Orijinalini görmek için tıklayınız : Diyanet'ten 'domuz proteinli aşı'ya vize: Dinen caizdir
Ahlaksız
31-12-2020, 18:47
Diyanet İşleri Başkanlığı, koronavirüs aşılarının içinde bulunması halinde, "dinen haram olan bir maddenin tedavide kullanılmasının caiz" olduğunu açıkladı.
Haber ajansı ANKA, Diyanet İşleri Başkanlığı'na, "Aşıların içinde domuz proteini varsa dinen haram mı?" sorusunu yöneltti. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, bu soruya yazılı olarak yanıt verdi.
Toplum sağlığı açısından salgın hastalıklara karşı koruyucu olduğu belirtilen aşıların kullanımında sakınca olmadığını belirten Diyanet İşleri Başkanlığı, "Esasen herhangi bir hastalığın tedavisinde helal maddelerden elde edilmiş alternatif bir ilaç/aşı bulunmadığı durumlarda; İslam âlimlerinin yaygın kanaatine göre, 'Zaruretler yasakları mubah kılar' kuralından hareketle, dinen haram kılınmış bir maddenin tedavide kullanılması caizdir" denildi.
‘MEŞRU BİR ALTERNATİF OLMADIĞI MÜDDETÇE…'
Diyanet açıklamasında, salgın hastalıkları önlemek için yapılan aşıların muhtemel yan etkilerinin, aşılanmamaktan doğacak sakıncalara nispetle daha az olduğunun uzmanlar tarafından dile getirildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Netice olarak kişilerin bağışıklık kazanmasına veya iyileşmesine vesile olacağı tıbben tespit edilen ve alanında uzman hekimlerce tavsiye edilen aşıların içeriğinde dinen yasaklanmış bir madde olsa bile -meşru bir alternatifi olmadığı müddetçe- yaptırılmasında dinen bir sakınca yoktur."
https://www.birgun.net/haber/diyanet-ten-domuz-proteinli-asi-ya-vize-dinen-caizdir-328580
Allah niye koyun proteininden bir aşı yapılmasına izin vermedi de, haram ilan ettiği domuzun proteininden aşı yapılmasını istedi?!
Niye bu yenmesi/eti haram olan hayvandan, gâvurlar aşı yaptılar da, müslümanlar bir aşı yapamadılar?!
Ne diyorsun diyanet?!
'Zaruretler yasakları mubah kılar' demek, ne kadar kolay değil mi?!
Kim bu aşıyı yapanlar?
Kuran'ın KAFİR dediği insanlar. Kafirin domuzdan yaptığı aşıyı vurdurmakta neyin nesi?! Müslüman öleceğini bilse, bu aşıyı vurdur(a)maz. Zaruret meseleleri filan, birkaç fıkıh aliminin uydurduğu şey. Kuran alenen kafirleri/yahudileri/hristiyanları hedef haline getirmiyor mu?! Muhammed yahudilere/hristiyanlara lanet etmiyor mu?! Nasıl olacakta, ben bir kafirin domuzdan yaptığı aşıyı vurduracağım?
Resmen müslümanlarla maytap geçiyorlar. Müslümanlar da ne ayetleri, ne de hadisleri bilmedikleri için tek kelime edemiyorlar.
tolonbey
31-12-2020, 20:37
İşte böyleee,,
NACİ ÇELİK hoca diyorki DOMUZ eti yasak degil.
BUYURUN birlikte okuyalım NACİ begin yazısını:
Domuz eti HARAM degil.
Oluşturan: tolonbey,
Şubat 13, 2015 in ATEİSTFORUM
Iste böyleee,
Arkadaslar,hemserim Ulema Naci Celikten bir FETVA getirdim size,okuyunda görün Lazlar kenara atilacak adamlarmidirlar.
Bundan sonra patlayincayakadar DOMUZ eti yiyebilirsiniz.
Bir kilo SIGIR etiyle parasıyla 3 kilo mübarek Domuz eti alabilirsiniz.
Böylece hemserim Naci Celik sayesinde islam alemi mübarek DOMUZUNADA kavustu.
Bu fetvayi HOCAMDAN ben rica ettim,banada borclu oldugunuzu unutmayin.
Bende yiyorum domuz pirzolasInI.
Güzel oluyor cidden.
Nacicigimi dinleyelim
On iki yildan beri Kur'an tetkikleri esnasında yaptığım ve beni çok şaşırtan tesbitlerden biri de, domuz etinin haram olmadığıdır.
Çünkü Kur'an'ın, ----LEHMU HINZIR ----(domuz eti) diye dikkat çektiği et, herhangi bir hayvan etine değil,-------- yenilebilirliğini kaybetmiş bozuk kokmuş etlere dikkat çekmektedir------.
Ancak sonraki kuşak İslâm âlimleri, dergimizin ilk sayısında açıkladığımız gibi, peygamber ve peygamber isimlerini teşhis edemedikleri gibi, Kur'an'ın dikkat çektiği hayvan ve hayvan isimlerini de teşhis edememişler ve bundan dolayı da, Kur'an'ın yenmesini yasakladığı -----lehmü hınzır'ı----, yani bozuk eti, --------Tevrat menşeli rivayetlerin de tesiriyle domuz hayvanına --------yormuşlardır.
Halbuki Kur'an,------ hınzır ------sözcüğü ile belli bir hayvana dikkat çekmemektedir.
Yani, Kur'an'da adı geçen veya Kur'an'ın resmettiği hayvanlar arasında, --------hınzır diye bir hayvan ---------yer almamaktadır.
Kur'an -------hınzır -------sözcüğü ile, doğallığını kaybetmiş etlere ve doğruluktan saptığı için, fıtratı bozulmuş insanlara dikkat çekmektedir.
İslâm âlimleri, Kur'an'ın doğru anlaşılması için büyük önem arz eden ve aşağıda vereceğimiz âyetin vurguladığı, Kur'an kelimelerinin içerdiği, çok temel bir özelliği, yeterince idrak edemedikleri için, bu ve buna benzer birçok konuyu doğru anlamamışlardır.
__________________________________________________ ______________
"Allah sözün en güzelini birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi..."
(39/23 S. Ateş çev.)
__________________________________________________ ______________
Âyet, Kur'an'ın benzer anlamlı, ikil kelimeler içeren bir Kitap olduğuna dikkat çekmektedir.
