Orijinalini görmek için tıklayınız : Evcil hayvan diye bir şey yoktur
Eğer evcil hayvan varsa oda memeli sınıfından insandır. Evcil hayvan diye bir şey yoktur, hibrit üretilmiş ve esir edilmiş hayvanlar vardır.
50 kiloluk Golden cinsi köpek evcil değildir. Bu hayvan evde koşamıyor, tepişemiyor ve sosyalleşemiyor.
Evcil hayvan özgürlüğü elinden alınan hayvandır. Ne kadar evde doğurtup bakılsa da, hepsinin güdüsel olarak geniş alanlara, toprağa ve sosyalleşmeye ihtiyacı vardır. Bu hayvanları tuvalet için sokağa çıkarıyorlar, avlanmak için sokağa çıkarmıyorlar. Birde kısırlaştırıyorlar. Bizim bir kedimiz vardı çok cambaz, çocukluğu dışarıda geçmişti ve her gün sokağa çıkar gece eve geri gelirdi. Onu kısırlaştırdık. Hayvanın sosyal güdüleri zedelendiği gibi hayat sevinci de yok oldu. Yanıma uzanıp uyurdu ama sevmeye kalktığım zaman kaçardı. Buna bizzat şahit oldum, hayvan kısırlaştırmak o hayvana fayda değil zarar verir. Sosyal statüsünü yok eder.
Sokakta sakat kalmış, açlıktan ölmek üzere olan hayvanları eve almayı konudan muaf tutuyorum.
Düşünün, ufacık kuşlar Marmara Denizi üzerinden Bursa-İstanbul arası göç edebiliyorken el kadar kuşu tutup 40x40 cm kafeslere koyup seyir zevki yapıyor insanlar. Sırf kuşun diğer kuşlarla diyaloga nasıl girdiğini duymak için. Bazı kuş türleri cikciklemesi bozulmasın diye harici tür kuşlarla yan yana bile konulmuyor. Bu kuşlar göç mevsiminde azat edilseler mevsimleri ve yönleri bile bulamazlar. Açın bir BBC veya National Geographic belgeseli, el kadar kuşların ne kadar detaylı ve sosyal yaşadıklarını görün.
Her türlü hayvan bir şekilde paraya dönüştürülüyor, karga dönüştürülemiyor. Onunda adını çıkartmışlar. Mitolojilerde bile karga bet sesli ve çirkin olarak anılır. Karga bu saatten sonra çirkinliğin ve betliğin sembolü değil özgürlüğün sembolüdür benim için.
Buradan toplumcu, mücadeleci, insana boyun eğmeyen bütün kargalara selam olsun. Gark gark garrrrkkk karga kardeşler. Ne kadar evcil hayvan bakıp da, elinden bütün doğal güdüleri ve yetenekleri çalınmış olduğu halde "özgürleştirmek" adına hayvanları sokaklara atanlar varsa, alayına sortiler yapın karga kardeşler.
Evcil hayvanlara örnekler;
Aslan
Kaplan
Timsah
Köpek
Kedi
Kuş
Iguana
Yılan
Hepside esir edilmiş ve ezilmiş hayvan halklarıdır.
Dolayısıyla evcil hayvan diye bir yoktur olamazda. Bütün beden ve güdüleri doğaya uyarlıdır, insan ilişkileri gibi ilişkiler geliştiremezler. Evcil hayvan=Köle ticareti.
bilgivehis
07-01-2020, 08:42
Ben konuya farklı bir bakış açısı getireyim, belki konuya ek de olabilir.
Bana göre asıl evcilleşemeyen insanlardır.
Toplumsal yaşama alışamayan insan asla evcilleşemez, ya birileri tarafından güdülür ya da sadece bireysel yaşam tutkusunu karşılamaya çalışır.
Her şeyden önce toplumsal yaşamın ne olduğu bilinmelidir, lakin bu konuda bazı detaylar dışında kesin bir görüş yok ama varsayımlar çok.
Örneğin, toplumsal yaşamı paylaşımcılık olarak adlandırıyoruz ama paylaşımcılığın kendisini net olarak belirleyemiyoruz. Çünkü paylaşımcılığı nicelikten niteliğe dönüştürecek süreci henüz yaşamadık, şimdilik ortalardayız.
Neden ortalardayız?
