PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Karahantepe


Ahlaksız
27-07-2024, 00:39
https://www.youtube.com/watch?v=ei5Usq_bp_U

Ahlaksız
27-07-2024, 00:41
https://www.youtube.com/watch?v=hRhUdp14bD8

Ahlaksız
18-09-2024, 00:10
https://www.youtube.com/watch?v=u_LkdbDE4f4

Ahlaksız
31-08-2025, 13:50
https://www.youtube.com/watch?v=Df3vVSmgEz8

"ictenlik"
31-08-2025, 15:45
https://www.youtube.com/watch?v=Df3vVSmgEz8

Anlayacağınız Karaantepe'de şu ana kadar
keşfedilenler buranın sadece bir tapınak
veya bir ritüel alanı olmadığını,
insanların burada yıl boyu veya hiç
olmazsa aylar boyunca yaşamış
olabileceğini gösteriyor. Bir nevi bir
köy gibi. Sırf bu bile Karaantepe'yi
başlı başına olağanüstü bir keşif
yapıyor. Çünkü arkeolojide bundan önceki
yaygın görüş önce tarımın icat edildiği,
sonra köylerin kurulduğu, en sonunda
anıtsal yapılar ve karmaşık toplumların
oluştuğu yönündeydi. Göbeklitepe bu
görüşü zaten epey bir zangırdatmıştı ama
Karaantepe en azından bazı coğrafyalarda
bu sıranın baş aşağı edilebileceğini
göstererek bizi klasik neolitik devrim
modelini baştan sona şekillendirmeye
zorluyor. E bundan ala bilim mi olur?
İşte böyle.

https://youtu.be/Df3vVSmgEz8?si=mop1nUCkyXPWmbIJ&t=1198

Tarım daha önce dile getirdiğim gibi, çok büyük olasıklıkla, evcil hayvanların beslenmesi (domuzlar, tavuklar, balıklar) ve ya da daha sonra köle sınıfların beslenmesi için icad edildi.

Ortalama bir primitif yaşam video kanalına rastlarsak bunu görürüz. Ateş, kili pişirme, demiri işleme ve domuz yavrularını yakalama, balık havuzu kurma ve onlar için mısır ekme.. gibi

spartacus
01-09-2025, 17:52
Karahantepe'de öğütme taşları da bulundu, bu tarıma yönelimin ilk ve en temel zorlayıcı örneklerindendir denebilir... Tarımın gerekirliği, artan nüfus ve gıda ihtiyacının karşılanması, stoklanması ve yaşam tarzı, konfor arayışlarına, ekonomiye de(en az maliyet, uğraşla, yüksek fayda, fazla verim almak) bağlıdır. Paleolitik Dönemden, Neolotik döneme geçiş, hem coğrafyalarda eşzamanlı olarak hem de bir anda gerçekleşen bir süreç olmadığı için herhangi bir coğrafyada bulunan arkelojik bulgular üzerinden, mutlak bir tarihleme de bulunulamaz, ancak nerelerde hangi evrelerde, ne zaman geliştiği konusu bulgulara bağlı olarak değişkenlik arzeder ve bunalr üzerinden bir genel kanıya varılabilir.

Günümüzde sözdebilim, magazin(popülerlik adı altında sömürü)-bilimi adı altında çeşitli mantık dışı kıyaslar yapılmaktadır. Örneğin bir bulgu, evvel tarihlenenden daha eski bir tarihe işaret ediyorsa, anında çıkıp bilimsel teori çöktü gibi abuk sabuk safsatalar üretiliyor, bu kadar basit şarlatanlıkları ise insanlar farkedemiyor. Oysa değişen teori, görüş veya açıklamalar değil, sadece ilk nerede, ne zaman başladı gibi sorularda elde edilen bulguların tarihi oluyor, yani teoriler ne sıfırlanıyor ne çöküyor ne de revize ediliyor, değişen sadece tarihi, coğrafi bilgiler oluyor...

