Orijinalini görmek için tıklayınız : YALANLAR
spartacus
14-01-2024, 14:39
AKP'den önce
Buzdolabı yoktu
Çamaşır makinesi yoktu
Telefon yoktu
Elektrik yoktu
v.b. gibi BASİT yalanların yanına, AKP'den önce "traktör yoktu, traktör üretimi yoktu" yalanı da eklendi.
Kısaca yeryüzü, Dünya diye bir gezegen yoktu denebilir, bu en kestirme yol olur ve maaşları, mesaj başı paraları bizim cebimizden çalınarak aktarılan 100.000 troll ve harami medya sayesinde toplumun üçte biri(1/3) buna inanabilir... Nelerle kandırılıp, inandılar ki, bu devede kulak misali...
AKP Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, "Traktör yoktu bu ülkede, traktör üretimi yoktu bu ülkede" iddasında bulundu. (Basından)
Türkiye'de ilk traktör kullanımı 100 yıldan daha eskiye gidebiliyor.
Türkiye'de ilk traktör, Türk Traktör tarafından 08/03/1955 tarihinde üretilmiş.
Alınteri nedir, emek nedir bilmeyen ancak toplumun bir kesimi olarak sadece halkın emeği, alınteri, parasını, hayatını, geleceğini, geçmişini(!), çalmayı bilenler, sarayları, sırça köşklerinde, hayatlarında alınteri dökmek nedir bilmemişlerden, bilse de inkar etmişlerden, görmemişlerden daha fazlası beklenebilir mi?
20 Yıldır AKP ve bağlı grupları, ülke kaynaklarını, halkın parasını soymaktadır. Ülke ve kaynakları, toplumsal bilincin yetersiziğini ve din ticaretini sonuna kadar kullanan ve gittikçe büyüyen bu lüks ve şatafat içinde yaşayan asalağı, her geçen yıl besleyemeyecek düzeye geldiği ve yetersiz kaldığı bir döneme girilmiştir. (bilhassa son 5 yıldır etkisini gösteren bu süreç, asalağın, toplumun iç organlarından, tüm sinirler ve damarlara doğru ilerleyişini hızlandırmakta, tamamen felç, koma haline doğru ilerlemektedir. Toplum ülke tairihinde görülmemiş denli ultra örgütlü bu asalağı sırtında taşıyamaz duruma gelmiş olup, sırtından atmadıkça da kurtulamayacaktır.)
Gelecek 5 yıl, toplum için daha fazla badireli, çalkantılı, olaylı geçebilir -eğer erken bir seçim olmaz da, bu örgütlü talan saltanatı devam ederse (...)
spartacus
14-01-2024, 15:02
Sadece çüş diyelim, daha neler göreceğiz, neler...
İBB'ye hazır çekim setiyle yeni kumpas: 'Otobüs bozuldu'
İBB, AKP'nin İstanbul'da bozuk olmayan bir özel halk otobüsünün şoförüyle anlaşıp bozukmuş gibi gösterdiğini, sonra da set kurup çekim yaptığını açıkladı. Yapılan açıklamada, "Film gibi kumpası izleyin" denildi.
https://www.birgun.net/haber/ibb-ye-hazir-cekim-setiyle-yeni-kumpas-otobus-bozuldu-498251
ilahimasal
14-01-2024, 17:22
Isparta S.Demirel üniversitesini akp yapmış
Ankara Esenboga hava alanını akp yapmış
İzmir Aydın menderes havalimanıni akp yapmış
Togg bile yapmışlar .
Halk bu tip yalanları bilsede sırf inat olsun diye alkışlıyor.
Sonrada gelip ahlak dersi vermeye kalkıyorlar.
Ahlak dersi verirkende , domuz eti yemekten tiksinen bu ucubeler , faizli , rüşvetli , kumarli , talanlı , tecavüzlü,eskortlu gezmeyi ihmal etmiyorlar.
Soyup talan etmedikleri yer kaldı mı bilmiyorum ama en yerli en milli ennnn ennn ennn bunlar.
Cuma gun ibadetden !! Sonra yeryüzüne dagılınca , birdaha ki cumaya kadar tanrıları aaaa pardon akp ne verdiyse talan ediyorlar. Sonra cuma da talan ettiklerine şükur falan ediyorlar.
Bu forumda bu yalanlara bir tane itiraz eden muslüman gordünuz mü ?
Etmezler
Gerçi bu yalanlara o kadar kaşarlaşmışlar ki , botokslu estetikli surat gibi mimik tepkisi bile veremiyorlar.
Yıldıztozu
14-01-2024, 19:36
Başlıktaki yazıyı aynen alıp bir gazetede köşe yazısı olarak yayınlamak lazım..
spartacus
14-01-2024, 21:33
Soylu'nun İÇİŞLERİ BAKANI İKEN(!) söylediği yüzlerce yalan ve iftiralarından bir tanesi...
Binlerce çalışanı olan İBB'de 550 terörist olduğunu iddia etmiş, İmamoğlu'nu terörist barındırmakla suçlamış, hedef göstermişti.
İfadesinde, düşünce özgürlüğü kapsamında söylediğini, ELİNDE BELGE olmadığını dile getirmiş. Kısaca, asılsız iftirasını itiraf etmiş. Böylesine bayağaı ve bu tarz hedef gösterme, linç, şiddet, şantaj, toplumun belirli bir kesimini töhmet altında bırakarak, hedef haline getirecek v.b. içerikli iftiralar -yalnızca AKP'lilere serbest olmak üzere- düşünce özgürlüğüymüş. Bu yalanı-iftirayı atarken, İçişleri Bakanıdır, yani ilgili iftirası kişisel olarak da değerlendirilemez.
Bu ülkede AKP'ye destek ve AKP propagandası dışında düşünmek, ifade etmek suçtur veya tasvip edilmez. AKP adına ise yalan, sahte, her türlü fenalığı, propagandayı yapmak koşuluyla düşünce ve ifade, hakaret, şiddet özgürlüğü vardır.
Burası sokak röportajlarında dahi düşüncesini söyleyen ve eğer vatandaşlar AKP'ye muhalif ise, tespit edilip, haklarında soruşturma başlatılan bir ülkedir.
Burası Hitler'in hortladığı, nazilerin cirit attığı bir hanı yağma ülkesidir. 2022 Demokrasi endeksinde Uganda'nın 4 sıra gerisinde, Pakistan'ın 4 sıra önündedir.
CB seçimlerinde bizzat Erdoğan tarafından montaj video yayınlanmış, ardından YALANIN propagandası yapılmıştır. Tüm bunlar "toplumu kin ve nefrete teşvik" suçu olup, hiç bir yasa tanımayan AKP tarafından rahatlıkla işlenebilmektedir.
AKP 100 şey söylüyorsa 99'u yalandır...
Hepsini burada işlesek, ömrümüz de yetmez, bu forum sayfaları da...
https://www.youtube.com/watch?v=o0Vz8jCksKo
dine mine ne
15-01-2024, 12:39
Gelecek 5 yıl, toplum için daha fazla badireli, çalkantılı, olaylı geçebilir -eğer erken bir seçim olmaz da, bu örgütlü talan saltanatı devam ederse (...)
Örgütlü talan saltanatından kastın nedir? Çözümü nedir? kurtulmak için ne yapılmalı?
spartacus
15-01-2024, 22:54
Örgütlü talan saltanatından kastın nedir? Çözümü nedir? kurtulmak için ne yapılmalı?
Elbette kısa ve basit değineceğim, her bir kalem konu için sayfalarca yazmak gerekir.
Mevcut iktidarın örgütlü olarak ülke kaynaklarını, ki bu kaynaklar yerlaltı, yerüstü, finans kaynaklarını soyması, talan etmesidir.
Kleptokrasi; https://tr.wikipedia.org/wiki/Kleptokrasi
Ancak Türkiye gelinen aşama bilhassa 17-25 Aralık sonrası (https://tr.wikipedia.org/wiki/17-25_Aral%C4%B1k_Yolsuzluk_ve_R%C3%BC%C5%9Fvet_Opera syonu), hele ki, son 5 yıldır açık faşizmle yönetiliyor.
https://tr.wikipedia.org/wiki/17-25_Aral%C4%B1k_Yolsuzluk_ve_R%C3%BC%C5%9Fvet_Opera syonu
Bakın savcılara v.b. ne yapılmış, üsteik o tarihte, AKP+MHP faşizmi bu denli yerleşmemişken.
Şu anda yargı, adalet, medya ............. her şey bir grup ve merkezi olarak da birleştirilmiş olarak 1 kişinin elinde.
Dolayısıyla yargı, medya bağımsız olmadığı gibi, müthiş bir tehdit, şantaj, şiddet altındalar veya yandaşlaştırılmışlar, gün boyu yalan üretiliyor.