Çünkü bireycilikle toplumculuk çatışma içinde, her ikisinin de kendine göre haklı-haksız tarafı bulunuyor.
Bunu ayıklamak için yüzyıllar süren çatışma ve farklı yaşam biçimleri gerekiyor.
Dolayısıyla insanın evcilleşmesi de bu süreçle orantılıdır.
Bu yüzden kendini dahi evcilleştirememiş insanın diğer canlıları evcilleştirmeye çalışması kendi zevkini veya at yarışlarında olduğu gibi maddi çıkarını tatminden ibarettir.
Bir defa insanın gerçek yüzünü net olarak görmek isteyenlere Yılki Atlarının ne şekilde kullanıldıklarını incelemelerini öneririm.
dolekbas
07-01-2020, 13:02
Merhaba;
Açıkçası ben daha farklı bakıyorum. Bence evcilleştirilebilen hayvanlar vardır ve hayatlarından memnundurlar.
Bir keresinde, tanıdığım biri köpeğini bir ormana bıraktı. Köpek bir süre sonra yaklaşık 60 km lik mesafede ki evine tekrar döndü.
Vefa deyin, mecburiyet deyin bilemem ama ben sevgi ve mutluluk görüyorum. Belki türün bazı içgüdüsel özelliklerini bastırdık veya bozduk emin değilim ama özellikle köpekler ile insanların çok barışçıl ve uyumlu yaşadıklarını görüyoruz. Birazda köpek popüler bir evcil hayvan olduğu içindir elbette.
Ama gel gelelim kafeste kuş, akvaryumda balık, fanusta kaplumbağa bakılmaz. Bu büsbütün eziyettir, hapsetmektir, türe işkencedir. Kapınızı ilk açtığınızda kediniz dışarı kaçıyorsa ve gelmiyorsa, bu zamana dek ona eziyet etmişsiniz demektir. 120 m2 evde, sadece sabahları 15 dk dışarı çıkartılarak köpek bakmak eziyettir.
Ama şu gerçek ki insan tüketmeyi seviyor. Üretirken bile fazlasını tüketiyor. Bunu başka hayvanlara da yapıyoruz. Yumurta yiyerek, tavuk yiyerek, süt içerek, deri ayakkabı giyerek...
Bizden başka her şeyin rahatı için bizim var olmamamız gerekli bence.
Yıldıztozu
07-01-2020, 18:02
Benim bi kedim var. 4-5 aydır birlikteyiz.
İnsan dışında başka bir canlıyı yakından tanımış olmak bana yaşamla ilgili yeni şeyler fark ettirdi.
Onların da düşünebildiğini, hissedebildiğini, öğrenebildiğini, duyguları olduğunu fark ettim.
Hatta kedi yavrusunun, insan yavrusundan daha üstün olduğunu gördüm. Birçok açıdan daha üstün ve güçlü. Ama biz kendimizi üstün sanmışız hep.
Özgürlük sadece sokakta serbestçe dolaşmak anlamına gelmemeli. Evde konforlu bir şekilde tutulan kedi, sokakta zor şartlar altında yaşayan kediden daha özgür sayılabilir.
En basit örnek sokak kedileri veterinere uğramıyor, sağlık sorunlarıyla, parazitlerle boğuşuyor. Evde sahiplenilen kedi aşıları ve bakımı yapıldığı için daha sağlıklı yaşıyor. Bu da onun özgürlüğünü artıran bir etken.
Özgürlük sadece sokakta serbestçe dolaşmak anlamına gelmemeli. Evde konforlu bir şekilde tutulan kedi, sokakta zor şartlar altında yaşayan kediden daha özgür sayılabilir.
En basit örnek sokak kedileri veterinere uğramıyor, sağlık sorunlarıyla, parazitlerle boğuşuyor. Evde sahiplenilen kedi aşıları ve bakımı yapıldığı için daha sağlıklı yaşıyor. Bu da onun özgürlüğünü artıran bir etken.
