PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Siyasette Neler oluyor


kartopu
14-04-2020, 12:34
DESTURSUZ AYRILIR İSEN BU MUHABBETİ YİTİRİRSİN"
KORKUSUZ --14 -4 2020 salı --

Erdoğan'ın fotoğrafını paylaşarak Süleyman Soylu'yu uyarıda bulunan AK Partili Selva Çam'ın paylaşımında,

"Sn. Süleyman Soylu'yu tabanımız sevmişti. Ancak, başarının nereden geldiğini, imkân & yetkileri kimin verdiğini, liderimiz Sn.@RTErdogan'ın gücünü nasıl paylaştığını asla unutmamalı. Şayet liderinden destursuz ayrılır ise bu muhabbeti yitirir; Kardeşane hatırlatmak istedim!" ifadeleri yer alması dikkat çekti..

HADDİNİ BİL, SEN SOYLU'YA AYAR VEREMEZSİN

Kadın Kolları Genel Başkanı Selva Çam'ın bu uyarı niteliğinde ki paylaşımına dünden beri Süleyman Soylu'nun istifa etmemsi için twetler atan taraftarlar, Çam'a sert tepkilerle cevaplar verdiler..

Kadın Kolları Genel Başkanı Seval Çam'a, "Haddini bil, sen İçişleri bakanı Süleyman Soylu'ya uyarılar yapıp, ayar veremzsin.. Sen istifa et" gibi cevap twetleri yağmuruna tutunca,

AKP'nin "Yeliz"i olarak anılan İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'da, Süleyman Soylu taraftarlarına "Maaşlı troller, itler, PKK'lılar" gibi suçlayısı twetler atarak;

"Kadın Başkanımıza laf söyletmeyiz" çıkışı yaptı..

Süleyman Soylu Taraftarları bu kez Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'yı bombardıma tutarak özür dilemesini istedikleri gibi Erdoğan'a şikayet eden twetler attılar.

kartopu
14-04-2020, 12:45
AKP içinde S. Soyluyu istemeyen bir gurubun olduğunu biliyoruz. Bu isteyenler onun için kavga edenler hangi guruptan onu bilmiyoruz. AKP içinde mi yoksa AKP dışında mı ?

Şüpheci Dinsiz
14-04-2020, 13:24
Soylu Mehmet Ağar'ın, yani derin devletin adamı, Erdoğan'ın yanına 'güvenlik işlerinden sorumlu olsun' diye konuldu. Silahları ve operasyonel gücü elinde tutan kesimin başında olan kişi. Erdoğan tarif edilmez bir darbe korkusu içinde. Darbeyi yapacak kişiler belli, fetöcüler, Kemalistler, askeriye filan değil, bunlar siyasette vitrin olarak kullanılıyor, darbeyi bu derincilerden bekliyor.

Soylu'nun istifası güç gösterisiydi, Erdoğan bu istifadan sonra derincilerin yapabileceklerini göze alamadı. Belki derincilerle Erdoğan arasında ne gibi pazarlıklar olduğu günün birinde açığa çıkar.

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

kartopu
14-04-2020, 15:10
Sn Şüpheci Dinsiz

Bu derinciler in dünya görüşü ne NATO cu mu ABD cimi ne için kimin için darbe yapabilirler. Biliyorsun her darbenin altında bir ekonomik sınıf ve idoloji vardır.
Ağar ın adamı olabilir hatta bakan olurken bir tür anlaşmada yapılmış olabilir. Ama her darbe başarılı olacak diye bir kural yok.
Mahir Kaynak, derin devlet i Devletin aklı olarak açıklıyor kitabında.

Bence bu ilişkilerin gizli ortağı MHP M.Ağar a da çok uzak siyasi görüş değiller. Çünkü istifadan 25 dakika sonra ilk tepki D.Bahçeli den geldi.