Yönetim şekli
1.) Toplumu etki altında bırakacak düzeyde din istimarı ve olanaklarıyla etkili yalan ve aldatmalar, toplumsal bilinç durumunun istismarı
2.) Yağmalanan ülke kaynaklarından elde edilen gelirle medyanın satın alınması
3.) Hakim Korku yönetimi(terör yöntemi) - toplum üzerinde olduğu gibi tüm kurum ve kuruluşlar da dahil
4.) Şantajla(özel hayatın deşifre edilme tehditleri), parayla satın alma, rüşvet, holding tarikatlarla...
5.) v.b.
Gözünün üstünde kaşın varsa suçlusun...
Bu tür koşullarda en geçerli yol, toplumsal bilincin örgütlenmesidir, eğer bir çözüm aranacaksa.
Aksi taktirde dünya yakın tarihi göstermektedir ki, eğer toplumlar, bu tür yönetimleri devirmezlerse, askeri darbelerle devrilmektedirler -ki 2. seçenek özünde 1.seçeneğin önünü almak içindir, bu da yine toplumsal bilinç ve örgütlülük seviyesiyle doğru orantılır -ki demokrasi de toplumsal bilinçle doğru orantılıdır, birlikte düşer veya yükselirler.
Bizler neler yapabiliriz?
Elbette sokakta(muhataplarımızla), medya alanında tüm platformlarda halka gerçeği, olanı biteni anlatmak zorundayız(bu koşullarda tehlikeli de olsa), zaten bunu yapıyoruz... Yeri geldikçe ve başlıklar da neler yaşandığını (ki yaşadıklarımızın %1 değiller), nasıl yaşandığını, ne için yapıldığını anlatıyoruz.
Kısaca gökten zembille gelecek bir paket ve kimsenin de elinde sihirli bir değnek yok.
Ama ülke ve ilk paragrafta andığım kaynakları, kelimeleri kifayetsiz bırakacak düzeyde -gerçekten o denli- korkunç bir soygun-talana maruz kalmakta, dolaysıyla bunu yapan iktidar olduğunda, yaşanan felaketin tarifi, toplumsal tahribatını anlatmaya kelimeler dahi yetmemektedir. Toplumun bir kesimi, etkili istismar, yol, yöntemler, taktikler, senaryolar ve yalanlarla kasabına aşık hale getirilmiş durumda.
Bazı itiraflar için -ki buz dağının görünen yüzünü temsil etmez- için örneğin;
https://www.google.com/search?q=muhammed+yakut&sca_esv=598630557&hl=tr&tbm=vid&sxsrf=ACQVn08ac-DwJyUs4kyvIAyuSJd_UblUZA:1705349464419&source=lnms&sa=X&ved=2ahUKEwj89azomeCDAxWjQfEDHciyDPQQ_AUoAXoECAEQA w&biw=1680&bih=897&dpr=1
Bu ülkede hiç bir savcı bırakın yukarıdakini, günlük gazetelerin bazılarında belgeleriyle ispatlı bir biçimde yapılan soygun haberlerine dahi kılını kıpırdat-a-madığı gibi(ki yargı çoktan ele geçirildi), bu tür haberlere de ülke genelinde HABER YASAKLARI GETİRİLMEKTE, ilgili basın kuruluşlarına fahiş cezalar ve yayın kapatma kararları uygulanmakta, halkın haber alma özgürlüğü engellendiği gibi, haber kanalları da engellenmektedir(neler, neler!). Hatta sokak röportajlarında AKP'yi eleştirenlerin haklarında soruşturmalar açılmakta, Erdoğan'a diktatör demek dahi -ki bu politik bir terimdir- suç sayılmaktadır.
spartacus
16-01-2024, 16:04
Ve karşısındaki kişi (Murat Kurum), binlerce insanı, aileyi, kentsel dönüşüm adı altında aldatan -soyan- ve 6 yıldır evsiz bırakıp, aileleri kiraya mahkum eden kişidir...
Nerede rant, hırsızlık, talan, orada AKP... Rant varsa iş var, bazen de gösteriş var. Temel atılıp bırakılmış ve her seçimde 10. kez açılışı yapılan(seçim yatırımı) bir çok yer olduğu gibi, boş araziye, üstelik temelsiz bir alana beton atıp, seçim yatırımı olarak açılış yapıp, yandaş medyalarda bangır, bangır yayınlayıp, 2 gün sonra söküleni de var.
https://www.youtube.com/watch?v=8Fx2fOPbgn4
Singularity
17-01-2024, 16:12
Ben ikisini de desteklemiyorum. Murat Kurumun parmaklarında depremzedelerin kanı var. Ötekinin kanında başka şeyler var. Mesela ben parlak yüzlü siyasetçi sevmiyorum. Çünkü bunlar adrenochrome ve o tarz şeylerle besleniyorlar. Erdoğan yaşlandı mesela, ama İmamoğlu gayet taze duruyor. Bana inandırıcı gelmiyor. Zaten Abdullah Gül'ün adamı. Ha bilmeyenler vaar, tüh.
İkisinden de eşit nefret ediyorum ve ikisinden de tiksiniyorum. Zaten ikisinden herhangi birisi düzgün birisi olsaydı seçilme şansı vermezlerdi.
spartacus
17-01-2024, 16:14
Sorunlara salt kişiler bazında ve kişisel bakmamak gerekir.
spartacus
17-01-2024, 19:32
Bu ülkede hiç bir savcı bırakın yukarıdakini, günlük gazetelerin bazılarında belgeleriyle ispatlı bir biçimde yapılan soygun haberlerine dahi kılını kıpırdat-a-madığı gibi(ki yargı çoktan ele geçirildi), bu tür haberlere de ülke genelinde HABER YASAKLARI GETİRİLMEKTE, ilgili basın kuruluşlarına fahiş cezalar ve yayın kapatma kararları uygulanmakta, halkın haber alma özgürlüğü engellendiği gibi, haber kanalları da engellenmektedir(neler, neler!). Hatta sokak röportajlarında AKP'yi eleştirenlerin haklarında soruşturmalar açılmakta, Erdoğan'a diktatör demek dahi -ki bu politik bir terimdir- suç sayılmaktadır.
https://www.youtube.com/watch?v=K0_eBPSnCvs
ilahimasal
17-01-2024, 21:02
https://www.youtube.com/watch?v=K0_eBPSnCvs
son zaman da cumhuriyet rejiminin karşısin da atilan şeriat sloganları
ve benzeri olaylar için ,12 eylül öncesi nasıl taban yapıldiysa bu tip !! hemde adliye de yapilarak , yine aynisının kurgulandıgini düşünuyorum.
Cumhuriyetci ve laikleri karşı karşıya getirmek ve buradan !!!!
Bu tipleri birileri , bir şey için ulu orta kullaniyor ama kim.
Sonuçları hiç ama hiç bilinemez.
Singularity
18-01-2024, 08:48
Ben bu soruna kişisel veya kişiler üzerinden bakmıyorum, sadece ifade ederken somut bir şeyle ifade etmek gerektiği için bu isimlerden bahsettim.
Murat Kurum düzgün bir insan değil, parmaklarından kan damlıyor. Ama Ekrem İmamoğlu da sütten çıkmış ak kaşık değil. Etrafı cemaatçi dolu, kendisi de Gül'ün adamı.
Bizim toplum olarak şunu anlamamız gerekiyor, hangi siyasetçi olursa olsun bu ortamda yapacağı iş aynıdır. Onları oraya getiren ya da orada tutan küresel elitlerin ayaklarını yalamak. Yapabilecekleri sadece bundan ibarettir. İmamoğlu aday olmasaydı CHP'den gene aynı profilde biri çıkardı. Bu solcu bile değil ki. Muhalefetin kontrolü diye bir şey var. İmamoğlu tam da bu kategoride bir aparat. Memur yani. Ben ona yakından da çalıştım, İstanbul'da belediye seçiminde ve genel seçimde sandık kurulunda da görev yaptım. Şöyle söyliyim, bir mekanizma var, birisi kazansın diye uğraşır durur. Genel seçimde bu mekanizma Erdoğan için çalışıyor, ama İstanbul seçiminde aynı mekanizma İmamoğlu için çalışıyor. En başta bu kadar astığı astık kestiği kestik bir adam dururken ve kendine ilerde tehdit olabilecek birine niye hiç dokunmuyor acaba? Ha artık bazı şeyleri anlayın yani. İmamoğlu'yla Murat Kurum arasında genel toplamda hiç bir fark yok. Ha gene İmamoğlu'na verelim vermesine, bunda sıkıntı yok, gene kazansın ama ondan ne yarın için, ne de yakın, orta ve uzun vadede bu halk için faydalı bir şey beklemeyin. Erdoğan'dan daha kötüsünü yapmazsa o zaman şaşırırım.
spartacus
18-01-2024, 12:30
Bu şekilde yaklaşırsak, hiç oy kullanmamak gerekir, zira zaten sistem kapitalizm, meclis de, partileri de düzen partisidir. Ancak burada kaçırılan bir detay var, o da "oy hakkıdır". İnsanlık bu hakkı almak için binlerce yıl mücadele etti. Dolayısıyla bu bir süreçtir ve kötünün iyisi = kötüsü demek doğru bir tavır olmuyor.
