Orijinalini görmek için tıklayınız : Başlık trollemeleri - [Tanrı hatalı bir soyutlamadır]
dine mine ne
25-08-2022, 00:18
Bilimsel felsefe somut bir maddeye atıfta bulunur çünkü ölçmek ister, ancak ölçülemez olan burada diyalektik nedeniyle yanlış olarak tanımlanamaz. Biçimsiz ve ölçülemez olan olmadan somut maddeye atıfta bulunamayacağından, diyalektiğin karşıtı yanlış olarak tanımlanamaz, çünkü diyalektiğin biçiminin karşıtıdır ve bu nedenle kaçınılmaz olarak doğru olarak kabul edilmelidir.
Dolayısıyla, bilinemez ve ölçülemez olan, Tanrı da, yanlış ve doğru ile ilişkilendirilemez. Bu tür yanlış bir felsefi yaklaşım diyalektiğin doğasına aykırı olmakla beraber düşünce özgürlüğününde düşmanıdır. Dahası, bu tür saçmalıkların anarşi ve diyalektiğe tahammül edemeyenlerin dikte etme girişimi olduğunuda iddia edebilirim.
Düşüncenin olmadığı yerde yol olmaz. Bu, kitapların yol gösterebilmesi için Tanrı'nın düşünülmüş olması gerektiği anlamına gelir. Kitapların yolu doğru ya da yanlış tarif etmesi Tanrı fikrinin yanlış olduğu anlamına gelmez, bu nedenle Tanrı fikrini kitap din aracılığıyla yanlışlamaya çalışmak saçmalıktır.
İnsanlara robot olduklarını söyleyerek anarşik direnişi kırmayı amaçlayan felsefi oyunlardan başka bir şey görmüyorum. Bu tür girişimler, özgürlük adına insanlık tarihinin en tehlikeli çabalarıdır.
--/--
Moderasyon notu:
Bu mesajlar, aşağıdaki başlığın trollenmesi sürecinde başlığın konusu dışına çıkıldığı için bölünerek ayrı bir başlığa taşınmıştır.
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=25688
bilgivehis
25-08-2022, 08:42
Dolayısıyla, bilinemez ve ölçülemez olan, Tanrı da, yanlış ve doğru ile ilişkilendirilemez.
İşte sorun da burada.
O halde onu var ile ilişkilendiren dinlerin yaptığının yanlış olduğunu teyit etmiş oldun.
Kitapların yolu doğru ya da yanlış tarif etmesi Tanrı fikrinin yanlış olduğu anlamına gelmez,
Lakin bir önceki cümlende hem dinlerin yanlışını doğruluyorsun bir sonraki cümlende de yanlış değil diyorsun.
Üstelik ikinci cümlende kendi başına çelişkili.
Kitapların tanrıyı tarif etmesinden oluşan fikirlerden bugüne kadar hep tanrının varlığı iddia edildi.
Demek ki, kitaplardan oluşan fikirler bal gibi de yanlış olabilirmiş.
dine mine ne
25-08-2022, 15:44
Lakin bir önceki cümlende hem dinlerin yanlışını doğruluyorsun bir sonraki cümlende de yanlış değil diyorsun.
Üstelik ikinci cümlende kendi başına çelişkili.
Kitapların tanrıyı tarif etmesinden oluşan fikirlerden bugüne kadar hep tanrının varlığı iddia edildi.
Demek ki, kitaplardan oluşan fikirler bal gibi de yanlış olabilirmiş.
Elbette, ancak dinlerin yanlışlığı ile Tanrı'nın varlığı iki farklı konudur. Biri yol iken diğeri düşüncedir bu nedenle dinlerin yanlışlığı tanrı'nın olmadığı anlamına gelmez.
Kitaplardan gelen fikirlerden bahsederek, özgür düşünce yerine kitapları önceliklendiriyorsunuz, oysa tam tersi. İşte tam da bu yüzden önceki yazımda, düşünce yoksa yol da olamaz diye yazdım. Kitapların insanlara rehberlik edebilmesi için öncelikle Tanrı'nın toplum tarafından düşünülmüş olması gerekir, aksi takdirde kitaplar insanlara rehberlik edemezdi.
Beni anlamakta güçlük çekmeniz, özgür düşüncenin önüne kitapları koyma öncülünüzden kaynaklanıyor. Amazonlarda ormanın ruhuna, ağacın dalına, özgür düşünceleriyle bir şeylere inananlara bir düzen yaratma adına kitabınızla rehberlik ettiğinizi hayal edin. Kitabınızı çürütebilir, insanların düşüncelerini eleştirebiliriz, ancak insanların özgür düşüncelerini kesin olarak yanlışlayamayız.
Sonuçta bir arayıştır, istektir, bu nedenle burada ki mücadelem inanç özgürlüğü adınadır. Kendi ideolojiniz uğruna bu özgürlüğün zeminini yanlış olarak değerlendiremezsiniz. Eleştirmek ayrı, zemini yanlışlamak, dayatmak ayrı, anarşist damarımla yazıyorum, umarım ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Eğer bunu anlamazsanız, bir gün, tıpkı Corona virüs vakasında olduğu gibi, koyun misali özgürlüğümüzü bu çok bilmişlerin diktatörlüğüne kaptırır gidersiniz.
Yazdıklarım sizin ya da bir başkasının haklı olup olmamasıyla ilgili de değil, özgür zeminin dokunulmazlığı ile ilgilidir. Yanlışladığınız an, kesin bilgeliğinizle diktatörlüğe kapı açarsınız. Bu size olduğu kadar dindarlara da geçerlidir. Bir anarşist olarak haklar ve özgürlüklerle ilgileniyorum; sizin veya başkalarının ideolojisi umurumda değil.
Neye ve nasıl inanmak istediğinize inanmakta özgürsünüz. Eğer hoşunuza gittiyse, lütfen bu özgürlüğü başkalarına da tanıyın.
Eğer yanlışlamaksa, o zaman inanılanı değil, yolu yanlışlayın. İnanılan şey zaten zihinlerdedir, sizin gücünüzün ötesindedir, bu sebeple üzerinde hiçbir yetkiniz ya da etkiniz olamayacaktır.
Anarşizmin Tanrıya inanmak inanmamakta yaratıcıya yaratılışa inanmak inanmamakta aranmaz.Anarşinin ilgi alanı otoritedir. Orada aranır.
Siz toplumsal sözleşmelerin yok sayılmasını makama itaate zorlamayı devleti koruma adına meşru görüyorsunuz.
Sizin anarşizmden bahsetmeniz tuhaf kaçıyor.
dine mine ne
25-08-2022, 20:43
Sonuçta, insanların özgür düşüncelerini yanlışlamamak şart, aksi takdirde bu zemine diktatörlüğün kapısını açmış olursunuz. Diktatörlük otorite değilmidir?.
Devamında karın ağrınızın nedeni AKP olmalı.
Kukla hükümetlerinin yarı ömrünün ne olacağını bilmiyoruz ama bunun pek bir önemi yok çünkü onlar sadece arka plandaki kuklacıların kuklası. Ancak unutulmamalıdır ki bu siyasi aktörlerin yakın gelecekte yapacakları her şey, bu kuklaların arkalarında bıraktıkları imajı da içeren uzun vadeli planın sadece bir parçasıdır. Dolayısıyla sistem içinde gerçekleşen her şey aynı zamanda sistem tarafından tasarlanır.
Dolayısıyla uzun vadede gerçekten bir şeyler değişecekse, "kötülüğün köklerine" ve "yılanın başına" odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla diktatörlükle yönetilen bir dünya sisteminin yıkılması, yerel düzeyde ülkelerin kendi kendilerini güçlendirmesiyle başlar ve kaçınılmaz olarak bu dünyanın halkları tarafından "hırsızların güçsüzleştirilmesiyle" son bulmalıdır.
