PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Benim Felsefem - Antinatalizm


Filozof
24-05-2023, 01:22
Varoluş adaletsiz ve aşağılık bir kölelik düzenidir ve tüm canlılar bu adaletsizliğin fani ve aciz köleleridir. O yüzden her doğum bir cinayettir ve dünyaya getirilen her çocuk varoluş için yeni bir köle ve ceset yığınına eklenen yeni bir cesettir. Sözde kutsal aile kavramı, esasında adaletsiz bir varoluşa hizmet eden bir yalandır ve her aile aslında kendi çocuğunun katilidir.

Dünya üzerinde varoluşun adaletsizliğine paralel olarak, kapitalizm ve onun uzantıları olan emperyalizm ve faşizm de yeryüzünde aşağılık bir kölelik düzeni yaratmaktadırlar.

Komünizm ise tüm bunlara karşı her ne kadar toplumsal/ekonomik bir denge sağlasa da, gerçek anlamda varoluşsal bir adalet sağlayamayacaktır. Çünkü varoluşta gerçek ve mutlak bir adalet yoktur.

O yüzden dünya ve insanlık hiç var olmamalıydı ve eğer adaletsizliği ortadan kaldırmak istiyorsak dünyayı ve canlılığı ortadan kaldırmamız gerekir.

Sonsuz hayat diye bir şey de yoktur. Sonsuz bir hayat hayaliyle de dünyaya çocuk getiren nefsi bencillik ve varoluşun adaletsizliği meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.

Bu yüzden bu adaletsiz döngüyü kırmak adına, dünyaya çocuk getirmemeliyiz ve adaletsiz bir varoluşun ve dünyanın yok olmasını desteklemeliyiz.

https://www.ilahi.biz/2023/05/benim-felsefem-antinatalizm.html

Andrew
24-05-2023, 06:27
O yüzden dünya ve insanlık hiç var olmamalıydı ve eğer adaletsizliği ortadan kaldırmak istiyorsak dünyayı ve canlılığı ortadan kaldırmamız gerekir.




'RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte..."Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım" dedi.' (Yaratilis 6:5, 7)

Tedavi sunacagina hastalarini olduren doktor misali. Bin yillar geciyor, ama bu ilkellik hic gecmiyor. Kafa ayni kafa.

Saygilarimla

Filozof
24-05-2023, 17:50
'RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte..."Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım" dedi.' (Yaratilis 6:5, 7)

Tedavi sunacagina hastalarini olduren doktor misali. Bin yillar geciyor, ama bu ilkellik hic gecmiyor. Kafa ayni kafa.

Saygilarimla

Hayat tedavisi olmayan ve ölümle biten bir hastalıktır. Tedavisi olması için İlahi (mutlak) bir adaletin olması gerekiyordu ki öyle bir şey yok, bunu yazıda belirttim.

Ahlaksız
24-05-2023, 18:59
Yazınızdaki ''nefis'' kelimesi dışındaki her şeye katılıyorum. Nefis ya da nefs, dindarların kullandığı bir ifadedir. Nefsine uymak gibi.!

Matrix filminde, 1 dakikada insanlık tarihi tarumar edilmişti.
https://www.youtube.com/watch?v=T_9YdIOuDYI

Filozof
24-05-2023, 20:48
Yazınızdaki ''nefis'' kelimesi dışındaki her şeye katılıyorum. Nefis ya da nefs, dindarların kullandığı bir ifadedir. Nefsine uymak gibi.!

Matrix filminde, 1 dakikada insanlık tarihi tarumar edilmişti.
https://www.youtube.com/watch?v=T_9YdIOuDYI

Nefs = benlik demektir aslında. Çok da yanlış bir şey söylemiyorlar o konuda.

Andrew
25-05-2023, 01:18
Yazınızdaki ''nefis'' kelimesi dışındaki her şeye katılıyorum.

Saygideger ahlaksiz,

Umarim hersey senin icin "iyi" gidiyordur. Lutfen, sana birsey sormama izin ver. Sana gore, iyi ve kotu olarak ve dogru ve yanlis olarak tanimlanabilecek seyler var midir?

Eger var ise, bir sey neye gore "iyi"dir yada "dogru"dur, neye gore "kotu"dur yada "yanlis"tir?

Saygilarimla

bilgivehis
25-05-2023, 02:54
Dünyayı, yaşamı, canlıları hiç görmek dinlerin dünyayı fani görmesine dayanır.
Dinler dünyayı fani ve önemsiz görürler öbür dünya dedikleri uydurma dünyayı da gerçek sayarlar.

Bir şekilde dinlere dayalı olan ve dinlerden ilham alan antinatalizm anlayışı dolaylı olarak dinlere hizmet eder.
Hiç noktasında ikisi de aynı noktada buluşuyor, ancak biri öbür dünya umudu taşıyor.

Hiçliğin dinlere adapte edilmesinin kaynağı ise sömürüye dayanır.
Müritler bu dünyayı fani görüp soyulduğunun farkına varmayacak veya din adına önemsemeyecek.
Dindeki hoşgörü sadece bu noktada çalışır, soyuldukça mutlu olurlar.
Böylece din tacirleri her zaman devranını sürdürecek.

Dolayısıyla antinatalizm her ne kadar farkı olsa da daha ziyade dinlerle bu noktada örtüşüyor.
Bu örtüşme nedeniyle değişim isterken aslında dinlerin sömürü düzenini sürdürmesine yarıyor.

Andrew
25-05-2023, 05:33
Dinler dünyayı fani ve önemsiz görürler



Saygideger bilgivehis,

Yukaridaki cumlede iki sey soyluyorsun. Birincisi dinlerin dunyayi "fani", ikincisi "onemsiz" gordukleri.

Birincisi, Turk Dil Kurumu (https://sozluk.gov.tr/)'na gore "fani" kelimesinin anlami, "Ölümlü, gelip geçici, kalımsız"mis.

Dunya dedigin, dunya gezegeni ve icindeki canli, cansiz varliklar, insan hayati vb. sanirim. Bu anlamda sen dunya'yi ve icindeki bilhassa canlilari Ölümsüz mu goruyorsun? Bilimsel olarak hem dunya olumludur, bir sonu olacaktir; hem de canlilar olumludur yani bir baslangici oldugu gibi bir de sonu vardir. Gunesin ve diger gezegen ve yildizlarin da bir omru vardir. Yani her formun bir sonu vardir. Bu formlar "olur" ve yeni formlar "dogar". Formlar sekil degistirir, nitelik ve nicelik degisimine ugrar fakat ayni sey ayni formuyla kalmaz. Yani, nereden bakarsaniz bakin, bu dunya gecip gidecek. Sen, bu konuda farkli mi dusunuyorsun?

Oyle gorunuyor ki dunya hem ateistler icin, hem de teistler icin "Ölümlü"dur, yani "fani'dir, degil mi?

Ikincisi, dinlerin dunyayi onemsiz gordugune iliskin ifaden. Sanirim Islam dininden bahsediyorsak, hakli olabilirsin. Olabilirsin diyorum cunku Islam dini ve Kuran hakkinda cok bir bilgim yok. Kuran'i da 3 bes sure disinda okumadim. Fakat Allah'in onemsiz bir sey (dunya) yaratmasi muslumanlar acisindan anlamsiz olur. Cunku Allah, onemsiz, gereksiz, luzumsuz bir seyi neden yaratsin?

Yani muslumanlar acisindan bakarsak, muslumanlarin dunyayi luzumsuz ve onemsiz gormesi kendi allah inanciyla celisir gibime geliyor. Belki de burada kasit, ahiretin daha onemli oldugu. Bir baska deyisle, ahiretin, dunyaya nazan daha onemli ve kalici bir yer oldugu fikri olabilir.

Dolayisiyla genelde dinlerin, ozelde ise islam dinin dunyayi "onemsiz" gordugunu soylemek dogru olur mu? Dunya gelip gecici (ki bu dogru, yani dunyanin bir sonu var) oldugundan, ahiret gibi gecici olmayan bir seyin daha onemli olduguna inaniyor olabilirler mi? Cunku bir seyin bir seye kiyasla daha onemli olmasi, digerinin onemsiz goruldugu anlamina gelmez.

Bir diger nokta ise, butun dinler mi dunyayi "onemsiz", yada "gereksiz" veya "luzumsuz" bir yer olarak gorur? Biliyorum, sen sadece 'onemsiz" dedin. Ben, bir kac turev ekledim. Fakat sen, "dinler" digerek butun dinleri genelledin. Butun dinler mi boyle goruyor? (Burada teistik dinlerden bahsediyorum. Budizm dahil degil).

Yani, dunyanin da (icindeki canlilar, insan hayatinin onemi, aile kavrami, bazi prensipler, ilkeler, normlar vb") ahiret kadar olmasa da onemli yani bir degeri oldugunu soyleyen dinler var midir?


saygilarimla

Ahlaksız
25-05-2023, 12:27
Nefs = benlik demektir aslında.
Benlik ya da karakter gibi farklı kelimeler kullanılabilir ama nefs dediğinizde, işaret edilen şey dindir. Mesela cin kelimesi dini bir kavramdır, bunun gibi.

