PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed el-emin miydi ?


dilaver
14-07-2007, 01:14
,

* *İslami çevrelerin yaygın olarak abarttıkları bir husus var, o da, daha gençliginde Muhammed' in son derece güvenilir bir insan oldugu ve çevresinde el-emin olarak adlandırıldıgı ve saygı gördügüdür. Şöyle diyor Harun Yahya sitesi :

* * Peygamberimiz (sav) yaşadığı toplum içinde el-emin (güvenilir) diye ünlenmiş, dürüstlüğü ve güvenilirliği üzerinde herkes ittifak etmiştir. Zaten Peygamber Efendimiz (sav)'in yüzü, her görenin dürüstlüğüne kesin kanaat getireceği gibi nurlu ve asildi. Vicdanının sesini dinleyerek, onunla konuşan, onun sohbetine katılan kim olursa olsun ondaki olağanüstülüğü anlamış, Peygamberliğine dair pek çok açık delil görmüştür. Aklı ve feraseti, sahip olduğu yüksek karakteri, kavmindeki müşriklerin bile aralarındaki anlaşmazlıklarını çözmesi için kendisine başvurmalarına sebep olmuştur.

Bunun da tek gerçekligini şu rivayete baglıyorlar :

Yakub b. Süfyan ve Beyhaki, İbn-i Şihab'dan şunu naklettiler:

Kureyşliler Kabe'yi yeniden inşa ettikleri zaman, Hacer-i Esved'i yerine koymak hususunda ihtilafa düştüler. Her kabile kendisi koymak istedi. Sonra şöyle dediler: Şu yoldan ilk kim gelirse, onu aramızda hakem tayin edelim. İlk gelen, o zaman henüz delikanlı olan Hz. Muhammed (sav) oldu. (Güvenilir siyer (Peygamberimiz (sav)'in ahlakı ve hayatını anlatan eserler) kaynaklarına göre yaşı otuz beş idi.) O'nu hakem yaptılar. O da "Bir yaygı getirin" dedi. Yaygı getirildi. "Şimdi taşı hep beraber ona koyun" dedi. Taş yaygıya konunca, "Haydi her kabilenin büyüğü gelsin ve yaygının bir ucundan tutsun" dedi. Bunun üzerine her kabileden biri gelip yaygının birer ucundan tuttu. Taşı bu şekilde yerine götürdüler. O da üste çıkıp onlardan aldığı taşı yerine yerleştirdi. Büyüdükçe herkesin saygı ve sevgisini çekti. Doğruluğu ile ün yaptığı için de kendisine "el-Emin=son derece güvenilir kişi" adını koydular. Bunlar, henüz kendisine vahiy gelmeden önceydi."

Bunlar *:http://www.harunyahya.org/imani/peygamberimizin_mucizeleri/peygamberimizin_mucizeleri_04.html *
*sitesinde yer alıyor.

* *Bu ve bu tarz söylemler aslında külliyen abartma ve hiç bir gerçeklik taşımıyor. Gerçeklik taşımadıgını ise bizzat Kur'an ın yazdıklarından anlıyoruz ve burada yer alan ayetler bu tarz İslami söylemleri yalanlıyor.Kur'ana göre Muhammed bırakın el-emin olmayı toplum içerisinde alay edilen ve yalancı olarak suçlanan bir kişidir. Şimdi bu ayetlere bir göz atalım.

Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu, hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. *Enbiya 5

Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. *Enbiya 41

Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Furkan 41

“Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.” *Ankebut 18

* * Şimdi bu ayetlerden ortaya çıkan İslam öncesi Arap toplumunun bırakın peygamberi güvenilir olarak görmeyi, onunla alay ettigini ve onu yalancı diye itham ettigini ortaya koyuyor. Muhammed bu suçlamalardan o kadar bunalmıştır ki günlük olayların çözümü için taktiksel bir güç olarak başvurdugu Kur'ada bu durumdan bahsetmiş ve Tanrısal gücü kendisine destek göstererek bu belalı durumdan kurtulmaya çalışmıştır.

* * *Şayet Muhammedin el-emin oldugu konusunda İslam ulemasına inanırsak Kur'anda kime yalancı denildigi, kiminle alay edildigi sorusuna cevap aramak durumunda kalırız. Kendisine yalancı denilen, kendisiyle alay edilen bir insanın ise el-emin olabilmesi herhalde mümkün degldir.

* * *Süleyman Ateş'in İslama İtirazlar adlı kitabında şöyle bir olay anlatılır:

* * *Muhammed : * Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir. . O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. Duhan 43-46 , ayetini okudugunda Ebu Cehil yanındakilere şöyle der: Muhammed'in sizi korkuttugu zakkum agacı nedir bilir misiniz, diye sorar. Bilmiyoruz denilince, onun kaymaklanan bir tür hurma oldugunu belirterek sözüne şöyle devam eder : Vallahi elimizde olsa da biraz zakkumlansak. Ebu Cehil'in söylediklerine şu ayetlerle karşılık verildigi söylenir :

* Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? . Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.. O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. . Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.. Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. *Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Saffat 62-66

Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı *İsra 60

* * * *Yahudilerde İslam öncesi Araplar gibi Muhammed ile alay etmekten geri durmamışlardır. Onlar Kuran' da geçen, " işittik ve itaat ettik " yerine, işittik ve isyan ettik, dinle yerine, dinle dinlemeyesice; bize bak ve bizi gözet yerine, bizim çobanımız diyerek hem İslami bildirilerle hem de Muhammed ile alay etmişlerdir. Yahudilerin bu alayları Kur'ana yansımış ve şu ayet gelmiştir:

Ey iman edenler! “Râinâ” (çobanımız) demeyin, “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır * Bakara 104 * * *

* *Görüldügü gibi Kur'ana yansıyan ifadeler temel alındıgı zaman İslam Peygamberinin hiç de söylendigi gibi biri olarak İslam öncesi toplumda ortaya çıkmadıgı görülüyor. Ancak İslam düşünürleri olmayanı olmuş gibi göstererek Kuran la bile çelişmeyi göze alabiliyorlar.


* * *saygılarımla

gameover
14-07-2007, 01:25
insanları iyi uyuttuğu kesin el-eminin *:D

nasıl bir korkuttuysa müslüman kardeşler tit tir titriyor bu cahil için.

gameover
14-07-2007, 01:32
tasavvufçular çok şey söylediler aslında ama körü körüne beyni şartlanmış kişi yine uyanmadı.

dolfen
14-07-2007, 01:42
abim dilaver yazık ettin turnaya be abimm..

tabiri caizse gözünden vurmuşsun be abim...

abim bırak sen bunları bu sefiller inansınlar...

inansınlarda mallarını analarını kızlarını teslim etsinler...

9 yaşında gelin versinler kardeşlerini..

yada şam esir pazarında sattırsınlar kendilerini...

bunlar bu yold ilerler dilaver abim..kendimizi yormayalım...

hayatın keyfine bakalımm..

ama düşünen insanlar için beyin gözüne perde inmemiş olanlar için bunda nice yararlar vardır...

sadece 1 hamle ve şah mat be abimmm..

düşüncene saglık...

