Ahlaksız
22-12-2020, 17:56
Sosyal Uyum İçin Avrupalı Müslümanlar Girişimi (EMİSCO) Sözcüsü, Avrupa Yozgatlılar Federasyonu Başkanı ve eski Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri Veysel Filiz'in otomobilinde 100 kilo eroin bulundu.
Edirne Hamzabeyli Sınır Kapısı'ndan ailesiyle birlikte yurt dışına çıkış yapmak isteyen Veysel Filiz'in otomobilinde uyuşturucu madde bulunduğu ihbarı yapıldı. İhbar üzerine Veysel Filiz'in otomobili gümrükte ince aramaya tabi tutuldu. Aracın gizli bölmesinde piyasa değeri yaklaşık 5 milyon euro olan 100 kilo eroin ele geçirildi. Veysel Filiz tutuklandı.
Halen Sosyal Uyum İçin Avrupalı Müslümanlar Girişimi (EMİSCO) Sözcüsü ve Avrupa Yozgatlılar Federasyonu Başkanı olan Veysel Filiz, Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği'nde Basın Müşavirliği görevinde bulunurken 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, meslekten ihraç edilmişti. Veysel Filiz'in, Yozgat'ta bulunan yakınları, olayın bir komplo olduğunu öne sürdü. Filiz'in de açtığı davaları kazandığını ve bir ay içinde diplomatlık görevine döneceğini söylediği öğrenildi.
https://tr.sputniknews.com/turkiye/202012221043445777-avrupali-muslumanlar-girisimi-sozcusu-100-kilo-eroinle-yakalandi/
Ahlaksız
23-12-2020, 13:21
https://twitter.com/kacsatolduturk/status/1341619898225725441
:lol:
Şüpheci Dinsiz
23-12-2020, 16:56
Bir Avrupalı müslüman haberi de burada.
"İnsan yüzsüz olur ama bu kadar da yüzsüz olur mu" konulu bir başyapıt olmuş.
Yandaş Yenişafak versiyonu:
yenisafak.com (https://www.yenisafak.com/gundem/turksunuz-iskencesi-almanyada-yasayan-turk-aileye-iskence-3590170)
'Türk'sünüz işkencesi
Almanya'da, Türkleri hedef alan Hitler Nazizmini aratmayan uygulamaların bir yenisi daha yaşandı. Türkiye sevgisini açıkça ifade eden 7 kişilik Akyüz ailesinin evi basıldı. Kameralar eşliğinde çırılçıplak arandıktan sonra el ve ayaklarına pranga vurulan aile üyeleri Türkiye'ye yollandı.
Mustafa Duran 18 Aralık 2020
https://img.piri.net/mnresize/840/-/resim/imagecrop/2020/12/18/03/34/resized_95e62-f980b917almanyaaile01.jpg
İstanbul'a gelene kadar her aşamada insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarını belirten Mahmut Akyüz, yaşadıkları dehşeti Yeni Şafak'a anlattı.
Almanya'da Hitler dönemini aratmayan uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Türkiye sevgisi dolayısıyla Alman makamları tarafından fişlenen 7 kişilik Akyüz ailesi, kan donduran bir muameleyle Türkiye'ye deport edildi. Evleri basılan aile kameralar eşliğinde çırılçıplak arandıktan sonra el ve ayaklarına pranga vurulup Türkiye'ye yollandı. Skandal, Sontra kasabasında patlak verdi. Daha önce haklarında hiçbir tahkikat bulunmayan Akyüz ailesinin evi geceyarısı 02.30'da basıldı.