Dünyayı aşağıdan yeniden inşa edelim ve yüzyıllardır çektiğimiz acıların kaynağını diğer uçta bularak sona erdirelim. Toplumsal sözleşmeleriyle bu dünyanın gerçek yöneticileri ilgi odağınızda değil, onlar dünyadaki tüm kuklalarının arkasında saklanıyorlar.
kendi̇ni̇ güçlendi̇rme konusunda di̇nlenmek olmamalıdır. Sistemin yapılarına olan her türlü bağımlılık adım adım asılmalı ve en azından daha uzun bir süre için kendi içinde " huzur bulan " daha iyi bir dünya yaratmak için mümkün olduğunca bağımsız yeni yapılar inşa edilmelidir.
Ancak yaptığınız her şeyde ve kimi desteklediğinizde, tüm bunların içinde ne kadar sistem bulduğunuza da dikkatlice bakın. Eski hatalara geri dönmek vahim olabilir.
Küreselleşmenin getirdiği merkezi bir dünya hükümeti hedefimiz olamaz. Yaptığımız her şeyde, eylemlerimizle "dünyanın egemenlerinin" ekmeğine yağ sürüp sürmediğimizi de göz önünde bulundurmalıyız. Geçmişteki devrimlerin çoğu ya planlarını gerçekleştirmek için onlar tarafından başlatıldı ya da en azından onlar tarafından desteklendi ve istenen özgürlüğü getirmedi.
Dolayısıyla "tek tek ulusların özgürlüğünü savunmak" daha mantıklıdır ve AkP'nin şu anda yaptığı da tam olarak budur.
Direniş, ülke çıkarları adı altında yürütülse bile direniştir. Bu Putin için de geçerlidir. Dünya kamuoyu Marksist-merkeziyetçi toplumsal sözleşmelerinizin ne kadar geçerli olduğunu ve istediği zaman kimleri hedef aldığını görebiliyor. Tüm yasalarınız ve insan haklarınızla birlikte, kuklalarınız Yunanistan'a tek bir kelime söyleye bildi mi?.
ilahimasal
25-08-2022, 22:17
Konuyu nasıl akapeye getirdi bu trol?
Atın forumdan şu neyi düyü belirsiz trolü.
Lütfen yahu
dine mine ne
26-08-2022, 10:20
"Yaşanabilir bir forum, kimliklerin ve benliklerin farklı olduğu, üstünlüğün değil farklılığın vurgulandığı ve baskıcı değil özgürleştirici olan bir forumda hayat bulur. Özne kendi benzersizliğini diğerlerinin sıradanlığından, banalliğinden ve kalitesizliğinden değil, her birinin benzersizliğinden türetmelidir.
Benzersizliğin gücü, gücün tekdüzeliğinden değil, her birinin farklı bir güç biçimi olmasından, ancak her birinin eşit bir güç birimi olmasından gelmelidir. Her bir kişi eşsizdir çünkü diğerlerinin eşsizliğinin eşsiz bir parçasıdır. Keşif serüveni ancak herkesin kendi düşüncesinin efendisi olduğu bir dünya yaratılırsa devam ettirilebilir.
Özne kendi benzersizliğini diğerlerinin sıradanlığından, banalliğinden ve kalitesizliğinden değil, her birinin benzersizliğinden türetmelidir. Benzersizliğin gücü, gücün tekdüzeliğinden değil, her birinin farklı bir güç biçimi olmasından, ancak her birinin eşit bir güç birimi olmasından gelmelidir.
Her bir kişi eşsizdir çünkü diğerlerinin eşsizliğinin eşsiz bir parçasıdır. Keşif serüveni ancak herkesin kendi düşüncesinin efendisi olduğu bir dünya yaratılırsa devam ettirilebilir. Seçim özgürlüğü arzusunun kendini gerçekleştirme arzusuna dönüştürülebilmesinin tek yolu varoluşun keşfi macerasına devam etmektir. Bu keşif serüveni ancak herkesin kendi düşüncesinin efendisi olduğu bir dünya yaratılırsa devam ettirilebilir. Ancak böyle bir forum, ayrımcılık alçaklığı ile ne inşa edilebilir ne de devam ettirilebilir".
ilahimasal
26-08-2022, 19:26
Bu derece iyi bir başlık ve paylasîma, siyaset ve ıdeoloji bulaştırdiğın için " benzersiz " bir işmi yaptıgını saniyorsun?
Marcos sana ne dediki , Sen konuyu siyasete ve o isminden bahsettigin şebekeye getirdin?
Marcosun " anarşizm" için ne yazdığını bir daha oku ( ama okuma ya anlama kapasiten yok)
ki konuyu ıdeolojik siyasete getiren yine sensin.
11 sene boyunca konuya bir tek siyasi söylem yazılamamışken sen yazmışsın. Azcık suçunu bil be
Hastamısın sen?
Siyaset yapacaksan yada birilerini yüceltip öveceksen siyaset bölümü var.
Şu başlığa bile sapur supur yazılar yazıyorsun. Ne anlatmak istediğini dahi ifade edemiyorsun.
Kendini özel hissetmen bile bi garip!
Marcosdan sonra yazılan ne varsa çöptür ve çöpe atılması gerekir. Yada senin forumdan atılman gerekir.
dine mine ne
26-08-2022, 22:16
Yavaş ve duraksayarak okuyorsan, satırdaki harfleri sık sık kaydırıp değiştiriyorsan ve ne okuduğunuda anlamıyorsan, muhtemelen disleksi hastasısın. Gereksiz yere bir şeyler anlıyormuş gibisinden gevezelik edecegine git de bir uzmana görün.
ilahimasal
26-08-2022, 22:44
Forumdaki her yazarı anlıyorum da senin ne saçmaladığını anlayamıyorum.Ne kadar garip değilmi !
Senden tek anladığım , alaman olduğun , kimlik kargaşası yaşadığın , kendi kendine elementler uydurman, ha birde şebeke üzerinden kendini seçilmiş ve özel sanman.
Gerçekten yazdıklarından bi b.o.k anlaşılmıyor.
Ulan dmn denen trol
Foruma geldiğin günden beri bukalemun gibi kırk renge boyandın kırk şekle girdin
Seni kırk pozisyona sokar sikkerim.
Şimdi de güya eşsizlik üzerinden stirner'e selam çakıp anarşistlik taslamaya mı kalkıyorsun.
Nası bi köçeksin ki bi iletide diktatörlük karşıtı pozisyon alırken bir sonrakinde diktatörlere saxo çekebiliyorsun. Her pozisyona uygun elastik belkemiğini sikkeyim senin.
Soyut nedir soyutlama nedir ve neden yapılır
Tanrı neden hatalı bir soyutlamadır
Bunun üzerine konuşmak seni de eline bişeyler verip buraya gönderenleri de aşar.
Bu konu ortodox felsefeye ait değildir ve üzerinde düşünülmüş olmayı gerektiren basit ancak bir o kadar da felsefe adına yapılan şaklabanlıkların foyasını ortaya döktüğü için örgütlü biçimde görmezden gelinen bir konudur.
Kasabanın sırrıdır bir nevi yani
Şimdi siktir git canımızı sıkma
Hardcore sikksrim seni zevk de alamazsın
Amk trolü
Tam imzanda tarif edilen götsün sen
dine mine ne
27-08-2022, 10:51
Efendilerinizin aklı başına geldi ve şimdi mahallemizi karıştırmak için senin gibi kendini bilmezleri kullanıyorlar. Uluslararası ilişkiler karmaşık bir konudur. NATO'nun genişlemesi Türkiye'nin rızasına bağlıdır. Türkiye ise PKK'nın Avrupa'dan sınır dışı edilmesini talep ediyor.
Kırk yıl önce kurulan "Marksist-Leninist" örgüt bugün NATO'nun yayılmacı politikalarına bağımlı hale gelmiştir. İçlerinden herhangi biri "Kahrolsun emperyalizm" diyebilir mi?. İşte ayakçı olmak böyle bir şey. Kırk yıl önce savunduğun şeyi bugün savunamazsın ama kendini anti-emperyalist olarak sunmaktan da vazgeçemezsin.
