PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Erzincan'da Çöpler madeninde siyanürlü toprak kayması oldu!


Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 20:37
Erzincan İliç'de altın madeninde göçük meydana geldi. Bazı maden emekçileri göçük altında kaldı. Siyanür borusu patladı ve siyanür 3 saat süreyle doğaya karıştı.

https://twitter.com/ARIFCANGI/status/1757415026141315351

https://twitter.com/DevrimZamani4/status/1757455727822541001

https://twitter.com/evrenselgzt/status/1757455380701929889

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 20:37
https://twitter.com/DevrimZamani4/status/1757454810922549421

https://twitter.com/Ekobelgesel/status/1757408641936732438

https://twitter.com/arahmangok/status/1757445178623737949

https://twitter.com/mehvesevin/status/1757455669249142905

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 20:43
https://twitter.com/t24comtr/status/1757454300609991008

https://twitter.com/BarisAkademik/status/1757453465045831782

https://twitter.com/DevrimZamani4/status/1757453786929320026

https://twitter.com/etkilihaber/status/1757433633932267895

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 20:48
https://twitter.com/yasarustaportal/status/1757433507108782562

https://twitter.com/MunzurHayattir/status/1757449701610193021

https://twitter.com/evrenselgzt/status/1757452961603862964

https://twitter.com/sendika_org/status/1757408009179775476

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 20:57
Türkiye'ye en çok düşmanlık besleyen bir ülkeyi düşünün, öyle ki; Anadolu'da yaşayan her canlıyı öldürmek istesin. Emin olun ki bu ülkeye akepe-mehepe çetesi kadar zarar veremezler. akepe-mehepe çetesinin gözü öyle dönmüş ki, bu toprakları yaşanmaz hale getiriyorlar.

https://twitter.com/tayfun_kahraman/status/1757452683261194353

https://twitter.com/kacsaatolduson/status/1757452623563612669

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 21:08
https://twitter.com/isigmeclisi/status/1757398980122534052

https://twitter.com/isigmeclisi/status/1757452235494105303

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 21:22
https://twitter.com/FigenCalikusu/status/1757451587960688669

https://twitter.com/bahadir_ozgr/status/1757424096474738960

https://twitter.com/SunayAkin/status/1757439499997475183

https://twitter.com/sendika_org/status/1757449397875470661

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 21:26
https://twitter.com/dokuz8haber/status/1757449956778987885

İlhan Cihaner anlatıyor: Erzincan İliç'teki madende neler olmuştu?
_nYF5OY9l5k

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 21:58
https://twitter.com/TMMOB1954/status/1757409664331895202

Bu altın madeninde daha önce de siyanür sızıntısı yaşanmış, maden kapatılmış, bir ay sonra tekrar açılmış, ÇED raporları, uzman görüşleri, hatta AYM kararları görmezden gelinmiş, yetmezmiş gibi kapasite arttırımına gidilerek 3 katına yükseltilmiş.

Aşağıdaki ibretlik videoda bölge halkından bazılarının bilgisizliği, umursamazlığı ve kişisel çıkarları için körü körüne madeni nasıl cansiperane savunduğu yer alıyor. Bir yıl önce videoyu hazırlayan kişi maden şirketini zor durumda bırakmamak için elinden geleni yapmış.

Din-ırk zırvalarıyla ahmaklaştırılmış, uyuşturulmuş bir güruh elbette bilime kulaklarını kapatır. Şimdi bu güruha "gördün mü ..." diye sorulsa "kader-fıtrat" derler.

Tüm Gerçekliğiyle Erzincan'daki Altın Madenlerinde Neler Yaşandı? | Köylülerle Konuştuk
5T4VIgV_Dpo

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 22:11
https://twitter.com/Nesaitrien/status/1757411750545064326

https://twitter.com/serargul/status/1757445852761620911

Yatacak yeriniz yok. Bunların hesabı bir gün sorulur umarım.
https://twitter.com/hacerfoggo/status/1757435575806595249

Şüpheci Dinsiz
13-02-2024, 22:25
İlhan Cihaner Çöpler Altın Madeni İle İlgili Yürüttüğü Soruşturmanın Ortadan Kaldırılışını Anlatıyor
pPTXUAysmXs

İliç'te göstere göstere gelen katliam! Fatih Yaşlı ve Çağlar Tekin ile...
ID8dU6HW3F0

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 00:25
https://twitter.com/bahadir_ozgr/status/1757486185218269506

https://twitter.com/kazimkizil/status/1757492377281761554

https://twitter.com/goksugoksel/status/1757490651371852229

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 03:52
https://twitter.com/bulentilgaz/status/1757522313560371292

https://twitter.com/bahadir_ozgr/status/1757415742297763843

https://twitter.com/fatih_yasli/status/1757537938521424302

https://twitter.com/sendika_org/status/1757537751593816472

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 08:55
https://twitter.com/hakki_ozdal/status/1757640145052836030

https://twitter.com/cagdas_err/status/1757448449060983223

https://twitter.com/cagdas_err/status/1757448449060983223

spartacus
14-02-2024, 09:10
Neler olmuştu;
Ülkeyi geri dönüşü mümkün olmayacak noktaya değin talan eden AKP+MHP kleptokrasisi, Erzincan'daki altın madenlerini Kanadalı bir firmaya peşkeş çekti, yandaş firmayı ortak, Berat Albayrak'ı da SEO yaptılar.
Bu firmanın 2 milyar küsür VERGİ BORCUNU DA SİLDİLER. Kısaca altın KANADA'YA, PARASI YANDAŞ firma üzerinden bunalrın cebine, halka düşen pay da ZEHİR ve ölüm!

Ülke kaynakları, halkın malı denilen kaynaklar, 1 avuç muktedir ve yandaşları olmak üzere, zemini buna dayalı, temeli yağma olan kapitalizmin olanaklarıyla, yıllardır yağmalıyorlar. Sinekten dahi yağ çekiyorlar, o derecede korkunç bir soygun, talan düzeni ve faşizmi altında eziliyoruz.
Sırf muktedirler ve yandaşları, konteynerlar dolusu paralarına yeni koneynerlar dahil olsun diye, cahil, aldatılmış, zombileşmiş bir toplumu da kullanarak coğrafyanın varını yoğunu çalıyor, talan ediyorlar.

Bu madendeki usulsüzlükleri araştıran savcıyı ise, üzerine her zamanki gibi FETÖ isnatı yapıştırıp -sözde gizli bir tanık adıyla-o da bunun yerine atacak olan savcı çıktı iyi mi?-, kısaca belgesiz, ipsiz, sapsız!-, hayatını kararttılar! Bunlar sadece hırsızlıkları, yolsuzlukları, toplmu kandırmaları değil, yaptığı her şeyin bedelini ödemeli, bir şekilde çalıp, çırptıkları, katlettikleri hayat ve doğa namına, cezasını çekmeli, yurt dışına kaçırdıkları paralar da dahil, tüm servetleri kamulaştırılmalı, yargılanmalı, gereği yapılmalı...

https://youtu.be/9lc_kYrbSUU

O kadar çok video var ki, göz, göre, göre çekilmiş, ama buna rağmen başta Binali ve Murat Kurum olmak üzere, bu madende siyanür olmadığı, hiç bir zararı olmadığı, bunu söyleyenlerin hain olduğu imasıyla, bu peşkeşe onay verilmiştir - hükümet adına kısaca AKP ve YANDAŞ FİRMALAR ADINA.

BİR DOLU VİDEO VAR, tamamen açık, yalıtılmamış SİYANÜR GÖLÜ VAR, rüzgarla, toprakla yok dedikleri zehir, atmosfere, her yana dağılıyor, ALTINDAN FAY GEÇİYOR, 300 metre ilerisi ırmak(FIRAT), kısace Erzincan değil sadece, çok geniş bir coğrafya, sırf 3-5 muktedir ve yandaşları milyarlarına, yeni milyarlar(gözlerini siyanür doyursun!) katacak diye!

Bu ülkenin resmidir, ANADOLUNUN her karış toprağı bu durumdadır, her karış toprağına çökmüş örgütlü bir talan sistemi, örümcek ağı gibi talan üzerine sarılmış bir coğrafyayı düşünün, sadece yapıp ettikleri değil, sadece insanı değil, doğayı da, her canı, havayı, suyu, toprağını, fahiş talanları+kazançları, hırsızlıkları uğruna katlettiklerini düşünün, bu kazanın içinde yananın sadece bunlara oy veren yalan, dolan, sahtekarlığı ve ahmak cehaletini -resmen zombiler- yaşam kaynağı ilan etmiş cahiller değil, her şeydir. Yayıldıkları her alanı kurutuyorlar, ne olduklarının tarifini yapmaya, bunları tanımlamaya kelimeler yetmiyor.

Ve Dünyanın 3. büyük altın madeni işletilirken, nüfusun yarısı açlık, kalan yarsının yarısı da yoksulluk seviyesi altında. 1 asgari ücret 1 ev kirası, 1 emekli maaşı yarım ev kirası ediyor. Oysa 1990'larda bunlar ev kirasının 2-3 katı oranındaydılar, AKP'den sonrası içinde kuru ekmek yerim yine de oy veririm diyen akılsız zombiler dahil olmak üzere, halk için katmerli cehennem-yoksulluk, haramiler için sınırsız para, hakimiyet, haramiler saltanatı-cenneti oldu.

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:17
https://twitter.com/yavuzyilmazd/status/1757637382197719412

https://twitter.com/evrenselgzt/status/1757632659441005009

Menfez kapaklarını kapatmakla problemi çözmüş olmazsın, siyanürün olumsuz etkisini zamana yayarsın. Bölgede hava yağışlı, siyanür toprak tarafından emilir, yeraltı sularına karışır, oradan nehirlere-kaynak sularına karışır. Yaban hayvanlarına, bitkilere, bu sularla sulama yapılan tarımsal ürünlere ulaşır.
https://twitter.com/gazeteduvar/status/1757628231459737609

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:21
https://twitter.com/sendika_org/status/1757626973336093016

1 sene önce ilk sızıntı olduğunda 10 küsur milyon TL ceza kesilmiş, hemen ardından 7 küsur milyon dolarlık vergi borcu silinmiş.
https://twitter.com/patronlar/status/1757615360080056759

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:24
https://twitter.com/cns__dmr__/status/1757414075393286493

https://twitter.com/Sine26157524/status/1757522816633651576

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:28
https://twitter.com/hasan16192409/status/1757487328656781546

https://twitter.com/hakki_ozdal/status/1753157891219939654

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:45
https://twitter.com/josephineVV5/status/1757560370074358260

https://twitter.com/gazeteduvar/status/1757623198806659280

https://twitter.com/sendika_org/status/1757623198726709300

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 09:51
"Shakespeare, Atinalı Timon'un ağzından altına dair şöyle söylemiş:
Altın sarı, göz kamaştırıcı, değerli altın!
Bunun şu kadarı karayı ak, çirkini güzel, eğriyi doğru, adiyi soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit eder,
...Ah tanrılar nedir bu? Niçin bu?
Rahiplerinizi, uşaklarınızı, yanınızdan kaçırır,
Çeker güçlü insanların yastıklarını başlarının altından.
Bu sarı köle: din de kurar, din de bozar, kutsar lanetliyi.
Hırsızlara yer, senatörlere kürsüde ün, şan, saygınlık kazandırır.
Haydi, git adı batası çamur!
Sen değil misin milleti birbirine düşüren"

TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Altın Politikaları Sempozyumu Kitabı, 2009 (https://api.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/644b6608791fe87_ek.pdf)
https://api.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/644b6608791fe87_ek.pdf

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 10:17
9 maden emekçisine ulaşılamıyor, ki bu sayının daha fazla olduğunu iddia edenler var. Madende hem içe hem dışa liçli(siyanürle yıkanmış atık) toprak kayması gerçekleşmiş. Kayıp maden emekçileri madenin içi olan kısımda. Üzerlerine milyonlarca ton toprak kaymış, ki toprak değil siyanürlü çamur demek daha yerinde olur, zaten video görüntülerinde koca liç dağının sıvı gibi aktığı görülüyor.

İnsanın yazmaya eli varmıyor ama emekçilerin sağ kurtulma ihtimali çok düşük, umarım kurtarılırlar. Arama kurtarma ekibi madencilerden, asker erlerden oluşturulmuş, resimlerden gördüğüm kadarıyla özel giysi, eldiven, maske gibi bir koruma önlemi alınmamış. Çıplak ellerle tuttukları küreklerle siyanürlü toprağı kazıp göçük altında kalan emekçileri kurtarmaya çalışıyorlar.

https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1757610615500153086

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 11:00
https://twitter.com/artigercek/status/1757600552186212432

https://twitter.com/artigercek/status/1757570355806323142

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 11:15
https://twitter.com/gazeteduvar/status/1757471815478153701

https://www.gazeteduvar.com.tr/karaca-sirket-ilicte-kiyim-yapti-daha-da-korkunc-hale-getirecek-torba-maden-yasasi-mecliste-bekliyor-haber-1669295
Karaca: Şirket İliç'te kıyım yaptı, daha da korkunç hale getirecek Torba Maden Yasası Meclis'te bekliyor

EMEP Milletvekili Karaca, İliç'teki maden katliamını Meclis'e taşıdı: Siyanür sızıntısına rağmen ruhsatı iptal edilmedi bu şirketin. Ama vergi borçları silindi....

13 Şubat Salı 2024 Saat: 21:27

DUVAR - Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca, uyarılara rağmen önlem alınmayan ve resmi rakama göre 9 işçinin siyanürlü atık toprak altında kaldığı göçüğü Meclis gündemine taşıdı.

İşçi direnişlerini anlatmaya hazırlanırken Erzincan'daki madenin haberini aldıklarını belirten Karaca, göçüğü "Bu barbarlık düzeninin bütün fıtratını ortaya koyan olay" olarak niteledi.

"Kanadalı Anagold Madencilik şirketinin sicili çok kabarık. Burası 10 yıldır siyanürle altın madenciliği yapıyor. Üstelik siyanür sızıntısına rağmen ruhsatı iptal edilmedi bu şirketin. Ama vergi borçları silindi. Şirketin yüzde 80 ortağı olan Kanadalı SSR Mining şirketinin bilançosunda bu durum belgelerle ortaya çıktı" diyen Sevda Karaca'nın değerlendirmeleri özetle şöyle:

138 OLAN ULUSLARARASI MADEN ŞİRKETİ 773'E ÇIKTI: Maden faaliyetinin gerçekleştiği alanda Bingöl Yedisu fay hattı bulunuyor. Daha evvel buradaki atık havuzundan siyanür sızmıştı ve bu nedenle burası kapatılmıştı ancak ne hikmetse sonradan açıldı. Çalık Grubu Çöpler Kompleksi Madenini işleten Anagold'un da yüzde 20 ortağı. Üstelik 7,2 milyon dolarlık vergi borçlarının silindiğini tekrar hatırlatıyorum. İşte bu Kanadalı şirketler ülkenin bütün topografyasını paylaşmış durumdalar. Batı Anadolu'da Avanos Gold neyse Doğu Anadolu'da da Anagold o işlevi görüyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nde yer alan bilgiye göre Türkiye'de 2004 yılında 138 olan uluslararası maden şirketi sayısı 773'e çıkmış durumda.

MADEN YASASI TALANA AÇACAK: Vahşi madencilik düzeni yalnız işçilerin canını almıyor. Aynı zamanda halk sağlığını da tehdit ederek doğayı talan ediyor. Meclis'te görüşülmesi beklenen Maden Yasası yerli ve uluslararası sermayenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan etmesini serbest hale getiren bir torba yasa.

JET HIZIYLA RUHSAT: Anagold Madencilik'in Erzincan İliç'te yarattığı bu can kıyımı ve doğa talanı; artık ülkenin dört bir tarafında serbest hale getiriyor bu yasa. 16 maddelik bir kanun teklifiyle 7 farklı kanunda değişiklik yapmak isteniyor. İktidarın minareye kılıf uydurmak dışında pek de bir anlamı olmayan bir sürü gerekçe saydığı bu torba yasanın arka planında; İliç'te yaşadığımız gerçekler var. Maden ruhsatlarının jet hızıyla verilmesinin, patronların çevresel düzenleme yapma zorunluluğunun ortadan kaldırılmasının, su kirliliğinin, toprak erozyonunun, habitat kaybı gibi çevresel sorunlara neden olmalarının önü yasalarla açılmış oluyor." değerlendirmelerinde bulundu.

ÖNLEM ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ NEREDEYSE KALDIRIYOR: Bu torba yasa geçerse işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından zaten dertli olan maden sahalarında önlem alma yükümlülüğünü de neredeyse ortadan kaldırıyor. Bu torba yasayla birlikte madenlerdeki denetimsizlik daha da artacak. İşçilerin canına kast eden, doğayı talan eden, yaşamı tehdit eden vahşi madencilerin gözü doymayan maden patronlarının da önü daha da açılıyor.

Biz bu torba yasaya hayır diyeceğiz. İşçilerin yanında, doğanın yanında olmaya devam edeceğiz.

https://twitter.com/sevdakaraca/status/1757456421912805475

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 11:22
https://twitter.com/haberaktifcom/status/1757680397771563475

https://twitter.com/dokuz8haber/status/1757680354754732502

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 11:32
https://twitter.com/DemirFerit/status/1757674470309777519

https://twitter.com/dokuz8haber/status/1757678776111026652

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 12:09
https://twitter.com/ihdgenelmerkez/status/1757687049480516004

https://twitter.com/DevrimZamani4/status/1757687049472086168

https://twitter.com/fpolat69/status/1757686859516243980

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 18:19
https://twitter.com/ozgur__gelecek/status/1757775737132634477

https://twitter.com/barikatmedya/status/1757775700537364707

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 21:08
https://dersimgazetesi.net/ekoloji/metalurji-yuksek-muhendisi-cemalettin-kucuk-artik-cok-gec-ilicin-bosaltilmasi-lazim/

Metalürji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük: Artık çok geç, İliç'in boşaltılması lazım

14 Şubat 2024, 15:14 yayınlandı

https://dersimgazetesi.net/wp-content/uploads/2024/02/Cemalettin-Kucuk-ilic-1024x683.png

İliç'te yürütülen madencilik faaliyetinin durdurulması gerektiğini vurgulayan Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, "İliç'te yürütülen madencilikte asla önlem alınamaz. Bunlar madencilik faaliyeti değildir, kimyasal işlemler ve doğanın katliamıdır. İliç'te gelinen süreçte örgütlü bir yapı katliama sebep oldu. Zehir, zeminden yeraltı sularına inecek. Bundan sonra hangi önlem alınırsa alınsın bir anlamı yok artık" dedi.

Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, CAN TV'de yayınlanan Ezgi Soysal'ın sunduğu ‘Can Aktüel Bu Sabah' programında konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

"İLİÇ'İ BOŞALTSINLAR"

İliç'te yürütülen madencilik faaliyetinin durdurulması gerektiğini vurgulayan Cemalettin Küçük, "İliç'te yürütülen madencilikte asla önlem alınamaz. Bunlar madencilik faaliyeti değildir, kimyasal işlemler ve doğanın katliamıdır. Toprağın kayacağını ben de biliyordum, şirket yetkilisi de biliyordu, oradaki teknik elemanları da biliyordu. İliç'te gelinen süreçte örgütlü bir yapı katliama sebep oldu. Nasıl ki 1986 yılındaki Nükleer Santral'deki patlamada on binlerce kilometre mesafe ilerleyerek Karadeniz'e, Trakya'ya ve Akdeniz'e çöktüyse aynı durum burada da var. İliç'te yaşanan felaket kilometrelerce ilerideki alanlara ilerleyebilir.

