PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tekrar Müslüman oldum


Kozmik Perspektif
15-08-2022, 21:30
Bu burada sevimsiz bir post olacak belki ama yazma ihtiyacı hissettim. Tekrar Müslüman oldum. Uzun zamandır ateisttim. Ateistforum'da da Tasvir-i Efkâr ve Şövalye rumuzlarıyla yazmıştım.

Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim. Ateizmde ahlak problemi inançsızlığımın ilk zamanlarında da kafama takılan ve kesin bir cevap bulamadığım bir meseleydi ama açıkçası buna bir gün cevap bulacağımı düşündüm, görmezden gelme ve kendimce açıklamalar üretme yoluna gittim, ama sonra bunlardan kaçmanın bir yolu olmadığını fark ettim. Aksiyolojik argümandan hareketle yapılan Tanrı kanıtlamalarını ve bunlara verilen cevapları okudum, tartışmaları izledim ve bunlar üzerinde uzun bir müddet düşündüm ve aksiyolojik argümanın teizm için güçlü bir felsefî delil teşkil ettiği kanaat getirdim. Dinî konuları araştırırken gördüğüm bir diğer delil olan evrenin potansiyeli delili de mantıklı geldi. Bu delil kısaca yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin evrenin potansiyelinde var olmasını teizmin daha iyi açıkladığını söylüyor. Tabii bunları okuduktan sonra hemen teist olmadım çünkü teizmde de saçma bulduğum şeyler vardı, ama bunları sorguladıkça Tanrı fikri mantıklı gelmeye başladı. Müslümanlarla yaptığım tartışmalarda Tanrı paradokslarına tatmin edici cevaplar da bulmuştum. Ama deizm de mantıksız geliyordu; Tanrı varsa insanı öylece yaratıp bırakmış olamaz. Tanrı varsa o zaman öteki dünya da olmalı ---> öteki dünya varsa o zaman din de göndermeli ---> ama mevcut dinlere baktığımızda insan ürünü olduğu görülüyor ---> o zaman Tanrı'ya inanmak mantıklı değil şeklinde düşünce algoritması izlediğim için Tanrı fikrine de mesafeli duruyordum. Böyle kafa karışıklığı içinde yıllar geçti. Yıllar geçtikçe dinden kopan gençliğin akın akın feminizm, veganizm, SJW aktivizmi, LGBT ideolojisi ve kedi/ köpekperestlik gibi abuk sabuk akımlara kapılmaları daha fazla dikkatimi çekmeye başladı ve bu da beni ateizmin ve sekülerizmin toplum için pek hayırlı olmadığı sonucuna götürdü. Müslümanlar kendini çağdaş, medeni ve ilerici sayan bu güruha göre daha mantıklı, sağduyulu ve aklıselim göründü gözüme. İslam'ın aileyi, nesli ve toplumu koruyan olumlu yönlerini görmeye başladım. Gerek Batı'da gerek Doğu'da feministlerin kadın mağduriyetlerini istismar ederek kadın faşizmi ve erkek düşmanlığı yaptıklarını ve eşitlikten ziyade ayrıcalık peşinde koştuklarını gördükten sonra bu güruhun İslam'a kendi bakış açılarıyla getirdikleri eleştirilere de daha sorgulayıcı bir gözle bakar oldum. Bütün bunlar beni İslam'a yeniden yaklaştırdı ve İslam'a yeniden ilgi duymaya başladım. Dinden çıkmama sebep olan konuları araştırdım. Youtube'dan Müslümanlar ve ateistler arasındaki pek çok tartışmayı, cevap/ reddiye videolarını izledim. İslam'a, Kur'an'a yöneltilen birçok eleştirinin mantıklı açıklamalarının olduğunu gördüm. Bu açıklamalar İslam hakkındaki olumsuz görüşlerimin genel olarak güvenilirliği şüpheli olan hadislere ve yanlış yorumlanmış bazı Kuran ayetine dayandığını anlamamı sağladı. İslam'la ilgili her soruma henüz tam cevap bulabilmiş değilim, hâlâ okuyor ve araştırıyorum, ama bulduklarım beni İslam'ın doğru din olduğuna ikna etmeye yetti.

Biraz uzun hikâye oldu ama İslam'a dönüş yolculuğumu bu şekilde özetleyebilirim.

İslam'la birlikte her şey benim için mükemmel bir şekilde anlam kazandı ve hayat daha anlamlı hale gelmeye başladı. Zaten ateizm bana hiç yaramamıştı. Ateistken hayata daha kötümser bakıyordum. Her şey kasvetli ve anlamsız görünüyordu. Özellikle hayatın hiçbir nesnel bir anlamının olmaması, ölümden sonra yok oluş düşüncesi, zalimin izzetinde, mazlumun zilletinde kalıp bu dünyadan göçüp gittiğini düşünmek beni karamsarlığa itiyordu. Şimdi zihnim rahatladı, uzun zamandır yaşamadığım bir iç huzuru hissediyorum. İslam başıma gelen en iyi şey!

bilgivehis
15-08-2022, 22:04
Kendi karakterini kazanma yetin olmadığı için kendini boşlukta hissettin.
Bu boşluğu doldurman gerekiyordu, yoksa yaşam anlamsız ve sana acı veriyordu.
Bunun için yani irade zayıflığı yüzünden en kolay ve kendine göre güvenli olanı seçerek müslüman oldun.
Kendi zaafını dinleyip müslüman olman normaldir, ancak bu zaafları güçlendirme yollarını denemedin.
Kendince denediğini ve gerekli araştırmayı yaptığını düşündün.
Oysa şu yazından da anlaşıldığı gibi aslında dinden hiç kopmadın.
Koptuğunu düşünerek kendini kandırmaya çalıştın.
Öyle ki, kafandaki kutsal ahlak yapısının seni esir aldığının farkında bile değildin.
Bu yüzden aslında şu anda başladığın yere yani dinleri sorgulama noktasına henüz yeni geldin.
Lakin sorgulamak senin için çok şey ifade etmediği anlaşılıyor.
Çünkü kendi karakterini bir tanrıya teslim ederek mutlu olmayı yeğliyorsun.
Yani bir anlamda kendi iradenle özdeşleşen mutluluğu gerçeklere tercih ediyorsun.
Oysa bir ateist gerçekleri kavramakla mutlu olur.

marcos
15-08-2022, 22:29
Ne olursan ol ister ateist ister teist ister müslüman ister hristiyan ötekileştirme ötekileştirenlerden olma.

Unutma kedi/köpekperestlik diye bir şey yoktur.Doğaya saygı duyanlar doğaya karşı duyarlı olanlar vardır.Bu durumunda ateistlik müslümanlık vesaire ile ilgisi yoktur.Keza veganizmde öyledir.Müslüman olman et sektöründen yana olmanı gerektirmez.

Feminizm içinde durum aynıdır.Ateist olmanın feminizm ile ilgisi yoktur.Siz hiç maço ateist görmemiş olmalısınız.

Baskoylu
16-08-2022, 01:28
Bu burada sevimsiz bir post olacak belki ama yazma ihtiyacı hissettim. Tekrar Müslüman oldum. Uzun zamandır ateisttim. Ateistforum'da da Tasvir-i Efkâr ve Şövalye rumuzlarıyla yazmıştım.

Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim. Ateizmde ahlak problemi inançsızlığımın ilk zamanlarında da kafama takılan ve kesin bir cevap bulamadığım bir meseleydi ama açıkçası buna bir gün cevap bulacağımı düşündüm, görmezden gelme ve kendimce açıklamalar üretme yoluna gittim, ama sonra bunlardan kaçmanın bir yolu olmadığını fark ettim. Aksiyolojik argümandan hareketle yapılan Tanrı kanıtlamalarını ve bunlara verilen cevapları okudum, tartışmaları izledim ve bunlar üzerinde uzun bir müddet düşündüm ve aksiyolojik argümanın teizm için güçlü bir felsefî delil teşkil ettiği kanaat getirdim. Dinî konuları araştırırken gördüğüm bir diğer delil olan evrenin potansiyeli delili de mantıklı geldi. Bu delil kısaca yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin evrenin potansiyelinde var olmasını teizmin daha iyi açıkladığını söylüyor. Tabii bunları okuduktan sonra hemen teist olmadım çünkü teizmde de saçma bulduğum şeyler vardı, ama bunları sorguladıkça Tanrı fikri mantıklı gelmeye başladı. Müslümanlarla yaptığım tartışmalarda Tanrı paradokslarına tatmin edici cevaplar da bulmuştum. Ama deizm de mantıksız geliyordu; Tanrı varsa insanı öylece yaratıp bırakmış olamaz. Tanrı varsa o zaman öteki dünya da olmalı ---> öteki dünya varsa o zaman din de göndermeli ---> ama mevcut dinlere baktığımızda insan ürünü olduğu görülüyor ---> o zaman Tanrı'ya inanmak mantıklı değil şeklinde düşünce algoritması izlediğim için Tanrı fikrine de mesafeli duruyordum. Böyle kafa karışıklığı içinde yıllar geçti. Yıllar geçtikçe dinden kopan gençliğin akın akın feminizm, veganizm, SJW aktivizmi, LGBT ideolojisi ve kedi/ köpekperestlik gibi abuk sabuk akımlara kapılmaları daha fazla dikkatimi çekmeye başladı ve bu da beni ateizmin ve sekülerizmin toplum için pek hayırlı olmadığı sonucuna götürdü. Müslümanlar kendini çağdaş, medeni ve ilerici sayan bu güruha göre daha mantıklı, sağduyulu ve aklıselim göründü gözüme. İslam'ın aileyi, nesli ve toplumu koruyan olumlu yönlerini görmeye başladım. Gerek Batı'da gerek Doğu'da feministlerin kadın mağduriyetlerini istismar ederek kadın faşizmi ve erkek düşmanlığı yaptıklarını ve eşitlikten ziyade ayrıcalık peşinde koştuklarını gördükten sonra bu güruhun İslam'a kendi bakış açılarıyla getirdikleri eleştirilere de daha sorgulayıcı bir gözle bakar oldum. Bütün bunlar beni İslam'a yeniden yaklaştırdı ve İslam'a yeniden ilgi duymaya başladım. Dinden çıkmama sebep olan konuları araştırdım. Youtube'dan Müslümanlar ve ateistler arasındaki pek çok tartışmayı, cevap/ reddiye videolarını izledim. İslam'a, Kur'an'a yöneltilen birçok eleştirinin mantıklı açıklamalarının olduğunu gördüm. Bu açıklamalar İslam hakkındaki olumsuz görüşlerimin genel olarak güvenilirliği şüpheli olan hadislere ve yanlış yorumlanmış bazı Kuran ayetine dayandığını anlamamı sağladı. İslam'la ilgili her soruma henüz tam cevap bulabilmiş değilim, hâlâ okuyor ve araştırıyorum, ama bulduklarım beni İslam'ın doğru din olduğuna ikna etmeye yetti.

Biraz uzun hikâye oldu ama İslam'a dönüş yolculuğumu bu şekilde özetleyebilirim.

İslam'la birlikte her şey benim için mükemmel bir şekilde anlam kazandı ve hayat daha anlamlı hale gelmeye başladı. Zaten ateizm bana hiç yaramamıştı. Ateistken hayata daha kötümser bakıyordum. Her şey kasvetli ve anlamsız görünüyordu. Özellikle hayatın hiçbir nesnel bir anlamının olmaması, ölümden sonra yok oluş düşüncesi, zalimin izzetinde, mazlumun zilletinde kalıp bu dünyadan göçüp gittiğini düşünmek beni karamsarlığa itiyordu. Şimdi zihnim rahatladı, uzun zamandır yaşamadığım bir iç huzuru hissediyorum. İslam başıma gelen en iyi şey!



Hz Muhammed`in cinsi sapikligi, uckur duskunlugu, Cennet HEVESI, Cehennem KORKUSU vs vs vs benzeri olusumlardan dolayi Olurda OBUR DUNYA var dusuncesi ile neme gerek 72 Hurri Melekle Sapiklik Yapmak Varken, Neden ISKENCE HANEDE INANILMAZ ISKENCELERDEN GECEYIM dusuncesi etkilemis olabilir.
Tanidigim biri vardi, siyasi olarak bazen tartisirdik, bir donem sonra Alevi Dedesi ile ilgisi olmamasina ragmen Alevi Dedeligine soyundu..... Dedim Bir ayagin cukurda yakinda olebilecegini dusunerek olurda OBUR DUNYA var diyemi Arap Muhammed, Arap Ali ve onlarin soyunu goklere cikarmaya calisip gericilige soyundun.....
Sadece Gulerek Yuzume Bakabildi.....
Dinin ne oldugunu Dinciligin nereden ve nasil ortaya ciktigini arastirmadan kendi kendinizi Deist veya Ateist gormeye calismis olabilirsiniz.

DIN INSAN BEYNINE YERLESTIRILEN GUNUMUZUN EN TEHLIKELI ZEHIRIDIR, HEVES VE KORKU DAN IBARETTIR,
HEVES ETTIGINIZ YER, GENELEVIDIR.
KORKTUGUNUZ YER, ISKENCE HANEDIR
IKISIDE INSANLIK SUCUDUR

ilahimasal
16-08-2022, 08:12
Kozmik perspektif

Meselen " ahlaksa" keşke islamı ve müslümanları tercih ermeseydin. 1400 senedir hâlleri ortada ya neyse

Eee napcan şimdi?
Bizlere
- zeyd zeynep muhammed iliskisinimi övücen
-ayşe hikayesini
-cariyeler, 4 lü evlilikleri
- insan kesip dogramayımi vs v s mi tartışcan?

Naçizane tavsiyem hiç girme bu konulara ne burada ne başka yerde.
Nasıl olsa bırakıcaksin bir dönem sonra

Tercihine saygı duyarak sana sabırlar temenni ediyorum.

Singularity
16-08-2022, 10:15
Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim.

Sorun zaten ortada Tanrısal bir vahiy olmaması. Buradaki yazıları okursanız Tanrısal olduğu varsayılan metinlerin Tanrısal olmayla uzaktan yakından alakaları olmadığını, ama illaki dünya dışı bir metin oldukları varsayılacaksa bunun ancak "Şeytani Vahiy" olabileceğini görmeniz lazımdı. Muhtemelen okumadınız, ya da okuduğunuzu anlayamadınız. En azından bu sefer okuyun, çünkü kendi başlığınız.