Şüpheci Dinsiz
17-04-2020, 16:29
Sevgili kartopu,

Devlet denen şey;
Bir coğrafyada adalette, hukukta, iş bölümünde, üretimde, paylaşımda, sağlıkta, eğitimde, kültürde, saldırıda, savunmada vs. birlikte hareket etme iradesi göstermiş olan bir topluluğu idare etmesi için var edilen organdır. 'Birlikte hareket etme iradesi' kısmı insanlık tarihinde nadiren gerçekleşmiş, genelde kralların, padişahların, komutanların, dini liderlerin iradesi hakim olmuş. 'Birlikte hareket etme iradesi' gösteren toplumlar da zaman içinde diktatörlerin iradesine girmiş.

Devlet denen şey hep kutsanmış, uğruna canını malını özgürlüğünü vermek gereken bir şeymiş gibi ortaya konmuş. Devlet adaleti, hukuku, iş bölümünü, üretimi, paylaşımı, sağlığı, eğitimi, kültürü, savunmayı organize etmek üzere kurulmuş katılımcı bir yapı olması gerekirken 'yöneten' konumuna yükselmiş, haliyle bir 'yönetici' hiyerarşisi oluşmuş. Kral, padişah ve bürokratlarının-yardakçılarının hiyerarşisinden işlevde hiçbir farkı yok.

Devlet denen şey, halkı sömürmek için organize olmuş iri bir klandan-aşiretten, iri bir mafyadan başka bir şey değildir. Derin devlet denen şey ise; ya bu örgütün pis işlerini halletmesi için kurdukları gizli örgüt-örgütlerdir, ya bu örgütün gücünden kendine güç devşirmek isteyen benzer türde kliklerdir.

Devletin işlevinin 'organize eden' değil 'yöneten' olması, yapının içindeki suç işleme yetkisini açıkça ortaya koyuyor zaten. Demek ki bu anlayış kökünden yanlış ve yıkılmalı, yıkılmazsa Dünyayı yıkıma götürecek.

Demokratik devlet denen şey de bu 'suç örgütü' tanımının dışında değil. 5 yılda bir seçim yaparak katılım sağlanmış olmuyor. Devlet denen örgütün sınırlı yetkilisi olarak yerel-küresel kapitalistlerin memurları seçiliyor, asıl yetki kapital sahiplerinin, seçilen kişiler onların memuru-maşası-sözcüsü durumunda.

Yerel-küresel kapitalistler iş birliği içindeler. Mülklerini korumak, mülkiyetilerini arttırmak için alt yapıyı böyle kurmuşlar. Halkların bu sistemi desteklemeleri için din-mezhep-ırk-milliyet-futbol gibi üst yapı kurumlarını kurmuşlar. Yeri geldikçe bunları öne çıkarıp 'birlik-beraberlik' içinde biat etmelerini sağlıyorlar.

NATO-BM de bu 'suç örgütü' tanımının dışında değil. Sömürünün ve talanın Dünya çapında yapılabilmesi için kuruldular.

Soylu, Ağar, Erdoğan, Trump, x, y, z.

Şüpheci Dinsiz
25-12-2020, 14:44
Bahadır Özgür, iyi bir araştırmacı gazeteci. Türkiye'de dönen pis işleri epey araştırmışlığı-yazmışlığı var.
Diğer yazılarını (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazar/bahadir-ozgur?sayfa=1) da okumanıcı öneririm.

gazeteduvar.com.tr (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/03/17/bir-oligark-bir-marina-ve-agar-ailesi)
Bir oligark, bir marina ve Ağar ailesi

Korona paniğinin ortasında gözaltına alınan Azeri milyarder Mübariz Mansimov Gurbanoğlu, dört dörtlük bir siyaset-ticaret hikayesinin de aktörüdür. Onun isminin etrafında örülmüş ilişki ağı; siyasette ve ekonomide yaşanan yozlaşmanın üzerinde hüküm süren bir zümrenin serencamı gibidir. Buyurun, bu hikayenin Ağar merkezli kısa bir bölümünü izleyelim.

Bahadır Özgür
17 Mart Salı 2020 Saat: 00:00

"Kurşun atan da yiyen de şereflidir" sözünü hatırlarsınız. 1996'daki Susurluk kazasından sonra dönemin Başbakanı Tansu Çiller söylemişti. Olay örgüsü DYP'li İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'da yoğunlaşınca, o da "Ödülüm bu mu olacaktı" diyerek istifa etmişti. Susurluk davasından dolayı bir yazlığı andıran cezaevinde 369 gün kaldı, Ağar. Bulduğu her fırsatta iktidarın bekası için çırpınıyor şimdi. Oğlu da AKP milletvekilliği yapıyor.