Örneğin, Ahmed ve Muhammed kelimeleri hem lafız olarak, hem anlam olarak, birbirlerinin benzeri, iki ayrı kelimedir.
Kelimeler, aynı şahsa dikkat çeken, iki ayrı özel isim ve son peygamber Ahmed-Muhammed (a.s)'a dikkat çekmektedirler. Dergimizin ilk sayısında da açıkladığımız gibi, Kur'an'ın içerdiği bu özellik, sadece peygamberlere ait bir özellik değildir.
Kur'an, Kur'an'da adı geçen herkese ve herşeye de, iki ayrı kelime ile dikkat çekmektedir.
Biz, Kur'an'ın bu özelliğini dikkate alarak, Kur'an'da adı geçen hayvanları teşhis ettik ve
Kur'an'ın, bizim domuz adını verdiğimiz hayvandan hiç söz etmediğini tesbit ettik.
Çünkü Kur'an, Kur'an'da adı geçen hayvanları, bazı özellikleri ile birlikte anlatarak, hangi hayvanlardan söz ettiğini dikkatlere sunmaktadır.
Ancak, İslâm âlimlerinin domuzdan söz ettiğini iddia ettikleri ve Kur'an'da, beş ayrı yerde geçen âyetlerden, sözü edilen şeyin, herhangi bir hayvan olmadığı anlaşılmaktadır.
"De ki: Bana vahyolunanda (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum.
Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut (lehmü hınzır) -ki pistir- ya da Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir fısk (murdar olmuş hayvan) olursa başka (bunlar haramdır)." (6/145 S. Ateş çev.)
Ayet, domuza ve domuz etine dikkat çektiği iddia edilen ve genel olarak benzer ifadeler içeren, Kur'an'daki dört ayrı âyetten, en geniş olanıdır.
Rivayetler dikkate alınmadığı takdirde,
âyetin orijinalinde geçen lehmü hınzır kelimelerinin, domuz etine değil de, kedi, tavşan, tilki, tavuk veya hindi gibi hayvanlardan birinin etine dikkat çekmediği nasıl iddia edilecektir.
__________________________________________________ ______________
Çünkü, yukarda verdiğimiz âyette ve diğer âyetlerde geçen, hınzır kelimesinin, hangi hayvana dikkat çektiği anlaşılmamaktadır.
HINZIR domuz degil bozulmuş ettir.
__________________________________________________ _____________
Kur'an, etinin yenmesini yasakladığı bir hayvanın, hangi hayvan olduğunun bilinmesi için, illa rivayetlere mi ihtiyaç duymaktadır?
----------------------------------------------------------------------------------------
Anlaşılmak için, illa rivayetlere ihtiyaç duyan bir Kitabın, beşeri olmadığı, Allah katından olduğu nasıl anlaşılacaktır?
----------------------------------------------------------------------------------------
Halbuki Kur'an, etler dahil, temiz olan, yani insan sağlığına zararlı olduğu açıkça bilinmeyen bütün yiyeceklerin helal olduğunu vurgulamaktadır.
"Bugün size İYİ ve TEMİZ şeyler helal kılındı.
Kendilerine Kitap verilenlerin yemeği, size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir..." (5/5 S. Ateş çev.)
Kur'an, yukarda verdiğimiz âyetin vurguladığı bir olayı, dört ayrı yerde, (2/172-5/4,5-16/114) tekrar tekrar vurgulayarak, yenilecek şeylerle ilgili temel kuralın, temizlik kuralı olduğuna dikkat çekmektedir.
Âyet, Kitap Ehlinin yediği yemekleri, Müslümanlara da helal kılarak, Kitap Ehlinin yediği yemeklerin de temiz olduğunu vurgulamaktadır.
Isteee.
Yahudiler
HIrIstIyanlar
Kitap ehli olduglarIna göre,onlarin yedigi DOMUZU yemekte ne mahzuru olabilirki.
__________________________________________________ ________________
Naci
Eğer Kur'an'ın, yenmesini yasakladığı lehmü hınzır, bilhassa Hristiyan dünyasının yediği domuz eti olsaydı, âyet Hristiyanların yediği yemekleri Müslümanlara helal kılmazdı.
__________________________________________________ ______________
Bir önce verdiğimiz ve lehmü hınzır'a dikkat çeken âyetin, lehmü hınzır'ın yenmesini, pis olduğu için yasakladığı açıkça anlaşılıyor.
-
Âyetin dikkat çektiği pisliğin, maddi bir pislik olduğu da anlaşılıyor.
-
Madden pis olan bir yiyeceğin, insan sağlığını mutlaka etkileyeceği de kaçınılmazdır.
-
Bu durumda, yüz yıllardan beri, domuz eti yiyen Hristiyan dünyası, domuz etinden olumsuz yönde etkilenmediğine göre, domuz etinin de temiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bir kitap, temiz olan bütün yiyecekleri, önce helal kılıp, sonra da, temiz olduğu yüzlerce yıllık tecrübe ile bilinen bir yiyeceği haram kılarsa, çelişkiye düşmüş olmaz mı?
Veya Yüce Allah, Kitap Ehli Hristiyanların yediği yemekleri Müslümanlara da helal kılarken, domuz etinin, Hristiyanların temel bir yemeği olduğunu bilmiyor muydu?
-__________________________________________________ _____________
-
Hemen Asrı Saadet sonrası yapılan yanlış yorumların, İslâm anlayışında oluşturduğu bu çelişkiyi, sadece Türkiye'de bulunan 27 ayrı ilahiyat fakültesinin, yüzbinlerce ilahiyatçının, onbinlerce doktor, doçent ve profesörün, 100 bin mensubu bulunan ve bu fakir milletin bütçesinden kattrilyonları götüren, Diyanet Teşkilatının, müridlerine hidayet dağıtan, kalb gözleri açık Allah dostu! yüzlerce tarikat şeyhinin iza'nına ve insafına sunuyorum
__________________________________________________ _____________
Yenilecek etler veya yiyecekler için temel kuralın, temiz olmaları kuralı ise de, bazı hallerde veya bazı hayvanların boğazlanmasının yasak olduğu da, yukarda verdiğimiz âyetten anlaşılıyor.
-Âyete göre, bazı hayvanların yenmesinin yasak olduğu, Kur'an'da bize okunmaktadır. Acaba Kur'an'da okunan, yani Kur'an'ın yenmesini yasakladığı hayvan, hangi hayvan veya hangi hayvanlardır.