İçinizdeki boşluk ve bir otoriteye dayanma isteğinin kişisel zaafiyetinizden ve özgüven eksikliğinden kaynaklanma ihtimali yüksek. Ortada "Tanrısal Vahiy" olsaydı biz niye onu takip etmeyelim, çok af edersiniz bu kadar insan salak da bir sen mi akıllısın? Öyle bir şey yok. Örneğini verebilirim ama konuyla bağlantılı olduğu için "Tanrısal olmayan ama şeytani olan vahye" örnek verdiğim zannedilir diye önce onu ifade etmek istiyorum. Ona örnek değildir, burada yapılan çalışmalara örnek olarak bir örnek vereceğim. Şeytani vahiy derken ben başka dinleri kast ettim, satanizmi filan.

Şimdi Tanrısal vahiy dedin değil mi? Tanrısal vahiy. Kuran kimin sözüdür? Tırnak içinde "Allah kelamı" öyle değil mi? O halde "Alemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun" diyen kimdir? Allah kendisi mi bunu demektedir? Peygamber bu sözleri kendisi uydurmadığına göre başka seçenek kalmadığından dolayı hadi diyelim ki bir melek bunu diyor, tamam bak buna da tamam diyelim, geliyorsun en sonuna "bizi doğru yola ilet", yahu sen eğri yolda mısın, melek değil misin? Bir anda konuşan bizler olduk, insan olduk. Yahu bu sözde "Tanrısal vahiy eseri" kitap Allah kelamı mı, Cebrail kelamı mı yoksa biz kendimiz mi yazdık ki "bizi doğru yola ilet" diyoruz.

Şu saçmalıkları gören birinin bu saatten sonra dönüp de "Tanrısal Vahyi takip ediyorum" deyip de islama döndüğünü söylemesi trajikomiktir. Ortada Tanrısal bir vahiy yok çünkü. Tanrısal vahiy olsaydı senden önce biz koşardık ona.

Bu arada kararına da saygı duyuyorum. Verdiğin karara gerekçesi nedeniyle değil ama o kararı sen verdiğin için insana saygı gereği kararına saygı duyuyorum. Elbette inançtır, inanç özgürlüğüdür, istediğine inanmakta insanlar özgürdür. Gönül bu aka da konar boka da konar çok af edersin. Bu açıdan "özgür birey" olmayı hazmedememiş bireylerin yeniden birilerine "KUL" olma isteğine hiç kimse karışamaz.

Hakkında hayırlısı olmasını dilerim, kendimden diliyorum, diğer insanlardan, canlılardan ve cansızlardan diliyorum. Başka bir Tanrısal kavram göremiyorum etrafta. Sen görüyorsan göster biz de görelim.

Yıldıztozu
16-08-2022, 17:56
kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim.
Tamam da ahlak diye bir şeyin var olmaması tanrı diye bir şeyin var olduğu anlamına gelmez ki. Neden gelsin?
Tanrı seninle konuşup ''ahlak kurallarım şunlardır'' demediği sürece ahlaki değerlerin yine tanrıya dayalı olmaz. Kutsal otorite dediklerin kendi aralarında ayrılıyor, onlar da nesnel bir ahlak sunamıyor.

Ahlaksız
17-08-2022, 21:01
''Tanrı'' hakkında yaklaşık 5000 yıldır yazılan/söylenen her şeyi, ''uçan spagetti canavarı'' hakkında yazılan/söylenen şeyler olarak algılarsan, kafandaki tanrı kavramını yok edersin.

Neyin iyi, neyin kötü olduğunu ateist olmaya karar verdikten sonra, aniden belirleyemezsin. Bu bir süreç. Zamanla kafanda neyin iyi, neyin kötü olduğunu netleştirirsin. Yaşadığın toplumun yasalarında belirlenen suçları yapmamaya çalışırsın, hepsi bu aslında. Ateist olunca kırmızı ışıkta geçmezsin. Ateist olunca her şey serbest olmuyor yani.!

Kötümser/karamsar olmak kötü bir şey değil. Gerçekçi bir duruş. Asıl kötü olan hayal Dünya'sında, yalanlar içinde yaşamaktır.
Gerçekler acıdır, sen bu gerçekliğin sana yaşattığı anksiyeteyle başedememiş gibisin.

İslam dinine giriş çıkış meselesini de hafife aldığınızı düşünüyorum. Türkiye'de yaşayıp istediğiniz kadar İslam dinine girip çıkabilirsiniz, size kimse bir şey demez/yapmaz ama Arabistan'da ya da İran'da ya da Afganistan'da.!
İslam dinini eğip bükerek, yaşadığınız coğrafyada ahkam kesmek kolay tabi.
Afganistan'da dinden çıktığınızı bir ilan edin bakalım, ne oluyor.
Dine girmenin şartı çük kesmek, dinden çıkmanın cezası kafa kesmek ve siz bunları filan es geçip çıkıyorum, giriyorum, çıkıyorum, giriyorum diyorsunuz.:tape:

Singularity
18-08-2022, 15:51
Kozmik Perspektif'in kalbini mühürleyen melek, niye işinizi düzgün yapmıyonuz lan? Münafık olanın kalbi mühürlenir ve bir daha islama geri dönemez, Tanrı böyle diyor. Bunu kim sağlayacak? Tabiki melekler. Adamı yaktınız göz göre göre. Ne güzel doğru yolu bulmuştu. İş bilmez melekler yüzünden adam islama döndü, hayatı kaydı.

cenkvarol
23-08-2022, 00:32
islam gibi hazır cevaplılığın baş tacı edildiği bir inançtan kurtulan birisi aynı kolaylığı gittiği yerde de arıyor, eskisi gibi armut pişsin ağzıma düşsün istiyor... öyle bir dünya yok güzel kardeşim, ateizm sana tanrı, kitap ve peygamber sunamadığı için, sonsuzluk vadedemediği için kusura bakma,

unutma ki bu taraf acı gerçeklerin yaşandığı yer, hoş masalların dinlendiği yer değil, bu taraf tapuların parçalandığı yer, beşiklerin inşa edildiği yer de değil, kısacası bu taraf sadece aklını kullananların değil aynı zamanda cesaret sahibi olanların yeri.

küvet
27-08-2022, 14:44
Bu burada sevimsiz bir post olacak belki ama yazma ihtiyacı hissettim. Tekrar Müslüman oldum. Uzun zamandır ateisttim. Ateistforum'da da Tasvir-i Efkâr ve Şövalye rumuzlarıyla yazmıştım.

Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim. Ateizmde ahlak problemi inançsızlığımın ilk zamanlarında da kafama takılan ve kesin bir cevap bulamadığım bir meseleydi ama açıkçası buna bir gün cevap bulacağımı düşündüm, görmezden gelme ve kendimce açıklamalar üretme yoluna gittim, ama sonra bunlardan kaçmanın bir yolu olmadığını fark ettim. Aksiyolojik argümandan hareketle yapılan Tanrı kanıtlamalarını ve bunlara verilen cevapları okudum, tartışmaları izledim ve bunlar üzerinde uzun bir müddet düşündüm ve aksiyolojik argümanın teizm için güçlü bir felsefî delil teşkil ettiği kanaat getirdim. Dinî konuları araştırırken ........!

Eğer ahlak yüzünden müslüman olduysan yazık. Gerçekten yazık. Haddizatında ahlak hem din, hem de tanrı katilidir.

Peki madem bunları yazmak için buralara kadar geldin ve ahlak+aksiyolojik önerme ile bu işi çözdün(!) O vakit şu (meşhur)sorunun da çok net bir cevabı vardır sende:

Bir şey tanrı öyle dediği için mi iyidir, yoksa o şey iyi olduğu için mi tanrı öyle demiştir? Buyur..

**Dip not: Nesnel tek bir tane dahi aksiyolojik önerme yoktur.

Kozmik Perspektif
29-08-2022, 14:24
Kendi karakterini kazanma yetin olmadığı için kendini boşlukta hissettin.
Bu boşluğu doldurman gerekiyordu, yoksa yaşam anlamsız ve sana acı veriyordu.
Bunun için yani irade zayıflığı yüzünden en kolay ve kendine göre güvenli olanı seçerek müslüman oldun.
Kendi zaafını dinleyip müslüman olman normaldir, ancak bu zaafları güçlendirme yollarını denemedin.
Kendince denediğini ve gerekli araştırmayı yaptığını düşündün.
Oysa şu yazından da anlaşıldığı gibi aslında dinden hiç kopmadın.
Koptuğunu düşünerek kendini kandırmaya çalıştın.
Öyle ki, kafandaki kutsal ahlak yapısının seni esir aldığının farkında bile değildin.
Bu yüzden aslında şu anda başladığın yere yani dinleri sorgulama noktasına henüz yeni geldin.
Lakin sorgulamak senin için çok şey ifade etmediği anlaşılıyor.
Çünkü kendi karakterini bir tanrıya teslim ederek mutlu olmayı yeğliyorsun.
Yani bir anlamda kendi iradenle özdeşleşen mutluluğu gerçeklere tercih ediyorsun.
Oysa bir ateist gerçekleri kavramakla mutlu olur.

Bu tür yorumların yapılacağını biliyordum.

— Psikolojik nedenlerle inandın.
— Korktuğun için inandın.
— Sen zaten hiç ateist olmadın.

Ateizmden dine yönelenler hakkında genellikle böyle söylenir. Bir zamanlar ben de böyle düşünürdüm. Böyle olanlar vardır belki ama herkes için geçerli değil. Herkes istediğini düşünmekte serbest ama benim dine geçmem tamamen psikolojik nedenlerle olmadı. Öyle olsa daha önce geçerdim, niye 10 yıl bekleyeyim. Bazı konularda gözümün açılması beni Tanrı ve din hakkındaki görüşlerimi yeniden gözden geçirmeye itti, araştırma sürecim pek çok kafa karışıklığımı giderdi ve işte o zaman bakış açım değişmeye başladı.

Kozmik Perspektif
29-08-2022, 14:25
Kozmik perspektif

Meselen " ahlaksa" keşke islamı ve müslümanları tercih ermeseydin. 1400 senedir hâlleri ortada ya neyse

Eee napcan şimdi?
Bizlere
- zeyd zeynep muhammed iliskisinimi övücen
-ayşe hikayesini
-cariyeler, 4 lü evlilikleri
- insan kesip dogramayımi vs v s mi tartışcan?

Naçizane tavsiyem hiç girme bu konulara ne burada ne başka yerde.
Nasıl olsa bırakıcaksin bir dönem sonra

Tercihine saygı duyarak sana sabırlar temenni ediyorum.

Yok, buraya din tartışmaya gelmedim, en azından şu an öyle bir düşüncem yok. Bu tür konular zaten burada ve diğer platformlarda yeterince tartışıldı. Sadece durumumu bildirip gidecektim.

Kozmik Perspektif
29-08-2022, 14:27
Eğer ahlak yüzünden müslüman olduysan yazık. Gerçekten yazık. Haddizatında ahlak hem din, hem de tanrı katilidir.

Peki madem bunları yazmak için buralara kadar geldin ve ahlak+aksiyolojik önerme ile bu işi çözdün(!) O vakit şu (meşhur)sorunun da çok net bir cevabı vardır sende:

Bir şey tanrı öyle dediği için mi iyidir, yoksa o şey iyi olduğu için mi tanrı öyle demiştir? Buyur..

Cevap üçüncü seçenek: Tanrı öyle dediği için iyidir ve iyi olduğu için öyle der. Bu, Tanrıların sık sık tartıştığı, anlaşmazlığa düştüğü ve savaştığı çok tanrılı dinlerde ortaya çıkan bir ikilemdir. Euthyphro ikilemi de ilk olarak çok tanrılı dinlerin hâkim olduğu bir çağda tartışıldı. Ancak Tanrı'nın doğası gereği iyi olduğunun kabul edildiği tek tanrılı dinlerde böyle bir sorun ortaya çıkmaz.

**Dip not: Nesnel tek bir tane dahi aksiyolojik önerme yoktur.

Hiçbir nesnel aksiyolojik önerme yoksa o zaman bütün ahlakî önermeler özneldir, ki bu da ahlak diye bir şeyin olmadığı sonucuna götürür. Bu iddianın kalkış noktası ahlak anlayışının toplumdan topluma, zamandan zamana değişmesi, kültür farklılıkları, insanların neyin ahlakî olup olmadığı hakkında fikir ayrılıkları, anlaşmazlıkları vesaire. Ama bunların hiçbiri nesnel ahlakî önermelerin olmadığını kanıtlamaz. Nesnel/ zihinden bağımsız bir gerçekliğinin olduğundan emin olduğumuz pek çok şey hakkında da tartışıyor, anlaşmazlığa düşüyoruz. Örneğin Dünya'nın şekli ve Dünya'nın hareketi; insanlar düz mü yuvarlak mı, dönüyor mu dönmüyor mu diye yüzyıllarca tartışmış. Güneş, Ay, ve yıldızlar ne kadar yakın, ne kadar büyük. Buna benzer birçok şey nesnel bir karşılığı olduğunu bildiğimiz halde bakış açısı, algı, yaklaşım tarzı nedeniyle sürekli tartışılıyor. Ahlak anlayışındaki farklılıklar da dünya görüşlerindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Örneğin insanlar genel olarak suçsuz bir insanı öldürmenin kötü bir şey olduğunda hemfikirdir. Bazı dünya görüşleri suçsuz insanları öldürmeyi meşrulaştırabilir. Örneğin Hitler zayıfa acımak doğaya ihanettir diye düşündüğü için ve ulusun gücünün ve başarısının en güçlü üyelerinin hayatta kalmasına bağlı olduğuna inandığı için merhamet ahlakına karşı çıkıyor ve zihinsel ve fiziksel engellilerin imhasını doğru kabul ediyordu. Bizde neden böyle bir eğilim yok? Yani engellilerden kurtularak toplumun refah seviyesini yükseltme düşüncesi. Çünkü dünya görüşümüz, evren algımız farklı. Ama insanlar hangi çağda ve hangi toplumda yaşarsa yaşasın genel olarak aynı temel ahlakî hükümlerde birleşir: masum bir insanı öldürmek kötüdür, hırsızlık kötüdür, yalan söylemek kötüdür, yardımseverlik iyidir gibi. Bu tür ahlakî önermeleri her insan sezgisel olarak bilir. Her insanda bir adalet duygusu, adalet ihtiyacı vardır ve bu, zamana, topluma bağlı olmayan evrensel bir olgudur. Buradan nesnel ahlakî önermelerin varlığı anlaşılabilir. Peki bunun kaynağı ne? Ateizme bağlı kaldığımızda buna bir kaynak bulamıyoruz. Çünkü her şey doğadan, maddeden ve doğa yasalarından ibaretse o zaman bunlardan değer argümanları türetilemez; dolayısıyla nesnel ahlakî yasalar yoktur. Ama sezgilerimiz bize nesnel ahlakî doğruların olduğunu söylüyor. Bunun tek mantıklı açıklaması Tanrı'dır.

ilahimasal
29-08-2022, 14:47
Yok, buraya din tartışmaya gelmedim, en azından şu an öyle bir düşüncem yok. Bu tür konular zaten burada ve diğer platformlarda yeterince tartışıldı. Sadece durumumu bildirip gidecektim.

