PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Perseverance


Yıldıztozu
19-02-2021, 10:36
NASA'nın uzay aracı Mars'a başarılı iniş yaptı

https://www.bbc.com/turkce/56093145

https://www.youtube.com/watch?v=rzmd7RouGrM

İnsanı küçümsememem gerektiğini hissettiren bir video.
Evren bu aklı yarattığına pişman olacak.

Ahlaksız
19-02-2021, 21:47
Evren bu aklı yarattığına pişman olacak.
Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

Yalnız yıldıztozu, işte bunlar hep serbest piyasa ekonomisinden dolayı oluyor. Rekabet/sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.
Hadi bunu da açıklayın komünistler:D

Yıldıztozu
19-02-2021, 22:04
sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.

Nasa da Amerikan emperyalizmi sayesinde var zaten

Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

onu biraz mecazi anlamda söyledim, evrenin duyguları olsaydı pişmanlık duyardı.:tinfoil3:

marcos
19-02-2021, 22:07
Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

Yalnız yıldıztozu, işte bunlar hep serbest piyasa ekonomisinden dolayı oluyor. Rekabet/sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.
Hadi bunu da açıklayın komünistler:D


Açıklayalım

https://www.youtube.com/watch?v=J9LfwXvkK74

Ahlaksız
19-02-2021, 22:51
Nasa da Amerikan emperyalizmi sayesinde var zaten :first:

onu biraz mecazi anlamda söyledim, evrenin duyguları olsaydı pişmanlık duyardı.:tinfoil3:
Bugün Yemen'de çocuklar açlıktan ölmeseydi, Nasa bu başarıyı elde edemezdi.
Yani Mars'a bu uzay aracının indiği anda çığlık atmak demek, Yemen'de açlıktan ölen çocukları umursamamak demektir. Hatta bu çocukların ölümüne sevinmek demektir.
Yani bu başarı emperyalizmin başarısıdır, kesin.

-Yemen'de çocuklar açlıktan mı ölüyormuş?
-Ölsün amk. Yeterki Mars'a aracımız insin.

İnsan kafası bu işte.
İnsan bu kadar vahşi/acımasız olduğu için, Mars'a ulaşabildi.
Vahşilikte/acımasızlıkta insanın yanına yaklaşabilecek bir hayvan yok.
Açıklayalım
Sevgili marcos, sonuçlar oynanan oyundan önemlidir.
Homo neandertal'de ateşi kullanıyordu ama türleri yok oldu.
Evrime göre, ateşi bulmak/kullanmak değil, türünü devam ettirmek önemlidir.
Bugün Nasa bunu başardı ve Nasa kapitalizmin merkezinde.
Geçmişteki komünistlerin başarıları geçmişte kaldı, tıpkı neandertallerin başarıları gibi.

ilahimasal
20-02-2021, 16:14
Kendine değilde başkasına ait gelişmeleri överek anlatma çabasında olanları , bir kız yada erkek arasında olan cinsi münasebeti beceremeyen sönük kişilerin , kıyıda köşede porno film izleyerek kendini tatmin etmekte olan tiplere benzetiyorum.
Kapitalizmin ortaya çıkarttığı bu tirübün bebelerinin ezik durumlarını tedavi etmek şart.


Bu konu haber niteliğinde bir konu o kadar.

Yıldıztozu
20-02-2021, 17:18
Kendine değilde başkasına ait gelişmeleri överek anlatma çabasında olanları , bir kız yada erkek arasında olan cinsi münasebeti beceremeyen sönük kişilerin , kıyıda köşede porno film izleyerek kendini tatmin etmekte olan tiplere benzetiyorum.
Kapitalizmin ortaya çıkarttığı bu tirübün bebelerinin ezik durumlarını tedavi etmek şart.


Ancak bu kadar yanlış analiz yapılırdı.
Parça-bütün arasındaki ilişkinin ne anlama geldiğini bilmiyorsun.
Marsa araç yollanmış olması hiç kimseye ait bir başarı değil, insan ırkının üst sınıfına ait bir başarı.

Ben de insan ırkının en üst sınıfından bir birey olarak ırkın her türlü başarısını kendimle özdeşleştiririm tabiki. Ama sen bizim sınıftan değilsin, hiç özdeşleştirme kendinle.

Bu arada sınıftan kasıt sadece ekonomik farklılık değil. Zeka, beceri, bilgi farklılıkları da sınıflar yaratır.

bilgivehis
21-02-2021, 13:22
Ben de insan ırkının en üst sınıfından bir birey olarak ırkın her türlü başarısını kendimle özdeşleştiririm tabiki.


En üst sınıfa ait olduğunu nasıl belirliyorsun?
Örneğin kapitalistler gibi düşündüğünü zan etmene mi bağlıyorsun, yoksa antikomünist olmak yetiyor mu?

Eğer böyle ise sen üst sınıf değilsin, boşuna kendini kandırma, çünkü üst sınıf kendisi bir şey başardığında sevinir, başkaları bir şey başardığında ise daha üstünü yapmak ister. Oysa sen klavye başında birilerinin başarısıyla üst sınıf olduğunu düşünüyor ve hayalle yaşıyorsun.

Ayrıca yanlış anlama ama sen birilerinin kıçını yaladın mı, çünkü kıç yalamadan üst sınıfa kimse giremez, bu kapitalizmin birinci kuralıdır.

bilgivehis
21-02-2021, 13:28
İnsan kafası bu işte.
İnsan bu kadar vahşi/acımasız olduğu için, Mars'a ulaşabildi.

Vahşi, acımasız olmadan Sovyetler ay'a gitmişti.
Demek vahşi/acımasız olmadan da yapılırmış.

Ahlaksız
21-02-2021, 14:39
Vahşi, acımasız olmadan Sovyetler ay'a gitmişti.
Demek vahşi/acımasız olmadan da yapılırmış.
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Yıldıztozu
21-02-2021, 14:46
çünkü kıç yalamadan üst sınıfa kimse giremez, bu kapitalizmin birinci kuralıdır.

Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.

Mars'a robot gönderen bu mühendisler zeka-beceri-bilgi konusunda insanlığın üst sınıfına aittir.
Bense onlarla övünmüyorum, onlarla aynı sınıfta olduğumu biliyorum.

Bizimle aynı sınıfta olmasanız bile Marsa robot gönderilmesine siz de sevinebilirsiniz. İnsan ırkına aitsiniz sonuçta. İnsan ırkı da tek başına bütünsel bir sınıftır.

Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.

bilgivehis
21-02-2021, 15:22
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?

bilgivehis
21-02-2021, 15:37
Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.


Sınıf denen şey hayalle olmaz, konumunla olur.
Ya ezilen-sömürülen sınıfın üyesisin ya da kapitalist sınıfın ama sen ezilen sınıfa ait olduğun halde kendini hayalle kapitalist sınıftan görüyorsun.

Bak, kapitalist dünyada toplasan 10 kişi kapitalist çıkmaz, hadi bunların Koç ailesi gibi işbirlikçileriyle-aileleriyle birlikte dünyada bir milyon diyelim. O bir milyon içindeysen bunları söylemen normaldir ama onlardan biri değilsen sadece kendini kandırırsın.

Bu arada kapitalizmin doğayla ve evrimle ilişkisini gayet iyi bildiğimi belirteyim. Zaten bildiğim için komünistim.
Kapitalizm olmadan olmaz sanıyorsunuz, bu bir yere kadar doğru ama onun bir süreçten ibaret olduğunu bir türlü kabullenemiyorsunuz. Çünkü olaya metafizik kafayla bakıyorsunuz. Oysa her şey gibi kapitalizm de ölür. Ahan da bugün mutlak gibi görünen dinlerin sekülerleşmesinden bahsediyoruz. Dinler bile bu hale geldiyse her şey değişir.

Ayrıca senin adına üzülüyorum, gençsin, yakışıklısın, maddi durumun da fena değil, böyle kandırıkçı hayallerle kendini avutman gerçekten üzücü.

Ahlaksız
21-02-2021, 16:53
Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?
Sovyetler farklı bir yöntem mi denedi?
Bir tarafta açlıktan ölen milyonlar varken, sovyetlerde 'Ay'a gideceğiz' deyip gitmediler mi?
Sovyet veya komünist denilen insanların, liberallerden aslında zerre farkı yok ki.
Hepsi insan sonuçta.
Komünistler kendini adaletten/eşitlikten yana insanlar gibi takdim ediyorlar ama iş başa düştü mü, hepsinin aynı b.k olduğu ortaya çıkar/çıkıyor.

Komünizm, kapitalizmin revize/reform edilmiş hali sonuçta.

Saint-Just
21-02-2021, 17:13
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Aptallaştırma aracı aptal dizilerden ancak aptallar bilgi aldığını zanneder.

Ateistim diyorsun ama bunu temellendirecek felsefi, siyasal, iktisadi, bilimsel vs azami diyebileceğimiz genel bir birikimden tamamen yoksunsun. Bu yüzden din eleştirisinde gelebileceğin en üst seviye "bak burda öldürün diyor" oluyor zaten. Bütün kültür ve "bilgi" seviyen büyük çoğunluğu çöplük ve aptallaştırma aracı filmlerden, dizilerden, internet denen çöplükten geliyor.

Bence insan bu durumdan kendi çabalarıyla da kurtulabilir. Ancak bana kalırsa sen okumakla da, düşünmekle de düzelecek bir tip değilsin çünkü buna kapasiten bile yok. İflah olmazsın yani. İdealizm bile diyemiyeceğim tuhaf boş bir metafizik dinci anlayışa sahipsin.

Sırf tartışmış olmak için tartışıyorsun. Bütün bu sebeplerden dolayı sana ciddi ciddi yazmaya değmez bana kalırsa. Zaman kaybısın.

Saint-Just
21-02-2021, 18:17
Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.

Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır. Ancak metafizik bir anlayış bir şeyin sonsuza kadar duracağını zanneder.

İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır. Buraya kadar hayatta kalmasının, ilerlemesinin ve beynini geliştirmesinin altındaki neden de yapılan işbirliği, dayanışma ve emektir. İnsan olarak kim ve ne olduğumuzun, bilincimizin de altında bunlar yatar.

Mars'a giden aracı yaratan sadece mühendislerin emeği değil, onu yapan parçalardan, ulaşımından, montajından, temizliğine kadar kadar bir dolu genel bir emek sürecidir. Bunların oluşmasını sağlayan kültür, bilgi, bilim ve birikim süreci de insanlığın ortak ürünüdür.

Doğal olmayan bunların sırtından geçinen parazitlerdir. Parazitlerde sağlık için çok tehlikelidir.

Bana kalırsa en az ahlaksız kadar umutsuz bir vakasın ancak yinede diğer okuyucular içinde şuraya bir alıntı bırakıyorum;

Marx kapitalizmin eleştirisine günlük, sıradan bir şeyle, meta ile başlar. Kapital'in ilk satırları şöyledir:

Kapitalist üretim tarzının egemen olduğu toplumların
zenginliği, "muazzam bir meta yığını" olarak görü-
nür; bunun basit biçimi tek bir metadır. Bu nedenle,
incelememiz, metanın analiziyle başlıyor.
Marx, Kapital, s. 49

Herkes bilir ki bir meta alınıp satılan ya da eşit değerde olduğu düşünülen başka bir şeyle mübadele (değiş-tokuş)
edilen bir şeydir. Metaların insanlara yararlı oldukları için alınıp satıldıkları açıktır.

Öyleyse bir metanın iki yüzü vardır. Bir kullanım de-
ğeri, bir de mübadele değeri. Bir mübadele değeri kendini, metaların mübadele edildiği fiyat olarak açığa vurur.

Meta: Marksist olmayan iktisat yazımda "mal" sözcüğü
ile aynı anlanıdadır. ·çev.

Öyleyse bizim meta için başlangıç tanımımız şudur:
İnsanlara yararlı olduğu için alınıp satılan bir şey.

Böyle söylenince hiçbir sorun yokmuş gibi görünür. Metanın kullanım değeri yüzü ile mübadele değeri yüzü birbirine güzelce uymuş gibidir.

"Bir meta, ilk bakışta, kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi, onun metafizik safsatalarla ve teolojik süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir."
Marx, Kapital, s. 81

İlk bakışta meta kolayca anlaşılabilir sıradan bır şey gıbı gorunse de Marx, kapitalizmde şeylerin göründükleri gibi olmadığını gösterir.

Marx'ın çözümlemesi aslında, çağdaş kapitalizmde kullanım değeri ile mübadele değerinin birbiriyle savaş halinde olduğunu gösterir.

Gelin önce şeylerin kullanım değeri yüzünü ele ala-
lım. Gelişigüzel bir ürün demeti düşünelim: Bir çay poşeti, bir çekiç, bir dürbün.

İlk gözünüze çarpan şey, kullanım değeri olarak her birinin ne kadar farklı yararları olduğudur. Gerçekten de bu yararlar her ürün için kendine özgüdür. Çay poşetini çivi çakmak ya da çekici uzağı görmek için kullandığınızı düşünün, başarılı olma şansınız pek yoktur.

Bir şeyin yararlılığı, onu kullanım değeri haline getirir. Ne var ki, bu yararlılık, havada duran bir şey değildir. Meta, cisminin özellikleriyle belirlendiğinden, o olmadan var olamaz.
Marx, Kapital, s. 50

Bu ürünlerin birbirinden farklı olmasının yanı sıra
kendilerine özgü yararları büyük ölçüde kendi fiziksel yapılarına bağlıdır.
Su geçirmeyen bir çay poşetiyle bir bardak çay hazırladığınızı, ya da mercekleri olmayan bir dürbün kullandığınızı düşünün.

Demek ki bu ürünlerin yararlılıkları tamamen fizik-
sel yapılarıyla ve parçalarının birleşimiyle ilişkilidir. Bu da yine yararlı olmalarının, kendilerine özgü belli niteliklere bağlı olduğu anlamına gelir.

Ürünlerin hammaddeleri nereden gelir? Açıktır ki
başlangıçta hepsi şu ya da bu biçimde doğal malzemelerdir. Çay bitkiden, poşeti ağaç ve sebze liflerinin karışımından gelir. Çelikten yapılmış bir çekiç, demir ve karbon bileşimidir. Mercek için gerekli cam da kum ve kireç gibi doğal malzemeden üretilir.

Kuşkusuz doğa, daha iyi, daha rahat, daha gelişkin
yaşamamızı sağlayan bu yararlı ürünlere kendiliğinden dönüşmez. Bu İNSAN EMEGİ ile yapılan, bir bakıma neredeyse sihirli bir dönüşümdür.

Çalışma, her şeyden önce, insanla doğa arasındaki bir süreçtir; bu süreçte, insan, doğa ile kendisi arasındaki madde alışverişini kendi çabasıyla yürütür, düzenler ve denetler. Doğanın sağladığı maddelerin karşısında bir doğa gücü olarak yer alır. Doğanın sağladığı maddeyi kendi yaşamında kullanılabilecek bir biçimiyle mülk edinmek üzere kendi canlı varlığının doğal
güçlerini, kollarını ve bacaklarını, kafasını ve ellerini harekete geçirir. Kendi dışındaki doğa üzerinde etkide bulunur ve onu değiştirirken, aynı zamanda kendi öz doğasını da değiştirir. Böylece, doğada uyuklamakta olan güçleri geliştirir ve bunların hareketini kendi emri altına alır.
Marx, Kapital, s. 182

Demek ki kullanım değerinin kökenieri doğa ve insan emeğindedir. Bu, sadece yakın tarihimizdeki kapitalist üretim için değil, insanlık tarihi boyunca böyledir.

İnsanlar kullanım değerini hep doğal hammaddelerden
türetmiştir. Bu üretim süreci de bizi yaratıcı, akıllı insanlara dönüştürmüştür.
İnsan soyunun çalışma süreci, hayvanları yönlendiren sezgisel eylemden çok farklıdır.

Bir örümcek, dokumacının çalışmasını andıran faaliyetlerde bulunur ve bir arı, bal peteğini yaparken bazı mimarları utandırır. Ama en kötü mimarı en iyi arıdan daha en başından ayırt eden şey, mimarın, peteği balmumundan yapmadan önce kafasında kurmuş olmasıdır. Emek sürecinin sonunda, bu sürecin başında zaten işçinin imgeleminde, yani düşünsel olarak var olan bir sonuç ortaya çıkar. İşçi, sadece, üzerinde çalıştığı doğal maddeye biçim değişikliği vermiş olmakla kalmaz; aynı zamanda, bu doğal şey üzerinde, kendi faaliyetini yürütme biçimini bir yasa olarak
belirlediğini ve kendi iradesini tabi kılmak zorunda
olduğunu bildiği amacını da gerçekleştirmiş olur.
Marx, Kapital, s. 182

İnsanın çalışması, sezgisel içgüdülerle değil de yaratıcılık ve düş gücüyle yönlendirildiği için,insanlar yaratıcı olabilir. Hem kendilerini çevreye uydurabilirler hem çevreyi kendilerine.

Kendilerine ve çevrelerindeki doğaya ilişkin şeyler keşfedebilirler. Bütün bunlar insanlık tarihinin,doğa tarihinden farklı olabilmesini sağlar. Elimizin alet yapıcı bir organa dönüşmesi, insanlık tarihinin gelişimini belirlemiştir. Marx'ın yaşam boyu dostu ve çalışma arkadaşı Friedrich Engels şöyle der:

Maymunun insana dönüştüğü binlerce yıl
boyunca atalarımızın ellerini uyarlamayı
yavaş yavaş öğrendikleri ilk işlemler çok ba-
sit şeylerdi. En ilkel vahşiler ... yinede bu geçiş yaratıklarından çok üstündü. İlk çakmak taşının insan eliyle bıçağa dönüşmesinden öncegeçen süre, bilinebilen tarihin uzunluğuyla karşılaş-
tırıldığında önemsiz görünür. Ama belirleyici adım atılmıştır; el özgürleşmiş ve bundan sonra hep daha maharetli olabilmiştir; böylece artan esneklik kuşaktan kuşağa geliştirilerek aktarılmıştır.

Friedrich Engels,
Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü


Öyleyse bizim insan olarak ne ve kim olduğumuzun temelinde emek yatar. Ernekle üretilen kullanım değerle-ri, belli emek türlerinin üzerinde çalıştığı hammaddelere
verdiği özel niteliklerden türer.

Kağıt yapmak istediğiniz ağacı, demir külçesiymiş
gibi yüksek sıcaklıktaki fırına sokmanız işe yaramaz.

Emek, farklı doğal malzemelerin taşıdığı özel niteliklerle
iş görmek zorundadır.

Kapitalizmde insan emeğinin ne hale geldiğini dü-
şünürsek, ernekte içselleştirilmiş insan yaratıcılığına
Marx'ın yaptığı övgüyü hatırlamamız gerekir.

Şimdi, insan emeğinin iki tür ürünü vardır. Bir tür,
başka işlerin görülmesine yarayan aletler ve hammaddeler olarak kullanılır. Öbür tür, insanların kendilerini
yeniden üretmek için tüketilen ya da kullanılan nihai ürünlerdir -bu, başları üzerindeki dam ya da yedikleri lokma olabilir.

İnsan emeği harcanarak elde edilen aletler ya da hammaddeler, örtük ya da olası kullanım değerleri olarak kalır. O kullanım değerlerini gerçek kılmak için ek emek harcanması gerekir.

Canlı emeğin bu şeylere el atması, onları ölüm uy-kularından uyandırması, yalnızca olası kullanım
değerleri olmaktan çıkarıp, gerçek ve etkin kullanım değerleri haline sokması gerekir. Bu şeyler, emeğin ateşiyle harekete gelir, onunla bir vücut olur, süreç içinde kendilerine düşen görevleri şevkle yerine getirmek için canlanır; gerçi, bu sırada tüketilirler; ama, bunun bir amacı vardır; geçim aracı olarak bireysel tüketim alanına veya üretim aracı olarak yeni emek süreçlerine girmeye hazır yeni kullanım değerlerinin, yeni ürünlerin yapıcı unsurları olmak üzere tüketilirler.
Marx, Kapital, s.186

Marx'ın, aletlerde (gelişmiş makineleri de bunlara katabiliriz) ya da hammaddelerde var olan potansiyeli ha-rekete geçirmek için gerekli canlı emek düşüncesi, daha sonra onun yaptığı kapitalizm çözümlemesi için çok önemli olacaktır.

Son olarak şunu da belirtmeliyiz ki Marx'ın deyimiyle "türümüzün varlığı" için emek, her ne kadar tam merkezdeyse de, o da doğaya bağımlıdır. Marx Kapital' de der ki
bu ilişki "doğanın koyduğu hiç sona ermeyecek bir insan varlığı koşuludur, dolayısıyla da o varlığın bütün toplumsal aşamalarından bağımsızdır, daha doğrusu bütün bu aşamalarda geçerlidir."

Kapitalizm tarih sahnesine çıktığında insan emeğine ne olduğu konusu ne kadar düşünmeye değerse, doğaya ve bizim doğayla ilişkimizin kapitalizmle ne hale geldiği de o kadar düşünmeye değer bir konudur.

https://books.google.com.tr/books/about/Yeni_Ba%C5%9Flayanlar_i%C3%A7in_Kapital.html?id=ZY x2DwAAQBAJ&source=kp_book_description&redir_esc=y

Yıldıztozu
21-02-2021, 19:30
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnists/202011181043248842-intihar-vakalari-arastirmasi-en-cok-erkekler-intihar-etti-5-ilde-yogunluk-var/
İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır.

Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.

Ahlaksız
21-02-2021, 20:07
.....
Zaman kaybısın.
Ben böyleyim de, sen necisin?

Şu forumdaki komünistlerin iki tanesi bir konuya girince, o konuya yönetim eninde sonunda müdahale etme ihtiyacı duyuyor. Niye acaba?!
Bu bilgi birikiminle şu cahile bir anlatsana.!

Niye bu kadar egonuz yüksek, niye her şeyi bildiğinizi/çözdüğünüzü sanıyorsunuz, niye bu kadar gerginsiniz/sinirlisiniz?

Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.

Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır
........
Şu mesajının ilk cümlesini okudum, gerisini okumadım, çünkü gerek yok. Mesajına böyle başlayan birisinin cümleleri okunmaz.

Sana komünist literatürce empoze edilenleri burada PAPAĞAN gibi tekrarlıyorsun.
Kapitalizm dediğin şey, neolitik devrimden/dönemden beri, hatta daha öncesinde de vardı.
Müslümanlardan ZERRE farkınız yok. Müslümanlar da kendilerine empoze edilenleri din sanıyorlar ama işin aslı öyle değil işte.
Müslümana laf anlatılamayacağı gibi, bir komüniste de laf anlatılamaz.
Komünist kişi, neyin doğru/yanlış olduğunu anca kendisi bulabilir.
Bunun içinde bilgi ve IQ lazım, canım benim.

Saint-Just
21-02-2021, 20:45
Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.

Sorma, çernobil dizisiyle getirmiş olduğun eleştiriler karşısında öyle bir sinirlendimki müdahele etme ihtiyacı hissettim. Komünizm'e karşı yöneltmiş olduğun eleştirilerin karşısında durulamıyor kardeşim. Niye bizi zor durumda bırakıp öfkeden kudurtuyorsun? Yani resmen şu eleştiri karşısındaki şu sakallının durumuna düşüyoruz;

https://i.imgyukle.com/2021/02/21/LWLlqe.jpg

Seni burdan eğitmek benim işim değil, neolitik dönem ile başlayan köleci toplum özelinde sınıflı toplumlardır. Bu dönemden önce avcı ve toplayıcı dediğimiz ilkel komünal toplum vardır ki bu toplumlarda sınıf veya sömürü yoktur. Ancak kapitalizmin ne olduğunu bile bilmeyen bir aptal neolitik dönem ve sonrasını "kapitalizm" olarak adlandırır.

Tarihsel materyalizmin açıkladığı bu dönemler ve sonraki dönemlere geçiş antropologlar tarafından da akademik yazımda doğru kabul edilir.

Bu konuda özellikle Engels'in "ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni" yada Morgan'ın ilkel komünal toplulukları anlattığı kitaplarından ya da Chris Harman'ın "Dünya Halklarının Tarihi" gibi kitaplardan faydalanabilirsin canım.

https://www.yordamkitap.com/halklarin-dunya-tarihi-tas-devrinden-yeni-binyila-ciltli

Saint-Just
21-02-2021, 21:14
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnists/202011181043248842-intihar-vakalari-arastirmasi-en-cok-erkekler-intihar-etti-5-ilde-yogunluk-var/


Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.

Tunceli ne zamandan beri komünistmiş ben anlamadım, ki benim bildiğim Tunceli belediyesi komünistlerin eline daha yeni geçti. Daha öncesinde bir ovacık deneyimi var. Ayrıca belediye yönetimini ele alınca kapitalist üretim ilişkileri mi değişmiş oluyor?

1PuvvkRUwgE


Ee şimdi dünyada ki intihar oranlarında da kapitalist ülkeler başı çekiyor ne olucak şimdi? İş başında ölenler, yaralananlar, sakatlananlar ya da hastalığa yakalanlar istatistiklerinde de hep kapitalist ülkeler var?

Hatta bak ilginç bir bilgi ülkemiz iş cinayetlerinde pardon iş kazası ölümlerinde avrupa'da birinci, dünya'da ise üçüncü sırada. Acaba bu ölümlerin kapitalizm ile bir ilgisi var mı?

Bir yerde dayanışma ve işbirliği yüksek olabilir. Sosyal demokrasi de gelişmiş olabilir. Sosyalist bir ülke ya da toplumda olabilir. Ancak dünyada hiç bir yerde komünist bir kabile ya da toplum yoktur.

İlkel komünal topluma ilkel denmesinin sebebi komünal toplumun en basit hali ve insanlığın üretim tarzının ilk başlangıç örneği olmasından dolayı. Komünizmin "ilkel" olmasından dolayı değil.
İnsanlığın kapitalizm den sonraki sosyalist ve komünist toplum aşamaları çok daha üst düzey olacaktır. Çünkü toplumsal gelişimin yasaları böyledir.

Yıldıztozu
21-02-2021, 21:47
1PuvvkRUwgE

Video adeta bir cehennemi anlatıyor. Ürkütücü buluyorum.
Ulaşım herkese ücretsizmiş. O ulaşımı asla kullanmazdım.
Tüm halk birlikteymiş falan. Tam bir cehennem senaryosu.

Sınıf farklılıklarını kaldırmayı hedeflemenizi insanlığa yönelik büyük bir tehdit olarak görüyorum.
Şahsen terör örgütü listemdesiniz.

Ahlaksız
21-02-2021, 21:49
Sorma, çernobil dizisiyle getirmiş olduğun eleştiriler karşısında öyle bir sinirlendimki müdahele etme ihtiyacı hissettim. Komünizm'e karşı yöneltmiş olduğun eleştirilerin karşısında durulamıyor kardeşim. Niye bizi zor durumda bırakıp öfkeden kudurtuyorsun? Yani resmen şu eleştiri karşısındaki şu sakallının durumuna düşüyoruz;

https://i.imgyukle.com/2021/02/21/LWLlqe.jpg

Seni burdan eğitmek benim işim değil, neolitik dönem ile başlayan köleci toplum özelinde sınıflı toplumlardır. Bu dönemden önce avcı ve toplayıcı dediğimiz ilkel komünal toplum vardır ki bu toplumlarda sınıf veya sömürü yoktur. Ancak kapitalizmin ne olduğunu bile bilmeyen bir aptal neolitik dönem ve sonrasını "kapitalizm" olarak adlandırır.

Tarihsel materyalizmin açıkladığı bu dönemler ve sonraki dönemlere geçiş antropologlar tarafından da akademik yazımda doğru kabul edilir.

Bu konuda özellikle Engels'in "ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni" yada Morgan'ın ilkel komünal toplulukları anlattığı kitaplarından ya da Chris Harman'ın "Dünya Halklarının Tarihi" gibi kitaplardan faydalanabilirsin canım.

https://www.yordamkitap.com/halklarin-dunya-tarihi-tas-devrinden-yeni-binyila-ciltli
Eleştirilecek bir yanınız yok ki. Neyinizi eleştireyim sizin?
İki mesaj sonra karşısındakine APTAL diyen birisine, ne dememi bekliyorsun?
Böyle mesajlar yazacağından adım gibi emindim zaten.!
O kadar kitap okuyorsun ama tanımadığın insanlarla diyalog kurmaktan acizsin.

Hem benim taktiğimin (dizi önerme) saçma olduğunu söyleyip, hem de bana kitap önererek komik duruma düştüğünün farkında da değilsin.

Tarihi komünistlerin kitaplarından mı öğreneceğiz?
''İslam tarihini Taberi'den öğrenin'' diyen bir müslümandan ne farkın var?
Hem avcı toplayıcılarda sınıf/sömürü yok dedin ya, yine çuvalladın sevgili saint just.
Avcı toplayıcılarda sınıf/sömürü olduğunu, komünist yazarlar bile yazmışlar ama senin haberin yok tabi. Sen kapitalizmin 600 yıl önce ortaya çıktığını savunmaya devam et. Belki sana inanan SAF birisi çıkar.

Ahlaksız
21-02-2021, 21:57
.....
İnsanlığın kapitalizm den sonraki sosyalist ve komünist toplum aşamaları çok daha üst düzey olacaktır. Çünkü toplumsal gelişimin yasaları böyledir.
Mesih ya da Mehdi bekleyen inançlı insanlardan zerre farkınız yok.
Geleceğe dair bir inanç bu.
Apokaliptik bir inanç.

Fütüristler, şu an yapay zekanın üretim aşamasında olduğunu, gelecekte yapay zekanın kontrolü ele alacağını söylüyorlar ki, bu öngörü tutarlıdır/rasyoneldir. Hatta bunun önüne geçmek için batıda dernekler filan kuruluyor.
Siz hâlâ ARTI DEĞER, TRÖST falan filan deyip durun.
Tıpkı ''Mesih gelecek, Şam'daki beyaz minareli camiye inecek'' diyenler gibisiniz. :wave:

marcos
21-02-2021, 22:12
Sayın Ahlaksız

Kapitalizm 16.yüzyılda ortaya çıkmıştır literatüre göre böyledir.Ben bunun dışına çıkıp kapitalizmin sanayi devriminin yarattığı seri üretimle ben varım yaparım başarırım dediğini büyük buhranla da nihai amacının sonlandığını başarısız olduğunu varsayıyorum.Büyük buhrandan sonrası ise ara dönemdir.Başka bir "şey"e geçiş dönemidir.

Kapitalizmi kadim çağlara kadar uzattırsak Sümer Rahip Devletinin kapitalist olduğunu söylememiz gerekir.Oysa bir şey de başka bir şeyin nüveleri olması o şeyin varlığına işaret etmez kökenine işaret eder.

Sayın Yıldıztozu

Sizin savunduğunuza kapitalizm denmez siz feodalizmin en aşırı yapısını savunuyorsunuz.Neredeyse Hint kast sistemine doğal diyeceksiniz.Şunu da unutmayın insan doğası (ve tüm doğa) tek yönlü ve sabit değildir.

Dersim' de intiharların sebebi Dersim'in ağır bedeller ödemiş olması uyuşturucunun pavyonun vesaire yozluğun geniş olarak Dersim' e sokulmuş olmasındandır.

Dersim' de komünizm TKP nin belediye başkanlığı ile başlamaz çok çok eskidir Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır.O günden bu güne kadar devam etmiştir.

Ahlaksız
21-02-2021, 23:28
Sayın Ahlaksız

Kapitalizm 16.yüzyılda ortaya çıkmıştır literatüre göre böyledir.Ben bunun dışına çıkıp kapitalizmin sanayi devriminin yarattığı seri üretimle ben varım yaparım başarırım dediğini büyük buhranla da nihai amacının sonlandığını başarısız olduğunu varsayıyorum.Büyük buhrandan sonrası ise ara dönemdir.Başka bir "şey"e geçiş dönemidir.

Kapitalizmi kadim çağlara kadar uzattırsak Sümer Rahip Devletinin kapitalist olduğunu söylememiz gerekir.Oysa bir şey de başka bir şeyin nüveleri olması o şeyin varlığına işaret etmez kökenine işaret eder.

Sayın Yıldıztozu

Sizin savunduğunuza kapitalizm denmez siz feodalizmin en aşırı yapısını savunuyorsunuz.Neredeyse Hint kast sistemine doğal diyeceksiniz.Şunu da unutmayın insan doğası (ve tüm doğa) tek yönlü ve sabit değildir.

Dersim' de intiharların sebebi Dersim'in ağır bedeller ödemiş olması uyuşturucunun pavyonun vesaire yozluğun geniş olarak Dersim' e sokulmuş olmasındandır.

Dersim' de komünizm TKP nin belediye başkanlığı ile başlamaz çok çok eskidir Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır.O günden bu güne kadar devam etmiştir.
Sn.marcos; Literatürde böyle olabilir ama öyle değil bence.

Kapital, sermaye, artı değer, sömürü, kölelik gibi kavramlar üzerine kurulu bir ideoloji; esasında hep vardı.

Avcı toplayıcılarda bile köleliğin olduğu söyleniyorken, kölelerin(işçilerin) ayağa kalkmasını isteyen komünistler, kapitalizmi sanayi ile özdeşleştirip, bir algı yaratıyorlar.

Sümer'de üretim de vardı, artı değer de vardı, feodalite/burjuva/aristokrasi/işçi sınıfı..vb hepsi vardı.
Kapitalizm şurada başladı demek için illa SANAYİ olması mı lazım?
Sümer'de ve sonrasındaki toplumlarda sanayi haricinde, komünist literatürün benimsediği bütün kavramların bir karşılığı var.
Ben kapitalizmi salt sanayi ile ilişkilendirmediğim için böyle düşünüyorum.
Kapitalizm denilince benim aklıma ''sömürü'' geliyor.

Mesela ateizm kavramı. Şu noktada ateistler görülmeye başlandı,o noktadan sonra ateizm başladı filan deniyor ama bu doğru değil.
Tarih boyunca bir şeye inanmayan insanlar ateistti ama kimse ateizm kavramını ortaya atmadığı için, şu kişi ateisttir demiyordu.

Yani kapitalizm Sümer'de, Akkad'da yaşanıyordu ama o dönemde kapitalizm kavramı bilinmediği için, o dönemde kapitalizm, yani benim anladığım anlamda 'sömürü' yoktur diyemeyiz ki.!

Saint-Just
21-02-2021, 23:33
Hem benim taktiğimin (dizi önerme) saçma olduğunu söyleyip, hem de bana kitap önererek komik duruma düştüğünün farkında da değilsin.

Haklısın, sana kitap önermemeliydim. Zaten anlayacak kapasiten yokki. Dizi filmlerine devam et sen canım.

Önerdiğim Lewis H. Morgan öncü bir antropologtur ve komünist değildir. Engels de kitabını yazarken ondan bir hayli faydalanmıştır.

Ben sana taberi değil, bilimsel-akademik kitaplar öneriyorum. Ancak sen istersen kendini eğitebilirsin.

Bir konu hakkında tartışma yetisini gören insan, üstüne üstlük konuyu eleştirme, çürütme yetisini gören insan en başta o konuya hakim olmalıdır. Konu hakkında en ufak bir fikre sahip olmadığın gibi bildiğini zannettiğin tek şey dizi filmlerden, internetten alınmış saçmalıklar.

Seninle daha konuşacak bir şeyim yok. İkiniz de trollük derecesinde boş adamlarsınız

Saint-Just
21-02-2021, 23:36
Video adeta bir cehennemi anlatıyor. Ürkütücü buluyorum.
Ulaşım herkese ücretsizmiş. O ulaşımı asla kullanmazdım.
Tüm halk birlikteymiş falan. Tam bir cehennem senaryosu.

Sınıf farklılıklarını kaldırmayı hedeflemenizi insanlığa yönelik büyük bir tehdit olarak görüyorum.
Şahsen terör örgütü listemdesiniz.

Ben senin hangi listede olduğunu söylerdim de, keyfin kaçmasın şimdi 😆

Khaos
22-02-2021, 03:18
Bay ahlaklı ve yıldıztozu

Kendinize dair vehimlerinizi okudukça gülmekten ölüyorum.

Kapitalizm sınıflı toplum demek değildir.
Sınıflı sanayi toplumu demektir.
Köleci ve feodal toplumlar da sınıflıdır

Kapitalin ikili anlamı vardır.
Üretim araçları üzerinde otorite kuracak miktarda para ilk akla gelen eko-politik anlamıdır.
Diğer anlamı ise somut makine-techizat anlamıdır.

Bilim kapitalizm ilşkisine dair de küçük bilgi notu düşelim.
Kapitalizm bilimin fonksiyonudur
Bilim kapitalizmin değil.
Kavramsal bilginiz içler acısı.
Bilim teknoloji meta ilişkisini anlayacak birikim ve zekanız ne yazık ki yok.

Ekonomi bilimi süreç içinde sınıfsal ideolojik karakter almış olabilir
Ancak sizin bu bilimin en temel kavramlarından haberiniz yok.

O kadar cahilsiniz ki , gülünesi haliniz
öğretilebilir olmanın da ötesinde.

Elinde çekiç olan herşeyi çivi görürmüş.
Sümer tarihi okuyunca ordaki tek üretim faktörünün toprak olduğunu
O toplumun sonuçta tarım toplumu olduğunu göremediniz mi.

Aman sakın iktisat bilen birilerinin yanında
Tarım toplumu ile sanayi toplumu farkını bilmeden bu tarz analizler yapmayın.
Kapitalizm sanayi toplumuna dair bir kavramdır.
Bu kavramı komünistler icad etmedi.
Bu iktisatda böyledir.

Mülkiyetçi eko-politik yapıyı korumak için çıkan savaşlara harcanan kaynak israfı olmasa perseverance insanlı bi uçuş olabilirdi.
Rekabet piyasa teknoloji meta gibi kavramların da anlamını bilmiyorsunuz.
Optimum verimlilik bağlamında kapitalizm iflas etmiş bi sistemdir.
Paradoksal biçimde inovation düşmanıdır

Bugün yapılan herhangi bir aletde taş devrinde yapılan ilk aletin katma değeri var desem bunu anlayamazsınız.
Reel sosyalizm denen deneyimlerin komünizmden farkını da anlamadınız zaten. Hala daha komünizmi devlet sistemi zannediyorsunuz.

Küçük zavallı yaralı nevrotik egolarınızı tatmin edebilmek için yazmışsınız
Çok cahilsiniz be
Sınıflı toplym hiyerarşiktir
Efendi-köle soyutlaması ise kapitalist sınıflı toplum açısından pratik olduğu için kullanılan basit soyutlamadır.
Kapitalizm daha karmaşıktır.
Sizin gibi alt-orta sınıfların hiyerarşideki yerini göremeyeği kadar karmaşık.

Gülünç ve aptal olduğunuzun dahi farkında değisiniz.
Aşılarınızı oldunuz mu
Kendini üst insan zanneden hunili bonapartlar sizi.

Ahlaksız
22-02-2021, 13:05
Sanayi ne?
Ne üretince sanayi oluyor?
Toplu iğne üretenler sanayide mi çalışmış oluyorlar?
Sümer'de ya da Mısır'da neler üretildiğinden haberiniz var mı?
Niye size empoze edilen kavramlara bu kadar tutunuyorsunuz?
Sanayi başladı, kapitalizm başladı, o yüzden proleterler yumruklarını sıkacak ve devrim yapacak filan.
Sanayiden önce yaşayan insanlar ne olacak?
600 yıl önce sanayi başladı da, 700 yıl önce yaşayanların devrim yapmaya hakları yok muydu?
Sanayinin üstüne basmak yerine, sınıfın/sömürünün üstüne bassanız olmaz mı?
Sanayi de sanayi. Hay sanayinizin..

Proleter filan.
Sümer'de ya da Roma'da proleter yok muydu?
Size göre yok.
Siz tarihi, tıpkı hristiyanların İsa'nın doğumunda başlattığı gibi, sanayinin kuruluşundan başlatan inançlı/dogmatik insanlarsanız.
Bu basmakalıp düşüncelerle/inançlarla yaşadığınız için de, bugün Mars'a ulaşan siz değilsiniz işte.

ilahimasal
22-02-2021, 13:41
Marsa onlar ulaşamadıysa sen mi yada siz mi ulaştınız ? Siz kimsiniz ? Ben onlardan değilim diyorsan sen kimsin? Niye avukatlıklarını yapıyorsun?
Marsa ulaşılınca senin fayda na olan nedir.?

İslam ile komünizmi aynı kefeye koyup ikiside inanç diyorsun ya! İslamda actigin başlıklar da " becayiş " yada " şeyhe lutufta bulunma" iddialarına bakıp komünizmi aynı yere koyma hastaliginmı nüksedip duruyor.

İslamı bunlardan sebep midenin kaldırmadığını anladık. Terk de ettin onuda anladık. Şahsi travman bile olabilir tamam da , komünizmi elinin tersi ile iteklerken dahi bir tek söylemin yok .
Komünistler marsa niye gidemedi , açıklayın komunizler ne ?

Komünistleri , kapitalist şeref yoksunlarının , insana şimdilik faydası olmayan , sırf kendi koydukları kanunlardan türeyen , sömürücü piramitin tepesindeki itlerin bok paralarını aklamak için teknoloji , gelişim , ilericilik diye ortaya koydukları işlerle niye kıyaslıyorsun? Niye onlar gibi olmaları gerektiği algısını yaratıyorsun. Bu duruma eroininden kumarın ve mars hikayelerine bir sürü örnek verilir.

Mesela marsa gitmek benim çok ta mikimde ama sen diyorsun ki mikinizde olmalı.
Tamam sen onlarla marsa git ve becayiş derdinden , şeyhe indirme korkundan kurtul.

Hele o porno izleyipte kendinizi o SIMILASYONUN içinde hissetme duygunuz yokmu ......

Ahlaksız , senin komünizmi istemezuk triplerin müslümanın ki ile aynı , söyleyiş biçiminizin farklı olması seni onlardan ayıramaz. Sen git diyanet e akıl ver. Komünistlere değil.

Becayiş inancın seni kör etmiş.

Khaos
22-02-2021, 14:13
Bay ahlaklı
Tutarsızlıklarınızın sonu yok gibi.
İnsan virüstür diyorsunuz, sonra bu virüsün başka gezegenlere bulaşmsına güzelleme yapıyor
Bunu da bilimsel bilgi yerine kapitalist üretim biçiminin başarısı olarak sunuyorsunuz.

Cehaletiniz de sınır tanımıyor.
Tarım toplumu ile sanayi toplumu kavramlarını komünizme ait zannediyor,antikomünistlik adına inkar etmeye kalkıyorsunuz.

Pesimist taklidi yapan hayalkırıklığı içindeki bi humanist gibisin.
Dilinde aynı klişe.
Siz inançlısınız siz dogmatiksiniz falan filan.
Birilerine misyon yakıştırıp sonra yakıştırdığı misyon üzerinden çapsız eleştiri getirmek için bu derece çırpınman çok komik.
Absrd yazıyosun
Temeli yok çerçevesi yok içeriği yok
700 yıl önce yaşayanların devrim hakkı yokmuydu diye sormuşsun
Hiç bi anlamı olmayan zırva bi cümle

"Siz gidemediniz onlar gitti "

Sen covid atlatmadığına emin misin.
Aklın başında mı.
Bu kadar saçmalarsanız freudyan analizler yapmak zorunda kalıcam.

Ne üretince diye sorulmaz
Nasıl üretince diye sorulur sanayi toplumunu anlamak için.
O nedenle marks kapital'e meta analiziyle başlar

Yıldıztozu
22-02-2021, 20:27
Ahlaksızla benim konumum farklı.

Ahlaksız sömürü ve sınıfın tarih boyunca hep var olduğunu ve bu nedenle komünist fikrin bir hayal olduğunu söylüyor.
Bu konuda haklı. Çünkü ilk canlılıktan beri 4 milyar yıldır sömürü ve sınıf farklı biçimlerde hep var olmuş, hala var ve muhtemelen var olmaya devam edecek.

