Orijinalini görmek için tıklayınız : Aristo ve Kölelik
Yıldıztozu
08-06-2020, 17:03
Aristoteles köleliğin doğadan ve doğuştan olduğunu, siyasi statü veya toplumsal eşitsizlik neticesinde sonradan ortaya çıkmadığını savunur.
Köleliği, doğadan kölelik ve yasal kölelik şeklinde iki farklı kategoride ele alır.
Doğadan köle, yaradılışı itibariyle köledir. Kişinin özgürlüğünü kazanması veya statüsünün sonradan değişmesi, kölelik niteliğini ortadan kaldıramaz. Zira köle olan, her zaman, her yerde ve her durumda köledir. Ancak kimileri de hiçbir durumda ve hiçbir yerde köle olamazlar.
Aristoteles'e göre devlet faydacı bir zeminde kurulduğu için kölelik hak ve doğaldır. Bir devlet yapılanmasında köleler hizmet edip üretime katılarak katkı sağlarken, özgür vatandaşlar yönetim işlerine katılıp kamu yararına çalışırlar.
Yıldıztozu
08-06-2020, 17:10
Aristo'nun düşüncelerini ilkel bulduğum için aynen katılmıyorum, ama ben de kölelik sistemini savunan biriyim.
İnsanlık olarak tartışmamız gereken soru ''kölelik olmalı mı olmamalı mı'' değil, onun yerine ''köleleri ve efendileri hangi kriterlere göre nasıl belirlemeliyiz'' olmalı.
Önerim şudur; yapay köleler yaratmak. Makine ya da insan olmayan, bunların karışımından oluşan köleler.
Laboratuar ortamında insanlar klonlayıp bunları bebeklikten itibaren hipnotize ederek hizmetkar olmaya programlamak.
Öyle bir hipnotize edilecekler ki köle olduklarının bile farkına varmayacaklar, dolayısıyla acı da duymayacaklar.
Örneğin köpekleri uyuşturucu operasyonlarında köle olarak kullanıyoruz, ama köpek bunun farkında olmadığı gibi bunu bir oyun zannedip eğleniyordur.
İşte bu insansı köleler de kendilerini oyun oynuyor zannedip bize hizmet edebilirler.
Etik anlamda da bir sorun içermez.
Yıldıztozu İşte bu insansı köleler de kendilerini oyun oynuyor zannedip bize hizmet edebilirler.
Etik anlamda da bir sorun içermez.
Sen kendini hangi katagori de görüyorsun. Labrutuarda değişime uğrayan mı yoksa uğratan dan mısın.
Örneğin dünyayı yöneten 13 aileden söz ediliyor bunların içinde Türk yok Koç ailesi bile yok. Dünyanın en zengin 8 kişisi içinde de Türk yok. Sen hangilerindensin.
Bu durumda sen de bizdensin Yani hizmet edenden olacaksın hiç şansın yok boşuna hayal kurma sınıf atlayamazsın.
ilahimasal
09-06-2020, 13:14
Bu aristotales den ırkcı
Yunanlılar köle olamazda demiş.
Bilememiş.
Filizofun ırkçısıda görgüsüzüde var işte .
Aristotales denen gavurun tohumu ırkçıya marx " dev bir düsünür" demiş.
Bende dev bir ırkçı diyorum.
Kendilerine boş vakit oluşturmak için kölelik isteyen ve dogayı maksadına göre yorumlayan bu tip gavur tohumlarına itibar etmek bende yok.
Neymiş ! Çok düşünmüş. Eee
Aristotales Bütün filozofların hocası hatta akıl hocası olarak bilinir. Aristo mantığı diye bir terim var. Bildiğim kadarı ile hala yaşadığımız çağda aklından çözümlemelerinden yararlanılıyor.
Köle meselesi ayrı o yaşanmış çağın sosyalojisi .
6 ay kadar önce TV de Niyazi Kahveciyi dinlemiştim Aristo dan söz ediyor ve İslam dininin felesefe olarak bitirildiğinden bahsediyordu. Ruh Akıl (mantık) ve günlük yaşam bağı ile Aristo yu bütünleştiriyor.
Aristo üstün insan felsefesini anlatıyor. Bildiğim kadarı ile.
Evet Aristo ve benzerleri zamanında çalışmak ayıp ancak köleler ve hayvanlar çalışır
ilahimasal
09-06-2020, 21:18
Ben bu kisiyi yada diger insanların tamamını insana verdigi deger üzerinden degerlendiririm. Günün sosyolojik şartlarına göre değil. Bu benim icin böyle.
İnsana deger vermeyip köle olunmasını o dönem savunacak kadar basit biriyse bu kişi diger söylediklerindede problem var demektir. Çünkü insana deger vermiyor. İnsana deger vermeyen hayvana bitkiye tüm dogayada deger vermez ama o doğayı kendince araç haline getirip doga üzerinden köleligi savunur.
Zamanın durumuna sosyal yaşantı ve insana verilen deger, sayet haklı bir gerekce ise n e diye, muhammedin gelinine ve küçük bir kız çocuguna olan ilgisini eleştiriyoruzki?
Köleciliği savunan muhammedin yaptıklarınıda savunur bu kadar basit
Aristotales döneminde bireysel kölecilik vardı şimdi ise toplumlar kölrleştirilip en agır şartlarda yine kölelik devam ettiriliyor.
Muhammed döneminde ki kız çocuguna olan ilgi bu gün halen var.
Bu tip insanı degersizleştiren her sey geçmistede vardı şmdide var. Halen devam ediyor.
Mesela ırkçılık. Aristotales denen adam döneminde varmış bak mesela yeni bir sey degil. Seçkin bir topluluk oldugunu düşündügü yunanlara köleligi yakıştırmıyor mesela.
Bak bu adamın etik metik bir cok zırvası var ve köleliği savunan sözde hür bir ahmak.
Doganın köle ürettigini ve bu kölelerin bedeni calışıp aklı calısmayacagını iddia ediyor ama kendinden sonra köle olan epiküros ortaya çıkıyor.
Bu da aristotalesin fikirlerini al çöpe at olıyor. Belki çok basit konuşuyorum gibi görünsede durum bu.
Bu adam düşünürlerin hocası falan degil. Kendinden önceki düşünce insanlarından farklı zırvalar atmıs ortaya o kadar. Platonundamı hocası talesindemi hocası.? Halbuki Platon onun hocası. Aristotalese filizof denene kadar platon bir hiçmiydi?
İnsana durup dururken deger vermeyen bu tip insanların fikirleri halen devam ediyor.
İste örnekleri. Yazıp duruyorlar.
Bir insan bir başka canlının derisini yüzüp onu sırtına nasıl geçirir ve onunla ihtiyaçmış gib nasıli övünür anlamak mümkün degil.
O canlının derisini üzerine giyen insanlar sanıyorki bir başkası onu yokluktan giyemiyor hayır igrenç bir tavır oldugu için giymiyor.
Bu durumun dahi farkında olmayanlar kendilerini nimetten sayıyor.
antkanser
09-06-2020, 22:48
Aristo'nun düşüncelerini ilkel bulduğum için aynen katılmıyorum, ama ben de kölelik sistemini savunan biriyim.
İnsanlık olarak tartışmamız gereken soru ''kölelik olmalı mı olmamalı mı'' değil, onun yerine ''köleleri ve efendileri hangi kriterlere göre nasıl belirlemeliyiz'' olmalı.
Önerim şudur; yapay köleler yaratmak. Makine ya da insan olmayan, bunların karışımından oluşan köleler.
Laboratuar ortamında insanlar klonlayıp bunları bebeklikten itibaren hipnotize ederek hizmetkar olmaya programlamak.
Öyle bir hipnotize edilecekler ki köle olduklarının bile farkına varmayacaklar, dolayısıyla acı da duymayacaklar.
Örneğin köpekleri uyuşturucu operasyonlarında köle olarak kullanıyoruz, ama köpek bunun farkında olmadığı gibi bunu bir oyun zannedip eğleniyordur.
İşte bu insansı köleler de kendilerini oyun oynuyor zannedip bize hizmet edebilirler.
Etik anlamda da bir sorun içermez.
köleliği savunan birinin kesinlikle köle bir geçmişi ailesi vardır. yoksa niye savunsunki?
köle sahibi olabilecek yetiye ve sermayeye sahip değil üstelik statüsü de kölelik seviyesinde ise.
hani birde diyorya programlanmış doğuştan köleler. bence hiç uğraşmasınlar bu adına yıldız tozu diyen trolü klonlasınlar , bana versinler. ben seve seve bunu kullanırım. hemde hiç yüreğim sızlamadan.buda kendini oyunsa sanan köle olduğunun bile farkında olmayanlardan nasıl olsa.
yıldız b.ku ben iyi bir sahip im bana köle ol hatta yetmez ise kul ol. kurban ol.
etik anlamda da sorun olmaz. ben sadece tepene s.çarım.başka bişey yapmam bak.
valla işin içine cinsellik katmam.
evet ne yazık ki mallık sonradan olmuyor allah vergisi. de bari adını değiştir.
ay falan koy yada ne bileyim mürüd koy ak-it koy yıldızı sil de ne koyarsan koy.
Yıldıztozu
09-06-2020, 23:07
ben iyi bir sahip im bana köle ol. ben sadece tepene s.çarım.başka bişey yapmam bak.
eğer beni, boktan haz alacak şekilde programlarsan bu konuda anlaşabiliriz.
sonuçta köle dediğimiz kişi bu durumdan rahatsız değilse ve hatta zevk alıyorsa ortada hiçbir sorun yok demektir.
antkanser
10-06-2020, 00:21
eğer beni, boktan haz alacak şekilde programlarsan bu konuda anlaşabiliriz.
sonuçta köle dediğimiz kişi bu durumdan rahatsız değilse ve hatta zevk alıyorsa ortada hiçbir sorun yok demektir.
her türlü programlarım yeter ki sen zevk al . burada maksat seni mutlu etmek. kendim için bir şey istiyorsam senin gibi olayım.
yani sorun yok. yıldız b.k u , ama dediğim gibi yıldızı çıkart da ne b.ku olduğunu yaz. belki ben seni köle olarak beğenmeyecem. mesela seni şizofren keyfim için kullanmak bile,bana zulum gelecek. sen bir adım at, benim seni seçmem için, dua et.
EMBESİL.(embesil olduğunun bile farkında değilsin ya, mutluluğa programlandınya, kızma, hakaret etmedim, amacım seni mutlu etmek)
eğer beni, boktan haz alacak şekilde programlarsan bu konuda anlaşabiliriz.
sonuçta köle dediğimiz kişi bu durumdan rahatsız değilse ve hatta zevk alıyorsa ortada hiçbir sorun yok demektir.
Tecavüz ve işkenceden zevk alan olsa olsa mazoşist olur. Ne demek bundan zevk alıyorsa sorun yok, peki köle kadının oğlu köle birey ne yapacak? Anası bundan zevk aldığı veya mecbur kaldığı için doğuştan köle statüsüne konulan bir insan?
Bir insan bonzai kullanıyor ve çok kısa sürede buna bağımlılık yapıyor ve bundan zevk alıyor. Size göre ortada sorun yok, sorun varsa da kişi keyif aldığı için sorun yok olmuş oluyor. Bir kimyasal hap ile sizi bir çok şeyden zevk alır hale getirebilirler veya beyin yıkamayla. Mesela kendi isteğinizle tecavüze uğratılmak gibi.
