PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmet Altan'in Yazisi


vartor
22-06-2007, 18:38
Ahmet Altan'in asagidaki yazisinda gerceklik payi var mi dersiniz?
* *


Askeri çöplük...

Şu günlerde insanlar birbirlerine “allahaısmarladık”, “güle güle” yerine “aman dikkat et,” diyorlar.

“Dikkat et….”

Böyle diyorlar çünkü herkes biliyor ki kendi iktidarlarını ancak kanlı bir karmaşanın içinden çıkartabilecek olanlar, yeni suikastlerden ve yeni katliamlardan medet umuyorlar.

Birilerini öldürecekler.

Türkiye’nin sakin ve düzenli bir ülke olmasına izin vermeyecekler.

Tam herkesin “birileri öldürülecek” tedirginliği yaşadığı günlerde, Amerika’da Türk Ordusu’ndan da iki generalin de katıldığı bir “beyin fırtınasında,” İstiklal Caddesi’nde büyük bir bombalamanın ve Anayasa Mahkemesi eski başkanını hedef alan bir suikastin gerçekleşmesini konu edinen bir “senaryo” tartışılıyor.

Senaryoya göre, PKK bu saldırıları üstlenmiyor ama kamuoyunda bu işi PKK’nın yaptığı inancı “yaratılıyor.”

Ve Türk ordusu Kuzey Irak’a giriyor.

Bu tartışmanın en ürkütücü yanı ise, “ya Amerika PKK liderlerini yakalayıp Türkiye’ye teslim ederse” sorusuna ortaklaşa “sakın ha” diye cevap verilmesi.

Bu senaryoya katılanlar, PKK liderlerinin teslimine karşı çıkıyorlar çünkü bu gelişme “AKP’nin işine” yararmış.

Anlaşılan tarafgirlik o hale gelmiş ki seçimle işbaşına gelmiş bir sivil hükümetin işine yarayan bir gelişme olmasın diye PKK’nın varlığına razılar.

Çünkü şu sırada bir “darbe”nin ya da askeri bir rejime giden yolu açacak olan sıkıyönetim ilanının tek dayanağı PKK’nın varlığı.

Düşünsenize, PKK olmasaydı darbe isteyen cuntacılar ne yapardı?

Ellerinde hiçbir koz kalmazdı.

O yüzden “aman” diyorlar, “sakın PKK’ya dokunulmasın.”

PKK, Kürt halkına nasıl bir yararı olacağı kimse tarafından anlaşılamayan ve açıklanamayan mayınlı saldırılarını sürdürsün.

Sürdürsün ki askeri bir yönetim için elde bir koz bulunsun.

Amerika’daki “fırtınacılar” kitleleri hedef alan “bombalamaları” tartışırken İstanbul’da eski bir astsubay, ordu malı el bombaları ve TNT kalıplarıyla yakalanıyor.

Eski astsubay, emekli askerlerin kurduğu bir “güvenlik şirketinin” de elemanı.

Ele geçirilen bombalar, Danıştay baskınını gerçekleştiren ekibin Cumhuriyet Gazetesi’ne düzenlediği saldırıda kullandıkları el bombalarıyla “aynı seriden.”

Polisler, eski astsubaya bombaları nereden bulduğunu soruyorlar.

O da, “askeri bir çöplükte” bulduğunu söylüyor.

Askeri bir çöplük.

Darbe isteyen cuntacıların bulunduğu bir ülkenin tarifi gibi…

Şimdi bütün bunları birada düşünün.

“PKK’ya dokunulmasın” talepleri, “bombalama” senaryoları, emekli askerlerin zulalarında bulunan bombalar.

Belli ki Türkiye’yi seçimlerden önce kanlı bir kıyma makinesinden geçirecek, insanları öldürecek bir “senaryo” akıllarda dolaşıyor.

Bu işlerde kullanılması muhtemel bombalar da “askeri çöplüklerden” çıkarılıyor.

Bu senaryoda hedef AKP gibi gösteriliyor.

Ama hedef AKP değil.

Hedefin AKP gibi gözükmesinin tek nedeni, bu partinin bütün hatalarına rağmen bu ülkede hala Avrupa Birliği’ni savunan tek parti olması.

Avrupa Birliği’ni savunan hangi parti iktidarda olsaydı, hedef o olacaktı.

Çünkü amaç, AKP’yi devirmek değil, bu “mazereti” AKP düşmanı masum Kemalistlerin aklını çelmek için kullanıyorlar.

Amaç, Avrupa Birliği üyeliğine, özgürlüğe, zenginliğe ve demokrasiye giden yolu kesmek…

Türkiye’de bir darbe rejimi kurmak… Bütün ülkeyi, içinden bombaların, ölümlerin, sıkıyönetimlerin, darbelerin çıktığı büyük bir “askeri çöplük” yapmak.

