PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhalefetin iktidarın amacından hiç bahsetmemesi


bilgivehis
15-04-2025, 00:49
"Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır"
"BOP Eş başkanlarından biriyim, bu görevi yapıyorum"

Bu sözler tayyibin kendisine aittir, onlarca yerde ve onlarca defa söyledi.
Bu görevi yaptığını 23 yılda kanıtladı. AKP iktidarının bütün uygulamaları BOP ile örtüşüyor.

Hal böyleyken, muhalifler AKP uygulamalarını bilinçsiz yapılan hatalardan ibaretmiş gibi gösteriyor. Sanki 23 yıldır uygulanan herşey BOP projesi değil de kişisel yanlışlara dayalıymış gibi projeden hiç bahsetmiyorlar.
Muhalifler televizyonlarda tartışıyorlar, meydanlarda bağırıyorlar, gazetelerde yazıyorlar, video yapıyorlar ama uygulanmakta olan herşeyin bir BOP projesi olduğundan bahsetmiyorlar.
AKP'nin BOP projesine göre uyarlanmış bir proje partisi olduğunu bile bile sanki memleket için çalışan ama yanlış kararlar alan bir iktidarmış gibi davranıyorlar.
Emperyalistlerin savaşmadan AKP ile ülkeyi işgal ettiğinden zerre bahsetmiyorlar.
Buna bizim devrimci literatürde işbirlikçi muhalefet denir. Muhalif gibi görünüp asıl önemli noktadan bahsetmeyen, unutulmasına çalışan ve muhalif maskesiyle bu durumdan nemalanan muhalif bir yapıya ülke teslim edilmiş.
Anlaşılan o ki, ülkenin omurgası tamamen yıkılmış, gerçeklerden bahsedecek omurgalı kimse kalmamış.
Bir iktidarın asli amacından bahsetmedikten sonra istediğin kadar parla-gürle hepsi boş.

Singularity
15-04-2025, 06:16
Muhalefetin bu durumunu defaatle vurgulamıştım. Bunlar kontrollü muhalif.

Kılıçdaroğlu feto operasyonuyla geldi. AKP'yi kuran zaten fetö. İkisi arasında biyolojik olarak bir fark yok. Ekrem zaten Abdullah Gül'ün adamı. Geçtiğimiz yıllarda bir gazeteci Abdullah Gül'ün ofisinde ne yapıyordunuz diye sordu, cevap veremedi. Bunların hepsi proje. CHP'nin parti içi muhalefeti bile kontrollü muhalif.

Ekrem caglayandaydi bunlar Fatihte. Ekrem Silivri yolunda bunlar hala Fatih'te. Dalga geçiyorlar. Milletin gazını alıyorlar.

Tek adam ve diktatörlük sistemine geçiş yapıldı. Tayyip ülkenin kralı. Etrafındakiler tebaası. Arada orta oyunu oynuyorlar. Zafer partisi bile oyuncak. Yahu sen bir siyasi partinin liderisin, etrafında binlerce sevenim ve sana umut bağlamış insan var. Herhangi bir çatışma veya tartışma olmadan, erk sahibi geliyor ve tereyağından kıl çeker gibi alıp hapse atıyor. Gerçek bir dünyada böyle bir şey olabilir mi?

Erdoğan'ın ABD'yle arası iyi, Rusya ve Çinle arası iyi. Hem rusyayla hem ukraynayla arası iyi.

CHP'ye bakıyorsun, AB'ye el sallamak ve sosyalist enternasyonal üzerinden çağrı yapmak dışında dış desteği yok
Ne ABD ne Rusya ne de Çin desteği var. Bırak desteği, teması yok. Bırak teması, temas girişimi bile yok. Sen eğer ABD deatekli AKP'ye alternatifi olmayı istiyorsan ya Çin, ya da Rusya'nın yada ikisinin birden desteğini alman lazım ki onlar da bu işe zaten bayılırlar. ABD güdümünde olacağına çin güdümünde olan bir Türkiye'yi hangi çin lideri istemez ki. Tam olarak güdümlü olmazdı ama biraz taviz ve anlaşma olabilirdi. Çin açısından Türkiye'nin sadece ABD güdümünden çıkması bile büyük başarıdır. Hiç bir şekilde temas olmadı. Temas girişimi bile olmadı. CHP kaderine razı. Hepsi memur. Maaşları yatıyor mu, tamam. Yok ülkeyi gezmeler yok miting filan. Hikaye bunlar. Gaz alma operasyonu. Bu saf millet de gayet inanır. Hadi yaaa salak namaza. Bizi çağırıyorlar abi hadi camiye gidelim.