Bense komünist sistemde yaşamayı tercih etmeyeceğimi vurguluyorum. Sınıfsız bir sistemi ben kendi egoma, hayata bakışıma vs. uygun bulmuyorum.
Bu bir tercih olduğu için cahillikle veya yanlışlıkla suçlanamaz.
Mavi rengi sevmek cahillik midir, ya da yanlış mıdır. Hayır değil, komünizm karşısındaki tercihim de bunun gibi.

Ahlaksız
22-02-2021, 21:20
Ahlaksız sömürü ve sınıfın tarih boyunca hep var olduğunu ve bu nedenle komünist fikrin bir hayal olduğunu söylüyor.
Aynen öyle sevgili yıldıztozu.

İnsan var olduğu müddetçe sömürü olacaktır. Bunun önüne geçilemez.

Şüpheci Dinsiz
22-02-2021, 23:04
https://twitter.com/bbcturkce/status/1363937520438935552

spartacus
23-02-2021, 04:59
Aynen öyle sevgili yıldıztozu.

İnsan var olduğu müddetçe sömürü olacaktır. Bunun önüne geçilemez.
Sevgili Ahlaksız, önüne geçilebilir ancak seninde dahil olduğun insan motifiyle olmaz, anlayamaz da, kavrayamaz da, ama sizlerin kavramaması, ölçüt ve esas alınamaz.

Bir kaç şey daha, kapitalizm dendiğinde, madem bir miladdan söz edilecek, manifaktürü de anlamak gerekir, yani toprak dışı üretimi, o ilk atölyeleri. Böylece sanayi anlam kazandı, bu bir süreçtir. Hatta zanaat ile sanat arasındaki farkı bile sırf kavramların tanımı bakımından değil, hangi maksatla, temelde üretildiğiyle de anlamak gerekir (:, örneğin bir ayakabı üreten birisine, diğeri, şahane olmuş tam bir sanat eseri der, oradan birisi çıkar der ki, sanat değil zanaat (ürünü) der, bir başkası sanatsal tasarım olarak ortaya koyar, ama bu ortaya konanı, bir başkası alıp, ticaret malına çevirip, seri üretimle pazara sürüyorsa, o artık sanat eseri değil, metadır, burada dahi yabancılaşma sözkonusu olur(tabi bir de diğer yönüyle, her sanatçıyım diyeni sanatçı sanmaya da başlarız, neyse)...

Siz mevcut durum ve koşula bakıp, geçmişe doğru da aynı çerçeveden bakıyorsunuz, bu öznelliğin oluşturduğu bir dezavantaj diğer yandan da zaaftır. Hal böyle olunca, 10.000 yıl önce kapitalizmin var olduğunu, insanın aynı karakterde olduğunu vs düşünüyorsunuz, insanı da, anadan doğma hazır bir paketle doğmuş gibi düşünüyorsunuz -ki bu bilime de, insan biyolojisine de aykırı, bir çok edininiz, hatta seni bu biçimde konuşturan anlayışında dahil, sana ait değil, koşul-çevre eliyle edindiğin şeylerdir..

Sistem, sömürünün sistematik, yapısal olması farklı bir şeydir, kişilerin bireysel davranışları farklı. örneğin İran'da deistlerde dahil dinsizlerin oranının %40-50 lere dayandığından söz ediyorsun ama aynı zamanda da, iran'ın ve toplumun ve insanlarının da asla değişmayeceğini söylüyorsun, bunu direk yapmıyorsun elbette, anlayışın bu biçimde, yani muhafazakar bir edinime sahipsin ve ben bunu da normal buluyorumi neden normal görüyorum çünkü sistem bu, toplum belli, malzeme, çevre-koşullar belli...

Hiç bir toplum ve hiç bir insan toplumu bir anda değişmez, değişim yüzyılları bulabilir, dolayısıyla bir yüzyıldaki genel kanı, anlayış(zihniyet), koşul ve mecburiyetler üzerinden olan ve olası olan tüm yüzyıllara dair mutlak ve sabit yargılar oluşturulamaz. Söylediklerin şu an için, şu ve bu koşullarda geçerlidir. Değişimin temel, koşullardır. Koşul değişirse, canlı, cansız şeyler de değişir...

Yanlış anlama, ama ekonomi-politik, bilimsel, akademik zeminlerde, temellerde yazışmaz şansımız yok.

Yıllarca AKP'ye oy vermiş birisini düşünüyorum, bir dönem sonra ise ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim diyebiliyor, peki dğeişen ne? İşte bu sorgulanır, değişen ne?... Yoksa 10 yıl önce o kişiye ellerin kırılsın, oy verme demenin o kişinin o anki yargılarına göre, o kişiyi baz aldığımızda anlamı yoktur, ama söylenmesinin anlamı vardır. O kişi o zamanlar mutlak yargıya sahiptir ve kendisinden emindir, asla başka türlüsünü düşünmeyeceğini zaten başka türlüsünün olamayacağını da söyleyebilir... Kısaca şnsanalrın çoğu, sistemin de aşıladığı haliyle, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışını içselleştirmiştir, başına geldiğinde anlıyor ve doğrusu değişimi de başına gelenler sağlayacak, başına hal gelmeyenler önem arzetmiyor, arzetmiyor çünkü hareket, eylem, tepki, kısaca motor gücü temsil etmiyor, bu kişilere bakarak da, sisteme dair bir kanıya varılamaz. derler ya, altın kuru diye, altına edene kadardır, bir de altı daima ıslak olanlar vardır, ucu, ucuna getirip de tutamayanlar ve sömürü sistemlerinde altı kuru olanların oranı çok düşük olmaktadır...

Örneğin AKP iktidarı, dünya böyle olsaydı, sen bu halde başka türlü olmaycağını çünkü insan var olduğu müddetçe sömürü (soygun) olacaktır. Bunun önüne geçilemez diyecektin, oysa her ülke böyle değil... Türkiye toplumu ve AKP kleptokrasisi insan ise, diğer ülkelerdeki ne, o ülkelerdekiler insan ise buradakiler ne? Çok çeşitli faktörlerle, çok çeşitli kıyaslar yapabilirsin ve bu çeşitlilik de, saltıklaştırıp, mutlaklaştırdığın anlayışına terstir ve sandığın gibi, dünyaya henüz bebek olarak ve boş bir bilinçle gelmiş insanaın, önceden yazılmış bir kadere, gökten inmiş bir ayete tabi değildir ve ne hali varsa, bu halinin mutlak ve bebeklikten edindiği anlayışın ve genelleyişin geçerli değildir, o çeşitliliğin temelin de yatan tek, tek kişilerin düşüncesi de değildir, koşullardır(çevre, yaşam biçimi=koşullar)...

Senin mantığınla dahi kapitalizm uzun yaşamaz, insan var olduğu sürece sömürü olacaktır diyorsun, sömürülenler de insan olduğuna göre, sömürenlere göre 60.000 kat daha fazla olduklarına göre, 60.000 kat fazla olanın farkındalık oranını düşünmek gerekir, kapitalizm kendi sonunu getirecek olan sınıfı kendisi yaratır, her sömürü sistemi açısından bu böyledir... neyse böyle başlar, sonra sorgulanır ve sonra çözüm aranır, kapitalizm egemen sistem olarak yeni bir sistemdir, daha baharında sorgulanmaya başlanmış bir sistemdir ve 3. dünya ülkelerinin durumu hem ekonomik ama hem de kültürel olarak içler acısı ise de, ölçüt değildirler(elbette toplumsal tepkiler daha yüksektir, canı yanan çok daha fazladır, ama hedef tayini sorunludur), asıl patlama, zengin kapitalist ülkelerin, kaynağının tükenmesiyle patlak verecek, bu salt doğa olarak değil, diğer ülke toplumlarındaki değişimler de, büyük kapitalistler için ciddi tehdit oluşturmaktadır. yani kısaca bu ülkele toplumalrının bilinçlenmesi istenmemektedir, her türlü kurum ve kuruluşuyla sistem buna çalışsa da, tam anlamıyla engel olma ve gelişimi durdurma imkanlarına sahip değildir.

Mars, Venüs vs derken, sizlere bol, bol gezegen masalları da anlatmaktadırlar, ancak aradıkları değerli kaynakların sömürüsünün, çıkarlarına hizmet edebilmesinin bedeli ağır olmaktadır. Astarı yüzünden pahalı. Bununla birlikte, altın, gümüş, elmas gibi madenler yiyecek değiller, astarı yüzünden ucuza gelse bile bu seferde ilgili madenlerde ciddi piyasa-değer kaybı yaşanacak,sistem böyle işliyor kapitalizm çelişkiler yumağı... başka bir yönden de, ekmek bol olursa ucuzlar, işsizlik oranı tutulabildiği oranda ne kadar yüksek tutulursa, kapitalsitin çıakrı o kadar artar vs. ama insanlığın(toplumların) zararınadır... neyse dediğim gibi, ekonomi-politik, akademik, bilimsel derinlik sağlayamadığımz daha metaya dair dahi konuşamadığımız için, olabildiğince kaba ve yüzeysel yansımalardan söz edebiliyoruz...

Ahlaksız
23-02-2021, 12:25
Gerçekçi değilsiniz, insanlara umut pompalıyorsunuz sevgili spartacus.
İstediğiniz devrimi yapın, mevcut primat beynimizi değiştiremezsiniz.!
Sürüngen beynimizin üzerine memeli beyni, memeli beyni üzerine primat beyni gelebildiğine göre, primat beynimizin üzerine bencillik yanlısı olmayan, hoşgörülü/rasyonel bir beyin gelebilir mi? Gelebilir. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz. Primat beynimizin böyle bir değişim geçirmesi için gereken süre çok uzun olacaktır ama yapay zeka bu olasılığı bertaraf ediyor. Yani değişimi beklemeye zamanımız yok.
Yani sizin değişim ya da çeşitli toplumlar gibi klişe sözlerinizin bir anlamı yok.
Kapitalizmin yapay zekayı ortaya çıkarması, komünizmi ilga etmiştir. Çünkü yapay zekanın hızına, geçmişin dogmalarını savunarak yetişemezsiniz.

Bu söylediğim şeyi, şöyle de düşünün. Bugünün Türkiye'sinde geçmişte kalan Atatürk'ün her söylediği tekrarlanarak çağa ayak uyduramazsınız ya da bugünün Türkiye'sinde geçmişin Muhammed isimli peygamberine sarılarak çağa ayak uyduramazsınız.
Çağa ayak uydurmak için, çağa uyum sağlamak zorundasınız ve bunun yapılması için Marks'a başvurmamızın abukluğunu anlamanızı da beklemiyorum açıkcası. Çünkü inanç zihne bir perde çeker/çekiyor.

spartacus
23-02-2021, 13:23
Gerçekçi değilsiniz, insanlara umut pompalıyorsunuz sevgili spartacus.
İstediğiniz devrimi yapın, mevcut primat beynimizi değiştiremezsiniz.!
Sürüngen beynimizin üzerine memeli beyni, memeli beyni üzerine primat beyni gelebildiğine göre, primat beynimizin üzerine bencillik yanlısı olmayan, hoşgörülü/rasyonel bir beyin gelebilir mi? Gelebilir. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz. Primat beynimizin böyle bir değişim geçirmesi için gereken süre çok uzun olacaktır ama yapay zeka bu olasılığı bertaraf ediyor. Yani değişimi beklemeye zamanımız yok.
Yani sizin değişim ya da çeşitli toplumlar gibi klişe sözlerinizin bir anlamı yok.
Kapitalizmin yapay zekayı ortaya çıkarması, komünizmi ilga etmiştir. Çünkü yapay zekanın hızına, geçmişin dogmalarını savunarak yetişemezsiniz.
Beyin dediğin, bilgi, edinimler, önceden bilinen ve şartlanılmış davranışlar bakımından boş bir balondur(bu bakımdan tecrübeyle, çevre, koşullar ve ilişkilerle sonradan edinilir), bilim dışı argümanlara yaslanıyorsun.
Gelecekte ne olduğunu bilemeyiz diyen de, asla değişmez, sömürü mutlaktır diyen de sensin, neredeyse her argümanınla çelişiyorsun.
Hoşgörü demişsin, davranışlar EDİNİMDİR, açlık, susuzluk, tuvalet vb gibi temel ihtiyaç dediğimiz ihtiyaçlar gibi düşünülemez. Hasılı sen bunların verili koşullarda NASIL KARŞILANDIĞINA bakıp, ona göre kaide oluşturuyorsun, işte dogmatik yaklaşım aksine buna denir.. edinim = edinmekten gelir, böylece edinimin nereden, hangi çevre ve ortamlarda, kısaca hangi koşullarda ve nasıl sağlandığı önemli hale gelir(işte bilimsel yaklaşım buradan sağlanabilir, ama sen daima, kişi şöyledir, kişi böyledir temelinde, üstelik davranışlara dair ve subjektif yaklaşıyorsun). Davranmak, neye göredir? özünde davranışlar, davranmak fiil kökünden gelir, neye göre, nasıl oluşur ve kanıksanırlar? neye göre ise, verili tutum da değişimi de, ona göredir...

Anladığım kadarıyla sömürüyü de bir hoşgörü meselesi olarak görüyorsun, bir türlü bilimsel zemine giremiyorsun...

İHTİYAÇLARIN NASIL KARŞILANDIĞINI İNSANIN beyini değil, esasında KOŞULLAR belirler, , koşullar hangi yönde ise, koşullar neyi, nasıl dayatıyorsa(! davranışlar konusunda en önemli faktörlerden birisidir), nasıl edinirse, nasıl öğrenirse, nasıl yönlendirilirse öyle davranır. İşte bu nasılların muhatabı koşullardır ve bizlerin tahlilleri de KOŞULLARA DAİRDİR(nasıl itiraz edebilirsin? inançla mı, keyfiyetle mi? Yoksa, olgulara dayalı, nesnel, bilimsel tahlillerle mi?). tamamen farazi, subjektif bir biçimde, bilim dışı bir yol izleyerek yargılar oluşturuyorsun ve böylece dayatmaktan başka bir argüman geliştiremiyorsun.
Bu söylediğim şeyi, şöyle de düşünün. Bugünün Türkiye'sinde geçmişte kalan Atatürk'ün her söylediği tekrarlanarak çağa ayak uyduramazsınız ya da bugünün Türkiye'sinde geçmişin Muhammed isimli peygamberine sarılarak çağa ayak uyduramazsınız.
Çağa ayak uydurmak için, çağa uyum sağlamak zorundasınız ve bunun yapılması için Marks'a başvurmamızın abukluğunu anlamanızı da beklemiyorum açıkcası. Çünkü inanç zihne bir perde çeker/çekiyor.
Kafan almıyor, MARX'A değil, içinde yaşadığmız mevcut koşula göre analiz ediyoruz, bu zaten kendiliğinden yani zaten doğal olandır, değil insan, bir solucan dahi her an ortamla ilişki halindedir -öyle değil mi? (oysa sen, bir solucan kadar dahi duyarlı olamamaktan yanasın, işte ne yazık ki, senin inancın peygamberlere muhtaçtır, senin adına düşünecek, senin adına karar verecek(ki senin adına sistem ve kurumları -din kurumu da içinde ve din sadece tanrı ile ilgili bir konu değildir-) ve sen bu sorunu aşamadığın için, herkesi kendin gibi sanıyorsun, haliyle kıyasların da bu biçimde oluyor, başka türlüsünü düşünemiyorsun). Konu başlığına olan yaklaşımınız dahi esasen yanlış, ama bimiyorsunuz... Kafan almıyor, evrim teorisinden söz edilirse, Darwin'e başvurulmasının -başvurulmasa dahi- abukluğundan söz ediyorsun. Atatürk söylemin ise tamamen alakasız, o yoldan geçen, bunu iliklerine, bilinçaltına kazıyan kendinsin, aşamamak gibi bir sorun yaşıyorsun, o sebeple aşırı dar bir çerçeveye sahipsin. Galileo, dünyanın döndüğünü söylemiş, sen diyorsun ki ben dünya dönüyor diyemem, dersem çağdışı olur, çünkü Galileo demiş, ne yazık ki bilinçaltına işlemiş olan bilim dışı, subjektif düşünme model ve klişelerini aşamıyorsun, oysa dünya döndükçe, dünyanın döndüğünün söyleminin kişi, çağlarla ilgisi olmadığı gibi, asıl önemli olan dünyanın dönüp, dönmediğidir(asıl önemli olan burasıdır, sosyal bilimler açısından da, ekonomi-politik açısından da durum böyledir, örneğin kapitalizm çelişkiler yumağı bir sistemdir, gerçek anlamda sürdürlebilirliği mümkün olmayan bir sistemdir-ki aslında süregiderliğin esasen sağlanamadığı, sömürüye de(çatışma temeldir) dayalı bir sistemdir, bu bir söylem olmaktan öte, nesnel hal, durum, koşul=>olgu olması, öyle olmasıyla ilgilidir, sen buradan peygamberlik, Muhammed gibi edebiyat yapıyorsan, bu senin cehaletinden ileri gelir ve evrim karştıları da Darwin'i peygamber ilan eder, senin adına şaşırmıyorum, zira meseleyi nasıl okuduğun da, konudan ne kadar uzak ve vasıf olmadığın da, ne kadar bilinçsiz olduğun da açıkca ortada, ama insaf OLGU'dan söz ediliyor, bir tülü aşamadığın ve ayetsiz düşünme becerisi gösteremediğin anlayışınla, ayetlerden değil. Kaldı ki sömürüden söz ederken insanı baz alıyorsun, ama sadece sömüren tarafıyla yaklaşıyorsun, sömürülenin de insan olduğu ve farkındalık oluşturabileceğini, çözüm arayabileceğini kabul etmiyorsun, bu durum bilimsel perspektiften yoksun bıraktığı gibi, dar bir perspektifle tutarsız bir tutum sergilemene de neden oluyor.

Bilimin güncel evrim çalışmaları, nasıl ki, Darwin'in yaşadığı yüzyıl öne sürülerek, çağa ayak uydurmamak olarak adlandırılamaz ise, kapitalizm koşulları, yaşam koşulları için de bu geçerlidir. Kaldı ki, evrim bir olgudur, yani bu olgu kişilerin iradesinden de bağımsızdır, yani evrim, darwin var dediği için var olan, yok denirse yok olacak olan bir şey değildir. Kapitalizm de Marx şöyle ya da böyle söylediği için değil, sistem nasılsa Marx öyle söylemektedir(zaten çeşitli karşıt görüşlerin temel sorunu budur, o yüzden seninde yaptığın gibi, manipülatif, bilim dışı argümanlar üretmek zorunda kalırlar), daha sen bugüne kadar bir şeyin nasıl-ne olduğu ile, söylemin ne olduğu arasındaki farkı kavrayamadın, yani atıyorum dünyanın dönmesi ile döndüğünün söylenmesi arasındaki farkı anlayamıyorsun, öyle söylendiği için dönmüyor, döndüğü için öyle söylenmeli ve sen döndüğü için, dönüyor söylemini dogma olarak görüyor bir de ilk olarak kim söyşemiş, hangi tarihte yaşamış ona göre belirlemeye çalışıyorsun(her yazışmamızda görüyor ve tekrar ediyorum)...

Sen 21. Yüzyılda çevreni, dünyayı, yaşamını, yaşam biçimini analiz edemiyorsan, bu senin sorunun ve bu, senin en önemli sorunun.

Kısaca mesele Marx değil, Darwin değil, mesele senin bu insanlardan çok daha geride olman, sadece gerilik değil, tüm algılarının kapalı olması, yorumlama yetilerini, görme edinimlerini tamamen yitirmiş olmandır da. Aymaz bir biçimde çağdan söz edebiliyorsun... Bu durumu, herhangi bir evrim karşıtının Darwin'i öne sürüp, evrimi ret etmesi ve ardından da sana nilimden, çağdaşlıktan söz etmesi gibi düşünebilirsin..

Hiç bir yazımda Marx şöyle demiş demiyorum, çıkacaksın, verili koşulda, MEVCUT, GÜNCEL OLARAK, öyle olmuyor, böyle oluyor diyeceksin, yapamıyorsun, sana kalan evrim karşıtlarının yaptığı gibi, çarpıtmak, safsata ve manipülasyon, bu ifadelerimi de doğru anlamıyorsun, ben sana evrim akrıtısın demiyorum, onlardansınd emiyorum, aynısın demiyorum, mesele ekonomi-politik, sosyal bilimlere geldiğinde onlar gibi davranıyorsun diyorum, anormal bir durum olarak da görmüyorum, aşılandığın çerçeve bu. hani yandaş medya zam haberi verir, zam demez, düzenlemeye gidildi der, neden yapar bunu?

Mantığın da şu; diyorsun ki, insan toplumunun %70'i evrime karşı, anlamıyor, haliyle bilime de, bilim kurumlarına da, teorilere de gerek yok, zaten Darwin'de, evrim de(!) 19. yüzyılda kaldı, artık çağdaş olmalı, bilimi bırakmalı. Mantığın bu biçimde işliyor, işlemiyorsa bile onları aşan argüman koyamıyorsun ortaya, bir kere evrimi kabul etmiyorsun(bir an öyle düşün).

İşte son cevabında dahi, dikkat edersen bin yıl sonra mı olur, 100 yıl sonra mı olur yönünde kıstas oluşturmaktasın, o halde, bilim yapılabilmesi için, bilim için, tüm insanalrın evrimi kabule tmesi mi beklenmeli? Bu tür kıyasların anlamsız, konuyla da ilgisi yok, kızıyorsun biliyorum, ama gerçekten de ahmakça. Bilinç, düşünce, görüş üzerine konuşuyorsun, çıkıp görüş ve düşünce olamayacağını iddia etmiş oluyorsun, bırak bunu, görüşler açısından kafa-kelle sayısı da önemli değildir, bugün düşük bir oranda olur, yarın yüksek bir oranla ifade edilir, bu bir süreçtir...