18 Haziran 2007, Pazartesi *



ahmetaltan@gazetem.ne
* Hrant'in tavsiyesi uzerine yeni bir basliga tasidim

frodo
22-06-2007, 18:56
Sevgili vartor ;

* * * * * Hiç kanımın ısınamadığı bir kesim varsa o da 2.Cumhuriyetçiler olarak
bilinen kesim.

* * * * * Eğer kendinizi tanımladığınız, ona göre kendi konumunuzu belirlediğiniz
"bir şey" varsa ister istemez onu taklit eder, onun hataları üzerine inşa ettiğiniz
politikalarınız da "o"nun varlığına bağlı sakatlıklar içerir. 2 Cumhuriyetçilerin
negatif anlamda referansları Kemalist önderliğin kurduğu Cumhuriyet ve özel
olarak da Kemalizmdir.

* * * * * Bu 'negatif referansa' bağlı sakatlığın ilk görünür şekli, dünyayı doğru
tahlil edememektir. Çünkü "o"nun politikalarının karşısında olmakla kendini
tanımladığın zaman "o" doğruyu söylediğinde sen yanlışı savunur olursun.

* * * * * Ahmet Altan bu kesimin ideologlarındandır ve kişisel görüşüm onu
okumak zaman kaybından başka bir şey değildir.

sargon
22-06-2007, 20:34
Sevgili Frodo,

sanırım zamanın azdı. Çok kısa yazmışsın. Ama söylediklerinden ben ne demek istediğini tam anlayamadım. Belki de bu ikinci Cumhuriyetçilik denen şeyin ne olduğunu bilmememdendir. Ben hala 2. Cumhuriyetçiliğin ne demek olduğunu anlayamadım. Senin yazdıklarından yanlışlarını da anlayamadım.

Ben bu anlayamamazlığım ilen, yukardaki yazı üzerine bir iki kelam edeyim yine de. Bana göre birkaç doğru ve birkaç yanlış var. PKK'nın yeniden eylemlere girişmesinin zamanlaması son derece ilginç oldu. Bir sürü komplo teorisi üretmeye uygun bir zamanlama oldu. Bu eylemler gerçekten de Cumhuriyetçilerin AKP'yi Kürt sorununda ABD'ye yaltaklanmakla suçlayıp seslerini yükselttikleir bir döneme geldi. Irak'a girmek vb. gibi planlara paralel bazı sınır illerinde seçimlerin yapılmaması gibi durumlar bile konuşulur oldu. PKK'nın eylemleri askeri bir rejimi isteyenlerin sayısını da artırdı ve Altan'ın bahsettiği darbeci kesimlerin bolca kullandığı bir malzeme oldu.

Burda bence doğru olan saptama şudur. Ordunun da içinde ve başında olduğu devlet bürokrasisi laiklik üzerinden daha fazla ellerini güçlendiremeyeceklerini anladılar. Ne kadar geniş olursa olsun laiklik politikasının sınırları belli. Belli bir kesimin ötesine gidemiyor. Terör malzemesi ise ulaşılamayan kesimlere de ulaşmanın aracı oluyor. Hiçbir zaman hükümetler düzeyinde, siyasi partiler düzeyinde tartışma konusu olmayan terör konusu bizzat ordu aracılığı ile partiler düzlemine indirildi. Şimdiye kadar bu konu "partilerüstü" idi, "devlet sorunu" idi. Kısacası bu konuda yapılan birçoık manevranın aslında iç politika amaçlı olduğunu düşünüyorum. Kuzey Irak'a girip ABD ordusuyla savaşan bir Türk ordusunu hayal bile edemiyorum.

Yazının yanlış bulduğum tarafları ise şunlar: O evde bulunan eski ordu mensubu astsubay, subay ve bombalar ile ilgili kısım biraz abartılı gibi. Evet bazı Kemalist dernek ve örgütler aşırı bir şiddet yanlısı ve hazırlık yapmaya çalışıyorlar. Bunlar muhtemelen ordu içinde birileriyle de ilişkililer. Baksanıza bu dernek ve örgütlerin hemen hepsinin başında eski askerler falan var. Ama bu grup yakalanıyor ve hakim önüne çıkarılıyor. Yani bunlara göz yummama şeklinde bir durum da var. Bu kısmı Ahmet Altan gözden kaçırmış.

