PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve protestolar


Yıldıztozu
22-03-2025, 10:18
Tüm bu olanlara Erdoğan'ın intikamı da denilebilir.
20 sene önce kendilerine yapılan baskının intikamı.
Başörtülülerin üniversite sınavlarına bile alınmamasının, Erdoğan'ın hapse atılmasının uzun vadedeki geri dönüşlerini görüyoruz.
İntikam alma gerekçesi, eylemi haklı çıkarmaz tabi.
Ama şu anki olayların sorumlularını ararken Erdoğan öncesi döneme de bakmayı gerektirir.

Seçimlere daha 3 yıl var. Erdoğan, siyaseti iyi bilen biri. İmamoğlu tecrübesiz.
Erken adaylık açıklaması bu tecrübesizliğinden kaynaklanan hatalı bir karardı.
Erdoğan'a yıpratma fırsatı verdi ve yeni planlarını uygulamak için zaman kazandırdı.

Erdoğan kendini aday göstermeyebilir, bu şekilde bir ''yenilik'' siyaseti uygulayabilir.
Erdoğan seçimlere 1 yıl kala imamoğlunu hapisten çıkarıp, diplomasını teslim edip ''bakın suçlu olmalarına rağmen biz onları affettik'' diyerek siyaset yapabilir.
Erdoğan, Öcalan'ı kullanabilir.
Dediğim gibi iyi bir siyasetçi ve a b c planları mutlaka vardır.

Halkta bir rahatlık var, akp gideceğini anladı o yüzden böyle yapıyor diyorlar. Bu tavır yine Erdoğan'ın avantaja dönüştürüp kullanabileceği bir rahatlık.

bilgivehis
22-03-2025, 14:16
Halkta bir rahatlık var, akp gideceğini anladı o yüzden böyle yapıyor diyorlar. Bu tavır yine Erdoğan'ın avantaja dönüştürüp kullanabileceği bir rahatlık.

Akpnin gidip gitmeyeceğini halk değil ABD-AB belirler. Şayet kullanma tarihi dolmuşsa gider.
Görünen o ki, kullanma tarihi dolmuş görünüyor, çünkü ABD-AB İmamoğlu'nu getirmeye çalışıyor.
Belirleyici olan ABD-AB oldugu için kim gelirse gelsin isimden başka birşey değişmez. En fazla halkın gazını almak için belki baskılarda biraz azalma olabilir.
Halk bugün için belirleyici bilinç düzeyinde değil, halen seçimleri kurtuluş olarak görüyorlar.

Cemal
22-03-2025, 18:42
aBİM çok göçertmiş diyOLar İmam içüm..

Singularity
22-03-2025, 20:55
Hepsi proje.

İmamoğlu'nun etrafı AKP'li dolu.

Çalığın ekibi AKP'li dolu. Hatta özel kalem müdürü bile AKP'li o derece.

Emrah Şahan'ın etrafı AKP'li dolu.

Bu AKP'li kadro PKK'lıları işe almış, iddialar öyle. Hepsinin haberi var, hepsi tezgahın içinde. AKP'li Nuri Aslan geçen yıl Beylikdüzü'nde sıradan bir meclis üyesiydi, bugün İBB başkanı.

Bunların alayı kontrollü muhalif. CHP için en iyi ihtimal feto kumpasıyla CHP'nin başına geçen Kılıçdaroğlu"nun geri gelmesi. Bir tane düzgün adam yok ki.

spartacus
22-03-2025, 21:44
aBİM çok göçertmiş diyOLar İmam içüm..
Götürmüşse dahi, şu an ortaya atılan iddialar düzmece... İBB Sayıştay denetimlerinde rekor kırmış. 1200 kez yapılan sayıştay denetiminden söz ediliyor - ki en son bildiğim 1.000 sayısını geçmişti ve sorun çıkmamıştı...

Zaten diplomaya el koymaları-gasp-, uyduruk gizli tanık ifadeleriyle(somur belge, bilgi yokken) tutuklamalar, niyeti baştan ele veriyor.

2 Kurum arasındaki veya genel uygulamlarda yönetmelik eksikleri vb. kurumu bağlar, kişileri bağlamaz. Yani ilgili Üniversite o tarihlerde dikey, yatay geçişler almış ve kişilerde ilgili kurumlarda öğrenim, lisans, yüksek lisans süreçlerini tamamlamış ve diploma almışsa ortada bir hake diş vardır ve bu hakedişli belgelere el konulamaz, yok sayılamaz... İmamoğlu'nun diploması, diploması olmayanlarca resmen gasp edildi...

Bu şekilde AKP'li büyük yandaşlar da var ve mahkemeler zaman aşımı diye ret etti, şimdi Hulusi Akar'ın kızı, bölümüyle dahi ilgili olmadığı halde geçiş yaptırılmış, diploma almış, mahkeme ne dedi, "zaman aşımı"...

Bunları geç bir dolu hırsız AKP'linin, evrakta sahtecilik olarak bildiğimiz türden sahte diplomaları var, olduğu da açığa çıkanlar var, ne yapıldı? Hiç... Bu bilgilere erişen gazeteciler hedef alındı ve ağzını açtın diye sırayla gözlatına alıp, hapis, ev hapsi cezaları veriyorlar...

Yani AKP faşizmi, bir bütün olarak hukuku gasp etmiş durumda, bundan sonrası yandaş ise kör, sağır, dilsiz hatta suça teşvik ederken, yandaş olmayanlara "gözünün üstünde kaşın var" meselesine döner, döndü... Bu bağlamda kişiler üzerinden bakılmamalı...

20 yılda AKP ve binlerce yandaşı, eşrafı, eşi, dostu, arkadaşı derken feci götürdü, resmen sömürü çarkı, çetesi kurdular. Tam kleptokrasi kurdular, ki soyula, soyula halk iyice açlığa mahkum edildi, AKP için yolun sonu görünüyor, kurdukları diktatörlük ortalığı yakıp, yıkmadan, türlü işler çevirmeden gideceğe benzemiyor, yıkarak ayakta kalmaya çalışacak...

Yıldıztozu
23-03-2025, 12:07
İmamoğlu'nun gerçekten suç işlediği için tutuklandığını düşünen ya fazla saftır ya da akp fanıdır.
Tv'de hala ''ya suçluysa, hukuk karar versin'' diyen mallar çıkıyor. Onlar da ya gerizekalı ya da akp yandaşı.

Sadece chp'li belediyelere soruşturma açılıyor. Bir tane akp'li şüpheli belediye yok mu yani?
Tam aday seçileceği gün tutuklanıyor.
Olayın hukukla ilgisi olmadığı apaçık ortada.

Artık alenen halkın gözü önünde hukuksuzluk, faşistlik sergileniyor. Eskiden de yapılırdı ama bu kadar alenen olmazdı. Boyut atladılar.
Bunun bir sonraki aşaması Esad rejimine dönüşmek. Yeraltı hapishaneleri, işkenceler, öldürmeler..

Şüpheci Dinsiz
23-03-2025, 16:15
Yapay zeka'nın İmamoğlu davasına yaptığı değerlendirme...

Tweet dizisini x'den okuyun. X'e Opera ile VPN aktifken girilebiliyor.
https://x.com/pelindilaraclk/status/1903748239200760061

[Edit] Dilozof'u emniyete şikayet ettikleri için iletiyi kaldırmış. Ben tam metne ulaşamadım, ulaşan linki buraya aktarırsa ChatGPT'ye kendimiz soralım.

"Ekrem İmamoğlu şüpheli ifade tutanağı" olarak aratın.
Prompt (soru) şu:
https://turandursun.com/forumlar/attachment.php?attachmentid=270&stc=1&d=1742737339

Dilozof'un elde ettiği sonuç şuydu:
https://turandursun.com/forumlar/attachment.php?attachmentid=271&stc=1&d=1742737559

Şüpheci Dinsiz
23-03-2025, 22:18
Darbe sürüyor: Sonuçlar, tuzaklar ve muhalefetin sınavı
UsGOTg7B17w

Singularity
25-03-2025, 11:18
Ne darbesi. İmamoğlu'nun varlığı ve yokluğu arasında fark yok ki. İmamoğlu bir medya lideri. İstanbul'a yaptığı bir hizmet de yok. Sen şimdi CHP olarak İstanbul'un başına, özel üniversiteden devlete geçiş yapmış birini mi getiriyorsun? Yok mu mesela Profesör bilmem ne filan, İtü'den Odtü'den. Yok. İstanbul Üniden birisi, o da diploması şaibeli. Bunlar hep oyun, bunlar hep algı.

Asıl darbe, İmamoğlu tarafından CHP'nin delege seçimlerinde yapıldı. İmamoğllu listeleri gönderdi ve partililer o listelere oy vermeye mecbur bırakıldı. O zaman darbe değil mi yani? İşte devlet tam olarak bunu sorguluyor. Evet bu da darbedir. Ama sen yapınca demokratik hak, öteki yapınca darbe. Bu iki yüzlülük ne zaman bitecek acaba.

Erdoğan'ın darbesi tartışılmadan önce, CHP içinde Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu dikdatörlüğü tartışılmalıdır. Herkes evinin önünü temizlese bütün mahalle temiz olur öyle değil mi? Senin evinin içi kirli bir defa.

İhalelere kim karar veriyor? İmamoğlu. Yaa tamam tamam imza atmıyor. Kimin işe alınacağını, kimin hangi göreve geleceğine kim karar veriyor? İmamoğlu. Yaa tamam tamam İnsan Kaynakları müdürü var, yersen. Biz senelerdir CHP içinde olsun, belediyelerde olsun, bunun mücadelesini veriyoruz. Bu böyle olmaz diyoruz ve başımıza gelmedik kalmadı. Biz bunların hatalarını anlatmaktan yorulduk adamlar aynı kafada devam etmekten yorulmadılar.

Kardeşim! Başkan gitsin daha ulusal meselelerle ilgilensin, seminerdir, konferanstır, gitsin ülkenin ekonomik durumunu görüşsün, ilinin ekonomik durumunu nasıl çözerim diye üniversitelerle ortak çalışmalar yürütsün. 2019'da tanzim satış başlatmıştı AKP'nin İBB'si. Devam ettirmediler. Tayyibin EBK'si ucuz et satıyor. Sen de bir şey yap? Yok. Çocuklara Süt dağıtcak. Büyüklere biberon.

Bunların yaptığı ne? Şuradaki Ahmeti işe al, Mehmete mobing yap, çünkü keyfim öyle istiyor. ? Senin İK Müdürün yokmu, satın alma ve ihale müdürün yok mu, bunlardan sorumlu başkan yardımcın yok mu? Böyle amatorlük olur mu Sen böyle yaparsan, gelip kafana vurup yetkini elinden alırlar.

https://www.youtube.com/watch?v=aiDwxJ5niEA

Darbe mi? Eh işte. Ama asıl darbeci İmamoğlu'nun kendisi. Kendi kendine darbe yapmıştır.

