Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşk diye bir şey yoktur
Aşk diye bir şey yoktur. Aşkın tanımı hakkında Google'da arama yapın şu iki tanım önünüze çıkacaktır;
Bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.
İki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu, sevgi ilişkisi.
1. tanıma bakın, beyin fonksiyonlarını ve saplantılarını bile içerebilir gibi duruyor. Esrar bağımlısı bir insan esrara aşık olamaz, sürekli balık tüketen biriside balıklara aşık olamaz.
2. tanıma bakın, iki cins değil hem cinslerde birbirlerine aşk beslerler ama konu başlığı aşk yoktur olunca bu yanlış tanımı da düzeltmek saçmalık olur.
Aşk dediğimiz sevilerin özellikle bir erkeğin kadına veya kadının erkeğe beraberce aynı anda duydukları bağlanma, özleme, dokunma ve benzeri ulaşma hislerinin beynimizde ki yanılsaması olabilir, asında insanların konuşma yetenekleri sayesinde en çok süslediği tabiat olaylarının başında gelen şeydir.
Aşk tabiatın insan türü üzerinde ki üreme-çoğalma veya sağlıklı birey dünyaya getirme güdüsünün insanlar arasında ki abartılı ve sakıncalı adıdır.
Gerçek aşk yoktur, o üreme güdüsü ve tabiatın oyunudur, bu oyun insan oğlunun akıl seviyesiyle alakalıdır, aklımız hayvanlar kadar olsaydı veya olmasaydı düm düz üremek için çiftleşecek hiç bir romantizme gebe kalmayacaktık. Böyle olunca romantizmde yoktur diyebiliriz. Bütün bu olup bitenlerin kalp ile değil beyin fonksiyonları ve tabiatın türlere yüklediği sağlıklı üreme güdüleriyle alakası vardır. Aşk üstüne yazılmış hiç bir şarkı yoktur ki, siz üremeyi başardıktan ve karşı cinsten tatmin olduktan sonra sizi ömür boyu içlendirebilsin. O şarkıların veya şiirlerinde tatmin olan veya sağlıklı üremeyi başaran insan tarafından pek anlamı da kalmaz. İnsanlar, Aşk belli bir süreliğine tabiatın tür üzerinde ki sağlıklı birey dünyaya getirme çabasıdır diye bilinçlice büyütülmüş olsalar, aşk cinayetleri oldukça azalır.
Tabiat bize aşk vermez, kendimizi hayatta kalmaya ve üremeye zorlar. Olan biten budur.
EK: Bu sebeptendir ki, bir çok evlilikte ilerleyen zamanla beraber aşk biter. Tabiat bize evlilik vermemiştir.
Yaşadığımız bu çağ her şeyi madde ile açıklıyor. Google amcada bu çağın ürünü o da Aşk ı madde olarak açıklıyor. Yani zamanımızda aşk tükenmiş şeylerden biridir.
Aşk duygusal yükseliştir. Bunu ancak Yunus açıklar sarı çiçeği bile konuşturan Yunus. Dağları delen Ferhat çölleri aşan Mecnun açılar .
Bizim çağda bitmiş tükenmiş bir şey açıklanamaz. Aşk ı kadın ve erkeğin birbirini özlemesi gibi açıklayan çağımız her şeyi madde olarak bilir.
Aşk duygusal yükseliştir. Bunu ancak Yunus açıklar sarı çiçeği bile konuşturan Yunus.
Bunlar metafor. Çiçek konuşturan bir insan türü olamaz. Belkide sarışın birisine aşık olmuştur vakti zamanında.
bilgivehis
24-12-2019, 18:29
En yüksek sevgi duygusuna aşk denir.
Aşk olmaz olur mu, hemi de bal gibi var.
Önemli olan aşkı kimin nasıl algıladığıdır.
Örneğin bundan kırk yıl önce sevdiğim kızı halen unutamıyorum, bu bir aşktır.
Bundan 35 yıl önce ölen (öldürülen) abimi halen unutamıyorum, bu bir aşktır.
Çocuklarımı çok seviyorum, onlar için gözümü kırpmadan ölür ve öldürürüm, bu bir aşktır.
Devrimcilik ve komünist hedefim için ömrümü harcadım, bu bir aşktır.
Aşk sadece cinsellikle veya karşıcins duygularıyla nitelendirilemez, bunu kapitalizm yapar, insanları uyutmak için aşkı kullanarak onu hedefinden saptırır.
Örneğin bir kıza veya bir futbol takımına aşığım diye bir şarkı yap, buna kimse bir şey demez ama komünizme aşığım diye bir şarkı yaptığında faşizmin kolları karşına dikilir.
Aşk salt bir romantizm değildir, içinde her türlü sevginin en yükseğini barındıran, içine her tür konuyu alan ve insanlarda gelişmiş bir duygudur.
Çocuklarımı çok seviyorum, onlar için gözümü kırpmadan ölür ve öldürürüm, bu bir aşktır.
Devrimcilik ve komünist hedefim için ömrümü harcadım, bu bir aşktır.
Bunların üremeyle alakalı olan aşk ile hiç bir benzer tarafı yok.
Örneğin bundan kırk yıl önce sevdiğim kızı halen unutamıyorum, bu bir aşktır.
Unutamamak aşk değildir. Sen o kızla aşk yaşadıysan buna platonik aşk denir, bu da unutulmayı engeller.
Konunun kadın-erkek aşkı için açıldığı çok belli değil mi?
Turdur
Sen bunları reelde söyleme kızlar yalanı seviyor.
Aşkın diyalektiği de çiçek de böcek de
Bana göre aşk metrobüstür binmesini bilmeli kaza yapmadan inmesini bilmeli
Aşk konusunda düşüncelerimiz aynı yoktur bu meret aynı Tanrı gibi
Yalınız aşk diye hissettiğimiz şey hormonlarımızın faaliyeti dedin mi kızlar a bu aşkı çözmüş demiyorlar kütük diyorlar
en azından bana öyle dedilerdi en kibarı sende duygu körlüğü var demişti.
Seviyorum seni
Bu diyalektik aşkı da çözümlemiştir kesin.
marcos; 15-25 yaşlarında olsam dediğinizi yapardım zaten bu yaş aralığıda bunu yapar durur, ancak ben yaşlarda ki kadınlarda artık aşkın ne olup olmadığını az çok anlamışlardır. İşte bu yazdığınız "yalan" kelimesi, ilk mesajımda ki aşkın en çok süslenen tabiat olayı olması ile aynı kapıya çıkıyor.
Bunlar metafor. Çiçek konuşturan bir insan türü olamaz. Belkide sarışın birisine aşık olmuştur vakti zamanında.
Aşk ı Aşk acısı yaşayan anlar. Açlığı açlık çekenin anladığı gibi.
Aşk yokta, bu kadar roman, şiir neden onun üzerine yazıldı. Bu kadar türkü neden söylendi. Ayrıca çiçeği konuşturmak o kadar basit cümlelerle açıklanamaz.