InVitatio
14-07-2007, 02:06
Sevgili Dilaver
sorun Müslümanlarin Peygamberinde degil, sorun Peygamberi Allah vari bir konuma koyanlarda.
Birileri cikip "tüm Evren onun yüzü suyu hürmetine yaratildi" diye ipe sapa gelmez birseyler zirvaliyor,
digerleri de "yok efendim su kadar kadini vardi yok su gece bundan yatiyor bu gece sundan yatiyor" diyor.
Bu iki grup da yorumlarini Hadislere dayanrak yapiyor....

Halbuki Müslümanlarin Peygamberi Allah Kurani Kerim araciligi ile *"azarliyor" ,

Seni sapmış bulup doğru yola iletmedi mi? 93Duha suresi 7

ve Allah ayetleri aracilgi ile devam ediyor


İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. 42Şura suresi 52

burada akli basinda Müslümanlarin dikkatini cekmesi gereken "iman" kelimesidir, cünkü Peygamberin zamaninda da monoteist bir din kültürü vardir ama kendisinin kanimca buna ragmen son derece Agnostik bir Vahiy öncesi hayati vardi.

Cünkü Allah icin önenli olanlar cok kisa ve net dir
kendisinin varligini ve tekligini inkar etmemek

(Resulüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz. Al-Imran64

keza bu ayete dayanrak Kurani Kerim isiginda diger Monoteist din mensuplari ile de "Peygamberin kabulu sarti aranmaksizin" pekale Dialog edilebilinir, ama bugünkü Dinler arasi dialog calismalari ne kadar Din ile alakali ne kadar Siyaset ile bu da ayri bir konu.

Keza Allah Kurani Kerim araciligi ile Allah icin önemli olanlar cok iyi anlasilir sekilde ifade edilmekte ve burada Peygambere ayrica bir "vurgu" yapilmamakta

ALLAH adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.Nahl/90

yani burada Peygamberi nasil yasadi ise sizde öyle yasayin da denilebilinirdi....
Peygamber sarti burada da yok....

Peygamberin vahi öncesi hayati bir Müslümani baglayamacagi gibi, cünkü bu konu kendisi ve Allah arasindaki bir konu, Peygamberin vahisini icerigi biz Müslümanlari ilgilendirmelidir.
Kutsal olan Peygamberin kendisi degil, verdigi vahidir.
Müslümanlar ne zaman Peygamberi sadece bir Peygamber Allahi da bir Allah olarak kabul ederlerse
Hadisleri sadece Islam Tarihinden anekdotlar ve Allah'in farz kildigini farz kabul etmedikce
bu konular ne yazik ki hic akli basinda bir sekilde yorumlanamayacak....

Peygamberin vahi yolu ile veridigi mesajlar abartili övülmeye hic ihtiyaci yok, insanlar okur, düsünür , ögüt alir ve iman ederler veya etmezler....



Sevgili Dilaver abim
yukaridaki calisman bir yandan güzel yorumlara davet cikartirken, verdigin ayetler ise Peygamberin vahi öncesi kisligi hakkinda da pek fazla birseyler ifade etmiyor gibi geliyor.
yani simdi birisi cikip "ya verdigin ayetlerde Allah , Hz Muhammedin'in yeni konumunu cekemeyenlerin iftiralarina Allah dikkat cekmis" diye de yorum yapilabilinir...

Ama siz ateistleri su düsündürmesi lazim degilmidir.....hani bu Müslümanlarin Kutsal mesajlari oldugu kitap Kurani Kerim Peygamberin kendisi tarafindan kaleme alinmis bir kitapdi ?!

Peygamber neden ayetler araciligi ile kendisini azarlatsin ?

Birde hani sizin mantiginza göre bu Hz Muhammedin ayetleri ise , neden siz simdi bu ayetleri kullanirken Allah'in ayetleri diye kabul ediyorsunuz ?
Karar vermeniz lazim Allah var ( ve bu sizin *de siraladigimiz ayetleri ondan gelmektedir) ve siz bunlari inkar ediyorsunuz....

veya Allah yok ve bu ayetleri Peygamber ve bir kac arkadasi yazdi , peki o zaman simdi siz neden Allah varmis gibi kabul ederek , Peygamberin (vahi öncesi ve sonrasi) hayatini kendinizce elestiriyorsunuz ?

burada da bence gene hep ayni mantik var
karsilikli yorumlamalarda ve tartismalarda Müslümanlar bu ve diger ayetleri kaynrak olarak kullanirsa "biz zaten bunlari zaten kabul etmiyoruz....bize belge getirin" diyorsunuz
ama sizler bu ayetleri kendi yorumlarinizi desteklemek icin gayet güzel rahatlikla kullaniyorsunuz....

elestirsel yorumunu Kurani Kerim merkezli yaptigin *icin , kendi adima tesekür ederim....


Peygamber hakkinda "sürüden ayrilmis" farkli bir müslümanca yorum okumak isteyen arkadaslara asagdaki linki okumalari tavsiye ediyorum

http://www.kurandakidin.net/bolumler/28peygamberin.htm

dilaver
14-07-2007, 09:20
Peygamber neden ayetler araciligi ile kendisini azarlatsin ?
Birde hani sizin mantiginza göre bu Hz Muhammedin ayetleri ise , neden siz simdi bu ayetleri kullanirken Allah'in ayetleri diye kabul ediyorsunuz
* *
* * *İnvitatio yazımı tam okumadın herhalde, bak şöyle yazmışım.

Muhammed *bu *suçlamalardan *o *kadar *bunalmıştır *ki *günlük *olayların *çözümü *için *taktiksel *bir *güç *olarak *başvurdugu *Kur'anda *bu *durumdan *bahsetmiş *ve *Tanrısal *gücü *kendisine *destek *göstererek *bu *belalı *durumdan *kurtulmaya *çalışmıştır.


* * Burada ne tanrının ne de Muhammedin ilahiligine bir atıf var, tam tersine Muhammed bunaldıgı için ilahi destek arıyor demişim. Bu yazının özü de, hiç de İslam alimlerinin vaaz ettigi gibi Muhammedin Mekkeliler tarafından son derece muteber ve güvenilir biri olmadıgıdır. Bu olguyu tarihsel bir belge ışıgında bizzat onun sözleriyle ortaya koyuyorum.

* * *Şayet benim çizgimi dikkatlice degerlendirirsen hiç bir yazımda Kuranın ya da peygamberin ilahi oldugu konusunda bir göndermem yoktur. Tam tersine her ikisinin de kutsal olamayacagı , sınıflar ve mülkiyet baglamının, bu anlamda da onun siyasi tezahürü olan devlet baglamının dışında ele alınamayacagını iddia etmişimdir. Ben Kuranı tarihsel bir belge olarak ele alıyorum ve bu anlamda da tarihsel olaylara tanıklık ettigini düşündügüm yerlerini irdeliyorum. Çünkü o dönemden bize kalan en tartışılmasız saglam oldugu iddia edilen tarihsel belgedir.