Geçmiş 5 yıl, İstanbul için AKP dönemleri gibi bu düzeyde halkın bir de belediyeler eliyle soyulduğu bir facia olmamıştır, eğer objektif yaklaşacaksak, bu da bir tercih sebebidir. Kaldı ki bu şekilde genellersek, o halde; bugün bir Almanya'nın, Nazi döneminden daha fazla demokrasi, sosyal hak ve sosyal politikalar içermediğini iddia edebilmemiz lazım. AKP iktidarı, dönemi, tipik Hitler dönemidir, tek farkla, Hitler ırkçılığı kullandı, AKP ise gericlik, dincilik, dincilik+ırkçılık...
Kaldı ki Türkiye tarihinde hiç bir dönem yoktur ki(ki kısa vadeli olarak Menderes dönemi böyledir), bu düzeyde uzun vadeli ve bu düzeyde örgütlenmiş bir talan, yıkım, hırsızlık, kamplaştırma, gericileşme görülmüş olsun.
Bir zamanlar, sağ-sol denirdi doğru, ancak Ya AKP'lisin, ya da hain gibi bir ayrıma sahip değildi. Bu durum çok daha farklı, bu siyasi bir ayrışma da değil, holiganik bir ayrıştırma. Kısaca uzatmak istemem, eğer toplumsal gericileşmeyi, kleptokratik, faşist iktidarı aşındıracaksa, oy hakkını kullanmak gerekir, yok şunun adamı, bunun adamı bunlar subjektif.
CHP iktidarı, AKP+MHP iktidarı gibi bir iktidar olmaz-olamaz, ama ilk paragrafta dediğim gibi, benim açımdan nihai midir? Elbette hayır, ancak bir tercih yapmak durumdayız, ya Nazi, monarşik, din eksenli, hiç bir biçimde burjuva hukukunu da tanımayan, toplumsal gericiliği örgütleyerek, malzemesi haline getirmiş talan hükümeti ya da burjuva demokrasi ve hukukuna bulaşmış bir hükümet.
Kısaca benim stratejim AKP+MHP+BBP faşist-monarşik, kleptokratik iktidarı ve ucube rejiminin(tek adam) düşmesi... 1990'larda faşist Çiller hükmetinde dahi, topluma karşı bu denli baskı olmamıştır(topluma karşı dedim), şimdi o zamanlarda yapıldığı gibi halk ışık söndürme eylemi yapsa -ki cesaret edemiyor- anında terörist ilan edilirler, binlerce insan, tutuklanır ve haklarında bir yargıya da varılamaz -çünkü yalanlarını ispat edemiyorlar-, tutukluluk süresi yıllarca sürdürülür...
AKP döneinde yandaşların milyar, milyar dolar vergileri silindi, indirimler uygulandı v.s. bırakın toplumsal adaleti, ekonomi de dahi açık bir talan, hukuksuzluk söz konusu...
İstanbul belediyesi ise AKP döneminde sürekli halka kestiği faturaları keyfi olarak da şişiriyordu, 2019 yılında su faturaları 60TL geliyorsa, aynı oranda su tüketimi şu anda 80 TL fatura ediliyor(AKP olsaydı bu rakam 200TL olurdu). Halktan binbir taktikle soydukları paraları, kurdukları paravan -gericiliği örgütleyen üstelik- vakıflar, şirketler v.b. eliyle ceplerine akıtıyorlar, İstanbul belediyesinin tekrar bunların eline geçmemesi gerekir.
https://www.indyturk.com/node/290211/haber/cengiz-limak-kalyon-kolin-ve-makyol-firmalar%C4%B1na-128-kez-vergi-ve-har%C3%A7-indirimi
dine mine ne
18-01-2024, 14:17
Kaynakların organize bir şekilde sömürülmesi, şüphesiz çok fazla tartışma ve münakaşaya yol açan tartışmalı bir konudur. Bu, büyüme arayışına dayanan mevcut sistemin kaçınılmaz bir sonucudur. Bu büyüme arayışıda sadece sistemik bir gereklilik değil, aynı zamanda sermayenin ülkeler üzerinde güç ve kontrol sahibi olmasını da sağlamaktadır.
Sermayenin egemen olduğu ve yönettiği bir sistemde gerçek demokrasinin varlığı şüphelidir. Bu gücün siyasi kararlar ve öncelikler üzerinde muazzam bir etkisi vardır. Herkes ekonomik çıkarların ön planda olduğunu, tonu belirlediğini ve insani ihtiyaçları arka plana ittiğini bilir.
Bu durumu en iyi açıklayan örnek, Filistin'deki çatışmadır. Burada dünya toplumu, demokratik bir tutum sergileme isteğine rağmen, zulmü görmezden gelme zorunda kalir.
Demokratlar için de ekonomik çıkarların savunulması, barış ve adalet arayışından daha önemlidir.
Önde gelen siyasetçilerin politikaları ve ideolojileri ne olursa olsun, hırsızlık veya kayırma olasılığı her zaman olacaktır. Güç, ülkelerin politikalarını belirlemeye çalıştığında faşizmin ortaya çıkması ve bu güce karşı mücadele etmesi kaçınılmazdır. Bu düşmanın adı, Castro, Atatürk, Putin veya Erdoğan olabilir, ancak isimlerin kendisi değil, bu gücün dünya iktidarına karşı bir direnişin ortaya çıkışını anlamaktır mesele.
Dünya düzeni özlemleri, yetersizliginden faşizmin direnisine yükselişine neden oluyor. Daha önce de söylediğim gibi, mesele bu liderlerin tam olarak kim olduklarını, isimlerinin ne olduğunu veya hangi ideolojileri temsil ettikleri meselesi değil, daha ziyade sembolik olarak sermaye güclerinin sözde demokratik usaklarina karşı bir direniş sergilemeleridir.
Bu tür gelişmeler tek başına anlaşılamaz. Bunlar siyasi, ekonomik ve sosyal faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin sonucudur. Bu nedenle kapitalist emperyalizme karşı mücadele, altta yatan mekanizmaların daha derinlemesine anlaşılmasını ve daha adil bir toplum için ideolojik bölünmelerden uzak net bir vizyonu gerektirmektedir.
Tarih boyunca, liderlik pozisyonlarında halkın güvenini kazanmış ve rol model olarak hizmet edebilecek insanlar her zaman olmuştur. Bu şahsiyetler kolay kolay faşist olarak yaftalanmamalıdır, zira bu emperyalizme büyük bir destek anlamına gelir.
Kapitalist emperyalizmle mücadele etmek için öncelikle sistemin temel mekanizmalarıyla ilgilenmeli. Sermayenin nasıl kendiliğininden biriktiği ve bunun da eşitsizliğe ve sömürüye nasıl yol açtığını anlaşılması gerekir. Ancak bu derin kavrayış sayesinde etkili karşı önlemler geliştirilebilir.
Emperyalizm, egemenliğini sürdürmek için bölünmüş bir nüfusa ihtiyaç duyar. İnsanları birbirine düşürerek ve bölünmeler yaratarak demokratlik adi altinda gücünü pekiştirmek ister.Yargı hukuk İnsan haklarına da geçerli bu yazdıklarım.
Bölünme ve çatışmanın hakim olduğu bir dünyada, birlikte çalışmak ve dayanışma içinde hareket etmek zorlaştı. Bölünmeler şüphesiz bir toplumun ilerlemesi ve gelişmesi önünde engeldir. "Sözde muhallefet", Türk siyasetinde hükümete karşı olduğunu iddia eden ancak gerçekte etkili veya kararlı olmayan bir muhalefet partisi veya grubunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Güvensizliği ve rekabeti körükleme eğilimindedir ki işi budur, bu da nihayetinde uyum eksikliğine yol açar ve aslında tüm endişelerimizin kaynağı olan sermayenin gerçek göreli gerçekliğini çarpıtmaktır isleri. Halkın çıkarlarını temsil ettiğini iddia eden ama aslında iktidar gibi kendi gündemini takip eden bir siyasi parti olabilirler ki bu da sermaye odaklı bir dünyada beklenen bir şeydir. O çalıyorda sen nuh mu peygambermisin diyesi geliyor insanın. Hırsızlık tüm dünyada kapitalizmin ruhuysa ve demokratik adaletiniz ve hukukunuz büyük ölçekte işlemiyorsa, faşizmi kim nasil şeytanlaştırabilir?
ilahimasal
18-01-2024, 14:28
İstanbul belediyesinin tekrar bunların eline geçmemesi gerekir.
Bazen bende seni anlamıyorum
Bırak geçsin.