Sizinde beyniniz böyle bağımlı kılınmış bir şekilde. İdealizmin atasının kölelik legalitesini burada paylaşıyorsunuz, kendi eğri büğrü yorumunuzu aklamak için. Bir kölenin köleliği savunması hayata karşı olan acziyetidir, kendisi düşünemez, hayatını idame ettiremez bu yüzden bir sahiplenme hisseder, bir tasma bir tas mama.
Aristo köle kullanmış, genç kız köleleri düdüklemiş, para karşılığı insan bedeninin kullanım hakkını almış, bir işçi gibi değil bir sahip gibi. Tabi ki de bunu savunacaktı bu adam. Yanlış bir tanım ve yorum getirmiştir, bu konuda zengin insanın idealizmini ve kendi ırkının devletinin nasıl olması gerektiğini yorumlamıştır, bu yükseliş içinde köleliği doğal göstermiştir. Bunların devamında tiyatro sahnelerinde canlı canlı insanlar öldürülmüş, arenalarda insanlar hayvanlara yem edilmiştir. Bu zihniyetin çıkış noktası Aristo ve benzeri çarpık düşünce insanlarının yorumlarıydı. Ve bunlar din kitaplarında yer edinip sistemleşinceye kadar gitti. Zaten bu tip filozoflar ortodoksluğun ve dinciliğin temelini atmış tiplerdir. Ortadoğu Semavi dinlerinin kökenleri Antik Yunan'ın eğri büğrü idealizminden geçer.
Bu Aristo kafası insanlığın baş belasıdır, bir döneme ve coğrafyaya ait kalması gereken yorumları binlerce yıldır diri tutulmuştur egemenler tarafından, Semavi dinler sonrası da ruhban sınıf tarafından adeta kutsanmıştır bunlar. İnsan türünü bütüncül değil iki parçalı hatta cinsiyet üzerinden de iki parçalı lanse etmişlerdir. Mesela kadının erkeğin kölesi-malı olması durumu gibi.
Şimdi siz kadının kadın cinsiyetinde doğmasından ötürü ona kölelik atfetmiş oluyorsunuz.
İnsanlık olarak tartışmamız gereken soru ''kölelik olmalı mı olmamalı mı'' değil, onun yerine ''köleleri ve efendileri hangi kriterlere göre nasıl belirlemeliyiz'' olmalı.
Nasıl belirlemek mi? Bunu bir kölelik savunucusu olarak siz mi belirleyeceksiniz? Ne diyeceksiniz efendinize, beni öyle değil böyle tecavüz et, beni onunla değil bununla kırbaçla, beni odun ateşinde değil benzin ateşinde yak mı diyeceksiniz?
Bunun zaten kriterleri Amerika plantosyanların da vardı, köle nasıl dövülür nasıl beslenir nasıl öldürülür diye kitapçıkları vardı.
Köleleri ve efendileri belirlemek kriterlerini belirlemek sizin haddinize mi düşmüş, size mi kalmış bu?
Köle bedeniyle mal adledilmiş kişidir, nasıl si..leceğini, nasıl tecavüz edileceğini, nasıl çoğaltılacağını, nasıl işkence edileceğini ve sömürüleceğini sahibinin tasarrufu belirler.
Onların bence en önemli kriteri kölenin köleliğini savunması ve diğer kölelerin köleleğini kamçılamasıdır.
Yıldıztozu
10-06-2020, 00:50
bok böceğinin elinden boku almaya çalışırsanız onun yemeğini almış olursunuz ve bu ona zarar verir. (bokun size iğrenç görünmesinin bir anlamı yok)
aynı şekilde hizmetkarlıktan haz almaya programlanmış insansı yapıların elinden köleliği almaya çalışırsanız yine onların hoşuna gitmez. (köleliğin size iğrenç görünmesinin bir anlamı yok)
azcık saksıyı çalıştırırsanız bunu ben açıklamadan da kavrayabilirsiniz.
ayrıca bahsettiğim programlama haz alacak şekilde yapılmak zorunda değil, nötr hissedecek şekilde de yapılabilir.
önemli olan kötü hissetmemesi.
Bir insan bonzai kullanıyor ve çok kısa sürede buna bağımlılık yapıyor ve bundan zevk alıyor.
geçersiz örnek.
kendisine zarar verme sözkonusu.
benim önerimde böyle bir zarar yoktu.
geçersiz örnek.
kendisine zarar verme sözkonusu.
benim önerimde böyle bir zarar yoktu.
Geçersiz örnek mi, bonzainman dolu etraf. Kölelik zararlı değildirin bir açıklaması olamaz. Hayatınız çalınıyor ve bonzai örneği geçersiz diyorsunuz.
Bu kadar ırkçı ve evangelist anglo-sakson kafanız nasıl oluştu anlam veremedim. Bonzainman köledir, efendisini zengin etmek ve toplumuna faydasız olmak için programlanmış bir köle.
Şimdi gidin avuç avuç protein tozu için, mutlu olursunuz, sporcu vücudunuz olur ne güzel değil mi? Bakın, görünürde zararda vermez size.
Köleyi mutlu etmek, ama aslı esasında onun rızasıyla onu sömürmek, ne kadar güzel bir aldatmaca.
Kölelik olacak ama köle mutsuz olmayacak ve kendisine zarar vermeyecek, tam bir oksimoron. Kölenin kendisine zarar verip vermeyeceğini de efendisi belirler. Sigara bağımlısı yapar, uyuşturucu bağımlısı yapar, yarışma bağımlısı yapar, marka bağımlısı yapar, fast-food bağımlısı yapar.. Yahu senin bütün varoluşunun ve hayatta olmanın tek sebebi efendini daha iyi yaşatmaktır.
Yıldıztozu
10-06-2020, 16:06
Bir makine çok çalıştı diye ona üzülüyor musunuz? biraz dinlensin yoruldu diyor musunuz? Hayır demiyorsunuz. Çünkü makine hissetmiyor.
E benim önerdiğim sistem de buna benziyor. Hissetmeyen insanlar yaratalım diyorum. Böylece makinenin hissizliğiyle insanın kullanışlılığını bir araya getiricez. Devrimsel bir fikir değil mi.
Bir film vardı, Kapan adı. Hipnotize yöntemiyle köleler yaratıyorlar. Ama film benim önerimden daha ırkçı. İzleyin mutlaka.
https://www.youtube.com/watch?v=Ivl9YVTgsag
Bir makine çok çalıştı diye ona üzülüyor musunuz? biraz dinlensin yoruldu diyor musunuz? Hayır demiyorsunuz. Çünkü makine hissetmiyor.
E benim önerdiğim sistem de buna benziyor. Hissetmeyen insanlar yaratalım diyorum. Böylece makinenin hissizliğiyle insanın kullanışlılığını bir araya getiricez. Devrimsel bir fikir değil mi.
Bir film vardı, Kapan adı. Hipnotize yöntemiyle köleler yaratıyorlar. Ama film benim önerimden daha ırkçı. İzleyin mutlaka.
https://www.youtube.com/watch?v=Ivl9YVTgsag
Siz açık açık köleliği savundunuz, makinalar köle değildir. Bir iş makinası, kepçe greyder, kamyon, tır, gemi, vapur, mutfak robotu köle değildir.
Açık açık canlı kanlı bir insanın bir efendiye olan köleliğini "bazıları köle doğar doğaldır" diyerek savundunuz, bakın film eklemişsiniz ve ırkçılık var demişsiniz. Irkçılığın sosyolojik kökeni kölelik anlayışıdır. Köleciliği savunan otomatikman ırkçıdır. Sonuç başka bir yere çıkamazdı zaten.
Hissetmeyen insanlar yaratmak ne demek, insan bir şey yaratamaz. Hissetmeyen insanda insan olamaz. İnsan diyorsunuz ama hissetmesin diyorsunuz. İyice zırvalıyorsunuz bu aralar.
Yıldıztozu Bir makine çok çalıştı diye ona üzülüyor musunuz? biraz dinlensin yoruldu diyor musunuz? Hayır demiyorsunuz. Çünkü makine hissetmiyor.
E benim önerdiğim sistem de buna benziyor. Hissetmeyen insanlar yaratalım diyorum. Böylece makinenin hissizliğiyle insanın kullanışlılığını bir araya getiricez. Devrimsel bir fikir değil mi.
Senin bu verdiğin örnek tartışılan konu ile benzerlik taşımıyor Veya sen bunu bilerek konuyu saptırıyorsun.
-----------------------------------
Eski yunanda Yani kölecilik çağında, kölelerle hayvanlar aynı statüde bulunurdu. Hatta bazı hayvanlar köleden daha değerli idi. Zamanımız modern toplumda işçilerle makinalar aynı statüde bulunuyor. Onun için doğru örnek tartışmayı bilimsellik çerçevesine çeker..
Köle mi İşçi mi doğru örneği seç ki tartışma bilimsel olsun.
ilahimasal
11-06-2020, 18:48
Makinalar hislendirilir.
Makinalar yorulur.
Makinalar yorulduklarında dururlar.
Durmaları için donanımlar eklenir. Ki ömürleri uzasın ve daha VERIMLI olsunlar diye.
Hiç bir makinayı durmaksızın çalıstıramazsın elinde kalır. ( istisna olan makinalar varmı bilemem.)
İnsanlar içinde durum aynıdır.
Makina bile kölelige tepki verir.
Yıldıztozu
13-06-2020, 01:37
Sekste kölelik fantezisi vardır. En zengin iş adamları, patronlar bile bazen bir kadının kölesi olmak isterler. Ellerini bağlatır, itaat eder.
Bu içgüdüsel istek neden vardır, hiç düşündünüz mü?
Çünkü kölelik, insana amaç katar.
Şimdi virüs sürecinde işyerleri tatil oldu, köleler de uzunca bir süre işe gitmedi. Ama bu durumdan pek memnun kalmadılar, sıkıntıdan patladılar ve işyerlerine geri dönmek istediler.
Çoğu insan kendi amacını yaratamaz. Onlara hazır amaçlar vermek gerekir. Örneğin sabahtan akşama kadar şu işi yap demek gerekir.
Kölelik o kadar da kötü bir şey degil yani. Avantajlı yanları görmezden gelinemez.
Sekste kölelik fantezisi vardır. En zengin iş adamları, patronlar bile bazen bir kadının kölesi olmak isterler. Ellerini bağlatır, itaat eder.
Bu içgüdüsel istek neden vardır, hiç düşündünüz mü?
Çünkü kölelik, insana amaç katar.
Şimdi virüs sürecinde işyerleri tatil oldu, köleler de uzunca bir süre işe gitmedi. Ama bu durumdan pek memnun kalmadılar, sıkıntıdan patladılar ve işyerlerine geri dönmek istediler.
Çoğu insan kendi amacını yaratamaz. Onlara hazır amaçlar vermek gerekir. Örneğin sabahtan akşama kadar şu işi yap demek gerekir.
Kölelik o kadar da kötü bir şey degil yani. Avantajlı yanları görmezden gelinemez.
Genelevler gibi mi mesela?
Sen köleliğin ne olduğunu anlamamışsın, sen sömürücü bir üretim sistemi kuruyorsun sonrada insanlara amaç yüklüyorsun, diyorsun ki sömürüye uyum sağlamazsan ölür gidersin uyum sağlarsan da pek bir şey değişmez.