Gnostik inançlarda nefs kelimesi özellikle önemlidir. Buradan İbrahimi dinlere bir sızıntı olmuştur.
Sana gore, iyi ve kotu olarak ve dogru ve yanlis olarak tanimlanabilecek seyler var midir?
Sevgili Alvin, yoktur.
Mesela insan öldürme.
Barış halindeki toplumlarda insan öldürmek suçtur ama bazı durumlarda(trafik kazası) suç değildir.
Savaş halindeki toplumlarda insan öldürmek suç değildir ama bazı durumlarda(esir alma) suçtur.
Mutlak doğru, mutlak yanlış diye bir şey yoktur.
Dinler dünyayı fani ve önemsiz görürler öbür dünya dedikleri uydurma dünyayı da gerçek sayarlar.

Bir şekilde dinlere dayalı olan ve dinlerden ilham alan antinatalizm anlayışı dolaylı olarak dinlere hizmet eder.
İnsanların doğurmamasını söylemek bir ideoloji/inanç/din değildir. Bu bir görüş/fikir sadece.
Biri evlenir, biri bekarlığı tercih eder.
Biri 10 çocuk yapar, biri yapmaz.
Biri 2 kadınla dost hayatı yaşar, biri 4 kadınla resmi olarak evlenir.
Biri 10 defa boşanıp evlenir, biri 1 defa evlenir.
Biri kendisinden 30 yaş küçük birisiyle evlenir, biri kendisinden 30 yaş büyük birisiyle evlenir.
...vb
Yani çocuk yapılmasına karşı olan birisine ''Hayırdır birader, sen niye çocuk yapmıyorsun?'' denmez. Bu insana ''Sen dinlere hizmet ediyorsun'' denmez.

Bir kere din denilen şey, özünde çoğalma ile ilgilidir.

İslam ya da hristiyanlık gibi dinlerin Dünya'nın geçiciliğine vurgu yapması bir gerçek ama bu dinlerin müntesiplerinin Dünya'ya ısrarla kazık çakmaya çalışması da bir gerçektir.

Filozof
25-05-2023, 12:58
Benlik ya da karakter gibi farklı kelimeler kullanılabilir ama nefs dediğinizde, işaret edilen şey dindir. Mesela cin kelimesi dini bir kavramdır, bunun gibi.

Gnostik inançlarda nefs kelimesi özellikle önemlidir. Buradan İbrahimi dinlere bir sızıntı olmuştur.

Sevgili Alvin, yoktur.
Mesela insan öldürme.
Barış halindeki toplumlarda insan öldürmek suçtur ama bazı durumlarda(trafik kazası) suç değildir.
Savaş halindeki toplumlarda insan öldürmek suç değildir ama bazı durumlarda(esir alma) suçtur.
Mutlak doğru, mutlak yanlış diye bir şey yoktur.

İnsanların doğurmamasını söylemek bir ideoloji/inanç/din değildir. Bu bir görüş/fikir sadece.
Biri evlenir, biri bekarlığı tercih eder.
Biri 10 çocuk yapar, biri yapmaz.
Biri 2 kadınla dost hayatı yaşar, biri 4 kadınla resmi olarak evlenir.
Biri 10 defa boşanıp evlenir, biri 1 defa evlenir.
Biri kendisinden 30 yaş küçük birisiyle evlenir, biri kendisinden 30 yaş büyük birisiyle evlenir.
...vb
Yani çocuk yapılmasına karşı olan birisine ''Hayırdır birader, sen niye çocuk yapmıyorsun?'' denmez. Bu insana ''Sen dinlere hizmet ediyorsun'' denmez.

Bir kere din denilen şey, özünde çoğalma ile ilgilidir.

İslam ya da hristiyanlık gibi dinlerin Dünya'nın geçiciliğine vurgu yapması bir gerçek ama bu dinlerin müntesiplerinin Dünya'ya ısrarla kazık çakmaya çalışması da bir gerçektir.

Hayır, dinde kullanılan her terim yalnızca dine ait olmak zorunda değildir. Nefs/benlik bir gerçektir ve dinlere de bir yansıması vardır. Dinde olup olmaması bu konuda önemli değildir. Üstelik dinde var diye de yanlış olmuş olmuyor bu terim. Bu da yobaz ateist zihniyetidir. İlkel benlik, ilkel içgüdüler demeyi biliyorsunuz ama bu nefstir.

Ahlaksız
25-05-2023, 19:47
Hayır, dinde kullanılan her terim yalnızca dine ait olmak zorunda değildir. Nefs/benlik bir gerçektir ve dinlere de bir yansıması vardır. Dinde olup olmaması bu konuda önemli değildir. Üstelik dinde var diye de yanlış olmuş olmuyor bu terim. Bu da yobaz ateist zihniyetidir. İlkel benlik, ilkel içgüdüler demeyi biliyorsunuz ama bu nefstir.
Mesela gnostisizmde ''beden'', ''nefs'' ve ''ruh'' ayrımı yapılır. Nefs, ''psişe'' olarak lanse edilir.

Kabala'da da nefs konusu işlenir. Nefs; ''neshamah'', ''ruah'', ''nefes'' diye üçe ayrılır.

Kuran'da da nefs konusu vardır;
Her ''nefs'' ölümü tadacaktır. Ali imran 185

Benlik kelimesi kullanırsanız bir şey demem. Çünkü benlikle ilgili dini metinlerde bir şey işlendiği yok. Benlik, kişilik, karakter, mizaç gibi bir sürü kelime var. Bunları kullanmak yerine, dini metinlerde detaylarıyla yaklaşık 2000 yıldır işlenen ruhla ilgili ''nefs'' ifadesini kullanırsanız, ''size iyi günler'' der geçerim.

Yobaz kelimesi de dini bir ifade. ''Yobaz ateist'' demek, komik yani.

Yalnız ''Yobaz'' kelimesi nefs gibi değil. Nefs kelimesini her türlü dini kitabın/makalenin içinde görürsünüz ama yobaz kelimesini göremezsiniz.

Ahlaksız
25-05-2023, 21:32
Hayır, dinde kullanılan her terim yalnızca dine ait olmak zorunda değildir. Nefs/benlik bir gerçektir ve dinlere de bir yansıması vardır. Dinde olup olmaması bu konuda önemli değildir. Üstelik dinde var diye de yanlış olmuş olmuyor bu terim. Bu da yobaz ateist zihniyetidir. İlkel benlik, ilkel içgüdüler demeyi biliyorsunuz ama bu nefstir.
Şunu da ekleyeyim ki, ''nefs'' hakkında yazdıklarım daha anlaşılır olsun.

Bir ateist ''inanma'' ya da ''inanç'' kelimesini kullanmamalı. Çünkü bu ifadeyi, ateistin cümle içerisinde kullanması trajikomik olur.

Mesela ''Galatasaray'ın şampiyon olacağına inanıyorum'' demek yerine, ''Galatasaray'ın şampiyon olacağını umut ediyorum'' demek daha doğru olur.
Bir ateist, inançlı insan jargonunu kullanmamalı.

bilgivehis
25-05-2023, 23:16
Dunya dedigin, dunya gezegeni ve icindeki canli, cansiz varliklar, insan hayati vb. sanirim. Bu anlamda sen dunya'yi ve icindeki bilhassa canlilari Ölümsüz mu goruyorsun?

Anlatmak istediğim konu pek anlaşılmamış.

Bizlerin bu konuda dünyaya bakışı ile dinlerin fani kelimesinin ardındaki konu tamamen farklı olduğuna değinmiştim.

Dinlerin ölümlü dünyaya bakışı bir düşünce biçiminden ziyade tamamen sömürüye dayanıyor.
Müritler bu dünyayı önemsemeyecek, sadece imtihan olarak görecek ve hiç gördüğü bir dünya için din tacirlerine kölelik yapacak.
Dinlerin bu dünyayı ölümlü sayması ve müritlerine fani diye yedirmesinin ardındaki gerçek budur.

Bizler ise herşeyin ölümlü olduğunu ve her ölümün değişim geçirdiğini söylüyoruz ki bu bilimsel bir sonuçtur.
Buna göre ölüm var diye kendimizi hiçliğe terk etmek yerine en iyi şekilde yaşamayı istiyoruz.
Kısaca dinlerin fani dünya olayı kendine değer vermemek ama din tacirlerini baştacı etmek üzerine kurulu.

Hiçlik ile dinlerin fani dünyası farklı amaç taşıyor olsa da bu noktada örtüştüğü için dolaylı olarak din sömürüsüne hizmet eder.
Hiçlik dinlerden bağımsız kendine ait bir görüş ama ister istemez böyle bir sonuç çıkıyor.