Bu kadar insana Lale, sümbül, menekşe, papatya ismi boşuna mı verildi. Ağacı konuşturan ağacın dilinden anlayandır onu yakan kül eden değil.
Hiç duymadın mı bitkilerin müzikten anladığını müziği duyduğunda rahatladığını
Hiç park a gitmedin mi kuşlarla ağaçların seviştiğini görmedin mi ağacın kuşa kollarını (yatağını) açtığını.
Bence bu kadar maddeci olma .Turdur Arkadaşım Bir de ruh var.
Bir dağın yamacına yaslanırsın derin bir ohh çekersin aldığın nefesin kan damarlarına kadar etkilediğini hissedersin. Sana onu hissettiren o çiçeklerin sesidir kokusudur.
Bence bu kadar maddeci olma bir de ruh var.
Ruh mu var? Yahu ne ruhu, ruh diye bir şey yoktur, sen namazdan geldin her halde. Bütün bu aşk şiirlerinin şarkılarının sebebi üreme güdüsünün insan üstünde ki tabiatın dayatmasıdır.
Aşk yokta, bu kadar roman, şiir neden onun üzerine yazıldı. Bu kadar türkü neden söylendi. Ayrıca çiçeği konuşturmak o kadar basit cümlelerle açıklanamaz.
Yok Yunus Emre çiçeği konuşturmuş falan, müzikle bitkiler rahatlıyormuş. Bir arada üstüne Kur'an okunan su muhabbeti vardı. Müzik icat edilmemişken bitkiler ne yapıyordu? Çiçeği konuşturmak tabi ki de kolay açıklanamaz hatta hiç açıklanamaz sadece birileri atar diğerleri tutar. Biraz daha zorlasam Yunus Emre'yi peygamber ilan edeceksin, belki de senin için o bir peygamber.
Hiç park a gitmedin mi kuşlarla ağaçların seviştiğini görmedin mi ağacın kuşa kollarını (yatağını) açtığını.
Kuşlarla ağaçlar sevişmez, o kuş yuva yapıyordur yada bir dişi kuşa kur yapıyordur. Sen yuvan ile sevişiyor musun? Oturduğun apartmanla sevişiyor musun?
Bu kadar insana Lale, sümbül, menekşe, papatya ismi boşuna mı verildi. Ağacı konuşturan ağacın dilinden anlayandır onu yakan kül eden değil.
Bu kadar insana çiçek ismi verilmesi yine insanın işidir doğanın değil.
sevgili kartopu
bir şeyin varlığından bahsedebilmek için, var olma niteliği ortaya koymuş olması gerekir
ruh diye bir şeyi varlayamazsınız
ortaya varlık koymamış dolayısıyla insanlığın çocukluk döneminden kalma zırva bi yanılsamadır
dar anlamda aşk işe
bildiğiniz üreme içgüdüsüdür
abartmayın
gerekirse uğruna ölünür, gerekirse uğruna yaşanır
ama sonuçta yine de üreme içgüdüsüdür
daha geniş içeriklendirilmesine ise bu başlıkta gerek yok
başlığın konusu bildiğiniz cinsel aşk
şiirler de yazdırsa kan da döktürse can da verdirse sik ile amın diyalektiği yani
https://galeri14.uludagsozluk.com/837/ask_1952763.jpg
Aşk ı Aşk acısı yaşayan anlar. Açlığı açlık çekenin anladığı gibi.
Aşk yokta, bu kadar roman, şiir neden onun üzerine yazıldı. Bu kadar türkü neden söylendi. Ayrıca çiçeği konuşturmak o kadar basit cümlelerle açıklanamaz.
Bu kadar insana Lale, sümbül, menekşe, papatya ismi boşuna mı verildi. Ağacı konuşturan ağacın dilinden anlayandır onu yakan kül eden değil.
Hiç duymadın mı bitkilerin müzikten anladığını müziği duyduğunda rahatladığını
Hiç park a gitmedin mi kuşlarla ağaçların seviştiğini görmedin mi ağacın kuşa kollarını (yatağını) açtığını.
Bence bu kadar maddeci olma .Turdur Arkadaşım Bir de ruh var.
Bir dağın yamacına yaslanırsın derin bir ohh çekersin aldığın nefesin kan damarlarına kadar etkilediğini hissedersin. Sana onu hissettiren o çiçeklerin sesidir kokusudur.
Aşk acısı çekiyorsan zaten aşk diye bir şey yoktur demektir. Aşk maşk dedikleri, bencil üreme duygularına taktıkları yalancı bir maskedir. Birileri kendilerini atmış dünyaya, dünyanın bütün pisliğini, sahteliğini bilmelerine rağmen aşk maşk oyunu oynayıp, bir yalana inanıyormuş gibi yapıp dünyaya yeni köleler getiriyorlar. Ve o kölenin de dünyada acı çekmesine ve sonra ölmesine neden oluyorlar. Aşk yalanı en büyük alçaklıktır. Çünkü birinin var olmasına sebep olmak aynı zamanda yok olmasına sebep olmak olduğundan ona yapılabilecek en büyük, hiçbir tesiri olmayan kötülüktür.
İnsanların arasında ki her ilişkide menfaat, haz ve mutsuzluk vardır. Aşk, konuda ki tanımıyla kadın-erkek aşkı mutluluk dağıtırken iyidir ancak dağıttığı mutluluk ardından gelen acı ve kedere eş değer bile olamaz.
Bu yüzden kartopu; senin örneklediğin şarkıların şiirlerin geneli acı ve kedere daha yakındır. Spinoza'ya göre aşk dışarıdan gelen bir ürpertidir, yine Spinoza demektedir ki; kederden gelen hazdan mutluluk almamaya çalışın. Bizler koptuk gittik veya aşk namına yaşanması gerekenleri yaşayamadan yaşımız geçti gitti, bunları yazarken Ferdi Tayfur dinliyorum ama kederlenmiyorum.
Yok Yunus Emre çiçeği konuşturmuş falan, müzikle bitkiler rahatlıyormuş. Müzik icat edilmemişken bitkiler ne yapıyordu?
Güzel soru ne yapıyorlardı acaba?
Müzik icat edilmedi ki o hep vardı Doğada bir müzik hep var Suyun sesi rüzgarın sesi gök gürültüsü yıldırım sesi örneğin.Cinsel iç güdü bile bir çağrı değil mi .
Aşk insan ı uçurur delirtir.
Aşk ı ne filızoflar ne romancılar ne şairler tarif edemiyor ama hiç birisi yok diyemiyor. Ruh da öyle.
Namaz falan onu anlatamaz.
Evet zamanımızda biten şeylerden biri Aşk sizde haklısınız.
İnsan ın robottan farkı acıyı da aşk ı da sevgiyi de yaşamış olmasıdır.
kartopu; siz forumda diğer konulara ve bu konuyada attığınız yorumlarla fena ruhçuluk ve yaradancılık yapmaya başladınız. Hayırdır, neler oluyor? Gök gürültüsü müzik değildir, en fazla ses olabilir.