Eti yasak olan hayvanlar
Âyetler, belli bir dini eğitim almamış veya klasik dini rivayetlere şartlanmamış her insanın, kolaylıkla anlayacağı gibi, yavrulama, yumurtlama veya hamilelik dönemlerinde, evcil veya vahşi, her tür hayvanın avlanmasını veya boğazlanmasını yasaklamaktadır.
-
Yani âyetler, hayvan haklarına dikkat çekerek, her tür hayvan neslinin mutlaka korunmasını vurgulamaktadır.
-
Aşağıda vereceğimiz âyetten de, evcil veya vahşi, her tür hayvan etinin, esas itibariyle helal olduğu ve insanlar istedikleri takdirde, sağlığa zararlı olmayan, her tür hayvan etini yiyebilecekleri anlaşılmaktadır.
Yahudilere bütün tırnaklı(hayvan)ları haram ettik. Sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram kıldık; yalnız (hayvanların) sırtlarının yahut bağırsaklarının taşıdığı, yada kemiğe karışan yağlarını haram etmedik. Aşırılıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz." (6/146 S. Ateş çev.)
Âyetten, Yüce Allah'ın; Yahudileri cezalandırmak için, onlara, kedi, köpek, kurt, ayı, tavuk, kuş gibi pençeli bütün hayvanların etini yasakladığı anlaşılıyor. Ancak, aynı âyetten ve aşağıda vereceğimiz âyetten, bu yasağın, sadece Yahudilerle sınırlı olduğu, diğer insanlar ve Müslümanlar açısından bağlayıcı olmadığı, pençeli, pençesiz bütün hayvanların Müslümanlara helal kılındığı da anlaşılıyor.
Yahudilerin yaptıkları zulümlerden, çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara yasakladık."
(4/160 S. Ateş çev.)
-
De ki: BANA VAHYOLUNANDA (bu haram dediklerinizi) YİYEN KİMSE İÇİN HARAM EDİLMİŞ BİR ŞEY BULAMIYORUM.
Veteriner hekimlerden ve kasaplardan edindiğim bilgilere göre, hayvanlar boğazlanırken, boğazlarından geçen belli damarlar kesilmediği takdirde, hayvanların vücutlarındaki kan yeterince akmaz ve etleri fazla kanlı kalır.
Kan mikroplu olduğu için de, fazla kan, fazla mikroba yol açar ve bu tür etler, insan sağlığı için zararlı (muzır) olurlar.
Bir de, hiç boğazlanmadan, kendiliğinden ölen bir hayvanı düşünelim.
Çok taze ölmüş de olsa, doğal olarak mikroplu olan kan bütünüyle vücutta kalacak ve kandaki bütün mikroplar ette de olacaktır.
-
.
HINZIR:
Âyetin orjinalinde geçen ve domuz hayvanına yorulan hınzır kavramı, Türkçe'ye de MUZIR şeklinde girmiş olup, zararlı, zararı dokunan, anlamında kullanılmaktadır.
Kavram, esas itibariyle Kur'an'da da bu anlamda kullanılmasına rağmen, zaman içinde anlam değişikliğine uğrayarak, domuz anlamına dönüşmüş bulunmaktadır.
LEHM, et demektir.
LEHMU HINZIR; zararlı et,
Yani mikroplu veya bozuk et demektir.
Lehmü hınzır kavramının, domuz eti anlamını ihtiva ettiğini veya Kur'an'ın, domuz etini haram kıldığını düşünmek, hem mantığa, hem de Kur'an'ın içerdiği usluba da uymamaktadır.
Çünkü, kedi, köpek, at, eşek dahil, sağlıklı kesilen, sağlıklı hiçbir hayvan etini yasaklamayan Kur'an'ın, somut bir gerekçe olmadan, domuz etini yasakladığı düşünülemez.
Domuz etinin haramlığına, domuzun pis oluşunu, domuzun pis oluşuna da, domuzun et ve dışkı yemesini gerekçe göstermek, hiç tutarlı bir gerekçe değildir.
Çünkü, köpek de et ve dışkı yemektedir. Kur'an, köpek etini veya köpeği pis saymazken, neden domuzu veya domuz etini pis saysın?
Yine veteriner hekimlerden aldığım bilgiye göre, kedi, köpek ve domuz gibi hayvanlar da sağlıklı oldukları ve usulüne uygun kesilip, usulüne uygun pişirildikleri takdirde, besin yönünden ve insan sağlığı açısından, koyun, keçi ve inek gibi diğer hayvanlardan farksızdırlar.
Güney Kore,
Çin,
İspanya
İtalya gibi ülkelerde
kedi
köpek eti yenmesi,
domuz etinin dünyada çokça tüketilmesi, veteriner hekimlerden aldığım bilgilerin doğru olduğunu, zaten kanıtlamaktadır.
Eğer bu etler, insan sağlığına zararlı olsa idi, bugüne kadar mahzurları çoktan ortaya çıkardı.
Lehmü hınzır kavramının domuz eti anlamını içermesi, Kur'an'ın içerdiği hitabet uslubuna da aykırıdır. Çünkü Kur'an, etten söz ederken, sözünü ettiği etin ait olduğu hayvanın cinsinden hiç söz etmez.
Örneğin; Türkçe'deki gibi, dana eti, koyun eti, inek eti, balık eti veya bıldırcın eti gibi ifadeler kullanmaz.
Etlerden genel olarak söz eder ve sözünü ettiği etin, ait olduğu hayvandan söz etmez.
Kur'an sadece bir yerde kuş eti tabirini kullanır ki, kuş tabiri de gökte uçan bütün kanatlı hayvanları tanımlayan genel bir tabirdir.
"Fıskan uhille li ğayrillahi bihi:Allah adina deyil usuluna uygun kesilmeyen etler yasak.
Ancak ölmüş, yani kanı akmamış, yani zararlı bir et olursa ki, öylesi pistir, çünkü Allah'ın emrine uygun boğazlanmamıştır.
"Allah'ın emrine uygun boğazlanmamış"
.
Âyet, yenmesi yasaklanan etlere ve bu etlerin elde ediliş biçimine dikkat çekmekte ve konuyla ilgili diğer âyetleri (6/145, 2/173, 16/115) daha geniş ve başka bir açıdan tefsir etmektedir.
Tolonbey:Hamsi Naci Celigin arastirmasi
Gercekten bir DOMUZ icin bukadarda eziyet cok fazla,helal benim hemserime emegine.