Ayrıca şuna da değineyim, hiçliğin iddiası yanlış değil, elbette bu dünyadaki yanlışlar, kötülükler çekilecek gibi değil. Lakin biz de diyoruz ki, insanın kötülüğünü bitirmek dahi bu dünyayı yaşanır yapar.
Bunun için de hiçlik yerine mücadele etmek daha doğru olur.

Andrew
26-05-2023, 00:16
Anlatmak istediğim konu pek anlaşılmamış.
.

Saygideger bilgivehis,

Evet, tarafimdan anlasilmamisti. Acikladigin icin tesekkurler.

Esen kal
Alvin

Filozof
26-05-2023, 02:01
Mesela gnostisizmde ''beden'', ''nefs'' ve ''ruh'' ayrımı yapılır. Nefs, ''psişe'' olarak lanse edilir.

Kabala'da da nefs konusu işlenir. Nefs; ''neshamah'', ''ruah'', ''nefes'' diye üçe ayrılır.

Kuran'da da nefs konusu vardır;
Her ''nefs'' ölümü tadacaktır. Ali imran 185

Benlik kelimesi kullanırsanız bir şey demem. Çünkü benlikle ilgili dini metinlerde bir şey işlendiği yok. Benlik, kişilik, karakter, mizaç gibi bir sürü kelime var. Bunları kullanmak yerine, dini metinlerde detaylarıyla yaklaşık 2000 yıldır işlenen ruhla ilgili ''nefs'' ifadesini kullanırsanız, ''size iyi günler'' der geçerim.

Yobaz kelimesi de dini bir ifade. ''Yobaz ateist'' demek, komik yani.

Yalnız ''Yobaz'' kelimesi nefs gibi değil. Nefs kelimesini her türlü dini kitabın/makalenin içinde görürsünüz ama yobaz kelimesini göremezsiniz.

Nefs arapça öz, benlik anlamına gelir. Hayvan da arapça canlı anlamına gelir. Yani ben hayvan değilim diyen insan ne kadar komikse senin söylediğin de o kadar komik. Ayrıca ateistin de yobazı olur, tıpkı senin yaptığın gibi dinde de kullanıldığı için bir terimi reddetmeye çalışmak.

Ahlaksız
26-05-2023, 10:59
Nefs arapça öz, benlik anlamına gelir. Hayvan da arapça canlı anlamına gelir. Yani ben hayvan değilim diyen insan ne kadar komikse senin söylediğin de o kadar komik. Ayrıca ateistin de yobazı olur, tıpkı senin yaptığın gibi dinde de kullanıldığı için bir terimi reddetmeye çalışmak.
Kelimenin etimolojisinden değil, kullanımından bahsediyorum.

Başka bir kelime daha. Farz.
Farz kelimesi din çatısında altında kullanılan bir kelime. İnançsız birisinin kurduğu cümlede farz kelimesini kullanması sana göre doğru olabilir ama bana göre doğru değil.

Filozof
26-05-2023, 15:08
Kelimenin etimolojisinden değil, kullanımından bahsediyorum.

Başka bir kelime daha. Farz.
Farz kelimesi din çatısında altında kullanılan bir kelime. İnançsız birisinin kurduğu cümlede farz kelimesini kullanması sana göre doğru olabilir ama bana göre doğru değil.

Yani nefs veya ilkel benlik arasında anlam olarak bir fark YOK, YOK. Aradaki tek fark arapça olması. Bilimsel olarak doğru bir tabir, senin ateist tabuların kabul etmese ne olur? Ama ateistin yobazı olduğun için anlayamıyorsun.

Filozof
05-06-2023, 03:11
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc7HvaUVYc_xBK5cfRo8pRq2yWxk1p_PBYwP64N7jT_4 09NP-PPriA6HuTGURYpi-2jJf9trVl2muDx6bYmD4NgV2pAAmPNPQA67pfT_jHdaCIJCKx-E8EbEjQ53DbdOoPWKvdEU7JPJNVx5cqTRvOXBncpIzb0HWtUff Zf-Ubj-clxC5aO3_ae3d6/w680-h1351/anti%20natalizm.jpg

Khaos
05-06-2023, 11:31
Hayat ve ölüm, nihilist olabilmeyi beceremeyip arada sıkışanların derdidir
Nihilizm hayatı ve ölümü dert edinmeyi bıraktığın yerde başlar.

Felsefeyi de aşıp filozofluğu da rededeceksin

Sorma nerden bildiğimi

Filozof
05-06-2023, 20:01
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnaWqlRfisVcvtoej2mPhR53Uf5Bef8thW5kR4uY-LulABMGuwp65_tAqc0hglONJQGDeiC9IBY3y7DtSmmw8HW_Kw9 Y26Cmww-8NJajE1Xu3YVJyrUNIbeiNUC932yUxaGGrWbEYEnXEKbW-F1uz8nX5Pt_KvatwEwK4iuSdyQ8cpLyo2HQ_K8Qkz/w550-h486/1.jpg

Filozof
16-07-2023, 01:13
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjbx5HNfPAhG-Z1Ew4xxJ8EbW0OgxuRDvortut_L8VwgZgWiSE7TumtrnXOtHt_ FPstKF3-0ZHEADwROXMZR-at9bcs9dAUooxdMvPOdB7EJU27W63aPLXKnR6q6A7hayFBuLB5 OzNhWU1nePyLfzfdQbf8QU9AN2uaQiT16U3sPcfRrz8A09a9rS A3Giw/w427-h608/347397989_288917560313474_5124821933856193139_n.jp g

https://snowmann.org

Filozof
18-08-2023, 05:29
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj6vCPTk5YM06QkVOR_yi0cYN4g8Dle_mjZbRltfGhp9j UutIUFax4V_MZzqnG6R-eoTs41MRulSQvbLfM6jZ7yErxdzGLfAVB7ThQDjZWmgL0c6O8P 7H5LbzbSKNnkLH4i7HStDemotd1AmyT0ycnK2YBEjUIfFQlMje 1BEyGpU5V91MPyzXYZ4PdivhA/w602-h898/9KU3wFpca2k.jpg

spartacus
19-08-2023, 15:49
Hayat bir sudur, iç, iç soldur. O sebeple hayat dal sarkar, kartal kalkar, kartal kalkar dal sarkar... Şemsi Paşa Pasajında sesi büzüşesiceler... Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su şişesi...

Geçen gün hayatı gördüm sen sağ ben selamet... Kendisiyle uzun, uzun sohbet etmek istemiştim, ama bir yere yetişmesi gerekiyormuş...

O sebeple hayat dir, dür ve tir, türdür.
Safsata+lafazanlık felsefesi..

Yıldıztozu
19-08-2023, 23:11
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj6vCPTk5YM06QkVOR_yi0cYN4g8Dle_mjZbRltfGhp9j UutIUFax4V_MZzqnG6R-eoTs41MRulSQvbLfM6jZ7yErxdzGLfAVB7ThQDjZWmgL0c6O8P 7H5LbzbSKNnkLH4i7HStDemotd1AmyT0ycnK2YBEjUIfFQlMje 1BEyGpU5V91MPyzXYZ4PdivhA/w602-h898/9KU3wFpca2k.jpg

Gayet doğru tespitler.
Evrim, acıyı üzerimizde otorite olarak kullanır. Nesli hayatta tutmak için uyarılar gönderir, bu uyarılara acı diyoruz. İnsan hayatı da acıyı azaltabilme amacı üzerine işliyor.

Acının ve adaletsizliğin yok edilmesi canlıların yok edilmesiyle mümkündür. Başka bir çözümü yok.
Çünkü sorunun kaynağı doğa. Dolayısıyla insanların çözebileceği bir sorun değil.
Tüm canlılar yok edildiği takdirde ortada sorun kalmayacağı için bir bakıma çözülmüş sayılabilir.
Tabi burada sorunu çözmek için canlılığı yok etmeye değer mi sorusu ayrı bir konudur.

spartacus
21-08-2023, 16:54
Ne evrim ne de hayat, herhangi bir öznel amaç, irade taşımaz ve dolayısıyla bir şeyleri de kullan-a-mazlar. Yani evrim kendi başına saltık bir şey değil, bir soyutlamadır(temelinde tüm doğa, evren, canlı, cansızların etkileşim+hareket+değişimleri yatar.) Form-yapıca var-oluşlar, yok-oluşlar yaşanır, iradelerden bağımsız eylem-fiil halidir.

Psikolojik tespitler öznenin psikolojisine dayanır, dolayısıyla evrim, hayat, ölüm gibi faktörlere, kişisel piskolojik yakıştırmalarda bulunmak veya plan, proje, vizyon, misyon yüklemek safsatadan başka anlam taşımaz.

Acı bir direnç-savunma mekanizması olarak işlev görmektedir. Acı, tatlı gibi ifadeler öznenin, etkileşimlerine göre şekillenir, dolayısıyla ne acı ne de tatlı kendi başlarına saltıklaştırılamazlar.

