Orijinalini görmek için tıklayınız : İran'da şeriatçı faşist Besic örgütü
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 21:48
Birkaç gün önce İran'da şeriatçı ahlak polisi, türbanın altından saçının göründüğü gerekçesiyle genç bir kadını döverek öldürdü. Bunun üzerine İran'da başta kadınlar, şeriatı istemeyen herkes tüm İran coğrafyasında protesto gösterileri yapmaya başladı. Bu gösterilere Türkiye'den de Avrupa ülkelerinden de destek verildi, veriliyor.
Gösteriler sırasında atılan sloganlarda ve yazılan dövizlerde Besic adlı bir devlet örgütünden nefretle bahsediliyor. Katil bir derin devlet örgütü olduğu anlaşılıyor.
Aşağıdaki tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/zalrenas1/status/1572210546795253763
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 22:10
Sen her fırsatta halkı döversen dayak arsızı olur, bir süre sonra dayaktan korkmaz.
Protestolar başladığından bu yana 5 kadın daha kurşunlanarak öldürüldü. Şeriatçı polis gerçek mermilerle protestoları bastırmaya çalışıyor.
Şu var ki, rüzgar eken fırtına biçer.
Kırın kemiklerini şerefsizlerin, kalan ömürlerini sürünerek geçirsinler.
https://twitter.com/YusufNazim/status/1572329364209147905
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 22:21
Ahmet Nesin
İRAN TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEYECEK? KARA PARA KAPILARINDAN BİRİ KAPANMAK ÜZERE Mİ?
KZaMP-FAb5Y
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 22:26
https://twitter.com/LaboransS/status/1572619626168651776
https://twitter.com/LaboransS/status/1572307669951860736
https://twitter.com/EkolojiR/status/1572344329590431745
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 22:33
İran'lı kadınlar protesto için saçlarını kestiler, türbanlarını yaktılar, kesilen saçlarını bayrak yaptılar.
Böylece kadınlara nefes aldırmayan islam faşizmine karşı kadın haklarını temsil eden çok önemli bir sembol oluşturdular.
Bu sembolü tüm Dünya'da sık sık göreceğiz.
https://twitter.com/EkolojiR/status/1572346201072345092
https://twitter.com/zuleyhagulum/status/1572651743866929154
Şüpheci Dinsiz
21-09-2022, 22:38
https://twitter.com/EkolojiR/status/1572650409285812226
https://twitter.com/EkolojiR/status/1572649250496053249
Kadın haklarına dair güzel bir kamu spotu.
https://twitter.com/masisgozbek/status/1572470555567087619
Şüpheci Dinsiz
22-09-2022, 02:23
Bayrak şeklinde saç sembolü, Belçikalı bir sanatçının eseriymiş. 1830 yılında Le Diamant açıklarında yaşanan gemi kazasında hayatını kaybeden Afrikalı köleleri temsil ediyormuş. Günümüzde başta islam faşizminin ezdiği kadınlar, bütün ezilen kadınlara ait oldu.
https://twitter.com/aycaagin/status/1572670159650959362
Jin, jiyan, azadi (kadın, hayat/yaşam, özgürlük)
https://twitter.com/DevrimZamani4/status/1572636811914260480
https://twitter.com/mortifera/status/1572316992711053313
Şüpheci Dinsiz
22-09-2022, 19:43
https://twitter.com/AlinejadMasih/status/1572743645950005250
Şüpheci Dinsiz
23-09-2022, 00:10
İran halkının islam faşizmi altında nasıl ezildiğine, halkın ölümü göze alarak nasıl direndiğine dair uzun tweet dizisi.
Twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/zalrenas1/status/1572973414247178240
Şüpheci Dinsiz
24-09-2022, 05:28
He faşist he, he kara yobaz he, dış güçlerin oyunu.
https://twitter.com/apranaxplus06/status/1573419254585638912
Şüpheci Dinsiz
24-09-2022, 15:00
Bütün islamcı faşistlere gider.
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/zalrenas1/status/1573626236802416640
dine mine ne
24-09-2022, 17:02
He faşist he, he kara yobaz he, dış güçlerin oyunu.
Bir kadının saçları göründüğü için dövülerek öldürüldüğünden bahsediliyor, ancak İran'da kadınların çoğunun saçları görünüyor . Dolayısıyla dış güçlerin bu konuya destek vermesi kaçınılmazdır. Böyle bir ayaklanmayı kaçırmazlar diye düşünüyorum.
Kırk yıllık darbenin sonu geldi
İslamcılar belasını sonunda buldu
Tüm İran haykırıyor
Jin Jiyan Azadi
darısı diğer darbelerin başına
Şüpheci Dinsiz
25-09-2022, 15:05
Fehim Taştekin
İran'da ne oluyor? Rusya'daki askeri hareketlilik ne anlama geliyor?
HlDHVqqIDAc
Şüpheci Dinsiz
26-09-2022, 06:28
https://www.gazeteduvar.com.tr/cadorla-gelen-devrimin-sonu-ortu-olur-mu-makale-1582496
Çadorla gelen devrimin sonu örtü olur mu?
https://i.gazeteduvar.com.tr/2/100/100/storage/files/images/2020/11/07/fehim-tastekin-il4K.jpg
Fehim Taştekin
ftastekin@gazeteduvar.com.tr
26 Eylül Pazartesi 2022 Saat: 00:02
Rejim kadının örtünmesini, "ideal toplum inşa etme" hedefinin eksenine koyduğu için bundan geri dönemiyor. Meşruiyet krizine neden olacağı korkusu hâkim. Esasında İslam Cumhuriyeti'nin "toplumsal ve ahlaki bozulma" olarak gördüğü ne varsa zorunlu örtü bunları asla azaltmadı. Örtmesine de yetmedi. Amini'nin yaktığı ateş, kadınların kendi talepleriyle öne çıktığı bir öfkeyi temsil ediyor. Bu bakımdan özel bir başlık açıyor.
İran'da 1970'lerde kadınların artan oranda ‘çador' (siyah dış giysi) giyinmesinin rejime karşı bir itiraz olduğu gerçeğini Şah'ın adamları kabul etmeye yanaşmıyordu.