Kapıyı kırıp eve giren yüzleri maskeli otomatik silahlı onlarca Alman polisi evi talan etti. Mahmut Akyüz, eşi Fatma Akyüz ve çocukları Ferdi (19), Bilal (18), Mesut (17), Sahra (15) ve Muhammed (13) gözaltına alındıktan sonra sınırdışı edildi. İstanbul'a gelene kadar her aşamada insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarını belirten Mahmut Akyüz, yaşadıkları dehşeti Yeni Şafak'a anlattı:
KAPIYI KIRIP İÇERİ DALDILAR
Gece 02.30'da onlarca polis arabası ve 2 ambulans kapımıza dayandı. Biz yatıyorduk, en dış kapıyı delerek, evin kapısını da kırıp içeri girdiler. Bağırıp çağırmaya başladılar. 13 ve 15 yaşındaki çocuklarım korkudan yataklarından bile çıkamadı, çığlıklar attılar. Benim yattığım odaya girdiklerinde daha ne olduğunu anlamadan 4-5 polis koluma yapıştı. "Ne oluyor, ne yapıyorsunuz" dedim... Sınırdışı edileceğimi söylediler. Gerekçesini sordum, "Avukat tutacağım" dedim ama kimse dinlemedi, susturdular. Ellerim ve ayaklarımdan prangaladılar, eşimi de aynı şekilde bağladılar. Oğlum Bilal "Bırakın annemi, ne suçu var, ne yapıyorsunuz" diye karşı çıktı, onu da bağladılar. Evi talan ettiler. Sonra her birimizi ayrı bir arabaya attılar. Kızım çığlık atınca onu tehdit ettiler. Beni de "Sen biliyorsun ne yaptığını" diye kafa sallayarak tehdit ettiler. Polisler Alman oldukları halde Türkçe kod isim kullanıyorlardı. "Siz Türk olamazsınız" dedim, Almanca "Konuşma kötü olacak" cevabını verdi.
ELİMİZİ AYAĞIMIZI BAĞLADILAR
Bizi alıp Frankfurt Havalimanı'na götürdüler. Yolcu kapısından değil, başka bir kapıdan soktular. Orada da 50'den fazla polis karşıladı bizi. İçeri girer girmez "Soyun" dediler. Evde aradıklarını söyledim, direndim, zorla soymaya çalıştılar. "Türk" diye hakaretler, küfürler yağdırdılar. Çırılçıplak soyunmak zorunda kaldım, eşimi ve çocuklarımı da çırılçıplak soydular. O halde kameralara çekip aradılar. Paramızı, saat ve telefonlarımızı aldılar. Evimizden hiçbir şey alamadan uçağa bindirildik. Uçakta da ellerimiz-ayaklarımız bağlıydı. 25'e yakın polis de bizimle geldi. Yolculuk süresince başımızda dikildi, nefes bile aldırmadılar. Aç-susuz Türkiye'ye getirip Türk polisine teslim ettiler. Şimdi İstanbul'da kardeşimin yanındayım. Almanya'da avukat tuttuk, ne yapacağımızı bilmiyoruz.
Erdoğan'a hakaret etti, yüzüne tükürdüm
Alman makamları sınırdışı için gerekçe göstermese de Mahmut Akyüz'ün anlattıkları, olayın doğrudan "Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı" olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'ye olan sevgilerini hiçbir zaman gizlemediklerini anlatan Akyüz, zaman zaman bu yüzden gayriresmi uyarılar aldıklarını söyledi: "Ben mahkemelerde tercümanlık yapıyordum. Sığınma başvurusu yapan bir Türk'ün davasında da tercüman oldum. Sözlerinden FETÖ'cü olduğunu düşündüğüm birisi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Türkiye'ye suçlamalar yöneltiyordu. Ben de ‘Yalan söyleme utanmıyorsun da' diyerek yüzüne tükürdüm. Bu biraz sorun oldu. Sonra oğlum Türkiye'nin ve Fenerbahçe'nin maçlarında evimize dev Türk bayrağı astığı için uyarılmıştık. Yine oğlumun giydiği ay-yıldızlı tişört dolayısıyla da yabancılar şubesinde örtülü olarak tehdit edilmiştim. Almanlar bunlara çok dikkat ediyor. Türkler inanılmaz baskı altında..."
--/--
Bu da kaynağı Alman devleti olan Birgün versiyonu:
birgun.net (https://www.birgun.net/haber/almanya-dan-akyuz-ailesi-hakkinda-aciklama-geldi-327725)
Almanya'dan Akyüz ailesi hakkında açıklama geldi
Almanya'dan Türkiye'ye sınır dışı edilmeleri son günlerde yoğun tartışmalar yaratan Akyüz ailesi hakkında Alman makamlar açıklama yaptı. Açıklamada baba Mahmut Akyüz'e yönelik ciddi iddialar bulunuyor.
Almanya'dan Türkiye'ye sınır dışı edilmeleri son günlerde yoğun tartışmalar yaratan Akyüz ailesi hakkında Alman makamlar açıklama yaptı. Ailenin ikamet ettiği Sontra adlı küçük kentin bağlı bulunduğu Kassel Valiliği, baba Mahmut Akyüz'ün iddialarını reddederek ona ciddi suçlamalar da yöneltti.
