PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : HTŞ'nin Suriye'de Türbe Yaktığı, Protesto Gösterilerine Ateş Açtığı Bildirildi


spartacus
26-12-2024, 00:32
Suriye'de HTŞ'nin bir türbeyi yaktığı, türbe görevlilerini katlettiği, ardından yapılan protesto gösterilerinde göstericilere ateş edildiği, ölü ve yararıların olduğu, protestolara sadece Aleviler değil, çağdışı, köleci toplumlardan kalma, adına şeriat dedikleri kabile emirlik rejimine karşı olan Sünniler, Hristiyanlar'ında katıldığı, sokaklarda yer yer çatışmaların yaşandığı söyleniyor. Gerginlik, Suriye'de laik(inanç ve vicdan özgürlüğü, hukuka dayalı), temsili de olsa demokratik bir rejimden yana olanlarla, çağ dışı, köleci, kabileci, emirlik rejimi yanlısı HTŞ arasında yaşanıyor.

HTŞ, IŞİD, El Kaide zihniyetinde gruplardan oluşan bir yapıdır ve takiyye taktiklerinin de uzun sürmeyeceği ortadadır.(Gücü tamamen ele geçirene kadar, bu çağdışı köleci, sürü ve çoban kafalı akıl, mantık, bilim, izan, çağ, insan, hak, hukuk dışı rejim anlayışının domuz postunda gezeceği, herkesin hayatını emir-efendi-ağa kafasıyla çıkarlarınca dizayn etmeye çalışıp, herkesin yaşam biçimine müdahale edip kırbaçla dayatmaktan öte meziyeti olmayan bu haramilerin, en ufak insani ve hukuki bir engel, sınırla karşılaşınca da tarifsiz yalan, dolan, fitne, fesat, kişiliksiz, karaktersiz, onursuz siyaset ve taktikler, propaghandalarla da, mağdur edebiyatı yapacakları açıktır)...

https://www.youtube.com/watch?v=q9QPCPre7nI

Şüpheci Dinsiz
26-12-2024, 13:27
Suriye'de Alevi Türbesi Yakıldı! Musa Özuğurlu Tepki Gösterisine Saldırıyı Anlatıyor...
bhaWGUQynCA

El-Culani'nin İlk Sınavı: Alevi Ayaklanması
qC3iwf3OZC8

Şüpheci Dinsiz
27-12-2024, 02:09
Suriye'de protestolar ve yasaklar: Fehim Taştekin değerlendirdi
7VDCfmf92i4

Suriye'de Aleviler isyan etti. Sahilde neler oluyor?
6L2gwLcf2OU

Şüpheci Dinsiz
27-12-2024, 03:24
HTŞ Alevilere ateş mi açtı? Hasan Sivri arka planını anlatıyor
A0UfxggRNPc

Şüpheci Dinsiz
28-12-2024, 20:06
Hamide Rencüs: Suriye'de Aleviler Katlediliyor
Jg3WUXb806o

Singularity
29-12-2024, 13:03
Kıravatlı cihadcıların Suriye halkıyla ecim cicim ayları çabuk bitti, bayaa çabuk bitti hem de. Eh nerde kalmıştık? Kravatlı terör örgütü liderinin Kâfirleri gördüğünüz yerde boynunu vurun ayetini okuyup taraftarlarına çağrı yapmasında. Baas üyelerini toplamaya başladılar. Baas neydi? İktidara yakın rasgele Suriyeli parti üyesi.

Kapıları açtık hadi evinize gidin Araplar dedi reyis. Gittiler mi? Şu ortamda gidilir mi?

HTŞ'nin yaptıklarından ibret alalım. Yakın zamanda başımıza musallat olacağı ortada olan (muhtemelen ismi) Heyet Tahrir Ankara'nın tuzaklarına düşmeyelim.

Şüpheci Dinsiz
29-01-2025, 00:04
Suriye'de kanlı günler, katliam günleri!
bh9gxFQ5RPs

Suriye'de Alevi katliamı! Dün yetim azınlık, bugün kurban! ‘HTŞ iyi, çevresi kötü'; öyle mi?
QnU_0RAEfv4

Şüpheci Dinsiz
08-03-2025, 02:47
Alevi isyanı: Sahilde neler oluyor? Bölge neden patladı? HTŞ nasıl terör estiriyor?
kTpwX3Ojcsw

Suriye'de onur isyanı! #ÇağlarTekin ile
tSQ23ig3SuU

Şüpheci Dinsiz
08-03-2025, 12:37
Suriye'de tırmanan gerilim ve gerginlik.. Alevi ayaklanmasının eşiğinde miyiz?
ivpwY--HDuE

spartacus
08-03-2025, 16:55
Aşırı İslamcı(her yerde kan, insanlık ve çağdışılık, huzursuzluk) HTŞ denen çakal sürüsü, önce resmi olarak geliyor,insanlarda güven oluşturuyor, istihbarat topluyor, sonra aynı HTŞ çete olarak geliyor, yakıp, yıkıyor, terör estiriyor, daha sonra da yine aynı HTŞ sözde adalet için geliyor, aldatıyor... Siyasal İslam'ın egemen olduğu her yerde bu döngü böyle devam edecek.

Nasıl bir din, nasıl bir anlayış, nasıl bir insnalık dramı bu nasıl bir kafa yapısı? Türkiye açısından ise, AKP+MHP destekçilerinden ve bütün işleri, güçleri -Suriye talanından kendilerine(şahsi olarak) ne kadar talan yapabilecekleri-, propaganda ise Emevi Cami, halısı, kilimi(Depremzedelere bir halıyı çok gören AKP Antep Belediye başkanı milyonluk halı diktirdi ve milyonluk şovlarla serdiler. Bütün dertleri ne kadar talan ederiz, toplumu nasıl aldatır, gerçeklerden uzaklaştırır, algı operasyonu yaparız derdi. AKP 6 aydır Emevi cami diyor başka bir şey demiyor, neden? Çünkü kayda değer hiç bir politakları yok, toplumu aldatmak, gerçeklerin üzerini örtmek, meseleyi sadece Emevi Cami meselesi olarak lanse etmek, algı oluşturmak, perdelemek... Bunlarda insanlık, hak, hukuk, adalet aranmamalı, kendilerine yapılmasını istemedikleri ne varsa başkasına hem reva görür, hem de yaparlar, bütün mesele zihniyet, menfaatleri ve toplumsal cehalet...

HTŞ'ye destek veren milyonlarca Müslüman "fanatiği(sebep?) olduğumuz din bu mu?" diye de sormazlar, din ile devlet ne alaka diye de sormazlar. Dünya tarihinde, bu kadar uzun erimli olarak, insanı, hakkı ve hukuku esas alan ve aldığı için Aleviler'in çektiği eziyeti çeken kaç topluluk vardır...

Aynısı Sünnilere mi yapılmalı? (ki Esat Rejimi mezhep, din esaslı bir rejim değildi. Örneğin Libya ve Kaddafi gibi.). Bu laiklik karşıtı, çağdışı islamcıların önce kendisi gibi olmayan (bir rejim laik değilse bu olur), sonra laik olan kim varsa hedeftir... Bu IŞİD, El Kaide rejimi, Suriye'den sökülüp atılmazsa, olacaklar açık, içeride kendisi gibi olmayanalra baskı, zulüm ve katliamlar, üzerinden emzhep çatışmaları görüntülü bir ortam(insanlar nasıl ve hangi açıdan hedef alınırsa öyle örgütlenir, Alevi olduğu için hedef alınan Alevi, Durzi olduğu için hedef alınan Durzi, Şii, Sünni, Arap, Kürt, Türkmen vb. olduğu için hedef alınan nasıl hedef alınmışsa oradan örgülü direnişe geçer)...

Sonunda, parçalanmış, iç-dış düşman, asli düşman propgandalarıyla güdülen ve dini gerilikle sürüleştirilmiş, sorgulamayan bir çoğunluk, bu sayede üzerlerinden çete, mafya, tek kaygısı kendi talan ve servet, sermasinin garanti ve güvenliği olan 40 harami iktidarları(halk talan olmuş, sömürgeleşirilmiş, parçalanmış umrunda olmaz, cebine girene, rüşvet, usülsüz işlerine vb. bakar) egemen olur. Örneğin, İslamcı faşizmin hakim olduğu Suriye, İsrail vb. için ise, ideal bir tarla olur... Kendi halkı, coğrafyası, ardına taktiği kitleleri sömürgesi, tarlası yapan İslamcı faşizm, tarikatları da, bunu yapmalarına izin veren başkaları tarla haline getirir, toplum, coğrafya irili, ufaklı asalakların elinde kan ağlar...