İmzandan sebep sormak isterim

" ahlâk " denileni işaret ederek islama dönüp müslüman oldum diyorsun.

Bildiğimiz kadarı ile müslüman olunca namaz oruç vs. , şeriatın dikte ettikleri , emir olunca cihat gibi konulardada uyum göstermek zorundasın.
Bu konuları uygulamaya başladın mı?

Bana müslüman desinler yeterli mi diyenlerden oldun.

Ahlaksız
29-08-2022, 17:53
..... Ama insanlar hangi çağda ve hangi toplumda yaşarsa yaşasın genel olarak aynı temel ahlakî hükümlerde birleşir: masum bir insanı öldürmek kötüdür, hırsızlık kötüdür, yalan söylemek kötüdür, yardımseverlik iyidir gibi. Bu tür ahlakî önermeleri her insan sezgisel olarak bilir. Her insanda bir adalet duygusu, adalet ihtiyacı vardır ve bu, zamana, topluma bağlı olmayan evrensel bir olgudur. Buradan nesnel ahlakî önermelerin varlığı anlaşılabilir. Peki bunun kaynağı ne? Ateizme bağlı kaldığımızda buna bir kaynak bulamıyoruz. Çünkü her şey doğadan, maddeden ve doğa yasalarından ibaretse o zaman bunlardan değer argümanları türetilemez; dolayısıyla nesnel ahlakî yasalar yoktur. Ama sezgilerimiz bize nesnel ahlakî doğruların olduğunu söylüyor. Bunun tek mantıklı açıklaması Tanrı'dır.
Müslümanlara genelde telkin edilen şey, Kuran'ı Türkçe okumalarıdır. Bu tabi ki çok önemli ama asıl yapılması gereken şey, evrimi öğrenmek ve sonrasında anlamaya çalışmaktır.

Evrimi anlarsanız, inandığınız dini, yaşadığınız toplumu ya da içinde bulunduğunuz sistemi daha iyi çözümlersiniz.

''Kaynak'' dediğin şey genlerimiz. Dawkins buna mem'i de eklemiş, yani davranışlarımız.
Biyolojiye, antropolojiye, sosyolojiye, psikolojiye sırtını dönersen, ''Davranışlarınızın kaynağı ne?'' diye, abuk bir soru sorabilirsin işte.

Mesela niye hırsızlık yapmıyoruz?
Çıkarlarımızla ters çünkü. Kafamızda fayda zarar hesabı yapıyoruz. Olmuyor. Çok büyük bir risk bu ve bu riske girmeye değmez.

Hırsızlar hesap yapamadığı için hapisteler veya mezardalar. Hesap yapamıyorlar, sonra o kısır döngünün içine girip, o girdaptan çıkamıyorlar.

Ne inandığın dinden, ne de bilimden haberin var.
''Masum insanı öldürmek'' demişsin.
Kuran'da Kehf suresinde masum bir çocuğun öldürüldüğünden ve bunun gerekçesinden bahsedilir. O surenin Türkçe'sini okudun mu?Okurken düşündün mü?

Kozmik Perspektif
01-09-2022, 14:04
İmzandan sebep sormak isterim

" ahlâk " denileni işaret ederek islama dönüp müslüman oldum diyorsun.

Bildiğimiz kadarı ile müslüman olunca namaz oruç vs. , şeriatın dikte ettikleri , emir olunca cihat gibi konulardada uyum göstermek zorundasın.
Bu konuları uygulamaya başladın mı?

Bana müslüman desinler yeterli mi diyenlerden oldun.

Açıkçası henüz namaza başlamadım, onun dışında dinin diğer kurallarına uymaya gayret ediyorum. Namaza da başlamayı düşünüyorum. Yeni Müslüman oldum sayılır, bu yüzden henüz tam uyum sağlayamadım ama zamanla alışacağım.

Kozmik Perspektif
01-09-2022, 14:07
Müslümanlara genelde telkin edilen şey, Kuran'ı Türkçe okumalarıdır. Bu tabi ki çok önemli ama asıl yapılması gereken şey, evrimi öğrenmek ve sonrasında anlamaya çalışmaktır.

Evrimi anlarsanız, inandığınız dini, yaşadığınız toplumu ya da içinde bulunduğunuz sistemi daha iyi çözümlersiniz.

''Kaynak'' dediğin şey genlerimiz. Dawkins buna mem'i de eklemiş, yani davranışlarımız.
Biyolojiye, antropolojiye, sosyolojiye, psikolojiye sırtını dönersen, ''Davranışlarınızın kaynağı ne?'' diye, abuk bir soru sorabilirsin işte.

Mesela niye hırsızlık yapmıyoruz?
Çıkarlarımızla ters çünkü. Kafamızda fayda zarar hesabı yapıyoruz. Olmuyor. Çok büyük bir risk bu ve bu riske girmeye değmez.

Hırsızlar hesap yapamadığı için hapisteler veya mezardalar. Hesap yapamıyorlar, sonra o kısır döngünün içine girip, o girdaptan çıkamıyorlar.

Bu postu gönderirken böyle bir itiraz geleceğini tahmin etmiştim ama kısa kesip oraya girmedim.

Şimdi bakın birini tanımadan onun hakkında peşin hüküm vermemek gerekir. Benim bilimle ne kadar alakadar olduğuma dair bir fikriniz var mı? Yok. Bilimden haberin yok gibi peşin hükümlerde bulunmadan önce bir sorun, ben bu konuyu düşünmüş müyüm diye. Ateistlerin gerçeği görmelerini engelleyen şeylerden biri de bu kibir.

Ben ateistken her ateist gibi bilimciydim; her şeyin bilimle açıklanabileceğini düşünüyordum. Dolayısıyla ahlak sorununa da bilimden bir cevap bulmaya çalıştım. Evrimsel açıklama ilk başta benim de tutunduğum açıklamaydı ve bu açıklama bir süre beni tatmin etti. Ama daha sonra onun da problemli olduğunu fark ettim. Şimdi öncelikle evrimsel argümanı bir kuralım:

Evrim insanlarda ahlaki davranış olarak adlandırdığımız şeylerin nasıl ortaya çıktığını açıklar ve bunların bireyin hayatta kalmasına ve genlerini aktarmasına yaptığı katkıya atıfta bulunur. Aslında tekil olarak organizmalar üzerinde değil de türler üzerinde durur, çünkü bazı durumlarda daha büyük grubun hayatta kalabilmesi için bireylerin feda edilmesi gerekir ki buna grup seçilimi denir. Ahlak da bundan ibarettir; kişinin kendisi için değil toplum için en iyi olanı yapmasıyla ilgilidir. Ahlak ve etik kavramlarımız aslında insanlar da dahil olmak üzere hayvanların hayatta kalmak için nasıl davrandıklarının bir tanımından başka bir şey değildir. Diğer bir deyişle ahlak sürü hayvanı içgüdüsüdür. Dolayısıyla ahlakî sezgilerimizin kaynağı budur ve buradan sabit ve evrensel ahlak kuralları türetilebilir.

Bu aslında evrim teorisine değil bilimselliği tartışmalı bir alan olan evrimsel psikolojiye dayanan bir itirazdır. Evrim teorisi ahlakı açıklamayı amaçlamaz. Evrim teorisi, dünya üzerindeki yaşamın gelişimi ve çeşitlenmesiyle ilgilenen bir biyoloji dalıdır. İnsan davranışlarına evrimsel bir açıklama getiren şey evrimsel psikolojidir. Dolayısıyla bunu evrimsel psikolojiden itiraz olarak düşünmek daha doğru olacaktır. Birçok bilim insanı, kanıtlardan ziyade varsayımlara dayandığı ve hipotezleri genellikle yanlışlanamaz olduğu için evrimsel psikolojinin bilimsel geçerliliğini sorgulamıştır. Öncelikle bunu bir tespit etmek lazım. Ama diyelim ki evrimsel psikoloji geçerli bir bilim dalı ve iddiaları doğru, bu yine de ahlakî ilkelere dair nesnel bir temel sağlamaz. Böyle bir temel sağladığını iddia ettiği an çalıştığı bilimin sınırlarından çıkıp metafiziğe geçer. Zira bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu söylemek başka bir şeydir, ahlakın neden var olduğunu söylemek ise bambaşka bir şeydir. Bir kişiyi bir şeyi yapmaya iten nedenler bize o davranışın iyi mi yoksa kötü mü olduğunu söylemez. Dolayısıyla insan davranışının psikobiyolojik açıklamaları bize bu davranışın neden iyi olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıklamaz. Mesela hırsızlıktan bahsettin. Evrimsel psikoloji neden hırsızlığa karşı olumsuz bir tavır takındığımızı açıklayabilir ama neden bu tavra sahip olmalıyız sorusuna bir cevap veremez. Ampirik olgulardan normatif kurallar türetilemez. Evrimsel psikolojiye göre insanlar, davranışlarını atalarından miras kaldığı için belirli şekillerde hareket ederler. Peki bugün neden bu mirasa sahip çıkmak zorundayım? Evrim bu soruya cevap veremez. İnsanlar ahlaki duygularını evrimsel geçmişlerinden miras almış olsalar da, yeni ahlaki ilkeler geliştirebilir ve davranış biçimlerini değiştirebilirler. Evrimsel davranışlarımızı yargılama ve değiştirme yeteneğimiz, ahlakın yalnızca evrimsel algoritma ile açıklanamayacağını gösterir. Dahası evrim (daha doğrusu natüralistik evrim) kör ve amaçsız bir süreçtir ve tekrarlansaydı farklı şekilde gelişebilir, farklı sonuçlar doğurabilirdi. Yani bugün uyduğumuz ve evrimden kaynaklandığını varsaydığımız ahlaki kurallar da farklı olabilirdi. Kendimizi farklı bir etik sistemin içinde bulabilirdik. Erdem bildiğimiz kötü, kötü bildiğimiz erdem olabilirdi. Evrim sürekli ilerleyen bir süreç olduğu için belki gelecekte değer yargıları çok farklı olacak, ahlaka sahip olanlar dezavantajlı hale gelecek, ahlaksızların sağkalım potansiyeli yükselecek. Öyleyse tesadüfen sahip olduğum evrimsel ahlaka neden uymak zorundayım? Bu ve benzeri düşüncelerden sonra evrimsel argümanın da ahlakı açıklamakta yetersiz olduğu sonucuna vardım ve başka arayışlara girdim, ancak teizmdeki kadar tatmin edici bir cevap bulamadım.

Bu arada buraya kadar natüralistik evrim anlayışından ahlak çıkmayacağını anlattım ama evrimin teistik yorumunu kabul edersek o zaman işler değişir. O zaman Tanrı'nın insanı nesnel ahlakî gerçekleri sezecek şekilde evrilttiğini düşünmek akla uygun bir varsayım olur.


Ne inandığın dinden, ne de bilimden haberin var.
''Masum insanı öldürmek'' demişsin.
Kuran'da Kehf suresinde masum bir çocuğun öldürüldüğünden ve bunun gerekçesinden bahsedilir. O surenin Türkçe'sini okudun mu?Okurken düşündün mü?

Evet, o ayeti biliyorum, ama orada Hz. Hızır'a özel bir durum var. Böyle istisnai durumlar şeriatın genel hükümlerini değiştirmez.

Ahlaksız
01-09-2022, 16:48
''Hikaye anlatma bize, şu surede masum bir çocuğun öldürülmesinden bahsediliyor'' diyorum, bana ''istisna'' deyip geçiyorsun.
Ondan sonra ''kibirli'' oluyoruz. Tamam ben kibirliyim de, sen nesin?!

Önünde somut bir olgu var ve sen bunu kabul etmiyorsun. Sana ne dememi bekliyorsun?!
Kehf suresi sadece bir örnek.
Kafirlerin boyunlarının vurulması istisna mı?
Hırsızların ellerinin ayaklarının kesilmesi?
Kadının dövülmesi?
Hepsi istisna değil mi?

Evrimi yetersiz bulabilirsin. ''Ahlak, etik, davranış konularında evrim bana rehber olamadı'' diyebilirsin ama bu noktadan İslam'a nasıl geçtiğini anlatabilir misin?
Girerken çükünüzün, çıkarken kafanızın kesildiği bir dine geçip, ''bu din ahlak/etik konularında bana rehber oluyor'' diyorsun. Hem de kemikleşmiş ateistlere karşı.:D

Pasteur
01-09-2022, 18:17
1-Sizin ne önceden müslüman olduğunuza inanıyorum. Ne de, daha önce dinden çıkıp ateist olduğunuza. Kendinizce, forumu trollemeye geldiğiniz kanısındaym.



Bilimi rehber edinen kişiler, müslüman olamaz. Misal, Yıldızların "en yakın göğü süsleyen lambalar" olmasını bırakın, "şeytanlara atılan cisim" olduğunu iddia eden bir kitaba inanan, bilimle hareket ediyor, çelişmiyoruz diyorsa, o kişinin yalancı/sahtekar olduğu, su götürmez bir gerçektir. İstediğiniz kadar aksini inkar edin. Sizin yolunuzu burada yiyecek ateist olsun sanmıyorum.