Bundan sonra Domuzu yerken Naciye ve bana dua edin
Hadi yarasIn domuz eti.
Insandan baska bütün canlIlarI yiyebilirsiniz.
Saka bir yanada gerceyi böyle.
Buraya asan hamsi tolonbeg
Şubat 13, 2015 tarihinde tolonbey tarafından düzenlendi
Dedeniz
Ahlaksız
31-12-2020, 21:18
Dede, Naci Çelik yanılıyor. Hınzır ifadesini bozuk/mikroplu olarak kabul edemeyiz. Niye? Çünkü zaten hınzır kelimesinin geçtiği ayetlerde leşten bahsediliyor.
Leş, mikroplu/bozuk et değil mi?!
Kuran domuzu zaten lanetlemek zorunda. Çünkü Kuran'da, mesela bakara 47'de, yahudilerin alemlere üstün kılındığı alenen söyleniyor ve biz yahudilerin domuz yemediğini de biliyoruz. Bir kitap hem yahudileri övüp, hem de domuzu helal ilan edemez ki.
Sadece yazıda geçen 'maide 5' üzerinden bir itiraz yapılabilir ama buna da cevap vereyim.
Maide 5- Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir.
Ayette geçen 'kitap verilenler' ifadesinden, hristiyanları da anlamamalıyız. Çünkü Kuran'ın hristiyan dediği nasaralar, aslında yahudi asıllı hristiyan olan elkasaitlerdir. Yani yahudilerdir. Bakınız;
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=42470
Kabaca şöyle bitireyim;Müslümanlar domuz yemez, çünkü yahudilerde domuz yemez.
tolonbey
01-01-2021, 16:11
İşte böyleee,
Arkdaş, gelde domuzu bilenlerden ögrenelim ,tanıyalım.
Domuz Etinin Bilimsel Olarak İncelenmesi ve Sağlık Açısından Değerlendirilmesi
Domuz Etinin Bilimsel Olarak İncelenmesi ve Sağlık Açısından Değerlendirilmesi
Özgün İçerik
Yazar Çağrı Mert Bakırcı
3 Şubat 2013
-Bu yazı, İnsan Evriminde Özel Konular yazı dizisinin 22. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.
Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için giriş yapın veya kayıt olun.
-Domuz eti yemek ve sağlığa olan etkileri, uzun bir süredir ülkemizde ve genel olarak birçok ülkede süregelen bir tartışmadır.
Bu konuda çok iddia ileri sürülmüş, çok kavgalar yaşanmıştır.
Peki ya bilimsel araştırmalar bu konuda neler söylüyor?
Gerçek nedir?
Evrim Ağacı olarak biz,
domuz etinin özelliklerini,
bu etin diğer etlere göre
biyolojik,
kimyasal,
tıbbî
benzerlikleri ve farklılıkları olup olmadığı ve özellikle de sağlık üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla bu yazıyı yazmak istedik.
Umarız sizlere de faydalı olacaktır.
-
Temel Bilgiler
-
Domuz eti, tanım olarak, özellikle evcil domuzdan (Sus domesticus) elde edilen etin genel adıdır ve günümüzde birçok ülkede ciddi miktarlarda tüketilmektedir.
-
Dünya çapında değerlendirildiğinde, en çok tüketilen et türleri arasında yer almaktadır.
Evcil domuzun, yapay seçilim aracılığıyla vahşi domuz olarak bilinen Sus scrofa türünden evrimi günümüzden 13.000 ila 12.700 yıl öncesine kadar gitmektedir.
-
Bu domuzlardan elde edilen et,
genellikle pişirilerek yenmektedir;
ancak farklı kültürlerde pişirilmeden ya da az pişirilerek yendiğine de rastlanmaktadır. Domuz eti, başlı başına farklı şekillerde pişirilerek tüketilebildiği gibi, aynı zamanda sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin de başlıca içeriklerinden biridir.
Domuz etinin yaygınlığına bakacak olursak, ilginç bir tabloyla karşılaşırız. Dünya'daki et üretiminin %38'i domuzdan karşılanmaktadır; ancak tüketim biraz daha karışıktır.
Örneğin Amerikan Tarım Bakanlığı'nın Yabancı Tarım Servisi'nin raporuna göre 2006 senesinde Dünya çapında 100 milyon ton et tüketilmiştir ve sadece 1 sene içerisinde bu tüketim belli başlı ülkelerde (örneğin Çin) ciddi miktarda artış göstermiştir (%20 civarında).
-
Bazı sayılar vermek gerekirse, 2006 senesinde Çin'de kişi başına yılda 40 kilogram,
25 Avrupa ülkesinin toplamında kişi başına yılda 43.9 kilogram,
ABD'de kişi başına yılda 29 kilogram,
Rusya'da 18.1 kilogram
ve Japonya'da 19.8 kilogram domuz eti düşmekte ve tüketilmektedir.
-
Domuz, genellikle yan ürün olarak yemeklerde yer aldığı için (ana yemek olarak sunulmadığı, biftek ve tavukla beraber servis edildiği için) tüketim oranları göreceli olarak düşüktür.
-
Burada, etlerin kesimi ve pişirilmesiyle ilgili teknik detaylara ve aşçılık ile ilişkili konulara pek fazla girmeyeceğiz.
Zira elbette etin pişirilme türü,
içeriğini,
lezzetini
ve özellikle de sağlık üzerindeki etkilerini ciddi miktarda etkileyecektir.
-
Bu kısmı araştırmayı size bırakıyoruz.
-
Domuz etiyle ilgili bizi ilgilendiren kısma, yani sağlık üzerindeki etkilerine ve içeriğine girmek istiyoruz.
-
Domuz Etindeki Besin Değerleri
-
Öncelikle domuz etinin besin değerlerine biraz bakalım.
Bir etin "kırmızı et" mi,
beyaz et" mi olduğuna karar veren,
o et içinde bulunan miyoglobin isimli bir proteinin miktarıdır.
Miyoglobin, hayvanların kas dokusunda bulunan
demir
ve oksijen bağlayıcı moleküldür.
Hayvanlarda kana kırmızı rengini veren protein hemoglobindir;
ete (hayvanların kaslarına) kırmızı rengi veren molekül ise miyoglobindir.
Hemoglobin ve miyoglobin, evrimsel olarak da yakın akraba olan kimyasal moleküllerdir. "Et yemek" dediğimizde kastettiğimiz, hayvanların bu kırmızı kas dokusunun yenmesidir.