Yıldıztozu
25-03-2025, 16:11
Tayyibin EBK'si ucuz et satıyor. Sen de bir şey yap? Yok.
Kent lokantası. Emekliye yardım. Kreşler.

Yok mu mesela Profesör bilmem ne filan, İtü'den Odtü'den.
Ekmeleddin İhsanoğlu vardı profesör. Sonuç noldu?
Kırk yılın başında chp'den halka hitap edebilen biri çıkmış(imamoğlu). Fırsatı değerlendirmek lazım. Diğer özellikleri o kadar önemli değil şu an.

spartacus
25-03-2025, 18:06
İmamoğlu şu ana kadar en iyi hizmet vermiş Belediye Başkanı.

Saray medya ve soytarıları çok fazla algı oluşturdu.

Örneğin AKP İBB 2019'da 4 milyar Euro borç bırakmıştı. Bugüne oranla 160 milyar TL...

Hemen daha 1 yıl geçmeden İmamoğlu İBB'yi batırdı bu kadar borcu var dediler. Oysa AKP İBB döenminde 4 milyar Euro borcu olduğunu söyleyen de yine AKP belediyesi, Tevfik Göksu'nun açıklamalarıydı. Belediye değişince de zaten ilgili borçlar yayınlanmıştı...

AKP İBB bir çok geliri olduğu gibi Metro kredilerini de aralarında yediler, vakıflarına, şu an bazıları vekil olan kişilere milyon TL'lik(o zamanın parasıyla) burslar vs. verdiler, bir çok yandaş medya kanalına milyon TL'lik abonelik bedelleri, bir çok belediye mülkünü de peşkeş çektiler...

Evet Metro kredilerini alıp yediler ve tam 6 ETAP METRO'yu da iptal ettiler. Şu an mevcut olan metro sayısının yarısını iptal etmişlerdi...
Yıl 2024 olduğunda tüm bu iptal edilen 6 ETAP METRO, %90 oranında Ekremoğlu İBB tarafından tamamlanmıştı. Ve rekor olan bir sonuca yılda 13,27 km metro yapımına ulaşılmıştı. Örneğin Erdoğan ise Belediye Başkanlığpı döneminde yılda 0,86 km metro yapmıştı.
Metro istatistiği, yıllık ortalama (2024)
İmamoğlu: 13,27 km
Uysal: 6,13 km
Topbaş: 7,55 km
Gürtuna:2,43 km
Erdoğan: 0,86 km
Sözen: 4,17 km
Dalan:1,32 km

AKP Kleptokrasi hükümeti, AKP'li ve MHP'li olmayan belediyelere resmen işkence etmiş, etmeye devam etmiş, kaynaklarını tüketmeye ve yoksun bırakmaya çalışmış ve başarmıştır.

Yine de, AKP Belediyeleri yandaş vakıf, AKP'li bilmem kim, holding, tarikat, fahiş ihalelerle para yerken, İmamoğlu İBB ve benzer belediyeler döneminde, belediye kaynakları halkın yararına kullanıma açılmış, çok çeşitli sosyal çalışmalar ve uygulamalar yapılmıştır. AKP ve Erdoğan'ı en çok kızdıran meselelerden birisi de CHP'li veya benzer belediyelerin, halka dönük hizmeti esas alması, bu halde AKP'li belediyeleri de sosyal hizmete zorlamış olmasıdır. Bu koşullarda AKP belediyeleri toplum nezdinde saygınlık sağlamak için, onlar da bu tür hizmetlere yönelmek, kaynak ayırmak zorunda kalacaklardı...

Buradan bakılabilir

İBB PROJELERİ (https://icraat.ibb.istanbul/projeler)

https://icraat.ibb.istanbul/

https://askidafatura.ibb.gov.tr/

https://yesil.istanbul/projects-active_1

Andrew
26-03-2025, 07:03
Anladigim kadariyla bu korku CHP'ye de diger partilere de yeter de artar bile. O.Ozel'in Akp'nin muhalefeti oldugu tescillendi. Her ideoloji kendi mahallesinde ahkam kesip, hitap ettigi halkin gazini aliyor ama neticede rejimin koydugu cizgileri as(a)miyor. Tahminimce, adam olene kadar hicbir sey degismez. Sonra da oglu gecer basa. Boyle devamede durur. Taki millet artik dayanamayincaya kadar bu boyle devam eder.

Cemal
28-03-2025, 22:39
ABim buaDamı Amelika neden kOruyo. Ben o yüSden şüpeleşiyom bu adamDAN. aBDİ Bizim mafadİMİse olan hiçBİşe testek verms.. NedİYON***111!!! ?

Cemal
28-03-2025, 22:58
[QUOTE=Yıldıztozu;661383]

İmamoğlu'nun gerçekten suç işlediği için tutuklandığını düşünen ya fazla saftır ya da akp fanıdır.
Tv'de hala ''ya suçluysa, hukuk karar versin'' diyen mallar çıkıyor. Onlar da ya gerizekalı ya da akp yandaşı.



Abim ben aYNene ele düşünüyOM. ŞİNik ben geri zeKALımı oluyom.11))??!!!:blah::blah::blah::):behindsofa::b ehindsofa:
SELam aleKÜM.. /A.S.)

spartacus
28-03-2025, 23:08
İmamoğluna şu an desteği halk mecburen veriyor, çünkü egemen olan rejim yalan, dolan, talana dayalı kleptokratik(hırsızlar yönetimi) faşizm., kimsenin koruduğu yok, korunan kişinin Silivri'de ne işi var? Aksine ABD AKP'nin arkasında, AKP teminat almış olmalı ki, bu hukuk dışı eyleme bu biçimde başvurabildi. Evet Cemal şu koşullarda -ki madem sordun- gerizekalı davranmış oluyorsun...

ABD şu veya bu adamı destekliyor demek ne demek? Bir çok ülke bir çok kişiyi destekleyebilir, bu siyasettir, diplomasidir. Öyle öne sürdüğün gibi değil tam tersi, AKP, şu anda ABD+İNGİLTERE+İSRAİL projelerininin yürütücüsü konumunda, zaten ABD+İsrail projesi ekseninde kuruldu... İddia ettiğin gibi olsa zaten, İmamoğlu'nun ne hakkı olan diplomasını iptal edebilir ne de içeri atabilirler... Trump'un daha önce Brunson olayında yaptığı gibi, Erdoğan'a "aptal olma, mal varlığını, yolsuzluklarını açıklarım" demesi yeterli. Erdoğan diyordu ki, Brunson ben yaşadığım sürece içeriden(hapisten) çıkamaz diyordu. Ne oldu? Trump "yolsuzlukların, mal varlığını açıklarım" dedi, anında serbest bıraktılar. Sen neyi savunuyorsun? AKP, ABD onayını almadan iş yapamıyor, karşılığında ise korkunç tavizler veriliyor... Örneğin İsrail'in lojistiğinin Türkiye'den sağlanması, BOP projesinde üzerine düşeni yerine getirme şartları gibi...

Türkiye'de hukuk şu an dünya tarihinde görülmüş hukukun en altında, yani Hitler Almanyasından da daha aşağıda, daha neyi düşünüyorsun? Bunca yolsuzluk, hırsızlık, yalan, dolan, talan rejimi için gerekçe üretme, aldatılmış cahil değilsek, yaptıkları hiç bir şeyin savunulacak bir tarafı yok...

AKP'de HTŞ'nin başı olan IŞİD artığı Şara'yı destekliyor, destek öyle bir şeydir, lojistik sağlıyor. Kaldı ki her ülke, bir başka ülkenin hukuk dışı eylemlerini eleştirebilir, kınayabilir, yeri gelir hükümete de, kendi görüşünde olan siyasilere de, haksızlığa uğrayana da destek de, tepki de verebilir bunda sorun yok, bu normal olandır. Öncelikle hak, hukuk, adalet, demokrasi, geçim, bilim demeyi öğrenmek gerekmiyor mu? Bunları talep etmen gerekmiyor mu? Yoksa ne yapmalısın?

AKP ve bakanı Mehmet Şimşek, önceki bakanları, ABD, İngilterede sürekli ve yıllardır para dileniyor, hayırdır? Zarrab(Sarraf) neden ABD'de hapiste, Halk Bank Müdürü enden ABD'de hapiste, bir dolu AKP'li bakan, başkan, vekil, kurumlar ve yolsuzlukları neden yargılanmadı? Zarrab, Halk Bank müdürü ABD'de ne anlattı, ABD'nin elinde ne gibi, kimler ve hükümet hakkında hangi yolsuzlukların bilgisi, belgeleri var? Ortada binlerce hukuksuzluk var ve sen hukuksuzluğu, 20 yıldır sana empoze edilen saçmalıklarla, dış güjjjler yalanlarıyla perdelemeye çalışıyorsun, sebep?

Türkiye'de şu anda "hak" diyene terörist deniyor, hukuk diyene terörist deniyor, ekmek diyene terörist deniyor, özgürlük diyene terörist deniyor, az bir eleştiren hedef gösteriliyor, öküzün altında buzağı aramana gerek yok... Tüğrkiye bir avuç muktedir+yandaş ve eşrafıyla 20 yıldır talan edilen bir ülkedir ve talan edenler iktidarın gücünü ele geçirmişse, nasıl bir rejim, ülke, hukuk bekliyorsun?

Ama atıyorum diyelim ki, Almanya seçime gidiyor, orada sağ partileri desteklemem, sol, sosyalist partileri desteklerim, bunda anlaşılmayacak ne var? bak, senin Amerikancıların kimler; Trump, Erdoğan'a, "mal varlığını, yolsuzluklarını açıklarım" dediği anda, hatta AKP kurulduktan ve hükümet olduktan sonra Türkiye ABD'ye teslim edilmişti...

https://i.redd.it/z9o8t21t8ho21.jpg

Singularity
29-03-2025, 10:33
Ben bu konuda sayın cemal beyefendiye katılıyorum. Akp veya Erdoğan durup dururken böyle gelişmeler istemezlerdi. Ayrıca CHP'nin adayı olarak gösterilmesini, Mansur Yavaş'ı ötekileştirme pahasına bunun yapılmasını, soruşturmanın daha eski olduğu ve CHP'nin bundan haberdar olup süreci başlattığını görebiliriz.

Hatta soruşturmalar eksiktir. Son seçimden sonra CHP belediyelerinin bir çoğunda güneydoğudan, hatta dağdan gelmiş adamlar, kadınlar işe alındı.

CHP kadroları solcu değil. İmamoğlu'nun etrafı eski fetöcü dolu. Beylikdüzü ve şişli belediye başkanlarının etrafı fetöcü dolu. Yahu Beylikdüzü Belediyesi'nin özel kalem müdürü bile AKP'li. Bildiğin AKP'li. Adam geçen yıl Kaymakamın en yakın adamıydı, şimdi hapiste olan Çalık onu getirdi kendine özel kalem müdürü yaptı.
Özel kalem müdürü ne demek? Başkanın tüm programını, tüm randevularını ayarlayan adam. Özel kalem müdürü demek, başkanın kara kutusu demek, başkanın namusu demektir. CHP'li Çalık kendini AKP'nin kıllı kollarına teslim etmiş. Bunun için mi mücadele ediyorsunuz? Düşünsenize.. Akp, CHP, fetö vs iç içe çalışan bir örgüt var.