bilgivehis
15-04-2025, 11:15
Singularity, elbette dediğin doğru ama ben sadece siyasileri değil, geneli kastettim.
Muhalif yazarlar, gazeteciler, sanatçılar, youtuberler, televizyoncular, televizyonlarda ahkam kesenler, muhalif dernekler, kısaca muhalif görünen herkes için geçerli.
Yani siyasiler zaten bahsetmeyebilir ama hiç kimsenin bahsetmemesi ve muhaliflerin iktidar uygulamalarını salt bireysel hataya odaklamasıdır sorun.
Oysa ortada bal gibi bir işgal var ve bu işgalin bir de adı var, BOP projesi. Yani ülkeyi bölmek, zayıflatmak, ülkenin direncini kırmak, ülkeyi satmak olan bir proje uygulanırken, muhalif olan herkesin işgalden bahsetmemesidir konumuz. Yoksa siyasilerin ne mal olduğunu zaten herkes biliyor ama çoğu bilmiyormuş gibi siyasetten nemalanma peşinde koşturuyor. Yani ülkenin getirildiği yerden bahseden çok ama buraya gelişinin kaynağından bahseden yok. Ülkenin getirildiği yeri de zaten herkes biliyor, bundan bahsetmenin anlamı yok, önemli olan tetik ne için çekiliyor, bütün bunlar ne için yapılıyor. İşte bu sorunun cevabını çoğu bildikleri halde konuyu iktidar hatasıyla sınırlıyorlar.

Andrew
15-04-2025, 17:16
CHP, Bop vb. konulari gundeme getirse de toplumda bir karsiligi yok ve olmaz. AKP'nin demokrasi karsiti oldugunu hem AKP'liler hem de digerleri cok iyi biliyor. Bir kac yil once eski bir tanidikla bir diyalogum oldu. "Biz, yuzde 5 bile olsak, yine de tek basimiza yonetecegiz ulkeyi, diktatorlukse diktatorluk, darbeyse darbe lan, sana ne."

Papaz elbisesi, antidemokratik uygulamalar, Gulen'cilere bebeklerine, cocuklarina kadar zulmetmeleri UMURLARINDA DEGIL. B adamlar, insanligini kaybetmisler. Taliban/ISID kafalilar. Biz'den olmayan ya bize tabii olacak, ya da yok olacak tarzinda dusunuyorlar. Bana bi de bunu soyleyen, sozde Allah'tan korkan, ve gercek anlamda 5 vakit namazini kilan biri. Turk Hava Yollarinda A. isimli bir kabin memuru.

Seriati getirecegiz diyor. Sen bu adama ABD felan bahsetsen, yolumuzda herseyi yapariz der.

...

CHP suanda AKP'nin muhalefet partisidir. Tayyip efendi, Ozel ile anlasmis, Imamoglunu hancerlemis ve suan kendi adayligini hazirliyor. Ozel, secimlerde yenilecek ve yine akp kazanacak. Imamoglu olayinda gordugumuz gibi, AKP kendilerini yenecek hic bir adayi karsilarina cikarmazlar. Secimlere yakin, milyonlarca dolar para dagitir, yine herkesi 'satin' alirlar. ha, istisnasi soyle olabilir: millet herseye ragmen yine de bir cilginlik yapip, onlarin donduremeyecegi olcude muhalefete verirse, onu bilemeyiz.

...

CHP'nin yapmasi gereken sey su: hergun ama her gun tum milletvekilleriyle AKP'nin hangi suclari isledigini belgeleriyle bir bir anlatmalari. Karapara, uyusturucu, teror faliyetleri ve 15 Temmuz'u nasil planladiklari, kendilerinin hangi gorevleri aldigini...hepsi anlatilmali. Malvarliklari ve pis iliskileri...nesnel kanitlariyla...Bunu yaparlarsa, akp hic bir sey yapamaz. Bunlari hapse atar, zaten atiyorlar, ustune ic savas cikar, AKP zora girer. CHP'lilerin hapse girmesi ekonomiyi bitirir.

