Orijinalini görmek için tıklayınız : Devrim nasıl olur?
bilgivehis
05-04-2020, 08:03
Başlık konusunda kimseyi eğitecek bilgi ve donanıma sahip değilim (şimdi öyle oldu) ancak devrim nasıl olur sorusuna kendi görüş ve tahminlerimi anlatmaya çalışacağım, içinde yanlış-doğru olabilir
Sizler de bahsettiğim görüş yönünde kendi fikirlerinizle katkıda bulunarak bu soru'nun daha çok aydınlatılmasını sağlamış olacaksınız.
Not: rahatsızlığım dolayısıyla cümleleri gerekli şekilde yazamıyorum, kısa kesiyorum, idare edin:)
Devrim nasıl olur?
Bugüne kadar olan antiemperyalist devrimlerin tamamı Türk kurtuluş savaşı da dahil fiili işgal sonucu gerçekleşti.
Hiç biri salt işçi sınıfının zirveye çıkmasına dayanmıyordu.
Başka deyişle, sadece sömürüye veya sadece kapitalist sisteme tek başına başkaldırı şeklinde gerçekleşmedi.
Asıl tetikleyici unsur, fiili işgallerdi.
Her devrim yapan ülkelerde fiili işgalin karşısındaki direnen gücün önderliğini Türkiye de dahil devrimci güçler üstlenmişti.
Böylece işgalciler paylaşım savaşını arzu ettikleri hedefe oturtamamışlardı.
Emperyalistlerin almış oldukları bu yenilgi onlara daha cazip bir alan açtı.
Artık fiili işgal yerine sadece yönetimleri işgal etmekle bir kurşun dahi harcamadan hedeflerine ulaştılar.
Çünkü yönetimleri ele geçirmek ülkeyi tamamen ele geçirmekti.
Ayrıca bilimin hakimi de kendileri olunca bir yandan da psikolojik işgali rahatlıkla yürütebildiler.
Malumunuz üzere psikolojik işgalde en büyük yardımcıları islam ve medya oldu.
Neyse bu konuyu uzun yazarım diyordum ama yazamadım, en iyisi sonuca geleyim.
Devrim iki türlü olur:
Birincisi fiili işgalle.
İkincisi halkın çoğunluğu tamamen aç kalmasıyla.
Her ikisinin de kendine göre koşulları var.
Fiili işgal olduğunda devrim olması için işçi sınıfı olması ve hazırda devrimci kadro olması gerekiyor.
Halkın tamamı aç kalması için ise birincisi doğal koşullar gerekiyor, örneğin coronadan başedemeyen kapitalizmin halkı açlığa terketmekten başka çaresi kalmayacağı gibi.
Herhalde anlatabildim, bilemiyorum, ben devrim hakkında böyle düşünüyorum.
Bende katkıda bulunayım
Bazıları hoşlanmasa da Marks ın manifestoda gecen bir koşullu sözleri ile başlayalım.
İşçi sınıfı ekmeğine bir dilim ilave etmek için değil özgürlüğü için savaştığında devrimcidir.
Bu durumda devrim olması için devrimciler olması gerekiyor. Bir ikincisi de devrimci durum olması gerekiyor. Yani senin söylediğin açlık devrimci durum göstergelerinden bir tanesi belkide en önemlisi.
Bir de devrimin olabilmesi ve devrim sonrası bir kurulumun olması için sadece işçi sınıfının özgürlük savaşçısı olması yeterli değil
Yine Marks ın manifestoda geçen bir sözünü koyayım Komünistlerin çıkarları ile işçilerin çıkarları birdir.
Bu durumda devrimi istemek yapmak ve sonucunda bir kurulum ortaya koymak için iki sosyal gurubun bir program etrafında birleşmesi gerekiyor.
Bu bize komünistler işçiler birlikte hareket ederek özgürlük taleplerini öne çıkararak veya nihai talepleri özgürlük olacak programı hayata geçirmek için birleşmelerinden söz eder.
Elbette bu bir öngörü ayet değil
Biz günümüze baktığımızda geçmişin yanlışlarını da dikkate alarak bir de üretim biçimi (zamanımız ve gelecekte) ve üretici güçlerin gelişmişlik durumunu da devrim programına dahil etmemiz gerekiyor.
Tarih şunu der, hiç bir şey geçmişin tekrarı değildir ama ders verebilir. Ders almakta bize kalmış.
*Kısa yazdım ki katkılara bakarak genişletelim.*
bilgivehis
05-04-2020, 14:33
Bende katkıda bulunayım
Bazıları hoşlanmasa da Marks ın manifestoda gecen bir koşullu sözleri ile başlayalım.
İşçi sınıfı ekmeğine bir dilim ilave etmek için değil özgürlüğü için savaştığında devrimcidir.
Bu durumda devrim olması için devrimciler olması gerekiyor. Bir ikincisi de devrimci durum olması gerekiyor. Yani senin söylediğin açlık devrimci durum göstergelerinden bir tanesi belkide en önemlisi.
Bir de devrimin olabilmesi ve devrim sonrası bir kurulumun olması için sadece işçi sınıfının özgürlük savaşçısı olması yeterli değil
Yine Marks ın manifestoda geçen bir sözünü koyayım Komünistlerin çıkarları ile işçilerin çıkarları birdir.
Bu durumda devrimi istemek yapmak ve sonucunda bir kurulum ortaya koymak için iki sosyal gurubun bir program etrafında birleşmesi gerekiyor.
Bu bize komünistler işçiler birlikte hareket ederek özgürlük taleplerini öne çıkararak veya nihai talepleri özgürlük olacak programı hayata geçirmek için birleşmelerinden söz eder.
Elbette bu bir öngörü ayet değil
Biz günümüze baktığımızda geçmişin yanlışlarını da dikkate alarak bir de üretim biçimi (zamanımız ve gelecekte) ve üretici güçlerin gelişmişlik durumunu da devrim programına dahil etmemiz gerekiyor.
Tarih şunu der, hiç bir şey geçmişin tekrarı değildir ama ders verebilir. Ders almakta bize kalmış.
*Kısa yazdım ki katkılara bakarak genişletelim.*
Bu ülke önceden işgal edilmişti ama işgal bayrağını 2002 yılında tayyiple diktiler.
Şayet o tarihte işgalin türü yönetimle değil de bu ülke askerine kurşun sıkmakla yani fiili işgalle gerçekleşseydi aynı gün devrimci mücadele de halk tarafından desteklenecekti.