AKP Türkiye gibi bir ülkede benzer yöntemlerle iktidarı ele geçirdi, aynı şeyleri yapmadılar, yapamazlardı ancak ülkeyi aynı zihniyet ve yöntemlerle talan ettiler -ki Türkiye, aynı kafa yapısında(harami, soyguncu, maddi, manevi güç uğruna istismarcı) ama farklı koşulda olan bu dinci, gerici hakimiyetin, din üzerinden sağladıkları güç ve meşruiyet, kara propaganda, kitlesel yalan ve aldatılan toplum ve mankrutlaştırmaya 20 yıl dayandı, hala daha dayanıyor. Ancak Suriye, bu şekilde devam eden çakal ve asalak iktidarına bir kaç yıldan fazla dayanamaz(daha bu katliamcı asalak, HTŞ'yi oluşturan onalrca -İslamcı çete- birbirini de yiyecek. Hiç birisinin evrensel veya genel geçer normlarda siyaset ve hukuk anlayışı yok, siyaseten ve hukuken bildikleri tek ölçüt, kendilerine koşulsuz biat, kırbaç, kafa kesmek, insan öldürmek, kadın, hak, hukuk düşmanlığı. Kısaca Suriye koşullarında kim hangi mezhep, milletten olursa olsun, siyasi, hukuki kurumsallaşmayı -dini değil, çünkü inanç ve ibadetler birey hakkıdır, kişseldir, siyaset,devlet, hak, hukuk ise toplumsal kurumalrdır), - esas almalı ve bu esasla HTŞ'ye direnmelidir, lav etmeli veya iktidarın karakterini dönüştürmeli, değiştirmelidir - yoksa Suriye, çetelerin, kendi kabile çadırlarından saltanat -çakallık-ilan ettiği, kendi çıkarları uğruna kan gölüne, leşe çevirdiği, üzeirne de üşüştüğü bir coğrafya haline gelmeye devam eder).

Suriye'de bir an önce, Dürziler(ki akıllı davrandılar), Aleviler, Hristiyanlar, Laikler(ki laik, demokratik Sünniler de katlediliyor, baskılanıyor) kısaca inancı, milliyeti, cinsiyeti, hukuki duruşu üzerinden katl-i vacip görülen kim varsa silahlanmalı(çünkü hiç bir güvenceleri yok ve ortada hükümet kurumu deneiblir bir hükümet, toplumun kendini temsil şansı da yok) ve direnmeli, HTŞ denen ve kendinden gayrısına yaşam hakkı tanımayan IŞİD, El Kaide anlayışını mahkum edip, lav etmelidir. Mesele şunlar, bunlar meselesi değil, anlayış meselesidir. Geçen süreye rağmen, HTŞ saltanatı, toplumsal müşterekler, her kesimi kapsayan siyaset, devlet ve kurumsallaşma anlayışı sergilememiş ve bu yönde de adım atmamış, içeride zulüm, zalim, dışarıda çeşitli devletlere şirin görünme oyunu oynamaktan başka bir şey yapmamış olan El Kaide saltanatına karşı da başka çareleri yok... (Normal ve gerçek bir hukuk açısından inanç, dil, cinsiyet, ırk ayrımı ve ayrımcı egemenliği olamaz, olmamalıdır. Olmuşsa egemen olan mafya, devlet diye sunulan ise çete-dir)

Refahi
08-03-2025, 18:29
Aynısı Sünnilere mi yapılmalı? (ki Esat Rejimi mezhep, din esaslı bir rejim değildi. Örneğin Libya ve Kaddafi gibi.).

Sayın spartacus,

Modern Suriye tarihini, hatta genel bir ifade kullanmak gerekirse Orta Doğu tarihini bilmiyorsunuz. Orta Doğu'da her zaman dini-mezhepsel aidiyet duyguları üzerinden siyasi teşkilatlanmalar gerçekleşmiş, toplum bu değer yargıları üzerinden konsolide edilmiştir. Suriye'de ki Esed rejimi de bundan farklı bir içeriğe sahip değildi. Irak'da nasıl Saddam Sünni azınlık üzerinden bir teşkilatlanma içerisine girdiyse, aynı şeyi Suriye'de Esad yönetimi Nusayriler üzerinden yaptı. Hatta Lübnan'da 1975-1990 yılları arasında gerçekleşen ve özünde bir sağ-sol çatışması olan iç savaş bile Müslüman-Hristiyan savaşı şeklinde tecelli etti. Çünkü; Orta Doğu'da toplumun dini ve mezhepsel odaklara olan sadakati, devlete olan sadakatinden daha güçlüdür.

Suriye'yi daha iyi anlayabilmek için 20. yüzyılın başlarına, 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan Manda yönetimine kadar gitmemiz gerekir. Fransız Mandası döneminden itibaren, Suriye'de ki Dürzi, İsmaili ve Nusayri azınlık, teşkilatlandırılan Suriye ordusunun komuta kademesi içinde önemli konumlara getirilmiştir. Zira Suriye'de ki Fransız mandasından rahatsız olan Sünni elite karşı, bu mezhepsel azınlık unsurları, Fransızlar tarafından Suriye'de ki hakimiyetlerini dayandırabilecekleri bir temel olarak görülmüştür. Bu sebeple Fransa tarafından kurulan Suriye Ordusunun komuta kademesi, bu azınlıktaki mezheplere mensup kişilerden seçilmiştir. Fransız mandası sona erdikten sonrada ordudaki stratejik komuta merkezleri Nusayri, Dürzi gibi azınlıkların elinde olmuştur. 1951 yılından itibaren Suriye'de ardı ardına gerçekleşen askeri darbelere bakarsan, bu darbelerin arkasında bu mezhep gruplarına mensup subayları görürsün. En son 1970'de Baba Esad'ın iktidarı ele geçirmesi ile birlikte, Suriye tümüyle yönetim mekanizmasındaki önemli mevkilerin Nusayrilerin kontrolüne geçtiği bir süreç yaşamıştır. Dürzi ve İsmaili unsurlar tümüyle tasfiye edilmiştir. Esad radikal bir mezhepçi değildi ama Orta Doğu'da iktidarını muhafaza edilmenin yolunun, devlet mekanizmasının kilit noktalarına güvenebileceği, kendisiyle çıkar ortaklığı bulunan Nusayri mezhebine mensup kişileri yerleştirmekle gerçekleştirebileceğini biliyordu. Bu sebeple Devlet organizasyonu giderek Nusayri azınlığın kontrolüne girdi. Tüm kilit devlet makamlarına Nusayriler getirildi.

Bu arada Esad'ı savunan kesimin sıklıkla öne sürdüğü şu argümana da değinmek gerekiyor; ''Esad mezhepçi değildi. Öyle olsaydı Suriye'de onun döneminde Sünni bakanlar olmazdı.'' Ona bakılırsa Türkiye'de de sayısız Kürt bakanlar oldu. Hatta daha da ötesi İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Turgut Özal gibi Kürt Cumhurbaşkanlarıda oldu. Fakat bu Türkiye'de Kürt sorunu yoktur anlamına gelir mi? Bunun gibi Suriye'de de Sünni bakanlar, milletvekilleri vardı ama bunlar stratejik konumlarda değildi. Ya da Esad iktidarından kopamayacak şekilde maddi ve siyasi bağlantılarla bu iktidara bağımlıydı. Dolayısıyla bu argüman, Esad'ın Nusayri devlet yapısını inkar etmek için geçerli bir sav olamaz.

Aslında iç savaş sırasında Esad'ın dayandığı askeri güç bile, rejimin niteliğini göstermesi bakımından yeterlidir. Savaş başladığında zaten Suriye Ordusu diye bir şey kalmamıştı.. Bir kaz sürüsüne bile karşı koyamayacak bir insan güruhundan ibaretti. Askerler rejimi ve onun temsil ettiği değerleri benimsemiyordu. Bu noktada Beşar Esad askeri gücünü üç unsur etrafında şekillendirdi; Nusayrilerden oluşan Şebbiha milisleri, Nusayri olmasa bile ona mezhepsel anlamda yakın bulunan Şii Haşdi Şabi Milisleri ve Lübnan'da ki Hizbullah.. Esad iktidarını uzun süre bir askeri yapılar ayakta tuttu.. Bunların hepsi dini-mezhepsel çizgide silahlı gruplardı ve Esed'e destek vermelerinin sebebi onun Nusayri olmasıydı. Esad'ı bunlar 3 yıl ayakta tuttu.. Bnun en somut delili, İsrail'in 7 Ekim'de başlayan savaş ile birlikte önce Hizbullah'ı, daha sonra hava saldırıları ile Suriye'de ki İran yanlısı milis gruplarını imha etmesi ile birlikte Esad yönetiminin 15 gün bile dayanamadan çökmesidir.

Suriye'de bir an önce, Dürziler(ki akıllı davrandılar), Aleviler, Hristiyanlar, Laikler(ki laik, demokratik Sünniler de katlediliyor, baskılanıyor) kısaca inancı, milliyeti, cinsiyeti, hukuki duruşu üzerinden katl-i vacip görülen kim varsa silahlanmalı(çünkü hiç bir güvenceleri yok ve ortada hükümet kurumu deneiblir bir hükümet, toplumun kendini temsil şansı da yok) ve direnmeli,

Bu söylediğin Orta Doğu'da mümkün değil. Kusura bakma ama ucuz hamaset edebiyatı.. Yok Sünniler,Aleviler,Dürziler birleşeceklermişte, Suriye'de özgürlük için mücadele edeceklermiş. Boş laf bunlar... Yazımın başında da belirttiğim gibi bu coğrafyada insanlar dini-etnik ve mezhepsel aidiyet duyguları içerisinde birleşmekte... Kimlik siyasetinin ötesinde ulusal-demokratik-özgürlükçü bir teşkilatlanma söz konusu değil. Herkes kendi etnik-dini-mezhepsel çıkarlarının peşinde koşmakta... Öteki olarak gördüğü kesimin hakları ve hukukları umrunda değil. Al işte Türkiye'de son dönemde Kürt sorunu ekseninde yaşanan gelişmelere bak. Bahçeli bir işaret verdi ve bizim demokrasi şampiyonumuz (!) DEM Parti hemen onun arkasına takıldı. Nerede kaldı o dillerinden düşürmedikleri ve uğruna siyasi mücadele verdiklerini iddia ettikleri demokrasi, özgürlük,eşitlik gibi değerler.. Hepsi çöpe atıldı. Çünkü, bunların hepsi palavraydı. DEM'in ve selefi olan Kürt partilerin tek derdi kendi etnik topluluklarının, yani Kürtlüğün çıkarlarıydı. O yüzden Bahçeli'nin bir işareti ile hepsi anti-demokratik buldukları iktidar bloğunun yanına geçtiler. Daha sen bekle, Başkanlık süresini sınırsız hale getirecek Anayasa değişikliği referandumu Türkiye'nin önüne gelsin, o zaman göreceksin DEM Parti'nin Türkiye'de ki demokrasi mücadelesine nasıl ihanet ettiğini..