Sadece bu işlerle ilgilenmiyorum Madde ne kadar gerçekse maneviyatta insan ı rahatlatan gerçektir. Yoksa dediğim gibi robottan farkın kalmaz.
Ha kendini sadece maddeye gömmüşsün har bütün bedenini Allaha emanet etmişsin. İkisi de sadece insan için var.
Sadece bu işlerle ilgilenmiyorum Madde ne kadar gerçekse maneviyatta insan ı rahatlatan gerçektir. Yoksa dediğim gibi robottan farkın kalmaz.
Ha kendini sadece maddeye gömmüşsün har bütün bedenini Allaha emanet etmişsin. İkisi de sadece insan için var.
Yakında şeriat isterük diye konu açmada. Oda insan içindir sonuçta.
Yakında şeriat isterük diye konu açmada. Oda insan içindir sonuçta.
Şeriat İnsanların insanları şeria yasalarla yönetmesidir. Yani bir duygusal (aşk) mesele değil maddi meseledir.
Bunun yanınında marifet ve hakikat de vardır ki işte o maddeleşen emektir.
bilgivehis
27-12-2019, 02:21
Arkadaşlar aşkı iki bacak arasına sıkıştırmış maalesef.
Sanat, özlem, sevgi, hedef bir aşktır diyoruz, yok iki bacak arasından ibaret diyorlar.
Böyle mi ilerici, modern ve bu dünyayı değiştireceksiniz, yazıklar olsun size!
Çok haklısın Bilgivehis Arkadaşım
Aşk ı da maddeleştirdiler sex veya cinsel birleşme ile bir tutuyorlar. Her hal yapay zekayı bunlara yüklediler .Aşk bu romanlara resimlere şiirlere yansımış . Aşk ı savunanlara da Allah ı gönderiyorlar.
Çiceğe aşık olan yunusu Dağları delen ferhat ı Çölleri aşan mecnun u unutmuşlar Aşk = sex diye biliyorlar. Ruh gitmiş bir tek beden kalmış.
Arkadaşlar aşkı iki bacak arasına sıkıştırmış maalesef.
Sanat, özlem, sevgi, hedef bir aşktır diyoruz, yok iki bacak arasından ibaret diyorlar.
Böyle mi ilerici, modern ve bu dünyayı değiştireceksiniz, yazıklar olsun size!
İlericilikle senin ne alakan var? Aşk dediğiniz şey insanın kabartması abartması bir şeydir. Çıkış noktası üreme güdüsüdür.
Çiceğe aşık olan yunusu Dağları delen ferhat ı Çölleri aşan mecnun u unutmuşlar Aşk = sex diye biliyorlar. Ruh gitmiş bir tek beden kalmış.
Ruh nedir bi ispatlasana şunu, burada dincilik kasmayın. Gitmiş çiçeğe aşık olmuşmuş, hayatı boyunca kadın görmezse olacağı buydu zaten. Bazıları da damacanaya aşık oluyor.
iyi misiniz siz ya
burda tartışılan aşkın dar anlamda cinsel aşk olduğunu söyledik mi
evet söyledik
geveleyip durduğunuz ruh nedir
hele bi anlatın becerebiliyorsanız biz de anlayalım
sanatmış, ilericilikmiş kutsanmış zırvaları boşverin de
somut duruma dair tespit varsa paylaşın
bi tarafınızdan ruh ya da postmodern kutsal kavramlar uydurmayın
insan karmaşık canlıdır
düzüşmesine anlam katmak istemiş
şarkı gazel okumuş
arkadaşın biri de bunları kızların yanında konuşmayın demiş
kadın dili de farklıdır
kadınlar; romantik erkek dediğinde öyle emo tipleri falan kastetmezler
çıkarmadan iki atarsan en romantik sensin
ortamcımız vardı, şekil yapıp duruyodu
bulaşıcıymış demek ki
aşk sanat sevgi zart zurt deyince şekilllere girmeyin
türün devamı için evrimleşmiş içgüdüyü kutsamanın alemi yok
Aşk Nedir?
Aşkın bilimsel arka planını anlamak isteyen biri, ilk olarak şunu anlamalı ve kabullenmelidir: Aşk, diğer tüm bedensel olaylar gibi, tamamen biyokimyasal bir süreçten ibarettir ve hiçbir madde üstü ve mutlak olarak "soyut" olan bir anlam taşımamaktadır!
...
Çoğu zaman insanlar bunu kabul etmekte zorlanır, muhtemelen bu satırların okurları olarak, bu gerçekle daha önce yüzleştirilmediyseniz, sizler de bu gerçeği inatla, belki de bizlere kızarak reddedeceksiniz. Çünkü birçok insan, duygular söz konusu olduğunda, hele ki aşk gibi çoğu zaman olumlu; ancak yeri geldiğinde acı çektirebilen "epik" duygular söz konusu olduğunda, konunun edebi ve felsefi boyutları içerisinde kaybolmaktadırlar ve gerçeklikten bağlarını koparmış olmaktadırlar.
...
Aşk, kesinlikle kalp ile ilgili bir duygu değildir ve diğer bütün duygular gibi, aşk da, sadece ve sadece beyinde meydana gelmektedir.
https://evrimagaci.org/ask-nedir-neden-evrimlesmistir-nasil-asik-oluruz-354
Sarı çiçek tarikatçıları okusun.
Aşk Nedir?
Aşkın bilimsel arka planını anlamak isteyen biri, ilk olarak şunu anlamalı ve kabullenmelidir: Aşk, diğer tüm bedensel olaylar gibi, tamamen biyokimyasal bir süreçten ibarettir ve hiçbir madde üstü ve mutlak olarak "soyut" olan bir anlam taşımamaktadır!
...
Sarı çiçek tarikatçıları okusun.
Sarı çiçek tarikatçıları okudu.
Aşk diye bir şey varmış. Soyutta olsa varmış.
Dünyada bir çok soyut kavram var ama insanlar ona yok demiyor var diyor.
Örneğin devlet soyut bir kavramdır ama sen ona yok diyemiyorsun. Yoksa devlet yok mu.?
Sarı çiçek tarikatçıları okudu.
Aşk diye bir şey varmış. Soyutta olsa varmış.
Dünyada bir çok soyut kavram var ama insanlar ona yok demiyor var diyor.
Örneğin devlet soyut bir kavramdır ama sen ona yok diyemiyorsun. Yoksa devlet yok mu.?
Bunu başka başlık açıp yazmalısın. Bu konu kadın-erkek aşkının üreme güdüsüyle direk bağlantılı olduğunu, kalp çarpmaların, heyecanların ve tutulmaların kaynağını anlatıyor. Bunların hepside soyut manada anlattığın aşk değildir, sen bu gayeden çıkan ve kontrol edilemeyen tutumların hepsine şiir yaz, şarkı yaz. O şarkının da özü üreme güdüsünün insana verdiği tutulmadan başka bir şey değildir. Aşk aşk olsun, yirmilik delikanlı yetmişlik neneye aşık olsun da görelim. Var mı bu aşka uygun soyut şiirlerin.