Lakin ülke yönetiminin işgal edilmesi gerçekte ülkenin işgal edilmesi olduğunu anlayacak bir halk yoktu.
İşte kapitalizm her ülkede bunu uygulayarak savaşlarda elde edemediğini çok kolay elde etti.
Fakat sorun kapitalizmin işgali değil, asıl sorun sürekli işgal yöntemleri geliştirmesi ve seçeneğinin bol olması.
Buna karşın alternatif devrim çözümleri geliştirilemiyor.
Elimizde kala kala halkın çoğunun tamamen aç kalma seçeneği kaldı.
Çünkü kapitalizm sömürür ve devrimci yaratır teorisi bir işe yaramıyor.
Zira halk iliğine kadar sömürülse dahi bir lokma ekmek bulması karşısında olay bitiveriyor.
Bugün halk o kadar ezildiği halde kendi özgürlüğü için kılını kıpırdatmazken kapitalizm daha çok mücadele ediyor.
Belki kapitalist olmasa da bir çok kapitalist yapılı insanlar görmüşsündür, farkına da varmışsındır, bu tür insanlar mücadeleden yılma nedir bilmiyor ama aynı cesaret ve mücadeleyi ezilen halkta göremezsin.
Bu yüzden forum üyemiz Yıldıztozu'nun bazı görüşlerine hak veriyorum.
Yani ezilen halk kendi için mücadele etti de önlerinde engel mi var, evet var ama devrim isteyen halk için o hiç bir şeydir, kağıttan kaplandır.
Dolayısıyla kardeşim, devrim için sömürü, baskı yeterli bir neden değildir, halkın çoğu ölümüne aç kalmalı, aynen Fransa devriminde olduğu gibi.
Dolayısıyla kardeşim, devrim için sömürü, baskı yeterli bir neden değildir, halkın çoğu ölümüne aç kalmalı, aynen Fransa devriminde olduğu gibi.
Oradan burjuva devrimi çıktı.
bilgivehis
05-04-2020, 16:14
Oradan burjuva devrimi çıktı.
Türkiye'de burjuva devrimi yapıldı zaten, belki türü bilinmez ama bir başka açlık bir başka devrimi getirebilir.
Çünkü aç kalan halk başka alternatif arayışına girmek zorunda kalır, bu da artık hangi devrim türü olur, o zamanki koşul belirler.
Bu ülkede burjuva devrim aşaması gerçekleştiğine göre bir devrim olacaksa büyük ihtimal ya robot devrimi olur ki, bu da kapitalizmin daha güçlenmesi demektir ya da sosyalist devrim olur.
Bilgiehis Bu ülkede burjuva devrim aşaması gerçekleştiğine göre bir devrim olacaksa büyük ihtimal ya robot devrimi olur ki, bu da kapitalizmin daha güçlenmesi demektir ya da sosyalist devrim olur.
Robot u dikkate alman güzel Neden robot Çünkü sermaye birikimi iki türlü oluyor biri artı değer diğeri sermaye hırsızlığı Yani biri işçiden çalınan diğer birikmiş sermayelerin çalınması.
Robot ve yapay zeka bu artı değeri ortadan kaldırıyor çünkü üretimde işçiye ihtiyaç bitiyor ve çok az işçiye ihtiyaç oluyor. Ama sermaye hırsızlığını daha fazla çoğaltıyor. Kapitalizm tek ayağını kaybederken tek ayak üstünde durmaya çalışıyor Bu durumda işsiz insan çoğalmış oluyor bu işsizler yemek içmek giyinmek ihtiyaçlarını nasıl sağlar eğer çalışamazsa. Ya kapitalist onları besleyecek ya katledecek. Başka yol yok.
İşte burada toplumun önüne iki seçenek koyuyorlar ya yok olacak ya var olacak Var olma koşulu bu hırsızlardan dünyayı kurtarmak İşte ya devrim ya ölüm. Veya ölümünü bekleyen köleler.
İşte devrim şartsız şurt suz dayatıyor.
Türkiye gibi ülkelerde daha üretim bir üst boyuta geçenedi hala işçi ağırlıklı üretim var Ama bu üretim biçimi sermaye çaldırmadan kurtulamaz. Yani dünyadaki durumdan ister istemez etkilenecektir.
Artık işçiler üretimi durdurarak kendi sorunlarını çözemeyecek Meydanlar belirleyici olacak. Robotlar kapitalizm e değil komünizm e çalışacak. Yoksa katledilmeyi bekleyen bir insan sürüsü.
Otoriter Kemalist
09-04-2020, 20:41
Ben sosyalist teorileri zerre kadar ciddiye almam. Benim devrimden anladığım sadece Kemalist devrimdir.
bilgivehis
10-04-2020, 06:59
Ben sosyalist teorileri zerre kadar ciddiye almam. Benim devrimden anladığım sadece Kemalist devrimdir.
Kemalist devrimin hedefi sosyalizme gider sayın kardeşim.
Altı Ok'un hedefini bir çatı altında topladığımız zaman karşımıza sosyalizm çıkar.
Lakin bu ülke Atatürk'ten sonra Altı Ok hedefinden sapmıştır, lakin sapmış olsa dahi koşullar yine Altı Ok'u dayatmaktadır.
spartacus
10-04-2020, 08:56
Ben sosyalist teorileri zerre kadar ciddiye almam. Benim devrimden anladığım sadece Kemalist devrimdir.
Sosyo-politik olarak anladığın, hiç bir şey anlamadığındır. Bu devrim gerçekleşti mi, gerçekleşecek mi?
Bilgivehis, Kemalist devrim sosyalizme gitmez, feodal bir ülkede en az maaliyetle ve verimli biçimde kapitalizme, en sancısız biçimde ulaşmaya gider. feodalite, üst-yapı olarak kapitalizme en kısa yoldan ulaşmanın yolu kamusal bürokrasidir.
Burjuva devrimin esası köylü devrimidir -sosyalist devrimin ise işçi- ve en önemli adımlarından birisi toprak reformudur(istediğiniz ülkenin tarihine bakın). Feodal mülkiyetin lav edilmesinin en meşru yolu da, yine devlet mülkiyeti üzerinden geçer. Bu şart veya mutlak değildir, ancak koşullar, ilgili evre, dünyanın diğer ülkelerinin hangi aşamada olduğu, alt-üst yapının o anki durumu önemlidir. kaldı ki ilgili dönem dünya buhranının aşılması, kamulaştırmaya yönelmiştir, kanulaştırma da amacın ne olduğunu şimdilik kısa geçeceğim. Dünya kapitalist krizlerinde yer, yer merkez ülkeler kamulaştırmaya gider. Sanıldığının aksine bu sosyalist bir uygulamaya geçmek vs değildir, aksine, kriz dönemlerinde batmakta olan büyük başları kurtarmak içindir. Kapitalizme yeni adımatan ülkelerde de bu gözlemlenebilir, orada amaç ise yerli burjuvazinin oluşması ve meşruluk sağlanması içindr ve sürece yayılır... Neyse...