* * *saygılarımla

14-07-2007, 12:56
Muhammedin once putperest olmayacak kadar aydin ve zeki biri oldugu ortada. Eger putlardan ve diger dinlerden ufacik bir korkusu olsaydi, tutup ben yaraticidan haberler getiriyorum diye bir senaryo hazirlamazdi. Ikinci onemli nokta muvaffak olmasidir, gerek cevresindeki insanlarin cahilliklerinden faydalanmayi bilmesi, gerek hayalgucu, gerek insanlari cok politik kullanabilme yetenegi, bu muvaffakiyette onemli bir rol oynamislardir.

InVitatio, sana cevap vermege gerek yok, sen once siz soyle dusunursunuz siz boylesinizi birak. Muslumanlar mi bir araya gelmis, birbiri gibi dusunen ve dusunmeye zorlayan yoksa ateistler mi. Burada en faydali tartismalar ateistler arasinda yasanir. Kendine biz de cunku inananlar "biz" olma vasiflarini tasiyor, ama ateislere "siz" deme. "Bizcilik sizcilik" ancak basma kalip dusuncelerle hakikati yazmaga calisanlara, boyle hadislerle mucizelerle boktan boncuk arayanlara yakisir.

14-07-2007, 13:54
sevgili respendial aslında ince bir nokta yakalamışsın, muhammed putları kıracak kadar inançsız biri ise
peki 40 yaşına kadar neye inandı, dinsiz olma ihtimalide yüksek, bu konuyu ciddi bir araştırıp tartışmak gerek
muhammedin amacına bakıldığında, amaç islam değil, güçlü bir arap topluluğu yaratıp başına geçmek.

gerçekten islam projesine inanmış olsa idi neden eski putperest geleneklerini ve daha bir çok farklı dini
geleneği islama dahil etme uğraşında olsun. bence muahammed dinsizdi ve dinin insanlar üzerindeki etkisini
görüp imparatorluğunu kurdu.

ne kadar emin olduğuna dair tartışmalarımız sürecek elbet, ancak öteden beri kafamı kurcalayan bir uhud
savaşı meselesi var, bilindiği üzere muhammed bu savaştan sağ salim kurtulmuştur, kanaatim odurki muhammed
emin olmamanın yanında aynı zamanda korkak biri idi. bir savaş düşününki ağır bir yenilgi olmuş ve yenilen
tarafın lideri sağ salim bu savaştan kurtuluyor, bir savaş düşünki muharebenin hemen ardında savaşın galibi
olan tarafın kadınları öylesine öfkelilerki ölülerin bedenlerini parçalıyorlar, ve bu öfkeye neden olan kişi sağ
olarak bu savaştan kurtuluyor.

geçmişteki henüz namlunun icad edilmediği göğüd göğüse tüm savaşlarda ilk hedef liderdir, peki müslümanların lideri bu ağır muhareyi nasıl olurda kırık bir dişle atlatır. müslümanların kahramanlıklarını anlattıkları uhud
savaşına muhammedin katıldığına hiç inamıyorum, bence yenilgiyi sezen muhammed henüz ordusunu gardı
düşmeden ordusunu terkedip medineye kaçtı.

18-07-2007, 17:48
Dilaver demiş ki,

* İslami çevrelerin yaygın olarak abarttıkları bir husus var, o da, daha gençliginde Muhammed' in son derece güvenilir bir insan oldugu ve çevresinde el-emin olarak adlandırıldıgı ve saygı gördügüdür. Şöyle diyor Harun Yahya sitesi :

* * Peygamberimiz (sav) yaşadığı toplum içinde el-emin (güvenilir) diye ünlenmiş, dürüstlüğü ve güvenilirliği üzerinde herkes ittifak etmiştir. Zaten Peygamber Efendimiz (sav)'in yüzü, her görenin dürüstlüğüne kesin kanaat getireceği gibi nurlu ve asildi. Vicdanının sesini dinleyerek, onunla konuşan, onun sohbetine katılan kim olursa olsun ondaki olağanüstülüğü anlamış, Peygamberliğine dair pek çok açık delil görmüştür. Aklı ve feraseti, sahip olduğu yüksek karakteri, kavmindeki müşriklerin bile aralarındaki anlaşmazlıklarını çözmesi için kendisine başvurmalarına sebep olmuştur.

Bunun da tek gerçekligini şu rivayete baglıyorlar :

Yakub b. Süfyan ve Beyhaki, İbn-i Şihab'dan şunu naklettiler:

Kureyşliler Kabe'yi yeniden inşa ettikleri zaman, Hacer-i Esved'i yerine koymak hususunda ihtilafa düştüler. Her kabile kendisi koymak istedi. Sonra şöyle dediler: Şu yoldan ilk kim gelirse, onu aramızda hakem tayin edelim. İlk gelen, o zaman henüz delikanlı olan Hz. Muhammed (sav) oldu. (Güvenilir siyer (Peygamberimiz (sav)'in ahlakı ve hayatını anlatan eserler) kaynaklarına göre yaşı otuz beş idi.) O'nu hakem yaptılar. O da "Bir yaygı getirin" dedi. Yaygı getirildi. "Şimdi taşı hep beraber ona koyun" dedi. Taş yaygıya konunca, "Haydi her kabilenin büyüğü gelsin ve yaygının bir ucundan tutsun" dedi. Bunun üzerine her kabileden biri gelip yaygının birer ucundan tuttu. Taşı bu şekilde yerine götürdüler. O da üste çıkıp onlardan aldığı taşı yerine yerleştirdi. Büyüdükçe herkesin saygı ve sevgisini çekti. Doğruluğu ile ün yaptığı için de kendisine "el-Emin=son derece güvenilir kişi" adını koydular. Bunlar, henüz kendisine vahiy gelmeden önceydi."

Bunlar *:http://www.harunyahya.org/imani/peygamberimizin_mucizeleri/peygamberimizin_mucizeleri_04.html *
*sitesinde yer alıyor.

* *Bu ve bu tarz söylemler aslında külliyen abartma ve hiç bir gerçeklik taşımıyor. Gerçeklik taşımadıgını ise bizzat Kur'an ın yazdıklarından anlıyoruz ve burada yer alan ayetler bu tarz İslami söylemleri yalanlıyor.Kur'ana göre Muhammed bırakın el-emin olmayı toplum içerisinde alay edilen ve yalancı olarak suçlanan bir kişidir. Şimdi bu ayetlere bir göz atalım.

Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu, hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. *Enbiya 5

Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. *Enbiya 41

Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Furkan 41

“Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.” *Ankebut 18

* * Şimdi bu ayetlerden ortaya çıkan İslam öncesi Arap toplumunun bırakın peygamberi güvenilir olarak görmeyi, onunla alay ettigini ve onu yalancı diye itham ettigini ortaya koyuyor. Muhammed bu suçlamalardan o kadar bunalmıştır ki günlük olayların çözümü için taktiksel bir güç olarak başvurdugu Kur'ada bu durumdan bahsetmiş ve Tanrısal gücü kendisine destek göstererek bu belalı durumdan kurtulmaya çalışmıştır.