Özetlemek gerekirse, Suriye'ye ilişkin bu demokrasi ve özgürlük naraları, tüm Suriyelilerin birleşip, birbirlerinin hak ve hukuklarını koruma çağrıları tümüyle safsata... Bunlar Orta Doğu'da ki güruhların kendi mezhepçiliklerini gizlemek için kullanılan sahte bir paravan işlevi görmüştür her zaman.. Suriye İç Savaşında Şebbihalar ve İrancı Şii milisler ne yapıtıysa, şimdide HTŞ'li cihadçılar aynı şeyi yapıyor. Bu böyle sürüp gidecek...

Kafalar değişmediği sürece sadece taraflar değişecek..

spartacus
08-03-2025, 20:34
OLAY üzre yazıyorum, ne tarih, ne ekonomi-politik, ne de derinlemesine teorik analizlere dayalı bir yazı değil, verili koşulda anlık, pratik, genel geçer ifadeler. İfadelerimin aksi yönünde ve mahiyetiyle alakasız yazmışsın?. Şu ya da bu ayrım başka, pratiğe, olay zeminine nasıl yansıdığı başka...

İfadelerinden bir çeşit bilinçaltı dışavurumu gözlemliyorum. Bir gönderme yaparak -aynı genellemesi vb. yöntemle- mevcut olanı olağanlaştırma, Ortadoğu asla değişmez, kabullenin vs... Baas dönemlerini, salt mezhepçi, anti-laik, Taliban, IŞİD'miş gibi işlerken, mevcudu olağanlaştırma çabası... Oysa HTŞ, El Kaide, IŞİD gibi yapılar mezhepçi taraf olmaktan ziyade, en temelde anti-laik, anti-demokratik, her türlü özgürlük karşıtı, çağdışı, ideolojik yapılar ve esas kriterleri mezhep değil(ben hiç bir ifademde mezhep esaslı bakmadım), 3-5 kriterden öte kriterleri de bulunmuyor. (sen biliyorsun ya!)...

A Aşırı dinci, anti-laik, anti-demokratik, özgürlük karşıtı, cinsiyetçi vs.'dir. Hedefindekiler kimlerdir?
B Milliyetçidir, Arap Birliğini sağlamak gibi misyonlar edinmiştir, bu temelde siyasi bir yapı, anti-laik değil aksine belirli normlarda laiktir ve bu da stratejisidir, temel strateji bağlamında mezhepçi değildir -ancak verili coğrafyada çıkarları için istismar etmiştir veya mezhepçi bir direnişle karşılamış SEÇİCİ davranmıştır-, her neyse stratejisi milliyetçi, laik, Arap Birliği'dir, ancak yöntemi yanlış veya sert, süreçle ve siyaseten dönüşümü değil, baskıyı seçmiş, yozlaşmış olabilir ve ilgili coğrafyada Cihatçı(örn: A yukarıdaki türevleri) aşırı hareket sergilemiş de olabilir. (detaya girmiyorum, örnek sırf kıyas için)

Şimdi "A=B" denemez, düşman gördükleri de aynıdır denemez.. Tamam... Bırakalım bilmeyi, bilmemeyi, basit kıyas. B bütün olumsuz yanlarıyla ilerlemeyi temsil ederken, A bir bütün halinde gerilemeyi, her türlü hukuk dışılığı temsil ediyor. Bunlar kıyas, herhangi birisini savunnuyorum, kriteri de ben değilim. Verili koşullarda elbette altenatifi düşünülmeli, ama bu HTŞ, El Kaide türünde ve Suriye hep böyleydi gibi bilinçizce edilen sözlerle de olamaz.

Neye dair yazdığımı bir de şu yöntemle tekrar edeyim -ki belki bu sayede doğru anlaşılır
1.) MEVCUT OLAN => A -gerici çete iktidarı
2.) ANLIK OLAY-KOŞUL => Çete iktidarının katliamları, anti-laik motivasyonu
3.) Anlık olay koşulda ezilen ve katliama uğrayanlar => C,D (laik görülenler, kim oldukları önemli değil, ne yaşandığı önemli)
4.) C ve D bu koşullarda -hukukunu arayamaz, hukuki, siyasi olanak yok ve kanalları da tıkalı -örgütlü, siyasi, silahlı direniş sergilemek durumundadır. ("Kafaların değişmesi gerekir" diyorsun ya, ne alaka? Kaç yüzyıl beklenecek, gökten mi inecek? Şimdi, şu an, mesele ne peki?
5.) Toplumda ÇOK ÇEŞİTLİ AİDİYETLERİN ASGARİ MÜŞTEREKLERLE, kurumsal temsili sağlanmadığı, herkes için ASGARİ(asgari!!!) geçerli hukuki bir yapının oluşturulmadığı koşulda da bu katliamlar ve anlayış namına DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAYACAK. Kafalar tamamen değişmiş mi oluyor hayır, ANCAK mecvduttan çıkış noktasındadır ve KAFALARIN DEĞİŞİMİ İÇİN DE KAÇINILMAZ SÜRECİ temsil eder.

Yazdıkların, iddiaların, ifadelerin, ifadelerimi tersine çevirmelerin, alakasız, anlamsız... Ayrıca Suriye olmuş, başka coğrafya olmuş farketmiyor, isim vermedim...

Ben Dürziler, Aleviler birleşecek-birleşti demedim, bu sözlerinde gerçeği yansıtmıyor(yani ne dediysem tersini söylüyorsun). "Kafalar değişmediği sürece sadece taraflar değişiyor." demişsin, yani? Gökten ayet mi indiriyorsunuz? Şimdi sorunu çözmüş mü oldun? Okuduğunuzu anlamaya çalışın...

Hak, hukuk, özgürlük, demokrasi diyorum "demokrasi narası" diyorsun, "bu coğrafyada olmaz" diyorsun vs. mecvudu olağanlaştırma direnci sergiliyorsun vb... Yoksa "hak, hukuk, özgürlük(bilinç), laiklik, demokrasi vs." talebi, mücadelesi olmadan bilinci, örgütlenmesi olmaz ve bir çok olumsuz, olumlu dönemlerden geçmeden, "kafalar nasıl değişecek" diye sana sorulur. Sonuç? (bak mesele Alevi vs. meselesi değil, katliamcının ANTİ-LAİK kriteri, fobileri, geniş yelpazesi ve kimden olursa olsun, böylesine geniş yelpaze eksenli katliam yapılıyor oluşu ve sende gördüğüm katledilene göre konumlanış, ayrımcı yaklaşım çabası.)

Refahi
08-03-2025, 23:55
İfadelerinden bir çeşit bilinçaltı dışavurumu gözlemliyorum. Bir gönderme yaparak -aynı genellemesi vb. yöntemle- mevcut olanı olağanlaştırma, Ortadoğu asla değişmez, kabullenin vs... Baas dönemlerini, salt mezhepçi, anti-laik, Taliban, IŞİD'miş gibi işlerken, mevcudu olağanlaştırma çabası... Oysa HTŞ, El Kaide, IŞİD gibi yapılar mezhepçi taraf olmaktan ziyade, en temelde anti-laik, anti-demokratik, her türlü özgürlük karşıtı, çağdışı, ideolojik yapılar ve esas kriterleri mezhep değil(ben hiç bir ifademde mezhep esaslı bakmadım), 3-5 kriterden öte kriterleri de bulunmuyor. (sen biliyorsun ya!)...

Ben yaşananları olağanlaştıran bir ifade kullandığımı hatırlamıyorum. Eğer öyle olsaydı ''HTŞ yapması gerekeni yapıyor'' diyerek bunu onaylardım ama onaylamadım. Ben sadece siyasi konjonktür içinde mevcut durumun bir tahlilini yaptım. Yazdıklarım trajik ve acımasız olmakla birlikte sürecin nesnel bir değerlendirmesiydi. Kendi öznel kanaatlerimi dile getirmedim. Var olan somut bir olguyu tasvir ettim, hepsi bu kadar...