Ben sosyalist teorileri zerre kadar ciddiye almam. Benim devrimden anladığım sadece Kemalist devrimdir.
Kargadan başka kuş tanımazsın yani.Bu durumda söyleyecek söz kalmamıştır
Sosyalist (komünist) devrim bu korona vakası sonrası bekleniyor. Ya insanlık bu devrimi yapacak ya kendini yakacak. Başka bir çıkış yolu görünmüyor. Artık kurnazlık zamanı bitti biraz ondan biraz bundan geçinmek yok. Ya o ya bu.
Robotlar gelip işçinin elinden köleliğini alacak, yapay zeka da doktoru mühendisi öğretmeni bankacıyı bunun gibi meslekleri işsiz bırakacak. Ya efendisine yalvaracak açım beni doyur diye ya adam olacak devrimini yapacak kendini özgürleştirecek.
Yol bitti artık görünen vahşet barbarlık kaos.
Kimse, Stefen Hawking i dinlemedi halbuki rahmetlik uyarmıştı insanlığı.
Otoriter Kemalist
10-04-2020, 19:31
Kemalist devrimin hedefi sosyalizme gider sayın kardeşim.
Altı Ok'un hedefini bir çatı altında topladığımız zaman karşımıza sosyalizm çıkar.
Lakin bu ülke Atatürk'ten sonra Altı Ok hedefinden sapmıştır, lakin sapmış olsa dahi koşullar yine Altı Ok'u dayatmaktadır.
Kanıt? Başka biri de çıkıp Kemalist Devrim'in hedefi Turancılığa gider dese mesela ne cevap vereceksin? Atatürk'ün antikomünist söylemleri ve icraatları ortadayken bunlara rağmen Atatürk'ün sosyalizmi hedeflediğini söylemek bir fanteziden ibarettir. Atatürk'ün böyle bir hedefi olsaydı bunu bize söylerdi.
Kemalist devrimin hedefi sosyalizme gider sayın kardeşim.
Sen kendini çok kaptırmışsın.
bilgivehis
10-04-2020, 22:29
Kanıt? Başka biri de çıkıp Kemalist Devrim'in hedefi Turancılığa gider dese mesela ne cevap vereceksin? Atatürk'ün antikomünist söylemleri ve icraatları ortadayken bunlara rağmen Atatürk'ün sosyalizmi hedeflediğini söylemek bir fanteziden ibarettir. Atatürk'ün böyle bir hedefi olsaydı bunu bize söylerdi.
Bu iş öyle birilerinin bir şey demesiyle olmuyor, Altı Ok'un yapısına bakmak gerekiyor.
Cumhuriyetçilik
Vadesini doldurmuş olan feodalizmin yerine istesen de istemesen de kapitalizm gelir.
Atatürk de öyle yaptı, kapitalizmi getirdi.
Kapitalist sistemin yönetim biçimi olarak Cumhuriyet yönetim biçimini belirledi.
Ölmek üzere olan ama varlığı halen tehlike teşkil eden feodal sistemden kapitalizme geçişte Cumhuriyet sistemini getirmek doğru ama aynı zamanda lüks bir seçimdi.
Çünkü önemi öküzden sonra gelen kadınlar artık seçen ve seçilen bir yurttaş olmuştu.
Oysa aynı kanun Cumhuriyetin mucidi Fransa'da dahi henüz uygulanmamıştı.
Ağalara, derebeylerine ve saraya yüzyıllarca kölelik yaparak artık köleliğe asimile olmuş bir toplum ilk defa kendinin efendisi olma vasfına kavuştu.
Bu bir Cumhuriyet ile yönetilen kapitalist sistemdir, ancak yaşanması gereken müthiş bir aşamadır...
Milliyetçilik
Milliyetçilik bir tabu değildir, günümüz için de belki önemini yitirmiştir, ancak o günün koşullarında olmazsa olmaz bir duruş biçimidir.
İslamın ve dinlerin etkin olduğu bir ülkenin halkı emperyalistler için kolay lokmadır.
Bu yüzden onların dışardan destekleri, ülkedeki feodal ağaların, şıhların, şeyhlerin emperyalistlerle işbirliği ve henüz yurttaş olduğunun farkında olmayan bir toplum karşısında yeni kurulmuş devleti korumanın en doğru yolu milliyetçilikti.
Diğer deyişle, Atatürk'ün milliyetçiliği Altı Ok'a ekleten o günün koşulları dayatmıştır ki, Atatürk bunda da isabetli bir seçim yapmıştır.
Milliyetçiliğin zaruri olduğunu "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" sözü doğrulamıştır, bir vatan olmadan hiç bir şey olmaz.
Devletçilik
Biz komünistler devletçiliğe karşıyız, devletsiz bir toplum olan komünizmi isteriz, lakin devlet olmadan da devletsiz bir toplum olan komünizme ulaşılmıyor.
Devlet de bir aşamadır, zamanı geldiğinde onun da vadesi dolacaktır.
Burada devletçiliği Altı Ok'a ekledi diye Atatürk'ü suçlayamayız, zira arabanın yolun sonuna ulaşması için arabayı çeken at lazım.
Atatürk de devletçilikle o atı temin etmiştir.
Laiklik
Cumhuriyet için değindiğim lüks kelimesini simgeleyen budur.
Devlet üzerinde kişi, kurum, ideoloji, din veya herhangi bir güç hakim olamıyor.
Bu durumda sistem kapitalist olsa dahi, baskıya, sömürüye karşı çeşitli eylemler yapma ve hakkını alma özgürlüğü halka geçiyor. Halk bunu değerlendirir mi değerlendirmez mi, orası da halka kalmış.
Halkçılık
Halkçılık çok yönlü bir terimdir, AB ülkelerinde olduğu gibi kapitalistler de halkçı olabilir.
Hitler gibi faşistler de halkçı olabilir ya da Orta Doğu'ya kan kusturan İsrail devleti de halkçı olabilir.