Konuyla ilgili sorumlu makam olan Kassel Valiliği, DW Türkçe'nin bilgi almak için daha önce yaptığı başvuruları geri çevirmiş, olayın ulaştığı siyasi boyut nedeniyle hassas davranıldığını ve resmi bir açıklama yapılacağını duyurmuştu.
Valiliğin dün yaptığı açıklamada, Akyüz ailesinin adı bireylerin özlük haklarının korunması ilkesi nedeniyle A. kısaltması yapılarak "A. ailesi" olarak geçiyor. Açıklama, A. ailesinin 2009 yılında bu yana Almanya'yı terk etmekle yükümlü olduğu, ailenin bütün uyarılara rağmen kendi rızasıyla ülkeyi terk etmeyi reddettiği ile başlıyor. Baba Mahmut Akyüz'ün son olarak 2017'de Almanya'yı gönüllü olarak terk etmeyeceğine dair beyanda bulunduğu, bu sebepten yasal düzenlemelerin öngördüğü şekilde zorunlu sınır dışı uygulamasına başvurulduğu belirtiliyor. Sorumlu Kassel Valiliği, ilaveten sınır dışı sırasında kanunların öngördüğü şartların kesinlikle dışına çıkılmadığını vurguluyor.
Valilik, babanın sınır dışı edilmesine uzun süre önce karar verilmiş olmasına rağmen yaptığı itiraz ve dilekçelerle süreci 20 yıl uzattığını ancak uzatmanın sınır dışı kararının yerine getirilmesini engelleyemeyeceğini kaydediyor. Valilik, aileden defalarca talep edilmesine rağmen, Almanya'da doğan beş çocuğunu Türk makamlara resmi olarak bildirmediğini ve kayıt ettirmediğini, bunun için 2011 yılında sorumlu Türk konsolosluğunda yapılan bir randevunun da başarısızlıkla sonuçlandığını belirtip, ebeveynleri, 13-19 yaşlarındaki beş çocuğunu Türkiye'de yasa dışı (illegal) konuma düşürmekle suçluyor.
Kassel Valiliği'nden yapılan resmi açıklamada, baba Mahmut Akyüz'ün 1996 yılında bir kez Türkiye'ye sınır dışı edildiği, kısa süre sonrasında yeniden Almanya'ya giriş yaparak Türkiye'de işkence gördüğünü beyan ettiği, yapılan bilirkişi incelemesinde ise babanın işkence diye gösterdiği yaralanmaları kendisinin yaptığı sonucuna varıldığı belirtiliyor.
Bunun üzerine babaya tekrar 1999-2008 arasında defalarca Almanya'yı terketmesi, aksi takdirde sınır dışı edileceğinin bildirildiği ancak buna uyulmadığının görüldüğüne de dikkat çekiliyor.
Kassel Valiliği, Mahmut Akyüz'ün bulunduğu yabancılar dairesindeki memurları ölümle tehdit etmesi üzerine babaya o dönem yabancılar dairesine ilk giriş yasağının verildiğini, bu yöndeki tutumuna dair bütün olayların zaman içinde belgeleriyle kayıtlara da geçirildiğini ifade ediyor.
Akyüz ailesinin Almanya'daki dosyasında, baba Mahmut Akyüz'ün sorumlu yabancılar dairesine defalarca randevusuz giderek, orada çalışan memurlara iftira, cebir gösterdiği ve tehdit ettiği, memurlara rüşvet teklif ettiği gibi, rüşvet ile suçladığı ibaresi de yer alıyor.
Ailenin ikamet ettiği Sontra'nın bağlı bulunduğu yabancılar dairesinin, anne ve çocuklara ilişkin sınır dışı etme kararının ise 24 Kasım 2008'de onandığı, yapılan itirazın mahkemece ele alınıp başvurunun üst mahkemeden de dönmesiyle sınır dışı kararının 12 Şubat 2009'da kesinleştiği belirtiliyor. Babanın ise 24 Kasım 2008'de kendisinin başvurusuna gelen redde itiraz etmediği kaydediliyor.