Korona virüsü paniğinin sıcaklığında, Ağar'ın adını yine ilginç ilişkilerle gündeme getiren bir olay yaşandı. Palmali Holding'in sahibi Azeri asıllı milyarder Mübariz Mansimov Gurbanoğlu, ‘FETÖ üyeliği' iddiasıyla önceki gün İstanbul'da gözaltına alındı. Aynı saatlerde Gurbanov'un sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlandı.

Özetle şöyle deniliyordu: "Sizin yaptığınız bu şerefsizliği düşman bile yapmazdı… Bana FETÖ'cü demektense kendinize, geçmişinize ve çocuklarınızın nerde eğitim aldığına bakın… Bildiğiniz kimi men haklarımı savunmak üçün ali mahkemelere baş vurmuşum. Bu hukuk savaşını kaybedecek ve bu günün artık yakın olduğunu gören özel ve devlet şirketleri iyice hırçınlaşmaya başladı."

Açıklamada isim, olay zikredilmiyor ama sert ve tehditkar bir üslup hakim. HDP Milletvekili, gazeteci Ahmet Şık, Twitter hesabından konuyla ilgili uzun bir bilgi/yorum yayınladı. Söylediklerine bakılırsa kastedilen mahkeme meselesi, Petkim'in sahibi Azerbaycan devletinin petrol ve gaz şirketi SOCAR'la arasındaki hukuki bir davaydı. Gurbanov, Azeri petrolünü ülke dışına nakilde tek yetkiliydi. SOCAR bunu mahkemeye taşıyıp, iptal ettirmek istiyordu.

Peki kim bu Gurbanoğlu?

Kızıl Ordu yüzbaşısıyken SSCB dağıldıktan sonra şirket kurup, hızla zenginleşen oligarklardan birisiydi. 1998'de Türkiye'de kurduğu Malta merkezli Palmali'nin 270 gemisi bulunuyor. TEKFEN İnşaat'ın yüzde 50'sini almasıyla ses getirmişti. Ama esas kamuoyunda yankı bulan olay; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, amcası Mehmet Erdoğan ve eniştesi Ziya İlgen'in sahibi olduğu ve iki yıl önce devrettikleri denizcilik şirketi BMZ'ye kiraladığı tankerlerdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeme getirdiği ‘Panama Belgeleri'nin kahramanı, Gurbanoğlu'ydu.

Yani Gurbanoğlu vakası epey karışık. Ortada uğruna savaşların verildiği petrol ve gaz varsa, basit olması da beklenemez zaten. İşin bu yönünü konunun uzmanlarına bırakalım. Zira vukuatın doğrudan bizi ilgilendiren kısmında; kimisi unutulmuş, gözden kaçmış olaylar zincirinin oluşturduğu dört dörtlük bir hikaye duruyor. Özelleştirmelerle başlayan; petrol ve gaz ticaretiyle uluslararasılaşan; iktidara ve çevresindeki zümreye bağlanan; oligarkların, eski-yeni bürokratların, siyasetçi oğullarının ve akrabalarının boy gösterdiği, Türkiye'nin 17 yıllık serencamı olan bir hikaye.

Gelin şimdilik Ağar'ın merkezinde olduğu bölümün üzerinde duralım. Hafıza iyidir, sürekli tazelemek gerekir diyelim ve önce Bodrum Yalıkavak Marinası'na gidelim…

***

Bodrum Yalıkavak, Avrupa'nın en lüks yat limanlarından biri olarak gösterilir. Milli Emlak'a ait liman, 49 yıllığına Profilo'nun sahiplerinden Cefi Kamhi'ye kiralandı. Kamhi ailesi Susurluk döneminde bir hayli gündemdeydi. Babası Jak Kamhi'ye 28 Ocak 1993'te suikast girişiminde bulunulmuş, ama kurtulmuştu. O suikasta dair küçük bir bilgiyi, TBMM Susurluk Komisyonu ifadelerinden aktaralım:

JİTEM'ci Cem Ersever'in komutasında 1991-93 arası Güneydoğu'da ‘istihbarat elemanı' olarak faaliyet yürütmüş Abdullah Çetin, Azerbaycan'da kampta eğitim gördüğünü, orada Uğur Mumcu suikastını yapanlarla karşılaştığını, onlardan birinin de Kamhi'ye saldıran kişi olduğunu söylüyordu. Mumcu'nun evinin etrafındaki istihbarat çalışmasını da kendisinin yaptığını itiraf ediyordu. Azerbaycan-Türkiye bağlantısı kontra kamplarından sermaye transferlerine farklı biçimlere bürünse de hiç kesilmiyor anlaşılan.

Kamhi marinayı 2003'te açtı. Ancak mali sıkıntıya düştü ve 2011'de Gurbanoğlu'nun şirketi Palmali'ye sattı. Marinayı işleten şirket ise Bodrum Yalıkavak Turizm Ve Yat Limanı'ydı. Bundan sonraki izleri, ticaret sicil kayıtlarından sürelim.

Palmali ilk olarak Bodrum siciline kayıtlı bir şube kurdu. Yönetim kurulu başkanı Gurbanoğlu'ydu. Yönetimde yer alan Alaattin Aykaç dikkat çekici bir isimdi. 2012-2013 arasında PETKİM yönetiminde bulunan Aykaç aynı zamanda 8 yıl Palmali CEO'luğunu yürüttü. Gurbanoğlu 2017'de kendisini dolandırmakla suçladı. KKTC'de kurduğu bir şirkete para aktardığını iddia etti. Aykaç şimdi nerede dersiniz? Demirören Gazetecilik ve TFF yönetiminde yer alıyor.

9 Mayıs 2014 günü yönetimde sürpriz bir değişiklik yaşandı. Tolga Ağar şubeye müdür olarak atandı. 21 Mayıs 2014 günü Tolga Ağar bu sefer de şubenin yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Bir yıl sonra da 15 Temmuz 2015 günü, İstanbul merkezdeki olağanüstü genel kurulda ana şirketin yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda başkanı oldu. Bu andan itibaren yönetimde Palmali'nin ağırlığı azalırken, Ağar'ların ağırlığı arttı.

Nitekim 16 Ağustos 2018'de Tolga Ağar yetkilerini bırakırken, babası Mehmet Ağar yönetim kuruluna giriyor ve bir yıllığına başkan seçiliyordu. 24 Ekim 2018'de yapılan toplantıda ise yönetime yeni isimler dahil oldu ve Mehmet Ağar'ın görevi 2021 yılına kadar uzatıldı.

Böylece Gurbanoğlu'nun zor durumdaki Kamhi'den 2011'de 42 milyon dolara satın aldığı şirket, 2018 itibariyle adım adım ‘kapalı devre' el değiştirip, Kasım 1996'da "Ödülüm bu mu olacaktı" diyen Ağar'ın ve ailesinin hakimiyetine girdi.

***

Gurbanoğlu, yakın tarihin kara kutularındandır. Etrafında sadece siyasetçileri, onların akrabalarını değil; futbolcuları, sanatçıları, bürokratları, ortak işlere giren sermaye gruplarını da görebilirsiniz. İşin tuhaf yanı, onun rakibi görünen SOCAR da aynı ağın bir diğer merkezi olarak güneş gibi parlıyor. Orada da özelleştirilen PETKİM'in çeperinde oluşmuş halkada, yine aynı siyasetçileri ve akrabalarının yanında Kalyon'dan Çalık'a uzanan sermaye gruplarını bulursunuz.

17 yılın serencamı budur. İktidar ve etrafındaki zümrenin bu iki oligarşik yapıyla kurduğu ilişki, koruma kalkanı her gün daha fazla tahkim edilmeye çalışılan başkanlık rejiminin bekasının ne anlama geldiğini gayet güzel özetliyor.

Bu yazıdan alıntı yaparak hazırlanmış bir tweet dizisi:
https://twitter.com/AryanTarantino/status/1342119169035276289