* * *Şayet Muhammedin el-emin oldugu konusunda İslam ulemasına inanırsak Kur'anda kime yalancı denildigi, kiminle alay edildigi sorusuna cevap aramak durumunda kalırız. Kendisine yalancı denilen, kendisiyle alay edilen bir insanın ise el-emin olabilmesi herhalde mümkün degldir.

* * *Süleyman Ateş'in İslama İtirazlar adlı kitabında şöyle bir olay anlatılır:

* * *Muhammed : * Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir. . O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. Duhan 43-46 , ayetini okudugunda Ebu Cehil yanındakilere şöyle der: Muhammed'in sizi korkuttugu zakkum agacı nedir bilir misiniz, diye sorar. Bilmiyoruz denilince, onun kaymaklanan bir tür hurma oldugunu belirterek sözüne şöyle devam eder : Vallahi elimizde olsa da biraz zakkumlansak. Ebu Cehil'in söylediklerine şu ayetlerle karşılık verildigi söylenir :

* Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? . Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.. O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. . Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.. Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. *Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Saffat 62-66

Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı *İsra 60

* * * *Yahudilerde İslam öncesi Araplar gibi Muhammed ile alay etmekten geri durmamışlardır. Onlar Kuran' da geçen, " işittik ve itaat ettik " yerine, işittik ve isyan ettik, dinle yerine, dinle dinlemeyesice; bize bak ve bizi gözet yerine, bizim çobanımız diyerek hem İslami bildirilerle hem de Muhammed ile alay etmişlerdir. Yahudilerin bu alayları Kur'ana yansımış ve şu ayet gelmiştir:

Ey iman edenler! “Râinâ” (çobanımız) demeyin, “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır * Bakara 104 * * *

* *Görüldügü gibi Kur'ana yansıyan ifadeler temel alındıgı zaman İslam Peygamberinin hiç de söylendigi gibi biri olarak İslam öncesi toplumda ortaya çıkmadıgı görülüyor. Ancak İslam düşünürleri olmayanı olmuş gibi göstererek Kuran la bile çelişmeyi göze alabiliyorlar.

İşte bu kadar olur.
Bunu gerçekten düşünerek mi yazdınız yoksa sadece aklınıza bir anlık gelen şeyleri kelimelere mi döktünüz.
Pes diyorum yani.

Yukarıdaki yazınızın komikliğini şu örnekle anlatmaya çalışayım.

Düşünün siz çok iyi bir insansınız ve herkez sizin güvenilir bir insan olduğunuzu söylüyor.Ancak bir gün öyle bir şey oluyor ki siz,size güvenilir diyen insanlarla ters düşerek onların gelenek ve göreneklerine,rant sağladıkları işlere ve hakim oldukları düzene karşı bir öğreti ortaya çıkarıyorsunuz.O kişilerde sizin için doğal olarak şunları söylüyorlar.
"Bu adam yalan söylüyor"
"Bu adam sihirbaz olmalı;sizi kandırıyor"
"He He o bir çoban,ona inanmayın"

Şeklinde sizi aşağılamaya ve karalamaya başlıyorlar.

Eskiden size iyi diyen insanlar,onların işlerine çomak soktuğunuz için iyiliklerinizi unutuyorlar.

Bu tip insanlar çoooookkkk.İstemediğiniz kadar var.İnsanlardaki bu nankörlüğü bilmeyen yoktur.

İşte yukarıda anlattığınız olayın bu şekilde basit bir mantığı var.Öyle değil mi?

Bence bu daha akıllıca :wink:



* * *

dilaver
18-07-2007, 21:42
Sayın ChildInTime

* *Ben Kurana göre Muhammedin toplumda nasıl nitelendirildigini yazdım. Belgem Kuran dır. Sizi ise bana temennilerinizi *anlatıyorsunuz. Muhammedin el-emin olduguna dair 610 yılına kadar, yani peygamberligine kadar olan bir yazılı belge gösterebilirmisiniz. Gösterebilirseniz amenna, o zaman Kuran yanılmış demektir. Tabii ki bu sadece rastgele girdigi bir mecliste yer alan seçim işleminin dışında olmalıdır. O zamanlar yaşı 35, yani 5 sene öncesinde oluyor bu işler. Yukarıda söylediginiz basit mantık el - emin işin içine girmedigi takdirde son derece akılcı. Ama el-emin işi nereden çıktı onu araştırıyoruz.

* *Tartışma noktası ve de benim iddiam Muhammedin hiç de öyle son derece itibarlı ve güvenilir diye öne çıkan biri olmadıgıdır. Bunu ben söylemiyorum bunu bizzat Muhammed Kuranda söylüyor. Bakın sizin el-emin dir dedigini insanı Kurana göre Mekkeliler nasıl degerlendiriyorlar :

* * *1- cinlidir

* * *2- büyülenmiştir

* * *3- kahindir

* * *4- iftiracıdır

* * *5- şairdir

* * *6- yalancıdır

* * *7- insan oldugu için peygamber olamaz

* * *8- fakir oldugu için peygamber olamaz, layık degildir

* * *9- tanrı tarafından gönderilmiş olamaz

* * 10- tanrı hiç bir insana hiç bir şey indirmemiştir

* * 11- Muhammede şeytan inmiştir *

* * 12- sapıtmıştır

* * 13- tanrısı onu terk etmiştir

* * 14- sonu kesiktir


* * * * * * bunlar Kuranda yer alan iddialar ve sizin el-emin diye bilinirdi dediginiz insana karşı Mekkelilerin yönelttigi suçlamalar. Siz tüm bu yazılanlara ve söylenenlere karşı hala onun el-emin oldugunu iddia ediyorsanız size diyecek bir tek şey var o da Vartor' un imzasında yer alıyor.


* * * * *saygılarımla

19-07-2007, 00:07
Sevgili ChildInTime ve diger arkadaslarim,

"size güvenilir diyen insanlarla ters düşerek onların gelenek ve göreneklerine,rant sağladıkları işlere ve hakim oldukları düzene karşı bir öğreti ortaya çıkarıyorsunuz."

bakin Islam'in o donemde topluma etkisi, Hristiyanlik sonrasi Roma Imparatorluguna benzetebiliriz. Islam'in arap Pagan dininden uzak olmadigini biliyoruz, hatta putperestligin tek tanrili versiyonu, bunlar sitede uzun uzun anlatilmis tekrarlamayim. Isevilik ile Greko-romen dinlerin ne kadar kesistigi yine malum. Bu iki din duzen ve ezber bozan devrimler degildir, kimsenin rantina birsey olmamistir. Kopuk milletleri biraraya getirmis, en onemlisi yeni rant kapilari yaratmislardir. Muhammedin lider ve siyasetci kisiligine diyecegim yok, ama devrimcilik baska birsey.