"YAĞMURDAN SONRA İNSANLAR ZEHİRLENEBİLİR, ZEHİR YERALTI SULARINA İNECEK"

Yağacak yağmurdan sonra İliç'te insanlar zehirlenebilir, oradaki madeni kapatsınlar. İliç'i de boşaltsınlar, oraya gaz maskesi dışında 10 kilometre mesafeye kadar kimse girmesin. 2006 yılında Eşme'de 25 kilometre mesafede 1500 kişi zehirlendi. Burada kullanılan zehir Fırat Nehri'ne aktığında tarım arazilerimizi sulamak için Fırat Nehri'ni arıtmak zorunda kalacağız. Zehir, zeminden yeraltı sularına inecek. Bundan sonra hangi önlem alınırsa alınsın bir anlamı yok artık" diye konuştu.

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 21:14
Tweet dizisini X'den okuyun.
https://twitter.com/halkin_mmsp/status/1757805553659596945

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 21:25
Tweet dizisini X'den okuyun.
https://twitter.com/alpklnctr/status/1757505280655417434

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 21:43
"Sadece siyanür değil, arsenik, kadmiyum, kurşun gibi toksik ağır metaller de atık dağının içinde ve tehlike sandığımızdan büyük olabilir" diyor Dr. Ümit Şahin.
Kapsamlı bir haber yayını.
https://twitter.com/medyascope/status/1757736570248122849

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 22:29
https://twitter.com/Ekobelgesel/status/1757801798289489929

https://twitter.com/PirHaberAjansi/status/1757834674200567968

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 22:54
Korkunç Erzincan İliç iddiası! "Borsada hisselerinin çökmemesi için saklamaya çalışıyorlar"
05BEIuQB64s

Kanada'lı SSR Madencilik şirketi İliç faciasından sonra Dünya borsalarında 1 günde %50'den fazla değer kaybetti.
https://twitter.com/bianet_org/status/1757436386100052401

Şüpheci Dinsiz
14-02-2024, 23:30
ŞU HAYVANLAR KONUŞSA İNSANIMSI DÜZELİR Mİ?
ePkvQeyxOHY

Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 07:43
https://www.birgun.net/haber/olumcul-siyanure-karsi-ilic-alarmda-506692

Ölümcül siyanüre karşı İliç alarmda

Giriş: 15.02.2024 06:00 Güncelleme: 15.02.2024 06:19
Sibel BAHÇETEPE

https://static.birgun.net/resim/haber/2024/02/15/olumcul-siyanure-karsi-ilic-alarmda.jpg
Fotoğraf: AA

Çöpler Altın Madeni sahasında istiflenen tonlarca toprağın çökmesi sonucu halk sağlığı uzmanlarından uyarı geldi. Göçüğün meydana geldiği bölgedeki siyanür miktarının henüz bilinmediğini, bu nedenle acil risk değerlendirilmesi yapılarak koruma önlemleri alması gerektiğini belirten hekimler "Siyanürün sağlık etkileri, maruz kalınan siyanür formuna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kısa bir süre içinde yüksek dozda siyanür beyne ve kalbe zarar verdiğinden koma ve ölüme neden olabilir." dedi.

ÖZEL MASKE TAKILMALI

Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, siyanürün tehlikeli olabilen bir kimyasal madde olduğuna dikkat çekerek "Yayılan yığını maden atığı diye düşünmek gerekir. Bu atıkların içerisinde de hem işlem sonrası kalan siyanür bulunabilir, hem de çok farklı ağır metaller bulunabilir. Bu maddelerde özellikle yakın alanda bulunanları etkileyebilir" diye konuştu. Yavuz, özetle şunları söyledi: "Siyanür miktarı yüksek bir atıksa bunlar sulara da karışacaktır. Atıklarda bile bir tehlike söz konusu olabilir. Bu maden atığı olduğu için heyelan olmasaydı da bile belli riskler taşıyor. Yapılan ölçümlerde havada siyanür miktarı belli bir limitin üzerindeyse o bölgede çalışanlar, oturanlar mutlaka özel maskeler takmalı. Gerekli görülürse orada yaşayanlar bir süreliğine o bölgeden tahliye edilmeli. Yüksek dozlarda siyanüre maruz kalmak tehlikeli. Özellikle kalp açısından olumsuz etkileri var. Tiroid bezini de olumsuz etkiler. Özellikle yakın mesafede maruz kalanlar da solunum yolu problemleri, bulantı gibi sıkıntılar olur. Doz artıkça nöbetler gibi daha ciddi problemlere yol açabiliyor. Daha çok ani ve yüksek dozda maruz kalmak ölümcüldür."

11 ÇEVRE FELAKETİ

Mersin Tabip Odası Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nasır Nesanır siyanür nedeniyle kansızlık, kalp yetmezliği, kanser, böbrek yetmezliği, akıl hastalıkları, anormal doğumlar görülebileceğini söyledi. Siyanürlü altın madeninin çok ciddi sağlık sorunlarına yol açacağını anımsatan Nesanır, dünyada 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşandığını anımsattı. Nesanır, özetle şu değerlendirmeyi yaptı: "Bugün İliç'te yaşananlar ülkemiz için bir ilk değildir. Üst üste gelen olaylar kapitalist sistemin doğayı daha yüksek kâr için sömürüsünün ve canlı yaşamını hiçe saymasının sonucudur. Ülkemizi yönetenleri; tüm canlıların yaşamına ve ekosistemlere saygılı olmaya, ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile madenciliği yasaklamaya davet ediyoruz."

Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 07:58
https://bianet.org/haber/cevre-bakanligi-isletmenin-tekrar-acilmasina-neden-onay-verdi-291857

TMMOB JMO, SİYANÜR SIZINTISINI HATIRLATTI

"Çevre Bakanlığı, işletmenin tekrar açılmasına neden onay verdi?"
İliç Altın Madeni İşletmesi'nde yaşananları ‘çevre katliamı' olarak nitelendiren TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2022'deki siyanür sızıntısının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın alınan hangi tedbirleri yeterli görerek işletmenin tekrar açılmasına onay verdiğini sordu.​​​​​​

https://static.bianet.org/haber/2024/02/14/cevre-bakanligi-isletmenin-tekrar-acilmasina-neden-onay-verdi.jpg
Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası, SSR Mining ve Çalış Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik tarafından Erzincan, İliç'te işletilen Çöpler Altın Madeni İşletmesinde yaşananlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Yığın liçi (heap leach) sahasına yığılmış malzemenin duraysızlık sonucunda kaydığını ve dokuz maden işçisinin toprak altında kaldığını hatırlatan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, ön bilgiler ve kayma sırasında alınan ilk video görüntülerden hareketle bazı tespitlerde bulundu.

Söz konusu malzemenin siyanürlü kimyasallar ile liç edilmiş, içinde siyanürlü sıvı çözeltinin yanında bol miktarda zehirli ağır metaller de içerdiğinin belirtildiği açıklamada, 2022'deki siyanür sızıntısının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın alınan hangi tedbirleri yeterli görerek işletmenin tekrar açılmasına onay verdiği soruldu.

Duraysızlık: Herhangi bir yapının veya kayaç ya da zemin kütlesinin, etkilendiği gerilmelerin veya ağırlığının etkisiyle, yerini, konumunu veya şeklini koruyamadığı koşul.

"Projeler hazırlanırken fay hattı dikkate alınmadı"
Haziran 2022'de Çöpler Altın Madeni İşletmesi yığın liçi sahasındaki siyanür karışımının Sabırlı Deresi'ne akması nedeniyle bölgede incelemelerde bulunduklarını hatırlatan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, işletme sahasının aktif bir fay hattı üzerinde kurulduğunu belirtti:

İşletme sahası içerisinde, MTA Genel Müdürlüğü tarafından 2013 yılında yayınlanan Türkiye Diri Fay Haritası'nda aktif olduğu ifade edilen ve Munzur segmenti olarak tanımlanan bir fay hattının bulunduğu tespit edilmiştir.

Ancak bu fay hattının işletme projeleri hazırlanırken dikkate alınmadığı, hatta fayın inaktif olduğunun belirtildiği, hazırlanan atık depolama, üretim ve diğer tesis projelerinde 0.30 g ivme değerleri gibi düşük ivme değerleri baz alınarak proje hazırlandığı görülmüştür.

Olası büyük bir depremde bu alanda bulunan tesislerin yıkılma riski taşıyabileceği ifade edilerek, hazırlanan ve işletilmekte olan atık depolama tesisi, üretim tesisleri ile açık kazı ve yığın liçi için gerekli tasarım parametrelerinin hem statik, hem de dinamik koşullar (açık ocakta patlama ile kazı yapılması nedeniyle) dikkate alınarak yeniden yapılması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmiştir.

2022'deki siyanür sızıntısının ardından "gerekli tedbirlerin alınması için" işletmede geçici süreyle üretimin durdurulduğunu hatırlatan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı alınan hangi tedbirleri yeterli görerek işletmenin tekrar açılmasına onay vermiştir?" diye sordu.

https://static.bianet.org/2024/02/ilic-altin-madeni-isletmesi.jpg
*Çöpler Altın Maden İşletmesi yerleşim planı

Yığın yüksekliğinin fazla olması
"Yığın liçi (heap leach) geçirimsiz bir zemin üzerinde hazırlanan cevher yığını üzerine uygun bir çözücü gönderilerek kazanılacak metalin çözeltiye alınması işlemidir" diyen TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, bu malzemenin kaya ortamlara göre oldukça zayıf, gevşek ve gözenekli bir zemin türü olduğunu kaydetti. Söz konusu malzemenin siyanürlü kimyasallar ile liç edildiği, içinde siyanürlü sıvı çözeltinin yanında bol miktarda zehirli ağır metaller de içerdiği belirtildi.

Açıklamada, bu yığınların sıvı içerdiğini ve sıklıkla stabilite sorunları yaratabildiğine dikkat çekilerek kaymanın olası nedenlerine ilişkin şu ihtimaller sıralandı:


İliç'te gelişen bu büyük boyutlu kaymanın olası nedenlerinden belki başlıcası, video görüntülerinden görüldüğü gibi, yığın yüksekliğinin fazla olması ve bu nedenle yüksekliğin belirli bir limiti geçmiş olma olasılığı ve yığının içerdiği çözeltinin gözeneklerde yarattığı basıncın yükselmiş olması olabilir.

Ayrıca yine malzemenin hareketini gösteren görüntülerden, yığın liçini oluşturan malzemenin kayma sırasında oldukça yüksek bir hızla akan bir zemin gibi davranarak (çamur akması) hareket etmesi de gözenek sıvısı basınçlarının oldukça yüksek olma olasılığının bir göstergesi olabilir.

Geçtiğimiz hafta içinde bu bölgeye düştüğü belirtilen yağışın, bu malzemenin içine süzülmesiyle malzemenin doygunluk derecesinin artmış olması da kuvvetle muhtemeldir. Videoya alınan kayma sırasında malzemenin oldukça hızlı bir akışla sıvı gibi davrandığı da görülmekte olup, bu davranışın "akma duraysızlığı" şeklinde adlandırılması söz konusudur.


TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, "Günümüzde çevre felaketlerine neden olan ve bunu da alışkanlık haline getiren firmaların işletme ruhsatlarını derhal iptal edecek düzenlemeler Maden Kanunu ve Çevre Kanunu içinde işlevlendirilmelidir" dedi.

(VC)

Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 16:15
Hakkı Özdal & Bahadır Özgür anlatıyor: İliç'teki felaket nasıl geldi? | Sorumlusu kim?
mpKJQa7N-T8

Şüpheci Dinsiz
15-02-2024, 16:45
Bu kıyıma bizzat veya ucundan kıyısından sebep olanlar, aynı acıları çekmeden ölmeyin emi.
https://twitter.com/arahmangok/status/1758119589806817281

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 00:37
O kişiler, bu kişiler değil! Erk Acarer
hM69_u4Qtno

TMMOB ve sendikaların İliç'te maden alanlarına girişleri yasaklandı: "ÇOK KÖTÜ NOKTALARA GÖTÜRECEK!"
Y_qMuKJ7Xnk

"Fırat'a inmeme şansı yok" Cemalettin Küçük maden faciasını gözler önüne serdi kurtuluşu anlattı
LSgViKpHy2M

Merdan Yanardağ İliç'te! "130 bin TL dağıtarak köylülerin canlarını ve kanlarını almışlar"
VK49diwrqLU

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 00:54
Deniz Yavuzyılmaz madenindeki facianın hem perde arkasını anlattı hem çed raporunu gösterdi!
2XFPJQ3mV04

TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut'tan Erzincan İliç tepkisi: "Bu doğal bir afet değil"
kRKtq9eQs80

BirGün TV siyanür faciasının yaşandığı İliç'te! "Gördüğümüzün ötesinde, çok daha büyük bir çökme!"
rpFWoQyVqs0

Tıbbi Jeolog Dr. Eşref Atabay siyanür nedir açıklık getirdi
Ps1QkGORH9Y

spartacus
16-02-2024, 06:53
Sıvı ayrı bir yerde, işlenmiş toprak ayrı bir yerde depolanır.

Hem sıvı hem de atık toprak bir dolu asit, zehirli kimyasal barındırır. Sıvı depodan ve atık topraktan, atmosfere, toprağa, rüzgar, yağmur, buharlaşma ve çeşitli canlılar vasıtasıyla zehir doğaya yayılır ve dağılır.

Bu bilinen gerçektir buna rağmen bu madenlere, Türkiye'de aynı yöntemle altına hücum nidalarıyla, ülke toprağı-kaynaklarının AKP muktedirleri ve 3-5 yandaşına peşkeş çekilip, ABD'ye taşımalarına izin verenler, işletenler, altını çalan, talan edenler dahil, tümünün, yargılanması ve hapse mahkum edilmesi gerekir, şarttır.

Kaldı ki, ülke kaynakları çıkartılacaksa, bu hem usüllere ve doğaya zarar vermeyecek yöntemlerle hem de halkın rızasıyla olmalı ve çıkartılan kaynak veya geliri halka dağıtılmalıdır. Çünkü o kaynaklar kimsenin malı değildir! Bu sebeple de dahi yargılanmaları gerekir ya da bu temelde hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır. Kimse kendisine ait olmayan kaynakları, babasının çiftliği gibi talan edemez, bu nitelikli gasp, hırsızlıktır. Hatta babasının çiftliğine bile yapsa zarardır, katliamdır. İfadelerimin yanlış olduğunu düşünen, ev adresini versin, bir kaç eşyasını almama izin versin! Yapmıyor, ama ifadelerimi yanlış buluyorsa gerizekalı veya sahtekardır.

Siyanür veya benzer kimyasallarla toprak işlenir ve atık toprak bir yere yığılırsa, ne kadar yığıldığından bağımsız olarak o toprak önünde, sonunda çökecek ve akacaktır.

Çünkü, içeriğinde bulunan kimyasallar, elementleri çözeceği, sıvılaştıracağı ya da katı özelliklerini kaybetmesine yol açacağı için, zemin, üzerine binen yükü taşıyamayacağı bir eşiğe ulaşacak ve böylece toprak çökecek, akarak yayılacaktır.

Bu bir kaç yüz yıldır bilinen bir gerçektir. Yani siyanürlü atık toprak yığınına önlem mümkün değildir, set de örülse, havuz da yapılsa, o siyanür ve bir kaç düzine diğer kimyasallar, o setleri bir şekilde çözecektir. Toprağın altına da gömülse, uzaya da fırlatılsa, nafiledir, toprağı delerek kaynak sularına, atmosfere yönelen gök taşlarıyla yine yeryüzüne dağılacaktır. Kısaca AKP muktedir haramilerinin, kara para, vahşi kara talan soygunlarını aklamak için kurdukları paravan şirketleri için dahi, bir çok güvenlik önlemi, usül ve kaide, ucu nereye varırsa varsın, maaliyetine girecekleri 3-5 dolardan dahi vazgeçmemişlerdir. AKP'li tüm muktedirlerin mal varlığı, edinim tarihleri, nasıl edindikleri araştırılmadan bir sonuca varmak da mümkün değildir.

Kısaca;
Kanada gibi gösterip, aslında ABD'de kurdukları firma ile, ülkenin altını, üstünü talan eden AKP+YANDAŞLARI, her alanda olduğu gibi, bu alanda da vahşi talan zihniyetini işletmişler, ülkeyi, halkı, doğayı, canlı, cansız ne varsa, kasalarına dolduracakları yeşil dolarlar uğruna, milyonlarca taparı bu işte zarar dışında hiç bir yarar sağlamayan cahil bir kitlenin(oy veren kısaca tapan) ortaklığıyla doldurmuşlardır. Ülkeye, topluma, doğaya AKP talanı, harami saltanatıyla verilen zarardan, oy verenler de sorumludur, yıkımlara, talana, yalana, zulme, katliamlara ortaktırlar.

Türkiye dünyada altın rezervi en çok olan ülkeler arasında olmasına rağmen, diğerleri ihraç ederken, Türkiye her yıl milyarlarca dolar karşılığı altın ithal eden bir ülkedir. Bu bir çelişki midir? Evet! O halde ülkeden çıkartılan, çalınan altınlar nereye, kimlere gitmekte, vergilerle elde edilmiş paralar çarçur edilerek neden dışarıdan altın alınmaktadır? SOYGUNUN böylesini dahi idrak edemeyen ve AKP'ye, kasabına, efendisine, sahibine(!) tapan, kul, köle olmuş, iradesizleşmiş ve bu sebeple de oy veren toplumun, orgaizma bütünlüğünü koruduğunu, canlı ve yaşadığını düşünemeyiz. O artık zombiye dönüşmüş, toplumun, ülkenin diğer kalanını da tüketmeye çalışan bir ölüdür artık.

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 09:14
https://www.gazeteduvar.com.tr/anagold-madencilikte-10-yildir-calisan-isci-tehdit-ediliyoruz-takip-ediliyoruz-haber-1669827
Anagold Madencilik'te 10 yıldır çalışan işçi: Tehdit ediliyoruz, takip ediliyoruz
Çöpler Altın Madeni faciasının 4'üncü günü, Anagold Maden Şirketinde 10 yıldır çalışan işçi, "Tehdit ediliyoruz, takip ediliyoruz, hayatımızda hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştik" dedi.

https://i.gazeteduvar.com.tr/2/850/479/storage/files/images/2024/02/16/maden1-59ao_cover.jpg.webp

16 Şubat Cuma 2024 Saat: 07:59 Güncellenme: 16 Şubat Cuma 2024 Saat: 09:05
Evrim Deniz
bilgi@gazeteduvar.com.tr

ERZİNCAN- Anagold Madencilik'e ait Çöpler Maden Sahası'nda 13 Şubat'ta meydana gelen toprak kaymasında siyanürlü toprak altında kalan işçiler için bekleyiş devam ediyor. İliç, Çöpler Köyü ve girişin yasak olduğu Sabırlı köyünde ise her noktada kolluk kuvvetleri bulunuyor. Sabırlı Köyü sakinleri ise köy girişlerinde üst araması, kimlik kontrolü ve ardından muhtarlıktan orada yaşadıklarına dair teyit alınarak köye giriş sağlayabiliyor.

10 yıldır Anagold Madencilik'e ait Çöpler Maden Sahası'nda çalışan ve baskı ve tehdit altında olduklarını ve bundan dolayı isminin paylaşılmasını istemeyen bir işçi yaşadıkları süreci Gazete Duvar'a anlattı.