İmamoğlu'nun "benim yerime geçsin" dediği, yeni İBB başkanı Nuri Aslan, Kızılay'ın eski ilçe başkanı. Hani çadır sattı diye öğrencilerin zaman zamam eylemlerde atıf yaptığı Kızılay.

Olum şaka gibi yemin ederim lan. Birisi bize şaka yapıyor herhalde. Eleştirdiği şey başa gelsin diye mücadele ediyorlar.

Ayrıca bir üstteki yorumda şuna da katılıyorum. insanlar demokrasi için oy verdiler, İmamoğlu ise benim için oy veren 15 milyon diyor. Erdoğan da sanki onun önünü açıyor gibi. İnsanlarla İmamoğlu'nun arasında zoraki bir duygusal bağ oluşturulmaya çalışılıyor. O yapı hiç gitmedi. Hepsi aynı adamlar. Herhalde Erdoğan görevi devredecek. Altyapısını oluşturuyor. Ve bunu İmamoğlu için yapıyor. Hepsi ortak zaten ya amaaan.

Yıldıztozu
01-04-2025, 06:14
Şu aşamada İmamogluna karşı durmak mecburen Tayyipçi olmak anlamına gelir.
Bu durumda ceMAL ve singularity tayyipçi kategorisine girmiş olur.
Yani hukuku, insan haklarını, özgürlüğü yok sayar.
Yarın evinize gelip ateist forumda yazınız var diyerek hukuksuz yere gözaltına alıırsanız karşı çıkma hakkınız yok demektir.

Cemal
03-04-2025, 02:20
aBİm..KaPIDa polİSKIlıklı biRİLERİ var.bANA almAA geldiler gALİBAm.. nE DİyeN..

Singularity
10-04-2025, 16:21
Şu aşamada İmamogluna karşı durmak mecburen Tayyipçi olmak anlamına gelir.
Bu durumda ceMAL ve singularity tayyipçi kategorisine girmiş olur.
Yani hukuku, insan haklarını, özgürlüğü yok sayar.
Yarın evinize gelip ateist forumda yazınız var diyerek hukuksuz yere gözaltına alıırsanız karşı çıkma hakkınız yok demektir.

Aralarında fark yoksa fark yoktur. Neden 40 katır veya 40 satır arasında tercih yapayım ki? Ben oy da kullanmıyorum. Bu durumda dolaylı olarak Erdoğan'a destek mi vermiş oluyorum, yoksa zaten hatalı olan, tamamı suç olan bir sürecin içinde yer almadığım için bu tavrımla gurur duymam gerekmez mi?

Ben şunu diyorum. Bunların hepsi aynı zaten. Erdoğan olmuş, İmamoğlu olmuş, benim açımdan farkı yok. Ama Erdoğan yaşlı, belki daha yakın vadede yaşlılıktan dolayı terki dünya edip bizi kurtarabilir. İmamoğlu daha genç, daha yaşayacağı çok zaman var. Aralarında başka da fark göremiyorum.

İklim yasası geçti. İklim yasası neydi? Kölelik yasasıydı. Ve CHP vekilleri AKP'lilerden daha iştahlıydılar.

Bu konuda sadece YRP vekili halkın yanında konuştu. Burada her şey özetleniyor bak.

https://www.youtube.com/watch?v=oRlH76z2vXg

Hepsi destekledi. Benim bu insanlarla ne işim olur?

AKP ve CHP birlikte aşıyı destekledi. İnsanlar patır patır kalp krizi geçiriyor.

İBB o dönem kadınlar için rahim kanseri aşısı diye bir şey çıkardı. Ben eleştirdim sen doktor musun, sen ne anlarsın aşıdan, milleti öldüreceksin vs deyince proje yarım kaldı. Yoksa senin Ekremin kadınları katlediyordu. Siz işin sadece özgürlükler tarafındasınız. Görünür şekilde Ekrem sanki mağdur, bilmem ne. Ben daha yakın mesafeden görüyorum, Ekremin elleri en az Erdoğan'ın elleri kadar kirli, en az diyorum bak, yani daha fazlası var.

AKP ve CHP birlikte iklim yasasını imzaladı. İnsanlar zorla köleleştiriliyor.

İkisi de küresel yalanlardan yana. Hatta Ekremin bir fotoğrafında başının üstünde küre dünya haritası var.

https://i.postimg.cc/g0hRYr6T/1.png

Geri kalan konularda eşitler diye düşünelim. Erdoğan'ın böyle resmi var mı? Yok. Onun da İsrail'de hangar gibi bir yerde ayin görüntüsü var. O daha eski. Bu daha yeni. Bu, ben küresel projelelerin adamıyım, ben küreselcilerin hizmetindeyim, emriniz başımın üstündedir, ben size köleyim demektir. Ben böyle okurum, başkası nasıl okur beni alakadar etmez.

Neyse. İkisinden de bir cacık olmaz ama bundan hiç olmaz.

Ahlaksız
13-05-2025, 13:31
İmamoğlu'nun açıklamasında bir tuhaflık yok mu?!

Mesela ''Kürt vatandaşlarımızın kendilerini cumhuriyetimizin eşit vatandaşları olarak hissetmelerini sağlayamamış'' demiş.
Ne anlamalıyız bundan?
Bir kere ''Kürt vatandaşı'' ifadesi yanlış.!

Türkiye cumhuriyetinde yaşayan herkes Türk vatandaşıdır. Kürt vatandaşı, Alevi vatandaşı, Ateist vatandaşı, Hristiyan vatandaşı diye bir şey olamaz.

Devletin Kürtler aleyhinde bir tutum takındığından bahsediyor ama böyle bir şey de yok. Devlet, terör örgütüne karşı, kürtlere karşı değil.
Terör örgütü de kürtleri temsil etmiyor. Bu genellemeler sıkıntılı.
Işid müslümanları mı temsil ediyor? Etmiyor.
Pkk'da kürtleri temsil edemez.

Türkiye'deki muhaliflerin umudu bu durumda.
Kürtler eşit vatandaş olarak kendilerini hissetmiyorlarmış. Dediği bu.
276
277
278
https://onedio.com/haber/ekrem-imamoglu-ndan-pkk-nin-fesih-karari-ile-ilgili-aciklama-ulkem-adina-cok-sevindim-1291218

spartacus
14-05-2025, 10:39
İmamoğlu'nun açıklamasında bir tuhaflık yok mu?!

Mesela ''Kürt vatandaşlarımızın kendilerini cumhuriyetimizin eşit vatandaşları olarak hissetmelerini sağlayamamış'' demiş.
Ne anlamalıyız bundan?
Bir kere ''Kürt vatandaşı'' ifadesi yanlış.!
Ahlaksız, yanlış olan o değil, yanlış olan vatandaşlık tanımının dar, hukukun anti laik, etnik, ırkçı olması(yani salt etnik esaslı tanıma dayanması). Örneğin Trump'la birlikte gelen yabancı baskısını ele alalım, ABD'de "Meksika kökenli veya Meksikalı vatandaşlara karşı" gibi bir haber olursa, burada yanlış olmaz, kastedilen şu ya da bu kişinin ne vatandaşı olup, olmadığı değil, vatandaş olmalarına rağmen şu ya da bu kesimin, topluluğun hukuken aynı koşullara sahip olmamasıdır(işin garibi ise bazı kişilerin de aslen o coğrafyanın yerlisi olmasıdır)... Kaldı ki bir ülkede vatandaşlık salt etnik bile olsa, ama Kürt olan da vatandaş olmuş ise, "Kürt vatandaş" demek "Kürt Türk vatandaşı" demek olur, bu bağlamda vatandaş denmesi yeterli, zira tanım ortadadır...

Örneğin Alevi yurttaşlar, vatandaşlar dersek yanlış mı olur? Orada kast hakları olan, olması gereken bir topluluğa vurgu, yani Alevi, Kürt, Türk vb. olmaları vatandaş olmalarına engel değil ve bunlar vatandaş olmuş, ama vatandaşlar arasında ayrımcı hukuk, politikalar söz konusu olmamalı, olmuşsa da maruz kalanların adıyla ifade edilebilir. Peki Aleviler, ateistler, deistler, gerçekten demokrasi, hak, hukuktan yana olanlar vb. kendisini eşit, güvende hissedebiliyor mu, kaldı ki Kürtler hissediyor olsun... Örneğin memleketteki köylerden bahsedeyim, boşaltılan, yakılan Alevi köyleri oldu, Sünni köylerinin yolları 30 yıldır asfalt iken Alevi köylerinin yolları şosedir, sulama göletlerinde kanallar Alevi köylerinden geçmeyecek biçimde yapıldı, kamu alımları vb. insanların kökenlerine bakıldı, bakılıyor vs. (Davutoğlu döneminde bazı coğrafyalarda Alevi köylerine de asfalt atıldı, ama ne onarım yapıldı ne de düzenleme, asfalt çöktükçe, bazı köyler bozuk asfaltları kazıttı). Bu basit bir örnek, daha su, yol meselesinde bile bu ayrımı yapan, başka neleri yapar, neleri..

Kaç tane Kürt, Alevi general, vali, emniyet müdürü var? Hadi dil, kültür yasaklarını, adaletsizlikleri, baskı, ötemele, dışlama ve horlamaları geçelim. İnsanlar hukuk ve haklar konusunda kendisini eşit hissetmiyorsa, hissetmiyordur, sebeplerine bakılmalı...

Denebilir ki sadece Kürtler densin, Aleviler densin, Türkler densin, bu da mesele hukuki çerçevede ise yanlış anlaşılır veya ayrımcılık diye kullanılabilir. Bu tür konularda hem hukuki, hem siyasi ise Kürt Halkı denebilir, burada kasıt etnik bir gruptan ziyade, hak, hukuk esaslı bir mesele olduğunda yurttaş, vatandaş denmesinde sorun olmaz, olmamalı...

Şüpheci Dinsiz
14-05-2025, 11:24
Sevgili Ahlaksız
İmamoğlu'nun açıklamasında bir tuhaflık yok mu?!

Mesela ''Kürt vatandaşlarımızın kendilerini cumhuriyetimizin eşit vatandaşları olarak hissetmelerini sağlayamamış'' demiş.
Ne anlamalıyız bundan?
Bir kere ''Kürt vatandaşı'' ifadesi yanlış.!

Türkiye cumhuriyetinde yaşayan herkes Türk vatandaşıdır. Kürt vatandaşı, Alevi vatandaşı, Ateist vatandaşı, Hristiyan vatandaşı diye bir şey olamaz.