Şimdi sen bir yerde dinlere dair yazıyorsun, dinlerin bilimle bağdaşmadığını, insan uydurması olduğunu vs söylüyorsun, seninle şu konuda gösterdiğin kafaya sahip diğeri çıkıp diyor ki, senin bu söylediklerin dogma, çünkü insanların çoğu bir tanrıya inanıyor ve çeşitli dinlere mensup... Bu yaklaşım safsata değil mi? Neresinden tutsan akıl-mantık yoksunu, yaptığın bu...

Sonra yine koşullardan, egemen ideolojiden aldığın açık ve net olan MANİPÜLE etme davranışı sergiliyorsun, şöyle ki; iradelerden, kişi iradesinden bağımsız olgulara dair paylaşılan tahlillerde, ilgili tahlili, objektif olarak ele almak yerine, insanlar şöyle inanır, böyle biliyorlar, şöyle yaparlar vs diye dönüyorsun -bu safsatadır. Bunları dogmatik olmayan argümanlara, bilimsel argümanlara karşı bir çeşit sindirim, hazım sorunu olarak, manipüleci anlayışınla yapıyorsun...

Bak bu cevabında dahi, zamanımız yok, geleceği bilemeyiz gibi argümanların safsatadır, cevap verdiğin konu açısından safsata. Zamanının olup, olmaması, evrim teorisini çürütmez, dogma da yapmaz, geleceği bilip, bilememen, veya şu ya da bu düşünürün şu ya da bu zamanda yaşamış olması, senin verili koşulda yapacağın tahlillere ve çözümlemelere engel değildir. Ben buradan(durduğum noktadan) sana baktığımda ne görüyorum? Evrim karşıtlarının açısı, yöntemlerini görüyorum. Bu ifademi kişisel alıyorsun, benim ise izah edebilmek ve anlayış oluşturmanı sağlamak için kullanmak zorunda kaldığım bir ifadedir. Kendinle, evrim karşıtlarını veya herhangi bir dindarı(dinci değil) kıyaslaman lazım, ben sana evrim karşıtısın ve onlardansın demiyorum, bu kıyası yapabilmen için done sunuyorum...

Yıldıztozu
23-02-2021, 18:55
Mars'a bu aracı gönderebilmek için işçilerin fazla çalıştırılması gerekmişse bunda bir sorun yok. İnsanlık için uygun olanı bu.
Milyon dolarlık son model bir araba için işçilerin çalıştırılması ve hatta zaman zaman aç kalması gerekmişse bunda da bir sorun yok.

İnsanlık dediğimiz zaman azınlığa çoğunluğa bakılmaz. Bir bütün olarak neye sahip olduğuna bakılır. Son model lüks bir araç insanlığa ait bir tablodur, onu kullanan 3-5 kişiye değil.

İnsanlık değerlendirilirken dış dünyadan bakmak gerekir. Bir uzaylı dünyamıza ziyarete gelecek olsa, kapitalist dünyadan daha fazla etkilenirdi. Geldiğinde lüks araçlar, son model teknolojiler vs görerek ''İnsanlık neler yapmış böyle'' diye etkilenecektir.

Kapitalizm insanlığa hitap ederken komünizm bencilce-sencilce bir yaklaşım sergiler.

İşçiler lüks araçlar karşısında gurur duymalıdır. Kendileri sahip olamasalar bile o aracı insanlık adına değerlendirmelidir.
İşte bu duyguya ulaşabilmek üst seviyedir, komünist fikirden daha üst boyuttadır.
Komünizm yerine insanlık vurgusuna odaklanılmalı.

Şüpheci Dinsiz
24-02-2021, 04:14
Sevgili Yıldıztozu,
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!


Bütün hücrelerine dek anti-komünist yapılanmış, tekçi, ırkçı, dinci bir devletin demir mengeneyle sıktığı bir coğrafyadır Dersim. Şehrin-ilçelerin girişinde-çıkışında bariyerli karakolların içinden girip çıkarsınız, tepenizde drone'lar uçar, askerler-polisler sürekli devriye atar. Şehirde fink atan ajanların haddi hesabı yoktur.

Munzur Üniversitesi dinci baskı mekanizmasının, tarikatların üssü olarak işlev görür. Üniversitede okurken İÜ'nde polis-ajan öğrenciler vardı, kimliği açığa çıkmış birine "zaten polis miydin, öğrenci olduktan sonra mı ajan oldun" diye sormuştum, zaten polismiş. Bu durumun Türkçe'si şu; devlet canı isterse ajanlarını ÖSS'ye sokup kazanmış gibi kayıt düzenleyip kimlik veriyor, istediği yere sokuyor. İÜ'nde uyuşturucu satanlar vardı, en az biri polisti. Türkiye'de sırtını devlete yaslayan meşhur 'vatansever' mafyaların sicilini okuyun, mutlaka uyuşturucu satmışlıkları vardır. Munzur Üniversitesi şu an böyle bir yer, bir dejenerasyon-asimilasyon üssü. Orada da uyuşturucu satan 'vatansever' mafyalar var.

Daha sayayım mı, dayak var, işkence var, gözaltı var, gözaltında kaybetmeler var, bunlar çok olanlar.

Dersim'de insanlarla epey sohbet ettik, özellikle gençlerle. 70'li yaşlarda bir abi anlattı, bir ara oraya giren çıkan malların faturalarını, gramajlarını didik didik kontrol ediyormuş devlet. Bu abi TIR şoförüymüş, çuvalla un getiriyormuş. Çuvallardan biri 150 gram fazla geldi diye bir TIR gıda malzemesini şehre sokmayıp geri göndermişler.

Dersim'li çocuklar bu baskı nedeniyle yurtdışına gitmek istiyor. 3 günlük ziyarette bile fark edilebilen bir durum bu. Çocukların intihar etmelerinin sebebi komünizm değil, kapitalizmin-->faşizmin tükettiği umutlar.

spartacus
24-02-2021, 09:11
Mars'a bu aracı gönderebilmek için işçilerin fazla çalıştırılması gerekmişse bunda bir sorun yok. İnsanlık için uygun olanı bu.
Milyon dolarlık son model bir araba için işçilerin çalıştırılması ve hatta zaman zaman aç kalması gerekmişse bunda da bir sorun yok.

İnsanlık dediğimiz zaman azınlığa çoğunluğa bakılmaz. Bir bütün olarak neye sahip olduğuna bakılır. Son model lüks bir araç insanlığa ait bir tablodur, onu kullanan 3-5 kişiye değil.

İnsanlık değerlendirilirken dış dünyadan bakmak gerekir. Bir uzaylı dünyamıza ziyarete gelecek olsa, kapitalist dünyadan daha fazla etkilenirdi. Geldiğinde lüks araçlar, son model teknolojiler vs görerek ''İnsanlık neler yapmış böyle'' diye etkilenecektir.

Kapitalizm insanlığa hitap ederken komünizm bencilce-sencilce bir yaklaşım sergiler.

İşçiler lüks araçlar karşısında gurur duymalıdır. Kendileri sahip olamasalar bile o aracı insanlık adına değerlendirmelidir.
İşte bu duyguya ulaşabilmek üst seviyedir, komünist fikirden daha üst boyuttadır.
Komünizm yerine insanlık vurgusuna odaklanılmalı.
Yarar-zarar meselesine bir bütün olarak bakılabilir, deli saçması pragmatizm üzerinden değil. Elbette pragmatizm fiili anlamda anlam arz edebilir ama felsefi, düşünsel zeminde kullanımı deli saçmasıdır.

Ortaçağ da insanlığın yararınadır, nasıl hangi açı ve çerçevede baktığınız önemli...
Örneğin AKP iktidarının 3'e mal olacak bir işletmeyi veya bir yolu, 100'e yapması, gibi, meseleye sadece yol olarak bakarsanız yararınadır, hüloculuğun nevi şahsına münhasır mutlak bir belirleyeni yoktur.

Ortaçağ olmasaydı insanlık 1.000 yıl aha ileride, sömürü ve kölelik sistemleri olmasaydı insanlık 3-5.000 yıl ileride olabilirdi. Kapitalizmin yararı-zararı konusunda çok yönlü düşünmek gerekir. Kapitalizm yandaşlığından öteye geçemeyen ve genelde kendi çıkarıyla düşünenler sanıyor ki, kapitalistin kar hırsı, sömürü hırsı insanlığın kazanımlarında motive edici tek ve temel unsur olmaktadır. Oysa bu konuya da bir bütün olarak bakılmalı, kapitalizmin karakteri, insanlığın ilerlemesini, bilimi, teknolojiyi, emeği, ihtiyaç ve talepleri manipüle edici rol oynar, esas olarak temelde oynadığı rol budur. Ve bu rolüyle, yarar-zarar hanesinde, zararları ağır basar. Birde kapitalizm koşullarında emek gücünün, manipüle edilmesi söz konusudur.

Ortaçağda soyluların nasıl yaşadığı, nasılda lüks içinde yaşadığı öne sürülerek, ortaçağın insanlığın yararına olduğunu, insanlıktan kastedilenin de, sadece soylu sınıfı olduğunu, insan olarak da sadece soyluların görülüyor olması, buradan hareketle insanlıktan söz etmek, ahmakçadır, değilse iki yüzlü bir propagandadır.

Dünya nüfusunun toplam beyin gücü 100 birim ediyorsa, kapitalizmde bu %1 oranında kullanılabilir(piyasaya beyin gücü %4 bile olsa, %3'ü belirli bir çıkara şartlandırıldığı ve şartlanmış olduğu için manipülatiftir(örneğin soyguncu küçük bir azınlık olan iktidar ve onların olanaklarından yararlanmak isteyen çevreden, Hürriyet, Sabah, Zürriyet yazarlarından yola çıkarak, potansiyelin nasıl manipüle hale geldiğini kolayca anlayabilirsiniz elbette bu basit bir örnektir, toplumsal manipülasyon çok daha ielri ve etkili düzeydedir), kalır %1). Neden? Çünkü modern köleler için düşünmek lüks haline gelir. Bunun bir çok sebebi vardır, sömürü ve mahrumiyet koşullarında yetişirler, hayatları çok dar alana sıkışır, süreğen geçim kaygısıyla, gelecek ve gün kaygısıyla geçer, beyinler süreğen çaresizlikle, mahrumiyetle meşguldür, en önemli faktörlerden birisi ise, OLANAK sorunudur, kapitalizm olanak tanımaz(%1 ve ondan geçinenler istisnadır tabi) ve kapitalizmin doğası gereği sömürü deposu olarak görülürler, aynen çok çeşitli kitlelerin AKP için oy deposu olarak görülmesi ve bu kitlelerin süreğen manipülasyonu, geri bırakılması, süreğen aldatılması gibi(işte sen bu kesimdensin, bizden önce buzdolabı yoktu, hülooooooğ kesimi)...

İnsan ihtiyaçlarını, gereksinimlerini bilen bir canlıdır. Örneğin uçmak fikri kapitalizme ait değildr, aslında hiç bir fikir kapitalizme ait değildir, insana aittir, dolayısıyla, fikirlerin, ihtiyaçların, gereksinimlerin toplam insan gücüyle karşılanması ile, küçük bir azınlığın çıkarına geliyor ve işine yarıyorsa ancak gündem edilmesi arasında muazzam bir fark vardır... Yanlış bilinen diğer bir gerçek ise kapitalistlerin sözde bulduğu buluşlar parmakla sayılır, o kadar azdır yani. Ancak nasıl ki AKP iktidarın gücüyle buzdolabı yoktu diyebiliyorsa, kapitalistler de sermaye gücünden dolayı, insanlığın yararına olan ne varsa, ne buluş varsa, onu kendi çıkarları için kullanmaya başlarlar, böylece insanlığın yararına olan şey, fiili olarak zararına da dönüşür ve kapitalistler çıkarları esas olduğu için seçicidir de, yani muazzam biçimde insanlığın yararına ama kapitaliste çıkar sağlamıyorsa tercih edilmez, zamanla tüm tercihler kapitalistlerin çıkarına göre dizayn edilir hale gelir ve bütün mesele meta'nın, kapitalistin çıkarları tarafında dönmeye ve esasında insanlık bunların çıkar laboravutarına döner... Kapitalist pazarlama ve toplumsal psikolojik yöntemleri, insanlığın başına gelen en büyük bahtsızlıklardan bir diğeridir, tarifi buraya sığmaz, ama gerçekten sosyal, psikolojik olarak, dizayn olarak da tüketici(!), çaresizleştirici, mahrum edicidir.

Kapitalizm çok ciddi anlamda insanlığın ilerlemesini manipüle eden bir sistemdir de.

Ancak aptal bir insan yarar-zarar meselesini, mevcut lokalite üzerinden yapar, yani örneğin AKP'nin bu ülkeye yararı yok mudur? vardır, yol yaptı, köprüler yaptı, inşaat yaptı, hastane yaptı.... Mantığı görebiliyor muyuz? Ne için yaptı, soygun için yapı, soyulan kim? Ama sonuç olarak o yollar kullanılacak, hastaneler kullanılacak, aha yararlı! Oysa AKP olmasaydı, sistem kapitalizm olmasaydı, o hastaneler yine yapılacaktı, o soygunlar olmasaydı, sömürü olmasaydı, 10 kat fazla sayıda yapılabilirdi...

Neden antik Yunan felsefesinden bu kadar çok söz edilir? Çünkü ilgili dönemde, soylular için olmak üzere bir çeşit demokrasi, bir çeşitli örgütlü yapı sağlanmıştı, böylece hem fikrisel hem de edinimsel kurumsallaşmanın önündeki çok çeşitli engeller kalkmış oldu. Örgütlü yapı sayesinde, akademik kurumsallaşma, toplu fikir alışverişi, sosyal düşünme eylemleri hayat bulmuştu. Elbette bu yapı, tüm insanlığın düşünsel ve sosyal eyleminin yok edilmesi veya saf dışı bırakılması sayesinde idi. Yani demek ki, eğer sadece %1'in enerjisiyle değil, ama %100ün de dahil olabileceği bir enerjiyle, toplam betin gücü ve OLANAK-İMKANLARIYLA geriye kalanlar da mahrum edilmemiş olsa idi, yaklaşık 100 kat olmadı %50 ama her halükarda çok daha yüksek bir oranla daha fazla ilerleme sağlanabilirdi.

%1 ne düşünür? Meşguliyeti nedir? İnsanlığın yararına düşünemezler, kapitalistler açısından insanlığın yararı diye bir ölçüt yoktur, kapitalistliğin doğasında yoktur-kişisel bir durum değildir ve sadece kapitalistin çıkarı vardır. hasılı kapitalistin çıkarına olan insanlığın ararına işlev görür, yararı ise günübirlik, gelip geçici ve yüzeyseldir, aldatıcıdır.

Örneğin dünyadaki toplam beyin potansiyeli, 7.500.000.000, bunun içerisinde sistemden dolayı bu potansyeli kullanabilme oranı ise %2'dir ve bu %2'nin de %99 potansiyeli insanlığın yararına düşünmekle geçmez, 1 paraya ne yaparsa, nasıl kata külle oluşturursa 1 para daha ekler anlayışının strateji, taktik ve politik yol yöntemiyle geçer. Eğer 1 paraya, 1 para daha katma istemi, beraberinde şansa bir ilerleme sağlarsa, edinim ve yetileri yok edilmiş olan, imkan ve olanakları tüketilmiş veya ellerinden alınmış olan 7.5000.000.000 beyin için de bir ilerleme sağlar ancak bu durumda yerleşik olarak kapitalistin sağladığı yarar, verdiği arar yanında devede kulaktır.

neyse uzatmayacağım ancak aptallar ya da bu işten çıkarı olduğu için salağa yatanlar AKP nin varlığının Türkiye'ye muazzam yarar sağladığını, bu varlığın soygun, talan anlayışının, bu toplumu ilerlettiğini, ilerletmesinin sebebinin de, soygun arzusuyla giriştiği işler olduğunu söyler veya buna inanır..

Örneğin AKP iktidarı yerine sosyal, bilimsel ve toplumsal katılımı sağlayan, bununla birlikte kapitalizmin mahrumiyetlerin olabildiğince bertaraf edilebildiği koşullarda bir iktidar olsaydı, toplum daha mı az yarar sağlamış olurdu? Yıldıztozu ya tam bir yandaşsın -ki olmadığı orada- ya da herkesi aptal sanıyor olmalısın, bu zekayla daha ileri gidemiyorsun.

1.000 beyin mi, 2.000.000.000 beyin mi? Potansiyel nerede?

İnsanlık kapitalizm yüzünden, ilerleme potansiyelini %2 gibi kullanabiliyor ve bu %2 potansiyelin sağladığı ilerlemeyi insanlığın yararına olarak görüyorsun, DOĞRU! %2 lik ilerleme de bir ilerlemedir, ama bu %2'nin varlığı, potansiyelin %1 oranında kullanılmasına sebep oluyorsa -ki öyle zira çıkarları uğruna manipülasyon da var, bu da demektir ki %99 potansiyelle de zarar veriyor. Elbette kapitalizmi bir de feodal, köleci sisteme göre düşünmek gerekir, o zaman da yarar oranı hayli yükselir, ama neye göre, feodal siteme göre, demek ki, bilimsel düşünemeyi başarmamız gerekiyor. ben kapitalizmi fedoalizme göre düşünürsem, muazzam bir ilerlemedir, insalığa göre düşünürsem de, muazzam bir frenlemedir. E-göreliğinizden olursanız, beyinleriniz işlevsiz kalır, zira akıl-mantık devre dışı hale gelir ve ilgili yazıda görüldüğü gibi saçmalamaya da başlarsınız

Bazı liberaller de, buluşlar üzerinden yapar bu propagandayı, sonra oturur bir bakarız, neredeyse buluşların tümü de, kapitalistlere rağmen, kapitalist olmayan ve üstelik de kapitalist bir çıkar gözetilmeden yapılan çalışmaların ürünü olduğu ortaya çıkar. Sonra anlaşılır ki, kapitalistlere ait sanılmasının ve kapitalist sebeplerle ortaya çıktıklarının düşünülmesinin sebebi, güçlü olmaları, sermaye gücüyle iktidar olmaları, dolayısıyla da olanaklarını, kendi çıkarları namına ama tabloya bir bütün olarak baktığımızda insanlığın zararına kullanabilme güçleri olduğu için öyle sanılmaktadır. İlerleme onbinlerce yıllık birikimle ve ihtyaç-gereksinimleriyle insanlığındır, kapitalizm ise bunun, küçük bir azınlığın çıkarı namına istismar edilebilmesi üzerine kurulu bir sistemdir. İhtiyaçlar da, emek de, karşılama istenci de toplumsaldır, bu kafa, kol emeği olarak da böyledir. Beyini veren kapitalizm değildir, her insan bir beyinle gelir dünyaya ve kapitalizm beyini veren değil, işlevsizleştirip sizden, sizi, sizden alandır ve eğer o beyin kapitalistin işine geliyorsa, çıkarına uygun ise, bu biçimde sınırlayıp kullanandır da...

Nerede görülmüştür asalağın, sırf yarar sağladığı? Elbette yarar sağladığı da olur, ancak verdiği zarar ile ve hiç olmasaydı ne olurdu diye düşünmek gerekir. Kısaca asalak olmasaydı, ağaç yine olurdu ve asalağın seçkin, manipüle edilmiş ve çerçevesi darlaşan, at gözlüğü misali çıkarı uğruna çalışmak(potansiyelin de muhafakarlaşmasına, ilerlemek yerine mevcut olanın getirdiği kar üzerinden de stakükolaşma, saplanıp-şartlanıp kalma, darlaşmaya-körleşmeye- dönüşür ve ayrıca kapitalist çıkar sağlamıyorsa üzerine düşünmeme ve çalışmamayı da getirir) 10 birim potansiyel ve ilerleme sağlıyorsa, asalaksız çalışmak 100 birim sağlar... Sadece 1 kişinin çıkarına olan şeylerin, tüm diğerlerinin çıkarına, sadece asalağın çıkarına olan şeylerin tümüyle ağacın yararına olduğu propagandası, inancı, akıl tutulmasıdır. Ağacın çıkarları daha geniş bir potansiyeldir, dolaysıyla terazinin ağır kefesi bakımından ağacın çıkarları esastır ve üstelik asalaksız yaşam da, ağacın bir diğer çıkarı olduğu gerçeğini görmek gerekir. demek ki asalaksız yaşam da, ayrıca ve temel önemde insanlığn yararınadır

Kapitalizm, bu konu açısından da insan potansiyelin %1'e indirilmesidir, bir de bunun üzerine kapitalist çıkarların manipüle edici, seçici ve dizayn edici ağırlığı eklenince bu potansiyel, %0,1 gibi rakamlara tekabül etmeye başlar, akıl vurguncuları da, %98'i manipüle etmesi sayesinde varlık gösteren %1'lik oranın kazanımlarını mal bulmuş mağribi gibi propaganda ederken, herkesi aptal sanır veya kendisi de propagandaların kurbanıdır... İşte bir de bu türden soytarıların akıl sağlığına verdiği zararlar vardır, yani kapitalizm salt asalak değil, bir nevi virüs sitemidir de...

Herhangi bir insana, %1 potansiyel mi, %90 potansiyel mi, hangisi diye sorsanız, %90 der... AKP iktidarını düşünün, saray soytarılıklarını, öne çıkan done olarak, basını, medyasını, o küçük azınlığın çıkarları için yok edilen potansiyeli, düşünün, kapitalizmi de böyle düşünün(kapitalizm budur, bölgelere, toplumların bilinç seviyesine göre, soygun, sömürü, talan açısından yöntemler oranlar değişebilir), cilalı olanı, olmayanı arasında elbette fark vardır ancak bütün açısından oluşturdukları fark esası değitirmez. Asalağın, 3 yerine 2 oranla sömürüsü, elbette toplum ve toplam beyin potansiyeli, yaşam biçimi açısından 1 oranlık bir kazanç sağlar, ancak hiç olmamasının getireceği yararı sağlamış olmaz, birazcık akıl, birazcık zeka, birazcık omurga yeterli.