Sorun iş yerinde çalışmak değil, artı değerinin çapul edilmesi. İnsanları dikey yapılaşmayla 70 metrelik evlere sıkıştıran kasvetli sistem. İnsanlar karantina veya sokağa çıkma yasakları sürecinde sıkıldılar, evet sıkıldılar. Sen buna neyi dayanak yaptın ki efendilerini özlemiş köleler gibi lanse ediyorsun? Sen kendi hissiyatını ve sadakatini herkesle bir tutuyorsun.
Bak bu kauçuk uğruna;
https://img-s2.onedio.com/id-5c51765c8df618e60e2209e3/rev-0/w-635/listing/f-jpg-webp/s-c82087deb608a995391766a6088959d5f0002a41.webp
Bak bu efendinin adaleti;
https://img-s1.onedio.com/id-5c5176b1b40e23db0ec09b0d/rev-0/w-900/h-600/f-jpg/s-276f09237fdb36f4d59935b2f6107e529084f480.jpg
Bak bu özgürlüğe kaçışın bedeli;
https://tarihkurdu.net/wp-content/uploads/2017/07/Jesse-Washingtonun-yak%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F-v%C3%BCcudu-bir-a%C4%9Fa%C3%A7tan-as%C4%B1l%C4%B1yor-Waco-Teksas.-15-May%C4%B1s-1916.-1-640x400.jpg
Bak bu da "amaçlandırma çalışması";
https://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2011/01/image0019.jpg
Nasıl insanları "mal" olarak görüyorsa sizin kafa bu hayvanları da mal gibi görüyor her yıl milyonlarcasına acı çektiriyor. Çünkü onlar köle. Doğduğu an efendilerine hizmet için yaratılmış canlılar işte. Kölecilik psikolojisi.
https://4.bp.blogspot.com/-o33bREiC2QY/WzS8o-MGCFI/AAAAAAAACGc/o_A1V4TDAToPRkQszlpFoxYJ8rHe2sYzwCLcBGAs/s1600/resimid_5265845_16_9_1529132874.jpg
Buraya kadınların başına gelenlerin resimlerini atmayacağım. Ülkemizde her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor binlerce kadın şiddete maruz kalıyor, cinsiyetçi kölelikten kurtulmaya çalışanın başına gelen bu oluyor.
Sen iyice zıvanadan çıkmışsın, Semavi dinlerin, cinsiyetçiliğin, sömürünün ve ırkçılığın tabanını hazırlamış idealizmin atalarına meyletmişsin. Cariyelik sistemini köle pazarlarını çocuk işçileri ve seks işçilerini bile aklayacak kadar memnuniyet içindesin. Bugün sırf doğasından koparıldığı için insan bedeni error veriyor. Köleliğin avantajlı hiç bir yönü yoktur, köle olursun senin sahibin lüks ve varlıkla yaşar sen onun için çalışır ve ölürsün. Kadınların da onlar ve oğulları için birer meta olurlar. Kölecilik emperyal kuvvetlerin geçim kaynağıdır, toplumlarına da bunu aşılarlar. Yakın zamanda IŞİD örgütünün açtığı köle pazarlarına bir tepki gösterebilir misin? Bırak tepkiyi övgüye geçmişsin. 12-13 yaşında satılan kız çocukları için aklından ne geçiyor acaba? Nasıl olsa bu kız çocuklarının bir hayat amacı olmayacaktı ufak yaşta köleleştirilmeleri avantajlarına olmuş falan mı yoksa sekste kölelik fantazisi mi?
https://66.media.tumblr.com/0ae2d28c866e8bcd7140222f6e6d5c18/tumblr_n5teernP9Q1tcpio2o1_1280.jpg
Biraz da Damardan girelim. *Orhan Genç e bay.*
Sen uzaklarda değil damarımda kanımsın
Ben sensız yaşayamam hayatımsın canımsın
İste kölen olayım istersen öldür beni
Baskasını seversen (bil ki) inan yaşatmam seni
Birazcık seviyorsan sözlerime darılma
Seni kıskanıyorum beni yanından ayırma
İste kölen olayım istersen öldür benı
Başkasını seversen (bil ki) inan yaşatmam seni
Bilmeden kırdım seni bilerek asla olmaz
Ne olur affet beni hatasız insan olmaz
İste kölen olayım istersen öldür beni
Başkasını seversen inan yaşatmam seni
Yıldıztozu
13-06-2020, 10:11
Bak bu özgürlüğe kaçışın bedeli;
Özgürlük isteyenler bazen farkında olmadan özgürlük amacının kölesi haline gelirler.
Bu resimler fiziksel şiddet içeren suç unsurları. Kölelik dışında bir şey.
Kölelik emre itaat etmek demek. Fiziksel işkence suça girer.
Mesela seksteki kölelik fantezisinde kırbaçlıyorsa kanatmadan kırbaçlar, sınırlar vardır.
Kölelik arzusu insanın içgüdülerinde var. Tanrıyı bile bu yüzden icat etmişiz, kulluk/kölelik arzumuzdan dolayı.
Özgürlüğe ulaşmış bir insanın isteyeceği sıradaki şey kölelik olacaktır.
Özgürlük isteyenler bazen farkında olmadan özgürlük amacının kölesi haline gelirler.
Bu resimler fiziksel şiddet içeren suç unsurları. Kölelik dışında bir şey.
Kölelik emre itaat etmek demek. Fiziksel işkence suça girer.
Mesela seksteki kölelik fantezisinde kırbaçlıyorsa kanatmadan kırbaçlar, sınırlar vardır.
Kölelik arzusu insanın içgüdülerinde var. Tanrıyı bile bu yüzden icat etmişiz, kulluk/kölelik arzumuzdan dolayı.
Özgürlüğe ulaşmış bir insanın isteyeceği sıradaki şey kölelik olacaktır.
Kölelik olacak şiddet olmayacak, bu nasıl mümkün olur ki? Ne güzel kılıf buldunuz hemen. Kölelik emre itaat etmek değildir bu senin oradan buradan uydurduğun saçma tanımlardan bir tanesi. Kölelik bir insanın bir başka insanın her şeyine sahip olması istediği gibi kullanmasıdır. Mal edinmesidir. Yukarıda ki bütün resimlerin sebebi kölelik geleneğinin sonucudur. Şiddet köleye uygulandı çünkü köle maldı. Ne kadar şiddet uygulanacağı hakkında bile kitapçık sahibiydi köle sahipleri.
Kölelik arzusu insanın içgüdülerinde yoktur, o korkudan dolayı oluşan sığınma hissidir. Tanrı kölelik arzusundan icat edilmemiştir, köleleştirmenin legalize edilmesidir Tanrı buyruğu. Kadının erkeğin altında olması gibi. Bu içgüdüler senin burada ki uydurmaların olduğu gibi olmuş olsaydı anaerkil toplumlar olmazdı tarihte.
Ataerkilleştirilme, köleleştirilme ve kitaplı dinlerin tarihi paralel gider. Sen kapitalist sistemin ne kadar kandırması varsa alıp burada yazıyorsun. Her insan seks yaparken kölelik faztazisi mi uyguluyor?
Size sordum IŞİD'in köle pazarlarında satılığa çıkardığı 12-13 yaşında ki kız çocukları için bir şey yazmamışsınız. Sen ve senin gibilerin mantığı kadınların erkeklerin kölesi olduğudur. Tarih boyunca da böyle davrandınız. Cadı ve şeytan ilan edip durdunuz. 12-13 yaşında ki bir kız çocuğunu köle pazarından alman senin psikolojin de ve arzularında var. Bu kız çocukları zaten özgür olunca sonuçta köle olmak isteyecekleri için mi o köle pazarlarında satıldı? Bu konuda yazacağın ve şu ana kadar yazdığın her şey dincilerle birebir uyuşuyor.
Özgürlüğe ulaşmış bir insanın isteyeceği sıradaki şey kölelik olacaktır.
Neden 80-100 yaşına kadar yaşayan servet sahipleri köle olmuyor? Neden bütün hayatı özgürlükle geçen bir baron köle olmuyor parası mı yetmiyor? Bu kapitalist yani insanın değil kârın önde tutulduğu sistemin sana yutturduğu bir saçmalık. Bir çok filmle, kitapla, marka tutkusuyla, aşıladığı umutla, modasıyla, pornosuyla ve propagandasıyla yaptığı şey. Gönüllü köle olacak kadar beynin gitmiş, bir gün efendin seni o ağaca bağlayıp yaktığında ne diyeceksin, böyle anlaşmamıştık mı diyeceksin? Nasıl bir fantazi bu sizinkisi?
İnsan özgür olunca köle olmak isteyecekmiş bak hele fantaziye..
Yıldıztozu
13-06-2020, 12:58
Neden 80-100 yaşına kadar yaşayan servet sahipleri köle olmuyor?
Oluyorlar görebilirsen. Tanıdığım bir kız var, ona zengin bir iş adamından teklif gelmişti. Kölen olmak istiyorum diyordu, benden bir şeyler iste nolur diyordu. İşte o adam köleliğe acıkmıştı.
Ya da paranın kölesi olabiliyorlar. Ama illa ki kölelik arzusu içindeler.
Mesela zenginler bazen depresyona girerler, bunun içgüdüsel sebebi kölelik arzularını tatmin etmedikleri için.
Her insan seks yaparken kölelik faztazisi mi uyguluyor?
Her insan doğarken iki göze sahip olarak da doğmuyor, ama bu durum genel insan tanımı yaparken iki göze sahiptir dememize engel değil.
Oluyorlar görebilirsen. Tanıdığım bir kız var, ona zengin bir iş adamından teklif gelmişti. Kölen olmak istiyorum diyordu, benden bir şeyler iste nolur diyordu. İşte o adam köleliğe acıkmıştı.
Ya da paranın kölesi olabiliyorlar. Ama illa ki kölelik arzusu içindeler.
Piyasa böyledir. Sabah kalkınca siktir çekiyordur. Bu erkeklerin sürekli yaptığı bir şey. Bak neyi neyle örtüştürüyorsun.
Mesela zenginler bazen depresyona girerler, bunun içgüdüsel sebebi kölelik arzularını tatmin etmedikleri için.
Yazdığını anlıyorum, bu o anlattığın değil, sebebi o değil. İçgüdüsel sebebin köle olmak-olamamak ile hiç bir alakası yok. Bu bilmeyen insanın ulaştığı sonuçlardan sadece bir tanesi. Ona adanamamak, adanmamışlıkta diyebilirdiniz mesela.
Bunların kölelikle bir alakası yok. Elde etme gayesinden ibaret. Bu cinsiyetler arası etkileşime kölelik diyorsun. Köleliğin ne olduğunu resimledim yukarıda. Bu insanların animal kısmına aittir, insani değerlerine ait bir şey değildir. Testesteron coştu mu, bunlar yaz aylarında olur genellikle, o dediğin fantaziler çıkar ortaya. Sadist-Mazoşist karşılıklar olur. Sadece cinsellik konusunda değil sosyal ortamda da aynıdır bu tipler. Bunlar karşı cnsin değil mesela erkekler testestorunun esiri olmuştur. Gelir ve geçer. Kölelik dediğiniz şeyde son bulur. Doğanın bir kandırmacası. İnsanların doğayı anlayamaması.