Ancak Atatürk'ün halkçılığı yurtçuluğa dayanır, yurt içindeki bütün değerler yurt içinde yaşayanlarındır.
Bu anlayışı ülkenin dağını-taşını tarumar eden kapitalistlerde göremezsiniz.
Devrimcilik
Burada bir çokları Atatürk'ün devrimciliğini kendi bakışına göre değerlendirir.
Kimisi reformist olarak görür, kimisi şapka devirmekle sınırlar, kimisi de kapitalizmin alt yapısını hazırlamakla değerlendirir.
Oysa Atatük'ün devrimciliği, salt yaptığı devrimlerle değil, emperyalizme karşı vermiş olduğu savaşla, dincilerle yaptığı mücadelelerle söylevleriyle, duruşuyla ve dünyaya bakışıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Biz Atatürk'ü bütün olarak değerlendirdiğimizde karşımızda ilerici, özgürlükçü, yurtçu, bağımsızlıkçı bir karakter olarak görüyoruz.
Dolayısıyla başa dönecek olursak, Altı Ok ne bir Turancılıktır, ne de kalıcı bir kapitalist yapıya sahiptir. Altı Ok bir yandan Laik Cumhuriyeti korurken aynı zamanda sosyalizme giden yolu hızlandırmaktadır.
Ayrıca Atatürk'ün "Önce sosyalist olmalı" dediğini de hatırlatayım.
antkanser
10-04-2020, 22:43
Sen kendini çok kaptırmışsın.
ulen bu atsızcılar kadar arsız varmı acaba yer yüzünde.
siz aslında atsızcılar olarak adlandırılmamalısınız.
ya ne olarak adlandırılmalısınız.
ARSIZ cılar
:lock1:
Otoriter Kemalist
11-04-2020, 00:30
Bu iş öyle birilerinin bir şey demesiyle olmuyor, Altı Ok'un yapısına bakmak gerekiyor.
Cumhuriyetçilik
Vadesini doldurmuş olan feodalizmin yerine istesen de istemesen de kapitalizm gelir.
Atatürk de öyle yaptı, kapitalizmi getirdi.
Kapitalist sistemin yönetim biçimi olarak Cumhuriyet yönetim biçimini belirledi.
Ölmek üzere olan ama varlığı halen tehlike teşkil eden feodal sistemden kapitalizme geçişte Cumhuriyet sistemini getirmek doğru ama aynı zamanda lüks bir seçimdi.
Çünkü önemi öküzden sonra gelen kadınlar artık seçen ve seçilen bir yurttaş olmuştu.
Oysa aynı kanun Cumhuriyetin mucidi Fransa'da dahi henüz uygulanmamıştı.
Ağalara, derebeylerine ve saraya yüzyıllarca kölelik yaparak artık köleliğe asimile olmuş bir toplum ilk defa kendinin efendisi olma vasfına kavuştu.
Bu bir Cumhuriyet ile yönetilen kapitalist sistemdir, ancak yaşanması gereken müthiş bir aşamadır...
Milliyetçilik
Milliyetçilik bir tabu değildir, günümüz için de belki önemini yitirmiştir, ancak o günün koşullarında olmazsa olmaz bir duruş biçimidir.
İslamın ve dinlerin etkin olduğu bir ülkenin halkı emperyalistler için kolay lokmadır.
Bu yüzden onların dışardan destekleri, ülkedeki feodal ağaların, şıhların, şeyhlerin emperyalistlerle işbirliği ve henüz yurttaş olduğunun farkında olmayan bir toplum karşısında yeni kurulmuş devleti korumanın en doğru yolu milliyetçilikti.
Diğer deyişle, Atatürk'ün milliyetçiliği Altı Ok'a ekleten o günün koşulları dayatmıştır ki, Atatürk bunda da isabetli bir seçim yapmıştır.
Milliyetçiliğin zaruri olduğunu "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" sözü doğrulamıştır, bir vatan olmadan hiç bir şey olmaz.
Devletçilik
Biz komünistler devletçiliğe karşıyız, devletsiz bir toplum olan komünizmi isteriz, lakin devlet olmadan da devletsiz bir toplum olan komünizme ulaşılmıyor.
Devlet de bir aşamadır, zamanı geldiğinde onun da vadesi dolacaktır.
Burada devletçiliği Altı Ok'a ekledi diye Atatürk'ü suçlayamayız, zira arabanın yolun sonuna ulaşması için arabayı çeken at lazım.
Atatürk de devletçilikle o atı temin etmiştir.
Laiklik
Cumhuriyet için değindiğim lüks kelimesini simgeleyen budur.
Devlet üzerinde kişi, kurum, ideoloji, din veya herhangi bir güç hakim olamıyor.
Bu durumda sistem kapitalist olsa dahi, baskıya, sömürüye karşı çeşitli eylemler yapma ve hakkını alma özgürlüğü halka geçiyor. Halk bunu değerlendirir mi değerlendirmez mi, orası da halka kalmış.
Halkçılık
Halkçılık çok yönlü bir terimdir, AB ülkelerinde olduğu gibi kapitalistler de halkçı olabilir.
Hitler gibi faşistler de halkçı olabilir ya da Orta Doğu'ya kan kusturan İsrail devleti de halkçı olabilir.
Ancak Atatürk'ün halkçılığı yurtçuluğa dayanır, yurt içindeki bütün değerler yurt içinde yaşayanlarındır.
Bu anlayışı ülkenin dağını-taşını tarumar eden kapitalistlerde göremezsiniz.
Devrimcilik
Burada bir çokları Atatürk'ün devrimciliğini kendi bakışına göre değerlendirir.
Kimisi reformist olarak görür, kimisi şapka devirmekle sınırlar, kimisi de kapitalizmin alt yapısını hazırlamakla değerlendirir.
Oysa Atatük'ün devrimciliği, salt yaptığı devrimlerle değil, emperyalizme karşı vermiş olduğu savaşla, dincilerle yaptığı mücadelelerle söylevleriyle, duruşuyla ve dünyaya bakışıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Biz Atatürk'ü bütün olarak değerlendirdiğimizde karşımızda ilerici, özgürlükçü, yurtçu, bağımsızlıkçı bir karakter olarak görüyoruz.
Dolayısıyla başa dönecek olursak, Altı Ok ne bir Turancılıktır, ne de kalıcı bir kapitalist yapıya sahiptir. Altı Ok bir yandan Laik Cumhuriyeti korurken aynı zamanda sosyalizme giden yolu hızlandırmaktadır.