Emperyalizmle yüz yüze mücadele eden ve emperyalizmin suikast timi gönderdiği lidere de hakaret edersin. Ama tabii ki bu senin dipsiz zeminsiz havada uçar anarşizmini pek ilgilendirmiyor. Dünyayı hala solun köhnemiş gözleriyle görürsen, bu tür mantıksızlıklarla uğraşmak zorunda kalırsın. Siyasete takım tutar gibi bakarsan değişen dünyayı koşul ve şartlara göre değerlendirmezs ve gerçeklikten her gün biraz daha uzaklaşırsın. Elbette, bildiğimiz anlamda "sol-sağ" diye bir şey kalmadı.
Bugünkü mücadele, dünyanın herhangi bir yerinde istedikleri zaman kendilerine zarar gelmeden savaş çıkarabileceklerine, Pentagon'da oturup binlerce insanın ölümüne karar verebileceklerine, sınırları istedikleri gibi değiştirebileceklerine, isterlerse yeni bir ulus-devlet kurup bir diğerini yok edebileceklerine inanan küreselcilerle, mevcut topraklarında bu tür oyunlara kurban gitmeden yaşamaya çalışan ama kaçınılmaz olarakda bu küreselcilere ekonomik bağımlı hale gelmiş ulus-devletler arasındadır.
Atatürk'ün kurduğu 38 dilli Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğü için mücadele eden adama diktatör yakıştırması yapıyorsun. Küreselcilerin amaçları nelerdir? Bir sonraki adımları ne olacak? Putin'den sonra başka kimi kışkırtmak ve birbirlerine düşürmek istiyorlar? Türkiye'nin Yunan hava sahasını defalarca ihlal ettiğini ve Kıbrıs'ta iki devletli bir çözümün "kabul edilemez" olduğunu söyleyen Yunan başbakanını Kongre'de neden dakikalarca ayakta alkışladılar?
ABD yaptırımları nedeniyle şu anda dünya gündemindeki en önemli konu, dünyanın farklı bölgelerine nasıl gıda sağlanacağıdır. Türkiye bu sorunu Rusya ile işbirliği içinde çözmeye çalışıyor. Sana diktatör diye satılan adamlar efendilerinin attığı taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyor.
Onunla bununla anlamsızca kavga eden aptalın tekisin.
Senin gibi aptallar anarşiyi zeminsiz halka sattığından beri, efendileriniz faiz anlaşmalarıyla kendilerini zenginleştirebildiler ve şimdi dünyayı ele geçirmek istiyorlar. Artık kendilerine ulaşamadığımızdan, ne olduğunu bilmeyip ortalığı karıştıran ve mahallelimizi birbirine kışkırtıp anamıza avradımıza sövenlere laf anlatmaya çalışıyoruz. Onlardansın. Hani olurda insafsız yola gelir diye, ama nerde, efendilerine boyunu eğmiş herifin tekisin.
Senin ne özgür irade/ materyalizm çelişkine
ne de anarşizmin zemini hakkındaki sorulara verecek bir cevabın yok bu nedenle gözümde değersiz ve boş bir adamın tekisin. İstediğin kadar da küfür et, vız gelir, çünkü adam değilsin.
Marksist kılığına girerek faizin artı değer olduğunu söyleyen ve böylece zeminimizi anarşinin altından çeken anarşizmin fahişesisin. Diktiğini ama gerçekte zigildiğini anlamayan Horozpunun tekisin. Senin anarşi adına zigeceğinden ne olur?. Sen zigdikçe efendilerin güçleniyor.
dine mine ne
27-08-2022, 13:32
-"ben nörokimyasal bir robot değilim, konektomumun kölesi değilim, benim "özgür iradem" var" diyen arkadaşlara soruyorum şimdi..?
[Ü]özgür irade:[/U] soyut bir kavramdır, bilimsel felsefenin soyutlama tanımına göre somut bir maddeyi işaret etmek zorundadır..
Evet, özgür irade soyut bir kavramdır; bilimsel felsefedeki soyutlama tanımına göre somut bir maddeye atıfta bulunması gerekir ve bunu yaparken ama diyalektiğin temel ilkesini ihlal etmiş oluyor. Bilimsel felsefeniz, çünkü biçim ve yapıyı analiz edebilmesinin ancak biçimsiz olanın varlığı sayesinde mümkün olduğu gerçeğini de beraberinde göz ardı etmektedir. Dolayısıyla, varlığın ve gerçekliğin tek bir birleşik temel prensibinin varlığına dair bilimsel felsefi-dini doktrininiz, diyalektikle çeliştiği ve gerçekliğin yalnızca bir kısmını gün ışığına çıkardığı için tamamen doğru olan bir gerçekliği ortaya koymuş olmuyor.
Soyutçuluk değip yanlışlamayın, diyalektiğe biraz olsun saygınız varsa Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verin, amaç olarak soyutu yanlıslımayın. Yanlışlamış olduğunuz, Diyalektiğin gerçekliğine dayatmadır, diktatörlüktür.
Hareket yalnızca bilinç olarak, nöronlar arasındaki bağlantıların bir ürünü olarak anlaşılırsa, özgür iradesiz robotik bir kadercilik kaçınılmazdır, haklısınız. Ancak özgür iradenin açıklanamaz direncini, hareketi tam tersinden, yani biçimsiz olandan, yani nöronların içindeki kuantum seviyesinden geldiği varsayılırsa daha iyi anlaşılabilir. Anlaşılabilir ancak bilinebilir olduğunu söylemiyorum.
Bunu da, bilinebilir olan ile bilinemez arasındaki diyalektik ilişkiye duyduğum saygıdan dolayı yazdığımı bilmenizi isterim. İstediğinize inana bilirsiniz size kalmış bir şey. İşte diyalektik bize bilinmezlik üzerinden bu seçim özgürlüğünü tanıyor, bu nedenle hareketi tek yönlü okuyup biçimsiz olanı soyutçuluk ile yanlışlamayın, yanlışlarsanız diyalektiği dışlayıp yarım bildiğinizi dayatmış olursunuz.
Sikilmelere doyamamış haspam benim
Başlamış avrasyacı geyikleri koşturmaya
Faiz, kapitalist sistemde sermayenin artı değeri gaspedebilme yeteneğinin piyasadaki fiyatıdır.
Erkek ******su olmasan bu cümlenin faiz karşıtı olduğunu anlardın. Ama sen de mesleğinin gereğini yapan bi kaşarsın o yüzden salağa yatıyorsun.
Neymiş küreselciler ve ulus-devletler arasında sözümona bi mücadele varmış.
O mücaxele kapitalizmin kendi iç mücadelesidir.
Politik iktidarı elinde tutan hırsız çeteler ile finans kapital arasında olur böyle şeyler.
Anti-emperyalist olmak bu çetelerin ve hegomonlarının işi değil.
Yaladığın efendin düne kadar küreselcilerin oğlanıydı.
Politik iktidarı elde tutmak bu tarz totaliter rejimlerde devleti yağmalamanın önkoşuludur.
Halk düşmanı hırsız sürüsü anti-empsryalistçilik oynuyor algı kasıyor.
İçinizden çıkma deli çavuş bugünde ipliğinizi pazara çıkarmış.
Köçek gibi burda kıvırıp şekilden şekile giren troloğlan. Antikapitalist olmadan antiemperyalist olunmaz.
Geçimini sağlayabilmek için yaladığın fravun bozuntularının emperyalizm ile olan çeliikisi palavradır. Hegemonlararsı çelişkidir.
Benim efendim yok. Faiz anlaşmalarıyla zenginleşenlerin kim olduğu da açık. Politika faizi sabitken bankaların karı nasıl %200 artmış bi incele.