-
Domuz etindeki miyoglobin değerleri (gram başına ortalamada 2 miligram),
sığırlardan elde edilen biftekteki miyoglobin değerlerine göre (gram başına 6-8 miligram) kıyasla düşüktür;
-
ancak tavuğa göre dikkate değer miktarda yüksektir.
Tavukta kırmızı ve beyaz et karışıktır;
ancak baskın olan beyaz ettir;
bu nedenle miyoglobin değeri doğrudan ölçülmez.
İşte bu yoğun miyoglobin barındırma özelliği dolayısıyla birçok ülkede domuz eti "kırmızı et" olarak sayılmaktadır.
-
Miyoglobin haricinde domuz eti içerisinde çok yüksek oranda---- B1 vitamini, bir diğer deyişle tiyamin isimli kimyasal bulunmaktadır.
-
Bu vitamin, yediğimiz yiyecekleri sindirip, onlardan enerji alabilmemizi sağlayan çok önemli bir vitamindir.
-
Eğer vücudunuzda yeterli düzeyde tiyamin bulunmazsa, vücudunuz normal şekilde çalışamaz.
Bu vitamini almanın diğer yolları
biftek,
karaciğer,
toz süt,
ceviz,
yulaf,
portakal gibi besinleri tüketmektir.
-
Domuz eti, genel olarak "yağlı" bir et olarak bilinir;
çünkü çoğu zaman yağ oranı yüksek olan kısımları pişirilip yenir.
Tahmin edileceği üzere, eğer yağı alınarak servis edilirse diğer et türlerinin normal tüketim biçimine nazaran çok daha az yağ oranına erişmek mümkündür.
Ancak buna rağmen, yağı alınmış olsa bile kolesterol oranı ve kalp ve damar hastalıkları için son derece riskli olan doymuş yağ oranları oldukça yüksektir.
-
Dolayısıyla tavsiye edilen değerlerin üzerinde tüketimi sağlık sorunlarına neden olabilecektir.
Bunlar haricinde, 100 gram domuz eti içerisinde bulunan kimyasallar şöyle listelenebilir:
Doymuş Yağ (5.23 gram)
Tek Doymamış Yağ (6.19 gr)
Çok Doymamış Yağ (1.2 gr)
Triptofan Proteini (0.338 gr)
İzoleusin Proteini (1.26 gr)
Leusin Proteini (2.177 gr)
Lisin Proteini (2.446 gr)
Metiyonin Proteini (0.712 gr)
Sistin Proteini (0.344 gr)
Fenilalanin Proteini (1.086 gr)
Tirozin Proteini (0.936 gr)
Valin Proteini (1.473 gr)
Arcinin Proteini (1.723 gr)
Histidin Proteini (1.067 gr)
Alanin Proteini (1.603 gr)
Aspartik Asit Proteini (2.512 gr)
Glutamik Asit Proteini (4.215 gr)
Glisin Proteini (1.409 gr)
Prolin Proteini (1.158 gr)
Serin Proteini (1.128 gr)
Su (57.87 gr)
B6 Vitamini (0.464 miligram)
B12 Vitamini (0.7 mikrogram)
Kolin (93.9 miligram)
C Vitamini (0.6 miligram)
D Vitamini (1.325 mikrogram)
Kalsiyum (19 miligram)
Demir (0.87 miligram)
Magnezyum (28 miligram)
Fosfor (246 miligram)
Potasyum (423 miligram)
Sodyum (62 miligram)
Çinko (2.39 miligram)
-Bu değerleri beslenme bilimi açısından değerlendirecek olursak doymuş yağ miktarı haricinde bütün değerlerin oldukça sağlıklı olduğu rahatlıkla söylenebilir.
-
Domuz eti, içerik bakımından oldukça zengindir.
Sadece yüksek kolesterol ve doymuş yağ oranları dolayısıyla bazı yaş ve sağlık grubundan olan insanlar için tehlikeli olabilir.
Domuzlar sağlıklı beslenirseler,koyun,keçi ve inekteen farksızdırlar.
-
Domuzdaki Riskli Hastalıklar ve Korunma Yöntemleri,
Domuz ve domuz etiyle ilgili en sık karşılaşılan tartışmalar, genellikle domuz etinin "pis", "hastalıklı", "iğrenç", vb. içerikte olması etrafında dönmektedir.
-
Çoğunluklaysa bu argümanlar, "domuzların pislik ve kendi dışkıları içerisinde yaşaması ve bu dışkılarıyla beslenmeleri" çerçevesinde temellendirilir.
-
Öncelikle, bu hastalıkların temelleri iyi anlaşılmalıdır.
Her besin üzerinde çeşitli
bakteriler,
virüsler,
parazitler,
mantarlar,
protistalar
ve hatta kimi zaman diğer hayvanlar yaşayabilir.
Vücudumuz, bu canlıların (ve canlılıkla cansızlık arasındaki virüslerin) birçoğuna karşı,
hem evrimsel süreç içerisinde,
hem de aşılar gibi modern teknolojiler sayesinde bağışıklık kazanmış vaziyettedir.
-
Eğer ki bağışıklık sistemimiz bir anlığına tamamen ortadan kaldırılacak olsa, sadece vücudumuzda yaşayan yabancı hücreler ve yapılar bizi öldürmeye yetecek kadar fazla sayıdadırlar.
Ancak günümüzde, evrimsel süreç sayesinde bu canlıların birçoğunu kolayca etkisiz hale getirebilmekte, bir kısmıyla ise karşılıklı faydacı biçimde yaşayarak idare etmekteyiz.
Savunma sistemimiz yetersiz kaldığında ya da savunma sisteminin tanımadığı bir yapı vücuda girdiğinde ise, savunma mekanizmalarımız devreye girerek mücadele başlamaktadır.
-
Her ne yiyor olursak olalım, mutlaka yapımıza ve evrimimize uygun bir şekilde tüketmemiz gerekmektedir.
Örneğin bizler, en azından son 400.000 yıldır eti pişirerek yiyen bir hayvan türüyüz.
Araştırmalar ateşin kontrolünün 1.5 milyon yıl öncesine kadar gidebileceğini göstermektedir!
Eti pişirmek, bizim sindirimimiz açısından ve aynı zamanda savunmamız açısından çok kritik bir işlemdir.