Mesele, dili doğru kullanmamakla ilgili.

Türkiye için kullanacaksak:
Ülkenin adı Türkiye. Haliyle Türkiye'nin vatandaşı olunur, Türk vatandaşı olunmaz. Türkiye'nin bütün vatandaşları da Türk olmaz.
'Türk vatandaş' ifadesi, Türkiye vatandaşı olup Türk etniğinden bir kişiyi işaret eder. 'Kürt vatandaş' ifadesi, Türkiye vatandaşı olup Kürt etniğinden bir kişiyi işaret eder. Aynı şekilde 'ateist vatandaş', 'hristiyan vatandaş', 'alevi vatandaş' ifadeleri de Türkiye vatandaşı olup sıfattaki inanç/inançsızlık grubundan bir kişiyi işaret eder.

Devletin Kürtler aleyhinde bir tutum takındığından bahsediyor ama böyle bir şey de yok. Devlet, terör örgütüne karşı, kürtlere karşı değil.
Terör örgütü de kürtleri temsil etmiyor. Bu genellemeler sıkıntılı.
Işid müslümanları mı temsil ediyor? Etmiyor.
Pkk'da kürtleri temsil edemez.

Türkiye'deki muhaliflerin umudu bu durumda.
Kürtler eşit vatandaş olarak kendilerini hissetmiyorlarmış. Dediği bu.


Elbette PKK Kürtleri temsil etmiyor ama ırkçılık bu devletin DNA'sında var. Benim açtığım Cumhuriyet Tarihinde Türk Irkçılığı başlığını okuyun.
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37407

Ahlaksız
14-05-2025, 12:54
Sevgili Spartacus; vatandaş olmalarına rağmen şu ya da bu kesimin, topluluğun hukuken aynı koşullara sahip olmamasıdır
Kürtlerin isteyipte yapamadıkları ne var mesela?
Siyasetçi olmak istediler de, devlet buna izin mi vermedi?
Holding açmak istediler de, devlet buna izin mi vermedi?

Ülkede sünni müslümanlara yönelik pozitif ayrımcılık yapıldığı malum. Buna bir şey demem.

Bu tür konularda hem hukuki, hem siyasi ise Kürt Halkı denebilir,

Hayır, denemez. Halk denilen şeyden bahsetmeniz için devlet denilen şeye ihtiyacınız vardır. Devlet yoksa, halkta yoktur. Türkiye'de sadece Türk halkı vardır, Türk halkı yaşıyor. Kürt asıllı insanlar da, bu halk denilen kümenin içindedir. Yasalar çerçevesi gereği, bu konular böyle okunmalı/algılanmalı. Farklı yorumlar, subjektiftir.

Sevgili Şüpheci Dinsiz; Haliyle Türkiye'nin vatandaşı olunur, Türk vatandaşı olunmaz. Türkiye'nin bütün vatandaşları da Türk olmaz.
Yanlış bilgi. Doğrusu Türk vatandaşıdır;
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5901&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
Vatandaş dediğimiz şey, yurttaştır. Yasalarda bir yurtta, bir vatanda meskun olan insanlardan bahsediliyor. Sınırları çizilmiş olan bu topraklarda oturan herkes(istisnalar hariç) Türk vatandaşıdır. Yani Türk'tür. Kürt, Alevi veya Ateist konusu bir kenarda dursun. Diyelim ki ben bir Yunan'ım ve Yunanistan'dan Türkiye'ye göç ettim ve burada vatandaşlık aldım. Kimliğimi elime aldıktan sonra, ben bir Türk olurum. Yani Türk vatandaşı olurum. Evet, Yunan asıllıyım, Yunanistan doğumluyum ama ben Türk'üm artık.
ırkçılık bu devletin DNA'sında var.
Ülkedeki yasaları farklı yorumlayanlar var tabi ki. Bu her ülkede var.

Ben yasalardan bahsediyorum. Uymak zorunda olduğumuz yasalara göre, bu ülkede 'Türkiye vatandaşı' diye bir şeyden bahsedilemez ya da 'Kürt vatandaşı' diye bir şeyden.

spartacus
14-05-2025, 15:01
Sevgili Spartacus;
Kürtlerin isteyipte yapamadıkları ne var mesela?
Siyasetçi olmak istediler de, devlet buna izin mi vermedi?
Holding açmak istediler de, devlet buna izin mi vermedi?

Ülkede sünni müslümanlara yönelik pozitif ayrımcılık yapıldığı malum. Buna bir şey demem.

Kabaca yazacağım, oturup onlarca mesele, detaya girmeye gerek görmüyorum.
Ne mi var? Ne var mesela? Dili, kültürü gerçekten serbest mi, KAMUDA temsil edilebiliyor mu(Kürtler ne yapsın, illa gidip ayrı bir devlet mi kurmalılar, o zaman kadar da yok mu sayılmaları gerekir)? Resmi tarih, güncel yazında, dil, coğrafya yazın ve kurumlarında, kamu alanında Kürtler temsil ediliyor mu? Ki toplum olarak kamplaştırmanın neresindedirler? Yahu daha 20 küsür yıllık hükümet dahi, hem dinci, mezhepçi hem ırkçı, istismar, siyaset, hamaset alanında toplumun nasıl konsolide edildiği, güdüldüğüne de bakılmalı. Aleviler, non-teistler, hak, hukuk, demokrasiden, bilimden yana olanlar nasıl dışlanıyorsa, Kürtler kat, kat fazlasıyla dışlandı, dışlanıyor ve kamu hizmetlerinden de eşit biçimde faydalanamıyor, aksini neye dayanarak ifade edebiliriz?

Siyasetçisi yok mu demek aldatmaca, gerçeği yansıtmaz, zaten ileri çıkanı da direk içeri atıyorlar. Örneğin Kurtuluş savaşında İngiltere yanında konumlanan Türkler de yokmuydu? O halde Türkler'in tümü de İngiliz tarafındaydı denebilir mi? Böyle temsil olur mu?. Ne zaman Kürtler yok sayılma ve inkar ve şovenist baskıya karşı toplumsal halde karşı çıkma, mücadele yolunu buldu, binlerce köy yakıldı, Kürtçe konuşmayı bırak ıslık çalmak dahi yasaktı, ama bir halkın ben de varım demesi enellenemedi, zımmen, bazıları da görünürde bazı haklar elde edildi vs...

Kaç tane Kürt general var? Kaç Vali, Kaymakam Kürt? Meseleye önce buradan bakmalı. Sonra siyasete bakalım, Türk ırkçılığı, şovenizm egemen, bu bile tek başına yeterli(buna itirazın yok mu?). Hapiste kaç tane MHP, BBP'li var? Kaç tane DEM'li var? O zaman hak, hukuk, bilim vs. mücadelelerine de karşı olmalıyız, çünkü çıkıp halkın isteyip de yapamadığı ne var diye sorabilirsin, lakin aslolan gerçek ve kamu, fiili alandır...

Konu vatandaşlık ifadesiydi değil mi? Kısaca soruların da geçerisizleşiyor, kişi Türk değilse vatandaş olamaz demiş de oluyorsun.Bir insan hem Kürt hem de vatandaş olamaz mı? Bu devlet Kürdü'nde devleti olamaz mı? İnsanı, kamuyu tanımlayan etnisite midir? Öyleyse devlet derken neden İNSAN ve insan toplumu, kamu esaslı olarak da halk öznesini kullanmayı düşünmeyelim? Hukuk nasıl ki herkes ile başlarsa, kamu da öyle olmak zorunda(laiklik için de şart). Kendinle çeliştin, en önemli sorunların başlıca ve birisi de bu. Demek ki sorun varmış...Yaklaşımın, devletin mezhebi, ırkı olur vs. kısaca bu geri, anti laik, anti sosyal, insanı devlete köle, insanı devletin hizmetçisi, kulu sayan, tabu, bağnaz şeriat devleti ve aslında gerçekle de bağdaşmayan yaklaşım, cahilleştirici(insnalığımdan geçerim, soğan ikmek yirim kafası), sürüleştirici, kullanışlı ve bu; insan, bilim, akıl, mantığın doğasına ters. Bu yaklaşım dahi bir çok ezilen kesimin neden hak, hukuktan mahrum olduğu ve taleplerinde ne kadar da haklı olduklarının itirafı olur...
Hayır, denemez. Halk denilen şeyden bahsetmeniz için devlet denilen şeye ihtiyacınız vardır. Devlet yoksa, halkta yoktur.
Sevgili Ahlaksız bu söylediğini, genel-gerçer olarak ters çevirelim, ayakları üzerine dikelim, halk yoksa devlet yoktur diyelim. Halk insan topluluklarının bileşimi iken, devlet dediğin bir yapı, araç, aygıttır ve insan ve toplum, sınıflar yoksa devlet yoktur, devlet yoksa insan da sosyal toplulukları da vardır. İşte Türkiye'de temel sorunlardan birisi bu, yanlış yaklaşım ve tanımlar. Bir insanın Kürt olması, halkın bir parçası olarak, bir topluluk(kaçınılmaz toplum) oluşturması için, devlet illa Kürt devleti mi olmalı? Bu yalan, dolan, bölücülüğü aşmak zorundayız. Ortada 1 tane bile Kürt, Türk, Alevi vb. insan olmayacak, ama gökten etiketli adınan devlet denen bir devlet(ilahi, kutsal, tabu, taş) atılacak, Türk, Kürt, Alevi vb. devleti denecek, ondan sonra yeryüzüne gökten İnsanlar bırakılacak ve bunlar da devlete verilen etiketle mi anılacak? Söylemlerinin akıl, mantık, bilim, tarih, hatta milattan öncesiyle bile izahı mümkün değil(önce insan).

Aslında devlet, belirli egemen bir azınlığın, egemen sınıfın, yani sermayenin iktidarı, hükmü ve menfaatleri üzredir. Etnik, din, dil, cinsiyet gibi ayrımlar ise sermaye açısından anlam ifade etmez, ama nasıl ki egemenlik koşullarını ve siyasi hükmünü sağlamak namına bir çok malzeme, istismara ihtiyacı varsa, millet, mezhep vb. ayrımları üzerinden oluşturdukları ayrımlar ve istismasr, hamasset ve perdeleme, halkı kendi çıkarlarına yedeklemeye vb. gereksinim duyarlar...