2- Yukarıda ahlaktan bahsedip kendi kafanıza sıkmışsınız, "evlatlığının eşini nikahla koynuna almayı" ahlak içi gören bir dünya. Yetimleri büyütüp nikahlamayı ahlak içi bulan bir dünya anlayışı da gene bulamazsınız. Türkiye' de ki tatlı su müslümanlarının hayal dünyalarında oluşturdukları, süsleyip püsleyip ambalajla millete satmaya çalıştıkları islam ile gerçek tarih-kuran-sünnet verilerine dayalı islam örtüşmez. Sanırım siz de bu ılımlı bidatcılardansınız!. Lafla müslüman olunuyorsa, ben de uzaylı tanrıy(d)ım. Sizi de ben yarattım. Bütün güçlerimi, sihirli değneğimi bırakıp sonra fani olarak aranıza yerleştim. Var mı itirazınız. Hepiniz "inkarcısınız". Kendime dağa taşa, ejderhalara, dinazorlara andolsun ki; Beni inkar edenler "herotic" dirler...

dine mine ne
01-09-2022, 18:46
Sayin Kozmik Perspektif

Ahlak, zaman alan felsefi bir süreçtir. Ve eğer insanlar bu süreçten faydalanabiliyorlarsa, neden dinlere ihtiyaç duysun? İnsanoğlunun korkutma yoluyla düzen yaratabileceğine ve bu nedenle kitabıyla aldatarak süreci kısaltmak istediğine neden yorumlamadınız? Bu sorunun cevabı, kitapları ön kabul etme hatanızdan kaynaklanıyor olmalı.

Felsefeyi ve süreçleri Tanrı verdiyse, düşüncelerimizi korkuyla etkileyen kitaplar bize ne verebilir?. Kitapların ahlak felsefesini beğeniyor olabilirsiniz, ancak bu tercihinizi hemen Tanrı'ya aktarmanız garip gercekten.

"ictenlik"
01-09-2022, 21:09
Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. !

Yazıyı buradan sonra okuyamadım üzgünüm çünkü spesifik olarak dönülen din islam. Ahlaki bir çatışkıyla dinse dönsem sanırım Budist felan olurdum

Pasteur
03-09-2022, 14:11
İslam dinine giriş çıkış meselesini de hafife aldığınızı düşünüyorum. Türkiye'de yaşayıp istediğiniz kadar İslam dinine girip çıkabilirsiniz, size kimse bir şey demez/yapmaz ama Arabistan'da ya da İran'da ya da Afganistan'da.!


"dinden çıkan öldürülür" fetvası hangi ülkede mevcut acaba? Sen başka Türkiye' de yaşıyorsun sanırım!


Hz. İsa Hasan Mezarcı' nın müridine sor sana söylesin. Hakkında ölüm fetvası vermiş, hemi de diyanet! Türkiye o saydığın ülkelerden daha komplike bir anlayışa sahiptir. Yani tabiri caisse daha beterdir. Anayasası laik olan hiç bir ülkede bu kadar din adına işlenmiş cinayet bulamazsınız.



Denemesi bedava istiyorsan adını adresini yaz Celal Şengör gibi seni verelim savcılığa, bak bakalım bu konuda bişey diyorlar mı demiyorlar mı? Sen de İsa, Muhammed yaşamadı diyorsun sonuçta, Celal Hoca da!. .) Ha ona açmışlar dava ha sana...

Ha Gülşeni tıkmışlar içeri ha seni, tüm ötekileri... v.s. v.s.

Kozmik Perspektif
05-09-2022, 20:17
''Hikaye anlatma bize, şu surede masum bir çocuğun öldürülmesinden bahsediliyor'' diyorum, bana ''istisna'' deyip geçiyorsun.
Ondan sonra ''kibirli'' oluyoruz. Tamam ben kibirliyim de, sen nesin?!

Önünde somut bir olgu var ve sen bunu kabul etmiyorsun. Sana ne dememi bekliyorsun?!
Kehf suresi sadece bir örnek.
Kafirlerin boyunlarının vurulması istisna mı?
Hırsızların ellerinin ayaklarının kesilmesi?
Kadının dövülmesi?
Hepsi istisna değil mi?

Kibirli derken sanki bilimsel konuları bir tek ateistler dikkate alıyormuş, Müslümanlar bilime sırt çevirerek inanıyormuş, sorgulamadan biat ediyormuş gibi konuşuyorsunuz da ondan dedim. Musa ve Hızır yolculuğunun nasıl anlaşılması gerektiğiyle ilgili çeşitli yorumlar var. Kimisi Hızır için melek demiş, kimisi peygamber demiş, kimisi bu yolculuğun mülk aleminde değil de eşyanın içyüzünün göründüğü melekut aleminde gerçekleşen bir yolculuk olduğunu söylemiş. Kimi müfessirler çocuğun küçük bir çocuk değil, buluğ çağında bir erkek çocuk olduğunu söylemiş. Çünkü ayette geçen "gulam" kelimesi bu yoruma izin verir. Hz. Musa'nın "Kısas karşılığı olmadan bir canı mı aldın?" diye sorması da çocuğun sorumluluk çağında olabileceğini akla getiriyor. Buradan hareketle bazıları onun o dönemde yürürlükte olan Allah'ın kanunlarına göre ölümle cezalandırılabilecek bir suç işlediği kanaatindedir. Ama diyelim ki günah işleme çağına gelmemiş bir çocuk. Asıl hayatın dünya hayatı değil, ahiret hayatı olduğu dikkate alınırsa çocuğun ebedi hayatını mahvetmeden öldürülmesinin ehven-i şer olduğu düşünülebilir. Tabii bu öldürme yetkisini kendi kafasına göre değil, Allah'tan aldığını unutmamak gerekiyor. Yani yoruma açık bir kıssa, o yüzden kesin bir şey söyleyemeyeceğim.

O saydığın diğer ayetlere gelirsek, onlar Hızır kıssasından farklı bir kulvarda, İslam'ın muamelat kısmıyla ilgili şeyler. İslam'a modernizmin penceresinden baktığımız için bazı şeyler ilk bakışta bize ters gelebilir ama hepsinin bir hikmeti ve açıklaması var. Kimi ayetler de bağlamından koparıldığı için yanlış anlaşılıyor. Mesela o bahsettiğin ilk ayet savaş ayeti, Muhammed Suresi 4'te geçiyor. Buradaki anahtar ifade "savaş sona erene kadar" ifadesi. Bu da ayetin yalnızca savaş zamanlarında, Müslümanlar kâfirlere karşı savaşırken geçerli olduğu anlamına gelir. Yoksa dışarıda gördüğün kafirin boynunu vurma yetkisi vermiyor. Bir de bunlar İslam'ın detaylarına giren konular. Siz daha İslam'ın temellerini kabul etmiyorsunuz. Temeli halledilmeyen bir meselenin detaylarında boğulmak vakit kaybı. Önce Allah'a iman, ahirete iman gibi iman esaslarını kafada oturtmak gerek ki diğer meselelere geçilebilsin. Binanın olmadığına inanan birisinin o binanın kaç odası, kaç kapısı, kaç penceresi var gibi içeriğiyle ilgili detayları sorması nasıl abesse iman esaslarında hemfikir olmayan birisiyle dinin ayrıntıları hakkında polemiklere girmek o derecede abes. Bu yüzden önce konuşulması gereken bir yaratıcının varlığı konusudur. Benim İslam'a geçişim de önce Allah'ın varlığını anlayarak oldu, sonra Allah'ı Allah yapan özelliklerin ahiretin varlığını zorunlu kıldığını sonucuna ulaştım, gerisi çorap söküğü gibi geldi.

Evrimi yetersiz bulabilirsin. ''Ahlak, etik, davranış konularında evrim bana rehber olamadı'' diyebilirsin ama bu noktadan İslam'a nasıl geçtiğini anlatabilir misin?
Girerken çükünüzün, çıkarken kafanızın kesildiği bir dine geçip, ''bu din ahlak/etik konularında bana rehber oluyor'' diyorsun. Hem de kemikleşmiş ateistlere karşı.:D

Evrimin ahlakî bir rehber olma amacı da yoktur zaten. Bunu Richard Dawkins gibi natüralist evrimciler de söyler. Dawkins, insan davranışlarının doğanın nasıl olduğuna değil, insanların nasıl davranması gerektiğine dayandırılması gerektiğini savunur. "Genlerimiz bize bencil olma talimatı verebilirler, fakat tüm hayatımız boyunca onlara boyun eğmek zorunda değiliz," der. Tanrı olmaksızın evrimin bizi ahlakî hakikatleri kavrayacak biçimde baştan planlanmış bir yöne doğru evrilttiğini söylemek zaten son derece metafizik bir iddia olur.

İslam'a nasıl ulaştığıma gelince; bir kez nesnel ahlakî doğruların ancak Tanrı'nın doğasıyla temellendirilebileceğini kavradıktan sonra Tanrı'yı Tanrı yapan özelliklerin de ahiretin varlığını gerekli ve lüzumlu kıldığı ortaya çıkar. Burada biraz Hayalhanem'e bağlayacağım ama yabana atılmaması gereken aklî deliller bunlar. Şu şekilde temellendirebilirim: Tanrı adil olduğuna göre ve insanın içine adalet duygusu koyduğuna göre ve bu dünyada adalet tam olarak tecelli etmediğine göre başka bir alemin varlığı zorunlu oluyor. Bu dünyaya baktığımız zaman görüyoruz ki zalimin zulmü yanına kâr kalıyor, mazlum hakkını alamadan göçüp gidiyor. İyiliğin ve adaletin kaynağı olan Tanrı böyle bir haksızlığa müsaade etmez. Adaletinin tam tecellisi için ahiretin varlığı gerekli. Ayrıca Allah bizi sorumluluk duygusuyla mücehhez kılmış, bize doğruyu yanlıştan ayırmamıza yardımcı olacak yetiler ve bunlar arasında seçim yapabilmemiz için özgür irade vermiştir. İnsan sorumlu bir varlık olduğuna göre sorumluluklarının karşılığını alacağı ikinci bir hayat olmak zorunda. Aksi halde zalim ile mazlum arasında bir fark kalmamış olur. Allah böyle hikmetsiz iş yapmaktan beridir. Bir diğer işaret de insandaki ebediyet arzusu. Her insanın fıtratında ebedi yaşama arzusu vardır, bu yüzden unutulmaktan korkar, dünyada kalıcı izler bırakarak ebedileşmeye çalışır. Ama ebedi hayat dışında hiçbir şey bu arzusunu gerçek anlamda tatmin etmez. Allah insanın içine ebediyet özlemi koyduğuna göre demek ki insan için bu dünyadan daha fazlası var. Buradan ahiretin varlığına ulaşıyorum. Allah ve ahiret varsa vahiy de olmak zorunda. Çünkü vahiy olmadan Allah katında neyin iyi neyin kötü olduğunu, Allah'ın rızasını kazanmak için ne yapmamız gerektiğini tam olarak bilemeyiz. Her kafadan bir ses çıkar, herkes farklı bir yol çizer. Bu yüzden vahye dayanmayan dinleri kafadan eledim. Dünya üzerinde vahiy kaynaklı üç din var: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam. Bunlar arasından İslam'ın Tanrı tasavvuru bana daha makul, sade ve anlaşılır geliyor. Mesela Hıristiyanlık'taki gibi teslis problemi yok ya da Yahudilik'teki gibi Allah'ın ve peygamberlerin şanına yakışmayan inanışlar, insanî zaafları olan bir Tanrı tasavvuru yok. Başka sebepler de var ama en başta gelen sebep bu.

Kozmik Perspektif
05-09-2022, 20:23
1-Sizin ne önceden müslüman olduğunuza inanıyorum. Ne de, daha önce dinden çıkıp ateist olduğunuza. Kendinizce, forumu trollemeye geldiğiniz kanısındaym.


Siz bilirsiniz. Ben diyeceğimi dedim.


Bilimi rehber edinen kişiler, müslüman olamaz. Misal, Yıldızların "en yakın göğü süsleyen lambalar" olmasını bırakın, "şeytanlara atılan cisim" olduğunu iddia eden bir kitaba inanan, bilimle hareket ediyor, çelişmiyoruz diyorsa, o kişinin yalancı/sahtekar olduğu, su götürmez bir gerçektir. İstediğiniz kadar aksini inkar edin. Sizin yolunuzu burada yiyecek ateist olsun sanmıyorum.


Ayetleri düz, motomot okumak yerine nasıl tefsir edildiğine, başka ayetlerde nasıl geçtiğine bakmak lazım ki doğru anlayalım.