Örnekle;
Diyelimki bulunan ilk örnekler M.Ö 8.000 yılşına tarihlenmiş olsun, daha sonra ise atıyorum başka bir coğrafyada M.Ö 9.000 yılına ait yeni bulgular elde edilmiş olsun(örneğin Suriye Jerf el Ahmar veya Ürdün Eriha), bu halde ne bilim çökmüş oluyor ne de teori, değişen sadece tarih ve coğrafyalar oluyor, çünkü milyon yıllık İnsan tarihinde, insanın avcı, toplayıcı, göçebe, yerleşik, üretici evrelerden geçtiği ortadadır... Modern insanın tarihi insanlık tarihinde küçük bir noktaya tekabül etmektedir, yani paleolitik çağdan, neolotik çağa geçişe dair değişen tarihi rakamlar bir kaç bin yıldan daha öteye götürülemez ve ilk yerleşkelerin illa tarıma dayalı olması da gerekmiyor, zira verimli topraklarda avcılıkla birlikte toplayıcılık da geçerli ve yerleşik hayat için öncül bir evre olarak görülebilir, ancak bir genelleme yapılacaksa bu tek başına yeterli değildir. Yani genel olarak(istisnai değil, zaruri) yerleşik hayatın temelinde tarıma yöneliş ve açığa çıkan mülkiyet ve ilişkileri, taşınamaz eşya, ihtiyaca dayalı taşınamaz sarf ürünleri de en önemli faktörlerdendir.... Sonuç olarak hem günümüz hem de yakın tarih, yerleşik hayat, tarıma geçiş, mülkiyet ve kabile, şehir devletlerinden, merkezi ülke ve devletlerin ve beraberinde gelişen sosyo-kültürel edinimlerin, mülk*(mahrum bırakma), dinlerin(mülk sahibi sınıfların, egemen azınlığın, toplumları(genel kitleyi) köleleştirmek, elde tutmak, hükmetmek ve sömürü çarkını içselleştirmesi, benimsemesi ve biat, bağlılık göstermesi vb.) vb. ortaya çıkışı bakımından elimizdeki en önemli somut kanıttır.

* Mülk: Özünde sahip olmaktan değil, doğrusu "mahrum bırakmak" temeline dayanır. Sıkça yapılan yanlışlardan birisi olarak, ihtiyaca bağlı sarf veya ürün ile de karıştırılmamalıdır... Böylece örneğin yerleşik topluma geçiş sürecinde mahrum bırakılanlar, mahrum bırakanların(toprak sahipleri) mülkünde(azınlık kişiler doğayı, toprağı ve üzerindeki her şeyi özel-şahsi mülkü haline getiriyor) kölelik yapmaya mahkum olmuşlar, bu işleyiş üretim tarzı ve ilişkileri, kastları, sınıfları, sistemin egemenler yararına süregiderliği, güvenceler(başta mülk güvenceleri vb.) vb. üzerinden de devlet, din, sisteme dayalı sosyo-kültürel edinimler(kabile, sülale, soy, din, mezhep, millet gibi ayrımlar) ve bu edinimlerin siyasileştirilmesi üzerinden kamplaşmalar vb. açığa çıkartmıştır.

"ictenlik"
02-09-2025, 15:18
Bir aileyle, küçük bir grupla, bir kabileyle neredeyse tarımı icad edemesiniz.
Örneğin yağmur ormanlarında yaşıyorsanız neredeyse tarımı icad edemezsiniz çünkü bolluk sözkonusu ve dakikalar içinde yemek zaten toplanabilirdi
Tarımı icad etmek ormandan çıkıp geniş düzlüklere büyük topluklarla yerleşimi vb ni işaretliyor olmalı

Bu ormandan çıkış denen nasıl/neden oldu ve yapıldı?
Bir toplayıcı grup normalde besleyici bir çevre arardı. Çevre değişmiş olabilir
Örneğin tarım, bir değişim devrim değil de çevresel değişiklik, gıda kıtlığı nedeniyle bile geliştirilmiş olabilirdi