Örneğin devlet soyut bir kavramdır ama sen ona yok diyemiyorsun. Yoksa devlet yok mu.?
Var. Onun oluşma güdüsü de özel mülkiyettir. Bu somut olan çıkış noktası devlet ise soyut kavram.
Hadi özel mülkiyete soyut de.
kartopu dostum
marx okudun
daha iyi anlamak için hegel okudun
spinoza da okudun
ama hala daha soyut nedir öğrenemedin
soyut; somutdan indirgenir ve somutu işaret eder
bedeva okuma göze zarar
devlet kelimesi soyutdur
ama somutda bişeyi işaret eder
neyi işaret ettiğini anlamayan adam kendine komunist demesin
hep dedim
felsefeye giriş 1. ders; somut, soyut, soyutlama nedir öğreneceksin
yoksa gider gelir idealist zırvaların kucağına oturursun
Sordum sarı çiçeğe
Annen baban varmıdır
Çiçek eydür derviş baba
Annem babam topraktır.
Burada şair dönemi insanlarına maddenin tözünün de madde olduğunu çaktırmadan şey ediyor.
Sordum sarı çiçeğe
Evlât kardeş varmıdır
Çiçek eydur derviş baba
Evlât kardeş yapraktır.
Burada da maddenin birbirine dönüşümünü maddedeki birliği gayet felsefik bir tarzda şey ediyor.
Sordum sarı çiçeğe
Benzin neden sarıdır
Çiçek eydür derviş baba
Ölüm bize yakındır
Burada da maddi alemin kün fesat alemi olduğunu varlık bulmanın ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunu şey ediyor.
Sordum sarı çiçeğe
Niçin boynun eğridir
Çiçek eydür derviş baba
Özüm hakka doğrudur
Burada da çok açık vermeyelim boynumuzu keserler diyerekten şey ediyor.
Sordum sarı çiçeğe
Sizde ölüm varmıdır
Çiçek eydür derviş baba
Ölümsüz yer varmıdır
Burada da ölüm var fazla açılmayalım şeyi ediyor (tırsma şeyi)
Sordum sarı çiçeğe
Sen kimin ümmetisin
Çiçek eydür derviş baba
Muhammed ümmetiyim.
Burada açıktan kıvırıyor
Sordum sarı çiçeğe
Sen beni bilirmisin
Çiçek eydür derviş baba
Sen Yûnus değil misin.
Çiçeğin Yunusu ele verdiği sahne bu dönemde (yani o dönemde) değil çiçeğe babana güvenmeyeceksin.
Spinoza Yunus seni gidi....
marcos; güzel çözümleme ancak eksik.
marcos; güzel çözümleme ancak eksik.
Şakayla karışık
fakat derler ya her şakada gerçek vardır
Zamanında İslami alimlerin kitaplarını okumuştum
İhvanı Safa dan Abdulkadir Geylaniye oradan İhvanı Sefa Risalelerine Şeyh Bedreddine İmam Rabbaniden Mevdudiye Mutahariye ve de vesaire
İnsanımız sürekli batı filozoflarından bahsediyorlar oysa aynısı yada benzeri diyeyim doğu filozoflarında da vardır.
Mesela Şeyh Bedreddin der ki "evrende bir şey var oluyorsa başka türlü olamayacağı için var oluyordur" bunun neredeyse benzeri Spinoza' da da vardır.Ve Şehy Bedreddin diyor ki "tüm insanlık yok olsa tekrardan nebatın topraktan çıktığı gibi tekrar ortaya çıkarlar".
Ve İhvanı Sefa Risalelerinde insanın karekterini yaşadığı coğrafyanın özellikleri ile iklim koşullarından yediği içtiği ile güneş ışığının geliş açısıyla ilişkilendirir.
Bu işin temellinde evreni bir ve Tanrı görmek var.Aralarında nüanslar vardır.Ama genel çizgileri ile aynıdırlar.
Var. Onun oluşma güdüsü de özel mülkiyettir. Bu somut olan çıkış noktası devlet ise soyut kavram.
Hadi özel mülkiyete soyut de.
Soyut sözünü sen kullandın Ben Aşk tan başka soyutlar da var dedim. Biz var yok u tartışıyoruz farkın da san.
Fakat seni sevdim Turdur İnatçı bir kişiliğin var.
Blitzkrieg soyut; somutdan indirgenir ve somutu işaret eder
bedeva okuma göze zarar
Tavsiyene uyacağım kardeşim.
Ve Şehy Bedreddin diyor ki "tüm insanlık yok olsa tekrardan nebatın topraktan çıktığı gibi tekrar ortaya çıkarlar".
.
Tüm insanlar yok olursa nasıl tekrardan ortaya çıkabilir? Evrim tekrar eden ve yerinde sayan bir süreç değildir. Tür bittiyse bitmiştir, hiç bilinç yok ki doğada, onu bir daha evrim sürecine alıp aynı noktaya getirsin. Bu tanrısal bir kuvvetle olabilir ancak.
Şeh Bedrettin düşündüğünü yazıya dökememiş sanırım. Veya onun adına konuşan.
Ve Şehy Bedreddin diyor ki "tüm insanlık yok olsa tekrardan nebatın topraktan çıktığı gibi tekrar ortaya çıkarlar"
Benim anladığım İnsan her türlü değişime ayak uydurur her türlü coğrafyada yaşamasını üremesini becerir çünkü beyinlerini kullanabilme yetenekleri vardır.
Şeh Bedrettin düşündüğünü yazıya dökememiş sanırım. Veya onun adına konuşan.
Ve Şehy Bedreddin diyor ki "tüm insanlık yok olsa tekrardan nebatın topraktan çıktığı gibi tekrar ortaya çıkarlar"
Benim anladığım İnsan her türlü değişime ayak uydurur her türlü coğrafyada yaşamasını üremesini becerir çünkü beyinlerini kullanabilme yetenekleri vardır.
Şeyh Bedreddin' in Varidatı aslı Arapça dır Bulgaristan da muhafaza altındadır.
Tercüme edenler ne kadar aslına sadık kalır orasını bilemem.
Arapça bilmediğimiz gibi bilsek de orjinalini inceleme olasılığına sahip değiliz.
Tüm insanlar yok olursa nasıl tekrardan ortaya çıkabilir? Evrim tekrar eden ve yerinde sayan bir süreç değildir. Tür bittiyse bitmiştir, hiç bilinç yok ki doğada, onu bir daha evrim sürecine alıp aynı noktaya getirsin. Bu tanrısal bir kuvvetle olabilir ancak.
Evrim ateistler tarafından ortaya atılmış bir kuram değilki.Sonuçta bu adamların Tanrı görüşü var evrime de o pencereden bakıyorlar.