19-07-2007, 03:45
Sayın ChildInTime

* *Ben Kurana göre Muhammedin toplumda nasıl nitelendirildigini yazdım. Belgem Kuran dır. Sizi ise bana temennilerinizi *anlatıyorsunuz. Muhammedin el-emin olduguna dair 610 yılına kadar, yani peygamberligine kadar olan bir yazılı belge gösterebilirmisiniz. Gösterebilirseniz amenna, o zaman Kuran yanılmış demektir. Tabii ki bu sadece rastgele girdigi bir mecliste yer alan seçim işleminin dışında olmalıdır. O zamanlar yaşı 35, yani 5 sene öncesinde oluyor bu işler. Yukarıda söylediginiz basit mantık el - emin işin içine girmedigi takdirde son derece akılcı. Ama el-emin işi nereden çıktı onu araştırıyoruz.

* *Tartışma noktası ve de benim iddiam Muhammedin hiç de öyle son derece itibarlı ve güvenilir diye öne çıkan biri olmadıgıdır. Bunu ben söylemiyorum bunu bizzat Muhammed Kuranda söylüyor. Bakın sizin el-emin dir dedigini insanı Kurana göre Mekkeliler nasıl degerlendiriyorlar :

* * *1- cinlidir

* * *2- büyülenmiştir

* * *3- kahindir

* * *4- iftiracıdır

* * *5- şairdir

* * *6- yalancıdır

* * *7- insan oldugu için peygamber olamaz

* * *8- fakir oldugu için peygamber olamaz, layık degildir

* * *9- tanrı tarafından gönderilmiş olamaz

* * 10- tanrı hiç bir insana hiç bir şey indirmemiştir

* * 11- Muhammede şeytan inmiştir *

* * 12- sapıtmıştır

* * 13- tanrısı onu terk etmiştir

* * 14- sonu kesiktir


* * * * * * bunlar Kuranda yer alan iddialar ve sizin el-emin diye bilinirdi dediginiz insana karşı Mekkelilerin yönelttigi suçlamalar. Siz tüm bu yazılanlara ve söylenenlere karşı hala onun el-emin oldugunu iddia ediyorsanız size diyecek bir tek şey var o da Vartor' un imzasında yer alıyor.


* * * * *saygılarımla


Sayın dilaver yapmayın etmeyin!!

Kur an,peygamberimize bu tarz yakıştırmaların yapıldığını belirtiyor ama bunların iftira olduğunuda söylüyor.Bu kısmı neden es geçiyorsunuz.
Eğer kaynak olarak Kur an ı alıyorsanız tam alın.Almıyorsanız hiç almayın.

Birde kaynak olarak aldığınız kitabın doğruluğuna da inanmıyorsunuz.Kendi içinde çelişen bir kurgu oluşturmuşsunuz.Yapmayın yahu.

Şimdi olduğu gibi o zamalarda da meyve veren ağaç taşlanmış sayın dilaver. Bunun bu kadar basit bir mantığı var.Bence siz bu konuda hayal gücünüzü kullanmışsınız.Bir çıkarım yapmaya çalışmışsınız ama maalesef biraz mantıksız olmuş kusura bakmayın sayın dilaver.

dilaver
19-07-2007, 05:44
sayın ChildInTime

* * *Kuranın ilahi ve kutsal bir kitap olmadıgı dogrudur ancak bu onun tarihsel bir vesika olması niteligini degiştirmez. Hem de önemli bir vesikadır. İslamiyetten önceki yakın dönemdeki ve İslamiyetin ilk yıllarındaki bilgileri almamız için en iyi kaynaklardan biridir. Elbette nasıl okuyacagımıza da baglı bir şeydir bu.

* * *Şimdi olayı sakin kafa ile degerlendirelim. Ne deniyor; Muhammed el-emindir, yani son derece güvenilirdir, güvenilirligi ile toplumda ün yapmıştır. Nerede diyor bunu. Hadis, tefsir vs vs kitaplarında. Ne zaman diyor bunu. İslamiyetin ortaya çıkışından en az 200 sene sonra. Nedeni mi çünkü Araplar daha henüz kagıdı bilmiyorlar ki yazılı eser bıraksınlar. İlk Arapça basılı eser 848 yılına ait. Bu konuda bknz :

http://www.if.sakarya.edu.tr/htmls/DERGI/Dergi_11_pdf/16kagit%20Esra%20AYGEN.pdf

* * *O halde sizin bunu teyit edeceginiz en erken kaynak 200-250 yıl sonra . Tüm bu süre içerisinde bu lafızlar bir rivayet olarak nesilden nesile aktarılıyor. Bu süreç zarfında ise bir mit oluşturmak için yeteri kadar zaman mevcut. İnancınızı bir kenara atıp sakin kafa ile düşünebilirseniz bunun teorik olarak böyle olabileceginin pek çok örnegi var. Her halde siz de hemfikir olabilirsiniz.

* * *Şimdi gelelim meseleye. Böyle bir iddiaya en yakın kaynagı nerede bulabiliriz. Herhalde tek yazılı eser olan Kuranda. Gerçi o da degişe degişe gelmiş ama gene de Osman zamanında son halini aldıgı iddia ediliyorsa, bunu en azından dogru kabul ediyorsak elimizdeki Kuran o zamandan kalma. Yani 650 yıllarından. O halde Muhammedin el-emin olup olmadıgına oradan bakacagız. Kurana göre Mekkeliler Muhammedi nasıl tanımlamışlar.

* * * Bunları yukarıda yazdım, bir daha tekrarlamaya gerek yok. İftira demişsiniz, elbette öyle denecek. İftira kara çalma demektir, asılsız suç yükleme demektir. Demek ki Kurana göre ya da Muhammedin kendini anlattıgına göre Muhammede kara çalmaktadırlar. Ve hiç de sizin dediginiz gibi son derece güvenilir olarak görmemektedirler. Kurandaki anlatımdan bu sonuç çıkmaktadır.

* * * Şimdi o dönemde yaşanılanların yazıldıgı bir belge var elimizde, bundan ikiyüz sene sonra yazılıp yazılmadıgı belli olmayan rivayetlere dayanan bazı tezler var bir de. Şimdi dışarıdan bakan biri olarak ve de sadece somut veri ile yola çıkan biri olarak hangisinin gerçekligini kabul ederdiniz. Kaldı ki 615 yılında ilk Müslüman kafilesi Habeşistana gidiyor bunlar hepsi hepsi 15 kişi, daha sonra da 100 kişiye yakın bir kafile gidiyor. Demek ki 10 senelik bir süre içerisinde el-eminin, el-emin oldugunu pek ciddiye alan yok. Yani bu kadar güvenilir bir adamın sözüne itimat eden yok.

* * * Gene Muhammedin eşlerinin konumundan, nasıl giyinip kuşanılacagından, onunla nasıl konuşulacagına varana kadar ayrıntılarına giren Kurandan en azından şöyle bir ayet beklemek hakkımızdı : " Ey Muhammed de ki, dün sana el-emin diyenler bugün iftira atıyorlar. Bilmezlermi ki onlar için yakıcı bir azap vardır ". Böyle önemli bir sorunda bu tarz bir savunma göremiyoruz ama Ayşe'ye atılan iftirada tam tersini görüyoruz. Muhammed Kuranda el-emin oldugunu söyleseydi millete hepten kepaze olurdu da ondan, çünkü böyle bir şey yoktu.