İkincisi konvansiyonel tarım bugün ilaçlamalarla yapılıyor.
Çitleme olmasa biz bugün domuz ve yaban keçisi nedeniyle hiç bir şeyin tarımını yapamazdık. Domuz kesin bir çit gerektirir ve keçi ise her çiti atlar o nedenle kökler ekmelisin..
Böcek ilaçlarımız olmasa da aynı.
Köstebek gibi şeyler size bir tane hasat bırakmayabilir. Kediler her zaman köstebek ve fare tutması gerektiğini bilir. Öğretilmese bile. Bir köydeyim ve hiç bir eğitim almayan sokak kedileri eğer fare ve köstebek yakalarsa ödül için kapınıza getirip bırakır

Tarım öncelikle güçlü bir çitleme ve duvarlamadır. Mesela Afirka'daysan her yer fildir ve hayvanlar 5 ton kadar. İnsandan kaçınsa bile gece gelir. Domuz insandan kaçınsa bile gece gelir. Ayı, insandan kaçınsa bile gece gelir. Gece yaşam alanına kadar gelir.

Mağaraya ve yeraltına sığınan topluluklarında tarım yapacağını sanmam. daha ziyade depolanabilir büyü kavlarla ilgilenmeli

Bir orman arazisinde ve ya da çevresinde modern araçlar olmaksızın ya da bunları pek kullanmaksızın gerçekten organik temelli tarımla uğraşmadan tarım hakkında fikir yürütmek bilmek zor

Banim arazimdeki tarım masallara ya da kitaplara benzemiyor. Burası orman. Her yer karıncalar ve yuvaları, ayaksız kertenekleler ve diğer tüm hayanlarla kaplı

Uygarlık şimdi kitaptan/ezberden biliyor/besleniyor ve gerçek deneyimden gözlemden gerçeklikten beslenen/süzülmüş bilgiyi ya sevmiyor ya eğreti bulurdu ya da hiçe sayardı

Ormanda doğada kafa böyle çalışır ve işler, şu an ki gibi değil

00:14:18,000 -->

En ilginç gerçek ise su kuyusu açmıyorlar çünkü,
onlar için bu doğaya, hayvanlara saygısızlık olur
Çünkü biliyorlar ki eğer bir kuyu yaparlarsa o su sadece kendilerine ait olacaktır.
ve kaçacak hayvanlara çok az şey bırakırlardı,
yani artık oyuna bile sahip olmayacaklardı.
Bu nedenle geçim kaynakları
Çevreyle, doğayla dengeli bir ilişki kurabilmek için suyun olduğu yerden su içerler.
Su nerede varsa suyu oradan içerler ve kuyu kazmazlar


https://youtu.be/igI9QKW0bQ8?si=ggONDwCza8B_7Fm8&t=857

"ictenlik"
02-09-2025, 17:19
Bir kere; hayvancılığın icadı tarımın icadını önceler ve ya da gerekli ve zorunlu kılar
Doğadaki tüm insan topluluklarının önceliği ettir
İnsan hazır gıda stoku peşine düştüğü an da ilk yapacağı domuzları evcilleştirmek, bir balık havuzu kurmak gibi faaliyetlerdi. Bu gerçek depo yemek ya da depolanmış yemek ya da tahıl deposu gibi olan

Primitif yaşam kanalları var. youtube. açık
Tahıl öğütme, değirmen inşası, domuz beslenmesi ve balık beslemesi için
Bunlar reprodüksiyon gibi. (tarihi yeniden canlandırma gibi) açık

Betonun icadı tüm diğer icatlardan güçlü çünkü duvar inşası demek, iyi bakın, yeniden bakın

Gerçek devrim betonun icadı ve inşası, gerçek öncel süreç hayvancılığın (hayvan köleliği ve evcilleştirmesinin) kurumsallaşması.
Tarım bir yan ürün

spartacus
02-09-2025, 17:27
Mağaraya ve yeraltına sığınan topluluklarında tarım yapacağını sanmam. daha ziyade depolanabilir büyü kavlarla ilgilenmeli