Tanrı görüşleri klasik İbrahimi dinlerin Tanrı anlayışı ile çelişiyor o nedenle zati bu adamlara münkir oldu deniyor.
İslamcı tayfa bu tayfanın bir kısmını kökten ret ediyor bir kısmınında etrafından dolanıyor.İslamcılar açısından bu adamlar sıkıntılıdır.
Şeyh Bedreddini bir tarafa bırakalım aslında Abdulkadir Geylaniyi Muhyiddin Arabiyi benimsemezler başedemeyecekleri için biz onları ret ediyoruz demezler.
Abdulkadir Geylani "ben rabbimi yeni yetme bir genç olarak gördüm" demiş biridir.
Muhyiddin Arabi genç güzel bir kız olarak görür
Beyaziti Bistami cüppesinin altında Allahtan gayrisini görmez
vesaire vesaire kartopu
Klasik islam ve Kuran bunları kabul edemez.
Birde çağımızda Seyyit Kutup vardır her ne kadar İhvancılığı temsil etse de ona göre İbrahim Güneşi Ayı ve Yıldızları Allah (rabbi) sanmıştır.
Şeyh Bedreddin' in Varidatı aslı Arapça dır Bulgaristan da muhafaza altındadır.
Tercüme edenler ne kadar aslına sadık kalır orasını bilemem.
Arapça bilmediğimiz gibi bilsek de orjinalini inceleme olasılığına sahip değiliz.
Hiç duymamıştım Seh Bedrettin konusunda uzman olan bir arkadaşım var ona soracağım Marcos.
O dönem Osmanlıda eğitim Arapça mı yapılıyordu.?
Marcos
kartopu
Klasik islam ve Kuran bunları kabul edemez.
Bu konuda iyi değilim iddialı da deyilim Bildiğm kadar ile Klasik kuran emevilere tarafından yazılıyor Ve İhsan Eliaçık a göre Muhammdin dini kerbelada bitti
Bence daha erken Muhammed öldüğünde bitti. Bunu kanıtı da Muhammedin cenazesinde, Bekir, Ömer, Osman ın olmamsı.
Zaten Kuran sanki bir din kitabı değil bir devlet anayasası gibi. Sürekli cezalandırama ve bir üst kurumun affetme biçiminde yazılmış. Kuanda benim anladığım mantık bu.
Marcos
kartopu
Klasik islam ve Kuran bunları kabul edemez.
Bu konuda iyi değilim iddialı da deyilim Bildiğm kadar ile Klasik kuran emevilere tarafından yazılıyor Ve İhsan Eliaçık a göre Muhammdin dini kerbelada bitti
Bence daha erken Muhammed öldüğünde bitti. Bunu kanıtı da Muhammedin cenazesinde, Bekir, Ömer, Osman ın olmamsı.
Zaten Kuran sanki bir din kitabı değil bir devlet anayasası gibi. Sürekli cezalandırama ve bir üst kurumun affetme biçiminde yazılmış. Kuanda benim anladığım mantık bu.
Ben buna 15 yaşında karar vermiştim.Belki Ali Şeriatı' nın etkisinde kalmışımdır.
Yıldıztozu
31-12-2019, 18:07
Doğayı anlamaya yeni başlayanların vardığı yanlış bir çıkarım.
Aşkı hormonlarla, cinsellikle açıklıyor oluşumuz onu hissediyor oluşumuzu yok saymaz.
Hayatı hücrelerle, atomlarla açıklayabiliriz. Ama bu bizim için anlamlı olanları anlamsız hale getirmez. Anlam veya his zaten bizim içindir.
Evrim bizi haz alacak ve hissedecek şekilde tasarlamış. Bunu yapmak zorunda değildi. Ama sonuç itibariyle bu hazzı ve hissi tadabiliyoruz.
O halde nasıl işlediğinden bağımsız olarak onu sonuna kadar tadabiliriz, tatmamız gerekir.
Doğayı anlamaya yeni başlayanların vardığı yanlış bir çıkarım.
Aşkı hormonlarla, cinsellikle açıklıyor oluşumuz onu hissediyor oluşumuzu yok saymaz.
Aşkı algılaman sadece beyninde gerçekleşiyor. Kadın-erkek aşkını algılaman cinsellik dışı olamaz, buna beynin izin vermez. Cinsellik dışı bir varlık olsaydın bu tür aşkı hissedemeyecektin.
Aşkı hormonlarla, cinsellikle açıklıyor oluşumuz onu hissediyor oluşumuzu yok saymaz.
.
Çağımızda Aşk bitti onu bu günkü üretim biçimi ve para bitirdi. Artık aşkım demek aşkı anlatmıyor.
Ve aşk sadece cinsellik olarak anlaşılmaktadır.
İçinde yaşadığımız üretim biçimi ve nesnel şartlar bütün duyguları öldürdü ve her şeyi maddeleştirdi.
Aşk çocuklar a anlattığımız masallarda kaldı. Zamanımız da peşinde koşulan tek şey Para.
Şüpheci Dinsiz
07-01-2020, 23:58
Aşkı yalnızca cinsel dürtülere indirgemek sanırım hatalı bir yaklaşım olur.
Bunun böyle olmadığına dair çok örneğe rasladım. En çarpıcı olanı anlatayım.
Otellerde çalıştığım yıllarda Amerikalı bir müdür vardı, senede belki 20-30 kızla çıkardı. Bu kızlar genellikle standartların üstünde alımlı ve varlıklı olurlardı.
Kızlardan birini şöyle anlatayım, kız önde ben arkada otelin 2,5m genişliğinde uzun bir koridorundan yürüyoruz. İşim acele kızı geçmem lazım, kızın salınmasından boşluk bulup geçemedim.
Adamın bir prensibi vardı, aynı anda birden fazla kızla çıkmaz, onları aldatmaz, olmayacak vaadlerde bulunup yalan söylemezdi. Adamın cinsel açıdan herhangi bir açlık içinde olmadığı belliydi. Sabah kahvaltıda en az 1 kg biftek yer, akşama kadar 1 şişe viskiyi bitirir, kilo da almazdı, sarhoş da olmazdı. Zeki, görgülü, nazik ve mutlu bir adamdı. Derken çalışanlardan bir kıza tutuldu, kız bunu reddetti, adam gözümüzün önünde mum gibi eridi, perişan oldu, beni bile kızı razı etmek için araya sokmaya çalıştı, 1 yıla yakın kızın yolunda paspas oldu, zar zor kızı razı etti, evlenip gittiler. Öncekilere göre bu kız çok daha az alımlı idi, yani konu seks değildi. Kızın kendine yeten, becerikli, zeki, bağımsız bir yapısı, güçlü bir iradesi vardı, içtendi, sevimliydi, sevdiğini de sevmediğini de belli ederdi. Cinselliğinden ziyade bu özellikleri ile adamı etkiledi.
Kim Kardashian gibi karısından boşanıp kara kuru kişilerle aşk içinde yaşayan örnekler gördüm. Demekki kimileri için seks çok belirleyici olmuyor. Belki birlikte olduğu insanla hissettiği huzur, içtenlik, sevgi-kıymet, zeka, sevimlilik, yaratıcılık seksten daha değerli oluyordur.