Bu teror ve suc iliskilerini anlatmaya ne CHP'nin g.tu yer ne boyle bir niyeti var. Boyle amaclari yok. 15 Temmuz sonrasi, CHP'lileri ozel gorevle yurtdisina gonderiyorlar, Eren Erdem gibi, Avrupa'ya "bu isi Gulenciler yapti diye anlatin" talimati ile AKP propagandasi yaptiriyorlar. Avrupa'lilari iknaya ugrasiyorlar. "Kim ki F.to der, AKP'ye hizmet eder" diyen AKP'nin kendisi.

CHP,'nin ulkeyi de, toplumu da taktigi yok. Muhalefet olayim, yoluma bakayim derler. Arka odalarda, 'devletiyle' pazarlik yapar. Onlarin derdi bu. DEM de Tayyp'in kuyruguna takildi.

Andrew
15-04-2025, 17:34
Bu arada, gun gelecek zaten Turkiye parcalanacak. BOP'a felan gerek yok. Osmanli doneminde yasamis buyuk bir dusunur vardi,

Bilirsin, Ibn Haldun... 14. yuzyilda yasamis. Taa o zaman olayi cozmus.

Adam diyor ki:

"Devletler tipki insanlar gibidir; dogar, buyur, guclenir, sonra yavas yavas yaslanir ve en nihayetinde olur. Hicbir devlet ebedi degildir!"

Ben okumadim ama "Mukaddime"de soyledigini okumustum Yani, devletlerin de canli organizmalar gibi bir omur dongusu oldugunu soyluyor. Mesela, bir devlet kuruldugunda dinamik ve gucludur, zamanla burokrasi artar, adalet zayiflar, halk ile yonetim arasindaki bag kopar ve sonunda cokus kacinilmaz olur.

Osmanli Imparatorlugu'nun yukselisini ve cokusunu, Roma'yi, hatta bugunun super guclerini bile bu teoriyle aciklayabiliriz.Ibn Haldun'a gore, bu tarih yasasi. Yasa midir bilmem ama dogru gorunuyor.

Singularity
15-04-2025, 18:20
bilgivehis;
Ben sizin söylediklerinizde eksik veya hata vardır demedim. Benim kast ettiğim konunun biraz daha siyasi boyutuydu. Siyasilerin halkı uyuttuğunda şüphe yok. Siz biraz daha detay vererek konuyu BOP çerçevesinde iktidarın hatalarına odaklanılması ve resmin geri kalanının, aslında asıl kısmın saklanmasını öne çıkarıyorsunuz.

Muhalefetin bu tavrında ne amaçladığı ortada. Ancak ben onlarda tavırlarını veya durumlarını düzeltecek bir irade göremiyorum. Bu yüzden de şu hata veya bu hata olarak bakmıyorum. Muhalefetin kurgusu tümden hatalı olduğu için, bunlardan benim hiç bir beklentim yok. Muhalefetine tüm liderlerini görevden alıp yerlerine gerçek muhalif koyup ve onları da sonuna kadar,her pahasına savunmadıkça bu ülke bu ihanet şebekesinden, modifiye Arabistan Lawrence ve tebaasından kurtulamaz.

Şüpheci Dinsiz
16-04-2025, 00:41
Türkiye'nin kuruluşundan günümüze kadar, devlet yönetimi 1 gün bile siyasetin eline geçmedi. Hep hayalet bir örgüt-zümre tarafından denetlendi, siyasiler güdüldü, haliyle halk da güdüldü. Temel politikayı, siyasi alanın sınırlarını bu örgüt-zümre belirledi. Belirlediği sınırları zorlayanlar elimine edildi, belirlenen raydan çıkan-çıkmaya çalışan halk hareketleri veya siyasi hareketler darbelerle ezildi, darbe anayasalarıyla yeniden rayına sokuldu.