Sözünü ettiğiniz ayet Mülk Suresi 5. ayet. Fakat bu ayette yıldızları şeytanlara atıyoruz demiyor. Ya da kuyruklu yıldızlar şeytanlara atılan taşlardır demiyor. Yıldızları şeytanlara taşlama/ kovma birimleri yaptık giyor. Bu ayette yıldız için geçen kelime "misbah"tır, yani lamba/ ışık yayan şey. "Onları" (aydınlatıcı nesneleri) kelimesine atıfta bulunan cealnâhâ ya da "yaptık" kelimesinden sonra gelen kelime onları doğrudan "şeytanlara" atmak için kullandı anlamına gelmez, daha ziyade "onlardan" bu "şeytanlara" atmak için bir şey yaptı anlamına gelir. Kayan yıldız ifadesi aslında atmosfere çok yüksek hızla girip yanan gök taşlarının halk dilindeki karşılığı. İnsanlar genellikle göktaşlarını yıldızlarla karıştırırlar. Bazı çevirmenler bu satırın göktaşlarına atıfta bulunduğunu düşünmüş olabilirler, ancak meteorlar "kandil" olarak kabul edilecek kadar uzun süre havada kalıp "gökleri/gece göğünü güzelleştirmezler." Öyleyse başka bir şey kastedilmiş olmalıdır. Onun da ne olduğu diğer ayetlerde ortaya çıkıyor. Kur'an'da üç yerde (Hicr 18, Saffat 10, Cin 9) şeytanlara atılanların şihâb olduğunu belirtilir. Şihab ise Arapça'da ışık, yanan ateşin kıvılcımları anlamlarına gelir. Güneşimiz gibi yıldızlar da astronotlara ve uzay araçlarına zarar verebilecek mermiler olan kozmik ışınlar ve diğer radyasyonları yayarlar. Bu nedenle, radyasyon veya buna benzer ışınların gerçekten de burada tanımlanan mermiler olabileceğini düşünmek mantıksız değildir. Eski müfessirlerden Fahreddin Er-Razi de Tefsir-i Kebir'inde bu ayetinde tefsirini yaparken şöyle der: "Şeytanları taşlamanın anlamının, onların, o şeytanları yıldızların kütleleriyle taşlamak değildir. Tam aksine o yıldızlardan şeytanlara atılan birer ateş parçası ayrılmış olabilir. İşte bu alev parçası, 'şihâb' adını alır. Bu ise, ateşten alınan bir parçadır. Dolayısıyla da ateş, yine devam etmektedir." Bu bilgiler ışığında şeytanların taşlanması olayını yıldızlardan yayılan şihablar yoluyla Dünya'nın dışına çıkmalarının engellenmesi şeklinde anlamak mümkündür. Bu ayetle ilgili yapılacak başka muhtemel yorumlar da olabilir. En doğrusunu Allah bilir.


2- Yukarıda ahlaktan bahsedip kendi kafanıza sıkmışsınız, "evlatlığının eşini nikahla koynuna almayı" ahlak içi gören bir dünya. Yetimleri büyütüp nikahlamayı ahlak içi bulan bir dünya anlayışı da gene bulamazsınız.

Bana göre de Tanrı'yı reddedip iyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik gibi değer yargılarına sahip olan bir ateist kendi kafasına sıkmıştır. Dine inanan birinin en azından söylediği şeyleri (ahlakî bulun ya da bulmayın) dayandırabileceği bir referans noktası var, bir iç tutarlılığı var, peki ateistin neyi var? Hiçbir şeyi.


Türkiye' de ki tatlı su müslümanlarının hayal dünyalarında oluşturdukları, süsleyip püsleyip ambalajla millete satmaya çalıştıkları islam ile gerçek tarih-kuran-sünnet verilerine dayalı islam örtüşmez. Sanırım siz de bu ılımlı bidatcılardansınız!.

Hayır Sünniyim.

Pasteur
06-09-2022, 20:39
Boş laf salatası.


"Tanrı/ları" red eden sizlersiniz. Yeryüzünde kaç tanrı iddiası var? Sizin iddianız da onlardan sadece biri...


Biz madem öyle bu iddianızı kanıtlamanızı rica ediyoruz. Ya iddianızı kanıtlayın, ya da olmayan şeyi red ediyorsunuz gibi saçma sapan bir cümle kurmayin. Kendinizi komik duruma sokmayın...

Pasteur
06-09-2022, 20:45
kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim.



- Ayrıca bu saçmalığa ateist forumlarda öyle güzel cevaplar verili ki... İkna olamamak için gerçekten aklın yitirilmişi olsa gerek.



-"Evlatlığının karısını nikalayıp koynuna almanın, büyüttüğün yetimi nikahlamanın"; iyi, ahlaki bir yol olmadığını bilmek için arap uyduruğuna lüzum olmasa gerek. Sanırım bu sözde kanun, dogma söz konu olunca deve kuşu gibi kafayı kuma gömdünüz!.

Ahlaksız
06-09-2022, 21:34
Sevgili Kozmik Perspektif;
Müslüman olmak demek, sorgulamadan biat etmek demektir. Teslim olmak filan denir ya.!

Kehf 74'deki ''gulam'' ifadesi, Meryem 19'da geçer. Burada Meryem kıssası anlatılır ve Meryem'in çocuğundan bahsedilirken ''gulam'' ifadesi kullanılır. Yani Kehf 74'deki gulam ifadesi çocuktur.

''Ehveni şer'' diyerek çocuğun öldürülmesine onay verdin açıkça. Bu dürüstlüğe şapka çıkartırım.
Yani bir çocuğun, anne ve babasını küfre düşürme ihtimali yüzünden öldürülmesinin, yaşamasından daha yeğ olduğunu söyledin.
Bunu burada İTİRAF ettin ve sen daha önceki mesajlarında AHLAK diye feryat ettin.

Kuran'da ''savaş ayeti'' diye bir şey yok. Olsaydı eğer, bu savaştan bahsedilirdi. Savaşın adı, yeri gibi.
100'ün üzerindeki öldürün(gıtal) ifadesini düşünürken, muhakkak Kehf suresindeki kıssayı düşünmelisin.

Bu konularda cümle kurmak için Allah'a iman etmek gerekmez. Ortaokul 2'ye mi gidiyorsun acaba?!

Allah'ın varlığını Kehf 74 ve 80'deki ifadeleri okuyarak mı anladın?!

Hayalhanem. Pilot kalemle ateizmi çürütenler mi bunlar?

''Tanrı adil olduğuna göre'' ne demek?! Gerisini okumadım.!
Mesela köleliği ilga etmeyen bir tanrı adil midir ya da kadın ve erkeğe eşit miras dağıtmayan?

Kozmik Perspektif
08-09-2022, 22:12
Sevgili Kozmik Perspektif;
Müslüman olmak demek, sorgulamadan biat etmek demektir. Teslim olmak filan denir ya.!


Anladım. Benim demek istediğim; bir kimse sorgulayarak Müslüman olabilir. Sorgulamak illa dinsizliğe ulaştıracak diye bir şey yok. Müslüman olduktan sonra Allah'ın emirleri sorgulanmaz tabii ki. Zaten Allah'a iman eden biri böyle bir sorgulamaya ihtiyaç duymaz. Ama şu var; Allah'ın emir ve yasaklarının hikmetlerini araştırabilir, iman hakikatlerine dair delil sorabilir, delil talep edebilir. Bunlar yasaklanmış değildir. Nitekim melekler ve peygamberler de Allah'a soru sormuştur. Hakkında açık bir vahyin olmadığı konularda da farklı görüşler ortaya konabilir.


Kehf 74'deki ''gulam'' ifadesi, Meryem 19'da geçer. Burada Meryem kıssası anlatılır ve Meryem'in çocuğundan bahsedilirken ''gulam'' ifadesi kullanılır. Yani Kehf 74'deki gulam ifadesi çocuktur.


Orada çocuk anlamında kullanılmış olabilir ama her yerde bu anlamda kullanılacak diye bir kaide yok. Çünkü gulam erkek çocuk anlamına geldiği gibi, delikanlı/ genç adam anlamına da gelir. Bunun örneğini Tûr suresi 24-25. ayetlerde de görüyoruz. Orada "Kendileri için (hizmet eden) civanlar (gılman), etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl," denir. Gılman ile gulam aynı kökten gelir. Gılman, gulam kelimesinin çoğuludur. Dolayısıyla o ayette geçen gulam kelimesini delikanlı anlamına hamletmeye mani bir şey yok. Hz. Musa'nın "Kısas karşılığı olmadan bir can mı aldın?" sorusu da bunu destekler nitelikte. Buradan çocuğun şer'i ceza tatbik edilebilecek yaşta olduğunu varsayabiliriz. Nitekim bazı İslam alimleri de böyle anlamıştır. Mesela Ebu Hayyan El Endelüsî, el-Bahru'l-Muhît tefsirinin Kehf Suresi bölümünde bu ayetleri tefsir ederken çocuğun ergin olduğunu söyler. Tefsirde yapılan açıklamaya göre genç, cezası ölüm olan suçlar işlemiş, Hızır da sahip olduğu üstün ilim ile bundan haberdar olmuş ve cezasını kesmiş. Bu yorumu baz alırsak o zaman "Anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk" ifadesini gencin had safhaya ulaşan aşırılıklarına devam etmesi halinde onların da imanının tehlikeye girmesinden korkulduğu şeklinde okumak mümkün. [Gencin kötülüklerini belirtmek için kullanılan kelimenin tuğyan olduğuna dikkat edin, bu da kötülükte tüm sınırları aşmak anlamına gelir.] Yine denilebilir ki Hz. Musa açıklamayı duyduktan sonra itiraz etmediğine göre masum zannettiği çocuk aslında masum değil.


''Ehveni şer'' diyerek çocuğun öldürülmesine onay verdin açıkça. Bu dürüstlüğe şapka çıkartırım.
Yani bir çocuğun, anne ve babasını küfre düşürme ihtimali yüzünden öldürülmesinin, yaşamasından daha yeğ olduğunu söyledin.
Bunu burada İTİRAF ettin ve sen daha önceki mesajlarında AHLAK diye feryat ettin.


Dur hemen heyecanlanma, böyle bir ihtimal varsa öldürülebilir demiyorum. Zaten normal bir insan böyle bir ihtimal olup olmadığını bilemez, bilse de bir şey yapamaz. Zira İslam şeriatında suç işlenmediği sürece ceza verilmez. Ayette geçen çocuk küçükse Hızır için istisnai bir durum olduğunu düşünüyorum. "Ben bunları kendi kafamdan yapmadım" demesinden vahiy ile yaptığını anlıyorum. Nasıl ki Allah başka zamanlar deprem gibi doğal afetleri sebep kılarak can alıyor, burada da Hızır'ı sebep kılmak istemiş olabilir. Hızır'ın özel bir şeriatla gönderilmiş bir peygamber olduğunu varsayıyorum bu arada. Onun şeriatında ehven-i şer olarak ileride yapacağı azgınlıklardan dolayı mükellef olmamış birini öldürme izni var olabilir. Böyle bir eylem sadece vahiy varsa kabul edilebilir. Kimisi Hızır'ın insanlar için konulan ilahi kanunlarla sınırlı olmayan bir melek olduğunu söylüyor. Mesela Mevdudi bu görüşte. Kendisi tefsirinde bunu şöyle açıklıyor: "Çünkü şer'î yönü olmayan bu tür emirler ancak meleklere verilebilir. Bunun nedeni haram ve helâl sorununun onlar için söz konusu olmamasıdır; onlar hiçbir kişisel güce sahip olmaksızın Allah'ın emirlerine itaat ederler."

Daha önce de söylediğim gibi, yoruma açık bir kıssa ve kesin bir şey söylemek istemiyorum. Bununla birlikte diğer yorum, yani çocuğun büluğ çağında olup işlediği suçlar yüzünden öldürülmüş olması bana daha makul geliyor. Çünkü şeriata daha uygun bir yaklaşım ve ayette bahsedilen bilge kulun peygamber ya da melek olduğunu kesin olarak gösteren bir şey yok.


Kuran'da ''savaş ayeti'' diye bir şey yok. Olsaydı eğer, bu savaştan bahsedilirdi. Savaşın adı, yeri gibi.
100'ün üzerindeki öldürün(gıtal) ifadesini düşünürken, muhakkak Kehf suresindeki kıssayı düşünmelisin.


Kur'an hadislerin aksine ayrıntıya girmez zaten, pek çok konuyu özet geçer, genel hatlarıyla bahseder. Bu yüzden nüzul sebebi diye bir şey var. Sadece meal okuyarak olmaz. Kehf Suresi'ndeki kıssa ise, daha önce dediğim gibi, nasıl yorumlanacağı tartışmalı. Kehf Suresi'ndeki kıssaya bakarak hüküm bina edilmez.


Bu konularda cümle kurmak için Allah'a iman etmek gerekmez. Ortaokul 2'ye mi gidiyorsun acaba?!


Cümle kurarsın kurmasına da hep tenkit etme saikiyle kurarsın. Çünkü sana göre Allah yok, din yalan, Kur'an Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimlerine göre yazdığı bir kitap. Bu bakış açısı da Kur'an'ı anlamaya engel.


Allah'ın varlığını Kehf 74 ve 80'deki ifadeleri okuyarak mı anladın?!


Ne alaka? Açıkladım zaten. Bu nasıl soru?!


''Tanrı adil olduğuna göre'' ne demek?! Gerisini okumadım.!
Mesela köleliği ilga etmeyen bir tanrı adil midir ya da kadın ve erkeğe eşit miras dağıtmayan?

Allah köleliği birdenbire kaldırmamıştır çünkü köleliğin tek taraflı olarak kaldırılması Müslümanların gücünü azaltabilirdi. Bunun yerine köleliği tadil edip daha insancıl bir şekle soktu. İslam'da kölelerin özgürlüğüne kavuşması için birçok yol var. Kadına mirastan yarım pay verilmesinde de bir haksızlık yok. Şeriatın erkeğe yüklediği sorumluluklara bakarsak durum dengeleniyor. İslam'ı kendi içinde değerlendirmez, modernist kafayla bakarsan kendince hata, kötülük, çelişki bulursun. Zaten bu yüzden iman esasları içselleştirilmeden diğer meseleler hakkında tartışmak vakit kaybı diyorum. Çünkü tartışmacı baştan Allah'ı, ahireti ve peygamberliği kabul etmediği için, meseleleri oryantalistlerin eleştirilerine, modernizmin kıstaslarına göre değerlendirecek ve tartışma bir yere varmayan bir kısır tartışma halini alacak.

Khaos
08-09-2022, 23:12
Siz islamdan ateizme sonra yeniden islama mı döndünüz, anlamadım.
İmzanıza istinaden soruyorum.
Etik gerekçelerle ayeizmden islama dönmüşsünüz. Daha önce hangi gerekçelerle ateist olmuştunuz.

Ahlaksız
09-09-2022, 10:22
Peki. Musa'nın yanındaki kişinin öldürdüğü çocuk değil, yetişkin. Sonuçta Ebu Hayyan El Endelüsî, el-Bahru'l-Muhît tefsirini filan okumuşsun. Belli yani, tebliğcisin.:)

''Anne ve babasının imanını sıkıntıya sokma ihtimali olan bir kişi öldürülmeli.''
Buna da itiraz etme artık.