Halkın elinde umut falan kalmasın. Durmadan halkın önüne bir umut koyuyorlar , hatta akp ve onu kontrol edenlerin bu umudu diri tuttukları o kadar açık ki , artık bu durumu görmemek körlükdür.
Şu kurum mudur nedir. Bu adamın seçilme ihtimali bile yok. Seçilme ihtimali olmadiğı için bunu aday yaptilar.
Ankara içinde durum aynı altınok un da seçilme şansı yok ama aday yaptılar.
Akp ve onu kontrol eden yapilar toplumu nasıl kontrol edeceklerini , toplumun küçücük umutlarla sürüleceğini o kadar iyi biliyorlar ki , bundan önce ki belediye seçimlerinde bunu dizayn ettiler.
Şöyle düşünelim.
Bir onceki belediye seçimlerinide akp ve onu kontrol edenler kazansaydı ! akp ve onu kontrol edenler cumhurbaşkanligi secimlerine bu kadar rahat gidemezdi , yaptikları baskılar ve talan karşısında bastiramayacaklari toplumsal ayaklanmalar ortaya çıkardı.
Şimdi bu secimde belediyeleri sozde muhalefetin elinden alsalar abartmiyorum 1 seneye kalmaz toplumsal kaos ortaya çıkar ve bastırmalarıda mümkun olmaz.
Bu sebeptende belediye seçimlerini sozde muhalefete vericekler bakın ve gorün.
Akp ve onu kontrol edenlerin belediyelere ihtiyacı yok ki , onlar çarklarını zaten çeviriyorlar. Onlar sadece toplumsal kaostan korkuyorlar ve onuda yönetebiliyorlar.
Aslında keşke ist.ve ank belediyelerini ve digerlerini akp ve onu kontrol edenler alsa. Alsa da bu toplumun tek bir umudu kalmasa , kalmayinca da uyansa
Bu gün muhalefete oy vermeleri uyanmak falan degil kendilerine biçileni yaşamak denir.
Kendinde soyluyorsun sistem belli KAPITALIST düzen ,
Laik muhalefeti bir sekilde
Dinci kesimi bir sekilde
Irkcı kesimi bir şekilde
Seküler kesimi bir şekilde kontrol ediyorlar.
Bu başarımı diye sorsak evet çok büyük bir başarı
Levh aslında durumun farkinda ve
milyonlarca insanda farķinda ama iki tercihden birisi haricinde yolu yok.
Milyonlarım durumuda bu.
Atatürk gerçekten iyi bir lider. Bazen düşünuyorumda , o kadar bagnaz yobaz , yüzlerce yıllın tarih attığı olan bir toplumu nasıl oldu da ters yüz etti benim aklim almiyor.
Acaba toplumun hiç bir umudu kalmadıgı içinmi ters yüz oldular?
spartacus
18-01-2024, 17:10
Beni anlayamazsınız...
Meseleyi sadece açlık, oy veren yerlerde sürün v.b. olarak görüyorsunuz...
Değil, mesele toplumsal bilinçtir de, hak, hukuk, kazanılmış haklardır da.
Eğer senin dediğin gibi olursa, 500 yıl beklersin.
AKP ne kadar kısa sürede düşerse, bu süre o kadar azalır. Ortaçağ yaşanmasaydı insanlığın evrimi, ilerleyişleri, devrimleri bu kadar geriye düşer miydi?
Rusya'da krallık varken, bir alt Duma(meclis) vardır, öyle hiç bir yetkisi de yok.
Neden hem krallık hem de kapitalizm karşlıtı olan RSDİP ve sonrasında bolşevikler seçimnlere katılıyor, o meclise vekil gönderiyordu? Neden yeri geldiğinde krallık karşıtı ittifaklar kurulabiliyordu?
Evrim de, devrim de, uzay istasyonundan izleyerek olacak şeyler değildir.
Ya içindesindir, ya da dışında...
Detay istersen soru sorabilirsin ki, ben de ona göre detaylandıryım.
Öyle veya böyle, en güdük demokrasi koşulları dahi olsa, en güdük araçlar, kürsüler dahi olsa kullanılmalı, toplumsal olarak içselleştirilemediği sürece, o toplumda hem politik hem de bilincen ilerleme olmaz, olamaz...
hatta gökten zembille sosyalizm bile verseniz, o toplum 3-5 gün içinde sistemi askeri, devlet kapitalizmine(burjuva asker-bürokrat diktatörlüğüne) dönüştürür, bir nevi kutsallar üzerine, eski bina yıkılıp, yenisi kurulmaz, sadece boyası değiştirilerek yeni bir din hakim kılınmış olur.
Kısaca ne ekilirse o biçilir, halk ne bilirse, ne kadar, nasıl bilirse onu yapar. Hak, hukuk, demokrasi mücadelesinden geçmeyen bir toplumdan zombilik dışında hiç bir şey olmaz, ha bir de ömür boyu ağlar...
AKP'nin düşmesi stratejiktir, elzemdir, bu bağlamda ifade ettiğim politika taktiktir.
Kısaca topluma ya siz ulaşırsınız, ya da bunlar...
https://turandursun.com/forumlar/attachment.php?attachmentid=242&stc=1&d=1705587419
Şüpheci Dinsiz
19-01-2024, 06:15
Konuyla ilgili kitaplar:
Akp'nin Yalanları
https://www.dr.com.tr/ekitap/akp-nin-yalanlar
https://cdn.kobo.com/book-images/Images/d1a38909-35dc-479d-92bf-565963552484/255/400/False/image.jpg
AKP'NİN YALANLARI - 1
https://www.nadirkitap.com/akp-nin-yalanlari-1-kitap35395545.html
https://static.nadirkitap.com/fotograf/1125371/35/Kitap_2024010812360611253718.jpg
AKP'NİN YALANLARI 2
https://www.nadirkitap.com/akp-nin-yalanlari-2-kitap21481953.html
https://static.nadirkitap.com/fotograf/117489/21/Kitap_202101211104221174895.jpg
--/--
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/teyitorg-incelemeleri-iste-erdoganin-secim-doneminde-soyledigi-yalanlar-2084073#google_vignette
Teyit.org incelemeleri: İşte Erdoğan'ın seçim döneminde söylediği yalanlar...
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim dönemindeki pek çok konuşması tartışma yarattı. Doğrulama platformu teyit.org da seçim dönemine ilişkin Erdoğan'ın konuşmalarını inceledi.
Yayınlanma: 23.05.2023 - 18:21
İlk turu 14 Mayıs'ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tur 28 Mayıs'ta gerçekleştirilecek. Bu süreçte AKP'li Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı'nın adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı mitinglerdeki konuşmalar oldukça tartışma konusu oldu.
Son olarak AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitinglerde izlettiği Kemal Kılıçdaroğlu için hazırlanan montaj videoya ilişkin 'Ama montaj ama şu ama bu' itirafında bulundu.
Teyit.org ise Erdoğan'ın seçim dönemi söylemlerine ilişkin incelemelerde bulundu.
Bu incelemelerin sonuçları şu şekilde:
'MARMARA DEPREMİNDE YÖNETİMDE CHP VARDI' İDDİASI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "1999 Marmara depreminde yönetimde ‘şu andaki CHP' olduğunu" iddia etti.
Bulgular
1999 Marmara Depremi'nin yaşandığı tarihte CHP yönetimde değildi. DSP, MHP ve ANAP'ın oluşturduğu koalisyon iktidardaydı.
Bugün AKP ile aynı ittifakta yer alan MHP'nin lideri Devlet Bahçeli, depremin yaşandığı tarihte başbakan yardımcısıydı.
CHP 1979 yılından bu yana tek başına iktidara gelmedi.
Teyit'e konuşan siyaset bilimciler, 1999 dönemindeki DSP'si ile bugünkü CHP'yi benzetmenin hatalı olduğunu düşünüyor.
18 Nisan 1999 seçimlerindeki oy dağılımı şu şekilde:
DSP: Yüzde 22
MHP: Yüzde 17
FP: Yüzde 15
ANAP: Yüzde 13
DYP: Yüzde 12
CHP: Yüzde 8
'TOKİ'Yİ KAPATACAKLAR' İDDİASI
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bay Bay Kemal yeni bir şey daha söylemiş. TOKİ'yi kapatacakmış. Ya neyi kapatıyorsun? Bay Bay Kemal, TOKİ'yi sana bu millet yedirtmez" dedi.
Bulgular
Kılıçdaroğlu yakın zamanda yaptığı açıklamalarda TOKİ'yi kapatacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmamış, göreve gelirse TOKİ Başkanı'nı değiştirmeyi planladıklarını söylemiş.
Kılıçdaroğlu geçmişte "TOKİ'yi kapatacağız" diye bir açıklama yaptığına kanıt yok.
Millet İttifakı'nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni'nde TOKİ'nin şeffaf ve hesap verebilir bir yapıda olacağı ifade ediliyor.