Sonuç: Başlığa girilen detaylar, safsatanın lafazanlığına varıyor, kısaca lafazanlık felsefesi.
Acı mı? Sebep? Feslefe sorar, çözüm arar. İnsanlık, doğa, tüm canlılar, her şeyin metalaştırıldığı bir dünyada, kapitalizm çağında bol, bol acı çekecektir, burada suçlu ne hayat, ne evrim ne doğa ne evren, ne de madde değildir.

dine mine ne
22-08-2023, 14:28
Ne evrim ne de hayat, herhangi bir öznel amaç, irade taşımaz ve dolayısıyla bir şeyleri de kullan-a-mazlar. Yani evrim kendi başına saltık bir şey değil


İfadeleriniz, bilinmeyenle ve mevcut bilgimiz dışında kalanla başa çıkmanın felsefi ve bilimsel sorununa değiniyor. Ortaya çıkışın ya da evrimin bir plan olmaksızın gerçekleştiği argümanı genellikle karmaşık yapıların ve örüntülerin geleneksel anlamda bilinçli bir plan olmaksızın doğal süreçler ve düzenlilikler nedeniyle "ortaya çıkabileceği" inancına dayanmaktadır, ancak bu durumun böyle olduğu anlamına gelmez. Bu sadece bir varsayımdır.

"Evrim", "yaşam", "amaç" ve "irade" kavramlarını tek başlarına ele alıyor ve aralarındaki ilişkilerin rolünü yeterince dikkate almıyor gibi görünüyorsunuz. Bu kavramları izole bir şekilde ele alıyor ve varoluşun ve bağlamın farklı yönleriyle nasıl bağlantılı olduklarını ve bunlardan nasıl etkilenebileceklerini düşünmüyor gibisiniz.

Kavramlara daha geniş bağlamlarını dikkate almadan tek başlarına bakmak, çarpıtılmış veya eksik bir açıklamaya yol açabilir. Daha eksiksiz bir anlayış kazanmak için kavramlar arasındaki etkileşimleri ve bağlantıları tanımak ve analiz etmek önemlidir.

Bu açıklamayla, bu kavramların kökeninin ilişkisel olduğunu ve bunun önemli bir husus olduğunu belirtmek isterim. Evrim, yaşam, amaç ve irade arasındaki etkileşim ve bağlantılara bakarak, bu kavramların birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarına ve daha geniş bir bağlamda nasıl işlediklerine dair daha incelikli bir resim elde edebilir ve böylece bir planın olup olamayacağını ancak o zaman tartışabiliriz.

Filozof
22-08-2023, 16:36
İfadeleriniz, bilinmeyenle ve mevcut bilgimiz dışında kalanla başa çıkmanın felsefi ve bilimsel sorununa değiniyor. Ortaya çıkışın ya da evrimin bir plan olmaksızın gerçekleştiği argümanı genellikle karmaşık yapıların ve örüntülerin geleneksel anlamda bilinçli bir plan olmaksızın doğal süreçler ve düzenlilikler nedeniyle "ortaya çıkabileceği" inancına dayanmaktadır, ancak bu durumun böyle olduğu anlamına gelmez. Bu sadece bir varsayımdır.

"Evrim", "yaşam", "amaç" ve "irade" kavramlarını tek başlarına ele alıyor ve aralarındaki ilişkilerin rolünü yeterince dikkate almıyor gibi görünüyorsunuz. Bu kavramları izole bir şekilde ele alıyor ve varoluşun ve bağlamın farklı yönleriyle nasıl bağlantılı olduklarını ve bunlardan nasıl etkilenebileceklerini düşünmüyor gibisiniz.

Kavramlara daha geniş bağlamlarını dikkate almadan tek başlarına bakmak, çarpıtılmış veya eksik bir açıklamaya yol açabilir. Daha eksiksiz bir anlayış kazanmak için kavramlar arasındaki etkileşimleri ve bağlantıları tanımak ve analiz etmek önemlidir.

Bu açıklamayla, bu kavramların kökeninin ilişkisel olduğunu ve bunun önemli bir husus olduğunu belirtmek isterim. Evrim, yaşam, amaç ve irade arasındaki etkileşim ve bağlantılara bakarak, bu kavramların birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarına ve daha geniş bir bağlamda nasıl işlediklerine dair daha incelikli bir resim elde edebilir ve böylece bir planın olup olamayacağını ancak o zaman tartışabiliriz.

Bu spartacus denilen geri zekalı, diyalektikten anladığını zannedip dahi rolü oynuyor ancak hiçbir söylediği şeyin tek başına mutlak doğru/gerçek olmadığını, her tezin kendi antitezini yarattığını ve ancak bu ikisinin bir sentezi meydana getirebileceğini ve karşıtların birliğinin ne anlama geldiğini bilmiyor. Ben bu geri zekalıya laf anlatmayı bıraktım, o filozof rolü oynamayı bırakmadı. Neyse ki artık bu tarz hiçbir bok bilmeyip her şeyi bildiğini zanneden ve bir akıllı benim rolü oynayan geri zekalılar ile muhattap olup zaman kaybetmiyorum. Ben İlahi bilince ulaşan, sonsuzluğu ve işleyişini tam anlamıyla çözen bir mistik filozofum, diyalektik ve bilimsel felsefe konusunda da böyle 1000 tane geri zekalı çakma forum filozofunu da cebimden çıkarırım. Bu ucubeler, adaletsizliği ve acıyı ortadan kaldırma gibi yüce bir fikri de kavrayabilecek bir çapa da sahip değiller. Aslında hiçbir şeyi gerçek anlamda kavrayabilecek bir onura sahip değiller zira bu ucubelerin tek derdi aşağılık egolarının 3 kuruşluk tatminidir. Halbuki mistisizm veya felsefe, haysiyet işidir.

spartacus
22-08-2023, 19:21
İfadeleriniz, bilinmeyenle ve mevcut bilgimiz dışında kalanla başa çıkmanın felsefi ve bilimsel sorununa değiniyor. Ortaya çıkışın ya da evrimin bir plan olmaksızın gerçekleştiği argümanı genellikle karmaşık yapıların ve örüntülerin geleneksel anlamda bilinçli bir plan olmaksızın doğal süreçler ve düzenlilikler nedeniyle "ortaya çıkabileceği" inancına dayanmaktadır, ancak bu durumun böyle olduğu anlamına gelmez. Bu sadece bir varsayımdır.
Evrim spesifik bir olayı, özelde bir şeyi işaret eden bir kavram değildir.
İnanmak da cahillerin işidir.

"Evrim", "yaşam", "amaç" ve "irade" kavramlarını tek başlarına ele alıyor ve aralarındaki ilişkilerin rolünü yeterince dikkate almıyor gibi görünüyorsunuz. Bu kavramları izole bir şekilde ele alıyor ve varoluşun ve bağlamın farklı yönleriyle nasıl bağlantılı olduklarını ve bunlardan nasıl etkilenebileceklerini düşünmüyor gibisiniz.
Ben hayat, evrim=birey değildir derken, buradan yola çıkarak, bu kadar boş lafı nasıl ürettin, bu kadar ilgisiz yargıya nasıl vardın? Anlamak güç.

Kavramlara daha geniş bağlamlarını dikkate almadan tek başlarına bakmak, çarpıtılmış veya eksik bir açıklamaya yol açabilir. Daha eksiksiz bir anlayış kazanmak için kavramlar arasındaki etkileşimleri ve bağlantıları tanımak ve analiz etmek önemlidir.

Bu açıklamayla, bu kavramların kökeninin ilişkisel olduğunu ve bunun önemli bir husus olduğunu belirtmek isterim. Evrim, yaşam, amaç ve irade arasındaki etkileşim ve bağlantılara bakarak, bu kavramların birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarına ve daha geniş bir bağlamda nasıl işlediklerine dair daha incelikli bir resim elde edebilir ve böylece bir planın olup olamayacağını ancak o zaman tartışabiliriz.
Sen ne diyon acaba?

Gerçekten bazı insanların okuduklarını nereleriyle okuduklarını anlayamıyorum... Eğer okuduğun her şeyi böyle okuyorsan -ki öyle olduğu yukarıdaki saçmasapan kötü edebiyatından çıkarmak mümkün- işimiz yaş.

Ben evrim, hayat gibi kavramları BİREYE indirgemek ve üzerinden de yargı üretmek safsatadır, sen ise "Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken" tekerlemesi okuyorsun? Ve söylediğin hiç bir cümlenin, konuya dair işaret edilenle zerre ilgisi yok.

Bak yukarıda psikolojik-safsatacı hala hatasını görememiş, şimdi de idealist türde öğrendiği diyalektik vs. ekliyor, ad-hominemden tut, ilgisiz dayanak örneklemesine değin bir dolu mantık hatası(safsata) yapmaya, konuyu bulandırmaya, ilgisiz dallandırıp, konudan uzaklaşmaya devam ederken, yaptığının akıl-mantığa sığar bir şey olduğunu sanıyor, yahu SAFSATA, öğrenemediniz gitti şu bir kelimenin anlamını....