Bu örgüt-zümre, Cumhuriyetin kuruluşundan önce de var olan İttihat Terakki örgütüdür. Alman emperyalizminin güdümünde Osmanlı'yı Birinci Dünya Savaşına sokmuştur. Ermeni-Rum katliamlarından direkt sorumludur. Yüzbinlerce Anadolu insanının ölümünden direkt sorumludur. Türkçü saiklerle giriştiği Sarıkamış faciasından (90.000 Anadolu askeri donarak ölmüştür) direkt sorumludur. Irkçı, katliamcı, suikastçı acımasız bir örgüttür.

Türkiye Cumhuriyeti, 1924'den itibaren yönetiminde bulunan İttihatçılar tarafından Türkçü-Sünni İslamcı bir çizgiye girmiş, Anadolu'da Türk-Sünni İslam olmayan unsurlara asimilasyona ve katliamlara başlamıştır. Atatürk'ün kendi telkinleriyle 'Cumhuriyetin koruyucusu ordudur' anlayışı benimsenmiş, Atatürk'ün ölümünden sonra ittihatçı militarist şebeke kendisini 'Cumhuriyetin sahibi' haline getirmiştir. 1950'li yıllarda ABD emperyalizmine eklemlenen bu örgüt, NATO-BM üyelikleriyle, Marshall yardımlarıyla tamamen ABD güdümüne girmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten itibaren anti komünisttir, sermaye yanlısıdır. ABD güdümüne girdiği tarihten SSCB'nin yıkıldığı güne kadar SSCB'ye karşı Yeşil Kuşak oluşturmaya hizmet etmiştir. MKİP(Milliyetçi Köylü İşçi Partisi), MÇP(Milliyetçi Çalışma Partisi), MHP(Milliyetçi Hareket Partisi) bu örgütün siyasi temsilcisi olan partilerdir. MSP(Milli Selamet Partisi) ve ardılı İslamcı partiler, ABD'nin Yeşil Kuşak hareketinin parçasıdır, Milli Türk Talebe Birliği(MTTB) (https://tr.wikipedia.org/wiki/Mill%C3%AE_T%C3%BCrk_Talebe_Birli%C4%9Fi_(1946)) adlı sözde sivil örgüt, Türkiye'de gericileşmenin örgütlendiği ABD destekli örgütlerdir. Deniz Gezmiş ve dava arkadaşları ABD'nin 6. Filosunun askerlerini denize dökerken MTTB üyeleri 6. Filoyu kıble yapıp namaz kılmışlardır. Demokrat partinin ve türevlerinin, MSP'nin ve türevlerinin, AKP'nin kurucusu olan siyasi İslamcıların çoğu MTTB'den yetişmedir.

Bu konuda Fatih Yaşlı'nın Antikomünist Şebeke (https://www.yordamkitap.com/antikomunist-sebeke?srsltid=AfmBOor0KHTwzMtZUHxmJrNdFGTPdZzsdbw gm81EHF3sW9rQWFUqYjUh) adlı yeni bir kitabı çıktı. Henüz alıp okumadım ama kitaptan bahsettiği birkaç video izledim.

Türkiye'nin siyasi ve devlet yapısının röntgeni budur. Bu yapıya karşı gelmek, herhangi bir siyasi aktör/parti için mümkün değildir bana kalırsa. Ancak gözünü karartmış, gemileri yakmış milyonlarca kişinin katıldığı kararlı bir halk ihtilaliyle bu yapı sökülüp atılabilir.

Bu sebeple muhalefeti "açık konuşmuyor" diye suçlamak bana göre yersiz.
- Muhalefet bunları bilip bir şey yapamıyor veya kasıtlı olarak yapmıyor olabilir.
- Muhalefet bunları bilmeyip abesle iştigal ediyor olabilir.