-
Eti ateşte pişirmek sadece sindirime katkı sağlamaz; aynı zamanda yüksek sıcaklık değerleri dolayısıyla sayısız parazitin de ölmesine neden olur. Bu nedenle bütün etlerin, detaylı ve titiz araştırmalar sonucunda tespit edilmiş "tavsiye edilen pişirilme sıcaklıkları" bulunmaktadır.
-
Bu sıcaklıklar, tehdit unsuru olabilecek parazitlerin yaşayamayacağı sıcaklıklar olacak biçimde seçilmektedir.
Örneğin biftek en az 70 santigrat derece,
kuzu en az 75 santigrat derece,
tavuk ve hindi ortalama 75-80 derece,
domuz ise en az 63 dereceye kadar pişirilmelidir.
-
Görüleceği üzere, domuzun sağlıklı olmaya başladığı sıcaklık, diğerlerinden daha bile düşüktür.
Ancak damak tadınıza göre bu sıcaklığı daha da yüksek tutmak mümkündür. Benzer şekilde, yine damak tadına bağlı olarak diğer etler de daha düşük sıcaklıklarda yenebilmektedir.
Örneğin bifteği
"kanlı" seven kişiler,
sadece 45-50 derece sıcaklığa kadar pişirip yiyebilmektedirler.
-
Peki domuz eti içinde en tehlikeli olabilecek parazitler hangileri?
Taenia solium adı verilen
domuz tenyası ve Trichinella spiralis isimli yuvarlak solucan türleri...
-
Bu ikisi ile başa çıkılabildiği müddetçe, domuz etinin diğer etlerden dikkate değer herhangi bir farkı olmadığı söylenebilir.
Bu canlılar,
insana bulaştıkları zaman,
sindirim sistemi içerisinde parazitik olarak yaşayarak insanı sömürebilmekte, sonunda da ciddi hastalıklara neden olabilmektedirler.
Ancak şu unutulmamalıdır: İçinde parazit bulunan tek et, domuz eti değildir!
-
Her et türünde parazitler bulunmaktadır .
-
ve sözü edilen pişirme sıcaklıkları da buna göre belirlenir.
İnsanların tükettiği hayvanlar,
oldukça karmaşık yapısı bulunan türlerdir.
Bu türler, beraberinde birçok yabancı unsuru da getirebilmektedir.
İşte bu yüzden, et tüketmenin birinci kuralı, onu doğru pişirmektir.
-
Gerçekten de, gerekli sıcaklıkta,
gerekli sürede pişirilen etlerde bu saydığımız hayvanlara rastlanmaz ve pişmiş etten dolayı bu hastalıklar görülmez.
-
Öte yandan, pişirilmemiş ya da yeterince pişirilmemiş etten dolayı bu hastalıklara yakalanan birçok insan bulunmaktadır.
Dolayısıyla bu durum, esasında domuzlara has bir durum değildir.
-
Benzer şekilde, pişirilmemiş et içerisinde sayısız bakteri barınabilir ve çoğalabilir (bu, yine, tüm etler için geçerlidir).
-
Bu bakteriler arasında Listeria monocytogenes,
E. coli,
Salmonella,
Staphylococcus aureus gibi türler sayılabilir.
-
Tüm bunlardan fiziksel olarak korunmanın temel yolu, eti en az tavsiye edilen sıcaklığa kadar,
mümkünse daha da ötesine çıkararak pişirmek ve bu sıcaklıkta en az 3 dakika bekletmektir.
Pişirmenin süresi, etin tipine göre değişmektedir
ve etler, mümkün olduğunca uzun süre pişirilmelidir.
Tabii ki gereğinden uzun pişirilen et kuruyacak ve sertleşecektir; dolayısıyla burada hassas bir ayar tutturulması önem arz etmektedir.
İşte "aşçılık" denen sanat da burada devreye girer.
Biz yine domuz etine dönelim:
Domuz eti içerisinde, diğer etlerde kısmen daha seyrek görülenYersinia enterocolitica isimli bir bakteri bulunmaktadır.
-
Bu bakteri, insanlarda nadiren de olsa gastroenterit hastalığına neden olmaktadır. Ancak bu bakterinin özel bir tarafı bulunmamaktadır.
Tıpkı diğer bakteriler gibi, ısı yoluyla öldürülebilmektedir
ve genel pişirme tavsiyelerine uyulduğu müddetçe ek bir risk faktörü oluşturmamaktadır.
-
Bunun haricinde ılık iklimlerde yetiştirilen domuz eti içerisinde Hepatit E virüsüne de rastlanmıştır.
Bu hastalığa sebep olan virüs,
insanlara bulaşmadan önce domuzlarda konaklamaktadır.
Benzer şekilde, domuz gribi de konak olarak domuzları kullanan bir hastalıktır.
-
Ancak yine... Bu hastalıkları, eşdeğerlerini veya benzerlerini diğer hayvanlardan da edinmek mümkündür.
Hepatit E, Dünya'nın gelişmiş ülkelerinde pek bulunmasa da, gelişmekte olan diğer bölgelerde domuzlar ve av hayvanları yoluyla bulaşmaya devam etmektedir. Dolayısıyla bu hastalığı da sadece domuzların omzuna yüklemek hata olacaktır.
-
Burada saydıklarımız haricinde domuz etiyle ilgili dikkate değer herhangi bir diğer tehdit unsuru bulunmamaktadır.
Bazı çok nadir görülen hastalıkların da (Nipah virüsü ve Menangle virüsü) domuzlarla ilişkili olabileceği iddia edilmektedir;
ancak bunlar henüz bilimsel olarak ispatlanmış iddialar değildir;
-
araştırmalar sürmektedir.
Benzer şekilde, biftek ve tavuklara atfedilen ve henüz net olarak ortaya konulmamış hastalık iddiaları da bulunmaktadır.
Elementer Lineer Cebir Uygulamalar Versiyonu (Anton, Rorres)
Görülebileceği gibi domuz etindeki risklerden korunmanın çok basit bir yolu vardır:
Eti iyi pişirmek.
Herhangi bir dış kimyasala bile gerek yoktur.
Sadece çiğ yemeyecek olursanız, hastalık yapıcı unsurların neredeyse tamamından kurtulma şansınız çok yüksektir.
-
Bu, diğer etler için de geçerlidir.
-
Öte yandan sadece pişirmekle yetinmek istemiyorsanız, elbette eti temizlemenin başka yöntemleri de mevcuttur.