Ne diyordum arada bir;

Parmak Ay'ı gösterdiğinde, parmağa değil Ay'a bakmalı... çıkmışsın parmak edebiyatı yapıyorsun...

Filozof
23-08-2023, 03:57
Evrim spesifik bir olayı, özelde bir şeyi işaret eden bir kavram değildir.
İnanmak da cahillerin işidir.


Üstteki üye de sana aynı şeyi anlatmış lakin sen kendini filozof zanneden geri zekalı ego mastürbatörünün teki olduğun için yine anlamamışsın. Felsefe sandığından çok daha kompleks ve derin bir olgudur. Tek taraflı yargılarla mutlak doğrulara ulaşamazsın yani filozof geçinen geri zekalı. Diğer başlıkta yazdığımı burada da yazıyorum şurayı iyi oku ve anla geri zekalı;

Dünyaya çocuk getirmeme ve antinatalizm veya kıyamet fikrini güya "psikolojik" diyerek çürüttüğünü sanan bir geri zekalısın. Halbuki burada psikolojik bir refleksle güya bu fikre "cevap" verdiğini zannediyorsun. Halbuki bu fikir hala orada duruyor ve gerçekliğini koruyor, bir şeyi çürüttüğün veya izah ettiğin yok yani geri zekalı. Her şeyin içinde psikolojik faktörler olabilir bu doğru veya yanlış olduğu anlamına gelmez ve sonuç olarak ortada bir fikir ve o fikrin de bir gerçekliği var, cücük kadar beyninle onu çürütemezsin yani merak etme.

İyi oku ve anla geri zekalı, her tezin bir antitezi vardır ve biri olmadan diğeri olmaz. Yani senin bu tek taraflı her tezine karşılık bir antitez üretebilirim, her tez ancak antiteziyle var olabilir ve ancak ikisi bir sentezi meydana getirebilir, felsefede mutlak bir doğru yoktur, karşıtların birliği vardır, anladın mı geri zekalı? Anlamadın.

O yüzden tek taraflı yargılarınla, mutlak doğrularınla kimseye üstünlük kurduğunu, bir boku anladığını, çözümlediğini, izah ettiğini falan sanma.

Ben bir mistik filozofum, sonsuzluğun bilincine bizzat eriştim ve şu anda yeryüzünde insan bilincinin yapamadığı bir derinlikte bir çözümlemeyi her konuda yapabiliyorum kısacası seni her türlü donumda sallarım ancak senin gibi hiçbir şey bilmeyip her boku bildiğini sanan asalaklara ilim öğretmem.

Daha bilimsel usul ne, karşıtların birliği ne onu bile bilmiyorsunuz ve tek taraflı yargılarla mutlak doğrulara ulaştığını ve birbirine üstünlük kurduğunu zanneden ve forumlarda sidik yarıştıran geri zekalılarsınız. Halbuki mutlak doğru veya mutlak yanlış yoktur, karşıtların birliği vardır ancak daha bilimsel felsefenin usulünü bilmeden mutlak bir doğruya veya mutlak bir yanlışa ulaşmaya çalışan geri zekalılarsınız. Tek bir noktaya bakınca mutlak bir doğruya ulaştığını zanneden ve üstünlük kurduğunu zanneden geri zekalılarsınız, çünkü bilimsel felsefeyi gerçekten anlayacak ve icra edecek kadar dürüst değilsiniz, cahil ve küstahsınız. Ben gerçek anlamda sonsuzluğun bilincine erişen ve işleyişini çözen bir mistik filozof olarak size cidden 5-10 gömlek büyük gelirim.

Filozof
23-08-2023, 11:26
İyi oku ve anla geri zekalı, her tezin bir antitezi vardır ve biri olmadan diğeri olmaz. Yani senin bu tek taraflı her tezine karşılık bir antitez üretebilirim, her tez ancak antiteziyle var olabilir ve ancak ikisi bir sentezi meydana getirebilir, felsefede mutlak bir doğru yoktur, karşıtların birliği vardır, anladın mı geri zekalı? Anlamadın.

Kavramlara daha geniş bağlamlarını dikkate almadan tek başlarına bakmak, çarpıtılmış veya eksik bir açıklamaya yol açabilir. Daha eksiksiz bir anlayış kazanmak için kavramlar arasındaki etkileşimleri ve bağlantıları tanımak ve analiz etmek önemlidir.

Evrim, yaşam, amaç ve irade arasındaki etkileşim ve bağlantılara bakarak, bu kavramların birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarına ve daha geniş bir bağlamda nasıl işlediklerine dair daha incelikli bir resim elde edebilir ve böylece bir planın olup olamayacağını ancak o zaman tartışabiliriz.

Yapay zeka bile senden daha iyi felsefe yapabiliyor spartacüs malı.

Filozof
23-08-2023, 13:13
Ne antitanalizm ne kıyamet fikrinin gerçekliği yanlışlayabileceğiniz veya önüne geçebileceğiniz bir şey değil o yüzden kasmayın kendinizi bu kadar :)

dine mine ne
23-08-2023, 13:52
Bu spartacus denilen geri zekalı, diyalektikten anladığını zannedip dahi rolü oynuyor ancak hiçbir söylediği şeyin tek başına mutlak doğru/gerçek olmadığını, her tezin kendi antitezini yarattığını ve ancak bu ikisinin bir sentezi meydana getirebileceğini ve karşıtların birliğinin ne anlama geldiğini bilmiyor.


Iyide, ancak devamında diyalektik yaklaşım, yaşamın zorlukların üstesinden gelen, öğrenme ve büyümeyi içeren sürekli bir değişim ve gelişim süreci olduğu fikrini vurgular. Acı, kişisel gelişimin ve anlam arayışının bir parçası olarak görülür ve dolayısıyla acının varlığı mutluluk ve anlamın varlığını da destekler. Yaşamın olumlu ve olumsuz yönleri arasındaki dengeye yapılan vurgu, bütüncül bir bakış açısının önemini vurgular.

Dolayısıyla böylesine bir açıklama, diyalektik perspektifin kendisini "antitanalizm " felsefesi karşısında nasıl konumlandırdığının da altını çizmektedir. Acı varsa hayat da vardır fikri aslında antinalizm in acıya yaptığı tek taraflı vurgunun bir eleştirisidir. Dolayısıyla, filozoflar burada yaşamın bütünlüğü ve karmaşıklığı içinde ele alınması gerektiğini ve acının bunun yalnızca bir yönü olduğunu unutmamalıdır.

spartacus
23-08-2023, 14:34
Iyide, ancak devamında diyalektik yaklaşım, yaşamın zorlukların üstesinden gelen, öğrenme ve büyümeyi içeren sürekli bir değişim ve gelişim süreci olduğu fikrini vurgular. Acı, kişisel gelişimin ve anlam arayışının bir parçası olarak görülür ve dolayısıyla acının varlığı mutluluk ve anlamın varlığını da destekler. Yaşamın olumlu ve olumsuz yönleri arasındaki dengeye yapılan vurgu, bütüncül bir bakış açısının önemini vurgular.
Sen ne anlatıyon? Ner vurgular, kim vurgular, neye dayanak vurgular, neye yükler, benim ifadelerimle ne ilgisi var?

Birde dolayısıyla demişsin, bir dayanak koymamışsın ki ortaya, lafazanlık edip dolayısıyla demişsin :)
Dolayısıyla böylesine bir açıklama, diyalektik perspektifin kendisini "antitanalizm " felsefesi karşısında nasıl konumlandırdığının da altını çizmektedir. Acı varsa hayat da vardır fikri aslında antinalizm in acıya yaptığı tek taraflı vurgunun bir eleştirisidir. Dolayısıyla, filozoflar burada yaşamın bütünlüğü ve karmaşıklığı içinde ele alınması gerektiğini ve acının bunun yalnızca bir yönü olduğunu unutmamalıdır.
Kaba, boş edebiyat döküyorsun...

Diyalektik konusunda da zerre bilginiz yok, bildiğinizi sandığınız öznel-idealizmin diyalektiği... Acı varsa hayat da vardır diye de bir kaide yoktur, acı olagelen canlılığın içerisinde fonksiyoneldir(yani hayat acının ürünü değildir) esasında-TEMELDE! savunma mekanizması, etki-tepkinin farkındalığı esasıyla işler ve eğer bu etki-tepki organizma tarafından yorumlanmıyorsa acı da yoktur, organizma ise canlıdır. MEGALOMAN bir biçimde -hayat, mayat değil, bu konuya CANLI-CANSIZ temelinden bakılmalı. Burada söz ettiğim öznel değil nesnel duyumlamadır.