AKP Türkiye toplumu açısından insanlığın yararına mıdır? Bu soruya evet diye cevap vermek mümkün, öyle değil mi? Sorun AKP li vatandaşa(Yıldıztozu gibi düşünürler) size hayır diyecek mi, hemen yararlarını sıralayacaktır, yaptık, ettik vs, sıralamasa dahi, hiç bir iktidar %100 zararlı olamaz, hem mevcut açısından hem de OLMASAYDI ne olurdu sorusunu sorarak düşünmek gerekir.
Ben tekrar ediyorum sömürü sistemleri, elit, soylu asalak azınlıkların egemenliği ve mesele sırf bunları mutlu etmek meselesi olmasaydı, insanlık 5.000 yıl daha ileride olurdu, verili halde insanlık açısından(bir bütün olarak) verdikleri yarar kulak iken, zararları ise devedir, muazzamdır. Kapitalistin kafasının nasıl ve neye çalıştığı, nasıl propaganda yaptığının örneğini görüyoruz, ya insanları aptal yerine koyarlar ya da gerçekten de bu kişiler, aptallaştırıcı politikalar ve propagandaların kurbanı olabilirler.

kartopu
24-02-2021, 12:42
Mars a bir aracın ulaşması İnsanın aklını gücünü yapabileceğini gösteriyor. İşe bir de bu taraftan bakın. Demir yığınını gökyüzünde uçuran binlerce km de denizlerin altına giren insan dünyanın en akıllı canlısı olarak Mars a da bir araç gönderiyor yaşayabilme olasılığı varsa oraya da gidecek.

Bu teknolojik buluşu veya insan aklı insan emeğini Komünizm le eşleştirmek insan ı hiç tanıyamamaktır İnsanı tanımayan Komünizm i de tanımayacaktır. Komünizm i sadece akılsızların uyguladığını sanalar kendi akıllarını kontrol etmeli.

Yıldıztozu
24-02-2021, 14:39
...Sevgili Yıldıztozu,..

Bilgiler için teşekkürler şüpheci üstad..

Herhangi bir insana, %1 potansiyel mi, %90 potansiyel mi, hangisi diye sorsanız, %90 der

Mısır piramitlerini insanlığın %1'i bile ziyaret etmemiştir.
O halde piramitler azınlığa mı hitap etmektedir yoksa insanlığa ait bir miras mıdır?
İşte ben o piramitleri insanlığa ait bir miras olarak değerlendiriyorum.

Aynı şekilde 5 milyon dolarlık lüks bir rollsroyce arabasını da insanlığa ait bir onur olarak görüyorum. Her ne kadar 3-5 kişi sahip olabiliyor olsa da.

Komünizmde lüks kavramı geçersiz. Sadece ihtiyaca bakıyor. Araba için ''ayağımızı yerden kessin yeterli'' denilir. İşte bu düşünce 5 milyonluk rollsroyce üretimini engellemiş oluyor ve insanlığın elinden bunu eksiltiyor.
Komünizmde bu sorun nasıl çözülecek?

Bu arada ben de lüks araca sahip olamıyorum ama sahip olanlardan rahatsızlık duymuyorum. Aksine insanlık neler üretmiş helal olsun diyorum.

Saint-Just
24-02-2021, 14:40
Bu teknolojik buluşu veya insan aklı insan emeğini Komünizm le eşleştirmek insan ı hiç tanıyamamaktır İnsanı tanımayan Komünizm i de tanımayacaktır. Komünizm i sadece akılsızların uyguladığını sanalar kendi akıllarını kontrol etmeli.

Bu ne demek oluyor şimdi anlamadım?

spartacus
24-02-2021, 16:49
Bilgiler için teşekkürler şüpheci üstad..
Mısır piramitlerini insanlığın %1'i bile ziyaret etmemiştir.
O halde piramitler azınlığa mı hitap etmektedir yoksa insanlığa ait bir miras mıdır?
İşte ben o piramitleri insanlığa ait bir miras olarak değerlendiriyorum.

Aynı şekilde 5 milyon dolarlık lüks bir rollsroyce arabasını da insanlığa ait bir onur olarak görüyorum. Her ne kadar 3-5 kişi sahip olabiliyor olsa da.

Komünizmde lüks kavramı geçersiz. Sadece ihtiyaca bakıyor. Araba için ''ayağımızı yerden kessin yeterli'' denilir. İşte bu düşünce 5 milyonluk rollsroyce üretimini engellemiş oluyor ve insanlığın elinden bunu eksiltiyor.
Komünizmde bu sorun nasıl çözülecek?

Bu arada ben de lüks araca sahip olamıyorum ama sahip olanlardan rahatsızlık duymuyorum. Aksine insanlık neler üretmiş helal olsun diyorum.Mısır piramitleri alakasız bir örnek olmuş, %1 ile kastım potansiyelle ilgilidir, ziyaretle ilgili değil, demek %90 potansiyelle olsa, insanlık Ay'a merdiven dikermiş. Diyelim ki bir sistemde, 1.000 işlemci olsun, ama bunların sadece %10'nun elektrik alma dolayısıyla işleme durumu olsun, YARAR SAĞLAR MI! EVET! Çünkü 100 adet çalışır... Kalan 900 işlemci ise, sırf %1 in çıkarları namına işlevsiz kalıyorsa, ZARAR SAĞLAR MI EVET.
O halde; %10'un yararı, 3 birim, %90'nın yararı ise, 27 birimdir.
İsterse o araç, 900 milyar dolarlık olsun, İNSANLIKTAN söz ettiğin an, böyle saçma kıyaslarla yapamazsın, sırf bir kişi 900 milyarlık arabaya binecek diye harcanan emekle, insanlığın yararına 100 kat daha fazla şeyler de yapılır.
"Komünizmde lüks kavramı geçersiz. Sadece ihtiyaca bakıyor. Araba için ''ayağımızı yerden kessin yeterli'' denilir. İşte bu düşünce 5 milyonluk rollsroyce üretimini engellemiş oluyor ve insanlığın elinden bunu eksiltiyor."
İşte bildiğin bir şey yok, savunduğun sistemi bile bilmiyorsun. Konu meta olacaksa, kapitalist ihtiyaca, nasıl, ne gibi çıkarlar elde edebilirim, bana çıkar sağlıyor mu kriteriyle bakar, ihtiyaç olarak bakmaz, başkalarının ihtiyacından gördüğü-anladığı yine kendi ihtiyacıdır o ihtiyacı da paradır ve piyasa olarak, ne kadar pay var, ne kadar satabilir, ne kadar satarsa kazanır temeliyle yaklaşır, bu mantıkla ürettirir, 3 kalem ihtiyaca 10 kalem de üretir, 10 kalem ihtiyaca 3 kalem, 10 kalem ihtiyaca, hiç üretmeyebilir(eğer çıkarına olmayacaksa, kar etmeyecekse) insanlığın ihtiyacı umurunda değildir, kapitalistin üretim anlayışında amaç, ihtiyaç karşılamak değildir. diğerinde ise, ihtiyaç duyanla karşılayan aynı olduğu için, ihtiyaçların karşılanması eylemi esastır, temel ve anlamlı bir farktır bu ve insanın elinde sihirli değnek yoktur, yeter ki amacı ihtiyaç karşılamak olsun, elinden geleni yapmak olsun.

Milyon kere söylemeye gerek yok, farklı dünyaların insanları aynı olmayacaktır, bu doğaldır. kapitalizm ise yabancılaşmadır, sahtedir, sahte istemler, talepler, propagandalar, gündemler bir yığın teknik ve psikolojik sorunlar yumağı oluşturmaktadır, kendi insan modelini yaratır. Kapitalizm olmasa, başka bir sistem olsaydı, o insanlara kapitalist dünya insanının yapısı, şartlanmalarından söz edilse, muhtemel şaşkınlık yaratırdı... örneğin kapitalizm yalnızlaştırır, koşullarla da pekiştirir, mahrum eder, çaresiz bırakır, bu koşullarda bir facebook, bir çoğumuz için karşılanmış bir lükstür, iletişim ihtiyacını karşıladığını düşündüğü bir lükstür de artık. Ama facebook, işin parasındadır, sermaye gücündedir, o da sistemin koşullarından böyle faydalanır, ama kapitalizmin yalnızlaştırmacı, kendi gerçeğine yabancılaştıran(ayranı yok içmeye!), mahrum eden, olanak tanımayan koşullarına mahkum olmamış bir insan topluluğu, aynı taleplerde bulunmaz veya aynı derecede ihtiyaç olarak görmez. Gerçeği varken, sanalı tercih etmez, ihtiyaç duyarsa da, aynı mantıkla aynı biçimde olmayacağı için, ihtiyaç da farklı olacaktır. örneğin hapishanede olan birisi için, 30 yıl öncenin telefonu korkunç ihtiyaçtır ve lükstür, ama dışarıda olan için aynı anlama gelmediği gibi aynı derecede veya aynı ihyiaç anlamına gelmez, neyin lüks olup, olmayacağını da koşullar ve ihtiyaç-mahrumiyet düzeyi belirliyor, fiyatı, altın yaldızlı olup, olmaması değil. Bu konuyu da yanlış bildiğin açık!

Bir diğer saçmalığın ise, ayağımı yerden kessin diyenlerin, 5 milyon dolarlık ürüne engel olduğu inancın, 5 milyonluk arabaya talip oldun da sana böyle mi söylediler? kapitalist satacaksa, üretir, sen talep et, çıkarı olacaksa, kar edecekse üretir, ayağımı yerden kessin diyen zaten onu alamayacaktır, o halde kapitalist farkında ise, satamayacağı kadarını neden ürettirsin? basit düşünerek dahi kavrarsın, "bu iş'te benim çıkarım ne olacak?" kapitalizmin kriteri budur(ki önceki yazımda manipülasyondan kısaca söz etmiştim)... sen ne ile besleniyorsun ki, bu kadar dar, bu kadar kişisel, bu kadar absürt, cahil örneklemeleri üzerinden gidiyorsun, Akit, Sabah vs. olabilir mi?

Cumhurbaşkanı, bilmem kaç bin odalı, aylık gideri bilmem kaç milyon dolarlık, şatafatlı sarayda oturabiliyorsa bu bir onurdur tarzı, insanlığın yararı, bu tür kıyas ve saçmalıklarla ölçülemez. ne yapacaksın şatafatlı sarayı, insana karşı değil de, dağda, bayırda hayvanlara gösterip, mutlu mu olacaksın, üstünlük kompleksine mi gireceksin, kendi, kendini mi yücelteceksin?

Örneğin o söylediğin araba sana göre onurdur bana göre ise %1'in çıkarları uğruna, kalanın köleleşmesinin ürünü olarak toplumsal emeğin, küçük bir azınlığın zevkleri uğruna heba ediliyor olması, o ürünün bedelinin, açlıktan ölen insanlara sebep veriyor ya da bedelinin buna engel olabiliyor olması -diyelim-, bir onursuzluk. Bbakınız ben şu ya da bu olmasın demiyorum, nasıl üretildiği önemli... Nereden ve neye göre baktığımız önemli...

Bir de akıl-mantık önemli, dediğim gibi kapitalizm gibi sistemler olmasaydı, insanlık 5.000 yıl daha ileride olurdu, nokta.
Ortaçağ olmasaydı, insanlık daha ileri olurdu. Senin mantığına göre ORTAÇAĞ SARAYLARININ OLMASI, %1 soyluların, kölelerce yapılmış saraylarda oturması, altın taslar, işlemeli altın, yakut koltukların olması, sana göre insanlık için bir onurdur ve sana göre ortaçağ, insanlığın ilerlemesinde muazzam yarar sağlamıştır. Çünkü, saraylar inşa edebilmiş, kiliseler de dahi altın, yakutlar kullanılabilmiş. Sana göre, %1'in cennet gibi yaşamış olması, servet, lüks içinde yaşayabilmiş olması, yeterli ve sana göre insanlığa hiç bir zararı, alıp götürdüğü bir şey yok. sana göre ortaçağ, insanlığın yararınadır. Bu masallarını insanlık ortaçağda önce soytarılardan, sonra soylulardan, sonra da aristokratlar ve şarlatanlardan çokça dinledi... Aynı masalı okuyorsun....

Lüks arabaya sahip olana bir şey dediğim yok! Komik şeyler söylüyorsun, bu tür dar, kişisel şeylerin gerçekten anlamı yok, ama o helal olsun dediğin ürünü yapan, köleler, onlar da insan...

Şimdi hukuk diyelim ki parası olana göre, yine öyle de bir sınırı var, tamamen öyle olsun, örneğin insan öldürmenin cezası 500.000 TL olsun, al sana onur, al sana insanlığın yararı... mantığın böyle işliyor ve insanlığın yararından anladığın boya, cila... Oysa benim söylediklerim çok daha farklı şeylerdi, insanlığın yararı demek, lüks lokantaların olması demek değildir, her lokantanın lüks lokanta gibi olabilmesidir -ki bu tür kıyaslar da çok saçma, ancak bir yandaşın açısı bu kadar dar ve yüzeysel olabilir, gösterişe dayalı olabilir...

Öncelik, bu önemli bir ayraçtır, lüks bir otomobil, milyonluk saray, lüks otel... insanlığın yararı ölçüsünde bunlar esas ve temel ölçütler değildir, sonuç olarak bu söylediklerini üreten de yine emek gücü. Yine insan üretiyor, asalağın kattığı bir değer yok, ama sistem kapitalizm olduğu için, asalak değer katıyormuş gibi görünüyor. Çünkü güç onda, kendine mal etme koşulu onda, talep eden o değil özünde, gerçekte ise gereksiz bir asalaktır... değeri üreten insan emeğidir, kapitalist ise sömüren. İnsan emek sarf eden bir canlıdır, kapitalist de emek harcar, insan olduğu için, ancak %1 ile geriye kalan arasında muazzam bir oran farkı vardır ve çoğunluğun üzerindeki %1 asalağın varlığı, insanlığın zararınadır. kaldı ki %1, tüm insanlığın ihtiyaçları, emeği üzerinden semirirken, yine üreteni sömürür, ürettiğini, üzerine değer temsil etmeyen kar'ını koyup, tersin geri üretene satar... Bu böyledir, böyle okunmalı, yoksa %1 yarar üretmez demiyorum, her insan yarar üretebilir, toplam emekten, bütünden bakmak zorundayız.

Asalak olmazsa, ağaç yine olurdu, daha iyi olurdu, bu kadar basit. Boşver lüks otomobili, onur lüks otomobille olmuyor, ama çıkarın uğruna kendini satıyorsan, başkalarını kandırıp sömürüyorsan, başkalarını satıyorsan, katakülle koşullu sistem sayesinde, suya, sabuna dokunmuyor gibi görünüyorsan, bunu da bildiğin halde, insanlığı kandırmaya devam ediyorsan, elbette bunca onursuzluğun içinde, kendine lüks otodan, saraylardan, altın işlemeli koltuklardan, babacanmış gibi verdiğin pozlardan, olmadığın gibi görünme ve giyinmeler üzerinden, bir çeşit sahte onur perdesi dikecektin, üfürecektin, bokuu cilalayacaktın. Sahip olmadığın veya kaybettiğin boşluğu böyle doldurmaya çalışırsın, sonunda bununla övünen bir hükümetin de olur(toplumun yarıdan fazlası aç iken -bu bir itbarsızlık göstergesi olmaz-, itibar denen şey sarayın şafatatı haline gelir, %90'ın sefaletle yaşaması itibar, onur meselesi değilken, senin dilinde 5 milyon dolarlık araç senin için itibar ve onuru temsil eder). Yalakalığı, yardakçılığı, güçlü olduğu için soyguncu olana yandaşlığı, soytarılığı, gözünün içine baka, baka yalanı, sahtekarlığı, kendine vazife ve onur sayarsın... (da yanlış anlama ben öyle onur, gururdan söz eden birisi değilim, kriterimde ölçütüm de değildir, zaten ölçüt de değillerdir, yapılana göre söylerim, soytarılığı, şarlatanlığı, sahtekarlığı söylerim, ama bunu öyle ahlaki bir şeyler ifade etmek için söylemem, kediye, kedi demek gibi söylerim, kelime, kavram anlamlarıyla, pratikteki karşılıklarıyla, işaretiyle söylerim. yani birilerinin altın varaklı tuvalete sıçması senin onurun olsa ne, olmasa ne, beni de bağlamaz. mevcut koşullara bakarım, dünyaya bakarım, canlılara bakarım, nasıl yaşandığına bakarım, tarihe bakarım, ilerlemeler nasıl sağlanmış(asıl ve gerçek ilerleme, soylular eliyle değil, efendilerle de değil, aksine efendilere karşı kölelerin, halkların aydınlandığı, ayaklandığı, kendi çıkarlarının farkına vardığı daha doğrusu DÜŞÜNEN İNSAN öznesinin o bahsettiğim potasiyin çeyreğine dahi olsa eriştiği dönemlerdir), yaşamın nasıl üretildiğine bakarım, işlerin nasıl yürüdüğüne bakarım, sonra da analizimi yapar, şu, şu kalemler sorunun kaynağı, bu, bu çelişkiler sistemin kaynağı, bu, bu çelişkiler sistemin de kendisiyle çelişmesi, şu, bu ilişkiler, şu ve bu gibi sonuçlara yol açıyor diye bakarım, İNSANLIĞIN YARARI MI DİYORSUN, İŞTE BU BİÇİMDE BAKABİLMEK, SENİN MİLYON DOLARLIK CİLALI OTOMOBİLİNDEN MİLYON KAT DAHA YARARLIDIR, 10 kişi senin dediğin otomobile binerse kaç mikron, ama milyonlarca insan benim gibi bakmayı sağlarsa, işte o zaman muazzam bir yarar sağlanacak, özünde insanlığın yararı, çevre ve kendinin farkındalığıyla ilgilidir, öncesi budur, insan ne istediğini, neye gereksindiğini bilirse, ilerler, ne istediğini değil de, elit bir azınlığın istekleri ve çıkarları doğrultusunda dizayn olur, şartlanır ise, süreç sekteye uğrar ve aşırı derecede darlaşır, ufuklar kalmaz)

Sen her yanda egzoz dumanlı, allı, pullu, makineden ve efendilerin, köleleri çalıştırdığı dumanlı şehirler hayal edersin, ben ise her yanı ağaçlı, bahçeli, yollarında bisikletlerle insanların dolaştığı, çayırında, çimenlerinde oturduğu şehirler. Sen facebook, bilmem ne gibi yerlerde, gösterişe düşmüş, psikolojik olarak kötürümleşmiş bir dünya hayal edersin, ben ise, o çayırlı, çimenli şehirlerde diz dize oturabilmeyi başaran insanlar, sana göre insanlığın yararı 5 milyonluk arabadır ve %1 ve eşrafını temsil eden saray ve saraylıların nasıl yaşadığı, giydiği göleğin fiyatıdır(ederin bu!), bana göre ise insanların nasıl yaşadığı… sen krallar kral gibi yaşasın diye yırtınırsın, ben ise krallar gibi yaşatanın, krallar gibi yaşayabileceğini söylerim. %1 istiyorsa, %99'da kendisi için istemeyi bilir, lüks derdi varsa-kapitalizm de öncelikler değişiktir, bir gariptir-, emek de onun, üretmek de, istiyorsa, istem varsa, üretecek olanda yine insandır, işte insanlığın yararı... Yediğini, altın klozete sıçmakla bir bok olmuyorsun yani, böyle boktan şeylerle onur kazanmış da olmuyorsun. Kapitalizm koşullarında böyle şartlanıyorsun, ama şartlı olman anlam ifade etmiyor, kapitalist ürününü satma işini böyle pazarlıyor, böyle dizayn oluyorsunuz, bu da anlaşılabilir bir durum, ne verilmişse, onu alıyorsun, ona uygun oluyorsun...

Kapitalizm bir kere hepsini geç, hastalıktır, toplumsal, kitlesel, psikolojik olarak hastadır ve bu hastalığın altında önemli unsurlardan birisi pazarlamadır. İnsanlığı öyle dizayn etmektedir ki, insan her alanda kendisine yabancıdır artık. Reklamlara, pazarlama yöntemlerine bakın, tabi bakmayı bilirseniz, tümü de süreğen işleyen psikolojik olarak kitleleri, hedefteki insanı kötürümleştirme esaslıdır, zaten dizayn edilen insanlar da buna uygun hale gelmiştir, gerçekte ne istediğini bilmiyorsun, senden isteneni bilmek sanıyorsun… Bu da yetmiyor, kapitalizm tam bir yalnızlaştırıcı, çaresiz bırakıcı, mahrumiyet oluştur ki talep etsin, kul, köle olsun esaslı bir sistemdir, bu özel çalışma, kişilerle, iradeyle ilgili değil, sistemin işleyişi açısından böyledir, temelde böyledir, kişiler ve kurumlar da ona göre dizayn olur…

Kapitalizm yürüyorsa, kapitalizmin yürütlebilir bir sistem veya alı, pulundan değil -ki aslında yürümeyen bir sistem-, toplumsal bilincin düşük olması, toplumsal farkındalığın düşük olması, sistemin bu yönde öteden beridir kendisini sağlam kazığa bağlamış olması, yani boşver, tek kaygın olsun, o da insanlığın bilinçlenmemesi, aydınlanmaması -ki zaten gördüğüm kadarıyla da temel kaygın bu, ama uzun vadeli başaramazsınız, o süreç çoktan başladı, bizler de ispatıyız, maymun gözünü açacak...

Yıldıztozu
24-02-2021, 19:06
İsterse o araç, 900 milyar dolarlık olsun, İNSANLIKTAN söz ettiğin an, böyle saçma kıyaslarla yapamazsın, sırf bir kişi 900 milyarlık arabaya binecek diye harcanan emekle, insanlığın yararına 100 kat daha fazla şeyler de yapılır.

Hayır.
1 tane porsche araba üretmek 100 tane fiat araba üretmekten ''insanlık adına'' daha onur verici, daha önemli bir başarıdır.

Porsche arabaya azınlığın sahip olması, bu durumu etkilemez. İsterse o arabayı hiç kimse kullanmasın, yine de insanlığın üretim başarısıdır. Azınlık-çoğunluk durumu bunu etkilemez. Piramit örneğimi de anlamadığın için alakasız zannediyorsun. O örneğim de azınlık-çoğunluğa bakarak insanlık adına karar verilemeyeceğiyle ilgiliydi.