Kölelik insanlık değeri değildir, beşerin değeridir. Bunlar hayvansı animal istekler, güdüler, sapıklığa kadar uzanıyor. Her insanda bu böyle olmuyor. Basit beşerlerin bu tip isteklerini porno sektörü karşılıyor. Devasa bir sömürü düzeni kuruldu daha internet yokken. Hep bu algılar böyle yerleştiriliyor.
Bu "kölen olayım dile benden ne dilersen" ayakları. Bakın Şule Çet'i abilik ayağına bir yere davet ettiler, rezidans odasında kölen olayım çektiler ama kandıramadılar, en sonunda tam animal bir iş yaparak kızı tecavüz edip öldürdüler. Orada ne abi oldular ne de köle. Tamamen cinsellik tuzağı. Bunlar bütün topluma ait işler değildir. İnsanlık, sanat, edebiyat ve felsefe bu yönde hareket etmez. Bir insanlık değeri için vardırlar.
Parası olan olmayanı düzer mantığıyla büyüyen çocuklar bunları yaparlar ama insani değerleri hazmetmiş zenginler bunu yapmazlar. Mesela bir Ali Koç'u hiç bir zaman böyle bir olayın içinde göremezsiniz. Bu sizin anlattıklarınız tamamen kültürsüzlük, medeniyet dışı kalmışlık, sonradan görmelik ve ağır kapitalist düşüncede ki insanlar için geçerlidir. Bütün iletişimini para üstünden kuran insanlar her şeye parayla ulaşırlar, sistemde buna müsait. Fazla testesteronu olan erkekler için her şeyi deyin, daha kavgacı, hilekar, elde etmek için her şeyi yapacak, canlı cansız tecavüz etmeye kadar vardırabilecek, bunun sebebi testesteron hormunudur. Bazılarında bu boyutta olur.
Kadının doğaya karşı acziyeti hamileyken ve çocuk doğduğunda ortaya çıkar. Erkeğin bakımına muhtaç hale düşer, hem kendisi hem çocuğu. Kadının sahiplenilme içgüdüsü artar. Buna kölelik denilmez. Doğanın kanununu siz sistemin köleliğine getirdiniz.
Bu kölecilik aşamayan, anlayamayan beşerin işidir. Şimdi konu benden yana uzamasın çünkü saçma bir konu. Burada neden zengin sıkılır diye araştıran olacak olursa eğer, Schopenhauer cevapları vermiş, Aristo gibi dinci sistemin ve dincilerin desteklediği birisini okuyacağınıza Schopenhauer okusaydınız bunu aşardınız.
Kimseye köle dahil olmadim
Sen beni ne sanarsin ki
Ben sana aşik olsa bile
Asla sana köle olmam
Tek köle olurum rabbim e
İllada köle olacak ya.Bir sahip bulacak elbet.
spartacus
13-06-2020, 23:33
bok böceğinin elinden boku almaya çalışırsanız onun yemeğini almış olursunuz ve bu ona zarar verir. (bokun size iğrenç görünmesinin bir anlamı yok)
aynı şekilde hizmetkarlıktan haz almaya programlanmış insansı yapıların elinden köleliği almaya çalışırsanız yine onların hoşuna gitmez. (köleliğin size iğrenç görünmesinin bir anlamı yok)
azcık saksıyı çalıştırırsanız bunu ben açıklamadan da kavrayabilirsiniz.
ayrıca bahsettiğim programlama haz alacak şekilde yapılmak zorunda değil, nötr hissedecek şekilde de yapılabilir.
önemli olan kötü hissetmemesi.
geçersiz örnek.
kendisine zarar verme sözkonusu.
benim önerimde böyle bir zarar yoktu.
Kapitalizn, feodalizmin toplum modeliyle komünal bir toplumun insan karakteri farklıdır.
"aynı şekilde hizmetkarlıktan haz almaya programlanmış insansı yapıların elinden köleliği almaya çalışırsanız yine onların hoşuna gitmez. (köleliğin size iğrenç görünmesinin bir anlamı yok)"
Komünal toplumda yetişmiş insandan da özgürlüğü almaya veya yaşam biçimi, anlayışına müdahale ettiğinizde tepki alırsınız :)
Komünal yaşam hakkında henüz bir fikrin yok.
İnsan doğuştan sıfır gelir, insanı ve karakterini koşullar ve çevre-toplum ve bu koşullarda edindiği edinim, tecrübeler belirler.
Örneğin komünal toplum incelemlerinde, o toplumun fertlerinin hırsızlık, tecavüz vb ne olduğunu bilmemesi gibi.
Ama siz, hırsızlığın sistemin temelinde olduğu koşullarda, yani kapitalizm koşulalrında yetişmiş bir insanı örnek alıp, komünal yaşam analiz ve kıstasları yaparsanız bu mantıklı olmuyor.
Başındna beridir diyorum, mesele basit. Sistemleri insan davranışlarına indirgeyip, oradan da genellemek, hem kaba-saba hem de safsatadır.
Bütün mesele, temel olarak basit.
Doğa, canlılar. Canlılar yaşamak için gıdaya, korunağa gereksinim duyarlar.
Bu canlıların istismar edilebileceği zayıf zemini temsil eder. Yani bu durum muhtaçlık, kötüye kullanım veya bu durumdan faydalanma -istismar- haline dönüştürülürse kapitalizm gibi sistemler oluşur. Kapitalizmde ihtiyaçlar -> mahrumiyete-muhtaçlığa dönüşür, böylece insanlar kendilerini köle kılacak koşulları kanıksarken, koşarak gitmeye başlar, buradaki ince ayrıntıyı anladınız mı? Mahrumiyet koşullarında özgürlüklerden söz etmek abestir. (elbette şu ya da bu konuda özgürlükler söz konusudur, ancak kapitalist sistemler bireyci-bencil insan karakteri oluşturduğu için, özgürlük sorunları, ifadeleri de dikkat edersen, senin örneklerin de dahil KİŞİ DAVRANIŞI üzerinedir, davranışlar üzerinedir. Eşeğe demişler ki, osurma özgürlüğün var, eşek de özgürlüğü osurabilme, anırabilme gibi temellerde arar, semerde aramaz... Semerinin sökülüp atılmasından söz edildiğinde ise, osurma özgürlüğünün, elinden alınacağını zanneden bir ahmağa dönüşür ve semerden kurtulmak konusunda ayak diretmek için, osurma özgürlüğünü öne sürmeye başlar - senin yaptığın bundan ibaret)
Bu durumda oluşan toplum koyunlar ve çobanlara dönüşür.
Bir koyun, köle iseniz, sizi koyun, köle kılan koşulları, kaçınılmaz tecavüzden zevk almayı, tecavüze uğramamaya tercih ederek, savunmaya meyilli olabilirsiniz.
Bunun için türlü davranışa dair örnekler veriyor olabilirsiniz, bu sizin koyunluğunuzdandır.
Sizin koyun olmanız, bu sistemin doğru ve alternatifsiz olduğu anlamına gelmez.
Her adımda sömürülmektesiniz. Ama bu sömürülerin temeli, mülkiyet, mülkiyet ve üretim-paylaşım ilişkileri, emek, meta(her şeyin ticaret malına dönüştürülmesi, fetişleşmesi vs de dahil, ancak bunlar temel değil, sonuçtur), ihtiyaç sömürüsüdür. Temelde yatan budur ve bu sömürü dolayımda bir çok farklı sömürüyü de beraberinde getirir. PARA konusu da yanlış biliniyor, paranın kölesi olmak vs bu doğru değildir, para sadece bir araçtır.(sonra yazacağım)
Oysa siz sömürüyü, köleliği nasıl ortadan kaldırabilirsiniz, buna kafa yormalısınız, madem konuşacaksın. Tabi, önce bu koşulların, temelde nasıl oluşturulduğunu, nasıl bu duruma geldiğini çözmeniz gerekir. O koşulları çözmedikçe, söylemlerinizin anlamı olmaz, kuru kalabalığa dönüşür.
Komün toplum farklı insan toplumu yaratır. Kapitalizmde özgürlük dediğin-sandığın bir çok örneğin, esasında kölelik, salt ekonomik değil, psikolojik köleliktir de.
Saman verilip, sırtına semer vurulan eşek gibi. Saman verilmesini özgürlüğü sanmaktadır.
Komünizmde saman veren olmayacak ki vs söylemleri, bir anlam ifade ediyor mu? Komünizmde eşek olmayacak ki, saman sorunu olsun(meseleye böyle de bakılmalı).
Örneğin kadına şiddet meselesine bakalım.
Küba'da kadına şiddet nediği zaman insanlar ilk defa duymuş gibi tepki veriyorlar. Çünkü böyle bir anlayışa sahip değiller. Örneğin orada evlenme, boşanma, iki kişi arasındadır. Buradaki gibi davalar, mahkemeler vs olmaz. Gönüllü birliktelik esastır.
Sen içinde bulunduğun toplumdan bakıp, bu mümkün değil vs diyebilirsin...
Başından beridir öne sürdüğün ne varsa, hep kanıksatılmış koşullar ve kanıksamış birey psikolojisi üzerine.
Temel sorun mülkiyet sorunudur. Mülkiyetin karakteri sorunudur. Hırsızlık ve yağma sorunudur ve bu kapitalizmin karakteridir. Bu karakter nasıl oluşuyor? Bunu çözmek gerekir.
Üretim ilişkileri ve üretim tarzı, bir toplumu şekillendiren temel öğelerdir. Toplumsal karakter, insan karakteri, siyaset, din vb bu temellere dayalı, dolaylı ya da dolaysız oluşumlardır.
Bu öğeler, insanı ya eşek yapar ya da çoban. Çoğunluğu eşek yapar, oluşturduğu kültürle de koyun yapar.
Özgürlüğüm diye öne sürdüğün bir çok örnek, koyunluğa dayalı, koyun olma özgürlüğü...
Her adımda köle olma istemine sahipsin. Farkında değilsin. Örneğin akıllı telefnda oyun oynamak istersin. Evet bu hakkın ancak içine girdiğin oyun,seni köleye, psikolojik sorunlarına değin açığa çıkartma, pekiştirme, bağımlı olma, narsisist davranışlar geliştirme vb yönünde işlerken, bu bağımlılığını paraya dönüştürmektedir. Böyle mutlu olduğunu düşünmektesin ve bunun bir özgürlük olduğunu söylemektesin vs.
Kısaca yolun, eşeğe verilen samanın oluşturduğu duyguya kadar...
Oysa komün bir toplumda insanlar sanal değil, doğal, gerçek sosyal birliktelikler ve oyunlar oynayabilir. Hatta o koşullarda hiç birisi eve yapayalnız ve stres için kapanmayı, her an yarın ne yiyeceği, şuna, buna nasıl para bulacağı korkusu, kaygısını tercih etmez.
Koşullar, bu önemli. Ne ekersen onu biçersin.
Kapitalist koşullardaki şu ya da bu özgürlüğün, mutlu, mutsuzluğun beklenti ve istemlerin karakteri, farklı toplumlarda anlam taşımaz...
Böyle bir toplum için kaçınılmaz geçiş süreci vardır. Bu süreç kısa olmaz ve o süreç ciddi sorunlar ve çatışkıyla geçer.
Amerika'da köleliğin ve ticaretinin serbest olduğu yılları düşün.