Bugün iktidarı elinde tutan mollalar da kadınların başörtüsünü atıp meşaleye dönüştürmesinin İslami rejimin sonunu yaklaştıran bir manifesto olduğunu anlamak istemiyor. Bu isyanı "fitne", "yoldan çıkma" ve "düşmanların komplosu" olarak görmeye devam ettikleri sürece kaçınılmaz sonu kendi elleriyle yakınlaştırıyorlar. Kurallara göre giyinmedikleri gerekçesiyle kötü muamele, hor görme, irşat adı altında aşağılama, kırbaçtan hapse varan hadlerle cezalandırma, direnenlere darp ve işkence çok sayıda kadının tecrübesiyle sabitken bunu inkâr öfkeyi daha da büyütüyor.
1979'daki devrime kadının kattığı dinamizm ne yazık ki kadının hanesine bir kazanç getirmedi. Çador solcuların tasfiye edilip "İslam Cumhuriyeti" adını alacak yeni rejimde adım adım kadının hapishanesine dönüştü. Mesele sadece iffet ve örtünme yasasıyla gelen dayatmalar da değil. Ceza kanunu ve medeni kanunla kadına karşı oluşturulan eşitsizlikler; hakta ve cezada kadını erkeğin yarısı yapan pratikler öfkeyi alttan alta besliyor.
22 yaşındaki Kürt kadını Mahsa (Jîna) Amini, İrşad Devriyesi (ahlak polisi) tarafından alıkonulduktan sonra darbın yol açtığı beyin travmasıyla öldü. Bunu da inkâr ettiler. Kırpılmış kamera görüntüleriyle sorumluları aklamaya çalıştılar. Bir kadın hiç yere öldü. Ölümü öfkeyi diriltti, sokakları yaktı!
16 Eylül'den beri çok simgesel atışlarla sisteme karşı bir meydan okuma dalgası yaşanıyor. Kadınlar saçlarını kesiyor. Saç kesmek çaresizliğin raddesi, esaslı bir reddiye. Kürtçede saçını kesen kadına "porkurê" denilir. Saçı kesik olan yas tutandır. 2014'te Şengal'de IŞİD'in yaşattığı soykırım sırasında saçlarını kesen Ezidi kadınlar görüldü. Sevdiklerini yitirenler, tecavüze uğrayanlar, kanatları kırılanlar çok değerli saçlarını keserek acılarını yüzümüze vuruyor. Tarihte Arap kadınının öfkesini ve erkek dünyasına karşı serzenişini simgeleyen saç kesme eylemleri de var.
ŞAH'IN BOTLARI MOLLALARIN AYAKLARINDA
"İslam Cumhuriyeti'nde işkence olmaz, olursa üstü örtülmez, sorumlusu affedilmez." Bunu bizzat ben de yetkililerden duydum.
Sokaklarda kameralara yakalanan görüntülere rağmen bu tür savunmalarda ısrar var.
2018'de yine İran sokakları ısındığında yazmıştım; "Şah'ın kötülükleri, ardıllarının günahlarını artık silemeyecek kadar sünger özelliğini yitirdi."
İslam'ın muhafazası için şiddet, tehdit ve tahdidi reva gören yaklaşım 2009'daki "Yeşil Hareket" sırasında da tekrarlanmıştı. Şiddetin doğurduğu karşı şiddet, "yasal" güçleri aklamaya yararken göstericilere ağır cezalar olarak dönüyor. "Yeryüzünde fesat çıkarmak", "Allah'a karşı gelmek", "fitneye karışmak"… Bu ateşe atılmayacak bir itiraz biçimi var mı?
Şah döneminde Savak'ın muhaliflerinin tutulup itiraflara zorlandığı işkence hanesini İbret Müzesi'ne çeviren "İslami İran", kendinden sonra açılacak ibret müzelerine malzeme taşıyor.
Tahran'da 8500 kişinin işkence gördüğü eski Savak merkezinin girişinde dönemin İstihbarat Şefi Hüseyin Ferdust'u canlandıran balmumu heykeli var. Ferdust makam aracının arka koltuğunda oturmuş, Keyhan gazetesini okuyor. Manşet "Şah gitti!" Keyhan'ın şimdiki manşetleri zehir zemberek, kurşun yağdırıyor! Bu gidişle yeni manşet "Mollalar gitti" olacak. Ne zaman ve nasıl? Kim bilebilir?
Şah döneminden farklı olarak 43 yılda İslami rejimin sahip olduğu çok güçlü araçlar var. Şah'ın ordusu kitleler karşısında çözüldüğünde bir ideolojiyle yoğrulmuş ve ülkenin en kıymetli ekonomik varlıklarıyla tahkim edilmiş Pasdaran (Devrim Muhafızları) gibi bir paralel ordu yoktu. Sendikalardan meslek örgütlerine, okullardan cami ve mahalleye kadar her yerde ahtapot gibi örgütlenmiş Besic gibi milis gücü de yoktu. Bunun yanı sıra Şii inancı gereği insanların bağlılıklarını bildirdiği Ayetullahlar da kitle mobilizasyonunu garanti ediyordu. Medrese ve çarşı; 1979 kırılmasında tayin edici iki faktördü.
MEDRESE VE ÇARŞININ DURUŞU NEDİR?
Bugün ekonomik krizlere rağmen çarşı sessiz, tepkisiz. Belki direngen karakterini yitirdi; bazar bazar olmaktan çıktı. Peki sokaktan gelen baskılar karşısında mollaların ibresi neyi gösteriyor? Hepsi yekpare sistemin arkasında mı? Velayet-i fakih sistemi sayesinde dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in sahip olduğu güçlü pozisyonuna rağmen medresenin yekpare olduğu sonucu çıkmıyor. Kum ve Meşhed'deki ulema sanki kelamdan tasarruf ediyor. Yarın ne olur bilinmez tabii.