Küreselciler dünyayı soyar ulus devletler kendi halkını. Senin gibi götler de bi çorba parasına saxo çeker.
dine mine ne
27-08-2022, 20:51
Bu çarpık sistemde kimin kime atladığı konusunda bana ders verme.
Faiz, kapitalist sistemde sermayenin artı değeri gaspedebilme [U]yeteneğinin[/Ü] piyasadaki fiyatıdır.
Yetenek, beceri ve emek işciğe aittir, bunu anla artık. Sermaye [U]somut[/Ü] bir kağıt parçasıdır, [U]maddi [/Ü]bir değişim aracıdır, [U]becerisi emeği yeteneği olmaz[/Ü]. [U]Marksizmin emeği/ paraya bulaştırma taktiğini bana yutturmaya kalkma.[/Ü]Serbest piyasayı Marksizm'e pazarlama fahişeliğin senin buradan kaynaklanıyor işte.
Bir anarşist, faiz hırsızlarının[U] ürünsüz ve emek karşılığı olmaksızın[/Ü] işçinin emeğine beklenti okumasıdır diye gönül rahatlığı ile yazabilmeli. Ne diye horozpu gibi paranın yeteneğinden bahs ediyorsun bana, bu yaptığın yakışıyor mu sana?.
Bana Marxist taktikle emek/para ile paranın kabiliyeti arasında bağlantı kurmaya çalışiyorsun. İşanın sepeti misali kendiliğinden balıkların çoğalmadığını biliyorsan, o zaman zigtiğimin yeteneğine ne diye inanıyorsun. Ulan maddedir madde emek olmaksızın çalmadıktan sonra o para kendiliğinden çoğalmaz.
Marx efendileri adına merkezi yönetimi tercih etmiş kıvırıp emekçilerin gözünü boyama işlerine girişmişse, bundan sana be horozpu, sen emekçinin gözünü ne diye boyuyorsun.
Ulan Marx faizi emeği paraya, karı da artideğere elitlerin merkezi yönetimi adına karıştırıyor, Senin derdin emekçi iken orada senin işin ne?.
Serbest piyasamızı artideğer günahı ile cehenemme nasıl boylatırsın. Hadi yolladın bari merkezi yoentimsiz neyi nasıl düzenleyeceğini söylede senden özür dileyim. Yoksa parasız otoride kalmaz kafasınla mı bana bu horozpuluğu yapıyorsun.
Sen kendini deliliğe vuruyon oğlum.
Kapitalist sistemde bu böyledir diyoruz.
Neresini anlamadın.
Maddi emek olmadan o para elbetteki çoğalmaz.
İşte tam da bu yüzden faiz artı değerin gaspıdır.
Küreselci hırsızlarla ulus-devletçi hırsızların mücadelesi maddi emeği kimin gaspedeceğine dairdir.
Gerisi boş retoriktir.
Bikaç kuruş da senin saxocu troller için kemiklikdir.
Soyutlama nedir anlasaydın
Otoritenin/mülkiyetin ikili anlamını kavrardın.
Üretim araçları üzerindeki mülkiyetin bu gaspın zemini olduğunu kavrardın. Mülkiyet hakkının mülksüzleştirme olduğunu çözümün de üretim araçlarının toplumsallıştırılması ve politik otoritenin de yokedilip yatay örgütlenmiş konseylere devredilmesinden ibaret olduğunu görürdün.
Ki aslında bal gibi de bunları biliyorsun. Bu marksizm değil. Anarşi
ilahimasal
27-08-2022, 23:24
Dine mine denen it
Bak burdaki yazarları durmadan " pkk" denilen örgütle ilişkilendirmek gibi bir yola başvuruyorsun
Maksadın belli.
Eğer bunu bir daha yaparsan emin ol seni bulurum
Buna tehdit diyorsan savcılık yargı hepsi için sana yol açık.
Ama bir daha bu hatayı yaparsan sonu çok ağır olur
Hadi bir daha buradan bizi o örgütle bir daha ilişkilendir de göreyim.
Sonu çok ağır olur. Keşke tatlı hayatımı b.ok etmeseydim dersin.
Alçak it . Pkk nın da seninde geçmişini düdüklerim
Ben seni uyardım.
Emin ol bulurum seni.
Burdaysan hemen
Yurt dışındaysan yurda girerken.
Adi it bir daha bu hatayı yapma.
Şeref yoksunu itin yazdığına bak.
Efendilerinizin aklı başına geldi ve şimdi mahallemizi karıştırmak için senin gibi kendini bilmezleri kullanıyorlar. Uluslararası ilişkiler karmaşık bir konudur. NATO'nun genişlemesi Türkiye'nin rızasına bağlıdır. Türkiye ise PKK'nın Avrupa'dan sınır dışı edilmesini talep ediyor.
Kırk yıl önce kurulan "Marksist-Leninist" örgüt bugün NATO'nun yayılmacı politikalarına bağımlı hale gelmiştir. İçlerinden herhangi biri "Kahrolsun emperyalizm" diyebilir mi?. İşte ayakçı olmak böyle bir şey. Kırk yıl önce savunduğun şeyi bugün savunamazsın ama kendini anti-emperyalist olarak sunmaktan da vazgeçemezsin
Ulan alçak it , khaos sana ne dediki sen bu mevzuyu ortaya attın.
Konu ne ? Senin maksadın ne
Konuyla yada kaosun dediği ile ne alaka
Sektir git bu forumdan aşşağılık it.
Atın bu iti artık.
dine mine ne
28-08-2022, 15:48
Emeğin yarattığı artı değer ilk aşamayı, faiz ise işsiz ve tamamen talebe bağlı olan ikinci aşamayı oluşturmaktadır. Bu iki aşama arasında ayrım yapılmadığı sürece de, gerçek bir temele dayalı bir anarşi asla gerçekleştirilemez.
Bir daldan çakı yontup bana sattığını farz et. Bu çakidan elden etiğin (kar) artıdeğerdir. Bu artideğeri de spartacusa forumun teknik altyapısı için verdiğini ve belli süre sonra benim ve kendi emeğinin birliğinden oluşmuş artideğeri de , spartusdan emek karşılığı olmaksızın kar beklediğini düşün.
Sana artı değerini (borcumu) emeğimle ödedim, sen neden hala Spartacus'u (emeğinin karşılığı olmadan), benim emeğimle elde ettiğin artı değere hala kar payı bekleyip adamı kendine borçlandırıyorsun?.
İşte spartacusdan gelecek olan ve emeği ile sana ödeyecek olan kar faizdir. Faiz artı değerin gaspidir derken sen karı kast ediyorsun, işte mesele bu değil. Bu marizimin oyunu. Benim emeğimin karşılığı ile oluşmuş ve borcu ödenmiş Artideğerle , zigini bacağını sallayarak kuru kuruya spartacusun maaşından çalacak olacağın kar beklentini birbirinden ayıracaksın, asıl mesele bu işte.
Bu iki artideğeri (karı) emekle çarpıştırmadan spartacusun hakkını savunamazsın. Anarşizm bu çarpıtmayı yutmaz, yuttu mu marxizme boylar gider. Bunun lamını cimini okuma bana.
Soyutlama nedir anlasaydın
Otoritenin/mülkiyetin ikili anlamını kavrardin.
Yanılıyorsun çünkü bu söylediklerin hırsızı bir sistem için geçerlidir. Ancak anarşik bir sistemde yetmezlik ortadan kalkacağı ve her emekçinin mülkiyeti olacağı için, otoritenin kendiliğinden ortadan kalkacağına inanmıyorsun sen. Ancak bu bir gerçek. Suçlu olan paranın kendisi de değil, o sadece bir değişim aracıdır, ama faiz, dünyanın tüm yasaları ve devletleriyle bu değişim aracını hırsızlığa araçsallaştırmıştır.
Üretim araçları üzerindeki mülkiyetin bu gaspin zemini olduğunu kavrardin.
İşte bak ben paraya odaklanırken sen zeminin amok sun.