'TAKİP EDİLDİĞİMİZİ VE GÖZETLENDİĞİMİZİ BİLİYORUZ'
Anagold şirketinde çalışan birçok kişinin basın mensuplarıyla görüşmek istediğini fakat baskıya maruz kaldıklarını dile getiren işçi şöyle devam etti: "Buradaki insanlar hep sessiz kalıyor. İnsanlar susturulmuş durumda. Herkes konuşmak istiyor fakat konuşamıyor. Sürekli şirketten uyarı barındıran mailler geliyor.Toplanamıyor, bir araya gelemiyoruz. Özellikle ben ve bir şeyler yapmak isteyen 4 arkadaş takip edilip gözetleniyoruz."

'SSR SATIN ALMASAYDI, LİC ALANI BU KADAR YÜKSELMEZDİ'
10 yıldır Anagold şirketi ile çalıştığını belirten işçi, Anagold şirketinin kurulduğu ilk yıllarda madenin kalifiye işçiler tarafından yönetildiğini fakat 2020 yılında SSR Mining'in şirketin %80'nini satın aldığını ve usulsüzlüklerin o yıllarda başladığını söyledi. İşçi, "SSR Mining madenin yarısını satın alana kadar her şey iyiydi. Fakat sonrasında bunların tek istedikleri olduğundan daha fazla üretim, üretim, üretim oldu. Maske ve gözlük dışında hiçbir önlem alınmıyor. Eğer SSR satın almasaydı bu liç alanı bu kadar yükseltilmeyecekti. Ve bugün bu insanlar orada olmayacaktı" diye konuştu.

'ARKADAŞLARIMIZIN KEMİKLERİNE DAHİ ULAŞILAMAZ'
İşçilerin üstüne çöken toprağın siyanür ve yağmurdan dolayı balçıklaştığını belirten işçi şöyle devam etti: "Çalışma yapıldığına dair söylenenler yalan. Orada bulunan gazetelerin çoğu bile yalan söylüyor. Şartlar çok zor. Tonlarca ton toprak siyanürden dolayı balçıklaşmış durumda. Arkadaşlarımızın kemiklerine bile ulaşılacağına dair umudumuz yok."

DÜN TOPRAKTA YENİ BİR HAREKETLİLİK OLUŞTU
Dün (15 Şubat) ise toprakta farklı bir yöne doğru hareketlilik oldu. Madenin liç alanında sismik hareketleri ölçen cihazlar var bunlar alarm vermiş zeminde hareketlilik olmuş. Göçük olmayan madenin bulunduğu bölgede öne doğru hafif bir kayma meydana gelmiş. Yani orada bir tehlike var ve her an çökmeyen bölge de çökebilir. Tehlike yok deniliyor fakat tehlike yeni başladı."

ANAGOLD UYARILARA RAĞMEN İSÇİ ÇALIŞTIRMIŞ
İşçilerin gördüğü ve yetkilileri de uyardıkları sahada oluşan çatlaklardan bahseden işçi, "Çatlaklar biliniyor, herkesin arasında konuşuluyordu hatta bir tane taşeron firma, kendi ekibini sahadan çekti. Fakat Anagold ve bir taşeron firma isçileri geri çekmedi" dedi.

HATLARDAKİ SİYANÜRÜ AKTARMAK İÇİN İŞÇİ ARANIYOR
Dün basına yansıyan 'Anagold göçük altında isçilere rağmen eleman ilanı verdi' haberlerine dair yönelttiğimiz soruları cevaplayan işçi, "Bütün faaliyetler durdurulmuş deniliyor. Fakat kontrollü olarak bazı ekipler çalışmak zorunda kalıyor. Şimdi bu sistemin üzerinde sürekli bir devir daim var. Hatlarda henüz siyanür var. Ve bu siyanürün havuzlara aktarılması gerekiyor. Bunun için belirli sayıda insanlar gidip çalışıyor. Fakat mevcut işçilerin birçoğu çalışmayı reddettiği için eleman arıyorlar bilgisine sahibiz" dedi.

'HİÇ BU KADAR ÇARESİZ HİSSETMEDİK'
Çaresiz hissettiklerini ifade eden işçi şöyle devam etti: "İlçede herkes suskun, herkesin eli kolu bağlı. Ya hocam İliç'in merkezinde insan yok, insanlar evinden çıkıp dolaşamıyor. Neden? Çünkü yarın tazminatını alamayacak, yarın iş hakkı feshedilecek, böyle korkuları var insanların. Yani dışarıda insanlar eylem yapıyor. Ankara'da, İstanbul'da, insanlar nasıl televizyondan izliyorsa biz de öyle izliyoruz. Hayatımızda hiç bu kadar çaresiz hissetmedik. Sabahtan akşama kadar ağlamaktan başka bir şey elimizden gelmiyor bunu anlamanız çok zor."

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 09:25
https://www.gazeteduvar.com.tr/son-15-yilda-386-bin-maden-ruhsati-verildi-haber-1669831

Son 15 yılda 386 bin maden ruhsatı verildi
2008 yılından bu yana verilen maden ruhsatı sayısı 386 bine ulaştı ve son 10 yılda 109 bin 884 hektar orman madencilik faaliyetine açıldı.

https://i.gazeteduvar.com.tr/2/850/479/storage/files/images/2024/02/14/erzincan-ilic-altin-madeni-2-0sb0-c-36yi_cover.jpg.webp

16 Şubat Cuma 2024 Saat: 08:43 Güncellenme: 16 Şubat Cuma 2024 Saat: 08:55
Fotoğraf: Arşiv

DUVAR - Erzincan İliç'teki altın madeninde yaşanan facia gözleri, maden ruhsatlarına ve madenciliği çevirdi. Son 15 yılda verilen maden ruhsatı sayısı 386 bine ulaştı ve son 10 yılda 109 bin 884 hektar orman madencilik faaliyetine açıldı.

Patronlar Dünyası'nın haberine göre; 1923'ten 2002 yılına dek geçen 80 yılda Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verildiği öğrenildi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre 2008-2023 arasındaki son 15 yılda ruhsat sayısının 386 bine ulaştı.

TEMA Vakfı'nın hazırladığı raporlara göre Temmuz 2019'dan bu yana 2 bin 685 noktada maden ruhsatı ihalesine çıkıldı.

Maden ve Petrol Arama İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) sunduğu 2 Kasım 2020 tarihli en güncel veriye göre Türkiye'de 5 bin 375'i arama ve 9 bin 947'si işletme ruhsatı olmak üzere toplam 15 bin 332 aktif ruhsat bulunuyor.

TEMA Vakfı'nın hazırladığı maden projelerinin yoğun baskısı altında olan 24 ildeki maden ruhsatları haritalandırma çalışmasına göre; 3 binden fazla endemik canlı türü madencilik faaliyetlerinin tehdidi altında.

Türkiye'de endemik tür sayısı 3 binden fazla ve endemizm oranı yüzde 34,4. Bu oran Yunanistan'da yüzde 14,9, Fransa'da yüzde 2,9, Polanya'da ise yüzde 0,1'dir.

Buna rağmen Avrupa Birliği yüz ölçümünün ortalama yüzde 30'u korunan alan olarak koruma altındayken Türkiye'de bu oran sadece yüzde 8,7'dir. Ne yazık ki ortalamaların oldukça altında olan korunan alanlar, madencilik faaliyetlerinden de korunamıyor."

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 09:32
https://twitter.com/cigdemtoker/status/1758351822505300311

Tweet'deki makale.
https://t24.com.tr/yazarlar/cigdem-toker/somurge-madenciligi,43558?s=09

"Sömürge madenciliği"

Ceza etkili olsa, Bakanlığın açıkladığı gibi denetimler, takipler titizlikle sürse, İliç'te uzun vadeli etkilerini daha bilemediğimiz, henüz ölçemediğimiz bu facia ortaya çıkar mıydı?
Erzincan'ın İliç ilçesinde Anagold şirketine ait Çöpler Altın Madeni'nin bulunduğu alanda, 13 Şubat saat 13.00 sıralarında toprak kayması meydana geldi.

Çiğdem Toker
@cigdemtoker
cigdemtoker@t24.com.tr
16 Şubat 2024

https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2024/02/1708010382361-ekran-resmi-2024-02-15-16.19

Toprak altında kalan dokuz işçinin dört gündür arandığı Çöpler (İliç) altın madenindeki felaket, göstere göstere geldi.

Aynı sahada 21 Haziran 2022'de meydana gelen siyanür sızıntısını hatırlar mısınız? Siyanür içeren sıvı atık, toprağa karışmış Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kanada-Türk ortak şirketi Anagold'a para cezası uygulayıp faaliyeti durdurmuştu. 16 milyon 441 bin 440 TL para cezası uygulanmış.

Faaliyet durdurma sadece üç ay sürdü. Altın madeni Eylül 2022'de yeniden faaliyete geçti. Şirket açıklama yapıp iyileştirme kontrol sisteminin Enerji Bakanlığı gözetiminde daha hassas hale getirildiğini duyurmuştu. Bakanlık da gerekli tüm denetimlerin yapıldığını, insan ve çevre sağlığı bakımından risk olmadığını bildirdi. Bakanlığın, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç'un soru önergesine, o dönem verdiği yanıtta, önemli ayrıntılar yer alıyordu:

"Yapılan denetim ve incelemeler neticesinde; yığın liç sahasına ait siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatlarında arıza sebebiyle basınç düşüşü olduğunun görülmesi üzerine tesis tarafından alanda yapılan kontrollerde, boru hattına ait kaynak noktasında kopma olduğunun, akabinde tesis tarafından acil müdahale çalışmaları kapsamında sahada bulunan besleme operasyonunun durdurulduğunun ve boru hattındaki solüsyon ile kirlenen alanlara gerekli kimyasallar ile müdahale edilerek buradaki kontamine olmuş malzeme toprak yüzeyden sıyrılarak geçirimsizliği sağlanan güvenli alana taşındığının tesis tarafından beyan edildiği ve proseste kullanılan yaklaşık 20 m3 olduğu beyan edilen solüsyonun saha içine ve dışına aktığı tespit edilmiştir."

Bu kadar kritik bilgileri tek bir cümleye sığdırmaya çalışarak içinden çıkılmaz, anlaşılmaz hale getiren bakanlık şunu diyordu aslında:

Eksik kelimeyle hakikati saklamak
- Siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatları arızalanmış.

- Bu arıza nedeniyle basınç düşmüş. Yapılan kontrollerde kaynak noktasında kopma görülmüş.

- Kirlenen alanlara müdahale edilerek siyanür bulaşmış malzeme toprak yüzeyden sıyrılarak güvenli alana taşınmış.

- Proseste kullanılan 20 metreküp solüsyon saha içine ve dışına akmış.

Anagold şirketinin, açıklama yaparken kullanmaktan özenle kaçındığı kelimeleri Bakanlık kullanmış siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatlarındaki arızayı Bakanlık ortaya koymuştu.

Kanada merkezli SSR Mining ile Türkiye merkezli Lidya Madencilik'in kurduğu Anagold ise bu hakikati, "olay" ve "döküntü" kelimeleriyle anlatmıştı. Siyanür sızıntısı ifadesine yer vermeyişin, şirketin Kanada ayağının borsada işlem görmesinden kaynaklanmış olabileceğine o zaman çalıştığım gazetedeki yazımda sorgulamıştım. (26 Eylül 2022/Sözcü) yer verdim.

Aynı dönemde Aydın Milletvekili Aydın Sezgin'in soru önergesine, yine Bakanlık'tan gelen yanıt ise başka bir vahameti satır aralarında yansıtıyor. (Gazeteci Murat Yetkin YouTube yayınında değindi bu vahim duruma.) Sezgin, soru önergesinde ayrıntılı sorularla tedbirleri ve denetlemeyi sorguluyor. Dönemin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum imzasıyla gelen yanıttaki şu ifadeye dikkat:

Takip titizlikle sürüyormuş
"Bakanlığımızca yapılan denetimler neticesinde, tesisin yığın liç doğu alanındaki taşma olan bölümde eski deforme malzemenin alandan kaldırıldığı, jeosentetik kil astar ve jeomembran malzemelerin serim işlemlerinin tamamlandığı; yığın liç batı alanındaki çalışmalara yönelik ise, deforme olan malzemenin toplanmasına ve yüzey suyu toplama havuzu inşaası ve diğer proses kontrol, rehabilitasyon ve otomasyon, iyileştirme ve bakım onarım çalışmalarına devam edildiği tespit edilmiş olup. Bakanlığımızca sürece ilişkin değerlendirme ve takip işlemleri titizlikle sürdürülmektedir."

Bu yanıtın tarihi 2022 yılı Ağustos ayı. Bundan kısa bir süre sonra da maden tekrar faaliyeti açıldı zaten. Şirkete verilen 16,4 milyon TL para cezası , o tarihin kuruyla 905 bin ABD Doları'na karşılık geliyor. Bu hesabı yapmamın sebebi ise bir karşılaştırmada fikir verebilmek. İliç'teki facianın sorumlusu şirketin büyük ortağı SSR Madencilik, toprak kaymasının ardından hisselerinin işlem gördüğü NASDAQ borsasında, yaklaşık 1 milyar ABD Doları değer kaybetti.

2022 yılındaki siyanür sızıntısından sonra, Bakanlığın verdiği para cezasının şirket için ne kadar "etkili" (!) bir yaptırım olduğu herhalde daha iyi anlaşılıyordur.

Soru basit: O ceza etkili olsa, Bakanlığın açıkladığı gibi denetimler, takipler titizlikle sürse, İliç'te uzun vadeli etkilerini daha bilemediğimiz, henüz ölçemediğimiz bu facia ortaya çıkar mıydı?

Not: Başlıktaki ifade, çok uluslu şirketlerin, Batı ülkelerinde kurallar nedeniyle yapamadığı madenciliği, yerli ortaklarıyla birlikte Türkiye'de nasıl yaptığını ortaya seren araştırma kitaplarından tanıdığımız gazeteci İbrahim Gündüz'den ödünç aldım.

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 09:53
https://twitter.com/dw_turkce/status/1758174048205332602

https://twitter.com/gazeteduvar/status/1758353007152877582

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 09:57
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1758349232472510788

https://twitter.com/ozngndgdu/status/1758093710250676247

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 10:05
https://www.yesildirenis.com/2019/10/21/bir-ibret-oykusu/

Bir ibret öyküsü

https://www.yesildirenis.com/wp-content/uploads/2019/10/roportaj-kaz-daglari-siyanur-1.jpg

YAZAR YEŞİL DİRENİŞ
21 EKİM, 2019 PAZARTESİ
MADEN PROJELERİ

İzmir Bergama'daki Ovacık Altın Madeni İşletmesi, dünyaca ünlü Kozak Ormanları'nda bugüne kadar onbinlerce fıstık çamı ağacını yok etti. İşletme üçüncü kez kapasite artırımına giderken yaklaşık 10 bin orman ağacını daha yok etmeye ve yeni bir siyanür atık havuzu daha oluşturmaya hazırlanıyor.

Kaz Dağları'ndaki altın madeni ile oluşan tepkilerle birlikte, siyanürlü liç yöntemi hakkındaki tartışmalar da yeniden alevlendi. Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu, maden işletmesini savunarak, "Bizim gördüğümüz kadarıyla çevrede bir şey yok. Madende insanlar huzur içinde rahatlıkla çalışabiliyor" dedi. Bu açıklama üzerine yöredeki çevreciler sosyal medyada maden işletmesinin yarattığı doğa tahribatının fotoğraflarını paylaşmaya başladı. AKP'li başkana cevap, yıllarca madende çalışan Mehmet Uslu'dan geldi. 31 Mart'ta Ovacık Muhtarı seçilen Uslu, madende yaşadıklarını, sağlığını nasıl kaybettiğini, boğuştuğu hastalıkları ve doğanın gördüğü zararları Sözcü'den Gökmen Ulu'ya anlattı.

Türkiye'nin ilk altın madeni işletmesi İzmir Bergama'nın Ovacık Köyü'nde 1989 yılında kuruldu. Köylüler ve çevrecilerin direnişi nedeniyle uzun yıllar zorlanan madenciler üretime ancak 2001 yılında geçebildi. Bu olay toplumu ikiye bölmüştü. Köylülerin bir kesimi madene karşı direnirken, bir kısmı da madencilerin yaptırdığı yeni evlerde oturmayı ve işletmede çalışmayı kabul etmişti. Madencilerden yana tavır alanlardan biri Mehmet Uslu'ydu. Maden yetkililerinin düzenlediği basın toplantısında, bir zararı olmadığı iddiasını desteklemek için siyanürlü atık havuzunda yüzdürülen işçilerden biri de oydu.

10 yıl madende çalıştı, sağlığını kaybetti
Mehmet Uslu, Bergama Ovacık'taki altın madeni işletmesinde çalışmaya başladığında 32 yaşındaydı. Vahşi madencilik yönteminin çevreyi ve canlı sağlığını olumsuz etkilediği telkinlerine inanmamış, işletmede işe girmişti. 1997 yılında işe alındı. Bilim insanlarının siyanürlü liç yöntemine ilişkin uyarıları ve kamuoyundaki tepkiler üzerine maden işletmesi yetkilileri bir basın toplantısı düzenlemişti. Bu toplantıda maden çalışanları siyanür atık havuzuna girmiş ve yüzmüşler, siyanürün hiçbir zararı olmadığını iddia etmişlerdi. O havuza girip poz veren işçilerden biriydi Mehmet Uslu. Uzun seneler yer altında çalıştırıldı, sonra atık tanklarına en yakın yemekhanede görev yaptı. Çalışma koşulları ağırdı. Bilime kulaklarını tıkayıp madencileri dinleyen Uslu buna pişman oldu. Zira, 2007'de maden işletmesinden ayrıldığında sağlığını kaybetmişti.

https://www.yesildirenis.com/wp-content/uploads/2019/10/roportaj-kaz-daglari-siyanur-3.jpg

"Çok pişmanım"
Yaşadıklarını ve düşüncelerini SÖZCÜ'ye anlatan Uslu, "Şirket yetkilileri bizi siyanürlü atık havuzuna sokarken hiçbir zarar görmeyeceğimizi söylemişlerdi. Kendileri o havuza girmemişlerdi. Meğer doğruyu söylememişler. Bizleri hep kandırmışlar. O havuza girmenin, madende çalışmanın ağır faturası sağlığımı kaybetmek oldu. Şimdi çok pişmanım" dedi

Ağır hastalıklarla boğuşuyor
Hastalıklarla boğuştuğunu anlatan Uslu, "Kanımdaki akyuvarların, yuvarlak olması gerekirken, pütürlü hale geldiği tespit edildi. İnsan vücudunda 150 ile 450 bin civarında olması gereken akyuvar sayısı benim bedenimde 10 bine kadar düşmüş. İliklerim büyük zarar gördü. Doktorlar iki yıl uğraştı ama tedavi sonuç vermedi. Ameliyatla dalağım alındı" dedi. Uslu, "Doktorlar bunun bir meslek hastalığı olduğunu, kimyasal madde kullanılan işletmelerde çalışanlarda sıklıkla görülen vakalar olduğunu söyledi" diye konuştu. Eski sağlıklı günlerimi çok özlediğini belirten Uslu, "Ufacık bir efor sarf ettiğimde, kısa mesafede yürüdüğümde hemen yoruluyorum. Unutkanlıklar başladı. Baş ağrıları çekiyorum. Dalağım alındıktan sonra vücudumun dengesi tamamen bozuldu. Şeker hastası oldum. Bağışıklık sistemim çok zayıfladı. Etrafımda gripli biri varsa ben de hemen gribe yakalanıyorum ve haftalarca uğraşıyorum" dedi.