İran içinde reformcu ve muhafazakâr kanatlarda Amini'nin ölümü hakkında farklı değerlendirmeler var. Kimileri İrşad Devriyelerine çeki düzen verilmesi ya da kaldırılması gerektiğini düşünüyor. Kimileri mevcut durumun sürdürülemez olduğunu belirtip toplumun bölünmesini önlemek için "reform kaçınılmaz" diyor. Sistem içinden gelen öneriler bunlar. Rejim kadının örtünmesini, "ideal toplum inşa etme" hedefinin eksenine koyduğu için bundan geri dönemiyor. Meşruiyet krizine neden olacağı korkusu hâkim. Yıllar içinde kadınlar başörtülerini geriye doğru kaydırarak ya da elbise kollarını kısaltarak kuralları aşındırdı. Bunu hoş görmekle baskılamak arasında gelgitler yaşandı. 2005'te sistematik denetimle ihlalleri bitirmek üzere İrşad Devriyeleri devreye sokuldu. Bakanlıklar dahil çok sayıda kamu kurumuna iffet ve örtünme yasası çerçevesinde görevler tevdi edildi. Bu önlemler de ipin ucunun kaçacağı korkusunun ürünüydü. Esasında İslam Cumhuriyeti'nin "toplumsal ve ahlaki bozulma" olarak gördüğü ne varsa zorunlu örtü bunları asla azaltmadı. Örtmesine de yetmedi. Devrimin vaat ettiği toplumsal refah, adalet, özgürlük ve yolsuzlukla mücadele hedefleri slogandan öteye geçemedi. İnsanlar kazanmak ya da var olmak için daha fazla sahtekârlığa itildi.
ÖFKE EVRİM GEÇİRİYOR?
Sistem içi tartışmalar bir değişim getirir mi? Zinde güçlerin tutumuna bakınca çok da umuda yer yok. Devrim Muhafızları istikrarı koruma konusunda kararlılık sergilerken yargıyı da kışkırtıcı unsurlara karşı daha sert önlemler almaya çağırıyor. Göstericilere karşı kitlelerle yanıt verme pratiği de tekrarlanıyor. 2009 ve sonraki kitlesel gösterilere karşı milyonluk gösterilerle rehberlik makamı had bildirmişti!
2009 öfkesinin öncüleri siyasal kesimler ve elitlerdi. Bugün liderlik, program ya da öncü kadrolar yok. Amini'nin yaktığı ateş, kadınların kendi talepleriyle öne çıktığı bir öfkeyi temsil ediyor. Bu bakımdan özel bir başlık açıyor. Elbette altında ekonomik ve siyasal motivasyonlar da var. İktisadi tabanlı meydan okumalara sıra geldiğinde itiraz cephesi muhafazakâr kesimleri de içine alarak büyüyor. 2018'de ilk patlamalar Kum ve Meşhed gibi muhafazakâr kalelerde yaşanmıştı. Yani kötü yönetim, yolsuzluk ve yokluğun biriktirdiği yaygın bir huzursuzluk rejimin İslami karakteriyle sorunu olmayan kitleleri de kapsıyor. Taşrada ekonomik ya da etnik tabanlı itirazlar kendi çeperlerinde eriyip gidiyor. Tahran ve Tebriz gibi kentlere ulaştığında işin rengi değişiyor.
Bugünkü gösteriler genel öfkenin bir parçası. Toplumun en az politize kesimleri örtü dayatmasının biriktirdiği kızgınlığı dışa vuruyor.
Daha önemlisi öfke evrimleşiyor. Anayasa Koruyucular Konseyi ile sistemin şüpheyle baktığı adayların yasal siyasi süreçlere girmesi engellenirken iktidar reformcu ve muhafazakâr kanatlar arasında el değiştirdi. Sadakatinden şüphe duyulan, men edilen ve sistem dışı sayılanlar da itirazlarını reformcu kanatlar üzerinden sandığa yansıttı. 2009'da sistem içinden gelen reformcu adaylar Mehdi Kerrubi ve Mir Hüseyin Musavi ev hapsine alınınca küskün kitlelerin artması rejimde meşruiyet kaygısını öne çıkardı. Mahmud Ahmedinejad'dan sonra Hasan Ruhani orta yolcu bir molla olarak iki dönem reformcu kesimlerin sistem içinde tutulmasına hizmet etti. Fakat hiçbir vaadinde başarılı olamayınca muhafazakârlar büyük bir hışımla ipleri ele aldı.
Her yeni gösteri dalgasında rejimin simgeleri daha cesurca hedef alınıyor. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Amerikalıların öldürdüğü Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin fotoğrafını gösterirken İran'da göstericiler merhumun portresini yırtıyordu. 2020'de Süleymani'nin cenazesindeki milyonlar dikkate alındığında bugünkü meydan okumanın ulaştığı keskinlik kendini gösteriyor. İnsanlar Ayetullah Ruhullah Humeyni ve Ali Hamaney'in kamu binalarındaki posterlerini parçalıyor. Öfkede ciddi bir radikalleşme. Önceki gösterilerde hükümetlerin politikaları eleştirilirken şimdi doğrudan sistem hedefe konuluyor.
REJİMİN MANEVRA KABİLİYETİ İLE KAÇ VİRAJ DAHA ALINIR?
Şah dönemini görmemiş nesiller, geçmişin kötülükleri üzerinden kendisine meşruiyet devşiren İslam Cumhuriyeti'nin gerekçelerine inanmıyor. İnsanlar parça parça sistemden kopuyor. Fiziken bulunmadıkları öteki dünyaları yaşayan yeni kuşaklar için velayet-i fakih bir şey ifade etmiyor.
İran'ın kendi iç gerçekliği dış gerçekliklerle perdeleniyor. İran'la hesaplaşmak isteyen düşman az değil. Boş da durmuyorlar. Rejim de ABD-İsrail-Suud ekseninden gelen girişimlere işaret edip rıza üretebiliyor. Gösterilerin ivme kazandığı bir sırada Devrim Muhafızları'nın Irak Kürdistan'ında konuşlu Komala Partisi ve (İran) Kürdistan Demokrat Parti unsurlarını bombalamaya başlaması benimsenen stratejiye dair fikir veriyor.
Gösterileri fitne ve kaos yaratma komplosu olarak resmedip şiddet ve cezaların dozunu artırarak bu dalgayı da atlatabilirler. Sadece bir süreliğine. Öfke boğmakla boğulmuyor.
Şüpheci Dinsiz
26-09-2022, 17:01
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/simongeziyor/status/1574269750787678208
Şüpheci Dinsiz
27-09-2022, 16:21
https://haber.sol.org.tr/yazar/mollalari-da-vururlar-349496
Mollaları da vururlar
'Aydınlık karanlığı doğuruyorsa, karanlık da aydınlığı doğurur. İran'da bir yangın var. Varsayalım faili belli değil. Bu işler yangın çıkmadan olmaz, belli olan bu.'
https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/classifiedimages/taxonomy/reporter/orhan_gokdemir_0.png
24.09.2022
ORHAN GÖKDEMİR
"Nerde petrol orda dur
Mefailün Failün
Gâvura benzin gerek
Failatün Failün
Gâvura benzin gerek..."