* * * *Gene şayet el-emin ise diger kabilelerin de güvenini kazanabilmesi gerekiyor. Özellikle de varlıklı sınıflardan olanların. O dönemde el-emin budur. Halbuki Muhammedin ilk taraftarlarının yoksullar oldugunu biliyoruz. Bu yüzden o dönemlerdeki bildirileri dikkate alırsanız yoksulların övüldügünü görürsünüz.Varlıklı sınıflar son derece kısıtlıdır, hele hele Ümmiyeogullarıyla aralarında geçmişe dayanan bir husumet vardır. Kendisine destek olan Ebu Talip ve daha sonra da Abbas sadece kabile bagları ile destek oluyorlar. El-emin oldugundan degil.

* * * *Muhammedin ve Müslümanların sürülmesi eman hakkının alınmasından kaynaklanıyor. Kabile sistemine göre eman sadece dışarıdan gelenlere verilen bir güvence değil, bilakis kabilede yaşayabilmenin en önemli şartı idi. Eman hakkını kaybeden her türlü saldırıya maruz kalıyor, dolayısıyla yeni himâye imkanlarını arıyordu. Muhammed el-emin olsaydı eman hakkını kaybetmezdi. Amcası öldügü zaman bu hakkını da kaybetti.

* * * * Bakın şöyle bir örnek vereyim. Osman beyin kuruculugu sırasında meşhur Edebali rüyasını bilirsiniz. Bu rüya bir tek bizim son dönem tarihlerimizde geçer. Ne Naima tarihinde, ne Aşıkpaşazade de , ne de digerlerinde rastlayamazsınız. Peki bu olay nereden ögrenilmiştir; gerekmiştir ve uydurulmuştur. Bu el-eminlik meselesi de böyledir. Yüz yıllar sonra kültün yaratılış sürecinde yakıştırılmıştır ve öyle de gelmiştir.

* * * * Kaldı ki bu işin sizin peygamberinize ve kitabınıza da bir zararı yok. Benim yaptıgım sadece ayrık otlarını temizlemek. Ancak efendiniz olarak kabul ettiginiz - ki Kuranda böyle bir şey yok, sıradan bir kuldur o da.- Muhammedi biraz beşeri biri olarak görmenize belki yardımcı olabilir diye düşünüyorum.


* * * * saygılarımla

kotan
19-07-2007, 18:02
Şimdi bu ayetlerden ortaya çıkan İslam öncesi Arap toplumunun bırakın peygamberi güvenilir olarak görmeyi, onunla alay ettigini ve onu yalancı diye itham ettigini ortaya koyuyor. Muhammed bu suçlamalardan o kadar bunalmıştır ki günlük olayların çözümü için taktiksel bir güç olarak başvurdugu Kur'ada bu durumdan bahsetmiş ve Tanrısal gücü kendisine destek göstererek bu belalı durumdan kurtulmaya çalışmıştır.
aslında siz herşeyi çözmüşsünüz tartışmanın alemi yok.Ayetlerde bahsedilen kafirlerin Allah’ın peygamberine karşı çıktığıdır ki bunun olması için ilk once peygamberimize vahy gelmesi gerekmektedir.dönemde peygamberimizi davasından vazgeçirmek için birçok iftiralarda bulunulmuştur.Müslümanlığı Kabul eden insanları etkileyen hususlardan birisi de peygamberimizin güvenilirliğini artık inkar edilemeyecek olmasıydı.zamanında peygamberimize para,kadın(!),başkanlıklar teklif edilmiştir sebebiyse davasından vazgeçmesi.?ama peygamber “bir elime ayı,bir elime güneşi koysanız davamdan vazgeçmem” demiştir.madem bu kadar bunalmıştı suçlamalardan neden kabul etmedi?O'na karşı yapılan suçlamalar Allah’ın elçisi olduğundan ileri gelmektedir,çünkü bu putperestlerin inancını sarsmaktaydı.bir şeyler yapmak gerekiyordu çünkü kandırılması gereken daha çok insan vardı.eğer Hz.Muhammed rahat yaşamak için Kuran’ı kendisi yazdı diyorsanız neden başta peygamberlik konusunu açmış olsun.hayatını birçok zulüm içinde neden geçirsin ticaretle zengin olmak varken..
9 yaşında gelin versinler kardeşlerini..
yada şam esir pazarında sattırsınlar kendilerini...
bu bahsettiklerin İslamın emirleri sanırım,hangi ayet veya hadiste geçiyor bizimle de paylaşır mısın?
Kuranın ilahi ve kutsal bir kitap olmadıgı dogrudur
Bu sizing kendi düşüncenizdir.Sitedeki Müslümanların Kuran ilahi ve kutsal bir kitaptır dediğinde tepki alıp bu tür cümlelerin yorumsuz geçilmesini adil bulmuyorum.
En basit örneğinden Peygamberimiz güvenilir değilse Hz.Hatice gibi zengin bir kadın peygamberimizle neden evlenmek istesin kendinden yaşça çok küçük biriyle?sonuçta varlıklı bir insandı ve parasını istediği gibi harcayabilirdi.toplum tarafından sevilmeyen,yalancı,güvenilir olmayan bir insan ile evliliği Hz.Hatice neden istesin?peygamber neden bunu Kabul etsin-dul bir kadın ve büyük?
Hz.Muhammed zamanında eğitime büyük önem verilmiş,okur yazar sayısı aşırı bir artış göstermiştir.insanlar hurafelerden batıl inançlardan kurtarılmaya çalışılmıştır.bu belki de birilerini rahatsız etti?
saygılarımla

spartan-troy
19-07-2007, 18:38
olayı biraz ozetlesenizde ben de girsem konuya...

21-07-2007, 04:14
sayın ChildInTime

* * *Kuranın ilahi ve kutsal bir kitap olmadıgı dogrudur ancak bu onun tarihsel bir vesika olması niteligini degiştirmez. Hem de önemli bir vesikadır. İslamiyetten önceki yakın dönemdeki ve İslamiyetin ilk yıllarındaki bilgileri almamız için en iyi kaynaklardan biridir. Elbette nasıl okuyacagımıza da baglı bir şeydir bu.

* * *Şimdi olayı sakin kafa ile degerlendirelim. Ne deniyor; Muhammed el-emindir, yani son derece güvenilirdir, güvenilirligi ile toplumda ün yapmıştır. Nerede diyor bunu. Hadis, tefsir vs vs kitaplarında. Ne zaman diyor bunu. İslamiyetin ortaya çıkışından en az 200 sene sonra. Nedeni mi çünkü Araplar daha henüz kagıdı bilmiyorlar ki yazılı eser bıraksınlar. İlk Arapça basılı eser 848 yılına ait. Bu konuda bknz :

http://www.if.sakarya.edu.tr/htmls/DERGI/Dergi_11_pdf/16kagit%20Esra%20AYGEN.pdf

* * *O halde sizin bunu teyit edeceginiz en erken kaynak 200-250 yıl sonra . Tüm bu süre içerisinde bu lafızlar bir rivayet olarak nesilden nesile aktarılıyor. Bu süreç zarfında ise bir mit oluşturmak için yeteri kadar zaman mevcut. İnancınızı bir kenara atıp sakin kafa ile düşünebilirseniz bunun teorik olarak böyle olabileceginin pek çok örnegi var. Her halde siz de hemfikir olabilirsiniz.