Bir orman arazisinde ve ya da çevresinde modern araçlar olmaksızın ya da bunları pek kullanmaksızın gerçekten organik temelli tarımla uğraşmadan tarım hakkında fikir yürütmek bilmek zor

Banim arazimdeki tarım masallara ya da kitaplara benzemiyor. Burası orman. Her yer karıncalar ve yuvaları, ayaksız kertenekleler ve diğer tüm hayanlarla kaplı

Uygarlık şimdi kitaptan/ezberden biliyor/besleniyor ve gerçek deneyimden gözlemden gerçeklikten beslenen/süzülmüş bilgiyi ya sevmiyor ya eğreti bulurdu ya da hiçe sayardı

Ormanda doğada kafa böyle çalışır ve işler, şu an ki gibi değil
Yerleşik hayatı zorlayan koşullar artan nüfus(bu kocaman bir Dünya ve sadece bir aile olarak düşünelemez), güvenlik, sığınak, korunaklı bölge, kendiliğinden oluşan bölgesel sınırlar, mevsim şartları, azalan av(sadece insan değil hayvanlarda tüketiyor), azalan yenilebilir bitki örtüsü(sadece insan değil hayvanlarca da tüketiliyor), mülkiyet ve sınıfların ortaya çıkışı, devlet ve askeri zor aygıtlarının gelişimi vb...

Eğer insanlar elini kolunu sallayıp diledikleri yeri mekan tutabilseydi ve o mekan da daim geçim ve yaşam için yeterli, elverişli koşullar sağlıyor olsaydı zaten avcı-toplayıcı olarak yaşamına devam ederdi ve hiç bir köle de elde tutulamazdı(nasıl olsa doğa bütün ihtiyaçlarını üretim yapmaksızın karşılıyor, bölgede herkese yetecek kadar yaşama elverişli mağara vardı da denemez. Bu imkan ve koşullar her an her yerde mutlak mümkündü diyemeyiz)...

Kısaca insanın yerleşik hayata geçişi, yeryüzünde salt 1 aile değil, topluluklar halinde yaşayan, binlerce aile, geniş aile, nüfus koşullarında, elverişsiz koşulları elverişli hale getirebilmenin dayatımıyla beraber gelişmiştir.

Örneğin bir zamanlar 30 kişi olan bir topluluk zamanla binlerle ifade edilebilir nüfusa eriştiğinde herkese yetecek mağara, barınak, herkese yetecek AV, bitki, yemiş temin etmek, bir de üzerine süregiden avlanma(azalan hayvan popülasyonu), toplama(toplanan bitkilerin tohumu, böylece bitki popülasyonu da düşmektedir) yetersiz hale gelmektedir. Bu durumda GÖÇ etmek çözüm olsa da, bu da kalıcı olmayacaktır, çünkü doğa artan nüfusla hem insanlar hem de diğer canlılar tarafından tüketilmektedir.... Doğanın kendini yenilemesi, artan insan ve canlı popülasyonu, tüketim ve korunak(örn:mağara) oranını karşılayamaz hale gelmektedir...

Güvenlik, barınak, ısınma, geçim ve artan nüfus gibi sebeplerle mağaralardan çıkış zorunlu hal aldığında, barınak sorunu da geçici bile olsa belirli yerleşkeler edinmeyi zorlamaktadır, bu halde konar, göçerlik de yukarıda dile getirdiğim sebeplerle yeterli gelmez bir hal alacaktır...

Kısacası hayvanı evcilleştirip salt kendi gereksinimleri için(diğer hayvanlarca avlanmasının da önüne geçerek) eti, sütü, kürkü, yünü, yumurtası vb. faydalanan, 1 tohumdan bir kaç düzine ürün elde etmenin cazibesini gören insanın, artan nüfus, geçim, yaşam ve yukarıda dile getirdiğim sebeplerle birlikte ekim işine yönelmesi masabaşında üretilmiş İDEOLOJİK, siyasi bir tercih değil bir zorunluluk olmuştur...