İran tarihi ile Türkiye tarihini ayıran ender şeylerden biridir petrol. İran'da petrol vardır, modern tarihini bu şekillendirmiştir. Türkiye'de petrol yoktur, modern tarihini bu şekillendirdi. Gerisi ortak bir hikayedir.
"Hürriyet" ile başlayalım. 1904'te başlayan olaylar 1905'te büyük bir ayaklanmaya dönüşmüş, isyan kısa zamanda başka kentlere yayılmıştı. Muzafereddin Şah, sokağın baskısına daha fazla dayanamayarak Kanun-i Esasinin ilanını kabul etti. "1906 hareketi" böyle ortaya çıktı; İnkılab-ı Meşrutiyet, Anayasa Devrimidir.
İran üzerinde esen bu devrimci rüzgârda Osmanlı'da 1876'da Kanun-ı Esasi'nin ilan edilmesinin rolü büyüktür. Ortak görüşe göre Osmanlı aydınının başarısıdır anayasa. Bu uğurda verilen mücadeleler, Abdülhamit'in anayasayı önce kabul edip sonra rafa kaldırması İran'da fırtınalar estirmişti. Tuhaf, hürriyet bize, buna rağmen, İran'dan sonra gelmiştir.
İnkılab-ı Meşrutiyet, Rusya ve İngiltere'nin İran'ı aralarında paylaşma planının da açığa çıkmasına neden olmuştu. Plan İran'ı iki nüfuz bölgesine ayırıyordu. Ülkenin güneydoğusu İngiltere'nin, kuzeyi ve Azerbaycan Rusya'nın nüfuzuna bırakılacaktı. İranlılara, ortada, tarafsız bir bölge uygun görülmüştü. Ne kadar tanıdık değil mi?
İran ve Türkiye'deki gelişmeleri dikkatle izleyen Lenin'in yazdıklarına göre, 1908 Devrimi, tıpkı İran'daki gibi koalisyonun Türkiye'yi paylaşma planlarını da akamete uğratmıştı. Demek, İran'ı ve Türkiye'yi emperyalist saldırılara karşı ayakta tutan devrimleridir. Biri yıkılabilseydi, belki öbürü de yıkılabilirdi ama iki halk devrimine tutunmuş ve yıkılmamayı başarmıştır.
***
Sonrası da benzerdir. 1917'deki Bolşevik Devrimi'nin ardından Rusya sendeleyince fırsatı değerlendiren İngilizler İran'ın hemen hemen tamamını ele geçirdi. Büyük aydınımız Ferhan Şensoy'un dediği gibi, gavura benzin gerekiyordu ve İran'da benzin boldu. 1920'li yılların eşiğinde İran halkı, tıpkı Türk halkı gibi işgalcilerinin baskısı altında eziliyor ve kurtuluş yolları arıyordu.
Yıkılmayan yolunu bulur. Genç asker Rıza Han, ordu içindeki ileri unsurları örgütleyerek 1921'de küçük bir kuvvetle Tahran'ı ele geçirdi. Bu zaferinin ardından önce ordunun başına, sonra savaş bakanlığı koltuğuna oturdu. 1923'te başbakan oldu. Ancak mecburiyetten İngilizlerin varlığına ses çıkarmamıştı. 1925'te İngilizlerin teşvik etmesiyle darbe yaparak Kaçar Hanedanlığı'na son verdi. İktidara yerleşen Rıza Han'ın, tıpkı Mustafa Kemal gibi cumhuriyet kurmak niyetinde olduğu söyleniyordu. İngilizler ve tabii onlarla dirsek teması içindeki mollalar cumhuriyete karşıydı. Bu yolun kapalı olduğunu anlayan Rıza Han, cumhuriyet kurmak yerine kendini şah ilan etti. Farklarımızdan biridir.
Taç giyen ve Şah olan Rıza Han, Rıza Şah Pehlevi, başbakanlığı sırasında başlattığı reformları sürdürdü. 1928'de yabancı devletlerle imzalanmış tek yanlı anlaşma ve sözleşmeleri yürürlükten kaldırdı. Trans İran demiryolunu inşa ederek büyük kentlerin birbirine bağlanmasını sağladı. Bankaları ve ulaşım sistemini millileştirdi. Okullar, yollar, hastaneler yaptırdı, üniversite kurdu. İran yolunu bulmuştu.
Yeni şah, 1934'te, fırsat bulup Türkiye'nin yolunu tutu. Bu ziyareti aynı zamanda iki rejim arasındaki benzerliği simgelemekteydi. Milliyetçilik, modernleşme, laiklik ve tabii Batılılaşma iki ülkenin ortak özellikleriydi. Şah, İranlıların modern görünmesini istiyordu. Kılık kıyafet reformu yapmış, şapka giymeyi şart koşmuştu. Dil reformuna girişmişti. O da Mustafa Kemal gibi kadınları ayağa kaldırmak istiyordu. Peçeyi yasaklamış, kız okullarını yaygınlaştırmıştı. Türkiye ziyaretinden bir yıl sonra ülkenin adını da değiştirdi; ülke artık "Persia" değil İran olarak anılacaktı.
Tabii bütün bunlar gerici kuvvetlerin, "ulemanın", kabul edebileceği şeyler değildi. İran modernleşmesi, İran karşı devrim tarihinin de fitilini ateşlemişti. Aydınlık karanlığı doğuruyordu.
***
"Şah Rıza kılmaz namaz
Mefailün failün
Kafiyesi zor biraz
Failatün Failün
Kafiyesi zor biraz
Pilâv üstü kuru az
Şah Rıza kılmaz namaz
Fuhuştan vakti kalmaz
Failatün tenasül Failatün tenasül"
Rıza Şah büyük bir reformistti ama aynı zamanda acımasız bir tirandı. Halk nezdindeki popülaritesini hızla tüketiyordu. İngiltere ve SSCB'yi birbirine karşı kullanmaya dayanan dış politikası II. Dünya Savaşı nedeniyle çökünce yolun sonu göründü. Müttefikler ülkedeki Alman etkisini kırma bahanesiyle İran'ı işgal etti. Kaldı ki İran petrolleri savaşın seyri açısından büyük önem taşıyordu. İşgalin ardından Rıza Şah iktidardan çekilmek zorunda kaldı. 1941'de oğlu Muhammed Rıza Şah tahta oturdu, kendisi de sürgüne gönderildi.