"Eskiden hastalık nedir bilmezdik"
Ovacık'taki pek çok kişinin çeşitli hastalıklarla boğuştuğunu bildiren Uslu, özellikle kanser vakalarının çok arttığını dile getirdi. Uslu, "Yakınım Yusuf Yavaş akciğer kanserinden vefat etti. Meryem Çapkın kan kanserinden, karşı komşum Ayhan Yılmaz'ın hanımı göğüs kanserinden vefat etti. Köylülerimin büyük kısmı kanserin pençesi altında. Buraya maden gelmeden önce biz hastalık nedir bilmezdik" diye konuştu.

https://www.yesildirenis.com/wp-content/uploads/2019/10/roportaj-kaz-daglari-siyanur-2.jpg

Köyde genç kalmadı, tarım bitti
Uslu ayrıca, maden işletmesinin köy hayatını alt üst ettiğini, halkta huzur kalmadığını ifade etti. Köyde tarım üretiminin tükenme noktasına geldiğini, gençlerin tamamının şehre göç ettiğini açıkladı.

Ağaçlar kuruyor, kuşlar ölüyor
Uslu, maden işletmesi nedeniyle fıstık çamı üretiminin ağır darbe aldığını, civardaki ağaçların kuruduğunu öne sürdü. Uslu, siyanür atık havuzuna gelen kuşların kısa sürede öldüğüne defalarca tanık olduğunu söyledi.

Muhtar oldu, şimdi madenle savaşıyor
Uslu, doğru bilgilendirilmediği ve işyeri şartları yüzünden sağlığını kaybettiği gerekçesiyle yargıya başvurdu. Davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde devam ettiğini belirtti. Hakkını hukukta arayan Uslu bununla yetinmedi, maden işletmesine karşı demokratik direniş aktiviteleri içinde olan çevrecilerin saflarına katıldı. 31 Mart 2019 seçiminde muhtar adayı oldu ve kazandı. Ovacık Köyü'nde ilk kez maden şirketinin desteklemediği bir kişinin muhtar olduğunu belirten Uslu, "Bu sonuç artık vatandaşın uyandığı anlamına geliyor" dedi.

AKP'li Başkan: Çevrede bir şey yok
31 Mart 2019'da Bergama Belediye Başkanı seçilen AKP'li Hakan Koştu, önceki gün yaptığı açıklamada, "Madenin binin üzerinde çalışanı var. Bergama'daki madende insanlar huzur içinde rahatlıkla çalışabiliyor. Bizim gördüğümüz kadarıyla çevrede bir şey yok. Yıllar önce de bununla ilgili çok spekülasyon yapıldı ama onların zamanla yanlış olduğu ortaya çıktı. Herhangi bir yanlış ortaya çıktığında ve sıkıntı varsa biz bunun her zaman karşısındayız. Doğamızı her zaman korumakla mükellefiz" dedi.

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 10:17
https://12punto.com.tr/yazarlar/tuluhan-tekelioglu/siyanur-21806

Siyanür

https://i.12punto.com.tr/Author/tuluhan-tekelioglu.png?v=0.1.2.1
Tuluhan Tekelioğlu
Yayınlanma: 15.02.2024 06:00

Siyanür! Renksiz, acıbademi andıran bir kokusu olan, son derece zehirli, toksik kimyasal. Solunum yoluyla siyanüre maruz kalındığında, vücut siyanürü hızla emer, hücresel solunumu bozarak, hızlı şekilde ölümcül zehirlenmeye sebep olur. İnsanlar için 200 mg siyanür yutma veya 270 ppm (veya mg) hava yoluyla maruz kalma, hızlı şekilde öldürücüdür!

Birkaç yıl önce, İstanbul Fatih'te suya siyanür karıştırarak intihar eden 4 kardeşin haberini hatırlıyor musunuz?

Fatih'teki dairelerinin kapısına "Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin!" yazılı bir not bırakmışlardı. Polis, adli tıp ekipleri olay yerine özel koruma kıyafetleri ve maskelerle gelmişti…Tüm bina sakinlerini olay yerinden uzaklaştırmışlar, mahalleyi boşaltmışlardı.

13 Şubat öğleden sonra, Erzincan İliç'teki Altın Madeninde siyanür atık dağının patlamasıyla meydana gelen toprak kayması, bana bu haberi hatırlattı. 5 gr siyanür için özel kıyafetlerle, maskelerle gelen ekipleri hatırlatarak başlayalım yaşadığımız felaketin vehametini anlatmaya…

Türkiye'nin en büyük Altın Madeni patladı! Erzincan İliç'teki altın madeninden milyarlarca ton siyanür ve sülfürik asit içeren atık yığını kontrolden çıktı, kayan toprak, Fırat nehrine doğru ilerliyor, Milyarlarca ton atığın içinde, siyanür başta olmak üzere, 39 çeşit kanserojen ölümcül kimyasalın bulunduğu alanda, 9 madencimiz ne yazık ki göçük altında…Hâlâ bulunamadılar.

Bahsettiğimiz yer aynı zamanda aktif fay hatlarından birinin üstünde kurulu! Dünyanın en büyük üçüncü, Türkiye'nin en büyük ikinci; Çöpler Altın madeni! Sahibi Anagold Madencilik. Kanadalı ortağı, siyanürlü altın arama Kanada'da yasak olduğu için yatırımını Türkiye'de yapmış.

Atık siyanür barajı da aktif fay hattı üzerine kuruldu.

Üstelik her an 7 şiddetinde bir deprem üretecek fay hattında! İliç Altın Madeni'nde 14 yıldır milyarlarca ton siyanür birikti.

"Kayan toprak değil, siyanür sahası kaydı" diyordu, İliçli Sedat Cezayirlioğlu. 8 yıldan bu yana kamuoyunu uyarmaya çalışan, Fırat nehrine akıtılan siyanürlü suyun videolarını çeken doğa aktivisti Cezayirlioğlu, bir gün madenin patlayacağını ve 2. Çernobil olayının yaşanacağının da bilgisini de vermişti. Siyanürlü madene karşı mücadele başlatan Cezayirlioğlu, geçen yıl Erzincan İliç'teki altın madedinde çektiği videoda, atık barajı dolmasın diye sülfürik asitin havaya püskürtüldüğünü çektiği videoyla kamuoyuyla paylaşmıştı.

Çöpler Altın madenin 66 milyon tonluk siyanür atığının bulunduğu havuz kapasitesini 200 milyon tondan 600 milyon tona çıkarılma talebine de karşı da mücadele etti.

Patlayan siyanür dağından kayan toprak atığı Fırat'a doğru ilerlerken, kazaya sebep olan şirketin yetkilileri değil, çevreci Sedat Cezayirlioğlu gözaltına alındı.

Durum çok vahim.

Yaşanan felakette Fırat nehrine herhangi bir siyanür akışının olmadığı konusunda yazılı açıklama yapan Anagold, 6 noktadan yüzey suyu numunesi alındığını, herhangi bir kirlenmenin olmadığını duyurmasına rağmen, henüz iktidardan hiçbir yetkili bölgeye gitmiş değil.

Sosyal medyada bir twit dikkatimi çekti.

Erzincan İliçli olduğunu öğrendiğim Mustafa Sandal bir twit atmış. Şöyle diyor;

"Benim bildiğim Erzincan'ın yiğit evladı sayın Binali Yıldırım, herkesin gönlünü ferahlatmak adına bölgeye gider, koruma kıyafeti olmaksızın oradan bir avuç toprağı çıplak elleriyle alır ve hem memleketlilerinin, hem de vatandaşlarının içine su serper. Ona da bu yakışır!"

Bir istek de benden olsun. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki ile bir önceki bakan sayın Murat Kurum da birlikte bölgeye gitsinler. Özel koruma kıyafeti giymeden, maske takmadan, çıplak elleriyle bir avuç toprak alıp, yöre halkına, Türk halkına, hatta dünya halklarına ferahlatıcı bir konuşma yapsınlar.

Yüreğimize su serpilsin!

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 10:21
https://twitter.com/bianet_org/status/1758344205804466364

Şüpheci Dinsiz
16-02-2024, 14:24
https://twitter.com/istbarosu/status/1758159754407420075

Haber adresi
https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=18672

Suç duyurusu metni
https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/20240215SucDuyurusu.pdf

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 06:12
Suçlu biziz tabii ki, bütün sorumluları kazığa oturtmadığımız için.
https://twitter.com/gazeteduvar/status/1758687720753479976

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 10:37
https://twitter.com/OnderAlgedik/status/1758726294286619027

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 10:59
https://t24.com.tr/yazarlar/gokcer-tahincioglu-yuzlesme/abd-elcisinden-ilic-e-uzanan-yol-ced-raporundaki-itiraflar,43572
ABD elçisinden İliç'e uzanan yol: ÇED raporundaki itiraflar
Set çöküyor, toprak kayıyor, madenler işçilere mezar oluyor ama cümleler hiç değişmiyor: "Tehlike yoktur, sızma olmamıştır, ülkemiz için yararlıdır, karşı çıkanlar bellidir…"

Gökçer Tahincioğlu | Yüzleşme
@gtahincioglu
gokcertahincioglu@t24.com.tr
17 Şubat 2024

Bergama direnişinin yavaş yavaş sönümlendiği zamanlar…

Toprağını, köyünü kurtarmak için yola çıkan, sivil itaatsizlik eylemleriyle bütün ülkenin sempatisini kazanan Bergama köylülerinin neredeyse hain ilan edildiği, Alman vakıflarının parasıyla sokağa çıktıklarının gündeme getirildiği dönemler…

Ve bir yandan, Bergama'daki altın madeninin en güçlü PR faaliyetlerini yürüttüğü yıllar…

Ege Ordu Komutanı'ndan DGM Savcısı'na, yerel idarecilerden gazetecilere kadar uzanan ziyaretçiler, altın madenine davet ediliyor ve madenden başkalaşmış bir biçimde çıkıyorlardı.

Her ne hikmetse, hepsi altın madeninin ulusal bir mesele olduğu söylemiyle ayrılıyordu madenden.

Bergamalılar kullanılıyorlardı! Alman vakıfları, direnişi örgütlüyordu!

https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2024/02/1708008787869-mehmet-y-yilmaz.jpeg
Erzincan'ın İliç ilçesinde Anagold şirketine ait Çöpler Altın Madeni'nin bulunduğu alanda, 13 Şubat saat 13.00 sıralarında toprak kayması meydana geldi.

* * *

Nasıl bugün bir anda insanlar benzer hezeyanlarla linç ediliyorsa, o dönemde de aynısı yaşandı.

Altın madenini gezen DGM Savcısı, sonradan beraatle sonuçlanan Alman Vakıfları Davası'nı açtı.

Hak savunucuları, ajanlık suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in bile inandırıldığı, "Lozan'ın süresi 2023'te bitiyor, Bor madenini çıkartacağız" tezine benzer tez şuydu:

"Bergama'da çıkartılacak altın, Türkiye'nin kaderini değiştirebilecek boyutta. Bu nedenle Almanya altının çıkartılmasını istemiyor. Alman vakıfları bu yüzden devreye sokuldu."

Sene 2024…

Bergama ve çevresinde artık altın çıkartılmayan bölge kalmadı. Hedef yeni bölgeler, yeni madenler haline geldi.

* * *

Bergama Altın Madeni'nin patronları açısından her şey yolunda giderken, Danıştay'dan, çevresel etki nedeniyle yürütmeyi durdurma ve iptal kararları geldi.

Ülke öyle bir etki halindeydi ki yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını geçersiz kılmak için Bakanlar Kurulu prensip kararı bile aldı.

Almanya'ya karşı ulusal kurtuluş mücadelesi veriliyormuş gibi bir atmosfer oluşturulmuştu. Kimsenin gözü ne ajanlıkla suçlananlar hakkındaki beraat kararını ne de Bergamalılar'ın direnişini görüyordu.

* * *

Bir başka sorun imarla ilgiliydi.

Danıştay'ın 2004'te verdiği iptal kararıyla Çevre Bakanlığı izni iptal edilince maden mühürlendi. Madeni işleten konsorsiyum yine faaliyetteydi. Durmaksızın önlerine çıkartılan engellerden şikâyet ediyordu. Ve derken apar topar imar planı hazırlandı, hızla gerekli izinler verildi. Şaşırtıcı bu hızın nedenini Evrensel Gazetesi'nden Özer Akdemir açığa çıkarttı.

Halen hak ettiği kadar konuşulmayan değerdeki habere göre, ulusal bağımsızlık mücadelesi gibi gösterilen sürece ABD de dahil olmuştu.

Dönemin ABD Büyükelçisi Eric Edelman, imar planlarının bir an önce hazırlanmasını istemiş, bu konuda bir mektup yazmış, hükümete ve İzmir Valiliği'ne gönderilen mektuptan sonra gerekli tüm işlemler yapılmıştı.

Edelman'ın mektubunda, Eurogold, Normandy ve Nevmont'un işlettiği altın madeninde kaç Türk işçinin çalıştığı bile yazıyordu.

Maden yeniden çalışmaya başlamıştı.

Almanya'nın sözde ajanlarını linç edenler, ABD elçisinin mektubuyla açılan maden için ağızlarını bile açmamıştı

* * *

Bergama'dan İliç'e uzanan yolu, görevde olduğu dönemde bu madenin soruşturulması talimatını veren, sonrasında başına gelmedik kalmayan eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Birgün gazetesindeki dünkü yazısında net biçimde özetledi:

…bu süreç Altın madenlerinde "vahşi madencilik/sömürge madenciliği" diye tanımlanan pratiği ortaya çıkardı. Çok basit bir şablonları var: önce ilgili kamu kurumları çalışmaz, hantal, zarar eden ve düzeltilemez olarak gösteriliyor. İtiraz eden meslek kuruluşları hain ilan ediliyor. Bunun için medya ve "popüler uzmanlar" kullanılıp raporlar yazılıp sempozyumlar düzenleniyor. Sermaye ve özel sektör kutsallaştırılıyor. Mevzuat değişiklikleri yapılıyor. Sonra aynı mekanizmalar falanca yerde "100 milyarlarca dolarlık altının" atıl vaziyette beklediğini, çıkarılırsa nasıl zenginleşeceğimizi propaganda ediyorlar. Yöre halkının istihdam edileceğini, çevreye zerre zararının olmayacağı anlatılıyor. Yörenin gazetecileri, bürokratları ödül gezilere götürülüyor. Güçlü siyasi figürler ortak ediliyor. Daha fizibilite aşamasında yeni konutlar inşa edilip, camilere, spor kulüplerine bağışlar yapılıyor. Böylece yerel itirazlar minimize ediliyor. İtiraz edenler davalarla yıldırılıyor, yok sayılıp meczuplaştırılıyor. Gerekirse rüşvetler veriliyor. Yetersiz kalınan yerde "güvenlik kuvvetleri" ve yargı devreye giriyor, tabiiki sermayenin yanında! İliç, emekçi ve eko-kırımına da aynen bu şablon hatta "suç yolu" (İnter Crimis) getirdi bizi.

* * *

Erzincan İliç'teki Anagold Madencilik'in 2010'dan bu yana altın üretimi yaptığı Çöpler Madeni'nde daha önce atık depolama alanındaki set çöktü.

Hep bir ağızdan toprağa, suya zehirli kimyasalların karışmadığını haykırdı yetkililer.

Kapasite defalarca artırıldı madende. Uyarılara ve risklere rağmen… Son kapasite arttırımı ile ilgili ÇED raporuna da bakanlık, madende yaşananlara rağmen onay verdi.

* * *

ÇED raporu da ilginç… Misal, "riskler" sıralanırken, heyelan ihtimalinin bulunmadığı şu ifadelerle belirtiliyor:

- Toprak kayması riski genellikle kayaların çok çatlaklı olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killer ve siltlerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireçtaşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.

Ancak raporun bir başka bölümünde, erozyon riski şöyle anlatılıyor:

- Çalışma alanı erozyon riski olan alanlar arasına girmektedir. Erozyon açısından 2. dereceden 4. dereceye (çok yüksek) değişen erozyona tabiidir.

* * *

Madenlerin Türkiye genelinde tarım ve hayvancılığı nasıl öldürdüğü, köylüleri nasıl buralarda çalışmaya mecbur bıraktığı daha önce Konya'da, Soma'daki maden kazalarından sonra gündeme geldi.

İliç'te de benzer bir tablonun olduğu, ÇED raporunda şöyle ifade ediliyor:

- Mevcut ve inşa edilen projeler sonucu proje sahası ve çevresinde arazi kullanım amacı ve türleri değişime uğrayacaktır. Bu değişim en yoğun olarak Çöpler Köyü civarında olacaktır. Projede olacak genişleme sonucu Çöpler köyü sınırları içindeki alanın yaklaşık yüzde 74,9'u maden arazisine çevrilecektir. Bu miktarda bir değişim oldukça önemli kabul edilebilir. Arazi kullanımındaki planlanan bu değişim sonucu tarım ve hayvancılık için kullanılabilecek alan önemli ölçüde azalacaktır. Bu azalma proje ömrü olan 10+3 yıl boyunca en fazla olacaktır. Maden kapatma ve rehabilitasyonu sonucu maden tarafından kullanılan arazilerin bir kısmı tekrar genel kullanıma uygun hale gelecektir.

- Bu nedenle bazı önlemler alınacaktır. Bunlar, işletme sürecinde köy için değişik iş ve gelir kaynakları yaratılarak, köyün hayvancılık ve tarıma gelir kaynağı olarak bağımlılığı azaltılacaktır. Yeni gelir kaynakları madencilik, madene çeşitli konularda hizmet (bakım, onarım, lojistik destek, malzeme temin vs.) ve küçük çaplı üretim olarak sıralanabilir. Maden tarafından düzenlenecek olan eğitim programları ile Çöpler köyü sakinlerine değişik zanaatlar (halıcılık, tahta ve metal işleri vs.) kazandırılabilecek, oluşturulan kooperatifler üzerinden hizmet ve mal alımı yapılarak ticaret kapasitesi arttırılacaktır.

* * *

Raporun bir başka bölümünde ise arıcılığın nasıl teşvik edildiği, modern tarım ve hayvancılık yöntemlerinin nasıl öğretildiği sıralana sıralana bitirilemiyor.

Türkiye'nin garipliği, bir köylünün, tarım ve hayvancılığın olumsuz etkilendiği iddiasıyla açtığı davayı ise ÇED raporundaki ifadelere rağmen Danıştay reddetmiş. Kazadan kısa süre önce Anayasa Mahkemesi, Danıştay'ın bu kararı için "hak ihlali" kararı vermiş.

Çelişkiler yumağı…

* * *

İşçiler tonlarca ton toprağın altında kaldı. Siyasetçiler kürsüden biraz ağlayıp, biraz bağırıp önlerine bakacaklar.

Ve sonra diğer madenlerin nasıl zararsız olduğu, karşı çıkanların hain ve gerizekalı oldukları, Türkiye'nin nasıl zenginleştiği anlatılacak. Karşı tezler hiç dinlenmeden. Alternatif yöntemler hiç araştırılmadan.

ÇED raporunda, daha önce çöken atık depolama setini insanın aklına getiren bir ifade daha var. Risk bölümünde anlatılıyor:

- Atık depolama tesisinde depolanacak malzemeden önlem alınmaz ise meydana gelecek sızma, yeraltı suyu kalitesini olumsuz etkileyecektir.