Mülkiyet hakkının mülksüzleştirme olduğunu çözümün de üretim araçlarının toplumsallistirilmasi ve politik otoritenin de yokedilip yatay örgütlenmiş konseylere devredilmesinden ibaret olduğunu görürdün.
Bahsettiğin rüya, aniden dünya genelinde bir devrim gerçekleşmediği sürece gerçekleşemez. Paranın efendilerinin istediği tam da budur , neo marxistler bunu kavradı ama sen hala uyuyorsun, böylece zaman boşa harcanarak adamlar bu sayede git gide gücüne güç kattı. Paralarının gücü ile yeni dünya düzeni kuracak sen hala devrim masalınla bana uyku çekiyorsun. Yahu para üzerinden oynadıkları oyunun çözümünü sana devrim üzerinden satmışlar sende hala bu masalın peşinde koşuyorsun.
Oysa sorun para üzerinden çevirdikleri oyunun ta kendisi. O nun bunun mülkietini devirmene hiç gerek yok. Sen mülkiyetini paranı emeğe bağla, gerisi it sürüsü gibi kendiliğinden çözülecektir.
Yatay örgütlenmiş konseylerine yandığımın, bunlar tek tük ayaklanmalar bile değil, dünya çapında bir devrimin sonuçları ile gerçekleşebilir. Ama ben kapitalizmin yetmizliğini içeriden sona erdirebilecek bir anarşiden bahsediyorum. Tam olarak bilmediğim kapitalist sistemin böyle bir girişime nasıl karşı çıkacağı ve faiz yasağının meyve verebilmesi için dünya çapında uygulanması ile ilgili gerekip gerekmediğidir.
Reform ve devrim arasındaki fark, istenen sonuçlara ulaşmak için kullandıkları yöntemlerden kaynaklanır. Bir tanesi legalizmi bilir, diğeri tanımaz. İkincisi, devrimin olumsuz ve şiddet içeren aşırılıklarını kınayacak ve bunlardan nefret edecek eğitimli ve ahlaki açıdan dirençli insanlar her zaman olacaktır. Bu nedenle eğer anarşi bir haklar meselesiyse, haklarımı yasal olarak elde edebilecekken neden yasadışı yollardan hakkımı arayayım?.
Evrim doğal ve gerçektir. Devrim yoluyla değişim süresini kısaltmak doğal bir direnişe ve ölümüne neden olur ki bu kesinlikle söz konusu olmamalıdır. Ancak faizin her hali ile sistemden çıkarılması yavaş, telaşsız bir şekilde ilerler ve ters yönde iyi ve doğal bir gelişmeye yol açardı. Bundan sadece kan emiciler rahatsız olurdu, ancak halk bunu desteklerdi. Sistemin içine ne kadar akıllıca yerleştirilmişse, sistemden de o kadar akıllıca çıkarılmalıdır. Aksi takdirde, aklın, isteğini harekete geçirmediği sürece bir değişim asla gerçekleşemeyecektir. Sömürücüler, süreci kısaltırsanız bizlerden kurtulursunuz demiş, sen gibi dindarlarıda buna kanmış, durum bu.
Bu nedenle senin efendilerin, benim değil; çünkü onların önerdiği yola inanan ve dindarlığınla değişimi geciktiren sensin.
Muhtemelen ne kadar geciktirirsen, efendilerinin o kadar güçleneceğini de biliyorsundur.
İllegaliteyi kıçıma şok, dünyanın giderek modernleşen ordusunu üzerime sal, onun bunun entelektüeli sakatlarınla uğraşmaya zorla sonra neymiş? Kurtulacakmışım. Hadi oradan.
dine mine ne
28-08-2022, 15:52
Bu forumun en yetersizide, omurgayı ayakçılıkla ilişkilendiremeyecek kadar zavallıymış. Kendime yakıştıramadığımdan o olur olmazlarını geri iade etmek bile gelmiyor içimden. Etsemde etmesemde acınası halinle varlığını kendisi zaten tehdit ediyor. Cevap vermesine de gerek yok, egosunu tatmin etmeye çalışan bu psikopata artık bir cevabım olmayacak. Kalsın sağlıcakla.
Dinemine
Bizler Almanya'da yaşamıyoruz Türkiye'de yaşıyoruz.PKK da Türkiye devletine savaş açmış bir savaş partisidir.Siz insanları (forum üyelerini) PKK lı ilan ederek büyük çok büyük ithamda bulunuyorsunuz.Bu nedenle insanlar size sinirleniyor.
Bir dönem bu tarz ithamları Kemalistlerde görüyorduk.Kürt vardır diyene ahanda PKK topluluk hakları toplumsal haklar diyene ahanda PKK barış demokrasi diyalog diyene ahanda PKK......insanlar artık bu tarz ithamları kaldıramıyorlar.
Yaptığınız hata yenilir yutulur değil.
Bu konuyu düşünün.
dmn denen trol
Sana gerizekalı demek seni onore etmektir.
En azından trollemelerini satılık olduğun için değil de gerzek olduğun için yapmış olabileceğin ihtimaline hayat hakkı tanımş oluyoruz.
düşünce faaliyetimi ayıt edebilmek için, kendi tarihi terminolojisi literatürü olan felsefeye ortodox felsefe diyorum. Bunu niye yapıyorum. Benzerlik olsa bile benim düşünsel etkinliğimin alanı ile adına felsefe dediğiniz şey farklı. Kavramsal benzerlikler yüzünden yanlış anlaşılma olmasın demek istiyorum yani.
Gelelim iktisada
Felsefe gibi iktisadın da kendi terminolojisi var.
Şerefsiz yavşak, elbette ki ideolojileşmiş bir bilim dalıdır iktisat. Ancak iletişim kurabilmemiz için o terminolojiyi kullanmak zorunda kalıyoruz.
Efendisi olan ve yalamalığını yapan sensin.
Şimdi
Üzerine konuştuğumuz sistem=kapitalizm (verili)
İletişim için kullandığımız dil ideolojileşmiş bilim olan iktisadın terminolojisi.
Buraya kadar anlaştık mı.
İktisada göre, üretim faktörleri var.
Ve bu faktörlerin arz ve talebinin gerçekleştiği ve dolayısıyla fiyatının oluştuğu yer faktör piyasaları.
Sermaye, işgücü, toprak
Sermaye kavramının ikili anlamı var.
Birisi fiziki makina techizat vs
Burdaki sermaye ise fiziki olan değil finans yani para yani bildiğin kağıt.
Kapitalist hokkabazlığın burda olduğunu biz bilmiyoduk da senden mi öğreneceğiz soytarı.
Sana diyoruz ki
Yaşadığımız sistem verili ve adı da kapital-izm.
Sermaye diyor ki ben bir üretim faktörüyüm.
Ben olmasam üretim süreci gerçekleşmez,
Kullanım fiyatına da faiz diyor.
Ulan yavşak bu durum verili yani yaşadığımız somut dünya. Yani işler böyle yürüyor.
Sen ise bunu yıkmak lazım diyeni bunu savunmakla itham ediyorsun.
Ya salaksın ya satılmış.
Şimdi sana sofuyorum
Bi adam niye gider de kağıda faiz adı altında kullanım bedi öder. Salak mı.
Ve nerden öder bu ödemenin kaynağı nedir.
Çünkü o kağıt bu sistemde sınısal karakteri olan ve adına devlet denen kurum tarafından otoritesi olan bir nesne olarak tanımlanmışdır.
O kağıtla gidip iki şey yaparsın.
1 makinA techizat alırsın
2 ücret adı altında işgücü kiralarsın
Değeri üreten emek ve birikmiş emek olan makinanın amortismanı iken
İşgücü katma değerinin çok altında ücretlendirildiğinden adına artı değer denen fark ortaya çıkar.
Şimdi sayın amkmun trolu
Şu ana kadar yazdıklarım bu durumu onaylamak mıdır, yoksa kapitalizm denen verili sistemin tespiti midir.
O faiz neden ödeniyomuş.