HARRAN ÜNİVERSİTESİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 16 Nisan 2023'te Şanlıurfa'da "Kardeşlerim, Harran Üniversitesi'ni kim yaptı?" diyerek, Harran Üniversitesi'nin kendisinin döneminde yapıldığını iddia etti.
Bulgular
Harran Üniversitesi 1992 yılında kurulmuş. Üniversite kurulmadan önce Şanlıurfa'da farklı üniversitelere ait fakülteler bulunuyormuş.
AKP, bir siyasi parti olarak 2001 yılında kuruldu ve 2002 yılında iktidara geldi. Harran Üniversitesi'nin AKP iktidarı döneminde kurulmuş olması mümkün değil.
Ancak üniversitenin çok sayıda fakültesi ve yüksekokulu, AKP'li yıllarda hayata geçirilmiş.
HÜDA PAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HÜDA PAR'ın seçime kendi logosuyla girdiğini iddia etti.
Bulgular
2023 seçimlerine HÜDA PAR, AKP'nin milletvekili listelerinden katıldı.
İstanbul, Gaziantep, Batman ve Mersin illerinden AKP listelerinden girecek dört HÜDA PAR milletvekili adayı bulunuyordu.
Seçimlerde kullanılacak milletvekili oy pusulalarında HÜDA PAR'ın logosu bulunmuyordu.
İSTANBUL MİTİNGİNE KATILAN SAYISI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın 7 Mayıs 2023 İstanbul mitingine bir milyon 700 bin yurttaşın katıldığını iddia etti.
Bulgular
Bir metrekarede beş kişinin yan yana durduğu senaryoya göre alana sığabilecek en fazla insan sayısı 865 bin civarında.
Miting sırasında çekilen fotoğraflara göre hesaplama yaptığımızda alanda en az 520 bin kişinin olduğu söylenebilir.
ANTALYA HAVALİMANI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Havalimanı'nın AKP döneminde yapıldığını iddia etti.
Bulgular
Antalya Havalimanı, 1960 yılında hizmete açıldı.
AKP döneminde Antalya Havalimanı'na ikinci bir dış hatlar terminali açılmış ve iç hatlar terminalinin kapasitesi büyütülmüş.
ESENBOĞA HAVALİMANI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Esenboğa Havalimanı'nın AKP döneminde yapıldığını iddia etti.
Bulgular
Ankara Esenboğa Havalimanı, 1955 yılında hizmete açıldı.
AKP hükümeti döneminde, 2006 yılında Esenboğa Havalimanı'nın iç ve dış hatlar terminalleri ve başka birimleri yenilenerek hizmete girmiş.
ADNAN MENDERES HAVALİMANI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nın AKP döneminde hizmete açıldığını iddia etti.
Bulgular
Adnan Menderes Havalimanı, 1987 yılında hizmete açıldı.
AKP döneminde Adnan Menderes Havalimanı'nın dış hatlar ve iç hatlar terminalleri yenilenmiş.
'İHA, SİHA, AKINCI'YI KALDIRACAKLAR' İDDİASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan muhalefeti kastederek "İHA'da, SİHA'da, Akıncı'da 'Biz gelince bunları durduracağız' dediler" iddiasında bulundu.
Bulgular
Erdoğan'ın gündeme getirdiği iddia daha önce Babacan'ın Baykar firmasına ilişkin yorumunun ardından gündeme gelmişti. Ancak Babacan'ın sözlerine bağlamından koparılmış.
Kılıçdaroğlu, Ağustos 2022'de Baykar'ın düzenlediği Teknofest'te savunma sanayisinde yapılan yatırımlara destek olunması gerektiğini, bu noktada parti ayrımı yapmanın yanlış olduğunu ifade etmişti.
Kılıçdaroğlu, Ocak 2022'de ise Baykar için "Gelişmesini isterim, büyümesini isterim, iyi yatırım yapmasını isterim. Bu konuda hiçbir tereddütüm yok" ifadelerini kullanmıştı.
İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi'nin İHA ve SİHA'ların engelleneceğine yönelik vaatleri bulunmuyor.
TİP ve HDP ise SİHA'lar konusunda Millet İttifakı'ndan farklı bir perspektif benimsiyor. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, "Türkiye'nin İHA, SİHA satışına engel olmak lazım. Bu savaşı büyüten bir şey" demişti. HDP'den de zaman zaman SİHA'ların kullanımına yönelik eleştiriler geliyor.
MONTAJLANAN 'KARAYILAN' VİDEOSU
Millet İttifakı kampanya filminde Murat Karayılan'ın yer aldığı iddiası
Bulgular
Görüntüler montajlanmış.
Millet İttifakı'nın 2023 Türkiye Genel Seçimleri için yayınladığı kampanya filminde Murat Karayılan yer almıyor.
Şüpheci Dinsiz
19-01-2024, 06:19
https://www.birgun.net/makale/yolsuzluk-ve-buyuk-yalanlar-339769
Yolsuzluk ve büyük yalanlar
https://static.birgun.net/resim/yazar-profil/2019/08/04/ilhan-cihaner-363-4.jpg
İlhan Cihaner - Siyaset
Giriş: 02.04.2021 04:00
AKP'li genç bir danışmanın/büro görevlisinin lüks bir araç içerisinde kokain kullandığı görüntüler ve sonrasında ortaya dökülen yolsuzluk iddiaları önceki yolsuzluk skandallarından daha fazla etki yaratacak gibi. Skandalın AKP tabanında bile rahatsızlık yaratmasında asıl etkenin, iktidar elitlerinin temsil ettikleri/temsil ettiklerini iddia etikleri tabandan sınıfsal olarak iyice kopmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Yoksulluğun arttığı, ekonominin çöktüğü, esnafın nefes alamadığı bir ortamda açığa çıkan ilişkilerin bu sonucu yaratması kaçınılmaz.
Henüz adli sürecin başında olunmasına rağmen AKP'nin ilgili kişiyi kolaylıkla "gözden çıkarıyor" görünmesi ise *şimdilik- skandalın üst kademelere yansımıyor görünmesi sanırım. Sosyal medya baskısı, iktidarın toplumu yönlendirmekteki manevra kabiliyetini yitirmesi ve görüntülerde kokainin olması da etkili. İktidar Zarrap ve 17-25 skandalındaki gibi ne fetvalarla ne de "imam hatip yapacaktık!" gibi bahanelerle atlatamayacak. Tabii başta muhalefet partileri olmak üzere tepki veren yurttaşlarımızın yaşananları doğru zemine oturtması halinde olacak bu.
Tam bu noktada otoriterliği aşıp faşizanlaşan iktidarın ülkeye nasıl bir büyük yalanı yaşattığını ve kapitalizm-otoriterleşme-yolsuzluk üçlüsünün arasındaki zorunlu bağı teşhis etmemiz gerek. İktidar adına konuşan Mahir Ünal'ın açıklaması ile başlayalım. Gazetecilerin sorusu üzerine: "…Hiçbir şekilde sürecin üstü örtülmeden konunun bütün detayları kamuoyuyla paylaşıldı… AK Parti'nin 19 yılını iktidarda geçirdiği 20 yıllık siyasi hayatının sırrı nedir diye soracak olsanız, bunlar şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik ve denetlenebilirliktir. AK Parti bugüne kadar bazı siyasi partiler gibi bir şeylerin üstünü örtmek yerine her şeyi kamuoyunun önünde açık bir şekilde paylaşmıştır" demiş. Sanki iktidarları döneminde Zarrap, Zencani, Man Adası, Zindaşti-Kuzu, Deniz Feneri gibi devasa yolsuzluklar olmamış ya da bunların üzerine etkin bir şekilde gitmişler, hesabını vermişler gibi.
GÖZÜ KARA ARSIZLIK
Bir de legal görünümlü yolsuzluklar var ki ucu bucağı yok; kupon araziler, kent rantları, ihale yolsuzlukları, adrese teslim ihaleler, peşkeş çekilen kamu varlıkları, vergi afları, KÖİ projeleri, maden ve enerji ihaleleri, kadrolaşmalar… Saymakla bitmez. En basiti kamu bankaları aracılığı ile verilen destek kredilerin kimlere, nasıl tahsis edildiği ve nerelere gittiğine bakılsa yeter. Şeffaflık bir yana yazan gazetecileri içeri atma, kriminalleştirme, olmadı yayın yasakları ve ticari sır bahanesi ile üzerini örtme. "Şeffaflık" dedikleri, gözü kara bir arsızlık!
MEVZUATIN HEPSİ ÇÖP
Büyük yalanın bir diğer görünümü ise mevzuat ve üst kurumlar. Çoğu neoliberalleşme ve AB sürecinde uluslararası sermaye ile bütünleşmek için imzalanmış ve kurulmuş. Uluslararası sözleşmelerden Anayasa'ya, kanunlardan genelgelere kadar -sözde- yolsuzlukla mücadele için oluşturulmuş devasa bir mevzuat var. GRECO (Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu), Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi, Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, vs. bir de eylem planları var ki birisinin adı çok fiyakalı: Saydamlığın Artırılması Ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi Stratejisi! Bu devasa mevzuatın hepsi çöp!