Köle sahibi kapitalist, yaptığının doğru olmadığını bilmiyor muydu? Biliyordu, o sebeple bir elinde kırbaç taşırdı.
İşte sen o kölesin.
Neyse, peki baki kaldı mı?
O koşualrda yaşıyor olsaydın, bu tarz köleliğin asla sonlanmayacağını düşünürdün, kalıcılı olması içinde gerekçeler üretirdin. Çünkü buna şartlandırılmışsın.
Peki ne oldu? İnsanlığın mücadelesi değiştirdi.
İşte komünal toplum açısından da böyledir, gökten hazır bir paket olarak inmez, yüzyılları bulabilir, ama temelleri bugünden atılır ve o temel çoktan atıldı... Kapitalizmin insan modeliyle komünal insanı kıyaslamak doğru bir yöntem değil. kapitalist koşulalrın edinimi farklıdır, komünal tolumdaki edinimler farklı, kapitalist insan psikolojisinin herhangi bir edinimi, belkide o koşullarda bilinmeyecek bile, gerekli de olmayacak.
Zengin adamın fakir kadına kölen olayım demesi örneğine gelirsek, bu da kişisel, aşk da söyletebilir...
Gerçek şu; kapitalizmde herkes köledir.
Efendi-köle ilişkisinde temelde ikisi de bağımlıdır. Şu ya da bunu yapabilme özgürlğü ayrı bir mesele ancak temelde ikisi de köledir ve böylece efendi ve köle, kölelik, bağımlılık psikolojisyle yetişir.
İkisi de sağlıklı olmayacaktır ve edinimlerde bu temelden hareketle oluşacaktır. Böyle bir toplumun sağlıklı olması beklenemeyeceği gibi, en anormal davranışlar ve istemler normalmiş gibi görünürken, özgürlük, hak gibi konu ve koşullarda buna bağlı olarak sağlıksız olacaktır.
Sizlere özgürlük gelen şeyler bana esaret gibi gelebilmektedir.
Eşek ve koyunun sorunu nedir? Yetersiz bilincidir. İnsan da öyle, heleki kapitalizm koşullarında, o beyin saksı gibidir, edinimler köreltir ve olması gerektiği gibi çalışmaz. O sebeple, zanları konusunda, enine, boyuna düşünmeyi tercih etmezler, hatta özgürlük, mutluluk diye örnek verdiklerinin temelde mutsuzlukları ve köleliğin kaynağı olduğunu göremez. o kadar detayı görebilecek ve irdeleyecek bilince sahip değildir.
Emek ve sermaye, mülkiyet sorununu çözmeden, bu konuları anlayacağınızı sanmıyorum. Temel sorun mülkiyet, sömürü, bunu kavramadan, üretim ilişkilerini, sistemleri, resmi ideolojileri, hatta dinleri, siyasetin temel kaynaklarını ve karakterlerini çözmek mümkün değil.
Kapitalist ideolojiye göre siyaset, çıkarların propagandası ve propagandayla fayda sağlamak, aldatmak iken, komünist literatürde siyaset sorunları çözmek için öne sürülen öngörüler, fikirlerdir. Ekonomi tanımları da farklıdır ve basitçe düşünürseniz, kapitalist tanımların yanlış, bilimsel olmadığını görebilirsiniz. Aynı dili konuşmuyoruz...
Yıldıztozu
14-06-2020, 13:46
Komün toplum farklı insan toplumu yaratır. Kapitalizmde özgürlük dediğin-sandığın bir çok örneğin, esasında kölelik, salt ekonomik değil, psikolojik köleliktir de.
Saman verilip, sırtına semer vurulan eşek gibi. Saman verilmesini özgürlüğü sanmaktadır.
Komünizmde saman veren olmayacak ki vs söylemleri, bir anlam ifade ediyor mu? Komünizmde eşek olmayacak ki, saman sorunu olsun(meseleye böyle de bakılmalı).
Spartacus gayet güzel ve net ifade etmişsin. Bu ve diğer başlıkta yazdıklarına katılmamak elde değil. Bazı özgürlük örneklerimin aslında köleliğin bir parçası olduğunu da kabul ediyorum.
Sorunun temeli üretim ve mülkiyet biçimleri olabilir, onlara hakim değilim ve yorum yapmıyorum. Benim yaptığım şey sorunun içinden parçalar alıp analiz etmek. Burada kölelik ve sömürü kavramlarının analizine odaklandım.
Kölelik iyi midir kötü müdür, ya da kötünün iyisi midir, doğal mıdır yapay mıdır, içgüdüsel midir, avantajları yok mudur gibi sorular sordum. Ayrıca insanlar birbirine köle olmazsa doğanın kölesi olmak zorunda kalabilirler diyerek ''doğanın kölesi olmak'' diye bir kavram ürettim.
Kölelik yapaysa, yani insanlar tarafından oluşturulmuşsa yine insanlar tarafından ortadan kaldırılabilir. Ancak doğalsa, insanların o köleliği kaldırmaya gücü yetmeyebilir.
Hayvanlarda da sömürü görüyoruz, bir aslan 10 tane tavşanın hayatını sömürerek ormandaki iktidarını artırabiliyor. Bu doğal sistem insana da yansımış durumda.
Hayvanlardaki bu doğal sömürü sistemini ortadan kaldıramayız. Burada hayvanlar bilinçsiz diyebilirsin ama insanların da çoğu bilinçsiz.
Köleliğin içgüdüsel bir arzu olduğu da inkar edilemez bence. Tanrıya duyulan kölelik arzusuyla, seks fantezilerindeki kölelik örnekleri bunu gösteriyor. İçgüdüler her insanda aynı şekilde ortaya çıkmaz ve iradeyle kontrol edilebilir elbette.
Ayrıca kölelik, insanların hayatına hazır bir amaç katma yönüyle de avantajlı görünüyor.
Kendi amaçlarını bulabilen bilinçli insanların köleleştirilmesine karşıyım, ama bulamayanların sabahtan akşama kadar bir işte çalıştırılması onlar adına da iyi bir şey gibi görünüyor. Böylece köle dediğimiz o insan, hayatına bir amaç ve anlam katmış oluyor.
Bu anlamı kendisi yaratamadığı için başkası tarafından yükleniyor. Din gibi bir şey aslında.
İnsanlar birbirlerine kölelik yapmazsa, hep beraber doğanın kölesi olmak durumunda kalabilirler.
Doğa bize kendiliğinden bir şey vermiyor sonuçta emek istiyor bizden. Domates için ekip sulamamız gerekiyor. Sarfedilen her türlü emek bir çeşit köleliktir aslında.
Dolayısıyla domates istiyorsak önümüzde iki seçenek var; ya aramızdan bazılarını bu iş için görevlendireceğiz, ya da hepimiz bu görevi üstleneceğiz. Hangisi kulağa mantıklı geliyor?
Herkes çalışacağına bir kısmımız çalışsın daha uygun gibi geliyor bana.
spartacus
15-06-2020, 00:27
Kölelik yapaysa, yani insanlar tarafından oluşturulmuşsa yine insanlar tarafından ortadan kaldırılabilir. Ancak doğalsa, insanların o köleliği kaldırmaya gücü yetmeyebilir.
Hayvanlarda da sömürü görüyoruz, bir aslan 10 tane tavşanın hayatını sömürerek ormandaki iktidarını artırabiliyor. Bu doğal sistem insana da yansımış durumda.
Hayvanlardaki bu doğal sömürü sistemini ortadan kaldıramayız. Burada hayvanlar bilinçsiz diyebilirsin ama insanların da çoğu bilinçsiz.
Kölelik doğal değil. Canlıalrın yaşamak için zorunlu ihtiyaçları vardır. Bunları karşılama süreçleri, bizim ifade ettiğimiz anlamda sömürü değildir.
İşte sömürü faktörü de tam orada ortaya çıkar. İnsanın gereksinimlerini karşılama süreci, çaba ve emeği gerektirir.
Bir aslan 1 geyiği avlıyorsa.
Bir başka aslan, geyiği avlayan aslanın, geyiğine el koyuyorsa -ganimet-, ama bu sistematik bir işleyişe dönüşüyorsa, sömürü burada başlıyor.
Burada ifade ettiğim görece ve istisnalar değil, eğer bu sistemaik bir hal alıyorsa, sömürü koşulları ve böylece sistemi oluşuyor.
Sistematik ilişki, sistemleri doğuruyor. Bu sistematik, dile getirdiğim haliyle, üretim ilişkilerinde, sömürü de orada anlam kazanır.
Sistemin koşulalrından söz ettiğimizde, koşulalr otomatik olarak efendi ve köleyi örgütler.
İnsanın sınıflı toplumlara geçişi, Neolotik çağdır. İnsanlık tarihinin %5 diyebiliriz.
İnsan koyunu nasıl evcilleştiriyor?
Her kölenin prangası, ihtiyaçlarıdır.
Koyun vb de, gıda ihtiyaçları üzerinden evcilleştirilmekte ve bu sayede elde tutulmaktadır değil mi?
Köleliğin içgüdüsel bir arzu olduğu da inkar edilemez bence. Tanrıya duyulan kölelik arzusuyla, seks fantezilerindeki kölelik örnekleri bunu gösteriyor. İçgüdüler her insanda aynı şekilde ortaya çıkmaz ve iradeyle kontrol edilebilir elbette.
Biyolojik olarak insan, içgdüsü neredeyse hiç yok denecek kadar az olan bir canlıdır. Olmadığı dahi ifade edilebilir.
Ayrıca kölelik, insanların hayatına hazır bir amaç katma yönüyle de avantajlı görünüyor.
Kendi amaçlarını bulabilen bilinçli insanların köleleştirilmesine karşıyım, ama bulamayanların sabahtan akşama kadar bir işte çalıştırılması onlar adına da iyi bir şey gibi görünüyor. Böylece köle dediğimiz o insan, hayatına bir amaç ve anlam katmış oluyor.
Bu anlamı kendisi yaratamadığı için başkası tarafından yükleniyor. Din gibi bir şey aslında.
Köleliğin bir kaç istisna dışında(ya canını, ya malını koşulları) hiç bir avantajı yoktur. Kölelik insan hayatını amaçsız hale getirir, tam tersidir. Yani amaç edinebilirlik oranı düşer ve bir kaç kalem açısından saplantıya dönüşür.
İnsanlar birbirlerine kölelik yapmazsa, hep beraber doğanın kölesi olmak durumunda kalabilirler.
Doğa bize kendiliğinden bir şey vermiyor sonuçta emek istiyor bizden. Domates için ekip sulamamız gerekiyor. Sarfedilen her türlü emek bir çeşit köleliktir aslında.
Dolayısıyla domates istiyorsak önümüzde iki seçenek var; ya aramızdan bazılarını bu iş için görevlendireceğiz, ya da hepimiz bu görevi üstleneceğiz. Hangisi kulağa mantıklı geliyor?
Herkes çalışacağına bir kısmımız çalışsın daha uygun gibi geliyor bana.
Doğanın iradesi yok ve siyaset yapmıyor. Bu durumda insan doğanın kölesi değildir, efendisi de değildir, tüm bu doğanın kölesi-efendisi argümanları teolojiktir. canlılar ne yapıyorsa hayatta kalabilmek ve daha iyi koşullarda yaşamak için yapıyor.
Sömürü ise bu çabadan çalmaktır. çalan gibi çalışanan da vardır ve dünyaya çalanın değil, çalınanın gözünden bakmak gerekir.