Çünkü finans artı değeri çalmanın koşullarını oluşturuyomuş
O koşullar üretim araçları üzerindeki mülkiyet ile ve işgünün ücretlendirilmesi nedeniyle oluşuyomuş.
Peki finansı faiz karşıljğında kiralayan bu faizi nerden ödüyomuş
Çaldığı artı değerden
Be şerefsiz
Ben burda ne anlatmış oldum
Kapitalizmi yani şu an yaşadığımız şeyi
Peki bunu onayladım mı
Ulan sen nası bi amcıksın ki
Burda yapılanın durum tespiti olduğunu inkar ve örtbas edip onay olmakla itham ediyorsun.
Şimdi söyle bakalım kimmiş efendisi olan.
Kapitalizm zaten buyken imekanizmanın özüne yani artı değerin gaspına ve bunun aparatı olan üretim araçları mülkiyeti üzerinden işgücünün ücret adı altında kiralanmasına dokunmadan, faizi ortadan kaldırmanın somut karşılığı nedir.
Ben söyliyeyim
Fiziki sermaye sahibinin artı değerin tamamını cebe indirip finans kapital ile paylaşmamasıdır.
Senin ütopyan işte budur.
Ütopyanı da seni de efendilerini de siikiyor iyi akşamlar diyorum.
ilahimasal
28-08-2022, 21:34
Finans kapitalin sermaye sahibi olduğunu söylesem yanlış mı olur ?
Sermaye kar ettiren üretim araçları ve emekçi ise
banka denilen yapı aynı fabrika gibi bina kurup içine faiz üretmek için techizat ve çalışan koyup KÂR elde ediyorsa , kârınıda şu kadar KÂR elde ettim diye açıklıyıp oranında vergi ödüyorsa ve en önemlisi o işletmeninde PATRONU , müdürü , çalışanı bekçisi mesai saatleri varsa fabrika dediğimizden farkı ne olaki ?
Bir caddede berber market terzi BANKA kuruyemişçi tekel bayi vs varken bankayı onlardan ayıran
Yada
Bir sanayi caddesinde civatacı hırdavatçı ,makinacı BANKA don lastiği üreten , prezervatif üreten , tornacı v.s den BANKANIN ne farkı var.
Hatta onların tam ortasında ki vergi dairesinin farkı ne
Tamamı bir bina , techizat , eleman ve gider olarak elk. Su gaz cart curtu aynı hattan kullanırken bunların sonuçta elde ettiği KÂR denilenin farkı varmı?
Tüm ülkelerde sınır kapıları geçilirken ,geçen için tedirginlik olur. Halbuki sınırlar kalksın bu tedirginlik olmasın demek varken dimi .
Konu nerden nereye geldi itin birinin yüzünden.
dine mine ne
28-08-2022, 21:59
Ben söyliyeyim
Fiziki sermaye sahibinin artı değerin tamamını cebe indirip finans kapital ile paylaşmamasıdır.
Senin ütopyan işte budur.
Ütopyanı da seni de efendilerini de siikiyor iyi akşamlar diyorum.
Ulan sana artideğerin ikinci aşamada artısını (faizini) anlattık hala bildiğini okuyorsun.
2nci aşamada spartacusa yaptığın soygunu getirip reel seektörün 1nci aşamasına bulaştırıp yediğin sofraya sıcıyorsun. Zigtir git Seni yatay konseyli efendilerin paklar, benim seninle konuşacak bir şeyim kalmadı. Gelip gelip reel sektör soframısa sıcıyorsun, beyinsiz.
dine mine ne
28-08-2022, 22:34
Siz insanları (forum üyelerini) PKK lı ilan ederek büyük çok büyük ithamda bulunuyorsunuz.Bu nedenle insanlar size sinirleniyor.
Sinirlenince bende bazen keçileri kaçırıyorum, kaçırmıyorum değil, ama kendime geldiğimde özür dilmesini de bilirim. Pkk suçlamasını hangi cümlemden çıkardığınızı alıntılayın açıklamasını yapayım. Ben pkk ile nihilisti suçlamadim. Kendisi ne okuduğunu bilir, öyle bir şey olsaydı altında kalmaz karşılığını verirdi. Kendisi ile davamızda aynlaşamıyoruz hepsi bu. Pkk ile ne alaka.
Kendini bilmezin teki art niyetli okumuş, dile getirmiş, sizde buna takılıp beni gazlıyorsunuz, aşk olsun.
Sinirlenince bende bazen keçileri kaçırıyorum, kaçırmıyorum değil, ama kendime geldiğimde özür dilmesini de bilirim. Pkk suçlamasını hangi cümlemden çıkardığınızı alıntılayın açıklamasını yapayım. Ben pkk ile nihilisti suçlamadim. Kendisi ne okuduğunu bilir, öyle bir şey olsaydı altında kalmaz karşılığını verirdi. Kendisi ile davamızda aynlaşamıyoruz hepsi bu. Pkk ile ne alaka.
Kendini bilmezin teki art niyetli okumuş, dile getirmiş, sizde buna takılıp beni gazlıyorsunuz, aşk olsun.
Efendilerinizin aklı başına geldi ve şimdi mahallemizi karıştırmak için senin gibi kendini bilmezleri kullanıyorlar. Uluslararası ilişkiler karmaşık bir konudur. NATO'nun genişlemesi Türkiye'nin rızasına bağlıdır. Türkiye ise PKK'nın Avrupa'dan sınır dışı edilmesini talep ediyor.
Kırk yıl önce kurulan "Marksist-Leninist" örgüt bugün NATO'nun yayılmacı politikalarına bağımlı hale gelmiştir. İçlerinden herhangi biri "Kahrolsun emperyalizm" diyebilir mi?. İşte ayakçı olmak böyle bir şey. Kırk yıl önce savunduğun şeyi bugün savunamazsın ama kendini anti-emperyalist olarak sunmaktan da vazgeçemezsin.
Bu cümle yanlış anlaşılmaya müsait.
Sanalda etten püften sebeplerden bazı suçlamalar yöneltilebiliyor.
Bu konu Türkiye' de eskiden olduğundan daha ciddi ve tehlikeli.Basit sebeplerden insanların başı belaya girebiliyor.Ve artık masumiyeti kanıtlamak çok zorlaştı.
Bu nedenle anlam kaymasına neden olacak cümleler kurmamak çok önemli.
Dmn trolu
Sen gerzek konumuna ancak epeyce akıllandıktan sonra terfi edebilecek düzeyde süzme salaksın.
Seviyene uygun basit örnekleme kaçınılmaz oldu
A kişisi fiziki sermaye sahibi.
Fabrikası var. 50 işçi çalışıyor.
B kişisine finans sahibi.
A kişisi B kişisinden bir fabrika daha kuracak finans istesin.
İstediği şey tam olarak 50 işçinin daha artı değerini gaspedebilmesinin koşullarıdır.
B kişisi bu koşulları bir bedel karşılığı A'ya sağlar.
Bu bedele faiz denir.
A kişisi bu faizi gaspettiği artı değerden B'ye öder.
A kişisi bunu faiz gideri diyerek muhasebeleştirir.
Ve kardan düşer.
Aslında kar faiz kira hepsi de aynı bokun lacivertidir
Bütün hikaye artı değerin sırtlanlar arasında nasıl paylaşılacağıdır.
Finans bu hegemonyanın/piramidin en üstü
Reel sektör kapitalisti de onun hemen altıdır.
Üstelik verili koşullarda ayrım bu kadar keskin de değildir.
Koç sabancı hem fabrikatör hem bankacıdır.
Faiz emeğin gaspedilmesinin biçimlerinden sadece birisidir.
Bazen adı kar olur
Sen emeğin gaspına karşı değilsin.
Ki ekonomik-politik alan zaten ayrıştırılabilir de değildir.