Ayrıca Atatürk'ün "Önce sosyalist olmalı" dediğini de hatırlatayım.
Altı Ok ne Turancılıktır ne de sosyalizmdir. Atatürk açıkça, üstüne basa basa defalarca kez sosyalist olmadığını vurgularken; Atatürk'ten sonra uzun yıllar yaşamış İsmet İnönü, Celal Bayar ve Falih Rıfkı Atay gibi pek çok yakın arkadaşı daima komünizme karşıt bir tutum sergilemişken kalkıp muhtemelen sanal alemde uydurulmuş, hiçbir ciddi kaynağa dayanmayan, güya 19 yaşında not defterine yazdığı iddia edilen "evvela sosyalist olmalı" diye bir sözden medet umuyorsunuz.
Hiç Medeni Bilgiler'i de mi okumadın hayatında?
"Bolşevik düşüncesinin, Rusya'da uygulanan şekline bakalım;
bütün Rus milleti içinden, işçi, deniz ve kara kuvvetlerinden ibaret bir azınlık, ekonomik esaslara dayalı komünist partisi adı altında birleşe- rek, bir diktatörlük yaratmışlardır. Amaçlarında, milli değildirler.
Kişisel hürriyet ve eşitlik tanımazlar. Halk egemenliğine saygıları yok* tur. İçeride, çoğunluğu, zorla ve baskı ile düşüncelerine boyun eğmeye zorunlu tutarlar; dışanda, propaganda ve ihtilal örgütü ile bütün dünya milletlerine, kendi ilkelerini yaymaya çalışırlar.
Oysa hükümet oluşturulmasından amaç, öncelikle kişisel hür* riyetin sağlanmasıdır. Bolşevik hükümet şeklinde baskı öğesi görül - mektedir. Bir topluma, bir kısım insanların düşüncelerinin, zorla, esiri ve acizliğini yaşatmak şekline elbette ki akla uygun bir hükümet siste* mi görüşüyle bakılamaz."
Bu Atatürk'ün komünizm karşıtı sözlerinden sadece bir tanesidir. Ki Medeni Bilgiler kitabı Atatürk'ün artık oturmuş, olgunlaşmış ve tamamen gerçek fikirleridir.
spartacus
11-04-2020, 00:41
Halbuki Atatürk'de tek parti dönemiyle, anlaşabildiği oranda aristokratla, ağayla, bürokrasi oluşturup, ordu-parti, tek parti rejimiyle diktatörlüğünü kurmuştu, yüzlerce insanı idam etmişti...
Bunu yapan SSCB ye diktatörlük diyor, dönemin ABD-İngiliz bakışıyla, halbuki TC de konseyler yokken, SSCB de konseyler kurulmuştu. TC anayasasında esamesi okunmayan hatta batının 50 yıl sonra bile ancak kavradığı hakları daha başından yasalaştırmış bir ülkeydi. Gidersiniz bulur okursunuz, bakalım nasıllarmış...
Bu Kemalist ile dincilerin yobazlığı, bağnazlığı, stotükoculuğu blinçsiz ama buna rağmen kara propaganda lafazanlıkları hık demiş birbirlerinin burnundan düşmüş. laf atarak, çabur yaparak, anti propagandayı slogan yaparak yazmaktan öte bir düşünceye sahip değiller.
O donemler dünyanın en demokratik yasasına ve yönetime katılımın toplumsallığı ve araçlarına sahip olan ülke Sovyetler Birliğidir. Şu oldu, yan yattı, çamura battı, onca yıl işgal, savaş ekonomileri, sıcak-soğuk savaş, H.Yahya kafalı anti-komünist kara propagandalar hikaye vs bunlar farklı konular, ancak ilgili dönem için dünyanın en demokratik ülkelerinden birisidir SSCB. İşgal savaş koşullarında yapıldı o yasalar, o koşullarda konseyler oluşturuldu, oluşturulmaya çalışıldı... tabi diktatörlüktür, komünistler gerçeği söyler, kapitalizm burjuva diktatörlüğü iken sosyalizm işçi-emekçi, en nihayetinde ve özünde proletarya diktatörlüğüdür, kapitalist diktatörlüğün tersidir ve diktatörlük topluma karşı değil, azınlığa düşen kapitalist sınıfa karşıdır ve bu karşıtlık zihniyet, ideolojik, politiktir, kişiler bazlı değildir ve bu zaten mecburi bir süreçtir. Bu sınıfsal esasdır ve gerçeğin söylenmesinde beis yoktur(kapitalistler ise bu gerçeği, yani kapitalizmin egemen sınıfın, azınlığın, diğer çoğunluk sınıflar üzerindeki diktatörlüğü gerçeğini gizler!), ancak yobaz-bağnaz takımı gerçeği sevmez, kavramları da doğru bilmez çünkü bu kul sürüsü saçma sapan şeylerle aldatılır, gerçekleri öğrenmekten korkarlar, aldandıkları ve tabulaştırdıkları, tapınıp, inandıkları yanlışların çürütülmesinden korkarlar, kaygı duyarlar... neyse
Yıldıztozu
11-04-2020, 00:42
bi 10 sene daha olmasın ya devrim falan.
daha milyoner olmadım.
bana borsadan para kazanabilme fırsatı sunduğu için teşekkürler kapitalizm.
sosyalist bir sistemde sıkılırdım sanırım.
spartacus
11-04-2020, 01:14
bi 10 sene daha olmasın ya devrim falan.
daha milyoner olmadım.
bana borsadan para kazanabilme fırsatı sunduğu için teşekkürler kapitalizm.
sosyalist bir sistemde sıkılırdım sanırım.
Sıkılmazdın! Sosya aktivite üzerine kurulu bir toplum, sanalın değil gerçeğin yaşandığı bir toplum. Böyle hayaller dahi kurmana gerek kalmazdı ama bu bugünün toplum ve anlayışıyla zaten kavranamaz.