Komünizm herkese araba niyetine dört teker üstüne teneke vaad ederken, kapitalizm insanlık adına porsche vaad eder.
Dolayısıyla komünist fikri insanlığa kabul ettirmeniz çok zor.

spartacus
24-02-2021, 19:45
Hayır.
1 tane porsche araba üretmek 100 tane fiat araba üretmekten ''insanlık adına'' daha onur verici, daha önemli bir başarıdır.

Porsche arabaya azınlığın sahip olması, bu durumu etkilemez. İsterse o arabayı hiç kimse kullanmasın, yine de insanlığın üretim başarısıdır. Azınlık-çoğunluk durumu bunu etkilemez. Piramit örneğimi de anlamadığın için alakasız zannediyorsun. O örneğim de azınlık-çoğunluğa bakarak insanlık adına karar verilemeyeceğiyle ilgiliydi.

Komünizm herkese araba niyetine dört teker üstüne teneke vaad ederken, kapitalizm insanlık adına porsche vaad eder.
Dolayısıyla komünist fikri insanlığa kabul ettirmeniz çok zor.
dediğini üreten insanlıktır zaten, kapitalistin rolü, o emeği sömürmekle ilgilidir, ne zırvalıyorsan artık..
komünizm Güneş'i vaad ediyor, üstelik komünizmde insanlar Porsche kanat takıp, Plütona seyahat edecekler, keyiflerinin kahyası mısın, zaten üreten kim? Sömüren kim, bir eksiği olacak doğru, o da sömürücüsü boş laf yapıyorsun. Eksilen sadece sömüren, insan yine insan, o kadar... Bir de %1'lik ve %9'un da aklının ne yaparsam %1'e yaranır, bol kemik kazanırım yönlü mesaisi eksik olacak, bu kesimde beynini böyle tüketir, haliyle, %99,9 luk potansiylle beyin gücüne ve üretim gücüne sahip olacak, bu muazzam bir fark.

Komünizmde, tüyden otomobil yapacağız, uçan halılarla seyahat edeceğiz, üstelik bedava olacaklar :) O yüzden biz insanlığa komünizmi kabul ettirmeyeceğiz, o sırtındaki asalağı görecek, sırtından atacak, hatta tüyden uçakları, uçan halıları rengarenk Porsche boyası ile boyayacaklar, kıstasın bu ya, al senin istediğin oldu, Porsche boyası da var... Porsche üretir mi, üretmez mi, porsche'u müze mi yapar, insanlık bilir(bakınız Avrupada bakanlar bisiklete biniyor-ha oralarda da komünistlerin ciddi etkisi vardır, kapitalizmde sosyal yarar ne varsa, hiç birisi kapitalizme ait dğeil aslında, komünizm'in esamesi dahi çok şeye kadir-,Türkiyede bakanlar konvoyla geziyor, yani koşullar değişince, insan da değişiyor heleki, komünist insan bilinci, insanı, kapitalizmin pespaye insanı olmaz, kapitalizm olmasa çok daha farklı bir insan ve insanlıkla karşılaşırız, Porsche üretmeyebilir, ama ondan 100 kat daha yararlı şeylere harcar emeğini, olabildiğince de doğaya sahip çıkar, ne zamandan beridir sivrisineklerin varlığı değil de yokluğu sorun oldu?) eksiği yok fazlası çok(asalaksız olacak, eksileni bu) dediğin gibi insanlık üretir, komünizm üretmez, insan üretir, insanın eyleminin de koşulları vardır, demek ki burada mesele koşullarla ilgili, yoksa biz kapitalizm üretir demedik, komünizm üretir de demedik, insan üretir dedik ve nasıl diye sorduk, hangi koşulda üretiyor, koşullar sağlıklı mı değil mi, sağlıksız koşulları gördük, numunelerimizi de aldık, tahlil ettik, analiz ettik, sorunu bulduk Sonra asalaktan söz ettik, insanlığın sırtındaki asalaktan kurtulması, daha ne olsun..

Bu lafızları Akit mantığıyla sen üfürüyorsun. koşul bazlı giriyoruz biz bu konuya, kapitalizm koşullarında diye bakılır...

Sırtında 50 kilo(içi de taş dolu) çuval olan bir koşucu(insanlık), 100 metre koşarsa, ilerler doğru, ama sırtında 5 kilo yük ile koşarsa daha iyi ilerler, daha hızlı ilerler, daha sağlıklı ilerler, kapitalizm sırtında taşıdığı çuvaldır...

Komünizm, koşucunun sırtındaki çuvaldan kurtulmasıdır, gerisini senin de çok sevdiğin insanlık belirler, sana düşen kalan ne? o çuvalı, asalağı sırtından attında mı insanlık adına konuşuyorsun, kıyas yapıyorsun avare...

yazımı okumadan cevap vermişsin, seninkisi düşünce dahi değil, onur da değil bu biçimde, onur sırtında asalak taşımamaktır, onur asalak olmamaktır, onur asalak soytarılığı yapmamaktır, soytarılık edersen, kendine saygıyı da pazar malı etmişsen senin ağzında onur, başka bir hal alıyor zaten gidip dayandığın da gösteriş budalalığına dayalı olan 5 milyon dolarlık Porsche, burada saygınlıktan ziyade, başka türlü duygular söz konusu. en fazla onursuzluğunu örtmek için kullandığın bir çeşit manipülasyon ağzı, yazımda zaten örnekler vermiştim, onur başkalarını kandırarak, insanların açmaz ve çaresizliklerinden, zaaflarından, mahrumiyetinden faydalanarak, istismar ederek, aldatarak, mecbur bırakarak sırtına binmek ve buna dayalı bir sistemi övmek değildir, bu insanlık namına onuru da temsil etmez, onursuzluğun galibiyetini temsil eder...

------------ Bak sana kısa cevaplar verebilirim, anladığın dilden...
Kapitalist sivrisinektir, mesele basittir, insan emeği kandır, kapitalist de sömüren, her ürünü insan üretiyor, sivrisineğe ihtiyacı yok, bunca kalabalığın özü bu basit cümleden ibaret...

Barlas
24-02-2021, 20:42
https://hips.hearstapps.com/hmg-prod.s3.amazonaws.com/images/02-ss300p-3i4-front-1567937037.jpg

Araba mevzusu açılmışken, geçen tesadüfen bir Bugatti Chiron kaç para diye baktım; 50.000.000 TL'ye varmış, almak isteyen olursa:

https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-bugatti-x-clusive-bugatti-chiron-only-for-the-best...2020-823618824/detay

Elli milyon TL - yani eski paraya göre "Elli Trilyon Törkiş Lira."

Bu bir uçak değil, uzay mekiği değil, bildiğin bir "araba" sadece, dört tekerliği, iki kapısı, vitesi, direksiyonu vs. olan bir taşıt işte - bir hayli lüx, hızlı/performanslı tabii.

Ama ne olursa olsun bir araba elli trilyon eder mi? Bence asla etmez. Ama bu parayı verip bu arabayı alanlar var ki, bu araba üretiliyor, ve ülkemizde de satışa sunuluyor.

Elli trilyon etmesi mümkün olmayan bir arabayı insan ne için alır? Bence, "Bakın ben ne kadar da zenginim işte" diye arkadaşlarına hava basmak için alır olsa olsa...

Anlatmak istediğim, bu arabaya verdiğin elli trilyonun karşılığını alabilmen için bu arabanın seni Mars'a götürüp getirebilmesi gerekir mesela - ama böyle bir şey yok. Kısaca israfın daniskası bence.

Yani bir tarafta yiyecek ekmek kırıntısı bulamadığı için "açlıktan" ölen Afrikalı çocuklar, diğer tarafta da hava basmak için "Elli trilyonu" bir arabaya verecek kadar paralı insanlar. :(

Dünya çok adaletsiz bir yer, ama insanın elinden bir şey gelmiyor. Ancak kendi kı*ımızı kurtarmak, elaleme rezil olmamak için ayakta kalma mücadelesi veriyoruz bütün gün.

Yıldıztozu
25-02-2021, 10:15
Kapitalizmde kimse kapitalizm yüzünden aç kalmaz.

Afrikadaki insanlar açsa bunun sebepleri farklı.
1- Doğal sebepler. İklimsel ve coğrafi koşullardan dolayı besin yetişmeyebilir. Bu durumda doğa onları aç bırakmıştır.
2- İnsanın beceriksizliğinden. Besin elde etmeyi beceremeyen insanlara doğal seçilim tarafından çözüm bulunur.

Afrikadaki açlığa çözüm ancak insan müdahelesiyle mümkündür. Bu müdahele için illa komünist sistem gerekmiyor, kapitalizmde de mümkün müdahele etmek. Örneğin Bill Gates vakfı bu müdaheleyi önemli ölçüde yapabiliyor.

Dünyanın en zengin yüz insanının serveti, yarısının servetine eşit olduğu söylenir. Bunlar da yine reel hayata ciddi etkisi bulunmayan soyut rakamlardan ibaret.

spartacus
25-02-2021, 11:56
Akit bilincinin varabileceği son nokta.
Dünyada insanlar, diğer canlılar, doğa, bir bütün halinde Dünya can çekişiyor. Afrikada insanlar kapitalizm yüzünden katlanmış talan, sömürüyle iki kez ölüyor denebilir, aç ve ölüyor, ölmesini bırakın kaç yüzyıl, kapitalistlerce köle yapılan, köle ticareti yapılan, bununla birlikte emperyalistlerce yağmalanan, masabaşında, haritasını emperyalistlerin mülkü bazında, cetvelle paylaşılmış, üstelik o pahalı arabalar, lüks olarak geçen her bir üründe, Afrika'nın kanı olan bir kıtadır Afrika. Çok çeşitli rezervleri, kaynakları, çeşitli kapitalist şirket ve tekellerce gasp edilmiş, açık yağma, talan bölgesidir ve çok çeşitli değerli kaynak ve rezervlere sahiptir, ancak Afrika yoksul, mağdur, çaresiz olmalı ki, yol geçen hanı olabilsin.

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d5/Colonial_Africa_1914_map.png
Hangi bölge, nereyi almış... Ülke olarak görmemeli, emperyalist, kapitalist sömürge bölgeleri olarak görmeli... Tabi Dünya kaynaklarının paylaşımı meselelerinde de kapitalistler, emperyalist tekeller birbirlerine düşmüş, kah masabaşı, kah savaşlarla, anlaşmalarla, konsorsiyumlarla aralarında pay etmişlerdir.

Yahu bir bölgede, kaynakları yağmalarsan, talan edersen, sömürürsen, özel mülk haline getirirsen, o topraklar üzerinde yaşayanların aç ve perişan olması da kaçınılmaz değil mi? Dünyayı talan edersen, yağmalarsan, yağmalarken de kar ve sermaye, sadece yağmalayanın çıkarları dışında hiç bir ölçütün olmaz ise, Dünya üzerindeki canlıların sorun yaşamasından daha doğal ne olabilir? Gün o gün değil, devran o devran değil, devran yağmacıların devranı, ama o gün geldiğinde bu yağmacılar hak ettiğini bulacak, IŞID kafalıalrın mağduru oynaması gibi alçak mağdur edebiyatları da sökmeyecek

Kapitalizm aç bırakır, süründürür, öldürür, doğa kaynaklarının talan edildiği, sömürüldüğü bir ortamdan söz ediyoruz, talan ediliyorsa, yağmalanıyorsa, her türlü kaynak, insan emeği de dahil sömürülüyorsa, akıl var mantık var, bu durumdan olumsuz olarak etkilenecek olanlar kimler? İnsanlar diğer canlılar, doğa... Koşul diyorum ya, koşul, mesele koşullarda, o koşullarda kapitalizm, dolayısıyla kapitalizm ait olduğu çukura(tarihin foseptiği) atılmadıkça, dünya rahat yüzü görmeyecek...

Biliyor ve bekliyordum ne zaman ilaç tekelleriyle boklar yiyen Bill Gates alçağından söz edeceksin diye ki, neyse ki beklentim boşa çıkmadı.İlaç tekelleri bu alçakla işbirliği yapıyor, çok çeşitli, karşılıklı çıkarlar sözkonusu, örneğin Gates'in siması, görüntüdeki babacanlığı, temsil ettiği sektör vs üzerinden gidilebilirse, çeşitli bölgelere onun adıyla gidilir veya girilirse vs.vs...

https://odatv4.com/asi-buldu-diye-sempatik-bulabilirsiniz-11112045.html
"1996 yılında Nijerya'nın yoksul eyaletlerinden olan Kano'da beklenmedik bir menenjit salgını ortaya çıkınca Pfizer bölgeye doktorlarını göndermeye karar verdi. Pfizer doktorları, 11 bin kişinin öldüğü salgının zirve yaptığı sırada Nijerya'ya ulaşmıştı. O sırada şirket Trovan adlı bir ilaç üzerinde çalışıyor ve bu ilaçtan satış rekorları bekliyordu. Bu ilacı ceftriaxone adlı ilaçla birlikte Nijerya'daki salgın sırasında seçtikleri 200 çocuğa verdiler.

Bu tedavi sırasında 11 çocuk kaybetti. Hayatta kalanların pek çoğunda da organ yetmezliği, beyin hasarı gibi ciddi yan etkiler ortaya çıktı. Pfizer'se iki hafta sonra tası tarağı toplayıp Nijerya'dan ayrıldı. Şirket, Trovan nedeniyle yalnızca beş çocuğun öldüğünü iddia etti. Pfizer, bu noktada ilacın başarılı olduğunu, ilacın deneysel bir kullanımda olduğu için ölümlerin doğal olduğunu savundu. Ancak daha sonra orta çıktı ki, çocukların ailelerine ilacın deneme aşamasında olduğuna dair bir bilgi verilmemiş ve onlardan herhangi bir onay alınmamıştı.

Bu belgelerde ortaya çıktı ki; Pfizer, Kano eyaletine yapacağı 75 milyon dolarlık ödemeyi kabul etse de federal hükümete herhangi bir ödeme yapmak istememiş ve bunu engellemek için epey fantastik bir yol seçmiş. Kendilerini soruşturan savcının yolsuzluklarını araştırması için bir dedektif tutmuşlar. Hollywood senaryosu gibi ama tamamen gerçek. Wikileaks'in ortaya çıkardığı belgelerden savcıya yönelik baskı ve tehditlerin bir soruşturma evresine geçtiği anlaşılıyor. Şirketin amacı savcıyı yıldırıp davadan vazgeçirmek. Bu komplonun toplantıları da Amerikan Büyükelçiliği'nde ABD'li diplomatlarla birlikte yapılmış. Yani ABD, bir şirketin ailelere ödeyeceği üç kuruşu kurtarmak için dışişleri yetkililerini seferber edip yerel bir savcıya komplo kurdurmuş"

Buzdağının görünen yüzü(olabildiğince araştırın daha nelerle karşılacaksınız), ilaç, silah, petrol, maden, hatta iletişim, otomotiv tekelleri birde uyuşturucu tümü de aynı bokun çeteleridir ve bunlar ürünleri için uygun ortam hazırlayan türden, gerçek kapitalistlerdir de...

Neden Vakıf diye de sormalı, araştırılırsa, neden vakıflar üzerinden boklar yediğini de rahatlıkla görebilirsiniz. Vergiden kaçmak, para aklamak, çeşitli yan kuruluşlara çok çeşitli bilgiler paylaşmak, çeşitli yan kuruluşlara yasa dışı işlerinde alt yapı oluşturmak, çeşitli kuruluşlara bir çok şeyden muaf altyapı sağlamak, çeşitli yan kuruluşlara çok çeşitli ekonomi, politik propaganda, sözde saygınlıklar kazandırmak, sağ gösterip sol vurmak, insanlığı kandırmak, soygun, talanları namına meşruiyet kazandırmak, insanlığı kendi dümenlerine ortak etmek, çeşitli yollarla para toplamak namına kamudan da nemalanmak vs.

Kapitalist 1 koymuşsa, hesabı 2 almaktır...

Türkiye'de deprem vergisi vardı ne oldu? İşsizlik fonu vardı ne oldu? Kızılay yardımları vardı ne oldu... Bazı alçakların kendi namlarının yürüdüğü ama Vakıf adı altında nam saldıkları kuruluşlarda da işleyiş aynıdır, kapitalist çıkarların esas olduğu hiç bir kuruluşu etiketiyle görmemek gerekir... Kapitalizm denince aklımıza her türlü araç gelmeli, her türlü kurum, örneğin devlet kurumları, ne adına yapılırsa yapılsın, eylemin karakteri kapitalisttir, yani kapitalizm belirliyor, sistem yağma, sömürü temeli üzerine kurulu, sistemin temeli bu, kurumları da ona göre... Ne var burada? yağma var, talan var. Yağma edilen, talan edilen nedir, nelerden, kimlerden yağma edilmektedir? Yağma olursa, talan olursa doğa(bir bütün olarak insanlık da içinde) ne duruma düşer? Aç kalır, açık kalır, biter, tükenir, mahrum bir hayat yaşanır ve biter...

İsimlerle gitmeye gerek yok, atasözü haline gelmiş bör söz yeterince açıktır "kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser", Gates'in Afrikada olan varlığını da altında hangi kapitalist çıkarları yatıyor diye sorgulamak gerekir(örneğin ilaç tekelleri ile olan ilişkilerinde, Afrika ne anlama gelmektedir, araştırın, neden gates üzerinden ve neden ilaç tekelelriyle ilişkiye girdiğinde aklına Afrika gelmiş? araştırın)...

Sonra Gates gibiler yardımcı olabilir diyen her kim ise ya gerçek bir salaktır ya da bir soytarı, tamamen manipülatif, aldatıcı söylem, propagandalar bunlar, gates yardım edince, sorunun kaynağı(kapitalizm, taşan ve yağma sistemi) çözülmüş oluyor mu? taşıma su ile değirmen dönüyor mu?.

Afrika, kapitalizmin eseridir, örneğin doğası yerli, yerinde olan Güney Amerika'da öyledir... Durumu Afrikadan farklı olmayacaktı, ancak bir farkla ki, Güney Amerika toplumu iyi kötü, kapitalizme dair bilgi edinebildi, dünya komünistlerin ve komünist bilincin varlığı sayesinde nefes alma imkanı bulabiliyor. Komünizm fikri, komünistler olmasaydı, Afrikanın feryadı, dünyanın feryadı olurdu, kapitalist dendiğinde sermayesinden öte hiç bir çıkar gözetmeyen ve bunu da iş olarak gören(iş yönetimi, kişisel bakılmamalı) ve öçtülerini sadece ekonomik, girdi-çıktı üzerine işleten anlayış olarak görülmeli.... Gates Afrikaya bulaşmışsa, altından ne gibi bir felaket çıkacağı sorunu, öncelikle Gates'in sümüğünü salyasını saldığı o bölgenin insanların çözmesi gereken bir sorundur...

Kapitalist nasıl düşünür, nasıl düşüneceğini sermaye belirler, örneğin pandemi gibi dönemlerde bu tür kodomanlar, sanki toplumu, insanı düşünüyomuş gibi bir görüntü vermeye, yani o işlere de burnunu sokmaya çalışırlar, KRİZ ANI KAPİTALİST İÇİN FIRSAT anıdır da, kapitalizm istismar üzerine kuruludur, kimsii savaş ister, silah satmak için, kimisi hastalık ilaç satmak için, kimisi cahiller ister çeşitli şeylerini pazarlamak için.

Türkiye'de pandemi başlar başlamaz, bir anda sözde mucitler artmıştır, bunlar, internetten, çeşitli kartlar(elektronik) alıp, derme çatma biçimde dezenfaktan makineleri tasarladılar. Bunların yarısı KOSGEB'den para sövüşlemek için, diğer yarısı da yine KOSGEB'den para sövüşlemek, ama bununla birlikte de dezenfaktan makinelerini satmak içindir.(ben nereden biliyorum, çünkü yazılımları için bana gelenleri var, tarafımca ret edilmişlikleri, hastır çekilmişlikleri ve tanıdğım çevre sayesinde yapmış olduğum araştırmalar var, ihtiyacım yok mu vardı, ama yapamam). Ürettikleri makinelerin, kullanılan kimyasaldan dolayı insan sağlığına çok ciddi zararları olduğunu biliyorlar, bildikleri halde, bir an önce, fırsat bu fırsat bir dönem de olsa kakalamayı planlıyorlar, nasılsa Türkiye bunlara onay verecek, sonra da insanları öldürdüğü anlaşılacak, kimyasal yasaklanacak, o zamana kadar da bir kaç yıl geçecek, bu arada bunlarda hayli sayıda satış gerçekleştirmiş olacak. İnsanlar ölürmüş, o insanların sorunu, kapitalist böyle düşünmez, düşünemez, o sadece iş olarak plan yapar, bu işten karı ne olacak buna bakar, sistemin anti-doğa doğası budur...

Yani sorun Gates, Götes ve salak sorunu değildir, bir bütün halinde sistem ve dünya sorunudur...

Saint-Just
25-02-2021, 13:30
Çok acı bir bilgi notu düşelim,

Kapitalist Emperyalizmin, Afrika'daki zulüm ve katliamlarına en belirgin örneklerinden biri Belçika'nın sömürgeleştirdiği Kongo'dur.

Bir avuç kapitalistin daha fazla kar uğruna çoçuklarda dahil herkesi köleleştirdiği, istedikleri kotaya uygun ürün getirmezlerse ellerini ve ayaklarını kestiği bir örnekdir Kongo.

Bu emperyalist alçaklığın en bilinen fotoğraflarından biri de 5 yaşındaki kızının kesilmiş kulağı ve ayağına bakan babanın fotoğrafıdır.

Kapitalizm'i ve Emperyalizm'i aklamaya ve savunmaya çalışan onursuz alçaklara duyurulur.