Ahlaksız
09-09-2022, 10:28
Ahlaktan bahsediyorsun ya. Kasas 15-16'ya göre Musa düşman tarafında olan birini öldürüyor ve Allah'tan af diliyor. Allah'ta onu affediyor. Buradan şu sonuç çıkmaz mı?
Herkes düşmanını öldürsün ve sonra Allah'tan af dilesin.
Buyur, tefsirleri karıştır bakalım.

ilahimasal
10-09-2022, 14:41
Bana göre de Tanrı'yı reddedip iyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik gibi değer yargılarına sahip olan bir ateist kendi kafasına sıkmıştır. Dine inanan birinin en azından söylediği şeyleri (ahlakî bulun ya da bulmayın) dayandırabileceği bir referans noktası var, bir iç tutarlılığı var, peki ateistin neyi var? Hiçbir şeyi.


"ahlakın Tanrı dışında bir gerekçesi olması lazım. Ama hangi gerekçe olursa olsun bunlar insanmerkezcil ve subjektif değerler olarak kalacaktır. Çünkü ahlakın mutlak bir temeli yok. Ancak bu ahlaki normların gereksizliği ve orman kanunlarını uygulayabileceğimiz anlamına gelmiyor. Ahlak kaynağını toplumdan ve insan doğasından ve onun davranışlarından alır. Ateistler de sosyal şartlardan ve insani güdülerden izole edilmiş varlıklar olmadıkları için doğal olarak normatif ahlaki çatı oluşturacaklardır"

"Tanrı ahlakı sağlar, ahlak Tanrı'dan gelir." Oysa bu döngüsel muhakeme hiçbir şeyi çözmez. Eğer "Tanrı türetir ahlakı + ahlak gelir Tanrı'dan" formülü doğruysa o zaman Tanrı'nın ahlakı nereden geliyor? Örneğin tecavüzün kötü bir şey olduğunu ve yardımlaşmanın iyi bir şey olduğunu nasıl keşfetti?"

Birazda kendinle tartış bakalım.

Kendine aracıda bulmuşsun . Hayal hanem
Hayali:))

Kozmik Perspektif
12-09-2022, 20:49
Peki. Musa'nın yanındaki kişinin öldürdüğü çocuk değil, yetişkin. Sonuçta Ebu Hayyan El Endelüsî, el-Bahru'l-Muhît tefsirini filan okumuşsun. Belli yani, tebliğcisin.:)


Tebliğ yok, soru soruyorsun cevap veriyorum. :)

''Anne ve babasının imanını sıkıntıya sokma ihtimali olan bir kişi öldürülmeli.''
Buna da itiraz etme artık.

Böyle bir şey yok, anlattım.

Ahlaktan bahsediyorsun ya. Kasas 15-16'ya göre Musa düşman tarafında olan birini öldürüyor ve Allah'tan af diliyor. Allah'ta onu affediyor. Buradan şu sonuç çıkmaz mı?
Herkes düşmanını öldürsün ve sonra Allah'tan af dilesin.
Buyur, tefsirleri karıştır bakalım.

Böyle devam edemeyiz, sana yol vereyim. :D

Kozmik Perspektif
12-09-2022, 20:54
"ahlakın Tanrı dışında bir gerekçesi olması lazım. Ama hangi gerekçe olursa olsun bunlar insanmerkezcil ve subjektif değerler olarak kalacaktır. Çünkü ahlakın mutlak bir temeli yok. Ancak bu ahlaki normların gereksizliği ve orman kanunlarını uygulayabileceğimiz anlamına gelmiyor. Ahlak kaynağını toplumdan ve insan doğasından ve onun davranışlarından alır. Ateistler de sosyal şartlardan ve insani güdülerden izole edilmiş varlıklar olmadıkları için doğal olarak normatif ahlaki çatı oluşturacaklardır"

"Tanrı ahlakı sağlar, ahlak Tanrı'dan gelir." Oysa bu döngüsel muhakeme hiçbir şeyi çözmez. Eğer "Tanrı türetir ahlakı + ahlak gelir Tanrı'dan" formülü doğruysa o zaman Tanrı'nın ahlakı nereden geliyor? Örneğin tecavüzün kötü bir şey olduğunu ve yardımlaşmanın iyi bir şey olduğunu nasıl keşfetti?"

Birazda kendinle tartış bakalım.

Sağ olun, ben tartıştım da geldim :D.

Sadece sonuncusuna değineyim. Aslında döngüsel mantık yok, tanım var. İyilik, adalet, merhamet gibi özellikleri onun doğasının bir parçası olarak tanımlıyoruz. Tanrı'yı mükemmel varlık olarak düşünüyorsak iyi olması mantıksal zorunluluktur. Tanrı'nın yaratılmamış olması da mantıksal bir zorunluluk olduğuna göre Tanrı'nın ahlakının kaynağı nedir, Tanrı'nın doğası nereden geldi gibi sorular anlamsızdır. Ahlakı Tanrı'nın doğasıyla açıklamak da döngüsel bir muhakeme değildir. Çünkü ilk olarak yaptığımız şey ahlakî sezgilerimize bakmak ve bunların zamandan ve mekandan bağımsız olduğunu kavramak. İyiliğin/ahlakın ne olduğunu Tanrı kavramı olmaksızın doğuştan gelen sezgilerimiz aracılığıyla anlayabiliyoruz. Buna paralel olarak metafizik akıl yürütmeden, her şeyin ilk nedeni olan bir varlığın, yaratılmamış bir yaratıcının, her yönden mükemmel bir varlığın olması gerektiği sonucuna varırız. Ahlakî iyiliğin bir mükemmellik olduğunu düşünürüz. Tüm mükemmellikler Tanrı'da mevcut olduğundan, bu İlk Neden'in de ahlaken iyi olması gerektiğe hükmederiz. Allah'ın eylemleri keyfi midir yoksa buna zorlanır mı meselesine gelince; Allah iyi veya kötü olduğunu bildirdiği için ameller iyi veya kötüdür ve Allah'ın fiilleri her zaman O'nun sonsuz hikmet ve ilmine dayanır; yarattıklarıyla ilişkilerini kendi belirlediği ilkeler doğrultusunda düzenleyip gerçekleştirir, haricî bir otoritenin baskı ve yönlendirmesine göre değil. Yani ne bir keyfîlik ne de dışsal bir kaynaktan gelme durumu söz konusu. İslam'da bu soru kelam alimlerince tartışılmış; Eş'arî kelamcılar ilahî öznelciliği seçmiş, Mutezilî alimler ilahî nesnelciliği, Maturidîler orta bir yol tutmuş. Bana Maturidîlerin görüşü daha makul geliyor. Onlar da Eş'ariler gibi ahlaki değerin insan aklı yerine Tanrı tarafından belirlendiğinde hemfikir. Hakîm olan/ neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen yalnızca Allah'tır, bununla birlikte, aklınız belirli eylemlerin ahlaki değerini algılayabilir ve bazı durumlarda bunu vahyin rehberliğinden bağımsız olarak yapabilir. Ancak bu, Allah'ın bu bilgiyi kulun zihninde yaratması durumunda gerçekleşir. Buna İslam'da fıtrat deniyor; Allah'ın her insanın içine yerleştirdiği, doğruyu yanlıştan ayırmamıza yardımcı olan ahlakî bir pusula. Ancak fıtrat nefsimizden, çevreden, kültürümüzden kolayca etkilendiği için her ahlakî eylemi tam bir doğrulukla ayırt edemez. İşte bu yüzden insan vahyin yönlendirmesine muhtaçtır.


Kendine aracıda bulmuşsun . Hayal hanem
Hayali:))

Evet, birlikte geleneksel pilot kalem ile ateizmi çürütme şenlikleri düzenliyoruz. :D :D

Kozmik Perspektif
12-09-2022, 21:00
Siz islamdan ateizme sonra yeniden islama mı döndünüz, anlamadım.
İmzanıza istinaden soruyorum.
Etik gerekçelerle ayeizmden islama dönmüşsünüz. Daha önce hangi gerekçelerle ateist olmuştunuz.

Evet, doğru anlamışsınız. Aslında tek neden ahlak argümanı değil, başka etkenler de var ama beni en çok etkileyen oydu. Mesela kelam kozmolojik argüman ve hassas ayar argümanlarını da Tanrı kanıtlamasında başarılı buluyorum. Bunlara itirazlar var, biliyorum. Hepsini çok detaylı incelemedim ama görebildiğim itirazlar bence delilleri geçersiz kılacak güçte değil. Tabii Müslüman olmaya karar verirken sırf bu tür akıl yürütmelerden yola çıkmadım. Bunun dışında bir de ilericilik, çağdaşlık, özgürlük, feminizm adı altında dayatılan akla ziyan şeyleri görünce İslam'ın getirdiği hükümlerin önemini daha iyi takdir ettim. Bu da İslam'a yönelmemde bana ilham kaynağı oldu. Beni İslam'a çeken şeyler bununla sınırlı değil ama başlıca nedenler bunlar.

Daha önce Talak 4 (küçük yaşta evlilik mevzusu), kölelik mevzusu, Kur'an'da bilimsel hata iddiaları nedeniyle İslam'a inanmayı bırakmıştım. İslam'a dönüş sürecimde bu mevzuları yeniden ele aldım ve kafamdaki sorulara genel olarak yeterli cevaplar bulabildim. Tabii henüz tam olarak cevap bulamadığım hususlar da var ama İslam ile ilgili aklımdaki birçok taş yerine oturdu.

Ahlaksız
12-09-2022, 21:39
Böyle bir şey yok, anlattım.
Söylediğin şeyi inkar ediyorsun;
Asıl hayatın dünya hayatı değil, ahiret hayatı olduğu dikkate alınırsa çocuğun ebedi hayatını mahvetmeden öldürülmesinin ehven-i şer olduğu düşünülebilir.
''Düşünülebilir'' ne demek?
Bunu ben de düşünebilirim veya düşünüyorum demek.

Masum bir çocuğun ''ahiret'' adı altında öldürülmesini adeta mübah/helal kılıp, burada ''ahlak'' naraları atıyorsun.!

ilahimasal
13-09-2022, 23:15
Evet, birlikte geleneksel pilot kalem ile ateizmi çürütme şenlikleri düzenliyoruz. :D :D

Ruhban partilerinde eğlendiginizden eminim.

Kozmik Perspektif
14-09-2022, 22:31
Söylediğin şeyi inkar ediyorsun;

''Düşünülebilir'' ne demek?
Bunu ben de düşünebilirim veya düşünüyorum demek.

Masum bir çocuğun ''ahiret'' adı altında öldürülmesini adeta mübah/helal kılıp, burada ''ahlak'' naraları atıyorsun.!

İnkâr etmiyorum. Devamında ne demişim? "Tabii bu öldürme yetkisini kendi kafasına göre değil, Allah'tan aldığını unutmamak gerekiyor." Yani Hızır'ın peygamber olduğunu ve Allah'tan özel bir vahiy alarak bunu yaptığını varsaydım. Daha önce de demişim ki: "Orada Hz. Hızır'a özel bir durum var. Böyle istisnai durumlar şeriatın genel hükümlerini değiştirmez." Çünkü şeriatta normalde mükellef olmayan birine ceza verilmez. Çocuk küçükse Hızır ya özel bir şeriatla gönderilmiş bir peygamberdir ya da bir melektir. Burada neden böyle düşündüğümü de açıkladım:

Dur hemen heyecanlanma, böyle bir ihtimal varsa öldürülebilir demiyorum. Zaten normal bir insan böyle bir ihtimal olup olmadığını bilemez, bilse de bir şey yapamaz. Zira İslam şeriatında suç işlenmediği sürece ceza verilmez. Ayette geçen çocuk küçükse Hızır için istisnai bir durum olduğunu düşünüyorum. "Ben bunları kendi kafamdan yapmadım" demesinden vahiy ile yaptığını anlıyorum. Nasıl ki Allah başka zamanlar deprem gibi doğal afetleri sebep kılarak can alıyor, burada da Hızır'ı sebep kılmak istemiş olabilir. Hızır'ın özel bir şeriatla gönderilmiş bir peygamber olduğunu varsayıyorum bu arada. Onun şeriatında ehven-i şer olarak ileride yapacağı azgınlıklardan dolayı mükellef olmamış birini öldürme izni var olabilir. Böyle bir eylem sadece vahiy varsa kabul edilebilir. Kimisi Hızır'ın insanlar için konulan ilahi kanunlarla sınırlı olmayan bir melek olduğunu söylüyor. Mesela Mevdudi bu görüşte. Kendisi tefsirinde bunu şöyle açıklıyor: "Çünkü şer'î yönü olmayan bu tür emirler ancak meleklere verilebilir. Bunun nedeni haram ve helâl sorununun onlar için söz konusu olmamasıdır; onlar hiçbir kişisel güce sahip olmaksızın Allah'ın emirlerine itaat ederler."

Daha önce de söylediğim gibi, yoruma açık bir kıssa ve kesin bir şey söylemek istemiyorum. Bununla birlikte diğer yorum, yani çocuğun büluğ çağında olup işlediği suçlar yüzünden öldürülmüş olması bana daha makul geliyor. Çünkü şeriata daha uygun bir yaklaşım ve ayette bahsedilen bilge kulun peygamber ya da melek olduğunu kesin olarak gösteren bir şey yok.

ilahimasal
15-09-2022, 11:06
Orada Hz. Hızır'a özel bir durum var

Kendisine özelse bize ne , Egosunu tatminmi etmiş

Bu tip söylemler kuranda bolca var zaten

Sırf sana özel, önüne gelenle nikahlanabilirsin
Sırf sana özel , gelininle nikahlanabilirsin
Sırf sana özel, nikâhladikların sonsuza dek sana tapanların anasıdır. ( tapmayı bırakanların cevabı yok)

Eeee peygamber bu , özel istekleri elbette olacak dimi ?

TENTEN
15-09-2022, 12:59
Bu burada sevimsiz bir post olacak belki ama yazma ihtiyacı hissettim. Tekrar Müslüman oldum. Uzun zamandır ateisttim. Ateistforum'da da Tasvir-i Efkâr ve Şövalye rumuzlarıyla yazmıştım.

Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim. Ateizmde ahlak problemi inançsızlığımın ilk zamanlarında da kafama takılan ve kesin bir cevap bulamadığım bir meseleydi ama açıkçası buna bir gün cevap bulacağımı düşündüm, görmezden gelme ve kendimce açıklamalar üretme yoluna gittim, ama sonra bunlardan kaçmanın bir yolu olmadığını fark ettim. Aksiyolojik argümandan hareketle yapılan Tanrı kanıtlamalarını ve bunlara verilen cevapları okudum, tartışmaları izledim ve bunlar üzerinde uzun bir müddet düşündüm ve aksiyolojik argümanın teizm için güçlü bir felsefî delil teşkil ettiği kanaat getirdim. Dinî konuları araştırırken gördüğüm bir diğer delil olan evrenin potansiyeli delili de mantıklı geldi. Bu delil kısaca yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin evrenin potansiyelinde var olmasını teizmin daha iyi açıkladığını söylüyor. Tabii bunları okuduktan sonra hemen teist olmadım çünkü teizmde de saçma bulduğum şeyler vardı, ama bunları sorguladıkça Tanrı fikri mantıklı gelmeye başladı. Müslümanlarla yaptığım tartışmalarda Tanrı paradokslarına tatmin edici cevaplar da bulmuştum. Ama deizm de mantıksız geliyordu; Tanrı varsa insanı öylece yaratıp bırakmış olamaz. Tanrı varsa o zaman öteki dünya da olmalı ---> öteki dünya varsa o zaman din de göndermeli ---> ama mevcut dinlere baktığımızda insan ürünü olduğu görülüyor ---> o zaman Tanrı'ya inanmak mantıklı değil şeklinde düşünce algoritması izlediğim için Tanrı fikrine de mesafeli duruyordum. Böyle kafa karışıklığı içinde yıllar geçti. Yıllar geçtikçe dinden kopan gençliğin akın akın feminizm, veganizm, SJW aktivizmi, LGBT ideolojisi ve kedi/ köpekperestlik gibi abuk sabuk akımlara kapılmaları daha fazla dikkatimi çekmeye başladı ve bu da beni ateizmin ve sekülerizmin toplum için pek hayırlı olmadığı sonucuna götürdü. Müslümanlar kendini çağdaş, medeni ve ilerici sayan bu güruha göre daha mantıklı, sağduyulu ve aklıselim göründü gözüme. İslam'ın aileyi, nesli ve toplumu koruyan olumlu yönlerini görmeye başladım. Gerek Batı'da gerek Doğu'da feministlerin kadın mağduriyetlerini istismar ederek kadın faşizmi ve erkek düşmanlığı yaptıklarını ve eşitlikten ziyade ayrıcalık peşinde koştuklarını gördükten sonra bu güruhun İslam'a kendi bakış açılarıyla getirdikleri eleştirilere de daha sorgulayıcı bir gözle bakar oldum. Bütün bunlar beni İslam'a yeniden yaklaştırdı ve İslam'a yeniden ilgi duymaya başladım. Dinden çıkmama sebep olan konuları araştırdım. Youtube'dan Müslümanlar ve ateistler arasındaki pek çok tartışmayı, cevap/ reddiye videolarını izledim. İslam'a, Kur'an'a yöneltilen birçok eleştirinin mantıklı açıklamalarının olduğunu gördüm. Bu açıklamalar İslam hakkındaki olumsuz görüşlerimin genel olarak güvenilirliği şüpheli olan hadislere ve yanlış yorumlanmış bazı Kuran ayetine dayandığını anlamamı sağladı. İslam'la ilgili her soruma henüz tam cevap bulabilmiş değilim, hâlâ okuyor ve araştırıyorum, ama bulduklarım beni İslam'ın doğru din olduğuna ikna etmeye yetti.

Biraz uzun hikâye oldu ama İslam'a dönüş yolculuğumu bu şekilde özetleyebilirim.

İslam'la birlikte her şey benim için mükemmel bir şekilde anlam kazandı ve hayat daha anlamlı hale gelmeye başladı. Zaten ateizm bana hiç yaramamıştı. Ateistken hayata daha kötümser bakıyordum. Her şey kasvetli ve anlamsız görünüyordu. Özellikle hayatın hiçbir nesnel bir anlamının olmaması, ölümden sonra yok oluş düşüncesi, zalimin izzetinde, mazlumun zilletinde kalıp bu dünyadan göçüp gittiğini düşünmek beni karamsarlığa itiyordu. Şimdi zihnim rahatladı, uzun zamandır yaşamadığım bir iç huzuru hissediyorum. İslam başıma gelen en iyi şey!

Kötülük problemine nasıl bir çözüm bulduğunu merak ediyorum.
İslam dininin insan üretimi olmadığına delilin ne?
Teist olabilirsin ama müslüman oldum demek için akıl sağlığını yitirmek gerekiyor.
Peygamberin kendi yaşamı dinden kopan gençlikten daha iyi durumda değil.

Ahlaksız
15-09-2022, 15:39
Ayetlerin biri Hızır'a özel. Ötekisi Muhammed'e özel. Ötekisi Musa'ya özel. Ötekisi Yunus'a özel. Ötekisi İsa'ya özel.
Bu kitap genele hitap etmiyor mu?!
Genele hitap eden bir kitapta, özel meselelerin ne işi var?!

Benim rehberim Kuran'sa, ben Kuran'da anlatılanları baz alarak hayatıma yön vermek zorundayım.

Yani Kehf suresindeki bir ayette bir çocuğun öldürüldüğü yazıp, başka bir ayette o çocuğun niye öldürüldüğü açıklanıyorsa eğer, ben de bu ayetlere bakarak çocuklara olan tutumumu değerlendirmek zorundayım.
Bu basit olguyu es geçip, demagoji yapmaya gerek yok.

Toshihiko Izutsu diye bir adam var. Bu adam, bu konularda uzman. Diyor ki, Kuran'da temel iki kavram var ve tüm söylemler bu kavramların çevresinde gelişiyor. Biri mümin, diğeri kafir.

Bunları bilirsen eğer, Kuran'da fitne çıkarma ihtimali olan bir çocuğun neden öldürüldüğünü veya kafirlerin neden boyunlarının vurulduğunu veya müşriklerin neden yakalandıkları yerde öldürülmeleri gerektiğini de anlarsın.

Yani önce bileceksin, sonra anlamaya çalışacaksın.

Ateistlerin ahlak bilmem nesi yok, Kuran'ın var filan diyorsun ya. Buyur;

İnkar etseniz de, ayetleri bu şekilde çeviren mütercimler var;

4-34 Kadını dövün.
24-2 Kadın ve erkeğe kırbaçla/sopayla vurun.
8-12 Boyunlarını ve parmaklarını kopartın.
5-33 Elleri, ayakları kesin.
9-5 Öldürün.
2-191 Öldürün.
47-4 Öldürün.
Bu öldürün emirleri onlarca defa tekrarlanıyor.!

ilahimasal
15-09-2022, 16:21
"Çünkü şer'î yönü olmayan bu tür emirler ancak meleklere verilebilir. Bunun nedeni haram ve helâl sorununun onlar için söz konusu olmamasıdır; onlar hiçbir kişisel güce sahip olmaksızın Allah'ın emirlerine itaat ederler

Bunu buraya eklenti yaparken akıl süzgecinden geçirdinmi?

Sana bir örnek vereyim de beyninle ama yok kalbinle bir düşün. Malûm kalbinizle düşünen oluşumlarsınız ama yok yaratılanlarsınız.

Dünya üzerinde devletler vardır ve uluslararası kurallarla kendi aralarında geçinirler ancak bazı konularda işin içinden çıkamayıp gizli derin oluşumlar kurarak , koydukları uluslararası yasaları hiçe sayıp bir tetikçi bulup işlerini görürler ve suç o gizli derin yapıyı kuranın olmaz !

O ismini andığın zaat diyor ki
Allahın yapacağı katliamda , allahlararasi konseyde suçlu bulunmasın diye tetikçi bir melek tuttu.
Bu allah dediğiniz , öldürme işlerinde sorumluluğu olmayacak mafyatik melek!!! yapılara işi niye ihale ediyorki ?
Birilerinden çekincesimi var. Koskoca allahsın ya !

Tarihdeki Gerici kişilerin abuk subuk savunmalarını alıp buraya atman akıl sağlığındaki sorunlarıda gösteriyor. Her savunmanızı bu gericilerin diliyle yapmayın.
Bu durumunuz ileride kriminal problemlere yol açabilir ve insanların boğazına saldırabilirsiniz. Ortalık bu durumda olan akıl hastası ucubelerle dolu.

Ahlak ihtiyacın varmışta haberin yokmuş.

Kozmik Perspektif
16-09-2022, 02:16
Allah yarattığı hiçbir şeye muhtaç değildir tabii ki, istese bizzat kendi de yapardı, ya da başka bir sebep yaratarak da yapabilirdi ama öyle yapmak istedi. Bazı işleri meleklerine yaptırıyor olması da bir ihtiyaçtan/çekinceden ileri gelmez. Bunun da hikmetleri var. Mesela insana bakan tarafı; izzet ve azametin perdeyi gerektirmesi. İnsan genellikle kendi kısıtlı ve dar bakış açısıyla olayların dış yüzündeki çirkinliğine yahut basit ve sıradan oluşuna bakar ve iç yüzündeki güzelliği, anlam ve hikmeti göremez, bu da Allah'ın izzet ve azametini, yahut rahmetini cahilce eleştirmesine neden olabilir. Ancak melekler ve sebepler perde kılındığında işler/olaylar onlara havale edilir, ve insanların haksız isyan ve şikayetleri doğrudan Allah'a gitmemiş olur. Yani Allah melekleri ve sebepleri aracı kılarak insanı aslında büyük bir mesuliyetten kurtarıyor. Bunun senin verdiğin örnekle bir ilgisi yok.

Sonra ben oradaki kişi melektir diye kesin bir yargıda da bulunmuyorum. Böyle de bir yaklaşım var diye ekledim. Kıssada geçen bilge kul melekse şayet kaderde şer olmadığını tüm inananlara göstermek için gönderilen bir melek olabilir, ki bu da dikkate değer bir yaklaşım.

Neyse, kime anlatıyorum ki. Zaten buraya din tartışması yapmaya gelmedim. Bu konu da fazla uzadı. Sizin aklınız sizde kalsın, ben kendi aklımla mutluyum. Vesselam.

ilahimasal
16-09-2022, 09:41
Allah'ın izzet ve azametini, yahut rahmetini cahilce eleştirmesine neden olabilir .


Şu cümlendeki " allah " ne ?



Cahil diyorsun ama temeli sadece inanca ait olan bilim dışı ,harflerin bir araya gelerek olusturulan bir kelime üzerinden " bilgi" yoksunlugundan bahsediyorsun.
Allah dediğinin verisi yok kanıtı yok. Sadece inanç üzerinden azamet rahmet izzet gibi sapur supur soyutun soyutu kavramlarla cahilliğe işaret ediyorsun.
Kendine dahi kanıtlayamadiğın bir kavrama sadece "inanarak" bize kanıtlamanın derdiyle burada akıldan uzak cevaplar yazıyorsun.

" sana evlerinin arkasından seslenen aptallar " diye bir cümle duyduğunda , izzet azamet rahmet olduğunu mu düşünüyorsun.
"Çocuğu öldürdü " deyince buradan nasıl bir izzet rahmet azamet çîkariyorsun ?

Cahil denince , genel anlayış BİLGİ YOKSUNLUGU" olarak anlaşılîr.

Şu yukarıda yazdıklarım ve benzerleri bilinse ne işe yarar ?
Kaldıki masal hikaye olan ve yaşanmışlıklar dediğiniz , tarihsel hiç bir kayıttı olmayan bu zırvalar , sonradan ortaya çıkan kerameti kendinden menkul tiplerin yorumlamasını bilgi , kanıt diye buraya yazmak ve yazdığını kanıt sanmak nedir?
Söyleyim. Akılsızlık. Ama inanç


Evet tanrına kanıt ver demiyorum.
Tanrın kendini kanıtlasın
Varlığını ortaya koysun.
Senin kanıtlama çabaların aslında senin kendine kanıt araman demektir. Kendini ikna edemediğin için burada bu kadar saçmalıyorsun.

Olmayan bir kavram üzerinden, yaşamışlığını ispat edemeyeceğin bir kaç isim ve sıfat üzerinden yazılan bir hikayeyi bilsen ne olurrr bilmesen ne olur ?

Otta böcekte tanrı tasviri yapan sizler şişire şişire bitiremediginiz tanrı kavramına nitelik yüklerken yanlış yaptığînizi hiç mi fark edemiyorsunuz .
Eli kolu gözü baldırı bacağı izzeti bilmem neyi , güldürmeyin bizleri.

Biraz ciddi olun. Ki aklınıza laf etmeyelim.

ilahimasal
16-09-2022, 10:22
Bu arkadaşın "ateisttim müslüman oldum" söylemine aslında şöyle bakılmalı.

BOYUN EGDİRMEK

bu arkadaş , boyun eğdirmek isteyen cenahın bir parçası olduğunun farkında bile değil. Ahlakdı allahdı diyerek kendini tatmin ediyor ancak kendiside boyun eğmiş.

Ne dediydik boyun egdirilmeye çalışılıyor.
Birisi ortaya çıkıyor ve insanlar boyun eğsin diye bir kavram üretiyor , o kavramada olmayacak nitelikler yüklüyor.
Daha sonrada o kavramın sözcüsüyum seçilmisiyim diyerek insanları kendine boyun egdirmeye uğraşıyor.
Uymayanlarıda katletmenin faziletini insanların beynine enjekte etmeye uğraşıyor.

Yerleri çok müsait değilse duygusal yalanlarla tebliğ yapıyorlar. Biraz güçlenince zorla , dahada güçlenince toplu katliamlara gidiyorlar.
Katliamlarının sebebi itaat etmeyenler. BOYUN eğmeyenler.

Bunları deşifre etmek anlamak o kadar basitki .
Peki niye insanları bir masal üzerinden boyun egdirmek istiyorlar?
Esas amaçta bu sorunun cevabını bulmak.
Tabikide maddecilik saltanat.