HAREKETE GEÇİLMİYOR
Üst kurullara gelince yolsuzlukla mücadele ile doğrudan ya da dolaylı ilgili birçok kurum var: Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu, RTÜK, vs. Bunlar ise yolsuzlukla mücadelede etkin rol almak bir yana liyakatsiz atmalar ve sansürlerle göstermelik raporlarla arpalığa dönüşmüş durumda. Mücadelede en kritik mekanizma olan yargının hali ise ortada. Resen soruşturulması gereken suçlarda bile harekete geçmiyor.
Bu koşullarda yapılması gerekenlere gelince; öncelikle "devr-i sabık yaratmayacağız" söylemi terk edilmeli. Geçmiş belediye yönetimlerinin tüm usulsüzlüklerinin üzerine gidilmeli, yenilerine müsaade edilmemeli. "Şeyleri adı ile çağırıp" israf ve kul hakkı gibi hesap sormayı öte dünyaya ertelemeyi ima eden dil terk edilmeli. Kuralsızlık ve özgürlüklerin boğulmasının en çok yoksulların gündelik yaşamını zorlaştırdığını göstermemiz gerekli.
Tam da bir farkındalık sağlanmışken ayakları yere basan bir düzen/kapitalizm eleştirisi yapılarak geniş kitlelere kamucu politikalar önerilmeli. Olası ittifakların olmazsa olmazı haline getirilmeli. Sivil itaatsizlikler ve ifşaa kampanyaları ile yolsuzlukla mücadele sokağa indirilerek halka mal edilmeli.
"Kim gelse aynı şeyleri yapar" yaklaşımı yerine "bir şeylerin değişebileceği" umudu ancak böyle verilir.
Şüpheci Dinsiz
19-01-2024, 06:21
2019 tarihli bir yazı sanırım, yine de yalancılık, soygun ve rant akepenin tipik kimliğidir, varlık sebebidir, değişmez politikasıdır.
https://halkevleri.org.tr/2022/09/15/akpnin-sosyal-konut-yalani/
AKP'nin sosyal konut yalanı
https://halkevleri.org.tr/wp-content/uploads/2022/09/Basliksiz-1.jpg
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iki gün önce yoksullara sosyal konut üretilip satılacağına ilişkin açıklamaları göz boyama amaçlı bir seçim çalışmasıdır. Bu proje hem sahip olduğu paradigma hem de yoksullara kurduğu tuzak açısından vahimdir. Neoliberalizmin ülkemizdeki baş temsilcisi Erdoğan'a göre bütün sosyal haklar, para karşılığı ya da mülk sahipliği şeklinde elde edilebilir. Dolayısıyla açıklanan projeler sosyal konut projesi değil yoksullara ev satma projesidir.
TOKİ, borç-taksit ödemelerini altı ayda bir memur maaş artışına endekslemiş durumdadır. Enflasyon tek haneliyken pek de sorun olmayan bu durum, içinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda, yoksullar üzerinde büyük bir basınç yaratmaktadır. Genel yaşam giderlerindeki artış ile ücretlerdeki artış aynı oranda olmadığı için TOKİ taksitleri ödenemez hale gelmiştir. Çok sayıda kişi bankalardan borç alarak TOKİ borçlarını kapatıyor. Banka kredileri bile vatandaşlar için TOKİ'ye göre daha avantajlı durumdadır. Son açıklanan proje ile ilgili olarak vatandaşlarda taksitlerin sabit olduğu gibi bir yanılsama var.
TOKİ'den daha önce taksitle ev alanlar artan site aidatlarından da mağdur olmuş, 400 TL'ye varan site aidatları, aylık 1000 TL yakıt paraları ödemek zorunda kalmışlardır.
Son olarak açıklanan projede TOKİ başkanı, evler teslim edilmeden önce en az 1 yıl ödeme alacaklarını söylemiştir. Yani vatandaş hem oturduğu evin kirasını hem de TOKİ borcunu ödemek zorunda kalacaktır.
Erdoğan'ın açıklamasında yer alan "Avrupa'da ev sahipliğinde en üst sıralardayız" sözleri ise tamamen gerçek dışıdır. Türkiye'de konut sahipliği oranı 2014 yılından bu yana düşmektedir. 2014'de % 61 olan konut sahipliği oranı şu an % 57'dir. Avrupa ülkelerinde konut sahipliği oranı bir iki ülke hariç Türkiye'nin çok üstündedir. O ülkelerde de kira yardımları ve çok sayıda ucuz kiralık kamu konutları vardır. Avrupa ülkeleri düşük kamu konut kiraları ve kira yardımları ile düşünülünce, barınma hakkında Türkiye en alt sıradadır.
Açıklanan 2+1 konut fiyatları 608-770 bin TL, 3+1 daire fiyatları 850-950 bin TL arasındadır. Açıklanan projelerde konut metrajlarına dair net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak daha önceki TOKİ uygulamalarına bakarsak, 2+1 daireler, 75-85 m2 brüt olarak üretilmektedir. Bunların net kullanım alanları 60-70 m2'dir. 3+1 dairelerin brüt alanı ise 100 m2'dir, net kullanım alanı 80 m2'dir.
Açıklanan bu fiyatlar maliyetin en az iki katıdır. TOKİ uygulamaları vergi ve harçlardan, altyapı giderlerinden muaftır. Ayrıca hazır projeler uygulanmakta olup proje maliyeti de yoktur. Konutlar devlet arsasına yapılmaktadır. Ayrıca pek çok uygulamada TOKİ müteahhitlere arsa karşılığı (oldukça rantlı arsalar) iş yaptırıp para dahi ödememektedir. Bu nedenle 100 m2 brüt bir daire maliyeti, müteahhit karı dahil 350 bin TL civarıdır. Ama açıklanan projede 100 m2 konutlar 850-950 bin Tl'ye satılmaktadır. Erdoğan'ın açıklamalarında bulunan % 40 indirimli veriyoruz lafı doğru değildir.
Peşinat olarak proje bedelinin yüzde onu alınmakta ve ayrıca konut imalatı sürerken en az bir yıl taksit ödemesi yapılacağı düşünüldüğünde, evin gerçek değerinin (350 bin TL) yarısını zaten ödemiş oluyorlar. Yani yoksullara indirimli bir konut üretimi söz konusu değildir.
AKP, yoksula yardım adı altında konut üretip yoksulları hem soymakta hem de siyasi, ekonomik olarak kendine-sisteme bağlama politikası gütmektedir. TOKİ'den ev alanlar 10-20 yıl boyunca borçlandırılmaktadır. Borçlandırma, bir kitle pasifikasyon aracı işlevi görerek yoksul halk tepkilerini, isyanlarını bastırmada kullanılmaktadır. Bu projelerle yoksullar kentlerin çeperlerine atılacak ve kent merkezleri yoksulların göremediği, yararlanamadığı yerlere dönüşecektir.
Yoksullara yüksek fiyatlı konut satarak mülk edindirme amacı güden, piyasayı canlandırma işini yoksullar üzerinden gerçekleştirmeye çalışan, yoksullara umut satan politikalar terk edilmelidir. Devlet, yaşanabilir nitelikli konutlar üreterek yoksullara düşük kiralarla vererek konut sorununu çözme yoluna gitmelidir.
Barınma haktır satılamaz.
HALKEVLERİ
Şüpheci Dinsiz
19-01-2024, 06:34
AKP, orman talanı belli olmasın diye BM'nin çevre ve orman örgütüne sahte beyan veya rüşvetle yalan söyletiyor.
https://yeniyasamgazetesi5.com/akpnin-yalanlari-faonun-orman-raporunda/
AKP'nin yalanları FAO'nun orman raporunda
23 Ekim 2023 Pazartesi - 23:00 Kategori: Ekoloji, Manşet
https://yeniyasamgazetesi5.com/wp-content/uploads/2023/10/yusufgursucu-750x375.jpg
Tüm dünyada ve Türkiye'de orman varlığında büyük kayıplar yaşanırken, AKP iktidarı Türkiye'de ormanların arttığını iddia ediyor. Bu gerçek dışı iddianın FAO raporlarında doğru gibi verilmesi dikkat çekici
Yusuf Gürsucu / İstanbul
Birleşmiş Milletler'in (BM) adeta çöktüğü günümüzde şirketlerin kolaylaştırıcılığı dışında nerdeyse hiçbir işlevi kalmazken, BM'ye bağlı Gıda ve Taarım Örgütü de (FAO) aynı durumda. FAO'nun dünyada en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında Türkiye'yi Avrupa'da ilk, dünyada ise 4. sırada göstermesi dikkat çekerken, bu sıralamayı iktidarın gerçeği yansıtmayan açıklamalarını baz alarak düzenlediği anlaşılabilmekte. 2002'den bu yana 784 bin hektar ormanın maden ve enerji şirketlerine tahsis edildiğini görmeyen FAO'nun, Kürt coğrafyasında yanan, madenlere tahsis edilen, kesilip yakılarak yok edilen ormanlarla ilgili gerçekleri görmesi ise mümkün değil.