Daha bu sorunu aşamamışız, yanlış nerede açık değil mi? Türkiye ve toplumu bunları aşamadığı sürece ABD vb. ve içeride yalan, dolan, talan rejimlerin tepesindeki gerici-işbirlikçi, hırsız sermayenin güttüğü sürüleşme, kul, kölesi olmaktan,cehaletle kullanılmaktan, anti-sosyal, faşist iktidarlardan da kurtulamayacak...

spartacus
14-05-2025, 17:03
Konjonktüre baktığımızda görünen şu; Rejim Kürtleri kullanmak istiyor(hazır tren kalkmış iken, treni kaçırmak da istemiyor), CHP şoven biçimde davranır, güncel talepleriyle çelişirse, potansiyel kaptırabilir, kaybedebilir, o sebeple CHP fasist Zafer Partisi gibi davranamaz(Sırf İstanbul, İzmirde %8-10 oy kaybı olur, bunun yarısı bile rejim için yeterli olabilir, ayrıca ülkede her kesimden insanın eşit, adil, sosyal, hukuk ve temsil koşullarını sağlama konusunda CHP kayıtsız veya karşı cephede kalırsa, ülkede sözde de olsa, hak, hukuk, birlikte yaşam konusunda da, yıllardır tam da bunun karşısına dikilmiş olan AKP+MHP'ye, tezata da teslim etmiş olacak).. Kürtler Ortadoğu'da statü kazanmış durumda. Irak biliniyor, Suriye'de ise Türkiye'nin asıl derdi, başta yandaşları olmak üzere, bölgede sermaye esaslı bir sömürü, ticaret, hakimiyet kurmak idi.

Uzun dönem IŞİD'i kullandılar, desteklediler, beslediler, hatta rejimin as yandaş ve paydaşları olarak kaçak petrol vb. ticareti dahi yaptılar, 1'e alıp, Tükiye'de halka 7'e bastılar, diğer yandan da insan, eroin kaçakçılığı, silah kaçakçılığı için de uygun ortam buldular, çünkü nasılsa kontrol dışıydı! Ayrıca şimdi yeri olmasa da, Yeni Osmanlıcılık diye hortlatılan yandaş holding sermayesi ve yayılma stratejisi ve yeni İttihatçılığın(aslında öze dönüş, yayılmacı Osmanlıcılık, Turancılığın, MHP ortaklığı, kişisel çıkar da sunulan M. Feyizoğlu, H. Cevizoğlu, N.Şener, M.Ali Çelebi, S.Oğan, İyi Partiden alınanlar, her seçimde gümbür, gümbür geldiğini iddia eden, AKP desteği olmadan demeç bile veremez hale düşen Perinçek ve kılık, gömlek durmaz, isim değişen Partisi(Vatan) vb. kalemşör ve yaverlerinin de devreye sokulduğu, plana sadık yamaklar vs.) rejimle olan işbirliği vb. ve bölge hakimiyeti konusunda kaybettiklerine de değinmek gerekir(değindim ve geçtim). Oysa ABD ve İngiliz vb. emperyalizmi IŞİD'i nihai olarak, uzun vadeli stratejik ortak veya paravan, taşeron olarak görmüyorlardı, IŞİD vb. bölgede istikrarsızlık oluşturmak için kullanılacaktı, Esad devrilecek ve yerine Irak'da olduğu gibi bir kukla hükümet kurmayı, tabi IŞİD bahanesiyle de, Suriye'de koşullanmayı planlıyorlardı. Bu plan hayli geç olsa da gerçekleşti.

ABD ne zaman IŞİD'i kullanıp, istediği ortam oluştuğunda gerekçe edip Suriye'ye yerleşti, IŞİD artık hedefti, ama Türkiye'nin gerici, cahil siyasetçileri strateji ve taktiği okuyamadığı gibi, hallerine bakmadan, daha kendi ülkesinde iç barış ve karikatür de olsa demokrasiyi, hukuku, sosyal adaleti, istiskarı sağlamadan, IŞİD'e desteği sürdürdü(ufacık bir şantajla dahi tepetaklak olabilirlerdi). Türkiye'nin IŞİD vb. verdiği destek, ABD vb. açısından da durumu zora sokuyordu, bu halde kısa vadede IŞİD güçlendiği ve zayıflatılamadığı için de, bölgede IŞİD'e karşı tutarlı direniş sergilemiş Kürtler öne çıkmış oldu, bölgelerini IŞİD'e teslim etmediler ve güç oldular. Neyse...

Türkiye, Kürtleri hedef aldığında masa altında ellerini yaladığı emperyalistlerle çelişiyordu, Trump bir kaç telefon, mektupla işi bitirdi, o andan itibaren Türkiye, Suriye'de kendi terör örgütünü kurdu... (Öyle ya bunlar silahlandırılmış bir örgüt haline getirildiler ve Suriye devletine karşı, dinci, şeriatçı bir kafayla savaşıyorlardı ve aynı zamanda da Kürtlere karşı kullanılabilirlerdi.)

Sonu ne oldu? Başka ülkede bir halkı hedef alırsan, kazanma şansın sıfıra yakındır ve Türkiye kaybetti. Esad düştü ve rejim şeriatçı gericilerin eline geçti. Kuzeyde Kürtler, Güneyde Ezidiler direndi. Ki Ezidiler bu rejimin de başında olan şeriatçılardan gördüğü zulmü, soykırımı, erkeklerin katledilemesi kadın ve çocukların köle olarak alınıp satılması gibi zulmü unutacak ve kendilerini de bunlara teslim edecek değildi. Orada, bu yalancı, riyakar şeriatçılara güvenerek hata yapan ise Alevilerdi.

Sonu, şeriatçı ve en kolay kullanılan gerici, cahil rejim, bir süre daha kullanılacak, bu şeriatçı, yobaz, ayrımcı ve bölücü, baskıcı rejimin varlığı sayesinde, ABD başta olmak üzere, İsrail'de dahil bölgede kendielrine yer bulacaktı... Orada Kürtler öyle ya da böyle ya devletin organik bileşeni ya da özerk bir yapıyla devletin parçası olacaklar. E bu durumda gemiclikli talan sermayesi, Suriye'de nasıl olacak da talan ve yağma, sömürü ya da ticaret yapıp, kar edebilecek? Oradaki Kürtleri düşman ilan ederse, Suriye'ye talan edercesine girmeleri mümkün olur mu? Olsa da ne kadar olur?

Kısa geçiyorum sermayenin çıkarları, Türkiye'nin bölge üzerindeki mevcut politikasıyla da çatışıyor... Eteklerini öptükleri emperyalistlerle de çelişiyor ve bu hikayede elleri, kolları bağlı kalan ise Türkiye oldu. Daha sırada İran var, sonra sıra Türkiye, bunu savunuyor muyum? Hayır, ama bu kafayla da görünen köy kılavuz istemiyor, emperyalistlerin reva gördüğünün dahi gerisinde, köhne rejimler, kullanılmaya mahkumdur, bir gün bu haliyle işine gelir, bir gün başka bir haliyle, emperyalizmin hangi kukla rejimi ne zaman, hangi kukla rejime karşı da neyi ne zaman kullanacağını koşullar, konjonktür ve çıkarları belirler, yeter ki ilgili rejimler ırkçı veya dinci, hamaset haramisi ve toplumu böylece afyonlanmış, cahil bırakılmış olsun... Neyse...

Kısaca aşırı dinci, ırkçı politkalarla toplumu lime, lime bölüp, kampalştırır, kamlaştırdıklarının çoğunu ötekileştirir, imkan bulduğunda katli vacip hamasetiyle han-ı yağma, haramilik rejimi kurarsan, önünde, sonunda o insanlar can derdine düşerler ve direniş başlar. İster soylev, ister organik, ister destek, diplomatik olarak başka ülkeler de kullanır(ateş olmayan yerden duman çıkmaz)... Ezidiler uluslararası bir koruma almasaydı sonları ne olurdu? Ya Kürtler? Buna mahkum edip, yakınmak sahtekarlıktır,... Şimdi pirincin taşını ayıklamak zorundalar, bir çok sebeple sıçtıklarını, yalamak zorundalar, işte o noktaya gelir ki, görev en ala ırkçı, dinci mezhepçilere verilir, tarihin cilvesi olurlar. Çünkü bölge hassasiyetleri ve konjonktör gözetmeme, stratejiden yoksun halleriyle, emperyalistlerden dahi daha vahşi, acımasız, ırkçı, dinci yobazlığı kullanarak, kolay yoldan çökme, rejim eliyle tekelleştirilen holdingci, rejimin ağır toplarının paydaşçısı bir azınlığın elde edeceği ganimet şapırtısıyla, kör olmuş biçimde girdikleri ganimet seferini kaybettiler...

Bu koşullar ve konjonktürde CHP kararını vermeli, 20 yıl önceki eski CHP, MHP mi olacak yoksa hiç olmazsa Sosyal Demokrasi kulvarınının kıyısından da olsa, birilerinin ve bölgeyi ayrımlar, ötekileştirmeler üzerinden dizayn edeceklerin işine yarayan ayrılıkçı değil, birleştirici bir yol mu izleyecek? Sosyal devlet olmak çok mu zordu? Bunca maliyet, bunca hır, gür, bunca bedelin binde biriyle dahi sosyal devlet olunabilirdi, o halde neden olunmadı ve olunması istenmedi? Onun içinde Türkiye'de hakim olan han-ı yağma, 40 harami iktidar ve rejimlerine, 1 alıp, halka 7 koyan vahşi, vampir, trol sermayeye, halkı nasıl da kendi adi yağma, talan ve sömürüsüne, halkı nasıl da kamplaştırıp, sürüleştirme, hamasetle ülkeyi talan etme ve sömürü biçimi haline dönüştürme anlayış ve hakimiyetine bakmak gerekir... Nerede iti, kopuğu, esrarcı, eroinci, kadın ve insan ticaretçisi, hırlısı, hırsızı, züppesi, taciri var, tümü de çoğunlukla ırkçıdır, Türkçüdür, bayrak, vatan vs. hamasetindedir, içlerinde zerre insani bir hak, hukuk, talep yoktur neden? Mafyası, çetesi neden bu yolu kullanıyorsa, onlar için dahi bu denli kullanışlı ise, yandaşı, talancısı, trol sermayesi, bunlardan beselenen aşağılık bürokrasisi de, siyasetçisi, zübüğü için de o derece kullanışlıydı. içi boş ve sırf gösteriş, yalan, dolan, ciladan ibaret, insan öznesi olmayan, hamaset yumağı, resmi ideolojisi de bu sebeple öyleydi... Böylesi köhnemiş rejim ve ülkelerde toplum bu köhneliğin taşı altında öğütülerek, un, ona, buna pazarlık malı olmaktan kurtulamaz...

Ahlaksız
14-05-2025, 22:44
Sevgili spartacus; devlet, vatandaşlık veya halk kavramlarını kullanırken, anayasayı baz alıyorum. Keyfi bir yorum yaptığım yok. Yasalara göre doğru olanı söylüyorum. Yanılıyorsam, bana yasaları gösterin.

Bu yasalar en başta etnik bir grubu/topluluğu/çoğunluğu, yani Türkleri baz alarak yapılmış ama o dönemde bile Türkler haricinde hem etnik, hem de dini açıdan farklı insan toplulukları çizilen sınırlar içerisinde yaşıyorlarmış. Onlarca dini ve etnik olarak farklı insanlar, bu yasaların kapsayıcılığını kabul ederek, yaşamlarına devam etmişler.
Kimse de biz Türklüğü kabul etmiyoruz, bu yasalar faşist yasalar falan filan dememiş. Halk için önemli olan barıştır. Çünkü, savaş deneyimlenmiş.