Tersinden mantık işletmişsin sevigli Yıldıztozu... Milyonlarca insanın 3 gram ekmek için bütün bir ömrünü harcadığı kapitalizme lanet olsun da denebilir, milyoner olma hayali kuruyorsan demek ki sen de eziklerdensin.
neyse bu konuları boşa yazmayalım çünkü anlayamıyorsun, şu anki verili anlayışınla bakıyorsun.
feodalizmde de insanlar kapitalizmi istemezdi, o da AĞA olma şansı sunuyordu! Bu gerçekten seçmece mantık... Milyon olumsuzluğu yok sayıp, hayallerine imkan tanımasından dolayı özgürlük sayıyorsun oysa mahrum olduğun şeyin hayalidir kurduğun!
mesela bende whatsapplarda, abuk subuk oyunlarda hapis yaşamak yerine, gerçek sosyalist bir toplumda olsam da, insanlarla gerçekten birlikte, sosyal aktivitelerde olabilsem, ne işim olurdu whatsapp vs ile..
istemler değişince toplumsal yaşamda değişiyor, gereksinimler de, araçlar da... Dünyalar farklı olunca olanakları da farklı oluyor.
Ve ben de, keşke olsa diyorum ama keşkeler anlam ifade etmiyor... bana ömür boyunca saçma sapan borsalarda zengin olup hayatımı ancak o koşulda yaşama şansı veren sistemden ve böyle hayal kurmaktan kurtardığın için teşekkür ederim sosyalizm derdim.
Tamamen bireysel, kişisel hayaller öne sürüp, özgürlükle ilintiliyorsun Yıldıztozu, oysa sistemler, ekonomi-politik, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel... yani sistem, sistemin kendisiyle ve işleyişiyle ele alınır, değerlendirilir.
Yoksa bana yaşarken cehennemi, öldükten sonra cenneti vaad eden, cennette yaşama şansı ve özgürlüğü veren(!) İslam'a teşekkür ederim de denebilir, halbuki bunu diyenin özleminin altında yatan ise yaşadığı cehennemdir. Senin kıstasın bu biçimde, evet bende diyorum ki, sosyalizmde cennet vaad edilmez ve öyle bir dünya yok, gerçeği söylüyorum, gerçek olan bu, bunu anlaman gerekiyor, yoksa sosyalizm sana ölünce cennette yaşarım hayali kurma demiyor, dilediğin kadar hayal kurabilirsin, zira hayalde zaten özgürsün. Bunlar hiç bir değer taşımaz, ne özgürlüğün kavranışı ne de sistemlerin analiziyle ilgili objektif veri sunmazlar ne de tanılayabilirler.
ve evet, özgürlüğü ancak mahrum olanlar ister. Senin özgürlük yaklaşımın, kavrayış üzre değil, seni zaten o özgürlükten -lafız olarak değil- mahrum eden veya saplantılı hayalin haline getiren sisteme teşekkür etmiş oluyorsun.
Dediğim gibi sistemler değişince yaşam ve yaşamın niteliği de değişir. Kapitalist dünyadan ve anlayışıyla, sosyalizmi kıyas edemeyiz.
Sen böyle bir hayaldesin, insanların kimisi kreş derdinde, ama yok, sosyalsit ülkelerde ise kreş hayal değildir. Spor hayal değildir, parayla alınmaz, sosyal aktiveler parayla değildir ve arkadaşlık ilişkileri paraya bağlı değildir vs. vs... O doal olarak, kendiliğinden yaşanır, insan zaten yaşıyorsa zögürlük sorunu olaz, özgürlük gündemi olmaz..
Örnekle, borsadan apara çıkıp milyoner olmayı düşlüyorsun, peki zaten milyoner olsaydın? hayal mi, gerçek mi olacaktı?
kapitalizm sana milyarder de oalbilirsin der, olamazsın demez ki, sosyalizm de sana kimse milyarderolma hayali kutamaz demez, zaten milyarder olma istemin bile olmayacak, kapitalist yalıtılmışlık içerisinde biz eksiğiz, o sebeple kurtuluşumuzu paraya bağlamak zorunda kalıyoruz...
Küba bunca yoksuk bir araziye, onca ambargoya rağmen mutsuz olsa bile bizler kadar mutsuz değiller, çünkü bizim şartlanmışlığımız, her bir kalemde mahrumiyet, ezilmişlik hissiyatımızın kalem bazlı adedi, onalrın 100 katıdır. Onlar 3-5 şeyin eksikliğini hissederken, biz 1000 şetyin eksikliğiyle eziliyoruz, kendi, kendimizi yiyip, bitiriyoruz.
Berna Laçin orada kadına şiddeti sorduğunda oradaki insanların böyle bir şeyi bilmediğini görmüş, şaşırmış. Diyorum ya, her sistemin kendi anlayışı vardır ve o hakim olur. Küba bir Türkiye gibi zengin kaynaklara sahip olan bir ülke olsaydı, ambargo, kuşatılmış yaşamasaydı, nasıl olurdu?
Avrupada geçmiş sosyalist anlayışlardan etkilenmiş ülkelere bakın, orada insanlar daha özgür. Bakanın bisiklete bindiği bir ülkeyi düşünün, o insan öyle mutlu oluyor çünkü doya, doya yaşıyor. mesele ferrariye binip hava atmak değil, insanne kadar bilinçlenirse, hayatı o kadar yaşıyor, fetişzmden ne kadar kurtulursa o kadar özgür.
Sen FETİŞİZMİ, sana bu fetişizmin aşılanması ve altında ezilmeyi ama bir gün kurtulma duygusuna sahip olmayı özgürlük sanıyorsun.
1.000.000 insan kumar oynar, binde biri kazanırken, gerisi kaybeder, kapitalizm budur. Aslolan insanları eğlence dışında kumara-oyuna mahkum etmemektir. şimdi imkanım olsa, kapitalist toplum olmasa, gümlük 6 saat çalıştıktan sora, ücretsiz spor, tiyatro, sinemavb kültürel faaliyet imkanım ve buna uygun yapı-anlayışla yetişmiş insanlarla olsam, cıvıl, cıvıl kaynaşabilsem, bu bilgisayar başında oturur muyum sanıyorsun.
bi 10 sene daha olmasın ya devrim falan.
daha milyoner olmadım.
bana borsadan para kazanabilme fırsatı sunduğu için teşekkürler kapitalizm.
sosyalist bir sistemde sıkılırdım sanırım.
Senin korona olayını fırsata çevirmen gerekirdi.Krematoryum kurabilirdin yada ceset torbası işine girebilirdin.
Bence senden kapitalist olmaz git sayısal oyna belki büyük ikramiyeyi tutturursun da kapitalist olursun.
Otoriter Kemalist
11-04-2020, 01:57
Halbuki Atatürk'de tek parti dönemiyle, anlaşabildiği oranda aristokratla, ağayla, bürokrasi oluşturup, ordu-parti, tek parti rejimiyle diktatörlüğünü kurmuştu, yüzlerce insanı idam etmişti...
