Ahlaksız
20-06-2021, 20:03
174
Bu kitap, tarihin çözülmemiş en büyük sırlarından birinin alışılmamış ve bir incelemesidir: İsa, kimdi ya da ne idi? İnciller bu sorulara doğrudan cevaplar vermez; hem bizim için kaydedilmiş şekliyle İsa'nın hayatı hem de Havarilerin öğretileri ve faaliyetleri, şaşırtıcı çelişkiler ve tutarsızlıklarla çepeçevre kuşatılmıştır. Birçok popüler hikaye ve film, bu sırları sansasyonel bir şekilde dile getirdi. Burada, tarihsel bir dedektiflik hikayesi gibi okunan, temposu yüksek ve birbirine perçinlenmiş şaşırtıcı araştırmasını, Salibi kendisine has, alışılmamış bir tarzda sunuyor. İsa gerçekten nereden geldi? Nerede yaşadı? Niçin İnciller, onun hayatının büyük kısmını sessizce geçiştiriyorlar? Salibi şöyle diyor: "Sahip olduğumuz şey, bir sırdır; Pavlus ve İncillerin İsa'sı kimdir? Hatta, onun ne olduğu bile sorulabilir. Yapmamız gereken ilk şey, ilgili problemin doğasını tanımlamaktır. Sonra, hakikat çizgisini bularak ve bizi nereye götürürse götürsün, onu takip ederek bu sır için bir ipucu aramak zorundayız. Aynı zamanda bu; Matta, Markos, Luka, Yuhanna ve Pavlus'u tanık kürsüsüne çıkarmak ve onları çok güçlü bir sorgulamaya tabi tutmak zorunda olduğumuz anlamına da gelir." Hatta "bir Hıristiyan, Hıristiyanlığın kökenleriyle ilgili kanıt için son çare olarak Kur'an'a müracaat etmeye karşı ayak direyebilir. Ancak, İslâm'ın kutsal kitabı, İsa'dan bol bol söz eder ve bu yüzden, onun konuyla ilgili delilini araştırmadan reddetmek makul bir davranış olmaz... Kur'an'ın ‘Îsâ'sıyla İncillerin Yeşu olan İsa'sı farklı tarihsel kimlikler olup, her nasılsa karıştırılmış olmaları dışında, ortak hiçbir şeye sahip değildirler… Gerçekte ise onun sunduğu malzemenin büyük kısmı, oldukça orijinaldir."
****************
Farklı bir bakış açısı ama sıkıntılı. Açıkcası ben ciddiye alınacak bir şey göremedim.
Yazar İsa'yı Hicaz'a bağlıyor. Farklı İsa'lardan bahsediyor.
Ya dikkat çekmek için böyle bir yöntem izlemiş(başarılı da olmuş.!), ya da kafası karışık olduğu halde böyle bir hipotez ortaya atmış.
Yazarın izlemiş olduğu yöntemi beğenmedim.
Yazarın protestan bir ailede doğduğu belirtilmiş. Protestan olarak mı öldü, bilmiyorum ama benim açımdan bir yazarın dindarlığı, büyük eksidir.
Az önce baktım da, Arap milliyetçisi olduğu da söyleniyor.
İsa'yı Hicaz'a bağlamak için, Arap milliyetçisi olmak lazım aslında.
Yazar, Nebatilerin başkenti Bostra veya Petra dese, bir şey anlaşılır da; Pavlus'un teee Hicaz'da ne işi var?!
Pavlus'un varlığının önkabulü de, başlıbaşına sıkıntı bence.
İnciller üzerindeki çelişkilerden veya Kuran'daki ifadelerden yürümüş ama bu işler böyle yürümez sevgili Salibi.:)
Bu kitap, tarihin çözülmemiş en büyük sırlarından birinin alışılmamış ve bir incelemesidir: İsa, kimdi ya da ne idi? İnciller bu sorulara doğrudan cevaplar vermez; hem bizim için kaydedilmiş şekliyle İsa'nın hayatı hem de Havarilerin öğretileri ve faaliyetleri, şaşırtıcı çelişkiler ve tutarsızlıklarla çepeçevre kuşatılmıştır. Birçok popüler hikaye ve film, bu sırları sansasyonel bir şekilde dile getirdi. Burada, tarihsel bir dedektiflik hikayesi gibi okunan, temposu yüksek ve birbirine perçinlenmiş şaşırtıcı araştırmasını, Salibi kendisine has, alışılmamış bir tarzda sunuyor. İsa gerçekten nereden geldi? Nerede yaşadı? Niçin İnciller, onun hayatının büyük kısmını sessizce geçiştiriyorlar? Salibi şöyle diyor: "Sahip olduğumuz şey, bir sırdır; Pavlus ve İncillerin İsa'sı kimdir? Hatta, onun ne olduğu bile sorulabilir. Yapmamız gereken ilk şey, ilgili problemin doğasını tanımlamaktır. Sonra, hakikat çizgisini bularak ve bizi nereye götürürse götürsün, onu takip ederek bu sır için bir ipucu aramak zorundayız. Aynı zamanda bu; Matta, Markos, Luka, Yuhanna ve Pavlus'u tanık kürsüsüne çıkarmak ve onları çok güçlü bir sorgulamaya tabi tutmak zorunda olduğumuz anlamına da gelir." Hatta "bir Hıristiyan, Hıristiyanlığın kökenleriyle ilgili kanıt için son çare olarak Kur'an'a müracaat etmeye karşı ayak direyebilir. Ancak, İslâm'ın kutsal kitabı, İsa'dan bol bol söz eder ve bu yüzden, onun konuyla ilgili delilini araştırmadan reddetmek makul bir davranış olmaz... Kur'an'ın ‘Îsâ'sıyla İncillerin Yeşu olan İsa'sı farklı tarihsel kimlikler olup, her nasılsa karıştırılmış olmaları dışında, ortak hiçbir şeye sahip değildirler… Gerçekte ise onun sunduğu malzemenin büyük kısmı, oldukça orijinaldir."
****************
Farklı bir bakış açısı ama sıkıntılı. Açıkcası ben ciddiye alınacak bir şey göremedim.
Yazar İsa'yı Hicaz'a bağlıyor. Farklı İsa'lardan bahsediyor.
Ya dikkat çekmek için böyle bir yöntem izlemiş(başarılı da olmuş.!), ya da kafası karışık olduğu halde böyle bir hipotez ortaya atmış.
Yazarın izlemiş olduğu yöntemi beğenmedim.
Yazarın protestan bir ailede doğduğu belirtilmiş. Protestan olarak mı öldü, bilmiyorum ama benim açımdan bir yazarın dindarlığı, büyük eksidir.
Az önce baktım da, Arap milliyetçisi olduğu da söyleniyor.
İsa'yı Hicaz'a bağlamak için, Arap milliyetçisi olmak lazım aslında.
Yazar, Nebatilerin başkenti Bostra veya Petra dese, bir şey anlaşılır da; Pavlus'un teee Hicaz'da ne işi var?!
Pavlus'un varlığının önkabulü de, başlıbaşına sıkıntı bence.
İnciller üzerindeki çelişkilerden veya Kuran'daki ifadelerden yürümüş ama bu işler böyle yürümez sevgili Salibi.:)