100 senedir savaş görmemiş Kürtler, emperyalistlerin desteği ile bu yasaların faşist yasalar olduğunu, değişmesi gerektiğini falan söylemeye başlamışlar. Ellerine silah alıp, sizin söylediğiniz gibi, belki de ''kamudan eşit biçimde faydalanamıyoruz'' diyerek dağa çıkmışlar. Onlarca yılda, onbinlerce Türk vatandaşını, hatta kendi akrabalarını/kardeşlerini katletmişler.
Arada yine bu insanların sözcüleri çıkmış, ''Kürtler dillerini konuşamıyor'' gibisinden laflar ederek, dağdaki pkkyı olumlamaya çalışmışlar. Hem içerideki aymazlar, hem de emperyalistlerin desteği ile bu bölücü teröristler yaşadıkları ülkeyi maddi/manevi olarak inanılmaz bir zarara uğratmışlar.

Siz de diyorsunuz ki, ''kaç tane Kürt general var?''
Bu mu yani?
Meseleyi böyle anlıyorsanız, bir şey demeye gerek yok.

İnsanlık tarihi boyunca, iktidarda olan herkes, yakınlarına kendisine yakın isimleri atar. Bu, devlet denilen şey ortaya çıktığından beri var olan bir gelenek.
İktidardaki Akp, tabi ki kendisine en yakın kişileri siyasete/orduya monte edecektir.

Rakamlarla bir yere varamazsınız. Bu çocukça bir didişme olur. Ben de derim ki size; ''Elektriği kaçak kullanan kaç tane Türk var?''

Benim kürt olmadığımı nereden biliyorsunuz? Belki ben Kürtüm, belki dna araştırması yaptırsam, biraz Ermeni çıkarım, biraz Arap. Bilmiyorum ki içimde ne var.
Bunlar, önceki yüzyılların tartışması.
Ben Türk vatandaşıyım, hepsi bu.
Hakkari'deki Kürt asıllı kardeşim de Türk vatandaşı, Aydın'daki hristiyan Ermeni asıllı kardeşim de Türk vatandaşı, Sinop'taki Laz asıllı kardeşim de Türk vatandaşı.
Ben bu Türk vatandaşlığına takılmıyorum. Siz takılıyorsunuz.
Niye takılıyorsunuz? Çünkü Akp, Mhp, Dem parti gibi düşünüyorsunuz.
Türklüğü ortadan kaldıralım, hepimiz insan olalım filan.:)

spartacus
15-05-2025, 06:22
Sevgili spartacus; devlet, vatandaşlık veya halk kavramlarını kullanırken, anayasayı baz alıyorum. Keyfi bir yorum yaptığım yok. Yasalara göre doğru olanı söylüyorum. Yanılıyorsam, bana yasaları gösterin.
Örneğin vatandaşlık haklarına dayanarak bir ifade söz konusu olmuştur ve Alevi yurttaşlarımız demişimdir. Şimdi amacım Türklüğü mü yok etmek(gerçekten de böyle anlayacak derecede şeriatçı bir yaklaşımda olabilir misin?)? Sen, Alevi yurrtaşlar deme, Türk vatandaşlar de diyorsun,bu şekilde nasıl ifade edebilirim? Kısaca yaklaşımın eğreti, zorlama, iki yüzlülüğün perdelenmesi gibi. Sonra YASALAR ELEŞTİRİLEBİLİR, SORGULANABİLİR OLMALIDIR, bu hukukun gereğidir, ama mevcut olan bazı tanımlar ne kadar köhneleşmiş olsa da o meseleye hiç girmedim. Ki Kürt vatandaşlar, depremzede vatandaşlar, Alevi vatandaşlar, bilmem şu bölgedeki vatandaşlar söylemi farklı olmuyor. Kavramlar cümle içinde olduğu gibi kullanılır, tanımlar ise kavramın kendisi konu edildiğinde ele alınır.
Bu yasalar en başta etnik bir grubu/topluluğu/çoğunluğu, yani Türkleri baz alarak yapılmış ama o dönemde bile Türkler haricinde hem etnik, hem de dini açıdan farklı insan toplulukları çizilen sınırlar içerisinde yaşıyorlarmış. Onlarca dini ve etnik olarak farklı insanlar, bu yasaların kapsayıcılığını kabul ederek, yaşamlarına devam etmişler.
Kimse de biz Türklüğü kabul etmiyoruz, bu yasalar faşist yasalar falan filan dememiş. Halk için önemli olan barıştır. Çünkü, savaş deneyimlenmiş
Kim diyor dememiş diye? Bir kere o tanımlar, yasalar, mevcut durumun tersine, ayet gibi, aniden indirilmiş, ciddi baskı kurulmuş, tepki verildiğinde de baskı, zorunlu göçler, asimilasyon ve inkar politikası baş göstermiş(1924 öncesini okuyun, ne zaman aniden gelimiş görürsürsünüz)... Neler var, neler, ancak ilgili dönemlerde Kürtler'in de durumu kavraması ve milli meseleler konusunda ayıkması zaman almış, aynen 18. Yüzyıldan önce olmayan milliyetçilik, millilik gibi, dilini, kültürünü yasaklayarak, inkar ederek, Kürtler o mücadeleye de zoraki itilmiş oldu. Kürtçe ıslık çaldın diye hapse atılan insanların olduğu, aile bağı olanların aynı bölgeye sürgün edilmemesi kaydıyla birbirinden ayrıldığında, her dönemde PKK, DEM vb.'nin var olduğunu mu sanıyorsun?... (ki ben sosyalistim, o esasla bakarım, Türk, Kürt vb. diye bir ayrımım, özel bir karşıtlığım da yok, böylesine yapay ayrımlara karşıyım. O minvalde yazarım, ayrıma, ötekileştirmeye maruz kalan, hukuk dışına itilen kim ise, hak, hukuk talebi meşru olur ve haksızlığa, insanın insanı ezmesi, sömürmesine vb. karşı çıkarım)

Siz de diyorsunuz ki, ''kaç tane Kürt general var?''
Bu mu yani?
Meseleyi böyle anlıyorsanız, bir şey demeye gerek yok.
Meseleyi böyle anlamıyorum, anlamsız ve kendisiyle çelişen soru'na yanıt, ölçüt olarak değerlendiriyorum, çarpıtıyorsun. Yoksa ben dil, kültürün inkarı, ötekileştirilmesi açısından yaklaşıyorum, ötekileştirmenin, baskının kamu da ceryanı ise bir SONUÇ.
İnsanlık tarihi boyunca, iktidarda olan herkes, yakınlarına kendisine yakın isimleri atar. Bu, devlet denilen şey ortaya çıktığından beri var olan bir gelenek.
İktidardaki Akp, tabi ki kendisine en yakın kişileri siyasete/orduya monte edecektir.
Bu sorunlar sırf AKP ile ilgili değil, öteden beridir gelir. Öyle kamu, memur alımlarında, en basit memurun dahi vb., Kürt mü, Alevi mi, değil mi vs. bakılması öncelik teşkil ediyor-du, yani bu tutum tabana değin yayılmış, işte o sebeple durum budur ve ayrımcılıktır(inkar etmen doğru olmuyor).Örneğin dil, kültür yasağı gibi, bir Kürt çocuğuna Kürtçe isim veremiyor, ama Arapça vb. verebiliyor.. ABD'de siyahilerin yaşadığı süreçleri bilir misin? Onca mücadele sonunda bir noktaya vardılar, ama bir dönemde hala daha öyle otobüse binecek ve koltukta oturacak, kafasını kırarlardı, o beyazlara yer vermek zorundadır vs... İşte sana KAMUSAL ALAN örneği, kamu derken bütün kurumlar dedim, yoksa bir insanın dili, kültürünü evinde, odasında yasaklamıyorsun, kamuda yasaklıyorsun, o sebeple de bakılması gereken yer KAMUSAL ALANDIR, KAMU KURUMLARIDIR, meseleyi böyle anlıyorsanız bir şey demeye gerek yok diyorsun ya, mesele zaten burada, ötekileştirme, kamu ve kamuya açık alan üzerinden ceryan ediyor, meşrulaştırılıyor, dışlama, yalıtım, sürgün dahi kamusal alanda uazaklaştırma, bölme esaslıdır vb...
Rakamlarla bir yere varamazsınız. Bu çocukça bir didişme olur. Ben de derim ki size; ''Elektriği kaçak kullanan kaç tane Türk var?''
Didişme alakasız örneklere çarpıtırsan olur(benim ifademle bu örneğinin ne alakası var?) ve anlamı yok. Kaçak elektrik mi kullanıyor, hukuki yaptırım uygula, cezasını ver, uyguladın da uygulama mı dendi? O halde bir kesimin, dili, kültürünü yasaklıyor, ötekileştirip, baskılıyorsan, o zaman hukuk nerede? hadi uygula, bu tür hak, hukuksuzluğu cezalandır da görelim. Ya da insanlar nerede hak, hukuk arayacak, kime gidecek, kimi, kime şikayet edecek? kamu derken ne anlatıyorum, sen ne diyorsun...
Benim kürt olmadığımı nereden biliyorsunuz? Belki ben Kürtüm, belki dna araştırması yaptırsam, biraz Ermeni çıkarım, biraz Arap. Bilmiyorum ki içimde ne var.
Bunlar, önceki yüzyılların tartışması.
Ben Türk vatandaşıyım, hepsi bu.
Türklük, Kürtlük DNA ile ilgili bir durum değil, sosyo-kültüreldir ve bu yaklaşımlar geçersiz. O dünün meselesi ise, hala daha dile, kültüre, çeşitli görüş, düşünceye, sosyo-kültürel aidiyetlere olan sınırlamalar, ötekileştirme, dışlamanın altında yine dünün köhneliği yatıyordur ve aşmk gerekir. Hak, hukuk, sosyal adalet dendi mi, "din elden gidiyor" demen çelişiyor...
Hakkari'deki Kürt asıllı kardeşim de Türk vatandaşı, Aydın'daki hristiyan Ermeni asıllı kardeşim de Türk vatandaşı, Sinop'taki Laz asıllı kardeşim de Türk vatandaşı.
Ben bu Türk vatandaşlığına takılmıyorum. Siz takılıyorsunuz.
Niye takılıyorsunuz? Çünkü Akp, Mhp, Dem parti gibi düşünüyorsunuz.
Türklüğü ortadan kaldıralım, hepimiz insan olalım filan.:)
Dikkat edersen bu konuda vatandaşlığa takılan sadece sensin, "neden Kürt vatandaşlarımız" dedi diye sorun edip, takılmadığını söylemen tutarlı olmuyor. Bırak, takılma... Sen insan değil misin? O halde nesin? İnsan olalım demedim, olamayanın sorunu kendini bağlar, ama herkesi bağlayan alanlarda özne insan olmalı, değisle orada sorun vardır(ve burada kastım hümanizm falan değil, eşyanın tabiatı, doğasıdır, insan yoksa, insana özgü hangi kurumdan söz edilebilir?)... Sonuçta ihtiyaçlarımız, karşılama süreçlerimiz, edinimlerimiz, yetilerimiz, ürünlerimiz, kurumlarımız, sosyo-kültürel edinim ve adiyetlerimiz vs. insan olmamızla ilgilidir, kabul etmesen de...

https://www.youtube.com/shorts/kAC3iGy_KQA

Ahlaksız
15-05-2025, 14:27
Bu ülkeyi yönetmeye talip birisi, anayasaya göre 'kürt vatandaşı' ifadesini kullanamaz. Keyfi yorumlarla anayasaya aykırı söylemlere başvuramaz. Dediğim bu. Aksini söylüyorsanız, anayasaya göre nasıl yanıldığımı göstermek zorundasınız.
Şu 'yorum' konusunu bir kenarda bırakalım artık. ''Ben öyle yorumlarım, anayasaya rağmen istediğimi derim'' diyorsanız, bir şey demem buna.