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/ec/Nsala_of_Wala_in_the_Nsongo_District.tif/lossy-page1-1280px-Nsala_of_Wala_in_the_Nsongo_District.tif.jpg

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bel%C3%A7ika_s%C3%B6m%C3%BCrgecili%C4%9Fi_alt%C4%B 1nda_Kongo_katliamlar%C4%B1

spartacus
25-02-2021, 14:25
Afrika Gates'in hem sömürü ağının bir parçası, hem fütursuzluk bölgesi, laboratuvarı, hem de kobay faresidir. Şu an vaktim yok, zira dev kapitalistler, işlerini çok ciddi gizlilik altında ve manipülatif biçimde yürütüyor(kalanı bunlara çalışır, ama çoğu, neden bunlara çalıştıklarını, ne ürettiğini bilmezler veya irdelemezler, toplam nüfus, büyük patronların altında kalan her kademe sınıf, kapitalistlere çalışır). Öyle ki; bu hikayemizde, koyunu kesecek olan kişi, onu yakalmak için ağaç dalı uzatmaktadır. Sonrasında ise, kapitalistlerin elinde olan medya, bilim, eğitim, siyaset vb bir yığın kuruluş ve ağ sistemi, kişinin, ağaç dalı uzattığı bölümü gösterip, pazarlar, böylece insanlar, dalı uzatan kişinin ne kadar iyi olduğunu, aç kalmış koyuna yiyecek vermeye çalıştığını düşünmeye başlar. İnsanların gerçek habere, bilgiye ulaşması, gerçekte ne olduğunu öğrenmesi, görmesi, anlaması ise çok zordur. Zira hem koyunu kesen kişi, ağaç dalı uzatarak koyunu kandırdığını ve böylece yakalayıp kestiğini söylememekte-aksine gizler-, hem gündelik yaşamda devreye para girmiştir ve her insan kendisinin para için çalıştığını düşünmektedir -böylece sorgulamaz-, hem de insanların olanakları çok kısıtılıdır ve kaynak edinebilir kaynakların %99'u kapitalistlere aittir, kaynak edinse dert, edinmese dert..

Aslında bu tür yazışmalara hiç bir zaman girmedim, hiç bir zaman bataklığın fareleriyle uğraşmadım, ben bataklığı yazıyorum, kişiler, isimler gelir, geçer ama bazen Akit kafasından öteye geçemeyen kafalar için şart olabiliyor... (bugün Türkiyede devlet -Gatesgillerin ve bunların soytarılarının çıkarları için- tohum yasağı uyguluyor. Eskiden çiftçi ürettiğinden bir payı, tohum olarak ayırır, 1 sene sonra onu eker ve ürünü hasad ederdi. Şimdi ise, devlet baskısı ve zoruyla, genetiğiyle oynanmış, toplam insan sağlığı açısından ne gibi faktörler içerdiği ve içeriyorsa bu faktörlerin kapitalistlerin çıkarlarına nasıl hizmet ettiği belli olmayan, süreli ve tohum yapılamayan(kısır) ürünleri satın alıp ekmek zorundadırlar. Bir gün yasaları kaldırsalar bile ortada kısır olmayan tohum ya bulunmayacak ya da kıtlık sorunu yaşanacak, böylece insanlık, her yandan ve yönden elit bir azınlığa(big boss, büyük patron, büyük mafya, büyük alçak) mahkum edilecektir... Bu tür ürünlerde Gates denen alçağında parmağı ve kazancı vardır ve bu sıçık alçak, sözde bu alanla ilgili olarak(diğer bir çok alanları ise ayrı) gıda ihtiyacını gidermek üzere çalışıyor, ama alçak öyle bir çalışıyor veya pay alıyor ki, ürün özellikle kısırlaştırılıyor. Yani daima bu alçaklara mahkum olacak ve bu alçaklardan satın almak zorunda kalacaksınız. O artık kural koyucu bir tekeldir de sistemi kurmuş, çarkı dönüyordur(Dünya üzerinde bir ülke düşünün, ki bunların dümen suyuna gitmesin. Sonu ne oluyor? Ne gibi sorunlara maruz bırakılıyorlar? çeşitli istikrarsızlık politikaları, çeşitli oyunlar, çok çeşitli planlar, projeler, üstelik 1 taşla 3-5 kuş vuruyorlar, ilaç, silah vb. tekelleri için fırsattan istifade ayrı bir talan bölgesi oluyorlar. peki hangi ülkeleri ele geçiremediler?). Sonra zaten kendilerine ait olan devlet ve benzeri yaptırım ve sözde araştırma vs kuruluşları, medya ve yeminli askerleri ve bir de salaklar ordusu(cehaletin gönüllü askerleri) üzerinden devlet ve toplumsal baskı oluşturuyorlar ve istemlerinin yerine geitirilmesi için bilim kuruluşlarından, kolluk güçlerine kadar uzanan bir yaptırım ağıyla, tüm insanlığın, doğanın, kendilerine bağlı ve bağımlı olmasını sağlıyorlar. Bu alçaklar bunu yaparken de o kadar garip bir yol izliyorlar ki, yaptıkları işi bir hayırseverlik, bir çeşit sosyal yardım, insanlığı düşünmek-miş gibi gösteriyor, pazarlıyor ve insanlığı kandırıyorlar. Bir de bu işlerden yararı olmayan, bu alçaklara hizmet eden, çalışan ama neden hizmet ettiğini, propagandasını yaptığını bilmeyen salaklar ordusu vardır. Bu salaklar ordusu, toplum içinde, farkındalığa, bilinçlenmeye karşı en etkili rolü oynayan kurumlardan birisidir. Sanki beyinleri alınmış gibi... Her ne kadar eğitime sıcak bakmasam da(öğrenimden yanayım, eğitim değil) sistem hayvan eğitir gibi-aynı mantıkla- insan eğitmektedir(her türlü kurumu oluşturmaları, sahip olmaları ve bu kurumlarla insanlığı hamur gibi yoğurmaları, şartlı refleksler, koşulların şartlandırması, oluşturdukları yoksulluk, mahrumiyet, muhtaçlık, yoksunluklar üzerinden ve tersin geri pazarlama vb ağlarıyla maruz kalınan istismarlardan vs)... Tabi bu alçakların, silah, ilaç, gıda tekellerinin işlerine çomak sokarsanız ne olur? şanslı iseniz suikaste kurban gitmezsiniz, ama muhtemel hayatınızı karartırlar, çomaktan kastım söylem değil, söz değil, örneğin herifin kısır tohumuna karşı tohum üretirseniz, ya da alçağın kısır tohumunun ksıırlığını giderirseniz, bir biçimde işleri yürütmelerine engel olmayı başarırsanız, kısaca alternatif üretirseniz vs...

neyse kısaca ve bilhassa asıl tepedeki kapitalistler karpuz gibidir(insanlığın kalan gerisi bunlara hizmet eder), dışı yeşil, içi pembedir(ham olduğu için pembe), her işleri böyledir ve genelde içini görmek çok zordur, ancak o karpuzu yarmayı başardığınızda içini görebiliyorsunuz-ki bu çok zordur, denk gelirseniz kıçından yarmanızı tavsiye ederim, çöpü ve fazlalığı orada oluyor-, haliyle kapitalistler daima yalan, dolan, talan, aldatmak, kendi çıkarları için toplumu da bir birçimde dahil etmek üzerinden politika yapmak durumundadır ve çoğunluk da buna aldanır. Hırsız size hırsız olduğunu nasıl ki söylemez ise, bu da öyle, fiilii planlı, proje haline dönüşmüş ve süreğen bir hırsızlık durumundan söz ediyorum, nasıl saklaması gerekirse, nasıl meşruiyet kazanacaksa öyle yapıyor...

https://www.academia.edu/42781163/Medikal_derin_devlet_ve_Bill_Gates_

"Vur-kaç kapitalizminin en önemli kuralı, denetimden kaçınmak için, ABD'de vakıf ağı kurmaktır. Zaten Amerika'nın ne kadar kartel ailesi varsa, onların o kadar vakıf içinde vakıfları, düşünce merkezleri vardır. Rockefeller ailesi, işin öncüsüdür. Rockefeller Vakfı, ağına düşecek yöneticiler yetiştirmek amacıyla üniversite çağındaki öğrencilere burs temin eder. Böylece toplumu ve modern insan tarihini değiştirmeyi ve yeniden şekillendirmeyi hedefliyorlar . Hayırseverlik kurumlan gibi hareket eden bu vakıfların verdiği bağış ve burslar ile aslında kurucularının çıkarlarına katkıda bulunulur. Bu vakıflar Türkiye'de yönetimde üst kademelere kadar gelmiş bazı kişilere de burs vermiştir. Rockefeller Vakfı, Carnegie Şirketi (New York) ve Carnegie Endowment for International Peace dış politika, propaganda ve hükümetlere sızma konularında büyük fonlar kullanmaktadır."(William F. Engdahl, Seeds of Destuction, Hidden Agenda of Genetic Manipulation, Global Research, (2007), p.257.)

"Rockefeller, sağlık alanındaki hayırsever faaliyetlerin tümünü başlatmıştır ve onların tümünü de kontrol etmektedir. Rockefeller kurumları, tek dünya hükümetine giden yolda sosyal kontrol ve sosyal mühendisliği (soy arıtımı) en önemli vasıtalardan biri olarak görmektedir. Rockefeller Vakfı, Nüfus Konseyi, Dünya Bankası, BM Kalkınma Programı (UNDP), Ford Vakfı ve diğerleri Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte 1990'lı yıllardan beri tetanos ve diğer aşıları kullanarak üremeyi önleyici aşı üzerinde çalışıyorlar . 2000'li yıllardan beri Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Çevre Dairesi, BM Nüfus Fonu, Bill ve Melinda Gates Vakfı bütün insanlar üzerinde kullanılacak kitlesel aşı programları ve GMO ürünleri üzerindeki çalışmalarda işbirliği yapmaktadır."

"Rockefeller, sağlık alanındaki hayırsever faaliyetlerin tümünü başlatmıştır ve onların tümünü de kontrol etmektedir. Rockefeller kurumları, tek dünya hükümetine giden yolda sosyal kontrol ve sosyal mühendisliği (soy arıtımı) en önemli vasıtalardan biri olarak görmektedir. Rockefeller Vakfı, Nüfus Konseyi, Dünya Bankası, BM Kalkınma Programı (UNDP), Ford Vakfı ve diğerleri Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte 1990'lı yıllardan beri tetanos ve diğer aşıları kullanarak üremeyi önleyici aşı üzerinde çalışıyorlar." Gary Allen, None Dare Call It Conspiracy, GSG & Associations, p.211. | Pharmaceutical Research and Manufacturers of America (PhRMA). | Eustace Mullins, Murder by Injection, Omnia Veritas Ltd., (2016) G. Edward Griffin, World Without Cancer: The Story of Vitamin B17, American Media (2010).

"Rockefeller tüm tıp mesleği üzerinde kontrolü ele geçirdi . Bununla da kalmadı, milyonlarca dolar rüşvet vermek suretiyle tüm tıp okulları ve ABD'de her eyaletin lisans kurulunu satın aldı. Rockefeller, Rothschild ve diğer uluslararası bankerler, küresel medikal yapılanmasını kontrol etmektedirler. Henry Kissinger ve Bill Gates'in ön cephede olduğu ortak akıl; şirketleri, vakıfları, araştırma merkezleri, laboratuarları ile sözde hayırseverlik içindeler. Kissinger ve Bill Gates'in vakfı şimdi iki şirket ile birlikte kitlesel bir aşı geliştirme peşindeler . Big Pharma, Bill Gates, Hillary Clinton bu işin arkasındaki derin devlet ekibinden. Rockefeller'in kontrol ettiği gıda endüstrisi, sağlık sigortası endüstrisi, ilaç endüstrisi ve tıbbi yapılanmanın bir uzantısı haline gelmiştir; öyle ki uygun beslenme tavsiyeleri, sağlık sigortası kapsamı, tıbbi araştırmalar, teşhis, tedavi ve alternatif doğal terapilere erişim, siyasi baskıyla, sahtecilikle, rüşvetle ve çalışma lisansını kaybetme tehditleriyle belirlenmektedir (şayet Rockefeller'ın uygun gördüğü ilaçları, kanıtlanmamış cerrahi müdahaleleri ve radyasyon tedavilerini reçeteye yazmazsa). Tüm bunlar sizi hasta, bağımlı ve kuzu gibi kolaylıkla güdülebilen biri haline dönüştürmek üzere tasarlanmış şeylerdir. Sizleri köle yapmaya dönük küresel planlarına dayanamayacak kadar hasta ve bağımlı tutmak için soykırım hedefli programlarının bir parçası olan medikal sektörü kullanıyorlar."

"1970'lerde Henry Kissinger, "Petrolü kontrol ederek ülkeyi kontrol edersiniz, yiyeceği kontrol ederek nüfusu (insan sayısını) kontrol edersiniz" diyordu ve onunla birlikte küresel nüfusun azaltılması ve gıda kontrolü ABD stratejisi oldu. ABD, bu ülkelerin kaynaklarına onlardan daha çok ihtiyaç duyuyordu."

"1970'lerden sonra BM örgütleri ile birlikte insanlar üzerinde denenen aşılar ile çeşitli deneyler yapıldı. 1978-1981 yılları arasında ABD hükümeti tarafından homoseksüellere uygulanan Hepatit B aşısı sonrası HIV mikrobu yayıldı. 1974 yılında, Nixon döneminde Dış İşleri Bakanı olan Henry Kissinger, Ulusal Güvenlik Konseyi içinde Üçüncü Dünya Ülkelerine yönelik nüfus azaltması çalışmasını (NSSM 200 ) başlatmıştı. Bu çalışma, ABD dış politikasının bir parçası olmaya devam etti ve bazı şirketler ve vakıflar bu işe entegre oldu. Bu kapsamda, Bill ve Melinda Gates Vakfı ve Rockefeller vakıfları başı çekti. Nüfus azaltması pandemik uygulamaları ve mecburi aşı programları üzerine kurgulandı. Tıbbi hatalar ve yanlış uygulamalar sonucunda her yıl milyonlarca insan ölmektedir. Bir yılda bu kadar çok insanı öldüren ve zarar veren bir başka endüstri yoktur."

"Global 2000 Raporu'nun yazarı Dr. Coleman , yeni dünya düzeni peşinde olanların 2 milyar insanı savaşlarla yok etmeye çalıştığını yazmıştı. Bankerlerin yarattığı savaşların bizleri yeterince hızlı şekilde öldürmeyişi hakkında yorum yapan Bertrand Russell şöyle demekteydi; "Savaş, bu anlamda hayal kırıklığı yaratır; ancak belki de bakteri savaşı etkili olabilir. Eğer dünyaya her bir jenerasyon boyunca bir veba yayılabilirse, bundan sağ kurtulanlar, dünyayı aşırı kalabalık yapmaksızın yeni canlılara hayat verebilirler. Bu tür bir gidişat, kulağa nahoş gelebilir, ama durum ortada"

"Küresel elitin son hedefine ABD-Çin savaşı üzerinden ulaşacağını ve Çin'e yerleşeceğini beklerken başka bir plan ortaya çıktı; salgın hastalıkla nüfuz azaltması uygularken, insanları ölüm korkusu ile kitlesel aşıya zorlayıp kontrol altına almak. Bu projenin içinde 5G ile herkese dijital bir kimlik vermek, 6G ile düşünce kontrolüne geçmek, parasal boyutta dijital para ile ulus-devletleri borçlandırarak çökertmek var."

"Rockefeller yapılanmasına dahil olan tıbbi doktorlar ve onların diyetisyenleri, sürekli olarak sağlıklı olmayan gıdalar (süt ürünleri, proses yağlar, mayonez, margarin, kahve, vs) öneriyorlar; oysa söz konusu gıdalardaki serbest radikaller dokularda patolojik değişimlere, kardiyovaskuler hastalıklara, kansere ve diğer sorunlara yol açıyor. Rockefeller tarafından proses edilmiş besinler ve toksik ilaçlar, planlanandan daha fazla kansere sebep olur. Rockefeller'ın tıp doktorları, her sene ABD'de onun ilaçları, cerrahisi ve radyasyonuyla 250.000 kanser hastasını öldürüyorlar. Tıpta Rockefeller etkisi medikal tekelin içinde (kanser endüstrisinin denetimi de dâhil olmak üzere) kemikleşmiş durumdadır. Tedavi edilmemiş kanser vakalarının yaşam beklentisi, (Rockefeller'in onayladığı kemoterapi, cerrahi ve radyasyonla) tedavi edilenlerden çok daha yüksektir.

Doktor Grady A. Deal 1995 yılında yazdığı makalede şöyle demişti ; "Yeni Dünya Düzeni'nin uluslararası bankerleri, hükümet-destekli tıbbi soykırım programı olan Ortodoks tıp yapılanmasını kontrol ediyor." Ortodoks tıp doktoru sadece "onaylı" Ortodoks ilaçları, aşıları, cerrahiyi ve radyasyon tedavilerini sağlamaya zorluyor ve bunlar sizi ABD'de hasta ve bağımlı olan nüfusun %95'i içinde tutar ve her yıl 1 milyonun üzerinde Amerikalıyı boş yere ölür. Ortodoks yaklaşımlar; klorun, süt ürünlerinin, kök kanalların, hipo-tiroidin, serbest radikal patolojinin ve tedavisinde kendi yöntemlerini uygulayarak; sizi hasta, bağımlı ve sürekli yeniden hastalanan bir şekilde tutar. Milyarlarca dolar değerindeki ilaç endüstrisi, yasama organını satın almıştır. Kitlesel aşı kampanyalarının, herhangi bir çocukluk hastalığını (çocuk felci dâhil) ortadan kaldırdığı konusunda inandırıcı herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır."

"Yeni Dünya Düzeni ve Tek Dünya Hükümeti projelerinin merkezi, 1921 yılında kurulan ve kendisini bağımsız bir düşünce merkezi olarak tanımlayan ABD Dış İlişkiler Konseyi (CFR). 20. Yüzyılı "Amerikan Yüzyılı" ilan etmişti, 21. Yüzyıl ise Yeni Dünya Düzeni yüzyılı oldu. CFR, Rockefeller, Ford ve Carnegie vakıfları tarafından finanse ediliyor. CFR'ın kurucularından birinin oğlu olan James Warburg 1950 yılında Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde yaptığı konuşmada; "İsteseniz de istemeseniz de zorla ya da rıza ile dünya hükümetini kuracağız'" demişti. Kurulduğundan beri, CFR elitinin yeni dünya düzeni hep gündeminde oldu. CFR üyeliği kamu daireleri ile özel şirketler arasındaki bağlantıları sağlar. Lockheed, Raytheon, Boeing ve General Electric gibi dev şirketler CFR'nın savaş gündeminden trilyonlar kazanırlar. 1975 yılında CFR üyelerinden ABD'li amiral Chester Word yazdığı kitapta , CFR'ın amacının ABD'nin egemenliği ve bağımsızlığı değil tek dünya hükümeti olduğunu açıklamıştı. Ordunun bütün üst rütbeli general ve amiralleri, büyük şirketlerin CEO'ları ve pek çok hükümet çalışanı CFR üyesidir. Bunlar sahnenin gerisindeki gölge hükümettir. CFR üyesi olmayan biri Savunma Bakanı ya da CIA Direktörü olamaz. FEMA, Nüfus Sayım Bürosu, NAFTA, GATT, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler'in tümü, yanıltıcı kurumlardır; yani Yeni Dünya Düzeni, sizin ulusal güvenliğinizi ortadan kaldıracak, sözde doğal afetler yaratacak, ekonominizi daha da bozacak ve belki de öngörüldüğü gibi topyekun bir ekonomik çöküşe sebep olacak, sonunda ulus-devleti de kaybedecek ve siz de denetlenip, tutuklanıp, Birleşmiş Milletler toplama kamplarına konacaksınız. Bu, onların öngördüğü Tek Dünya Hükümeti planıdır. Amerikan filmleri sizi bu düzene hazırlar ve uyutur. Medya silah olarak kullanılır."

"Dünyanın gizli laboratuarlarında üretilen aşıların içine nano-çiplerin konması uzun zamandır Microsoft ve MTI'nin birlikte çalıştığı bir proje . Küresel sermayenin içinde iki isim öne çıkıyor; Henry Kissinger ve Bill Gates. Yeni Dünya Düzeni elitleri 2015'te BM üzerinden bir ütopya geliştirdiler. Bu elitlerin iktidar projesiydi. Bir bağışıklık projesi yaptılar. Dünyadaki herkesi aşılayıp hastalıklara karşı bağışık hale getireceğiz dediler. İlaç sektörü şu an krizde yani ilaçtan para kazanamıyorlar. İşte bu yüzden ilaç şirketleri aşı işine yöneldi. Tıbbi soykırım, Yeni Dünya Düzeni'nin soykırımının bir parçası olarak yeni bir safhaya geçti. Johns Hopkins Üniversitesi. 18 Ekim 2019'de yani Çin'in Wuhan şehrinde coronavirüs çıkmadan iki ay önce, Johns Hopkins Üniversitesi'nde Event 201" Coronavirüs bilgisayar simülasyonu oynandı. Bu programın sponsoru Dünya Ekonomik Forumu ile Bill ve Melinda Gates Vakfı idi. Bill Gates zaten yıllardır on yılda on milyon insanı öldürecek bir virüsün duyurusunu sözde insanlığı uyarmak adına yıllardır yapıyordu. Karar, ID2020 gündemini uygulamaktı."

