PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Protest Bir Akım:Kimlik Kartı Red!


Singularity
09-06-2022, 14:38
Eveet, sevgili din kardeşleriim. Ha, simülasyona inanmayanlara da merhaba. Nasılsınız iyi misiniz? İyi olmanızı ergen simülasyoncumuzdan, ve esas olarak Yang Tanrısından niyaz ederim. Hiç biri yoksa da ben yeterim, sıkıntı yok.

Şimdi bu küreselci proje olarak kölelik sistemi var, duymuşsunuzdur. Herkes köle olacak. Bunu nasıl yapıyorlar? Ekonomik kriz ve gıda krizi sayesinde. Şu anda bu oyunu oynuyorlar. Yani şu anda yürürlükteki proje budur: Kölelik projesi. Hiç öyle "ben köle olmam ki" demeyin, onlar sizi "ben köle olmam" dedirte dedirte kendilerine köle yaptırırlar. Bundan bin yıl önce de, üç bin yıl önce de insanlar "ben köle oluyorum" diye gönüllü köle olmadılar. Onlar ya suçluydu, suçları karşılığı birileri onları satın aldı, veya çok güçlü birine "hizmet etmek" amacıyla yanında çalışmaya başladılar. "Kral bilmem kimin sarayında çalışıyor" adam, ne görevde olduğunun ne önemi var? Köle işte. İşte böyleee.

Şimdi bunu bize nasıl yapmaya çalışıyorlar? Önce? Ekonomik kriz çıkardılar. Herkesi borç batağına sokmaya çalışıyorlar. Evin varsa satamıyorsun, yoksa alamıyorsun. Bundan 10 yıl önce, yaklaşık 10 yıllık çalışmayla ev alabiliyordunuz. Çok değil, bir kaç yıl öncesine kadar da böyleydi, sonra, yaklaşık 20 yıl çalışmayla ev alır hale geldik. Şimdi bakalım, evler olmuş 1 milyon 2 milyon. Ayda bin lira kenara koysanız, 100 yılda ancak bir ev alabilirsiniz. Demek ki, ev almak imkansızlaştı. Satmak da aynı şekilde zor. Peki kiraya verdiğinizde ne oluyor? Devlet kira artışına da sınırlama koyuyor, böylece sahibi olduğunuz evin hayrını göremeyeceksiniz. Satıp paranızı cebinize koysanız, bu defa enflasyon canavarıyla o parayı da devlet yine indiragandi yapacak. Maksat ne? Herkesi parasız hale getirip köleleştirmek.

Geçen sene, maaş anlaşmalı olduğumuz banka bana mesaj atıp duruyordu, "onaylanmış 20 bin lira krediniz için bankamıza...". Yani diyor ki sana kredi lazım olacak, gel al. Almadım. Bu sene rakamı yükseltmiş, "onaylanmış 140 bin lira krediniz için bankamıza...". Rakamı 7 kat artırmışlar. Nasıl bir enflasyon var arkadaş? Maaşlar yüzde 30-50 artarken enflasyon 150-500 gidiyor. Bundan 5 yıl önceye göre bakıyorum dolar bazında yarı yarıya azalma var. Bir maaş bir kiraya anca zar zor yetiyor. Banka hemen oracıkta bitiyor. Amaç ne? Amaç herkesi borç sarmalına, kredi kartı batağına saplamak. Amaç bu. Karın tokluğuna çalıştırmak. Sonra, istemesen de köle olacaksın. Sistem, numara verdiği her insanı söğüşlemenin bir yolunu buluyor mutlaka. Hesapladım kitapladım, bunun için ya benim yaptığım gibi "sonuna kadar" direneceksin, ya da, işte düşündüm, kimlik kartı olmayacak.