Fakat Muhammed Rıza babasına hiç benzemiyor, olup bitenleri izlemekle yetiniyordu. Başbakan Muhammed Musaddık'ın temsil ettiği ve büyük savaşın neden olduğu nev-zuhur demokrasiden nefret ediyordu fakat onu ezmek için bile bir şey yapmadı.
Musaddık, 1951'de, Ulusal Cephe'nin desteğiyle başbakan oldu. Ulusal Cephe bağımsız bir İran hedefliyordu. Bunun yolu da petrolü ulusallaştırmaktan geçiyordu. Musaddık bu yönde adımlar attı, İran petrollerini ulusallaştırdı, yabancı şirketlerin imtiyaz haklarını içeren anlaşmaları iptal etti. Çok uluslu petrol şirketleri teyakkuzdaydı. İngilizler İran petrolüne ambargo koydu, Suudiler ambargoyu destekledi. ABD, Musaddık'ı destekleyen Komünist Tudeh Partisi vesilesiyle Sovyetlerin bölgedeki nüfuzunun artmasından endişeliydi. Sonuçta CIA ve MI6 1953'te gavurun benzinini tehlikeye atan Musaddık'ı devirdi. Bu darbe Muhammed Rıza Şah'ın mutlak iktidarı için yolu açmıştı. Bu İran'da ikinci Rıza Şah dönemidir.
38 yıl hüküm süren II. Rıza'nın dönemi de pek huzurlu sayılmazdı. Türkiye 27 Mayıs hareketiyle sarsılırken o da halka bir kurtuluş programı açıkladı. İnkilap-ı Sefid, ak devrim, toprak, seçim ve eğitim reformu vaat ediyordu. Fakat bunların büyük toprak sahibi din adamlarını ve dini vakıfları rahatsız etmeden yapılması imkansızdı. Eşitsizlik büyümüştü, sokaklar hareketliydi. İran'daki çalkantılar yakıt fiyatlarında artışa yol açmış, dünya yeni bir petrol krizine sürüklenmişti. Sokak eylemlerinin etkili ismi Ayetullah Humeyni 1964'te Şah Rıza tarafından sürgüne gönderdi. Fakat bu yıkılışına engel olamadı. Aleyhindeki gösterilerin iç savaşa dönüşmesi üzerine 16 Ocak 1979'da ülkeden kaçtı. İran'da 50 yıllık Pehlevi Hanedanı sona ermişti. Humeyni bir ay sonra Tahran'a döndü, kontrolü ele aldı, İslam Cumhuriyeti kapıyı çalmıştı. İran modernleşmesi böylece sona erdi.
İran karşı devriminden bir yıl sonra Türkiye'de generaller darbe yaptı. Cuntanın başı bir imamın oğlu olmakla övünüyor ve Kuran'dan ayetler okumayı pek seviyordu. Darbeyle birlikte din yeniden bir düzenleyici olarak kamu yaşamına geri döndü. İran'daki dinci karşı devrimle paralel olarak Türkiye'de de dinci bir program yürürlüğe konulmuştu. İran ve Türkiye aynı anda yeni bir yol tutturmuştu. Kadına açılan kapılar sesiz sedasız kapanıyordu. İran'a peçe, Türkiye'ye baş örtüsü geri dönmüştü.
***
Bir yüzyıl önce Persya idi, Rıza Şah eliyle İran oldu; Aryan köklere bir göndermedir. Mustafa Kemal'in Türklere "Eti"li bir kök imal etmesi türündendir, esası ulus inşasıdır. Fakat ne var ki bu derme çatma ulus inşası girişimleri İslam karşısında bocalamış, tutunmakta zorlanmıştır. İran'ın bir kısmı Persyalı veya Aryan olmayı, Türkiye'nin bir kısmı Türk olmayı reddetmektedir. Rıza Han da Mustafa Kemal de yenilmiştir haliyle. Zaten girişimlerini bir son değil bir başlangıç saymak gerekir. Biliyoruz, devrimler yıkılsa bile yolunu bulur.
***
"İran'da bir yangın var
İtfaiye Failün
Faili belli değil
Failatün Failün
Faili belli değil
Herkes tutuklanıyor
Mefailün Failün
Sebebi belli değil
Failatün faşizma…"
Ferhan Şensoy İran için yazmıştı bu satırları, şimdi Türkiye'yi de içine katabiliriz. Karşı devrim bir yangına yol açtı. İran halkı, önde kadınlar, ayakta. İran ayaklanmışsa mutlaka Türkiye'de de karşılık bulur, tartışmasızdır.
Yangın başlayınca, "İran karışsa kimler sevinir" diye sordu "milliyetçi" gazetecilerimizden biri. Aklınca baş örtüsü dayatmasına karşı isyanı bir emperyalist oyun sayıyordu. Ama biliyoruz, karışmadan devrim olmaz. Arkasında Amerika varsa önünde molla rejimi var. İran halkı ikisinden de kurtulmalıdır. Yani karışıklık şarttır!
Yangına bakıyoruz. Şimdilik bir öfke patlamasıdır. Öfke ezilenlerin refleksidir, eksiği akıl ve örgütlülüktür. Öfke akıl ve örgütlülükle birleştiğinde karışıklık devrime dönüşecektir...
Aydınlık karanlığı doğuruyorsa, karanlık da aydınlığı doğurur. İran'da bir yangın var. Varsayalım faili belli değil. Bu işler yangın çıkmadan olmaz, belli olan bu.