Bunu yapan SSCB ye diktatörlük diyor, dönemin ABD-İngiliz bakışıyla, halbuki TC de konseyler yokken, SSCB de konseyler kurulmuştu. TC anayasasında esamesi okunmayan hatta batının 50 yıl sonra bile ancak kavradığı hakları daha başından yasalaştırmış bir ülkeydi. Gidersiniz bulur okursunuz, bakalım nasıllarmış...
Bu Kemalist ile dincilerin yobazlığı, bağnazlığı, stotükoculuğu blinçsiz ama buna rağmen kara propaganda lafazanlıkları hık demiş birbirlerinin burnundan düşmüş. laf atarak, çabur yaparak, anti propagandayı slogan yaparak yazmaktan öte bir düşünceye sahip değiller.
O donemler dünyanın en demokratik yasasına ve yönetime katılımın toplumsallığı ve araçlarına sahip olan ülke Sovyetler Birliğidir. Şu oldu, yan yattı, çamura battı, onca yıl işgal, savaş ekonomileri, sıcak-soğuk savaş, H.Yahya kafalı anti-komünist kara propagandalar hikaye vs bunlar farklı konular, ancak ilgili dönem için dünyanın en demokratik ülkelerinden birisidir SSCB. İşgal savaş koşullarında yapıldı o yasalar, o koşullarda konseyler oluşturuldu, oluşturulmaya çalışıldı... tabi diktatörlüktür, komünistler gerçeği söyler, kapitalizm burjuva diktatörlüğü iken sosyalizm işçi-emekçi, en nihayetinde ve özünde proletarya diktatörlüğüdür, kapitalist diktatörlüğün tersidir ve diktatörlük topluma karşı değil, azınlığa düşen kapitalist sınıfa karşıdır ve bu karşıtlık zihniyet, ideolojik, politiktir, kişiler bazlı değildir ve bu zaten mecburi bir süreçtir. Bu sınıfsal esasdır ve gerçeğin söylenmesinde beis yoktur(kapitalistler ise bu gerçeği, yani kapitalizmin egemen sınıfın, azınlığın, diğer çoğunluk sınıflar üzerindeki diktatörlüğü gerçeğini gizler!), ancak yobaz-bağnaz takımı gerçeği sevmez, kavramları da doğru bilmez çünkü bu kul sürüsü saçma sapan şeylerle aldatılır, gerçekleri öğrenmekten korkarlar, aldandıkları ve tabulaştırdıkları, tapınıp, inandıkları yanlışların çürütülmesinden korkarlar, kaygı duyarlar... neyse
Siz şaka mısınız yahu? Ciddi ciddi SSCB'de diktatörlük uygulanmadığını ama tek parti Türkiyesinde uygulandığını iddia edebiliyorsunuz. Kalkıp burada SSCB başta olmak üzere komünist rejimlerin gerçekleştirdiği katliamları, sürgünleri, işkenceleri, kıtlıktan ölen insanları falan sayacak değilim. Utanmadan demokrasi edebiyatı kasabiliyorsunuz. Sizler şeriatçılarla birlikte bu konuda söz söyleyebilecek son kişilersiniz.
Aynen aynen kesin Adnan Oktar'dan etkilenip antikomünist olmuşumdur. Adnan Oktar bildiğim kadarıyla eşcinsellere de düşman. Ne yapalım yani gay mi olalım bu durumda?
bilgivehis
11-04-2020, 01:59
Altı Ok ne Turancılıktır ne de sosyalizmdir. Atatürk açıkça, üstüne basa basa defalarca kez sosyalist olmadığını vurgularken; Atatürk'ten sonra uzun yıllar yaşamış İsmet İnönü, Celal Bayar ve Falih Rıfkı Atay gibi pek çok yakın arkadaşı daima komünizme karşıt bir tutum sergilemişken kalkıp muhtemelen sanal alemde uydurulmuş, hiçbir ciddi kaynağa dayanmayan, güya 19 yaşında not defterine yazdığı iddia edilen "evvela sosyalist olmalı" diye bir sözden medet umuyorsunuz.
Hiç Medeni Bilgiler'i de mi okumadın hayatında?
"Bolşevik düşüncesinin, Rusya'da uygulanan şekline bakalım;
bütün Rus milleti içinden, işçi, deniz ve kara kuvvetlerinden ibaret bir azınlık, ekonomik esaslara dayalı komünist partisi adı altında birleşe- rek, bir diktatörlük yaratmışlardır. Amaçlarında, milli değildirler.
Kişisel hürriyet ve eşitlik tanımazlar. Halk egemenliğine saygıları yok* tur. İçeride, çoğunluğu, zorla ve baskı ile düşüncelerine boyun eğmeye zorunlu tutarlar; dışanda, propaganda ve ihtilal örgütü ile bütün dünya milletlerine, kendi ilkelerini yaymaya çalışırlar.
Oysa hükümet oluşturulmasından amaç, öncelikle kişisel hür* riyetin sağlanmasıdır. Bolşevik hükümet şeklinde baskı öğesi görül - mektedir. Bir topluma, bir kısım insanların düşüncelerinin, zorla, esiri ve acizliğini yaşatmak şekline elbette ki akla uygun bir hükümet siste* mi görüşüyle bakılamaz."
Bu Atatürk'ün komünizm karşıtı sözlerinden sadece bir tanesidir. Ki Medeni Bilgiler kitabı Atatürk'ün artık oturmuş, olgunlaşmış ve tamamen gerçek fikirleridir.
Bakın, sizin anlayamadığınızı ben size anlatayım.
Atatürk bir kapitalist devlet kurmaya çalıştığı aynı esnada Sovyetler sosyalist devlet kurmaya çalışıyordu.
Yani aynı anda kurulan iki devlet birbirinin tersi sistemle kuruluyor.
Böyle bir durumda birbirlerinin sistemlerini övecek halleri elbette mümkün değildir.
Ayrıca alıntıladığın o yazının Atatürk'ün sözleri olmadığı kanıtlanmıştır, hem de kanıtlayanlar bir başka kapitalist taraftarlarıdır.
O yazı ve imza Avrupa ülkelerinde çeşitli testlerden geçerek, Atatürk'ün yazı ve imzasını iyi taklit eden birileri tarafından olduğu açıklanmıştır.
Üstelik bir başka detaya değineyim, ne ilginçtir ki, birbirinin zıttı kurulan her iki devlet de emperyalizme karşı savaşarak kurulmuştur.