Ancak hangi ek yöntemi uygularsanız uygulayın, eti doğru ve iyi pişirmeniz şarttır. O yöntemlere birkaç örnek verelim:
-
Örneğin domuz etini 15 santimetreden ince olacak şekilde dilimleyip, -15 derecede 20 gün boyunca donmuş halde bekletirseniz, içindeki tüm parazitik canlıları yok etmeniz mümkündür.
Özellikle de solucanlar ve muhtemel larvaları, bu sıcaklıkta tamamen öleceklerdir.
Burada ilginç bir gerçek karşımıza çıkmaktadır: Domuz eti haricindeki etlerde bulunan solucanlar, genellikle bundan daha düşük sıcaklıklarda dondurulmaları gerekir ve hatta o zaman bile hayatta kalabilecek şekilde soğuğa adapte olmuşlardır. Domuz eti ise bu açıdan farklıdır ve -15 derece gibi kolay erişilebilir bir sıcaklık dahi içerisindeki solucanları öldürmek için yeterlidir. Dolayısıyla eğer dikkatle aranacak olursa, domuz etinin diğer etlere faydasını bulmak bile mümkündür; ancak amaç, domuz etini övmek değil, konuyla ilgili gerçekleri ve bilimsel olarak bilinen doğruları sizlere aktarmaktır.
Bir diğer önemli tavsiye de, domuz etini kestiğiniz bıçakları ve testereleri sıklıkla ve detaylıca yıkamaktır. Bu da yine tüm etler (ve hatta hayatınızın geri kalanı) için geçerli bir hijyen kuralıdır. Bıçaklarda çoğalan parazitler, et aracılığıyla yemeğe geçebilirler.
-
Ayrıca sadece bu da değil! Domuzların yetiştirilmesi de burada kritik öneme sahiptir.
Bir besi hayvanının tükettiği besinler, et kalitesini doğrudan belirlemektedir; bu, bilinen bir gerçektir.
-
Bu nedenle sığırlar gibi büyükbaş hayvanlar ve tavuklar gibi küçükbaş hayvanların ne yiyip içtiği çok büyük önem arz eder.
-
Domuzlar için de durum farksızdır.
Domuzlar;
pişirilmemiş et,
atık yemekler,
başta fareler olmak üzere diğer hayvanların leşlerini yiyebilirler;
ancak eğer ki yetiştirildikleri çiftlikler sağlıklı ve hijyenik ise, bunlarıo tüketmemeleri sağlanmaktadır. Bu da, domuz etinin kalitesini yükseltmektedir.
Domuz etiyle ilgili olumsuz görüşlerin birçoğu, diğer etler için de dikkate değer miktarda faydalı olmayan temizleme yöntemlerinin, sanki domuzlara özel bir etkisizliği varmış gibi lanse edilmesidir. Örneğin insanlar, eti tuzlamanın, kurutmanın, fümelemenin ve mikrodalga fırında pişirmenin hijyeni garantilediğini sanmaktadırlar. Halbuki bu yöntemler, hiçbir etin hijyenini garantilemez. Faydası olabilir; ancak garantisi yoktur. Domuz eti için de durum farklı değildir. Ne var ki insanlar, domuz etinin bu yöntemlere özel bir direnci olduğunu ve özellikle pis kaldığını iddia etmektedirler. Bu doğru değildir.
Domuz Etiyle İlgili Argümanların Değerlendirilmesi
Açık söylemek gerekirse, domuz eti mutlaka yenilmesi gereken bir et türü değildir. Dolayısıyla eğer ki kuşkularınız varsa, basitçe uzak durabilirsiniz - bunda sağlığınız açısından herhangi bir sakınca yoktur. Ancak bu eti yiyenlerin ömrünün kısaldığını iddia etmek, ABD'de kronik olarak görülen obezitenin sebebinin domuz eti olduğunu iddia etmek, domuzların pisliklerini yedikleri için etlerinin de pis olduğunu iddia etmek gibi argümanlar, bilimsel olarak geçerliliği bulunmayan iddialardır. Bu iddiaların büyük bir kısmı, domuz etine mahsus değildir. Örneğin aşırı (haftada 3 günden fazla) kırmızı et tüketiminin kanser gibi hastalıklara neden olduğu ve ömrü kısalttığı bilinmektedir; ancak bu, domuz etiyle ilgili bir durum değildir. Gelin domuz etiyle ilgili iddialara biraz daha yakından bakalım:
Agora Bilim Pazarı
Anatomi Atlası - Cilt 3: Baş, Boyun ve Nöroanatomi (Prometheus)
Satın Al
Tüm Ürünler
₺210.00 ₺245.00
Anatomi Atlası - Cilt 3: Baş, Boyun ve Nöroanatomi (Prometheus)
Dediğimiz gibi, her besin türünde, düzgün yaklaşılmadığı sürece, ciddi hastalıklara neden olabilecek sayısız canlı bulunur. Bu sadece et için de geçerli değildir, yeşil ürünlerde ve meyvelerde de, domuz etindekinden bile riskli olabilecek unsurlar bulunmaktadır. Bu nedenle meyvelerinizi de yıkayarak, hijyenik bir şekilde tüketmeniz gerekir. Aynı şekilde dana ve kuzu etinde de benzer durumlar söz konusudur. Dolayısıyla, teknik olarak bakıldığında, "doğuştan temiz" hiçbir besin unsuru bulunmamaktadır. Bu sebeple, domuz eti tüketecek kişi de, diğer tüm besinleri tüketecek insanlar kadar dikkatli olmalı ve besinlerinin iyi piştiğinden ve temiz yerlerden geldiğinden emin olmalıdır. Nasıl ki bir elma yemeden önce yıkamamız gerekiyorsa, bir eti tüketmeden önce de pişirmemiz gerekmektedir. Bunun arkasındaki mantık bu kadar basittir.
Domuz eti yiyenlerin daha çok hastalandığı veya diğer etleri tüketenlere nazaran daha da erken öldükleri iddiaları tamamen asılsızdır. İstatistiklere bakılacak olursa, insan ömrünün en uzun olduğu ülkeler, aynı zamanda domuz etinin de en çok tüketildiği ülkelerdir (buna en iyi örnekler Norveç, İsveç, Japonya ve ABD'dir). Elbette domuz eti ömrü uzatmaya katkı sağlamaz; ancak dikkate değer miktarda bir kısalmaya sebep olduğunu iddia etmek; daha önemlisi diğer etlere nazaran daha da tehlikeli olduğunu düşünmek için herhangi bir sebep yoktur. Elbette, her kırmızı et gibi, hele ki işlenmiş formları aşırı tüketilecek olursa vücuttaki kolesterol ve doymuş yağ oranlarını arttıracağı için hastalıklara ve ölümlere yol açabilir.