Şüpheci Dinsiz
01-10-2022, 03:00
https://twitter.com/Savash_Porgham/status/1571428079343439872
https://www.reportare.com/kose-yazilari/iranin-ahlakci-ahlak-polisi-gast-e-ersad/
İran'ın "Ahlakçı" Ahlak Polisi: Gaşt-e Erşad
DR. SAVASH PORGHAM
18 EYLÜL 2022
Yıllardır İran sokaklarında, caddelerinde, toplu taşıma araçlarında, parklarında, sinemalarında ve her alanda yaşamı kadınlara dar eden bir düzeni, o düzenin kraldan çok kralcı "sivil bekçileri"nin ve düzenin kanlı copları olan Devrim Muhafızları'nın, Besic milislerinin ve Ahlaki Emniyet Polisi'nin (Gaşt-e Erşad) kadınlara reva gördükleri zulmü izliyoruz. Son bir kaç gündür 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü ve kıyafetlerinin İslama uygun olmadığı gerekçesiyle Ahlaki Emniyet Polisi tarafından Tahran'da gözaltına alınırken dövülerek öldürülmesi kitlesel bir tepkiyi beraberinde getirmiş durumda.
İran'da devrimin hemen sonrasında başladı bu baskılar ve saldırılar aslında; eskiden bu denli görünür değildi ancak teknolojik gelişmeler ve özellikle sosyal medyanın yükselişiyle birlikte kadınlar bu zulmü kayda geçirip yayınlayarak kitleselleştiriyorlar. En önemlisi de İranlı kadınlar uzun zamandır sürekliliği hiç bitmeyen bir şekilde zorunlu örtünmeye karşı müthiş bir aktivizm ve sivil itaatsizlik eylemleri yapıyorlar.
Bu eylemlerin en etkilisi gazeteci/aktivist Masih Alinejad'ın 2014 yılında Facebook'ta Kadınların Gizli Özgürlükleri (#MyStealthyFreedom) adıyla bir sayfa açarak İranlı kadınları zorunlu örtünmeye karşı çıkmaya ve başörtüsüz resim ve videolarını bu sayfaya göndererek yayınlamaya davet emesiyle başladı. Bu sayfa kısa bir zamanda milyonlarca takipçiye ulaştı ve bu sayfa üzerinden pek çok kadın açık ve gizli kimliklerle başörtüsüz resim ve videolarını paylaşmaya başladı. Eylemlerin ikinci aşamasında ise 2016 yılının başlangıcıyla birlikte, yine Masih Alinejad'ın öncülüğünde durum İran'da Kadınların Gizli Özgürlükleri hareketinden Beyaz Çarşambalar hareketine evrildi. Bu aşamada kadınlar haftanın her çarşamba günü başörtüsüz resim ve videolarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya ve zorunlu örtünmeye tepkilerini ortaya koymaya devam ettiler. Süreçle birlikte erkekler de bu eylemlere desteklerini gösteren, başörtüsüz kadınlarla birlikte resim ve görüntüler paylaşmaya başladılar.
İran devletinin ve devlete bağlı resmî ve sivil radikal unsurların sokaklarda zorunlu başörtüsüne karşı eylem yapan kadınlarla karşı karşıya gelmesi ve şiddet vakalarının artmasıyla birlikte kadınlar her alanda kamera kaydı yapıp sosyal medyada paylaşarak radikal unsurları deşifre etmeye başladılar. Böylelikle Kameram Benim Silahım (#MyCameraIsMyWeapon) hareketi şekillendi. Sonrasında ise kadınlar sosyal medya üzerinden zorunlu örtünmeye dair tecrübelerini anlatarak Hadi Konuşalım (#LetUsTalk) hareketini yükselttiler.
İran'da 29 Aralık 2017'de başlayan halk protestoları ise bu eylemlerin dünya çapında duyulmasına sebep oldu: İnkılap Meydanı Kızları! Tahran'ın İnkılap Meydanı'nda genç bir kadının çıkardığı beyaz başörtüsünü bir sopaya bağlayıp salladığı görüntüler dünya çapında viral olunca, bu genç kadın tutuklandı. Bunun üzerine protestoya başlayan İranlı kadınlar haftanın her günü İran'ın farklı noktalarından başörtüsüz resim ve videolarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya başladılar ve eylemlerin bu aşaması ilk kez İnkılap Meydanı'nda trafo üzerine çıkan genç kadına ithafen İnkılap Meydanı Kızları adını aldı.
İran devleti bu eylemlere karşı ilk aşamasından itibaren reaksiyon gösterdi ve gelinen bu noktada sivil itaatsizlik eylemlerine katılan kadınlar resmî ağızlardan sert biçimde uyarıldı ve tutuklamalar başladı. 31 Ocak 2018 tarihi itibariyle de bazı kadınlar başörtülerini çıkarmadan ellerinde başka bir başörtüsü sallayarak bu eylemlere destek veren görüntüler paylaşmaya başladılar.
İran rejiminin kadınlara karşı resmî saldırı hattını sokaktaki Ahlak Polisleri oluşturuyorlar. Aslında bu yapının adı Ahlaki Emniyet Polisi ve hedefi resmî olarak "Sosyal Yaşamın Güvenliğini Artırmak" şeklinde tanımlanıp Kültür Devrimi Yüksek Konseyi'nin belirlediği toplumsal eylem planlarını sahada birebir uygulamak için kuruldu. 1979 İslam Devrimi'nden bu yana farklı kisveler altında rejim sokaklarda kadınların yaşam ve giyim tarzına hep müdahale etti ancak bu görevin resmen özel bir polis birimine verilip kurumsallaşması 2005 yılına tekabül ediyor.
Ahlaki Emniyet Polisi'nin kurumsallaşması İran'ın reformist iddialı Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin dönemine denk geliyor. İronik olan şudur; kadınlara yönelik özgürlük ve reform vaadiyle iktidara gelen İran'ın "reformist" devlet kanadı aslında kadınlara karşı en sert uygulamaları yapan Ahlaki Emniyet Polisi'nin oluşumunun altına resmen imza attı.
Ahlaki Emniyet Polisi'nin sokaklardaki koluna Gaşt-e Erşad (İrşad Devriyesi) deniliyor. Bu birimler en az üç kişilik kadın ve erkek karma polislerden oluşuyor ve genelde bir minibüsle devriye atıyorlar. Bu birimde görev yapacak olan polisler genelde en radikal olanlardan seçiliyor çünkü ideolojik ve dini doktrini yeterince benimsemeyen bir polis sokaklarda böylesi bir görevi "layıkıyla" yapamaz. Sokaklar, caddeler, parklar, yeşil alanlar, alışveriş merkezleri, kafeler, restoranlar, sinemalar, tiyatrolar ve toplumsal yaşamın akla gelen her alanında İrşad Devriyesi'nin uygulama noktaları bulunuyor. Ramazan ayında oruç tutmayanları denetlemekten tutun da erkeklerin saç modellerine müdahaleden, halkın her nevi kılık kıyafet ve yaşam biçimine karışmaya kadar her türlü hakkı Ahlaki Emniyet Polisi kendisinde buluyor ve bunun hem şer'i hem de yasal görevi olduğunu düşünüyor.