Her değişim fedakarlıkalr ve bedeller yaşatır. Çalınanın, çalandan kurtulma süreci çetrefilli, sık, sık sözünü ettiğim geçiş süreci dönemleri, fedakarlık ve bedel sürecidir de...
Her sistem kurulurken ve yıkılırken yaşanır bu süreç. örneğin köleci sistem yıkılırken, kölelerin isyanı, egemenlerin direnci ve katliamları, hala birbirlerinden ganimet koparma savaşları vardır. (bir yerde köelsi sistem yıkılırken, sistem zayıf düşünce, diğer yerdeki köleci sisteme dayalı krallık, ilgili krallığa ganimet için yürüyebilmektedir)
Feodalitenin kurulumu süreci de bu sancılarladır. Yıkılna süreci de yine sancılıdır. kapitalizmin kurulumu gibi yıkımı ve geçiş süreci de sancılı olacaktır(kapitalizmin ilk 200 yılı gerçek karakterini yansıtır, insanların zincirlendiği, 16 saat çalıştırıldığı, işçi sınıfının barakalarda, balık istifi yaşadığı, canlarının zerre değer taşımadığı dönemdir. Bugünün insan karakteri, kapitalizme ait değildir, 200-300 yıllık, emekçinin, o barakalardaki isanların mücadelesiyle elde edilen haklar vardır. İşçi sınıfının mücadelesi olmasaydı, şimdi nasıl olurduk? Kapitalistler imkan bulsa eskiye döner, bu kişi bazlı değil, A, B kişisi bu karakteri kabul eteyebilir, ama ülkemizde de bol olan dinci, piranha sermayeli egemenler, fırsat bulsa kırbaçla çalıştırır. Günümüz Türkiyesinde egemenler, kendi toplumuna bal, kaşar diye nişasta satan bir güruhtur.). Bu geiş süreçleridneki kargaşa, bedeller, kişilerin istem ve iradesinden bağımsızdır. Örneğin barışsever, savaşa karşı bir insanın, savunmada çatışması, cephede silah taşıması, barış için savaşmak, bedel ödemek zorunda kalması gibi..
spartacus
15-06-2020, 01:05
Aristo demişken, forumda bir kaç ayrı başlıkta alıntıladığım bir bölümü buraya ekleyeyim
"Zenginlerin tarlalarını - bütün toprak az sayıda kimsenin elinde toplanmıştı - kaldırdıkları ürünün yalnızca altıda birini kendileri için alıkoymak üzere ekip biçiyorlardı. Geri kalan altıda beşi kira ücreti olarak tarla sahiplerine vermezlerse kendileri ve çocukları köle olarak satılıyorlardı." Aristoteles Atinalılar Devleti, Bölüm 2.
İşte bütün mesele burada.
Toprak az sayıda kişide.
O topraklarda çalışan isnanlar çok sayıda.
Az sayıda olanın az çocuğu olur.
Çok sayıda olanın çok.
Böylece doğanların çoğu dünyaya köle doğar. Az'ıda efendi doğar.
Buradan da, köleliğin doğuştan geldiği ifade edilir. Buradaki ifade siyasidir, biyolojik değil.
Devlet mülkün temelidir. Mülk kimde ise devlet onundur ve tüm kurumlar da, siyaset de, egemen ideoloji de elbette egemen sınıfın ideolojisi, çıkarları temelinde oluşur, kurumsallaşır.
Böylece kölelerin de düşüncesi, anlayışı zihiyeti, kabulleri, kanıksamaları, şartlandırılmışlıkları, otomatik olarak sistem ve koşulları tarafından örgütlenmiş olur.
Yukarıdaki alıntı açısından çözüm basittir, toprak o az sayıdaki kişiden alınacak. Mülkiyeti olmasada olur, zaten toprakta çalışanlar yine çalışacak, ama ürünlerinin 1/6'sını kendisine, kalanı ağaya vermek zorunda kalmayacak. hangisi yoksuluk, hangisi zenginlik?
Kapitalizmde tamamen aynı mantık üzre bir sistemdir. Sömürüye dayalı sistemler öz olarak değişmez, biçim ve yöntemler değişir.
Köleci sistemde tarlada çalışan, üreten köleye 1/6 pay verilir.
Kapitalizmde ise bunun yerine para verilir.
Mesele bu kadar basittir özünde.
Sorun şudur, nasıl ki, Aristo dönemindeki köleci sistem ve köleci devlet, egemen ideoloji, anlayış(zihniyet), kurumlar, o az sayıdaki zengin için ise, benim yukarıda dile getrdiğim gerçeğin bilinmesi dahi şiddetle bastırılacak bir unsurdur. Bu bilince sahip olanlar, ya teröristtir, ya tanrının düzenine başkaldıran şeytanlardır vs...
İşte sosyalizme, anarşizme, komünizme ve ateizme karşı, kapitalizmin bu denli kara proganda yapması ve nerede kendini gösterse gidip ezmesinin altında bilinç faktörü, uyanma, farkındalık faktörü yatar.
Kapitalizmin iyi olduğunu savunma dürtüleri de Yıldıztozu, şartlandırılmış olmanızdandır.
Aristodan verdiğim alıntı da sorun olduğunu kabul edebiliyor musun?
Çözümün toprak mülkiyetinin oratadan kaldırılması gereğini görebiliyor musun?
Sorunun tam da oradak toprak mülkiyeti olduğunun farkına varabiliyor musun?
Boşverin siyaseti, akıl-mantık sorusu olsun, orada sorun nerede?
O sorunun çözümü, akıllı telefonlar var ama gibi ifadelerle olmaz.
Heleki insanın doğasında kulluk var demek ile olmaz.
Bu ifade yanlıştır, zira öte tarafta, feodalizm, kapitalizm gibi sistemlerle efendi olan da insandır.
Yani o zaman insanın doğasında hem efendi hem de kulluk mu var denecek.
Çözün gitsin o halde;
İnsanın doğasında ne efendilik ne de kulluk yoktur, bunlar koşullara bağlı oluşan edinimlerdir. Koşulları var oduğu sürece de olurlar, o halde doğru yol, koşulları çözümlemek ve değiştirmekten geçer. Bir etiketi olmak zorunda değil, şu ya da bu önem taşımaz, burada bahse olan konu bilimsel, felsefik bir konu ve sorundur. Akıl, mantık, bilimle ilgilidir.
Kölelik iyi midir kötü müdür, ya da kötünün iyisi midir, doğal mıdır yapay mıdır, içgüdüsel midir, avantajları yok mudur gibi sorular sordum. Ayrıca insanlar birbirine köle olmazsa doğanın kölesi olmak zorunda kalabilirler diyerek ''doğanın kölesi olmak'' diye bir kavram ürettim.
İlla köle üzerinden gideceksin kararlısın yani.
İnsan doğanın kölesi değildir, insan nefes almak zorunda olduğu için oksijene kölelik yapmaz, sebze yiyor diye sebzenin kölesi değildir. Bunlar biyolojik zorunluluklardır, değiştirilemez. Bir beşer sistemiyle değiştirilemez.
Köleliğin içgüdüsel bir arzu olduğu da inkar edilemez bence. Tanrıya duyulan kölelik arzusuyla, seks fantezilerindeki kölelik örnekleri bunu gösteriyor. İçgüdüler her insanda aynı şekilde ortaya çıkmaz ve iradeyle kontrol edilebilir elbette.
Köleliğin bir doğal içgüdü olduğu inkar edilemez? Tanrıya kölelik arzusu duyuluyor? Baştan sona çamura batmış beynin, kim beynin ırzına geçti? Nereden alıyorsun bunları?
Tanrı'ya köle olunamaz çünkü yoktur, Tanrı adı altında ruhban sınıfına köle olunabilir bu da insanların sistemidir. Bir ateist Tanrı'ya köle olabilir mi? Tanrı üretimleri insanların korku-umut ve öte dünya his ve düşüncelerine birer cevaptı. Tanrı doğadan değildir, insan beynin sistematiğindendir.
İçgüdüler iradeyle kontrol edilebiliyorsa köleliği savunma. Köleliğin insan iradesi sonucu çıktığını kabul et.
Sorunun temeli üretim ve mülkiyet biçimleri olabilir, onlara hakim değilim ve yorum yapmıyorum. Benim yaptığım şey sorunun içinden parçalar alıp analiz etmek. Burada kölelik ve sömürü kavramlarının analizine odaklandım.
Kölelik yapaysa, yani insanlar tarafından oluşturulmuşsa yine insanlar tarafından ortadan kaldırılabilir. Ancak doğalsa, insanların o köleliği kaldırmaya gücü yetmeyebilir.
Hayvanlarda da sömürü görüyoruz, bir aslan 10 tane tavşanın hayatını sömürerek ormandaki iktidarını artırabiliyor. Bu doğal sistem insana da yansımış durumda.
Hayvanlardaki bu doğal sömürü sistemini ortadan kaldıramayız. Burada hayvanlar bilinçsiz diyebilirsin ama insanların da çoğu bilinçsiz.
Aslan tavşanı sömüremez. Onu yer. Senin sebze yemen gibi. Üretim ve paylaşımı veya tekelleştirilmesi konusuna hakim değilsen sömürü-kölelik konusuna giriş düzeyinde bile değilsin. Bunu yazdım diye bana kızmıştın.
Bak sömürü ve kölelik nedir.
Sömürü;
Sömürü nedir? (Felsefe)
Üretim araçları sahipleri tarafından başkasına ait emeğin -üretim fazlasının, hatta belirli tarihsel ilişkiler altında, üreticinin geçimi için gerekli ürünlerin de belirli bir bölümünün- karşılığı ödenmeden ele geçirilmesi.
Kölelik;
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması
İnsanlar birbirlerine kölelik yapmazsa, hep beraber doğanın kölesi olmak durumunda kalabilirler.
Doğa bize kendiliğinden bir şey vermiyor sonuçta emek istiyor bizden. Domates için ekip sulamamız gerekiyor. Sarfedilen her türlü emek bir çeşit köleliktir aslında.
İnsanlar birbirlerine kölelik yapınca doğanın kölesi olmaktan çıkmış oluyorlar senin çarpık mantelitene göre, o zaman neden deprem olunca ölüyoruz, neden havalar sıcak yapınca ürünler yanma yapıyor ve neden hava kirliliği olduğunda hastalanıp erken yaşta ölüyoruz? Doğa bize kendiliğinden bir şey veriyor. Doğum gibi, kemik gibi, su gibi, sebze gibi. Karşılığında bir şey istemiyor, isteyemez, pazarlık yapamaz. Doğa sana kendisine köle ol diye can vermez. Sen sonuca bakıp neden arıyorsun. Bu dinci mantelitedir sonucunda Tanrıcılık çıkar. Doğa bir şey istiyorsa ona da bir isteten olmuş olmalı, Tanrı çıkıyor karşına.
Tane tane kelime bilgisi vere vere anlatmak gerekiyor, bilinçsizce köleliği savundun çünkü, sebeplerinde akıl karmaşasından ibaret. Kimse doğanın kölesi olmaz olamaz. Doğa senin efendin değildir. Doğa kör bilinçtir, senden nemalansa ne nemalanmasa ne. Kölelik nedir yukarıda alıntıladım. Domates için bizden önce ki insan nesilleri ekip biçmiyordu, ekip biçmek bile sömürü adına başlatıldı. Ardından tahıl grubu ve çiftlikler geldi. Bu yazdığımın tarihi zaman aralığı günümüzden 10.000-12.000 öncesi.