Bir aile değil binlerce kişilik geniş ailelerin doğadan tüketim hızıyla, doğanın yenilenme hızının arasında gittikçe oluşan olumsuz farklar, mevsimler, kıtlıklar, barınak, korunak, çok çeşitli faktörler bir arada değerlendirilerek bakılmalı...

1.000 Kişilik bir topluluk, günde 2 kez karın doyursa, 2.000 öğün eder... Korunak(barınak), gıda, stok gibi sorunlar kendiliğinden ortaya çıkar...

"ictenlik"
02-09-2025, 17:40
Tarım nasıl başlar?
Açık ovalarda, orman dışında hayvan sürülerini denetimine aldığında (stok yiyecek) senin yiyeceğin vardır, sonsuzdur ancak örneğin kış koşullarında hayvanın yiyeceği yoktur
Tarım burada başlar

Efsaneye göre her Türk ortaasyadan yanına 3 at alı pat sürdü, ikisini kesti yolda yedi sonunucuyla Arap diyarına ulaştı. At, et. Bu yemek

Kuzey Avrupa yerlileri Ren geyiği çobanlarıdır ve tüm yemekleri budur
Grönlandlılar balık, et yerler , tüm yemekleri budur
Kuzey Amerika yerlileri bizon yerlerdi

spartacus
02-09-2025, 23:31
Tarım nasıl başlar?
Açık ovalarda, orman dışında hayvan sürülerini denetimine aldığında (stok yiyecek) senin yiyeceğin vardır, sonsuzdur ancak örneğin kış koşullarında hayvanın yiyeceği yoktur
Tarım burada başlar

Efsaneye göre her Türk ortaasyadan yanına 3 at alı pat sürdü, ikisini kesti yolda yedi sonunucuyla Arap diyarına ulaştı. At, et. Bu yemek

Kuzey Avrupa yerlileri Ren geyiği çobanlarıdır ve tüm yemekleri budur
Grönlandlılar balık, et yerler , tüm yemekleri budur
Kuzey Amerika yerlileri bizon yerlerdi
Tarım ne zaman başlar sorusuyla değil, öncelikle mağaralar ve doğal çevresi insanlara ne zaman yetmez sorusuyla başlamalı... Yani milyon yıllık evrede, önce insanı ağaçlar, mağaralardan çıkartan-dayatan koşullar, artan nüfus ve ihtiyaçlar(yetmeyen mağaralar), geçim, doğal felaketler, zaruriyetler, doğayı tüketerek yaşamını sağlayan bütün canlılar ve artan popülasyonlar sorgulanmalı... Tarım daha sonra...

İnsanın alet kullanımıyla gelişiminde yaşanan hızlı yükseliş doğru orantılı, yani insanı hem beceri, hem yetenek hem de akıl, bilinç yönüyle geliştiren en temel faktör alet kullanımı, emektir.. Bu süreç insanın daha uzun süreli, daha güvenli, korunaklı yaşam ve nüfus artışına da yol açtı ve insanlar yaşadığı yerlerde yalnız değildi, bir çok hayvan çeşidi de vardı. Yani günümüz ülkelerdeki ormanlar gibi değildi ve hayatta kalmak için mücadele, rekabet(diğer toplayıcı ve avcı canlılar) koşulları, çeşitlilik daha ağır, şartlar daha zordu...

Örneğin bir keçi topluluğunu baharda bir ormana sürersek, keçilerin ayak bastığı yerlerde, o yaz meyve, tahıl olmayacaktır, çünkü keçiler de, insanlar gibi toplayıcıdır ve daha baharda yedikleri tomurcuklar, bitkiler, yazın alınabilir olan yemişe engel olacaktır...