"Teknoloji dehası Bill Gates bilgisayar yazılım şirketi Microsoft ile servetini yapmasına rağmen, bu işte çocukluk arkadaşı Paul Allen ile ortaklık kurarak başarılı oldu. Gates; Basic ve DOS dâhil bugün bildiğimiz bilgisayar işletim sistemlerinin yaratıcısıdır. Microsoft casusluk işleri için CIA'nın şifrecileri ile birlikte çalışmıştı Dünyanın en zengin ve etkili filiantropistlerinden biri olan Bill Gates, emekli olup eşi Melinda ile birlikte kendini "Bill and Melinda Gates Vakfı" ile dünya genelinde hayırseverlik işlerine verdi. Bill Gates, görünürde filantropik bir plan dâhilinde genetik yapısı ile oynanmış yiyecekler üreterek dünyada açlığın sona ermesi için gayret ediyor. Monsanto ve diğer biyoteknoloji şirketleri Gates Vakfı ve AGRA, Afrika'da genetiği değiştirilmiş ürünler geliştirmeye çalışıyor. Afrika'da Yeşil Devrim İttifakı (AGRA ) ile yeni tohumlar ve gübreler geliştirerek açlığa çare olacağını söylerken, ekonomik ve sosyal nedenleri ile ilgilenmedi. Çünkü açlığın nedeni yiyecek yokluğu değil, insanların yiyecek alamayacak kadar fakir olmaları idi.
Gates'in büyük hissesini aldığı Monsanto Şirketi, Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar (GMO) alanında tekelleşme riski taşımaktadır. GMO tohumları bir yıldan diğerine saklanamamaktadır ve siz bir kere bu tohumların küresel haklarını edindi iseniz artık dünyaya yön verebilirsiniz. Nitekim Uluslararası Mülkiyet Hakları Anlaşması dâhilinde (TRIPS ), çokuluslu şirketlerin özellikle üçüncü dünya ülkelerinden genetik kaynakları ele geçirmesine imkan tanınmıştır . Bugün bu tür yiyecekler öylesine rafları kaplamıştır ki teslim olmaktan başka bir çare kalmamıştır. Bill Gates; Rockefeller Vakfı, Monsanto Şirketi, Syngenta Vakfı ve Norveç hükümeti ile birlikte Norveç'in Spitsbergen adasında bir tohum bankası (Svalvard) kurdu. Bu tohum deposu ile dünyanın en büyük bitki yetiştiricisi ve ilaç firmalarının tohum edinmek için başvurabileceği tek adres yani bir tekel oluşturulmuştur.
Gates Vakfı, Küresel Sağlık Programı ile aşı geliştirerek gelişmekte olan ülkelerde çok çeşitli olan aşıları elimine ederek tekel kurarken, sağlık sistemleri ile ilgili araştırma ve kapasite geliştirme konusunda gönülsüz davrandı . Ya da temelinde gelirin dağıtım sorunu olan sosyal, siyasi ve ekonomik eşitsizlikleri gidermeye yönelmedi. Sağlık ve gıda da olduğu gibi eğitimde de Gates Vakfı aynı kör yaklaşımı sergiledi. 1990'larda Rönesans 2010 programı altında pazara dayalı teknik eğitim veren özel ve küçük okullar için 100 milyon dolar harcadı ama öğrenci yetiştirmek yerine öğretmen yetiştirmeye odaklandı. Öğretmenleri kontrol altına alınması gereken bir grup olarak görünce, onları sistem içinde tutamadı . Gates, öğretmenlerin kalitesine takmışken, okulların kaynak ihtiyacı, müfredat, fiziksel şartlar, okul dışı imkânlar (çalışmak için yer ve zaman, gıda, sağlık vb.) gibi hususları dikkate almadı. Gates'e göre iyi öğretmenler, öğrencileri testlerden yüksek skor alanlardı."

Yıldıztozu
25-02-2021, 15:44
Kapitalist Emperyalizmin, Afrika'daki zulüm ve katliamlarına en belirgin örneklerinden biri Belçika'nın sömürgeleştirdiği Kongo'dur.

Anomali temelli duygusal örneklendirmeler bunlar.

Komünist rejim altındaki katliamlara da bolca örnek verilebilir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kom%C3%BCnist_rejimler_alt%C4%B1ndaki_katliamlar

Afrikadaki açlığın sebebini Ferrari arabalar olarak sunmak manipülatif bir illüzyondur.

spartacus
25-02-2021, 16:39
Çarpıtma... (kapitalist ve neo liberal yalanlar üzerine tartışmıyoruz, ne diyor kapitalistler, savaştır ve savaşlarda insanlar ölür... Çok basit bir örnek vereyim, örneğin Çin'in bilinçi bir biçimde plan yaparak kıtık çıkardığını, bilmem şu dönemde 30.000.000 insanı öldürdüğünü söylerler(bulamazlar bilinçli kıtlık çıkartmak derler vs). Açar, araştırısınız ki, ilgili kıtlık, Çin, İngiliz, Japon sömürgesi iken gerçekleşmiş, yani yıllar, yıllar önce. 1918-1922 yılları arasında 14 kapitalist ülke, Sovyetleri işgal etme planı doğrultusunda işgal harekatı başlatmıştır, bu süreçte yaşanan tüm kayıpları, asker, sivil dahil, SSCB'nin katlettiğini söylemiştir, yine bazen belge sunmuşlardır, bu belgeler araştırıldığında ise ilgili kayıpların 1. Dünya savaşına ait olduğu hatta yer, yer toplu ölümlerin olduğu bölgelerden alınan örnekler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda tarihlenmişlerdir, 2. dünya savaşında yaşanan tüm sivil, asker kayıpları da toplam üzerinden yine SSCB'ye yazılmıştır, oysa o savaşa SSCB dahil olmamış, işgal edildiği için savaşmıştı, Amerika'da dahil olmuştu, ama 2. Dünya savaşında yaşanan kayıpların bilançosu, ne Almanya, ne ABD'ye yazılmadı, SSCB'ye yazıldı... oysa tüm bu savaşları, kapitalistler, dünyayı paylaşamadığı için tezgahlamıştı)

Bu konular ayrı konular, burada manipülatif salaklık ve SAFSATA yöntemini sadece sen uyguluyorsun, teori üzerine konuşuyoruz ve sen sürekli en bildik safsatalara başvuruyorsun, diyelim ki, bir yerde birileri çatışmış, ölmüş, öldürmüş, eee, bu kapitalizme dair söylemleri, teoriyi, olanı, biteni değiştiriyor mu? Trol yöntemleri salaklığın dibini kullanır, bu en kaba saftaları insanlar ya salak olduğu için kullanır ya da trol olduğu için.

Kapitalizmin dünyasında, eğer, insanlık ayaklanırsa, karşılıklı çatışma kaçınılmazdır, çünkü, kapitalizm elini, kolunu sallayarak gitmez, yenilirse de hemen kaybetmiş olmaz, asıl çatışma bir kaç yüzyıl sürebilir... Nelere mal olacağını, neler yaşanacağı vs ise koşullar, pratik ve dönemler belirler. Teori ayrı bir konudur ve olumsuzluklardan teori değil, fiili durumda egemen olan, yani kapitalizm sorumludur, elini, kolunu sallayarak gitmediği için(kapitalizm direnir, kandırdığı milyonlarla yapar bunu, bu tercih de değildir, istem de, amaç da... Üzücüdür, ama karşı taraf söz anlamaz, dinlemez, çatışırsa, kaçınılması mümkün değildir)..

IŞİD'i organize eden ABD, sonra IŞİD'i öne sürerek bölgeye girme taktiğini kullanan ABD... ABD ve diğer ülkelerin öldürdüğü IŞİD'lilere bakıp, adına katliam diyor musun? Çatışanlar, kayıplar verecektir, bu teori değil, şu ya da buna özgü de değil, basit bir etki-tepki pratiğidir.

örneğin Irak petrolünün, Gatesgillerin eline düşmesi ve yeşil dolarları için oyunlar oynayıp, katliam yapılmasına bir çok sebeple karşı çıktık, ama ölen hiç bir IŞİD milatını için katliamdır demedik, katliam olursa da yine sorumlusu IŞİD'in kendisidir dedik. Yani uzlaşmaz ve çatışan tarafların çatışması başka bir konudur, sırf kapitalistler daha fazla para kazansın, daha fazla sömürebilsin diye, envai çeşit yol, yöntem ve oyunlarla, -taraf olmayan, yani çatışan taraf olmayan, TARAFI OLMAYAN- insan hayatlarının karartılması başka bir konu!

Gates'miş, bu sıçığın ne işi var bu konuda? Kim soktu bu sıçığı konuya? Sen Gates yardım ediyor vs deyince, kapitalizm, kapitalizm olmaktan çıktı mı? Teoriler öldü mü, safsata kelimesini kullanmaktan sıkıldım artık. Sen, şimdi de oradan çıktın, başka şeyler söylüyorsun, birde manipülasyondan söz ediyorsun :) Komedi filmi mi çeviriyorsun?

Çok mu merak ediyorsun, eğer biz, yani insanlık, yani halk, bu alçakların düzenine karşı ayaklanırsak, başarırsak, bu piranhaları, sivrisinekler ve rezil sistemleri bizim üzerimize fiili olarak, topyekün olarak, her şeyiyle gelmeceyek mi, zaten gelmiyor mu(ne oldu Wikileaks? bırakın çatışmayı, yarın bir gün, milyonlarca insan sisteme karşı baş kaldırırsa ne olacak, sistem gül mü dağıtacak?)? Bizlere gül mü dağıtacak? Elbette topyekün olarak bertaraf etmeye yönelecek, başaramazsa, bu sefer o bütün güçlerini kullanarak ayaklanacak, bu bir savaş ve bu kapitalizmin, insanlıkla olan savaşı, bizim tercihimiz değil ve işin bu yönünün ne yazık ki teoriyle ilgisi yok...

------ Çok basit ---------------------------------
kapitalizm bir bataklıktır, kapitalist ise bataklığın ürettiği sivrisinektir, mesele basittir, insan emeği kandır, kapitalist de sömüren, her ürünü insan üretiyor, sivrisineğe ihtiyacı yok, bunca kalabalığın özü bu basit cümleden ibaret..

Budur yani, onlar, bunlar, şunlar edebiyatının gereği yok ve insanlığın, haşerelere karşı kendisini koruması da, kurtulma eylemi, istenci de doğaldır...

Yıldıztozu
26-02-2021, 15:15
Bill Gates hakkında aşılara çip takıyormuş diye zırvalayan tiplerin teorileriyle aynı bunlar.
Bu komplo teorileri düz dünya teorileriyle benzer seviyede.

Bill Gates denen adam ''benim az vergi ödemem adil değil, bunu değiştirelim'' diyen biri.
Ayrıca ''çare sosyalizm'' demiş birisi.

Alıntı:

bill gates yıllardır sadece vakıfla yatıp kalkan bir adam. niyet okumak gibi bir derdim yok, o ya da bu niyetle aşılama, sağlık, hijyen, beslenme, eğitim gibi konularla bu vakfın ciddi hizmetleri oldu. yüzlerce stk bu sayede afrika, afganistan ve hindistan'a aşı götürdü, afrika'da kirli suların içme suyuna karışmaması için projeler yaptı, yıllar süren tasarımlar sonucunda içindeki suyu arıtan seyyar tuvaletler yerleştirildi, besine erişim konusunda 10 yıldır çalışmalar yapılıyor. rotary ile yapılan işbirliği sayesinde tüm dünyada çocuk felci neredeyse bitirildi.

bahsedilen kişi dünyanın en büyük kar amacı gütmeyen kurumunu kurmuş, insanlığa kısa-orta-uzun vadede tehdit olan sıtma gibi, pandemiler gibi, küresel ısınma gibi her şey için dünyanın en önde gelen kurumları ve bilim insanlarıyla çalışıyor. bütün bilim dünyası ve bilimsel kurumlar adama müteşekkir.

Khaos
26-02-2021, 18:17
Evzencisi
Fazla tatava yapıyosun

Alt-orta sınıf olduğunu biliyoruz.
Garajında ferrarin yok
Olsa da otabana çıkıp 400 basacak Güven Özveri Tecrüben yok.

10 yıldır seni gibi teknolojinin ne olduğunu bilmeyen
steve voznjak'ı tanımayıp steve jobs üzerinden kapitalizm güzellemesine kalkan ne tipler gördük burda..
Koşulları oluştuğunda bu sistem çöker.
Devrimciler senin gibilerden ne yardım ne de izin almaz.
Meşruiyet sorunumuz yok
Güç sorunumuz var
Senin gibi kendine yabancılaşmış nevrotiklerin ikna edilmesi gerekmiyor.
Toplamadaki etkisiz eleman.

spartacus
26-02-2021, 23:11
Bill Gates hakkında aşılara çip takıyormuş diye zırvalayan tiplerin teorileriyle aynı bunlar.
Bu komplo teorileri düz dünya teorileriyle benzer seviyede.

Bill Gates denen adam ''benim az vergi ödemem adil değil, bunu değiştirelim'' diyen biri.
Ayrıca ''çare sosyalizm'' demiş birisi.

Alıntı:

bill gates yıllardır sadece vakıfla yatıp kalkan bir adam. niyet okumak gibi bir derdim yok, o ya da bu niyetle aşılama, sağlık, hijyen, beslenme, eğitim gibi konularla bu vakfın ciddi hizmetleri oldu. yüzlerce stk bu sayede afrika, afganistan ve hindistan'a aşı götürdü, afrika'da kirli suların içme suyuna karışmaması için projeler yaptı, yıllar süren tasarımlar sonucunda içindeki suyu arıtan seyyar tuvaletler yerleştirildi, besine erişim konusunda 10 yıldır çalışmalar yapılıyor. rotary ile yapılan işbirliği sayesinde tüm dünyada çocuk felci neredeyse bitirildi.

bahsedilen kişi dünyanın en büyük kar amacı gütmeyen kurumunu kurmuş, insanlığa kısa-orta-uzun vadede tehdit olan sıtma gibi, pandemiler gibi, küresel ısınma gibi her şey için dünyanın en önde gelen kurumları ve bilim insanlarıyla çalışıyor. bütün bilim dünyası ve bilimsel kurumlar adama müteşekkir.
Bak yine safsata yaptın. Ben herhangi bir komplo teorisinden söz etmedim, söylediklerim muhtemel gerçeğin binde biridir, ama kişilerle, safsatalarla işimiz yok...

Açlıktan ve açlığa bağlı hastalıklardan insanların çoğu ölüyorken, bir akıllı, neden uzun dönemler itibarıyla mücadele edilmiş ve ülkelerin satın alma gücü oldukça ancak mesafe kat edilmiş bir hastalık için, "kendi" aşısı ve ilaç üzerinden gitmeye çalışır(madem hayırseverler, ilaçları, aşıları bedava dağıtıyor olmaları gerekir)? Üstelik bu akıllı türlü ilişkiler ağıyla ilaç sektörüne bulaşmış ise? Ve neden açlıktan her gün onlarca çocuğun öldüğü Afrika(2017 UNICEF raporuna göre Dünya'da her saniye 1 çocuk, Afrika'da ise her 2 saniye de 1 çocuk ölmektedir)? - bin kere de söylerim, vaktim olunca da eklerim, Afrika yüzlerce yıldır kapitalistlerin sömürgesi olduğu gibi laboratuvarıdır da...

Eğer bir kapitalist özel bölgeler seçip, bedava işler yapıyorsa, heleki iş aşı, ilaç vs ise, altında başka şeyler aramak gerekir(örneğin deney, laboratuvar, hatta hastalık yayma işi dahi olabilir), istisnalara göre konuşmuyoruz...

İlaç tekelleri aşı politikası üzerinden giderse, olabildiğince herkese aşı vurulması hedeflendiği için(kişiler ilgili hastalığa yakalansın, yakalanmasın), kazancı da bol sıfırlı rakamlar oluyor, bu benim bakış açım değil, bu benim düşüncem değil, bu kapitalistin stratejisi...

Sağlık dediğinde Küba'ya da bakmalı, geçmiş yüzyıllarda köle(gerçekten köle, düpe-düz) olan ve çok sınırlı kaynaklara sahip olmasına rağmen, Küba'nın, parayla satıp, önce sermayem diyen Bill Gates'i yok, ama nedendir, sağlık için Gates gibilere de ihtiyacı yok... Demek istediğim sağlık politikasına bakmalı, birde kapitalist tekellerin sağlık politikasına, aralarındaki temel fark birisi sağlık için diğeri ise para içindir. yani kapitalist için hasta=müşteri demek, muşterilerin artması ise en basit kapitalist stratejidir, yapan, eden demiyorum, şu, bu demiyorum, doğası budur diyorum ve yazımda da değindiğim gibi genelde bu tür konular üzerine değil, koşullar üzerine yazarım...

Kısaca her durumda, insan için olanla, para için olan arasında muazzam fark var ve biz insan için diyoruz, küplere biniyorsun, hayvan mısın, nesin?

Vaktimi boşa tüketme, manipülasyon için ortaya attığın hiç bir safsata işe yaramıyor... Ferrarinin tekeri, Gates gibi istirmarcıların(Gates sanırım fırsat bu fırsat, pandemi döneminde çeşitli firmalardan hisse kapmakla meşgul) propagandası yetmiyor...

------ Çok basit ---------------------------------
Kapitalizm bir bataklık, kapitalist ise bataklığın ürettiği bir kene... Mesele basittir, insan emeği kan, kapitalist ise sömüren, her ürünü insan üretiyor, kenelere ihtiyacı yok, bunca kalabalığın özü bu basit cümleden ibaret..

Budur yani, onlar, bunlar, şunlar edebiyatının gereği yok ve insanlığın, haşerelere karşı kendisini koruması da, kurtulma eylemi, istenci de, bilinci de abartısız doğaldır...

ilahimasal
27-02-2021, 16:45
Marsa ----> şuraya buraya araç göndermekteki amac her ne olursa olsun insanlar için hic bir faydası yoktur
Üc bes tane porno izleyicisini tatmin etmek için insanlıgı sömürerek elde edilen gelir ile dunya dışı CANLI arayışı yapanlara , dunya üzerindeki CANLILIĞI yok etme , dunya üzerindeki CANLILIGA bak denir.

Dunya üzerindeki canlılıga , doğaya düşman bu şeref yoksunları ve onların pornocu destekçileri şurada burada göz boyamak ićin yaptıkları girişimlerin destek bulması imkansızdır.

Marsa gönderilen araclar ve diğer benzerleride bilim dahil insanlıga faydası olmadığı gibi zararları çok fazla. Evreni anlamak için faydasız bu girişimleri insan ve dunya dogasını bile anlayayan ahmaklar için çok ama çok fazla.
Önce insan ve dunya dogasını anlamadan , evreni anlamaya çalıştıgını iddia eden bu çirkin faydasız kan emici varlıklar şimdiye dek bir bok elde edebilmiş degillerdir.
Marsta ne buldun ? Bokta boncuk mu ? O kadarda para harcadın halbuki ! Hemde sömürerek.


Çok basit bir örnek
Marsa gitmek için yapılan araçmı
Basit bir ayakabı dukkanında üretilen ayakkabımı

Maksat degerse
Ayakkabı , mars aracından misliyle degerlidir.
Ayakkabı ustasıda , marsa arac üretenden daha degerlidir.
Bu durum , ilac , yiyecek , v.s içinde gecerlidir.

İşin aslına bakılırsa tüm kapitalizm ve onların överek ürettikleri teknolojinin götüne bir fiş ve kabloyla baglı olan elektirige mahkum olduklarını unutuyorlar.
O elektirigin kesintisi yada üretimi bittgi an ürettiginiz oyuncakların alayı sap gibi ortada kalır .
Bu da demek oluyorki , övündüğünüz şeyler basit seyler.

Ben elektirik kesilince , duracak bir ayakkabı görmedim. Ayakkabı sadece bir örnek.

Elektirik ve dolaylı tüm enerji kaynaklarınız bitip tükenince marstaki aracınızda , haberleştiginiz her oyuncagınızda susuverecek.


Önce enerji probleminiz ve ardından kıçınıza don ayağınıza ayakkabı , midenize yiyecek üretecek teknolojiyi kurup sağlam bir sisteme oturtun ve ardından ihtiyac olursa marstır murstur bakın.

O sağlam sistemin adı da belli.
Götüne don , ayağına ayakkabı , midesine yiyecek üretmeyi bilmeyen porno filim izleyicisi tipler , aynı porno izler gibi , " ahanda bah , marsa giduyurlar " diyor.

İleride ortaya çıkıcak , su , yiyecek, giyecek, barınma sorunlarına degilde , o gün gelince bes para eymeyecek teknolojik oyuncaklara bel baglıyorlar.

Şundan eminimki , kapitalizm çökmek üzere ve bu durum aynı depremin bir anda oldugu gibi olucak , iş o bu depremin olduğu anda dışarıda hava soğuk ve dondurucumu olucak ?
Kapitalizmin çöktüğü gün insanın ve tüm doğanın ihtiyacı olacak olan sistem kendini göstericek.
O sistemde faydasız hiç bir üretim olmayacak , marsa araç göndermek ićin bir düşüncen de olmayacak.

Kapitalizmin çöktüğünü fark edebildigim için kendimi çok seçkin hisediyor olmam gayet mutluluk verici.
Hahaytt kapitalizm çok güçlü yıkılmaz , gücünün zirvesinde diyenlere
En güçlü oldugun an en zayıf ve çökeceğin andır diyorum.
Sadece laflamı , tüm dunyaya bakın fark edersiniz zaten.
Sistemin sürekli çöktüğünü ve ortalama 50 senede bir yaptıkları yamalarla ayakta durdugunu , artık yamada tutmayınca. YENİ DUNYA adı altında , kripto paradan , pandemiye, uzayda canlı bulmaktan, başa bir yerde koloni kurmaya dek yaptıkları her girişimin toplumu , kendileri lehinde ayakta tutacağını sanıyorlar.
Bu gün olmazsa yarın çökecek , bu sistemlerine ENERJİ bulmaları olanaksız. Yeni sistemlerinede enerji bulamayacaklar. Ve işleri biticek.

Fazla ve gereksiz üretime ENERJİ bulunamaz
İhtiyaç ve gerekli üretime ENERJİ her an bulunabilir.

O sistemin adıda bellidir.

Barlas
28-02-2021, 14:08
Ev zencisi
Fazla tatava yapıyosun

Alt-orta sınıf olduğunu biliyoruz.
Garajında ferrarin yok
Olsa da otabana çıkıp 400 basacak Güven Özveri Tecrüben yok.

Bana mı seslendiniz Khaos bey, yoksa yanlış mı anladım? :)

Khaos
28-02-2021, 14:37
Bana mı seslendiniz Khaos bey, yoksa yanlış mı anladım? :)

Size değil sn. Barlas

Evzencileri efendiye gönüllü kulluk ederler
Onllar kendilerini biliyor.

Barlas
28-02-2021, 14:49
Pardon o zaman...