Ahlaki Emniyet Polisi'nin kurulmasının ve İrşad Devriyesi'nin sokaklara salınmasının en temel sebebi kadınları toplumsal yaşamın içinde pasifize etmek, kadınların giyim tarzını kontrol altında tutmak, kadınların zorunlu başörtüsü dayatmasına mutlak surette uymasını sağlamaktı. Yani asıl hedefleri her zaman kadınlar oldu. Yıllarca İrşad Devriyesi her nevi kanlı sert müdahaleyi yaptı ve en son Mahsa Amini'nin örneğinde olduğu gibi pek çok kadının hayatını yitirmesine sebep oldu. İran'da kadın hareketinin son yıllardaki yükselişi ve özellikle zorunlu başörtüsüne karşı yapılan geniş sivil itaatsizlik eylemleri rejimin kuruluş ayarlarıyla oynuyor ve bunun yansıması da soklarda İrşad Devriyesi'nin kadınlara yönelik kanlı sert müdahalelerine dönüşüyor.
İran rejimi başörtüsü serbestisi konusunda asla geri adım atmayacaktır çünkü bu konuda atacağı bir geri adımın her nevi özgürlükler karşısında kendisini geri adım atmaya zorlayacağının farkında. Yani başörtüsü konusu İran rejiminin kırmızı çizgisidir ve sert kanlı müdahalelerin devamı gelecektir. Mahsa Amini'nin cenaze töreninden sonra İran sokaklarının karışması ve tepkilerin rejim karşıtı kitlesel protestolara dönüşmesi aslında İran'ın teo-faşist rejiminin ne denli kırılgan olduğunu da gösteriyor. İranlı kadınlar psikolojik korku eşiğini aşalı çok oldu, artık korkma sırası kadın düşmanı molla düzeninde…
Şüpheci Dinsiz
01-10-2022, 04:22
"İçin" çok çok güzel bir şarkı olmuş.
https://twitter.com/serbestiyetweb/status/1575816396139008001
Şüpheci Dinsiz
01-10-2022, 05:19
İRAN'DA AYAKLANMALAR -Bunlar Ateist!-4.55-Mustafa Kemal Erdemol, Süleyman K., Arman Moradi, Ilgım A.
3XJZFX0rcZo
Şüpheci Dinsiz
07-10-2022, 18:37
Besic hakkında tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/LaboransS/status/1578326179958128641
Baskoylu
17-10-2022, 04:22
Ahmet Nesin
İRAN TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEYECEK? KARA PARA KAPILARINDAN BİRİ KAPANMAK ÜZERE Mİ?
KZaMP-FAb5Y
Kapanmaz,
Ayni Mantik,
Ayni Karekter,
Ayni Kisilik,
Ayni Yobazlik,
Ayni Bagnazlik,
BUNUN ADI SUC MAKINASI, UCKUR DUSKUNU VE CINSI SAPIK ISLAMDIR...
ISLAM VARSA,
HER PISLIK VARDIR.
TURKIYEDE`KI IRKCI, MILLIYETCI, GERICI, BAGNAZ, YOBAZ, SERIATCI FASIST AKP YI, IRAN VE ONUN GIBI SERIATCI HIC BIR ULKE GOLGEDE BIRAKAMAZ.
Diger Ulkelerdeki insanlar sokaklara cikabiliyor, eylem yapabiliyor, onurlu ve cesaretli olabiliyor.. Turkiye`de kimsede ne cesaret nede onur kalmamis....
Baskoylu
26-10-2022, 18:48
https://www.fanatik.com.tr/sok-eden-olay-irandan-bayern-munihin-eski-yildizina-kacirma-girisimi-2307191
Iran`mi, Turkiye`yi Ornek Aliyor?
Turkiye`mi, Ornek Aliyor?
Bence Ikisi`de ayni mantiga hizmet ediyor, Ikiside Dinci Yobaz, Bagnaz ve Seriatci Fasist.
Cinayet, Katliam, Yargisiz Infaz, Toplu Katliam, Tecavuz, Yalan, Sahtekarlik, Dolandiricilik vs vs vs Ne kadar insanlik sucu varsa bu onursuz DIN`de mevcuttur.
Kendisine ve Cinsi Sapik Inancina karsi cikan kim olursa olsun, yasama hakki tanimiyan Insanlik dusmani bir mantiktir.
Gunu Gelecektir Bu Suc Makinasi Islam Din`i Doktugu Kanda Bogulacaktir.
Kazanan Insanlik Olacaktir
Şüpheci Dinsiz
27-10-2022, 10:21
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
Umalım karşı devrimi yerle bir eder, şeriatçı faşistlerin hepsine layık oldukları cezayı fazlasıyla verirler.
https://twitter.com/KeskinArif/status/1585367605388644352
Şüpheci Dinsiz
28-10-2022, 08:30
https://twitter.com/Hlvn__1978/status/1585689719056236544
https://twitter.com/KeskinArif/status/1585845280305561605
Şüpheci Dinsiz
03-11-2022, 18:10
İran barut fıçısıydı, Mahsa Amini kıvılcımı yaktı
ESKAVU5N2qo
Şüpheci Dinsiz
09-11-2022, 17:30
İran'da Mahsa Amini eylemlerine katılan 15 bin kişi için verilen idam cezası onaylandı
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1590325330656444417
Şüpheci Dinsiz
09-11-2022, 22:33
"15 bin kişi için verilen idam cezası onaylandı" haberi doğru değilmiş.
https://twitter.com/brnslagca/status/1590418469161381888
Şüpheci Dinsiz
12-11-2022, 20:45
Dünya Çarkı | İç Güç Dış Güç Derken, İran'da Direniş Sürüyor!