Yani düşman ortaktır.
Bir başka ortak yanı da her ikisi de dincilere karşı mücadele etmiştir ki, bu iki ortak yan, ilerlemenin, devrim yapmanın, sosyalizme yürümenin en önemli iki ayağını oluşturuyor.
Neyse kısaca bir komünist ve aynı zamanda Atatürkçü biri olarak, Atatürk'ü sosyalizmin kapısını açan, kapitalizm ile sosyalizm arasında köprü kuran, ilerici, devrimci olarak görüyorum.
Lakin bu görüşüm yüzünden ne Atatürkçülere yaranabildim ne de komünistlere, bugüne kadar hiç karşılaşmadım ama galiba benim gibi düşünen çok az insan vardır.
bi 10 sene daha olmasın ya devrim falan.
daha milyoner olmadım.
bana borsadan para kazanabilme fırsatı sunduğu için teşekkürler kapitalizm.
sosyalist bir sistemde sıkılırdım sanırım.
Sen ne kadar bize benziyorsun Yıldıztozu.
Bizi devrim diye diye gençliğimizi yaşayamadık ödemediğimiz bedel kalmadı bu gün hala yaşıyorsak tesadüf en, ömrümüz gitti devrimi göremedik Sende bir türlü milyoner olamayacaksın bütün hayallerini boşu boşuna kurmuş olacaksın. Yani sende bizim gibi gerçekleşmeyen hal peşinden koşmuşsun.
Kazandın mı borsadan para ne kadar hayal kurdun ne kadar kazandın değdi mi bali kaybettiğin zamana.
Biz kazanamadık bütün emeklerimiz çektiğimiz acılar ödediğimiz bedeller hiç oldu. Hayale devam...
sosyalist bir sistemde sıkılırdım sanırım. *Hakikaten sıkılırdın emek çekmeden zenginlik sıkıcı olur.
Yıldıztozu
11-04-2020, 13:09
mesela bende whatsapplarda, abuk subuk oyunlarda hapis yaşamak yerine, gerçek sosyalist bir toplumda olsam da, insanlarla gerçekten birlikte, sosyal aktivitelerde olabilsem, ne işim olurdu whatsapp vs ile..
parasal zenginliğe sahip olmasan bile, sahip olduğun bilgelik ve farkındalıkla kendini üst sınıfta görebilirsin yine spartacus.
neticede insanların %1i zenginse, %0,1'i bilgedir. Sen de bu azınlıktansın. Bununla değerli hissedebilirsin veya mutlu olabilirsin.
Sınıf ayrımı illa ki oluyor. Zenginlik fakirlik gibi bilgelik-cahillik de önemli bir sınıfsal farklılıktır bence.
Mesela Ali Ağaoğlu diye zengin bir adam var. Bana bir tercih sunulsa ali ağaoğlu mu olmak isterdin yıldıztozu mu diye kendimi seçerdim.
Çünkü sahip olduğum farkındalığı onun salaklık seviyesinden daha değerli görüyorum.
Sen de ben de üst sınıftanız aslında fakir gibi görünsek de.
Tamamen bireysel, kişisel hayaller öne sürüp, özgürlükle ilintiliyorsun Yıldıztozu, oysa sistemler, ekonomi-politik, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel... yani sistem, sistemin kendisiyle ve işleyişiyle ele alınır, değerlendirilir.
evet zaten bireysel değerlendirmeydi o.
insanlığın özgürlüğü farklı, benim özgürlüğüm farklı.
Otoriter Kemalist
11-04-2020, 13:34
Bakın, sizin anlayamadığınızı ben size anlatayım.
Atatürk bir kapitalist devlet kurmaya çalıştığı aynı esnada Sovyetler sosyalist devlet kurmaya çalışıyordu.
Yani aynı anda kurulan iki devlet birbirinin tersi sistemle kuruluyor.
Böyle bir durumda birbirlerinin sistemlerini övecek halleri elbette mümkün değildir.
Ayrıca alıntıladığın o yazının Atatürk'ün sözleri olmadığı kanıtlanmıştır, hem de kanıtlayanlar bir başka kapitalist taraftarlarıdır.
O yazı ve imza Avrupa ülkelerinde çeşitli testlerden geçerek, Atatürk'ün yazı ve imzasını iyi taklit eden birileri tarafından olduğu açıklanmıştır.
Üstelik bir başka detaya değineyim, ne ilginçtir ki, birbirinin zıttı kurulan her iki devlet de emperyalizme karşı savaşarak kurulmuştur.
Yani düşman ortaktır.
Bir başka ortak yanı da her ikisi de dincilere karşı mücadele etmiştir ki, bu iki ortak yan, ilerlemenin, devrim yapmanın, sosyalizme yürümenin en önemli iki ayağını oluşturuyor.
Neyse kısaca bir komünist ve aynı zamanda Atatürkçü biri olarak, Atatürk'ü sosyalizmin kapısını açan, kapitalizm ile sosyalizm arasında köprü kuran, ilerici, devrimci olarak görüyorum.
Lakin bu görüşüm yüzünden ne Atatürkçülere yaranabildim ne de komünistlere, bugüne kadar hiç karşılaşmadım ama galiba benim gibi düşünen çok az insan vardır.
Atatürk'e ait değil derken? Atatürk'ün Afet Inan'a dikte ettirdiği Medeni Bilgiler'den bahsediyorum burada. Kitap bende var, ondan da teyit ettim zaten.
ilahimasal
12-04-2020, 10:34
Bu Atatürk'ün komünizm karşıtı sözlerinden sadece bir tanesidir. Ki Medeni Bilgiler kitabı Atatürk'ün artık oturmuş, olgunlaşmış ve tamamen gerçek fikirleridir.
☺ sözleri kutsaldır ve hep beraber tapınalım diyorsun galiba.
Tipik bir kemalistsin.
Sscb deki komunistlerin baskıcı otoriter olduģuna dair , sence kutsal olan bir yazıyı ortaya koyup nikine otoriter koyuyorsun.
Bak şimdi
Otoriter kemalist ve Otoriter atatürk
Sence ikisi arasında ne fark var?
Niye otoriter atatürk değilde otoriter kemalist yaptın nikini ?
Bence kemalistler kraldan kralcı bir gereksizlik. atatürkten dahi kendilerini ayrı tutup boş gereksiz siyasi tavırları ile bu hallere evrildiler.
bir devrim yapıldıysa bile onu siz mahvettiniz. Irkçı showcular sizi