Şüpheci Dinsiz, o müdür ne yaparsa yapsın karşı cins içinde bir boşluğa düşecekti. Bu durum kara sevda olabilir. Bol anksiyete ve kaybetmeme duygusu yüklüdür. Anladığım kadarıyla adam yaşlı kız genç idi. Bu açıdan bakın. Ayrıyetten 1 yılda 20-30 kızla çıkmak aşkın hurafe olduğunu gösterir. Adamın arayışı sahiplik duygusu da olabilir. Şayet o kızı kaybetme korkusu yaşamasaydı o kızın diğerlerinden farkı kalmayacaktı. Aşk dediğimiz böyle yaşanır, dilden dile destan olur çıkar. Evrimsel olarak kadın-erkek aşkının çıkış noktası ve nihayeti cinselliktir, bu cinselliğin amacı sağlıklı ve türün devamı için kusursuz bir çocuk dünyaya getirmektir. O adam o çocuğun annesi olarak o kızı seçmiştir ve kaybetme korkusuyla anksiyete yaşamıştır. İşte buna kara sevda diyoruz halk dilinde.
Bir anımı anlatayım Aşk mı sahiplenme duygusu mu siz karar verin.
Bir köpek eniği aldım onu büyüttüm tam 8 aylıktı arka ayaklarını üstüne kalkınca benim boyum kadar oluyordu ben kızınca suç işlemiş gibi önüne bakıyor bazen af diler gibi yapıp gözlerini gözlerime dikiyordu gözlerinden yaş geliyordu..
Bu köpek daha bebekken elimde büyüdü kendi elimle besledim kasap kasap gezip ona yıyecek aradım Tavuk kümeslerini geziyor ölü tavuk topluyordum yani büyük emek var. O tavukları kaynatıyor bir de tuzluyordum
Köpek köyde kalıyordu her gün köye gidip gelmeye üşendim şehire getirdim. Kapalı olduğunda sıkılıyordu. Gece araç geçişi az olduğunda zincirini açtım sokağa saldım. Gece bir fren duydum dIşarI çıktım bir araç yürüdü gitti aklıma bir şey gelmedi. Sabah erkenden kalktım köpeği içeri alacaktım ama köpek görünmüyordu, aramaya başladı çöp vidonun arkasına up uzun yatıyordu ama ölmüştü. Ağzında kan vardı.
Hikayenin bundan sonrası daha önemli
Arabanın bagajına koydum köye götürdün ve toprağa gömdüm tam 3 ay rüyama girdi hala unutamadım bazı köpekleri hala ona benzetirim
Detay çokta kimsenin canını sıkmayayım.
Şimdi bu cinsel çekicilik mi, yoksa verilen emek mi, Aşırı sevgi mi.
Nedir bu, bu duygu nasıl açıklanır. Bir müddet ona vuran otomobil veya hangi araçsa onu aradım bulsam ne olacak ama aradım işte.
Bazı soyut şeyler tarif edilemiyor.
Aşk ı anlatan filozoflar kimi delilik der, kimi aşırı sevgi ikisi de normal insan hali değil.
sn. kartopu
bi kere bu başlığın konusu dar anlamda cinsel aşk.
sevgi değil
sevgi bu başlığa dahil edilse de durum değişmez
bunlar somut/nesnel insan beyninin karmaşık duygudurumunun sonuçlarıdır
hatta biraz daha basit düzeyde tüm memelilerde gayet açıkça gözlemlenir
annelik hormonu verelim size şırıngayla bak ne hale geliyorsunuz
şu soyut denen kelimeyi de artık gülünç derecede mesnetsiz kullanmaktan vazgeçin
soyut kavramla ilişkili bi nitelemedir
nesnel durumlar soyut/somut diye ikiye ayrılmazlar
nesnel durum= somut
bunun ifadesi= soyut
anlayın artık bu kısmı
anlayın; bakın o zaman nasıl mesafe katedecek
onca birikiminiz nasıl yerli yerine oturacak
bu dost tavsiyesidir
neden kulak vermiyorsunuz
''bazı soyut şeyler'' diye bi şey yoktur
şeyler somuttur
hepsi de istisnasız somutdur
Kimseyi bir şeye inandırmak diye bir derdim yok Zaten aşk ı açıklayama ancak onu içinden gelen duygularla anlatırsın.Her kes ne yaşamışsa onu bilir.
Kimseyi ikna da etmiyorum sadece kendi yaşamımdan kesitler söylüyorum.
Aşk nedir diye tarif et deseniz edemem.
Ben var olduğunu bununda elle tutulur olmadığını söylüyorum Sadece bu.
Kimse ile bir yarışa da girmiyorum.Bu bana ait düşünce.
Kimseyi bir şeye inandırmak diye bir derdim yok Zaten aşk ı açıklayama ancak onu içinden gelen duygularla anlatırsın.Her kes ne yaşamışsa onu bilir.
Kimseyi ikna da etmiyorum sadece kendi yaşamımdan kesitler söylüyorum.
Aşk nedir diye tarif et deseniz edemem.
Ben var olduğunu bununda elle tutulur olmadığını söylüyorum Sadece bu.
Kimse ile bir yarışa da girmiyorum.Bu bana ait düşünce.
sn. kartopu
konumuz ikna değil
aşk var,
üstelik de elle tutulur bişey
ama verdiğiniz içerik kendi deneyimlerinizin süzgecinden geçiyor
20 yaşındaydım
benle yatıp kalkan kedi dostum öldüğünde ilk dip depresyon atağımı yaşadım ben de
o kadar farklı değiliz meraklanmayın
ama aşk soyut masa somut değil
ikisi de somut
ancak aşk dediğiniz şeyin kafasına hale takıp onu pamuklara sarmaya kalkıp
ideler alemine atıflar yapmanız da idealizme göz kırpmaktan başka bişey değil
Blitzkireg Arladaşım
İkimizde 1970 yılların süzgecinden geçmiş görünüyoruz hayatımız davamız a vermeye hazırdık hatta bazen neden ölmedik diye bile kendimize sorduğumuz olmuştur.
Peki kazansa idik hayatımızda kazancımız ne kadar yer kaplayacaktı belki kendi tarafımız tarafından yargılanacaktık bunu böyle dava uğruna çaba harcamış ülkelerde görüyoruz Dünün kahramanları günün hainleri bile oluyor.
Hep bunları bildiğimiz halde hayatımızı risk e atan yolculuğa niçin çıktık belki hala o yola çıkacak hayallerimiz var. Bu davaya nasıl bir duygu ile bağlı idik.
Elde edeceklerimizin ne kadar olduğunu bilmiyoruz ama hayallerimizin bizi götürdüğü yol çok kutsal değil mi idi.
Bu nedir Aşk değilse nedir.