O başka tartışmanın konusu olsun
Görüldüğü üzere ben kapitalist hegemonyada efendilerden hiçbirinin değil değeri üreten emeğin yanındayım
Sen ise üretim aracına sahip olmanın sağladığı koşullar üzerinden artı değeri gasp eden ve faizcinin yaptığını bi alt seviyede yapıp buna kar diyen patronun yanındasın.
Hukuk egemenlerin fahişesidir diyen bakunin
Mülkiyet hırsızlıktır diyen proudhon
Bu durumun alt ve üst yapısına gönderme yapmıştı
Ben anarşistim
Sen efendilerininkini yalayan köpeksin
Gelip burda anarşist taklidi yapacak kadar şarlatan aşağılık bi trolsün
Kapitalizmin zaten somutda küresel olduğu
Sözümona küreselci karşıtı ulus devletçilerin zaten sisteme içkin olduğu o konuya girmiyorum bile.
Politika faizinin düşmesi paradoksal biçimde neden banka gelirlerini artırdığını sormuşdum.
Cevaplamadın.
Hırsızlık düzeninin yalakası
Devlet eliyle yağmacılığın yalakası
Siktir git bilmediğin konuda bıdı yapma
Efendilerine söyle
Doları rezerv para tahtından indirsinler
Gerçi efendilerin de dolar milyarderi senin
Soyunu siktiğimin soysuz hırsızları
Arkadaşlar
Trolumuz zaten soyutlama üzerine hiç konuşmadı.
Konuyu zaten okumamıştır. Okusa da anlamaz.
Trol beni trollemek için artı değer faiz ilişkisinden bi deneme yaptı.
Ben işime geldiği için bu konuda yazdım.
Baktı mesafe katedemiyor pkk üzerinden trollemeye kalktı.
Cvp vermeye değmez.
Trolleme yaptığı konuların hangisi benim kendimi ifadeetmeme hizmet ederse onu alır kullanırım.
Antitrol tarzım bu.
Bu yazıların yeri aslında forum kirleri.
Bu yazılar çöpe gitmezse toparlar başlığın konusuna geri döndürüz.
3 kuruşluk trol burda kimseyi yönlediremez.
Okeye 4. olmakdan başka vasfı yok.
Kendi de biliyo
Şansını deniyo işte garibim
ilahimasal
29-08-2022, 10:49
" anarşist damarımla yazıyorum,
Demiş hahaha, harbi trolsun sen
O damarınla pratikte ne yaptın , ne yapıyorsun , ne yapacaksın, ne yapılmalı.( Bu sorulara cevap verde bilgi birikim ve seckin özelliğin hakkında bilgi sahibi olalim)
Akademik cevap vericem diye kasma kendini , kendin ol doğal ol :)
Dötte kıl olmak gibi ulvi bir pencereden bakan birisi olarak , kapitalist efendilerin çarkına ne soktun mesela
Yoksa onların soyma çarkı sistemi özgürlüğünden yanamısın?
Lâkin şöyle bir cümle kurmuşsun
Bir anarşist olarak haklar ve özgürlüklerle ilgileniyorum; sizin veya başkalarının ideolojisi umurumda değil
Kapitalistlerin soyma hak ve özgürlüğünü hatta rüsvet , talan , yalan gibi guncel konulardada o çok özel seçilmiş fikirlerinize bilmek isteriz.
" Ahlaki " savunmalar yaparsın artık.
Sınırı geçmişindir hadi hayırlı olsun :)
Kürkçü dükkanına tekrar bekleriz
Ha birde özel sorum olucak " alaman askerliği " yaptın mı? Almanlar Nato askeri galiba
Damarlarında gezen o anarşist kanla nato askeri olmayı red edip yapmadığını, OTORİTEYE karşı dik durduğunu var sayıyorum.
Aksi halde harbiden bir erkek n.o.rr.op.susu olduğunu kendin söylemen gerekir.
Seneye tekrar bekleriz.
dine mine ne
29-08-2022, 22:10
İçinde bulunduğumuz sistemde hiçbir zaman işçilerin tarafında olmadın. Öğretilmiş vaatlerini ve cennetinin sonucuna ilişkin hayal ürünü fikirlerini paylaşırken sadece bizim tarafımızdaymış gibi göründün. Ama dini yolunun sonuçlarına gelince elde var sıfır. Üç kağıtçı kendini bilmez sefilliğini Peygamberinin hayal gücüne takıp insanları bu ütopik yolda dindar da yaptınız.
Beeeniiiim yoluuumdaaaan gitmezseeen kurtuluşiiin yohdiiir hoaaaa.
Tanıdık geliyor mu lan sözde dinsiz teneke. Devrim yolun batsın senin, dünyanın modernleşmiş orduları beni illegal görüyor diyorum, niye cevap yazmıyorsun. Adil bir dünya için adil paraya ihtiyacımız var. Doğal bir ekonomi, büyüme zorunluluğundan çıkış yolları ve borç felaketi üzerine düşüncelere ve farklı değerlendirmelere ihtiyacımız var. İki cümlede saxo niye çekmiş olalım devrimine koduğum. Ulan denizi yarmanı beklemek zorundamıyım. Denizi zaten yaracak gücün de yok be şerefsiz.
Bir de kalkmış soyutlamadan bahs ediyor, olum bu kafaylamı sen soyutlama yapıyorsun. Sözde anarşistliğinle Paslıçiviye "özgür irade"nin somut kaynağını gösterebildin mi?. Lan sende biraz entellektüel namus olsaydı, peygamberinin attığı yazılımla efendilerine itaat eden bir robot olduğunu fark ederdin, ama işte. Birde kalkmış daha kendinin ne olduğunu bilmeden soyutlama dünyalarına dalmamışmı, vay anasını yav, kaçan kurtulur amk.
ilahimasal
30-08-2022, 10:34
Türk ordusuda modern bir ordu değilmi?
Ne demek istiyorsun ? Türk ordusu seni illegalmi görüyor. Faaliyetlerin nedir.
Yihahahha trol başlık.
Tarihi , bilimi , felsefeyi, çok iyi bilmek ve analiz etmek gerekir. Akademik düzeyde bilgi sahibi olmak gereklidir. Akademik düzeyde her konuyu bilmekte çok mümkün olmuyor.
Bende bu bilgi düzeyi yok . Bir çok insandada yok ama en azından olan biteni sorgulayıp analiz edip gerçek olana yaklaşılabilir.
Sanal dünyada bilgiye çabuk ulaşilsada bilgiyi tam olarak alıp değerlendiremeyen ucubeler ucube ve anlaşılması mümkün olmayan saçma sapan fikirler üretip kimseye benzemeyen fikirler üretme hastalığı ile işte şu varlık gibi yazılar yazıyorlar.
Ne kadar aptal bir cümle bir bakarmısınız.
" âdil bir dünya için âdil para " diyor gerizekalı.
Para ile adalet olacağını sanan aptala ne anlatırsan anlat.
Sana ne dendi ?
Kapitalizme karşı olmadan anti emperyalist olunmaaaaaz.
Hala para diyor mal
Bak şimdi trol
Özgür irade kavramı, irade kavramı somutda nei gösteriyorsa onu gösterir.
Özgürlük kavramı zaten irade kavramında içkin iken bir sıfat ve önek olarak irade kavramının önüne yazılması sadece soyutlama değil içeriklendirme hatası da üretir.
Dil, yapısı gereği analitikdir (saxocu olman dil dediğimde lisan demek istediğimi engellemiyordur umarım). Dil probleminin sorunsallaştırılıp felsefi problem olarak sunulmasının tipik örneğidir.
Asıl hokkabazlık ise iradenin özgürlüğünü içinden çıkılmaz dil kökenli içeriklendirme hataları üzerinden iyice bulanıklaştırıp bjurdan özgürlük ve özgütrlük mücadelesi kavramlarının da sis altında kalmasına çanak tutmasını sağlamaktır.