Evet arkadaşlar, kimlik kartı olmazsa sorun çözülüyor. Bu çözüm, aynı zamanda bizim yayladaki arazilere kaymakamın muhtarı kullanarak çökmesine ve Araplara pazarlamasına da engel oluyor. Şöyle oluyor, şimdi mesela çocuk olacak, hastanede doğurmuyorsun, doğsa da kimliğe kaydetmiyorsun. Hiç bir yerde ismi geçmiyor, geçse de sahte isimle, başkasının adıyla filan, öyle geçinip gidiyor. Resmiyette evlenemiyor. Ama ne sağlıyor? Şimdi, yasal olarak böyle bir adam yok. Muhtar, yaylaya yer tespiti için gidiyor ya mesela, kimliksiz adam, gitti ona sıktı diyelim, katil oldu, vay hayırsız evlat. Ama, yakalayamıyorsun. Çünkü böyle birisi yok. Bu durum bir çok yabancı için geçerli aslında. Polis yakalıyor, geri bırakıyor, yabancılar şubeye götürüp sınırdışı ediyor. Niye? E çünkü adamın kimliği yok, öyle birisi yok ki. Olmayan birisi suç da işleyemez.

Şimdi, etrafta böyle "kimlik kartsız" adamların olması, sistemin sağlıklı çalışmasını önleyecek, sistem açısından "tahmini imkansız" boşluklar oluşturacaktır. Bunlar böyle derviş gibi etrafta dolaşan tiplerdir. Örnek verelim.

Şimdi cebinde silah var, büyükşehirde dolaşıyorsun diyelim. Yani, silahla büyükşehirde dolaşmamak lazım, kırsalda olur bak. Neyse hata ettin, şehirde silahla dolaşıyordun, polis aldı götürdü. Eee? "Ruhsatsız silah taşımaktan",... Tamam. Eee? Hayır ceza yazacak, isim yok. Aldı hapse attı. Hakim soruyor: "Kimsin sen?". "Kanada vatandaşı bilmemkim". Kimliğin nerde? Yok. Ne yapacak? Geçici kimlik verdi diyelim. Çıkınca atarsın zaten. Çıktın, eve gittin. Daha önceden kesinleşmiş 10 tane cinayetin vardı, ama kimliğin olmadığı için elini kolunu sallayarak çıkıyorsun. Sistem böyle de dandik bir sistem.

Ben bu mesajı Amerika Birleşik Devletleri için yazıyorum, ama eminim diğer ülkelerde de bu şekilde olabilir. Türkiye'yi bilmiyorum, sadece enflasyon açısından örnekledim orasını.

dine mine ne
10-06-2022, 21:08
Şimdi bu küreselci proje olarak kölelik sistemi var, duymuşsunuzdur.


Yeni Dünya Düzeni terimi Batılı siyasetçiler tarafından medyada tekrar tekrar kullanılmaktadır. Yaşanan her şeyin izi, Frankfurt Okulu'nun eleştirel teorisinin belirleyici etkilerine kadar takip edilebilir. Yeni Dünya Düzeninin ana bileşeni, bir dünya inancı yani sıra, nakitsiz ödemelerdir.

Bu kavramın propagandacıları çoğunlukla tanınmış politikacılar olduğundan, bunun tamamen siyasi düzeyde yeni bir yönetim biçimi olduğu, "yeni sorunlar yeni çözümler gerektirir" sloganına göre sorunlu durumların serbestçe çözülmesi olduğu varsayılabilir. Aslında, YDD sürecinde, işlerin eski moda demokratik yollarla yapılması el ele gitmiş gibi görünüyor.

Bu sadece tabiri caizse bir güç değişikliğidir, ancak sözde demokratik koşullar sadece göstermeliktir; gölge hükümet terimi burada devreye girmektedir, yani devlet içinde devlet. Bununla birlikte, iktidar saplantısının tipik doğası nedeniyle, bunun devletin korunmasından çok parçalanmasıyla ilgili olduğu söylenebilir. Avrupa'da monarşi hüküm sürdüğü sürece, onu ortadan kaldırmaktan daha acil bir çıkar yok gibi görünüyordu.

Artık sözde demokrasi kök salıp yerleştiğine ve görevini yerine getirmekte başarısız olduğuna göre, iktidar böylece YDD'ne geçebilmiştir.

Monarşi yok, demokrasi yok, o zaman ne var?! Bu sorunun gereksiz olduğuna inanıyorum, çünkü geriye fazla seçenek kalmadı. Faşizm ve komünizmin ortaya çıkmasıyla birlikte, bu iki totaliter yönetim biçimi arasındaki fark artık anlaşılamaz hale gelmiştir. Politik tanımıyla, birkaç dünya yöneticisi (diktatör) olan bir oligarşidir (azınlığın yönetimi).