* * *Şimdi gelelim meseleye. Böyle bir iddiaya en yakın kaynagı nerede bulabiliriz. Herhalde tek yazılı eser olan Kuranda. Gerçi o da degişe degişe gelmiş ama gene de Osman zamanında son halini aldıgı iddia ediliyorsa, bunu en azından dogru kabul ediyorsak elimizdeki Kuran o zamandan kalma. Yani 650 yıllarından. O halde Muhammedin el-emin olup olmadıgına oradan bakacagız. Kurana göre Mekkeliler Muhammedi nasıl tanımlamışlar.

* * * Bunları yukarıda yazdım, bir daha tekrarlamaya gerek yok. İftira demişsiniz, elbette öyle denecek. İftira kara çalma demektir, asılsız suç yükleme demektir. Demek ki Kurana göre ya da Muhammedin kendini anlattıgına göre Muhammede kara çalmaktadırlar. Ve hiç de sizin dediginiz gibi son derece güvenilir olarak görmemektedirler. Kurandaki anlatımdan bu sonuç çıkmaktadır.

* * * Şimdi o dönemde yaşanılanların yazıldıgı bir belge var elimizde, bundan ikiyüz sene sonra yazılıp yazılmadıgı belli olmayan rivayetlere dayanan bazı tezler var bir de. Şimdi dışarıdan bakan biri olarak ve de sadece somut veri ile yola çıkan biri olarak hangisinin gerçekligini kabul ederdiniz. Kaldı ki 615 yılında ilk Müslüman kafilesi Habeşistana gidiyor bunlar hepsi hepsi 15 kişi, daha sonra da 100 kişiye yakın bir kafile gidiyor. Demek ki 10 senelik bir süre içerisinde el-eminin, el-emin oldugunu pek ciddiye alan yok. Yani bu kadar güvenilir bir adamın sözüne itimat eden yok.

* * * Gene Muhammedin eşlerinin konumundan, nasıl giyinip kuşanılacagından, onunla nasıl konuşulacagına varana kadar ayrıntılarına giren Kurandan en azından şöyle bir ayet beklemek hakkımızdı : " Ey Muhammed de ki, dün sana el-emin diyenler bugün iftira atıyorlar. Bilmezlermi ki onlar için yakıcı bir azap vardır ". Böyle önemli bir sorunda bu tarz bir savunma göremiyoruz ama Ayşe'ye atılan iftirada tam tersini görüyoruz. Muhammed Kuranda el-emin oldugunu söyleseydi millete hepten kepaze olurdu da ondan, çünkü böyle bir şey yoktu.

* * * *Gene şayet el-emin ise diger kabilelerin de güvenini kazanabilmesi gerekiyor. Özellikle de varlıklı sınıflardan olanların. O dönemde el-emin budur. Halbuki Muhammedin ilk taraftarlarının yoksullar oldugunu biliyoruz. Bu yüzden o dönemlerdeki bildirileri dikkate alırsanız yoksulların övüldügünü görürsünüz.Varlıklı sınıflar son derece kısıtlıdır, hele hele Ümmiyeogullarıyla aralarında geçmişe dayanan bir husumet vardır. Kendisine destek olan Ebu Talip ve daha sonra da Abbas sadece kabile bagları ile destek oluyorlar. El-emin oldugundan degil.

* * * *Muhammedin ve Müslümanların sürülmesi eman hakkının alınmasından kaynaklanıyor. Kabile sistemine göre eman sadece dışarıdan gelenlere verilen bir güvence değil, bilakis kabilede yaşayabilmenin en önemli şartı idi. Eman hakkını kaybeden her türlü saldırıya maruz kalıyor, dolayısıyla yeni himâye imkanlarını arıyordu. Muhammed el-emin olsaydı eman hakkını kaybetmezdi. Amcası öldügü zaman bu hakkını da kaybetti.

* * * * Bakın şöyle bir örnek vereyim. Osman beyin kuruculugu sırasında meşhur Edebali rüyasını bilirsiniz. Bu rüya bir tek bizim son dönem tarihlerimizde geçer. Ne Naima tarihinde, ne Aşıkpaşazade de , ne de digerlerinde rastlayamazsınız. Peki bu olay nereden ögrenilmiştir; gerekmiştir ve uydurulmuştur. Bu el-eminlik meselesi de böyledir. Yüz yıllar sonra kültün yaratılış sürecinde yakıştırılmıştır ve öyle de gelmiştir.

* * * * Kaldı ki bu işin sizin peygamberinize ve kitabınıza da bir zararı yok. Benim yaptıgım sadece ayrık otlarını temizlemek. Ancak efendiniz olarak kabul ettiginiz - ki Kuranda böyle bir şey yok, sıradan bir kuldur o da.- Muhammedi biraz beşeri biri olarak görmenize belki yardımcı olabilir diye düşünüyorum.


* * * * saygılarımla

Birincisi;Kur an peygamberimize atılan iftiralardan bahsediyor,sizin kurguladığınız gibi onun kötü huylarından değil.Bunun için tarihi kurcalamaya gerek yok,zaten kusura bakmayın ama yukarıda sizin yaptığınız tarihi gerçekleri ortaya koymak değil,tarihi olayları kurgulamak..

Biraz mantık kuralım.

1- Eğer Kur an ı kendisi yazdıysa:Bir kişi kendisi bir kitap yazıyorsa ve kendisinin doğru olduğuna ve bu kitaba inanılmasını istiyorsa,neden kendini kötülesin.Kendisinin kötü insan olduğunu neden düşündürtsün.Sürekli kendisinin mükemmel olduğunu ve hatta tanrının oğlu olduğunu iddia etmesi,kendisini kötü olarak aksettirmesinden daha akıllıca olmazmıydı.Burada yaptıklarının doğru olduğunu ve kendisine iftira edildiğini söylemek istiyor olması daha akla yatkın olurdu.

2- Kur an Allah kelamıysa.Tartışmaya gerek yok.Söylenenler iftiradır. :wink:

spartacus
21-07-2007, 11:13
[flash width=400 height=400:ddb2835bf6]http://www.youtube.com/v/5TRAV7yarzo[/flash:ddb2835bf6]

bayraktaro1
25-07-2007, 16:17
Sevgili Arkadaşlar;

Dilaver arkadaşımızın uzun bir şekilde bahsettiği yazısını değerlendirirsek. Kendisi bir fikir üzerinde konuşmak için mümkün olduğu kadar Kanıtlar veya gerçek belgeler üzerinden hareket etmiş.