Sana bir soru;
Bazı insanlar denizde boğulur, bu halde denizin insan boğmak gibi bir amacı olabilir mi?
Bu soruya net, "deniz sudur, yaşam kaynağıdır, balıklarını yeriz, buharı yağmur-bereket getirir vb. gibi-" lafazanlık etmeden, evet-hayır gibi kısa bir cevap bekliyorum...

Khaos
23-08-2023, 14:49
Filozof denen zırto

Ben dmn gibi erkek orrosbuarını hiç kaale almam.

"Yüce bir fikir" demişsin.
Lan deli, ben de deliyim bu hakaret değil.

Bi fikir, -ki insan ürünüdür- nasıl "yüce" olabilir lan gerizekalı.

Ne diyon lan sen ne yücesi.
Sokayım senin nihilizmine.

Dünya yok olacaksa - ki olmazsa amk- bunu öne çekmek gibi bi misyonu nerenden sıçtın.

Oğlum tiner ve Bali koklamayın.
Meth delikanlıyı bozar çekmeyin.

Kaliteli marihuana kullanın.
Bulamıyorsanız kendiniz yetiştirin.

Ama erkek orosbusu trollerin gazına gelmeyin.

Ya da gelin,

Burda iki şeyi yapana dünyayı dar ederim.

Anarşist olduğunu iddia edene
Nihilist olduğunu iddia edene

İkisi de sizi aşar
Siz de o göt yok

dine mine ne
23-08-2023, 14:55
Sen ne anlatıyon? Ner vurgular, kim vurgular, neye dayanak vurgular, neye yükler, benim ifadelerimle ne ilgisi var?

Yazdıklarımın seninle ilgisi yok, alıntıda sadece ismin geçiyor, o kadar. Yanlış anlaşılma olmasın diye alıntının altını kırmızı renkle çizdiğim halde üzerine alınmışsın. Denizin insanları boğma gibi bir amacı da olamaz çünkü bilinçli düşünce veya niyet geliştirebilecek bir varlık değildir.

spartacus
23-08-2023, 15:13
Denizin insanları boğma gibi bir amacı da olamaz çünkü bilinçli düşünce veya niyet geliştirebilecek bir varlık değildir.
Buradan, konuya dair TEMEL ELEŞTİRİMİ VE tespitimi anladığını mı varsaymalıyım?

Hayatın da acı vermek gibi bir amacı yoktur, hayat kavramı da herhangi bir öznenin şahsına münhasır bir VARLIK değildir. Evrimin de böyle bir amacı, planı projesi yoktur -> "bilinçli düşünce veya niyet geliştirebilecek bir varlık değildir."

Denizlerin temelinde su vardır ancak siz deniz=H2O diyemezsiniz veya bir denizi, bir balığın davranışlarına (SPESİFİK SINIR) indirgeyemezsiniz.

Daha sana ilk cevabımda dedim ki,

Ne evrim ne de hayat, özelde herhangi bir şeyin veya herhangi bir duyumun(acı, tatlı vb) şahsına münhasır kavramlar değildir. Şu ya da bu özne, organizma şu ya da bu yönlü davranış geliştirebilir, ANCAK bu SPESİFİK detaydır, OYSA HAYAT, EVRİM GİBİ KAVRAMLAR SPESİFİK değil GENEL-ZEMİN KAVRAMLARDIR.

Bu başlığı açan kişi, hem bilincen hem de psikolojik olarak sağlıklı söylemlerde bulunmuyor... Başka ne denebilir ki?

dine mine ne
23-08-2023, 17:01
Buradan, konuya dair TEMEL ELEŞTİRİMİ VE tespitimi anladığını mı varsaymalıyım?

Asla, senle ben anlaştığımız gün, kıyamet kopar :). Çünkü bu konuda da genel kavramlar ile özel ayrıntılar arasına bir çizgi çekiyorsun ve böylece canlıların evrim geçirdiği amacını çarpıtıyorsun. Ancak balık suyun içinde yaşar, dostum; yani su balığı çevreler. Bu nedenle genel bir kavram olarak evrim belirli ayrıntılarla ilişkilendirilebilir ve böylece balığı çevrelediği ve balığın yaşamındaki sorunları çözdüğü için amaca yönelik olarak görülebilir. İşte canlıların bu adaptasyonu, değişimlerin ya da adaptasyonların bir amaca yönelik olduğunu gösteriyor. İşte anlaşamadığımız nokta burası, filzofu bos ver simdi.

spartacus
23-08-2023, 17:25
Asla, senle ben anlaştığımız gün, kıyamet kopar :). Çünkü bu konuda da genel kavramlar ile özel ayrıntılar arasına bir çizgi çekiyorsun ve böylece canlıların evrim geçirdiği amacını çarpıtıyorsun. Ancak balık suyun içinde yaşar, dostum; yani su balığı çevreler. Bu nedenle genel bir kavram olarak evrim belirli ayrıntılarla ilişkilendirilebilir ve böylece balığı çevrelediği ve balığın yaşamındaki sorunları çözdüğü için amaca yönelik olarak görülebilir. İşte canlıların bu adaptasyonu, değişimlerin ya da adaptasyonların bir amaca yönelik olduğunu gösteriyor. İşte anlaşamadığımız nokta burası, filzofu bos ver simdi.
Benim söylemediğim, iddia etmediğim saçma sapan ilişkileri kendin kurup, kendin eleştiriyorsun. Benimle anlaştığın gün, dürüst, akıl-mantık işletebilmiş olduğun gün olur.

Avare balığın suda yaşaması başka bir şeydir, denize girip boğulan insan var diye denize insanı boğmak gibi bir amaç yüklemek başka.

Dingil ben bu konuya sadece şu minvalde yazdım;
Denizin böyle bir amacı olamaz, gerisi senin kendi, kendine abuk-subuk bir biçimde benim bu ifademi MAHİYETİ, MİNVALİNDEN KOPARTIP(!), kendin alaksız, ilgisiz şeyleri dahil edip, yine kendi, kendine dahil ettiğin abuk-subuk lakırtıları yine kendin eleştiriyorsun, ne içiyorsunuz ayran mı?

Dingil söylemlerin mahiyeti önemlidir, milyon kere söyledim bir cümleyi anlamak için e-dair, e-göre, yani neye göre, neye dair söylenmiş anlamanız gerekir. Bu ortalama bir zeka gerektirirken, sen ve senin gibiler yıllardır o zekayı göstermedi.

Dingil sana sordum ne dedin?
Denizin insanları boğma gibi bir amacı da olamaz çünkü bilinçli düşünce veya niyet geliştirebilecek bir varlık değildir.

Dingil ben bu başlığa aslında aynen bunu söyledim. Bu ifadeye binbir çeşit, balık şöyledir, denizde yaşar vs. demek ne itiraz olabilir ne eleştiri sadece gerizekalılık göstergesidir, çünkü bu ifadede amaç denizin tanımını, kapsamını, içinde olan biteni, dile getirmek değil, bir başka DİNGİLİN, DENİZE BÖYLE BİR AMAÇ YÜKLEMESİNE KARŞI SARF EDİLEN SÖZDÜR. YANİ bir başkasının böyle bir amaç yüklemesine karşı, böyle bir amacı olamayacağını dile getirmek için söylenmiştir, NERENLE OKUYORSUN, ya da düşünüyorsun

Hala daha anlayamadın mı?

Yıldıztozu
23-08-2023, 18:26
Her insan, her canlı, her gün acı çeker. Bu kişisel bir görüş değil, hayata yüklenen öznel bir anlam da değil. Acı çekmek canlıların kaçamayacağı bir zorunluluk halidir. Çünkü beden her daim konfor altında tutulamaz veya istekleri yerine getirilemez. Bunun sonucu acıyı doğurur.
Bir yerin kaşınması, bir yerin ağrıması hepsi birer acıdır. Yemek ihtiyacı da bir çeşit acıdır. Bu yüzden karnım ''acı''ktı deriz. Beden her an sorun çıkarmaya müsaittir. Bu aralar sıcak havaların bunaltıcılığı tüm canlılara acı çektirmektedir. Orman yangınlarında canlılar acı çekerek ölürler.
İnsanda diğer canlılardaki bedensel acıya ek olarak psikolojik acı da bulunur. Bu yüzden en çok acı insanda bulunur.

Buradaki soru acının var olup olmaması değil, o zaten sürekli var. Soru, acıyı yok etmek için tüm hayat yok edilmeli midir? Bu da felsefedeki önemli bir sorudur. Camus da tartışmış Schopenhauer de tartışmış.

Antinatalizm, Schopenhauer'ın de yakın olduğu önemli bir felsefe.

Ne antitanalizm ne kıyamet fikrinin gerçekliği yanlışlayabileceğiniz veya önüne geçebileceğiniz bir şey değil o yüzden kasmayın kendinizi bu kadar :)

Sen de Schopenhauer'in pesimizmini seversin tahminim.

dine mine ne
23-08-2023, 18:39
Buradan, konuya dair TEMEL ELEŞTİRİMİ VE tespitimi anladığını mı varsaymalıyım?