Maddecilik dediysem materyalle karıştırılmasın.
Bunlar madde dedigimize tapar aslında. O maddeleri ele geçirmek, o maddenin sahipleri olmak , saltanat kurup maddelerini tek başlarına kullanmak için kendilerine "ABD" ( kolé) isterler .
Köleler boyun eğmelidirki saltanatlarını sürdürsünler.
Bu köleler cennet vesaire vaadleri ile beyinleri hadım edilmiş tiplerdir.
Cosmikde buna güzel bir örnektir.

BOYUN eğdiriciler . BOYUN eğmeyenlere tahammül edemezler. Her tip yalan ile varlıklarını sürdürmek isterler.
Tanrı da böyle bir yalandır. Bu yalan üzerinden ne derece iğrenç işler yaptıkları tarihde bolca vardır.

Bunların ağına düşmemek için saksının içindekini iyi kullanmak , yaşamınız ailenizin toplumunuzun
Huzuri için şarttır.
Tek davası maddeye saltanat şeklinde sahip olmak isteyen bu tiplere boyun eğmemek gerekir.

Neden gireni sünnet, çıkanın boynunu keserlerki hiç mi akıl etmezsiniz.

Cosmik neden müslüman oldum diyor da , abd oldum demiyor yada köle
Diyemez çünkü köle kelimesi insanı rahatsız eder.

tanrının kölesi:) tanrı kim ? De ki tanrı var , bu tanrı niye köle isterimki? Köleye ihtiyacımı olur tanrı diye şişirdiğin yalanın.

İşte burası ince
Köle sahipleri genelde tanrı sözcüsüyüm yada halefiyim diyenlerdir.
Bu halef yalanına ve devam ettirenlere köle olmak isteyenin keyfidir hazzıdır .

Tekrar köle oldum demek yerine müslüman oldum deme

ilahimasal
16-09-2022, 10:50
Ha bu arada
Sen ufak geliyorsun.
Efendilerin gelsin.
Efendilerin gelemezler. Gelmezler.
Onlarında efendileri var . Onlar musade etmezler.
Burası onlara kalın gelir.

Burası , efendilerinin boş beleş tek taraflı konuşamayacagı bir yer .

Pasteur
17-09-2022, 11:36
Neden gireni sünnet, çıkanın boynunu keserlerki hiç mi akıl etmezsiniz.


İslam girilen bir din değil, doğuştan dayatılan bir dindir. Çocukalrın bilincli bir tercih ve seçimi olamaz. Dolayısı ile, boyun kesme hükmü batıldır. Hukuk öyle basite indirgenemez. Bu vetfayı veren zır cahilin önde gidenidir. Ondan kadı, hakim oluyorsa sizden de uzaylı Aynştayn olması gerekir.


**************************


Dinde zorlama yoktur palavrası çok açıktır.



Açıkca diyor ki bu din. "Yeeryüzü tamaıyla islam oluncaya dek, herkes islam otoritesine boyun eğinceye dek öldüreceksin", ya da bu terörizimi kabul etmeyip öldürüleceksin. Yani katil olmak istemeyen öldürülür, demekte bu din. Aksini iddia eden sahtekarın önde gidenidir. Ha sen askerliğe elverişli değilsindir, kör' sündür vs. o zaman dindenmiiş gibi görünüp kelleyi kurtarabilirsin. Seçim sizin; hoşgörü dini(!).

Pasteur
17-09-2022, 11:37
Tekrar müsliman olduğunu iddia edene sorulması gereken tek soru budur.


Öldürmek, başkasına(ötekine) yaşam hakkı tanımamak ahlaki midir?

ilahimasal
17-09-2022, 15:28
Tekrar müsliman olduğunu iddia edene sorulması gereken tek soru budur.


Öldürmek, başkasına(ötekine) yaşam hakkı tanımamak ahlaki midir?

Allahidir
Muhatap görünmezdir.

marcos
17-09-2022, 17:00
Hızır' a can aldırmak başka kimin aklına gelirdi
İyi güzel olan ne varsa tersine çevirmek
Tarihin en büyük komplosu olsa gerek

ilahimasal
19-09-2022, 15:27
Taze müslüman galiba kaçtı !

Hikayedeki hızırın çocuk öldürmesini , hikayeye göre katil olduğu kesin olan musa "neden yaptın hızırcım" diye sorguluyor?
Musa sen zaten katılsın. Hizıri neden sorguluyorsun?
Hızırda musaya allahi ahlak dersi veriyor.
( Musa hızıra " bende adam öldürdüm demiyor ! Niye çocuğu öldürdün diyor. )
Garip !!

Musa zaten katil olan birisi ve öldürdüğü kişiyi gizlice gömüp suç delillerini yok eden bir tip
( hikaye böyle )

-Musa ya adamı öldür diye bir emir var mı ?
-Musa adamı öldürdüğünde tebligcimiydi ?
-Tebligciyse allahi ona adam öldüreceğini vahiy etmedimi?
-Tebligci değilse , insan öldürmek ahlaksız bir davranışsa , musa ahlkasiz birimi oluyor?
-Ahlaksız olan birisinden tebligci olurmu?
Vahiy gelmeden , insan olduren bir katile , adam öldürme diye toplumsal bir vahiy neden geliyor. ?

Musa nın katil birisi olmasının , çocuk öldürülürken seyirci kalması ahlakla nasıl ilişkilendirilebilir.

Bunları bilen birisinin ahlaktan dem vurup "müslüman oldum" demesi bana samimiyetsiz olduğunu gösteriyor.

Pasteur
23-09-2022, 11:51
Musa zaten katil olan birisi ve öldürdüğü kişiyi gizlice gömüp suç delillerini yok eden bir tip
Sanırım bakış açılarında böyle bir pencere yok!.


Taktığınız gözlükten bize de vermelisiniz. https://turandursun.com/forumlar/images/smilies/smile.gif


Hikaye ye göre; Musa akrabası, arkadaşı, hemşehrisi v.s. herneyse, dayak yiyorken görüp yardım ediyor. Bir tokat atıyor ve adam ölüyor. Evet katil mi? Katil. Ama tokatla öldüren cinsten yani.



**********************


Her neyse, bu Hıdır meselesine de sanırım farklı pencereden bakıyorsunuz. Ben müslim penceresinden bakıp, bir müslimin bunu inceleyip, halen bu dinde kalamayacağını düşünüyorum.


Çünkü quran bunda çelişki bulamazsınız diyor. Ben her bir m*ku bilirim, alimim diyor.Dünya imtihan yeri diyor. v.s.



1- Her bir şeyi; ezeli ve edebi biliyorsa bu arabın "tanrı" sı burada niye ihtimal üzere(%50-%50) çocuğu öldürüyor?
2- Çocuğun ilerde ana-babasını imansız yapabilme ihtimali zırvası nedir yahu?

Pasteur
23-09-2022, 12:00
3-Çocuğun böyle bir kudreti varsa şayet, o vakit ins ve "cin ve iblislerin/şeytanların" nında diğer bütün insanları saptırma kudreti vardır. O zaman bu arabın tanrısı, bu diğer ins şeytanlarını diğerlerinin üzerine yollayarak imtihanda diğerlerine haksızlık yapmış olmuyor mu?

4- Her şeyden münezzeh olduğunu iddia ediyorlar. Ama bu sözde "ayet" de arabın "tanırı" sı ; "korktuk" diyor. Korkan "tanrı" olur mu?

5-Esasında hikmetinden sual olunmaz olunmasına mantığını, öğretisini de anlayan birisi olarak, bu çelişki görmemezlikten gelinemez derecededir. Çünkü kitapda zerre çelişki bulamazsınız diyor. Öyle ya, çocuk niye imtihandan muaf tutulmakta? Biz cehenneme gideceksek o zaman bizi de çocukken öldürseydi de bu arapcı "tanrı" da bizi de sorgusuz sualsiz çocuk cennetine alaydı(Öyle bir şey yok ta, hani olsaydı yani). Başka örnek mi bulamadında fiiliyata geçirecek, çocuğun anasını babasını kafir yapabilmesi ihtimaline senaryo uydurdun? Ne bileyim hırsızlık yapana müdahale etmeyen ve buna hiddetlenen bir Musa senaryosu yazaydın. O da suç nihayetinde. Sonrasında o çaldığının kendi malı olduğunu söylerdin mesela .) Dimi ama?

NoOneCares
26-09-2022, 06:04
Muslim iyi trollemiş. Yalan - Trollük ile din savunup ahlaktan bahsetmesi de kendi ayıbı olarak burada duracak...

Allahın mükemmel bir varlık olduğu ön koşulu ile sayfalarca yazmış.
Ama akabinde birçok sayfada da "orada böyle olduğunu, şurada böyle olduğunu, burada şöyle yanlış anlaşıldığını düşünüyorum" gibi de zırvalamış.

Sayın Trol Müslim: %1 bile ihtimal vermesem de gerçekten trol değil isen Müslümanlığına elveda diyeceğin soru aşağıdadır...

Soru: Eger Allah senin ön kabullerindeki gibi mükemmel olsa idi, Senin sayfalarca "böyle olduğunu düşünüyorum. Böyle olmuş olabilir, söyle yanlış anlaşılmış" anlamında cümleler kurmana gerek kalırmıydı?

Allah mükemmel olsa idi kurandaki yanlış anlaşılmalar nedeni ile en ufak bir kötü yaptırıma eğim olmamalıydı. Geçmiş tarihte ve günümüzde Bütün algılarımız ile sürekli bu yanlış anlaşılmalar yüzünden kötülükler olduğunu biliyoruz. Yani Allah mükemmel değil.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim. En son yüz yüze konuştuğum Müslüman da "Ben o yollardan geçeli çok oldu. Ben de ateisttim hem de en azılıdından" gibi laflar söyleyip agnostisizm ve ateizm arasındaki farkı bile bilmediğini itiraf edip "Sen şimdi neye inanıyorsun yani ne bu agnostisizm mi ne ise" demişti.

Yani geçeceksin o "ben de ateisttim" yalanlarını.

iddia: Araştırarak islamdan çıkıp ateistforumda ateist olarak yazarlık yapmış Hiç bir ateist maddi bir çıkarı olmadan İslama dönmez - dönemez.

Tabi çocukça nedenlerden ne dini ne de dinsizliği bilmeden kendine isimler takan çocuklar ise mevzu bahis, Bu çocuklar ateist te olur Hristiyan da. Hatta superman olduğunu söyleyenler bile oluyor.

noob1
18-04-2023, 15:34
Bir gün herkes Müslüman olacak.

Ama ateşi görmeden lütfen yani. En azından pretend edebilirsiniz. Bu sizin sonsuz hayatınız için bir sigorta olabilir, en azından yani Allah'a inanın, namaz kılmayın, oruç tutmayın, büyük günahlardan işlemeyip, İslami bi karakter çizin, normal yaşantınıza devam edin.

Abartmadan. En azından bir miktar günah cezası çekersiniz hoop cennet. yada olurya onlar bile affedilme durumu olabiliyor. direk hoop cennet. Sonuçta ateist olupta kazanacağınız hiç bişey yok. ama Allah'a inanırsanız, Allah yoksa ateist ile olan aynı durum oluyor, ama varsa varya bide varsa, pffff, yani ömür boyu çalışıp sigortası yatırılmamış biri gibi :) mi desem. nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor.

anladınız umarım.

Ahlaksız
19-04-2023, 23:34
Bir gün herkes Müslüman olacak.

Ama ateşi görmeden lütfen yani. En azından pretend edebilirsiniz. Bu sizin sonsuz hayatınız için bir sigorta olabilir, en azından yani Allah'a inanın, namaz kılmayın, oruç tutmayın, büyük günahlardan işlemeyip, İslami bi karakter çizin, normal yaşantınıza devam edin.

Abartmadan. En azından bir miktar günah cezası çekersiniz hoop cennet. yada olurya onlar bile affedilme durumu olabiliyor. direk hoop cennet. Sonuçta ateist olupta kazanacağınız hiç bişey yok. ama Allah'a inanırsanız, Allah yoksa ateist ile olan aynı durum oluyor, ama varsa varya bide varsa, pffff, yani ömür boyu çalışıp sigortası yatırılmamış biri gibi :) mi desem. nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor.

anladınız umarım.
Arapça konuşan yahudiler ve hristiyanlar, tanrıdan bahsederken ''Allah'' derler.
Senin özel kabul ettiğin Allah, aslında sadece tanrı demek.
''Allah'a inanın'' diyorsun ya, ''hangi Allah'a inanalım?''
Yahudilerin Allah'ına mı?
Hristiyanların Allah'ına mı?
Müslümanların Allah'ına mı?

spartacus
20-04-2023, 01:42
Abartmadan. En azından bir miktar günah cezası çekersiniz hoop cennet. yada olurya onlar bile affedilme durumu olabiliyor. direk hoop cennet. Sonuçta ateist olupta kazanacağınız hiç bişey yok. ama Allah'a inanırsanız, Allah yoksa ateist ile olan aynı durum oluyor, ama varsa varya bide varsa, pffff, yani ömür boyu çalışıp sigortası yatırılmamış biri gibi :) mi desem. nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor.
anladınız umarım.
Mantığının saçma olduğunun farkında değil misin?
Ya varsa diye günde 5 vakit eğilip kalkacak mısın? Bilim, akıl, mantığa ters bir çok şeye biat edip, inanacak mısın? Tanrı'ya bak ki, böyle bir şey istemiş, yaparsanız cennete alırım demiş, sıradan insan psikolojisi...

Yıldıztozu
20-04-2023, 08:57
Allah yoksa ateist ile olan aynı durum oluyor, ama varsa varya bide varsa, pffff, yani ömür boyu çalışıp sigortası yatırılmamış biri gibi mi desem. nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor.

Sizin mantığınıza göre düşünürsek, ya dindarları cezalandırıp ateistleri ödüllendiren bir tanrı varsa? Sonuçta tanrının kendisi de ateist, kendisinin bir yaratıcısı olduğuna inanmıyor, o da bizden yani:)

Ya da ödül-ceza sistemini gerçeğe ulaşmadaki dürüstlüğümüze göre belirleyen bir tanrı varsa?
Bu durumda yine biz cennete sen cehenneme gidersin.

ateist olupta kazanacağınız hiç bişey yok

Ramazan ayında şarap keyfi yapabiliyorum, bizde günah değil.