Yeni Dünya Düzeninin kur yapması, insan haklarının küreselleşmesi anlamına gelmiyor, sadece şu talepten başka bir şey değildir: iktidarı bize devredin! Gücün bu şekilde yeniden dağıtılması kaçınılmaz olarak, kültürleri de dahil olmak üzere önceki tüm sistemlerin yıkılmasıyla sonuçlanacaktır. Her halükarda, zamanı geldiğinde tiranlıktan söz edilebilir. Ancak bu fikir güçlülerin aklına daha dün gelmiş bir şey değil, sinsice ve adım adım gizlice uygulanan eski bir projedir. Zararsız bir terim olan küreselleşme olarak da bilinen YDD, tüm sistemlere sızarak ultra diktatörlük kurmayı amaçlayan bir komplonun nihai hedefıdır.

Medyalarının görevi bizi ikna etmektir. Dünya faşistlerinin ve onların YDD'nin hedefi: "Tek dünya halkı, tek dünya imparatorluğu, tek dünya hükümeti ve tek dünya para birimi", burada sadece tek bir bilince izin verilir ve grup bireyden üstündür. Bu cümle bize hemen Nazi sloganını hatırlatıyor: "Tek halk, tek imparatorluk, tek lider." O zaman diktatörlük tek bir ülkeye indirgenmişti, ancak bu sefer dünya çapında birkaç Hitler'imiz (= uluslararası sosyalizm) olacak.

Bu gölge hükümetler, küreselleşme bahanesi altında demokrasinin ortadan kaldırılmasını, dünya çapında güç nüfuzunu ve kendi özel karlarının maksimize edilmesini hedeflemektedir. Özel mülkiyete artık tahammül edilmemekte ve bu nedenle son derece yüksek ücret ve harçlar yoluyla imkansız hale getirilmekte veya ortadan kaldırılmaktadır.

Bunların beyni, hedeflerini gerçekleştirme konusunda ne vicdana ne de ahlaka sahiptir. İnsan kitlelerinin eşitlenmesi (aynı zamanda dünya para birimi aracılığıyla) ve dünya çapında küçük bir Mason elitin egemen olduğu totaliter bir sistemin yaratılması, bireyi, yani eşsiz bir birey olarak insanı ortadan kaldıracaktır. Bildiğimiz tüm toplum biçimlerinin çöküşünün ve insanların güçsüzleştirilmesi sürecinde, ortaçağ feodal sisteminde olduğu gibi yalnızca kölelerin ve prenslerin tanınacağı karanlık ve sadist bir çağa girmenin eşiğindeyiz. Federal Rezerv Sistemi de dahil olmak üzere özel kurumlar tarafından merkezi bankacılık sistemlerinin kurulması, komplo teorisyenleri tarafından dünyanın kontrolünde önemli bir adım olarak gösterilmektedir.


Bugünün Dünya Bankası ve IMF'si (Uluslararası Para Fonu: ABD'nin dış politikasını kontrol eder), ülkelerin hiçbir zaman içinden çıkamayacakları ve her zaman yoksul kalacakları (devlet ve vatandaşlar nesiller boyunca köle benzeri bir mülkiyet ilişkisine girerler) toplam borçlanmalarını sağlar. Bu da onları şantaja müsait hale getiriyor ve kaynaklarını küresel şirketlere vermek zorunda kalıyorlar. Sonra derecelendirme kuruluşları ortaya çıkıyor ve ikaz parmaklarını kaldırıyorlar.

Dünya Bankası'nın kredi olarak verdiği paralar hiçbir zaman ülkelerin kendilerine gitmemekte, sadece seçkinlere hizmet eden aşırı pahalı tesisler olan sözde "altyapı projelerini" gerçekleştirmek için kullanan büyük Amerikan şirketlerine gitmektedir. Alıcı ülkenin nüfusu bundan hiçbir şey elde etmiyor, sadece borç ve faiz ödemeleri onlara kalıyor. Bu dramatik durum, YDD'nin bir belirtisi olarak da değerlendirilebilir.