Bir diğer yanlış bulduğum değerlendirmesi ise senaryonun hedefinin AKP değil Avrupa Birliği olduğu iddiası. Doğru AKP nerdeyse AB'yi savunan tek parti gibi ama yazar yine AB politikasının yıllardır ordu tarafından desteklenmiş olduğunu unutuyor. Bir de sanırım DYP de AB'ye karşı değil. Aslına bakılırsa AB'ye karşılık yada yandaşlık biraz konjonktürel bir durum. Bu ayrı bir tartışma ama asıl karşı olunan şeyin AB olmadığı bence gösterilebilir. Asıl sorun demokrasinin istenmemesi, bürokratrik bir egemenliğin sürdürülmeye çalışılmasıdır bence. Bürokrasiye dokunulmasın da Türkiye AB kapısında dilensin, ABD'nin taşeronu da olsun, önemli değildir.

frodo
22-06-2007, 21:02
Ne demek istediğimi senin yazı özetliyor sargon *:lol:

Eğer her sosyal-politik-toplumsal gelişmeyi -olumsuz anlamda-tüm diğer aktörlerden soyutlayıp,
"Kemalist cuntacılara" bağlarsan 2.Cumhuriyetçi olunuyor. Ama bunu yapabilmek için
realiteyi epeyce eğip bükebilme yeteneği gerekiyor.

22-06-2007, 22:03
sargon hocam

umraniye ordu bağlantısını yabana atmamak lazım, basit bir mesele gibi görmemek lazım
bu tür örgütlenmelerin üzerine tam gidilemiyor. uğur mumcunun eşi dönemin emniyet
muduru mehmet ağar dan eşinin katillerinin bulunmasını ister, mehmet ağar '' biz duvarın
ötesinde ne olduğunu biliyoruz, ancak üzerine gittiğimizde o duvar hepimizin üstüne yıkılır ''
yanıtını veriyor. biliniyor ama üzerine gidilemiyor, basitçe eski ordu mensupları heyecan
arıyor dersek bana göre yanılmış oluruz.

bu tür örgütlere nedense evin yaramaz çocuğu muamelesi yapılıyor, polis üzeine gidemiyor
yargı gerekli kararları veremiyor, ümraniye veya benzeri hadiselerde sol örgütler olsa idi
yine aynı hoşgörü olurmuydu.

kanatimce bu ülkede avrupa birliğini istemeyen ve en çok köstekleyenlerin başında ordu geliyor
avrupa birliğine yaklaşılan her adım ordunun biraz daha pasifize edilmesi demek, ordu neden
bu oluşuma destek versinki, rahatlarını neden bozsunlarki, tam üyelikte hiç bir söz hakkı olmayan
sıradan bürokratlar olacaklar, o yüzden destek veren kurum fikrinize katılmıyorum.

bir diğer önemli mesele bu tür hadiselerin sıkça ortaya çıkması, bana göre fetullahın emniyet
içi örgütlenmesinin meyveleri bunlar, eskiden olsa devletçi kadrolar örtbas eder hiç üzerine
gitmezdi, zaten emniyet ve ordu arasındaki soğuk savaş artık herkesçe bilinmekte, emniyet
artık *dinci kadroların elinde olduğu için bu tür kirli çamaşırlar kolay dökülür oldu.

vartor
23-06-2007, 02:02
Hernekadar uzakta kaldiysam da gunluk olaylardan, derin devlet denilen nesnenin *kastedildigini zannediyorum bu yazida. *Olaylarin gelisme sekline bakacak olursak, o kadar da mantiksiz gelmedi Altan'in yazisi. Tabi detaylardan haberim yok, herkes isine geldigini anlatiyor.
* *AB'ye girmekle Askeri gucun otoritesinin azalmasi ne ABD'nin ne de bizimkilerin isine gelir. Kennedy ve Kruscef'in askeri gucu azaltma gorusmelerinin her ikisinin de hayatina mal olduguna ben inaniyorum. Bizde de Menderes hukumetinin ihtilalle lagvedilip bastakilerinin asilmasi, ne bebek ne de kopek davasi olmadigi, Menderes'in "ben orduyu yedek subaylarla bile idare ederim" demesinin neden oldugunu zannediyorum.
* Dunyada dinden sonra ikinci en buyuk beyin yikama mekanizmasi askeriye. Bu muessese de ozgur dusunceyi zincirleyip beyinleri sekillendirmiyor mu?

vys
23-06-2007, 13:49
bi tarafta sebataist gelenekle örgütlenmiş ırkçı milliyetçi eski ittihat terakki uzantısı militarizim,
bi taraftada dinci molla takımı ortaçağ felsefesi fetullah adamları... kim tutar sizi, yürüyün yüzyıl savaşlarının içine yani büyük ortadoğu projesine..
savaş endüstrisi en karlı iş, silah tutacak kin ve nefrete sahip insanlar gerekli..
G8 gibi toplantılar çokuluslu şirketlerin pazarlarını ve paylarını garantiye almak için değil mi?
dünyamızı gezegenimizi paylaşıyorlar, bölümlüyorlar.. ortadoğulu olarak silah endüstrisini canlı tutmamız gerekiyor..