Kürtlerin eğer hakları yeniyorsa, elinde silahla dağa çıkmaları mı gerekiyordu?
Yaşadığınız ülkenin askerini/polisini/köylüsünü katledip, ''benim dilim, benim kültürüm'' diyemezsiniz.
Filistin'li birkaç manyak, İsrail'li sivilleri katletti diye, İsrail Gazze'yi yok etti, biliyorsunuz. İnsanları ayırmadan katletti, o bölgeyi tamamen yok etti.

Devlet denilen mekanizma, böyle işler. Devleti yüceltmiyorum, İsrail veya Filistin umurumda değil. Binlerce yıldır işleyen mekanizma böyle. Devlet, kendisine karşı tehdit oluşturan her şeyi yok etmek anlayışına sahiptir.

Buna rağmen Türk devleti, doğuda pkkyı besleyen köyleri, şehirleri yok etti mi? Etmedi. Sadece dağa odaklandı. Halbuki başka bir devlet olsaydı, doğuda taş üstünde taş bırakmayabilirdi.
Türk devletinin bu merhametini görmezden gelemeyiz.
Bu tarz konuları hiç düşünmeyip, tekrar tekrar kürtlerin kültürü/dili demek, tam da Dem parti siyasilerinin yöntemidir.
Kimse kürtlerin dilinden/kültüründen rahatsız filan değil. İnsanların rahatsız olduğu şey, ülkeyi bir savaş ortamına sokan pkkdır. İnsanlar bu savaş ortamından rahatsız oldukları için, kürtlerin dilinden/kültüründen rahatsız olmuş olabilir mi? Bunları düşünüyor muyuz?
Hiç bir şey düşünmüyoruz, sürekli kürtlerin dili/kültürü, kürtlerin dili/kültürü.

Sevgili spartacus, pkk bir terör örgütü müdür sizce?
Işid ortaya çıktığında birileri ''öfkeli gençler'' demişti bu teröristlere. Pkk'da size göre Kürtlerin dili/kültürü için savaşan gerilla mıdır?

spartacus
15-05-2025, 17:38
Bu ülkeyi yönetmeye talip birisi, anayasaya göre 'kürt vatandaşı' ifadesini kullanamaz. Keyfi yorumlarla anayasaya aykırı söylemlere başvuramaz. Dediğim bu. Aksini söylüyorsanız, anayasaya göre nasıl yanıldığımı göstermek zorundasınız.
Sevgili Ahlaksız, O halde Anayasanın hangi maddesinde "VATANDAŞ" kelimesinin yasaklandığını gösterebilir misin? Eğer yasa, hukuk diye geleceksen, en basit verilecek cevap buydu, ama neyin hukuki mesele, neyin de dil, konuşma meselesi olduğunu anlatmayı seçmiştim(bu kadar basit bir zemine inmeyi, sana haksızlık olur diye düşünmüştüm)... Hukuk dersen maksat, niyet, fiil ve yasaca yasak olup, olmadığına bakmak önemlidir, o cümlede yasaya aykırı herhangi bir amaç, ifade, fiil, kast(ihlal etme amacı) var mı? Yok, ilgili kelime yasak değil.

Sonuç olarak yanılıyorsun... Sen de "bu ÜLKEYE" demişsin, sonra çıkıp "ne ülkesi? Bu hukuka, anayasaya aykırı, Türkiye diyeceksin. Türkiye bir ülke değildir Türkiyedir, ismi yasada tanımlanmıştır vs..." diyorsun, yaptığın bundan ibaret oldu.
------------ 2. Cevap -------------------------
Kürtlerin eğer hakları yeniyorsa, elinde silahla dağa çıkmaları mı gerekiyordu?
Yaşadığınız ülkenin askerini/polisini/köylüsünü katledip, ''benim dilim, benim kültürüm'' diyemezsiniz.
Demek ki gerekiyormuş(bunu ne sen, ben ne bir başkasının kendi oturduğu ve salt kendi koşulları, keyfi, iradesiyle belirleyemeyiz. Demek ki hak yemek aşılmış, baskı, şiddet, terör(!), ötekileştirme o seviyeye kadar vardırılmış), başka çare bırakılmamış... Bu Kürde özel bir durum değil. Aynı biçimde toplu olarak hedef alınan hangi toplum olursa olsun direnmek, savaşmak, kaçmak veya kurtulmak zorunda kalır. Dağa ne zaman çıkılmaz? HUKUKİ KOŞULLAR VE GARANTİSİ OLDUĞUNDA, bunun özelde şu, bu diye ayrımı yok. Örneğin Suriye'de Alevilerin silahlanması gerektiğini kaç aydır söyledim, neden? Çünkü ne siyasi ne de hukuki olarak kendilerini temsil koşullarına sahip değiller, hal böyle ve elde silahlı ve Alevilerin varlığını kabul etmeyen, edemeyen bir şiddet rejimi var iken ne hayat ne can ne de mal garantileri vardır,, ama 40 yıl sonra hukuki, siyasi varlık şansına sahip olurlarsa oturup bugünü, 40 yıl sonrası ile kriter edemeyiz, bugün gerekiyor, yarın değil ve o koşulda sen de olsan o dağ senin için de geçerli, ya ölürsün ya da var olmak, yaşamak için direnir...

Objektif bakılmalı ve gerçekler sandığınız gibi değil... Sivil insan kayıplarında uygulanan devlet terörünün haddi, hesabı yok, o dereceye vardırmışlardı ki, askeri kıyafetleri çıkartıp, köyleri, çiftlik hayvanlarını, mahsulleri, ormanları yakıyor, basıyorlardı, bugün HTŞ'nin yaptığı yapılıyordu(o zamanlar o kadar çok kolsuz, bacaksız, yakın akrabalarını, anne, baba kaybetmiş, tanıdığım, arkadaşlarım oldu ki, hikayeleri basit, HTŞ ne yaptıysa aynısı, dinamit, bombalama, mayın, kurşun, top,,, uzuvları kopan insanlar vb. Şimdi her bir detayı burada sıralamam gerekmiyor, zaten yukarıda açıkladım... Sivil kayıpların çoğu devlet eliyledir, hatta o hale getirmişlerdi ki, kim, kimi ortadan kaldırmak ister, yapıp, PKK yaptı deniyordu, ordu, polis, MİT, devlet vs. ne kadar kirli işleri, işlerine tanık olanlar veya hasımlarını ortadan kaldırma, kaçak, göçek, provokasyon işleri var PKK adıyla yapmaya da başladılar, hatta öldürülen askerler, komutanlar da dahi PKK'nın helikopteri vardı, tankı vardı dendi... Geç bunları, daha dünkü 15 Temmuz dahi ne enrtikalarla doludur. Hele 12 Mart, 12 Eylül bunlar insanların bilmediği, bilseler ağızları açık kalacak detaylar içeriyor, en basidinden devletin Nurcular, FETÖ üzerinden kadrolaştırılması, toplumsal kamplaşma, uç nokta ve provokasyonlar vs. işin en basit yanı, yönünü temsil eder. Çok bk yediler, çok kirli işler, entrikalar çevirdiler, herkes nasibini aldı, farkında olsun, olmasın, ama insanlar hala daha Devleti, kerameti kendinden menkul, tapılası, dokunulmaz ilahi, kir tutmaz bir varlık sanıyor, dananın kuyruğu da burada kopuyor zaten, böyle bir topluma önüne gelen biner, bindirir)...

PKK açısından ise, savaş cepheye taşınmasına rağmen, devlet ısrarla ve bunu da bulunmaz hint kumaşı edinerek köylere, sivillere artan yöneliml, şiddete, yakma, yıkmaya devam etti, terör diyorsan ya, işte bu da bir terördür, hatta püsküllü terördür, en örgütlü, güçlü, hakim olan, sürdürebilirliği sağlanabilen en etkili terördür(objektif olmak yeterli).

Aynı devlet terörü mantığı bugün CHP mitinglerinde kullanılıyor. O düzeyde ki, en demokratik hakları dahi engelleyip, gasp ediyorlar, kaldı ki bu kadar basit haklara karşı bunu yapan, dahasına neler yaptı.... Yetmiyor şiddet için, yalan söyleyip, polisi darp ettiler vs. diye de gerekçe uyduruyorlar(ki içlerinden bir kaçı bunu yapsa bile, bu oradaki kitleye de mal edilemez). Vatandaş amir polis ise memurdur, sen polisi şiddet uygulayan, halkı döven, işkence edip, etrafa duyurup, bakın mitinglere gitmeyin başınıza bu gelir yönlü korku yönetimi(T.E.R.Ö.R) yöntemleri uygularsan(ki hatta ailelere bile, mitinge yollamayın diye SMS atılırsa!), şiddete maruz kalan kolunu, bacağını sakınmak zorundadır, kendini savunmak zorundadır(hukuki yolu varsa hukuki, yoksa ve bu bir toplum ise dağa çıkmaktan başka şansı kalmaz, birey ise çaresiz kalır). Hak, hukuk mücadelesinde polisi terör taktikleri için kullanıp, ardından da kaç tane polisi yaraladılar diye gelmek dürüst olmuyor, bana bu biçimde gelme, bu mantık heleki AKP, tol ve yandaş medyasıyla, yaln, dolan, talan trollüğüyle o kadar düştü, vıcık vıcık iğrençliği ortayere serilir oldu ki, artık her türlüsü mide bulandırıyor. Bu benim nazarımda, iradi, keyfi olarak yok sayıp, görmezden gelebileceğim bir şey değil, bir karınca dahi erken ölse üzülüyorum, ama mesele benim vicdanımın muhasebesine de indirgenemez, keyfi olarak bitsin dediğimde bitecek bir imkan, benim irademde değil, elişmden gelen haksızlığa karşı çıkmaktır, mücadele etmek, haklının hakkını savunmaktır, ama benim irademde olmayan gerçeği değiştiremem, olsun demekle olduramam, olmasın demekle de bir birey olarak, lafzen engel olamam...