Her türlü emek kölelik olamaz.
Emek;
Emek; mal veya hizmet üretimi sırasında ortaya konan insan kaynağıdır.
Ayrıca insanlar birbirine köle olmazsa doğanın kölesi olmak zorunda kalabilirler diyerek ''doğanın kölesi olmak'' diye bir kavram ürettim.
Kavram üretmedin, sömürücü düzenin zırvalığını tekrarladın. Doğanın kölesi oluruz demek Tanrı'ya kul köle oluruzun altlığıdır. Zaten böylede yaşanmıştır.
Kölelik yapaysa, yani insanlar tarafından oluşturulmuşsa yine insanlar tarafından ortadan kaldırılabilir.
Sen insan mısın, kaldırılsın istemiyorsun sistemleşsin istiyorsun bunu da doğaya ve dolaylı yoldan bir şekilde dinlere bağlayıp kutsallaştırıyorsun. Çıktığın nokta bu. Sen insansın ama kaldırmak istemiyorsun nasıl olacak?
Ayrıca kölelik, insanların hayatına hazır bir amaç katma yönüyle de avantajlı görünüyor.
Kendi amaçlarını bulabilen bilinçli insanların köleleştirilmesine karşıyım, ama bulamayanların sabahtan akşama kadar bir işte çalıştırılması onlar adına da iyi bir şey gibi görünüyor. Böylece köle dediğimiz o insan, hayatına bir amaç ve anlam katmış oluyor.
Bu anlamı kendisi yaratamadığı için başkası tarafından yükleniyor. Din gibi bir şey aslında.
Din gibi bir şey değil aynı zincirleme. O zaman gir bir tarikata hazır amacın olsun.
Kendi amaçlarını bulabilen bilinçli insanların köleleştirilmesine karşıyım, ama bulamayanların sabahtan akşama kadar bir işte çalıştırılması onlar adına da iyi bir şey gibi görünüyor.
Batı Afrika sahillerinde köle yakalayıp satanlar (aynı akraba insanlar) senin gibi mi düşünüyorlardı acaba? Hayır onlar sadece kendilerine verilecek camdan süs eşyaları ve takas eşyaları için kendi akrabası olan insanları avlayıp köle tacirlerine satıyorlardı.
Kendi amacı olmak ne demek, bu dünyaya bakışın çok dincilik içeriyor. Hayata gelmenin bir amacı yoktur, doğarsın ve yaşarsın amacın güvenliğin ve karnını doyurmaktır. O köle olarak yakalanan pusuya düşürülen gencecik zencilerin amacı yaşamaktı, sen ve senin kafanda ki insanlar onlara karşı bir propaganda yürüterek kendilerine ait alınır-satılır mal edinmiş oldular. Onların amacı yaşamaktı ama senin zihniyetinin öznel düşüncesine göre onlar amaçsızdı o zaman kölelik iyidir.
Bugün doğadan tuzaklanan hayvan türleri var, bunların satışı bile hayat gaspıdır. Papağanlar, timsahlar doğal ortamlarından koparılıp malikane havuzlarında sırf keyfi olarak köleleştirilmiş olarak yaşatılıyor. O hayvanın bir insan bilinci yok ki çıkıp kurtulabilsin. Şimdi bu hayvanların satışı yasaklansa bunların malikane havuzlarında olması doğal olmayacak değil mi, demek ki sistem getirmiş bu gaspı.
Kölelik doğaya atfedilmiş, doğanın sahibi bir Tanrı üretilmiş, Tanrı buyruğu sözler, ayetler, pasajlar yazılmış.
Kölecilik doğanın getirisi değildir, sistemlerin sonucudur.
Kafası (aklı) özgürleşmeyen her kes köledir. Bunun zengini fakiri yoktur. Kimi efendisinin kölesi, kimi servetinin kölesi. Sonunda özgür değilsen kölesin. Kimi servetini kaybetmekten korkar. Kimi işini kaybetmekten korkar. Her ikisi de başka bir yaşam biçiminin olmayacağını düşünür.
Aklını özgürleştiremeyen hiç Kimse Mandıra filozofu olamıyor.
Yıldıztozu
15-06-2020, 22:35
Aristo demişken, forumda bir kaç ayrı başlıkta alıntıladığım bir bölümü buraya ekleyeyim
"Zenginlerin tarlalarını - bütün toprak az sayıda kimsenin elinde toplanmıştı - kaldırdıkları ürünün yalnızca altıda birini kendileri için alıkoymak üzere ekip biçiyorlardı. Geri kalan altıda beşi kira ücreti olarak tarla sahiplerine vermezlerse kendileri ve çocukları köle olarak satılıyorlardı." Aristoteles Atinalılar Devleti, Bölüm 2.
İşte bütün mesele burada.
Toprak az sayıda kişide.
O topraklarda çalışan isnanlar çok sayıda.
Az sayıda olanın az çocuğu olur.
Çok sayıda olanın çok.
Böylece doğanların çoğu dünyaya köle doğar. Az'ıda efendi doğar.
Buradan da, köleliğin doğuştan geldiği ifade edilir. Buradaki ifade siyasidir, biyolojik değil.
Bu bilgi güzeldi teşekkürler.
Yalnız hatırladığım kadarıyla doğuştan zihinsel engellilerin de köle olarak kullanılmasını savunmuş.
Kapitalizm konusunda da gittikçe bir aydınlanma ve uyanış yaşıyorum. Matrix'te miyiz sorusu vardır ya bir bakıma kapitalizm Matrix'e hapsediyor insanı.
Yıldıztozu
15-06-2020, 22:40
Nereden alıyorsun bunları?
Turdur sanırım sen bütün bilgilerin ''okunarak'' elde edileceğini düşünüyorsun. Yazdıklarımı da bir yerden okuduğumu düşünüyorsun. Hayır tamamen kendi kavramlarım, tespitlerim.
Ayrıca bir şeyi kavramak ona dair kişisel gözlemle çıkarım yaparak mümkündür. Mesela evrimi kavramak yüzlerce evrim kitabı okuyarak olmaz. Evrimi kavramak bir ağacı bir köpeği gözlemleyip çıkarım yaparak mümkündür. Bu da insanın kendi kendine yapabileceği bir şey.
Yıldıztozu
16-06-2020, 00:12
Biyolojik olarak insan, içgdüsü neredeyse hiç yok denecek kadar az olan bir canlıdır. Olmadığı dahi ifade edilebilir.
Bunu unutmuşum. Hayır bu yanlış. Aksine insan davranışlarında içgüdüler iradeden daha baskındır.
Sadece farkındalığı yüksek olan az sayıdaki insan içgüdülerini iradesiyle kontrol edebilir.
Kölelik arzusunun içgüdüsel bir yanı olduğuna eminim.
İtaat etme güdüsünün faydası evrimsel korunma mekanizmalarına dayalı.
Turdur sanırım sen bütün bilgilerin ''okunarak'' elde edileceğini düşünüyorsun. Yazdıklarımı da bir yerden okuduğumu düşünüyorsun. Hayır tamamen kendi kavramlarım, tespitlerim.
Ayrıca bir şeyi kavramak ona dair kişisel gözlemle çıkarım yaparak mümkündür. Mesela evrimi kavramak yüzlerce evrim kitabı okuyarak olmaz. Evrimi kavramak bir ağacı bir köpeği gözlemleyip çıkarım yaparak mümkündür. Bu da insanın kendi kendine yapabileceği bir şey.
O gözlemler aşılalı Antik Yunan dönemleri oluyor. Senin aldığın bilgilerden kasıt kitaplar değil, nereden etkileniyorsun, ne izliyorsun ve nereden haber ediniyorsun, ortamın nasıl bir ortam, hayallerin ne? Nasıl bir algı dünyası içindesin, nerede nasıl yetiştin?
Bu kadar nasıl etki altına girebildin? Evrimi, fiziği kavramak ağaca köpeğe bakıp da olmaz, onlar aşıldı geçildi. Gözleme dayalı iş yapan kafadan TANRI çıkabilir ki bu da yaşanmış işte.
Sen böyle yapıyorsun demek ki, ben sana giriş seviyesinde bile değilsin dediğimde de kızıyorsun.
Komünizmi eleştiriyorsun ama bütün bilgi tabanın kapitalizmden geçiyor. Şimdi, ekonomiyi okumadan bunları nasıl kıyaslayacaksın, mantıken insanların geneli muhafazakar eğilimdedirler. Seninde kapitalist muhafazakar gelişimin ilerlemiş. Var olandan bir sonuç almak ve onun üzerinden "bundan başka seçenekte var" diyenleri al aşağı etmeye çalışmak. Muhafaza etmek ama belli ki bu yağma düzeninde bir tık yukarı çıkabilmek düşüncesiyle yapmak.
Kapitalizm hile, kâr için insanı ikinci plana hatta bence plana hiç dahil etmeyen bir ekonomik sistem, hemen hemen her şey ekonomi üzerinden şekil alıyorsa bugün rahatsız olduğun bir çok şeyi buna bağlayabilirsin.
Madem gözlem yapıyorsun o zaman büyük şehirlerde yapma bunu, git köyleri gez, bir köy gez ağalığı olsun bir köy gez imecesi olsun. Bir yerde şartlar eşit (sosyalizm) bir yerde her zaman şartlar eşit değil, doğarken ve ölürken, bunların arası yaşadığın bütün hayatın boyunca. Köleden doğanın köle, efendiden doğanın efendi olduğu bir köy düşün. Sonrada bunu doğa verdi bu doğadandır diyorsunuz.
Voltaire soylu doğanlar için ne demiş; "Zahmet edip doğuyorsunuz" demiş. Soylu olmak o zaman soylu adledilen bir anadan doğmakla alakalıymış. Feodal ağa soylu diğerleri soysuz, adalet hükmü de, toplumun değer yargıları da buna göre şekil alıp gitmiş. Biri beyaz doğuyor biri siyahi. Doğa bir insanın beyaz ve siyahi doğmasını genetikle işler, insan da bunu alır aşağılık görmekle kendi işine geldiği gibi işler. İki köpek doğum yapıyor, doğa can vermiş bunlara. Bir köpek pitbull doğuruyor diğeri alelade sokak köpeği. Sen bunları kıyas alıp pitbulla değer veriyorsun ama doğa ikisine de şans veriyor. İkisini sen karıştırmasan ikisi de yaşayacak yer bulacaktır kendisine. Sen bunları tutup yan yana ve sadece yırtıcılığı üzerinden yarışmaya sokarsan her zaman pitbull kazanır. Bunları doğada bırakırsan ezileceğini hisseden hayvan kaçar, klanını başka yerde kurar. İnsan müdahale edip yarıştırıyor, kendi kârı hangisinde ona bakıyor. Bu köpekler doğada eşit doğmuştur sen onları alıp efendi-köle ilişkisine zorluyorsun sonrada fiyat biçiyorsun. Bu insan eliyle adaleti bozmaktır.
Turdur sanırım sen bütün bilgilerin ''okunarak'' elde edileceğini düşünüyorsun. Yazdıklarımı da bir yerden okuduğumu düşünüyorsun. Hayır tamamen kendi kavramlarım, tespitlerim.