* * *

Set çöküyor, toprak kayıyor, madenler işçilere mezar oluyor ama cümleler hiç değişmiyor.

"Tehlike yoktur, sızma olmamıştır, ülkemiz için yararlıdır, karşı çıkanlar bellidir…"

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 11:08
https://twitter.com/Abreekche/status/1758752743173288105

https://twitter.com/dokuz8haber/status/1758540877457154517

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 11:22
https://twitter.com/MAturkce/status/1758737557448249516

Kesinlikle en doğru çözüm; siyanürün ve 40'a yakın zehirli kimyasalın karıştığı atık toprağın deprem fay hatlarından + nehirlerden + yeraltı sularından uzak bir yerde inşa edilecek olan kapalı-mühürlü atık havuzuna taşınmasıdır. Bu ve buna benzer -kimyasal ayrıştırmaya dayalı- tüm madenler derhal kapatılmalıdır.
https://twitter.com/MAturkce/status/1758736344291971082

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 15:38
https://twitter.com/fatih_yasli/status/1758804964191674704

Tweet'deki makale.
https://www.gazeteduvar.com.tr/ilicteki-madenden-bir-de-oligark-cikti-makale-1670190
İliç'teki madenden bir de oligark çıktı

Sömürge madenciliğinin ardında devasa bir çıkar evreni var. İç içe geçmiş şirketler ağı farklı ülkelere, kıtalara, vergi cennetlerine uzanıyor. İşte İliç'teki madenin ardındaki çıkar ağında da küresel bir maden simsarı dikkat çekiyor. Maden faaliyete geçtiğinde onun yöneticisi şöyle diyordu: "Dünyanın en ucuz maliyetli madeni…"

https://i.gazeteduvar.com.tr/2/100/100/storage/files/images/2023/07/17/434-pf31.jpg
Bahadır Özgür
bozgur@gazeteduvar.com.tr
17 Şubat Cumartesi 2024 Saat: 13:35

Yabancı sermaye, yerli işbirlikçiler, siyasetçiler, bürokratlar, komisyoncular, propaganda makinesinin dişlisi gazeteciler ve akademisyenler… Sömürge madenciliğinin ardındaki çıkar evreni öylesine büyük ki. Küçük bir köyü yutan canavarın kolları farklı kıtalara, ülkelere kadar yayılıyor. Dolayısıyla sahnede bir şirket görünür ama onun ardında, artıklardan beslenenlerden başlayıp servet edinen küresel simsarlara uzanan karmaşık bir ağ vardır. İşte 9 işçinin öldüğü, yıllar boyu sürecek bir doğa yıkımının yaşandığı İliç'teki altın madeni de böyle.

Çöpler altın madenini Anagold Madencilik işletiyor. 2010 yılında Alacer Gold ile Çalık Holiding'e ait Lidya Madencilik'in yüzde 80-yüzde 20 ortaklığı ile kuruldu. Alacer Gold da 2020 yılında ABD'de kurulmuş olan SSR Mining ile birleşti.

Şirketin bilinen özet profili böyle. Ancak bu birleşmelerin geriye doğru izi sürüldüğünde, karmaşık ağın içindeki bir küresel maden simsarı dikkat çekiyor: Vladimir Yorikh.

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/17/oligark-wt07.jpg

Yorikh'in hikayesi, Rusya'nın yeraltı zenginliklerini yağmalayıp Batı ülkelerinde şirket kuran diğer oligarklardan farklı değil. SSCB'nin dağılmasıyla beraber işe kömürle başlıyor. Ortağıyla birlikte 1995'te İsviçre'de kurduğu çelik şirketiyle büyüyor. Almanya vatandaşı oluyor. Şirketi ABD borsasına açıyor. 2006'da hisselerini 1.5 milyar dolara ortağına satıp, İsviçre'nin Zug kantonu merkezli Pala Investment adlı bir girişim sermayesi kuruyor. Vergi cennetlerinde de çok sayıda iştiraki bulunuyor. Pala Investment'ın ağırlıklı yatırımları değerli madenler. Papua Yeni Gine'den ABD'ye, Kanada'dan Avustralya'ya uzanıyor. Türkiye'deki İliç altın madeni ise serveti 2.2 milyar dolar olduğu tahmin edilen Yorikh için oldukça karlı bir yatırım.

Biraz eskiye gidelim şimdi. Çöpler altın madenini çıkarma hakkının ilk alındığı yıllara bir bakalım.

***

Türkiye'de altın madeni konuşulurken sömürgecilik tarihinin simgelerinden Rio Tinto'yu anmadan olmaz. Osmanlı'daki demiryolu ve maden imtiyazlarından başlayıp, 1978'de kamulaştırılan bor rezervlerine kadar Türkiye daima Rio Tinto'nun av sahası oldu. Bu sömürge tekeli, 1990'larla beraber bu sefer bakır, çinko ve özellikle altın için yeniden Türkiye'de belirdi. Altın arama haklarının çoğu da bu şirketin elindeydi. Bugün yabancı altın tekelleri, onun güçlü lobisinin yolu açması sayesinde iş yapıyor desek, yeridir.

1994 yılında MTA'dan emekli bir mühendisin kurduğu şirket, Çöpler bölgesindeki arama iznini aldı. Ardından hisselerini ABD'nin Colorado eyaletinde kurulan Anatolia Minerals Develepment'a sattı. Çöpler madeni için kurulmuş bir şirketti bu. Belli ki danışıklıydı.

Çünkü Türkiye'de altın işletmeciliği resmen 2001'de Bergama Ovacık ile başladı. 1991'de Eurogold, sonra Normandy ve nihayetinde Koza Altın derken, üst üste yabancı tekellere altın izinleri verildi. İlk altın işletmesine bakıp bugünleri görenlerin, devletin kurumları dahil ana akım medya, bazı akademisyenler, hukukçular, siyasetçiler tarafından teröristlikle, Alman ajanlığıyla suçlandığını hatırlatalım. İbretlik rezilliği tekrar tekrar arşivlerden okumak lazım.

‘DÜNYANIN EN DÜŞÜK MALİYETLİ MADENİ'
Anatolia Minerals önce 2001'de Rio Tinto ile anlaştı. Bir süre sonra hakları tamamen aldı. Ve 2009 yılında madende inşaat işleri başlatıldı. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, büyük bir müjdeymiş gibi resmi açıklamayla Çöpler'deki faaliyetin hayata geçirildiğini duyuruyordu (https://www.invest.gov.tr/tr/news/news-from-turkey/sayfalar/1809200920350.aspx).

2010 yılına gelindiğinde ise Avustralya borsasına sürpriz bir haber düştü. ABD'li Anatolia Minerals ile Avustralyalı Avoca Reources Limited'in yüzde 50-50 ortaklıkla Alacer Gold adı altında birleştiği ilan ediliyordu.

Her iki şirketin en büyük hissedarı ise Vladimir Yorikh'in girişim sermayesi Pala Investment (https://www.newswire.ca/news-releases/anatolia-minerals-and-avoca-resources-announce-merger-of-equals-to-create-anew-leading-intermediate-global-gold-producer-545414272.html)'tı. Elbette başka yatırımcılar da vardı lakin birleşen iki şirketin ağırlıklı hissesi Yorikh'te olması sebebiyle, en karlı çıkacak da oydu. Haliyle yeni kurulan Alacer Gold'un başına Pala Investment CEO'su Jan Castro getirildi. İlginç olan birleşen iki şirketin başında da aynı ismin olmasıydı (https://www.businessnews.com.au/Person/Jan-Castro). Pala Investment'tan yapılan açıklamada, Çöpler altın madeninin kendileri için kazançlı bir yatırım olduğu belirtiliyordu.

Birleşme sonrası Alacer Gold'un şirket ağı şöyle oluştu:

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/17/alacergold-7icj.jpg

Jan Castro 2014 yılında görevinden ayrıldı. Yeni CEO Edward Dowling'in onun hakkında söylediği şu sözler, Çöpler madeninin hissedarlar için niye çok karlı bir yatırım olduğunu da gösteriyordu (https://www.newswire.ca/news-releases/alacer-gold-announces-changes-to-its-board-of-directors-514566961.html):

"Alacer'ın hissedarları adına, Jan'a hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Çöpler projesini bir keşif girişiminden çıkarıp önümüzdeki 20 yıl boyunca yüksek marjlı onslar sağlayacak dünyanın en düşük maliyetli altın madenlerinden birine getirdi."

Yani Türkiye'de dünyanın en düşük maliyetli altın madeni işletmeye alınmış! Bu sözler bugün karşılaştığımız felaketin taşlarının nasıl döşendiğini de özetliyor.

Nitekim iç içe geçmiş, vergi cenneti adalarından farklı kıtalara uzanan bir şirket ağı, neredeyse sadece Çöpler madeni üzerine inşa edilmişti. Çalık Grubu ile ortak kurulan altı farklı şirket daha ağa bağlıydı. Altın tekelinin Gümüşhane-Erzincan-Ovacık arasındaki geniş bir bölgeyi hedeflediği anlaşılıyordu.

Aynı yıl Çöpler'de altın çıkarmak için Çalık Holding ile ortak Anagold Madencilik kuruldu. Ve işe giriştiler. 2020 yılına gelindiğinde Alacer Gold'un ABD'de kurulu SSR Mining ile birleşmesi gerçekleşti. Bu birleşmenin ardından şirket ağının son hali de şöyle:

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/17/ssr-ictx.jpg

İşte İliç'te madeni işleten şirketin geçmişi böyle. En büyük hissedarlardan olan Vladimir Yorikh'in başı 2016 yılında Avustralya Vergi Dairesi ile derde girdi. 116 milyon dolarlık hissesi donduruldu. Bunun 107 milyon doları Alacer Glod'a aitti. Uzun süren soruşturmalar sonucunda dava düştü. Yorikh de yeni yatırımlara yelken açtı. Çöpler'deki hisselerinin 2020'den sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Ama şimdiye kadar iyi bir kar ettiği muhakkak.

Kısaca altının parıltısından küresel simsarlar, yabancı tekeller, işbirlikçiler, komisyoncular yararlanırken nesiller boyu sürecek zehri ise bize, bu topraklara kalıyor.

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 19:54
Onbinlerce kilometrekare coğrafyada milyonlarca hayvan-bitki-insan zehirlenecek, hastalanacak, kanser olacak, ölecek. Muhtemelen bu coğrafya geri dönüşü olmayan bir felakete uğradı, canlıların zarar göreceği ayak basmamak gereken bir yere dönüştü. Türkiye, yüz ölçümünden bu alan kadar kaybetti.

Bununla ilgili şirket sahipleri, işbirlikçi bürokratlar, bakanlar, devlet başkanı hesap vermeyecek mi, yargılanmayacak mı, bu zararın önlemiyle-tazminiyle ilgili hiç bir adım atılmayacak mı?

https://www.dw.com/tr/i̇liçteki-altın-madeninin-lisansı-iptal-edildi/a-68287129

İliç'teki altın madeninin lisansı iptal edildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İliç'teki facianın meydana geldiği maden ocağının çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiğini açıkladı.

https://static.dw.com/image/68246332_1004.webp
İliç'teki faciada milyonlarca metreküp toprağın altında kalan dokuz işçi hala bulunamadı.Fotoğraf: DHA

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan İliç'teki facianın meydana geldiği Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'a ait Çöpler Altın Madeni'nde çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiğini açıkladı. Bakanlık, 13 Şubat'ta meydana gelen toprak kaymasına konu maden ocağının lisans şartlarının ortadan kalktığının tespit edilmesi üzerine çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiğini vurguladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Toprak kayması sonucu akan malzemenin, geçici olarak depolanacağı alan belirlenmiştir. Geçirimsizliğin sağlanması amacıyla yapılan çalışmalar, Bakanlığımız gözetiminde devam etmekte olup mevcut alanda sızdırmazlık şartlarının sağlanmasının ardından, bölgeye akan malzemenin hazırlanan bu alana kaldırılmasına başlanacaktır" ibaresi de yer aldı. Açıklamanın devamında da şu bilgilere yer verildi:

"Bakanlığımız, bölgedeki yüzeysel sular ve yer altı suları ile toprak kirliliği kapsamında çevresel izleme çalışmalarını aralıksız olarak sürdürmektedir. Bölgedeki hava kalitesi de aynı şekilde sürekli izlenmektedir. Şimdiye kadar tamamlanan analiz sonuçlarına göre; yüzeysel sular ile yer altı sularında ve hava kalitesinde olumsuz bir durum tespit edilmemiş olup analiz çalışmalarına Mobil Su ve Atıksu Analiz Laboratuvarı, Çevre Referans Laboratuvarı ve Yetkili Çevre Laboratuvarlarında devam edilmektedir. Konuyla ilgili tüm birimlerimiz sahada çalışmalarına devam etmekte olup süreci hassasiyetle takip etmekteyiz."

Çevre örgütleri ise İliç'teki felaketin iklim ve çevreye vermesi kuvvetle muhtemel tahribatın boyutlarını tartışıyor. TEMA Vakfı da 2021 yılında Şebinkarahisar'da meydana gelen başka bir faciaya dair araştırmanın sonuçlarını açıklayarak İliç'teki tehlikeye dikkat çekti.

Ne olmuştu?
Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası'nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat'ta yerel saat ile 14.28'de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan su gibi vadiye akarken, dokuz işçi de geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı. İşçileri kurtarmak için Erzincan başta olmak üzere Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli'nden gelen AFAD ekipleri de görev yaparken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da arama kurtarma çalışmaları için oluşturulan kriz masasındaki koordinasyon görevini üstlendi.

Altı şüpheli tutuklandı
Olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre kusuru olduğu değerlendirilen firmanın işveren vekili pozisyonundaki Kanada uyruklu bir kişinin de aralarında olduğu sekiz şüpheli gözaltına alındı. Cuma sabah saatlerinde İliç Adliyesi'ne çıkarılan şüphelilerden, savcılıktaki ifadelerinin ardından altısı tutuklanma ikisi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliğinde hakim karşısına çıkan şüphelilerin yaklaşık 15 saatlik yargılamasının ardından baş mühendis Murat B., mühendis Şenol D., vardiya amiri Soysal D., saha sorumlusu Abdülkadir C., saha yetkilisi Hüseyin Ü. ile şirket vekili Kanada uyruklu Jain Ronald G. tutuklandı. Titreşim kaydı alan A.R.K ve saha görevlisi M.T., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Şüpheci Dinsiz
17-02-2024, 19:58
https://twitter.com/VOATurkce/status/1758888514509492302

https://twitter.com/artigercek/status/1758891557107970176

Şüpheci Dinsiz
18-02-2024, 16:39
ÖLDÜREN ALTIN - Coşkun Aral Anlatıyor
0NQbpcFKh1o

Şüpheci Dinsiz
18-02-2024, 17:22
"Numunelerde herhangi bir risk görünmüyor" demiş. O zaman neden denetlemek için bölgeye giden bağımsız sivil toplum kuruluşlarını engelliyorsun?

https://www.birgun.net/haber/alparslan-bayraktar-buradaki-topragin-tamamini-kaldirmak-durumundayiz-507546

Alparslan Bayraktar: "Buradaki toprağın tamamını kaldırmak durumundayız"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan İliç'te 9 işçinin mahsur kaldığı çökme olayına ilişkin yaptığı günlük bilgilendirmede "Buradaki toprağın tamamını kaldırmak durumundayız" dedi. Bayraktar ayrıca bölgedeki madenin çevre izin belgesinin tamamen iptal edildiği bilgisini paylaştı.

Giriş: 18.02.2024 13:11 Güncelleme: 18.02.2024 16:15
Kaynak: Haber Merkezi

https://static.birgun.net/resim/haber/2024/02/18/alparslan-bayraktar-buradaki-topragin-tamamini-kaldirmak-durumundayiz.jpg
Fotoğraf: BirGün (Arşiv)

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan İliç'te 9 işçinin mahsur kaldığı çökme olayına ilişkin yaptığı açıklamada bölgedeki toprağın tamamını kaldırmak durumunda olduklarını söyledi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar Erzincan İliç'te açıklamalarda bulundu.

Yerlikaya, "35 milyon metreküp toprak var. 2 bin 700 personel, 800 araç sahada çalışıyor" dedi.

Tlmin3NuI6A

Toprağın taşıma süreci ile ilgili sürece ilişkin sorulan yöneltilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise tarih vermekten kaçındı.

Bayraktar, altın madeninin çevre izin belgesinin tamamen iptal edilmiş olduğunu kaydetti.

"NUMUNELERDE HERHANGİ BİR RİSK GÖRÜNMÜYOR"

Bakan Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili onayı verdiğini aktararak, "Nasıl bu yığın liç alanında yerleşimle alakalı onayları ÇED kapsamında ilgili Bakanlık verdiyse, orayla alakalı 'Evet buraya şu şartları hazırladığınızda, buraya döküm yapabilirsiniz.' onayını aldığımız için artık şu anda hem buradan hem de manganez ocağının olduğu yerden toprak taşınmaya başlandı. Sizi bugün oraya götüremiyoruz ama orada şu anda bu faaliyet devam ediyor. Yani yolda gördüğünüz kamyonlar oraya doğru hareket ediyor" ifadesini kullandı.

Toprak altındaki işçilere dair iz olup olmadığı sorusu üzerine Bayraktar, ekiplerin radar, dedektör ve dronlarla tespit ettikleri lokasyonlara doğru yoğun şekilde çalıştığını söyledi.

"Yakın köylerde kullanılan içme suyuna buradan, atıkların, siyanürün akmamasına yönelik nasıl çalışma yürütülüyor?" sorusunu yanıtlayan Bayraktar, şunları kaydetti:

"Şimdi buraya, bu dereye gelen temiz suyun daha yukarıdan kontrollü şekilde barajın arkasından normal temiz akış kanalına, kuşaklama dediğimiz hadiseyi DSİ çalışmış durumda. Dolayısıyla bununla alakalı herhangi bir risk görmüyoruz. Buradan şu andaki toprağın olduğu suyun, toprağın altından ilerlemesiyle alakalı da ileride biliyorsunuz sedde yapıldı. Orada da herhangi bir şekilde ölçümlerde, gözlem kuyularında aldığımız numunelerin hiçbirisinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın buradaki laboratuvarında, mobil laboratuvarında ve Ankara'ya gönderdiği numunelerde herhangi bir risk şu anda gözükmüyor.

"ÇEVRE İZİN BELGESİNİN VERİLDİĞİ ŞARTLAR ORTADAN KALKMIŞTIR"

Zaten burası kuru bir dereymiş, bize söylenen bilgi ama şu anda bu toprak kalkana kadar suyu buradan hareket ettiremeyiz. Dolayısıyla bunu mutlaka başka bir yere aktarmamız lazım. Daha sonraki süreçte de DSİ bu toprak kalktıktan sonra yine buradan bir kanalla suyu aşağı doğru gönderecek."

Bayraktar, işçilere ulaşılsa dahi toprak kaldırma çalışmalarının devamına yönelik soruya ilişkin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mevzuatına göre buranın mutlaka kaldırılıp farklı yerde depolanması ve istiflenmesi gerektiğini, dolayısıyla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

Madenin çevre izin belgesinin iptal edildiğini hatırlatan gazetecinin, "Madenin geleceğiyle ilgili başka tasarruf olacak mı?" sorusunu ise Bayraktar, şu şekilde yanıtladı:

"Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, çevre izin belgesini iptal ettiler. Dolayısıyla çevre izin belgesi olmayan herhangi bir işletme, maden veya herhangi bir şeyin çalışması söz konusu değil. Dolayısıyla çevre izin belgesi şu anda iptal edilmiş durumdadır. Yani bu madenin çalışması için gerekli izinler, müsaadeler, her kurumun farklı şeyi var ama esas itibarıyla çalışma izni, faaliyet izni, çevre izin belgesi üzerinden olur. Çevre izin belgesi olmayan herhangi bir madenin çalışması söz konusu değildir. O belge olana kadar, yenilenene kadar, şayet yenilenecekse herhangi bir faaliyet söz konusu olamaz. Şu anda o çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı. Onun için çevre izin belgesini bakanlığımız iptal etti."