ALMANCA ÖĞRENMEDİ, UYUM GÖSTERMEDİ
Kassel Valiliği, Mahmut Akyüz ile hayat arkadaşının hiçbir zaman Almanya'ya uyum sağlamaya çabalamadığını, 48 yaşındaki anne Fatma Akyüz'ün 1999'da gelmiş olmasına rağmen Almanca konuşamadığını, bu nedenle sınır dışı edilirken de yanında bir çevirmenin hazır bulundurulduğunu açıkladı. Bu sebeple Kassel Valiliği, çocukların ana dillerini konuşamadığına dair ebeveynlerin tekrarladığı iddiaların inandırıcı olmadığını belirtti. Ayrıca sorumlu valilik, baba Mahmut Akyüz ile hayat arkadaşının ve çocuklarının Almanya'da yaşadıkları süre boyunca devletten aldıkları maddi yardımdan geçindiklerini vurguladı. Almanya'da resmi oturum almada veya vatandaşlığa geçmede kişinin çalışması ve kendi kendini geçindiriyor olması, devlet yardımı almaması önemli rol oynuyor.
DOSYASI 500 SAYFA
Baba Akyüz'ün Almanya'daki yaklaşık 500 sayfalık dosyasında ülkeye 1989'da geldiği, annesinin vefatı ve babasının PKK bağlantısı iddiasıyla tutuklanmasını da beyan ederek ve Türkiye'de kimsesi olmadığı gerekçesiyle Almanya'daki ağabeyinin yanında kalmak talebiyle 1991 yılında ilk kez iltica başvurusu yaptığı bilgisi yer alıyor. Temmuz 1991'deki ilk iltica başvurusuna, kendisinin henüz çocuk olması sebebiyle siyasi sığınmaya temel teşkil edecek bir gerekçe görülmediğinden talebine ret cevabı verildiği bildiriliyor. Baba Akyüz'ün sonraki yıllarda da yeni iltica başvurularında bulunduğu görülüyor.
Kendisinden beş yaş büyük olan akrabası ve hayat arkadaşı Fatma Akyüz'ün ise Almanya'ya 1999'da geldiği, Haziran 1999'da yaptığı siyasi sığınma başvurusuna Şubat 2000'da ret cevabı geldiği, buna yaptığı itirazın görüldüğü mahkemeden de olumsuz cevap çıkmasıyla 2005 yılında kararın kesinleştiği bildiriliyor. 2008 yılında aileye üç ay gibi kısa süreliğine insani sebeplerle oturum verildiği, ancak annenin Almanca ve uyum kursuna devam etmemesi gerekçe gösterilerek oturumunun uzatılmadığı bilgisi yer alıyor.
Uzmanlar, baba Mahmut Akyüz'ün 33 yıldır, anne Fatma'nın 21 yıldır yaşadığı ve çocukların tamamının Almanya'da doğduğu ve büyüdüğü gerçeği göz önünde bulundurulduğunda Almanya'da bu tür olayların yaşandığı ancak yaygın olmadığını belirtiyor. Bu durumda, yani müsamaha gösterilen ve resmi bir oturumu olmayan kişilerin geçerli bir statüye kavuşmak için şart olan en temel koşulların, kimlik tespiti, hayatını idame edecek kazancı sağlaması yani bir işinin olması ve mümkünse de suç işlememesi olduğu belirtiliyor. Bu durumdaki kişilerin İkamet Kanunu'nun 25'e a maddesi gereği, 14-21 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin Almanya'da dört yıl yaşamış olması, okulda başarı göstermesi veya meslek eğitimini tamamlaması halinde yasal bir oturum şansı olabildiği belirtiliyor. İkamet Kanunu'nun 25'e b maddesinin ise çocuklu yetişkinlerin uyum sağlamış olmaları halinde yasal bir resmi statü almada perspektif sunduğu, bunun için de altı yıl Almanya'da yaşamış olma, kimliğinin tespit edilmiş olması ile hayatını kendi kendine finanse etmesi koşuluna bakıldığı kaydediliyor.