Özgürlüğü insan değil kedi gözüyle görebiliyor musunuz? Bizim burada sokak kedilerine mama verilen bir yer var, oturanlar oraya mama+yemek artığı koyuyorlar. Ama kedileri evlerine almıyorlar. O kediler ağaçlara tırmanıyor, birbirlerinin dışkılarını koklayıp sosyal statüleri tanıyorlar. Evde ki kediler aşı oluyor diye daha özgür oluyor olamaz. Yıllarca yaz-kış aylarında yaşayan kediler daha sağlıklı olabilirler. Kediye aşı yaptırmak özgürlük değildir, diyelim ki onu hastalıktan korumak için aşı yaptırdık ve onun sağlığına fayda sağladık, buraya kadar tamam. Ancak onu ev ortamında tutuyorsak bu onu kısıtlayan bir yaşam tarzı oluyor. O pençeler laminant parke, halıfleks veya fayans zemin için ideal değil. Koltuklar tırmanmaları için yeterli değil. İnsanların hayvanlarla olan sevgisi ve bakımı bence çiftlik köpekleri ve kedilerinden daha öteye gidemez. Yani hiç bir kedi ve köpek daire kapısı içerisinde tutulmalıdır. Onların doğal yaşam alanları ile insanlar ancak köylerde ve çiftliklerde diğer hayvanlarla aynı ortamı paylaşabildikleri yerlerde olabilir.
Kuşların kafese kapatılmaları tam bir esaret hayatı, hapishanede artı suç işleyenlerin hücre odalarına kapatılmaları gibi. Evcil hayvan alınıp satılması duygu sömürüsü, ben bu hayvanı almazsam ölür gider mantığı yerleştirilmiş insanlar. Kıtalar arası göç eden papağanları kafeslemeye ne demeli? Kedi olmuş kuş olmuş benim için hiç bir farkı yok. Kuşun doğal yaşam alanı ağaç dalı ve sürüsüdür, kedinin yaşam ortamı diğer kedilerin yaşadığı ve dışkıladığı toprak zemindir.
Ama şu gerçek ki insan tüketmeyi seviyor. Üretirken bile fazlasını tüketiyor. Bunu başka hayvanlara da yapıyoruz. Yumurta yiyerek, tavuk yiyerek, süt içerek, deri ayakkabı giyerek...
Bunların hepsine bir artı bir fayda bulabiliriz. Yumurta B vitaminleri ve protein açısından insan için değerli bir temel gıda kalemidir. Deri giyinmek ise bizi soğuğa karşı korur. Besin zincirine dahil bir canlıyız bunları anlayabilirim, lüks tüketim için yapılan katliamı anlamam. Evcil hayvan diye bir şey tanımıyorum. Evcil hayvan demek insanların geliştirdikleri ev ortamına herhangi bir hayvanı hapsetmek demek. Bir diğer canlının bir insanı yemesini ve besin gereksinimini gidermesi çok anlaşılır bir şeydir, ama bir köpeğin bir insana tasma takıp kapısında bekletmesini, bir kedinin bir insanı kedi ortamında zorla tutmasını ve oraya mecbur kalacak şekilde büyütmesini anlayamam. Balık insanoğlu için bir besin kaynağıdır, canlı canlıyı yer doğada. Ama kocaman köpek balığını alıp bir akvaryuma hapsetmeyi anlayamam.
Şüpheci Dinsiz
07-01-2020, 23:13
Eve alınan hayvana kedi-köpek deyip geçmemek lazım. Evin bir bireyi oluyorlar, sizi ebeveynleri olarak görüyorlar. Yokluğunuzda sizi çok özlüyorlar. Ben de eşim de köpeğimizi köpek olarak değil evladımız olarak görüyoruz. Şehir dışına çıktığımda, gün boyu evden uzak kaldığımda çok özlüyorum. Gelir gelmez sarılıyoruz, yuvarlanıyoruz, kaçışıp kovalaşıyoruz, uzak kalma süresine göre küçük-büyük çaplı hasret giderme faslı yaşıyoruz.
Biz üzgünsek o da mutsuz oluyor, sevinçliysek o da mutlu oluyor. Misafir gelse yüzümüze bakıyor, geleni seviyorsak o da seviyor, mesafeliysek o da mesafeli duruyor. Son derece nazik, içten. Bir şey isterken çok sevdiği oyuncaklarından birini getirip kucağımıza bırakıyor. Çocuklara karşı çok hoşgörülü ve şevkatli. Biz yemek yerken o da yemek yer, başka zaman versek yemez. Biz yerken vermesek küser. Küsünce barışmak için en az 1 saat maskaralık yapmamız gerekir.