Elde edeceğimiz somut sonuç un ne kadar olacağı belli değil ama yüreğimizdeki umut ne kadar. Bir çoğumuz yolda düştü bir çoğumuz perişan oldu yalnızlaştı Ama o şans bize yenden gel dese bütün gördüklerimize rahmen yine koşacağımızdan eminim Peki ne kazanacağız ne kadar kazanacağız bu kadar fedekarlığa rahmen.
İşte benim anlatmak Aşk tam da bu.
Bu aşkı sadece biz yaşamadık tarihte bir çok insan yaşadı ve Tarih kitapları bu aşkları çok yazdı.
Elde edilmiş bir şey yokken elde edilecek çok şey var gibi hayal kurmak. Ve bunun için en kıymetli olan hayatını adamak Aşk değil de nedir.
kartopu; Siz o köpekle oynarken bir nevi terapi oluyor, daha az kaygı ve bol huzur yaşıyordunuz. Serotonin ve endorfin salgılıyordunuz, kaygı ve stresten bir zaman dilimince uzaklaşıyordunuz veya azaltıyordunuz. Köpeği kaybedince beyniniz noradrenalin salgıladı buda sizi depresyon, stres ve anksiyeteye soktu.
Kaybetmek kötüdür, kesinlikle kötüdür. Yerine bir alternatif gelmiyorsa unutamamak takip eder. İnsanlar hep geçmişi güzel hatırlamak ister. Bu konuda en diplerden gelen sebepleri yazıyoruz, sizin bir köpeği çok sevmenizi reddedemeyiz.
Sn Turdur
Varlığı huzur veren terapi de olsa Yokluğu acı olan şey Aşktır. Aşk ı açıklamak çok zor çünkü elle tutulan gözle görülen bir şey değil farklı duygularla onu hissedersin.
Sn Turdur
Varlığı huzur veren terapi de olsa Yokluğu acı olan şey Aşktır. Aşk ı açıklamak çok zor çünkü elle tutulan gözle görülen bir şey değil farklı duygularla onu hissedersin.
sn. kartopu
son zamanlarda forumda iyice rahatsız edici olan bi durum var
elit/seçkin bi dil kullanmayı öneriyor değilim
ancak, kullanılan dil fazlasıyla belirsiz, idealizm gölgesinde ve foruma uygun değil
sizi tam olarak anladığımdan emin değilim
sizin de anlattığınız şeyin nasıl anlaşıldığına dair emin olduğunuzu hiç sanmıyorum
şu; ''elle tutulan gözle görülen şey'' zırvası nedir bunu iyi düşünün
aşk; biyolojisi/kimyası/fiziği olan,
yani elle tutulup gözle görülen bi şeydir
bunun aksini iddia eden
hem bilimsel hem de felsefi olarak eleştiriye hazır olmalıdır
önceden de uyarayım
bu eleştiri öyle al gülüm ver gülüm olmaz
size bi link vermişti turdur, evrim ağacından
okudunuz da üstelik
evrende gözleme taban veren ne varsa
somuttur, nesneldir, maddedir, maddidir
açıklaması zor ya da kolay
hiç farketmez
sonuç değişmez
tüm hikaye
devreye süreçlerin, daha karmaşık nesnel ilişki ağlarının girmesiyle alakalı
basit konular üstelik
savaş da somuttur, aşk da
masa da, manyetik alan da
bunlar gözleme taban verir
''farklı duygularla hissedersin'' türünden dinsel boş lafazanlıklarla derdinizi anlatamazsınız
derdiniz artık her ne ise
Aşk ı bıraktım. Bundan böyle AŞIK olmayacağım. Seviyem düştü bu Aşk ı savunurken.
Şüpheci Dinsiz
04-06-2020, 02:04
ÜNLÜ FİLOZOFLAR AŞIK OLURSA...
KArdFsqij1I
Kız aşkı anlatırken gözleri gülüyor. Hakikaten gözler güler mi. Bir insanın güldüğünü anlarsın İşte aşk ta böyledir gözle görülmez ama varlığı hissedilir. Aklı örneğin var mı onu görebiliyor tutabiliyormuyuz. Ama onun yarattıklarını görüyoruz İşte Aşka ta böyle onun yarattıkları görülüyor.
Aşk var dır Bütün canlılarda var mı bilmiyorum Ama insanda var o da her insanda değil.
Aslında seviyem düşmüştü ama benim değil aşkı anlamayanlara aşk ı anlatmaktan düştü.
Yıldıztozu
04-06-2020, 17:58
insanlar aşık olurken aşk yoktur demek doğru değil.
benzer şekilde insanlar dindar olurken din yoktur demenin de doğru olmadığı gibi.
aşk elbette var.
ancak aşkın gerçekliğinin hissedildiği ölçüde olup olmadığı tartışılabilir.
aşkın kökeninin cinsellik, evrim vs olması aşkı yok saymaz.
hissettiğimiz aşk duygusunun bize bağlı bir duygu olmadığını gösterir.
sadece aşk değil, duygularımızın hiçbiri bize ya da irademize bağlı değil.
her türlü duygunun kökeni evrimsel güdülere dayanıyor.
her şeyin farkına vardıktan sonra insanın yapması gereken şey bu güdülerin ve duyguların tadını çıkarmak.
insanlar aşık olurken aşk yoktur demek doğru değil.
benzer şekilde insanlar dindar olurken din yoktur demenin de doğru olmadığı gibi.
aşk elbette var.
ancak aşkın gerçekliğinin hissedildiği ölçüde olup olmadığı tartışılabilir.
aşkın kökeninin cinsellik, evrim vs olması aşkı yok saymaz.
hissettiğimiz aşk duygusunun bize bağlı bir duygu olmadığını gösterir.
sadece aşk değil, duygularımızın hiçbiri bize ya da irademize bağlı değil.
her türlü duygunun kökeni evrimsel güdülere dayanıyor.
her şeyin farkına vardıktan sonra insanın yapması gereken şey bu güdülerin ve duyguların tadını çıkarmak.
Aşkın tanımına bakın;
"İki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu, sevgi ilişkisi."
Aşk özünde cinsellik ve üremenin dışa vurumu, konuşabilmemiz sayesinde baya baya afilli anlatıp durmuşuz. Bununda piyasası türemiş.
"Tabiat bize aşk vermez, kendimizi hayatta kalmaya ve üremeye zorlar. Olan biten budur."
Bakın aşkın tanımıyla ne kadar uyuşuyor.
Bazı şeyler insanlara öğretilir Aşk da öğretilenlerin içindedir. Ahlak somutta görülmez ama insan ahlak dediğinde bir şeyler anlar ve yaşam biçimini ona göre yapar.
Konumuz AŞK olduğundan Aşk nasıl bir şey anlamaya çalışalım. Örneğin Şair şiir yazmış besteci bestelemiş şarkıcı söylemiş insanlar onu dinlemiş ve yüzleri gülmüş veya hüzünlenmiş. İşte gözle görülmeyen elle tutulmayan Aşk kaç kişiyi etkisi altına alıyor. Hadi yok de.