Almanya Göç ve Uyum Meclisleri Başkanı hukukçu Memet Kılıç, her ne kadar yasal açıdan çocukların yerinin ebeveynlerinin yanı olduğu prensibi belirleyici olsa da, burada söz konusu beş çocuk ve gencin, doğduğu ve büyüdüğü topraklardan koparılıp sınır dışı edilmesinin insani açıdan büyük bir dram olduğunu söylüyor. Kılıç, 30 yıl gibi bir süre müsamaha belgesi (Duldung) ile yaşanmasının genellikle kimlik tespiti yapılamaması halinde görüldüğünü ancak burada Akyüz ailesinin Türkiye'ye sınır dışı edilmesinden kimlik tespitlerinin yapıldığının anlaşıldığını belirterek, hukuki açıdan Alman makamların beyan ettiği gibi bütün kurallara uyulmuş olsa dahi insani açıdan çocuk ve gençlerin durumunun tam bir trajedi olduğunu vurguluyor.
Şüpheci Dinsiz
26-12-2020, 15:26
sol.org.tr (https://sol.org.tr/haber/100-kilo-eroinle-yakalanan-akplinin-federasyonu-da-naylon-cikti-22416)
100 kilo eroinle yakalanan AKP'linin federasyonu da 'naylon' çıktı
https://sol.org.tr/sites/default/files/styles/content_image_size_type4/public/images/content/article/2020/12/26/filiz-3.jpg?itok=cbi53Y2J
100 kilo eroinle yakalanan eski diplomat Veysel Filiz'in başkanı olduğu belirtilen Avrupa Yozgatlılar Federasyonu da 'naylon' çıktı.
HABER MERKEZİ
26.12.2020
Edirne'den Bulgaristan'a çıkarken aracında uyuşturucu madde ile yakalanan eski Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri Veysel Filiz'in geçmişine yönelik ilginç detaylar çıkmaya başladı.
Sözcü'den Saygı Öztürk'ün haberine göre, siyasette ve bürokraside yer alan Yozgatlılarla her fırsatta fotoğraflar çektiren, bir bölümünün masraflarını karşılayıp yurtdışı gezilerine götüren Filiz'in başkanlığını yaptığı belirtilen Avrupa Yozgatlılar Federasyonu'nun da sahte olduğu öne sürüldü.
100 kilo eroinle yakalanan Filiz, AKP'lilerle yan yana... (https://sol.org.tr/haber/100-kilo-eroinle-yakalanan-filiz-akplilerle-yan-yana-22248)
Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Yılmaz, konfederasyon üyesi başkanlarla birlikte ortak açıklama yaptı. Yılmaz, "Veysel Filiz kişisel ve örgütsel faaliyetlerinde şüphe edilen olumsuzluklar nedeniyle 25 Şubat 2020 tarihinde konfederasyonumuzdan ihraç edilmiş olup, yurtiçi ve yurtdışı federasyonlarımızda kendisinin herhangi bir görevi, yetkisi ve temsili bulunmamaktadır" dedi.
Konfederasyon Başkanı Ahmet Yılmaz, "Hiç kimse Yozgat adını resmi statüsü olmadan sahte kartvizit basarak, sosyal medya hesapları açarak kendi menfaati ve çıkarları için kılıf olarak kullanamaz. Kendi kendini başkan atayamaz. Veysel Filiz'in ve sözde kurumunun Konfederasyon, Vakıf, Federasyon, Dernek ve Temsilciliklerimiz ile hiçbir bağı ya da ilişkisi bulunmadığı gibi ‘Avrupa Yozgatlılar Federasyonu' adında ne Avrupa'da ne de Türkiye'de herhangi resmi bir kuruluş bulunmamaktadır" diye konuştu.
Soylu yine 'ohhh ohhh' der mi? 100 kilo eroinle yakalanan Veysel Filiz kimdir? (https://sol.org.tr/haber/soylu-yine-ohhh-ohhh-der-mi-100-kilo-eroinle-yakalanan-veysel-filiz-kimdir-22111)
Şüpheci Dinsiz
27-12-2020, 15:55
Kayınpeder polis emeklisiydi, yeri geldikçe uyuşturucu hakkında çok açık-net konuşurdu, "polis-devlet memuru yardımı olmadan ne kaçırılabilir, ne satılabilir." derdi.
Metin Cihan, Rabia Naz'ın şüpheli ölümü ve olası cinayet faillerinin iktidarla bağına dair epey araştırma yapmış, tehdit edilince de Türkiye'yi terketmek zorunda kalmış bir gazeteci.
Bu uyuşturucu kaçakçısı hakkında da birşeyler araştırmış, elbette bu bir çete işi. Tamamını twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/metcihan/status/1343140926043123714