Bazen gelenler korktuklarını söyleyip odaya kapatmamızı isterler, onlara evladımı kendi evinde hapsetmeyeceğimi açıkça söylerim. Giden gider, umurumda olmaz.
Anlatması zor, yaşamak gerek.
Veteriner prostat olmaması için kısırlaştırmamızı söylüyor ama ben direniyorum. Evladımı sakatlamak istemiyorum. Öte yandan dişi bulmakta zorlanıyoruz. Biraz da onun için bahçeli bir yere-araziye taşınma planlarını öne aldık.
Şüpheci Dinsiz ben sizi gittiniz zannediyordum.
Sizin bu köpek ile olan bağınız boyut atlamış. Bizde çocuklukta yaşamıştık bu duygusallığı. Sizde biliyorsunuz ki bu o köpek için doğal değil. Çiftliğe kavuşursanız yapacağınız ilk iş o köpeğe arkadaş bulup dairenin kapısından içeri sokmamak olsun. Hem doğasında kalır hemde sizden ayrılmamış olur.
Şüpheci Dinsiz
08-01-2020, 00:49
Şüpheci Dinsiz ben sizi gittiniz zannediyordum.
Sizin bu köpek ile olan bağınız boyut atlamış. Bizde çocuklukta yaşamıştık bu duygusallığı. Sizde biliyorsunuz ki bu o köpek için doğal değil. Çiftliğe kavuşursanız yapacağınız ilk iş o köpeğe arkadaş bulup dairenin kapısından içeri sokmamak olsun. Hem doğasında kalır hemde sizden ayrılmamış olur.
Her gün foruma giriyorum, hiç ara vermedim. Moderasyon varsa yapıyorum, işlerim yoğun, çok yoruluyorum ve epeydir mesaj yazmak içimden gelmiyor.
--/--
Boyut atlama konusunda haklısın. İnsanın 'özel' olduğu dogmasını yıkınca boyut atlamış olduk. Çiftlikte Dost'u (adı Dost) eve almama konusunda belki şunu yapabilirim, ben de eve girmeyebilirim. Sonuçta ben de konfor içindeki evde doğamı yaşayamıyorum. :)
Yıldıztozu
06-03-2020, 18:30
kedimi kısırlaştırmak zorunda kaldım, hüzünlendirdi beni.
24 saat aç susuz kaldı, ameliyat oldu falan.
en önemlisi arzularını ve duygularını çalmışım gibi hissettim.
bir sevgilisi vardı apartmanın önünde yaşayan, kokusunu falan alıyordu, evden çıkmak istiyordu sürekli.
şimdi benden de soğumuş gibi.
yanıma gelmiyor, okşarken kaçıyor.
onun için en doğrusu buymuş gibi geliyor, kısırlaştırmasaydım evde tutamazdım.
dışarı bıraksam daha zorlanırdı.
ayrıca evcil hayvan konusunda kuşları eve almayı uygun bulmuyorum ben.
kuşun sahip olduğu en önemli özellik uçmak.
evde kafese hapsetmek bu özelliğini alıyor elinden.
kuşlar uçsunlar, evde tutmayalım onları.
kedimi kısırlaştırmak zorunda kaldım, hüzünlendirdi beni.
24 saat aç susuz kaldı, ameliyat oldu falan.
en önemlisi arzularını ve duygularını çalmışım gibi hissettim.
bir sevgilisi vardı apartmanın önünde yaşayan, kokusunu falan alıyordu, evden çıkmak istiyordu sürekli.
şimdi benden de soğumuş gibi.
yanıma gelmiyor, okşarken kaçıyor.
onun için en doğrusu buymuş gibi geliyor, kısırlaştırmasaydım evde tutamazdım.
dışarı bıraksam daha zorlanırdı.
O kediden hiç bir sıcaklık beklememelisin artık çünkü doğasını bozdunuz ve hemde tam mart ayında. Kediler kısırlaştırıldıktan sonra nasıl sosyal sorunlar, bunalımlar yaşıyor anlatmıştım sanırım. Kedi kısırlaştırıldıktan sonra her canlıdan uzaklaşma meyilimine giriyor. Sağlıklı bir genç insanı tamda ilkbaharda kısırlaştırmak aslında cinselliğini elinden almak gibi oluyor bu.