AKP-MHP ortaklığı ile geçmiş 23+ sene içinde devleti ele geçirdiler. Aklınıza ne geliyorsa, devlet bankaları, demir yolları, deniz yolları, kara yolları, hava yolları, gümrükler, büyük ithalatçılar, büyük ihracatçılar, tahıl-meyve-sebze ambarları, büyük tarım üreticileri, büyük hayvan üreticileri, adliyeler, hastaneler, sendikalar, okullar, paralı oto yollar, her türlü yakıt ticareti, inşaatçılar, taşeronlar, kamu çalışanları, askerler, polisler, hakimler, savcılar, gazeteler, televizyonlar, türlü medyalar, billboardlar, yöneticisinden çalışanına kadar bunların yerleştirdiği kadrolarla dolduruldu. Aklınıza gelebilecek bütün muslukların başında artık bunlar var. Tepeden tırnağa kendi adamlarını yerleştirdiler, aşağı yukarı mülkiyetlerini kendi üzerlerine yaptılar. Bu yalnızca ideolojik bir yapılanma değil, yüzmilyarlarca doların bölüşüldüğü bir çıkar ve suç yapılanması. Pavyon işletmecisinden silah ve uyuşturucu kaçakçısına, kumar mekanlarından kara para aklayıcılara kadar tüm suç sebekeleri, mafyalar bunların tekeline girmiş.

Bunları seçimle göndermek gibi bir seçenek bence yok. Gitseler bile bu sistemde kim, neyi düzeltebilir? Bu pisliği ancak devrim temizler.

bilgivehis
25-04-2025, 02:21
Türkiye'nin kuruluşundan günümüze kadar, devlet yönetimi 1 gün bile siyasetin eline geçmedi.

Burada yanlış birşeyler olduğunu düşünüyorum.

Bu ülkeyi ortalama 1500 aile yönetiyor. Siyasileri bunlar belirlerken, siyasiler de bu bilinçle yönetime geliyor. İkisi arasında bir fark yok, ikisinin de amacı aynı. Yani siyasileri bu zümre seçerken kendi amaçlarına uygun olanları ve kendilerinden olanı seçiyorlar.
Siyasilerle bu zümrenin amacı ortak olduğu için siyasiler güdülmüyor, ortak amacı uyguluyor.
Lakin esas belirleyici ABD-AB olduğu için bu zümre de ona göre siyasi belirliyor. ama belirledikleri kişiler yine aynı amaca uygun kişilerden seçiliyor.Yani siyasetin tepesindekiler bu bilince sahip ve bu amaca uygun olanlardır.

Ancak başlık sorusu bu değil, yani soru siyasetin tepesindekileri ve ülkeyi yöneten aileleri kapsamıyor.
Başlık sorusu bunlar hariç herkes için geçerli. Yazarlar, gazeteciler, proflar, sanatçılar kısaca geniş iletişim imkanına sahip herkes için geçerli.
Bu sorunun amacı, ülke BOP ile yönetilirken hiç kimseden bu konuda ses çıkmamasıdır.
Yani ülkenin yönetim biçimi BOP'a göre yürütülürken kimsenin buna değinmemesi ve sanki buna göre değil de kişisel yanlışla yönetiliyormuş gibi davranmalarıdır soru.
Ya bu ülkede muhalif olanlar pısırıklaştı ya da herkes BOP'un çanagını yalıyor, başka türlü düşünemiyorum.

kehf86irkalla
28-04-2025, 13:53
profesör ömer faruk batırel, 1981 yılında prof değilken, 1981 yılı mezunu görünen erdoğan'ın diplomasında, prof ünvanı ile nasıl imza atmış? geçmişe doğru zaman yolculuğu yaparak anca yapılabilir bu eylem, fiziksel mantık olarak.

1981 yılında mezun olmuş iddiasındaki erdoğan, bu diploma ile 1979 yılında askere gidip yedek astsubaylık yaptığını iddia etmesi gibi zamansal paradoks. oysa askeri büfede rütbesiz er olarak kantincilik yaptığını anlatmış olduğu hatırası da var.

erdoğan'ın yalanlarına kendisi gibi çevresindeki çıkarcıların da ihtiyacı var, bu yalan 23 yıl böyle yürüyor. yüzde 52 bu belirgin yalana muhtaç, kendilerini ikna etmiş olmalılar çünkü yatay geçiş yapan imamoğlu'nun diplomasına sahte diyen yüzde 52, kopya+oynanmış fotokopiye aslı gibidir mührünü vuran 15.noterin erdoğan'ın adamı olduğunu da bilir elbette.