Gerçekler Genel Müdürü yalanlıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey AA'ya yaptığı açıklamada, "1900'lü yılların başından 2002'ye kadar yapılan ağaçlandırmaların yılık ortalamasına bakıldığında, son 21 yılda bu çalışmaların 5 katını yapar hale geldik. 2000 yılların başında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız 23,2 milyon hektara ulaştı. Ülkemizin 29,6'sı ormanlarla kaplı durumda. Dünyada en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında Türkiye, FAO'nun raporlarına bakıldığı zaman Avrupa'da ilk, dünyada ise 4. sırada. Türkiye, orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında ise dünyada 6., Avrupa'da ilk sırada yer alıyor. Kumul ağaçlandırması gibi özel çalışmalarda da Avrupa'da en başarılı ülkeyiz. 13 bin hektar kumul alanda ağaçlandırma çalışması gerçekleştirdik" iddiaları gerçeği yansıtmazken, FAO'nun bu gerçek dışı bilgileri doğru kabul etmesi FAO'nun AKP'nin memuru gibi hareket ettiğine işaret ediyor.
FAO AKP'nin sözcüsü gibi!
İktidarın iddialarını doğru kabul eden FAO'nun raporunun tam tersi bir durum yaşanmakta. Ormancılar Derneği'nin raporunda sadece 2021 yılı içinde, iktidarın yürürlüğe koyduğu yasa ve yönetmelik değişiklikleriyle, turizm amacıyla yapılan tahsisler kolaylaştırılırken, Orman Kanunu'nun 17. ve 18. maddeleriyle ilgili çıkarılan iki farklı yönetmelikle ormancılık dışı amaçlarla yapılan tahsislerin kapsamının genişletildiği yer almakta. Dernek raporunda, "Türkiye'de genel olarak orman alanı artışı görülüyor olmasına rağmen bu artış topluma şeffaf ve doğru bir şekilde aktarılmamakta, konunun bazı yönleri ön plana çıkarılırken bazı yönleri saklı tutulmakta ve toplumda gerçeklerle uyumlu olmayan bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır" tespitleri FAO'nun da bu yanlış algıya hizmet ettiğini göstermekte. Diğer yandan Kürt coğrafyasında yakılan ve kesilerek katledilen orman varlığı ise hem Orman Genel Müdürlüğü hem de il Orman B. Müdürlüklerinde tüm yaşananlara rağmen orman yerindeymiş gibi envanterlerde gösterilmeye devam edilmekte.
AKP dönemi yalan dünya!
G. Müdür Karacabey'in aksine Ormancılar Derneği, "İktidar partisi temsilcileri ve ormancılık bürokratları orman alanı artışının yapılan ağaçlandırmalar sayesinde olduğu gibi bir algı yaratmaya çalışmaktadırlar. Oysa aynı partinin iktidarda olduğu 19 yıl boyunca (2003-2021 yılları arası) yapılan toplam ağaçlandırma miktarı 609.090 hektar ve yıllık ortalama ağaçlandırma miktarı 32.000 hektarken, önceki 19 yılda (1984-2002) yapılan toplam ağaçlandırma miktarı 1.115.367 hektar ve yıllık ortalama ağaçlandırma miktarı ise 59 bin hektardır. Yani, AKP hükümetlerinin görevde olduğu dönemde, aynı süreye karşılık gelen bir önceki döneme göre daha az ağaçlandırma yapılmıştır" denilmekte.
784 bin hektar maden ve enerjiye
https://yeniyasamgazetesi5.com/wp-content/uploads/2023/10/12-hab1-Adeta-somurge-hukukunun-isletildigi-Kurt-cografyasinda-Cudi-Daglari-basta-olmak-uzere-ormanlar-yakilip-kesilirken-orman-kayiplari-envanterlerde-yer-almamasi-dikkat-cekici-1280x720.jpeg
Adeta sömürge hukukunun işletildiği Kürt coğrafyasında Cudi Dağları başta olmak üzere ormanlar yakılıp kesilirken, orman kayıpları envanterlerde yer almaması dikkat çekici.
Ormancılar Derneği'nin 13 akademisyen ve ilgili meslek grubunun birlikte hazırladığı raporda çarpıcı tespit yer almakta. Raporda, "Orman Yasası'nın ilgili maddelerinde sık sık değişiklik yapılarak birçok değişik amaç için orman alanlarının ormancılık dışı uygulamalara tahsisi olanaklı hale getirilmiş ve giderek artan miktarda orman alanı ormancılık dışı uygulamalara tahsis edilmeye başlanmıştır. 2020 yılı sonu itibarıyla toplam 748.000 hektar orman alanı madencilikten enerjiye, turizmden ulaştırmaya uzanan geniş bir yelpazedeki uygulamalara tahsis edilmiş durumdadır. Fiilen orman olmayan ve ülke toplam orman alanının yüzde 3,2'sine karşılık gelen bu alanlar orman varlığı envanterinde halen orman olarak görünmeye devam etmekte ve bu nedenle ormanların azalmadığı aksine arttığı yönünde yanıltıcı bir algı oluşturmaktadır" diye belirtilirken, 784 bin hektar alanda yaklaşık 7 milyar ağacın katledildiğini vurgulamak gerekiyor.
Tahsis tüm zamanların yüzde 66'sı
Raporda, "Yalnızca 2004-2020 yılları arasında yapılan tahsis miktarı 494.000 hektardır ve tüm zamanlarda yapılan tahsislerin yüzde 66'sına karşılık gelmektedir. Bu dönemde yapılan yıllık ortalama tahsis miktarı yaklaşık 29.000 hektarken son beş yılda (2016-2020) yapılan yıllık ortalama tahsis miktarı ise yaklaşık 39.000 hektardır. Yapılan tahsislerin sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise enerji ve madencilik sektörlerinin öne çıktığı görülmektedir. 2012-2020 yılları arasındaki dokuz yıllık dönemde yapılan toplam tahsis işleminin (51.663 adet) yaklaşık yüzde 44'ü madencilik, yaklaşık yüzde 20'si ise enerji sektörüne yapılan tahsislerdir. Alan olarak bakıldığında ise aynı dönemde tahsisi yapılan toplam 342.846 hektar orman alanının yaklaşık yüzde 37'si enerji, yaklaşık yüzde 25'i ise madencilik sektörüne yapılan tahsislerdir" ifadeleri yer almakta.
FAO temsilcisi AKP'nin memuru mu?
FAO'nun Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu 2018 yılıında atanmasından bu yana sanki AKP'nin memuru gibi hareket ettiği izlenmi vermekte. Gutu'nun aynı zamanda, 2006 yılında AKP'nin desteğiyle açılan Orta Asya Alt Bölge Ofisi (SEC) (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) başında bulunması dikkat çekici. FAO'ya Türkiye'de AKP hükümeti ve bürokratlarının hazırlayıp sunulan rapor bilgileri muhtemelen araştırmaya gerek duymadan FAO'nun raporlarına doğruymuş gibi yer almasını sağlayan imzayı herhalde Gutu atıyor olmalı.
Şirketler büyütülüyor
Türkiye 1948'de FAO'ya üye oldu ve kurumun ilk ülke ofisini 1982'de Ankara'da kurması dikkat çekici. SEC'in kurulması sonrası, FAO-Türkiye Gıda ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP) oluşturuldu. 2014 yılında imzalanan anlaşma, FAO ve Türkiye Ortaklığı kapsamında FTPP ve FAO-Türkiye Ormancılık Ortaklığı Programı (FTFP) uygulamaya kondu. Küresel Çevre Fonu'nun (GEF) ortağı olan FAO, Türkiye'de GEF tarafından finanse edilen projeleri ile özellikle ormancılık ve balıkçılıkla ilgili sürdürülebilir tarım konusunda çalışmalar yaptığı iddia edilirken, Türkiye'de bu çalışmaların bir karşılığı ise sadece şirketlerin büyümesinde ortaya çıkmaktadır.
Şüpheci Dinsiz
19-01-2024, 16:58
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1748338267731226666
spartacus
20-01-2024, 01:00
https://www.youtube.com/watch?v=_zb7MuApZZA
spartacus
20-01-2024, 08:53
Yalanlar sadece oy değil, asıl halkı aldatmak, soymak için de...
Denizfeneri yolsuzluğu unutuldu mu?
https://www.youtube.com/watch?v=y6Pwh4OJc4M
Şüpheci Dinsiz
20-01-2024, 18:49
Seçimin adil olduğu yalanı.