Şüpheci Dinsiz
18-02-2024, 23:20
https://twitter.com/evrenselgzt/status/1759291827021398112

Şüpheci Dinsiz
18-02-2024, 23:27
Maden açıldığından beri karışıyordur zaten. Son felaketten sonra karışma hızı ve miktarı artmıştır.

https://www.birgun.net/haber/siyanur-firata-dogru-akiyor-507447

Siyanür, Fırat'a doğru akıyor

Göçük altında kalan 9 işçi hâlâ kayıp. İktidar "Risk yok" dese de Ankara ŞPO'nun çalışması, tehlikeli kimyasalların Fırat Nehri'ne ulaşmama şansının neredeyse imkânsız olduğu ortaya koydu. Ayrıca madenin lisansı iptal edildi.

Giriş: 18.02.2024 06:14 Güncelleme: 18.02.2024 06:23
HABER MERKEZİ

https://static.birgun.net/resim/haber/2024/02/18/siyanur-firata-dogru-akiyor.jpg

Erzincan İliç'teki Çöpler Altın Madeni felaketinde göçük altında kalan 9 işçiden hâlâ haber yok. Tehlikeli kimyasalların karıştığı liç yığının çökmesi sonucu meydana gelen felaket ayrıca bölgeye zehir saçmaya devam ediyor. Maden ocağının çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiği duyuruldu. Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Ankara Şubesi madenin mekânsal analizini yaptı. Yapılan çalışma sonucunda, tehlikeli kimyasalların Fırat Nehri'ne ulaşmama şansının neredeyse imkansız olduğu ortaya çıktı.

Yüzde 80'i SSR Mining'e, yüzde 20'si Çalık Holding'e ait Çöpler Altın Madeni'nde 13 Şubat'ta liç yığının çökmesi sonucu göçük altında kalan 9 işçinin arama çalışmaları ise sürüyor. 10 milyon metreküp tehlikeli kimyasallarla karışmış balçık kıvamına gelen toprak altında kalan işçilerden 4 gündür haber yok. Endişeli bekleyiş sürerken ailelerin umudu da tükeniyor.

İKTİDAR YALAN SÖYLÜYOR

Felaketin ardından endişeye neden olan diğer konusu ise siyanür ve çeşitli kimyasalların bölgede yaratacağı kirlilik. Yetkililer, "Siyanürün Fırat Nehri'ne ulaşmasını engelledik, bir tehlike yok" dese de son raporlar farklı. ŞPO Ankara Şubesi'nin çekilen fotoğraflar ve uydu görüntüleriyle yaptığı mekânsal analizde kimyasalların Fırat Nehri'ne karışmama ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu ortaya koydu. Ayrıca Keban, Karakaya ve Atatürk Barajı'nın risk altında olduğu da ifade edildi. Nehir ve barajlardaki suyun, tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çekilen çalışmada şu ifadelere yer verildi: "Fırat nehri İliç Maden sahasının güneyinde kalan pek çok şehri, köyü, tarım alanını ve doğal alanı beslemektedir. 115 km aşağıdaki Atatürk Barajı ise sulama için de kullanılmakta, ayrıca Fırat Nehri doğrudan Diyarbakır, Malatya, Adıyaman, Tunceli'yi, pek çok ilçeyi ve pek çok köyü etkileyen dünya çapında bir büyüklüğe sahip bir nehirdir. Bu veriler ışığında, yaşanan felaketin büyüklüğünün anlaşılacağını umuyoruz ve sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarını sorumluluk almaya, denetimleri sıklaştırmaya, yerli yersiz verilen maden ruhsatlarını, sürekli artırılan maden kapasitelerini gözden geçirerek bu tür felaketlere gebe olanları iptal etmeye ve maden işletmesini verdiği hasarı düzeltmenin yanı sıra faaliyetlerini durdurmaya ve sorumluları hesap vermeye davet ediyoruz."

LİSANSI İPTAL EDİLDİ

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, felaketin yaşandığı maden tesisinin çevre izin ve lisans belgesini iptal ettiğini duyurdu. Karara gerekçe olarak, yaşanan heyelan olayının ardından yığın liç sahasında bulunan malzemenin Sabırlı deresi ve ocak sahasına doğru akmasından ötürü lisans şartlarının ortadan kalkmasına neden olduğunun tespit edildiğinden maden ocağının çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiği kaydedildi.

***

Maden felaketi sonrası neler yaşanıyor?

TEMA Vakfı, Erzincan İliç'teki altın madeninde meydana gelen çevre felaketinin sebep olduğu tahribatı ve olası tehlikeleri 2021'de Giresun Şebinkarahisar'da yaşanan çevre faciası örneği üzerinden anlattı.

Maden facialarının uzun vadede yarattığı tahribatı ortaya koyan çalışma, Bakanlığın zehirli atığı kaldırmış olmasına ve aradan geçen zamana rağmen bölgede hâlâ tehlikenin devam ettiğini gösteriyor.

18 Kasım 2021 tarihinde, Giresun'un Şebinkarahisar ilçesi, Yedikardeş köyü yakınlarında faaliyet gösteren kurşun, çinko, bakır ocağına ait tesisin maden atıklarının depolandığı atık barajı duvarında çökme yaşanmış, binlerce ton ağır metal içerikli kimyasal atık önce Darabul Deresi'ne ardından da Kelkit Vadisi'ne yayılarak Kılıçkaya Barajı'na ulaşmıştı.

TEMA Vakfı, felaketin hemen ardından 22 Kasım 2021'de çevre felaketinin yaşandığı bölgede 3'ü kontrol numunesi olmak üzere toplam 9 noktadan örnek alarak incelemelerde bulunmuştu.

Çevre felaketinin ardından, atık barajından çevredeki tarlalara ve su yataklarına akan kimyasal atığın kaldırılması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çalışma yapılmıştı. Bakanlığın çalışmasından 9 ay sonra 30 Ağustos 2022'de TEMA Vakfı aynı noktalardan ikinci numuneleri almış ve analiz ettirmişti.

Vakfın raporlarla da ortaya koyduğu çalışma; Şebinkarahisar maden felaketi sonrasında Bakanlıkça yapılan çalışmalara rağmen doğal varlıklar üzerindeki kirliliğin sınır değerlerin altına indirilemediğini gösterdi. Numuneler üzerinde yapılan laboratuvar analizleri sonucunda; felaketin üzerinden 9 ay geçmiş olmasına rağmen ağır metallerin, ağırlıklı olarak limitlerin çok üzerinde olduğu tespit edildi.

Şüpheci Dinsiz
18-02-2024, 23:47
Toprak altında kalan 9 emekçiden kimse bahsetmiyor.

--/--

Dün Marmara Denizinde bir Türk gemisi battı. Denizciler geminin batacağını anlayınca yardım istemiş. Tam 6 saat yardım beklemiş, yardım gitmemiş. Biri son anlarını videoya çekip ailesine göndermiş, sonra gemi batmış. Birinin cesedini batığın içinde buldular, 5 emekçi kayıp. Marmara Denizindeki bir noktaya 6 saat yardım gitmemesini insanın aklı almıyor. Bu cinayettir.

Devletin her şeyi çürüdü, kokuştu.

Şüpheci Dinsiz
19-02-2024, 13:12
https://twitter.com/dw_turkce/status/1759465588559057193

https://twitter.com/yavuzyilmazd/status/1759306494154027444

Şüpheci Dinsiz
19-02-2024, 22:35
https://twitter.com/cakir_rusen/status/1759660457906831825

Arıyormuş gibi görünmek için kırk takla atacağınıza gerçekten arasaydınız şimdiye kadar birkaç emekçiyi bulurdunuz.
https://twitter.com/evrenselgzt/status/1759656485116911908

Şüpheci Dinsiz
20-02-2024, 10:23
https://twitter.com/ovgunaercan/status/1759831055714877893

https://twitter.com/MAturkce/status/1759831050010693949

Şüpheci Dinsiz
20-02-2024, 23:30
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1760037782003798083

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 00:24
https://twitter.com/bagimsizmadenis/status/1760033299827654958

https://bagimsizmaden.org/2024/02/20/bagimsiz-maden-iscileri-sendikasi-anagold-gozlem-raporu-oncesi-ve-sonrasiyla-13-subat/

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Anagold Gözlem Raporu – Öncesi ve Sonrasıyla 13 Şubat
Şubat 20, 2024

13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç ilçesinde bulunan Anagold madencilik şirketinde liç yığınının kaymasıyla birlikte bir göçük meydana gelmiş, 9 maden işçisi göçüğün altında kalmış ve maden işçilerine henüz ulaşılamamıştır. Sendikamıza facianın gerçekleştiği bilgisinin maden işçileri tarafından ulaştığı ilk andan itibaren sürecin takibinde olduk. Sendika yöneticilerimiz, uzman ve avukatlardan oluşan heyetimizin Erzincan İliç'e ulaştığı ilk andan itibaren bulunduğu süreç içerisinde yapılan görüşmeler, gözlemler ve bulgular ile hazırlamış olduğu raporu kamuoyunun bilgisine sunarız.

Raporu PDF formatında aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
https://bagimsizmaden.org/wp-content/uploads/2024/02/13SubatRaporu.pdf
https://bagimsizmaden.org/wp-content/uploads/2024/02/13SubatRaporu.pdf

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 00:27
https://haber.sol.org.tr/yazar/siyanurlu-topraklar-altinda-390827

Siyanürlü topraklar altında

İliç'teki milyonlarca metreküp toprak sadece o 9 işçinin üzerine yığılmadı, koca bir ülke tıpkı Soma'da olduğu gibi, tıpkı depremde olduğu gibi yine enkazın altında kaldı.

https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/classifiedimages/taxonomy/reporter/fatih_yasli_0.png
21.02.2024
FATİH YAŞLI

Yıl 2010… Kumpas operasyonlar ve davalar süreci devam ederken Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner makam odasına yapılan baskında tutuklandı. Kendisine isnat edilen suçlardan biri "Ergenekoncu" olmaktı. Dönem "vesayetle mücadele" dönemiydi ve gayri resmi koalisyon ortağı Fethullahçı çetenin emniyet ve yargıdaki gücüyle yaptığı operasyonlar dalga dalga büyüyordu.

Bu operasyonların altyapısı hep "gizli tanık"lar üzerine kuruluyordu; çete bir "gizli tanık" buluyor, ona sahte ifadeler verdiriyor ve sonra da operasyonlara girişiyordu. İşte Cihaner'e yönelik operasyonda da bir gizli tanık kullanılmıştı ve onun kod adı da "Efe"ydi.

Peki Efe kimdi? Bu sorunun yanıtı için biraz daha geriye gidelim, 2007 yılına. Cihaner Erzincan'da görevlendirildikten sonra Erzincan'da yürütülen madencilik faaliyetleriyle ilgili ihbarları değerlendirmiş ve bir savcıyı da soruşturmayla görevlendirmişti. Görevlendirdiği savcı ise madeni işleten şirketten rüşvet alıp soruşturmayı kapatacak, Cihaner ise daha sonra Fethullahçı çete tarafından tutuklanacaktı.

İşte o rüşveti alan savcı Bayram Bozkurt çete mensuplarından biriydi ve gizli tanık Efe'nin de bizzat kendisiydi, yani Cihaner Fethullahçı savcı Bozkurt'un gizli tanıklığıyla tutuklanmıştı. Rüşvet aldığı maden işletmesi mi? İşte o da geçen hafta 9 işçiye mezar olan İliç'teki madeni işleten uluslararası maden tekeli Anagold'dan başkası değildi.
İliç'teki maden faciasını tıpkı Soma gibi, tıpkı 6 Şubat depremi gibi "yeni Türkiye" adlı ucubeyi anlatan bir tablo olarak görmek gerekiyor; İliç'te bugünü anlamak için her şey bulunuyor.

İlk olarak İliç, Türkiye'nin emperyalist bağımlılık ilişkilerindeki yerine ışık tutan bir ayna. Sömürge madenciliği denilen madencilik biçimiyle, memleketin yeraltı zenginlikleri memlekete doğru dürüst bir katkı yapmayacak şekilde uluslararası tekellere peşkeş çekilmiş durumda. Altın Türkiye'de çıkartılıyor ve işlenmek üzere yurtdışına götürülüyor, burada işlenmeyen altın ise ekonomiye ciddi anlamda herhangi bir katma değer sunmuyor.

İkincisi, bu tekeller kendi ülkelerinde asla yapamayacakları bir şekilde Türkiye gibi yarı-sömürge olarak gördükleri ülkelerde bir doğa ve işçi kırımına kolaylıkla girişebiliyorlar. Siyanürle maden arama ancak bizimki gibi ülkelerde mümkün, keza güvenliksiz çalışma biçimleri ve ağır sömürü koşulları da. O gün İliç'te doğal bir heyelan, doğal bir toprak kayması olmadı. Kazı çalışmalarıyla biriken ve siyanürle işlenmiş milyonlarca metreküp toprak, doğayı ve insan hayatını önemsemeyen kâr hırsı nedeniyle 9 işçinin üzerine yığıldı.

Üçüncüsü, Çalık üzerinden kurulan bir bağlantı var ki buradaki esas mesele politik ilişkiler. Madenin yüzde yirmisinde ortaklığı bulunan Çalık, düne kadar ATV- Sabah grubunun sahibi olan, o sahipliği kamu bankalarından verilen ucuz kredi ile elde etmiş, Erdoğan'ın damadı ve eski enerji bakanı Albayrak'ın bir dönem CEO'luğunu üstlendiği en büyük yandaş sermaye gruplarından biri. İşlevi ise ekonomik olmaktan çok Ankara'daki bürokratik engellerin kolayca aşılması olsa gerek. Ülkenin her yerinde verilen ruhsatların da sırrı burada saklı; ekonomiye katkısı asgari olan bu madenler için verilen ruhsatlar, siyasilerin ve bürokrasinin bir bölümü için geçim kapısına dönüşmüş gibi gözüküyor.

Dördüncüsü, şirketin 7 milyon dolar civarındaki vergi borcunun silindiği daha ilk gün ortaya çıkmıştı. Ancak bununla da yetinilmemiş, şirket büyük miktarda teşvik de almıştı. Yani tıpkı diğer sermaye grupları gibi burada da vergi yükü patronlardan alınmış ve emekçi halkın sırtına yıkılmıştı. Doğrudan vergilerin oranı düştükçe dolaylı vergilerin oranı artıyor, yani vergi, son derece sınıfsal bir tercihle sermaye kesiminden değil emek kesiminden alınıyordu. Sermayeye ise kârla, rantla, faizle sınırsız bir servet transferi yapılıyordu.

Şimdi, bu tabloya yerleştirilmesi gereken başka bir mesele var, aydın meselesi. Türkiye 90'lı yıllar boyunca Uğur Mumcu'dan Ahmet Taner Kışlalı'ya uzanan bir aydın kırımı yaşadı. Bunun sonucu ise kendisine Atatürkçü diyen kitlelerin aklının iğdiş edilmesi, ahmaklaştırılması oldu. Çünkü meydan Celal Şengör'lere, Yılmaz Özdil'lere, İlber Ortaylı'lara, Uğur Dündar'lara, bir aptallaştırma makinesi olarak Sözcü gazetesine kaldı.

İşte meydan kendisine kalanlardan biri olan ve kendi alanı dışındaki her şeyin cahili diyebileceğimiz Şengör, kendisine Türkiye'deki madencilik faaliyetleriyle ilgili olarak sorulan bir soruya şöyle yanıt vermişti:

‘Madencilik doğayı tahrip eder' diyen adamı kovacaksın. Bakın önde gazeteciler oturuyor, ben bunlara diyorum ki; bu çevreciler zır cahil grubu, kovun bunları diyorum. Biz bunu yapamayız biz gazeteciyiz diyorlar. İlber Ortaylı bir laf söylemişti hatırlıyor musunuz? Cahille sohbeti kestim diye. Yerden göğe kadar haklı adam.

Buram buram cahil cüreti kokan bu sözlerin sahibi Şengör'ün "kankası" İlber Ortaylı'ya geçelim bu noktada.

Birkaç gün önce damadın sünnet çocuğu gibi giyindiği ve konukların da kötü bir müsamerenin rezil oyuncuları gibi hareket ettikleri bir düğün haberi düştü önümüze. Gelin Osmanlı hanedanının bilmem kaçıncı kuşağındandı, kendini şehzade zanneden babası ise tanıdıktı aslında: Zamanında salça ticareti yaptığı haberlere konu olmuş, bir de "doları olan satsın, 1.5 TL'ye düşme ihtimali var" şeklindeki dahiyane açıklaması akıllarda kalmıştı.

İşte bu mehterli, fesli saltanat müsameresinin konukları arasında nevzuhur meczuplardan Halil Konakçı ile 90'lı yıllardan hatırladığımız Şevki Yılmaz'la birlikte "onur konuğu" statüsünde başka bir isim vardı ki o da Şengör'ün kankası İlber Ortaylı'ydı. Şevki Yılmaz nikah merasiminde yaptığı konuşmada Mustafa Kemal ve arkadaşları için "Osmanlı'yı süren soysuzlar" ifadesini kullanmış, "İlber hoca" ise cahille sohbeti kesememişti; gelen tepkiler üzerine önce Şevki Yılmaz'ı tanımadığını söyleyecek, daha sonra ise "sıra bana geldiğinde tepkimi verdim" diyecekti ama herkes bunların zevahiri kurtarmak için yapılan açıklamalar olduğunu biliyordu.

Aslında bu durum şaşırtıcı değildi; çevrecilere saldıran Şengör bir patron çocuğu olarak bir konuşmasında kapitalizmin kimseyi sömürmediğini iddia edebiliyordu, bilim felsefesine dair bildikleri Popper'in on yıllar önce söylediklerinden öteye gitmezdi, doktora tezini "Osmanlı hanedan ailesi"ne ithaf etmişti, Kenan Evren'e tapıyordu ve işkencede insanlara bok yedirilmesini savunacak bir tıynetteydi.

Ortaylı ise Cumhuriyetçi pozları kesse de ne gericilikle ne iktidarla bir dert sahibiydi. Tam tersine bütün iktidarlarla olduğu gibi AKP'yle de iyi geçinen Ortaylı, zamanında Fethullah Gülen'le görüşmeyi ve Fethullahçı çetenin yurtdışındaki okullarını ziyaret edip onları övmeyi de ihmal etmemişti. Bu okulları öven kitaplarda imzası bulunan Ortaylı'nın cemaatin yayınevinden çıkan kitapları da mevcuttu.

Ve işte memleketin trajedisi de burada başlıyordu. Bir yanda bilinçli bir şekilde yoksullaştırılan ve cahil bırakılan bir halk, yeraltı ve yerüstü kaynakları yerli ve uluslararası sermayeye peşkeş çekilen bir ülke, tüm bunların üzerine örtülen din ve milliyetçilik örtüsü varken diğer yanda kendisine "aydın" denilenlerin sefaleti, halkı da ülkeyi de bu kopkoyu karanlığa karşı savunmak yerine o karanlıktan nemalanmayı tercih etmeleri vardı.