Diğer yandan bence sizin esas sorununuz gerçekleri dile getirmekle birlikte, bu gerçekleri eksik ve noksan aksettirmekten kaynaklanıyor. Bu da yaşanan sürece ilişkin perspektifinizin hatalı olmasına yol açıyor. Evet IŞİD, El Kaide gibi terörist organizasyonlar iddia ettiğiniz olumsuz nitelikleri taşımakla birlikte, Hizbullah ve Haşdi Şabi gibi zamanında Esad yanlısı bir tutum takınmış olan Şii fraksiyonlarda onlardan farklı bir mahiyet taşımıyor. Buna Esad'ın Nusayri milisleri olan Şebbihalarıda dahil edebiliriz. Burada sizi tenzih ediyorum ama Esad devrilmeden önce Suriye'de terör estiren bu fraksiyonlar ses çıkartmayanlar, hatta onları onaylayanlar şimdi benzer bir terör dalgası kendilerine mezhepsel olarak yakın gördükleri kesimlere yönelince dinsel terörizmden yakınıyorlar. İşte benim eleştirdiğim konu, bu samimiyetten uzak, ''benim mezhepçim iyidir'' şeklindeki yaklaşım. Yoksa Suriye'de Nusayrilere yönelik saldırganlığa tabii ki karşı çıkılmalıdır. Fakat aynı hassasiyet mağdur Nusayri olmadığında da gösterilmelidir. Bu samimiyetten uzak tutum Muhafazakar Sünniler içinde geçerli..

A Aşırı dinci, anti-laik, anti-demokratik, özgürlük karşıtı, cinsiyetçi vs.'dir. Hedefindekiler kimlerdir?
B Milliyetçidir, Arap Birliğini sağlamak gibi misyonlar edinmiştir, bu temelde siyasi bir yapı, anti-laik değil aksine belirli normlarda laiktir ve bu da stratejisidir, temel strateji bağlamında mezhepçi değildir -ancak verili coğrafyada çıkarları için istismar etmiştir veya mezhepçi bir direnişle karşılamış SEÇİCİ davranmıştır-, her neyse stratejisi milliyetçi, laik, Arap Birliği'dir, ancak yöntemi yanlış veya sert, süreçle ve siyaseten dönüşümü değil, baskıyı seçmiş, yozlaşmış olabilir ve ilgili coğrafyada Cihatçı(örn: A yukarıdaki türevleri) aşırı hareket sergilemiş de olabilir. (detaya girmiyorum, örnek sırf kıyas için)

Şimdi "A=B" denemez, düşman gördükleri de aynıdır denemez.. Tamam... Bırakalım bilmeyi, bilmemeyi, basit kıyas. B bütün olumsuz yanlarıyla ilerlemeyi temsil ederken, A bir bütün halinde gerilemeyi, her türlü hukuk dışılığı temsil ediyor. Bunlar kıyas, herhangi birisini savunnuyorum, kriteri de ben değilim. Verili koşullarda elbette altenatifi düşünülmeli, ama bu HTŞ, El Kaide türünde ve Suriye hep böyleydi gibi bilinçizce edilen sözlerle de olamaz.

Beni mevcut olumsuzlukları olağanlaştırmakla itham eden siz, şimdi açıkca Esad rejiminin olumsuzluklarını olağanlaştırmaya çalışıyorsunuz. Oldukça garip...

Bununla birlikte yine de baba ve oğul Esad'ın mezhepçi ve otoriter rejimlerinin verili şartların bir gerekliliği olduğu konusunda size katılıyorum. Fakat bu zorunluluk Suriye'nin çıkarları değil, Esad ailesinin ve Nusayri azınlığın Suriye'de ki hakimiyetlerinin devamlılığı açısından değerlendirilmelidir. Esad ailesi Suriye'yi bu şekilde yönetebilirdi. Fakat bu Suriyelilerin çıkarları açısından değil, kendi çıkarları açısından bir gereklilikti.. Ancak bu şekilde Suriye'ye hükmedebilirlerdi. Yoksa Suriye halkı ve onların çıkarları ikinci plandaydı.. Arap milliyetçisi ve seküler Esad rejimi, gerektiğinde kendi iktidarını korumak için dinci İran rejimi ile aynı yatağa girmekten imtina etmedi. Cihadcı Şii milislerin ülkesinde terör estirmesinden rahatsızlık duymadı. Hizbullah gibi dinci-cihadcı bir örgütü desteklemekten geri kalmadı.

Karşı cenaha baktığımızda da farklı bir tablo ile karşılaşmıyoruz. IŞİD terör örgütünün kimler tarafından kurulduğuna, kimlerin bu terör organizasyonunun içinde yer aldığına bakarsan, Irak'da ki eski Baasçı Siyasilerin ve Generallerin bulunduğunu görürsün. Suriye'nin aksine Sünni olan bu şahsiyetler seküler Baasçı ideolojiden gelmelerine rağmen, IŞİD gibi radikal dinci bir yapının içinde yer almakta imtina göstermediler. Demek ki Orta Doğu'da mezhepsel aidiyet duyguları, ideolojik yaklaşımlardan daha etkili oluyor. Bir ulus bilinci olmadığı için insanların davranış kodları mezhep ve aşiret bağlarını aşamıyor. Orta Doğu'nun en büyük sorununu da bu teşkil ediyor.

Hak, hukuk, özgürlük, demokrasi diyorum "demokrasi narası" diyorsun, "bu coğrafyada olmaz" diyorsun vs. mecvudu olağanlaştırma direnci sergiliyorsun vb... Yoksa "hak, hukuk, özgürlük(bilinç), laiklik, demokrasi vs." talebi, mücadelesi olmadan bilinci, örgütlenmesi olmaz ve bir çok olumsuz, olumlu dönemlerden geçmeden, "kafalar nasıl değişecek" diye sana sorulur. Sonuç? (bak mesele Alevi vs. meselesi değil, katliamcının ANTİ-LAİK kriteri, fobileri, geniş yelpazesi ve kimden olursa olsun, böylesine geniş yelpaze eksenli katliam yapılıyor oluşu ve sende gördüğüm katledilene göre konumlanış, ayrımcı yaklaşım çabası.)

Ben bu soruna ilişkin bir çözümümün bulunduğunu ya da bir çözüm yolu arayışı içinde olduğumu söylemedim. Ne yazık ki gücü eline geçirenin zayıfı ezmesi hayatın bir gerçekliği olarak önümüzde duruyor. Buna bir tür Sosyal Darwinizm de diyebiliriz. Hayatın her yerinde bu acı gerçeklikle karşılaşmaktayız. İnsanlık tarihinin başlangıcından beri bu böyle.. Sosyal hayatta, Siyasal hayatta, Ekonomik hayatta vs... Hatta ezen-ezilen ilişkilerini yıkacağını iddia eden Sosyalizm deneyimleri bile dönüp, dolaşıp benzer bir ceberrut sisteme dönüşmedi mi? Zayıf ve masum insanların bu hayat denilen keşmekeşte payına düşen bu oluyor. Sen şimdi diyeceksin ki bu adaletsizlikler ve zulümler karşısında sesini çıkartan insanlarda var. Kusura bakma ama onlarda zulme değil, zulmün yöneldiği mağdura mezhepsel, ideolojik ya da etnik açıdan bir yakınlık duydukları için tepki gösteriyorlar. Yoksa fail kendilerinden olduğunda kimse kılını kıpırdatmıyor. Bu trajediler ve iki yüzlülükler karşısında üzülen yine benim gibi merhametli insanlar oluyor.

Bir de ''Hak, Hukuk, Adalet, Özgürlük, Demokrasi'' diyorum demişsin, bunlara ilişkin talebini dile getirmişsin. İyi ama kim için? Karl Marx sınıflardan bağımsız, tüm sınıflar için geçerli bir demokrasinin olamayacağını söylüyordu. Ben günümüzde Marksist anlamda sınıf mefhumunun sosyal ve siyasal geçerliliğini yitirmiş olduğunu düşünmekle birlikte, Marx'ın ifade ettiği şekliyle tüm insanlar için geçerli olabilecek bir özgürlük düşüncesinin, insanların bu kalıplaşmış bağnazlığı sebebiyle mümkün olmadığını düşünüyorum.

bilgivehis
09-03-2025, 02:47
Ben günümüzde Marksist anlamda sınıf mefhumunun sosyal ve siyasal geçerliliğini yitirmiş olduğunu düşünmekle birlikte, Marx'ın ifade ettiği şekliyle tüm insanlar için geçerli olabilecek bir özgürlük düşüncesinin, insanların bu kalıplaşmış bağnazlığı sebebiyle mümkün olmadığını düşünüyorum.

Buraya kadarki yazıların tarihi bir bakış açısına dayanıyor, iyi ifade etmişsin ve çogu dogru.
Lakin bu alıntıdaki düşüncen olayı tam anlayamadıgını gösteriyor.
Anlayamadıgın noktayı anlatmaya çalışayım.
Zıtların birligi diye bir olay var ki, zaten sen de önceki yazında aslında zıtların birliginden doğan çatışmalara deginmişsin.

Şimdi zıtlardan biri ölürse diğeri de ölür. Örnegin zıtlar önceden a ve b idi, b ölünce a'nın a olan adının anlamı kalmadıgı için hem a hem b birleşmiş oluyor. Bu durum insanlar için oldugunda, sınıf ve zıt kalmadıgında özgürlük tüm insanları kapsıyor.
Marks bu anlamda ifade etmişti.
Yoksa zıtlar ve sınıflar halen mevcutken zaten tüm insanlara özgürlük olamaz.