Çarkın: O Bebeği PKK Değil, Biz Öldürdük
https://bianet.org/haber/carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk-128774

--------------- 3. Cevap ------------------------------
Sevgili spartacus, pkk bir terör örgütü müdür sizce?
Işid ortaya çıktığında birileri ''öfkeli gençler'' demişti bu teröristlere. Pkk'da size göre Kürtlerin dili/kültürü için savaşan gerilla mıdır?
PKK terör örgütü değildir, ancak yer yer terör yöntemini de kullanmıştır, ki bu yanlıştır, benim kabul edip, etmemem kriter olamaz. (Ben sosyalistim, komünistim, bunların vs. dahili değilim, ama dürüst olunmalı). ABD, batı, dünyanın bütün devletleri, kimisi arada, kimisi sık sık, Türkiye de sık sık teröre başvurur, terör yöntemlerini kullanır, daha bunu en basit hak, hukuk eylemleri ve gözaltına alınanlara yaptıkları muameleden dahi anlayabilirsin. Amaç halka korku vermek, bu örnekler üzerinden de bu psikolojiyi oluşturmak, psikolojik harp yüütmek ve en önemli taktik olarak teröre başvurmak, önce hakim olana bakarım...

Çünkü terör bir ideoloji değil, esasen askeri bir taktiktir, KORKU YÖNETİMİDİR. Stratejisi terör olmayan(ki varsa böyle bir örgüt istinadır) terör örgütü olmaz, ama hedeflerine ulaşmak için terörü kullanan örgüt,,,, devlet, militarist yapılar, gayrı nizami devlet örgütleri, ailede bir birey, işyeri yönetiminde bir yetkili, patron, mahalalede bir kabadayı vs. olabilir. Terör amaç değil, bir amaca binaen uygulanan, ne yazık ki çoğunlukla en düşük maliyetle en yüksek faydanın sağlandığı bir taktiktir.

Terörün en yaygın kullanımı ise, politik, resmi kullanımlardır, minaresi, kılıfı da hazırdır, egemendir, kendine meşru görür, görülür, medya vb. elindedir, en güçlüsüdür ve dolayısla en verimli sonuçları alır, kolayca manipüle, provoke edebilir(imkanı, araçları çok fazladır). Yine aynı temele dayanır, KORKU YÖNETİMİ. Devletler, hele, hele Türkiye gibi devletler sık sık terör yöntemine başvurur, bunu neredeyse her alanda, hatta sistematik olarak yapar.. Terör = şiddet demek de değildir, ama şiddet de amaç, genel korku yaymak ve bundan muazzam sonuç elde etmek ise o halde maksadı terör olur, eylemin maksadı önemli, yoksa her savaş, çatışma, kavga terör değildir... Öyle ki, "bir kaçını asacaksın ki diğerlerine ders olsun" eylemi, söylemi, boyun eğmezsen işten atılırsın(kapalı), diğerlerine mesaj vermek maksadıyla atılmış-yapılmış ise (açık) terördür, teröre başvurma yöntemidir vb...

İster düzenli ordu ister gerilla vb. olsun bunlar, kendi başlarına terör örgütleri değildir. Yukarıda kabaca ifade ettim(üzerine sayfalar yazılacak ve detaylandırılacak konudur), terör eylemde, kullanımda ve kullanım amacında aranmalı. Ordu olur terör uygular, başka ordu olur uygulamaz, bu ordular biribiriyle savaşıyorsa savaşıyordur, ama kimin, ne zaman teröre başvurduğunu, korku yönetimi üzerinden belirlenen taktik kulanım belirler. Örneğin Japonyaya atılan atom bombaları TERÖRDÜR, ama 2 askerin cephede karşılıklı çatışması terör değildir. Bu ister düzenli isterse düzensiz ordular olsun, kıstas değişmez.

Yine madem dağdan başka çaresi yok muydu diyeceksin, o halde hayatının hiç bir eyleminde böylesi bir eyleme dahil olmamış bir insanı, sırf düşüncelerinden dolayı veya sırf muhalif veya dilini kullandı, ıslık çaldı diye terörist ilan etmek, hapse atmak nedir? Üstelik sen daha komşun olan Suriye'de başta IŞİD, Nusra, ÖSO gibi yapılar ve bunların terör eylemlerine destek, lojistik sağlayan bir devlete sahipsin, ama sana sorsak devlet terörist veya terör yanlısı değildir, öyle mi? Dürüst olalım orada bunu yapan, burada da yapar, yapmıştır, yapmaktadır... Geçiniz, hakim devletler, kapitalizm, her kavramın içini boşalttı, işine nasıl geliyorsa(pragmatizm) öyle kullanıyor, onursuzluğun, adiliğin haddi, hesabı yok, kavram neyse ortaya konur ve buna uyan, o yönteme, taktiğe başvuran kim olursa olsun, terör eyleminde bulunuyordur. Şimdi her hakkını arayan dahi terörist ilan edilir oldu.... İnsan kayıplarında ayrım yapmak da adiliktir, sonuç olarak hangi tarafta olursa olsun, kayıp giden hayatlar vardır, asıl mesele, vicdansız, onursuzluk bunların istimarı üzerinden binbir çeşit konularda sonuna kadar faydalanmadır. sen de farkında olmadan, tek taraflıymış ve bir temeli, kaynağı, asıl sorumlu ve sebebi politikalar yokmuş gibi sunarak, bir çeşit fayda eksenine yönlendin, kesinlikle isnat etmiyorum, ama salt bir tarafa ve hiç sebep yokmuş gibi indirgemek de gerçeği yansıtmıyor.....

Ben askerliği Lice'de yaptım, Bölge Jandarma Komutanının Devlet tarafından öldürülüp, ardından tepeden bomlananan, nüfsunun %80'inin ölüm, kaçım vs. kayıp olduğu Lice. Öyle kolu, ayağı olmayanların sokaklarda görülebildiği, torunları, gelinleri evinin kapısında bombalanarak öldürülmüş ihtiyarla, geride kalan akrabalarıyla sohbetlerim de oldu. İlgili dönemde de PKK'nın sözde ilgili bölge komutanının da devlet personelii olduğu bilinen Lice - ki istihbarat Subayı, postası vb. bunu biliyordu, nereye operasyon yapmak isterlerse O'nu kullanıyorlardı, o ise şurada görüntü ver deniyor veriyor, çekiliyor, taburdan ilgili bölgeye operasyon yapılıyordu, ister çevre köylere karşı operasyon, ister yıpranma vs. payı ister başka sebeplerler için... Bir gün bir nöbet mevkisini denetliyorum, asker Liceye bakıp, yanındakine dedi ki, "işte alacaksın bombayı, bunların tepesine atacaksın, alayını yok edeceksin" dedi, elimi yakasına tutup, insan ol, işte sen çıakr bunu yaparsın, koca Diyarbakır halkı ayaklanır bu sefer de dıdığının, dıdığı, gelip kafanı kırsa hakkıdır dedim, ama yapsa, kime ne anlatacaksın? Çıkıp biz böyle yaptığımız için onlar da böyle yaptı diyecek misin? Hakim iktidar, medya diyecek mi? katliamı, katliam oalrak anlatacak mı? HTŞ onca köyü bastı, onca Aleviyi katletti, resmi açıklama da katlettik dediler mi? ne oldu sonuç, katliamlar sürece yayılmış biçimde, sistematik olarak hala devam ediyor? Hani heyet vs. görevlendirmişti(yahu katledenle, görevli heyeti zaten aynı kişiler)

Derdin zarar, ziyan, hayatını kaybedenler ise, her ne pahasına olursa olsun, ırkçılıkta diretim -asıl sebep- çelişir, byu öyle bir çelişkidir ki, bırakalım Kürtleri, ülke halkının hak, hukuksuzluk, zapturap altında kul, köle edilmesinde, en temel hak ve hürriyetlerini ellerinin tersiyle itip yabancılaşması, gözlerini kapatmasında dahi en etkili araçlardan birisidir. Öyle olmasa genel geçer olarak bir toplumun dili, kültürü yasaklanması, sürülmesi, katledilmesi, baskı, şiddetten söz edilirken meseleyi olumsuz sonuçlara düğümlemek, öncelikle bu haksızlığı teslim etmemek çelişir, tutarlı olmaz ve tutarlı biçimde tartışamayız. Böylesi tabu ve halkın denetiminden uzak, aksine halkın denetim altında tutulduğu devletler şeriat devletleridir, dini, ırkçılığı, milleti, mezhebi mi kullandığının ayrımı yok. O kutsaldır ve her söylem halk için emirdir, ayettir, her insan kendisini asker(iradesi olmayan, emre amade), devletin ona hizmet etmesi gerekirken o kendini hizmetçi, başı eğik kul sanır, cihad psikolojisiyle mankurtlaştırma anlayışı ve engin sömürü, talan, kullanımı, acı, yıkım vb. hakim olur. Devlet neye yanlış derse yanlış, neye doğru derse doğru sanır, sorgulamaz çünkü şeriattır. . Oysa başında söyledim, siyasi, hukuki kanallar tıkalıysa, halkların başka çaresi kalmaz, demek ki o seviyeye getirmemeli. Ne diyorum, Suriye'de silahlarını teslim ederek hata yapan ve hemen ardından katliamlara maruz kalan Aleviler oldu, eğer bu denli tepki olmasaydı, sessiz, sedasız toplu katliam yapacaklardı, bunu durdurup, sistematik olana geçtiler. Ezidiler, oradaki Kürtler yanlış mı, terörist mi? Hayır, siyasi, hukuki, askeri güvence talep edildi, peki verildi mi? hayır, e ne yapacaklar? Boyunlarını kütüğe, kadınlarını, çocuklarını da köle yapsınlar diye sunacaklar mı? Şimdi ise satılan Alevi kadınlardan söz edilmeye başlandı.. Geç bu masalları, senin canın, anan, dilin varsa, başkasının da var, sen empati yapamıyorsan o senin sorunun, ama fikri zeminde bu kadar çifte standart, nasılsa başına gelmemiş koşulunla nafile çabalarsın(başına geldiği 100 yıl öncesinde silahlanıp, işgalcilere karşı ayaklanmayı, silahlanmayı, direnişi ise öve öve bitiremeyiz), tutarlı bir yanın kalmaz. Çaresiz bağnazlığa yönelirsin ve bu seni kör eder ve baskılayarak kazanç saydıkların, bir gün sana onlarca katıyla zarar olarak döner....

kehf86irkalla
16-05-2025, 08:24
Sayıştay her ay denetlemiş usülsüz lük bulamamış, maliye denetlemiş bulamamış ama RTE nin itirafçı afamlarının iddiaları gerçek kabül edilip adamı tutukladılar, ümit özgağ'ın durumu daha vahim adalet bakımından, keza can atalay ve osman kavala