Bizde ayağı aksak ve kulağı yırtılmış yavru bir kedi vardı, düzeldi ve biraz büyüdü, dün gecede gitti daha gelmedi. Sanırım buldu bir yakışıklı. 3-4 gün sürekli dışarı salıyorduk gece geri geliyordu. Kedi bu, çok uzaklarda olmazsa yolu ezberliyor, acıktığı zaman dayanıyor kapıya. Evveli sene gene aynı cins bir sokak kedisi vardı, sanırım bu kedinin babası, bizim burada zayıf tekir cinsi kedi yok, galiba o büyütüp saldığımız kedinin kızıydı dün gece giden kedi. Bunun babası da böyleydi, bu cins kediler sokak kedisi olduğu için dert etmiyoruz. Geliyor gidiyor geliyor gidiyor en sonunda sokağa karışıyorlar. Yavruyken bakıma muhtaç olduklarında alıyoruz ve sonuçta hepside aynı şeyi tekrar ediyorlar. Biz 1 hafta kadar zorla evde tutmaya çalışıyoruz ama kısırlaştırmıyoruz çünkü 6-7 sene önce kısırlaştırdığımız kedimizin sosyalleşemediğini görmüştük.
kedimi kısırlaştırmak zorunda kaldım, hüzünlendirdi beni.
24 saat aç susuz kaldı, ameliyat oldu falan.
en önemlisi arzularını ve duygularını çalmışım gibi hissettim.
bir sevgilisi vardı apartmanın önünde yaşayan, kokusunu falan alıyordu, evden çıkmak istiyordu sürekli.
şimdi benden de soğumuş gibi.
yanıma gelmiyor, okşarken kaçıyor.
onun için en doğrusu buymuş gibi geliyor, kısırlaştırmasaydım evde tutamazdım.
dışarı bıraksam daha zorlanırdı.
ayrıca evcil hayvan konusunda kuşları eve almayı uygun bulmuyorum ben.
kuşun sahip olduğu en önemli özellik uçmak.
evde kafese hapsetmek bu özelliğini alıyor elinden.
kuşlar uçsunlar, evde tutmayalım onları.
Kediniz dişi ise sorun olmaz hatta daha sağlıklı olur daha uzun yaşar.
Erkek ise beslenmesine çok dikkat etmeniz urinary kedi mamalarından kullanmanız gerekir.
Kediniz dişi ise sorun olmaz hatta daha sağlıklı olur daha uzun yaşar.
Erkek ise beslenmesine çok dikkat etmeniz urinary kedi mamalarından kullanmanız gerekir.
Dişi kedi daha uzun yaşayamaz. İnsanlarda da böyledir. Hiç doğum yapmamış ve süt emzirmemiş dişi daha uzun yaşamaz.
Erkek kedilerde çok büyük sorunlar oluyor. Düşünün onlarda memeli hayvanlar, genç bir erkeğin veya kadının cinselliğini elinden alırsanız ne olursa kediler içinde o oluyor.
Büyükbaşların kaçmamaları için burunlarına halka takmak veya domuzlar kaçmasın diye burunlarına zarar verip kokuları algılamamalarını sağlamak neyse kediyi kısırlaştırmakta aynı şeydir.
Dişi kedi daha uzun yaşayamaz. İnsanlarda da böyledir. Hiç doğum yapmamış ve süt emzirmemiş dişi daha uzun yaşamaz.
Erkek kedilerde çok büyük sorunlar oluyor. Düşünün onlarda memeli hayvanlar, genç bir erkeğin veya kadının cinselliğini elinden alırsanız ne olursa kediler içinde o oluyor.
Büyükbaşların kaçmamaları için burunlarına halka takmak veya domuzlar kaçmasın diye burunlarına zarar verip kokuları algılamamalarını sağlamak neyse kediyi kısırlaştırmakta aynı şeydir.
Evde onlarca sokakta yüzlerce kedi beslemiş biriyim evde üç kedi var üçü de kısır.Dişi kediler kesinlikle daha sağlıklı ve uzun yaşarlar.İstediğiniz veterinere sorabilirsiniz.
Kedilerin cinselliği olmaz onlar cinsellik yaşamaz çiftleşirler.Çiftleşmeleri iradelerinin tamamen dışındadır.Mevsim dönüşümleri sıcaklık değişimleri gibi koşulların hormonlar üzerindeki etkisi ile kızgınlığa girerler ve kızgınlığa girmek onlarda stres yapar.