Ayrıca farkında olmadıgını düşündügüm bir başka konu ise dünyada sosyalizmin denenip kötü sonuçlanması Marks'ın sosyalizminin kötü veya yanılış oldugu anlamına gelmez. Çünkü Marks, sosyalizmin inişli, çıkışlı, virajlı oldugunu zaten söylemiş.
Çünkü sosyalist bir ülkenin sosyalizmi olumlu olarak yürütebilmesinin önünde karşı konulması çok zor olan birçok faktör var. Kendi kendine yeter bir ülke olmak, ambargolardan etkilenmemek, kapitalizmin balon özgürlügüne kapılmamak, hainlerin etkili konuma gelebilmesi ve en önemlisi eşitligi korumanın güçlügüdür.

Kısaca Marks, sınıfsız toplumda tüm insanlıga özgürlükten bahsetmiş ve sosyalizmi yaşatmanın zorlugunu da anlatmış.
Sosyalizm yürütülebilirse iyidir, yürütülemezse kötü olan sosyalizm değil, koşullardır.

Şüpheci Dinsiz
09-03-2025, 07:22
Suriye'de Alevi katliamı: Yaşananlar korkunç
D9hWDS9HgpU

Suriye sahilinde Alevilere ait toplu mezarlar
XgOPlZJYqIs

Suriye nereye gidiyor? Sarkis Kassargian ile söyleşi
FujEnhevVng

spartacus
09-03-2025, 10:47
Ben yaşananları olağanlaştıran bir ifade kullandığımı hatırlamıyorum.
Sadece OLAY öngünlü, basitçe yazdım, hala anlamamışsınız, neden bu tarz şeylere, demagojilere gereksinim duymaktasın? Ne anlatıyor, nerelere çekiyorsun. Nasıl olağanlaştırdığını zaten izah ettim; bir daha mı tekrar edeyim? "Ortadoğu zaten böyledir -> olağanlaştırma", "zaten evveli de AYNI -> olağanlaştırma, götürücü anlayış safsatası" vb. söylemlerle vs. yapıyorsun. Oysa diyorum ki, "ben sadece OLAY eksenli ve ŞİMDİ üzerine yazdım", iddia ettiğin veya ÇARPITTIĞIN gibi, amacı Ortadoğu tahlili olan bir yazı yazmadım.

Bir daha yazıyorum, Yazdıkların, söylediklerin ifadelerimle ilgili değil, yazımın amacı, mahiyetiyle de ilgili değil.
1.) A anti-laik, gerici, cihadçı, kabileci vs. ve tüm laik, demokratik olanlar hedefindedir, küfür saymaktadır.
2.) B,C,D verili koşulda baskı, şiddet ve hedef halindedir ve aylardır çeşitli baskı, aşağılama, katliamlara maruz kalmaktadır.
3.) Ne demokratik siyasi ne de hukuki yollara sahip değillerdir.
4.) Bu koşulda yapılması gereken tüm kesimlerin kendilerinmi korumak için örgütlenme ve silahlı direnişten -siyasetten-, mücadeden başka şansı kalmamıştır ve kısa vadede çözüm de asgari müştereklerde buluşma stratejisidir (olur,, olmaz bu ayrı bir konu!!!).
Tarihte ise "alevilerin" bu kadar kolay hedef yapılmasının sebebi, "aleviğin" laik, gerçekçi ve hak-hukuk esaslı, insan merkezli, benim dinim insanlık demesi, doğasıyla ilgilidir, böylece sultacı hakim saltanatlar için risk oluşturur.
Diğer yandan bence sizin esas sorununuz gerçekleri dile getirmekle birlikte, bu gerçekleri eksik ve noksan aksettirmekten kaynaklanıyor. Bu da yaşanan sürece ilişkin perspektifinizin hatalı olmasına yol açıyor. Evet IŞİD, El Kaide gibi terörist organizasyonlar iddia ettiğiniz olumsuz nitelikleri taşımakla birlikte, Hizbullah ve Haşdi Şabi gibi zamanında Esad yanlısı bir tutum takınmış olan Şii fraksiyonlarda onlardan farklı bir mahiyet taşımıyor. Buna Esad'ın Nusayri milisleri olan Şebbihalarıda dahil edebiliriz.
Yine aynılaştırma, olağanlaştırma çabaları, üstelik bunu da tek bir satırını, mahiyetini anlamadığın yazımı istismar ederek yapıyorsun. Burada mesele çeşitli özel örgütler değil, Şebbihalar vs. de bizi bağlamıyor. Süreğen OLAĞANLAŞTIRMAYA çalışıp, bunu yapmadığını iddia ediyorsun, ama yapıyorsun, bilinaçtından geliyor gibi...

Şimdi Türkiye'de şu, bu örgütler var diye, bütün toplumu ve iktidarı da bunlara genelleyemeyiz değil mi? Bütün olumsuzluklar da elbette eleştirilecektir tabi... Bu coğrafya böyledir demen -olağanlaştırma, mecvudu meşrulaştırma işlevi görüyor, seçimini gördüğüm kadarıyla bilinçaltınla -içindeki mezhepçi ayrımla- yapıyor gibisin, hatta öncesi de böyleydi, Nusayriler de böyledi diyerek de pekiştirmeye çalışıyorsun(ki ifaden yalan, ne Nusayriler, Sünniler ne de Şiiler vb. böyle değil, Baas=Nusayri, HTŞ(anti-laik, kapsamı dar, hedef yelpazesi aşırı geniş çete)=Sünni olmuyor). Baas'ı ise mezhepçi, Nusayrici vb. sanıyorsun, öyle iddia ediyorsun, iddia ettiğin gibi olsa zaten böyle olmazdı, Esad 10-20.000 kişilik güce teslim edip, Nusayrileri de silahsızlandırıp gitmezdi(asker kişilerin tasavvuru ile karıştırılmamalı), meselenin bu yönü uzun olur, girmeyeceğim, ama yanlış biliyorsunuz. Anti-laik görüş ve devleti küfür olarak görme eğilimi, devlet kurumlarına dahil olmaktansa -ki kabullenmek olur-, savaş açma tercihi ve etkili direniş Nusayrilerde olsaydı ne olurdu? (külahlar değişirdi). Baas rejimleri, stratejisine uygun düşenle hareket etmeyi seçici davranışla tercih eden pragmatist yapılar, öyle kim, hangi mezhep diye değil, "bana hangisi uygun düşüyorsa" tutumunda olan yapılar(Libya, Suriye, Irak, Mısır). uzun hikaye). Sonra sözde analiz yaptığını iddia ederken subjektif davranmış olduğun da açığa çıkar, neyin nereden ve nasıl geldiğini bilmeden konuşmayı seçiyorsun. Siyasi geniş statejisi olanla kabileci arasındaki farkı dahi görmüyorsun ki, ancak bu senin sorunun. (Avrupa aydınlanma süreci, mücadeleler 500 yılı aşkın sürdü, gökten zembille inmedi, kafalar aniden değişmedi...)

Ha toplumlar, yapılar, hakim yapılar da dahil, anlayışları vb. değişebilir, bu zor yoluyla da oalbilir, süreçle de ancak biz "şimdi" üzerine konuşuyoruz... Her biri sayfalarca yer tutacak konuları dahi, paragraflara sıkıştırarak cevap vermek zorunda kalıyorum -çünkü olay üzre "basit" ifadelerimi, üzerine kitap yazılacak denli geniş bir satıha yayarak, sözde analiz yapıyorsunuz (oysa yazım olay eksenli ve size de bu kadar geniş ve derinlemesine eleştiri yapabileceğiniz kadar objektif dayanak, hatta hiç dayanak sunmuyor.)...

Şebbihalar İktidar mı, bir bütün halinde toplumları mı temsil ediyor? Muhatap kim? Yıllardır Afganistanda Taliban, sonra El Kaide gibi paravan yapıların, bir bölgede hakimiyeti söz konusu ve anti-laik strateji ve motivasyonuyla hareket ederken kendisini de hükümet olarak örgütlemiş durumda. Yani güç elinde, yasa yapma yetkisi elinde ve o doğası gereği geniş yelpazede baskıyı seçiyor. Mevcut konjonktür direk El kaide iktidarı özelliği göstermesine engel oluyor, ancak o Alevilik vb. nefreti oluşturarak El kaide stratejisi için basamak olarak kullanmaya çalışıyor ve önünde engel gördüklerini ortadan kaldırmak için harekete geçmiş durumda(kimine şirin görünerek, aldatarak, takiyye, kimini direk hedef alarak bu süreci işletiyor). Mesele okuduğun gibi basit şunlar, bunlar meselesi değil, her egemen rejim stratejisine göre davranıyor. Elbette Baas'ın da stratejisi vardı.

Bu başlıkta yaptığın çarpıtmalar üzerinden ekonomi, politik, siyasi genel, geçer tahlillere girmedim, girmek de istemiyorum... Kaldı ki her ifadenle olağanlaştırmaya çalışıyorsun, işte yukarıdaki söylemlerinden yaptığım alıntı gibi.İfadelerimi sanki enine boyuna, bölge ve tarih analizi yapıyormuşum gibi gösterip çarpıtmayın, OLAY eksenlidir ve basittir.