Bir diğer önemli nokta ise domuzun yaşadığı ortamın pis olmasından ötürü, etinin de pis olduğu yanılgısıdır. Örneğin kendi pisliğini eşeliyor ve kimi zaman yiyor olmasının, kaslarında bu pisliğin biriktiğine dair oldukça naif bir izlenim oluşmaktadır. Bunun, herhangi bir doğruluk payı bulunmamaktadır. Zira sindirim sistemimiz, vücuda giren kimyasalları olduğu gibi depolamamaktadır. Siz bile dışkı yiyecek olsanız, kaslarınızda dışkı veya dışkıyı "dışkı yapan" kimyasallar depolanmazdı. Örneğin bir elmayı tükettiğinizde, vücudunuzda elma kabuğu ya da parçaları birikmemektedir. Elmanın içindeki sindirilebilir olan besinleri sindirir, başka kimyasallara dönüştürür, o şekilde depolarsınız - veya sindiremediğiniz parçaları dışkılayarak atarsınız. Aynı şey, domuzlar için de geçerlidir. Domuz vücuduna giren her besin (ve dolayısıyla her kimyasal), yapısına göre farklı işlemlerden geçirilmektedir. Bir domuz, pislik yiyor diye kaslarında ve genel etinde pislik depolanmamaktadır. Bu pislikler çeşitli yollarla (karaciğer gibi) arıtılmakta, arıtılamayan da vücut dışına atılmaktadır. Dahası, dışkı yeme davranışı domuzlara özgü bir davranış değildir. Örneğin çok daha yaygın olarak tükettiğimiz tavuklar, diğer hayvanların ve kendilerinin dışkılarını eşeleyerek sindirilmemiş besinleri yemeye çalışırlar. Bu, bize iğrenç geliyor olsa da, biyolojik olarak pek de anormal bir davranış değildir. Dışkı eşeleyebilen canlılarda, bunun zararlarıyla baş edebilecek savunma sistemleri de evrimleşmiştir.
Elbette, pis ortamlarda daha fazla sayıda riskli parazitin bulunması, domuzu riskli bir hayvan yapabilmektedir. Eğer ki düzgün bir ortamda yetiştirilmediyse, daha fazla paraziti bünyesinde barındırması olasıdır. Ancak olumsuz şartlarda daha fazla parazit bulundurma, domuzlara özgü bir durum değildir. Eğer ki besi hayvancılığı yapan şirketlerin denetimi düzgün yapılacak olursa, domuzu sığırdan ayıran dikkate değer bir unsur bulunmamaktadır. Ayrıca, unutmayınız ki bu hastalık yapıcı unsurların hemen hemen hepsi, pişirilme sayesinde önlenebilecek yapılardır.
Kimi zaman, domuz eti içerisinde "bazı toksinlerin" biriktiği söylenir. İddia sahipleri nedense bu toksinleri açıklamazlar. Gerçekten de, domuzların vücudunda özellikle toksin biriktiğini veya potansiyel olarak zararlı maddelerin domuzlarda özellikle fazla biriktiğini gösteren herhangi bir akademik çalışma bulunmamaktadır.
Tüm bu asılsız iddiaların kökeni, şahsi nedenlerden ötürü domuz eti yemeye karşı olan kişilerin, kendi inançlarını desteklemek için inandığı, uydurduğu ve/veya yaydığı yalanlarına dayanmaktadır. Bu iddialar arasında oldukça sıradışı ve çılgın birçok argüman bulunur. Kimisi, domuzların terbezleri bulunmadığını, bu yüzden vücutlarındaki toksinlerin atılamadığını ve etin hastalık yapıcı hale geldiğini iddia ederler. Bu, tamamen hatalıdır. Domuzlar, memeli hayvanlardır ve her memeli hayvan gibi, vücutlarında ter bezleri bulunmaktadır. Ne var ki domuzlar bu ter bezlerinin asıl görevi olan sıcaklık ayarlama fonksiyonunu dikkate değer miktarda kullanmamaktadırlar; çünkü farklı yöntemlerle (çamurda yuvarlanma gibi) vücutlarının sıcaklığını denetim altında tutarlar. Ancak ter bezleri olmasaydı bile bu, toksinlerin etkili bir şekilde arıtılamadığı anlamına gelmezdi. Terlemek, toksinlerden arınmanın en etkili yolu değildir. Terlemenin amacı, vücudun ısı dengesini korumaktır. Canlıların vücutlarındaki toksinleri, iç organlar ve özellikle de karaciğer temizler. Zaten terlemeyen ama tükettiğimiz tek et türü de domuz değildir: Memeli hayvanlar olmayan tavuklar ve balıklar da terlememektedir.
Bu Durumda Ne Yapmalı?
Sonuca gelecek olursak... Evrim Ağacı olarak bizler elbette kimseye ne yemeleri ve ne yememeleri gerektiği konusunda ahkam kesecek değiliz, bu cüreti kendimizde görmeyiz. Herkes, kendi yiyeceğinden sorumludur. Ancak eldeki bilimsel veriler ışığında şunlar söylenebilir:
Domuz eti, diğer etlere göre dikkate değer miktarda ek bir risk taşımamaktadır. Ama her etin tüketiminde olduğu gibi, domuz tüketiminde de dikkatli olunması gerekmektedir. "Kesinlikle domuz eti yenmemelidir." gibi bir iddia da, bilimsel temelli değildir; olsa olsa duygusal veya şahsi inançlara dayalı temellere sahip olacaktır. Her besin grubuna özgü riskler bulunmaktadır ve domuzlar için olan risk, özel veya sıradışı değildir.
Tüm bunlarla birlikte, domuz eti insan diyeti için elzem değildir. Domuz etini yemek veya yememek size kalmıştır. Eğer merak ediyorsanız ve herhangi bir tıbbî nedenden dolayı bir engeliniz yoksa, denemenizde bilimsel olarak bir sakınca yoktur. Fakat yine de, genel et tüketim kurallarına uymayı unutmayınız: Sağlıklı BESLEN ve BESLE.
Önemli olan budur.
Alıntı
Dedeniz