İnsanlık tarihinde göçler var, çünkü artan ihtiyaçlar ve karşılayacak alan sorunu söz konusu... Örneğin 1.000 kişilik bir insan topluluğunun sırf avcı-toplayıcı olarak 365 günlük geçim ve barınak sorununu ele alırsak, insanlar sadece mağaralardan çıkmak, barınak, yakacak için ağaç kesmek zorunda kalmıyor, toplamak ve avlanmak için belkide onlarca km yol kat etmek zorunda kalacaklardı, peki her yıl daha da uzağa yol alan kilometrelerce gidiş, dönüş nasıl olacak, nereye kadar olacaktı?...

1.000 kişi, ki o zamanlar 2 öğün yediklerini hesap etsek, günlük ortalama 2.000 Kg(2 ton) gıda tüketir(içecek hariç)... Günlük 2 ton, 365 günde 730.000 Kg eder, böyle bir yerleşkede, salt yiyici olarak düşünürsek, bu topluluk her yıl, takribi 100km2 alanı tüketir(çünkü yerine bir şey koymuyor)...

İnsanın 10 buğday alıp 1 tanesini tohum olarak ayırması kötü değil aksine doğanın yararınadır. Doğadaki hayvanları avlayarak tüketmek yerine, yetiştirmek doğaya zararlı değil aksine yararlıydı(aksi halde bugün büyük baş, küçük baş dediğimiz hayvanların soyu kurumuş olabilirdi).

Kısaca doğayı tüketen tarım değil, kontrolsüz nüfus artışı, gelişen MÜLKİYET ve mahrum bırakma kavramı, gelişen SÖMÜRÜ sistemleri, empoze ettiği kölelik, aşırı kar hırsı ve aşırı üretim, rant ve az maliyetle daha fazla sömürü namına geliştirilen yol ve yöntemlerdir... İnsan üretmeden doğayı tüketirse, yaşanabilir Dünya'nın ömrü bir kaç yıl olur, çünkü mesele doğadan geçinmek olduğunda insan da keçi gibidir, toplar, tüketir, tüketmek zorundadır, ancak doğa, kendi hali, deviniminde, bu tüketim hızına yetişemez. Sorun doğayı tüketmek yerine üretmesinde değil, sorunun temelinde sömürüye dayalı sistem ve mülkiyet ve kontrolsüz güç, nüfus artışı vb. anlayışı yatıyor...

Diğer yandan da insan üretmeden yapamazdı, yaşam koşulu, zaruriyetleri, doğası, gelişen akıl, zeka, bilinç, alet yapımı ve kullanımı, korunak, güvenlik, yaşayabilirliğinin özünde var, sorun bu beceri ve yeteneklerin istismarında aranmalı...

"ictenlik"
09-09-2025, 19:48
Guizhou'da bir aile, dünyadan izole bir şekilde bir vadide yalnız yaşıyor.


09:26

Soru: Ektiğin mısırla ne yapıyorsun_? (Bu kadar mısır neden ne için ekiyorsunuz?)

Yanıt: Domuz yetiştir, domuzları besle, koyunları besle ve tavukları beslemelisin

(Hayvanları beslemek için)

https://youtu.be/2NXGtBQHA8s?si=OZIqW72vnvZMDIs1&t=566

Ahlaksız
06-10-2025, 23:51
https://www.youtube.com/watch?v=Pprdv569oTY
Önemli bir buluş.

Bu arada göz ve burnun T şeklinde gözükmesi ile dikili taşın/taşların yandan T şeklinde gözükmesi de dikkate değer.