Göreli kıyasla, hiç yoksa bile, ortalama insan hak ve hürriyeti eksenli egemenlikler veya laiklikten yana mıyım? Anti-laik egemenliklerin insan hak ve üzgürlüğüne karşı suç, haramilik olarak mı görüyorum? Anti-laik kalkışmalara izin verilmemelidir diyorum ve taraflı mıyım? Evet. El kaide türünde kalkışmalara karşı olunması ile El Kaide anlayışlı egemenliklerin, KENDİ stratejik DOĞASI, geniş yelpazeli düşman tayin etme doğasıyla toplumları hedef alması aynı kefeye konulamaz. Anlamanız gereken Anti-laik olmak ve olma şartı ideolojik, politik bir tercihtir ve insan hak ve özgürlüklerini gaspeden mahiyettedir, (kimler oldukları belirleyici mi?) daha bırakın kim olduklarını, kim olursa olsun olacağı budur ve açıkcası o coğrafyada imkansız vb. söylemleri de hem tarihsel bilinç eksikliği hem de demagoji oluyor. Laik olmak bütün hak ve özgürlükleri kapsamaz(ifadelerim çarpıtılmasın), ancak en önemli basamaklarından biridir, ama anti-laik olmak, fırsat ve temsil vermeme stratejisi, zihniyeti, bütün hak ve özgürlük gaspının temeli, gerekçesi, dayanağı işlevi olur.

Şimdi diyelim ki orada hedef olan toplumdansın, yerleşkene aylardır zulmediliyor, insanlar rastgele öldürülüyor, yakınların vb. sizleri -sende dahil-- toplayıp, toplu işkence ediliyor, aşağılanıyorsun-uz vs., bu bölge böyledir zaten, asla değişmez, düzelmez, bu söylemlerin hikaye, demagoji, şimdi, tam da şimdi ne yapmalı-sın? Bu tür baskı, zulüm ve karşı direnişler İNSAN HAKKI esaslıdır, LAİKLİĞE KARŞIYIZ YÖNLÜ ÖRGÜTLENME, DİRENİŞLER İSE hak, hukuk tanımama esaslı, SİYASİDİR, aynileştirme, olağanlaştırma, demagoji yapmanız anlam taşımıyor. Daha eylemler ve mahiyet farkını bilmekten dahi uzaksınız.

spartacus
09-03-2025, 13:50
wkMhdBHGLAg
gQshE4yonFk
DkQqrP2sQ1c

Genel çerçevede dahi basitçe bilinen ve görülen
"Çeçen, Özbek, Arnavut Uygur Türkü, beyinleri yıkanmış, adama demişsin ki, bak burada Aleviler var, Ermeniler var, Ezidiler var, Hristiyanlar var, o da olmazsa zaten bunları kesip biçerken şehit olursan cennete gideceksin, huriler seni bekliyor. İşte Ezidi kadınalrı yaptıkalrı gibi, kaçıracaksın, köle pazarlarında satacaksın, tecavüz edeceksin. Bunalr olan şeyler Birleşmiş Milletler kararları var. 5.000 Ezidi kadın kaçırıldıi tecavüz edildi, köel pazarlarında satıldı. Alevi, Şii kızları ve kadınlarına da oldu bu, bunlar böyle yaşandı, bugünün meselesi değil. Eskiden silahlı çete, grup olarak bunu yaparken şimdi devlet oldu. Devlet adına... - Çatışma yok diyor. Tek taraflı bir saldırı var diyor. Herhalde çatışma yok, kimle çatışacaksın?"

Lügata giren en kötü hükümetler dahi bunlarla bir tutulamaz, aynileştirilemez. Şimdi bu kişi ömrünü Ortadoğu üzerine geçirmiş birisi, çıkıp bu insana olay eksenli konuşurken yok şöyledir, böyledir diye yalan, yanlış tarih analizleri üzerinden eleştiri yapmak, diyalogun da, akıl, mantığın da gereklerine aykırı olur. Dün Baas bunu yaptı, şunu yaptı etti vb. üzerinden gelmek, bu haliyle açıktır ki demagoji olur.

Şimdi Baas rejiminden kalan ve elinde silahı olan kim olursa olsun, bu HTŞ(El Kaide, IŞİD, El Nusra) çete iktidarı, geniş yelpazeli olarak toplumu hedef alıp, katliamlar ve hukuksuz işlere girdiğinde, namlunun ucu onlara da doğrulmuş olur. Buradan demagoji üretmemeli, bir tane dahi silahlı yapı olmasa dahi, hedef toplumların bu koşulda silahlı direniş ve mücadele sergilemekten, silahlı biçimde örgütlenmekten başka çıkarı kalmaz. Baas rejiminin stratejisi de, siyasi yapısı da bu değildi ve aynileştirilemez. Yolu, yöntemleri yanlış olabilir, karşı da çıkarız, ama aynı şeymiş gibi lanse edilemez.

Yok Şebbihalar, yok eski Baas rejimi diye -yalan, yanlış- aynileştirme, suyu bulandırma, ister bilerek ister bilmeyerek iki yüzlü, olağanlaştırma, sıradanlaştırma, meşrulaştırma eksenli bir tutumdur. Kısaca, tariflere sığmayan, insanlık dışı, varlığı insanlık suçu HTŞ, El Kaide vb.'nin hedefinde olanların, bu koşullarda silahlanıp, savaşmaktan başka yolu, çıkarı yok. (elbette direnirlerse, savaşırlarsa egemen haşare iktidarı, yandaşları, Türkiye ve AKP gibi destekçileri ve medyası, bunun kara propagandasını da yapacak, silahla katledilen, silahla kendisini koruduğunda, buradan gerekçe, algılar üretilecek, gerçek ters çevrilecek, meşru müdafaa gizlenecek, mağdur, kurban ile kasap yer değiştirilecek, hatta kendi cahil sürüsünü, sahte propagandaları ve menfaatleri namına konsolide etmek için, "camiye saldırdılar" dahi denecek, lakin belirleyici olan özdür ve aslında gerçekte ne olduğu ve başka yolun kalmaması, çaresizliktir. HTŞ, El Kaide ise meşru müdafaa eksenli yapılar değil, hiç olmadılar.*)

El Kaide gibi zombi zihniyetlerle savaşın, lagası, lugası olmaz, olmamalıdır. Kim haklı, kim haksız davası da değil, bu insanlığın hak ve özgürlük mücadelesidir. Arzu değil, kaçınılmazdır, çünkü El Kaide gibi çete, paravan haşare, kiralık katil, kabile sultası mafya, hak, hukuk tanımaz rejimleri bunu dayatır. Baas rejiminden şikayet eden ve yüzyıldır savaşan, kafa kesen, kadınlara tecavüz eden, çalan, çırpan, gaspeden ve * her türlü gaspı, can, mal gaspını kendisine hak gören, türlü yanlışa da gerekçe, meze olan eğer bunlar ise -ki evet, demek ki bunların derdi Baas rejimi değil, sınırsız ve engelsiz zombilik koşulları ve kendilerine bu yönde hak, meşruiyet sağlamak, edinmekmiş. Kısaca demagoji anlam taşımıyor, görünen köy kılavuz istemiyor... Bu HTŞ, El Kaide, Cihat, Şeriatçı yapılar dışında halkın canı, malı, hakkı, hukukunu kendisine hak ve onları da katl-i vacip gören, soysuzluğu, haksızlığı, alçaklığı, gaspı meziyet gibi, açıkca deklare eden başka bir anlayış var mı? Ne rahat değil mi, "benim gibi inanmıyor o halde her şeyi bana haktır" yöntemi. Madem bunlar ve yandaşları, özlelikle AKP ve kurbanları bu tür yapılara bu kadar teşne ve meşru görüyor, hepimiz böyle olalım, benim gibi düşünmüyor diye gasp edelim, katledelim, o halde, sonuç(dünyada Müslüman kalmaz. Hala daha hak ve meşru mu görecekler, ne yazık ki öyle, korkunç bir cehalet, insanlı kdışılık, zombilik... Demek ki HTŞ vb. insanlık düşmanı, karşısında olmak insanlık, hak, hukuk savaşıdır da)... Bu haşareler için, hükümetin ne olup, olmadığı belirleyici mi? Hayır, bunlar için mesele, zombilik, yağma, talan ve gasp için imkan ve olanak bulma meselesi.

* Suriye'de Avrupa benzeri bir hükümet olsaydı, bu paravan zombi çeteler yine geçmişte ve şimdi yaptıklarını yapmaya devam ederdi ve hem siyasi, hem de askeri olarak baskılanmaları da kaçınılmaz olurdu -bir dolu yalan, dolan, takiyye, mağdur edebiyatları da cabası. Demek ki aslında mesele Baas meselesi değilmiş.