Ne hikmetse önce özgür irade kavramının tartışıldığı tüm ortamlarda önce insanı konektomunun kölesi bir robot olarak tanımlarlar bir sonraki aşamada ise bu robot için özgürlük diye bir problemin olamayacığını söylerler. Asıl amaçları determinizmi tartışmak değil, alakasız bir şekilde özgürlüğün zaten olmadığı önkabülü üzerinden mücadelenin tabanını içeriksizleştirebilmektir.
Bu sözde sorunsal felsefi değil ideolojik bir zırvadır.
İrade mutlak olmadığı ve olanaklar tarafından koşullandığı gibi, aşkın değil içkin durumdur.
Saxo çekmen için kafana silah dayamadıklarına göre bu senin seçimindir. Kafana silah dayatılarak sana saxo çektiriliyorsa herşeyden önce hukuksal tabanda iraden özgürlüğünü kaybetmiş olurdu.
Diğer yandan özgür iraden zaten konektomunun kendisini ortaya koyma biçimidir, sen zaten konektomunsun. Konektomun senden ayrı senin dışında seni köle eden dışsal bir varoluş değil.
Bu durumda "insan konektomunun kölesidir" önermesi oksimoron gibi bişey olur.
Özgür irade kavramının bulanıklaştırılmasındaki amacın özgürlüğün kendisini önemsizleştirmek için dil kökenli içeriklendirmelerden kaynaklı hatalar üzerinden ideolojik bir zırvanın felsefi sorunsal gibi sunulması olduğunu anlayabiildiysen özgürlük kavramının ekonomik-politik tabanda içeriklendirilmesi gerektiğini de anlarsın.
Senin gibi düşünce namusundan yokksun saxocular
O nedenle özgür irade ve özgürlük gibi farklı tabanları olan durumları kasıtlı birbirine karıştırlar ve bunun için dili kullanırlar. Evet dili. Seversin sen dil kullanmayı amk saxocusu.
Benim peygamberim yok.
Senin gibi saxocuların efendileri olur.
Darwin türleşmeyi açıklamışdır.
Ben de türleşmeyi açıklarken darwine atıf yaparım.
Marx kapitalist sömürünün temelini ortaya koymuştur. Ben de bu temeli ortaya koyarken ona atıf yaparım.
Durum bu kadar basitken ve sen de bunun farkındayken bir peygamber lafını aldın ağzına bırakamıyosun. İki elinle sıkı tut saxocu.
Dünyanın modern orduları beni illegal görüyor demişsin.
Ne anlatmaya çalıştığın net değil.
Aç istersen biraz daha. Aç aç.
Aç da boğazına kadar sokayım. Dille yalamaya alışmışsın sana daha farklı deneyimler yaşatayım.
Bir iki ekleme daha yapayım.
Saxo trol muhatap alınma sebebin birşeyleri anlama ihtimalin değil, üçüncü kişilere kendimi ifade edebilmek için seni araçsallaştırıyor olmam. Öncelikle bunu unutma.
Orwel 1984'de bazı kelimelerin yasaklandığı bi siyasi atmosferi anlatır. Anlattığı kurgusal distopik dünya da bazı kelimelerin de içerikleri bozulmuş hatta kullanılabilecek izin verilen kelimeler bir kitapda toplanmıştır.
Bu kurguda anlatılmak istenen şeyin ne olduğunu hiç düşündün mü.
Ya da biçoğumuz hem gün içinde hem yazılarımızda "kavramlarla düşünürüz" cümlesini nerdeyse klişe şekilde habire kullanırız.
Peki bu konuda hiç düşündün mü.
Bu konuda düşünmen şart değil.
Hadi herhangi bir konuda düşün.
Farkettin mi
Düşünürken yaptığın şey bir çeşit sessiz iç konuşma.
İşte tam bu yüzden adamın biri demiş ki, kavramı bozarsan kavram da döner düşünceyi bozar.
Şimdi de kavram nasıl bozulur içeriklendirme nedir içeriklendirmenin tabanı ne demektir bunları düşün.
Eskilerin cevher/araz öz/ilinek tartışmalarını bilirmisin.
Sen, konektomun, iraden somutda aynı süreci gösterir.
Neden süreç dedim neden aynı şeyi gösterir demedim şey yerine süreç kavramını kullandım bunu da düşün.
Statik/değişmeyen öz diye bişey yoktur.
Oluşlar süreçler vardır.
Süreçler izole değildir. Karşılıklı ilişkileri içinde ele alınır.
Tam da bu yüzden
Ne sen ne de paslıçivi
İrade ve konektomun farklı tabandan aynı süreçleri işaret eden kavramlar olduğunu çözemezsiniz.
Ve yine bu yüzden
"irade yoktur, kişi konektomunun kölesidir" türünden zırva cümleler kurup değerli bi laf ettiğinizi zannedersiniz.
Sonunda da ögür irade kavram çiftinin dejenere edilmesi üzerinden insanın özvürleşmesi probleminin asli tabanının ekonomik-politik olduğu gerçeğini farketmeden ıskalar iki ayrı konuyu habire birbirine karıştırıp gevezelik edersiniz.
Düşünsel etkinlik senlik değil.
Herkes iyi yaptığı işi yapacak.
Senin işin belli.
Saxoya devam.
Konu kilit. Şimdi git ötede oyna.
dine mine ne
31-08-2022, 02:12
Hadi len oradan taş arabası, sen o orwelini madde konektumcu YAPAY ZEKALI üçkağıtçı dostlarına anlat.
Spartacus da iradeye bir tür conectum, yani madde madde arası ilişkiler yığını olarak görür, somut kaynağı gösterdikten sonra da "özgür irade" sini alice nin harikalar diyarından bulup getirirdi.
Paslıcivi ise entellektüel namusu gereği madde madde arası ilişkiden robot gerçeği çıkar diyor.
Sen ise spartacus dan daha farklı uyanıklığınla bu çıkmazın üstünü diyalektik yorumun ile kapamaya çalışıyor ve bundan dolayı da gözümde entelektüel namussuzluğun zirvesini yaşıyorsun. Oysa diyalektiği kullanmıyorsun bile. Bana yapmış olduğun horozpuluğun da bu nedenle "farklı tabandan aynı süreçli" felsefenden geliyor.
Artı değerinde, faizinde tabanı farklı iken, sen süreç şıpırtınla bu ikisini birleştiriyorsun.
1.nci aşama dediğim tabandan emeğin ""hakkını""" alıp 2nci aşmaya ayit mis gibi faize yapıştırıyorsun.
Oysa statik/değişmeyen öz diye birşey yoktur deyip kendini şartlandıracağın yerde, entelektüel namusunla Diyalektiğe göre hareket ederek "süreçlerin forma dair" bal gibide izole olduğunu görür ve bilimsel felsefenin biçimsiz ve ölçülemez olmadan somut maddeye atıfta dahi bulunamayacağını kavrardın. Demek neymiş, diyalektiğin ayrı tuttuğunu süreçle birleştirmeye çalışıyormuşsun. O minacık aklınla da kalkıp bu namus pisliğini de bana yedirmeye çalışıyorsun.
Zigtiğimin sözde anarşisti, başlığınla bilinemez ve ölçülemez olanı yanlış ve doğru ile ilişkilendirmeye kalkıştın. Diyalektiğin doğasına aykırı olmakla beraber Anarşizmin düşünce özgürlüğünü de yanlışla maya kalkıştın. Anarşizmini yediğim peygamberliğe özenmiş haberi yok.
Yardım elimizi uzatalım dedikçe de horozpuluğa büründün.
Adam ol.
1."Özgür olmayan sözde irade" de, hareket, artı eksileri ile Forma dair olanlar arası, robotluğun göstergesidir.
2. Gerçek "Özgür irade"nin hareketi ise Forma dair (bilinen) ile forma dair olmayan ( bilinemez/ölçülemez) olan arasıdır.
3. ise senin yaptığın, artideğerde olduğu gibi, biri al ikiye yorumla sonra dine minenin horozpuzu ol. Olma lan istemiyorum, zigtir ol git o bana yeter.