Bugün geldiğimiz noktada şu çok daha iyi anlaşılıyor ki İliç'teki milyonlarca metreküp toprak sadece o 9 işçinin üzerine yığılmadı, koca bir ülke tıpkı Soma'da olduğu gibi, tıpkı depremde olduğu gibi yine enkazın altında kaldı. Bu ise unutturulmaya çalışılsa da aslında dibine kadar politik bir mesele. Türkiye, ülkeyi sermayenin çıkarları adına yarı-sömürge haline getirip bunun üzerine vatan, millet, Sakarya hamasetini örtenlerin, Mustafa Kemal'e "soysuz" diyerek beddua edenlerin elinde adım adım çürüyor, toplum adım adım çözülüyor, sağcılık adlı siyanür tüm ülkeyi zehirliyor. Tüm bunlar olurken düzen muhalefeti de "aydın"lar da olan bitene suç ortaklığı yapıyor.

Sermayenin bitimsiz kâr hırsıyla sağcı pespayeliğin, şeriata dokunulmazlık ilan etme aşamasına gelmiş dinci gericiliğin cenderesine düşmüş Türkiye'nin buradan nasıl çıkacağına dair kurucu bir iradeye ihtiyacı var. Ya o irade inşa edilecek ya da siyanürlü topraklar altında boğulmaya devam edeceğiz.

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 00:43
https://www.gazeteduvar.com.tr/altin-siyaset-ticaret-ilicteki-yerel-oligarsi-makale-1671000

Altın-siyaset-ticaret: İliç'teki yerel oligarşi

Sermayesi kıtalara yayılmış, güçlü yerli işbirlikçilere sahip Anagold'un çıkar piramidinin, geniş bir de ‘alt tabakası' var. Maden geldikten sonra kurulan onlarca taşeron şirket, birkaç ailenin elinde. Onlarla kan bağı bulunan yüzlerce yoksul ise madenin işçi deposu. Üstelik yerel siyaset ve bürokrasi de altının etrafına örülü ilişkilerin hakimiyeti altında.

https://i.gazeteduvar.com.tr/2/100/100/storage/files/images/2023/07/17/434-pf31.jpg
Bahadır Özgür
bozgur@gazeteduvar.com.tr
21 Şubat Çarşamba 2024 Saat: 00:01

Altın tekellerinin örümcek ağı gibi sömürgeci yapısını, İliç'te apaçık görüyoruz. Ana sermaye ABD'den Avustralya'ya, Kanada'dan İsviçre'ye uzanıyor. Türkiye'deki işler, iktidarla siyasi bağ ve buna uygun bir yerli işbirlikçi (Çalık Holding) üzerinden yürütülüyor. Ama bu dev çıkar piramidinin geniş yüzeyini oluşturan bir de alt tabaka var. İlk anda açıkça görülemeyen, yerel siyaset ve bürokrasiyle iç içe, türlü gizemle örtülü bir tabaka: Yerel oligarşi!

Altın madenini güvenceye alan, meşrulaştıran, ona karşı mücadeleyi baskılayan esas güç buradan geliyor işte.

Peki kim bunlar? Yerel siyasetle, bürokrasiyle nasıl bir ilişki içindeler?

***

Balzac, 1841'de yazdığı Ursula Mirouet adlı romanında değirmenci, derici, küçük tüccar ve çiftçi olan dört kalabalık aileyi anlatır. Zenginlik fırsatı doğar doğmaz her biri kökten değişir. Aynı arı kovanından çıkanların yazgısı aynı kalmaz. Zengin Massin'ler, yoksul Massin'leri işçi olarak kullanır. Milyoner bir Minoret'yi, asker Minoret'ler korur. Ve nihayetinde aile bağı yerini çırılçıplak bir sömürü ilişkisine bırakır: "Aynı kanla dolu ve aynı adı taşımaktan başka benzerliği olmayan bu dört mekik, bir insan kumaşı dokumuşlardı durmaksızın; ama kumaşın kimi parçası giysi, kimi parçası havlu, kimi parçası çok güzel bir patiska, kimi parçası kaba astar olmuştu. Başta, ayaklarda ya da yürekte, çalışan ellerde, sakat bir ciğerde ya da deha dolu bir alında hep aynı kan dolaşıyordu."

***

İliç'teki felaketten iki gün sonra AKP'li Belediye Başkanı Mustafa Gürbüz'ün söylediği bir söz, Balzac'ın romanını hatırlattı. Gazetecilere, "Yeğenim de göçük altında" diyordu. Kendisi madene taşeronluk yapan bazı büyük şirketlerin sahibiydi. Bu durum İliç için garip değildi aslında. Nesillerdir ortak kanı, ortak soyadını taşıyanlar, altın madeni geldiğinden beri aynı yazgıyı paylaşmıyorlardı.

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/20/1-lqfm.jpg

Çöpler dahil üç köyün ağırlıklı bölümü Şavak aşireti mensuplarıydı. Türkiye-Irak-İran sınırlarının kesiştiği geniş bir bölgeye yayılmış kalabalık aşiret, yıllar boyu dört bir yana göç vermişti. Çöpler'dekiler, Keban Barajı'nın sular altında bıraktığı topraklardan akmıştı. Hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Erzincan peynirlerinin ‘mucidi' sayılırlardı. Yakın zamana kadar 50 binden fazla koyun olduğu söyleniyor. Şimdi parmakla sayılıyor. Altın madeni zenginlik fırsatı yarattı çünkü.

Anagold Madencilik, diğer altın tekellerinin başka bölgelerde başaramadığı bir şeyi başardı. Karmaşık bir yerel çıkar ağı ördü. Öyle ki; işçi de taşeron da, yeni zenginler de madenin etrafındaki siyaset-bürokrasi çemberi de, birkaç ailenin eseri. Hatta patron yanlısı sendikanın şubesi bile…

İLİÇ'TE ONLARCA TAŞERON ŞİRKET KURULDU
Maden sahasında daimi olarak irili ufaklı yaklaşık 36 taşeron şirket çalışıyor. Bunun dışında sipariş usulü iş gören 100'e yakın şirket daha bulunuyor. 10 bin nüfuslu İliç'te 2010'lardan sonraki şirket patlaması muazzam. Lakin yerel sermaye birkaç çekirdek ailenin elinde toplanmış. Sülalelerin geri kalanları ise sahada işçilik yapıyorlar.

Madenin daimi taşeronlarının listesi şöyle:

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/20/2-8x27.jpg

Aralarında AKP Milletvekili Asuman Erdoğan'ın eşi Fatih Erdoğan'la beraber Next Level AVM'yi diken Çiftay Taahhüt, tehlikeli atık nakliyecisi Kar-Sa veya küresel çapta zehirli atık havuzu kurma üzerine uzman yabancı Golder gibi büyükler var. Bunların dışındakiler madenin nimetiyle büyüyen bazı ailelere ait. Bir kısmı önceden yaptıkları ufak tefek tüccarlığı, inşaat ve akaryakıt işini genişletmiş.

Yerel çıkar manzarasını bütünüyle buraya aktarmak olanaksız. Fakat ilginç bir örnek fikir verebilir.

Sabırlı Gold, 1 Ocak 2023 günü kuruldu. 13 şirket ortak. Hepsi de Sabırlı köyü ağırlıklı birkaç ailenin maden geldikten sonra kurduğu şirketler. Mesela Elçelik Hafriyat, Elçi ve Çelik ailelerinin; Sabırlı Hanlılar ve Sabırlı Yıldırımlar, Yıldırım ailesinin; Sabırlı24, Demir ailesinin; Sabırlı Keklikler, Keklik ailesinin; Sabırlı Yiğitler, Gün ailesinin.

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/20/3-ekzm.jpg

Hemen hemen aynı aileler servis, yemek, temizlik, güvenlik vb. hizmetleri veren, bir kepçe, iki hafriyat kamyonu alıp madenden taşeron iş alan çok sayıda şirketin de sahibi veya ortağı. Anagold'un taşeron işçi deposu da bu ailelerle akrabalık bağı bulunan yoksullar zaten.

Balzac'ın dediği gibi; zenginleşmiş Yıldırımlar, işçi olarak diğer Yıldırımlar'ı çalıştırıyorlar.

SİYASET VE BÜROKRASİNİN ALTIN BAĞI
Dolayısıyla "köylüler parayla arazilerini sattı" bilgisi doğru, ama eksik. Maden tekeli hakimiyetini sadece ‘rüşvetle' kurmadı. Yüzyıllardır gelen kan bağlarını, bir sömürü ilişkisi olarak yeniden örgütledi. Paraya tahvil edilen soy ilişkileri de bir baskı ideolojisine dönüştü artık. Burada siyasetin rolü devreye giriyor işte.

AKP'li Belediye Başkanı Gürbüz ve aile üyeleri iyi iş alan şirketlerin başındalar. Abdikoğulları Gıda İnşaat şirketinde Demir, Yıldırım, Keklik ve Buran aileleri ile ortaklar. Başkanoğulları Gıda bir diğeri. Ortaklıklar iktidar koalisyonuna da uygun. Madende mühendislik işleri alan AHG Mühendislik ise İstanbul firması. Sahibi İliçli Ahmet Hamdi Gürbüz. AKP'li Eyüpsultan Belediyesi Meclis Üyesi ve İmar Komisyonu Başkanı. Buz Pateni Federasyonu ile Erzincanspor Başkanlığı yaptı geçmişte. Anagold onun başkanlığında kulübe sponsor oldu.

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/20/4-xaip.jpg
(Ahmet Hamdi Gürbüz… Erdoğan (sol başta), Enerji Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar ile beraber Anagold felaketinde (ortada), Murat Kurum'un seçim çalışmasında.)

Çetin Buran taşeronlardan Gold Safety'nin sahibi. Aynı zamanda İliç'te okul aile birliği başkanı. Başkanı olduğu okul, Anagold Madencilik Ortaokulu. Maden tekeli 2016'da dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılımıyla açtı. 2022'de İliç'teki TÜBİTAK Bilim Fuarı'na desteğinden dolayı Anagold Madencilik'e ve Buran'a, Kaymakamlık tarafından plaket verildi.

https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2024/02/20/5-u1ly.jpg
(Kaymakam, Anagold Madencilik Halkla İlişkiler Müdürü Oktay Özdemir ve Okul Aile Birliği Başkanı Çetin Buran plaket veriyor.)

2016'daki okulun açılış törenine, Erzincan ve İliç'te uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yükselen ve 9 yıl bu görevi yürütüp 2023 seçimlerinde MHP'den milletvekili aday adayı olan Aziz Gün'ün de katıldığını not edelim. Yukarıda Gün soyadına değinmiştik.

Yerel bürokratlara laf gelmişken, iki dikkat çeken soyadını daha analım. Birisi İliç Gençlik ve Spor Müdürü Sezai Öz, diğeri İliç Entegre Hastanesi Müdürü Zekeriya Elçi. Çok sayıda şirkette Elçi ve Öz'e rastlamak mümkün. Tesadüf mü? Son olarak madenle iş yapan İliç'in zenginlerinden Zekeriya Oğuz'un da 2021'de, Erzincanlı olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Burhan İşliyen'in katılımıyla yatılı kız Kuran kursu açtığını hatırlatalım, yeter.

***

Anagold'un İliç'teki yerel ilişkileri saymakla bitmez. Elinin değmediği şirket, makam, mevki kalmamış. Yegane amacı Çöpler'deki altını sömürmek olan farklı kıtalara yayılmış küresel bir sermayenin sömürge ilişkileri, işte böylesine en küçük yerel hücrelere dek işlemiş durumda. Basitçe "para verip arazileri aldı" diyerek tarif edemeyeceğimiz; siyasetinden bürokrasisine, dinsel bağdan kan bağına, her şeyi bu uğurda seferber etmiş bir canavara bakıyoruz. Haliyle onunla mücadele de, her bir uzvuyla mücadele etmeyi gerektiriyor.

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 10:59
https://www.evrensel.net/haber/511207/kirliligin-firata-karismasi-felakete-yol-acar?a=57268

Kirliliğin Fırat'a karışması felakete yol açar
İliç'teki madende kullanılan kimyasallara ve zararlarına ilişkin Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube yöneticileri ve Maden Mühendisleri Odası (MMO) Genel Başkanı Ayhan Yüksel ile konuştuk.

https://www.evrensel.net/images/840/upload/dosya/255806.jpg
İliç'te sürdürülen çalışmalar Fotoğraf: Serhat Zafer/AA

21 Şubat 2024 04:20 Son Güncellenme Tarihi: 21 Şubat 2024 08:22
Sevgi Akkaya
İstanbul

Erzincan İliç'te meydana gelen altın madeni faciasının oluşturduğu tehlikeler hâlâ sürüyor. Madende siyanür tehlikesi ön plana çıksa da pek çok kimyasal kullanılıyor ve bu kimyasallar çevre ve halk sağlığı açısından büyük tehdit oluşturuyor.

Facianın ardından maden sahasının yakınlarına gidenler, havada ağır bir koku olduğunu söyleyerek, bu konunun zaman zaman acı badem kokusuna benzediğini anlatmışlardı. Bilim insanları acı badem kokusunun siyanüre işaret ettiğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte İliç'te atık havuzunun bulunduğu Sabırlı köyüne giden Evrensel muhabirleri Elif Ekin Saltık ve Özkan Zülfikar, köye girildiği andan itibaren boğazlarının ve gözlerinin yanmaya başladığını daha önce yaptıkları haberlerde aktarmışlardı. Ayrıca Fırat'tan su içen kuşların öldüğü de medyaya yansımıştı. Madende kullanılan kimyasallara ve zararlarına ilişkin Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube yöneticileri ve Maden Mühendisleri Odası (MMO) Genel Başkanı Ayhan Yüksel ile konuştuk.

"İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR"
Ağır metallerin toprağa karıştığında toprağın yapısını bozduğunu ve yeraltı sularında da kirliliğe neden olduğunu anlatan ÇMO, "Yağışlarla birlikte veya yeraltı sularını besleyen ağır metallerle kirlenmiş yüzey suları da kirlilik riskini oluşturuyor. Ağır metallerin toprak kirliliğine neden olmasıyla birlikte bu alanlarda yetişen ürünlerde de birikmeye neden olabilir, bu da insan ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir" dedi.

Yığın liçi yönteminin kullanıldığı maden sahalarında toprağın canlılık özelliğini yitirdiğini söyleyen ÇMO İstanbul Şube Yöneticileri, bu yöntemin bölgede büyük miktarda pasa atığının da oluşmasına neden olduğunu ve bu doğrultuda tarımı ve hayvancılığı yok ettiğinden bahsetti. ÇMO İstanbul Şubesi, ayrıca Avrupa'nın pek çok yerinde Yığın Liçi yönteminin yasaklanmasının ana nedenlerin de bunlar olduğuna dikkat çekti.

"FIRAT NEHRİ İÇİN ACİL PLAN OLUŞTURULMALI"
Fırat nehrinin sınırları aşan bir nehir olmasından kaynaklı kirliliğin Fırat'a karışması halinde, felaketin bölgesel düzeye olacağını vurgulayan ÇMO İstanbul Şube yöneticileri, "Bu durum Fırat Nehrinin sulamada kullanıldığı tarım alanlarından, içme suyu kaynaklarına kadar geniş bir coğrafyada büyük bir kirliliğe neden olacaktır. Madendeki faaliyetler ivedilikle durdurularak çevresinde acilen bir plan oluşturulmalı; toprak, su numuneleri alınmalı ve siyanür ve ağır metaller başta olmak üzere kirleticiler için analizleri yapılmalı, ayrıca ortam havası ölçümleri gerçekleştirilmelidir. Bu izleme ve ölçümler sürekli tekrarlanarak takip edilmeli, ayrıca kirleticilerin yer altı ve yüzey sularına erişimi engellenmelidir. Tahliye ve karantina gerekliliği değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.

"ÇEVRE KANUNU 8'İNCİ MADDE: TEDBİRLERİ ALMAKLA İLGİLİLER YÜKÜMLÜ"
ÇMO İstanbul Şubesi, "Çevre Kanunu'nun Kirletme Yasağı başlıklı 8'inci maddesi, her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama vermeyi yasaklar. Aynı maddeye göre, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler" diye belirtti.

Çevre mevzuatının, yatırımın öncesinde yapılan ve olası çevresel riskleri değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan ÇMO İstanbul Şubesi yöneticileri, "Çevre mevzuatı, etkileri önlemek veya asgari düzeye indirmek için alınması gereken önlemlerin ÇED sürecinden, işletme aşamasında alınacak çevre izinlerine kadar farklı yönetmeliklerle izin, denetim ve izleme mekanizmalarını ortaya koyar. Herhangi bir yatırımın çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, mevzuatın doğru oluşturulmasından, tekniğine uygun şekilde uygulanmasına ve her aşamada yeterli kamu denetimine tabi tutularak herhangi bir olumsuzluk tespiti halinde gereken işlemlerin uygulanmasına kadar giden tüm aşamaların eksiksiz yürütülmesi ile mümkündür" dedi.

"SICAK PARA UĞRUNA YAŞAM ALANLARI GÖZDEN ÇIKARILDI"
Yaşam alanlarının kâr uğruna tehlikeye atıldığını vurgulayan ÇMO, "Maden Kanunu'nun 14'üncü maddesi, Devlet Hakkını, yani madenden sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısmı düzenler. Çevreye olan etkileri nedeniyle bazı ülkelerde yasaklanan yöntemlerle madencilikte ısrar edilmesi, sıcak para uğruna daha değerli olan yaşam alanlarımızın ve doğal varlıklarımızın gözden çıkarıldığının göstergesidir" diye konuştu.

"CANLI ÖLÜMLERİNİN YAŞANMAMASI İÇİN BÖLGE KARANTİNAYA ALINMALI"
Erzincan İliç'te siyanür havzasında kuşların ölmesinin siyanür ile ilişkisini açıklayan ÇMO İstanbul şubesi yöneticileri, "Yığın liçi yönteminin uygulandığı sahada başta siyanür olmak üzere kullanılan kimyasallar toprak ve su kirliliğine neden olduğu gibi buharlaşmayla havaya karışan gazlar da hava kirliliği yaratmaktadır. Ayrıca, siyanür, asidik ortamda toksik ve ölümcül hidrojen siyanür gazına dönüşür. Dolayısıyla kuş ölümlerinin ve olabilecek diğer canlı ölümlerinin nedeni toprakta, havada veya suda oluşan kirlilikle herhangi bir temas olabilir. Bu temasın önlenmesi için madenin faaliyetinin durdurulması ve bölgenin karantinaya alınması en acil önlemlerden olacaktır" dedi.

"KÂR HIRSIYLA ÜRETİMİ ZORLAMIŞLAR"
İliç'teki eksiklerin bilimsel kurallara göre oluşturulmamış olduğunu ve uygulamanın eksik olması sonucunda kayma meydana geldiğini söyleyen MMO Başkanı Ayhan Yüksel, "Ekonomik nedenler ve kâr hırsıyla üretimi zorlamışlar. Yığın liçini yatayda genişletmek gerekirken dikeyde genişletmişler. Bu nedenle de orada bir kayma meydana geldi. Bu kayma sanki bir doğal afetmiş gibi konuşuluyor ama tamamen madencilik bilim ve teknik, iş sağlığı güvenliği önlemlerine uygun çalışmamaktan kaynaklanıyor" dedi.

"ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI TEKNİK EKİPLERE BIRAKILMALI"
Arama kurtarma ekiplerinin sağlığı ve güvenlikleri alınmadan arama kurtarmada çalıştırılmaları üzerine konuşan Yüksel, "Madende hayatını kaybedenlerin ailelerinin tepkisini ortadan kaldırmak amacıyla arama kurtarma faaliyetlerine zorlandı işçiler. Bu durum önlem alınmadığı için riskli. Kayan zemin oturmadan, çatlaklar giderilmeden arama kurtarma faaliyetlerini yürütmek yeni kayıplara sebep olabilir. Dikkatli yapılması gereken bir şey. Benim önerimde bu kararları teknik ekiplere bırakmaktır. Yani siyasilerin yönlendirmesi kabul edilebilir bir yöntem değildir. Ne yazık ki ülkemizde bu kararları bakanlar ve valiler veriyor" şeklinde konuştu.

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 11:36
https://twitter.com/ovgunaercan/status/1760163618027352270

Şüpheci Dinsiz
21-02-2024, 23:36
Sermaye ve dincilik ile sömürgeleştirilen Türkiye... Fatih Yaşlı ve Çağlar Tekin ile...
-kbGPCq5Ii8

Şüpheci Dinsiz
22-02-2024, 04:34
https://twitter.com/bahadir_ozgr/status/1760239019609231421

https://twitter.com/gazeteduvar/status/1760447208782995927

Bunun babasını da sevmezdim.
https://twitter.com/azoncekonustum/status/1760430101387194513

Şüpheci Dinsiz
22-02-2024, 18:44
https://twitter.com/SiyasiHaberOrg/status/1760626180473119093

Şüpheci Dinsiz
23-02-2024, 14:47
https://twitter.com/ismailari_/status/1760972706005053525

https://twitter.com/hakki_ozdal/status/1760917821020569895

Şüpheci Dinsiz
23-02-2024, 17:08
https://twitter.com/DemirFerit/status/1760946069507023271

https://twitter.com/evrenselgzt/status/1761023995733000465

Şüpheci Dinsiz
25-02-2024, 01:55
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1760548977009987984

Şüpheci Dinsiz
25-02-2024, 02:37
9 emekçi hala siyanürlü toprağın altında.

Doğa ve emekçi katliamları karşısında işbirlikçilerin umursamazlığı sabit, suçluluğu sabit, pişkinliği sabit, bu düzeni daha da vahşileştirme kararlılıkları sabit.

Marx'ın kapitalizmi-emekçiyi-emek sömürüsünü anlatırken sık sık vampir ve Frankeştayn'ın canavarı metaforlarını kullanmasını hatırlatıyor.

Şüpheci Dinsiz
26-02-2024, 06:36
https://yesilgazete.org/bir-ekstraktivizm-telasi-olarak-ilic-altin-madeni-simdi-cicek-de-kalmadi/

Bir ekstraktivizm ‘telaşı' olarak İliç altın madeni: ‘Şimdi çiçek de kalmadı'

Altın madenciliğinin yapılış biçimi ekstraktivizm tanımına metaforu aşan bir gerçeklik katıyor: Ağaçları kes, toprağı sıyır, patlat, çıkart, öğüt, ele, ufala, siyanürle, altını al götür, geriye devasa çukurları, pasa dağlarını, siyanürlü liç yığınlarını, zehirli ağır metalleri ve siyanür havuzlarını bırak..

https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/umit-sahin-ilic-erzincan-altin-madeni-ekstarktivizm-800x400.jpg
İliç Erzincan, çöpler altın madeniFotoğraf: Cansu Acar

Ümit Şahin

Yeşil Gazete muhabiri Cansu Acar'ın Erzincan'ın Anagold altın madeni faciasının yaşandığı İliç ilçesinin köylerinde yaptığı video haberlerden birinde iki köylü kadın, uluslararası sosyal bilimler literatüründe son 20 yıldır üzerine çok sayıda kitap ve makale yazılmış bir konsept olan ekstraktivizmi (hafriyatçılık ya da kazıcılık olarak Türkçeleştiriliyor) mükemmel özetliyordu. Önce İliçli köylülerin söylediklerinden birkaç alıntı yapalım, sonra makalelere bakalım:

"Biz böyle bir şeyle karşılaşmadık, dağ taş kazıldı, yıkıldı… (…) hep aynı yere dökmüşler, dökmüşler, on beş senedir aynı yere dökmüşler… (…) Kanadalı kim ki ben Kanadalılar'a bir şey diyeyim… (…) üçte birini altının Türkiye'ye verirlermiş… (…) yeşilliğimizi bozdular, doğamızı bozdular, bir şey kalmadı… (…) zengin oldular hep, üç dört tane arabaları var, şimdi daha konuşmuyorlar insanlarla… (…) yetkililer mi, yetkililer yaptı zaten, para aldılar yaptılar, imza attılar para aldılar… (…) diken de bitti, odun da bitti, her şey bitti… (…) bize bir faydası olmadı, bir ekmek parası almadık… (…) ben istemiyorum ama bizim elimizden bir şey gelmez… (…) ben çok üzgünüm, istemedim memleketimin böyle olmasını ama oldu, bizi kimse karıştırmadı ki… (…) sen buraların papatyasını görseydin böyle göğe çıkıyordu papatyalar, çiçekler, şimdi çiçek de kalmadı, hiçbir şey kalmadı ama bir şey de diyemezsin, yok…"

Qp6mMhzP3FQ

Literatürde ekstraktivizm

"Ekstraktivizm" literatürde şöyle tanımlanıyor:

"Son yıllarda, doğal kaynaklar üzerinde merkezi kontrole doğru kayda değer bir ilerlemeye (arazi gaspı bunun en iyi örneğidir), bu kaynakların yoğun bir şekilde sömürülmesine ve çoğu zaman tamamen tüketilmesine tanık oluyoruz. Ekstraktivizm, şu iki durumun kesiştiği noktada yer alır: Belirli doğal kaynaklar (madenler, petrol, gaz, verimli topraklar, yeraltı suları, ormanlar, vb) üzerinde tekelci bir kontrol ve bunların acımasızca sömürülmesi. Söz konusu kaynak çıkarıldıktan sonra geriye sadece ‘negatif dışsallıklar' kalır: Kirlilik, yoksullaşan nüfus, tükenen kaynaklar, vb. Belli kaynakların içerdiği değer, geride koca bir boşluk bırakılarak çıkarılır. Çıkarılan ürünler ihraç edilir ve elde edilen değer başka yerlere transfer edilir." (Ye ve ark., 2019)

https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/ilic-3.webp

Aynı makalede her madencilik ya da ormancılık, balıkçılık vb. faaliyetinin ekstraktivizm olarak tanımlanamayacağına vurgu yapılıyor. Bu bugün Türkiye'de yaşadıklarımızı anlamak için önemli. Çünkü bu tür bir ekonomi anlayışına eleştiri getirdiğinizde size verilen cevap ülkenin madenleri çıkarılmasın mı, yatırım yapılmasın mı, vb. olabiliyor. Aynı makalede bir ekonomik faaliyetin ekstraktivizm olarak tanımlanması için sayılan on kriter epey açıklayıcı. (Ye ve ark., 2019) İliç'te olan bitenle karşılaştırmalı okuyalım:


Çıkarılan kaynaklar üzerinde bir tekel oluşturulur. Elde edilen yarar sınırlı sayıda faydalanıcının elinde toplanır ve maliyetler dışsallaştırılır. (İliç'te bulunan altın ABD/Kanada-Türkiye ortaklığındaki bir şirketin tekeline verilmiş, çıkarılan altına bu şirket el koyuyor. Oluşan kirlilik dışsallaştırılıyor, yani doğaya ve bölgedeki insanlara yansıtılıyor, şirketin bu kirliliğin yarattığı zararla ilgili bir sorumluluğu yok.)
Devlet ve özel sermaye grupları (ister ulusal ister uluslararası olsun) yakın ve iç içedir. (Bir dönem CEO'luğunu eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın yaptığı Anagold'un Türk ortağı Çalık Holding'in hükümet nezdindeki ayrıcalıklı yeri malum.)
Gerekli altyapı unsurlarının (limanlar, ulaşım sistemleri, elektrik, güvenlik, uysal bir işgücü, vb.) mevcut olması belirleyicidir. (İliç'te bu madenin açılması için gerekli altyapı elbette sağlanmıştır. Güvenlik kısmı da faciadan sonra daha görünür hale geldi. Gerekli altyapıya şeffaf olmayan süreçler de eklenebilir.)
Farklı altyapı unsurlarını iyi işleyen bir zincir halinde birbirine bağlayabilen bir operasyonel merkez, çıkarılan ürünlerin yoksulluk bölgelerinden, yüksek fiyatların elde edilebileceği zenginlik bölgelerine taşınmasını sağlar. Bu bağlantılar üzerindeki kontrol tekel konumunu oluşturur. (Çıkarılan altının yoksul İliç'ten zengin finans merkezlerine taşınmasını sağlayan SSR Mining!)
Bu süreçlerle elde edilen zenginlik, operasyonel merkezde ve buna katılan sermaye grupları tarafından biriktirilir. (Bu zaten malum.) Elde edilen zenginlik kesinlikle madencilik faaliyetlerinden olumsuz etkilenen insanlara ya da meşru olarak pay talep edebilecek kişilere (ve/veya kurumlara) aktarılmaz. (bkz yukarıdaki alıntı: "bize bir faydası olmadı, bir ekmek parası almadık…")

https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/whatsapp-image-2024-02-24-at-121926-4.jpeg
İliç Erzincan, çöpler altın madeni, Fotoğraf: Cansu Acar


Önceki noktalar (özellikle 1, 4 ve 5) ekstraktivizmin eşitsizlikler tarafından ve eşitsizlikler aracılığıyla oluşturulduğunu ve bu eşitsizlikleri yaratıp derinleştirdiğini ima etmektedir.
Belirli durumlarda, elde edilen zenginlik kısmen devlet tarafından sosyal dağıtım ve/veya kalkınma odaklı yatırımlar için kullanılır. (Şuna sosyal dağıtım denebilir mi bilmiyorum ama yine bkz yukarıdaki alıntı: "zengin oldular hep, üç dört tane arabaları var, şimdi daha konuşmuyorlar insanlarla…" Not: İlçedeki bazı insanları kastediyorlar.)
Üretim süreci açısından, ekstraktivizm, ilgili kaynakların maddi yeniden üretimi olmaksızın üretimi temsil eder. Madencilik söz konusu olduğunda, yeniden üretim zaten imkânsızdır. Ancak ormancılık, balıkçılık ve tarım gibi faaliyetler söz konusu olduğunda, üretimin yeniden üretimden ayrılması ve ikincisinin ihmal edilmesi ekstraktivizmi farklı kılar: Geriye çöller, boş denizler ve kurak topraklar kalır. Ekstraktivizm, halihazırda mevcut olan kaynakların kullanımına odaklanır, bu kaynakların maddi olarak yeniden üretimine yatırım yapmaz. Yeniden üretimin ihmal edilmesi ekstraktivizmi yıkıcı bir olguya dönüştürür. (İliç'te ekstraktivist madencilikten arta kalan dev maden çukurları ve atık dağları…)
Sonuç olarak, ekstraktivizm devasa kârlar yaratır. (SSR Mining'in yıllık geliri 2010'dan bu yana aşağıdaki hızda artarak 2022'de yıllık 1,3 milyar dolara ulaşmış.)


https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/ssr.png

Kalan bomboş, tüketilmiş alanlardır: Peyzajın ve biyolojik çeşitliliğin yok edilmesi, yaygın kirlilik, önemli kaynakların tükenmesi, işsizlik, iş kalitesinin düşmesi, yerli halkların yerlerinden edilmesi ve ‘tükenen hayatlar'. (Son madde için yine bkz yukarıdaki alıntı: "buraların papatyasını görseydin böyle göğe çıkıyordu papatyalar, çiçekler, şimdi yeşilliğimizi bozdular, doğamızı bozdular, bir şey kalmadı…")

https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/whatsapp-image-2024-02-24-at-121817.jpeg
İliç Erzincan, çöpler altın madeni, Fotoğraf: Cansu Acar

Yıkıcı boyun eğdirme, tüketme ve karşılıksız bırakma
Ekstraktivizm bir başka makalede "sosyo-ekolojik olarak yıkıcı boyun eğdirme, tüketme ve karşılıksız bırakma süreçlerine dayanır; iyi yönetim, karşılıklılık, yenilenme ve dünyayı gelecek kuşaklara bırakmayı içeren sürdürülebilirlik ile taban tabana zıttır" diye tanımlanıyor. Buna göre ekstraktivizmde, doğal ve beşeri kaynak zenginliğine el konur. Elde edilen ürün ya da hammadde, kaynağına geri dönüşü olmayan bir şekilde zarar veren veya tüketen bir şekilde çıkarılıp götürülür. Ekstraktivizm, sermaye birikimi ve gücün merkezileşmesi üzerine kuruludur. Yerel, ulusal, bölgesel ve küresel olarak farklı, iç içe geçmiş seviyelerde kaynak ve servet akışı sağlar. Ekstraktivizm, küresel kapitalist kalkınma politikalarında neredeyse tüm insanların ve insan olmayanların yaşamlarını kısıtlayan ve baskı altına alan bir sermaye birikimi yöntemidir. Dolayısıyla ekstraktivizm, yaşamı organize etmenin sosyo-ekolojik olarak yıkıcı biçimlerini rasyonelleştiren, kendi kendini güçlendiren uygulamalar, zihniyetler ve güç farklılıkları kompleksidir. (Chagnon ve ark., 2022)

Altın madenciliğinin yapılış biçimi de ekstraktivizm tanımına metaforu aşan bir gerçeklik katıyor: Ağaçları kes, toprağı sıyır, patlat, çıkart, öğüt, ele, ufala, siyanürle, altını al götür, geriye devasa çukurları, pasa dağlarını, siyanürlü liç yığınlarını, zehirli ağır metalleri ve siyanür havuzlarını bırak.

https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/02/ilic-cansu.jpeg
Fotoğraf: Cansu Acar

İliç'e geri dönelim. Gerçi bu merkeziyetçi, yıkıcı, tüketici, büyük kaynak rantlarını sermaye birikimine dönüştüren, insanları mülksüzleştiren, yersiz yurtsuzlaştıran, bazılarını da zenginleştirip insanları birbirine düşüren, sonuçta ne var ne yoksa tüketip bitiren, alıp götüren, yarattığı kirliliği ve boş maden çukurlarını ya da çölleşmiş alanları yerel halka bırakan "ekonomik faaliyet" biçimi İliç'le sınırlı değil. Türkiye'nin her yerine yayılan diğer altın madenlerini, taş ocaklarını, atık depolarını, madenler, turizm veya kereste uğruna yok edilen ormanları ya da canlı yaşamı tüketilen denizleri düşünün. Ama İliç, yaşanan büyük facia nedeniyle yıkıcı ekstraktivizmin, bir başka deyişle yeni tip bir sömürgeciliğin simgesine dönüşüyor. Artık sömürgecilik için yerli-yabancı güç ayrımı da yok. Anagold yarı yabancı yarı Türk, ama mesela Bergama Ovacık, Gümüşhane Mastra, Eskişehir Kaymaz, Kayseri Himmetdede altın madenlerinin sahibi olan Koza Altın'ı TMSF yönetiyor.

İliç'te yaşanan facia doğanın sınırsız sömürüsüne dayalı bu "ekonomik kalkınma" biçimini görünür hale getirdi. Ekstraktivizm tanımının önemli bir parçası olan "yıkıcı boyun eğdirme" de rekabetçi otoriter sistemler için havadan sudan daha değerli.

Yıkımın içinde yaşayan insanlar veya çevreciler herhalde faciadan da önce neyi kaybettiğimizi görüyorlardı. Ama boyutunun farkında mıydık? Şu an sürekli hale getirilen kapasite artışlarının da gösterdiği bir telaş iyice ortalığa saçılmış durumda. Oradaki altını (bu başka bir yerde bu kömür, nikel, ağaç vb. olabilir) ama en önemlisi ne var ne yoksa hepsini, tamamını olabilecek en kısa zamanda çıkarıp götürme telaşı: Burayı kaz, bırak, yan tarafa geç, orayı kaz, bırak, böyle devam et!

Bunun herhangi bir ekonomi modeli falan olmadığını gösteren, kapitalist gelişme veya doğa sömürüsü olarak tanımlamanın da yetersiz kalmasına neden olan işte bu telaş. Yukarıda alıntıladığımız Chagnon ve ark.'nın makalesinde ekstraktivizmin küresel kapitalizme bağımlı ya da onunla eşanlamlı olmadığı özellikle vurgulanıyor. Yani buradaki kazıp götürme ağları küresel mevcut kapitalizmin zorunlu olarak içermediği ve ona zorunlu olarak bağlı da olmayan kendine özgü dinamikler taşıyor. Dolayısıyla gezegeni yiyip bitiren, insanlara, gelecek kuşaklara ve diğer canlılara bir şey bırakmaktan korkan bu arsızlığı, bu açgözlülüğü durdurmak mümkün. Sadece en az onlar kadar kararlı ve hızlı olmak ve tabii peşini bırakmamak gerekiyor.

Kaynaklar
Jingzhong Ye, Jan Douwe van der Ploeg, Sergio Schneider & Teodor Shanin (2019): The incursions of extractivism: moving from dispersed places to global capitalism, The Journal of Peasant Studies, DOI: 10.1080/03066150.2018.1559834
Christopher W. Chagnon, Francesco Durante, Barry K. Gills, Sophia E. Hagolani-Albov, Saana Hokkanen, Sohvi M. J. Kangasluoma, Heidi Konttinen, Markus Kröger, William LaFleur, Ossi Ollinaho & Marketta P. S. Vuola (2022) From extractivism to global extractivism: the evolution of an organizing concept, The Journal of Peasant Studies, 49:4, 760-792, DOI: 10.1080/03066150.2022.2069015

Şüpheci Dinsiz
27-02-2024, 19:12
https://twitter.com/firatfstk/status/1762502919994106297

https://twitter.com/cakir_rusen/status/1762508171917086806

https://medyascope.tv/2024/02/27/animasyon-erzincan-ilicteki-felaket-ne-oldu-nasil-oldu/

ANİMASYON | Erzincan-İliç'teki felaket: Ne oldu, nasıl oldu?
nojvc3KbjLQ

Şüpheci Dinsiz
28-02-2024, 08:42
https://twitter.com/SiyasiHaberOrg/status/1760626180473119093

Şüpheci Dinsiz
01-03-2024, 16:33
https://twitter.com/isigmeclisi/status/1763541513378648470

Şüpheci Dinsiz
02-03-2024, 00:14
https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1763673571790905795

https://twitter.com/yavuzyilmazd/status/1763664434076037570

Şüpheci Dinsiz
07-03-2024, 12:42
https://twitter.com/zeynokuray/status/1765661903781593555

Şüpheci Dinsiz
26-04-2025, 19:40
İliç'i katliama götüren ihmaller zincirine dair incelemelerin olduğu tweet dizisini x'den, haberi t24 sitesinden okuyun.

Haber: https://t24.com.tr/ilicte-denetimsizlik-standartlari
Tweet dizisi: https://x.com/t24comtr/status/1916015925981007971

https://x.com/t24comtr/status/1916015925981007971

Şüpheci Dinsiz
13-02-2026, 16:05
https://x.com/isigmeclisi/status/2022243454085206475

https://x.com/bianet_org/status/2022265747188092957

https://x.com/evrenselgzt/status/2022275560261435626

https://x.com/BirGun_Gazetesi/status/2022239321550422354