* HTŞ, EL Kaide gibi yapıların aslında mezhebi de yok, bu yapılar hak ve özgürlük talepli yapılar değil, aksine hak ve özgürlük karşıtı-düşmanı yapılar olarak ortaya çıktılar. O sebeple yolu, yöntemi ne olursa olsun hak ve özgürlük talebi üzre, kabul edilsin, edilmesin belirli bir meşruiyete dayanan yapı ve örgütlerle de karıştırılmamalı, stratejisi, varlık koşul ve biçimi haşarelik olan bu zombi çeteleriyle aynileştirilip, demagoji yapılmamalı, bulandırılmamalıdır. Bu ve benzeri hak, özgürlük ve insanlık düşmanı, korkunç gerici, zombi yapılar Dünya, doğa ve insanlığın haşaresidir ve kendilerinden bekleneni yapıyorlar, yapmaya da devam edecekler ve nerede bir müsamaha görürler, orasını da kül edecekler, etmeye de devam edeceklerdir -doğaları bu... Kısaca Suriye'de yıllardır bu çeteler eliyle yapılan katliam, hak ve hukuksuzları, Nusayriler Baas'a yakındı, Baas vb. diyerek ele almak, bilinçsizlik, anlamsız ve alakasız gerekçe üretmek, sulandırıp, bulandırmak olur. Bu haşare yapıların, daha fazla katliam, yalan, dolan, talan için özel gerekçeye ihtiyacı mı var? Kriterleri çok basit, ya bunların takımı tutarsın veya laik isen de bunların takımının dışında kalmışsındır, katlin vaciptir(öyleyse 20 yıldır yaptıkları ne -ki şimdi ne olsun? Baas veya herhangi başka rejimlerin kriterleri bu kadar dar ve basit mi?). Bu haşare çete yapılanmalarının doğası bu. Şebbihalar var vb. -sanki HTŞ karşıtı özel örgüt bazlı bir kalkışma olmuş da HTŞ sırf örgütü hedef almış gibi, ki olsa bile haktır- gerekçe üretmek, bulmak, sahtelik iki yüzlülük, niyetten bağımsız meşruiyet oluşturma, yandaşlığı. Kontgerilla vb. yapılar ise operasyonel yapılardır yani "ya Şebbihalı olursun ya da katlin vaciptir" yanlı, yönlü, idolojik, geniş temelde, uzun erimli topumsal dönüşüm ve egemenlik bazlı stratejik yapılar değiller. Devletlerin kirli, gayr-ı işleri, kiralık katilleri vb. olurlar, beyinlerinin yıkanmışlığı, motivasyonları rejim karşıtı mı değil mi, vatan haini, değil aldatısı, algısı üzerine gayr-ı resmi, gayr-ı nizami sözde güvenlik eksenlidir ve karar verici değil uygulayıcıdırlar. El Kaide, HTŞ gibi kitle örgütü stratejili, geniş yelpazeli hedef tayinli, karar mekanizmalı haşare yapılarla bir tutulamaz, kıyaslanıp, genellenemezler. Diyorum ki, HTŞ vb.'nin doğası bu, çok basit, aşırı dar, 1,2 kriteri vardır ve ya içindesindir ya da katlin vaciptir, bu halde buradan çıkan sonuç ne, ne anlaşılmalı?

spartacus
09-03-2025, 20:49
https://www.youtube.com/watch?v=ZLE9nS1G0LQ

Şüpheci Dinsiz
10-03-2025, 11:57
https://x.com/hasansvri/status/1898998324138512573

spartacus
10-03-2025, 19:14
https://www.youtube.com/watch?v=GD_n5OcWhvg

spartacus
10-03-2025, 20:05
Bunların dini bu değilse İslam ülkelerinden aksi yönde ses çıkardı, aksine başta AKP olmak üzere alkışlayıp, bir de kılıf hazırlıyorlar "Esad artıkları" temizleniyormuş, yani Suriye'de HTŞ sapkın çetesinden değilsen katlin vaciptir ve evet AKP resmi ağızlardan bunun propagandasını yaptı, yapıyor. Hedef gözetmeksizin yapılan katliamlara, diri, diri yakılanlara değin yüzlerce video varken, yapmaya devam ediyor. Üstelik geçmişe dönük bir yığın yalan propagandalarla. Örneğin son 20 yıl Ortadoğuda yangın ve zulmün asıl aktörü, tasmalı, cihatçı sapık, akıl hastası HTŞ'dir. Değil Ortadoğu dünyanın başına bela! Suriyeden kaçanların çoğu IŞİD'den veya sonuçlarından kaçtı, yoksa neden evveliyatında değil de IŞİD ve katliamları peydahlanınca yaşandı? ki bir çoklarıyla görüşmelerim var, Alevi, Sünni, Ezidi diye bir ayrımı yok, o yüzden de geri dönmüyorlar. Suriyede iktidar El Kaide, IŞİD ortaklığıdır, AKP de suç ortaklarıdır, AKP, İsrail'den aldıkları destekle, doğrusu tasmalarını tutanların işaretiyle hareket ediyorlar.

Laikler kim olursa olsun birleşip, örgütlenmeli, silahlanmalı ve kendi devletlerini kurmalı, laik olmayanlar da laiklerle yaşayabilir, ama Laik olmayanla insnaalrın yaşaması, toplum mümkün değil, inanç, ibadet, ifade özgürlüğünün olmadığı koşulda insan yaşayabilir mi? Kısaca laik olana yaşam hakkı tanımıyoruz denmekte, BOP projesi AKP başta olmak üzre(ki belli ki geçmiş 20 yılda olduğu gibi bu katliamlarda parmağı var) verdikleri mesaj (şu an bu haliyle) bundan ibaret.

Bu tertiplerin de, öteden beridir Ortadoğu'yu karıştırma projelerinin de, Filistin dahil tüm yerleşkelerdeki katliamların da, ortam hazırlama eylemlerinin de arkasında CIA, MOSSAD, İsrail ve hempaları(omuzdaş) AKP vardır, bu böyle biline...

"Alevilerin hepsini büyük küçük uçan kaçan kim varsa hepsini öldürün kimseyi sağ bırakmayın.."

https://x.com/MuhyettinKaya1/status/1899074734966624527

https://x.com/kayhanayhann/status/1899088611208835093

Şüpheci Dinsiz
11-03-2025, 00:39
Sahildeki vahşetin anatomisi. Alevi katliamını teşvik eden dini-siyasi iklim. Ürküten HTŞ rejimi…
sRytsidq18I

Suriye'de neler oluyor, nasıl bir gelecek bekliyor? Hasan Sivri ve Çağlar Tekin ile 21'de...
0gnfkjNIdXg

bilgivehis
11-03-2025, 11:50
Dincilerin nerede görülmüş, Alevi ve kendinden olmayanları öldürmediği. Esad gidince zaten son derece belliydi. Akpnin bu katliamı savunması Türkiye'ye de sıçraması demektir.

Refahi
14-03-2025, 18:45
Konu ile ilgili olarak paylaşılan videolara ve tweetlere şöyle bir göz gezdirdim. Gerçi bir çoğunu zaten daha önceden okumuş ve izlemiştim. Hasan Sivri'den Suriye hakkında malumat dinlemek, A Haber'den Türkiye hakkında haber izlemek gibi bir şey... Onun hakkında zaten yorum yapma tenezzülünde bulunmayacağım. Bu arada Hüsnü Bey, Suriye'de yaşananlar sebebiyle üç gündür uyuyamadığını söylemiş. Kendisini en iyi anlayabilecek kişi ben olduğum için, içinde bulunduğu üzüntüyü algılayabiliyorum.. Bende İran'da başörtüsü takmayı reddettiği için zulüm gören kadınları gördükçe, İran'da ki dinci-faşist rejime muhalif ettiği için öldürülen insanları duydukça benzer üzüntüler yaşıyordum. Yine Suriye'de Alevilere yapılanlarda aynı hüznü yaratıyor bende... Fakat sorun ve aramızdaki fark şu ki Orta Doğu Uzmanı(!) olduğunu söyleyen Hüsnü Bey, yaptığı programlarda, İran'da ki bu olaylardan hiç söz etmedi. İran'ı ve İran'da ki dinci rejimi sert bir eleştiriye tabi tutmadı. Keşke söz konusu olan İran olduğunda da bu vicdani tepkiyi ortaya koyabilseydi. Bu arada Sayın Spartacus Muhyettin adında bir beyfendinin, Twitter'da paylaştığı bir videoyu iktibas etmiş. Bu kişinin profiline girdiğimde bir Hizbullah destekçisi olduğunu gördüm. Evet bu videodaki HTŞ'li komutanın sözleri aşağılık söylemler ama sorun şu ki benzer bir dini motivasyona sahip olan Hizbullah'ın da, Yahudiler ve Sünniler hakkındaki görüşleri farklı değil.

Fakat bu haftanın asıl bombası, YPG Terör örgütü ile Colani arasında yapılan antlaşma oldu. Hatırlıyorumda 2012 yılında Kuzey Suriye'nin kontrolünü ele geçiren YPG Terör örgütü ne vaatlerde bulunuyor ve neleri savunduğunu iddia ediyordu. Sözüm ona tüm halkların özgürlüğü için, demokrasi için savaşıyorlardı. Hatta çoğu kişi bilmez ama YPG Terör örgütünün dayandığı birde ideolojik temel vardı. Anarşizm ile Liberalizmin bir sentezi olan bu ideolojiye göre, herhangi bir devlet yapısı olmadan toplum, Komünler vasıtasıyla aşağıdan, yukarıya doğru örgütlenecekti. Yönetim mekanizmasını halk meclisleri teşkil edecekti. Falan fişman... Fakat iş reel politiğe gelince bu terör örgütünün de ne olduğu ortaya çıktı. Suriye'de Alevilere yönelik bu olaylar yaşanırken, Colani ile aynı masaya oturup, bir antlaşma imzaladı. Çünkü; Suriye'de ki Kürtlüğün çıkarları bunu gerektiriyordu. İşte hep söylediğim gibi demokrasi, insan hakları, halkların kardeşliği falan hepsi hikaye... Fasa fiso.. Bölgedeki aktörler; etnik, dini, mezhepsel aidiyet duyguları neyi gerektiriyorsa onu yapıyorlar.