Nolan
29-10-2025, 13:42
Karahantepe'de, kamusal yapıların aksine gündelik yaşamın sürdürüldüğü, 12.000 yıl öncesine tarihlenen 30'dan fazla kulübe ortaya çıkarıldı.
https://arkeofili.com/karahantepede-yari-gomulu-oval-konutlar-ortaya-cikarildi/

Nolan
06-11-2025, 20:07
https://www.youtube.com/watch?v=chkj2zTr7ao

Nolan
27-11-2025, 17:58
Şanlıurfa'daki Karahantepe'de, amfitiyatroyu veya odeon'u andıran 17 metre çapında devasa bir kamusal yapı ortaya çıkarıldı.
300
Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü Geleceğe Miras Projesi kapsamında hız kazanan Karahantepe kazıları, yerleşik yaşamın başlangıcına ve sosyal örgütlenmeye dair çarpıcı veriler sunuyor.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul'un aktardığına göre, Karahantepe'deki yerleşim MÖ 9.400'lerde başlayıp MÖ 8.000'li yıllara kadar sürdü. Ortaya çıkarılan ve ritüel amaçlı kullanıldığı düşünülen bu anıtsal yapı, fallusunu tutan 230 santimlik bir heykelin bulunduğu alanda yapılan kazılarda ana kaya zeminine kadar ulaşılarak tüm hatlarıyla belirlendi.

Yaklaşık 17 metre çapındaki bu dev yapının iç düzeni oldukça benzersiz. Yapının duvarlarının içine yerleştirilmiş insan başları ve zeminde oturur vaziyette bulunmuş insan heykelleri keşfedildi.

Yapının bir odak noktasının karşısında, adeta bir amfitiyatro ya da odeon gibi tasarlanmış, üç basamaklı çok geniş sekiler bulunuyor. Sekilerin büyüklüğü, genişliği ve katmanlı yapısı, burada gruplar halinde insanların oturmuş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Prof. Karul, bu mimari tasarımı "yeni karşılaşılan bir mimari tasarım" olarak nitelendiriyor.

Bu ünik buluntular, tarihöncesi insanların bu dönemden itibaren insan heykellerine daha fazla yer verdiğini gösteriyor. Sürecin başlangıcında hayvan sembolizması ağırlıktayken, bu yapıdaki heykellerle birlikte giderek insan sembolizmasının arttığı anlaşılıyor.

Tapınak Değil, Topluluk Merkezi

Prof. Dr. Necmi Karul, ortaya çıkarılan bu yapıların işlevi hakkında önemli çıkarımlarda bulunduklarını belirtiyor. Karul, bu tür binaların eğer sadece tapınak olsalardı işlevlerine indirgenmiş olacaklarını düşündüğünü söylüyor.

Dolayısıyla bu yapının asıl işlevinin insanları bir araya getirme fonksiyonu olduğu söylenebilir. Bu tasarımın, daha sonraki dönemlerde amfitiyatro ve odeonlarda yaşamaya devam eden bir mimari anlayış olduğu vurgulanıyor.
Karul, yerleşik yaşamın başlamasıyla birlikte, bir arada yaşamanın gerekliliğini ve motivasyonunu sağlayacak mekanlara ihtiyaç duyulmasının, bu tür binaların inşa edilmesine neden olmuş olabileceğini düşünüyor.

Karul, kalıntıların restorasyonunun tamamlanması ve dikilitaşların ayağa kaldırılmasıyla alanın daha tanımlı bir hale geleceğini de sözlerine ekliyor.

Araştırmacılar Karahantepe'deki kazı alanında şimdiye kadar üç farklı yerleşim evresi tespit etti. İlk evrede yuvarlak planlı, ikinci evrede köşeleri yuvarlatılmış dörtgen, son evrede ise gerçek köşeli yapılar görülüyor. Her dönemde hem kamusal yapılar, hem de konutlar bulunuyor.
Devamı;https://arkeofili.com/karahantepede-17-metrelik-dev-yapi-ortaya-cikarildi/

Nolan
13-02-2026, 23:29
https://www.youtube.com/watch?v=6P7k-KcM-gM

Nolan
14-03-2026, 20:04
https://www.youtube.com/watch?v=hyfeITwk0mE

Nolan
16-04-2026, 21:58
https://www.youtube.com/watch?v=T108IcpNPWU&t=2131s