayıs 1963 bunu ikisi de ABD desteksiz darbeler.