Bana gelince bir Türk ve Ateist olsam bile Sünni kökenden gelen biri olarak, bende Orta Doğu'da ki gelişmelere bu eksende yaklaşabilir, milliyetçi ve mezhepçi bir perspektiften tarafgirlik yapabilirim. Fakat ben bunu yapmıyorum. Nasıl Esed döneminde muhalif Sünni siviller öldürülürken, yaşananlara tepki gösteriyorsam, bugünkü Suriye yönetimi tarafından öldürülen Alevilere yapılanlara da aynı tepkiyi gösteriyorum. Fakat bazı etnik ve mezhepçi çizgide faaliyet gösteren grupların; insan hakları, sol ve demokrasi gibi kavramları bir paravan olarak kullanarak, insanları kendi politik çizgileri doğrultusunda konsolide eden siyasetlerine alet olmam. Çünkü, artık hayvan terli beyler, yemiyor. Üstelik bu grupların kendi çıkarları için insan hakları, özgürlük, demokrasi gibi kavramları kullanmaları, yine en çok bu kavramlara zarar veriyor. Durum bu..

bilgivehis
14-03-2025, 19:13
Bana gelince bir Türk ve Ateist olsam bile Sünni kökenden gelen biri olarak, bende Orta Doğu'da ki gelişmelere bu eksende yaklaşabilir, milliyetçi ve mezhepçi bir perspektiften tarafgirlik yapabilirim. Fakat ben bunu yapmıyorum. Nasıl Esed döneminde muhalif Sünni siviller öldürülürken, yaşananlara tepki gösteriyorsam, bugünkü Suriye yönetimi tarafından öldürülen Alevilere yapılanlara da aynı tepkiyi gösteriyorum.

AKP'nin bu katliamı savunuyor olmasına ve AKP'nin de dini kullanıyor olmasına nasıl bakıyorsun?
Benzer olayların Türkiye'ye de sıçrama olasılıgı hakkında ne düşünüyorsun?
Zira AKP hem sunnileri hem alevileri kullanabiliyor. Örnegin feodal bir hain olan Alevi Seyit Rıza'nın ve bir başka hain olan sunni Şeyh Sait'in AKP döneminde kahraman ilan edilmesi, heykellerinin dikilmesi gibi...

Şüpheci Dinsiz
20-03-2025, 13:36
Savcıların çoğu ali kıran baş kesen olmuş. "Keşke şeriat yürürlükte olsaydı da hemen şuracıkta başını kesiverseydim" diye düşünmüştür.

evrensel.net (https://www.evrensel.net/haber/547084/colani-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunmaya-gitmisti-cemevi-baskani-aslan-uzun-tutuklandi)

Colani hakkında suç duyurusunda bulunmaya gitmişti: Cemevi Başkanı Aslan Uzun tutuklandı
Hacı Bektaş Veli Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, savcılıkta Colani hakkında suç duyurusunda bulunduğu esnada gözaltına alındı, ardından tutuklandı.
Colani hakkında suç duyurusunda bulunmaya gitmişti: Cemevi Başkanı Aslan Uzun tutuklandı

https://www.evrensel.net/upload/dosya/287828.jpg
Fotoğraf: PİRHA


İstanbul – Hacı Bektaş Veli Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, savcılıkta Colani hakkında suç duyurusunda bulunduğu esnada gözaltına alındı. Hacı Bektaş Veli Vakfı, Aslan Uzun'un tutuklandığını duyurdu.

Suriye'deki Alevi toplumuna yönelik katliama karşı kamu davası açılması talebiyle İstanbul Savcılığı'na dilekçe vermek isteyen Uzun, savcılığın talimatıyla gözaltına alındı. Savcının, dilekçenin içeriğini okumadan "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten" gözaltı kararı verdiği kaydedildi.

Ayazağa Şube Başkanı Celal Özer, konuyla ilgili PİRHA'ya konuşarak, şunları belirtti: "Suriye'de yapılan katliamlar ve Şafak Gazetesi yazarıyla ilgili suç duyurusunda bulunulacaktı. Bizler de dilekçelerimizi hazırlayıp tam çıkarken Aslan başkanı aradık. Aslan Uzun, bizden önce adliyeye gittiği için ‘Ben ilgili dilekçeyi verdim ama şu an savcı, beni çağırıyor, telefonumu da kapatmamı istiyorlar' dedi. Sonrasında Aslan başkanın telefonu kapandı ve gözaltına alındığını öğrendik. Bizler de şimdi Çağlayan Adliyesine doğru gidiyoruz."

Hacı Bektaş Veli Vakfı, Aslan Uzun'un tutuklandığını duyurdu. Açıklamada "Suriye'de Alevilere ve diğer azınlıklara yapılan katliamın sorumlularından hesap sorulması için dava dilekçesi veren Yeşilkent Şube Başkanımız tutuklandı" denildi.
(Haber Merkezi)

spartacus
20-03-2025, 14:58
Ha Colani ha AKP rejimi, tek farkları coğrafyaları...

Diyorum ya, Alevilerin, Laiklerin, Ateistlerin, Agnostiklerin ve benzer yapıların örgütlenmekten başka çaresi yok.

AKP yandaş gazeteleri Alevileri, Laikleri hedef gösterip, katledilmelerini teşvik ve alkışlarken, kellesini keserim diyeni dahi varken, bu soysuz savcılar neredeler?

Olur da hükümet değişirse, kesinlikle başta bu vb. suç örgütüne dönüşmüş savcılar olmak üzere keskin bir temizlik şart...

Örneğin "İsmail Kılıçarslan" denen it vb. bunlar halkı kin ve nefrete teşvik etmiyor da, katliamları protetsto etmek mi suç oluyor? Evet AKP rejiminde öyle... İşte kleptokratik AKP BOP rejimi ve teşvik edip, saldığı tasmalılarının kafa yapısı;
https://cdn.halktv.com.tr/news/411085.jpg

https://haberiskelesi.com/fotolar/2025/03/yeni-safak-yazari-kilicarslan-suriyedeki-alevi-katliamini-savundu-97445.jpg

Şüpheci Dinsiz
20-03-2025, 23:22
Bu videoyu başka başlıkta da kullandım. Hem Gazze hem de Suriye Alevileri hakkında olduğu için buraya da atıyorum.

Gazze'nin tepesinde cinnet çetesi: Git ya da öl. Alevi katliamı demek suç oldu. HTŞ için siber mafya
Swl0a9BecIo

Şüpheci Dinsiz
27-03-2025, 22:39
Alevi katliamı: Emir Şam'dan
L6Bpn_z-Yfw

Şüpheci Dinsiz
28-03-2025, 21:35
Suriye'deki Alevi Katliamları Özel Raporu Bulguları neler? HTŞ Batı ile anlaştı mı?
zF_OCEDcuvI

Şüpheci Dinsiz
30-03-2025, 11:36
Lazkiye Yanarken Umut Rojava'dan Geldi!
4gsE1XZ3aEc

spartacus
30-03-2025, 16:58
Lazkiye Yanarken Umut Rojava'dan Geldi!
Daha önce de dile getirmiştim, Suriye'de baskı, şiddet, ötekileştirip yok edilmeye çalışanların ortak paydalarda birleşmesinden başka kurtuluşu yok.

Geç bile kalındı ve umarım gösteriş olmaz ve tüm katl-i vacip ilan edilenler, stratejik olarak HTŞ(El Nusra) karşısında yok sayılamaz güç haline gelebilirler, yoksa sonları soykırım olacak. HTŞ'nin kriteri çok basit, laik, demokratik isen katlin vaciptir. Bu kriter çok basit ve çok genel bir kriterdir ve insanlık dış eylemlerini de kendilerine göre meşru saydıkları, kendi inancı olarak öne sürdüğü din anlayışını da alet ederek, gayrısına yaşam şansı tanımama uygulamasıdır.

Unutulmamalıdır ki, HTŞ, dün Ezidi veya Alevi, Hristiyan olduğu için insanların kafasını kesen, binlerce kadını esir alıp, ganimet sayıp, köle oalrak satanların devamcısı ve laikliği, inanç ve ifade hürriyetini ret eden, diğerlerini katli vacip düşman gören bir yapıdır. Böyle bir rejim, baskı, şiddet, zulüm ve katliamlardan öte ne getirebilir? Direnmek, silahlanmak ve örgütlenmekten başka yol yok...

Şüpheci Dinsiz
31-03-2025, 00:08
Suriye kabinesi: Bu işte bir şeytanlık yok mu? Kürtler, Aleviler ve Dürziler ne diyor?
BagpGuagO-E

Şüpheci Dinsiz
03-07-2025, 11:43
Kaçırılan Alevi kadınlar… Ağır çekimde mezhebi temizlik… HTŞ'nin gölgesinde suç özgürlüğü…
8Fie1iJEddw

Şüpheci Dinsiz
16-07-2025, 08:48
Dürzi direnişine kuşatma! Katliam timleri uçuştu yine… İsrail devrede ama…
-ulk2U5DC1M

İsrail Dürzileri koruyor mu? Dürzi direnişi biterse sıra Kürtlerde mi? Doğu Fırat için senaryo ne?
QLja_mk0iOY

Ortadoğu'da ABD 'Barış'ı! Engin Solakoğlu ve Çağlar Tekin ile
jGozcMkzfkc

Şüpheci Dinsiz
17-07-2025, 00:29
HTŞ ve İsrail Ortaklığı mı? Bakü'deki Temastan Sonra Dürzi Katliamı Geldi
96cF2TUKpwM

Şüpheci Dinsiz
28-07-2025, 18:49
https://x.com/elifilgaz/status/1949836039087964270

https://x.com/yeniyasamnews/status/1949835149559902609