AmKgnG82pGc
Şüpheci Dinsiz
17-11-2022, 02:54
Hamaney yobazı "protestoları şiddetle bastırma" kararı almış. Umarım bir an önce layık olduğu yere atıp sifonu çekerler.
https://twitter.com/KeskinArif/status/1592993078142726144
https://twitter.com/kubrayeterr/status/1592989153435987968
https://twitter.com/LaboransS/status/1592985173683208193
Şüpheci Dinsiz
17-11-2022, 19:54
İran'da şu anki durumu özetleyen tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/Savash_Porgham/status/1593264481794138112
Şüpheci Dinsiz
04-12-2022, 00:54
https://twitter.com/Savash_Porgham/status/1599156196405280768
https://twitter.com/KeskinArif/status/1599141132755095553
Şüpheci Dinsiz
18-12-2022, 22:01
İran'da şeriatçı faşistlere karşı düzenlenen protestolarda 2 ayda tam 469 insan öldürüldü.
https://twitter.com/bianet_org/status/1604475833762349056
Şüpheci Dinsiz
19-12-2022, 00:56
İslamcı faşizmin şerefsizliğinin sınırı yok.
https://twitter.com/KeskinArif/status/1604575507097735170
Şüpheci Dinsiz
16-01-2023, 08:38
https://twitter.com/gzmslntp/status/1614727894986547204
Şüpheci Dinsiz
18-01-2023, 11:32
Netekim Paşa (Kenan Evren) da bunun gibi faşist bir şerefsizdi.
https://twitter.com/Ateist_TV/status/1615242934340706305
Şüpheci Dinsiz
02-02-2023, 10:44
https://twitter.com/hayriituncc/status/1620865468037992448
Şüpheci Dinsiz
04-02-2023, 00:49
https://twitter.com/GazeteKarinca/status/1621594369747996672
Şüpheci Dinsiz
21-02-2023, 20:52
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/gzmslntp/status/1628083558437859356
Şüpheci Dinsiz
01-03-2023, 03:54
Tweet dizisini twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/KeskinArif/status/1630510197977370624
Şüpheci Dinsiz
06-03-2023, 22:48
Kız öğrencilerin birileri tarafından zehirlendiği kesinleşti. İran şeriatçı faşist iktidarı, kızları zehirleyen kişilerin idamla yargılanacağını söyleyerek kendi kuyruğunu kurtarmaya çalışıyor.
https://twitter.com/livaneliyim/status/1632665470175264769
Şüpheci Dinsiz
07-03-2023, 22:32
https://twitter.com/IsinElicin/status/1633056138408124417
Şüpheci Dinsiz
12-03-2023, 01:58
Sanki kendileri zehirlememişler gibi...
https://twitter.com/MAturkce/status/1634689897108840450
Şüpheci Dinsiz
14-03-2023, 22:27
https://twitter.com/KeskinArif/status/1635722409440411669
Şüpheci Dinsiz
30-03-2023, 22:08
https://mobile.twitter.com/KeskinArif/status/1641503230784856065
Şüpheci Dinsiz
30-03-2023, 22:19
https://mobile.twitter.com/KeskinArif/status/1641428775501025282
Şüpheci Dinsiz
30-03-2023, 22:23
https://mobile.twitter.com/KeskinArif/status/1641424039842402305
Şüpheci Dinsiz
03-04-2023, 18:06
https://twitter.com/KeskinArif/status/1642900600894488579
Şüpheci Dinsiz
09-04-2023, 18:12
https://twitter.com/KeskinArif/status/1644975012221186048
Şüpheci Dinsiz
10-04-2023, 16:00
https://twitter.com/GazeteKarinca/status/1645410976810893313
Şüpheci Dinsiz
19-04-2023, 04:38
https://twitter.com/GazeteDavul/status/1648344465139019778
Şüpheci Dinsiz
22-10-2023, 17:56
https://twitter.com/MAturkce/status/1716044544519684319
Şüpheci Dinsiz
22-10-2023, 19:35
https://twitter.com/aratbaris_/status/1716127401053143269
"İran'da başörtüsü takmayı reddettiği için "ahlak polisi" tarafından darp edilen 16 yaşındaki Armita Geravand'ın beyin ölümü gerçekleşti."
https://twitter.com/aratbaris_/status/1716127401053143269
Şüpheci Dinsiz
21-05-2024, 01:25
İran cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanının olduğu helikopter düştü, helikopterde bulunan 7 kişi hayatını kaybetti. Olayın sabotaj veya saldırı olduğuna dair henüz bir açıklama yok, ancak hava koşulları çok kötüymüş ve helikopter eski modelmiş.
İran cumhurbaşkanı olan Reisi, ülkede uzun yıllar idam kararlarını onaylayan heyette yer alan 4 kişiden biri. Gedikli, acımasız bir şeriatçı katil yani.
İran halkının önemli bir kısmı Reisi'nin ölümüne sevindi.
Uzmanların görüşüne göre 50 gün içinde yapılacak bir seçimle yeni bir şeriatçı katili cumhurbaşkanı olarak seçecekler ve rejim kaldığı yerden devam edecek.
İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin ölümü ülke ve Ortadoğu için ne anlam ifade ediyor? Çağlar Tekin ile..
ew7c0JQGPO8
İran'ı ne bekliyor? Reisi'den sonra olası senaryolar…
ArjA2PZxqvg
İran şimdi ne yapacak? İran uzmanı Doç. Dr. Hakan Güneş ile konuşuyoruz.
L9micQpjn3g
Şüpheci Dinsiz
15-09-2025, 16:47
https://x.com/bianet_org/status/1967581707525091832
Baskoylu
17-09-2025, 18:06
Iran ve onun gibi Seriat ve Insanlik dusmani Islam rejimi ile yonetilen butun ulkelerde INSANLIK DUSMANLIGI MESLEK EDINMISTIR.
Cunku Islam denilen SUC MAKINASI, basli basina insanlik dusmani bir yapilanmadir.
Iran ve onun gibi ulkelerde Cinsi Sapik, Uckur Duskunu ve Katliamlari ile unlu olan Muhammedin gelenegini surdurmenin zefkini yasamak ve ona sadik kalmakla sinirlidir.
"Sorayi Taslamak" gibi filimler, Hizbullah, ISID, El Kaide, Besic, Hamas ve daha nice cani ve insanlik dusmani orgutler suc islemeye devam ediyor.
Bunlari yok etmenin yolu.
Islam denilen SUC MAKINASI ve INSANLIK DUSMANI ISLAMIN GEREKTIGI GIBI YARGILANIP MAHKUM EDILMESINDEN GECER.