Birde bunun ticari değeri pazar değeri var. Satıcısı var alıcısı var. Tıpkı soğan gibi.
Bazı şeyler gözle görülmez elle tutulmaz ama vardır. Onun varlığı insanların ona yönelik eylemlerinde belli olur.
Buna soyuttan somuta gidiş derler.
Bazı şeyler insanlara öğretilir Aşk da öğretilenlerin içindedir. Ahlak somutta görülmez ama insan ahlak dediğinde bir şeyler anlar ve yaşam biçimini ona göre yapar.
Konumuz AŞK olduğundan Aşk nasıl bir şey anlamaya çalışalım. Örneğin Şair şiir yazmış besteci bestelemiş şarkıcı söylemiş insanlar onu dinlemiş ve yüzleri gülmüş veya hüzünlenmiş. İşte gözle görülmeyen elle tutulmayan Aşk kaç kişiyi etkisi altına alıyor. Hadi yok de.
Birde bunun ticari değeri pazar değeri var. Satıcısı var alıcısı var. Tıpkı soğan gibi.
Bazı şeyler gözle görülmez elle tutulmaz ama vardır. Onun varlığı insanların ona yönelik eylemlerinde belli olur.
Buna soyuttan somuta gidiş derler.
Sahtekarlıkla dolu bir şey. Salt duygu-his demeyeceğim. Bizde yaşadık, şimdi anlam verebiliyoruz. Meğersem bir seksüel dürtüler ve coşan hormonların sonucuymuş bu. Aldatılmalar, kandırılmalar, belki de çok değer verdiğin ama açılamadığın kişinin ne kadar pespaye olduğunu görmen. Bunların hepsi ilk mesajımda anlattıklarımla alakalı.
Evet bunun çok büyük bir piyasası ve pazarı da var. Soğan bunun yanında cücük kalır. İnsanların hayal dünyalarında ki aşk yoktur, kadın-erkek arasında ki aşk ise seksüel dürtü ve hormonal bir durumdur. Herkes aşk yaşadığı zanneder, şiirlerde ki aşk değildir yaşanan. Şiir demişken, aşk konusunda Neyzen Tevfik'i tuttum, Mecnun şiirinde iyi özetlemiş durumu. Aşk denilen budur zaten. İzzeti itibarını....
Şimdi yaz geldi, seksüel dürtüler ve hormonların coşma zamanı, aldatan aldatana, kimileri kucaktan kucağa, daldan dala. Ama sonuçta hepsine de aşk diyorlar. Aşk şiirlerde anlatıldığı gibiyse tek bir kişiye özel olmalıdır. Bazı ünlüler hayatında kaç kere evlenip boşanıyorlar, birde nikahsız yaşadıkları aleni ilişkileri oluyor. Sorulduğunda aşk diyebilirler ama bu aşk cüzdan-i aşktır. Piyasa-pazar aşkı. Gerçek aşk ergenlik dönemlerinde veya çocukluk döneminde yaşanır çünkü bu dönemde neyin ne olduğu kavranılamadığı için aşk şairlerin anlattıkları gibi algılanır. İlerisi böyle olmaz. Birbirleri için ölen biten hatta evlenen ama 2 seneye kalmaz boşanıp birbirleri hakkında beddualar eden nice aşıklar görmüşüzdür. Aşk hormonal ve ekseriyetle güneşle alakalı mevsimler bir durum, şiirlerde ki aşklar ise salt duygudan türemiş gibi.
AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALl?
Ağlamak için gözԁen уaş mı akmalı?
Duԁaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenԁen uzak mı kalmaktır?
Özlenen уakınԁayken hicran ԁuyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saaԁet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü ԁalınԁan mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül ԁalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
Vidor Hugo
Yıldıztozu
06-06-2020, 13:14
"Tabiat bize aşk vermez, kendimizi hayatta kalmaya ve üremeye zorlar. Olan biten budur."
Her davranışımız, duygumuz hayatta kalma güdüsüyle bağlantılı.
Güzellik algımız, etik algımız, bilgi edinme isteğimiz, para kazanma isteği, gülme, ağlama duygular vs. hepsi hayatta kalma güdülerimizle bağlantılı.
Sokak tabelalarının ve öğretmen tahtalarının dikdortgen şeklinde olması bile hayatta kalma güdüsüyle bağlantılı. Milyon yıl önceki atalarımız çevreyi yatay biçimde gözledikleri için dikdörtgen şekli daha cazip geliyor bize.
Dolayısıyla tüm duygularımızın ve davranışlarımızın içgüdülerle bağlantılı olması onları hissetmemize bir engel olamaz.
Ağlamak da sahtedir ama onu hissedebilirim ve bu hissin tadını çıkarabilirim.
Her davranışımız, duygumuz hayatta kalma güdüsüyle bağlantılı.
Güzellik algımız, etik algımız, bilgi edinme isteğimiz, para kazanma isteği, gülme, ağlama duygular vs. hepsi hayatta kalma güdülerimizle bağlantılı.
Sokak tabelalarının ve öğretmen tahtalarının dikdortgen şeklinde olması bile hayatta kalma güdüsüyle bağlantılı. Milyon yıl önceki atalarımız çevreyi yatay biçimde gözledikleri için dikdörtgen şekli daha cazip geliyor bize.
Dolayısıyla tüm duygularımızın ve davranışlarımızın içgüdülerle bağlantılı olması onları hissetmemize bir engel olamaz.
Ağlamak da sahtedir ama onu hissedebilirim ve bu hissin tadını çıkarabilirim.
Aşk adına söylenen afilli cümleler, aşk adına yazılmış şiirler şarkılar ve methiyeler. Aslında başlık öyle bir aşkın olmadığı üzerine de olabilirmiş. Evet bir etki-ürperti ve istek oluşuyor. Buna halk dilinde aşk diyorlar, Leyla olmak Mecnun olmak. Ancak o bilinen aşk yoktur, o manada ki aşklar hedefe alınmıştır bu konuda.
Para, servet, lüks, moda, popilist siyaset. Aşkı da öldürdü Kahrolsun duyguları bile olmayan her şeye madde gibi bakan robotu insandan ayırmayan. İnsanı makina yapan bu düzen.
Çiçeğe bile kaç para eder diyen bakan bu düzen. Sevmeyi, aşık olmayı bile yok eden düzen.
Gariptir insanlar oğlu neler yaratmış
Yarattığı her bugün dünü aratmış
Aklı ile her şeyin sırrını bulmuş
Kendi yarattığı putun kölesi olmuş
Para, para, para
Varlığı bir dert yokluğu yara
Yunusu, Ferhat ı, Şirin i, aslı yı Özletti bize. . Nerede o çölleri geçen Leyla ile mecnun.
cakiltasi
17-08-2020, 12:42
Aşk duygusal yükseliştir. Duyguna hakim olabilirsen aşk diye bir şey de kalmaz.
Duygular varsa aşkta vardır.