AKP-MHP-YSK-TSK-Polis el ele Doğu ve Güneydoğu illerinde seçmen kayıtlarıyla oynuyor.
https://twitter.com/dokuz8haber/status/1748723657684221977
Şüpheci Dinsiz
09-02-2024, 02:31
https://twitter.com/dokuz8haber/status/1755701214191255976
Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 15:04
Bu konuşmalar suç değil mi, Cumhurbaşkanlığı-hükümet-bakanlıklar-bürokratlar-emniyet-yargı bütün vatandaşlara eşit hizmet vermek zorunda değil mi, oy vermeyecek olanları açıkça tehdit etmiyor mu?
https://twitter.com/dokuz8haber/status/1758460348812709903
https://twitter.com/gazeteduvar/status/1758459381509693599
Şüpheci Dinsiz
25-02-2024, 13:00
"İsrail Tarım Bakanlığı'na göre, onlarca kişinin ölümüne yol açan Gazze Şeridi'ne gıda ve su girişini kesmeye devam eden işgal devleti İsrail'e en çok sebze ve meyve ihraç eden ülkelerin başında Türkiye ve Ürdün geliyor."
https://twitter.com/QudsNen/status/1761044853826163079
https://twitter.com/sendika_org/status/1761667100643397639
Alvin,
Nerdesin lan yavşak.
Bu forum, çok yalan gördü
Sen, (bana göre) en yavşaklarından biriydin.
Alvin,
Nerdesin lan yavşak.
Bu forum, çok yalan gördü
Sen, (bana göre) en yavşaklarından biriydin.
Ben yavsak degildim. Sen kufurbazsin. Gel seninle bilim konusalim, saglik konusalim, yoga konusalim, ne bileyim, yuruyus, egzersiz, olmadi Kant konusalim, Spinoza konusalim, Peter Singer konusalim, etik konusalim diyorum, tutturmussun 17 yildir bir madddedir de madde. Ne var ulan bu maddede. Ben, neredeyse 40 yasina geldim, yolun yarisini kendimce yariladim. gencligimden beri seni tanirim, surekli kufur, hakaret. Olmuyor iste olmuyor. Kufurle olmuyor. Sayginin olmadigi yerde iletisim de olmuyor. Senin yontemlerinle olmuyor iste.
"ictenlik"
27-02-2024, 19:44
Bu kesin yalandır, ben neden başlığın konusu dışına çıkayım ya da konuyla ilgili foruma yazmayayım
Hadi onu bırak başkaları çıkmadı mı?
Mesaj / Sebep Tarih / Mesajı Gönderen Ceza Puanları / Sona Erme
Özel Sebep: Başlığın konusunun dışına çıktınız ya da konunuzla ilgili olan foruma yazmadığınız için uyarı aldınız. Ceza puanı almadınız ancak tekrarı durumunda ceza puanı alabilirsiniz.
30-10-2017 23:42 yazan Natan 0 / Süresi Doldu
Şüpheci Dinsiz
29-02-2024, 16:57
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1763066570463695085
Ben yavsak degildim. Sen kufurbazsin. Gel seninle bilim konusalim, saglik konusalim, yoga konusalim, ne bileyim, yuruyus, egzersiz, olmadi Kant konusalim, Spinoza konusalim, Peter Singer konusalim, etik konusalim diyorum, tutturmussun 17 yildir bir madddedir de madde. Ne var ulan bu maddede. Ben, neredeyse 40 yasina geldim, yolun yarisini kendimce yariladim. gencligimden beri seni tanirim, surekli kufur, hakaret. Olmuyor iste olmuyor. Kufurle olmuyor. Sayginin olmadigi yerde iletisim de olmuyor. Senin yontemlerinle olmuyor iste.
Bak yarımakıllı, olayı netleştireyim.
Geçen gün, (biraz da sarhoş) foruma üye girişi yaptım. Bu başlığı okumaya çalışırken mesaj kutusuna gözüm takıldı.
Kimseye özel mesaj atmam, bana atılanları da silerim.
Ama msj kutusunda silinmemiş birkaç msj vardı.
Biri senden.
Sana kendi mesajını forward edeyim mi?
Bak bakalım kim küfürbaz.
Başlıkla alakasız gibi duran bu polemiği de alakalandıralım.
Tıpkı akp gibisin be çocuk.
Burda nezaket abidesi mr.etik
Mesajını buraya alıntılamıyorum. Sana geri yolluyorum.
Mesaj kutunda yazdıklarına bi bak,
Sonra gelirsin, bilim-milim falan-filan konuşuruz.
Bay küçük burjuva.
Bak yarımakıllı, olayı netleştireyim.
Geçen gün, (biraz da sarhoş) foruma üye girişi yaptım. Bu başlığı okumaya çalışırken mesaj kutusuna gözüm takıldı.
Kimseye özel mesaj atmam, bana atılanları da silerim.
Ama msj kutusunda silinmemiş birkaç msj vardı.
Biri senden.
Sana kendi mesajını forward edeyim mi?
Bak bakalım kim küfürbaz.
Başlıkla alakasız gibi duran bu polemiği de alakalandıralım.
Tıpkı akp gibisin be çocuk.
Burda nezaket abidesi mr.etik
Mesajını buraya alıntılamıyorum. Sana geri yolluyorum.
Mesaj kutunda yazdıklarına bi bak,
Sonra gelirsin, bilim-milim falan-filan konuşuruz.
Bay küçük burjuva.
Mesajina bakmadim. Bak guzel abim, 'akilli' abim. Kufur mus, hakaretmis. Bunlarin hepi geride kaldi. Sen de her hafta burada onlarca kisiye kufur ettin. Kufredilen insanlarin nasil hissettigini simdi anliyorsun. Kufrun bu saatten sonra kimseye faydasi yok. Kufur dedigin hafleri alirsin, yan yana koyarsin. Ucup gider. Ilk once, sebepsizce bana hakaret eden, kufur eden de sensin zaten. Aramizdaki saygiyi da bozan sensin. Ama bunlari kapat artik.
Simdi unutaim bunlari. Sen canini sikma. Gel konusalim. Ben diyorum ki 'insan madde sadece madde degildir' yada "hersey madde" degildir. Gel, uygun baslikta bunlari konusalim. Egzersiz, saglik, stress, bilgi, felsefe vs konusalim. Etik konusalim. Baska seyler konusalim. Zaten genel forum alanindayiz. Bosver konulari dagitmayalim. Onumuze bakalim.
Ben artik seninle konusmam diyorsan, ona bisey diyemem. Herkes ozgurdur. Varsa bir fikrin, bilgin, deneyimin belirli konularda, paylas. Konular uzerinden kisisellestirmeden gideriz. Kisisellestirici bir dil kullaninca problem oluyor.
Bak yarımakıllı, olayı netleştireyim.
Geçen gün, (biraz da sarhoş) foruma üye girişi yaptım. Bu başlığı okumaya çalışırken mesaj kutusuna gözüm takıldı.
Kimseye özel mesaj atmam, bana atılanları da silerim.
Ama msj kutusunda silinmemiş birkaç msj vardı.
Biri senden.
Sana kendi mesajını forward edeyim mi?
Bak bakalım kim küfürbaz.
Başlıkla alakasız gibi duran bu polemiği de alakalandıralım.
Tıpkı akp gibisin be çocuk.
Burda nezaket abidesi mr.etik
Mesajını buraya alıntılamıyorum. Sana geri yolluyorum.
Mesaj kutunda yazdıklarına bi bak,
Sonra gelirsin, bilim-milim falan-filan konuşuruz.
Bay küçük burjuva.
Khaos,
Ben sana niye bu kadar - defalarca- kufur ettim biliyor musun abi? Cunku ben hayatimda ilk defa bir insana kufur ettim. Bunu ilk defa deneyimledim. (icimden Erdogana kufretmisligim vardir ama o aklimdan gecen, sozlu yada yazili degil. Lisedeyken de manyak, salak gibi kelimeleri nadir kullanmisimdir-
O yuzden yeni kesfedercesine bi dunya sey soyledim sana. beni affet :)
Cok yanlis zamanima denk geldi bide. Daha sonra da biraktim zaten.
Gel barisalim.
Şüpheci Dinsiz
02-03-2024, 01:07
Kurum, "31 martta en çok Gazze'li mazlumlar sevinecek, İBB olarak Gazze'ye insani yardım yapacağız" demiş. Seçimde "Netanyahu mu, Kurum mu?" diye sormalarına az kaldı. Geçen seçimde "Sisi mi, Binali mi?" diye sormuşlardı.
https://twitter.com/maazibrahimoglu/status/1763683560387436813
Şüpheci Dinsiz
03-03-2024, 19:39
Yalan Dünya - Coşkun Aral Anlatıyor
o_LXKx7qZmc