Sen kavram üretemezsin, ürete bilirsen sana filozof derler.
Ayrıca bir şeyi kavramak ona dair kişisel gözlemle çıkarım yaparak mümkündür. Mesela evrimi kavramak yüzlerce evrim kitabı okuyarak olmaz. Evrimi kavramak bir ağacı bir köpeği gözlemleyip çıkarım yaparak mümkündür. Bu da insanın kendi kendine yapabileceği bir şey.
Kişisel gözlemin neye dayanıyor, bunun altlığı nedir, sen köleci bir anlayışla büyümüş bir Anglo-Sakson olarak yetiştirilirsen doğal olarak kaçmaya çalışan zenci köleyi ağaca bağlayıp yakarsın ve bunun da hak olduğunu iddia edersin. Gözlem sıfır noktasından başlamaz, bir çocukluğun ve yetiştirilme tarzın olacaktır. Eğer bu yanlışsa doğru gözlemin çıktısını nasıl alacaksın?
İnsan sosyal varlıktır, senin tekil gözlem-sonucun her zaman kıt kalmaya mahkumdur. Beyninin ve gözlemlerinin sonucu geliştirmek için okumaya, sormaya, öğrenmeye mecbursun. O zaman gözlem-analiz kabiliyetin yükselebilir. Bugün yer çekimini gözlemlemeye ve onu anlamak için yıllarca düşünmene gerek yoktur çünkü bunu yapmış ve doğrusunu ortaya dökmüş insanlar çoktan yaşamış ölmüş ama ortaya tespit-sonuçları koymuştur. Buna vakit ayırman anlamsız kalır.
spartacus
16-06-2020, 20:03
Bunu unutmuşum. Hayır bu yanlış. Aksine insan davranışlarında içgüdüler iradeden daha baskındır.
Sadece farkındalığı yüksek olan az sayıdaki insan içgüdülerini iradesiyle kontrol edebilir.
Kölelik arzusunun içgüdüsel bir yanı olduğuna eminim.
İtaat etme güdüsünün faydası evrimsel korunma mekanizmalarına dayalı.
Sevgili Yıldıztozu
Bilinçaltı, refleks ile içgüdüyü karıştırmış olabilirsin. İtaat etme güdüsü vb ifadelerinin tümü de edinimseldir.
Bilinçaltı açısından en önemli faktör de yine çevredir. Tecrübe açısından, deneyiim açısından da yine aslolan ortam(koşullar) ve çevredir.
İnsanların davranışları yetiştikleri ortama göre değişir.
Hatta tüm canlıların da. Japonya'da yetişen bir insanla, Arabistan'da yetişen aynı olmaz, bilinçaltı olarak da, güdü olarak da.
Örneğin korkuyla yaşayan toplumlarda kararsızlık, tutarsızlık, dalkavukluk, basit kurnazlık vb meslek haline gelebilir.
Kölelik arzusu diye bir içgüdü-arzu yok Yıldıztozu. Çıkarlar için olan davranışlar açısından da mesele arzu değil, politiktir. Yine ortam-koşula bağlı açığa çıkarlar.
İnsanın niteliklerinde belirleyici ölçüt, ortam ve çevredir.
Koşullar insanı efendi de yapar köle de. Bu halde işinize gelen tarafı alıp, içgüdüseldir dememelisiniz.
Kapitalizm ortamı-çevresinde yetişip, salt o açıdan-çerçeveden bakıyorsun.
Bağlılık ile kölelik aynı şeyler değildir.
İnsanlık tarihinde efendi-köle, 10.000 yıllık bir tarihe sahiptir.
İki olgu da SİYASİDİR.
Temel ise ekonomiktir.
baktığın çerçeveden bakalım.
Kölelik, içgüdüseldir diyorsun ya, o halde efendilik de içgüdüseldir.
Bu durumda, efendi olmayı arzulayalım, kapitalizmi ortadan kaldıralım da denebilir.
De bunlar anlam ifade etmiyor. Yani bu açı-çerçeve anlamsız.
Efendi-köle ilişkisinin hakim olduğu bir dünyada, edinime dayalı açmazlardan hareketle düşünmen normal, ama doğrusu, meseleyi çözümlemektir.
Orada efendi ve kölelik, üretim araçları mülkiyetini elinde tutan ile mahrum olan arasındadır. Bu net ve basit.
Aristo'dan yaptığım alıntıya göre orada meselenin kaynağı neydi?
Tarla, yani toprak mülkiyeti idi. Kim bu mülke sahip olursa, efendi oluyor, kim mahrum kalıyorsa, o da köle oluyordu.
İnsan yaşamak için gıdaya, dolayısıyla toprağa ihtiyaç duyar. Toprak kimin? hiç kimsenin değil. Öyleyse madem doğa ve doğa açısından bakacağız, demek ki, orada mülkiyet doğal değildir.
Dünyaya uzaydan baktığında, doğada herhangi bir sınır görebiliyor musun?
Sonra o topraklarda yine köleler çalışıyor, toprağı işliyor. Üretiyor, sonra ürettiği ürüne, toprak mülkiyeti üzerinden efendi el koyuyor.
Demek ki orada belirleyici olan mülkiyettir.
Peki insanlar ne için çalışıyor? İhtiyaçlarını karşılamak için! Yani amaç, köle olayım, efendime çalışayım değil, yaşamak için ihtiyaç duyduğum gereksinimleri karşılayım. Bunu topraktan yapacak, doğadan alacak, ama bakıyor ki, toprak çitlerle, sınırlarla çevrelenmiş. Orada bir efendi var ve diyor ki, ekmek istiyorsanız, doğadan çıkartacaksınız, doğa da benim malım, öyleyse bana çalışacaksınız, bende size pay bırakacağım.
Başka çare kalıyor mu?
itiraz etmek. Bu seferde efendi diğer kölelere demiş ki, benim için silah tutacaksınız bende size pay vereceğim. Benim için yöneteceksiniz, benim için din adamı olacaksınız vs bu kurumsallaşma uzayıp gidiyor.
Köleler yine kölelere karşı. Ama sebebi efendi sevgisi, kölelik arzusu değil, ihtiyaçlar, mahrumiyet, mecburiyet, yaşama istencidir.
İşte o koşullar, yaşamak için ne yapmalı, mecburiyetler de bilinçaltna yer eder. Sen içgüdü sanırsın...
Neyse basit dile getiriyorum ve uzun ifadelere gerek yok, tablo gayet açık.
Egemenler yüzlerce yılda yetkinleşti, kurumsallaştı, kurumlar da öyle, yani artık efendi beim için çalışın demek zorunda değil, sistematiğe girmiştir ve herkes ne yaparsa yapsın, nasıl yaparsa yapsın zaten efendiye hizmet ediyordur, artık bu, fiziki değil sosyo-kültürel, ideolojik olarak yerleşmiştir.
Devlete hizmet, dine hizmet, vatana hizmet vs adı altında kurumsallaşmıştır...
Sokrates'i neden astılar? Çünkü çok fazla soru souyor, çok fala sorguluyordu. Soru sormaktan men edilmiş kalabalıklar içinde, soru sormayı unutmuş insanlar içinde, soru sormak? eşeğin aklına karpuz kabuğu getirebilirdi...
Peki gerekçe neydi? Tanrılara isyan etmiş, tanrının düzenini sorgulamış vs, tanrı kim? O toprakların sahibi olanlar, efendiler(efendi=rab)...
Bu konu senin öne sürdüğün biçimde, insanın biyolojik yapısıyla vb ilgili değilldir.
Bunca gevezeliğe rağmen, çözüm basittir, hem çözümün temeli, hem de savaşın temelidir.
Oradaki toprak mülkiyetini ortadan kaldırmak.
Böylece ne toprağın sahibi efendi olur ne de o toprakta ürettikleri üründen 1/6 pay alıp, gerisini efendiye vermek zorunda olan-çalışanlar köle.
ereninthenature
18-06-2020, 01:16
Bir makine çok çalıştı diye ona üzülüyor musunuz? biraz dinlensin yoruldu diyor musunuz? Hayır demiyorsunuz. Çünkü makine hissetmiyor.
E benim önerdiğim sistem de buna benziyor. Hissetmeyen insanlar yaratalım diyorum. Böylece makinenin hissizliğiyle insanın kullanışlılığını bir araya getiricez. Devrimsel bir fikir değil mi.
Bir film vardı, Kapan adı. Hipnotize yöntemiyle köleler yaratıyorlar. Ama film benim önerimden daha ırkçı. İzleyin mutlaka.
https://www.youtube.com/watch?v=Ivl9YVTgsag
Canlilara niye yuklenelim ki? Ben yapay zeka ve robotigin isimizi cozecegine inaniyorum.
ereninthenature
18-06-2020, 01:18
Sekste kölelik fantezisi vardır. En zengin iş adamları, patronlar bile bazen bir kadının kölesi olmak isterler. Ellerini bağlatır, itaat eder.
Bu içgüdüsel istek neden vardır, hiç düşündünüz mü?
Çünkü kölelik, insana amaç katar.
Şimdi virüs sürecinde işyerleri tatil oldu, köleler de uzunca bir süre işe gitmedi. Ama bu durumdan pek memnun kalmadılar, sıkıntıdan patladılar ve işyerlerine geri dönmek istediler.
Çoğu insan kendi amacını yaratamaz. Onlara hazır amaçlar vermek gerekir. Örneğin sabahtan akşama kadar şu işi yap demek gerekir.
Kölelik o kadar da kötü bir şey degil yani. Avantajlı yanları görmezden gelinemez.
Aynen. Bu konuda cok haklisiniz. Ben koleyim yazarlar bazi sitelerde insanlar bir arkadas gosterirdi. Sitede cinsiyet kategorisi gibi bir sey kole. Efendi ariyorlar ve kendilerine aci cektirttriyorlar. :party:
ereninthenature
18-06-2020, 01:35
Kolelik 1800'lerden sonra anca kalkmaya basladi. Insanlik seruveninin uzun bi vaktinde bu kurumu korudu insanlik.
Bu bir taraftan kolelige yatkinligin oldugunu gosterir, evet.
Bir taraftanda soyle bakmak lazim olaya; yani biz internet devrinin cocuklari cok buyuk imkanlara sahibiz bir ne diyim 50 yil onceki insanlara gore bile.
"Internet cocuklari" ile "oncesi insanlari" arasinda buyuk fark var. Biz koleligi savunamayiz. Neden? Verimli degil.
Ama biz 50-100 yil oncenin insanindan farkli olarak sey diyebiliriz mesela: "Benim siktir boktan materyalist/kollektivist hayallerim icin orgutlenip, partilenip, sirketlenip iste kollektiflesip ozunden, karakterinden, ruhundan vazgecer misin?" diyebiliriz. Cok rahat.
ereninthenature
18-06-2020, 02:10
Biyolojik olarak insan, içgdüsü neredeyse hiç yok denecek kadar az olan bir canlıdır. Olmadığı dahi ifade edilebilir.
INSANLAR CINAYETE AGIR MEYILLIDIR. (Spartakus denen gladyator ve butun yazili tarih bunun kanitidir)
COZUMU COK GUCLU PSIKO-TREAPIK MADDELERDIR.
Bu mal paylasimi isi bizi cok cok meyilli oldugumuz bir baska seye yonlendirecek sartlanma sendeki.