Kısırlaştırılan erkek kediler sizin söylediğiniz sorunları yaşamaz daha büyük sorunlar yaşarlar.İdrar yollarında tıkanma sorunu yaşarlar ki bu sorun tedavi edilmeyen kedi için kesin ölüm demektir.
Ben kendi adıma evde bakılmayacak beslenmesine özen gösterilmeyecek düzenli hareket etmesi (oyun mesela) sağlanmayacak erkek kedilerin kısırlaştırılmasından taraf değilim.Hele hele konfor için sağa sola çiş yapacak diye kesinlikle erkek kedi kısırlaştırılmamalı.
Yıldıztozu
07-03-2020, 09:11
veteriner en uygununun kısırlaştırmak olduğunu söyledi.
dişi kedi bulup çiftleştirsem de işe yaramayacakmış, sürekli isteyecekmiş. (benimki erkek)
2 seçenek vardı, ya kediyi sokağa bırakacaktım ya da kısırlaştıracaktım.
sokağa bıraksam çok zorlanır, chincilla türü, dışarı gezdirmeye çıkardığımda ürkek davranıyor, bıraksam zorlanır.
Kedi kısırlaştırıldıktan sonra her canlıdan uzaklaşma meyilimine giriyor.
ilk iki gün öyleydi, enerjisi alınmış gibiydi.
dünden beri yanıma tekrar gelmeye başladı bakalım, umarım geçicidir.
veteriner en uygununun kısırlaştırmak olduğunu söyledi.
dişi kedi bulup çiftleştirsem de işe yaramayacakmış, sürekli isteyecekmiş. (benimki erkek)
2 seçenek vardı, ya kediyi sokağa bırakacaktım ya da kısırlaştıracaktım.
sokağa bıraksam çok zorlanır, chincilla türü, dışarı gezdirmeye çıkardığımda ürkek davranıyor, bıraksam zorlanır.
Sokağa bırakmayarak en iyisini yapmışsınız sokakta yaşayan kediler ömürlerinin dörtte birini anca yaşıyorlar.Chincilla cinsinin hiç şansı olmazdı.
Kedinize sterilized kısır kedi mamalarından almalı diğer mamalardan asla vermemeli su içmesini kontrol etmelisiniz.İdrar yollarında yaşayacağı sorunlar için veterinerinizden mutlaka bilgi alın.
Benim erkek kedim altı yaşında tosun gibi çokta sosyal hala bebek gibi oyun oynuyor.Kediniz mutsuz olmaz korkmayın o kısırlaştırıldığın farkında bile değil.
Yıldıztozu
07-03-2020, 18:32
Kedinize sterilized kısır kedi mamalarından almalı diğer mamalardan asla vermemeli su içmesini kontrol etmelisiniz.İdrar yollarında yaşayacağı sorunlar için veterinerinizden mutlaka bilgi alın
teşekkürler, dikkat edeceğim.
Şüpheci Dinsiz
31-12-2020, 16:29
https://eniyidostum.wordpress.com/tag/kopeklerin-tarihcesi/
Kızılderililerden Bir Efsane
Kaliforniya'nın Kato Kızılderililerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış. Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış. Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış.
Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış. Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve her bir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş (yani köpek dışında her bir hayvan). Hikayenin hiçbir bölümünde Tanrı Nagaicho'nun köpeği yarattığından söz edilmiyor. Aslında Nagaicho dünya üzerindeki gezisine başladığında her zamanki gibi yanına köpeğini de almış. Çünkü Tanrı'nın hep bir köpeği varmış. Herhalde Kato'lar için bir insanın köpeksiz yaşayabileceği düşünülemiyordu. Köpek her zaman vardı. Dünya yaratıldıktan sonra köpek sahibinin yanında yürümeye devam etmiş,etrafı koklamış ve Nagaicho'nun sözlerini dinlemiş; "Bak bu deredeki su ne kadar temiz. Tüm diğer hayvanlar onu bulmadan önce sen biraz içmek istemez misin?" Bir süre sonra ikisi birlikte kuzeye yürümüşler. Tanrı ve köpeği.
İyi seneler...
Şüpheci Dinsiz
01-01-2022, 05:52
İyi seneler...
https://twitter.com/animaIarmy/status/1476625718037594120