Hayatın da acı vermek gibi bir amacı yoktur, hayat kavramı da herhangi bir öznenin şahsına münhasır bir VARLIK değildir. Evrimin de böyle bir amacı, planı projesi yoktur -> "bilinçli düşünce veya niyet geliştirebilecek bir varlık değildir."

Denizlerin temelinde su vardır ancak siz deniz=H2O diyemezsiniz veya bir denizi, bir balığın davranışlarına (SPESİFİK SINIR) indirgeyemezsiniz.

Daha sana ilk cevabımda dedim ki,

Ne evrim ne de hayat, özelde herhangi bir şeyin veya herhangi bir duyumun(acı, tatlı vb) şahsına münhasır kavramlar değildir. Şu ya da bu özne, organizma şu ya da bu yönlü davranış geliştirebilir, ANCAK bu SPESİFİK detaydır, OYSA HAYAT, EVRİM GİBİ KAVRAMLAR SPESİFİK değil GENEL-ZEMİN KAVRAMLARDIR.

Bu başlığı açan kişi, hem bilincen hem de psikolojik olarak sağlıklı söylemlerde bulunmuyor... Başka ne denebilir ki?
yazdığım cevap bu
Asla, senle ben anlaştığımız gün, kıyamet kopar :). Çünkü bu konuda da genel kavramlar ile özel ayrıntılar arasına bir çizgi çekiyorsun ve böylece canlıların evrim geçirdiği amacını çarpıtıyorsun. Ancak balık suyun içinde yaşar, dostum; yani su balığı çevreler. Bu nedenle genel bir kavram olarak evrim belirli ayrıntılarla ilişkilendirilebilir ve böylece balığı çevrelediği ve balığın yaşamındaki sorunları çözdüğü için amaca yönelik olarak görülebilir. İşte canlıların bu adaptasyonu, değişimlerin ya da adaptasyonların bir amaca yönelik olduğunu gösteriyor. İşte anlaşamadığımız nokta burası, filzofu bos ver simdi.

Cevabına bak
Benim söylemediğim, iddia etmediğim saçma sapan ilişkileri kendin kurup, kendin eleştiriyorsun. Benimle anlaştığın gün, dürüst, akıl-mantık işletebilmiş olduğun gün olur.

Birde ne güzel neremle okudugumu soruyorsun.

Khaos
23-08-2023, 19:09
Ne antitanalizm ne kıyamet fikrinin gerçekliği yanlışlayabileceğiniz veya önüne geçebileceğiniz bir şey değil o yüzden kasmayın kendinizi bu kadar :)



Evlat, bur başlıkta kendini kasan iki kişi var.

Biri deyyusun teki, tek derdi muhatap alınmak. Hep itilip kakıldı ezik bi trol olduğu için.

Diğeri de sensin, bi tarafından "ulvi" fikirler icad ediyorsun.

Yetmiyo, acıyı yok etmek gibi bi "misyon" ve gereği olarak da tüm canlıları yok etmek gibi bi "yöntem" sıvıyorsun.

Rus nihilistleri bildiğin Proto anarşisttir.
Senle ne alakaları var.
Herifler karıncayı incitmemiş ama bi ton asilzade öldürmüş.

Bi çoğu da bu mücadelede öldürülmüş. Hatta lenin'in abisi de keza öyle.

Ortaya koydukları kendi "varoluşlarıdır". Ulvi bi amaçdan bahs açmamışlardır.

Her neyse, hayat işte böyle boktan bişey.

dine mine ne
23-08-2023, 19:18
Antinatalizmin temelinde yatan fikir kaçınılmaz olarak bir yanılgıya yol açmaktadır çünkü gözlemin genel bir kural olduğu varsayılan bir genellemeye dayanmaktadır.

Böyle genellenebilir bir hata, bireysel deneyimlerin veya durumların tüm insanlık için geçerli olduğu varsayımını içerir. Ancak her bireyin deneyimi farklıdır ve genelleme yapmadan önce tüm değişkenleri göz önünde bulundurmak önemlidir. Antinatalizmde genelleme hatası riski, her bireyin yaşam deneyimlerinin farklı olduğunu unutarak genelleme varsayımında bulunulmasıdır.

Yıldıztozu
24-08-2023, 11:01
Antinatalizmin temelinde yatan fikir kaçınılmaz olarak bir yanılgıya yol açmaktadır çünkü gözlemin genel bir kural olduğu varsayılan bir genellemeye dayanmaktadır.

Tümevarım yöntemi yanılgı anlamına gelmez.
Çok sayıda insanın parmağı testereyle kesildiğinde acı çektiklerine dair veriye sahipsek bunu tüm insanlar böyle bir durumda acı çekerdi diye genelleyebiliriz. Bunun güvenirliği için tüm insanlara tek tek sormak gerekmediği gibi tüm insanların deneyimlemiş olması da gerekmez.

Antinalist bakış açısında karşıdaki insan acı çekmediğini iddia etse bile bu sahte kabul edilir.
Dolayısıyla kıyamet hedefi antinalist için hala meşrudur. Antinalist için diğer insanlar farkındalığa sahip değildir, kendisi bu anlamda yücedir. Kıyamet yetkisini de bu farkındalığından alır.

Filozof
24-08-2023, 11:27
Tümevarım yöntemi yanılgı anlamına gelmez.
Çok sayıda insanın parmağı testereyle kesildiğinde acı çektiklerine dair veriye sahipsek bunu tüm insanlar böyle bir durumda acı çekerdi diye genelleyebiliriz. Bunun güvenirliği için tüm insanlara tek tek sormak gerekmediği gibi tüm insanların deneyimlemiş olması da gerekmez.

Antinalist bakış açısında karşıdaki insan acı çekmediğini iddia etse bile bu sahte kabul edilir.
Dolayısıyla kıyamet hedefi antinalist için hala meşrudur. Antinalist için diğer insanlar farkındalığa sahip değildir, kendisi bu anlamda yücedir. Kıyamet yetkisini de bu farkındalığından alır.

Bu geri zekalı, kafası basmayan ama her boka bir halttan anlıyormuş gibi salak salak yorum yapan vasat forum ucubelerine güzel ders veriyorsun, köpek gibi kudurdular kaç gündür soktuğum kazığı çıkarmaya çalışıyorlar :) Bilimsel felsefe böyle geri zekalı ucubelerin anlayabileceği bir şey değildir. Güya yarım akıllarıyla gerçeği yok saymaya çalışıyorlar ancak gözünüzü kapatınca gerçekler kaybolmazlar ;)

dine mine ne
24-08-2023, 12:16
Tümevarım yöntemi yanılgı anlamına gelmez.
Çok sayıda insanın parmağı testereyle kesildiğinde acı çektiklerine dair veriye sahipsek bunu tüm insanlar böyle bir durumda acı çekerdi diye genelleyebiliriz. Bunun güvenirliği için tüm insanlara tek tek sormak gerekmediği gibi tüm insanların deneyimlemiş olması da gerekmez.

Antinalist bakış açısında karşıdaki insan acı çekmediğini iddia etse bile bu sahte kabul edilir.
Dolayısıyla kıyamet hedefi antinalist için hala meşrudur. Antinalist için diğer insanlar farkındalığa sahip değildir, kendisi bu anlamda yücedir. Kıyamet yetkisini de bu farkındalığından alır.

Görünüşte mantıklı bir sonuçtan kıyamet otoritesi çıkarmak ve bunu meşru görmek yanlıştır. bu tür sonuçların ardındaki görünür mantık, insanların etik ilkeleri ve felsefi "inançlarını" "nasıl" uygulamaya koydukları sorusunu gündeme getirmektedir. Bu içgörüden otorite çıkarmak ilk bakışta mantıklı görünse de, bunun insan yaşamının çok katmanlı gerçekleri ve bireysel özerklik haklarıyla nasıl uzlaştırılabileceğini de sorgulamalıyız.

Etik ve felsefi bakış açılarının tartışılması genellikle kararsızlık ve yorumlama ile karakterize edilir. Bir bireyin belirli bir inanca dayalı olarak baskın bir konuma sahip olabileceği fikri, hesap verebilirlik, merhamet ve adalete ilişkin önemli soruları gündeme getirmektedir. Bu tür bir otoritenin hepimizin bireysel özgürlükleri ve görüşleri üzerindeki etkisinin dikkate alınması her zaman en önemli husus olmalıdır.

Nasıl yorumlarsak yorumlayalım, bu mantıksal bir sonuca dayanan genel bir otoriter adımdır ve kaçınılmaz olarak istismar ve muhaliflerin bastırılması gibi riskler taşır. Tek başına mantık, bu tür bir yetkinin sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamak için yeterli değildir. Mantık yoluyla ortaya çıksa bile, bu doğruculuk Spartacus'un dediği gibi dinseldir.

Yıldıztozu
24-08-2023, 12:27
Nasıl yorumlarsak yorumlayalım, bu mantıksal bir sonuca dayanan genel bir otoriter adımdır ve kaçınılmaz olarak istismar ve muhaliflerin bastırılması gibi riskler taşır. Tek başına mantık, bu tür bir yetkinin sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamak için yeterli değildir.

Evet doğru. Ama antinalist mantığın bir benzeri hukuk sisteminde uygulanıyor.
Birkaç adam toplanıp mantığa dayalı hukuk kuralları ve cezaları belirliyor. Sonra bunu tüm topluma dayatarak uyguluyor. Bu dayatmanın gerekçesini de ''toplumun yararı'' olarak görüyor. Antinalist felsefeye çok benzer bir mantık.

dine mine ne
24-08-2023, 12:49
Evet doğru. Ama antinalist mantığın bir benzeri hukuk sisteminde uygulanıyor.
Birkaç adam toplanıp mantığa dayalı hukuk kuralları ve cezaları belirliyor. Sonra bunu tüm topluma dayatarak uyguluyor. Bu dayatmanın gerekçesini de ''toplumun yararı'' olarak görüyor. Antinalist felsefeye çok benzer bir mantık.

Evet ama hukuk sistemi, "sürdürülebilir" bir sosyal düzeni sürdürmeyi amaçlar. Bir arada yaşamayı düzenlemek ve bireysel ve kolektif hakları korumak için kurallar ve yasalar koyar. Bu kurallar uzun vadeli bir perspektifle oluşturulur. Antinatalizm ise üremenin ve yaşamın sonu kavramını devreye sokuyor.

Yıldıztozu
24-08-2023, 13:11
Evet ama hukuk sistemi, "sürdürülebilir" bir sosyal düzeni sürdürmeyi amaçlar. Bir arada yaşamayı düzenlemek ve bireysel ve kolektif hakları korumak için kurallar ve yasalar koyar. Bu kurallar uzun vadeli bir perspektifle oluşturulur. Antinatalizm ise üremenin ve yaşamın sonu kavramını devreye sokuyor.

Hukuk otoritesi, sürdürülebilir ama acı içeren düzeni devam ettiriyor.
Antinalist otorite ise sonlanan ama acı içermeyen sistemi yaratır.
İkisinin de birer avantajı ve dezavantajı var o halde.
Hangi avantaj daha avantajlı. Konu yine etik olacak.

Antinatilizm bir bakıma ölümden sonra cennet vaat eder. Kıyametle birlikte acı hali sona ereceği için bir bakıma cennet halidir. Metaforik anlamda.

dine mine ne
24-08-2023, 14:33
Hukuk otoritesi, sürdürülebilir ama acı içeren düzeni devam ettiriyor.
Antinalist otorite ise sonlanan ama acı içermeyen sistemi yaratır.
İkisinin de birer avantajı ve dezavantajı var o halde.
Hangi avantaj daha avantajlı. Konu yine etik olacak.

Antinatilizm bir bakıma ölümden sonra cennet vaat eder. Kıyametle birlikte acı hali sona ereceği için bir bakıma cennet halidir. Metaforik anlamda.

Düzen devam etsede mutlak degil. Mutlak kavramı, nesnel veya soyut olguların, gerçekliklerin veya özelliklerin mutlak ve değişmez bir şekilde var olduğu anlamını taşır. Örnek olarak, 'mutlak gerçeklik' terimi, her türlü koşullardan ve bakış açılarından bağımsız olarak var olan gerçekliği ifade eder.

Ancak antinalizm fikri acıyı bağlam veya koşullardan bağımsız, 'değişmez' gibi öne sürerken büyük bir hataya düşmüş oluyor. Bu nedenle acı kavramını kesin, sabit ve değişmez anlamında her ""zaman"" kulanmamaniz önemlidir.

Acı, mutlak değildir; aksine zamanla ilişkilidir ve deneyimleyenin perspektifine göre değişebilir. Antinalizmin temel fikri, gelecekteki olası acıları en aza indirgemek amacına yönelik bir yaklaşımdır, ancak bu yaklaşımın kesin bir mutlaklık taşıdığı söylenemez.

Filozof
29-08-2023, 18:40
Düzen devam etsede mutlak degil. Mutlak kavramı, nesnel veya soyut olguların, gerçekliklerin veya özelliklerin mutlak ve değişmez bir şekilde var olduğu anlamını taşır. Örnek olarak, 'mutlak gerçeklik' terimi, her türlü koşullardan ve bakış açılarından bağımsız olarak var olan gerçekliği ifade eder.

Ancak antinalizm fikri acıyı bağlam veya koşullardan bağımsız, 'değişmez' gibi öne sürerken büyük bir hataya düşmüş oluyor. Bu nedenle acı kavramını kesin, sabit ve değişmez anlamında her ""zaman"" kulanmamaniz önemlidir.

Acı, mutlak değildir; aksine zamanla ilişkilidir ve deneyimleyenin perspektifine göre değişebilir. Antinalizmin temel fikri, gelecekteki olası acıları en aza indirgemek amacına yönelik bir yaklaşımdır, ancak bu yaklaşımın kesin bir mutlaklık taşıdığı söylenemez.

Değişkenliğin içinde değişmezlik hep vardır, acıyı çeken değişir, acının türü değişir, acıyı çeken değişir ancak dünyaya gelen her canlının acı çekmesi değişmezdir. Tabii diyalektiği anlamadan yorum yapmaya kalkınca ortaya böyle boş boş yorumlar çıkıyor.

Filozof
29-08-2023, 18:41
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2EtThr4mtrmbAomNk9ZnauhQVykr0XDWdSmpa8RkrtI X-_NgszpBI10aKYsbTZ1tbSES3-ZHFQfw5z8FvPKnMpGEkpF6hzxgUguwnQGieWw5BAVLMr4UaO5G 8Tycs2KtYYi7_QbY4uvK8D1isxWx1oJk4H2AlFcDthrNzuAPME U4jiYNoxtw8AuvmnvA/w652-h838/tr.jpg

dine mine ne
29-08-2023, 22:35
Değişkenliğin içinde değişmezlik hep vardır, acıyı çeken değişir, acının türü değişir, acıyı çeken değişir ancak dünyaya gelen her canlının acı çekmesi değişmezdir. Tabii diyalektiği anlamadan yorum yapmaya kalkınca ortaya böyle boş boş yorumlar çıkıyor.

Acılar, her birey için farklı olabilen duygusal deneyimleri temsil eder. Bu deneyimler, kişisel yaşantımıza, içinde bulunduğumuz duygusal duruma ve zamanın akışınada bağlı olarak değişebilir. Canlılar da farklı durumlar ve zamanlarda çeşitli türde acılar hissedebilirler. Bir ağrı veya acı anı, belirli bir zamanda çok yoğun bir şekilde hissedilebilir, ardından hafifleyebilir veya tamamen kaybolabilir. Bu nedenle, 'her canlının acı çekmesi değişmez' şeklinde bir iddiada bulunmak kesinlikle doğru değildir.

Siz 'acı değişmez' gibi kesin bir genelleme yaparak acının göreceliliğini veya zaman içindeki değişimini göz ardı ediyorsunuz. Bu, felsefi açıdan eksik veya yanıltıcı bir yaklaşımdır. Çünkü her bireyin deneyimi farklıdır ve acının niteliği, yoğunluğu ve süresi koşullara, duygusal durumlara ve deneyimlere göre değişkenlik gösterirken, siz 'acı değişmez' gibi kesin bir genelleme yaparak acının göreceliliğini veya zaman içindeki değişimini görmezden geliyorsunuz.
Oysa süreçle ilgili göreli değişkenliği görmezden gelerek değişmezliği ifade etmeye çalışmak eksik ve anlamsızdır. Dialektik düşünce de değişimin merkezde olduğu bir yaklaşımdır ve bu açıdan değişmezliği ifade etmek uygun değildir. Bu nedenle, acının temelde değişmez olduğunu iddia ederek, göreceli gerçekliği görmezden geldiğinizden, yanılan siz olmuş olursunuz. Diyalektiğin değişebilirlik ilkesine aykırı olarak, göreli zamansal olgulardan birini alıp onu değişmez kılmak ve sonra da diyalektiği anladığını iddia etmek, dürüst olmak gerekirse, kişisel olarak benim için çok ileri gitmek demektir.

Filozof
01-09-2023, 19:08
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj0Ou7RnVbK8v73R4iBHYJqJAegS3cORPyeCboyKu5PN_ hFbRqveWc5Qc7kqCJtri1asrYDzwRubCdOxFIreQxgIejhD4N7 B3xNbklLAyTn0uG5sufXXVviqyO6hMWILxchDHif1QMf6vH-vi3M6_DDJHOt6PhYZ1aE3IIaUXt-2ndS3zuH4YbdECIxHAo/w645-h1404/tr.jpg