Bilimsel platformlarda yapılan davranış oldukça doğru. Onun, izlediği yoldan bakıldığında Tek Belge diye görebileceğimiz Kur'anı incelediğimizde, Muhammed'in Vahiy'den önce sıradan bir insan olduğunu, Tanrı dışında neye inandığını bilmiyoruz ama farklı bir düşüncesi olduğunu görebiliyoruz. Mekke'li halkın ayetlerden sonra onun hakkında neler düşündükleri de ortada...

Ancak, müslümanlığı savunan arkadaşlarımı da incelersek, söylediklerinin mantıklı taraflarının da olduğunu görürüz. Konuyu saptırmadan ben kanıtlar üzerinde de kişisel yorumlar yapılabileceği kanısındayım.

Benim düşünceme göre; Muhammed'in islamiyetten önce, El-Emin olup olmadığı ile ilgili herhangi bir yorum yapamayız. Elimizde El-Emin olduğuna dair de herhangi bir kanıt yok. Sadece bildiğimiz o da Kur'andan; 40 yaşına kadar bir Allah inancı olmayan bir insan ve Mekke'lilerin yaptığını yapan *sıradan bir insan. 40 yaşından sonra "Bana Allah'tan vahiy geldi." diye ortalığa çıkınca, İnsanların onun hakkında böyle düşünmesi çok normal. Sisteme zıt bir hareket yaptığı için. Benim çevremdeki insanların genelliği benim için iyi niyetli, mümkün olduğunca yalan söylememeye çalışan ve temiz kalpli olduğumu söylerler. Ben şimdi "Vahiy Geldi" diye çıksam, eminim benim hakkımda "Kafayı yemiş, Hastaneye yatıralım. Ağır hasta" diyeceklerdir. Aradaki nüansı iyi yakalamak gerekir.

Tek diyebileceğim. Muhammed'in El-Emin olduğuna dair hiç bir kaynak yok. Sadece, sıradan bir insan olduğunu oda "Kur'an dan görebiliyorum." El-Emin diyenlerde nasıl Cami'lerde Allah ile Muhammed yazısını arapça olarak yanyana koydukları gibi, kanıtsız uydurmalarından başka birşey değil.

hakdogan
14-04-2009, 18:44
Başlıktaki mantık çok ilginç :)

Örtülü iddia ne ?

"Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) El-Emin olarak anılmazdı!"

Yada bir adım ileri gidilerek (ki cesaret edilememiş)

"Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) El-Emin değildi!"

Peki bu sav neye dayandırılıyor ?

"Efendim İslam'i kaynaklarda bu tek bir yerde geçiyor"

What?

Farzedelim dediğiniz gibi, bu sıfatın kaynaklarda tek bir yerde geçmesi, böyle bir sıfatın kullanılmadığı anlamına mı geliyor?

Sizin savınızı destekler mahiyette doneler ortaya koymanız gerekmiyor mu ?

Ortaya koymanız gereken, İslam'dan sonra O'nun (S.A.V) tebliğ ettiği dine düşmanlık edenlerin, O'na (S.A.V) "mecnun,kahin,şair" (dikkatinizi çekerim, yalancı demiyor/diyemiyorlar) dediklerini ifade eden Kur'an ayetleri mi olmalı ?

Söz konusu ayetlerin Risalet görevinden sonra söylenenleri naklettiğini bile bile, Efendiler Efendisi'nin (S.A.V) geçmişinde söylenmiş gibi nakletmek nasıl bir piskolojinin eseri ?

Ortaya kaynaklarda yer alan, O'nun (S.A.V) Risalet görevi ile görevlendirilmeden önce yalan söylediğine, aldattığına dair ve dolayısı ile o dönemde "El-Emin" olarak anılmadığına dair tek bir örnek koymanız gerekmiyor mu, savınızı ispat etmek adına ?

Sonra şuda ilginç : "Efendim araplarda yazılı kültür yoktu"

Eee.

"İlk yazılı kaynaklar bilmem ne zaman sonra"

Yani ?

Yani karşınıza El-Emin olma keyfiyetine dair konacak her döne için bunu diyeceksiniz ?

İyi de, İslam öncesine dair elde kaynak koysa, elde olanlarda "El-Emin" diyorsa bu durumda yapılması gereken ne ?

"Mevcut kaynaklar bunu söylemiyor" diyerek yalan mı söylemelisiniz yada "Ben bu kaynaklara güvenmiyorum" mu demelisiniz ?

Kaynaklarımızda Hz. Peygamber'in (S.A.V) yaşadığı toplumda "El-Emin" olarak tanındığının tek donesi, söylediğiniz Kabe onarımı hadisesi değildir.

Onun (S.A.V) Hılful Fudul üyeliği ve bu üyelik sebebiyle hakkı gaspedilmiş mazlumun hakkını Ebu Cehil'den aldığı da kaynaklarımızda yer alır.

Ayrıca Risalet görevinin hemen başında, Safa Tepesi'ne çıkarak Kureşy'e "Size, şu dağın ardında düşman atlıları var, sabaha veya akşama üzerinize hücum edecekler desem, bana inanır mısınız?" dediği ve dinleyici kitlesinin yalan söylediğine tanık olmadıkları muhataplarına "evet" dediği de kaynaklarımızda yer alır.

Yine Resul-i Ekrem'in (S.A.V) Peygamber olmadan önce, buluşmak üzere sözleştiği arkadaşını 3 gün beklediği de geçer kaynaklarda.

Yine Kur'an-ı Kerim, İnkar eden Mekkeli müşriklerin nazarlarına, muhataplarının 40 yaşından sonra birden değişmesinin imkansızlığını da vererek akletmelerini tenbih etmiştir.

Kısacası, Hz. Muhammed Mustafa'ya (S.A.V) inanmaya bilirsiniz, bunu anlıyoruz da, ancak O'nun (S.A.V) sahip olduğu ve her İnsanı etkileyen güzel ahlakını yok saymak, gözlerinizi yummak, hasır altı etmeye çalışmak, yada birilerinin o güzel ahlakı tanımasını engellemeye kalkmayı anlayamıyor ve meşru görmüyoruz...

kaancan
15-04-2009, 22:57
sevgili hak doğan durup dururken sana sarmak değil amacım fakat bunca analiz ve değerlendirme sağlam bir temele(delile)oturtmak gerekmezmiydi;12 adet sorudan oluşan bir yazınız var ortada....
peki şimdi sizin yazınız ne kadar meşru diye sormak gerekmiyormu?
yoksa insanların bu sorulardan yola çıkarak sizi onaylamasımı gerekiyor?
tuhaf! islami yazar arkadaşların ukala bir tavırla delilleriyle sunulan çalışmaları hafife alıp soru sorarak yazmaya çalıştıkları yazıların dikkate alınmasını istemeleri çok tuhaf!

hakdogan
15-04-2009, 23:09
sevgili hak doğan durup dururken sana sarmak değil amacım fakat bunca analiz ve değerlendirme sağlam bir temele(delile)oturtmak gerekmezmiydi;12 adet sorudan oluşan bir yazınız var ortada....
peki şimdi sizin yazınız ne kadar meşru diye sormak gerekmiyormu?
yoksa insanların bu sorulardan yola çıkarak sizi onaylamasımı gerekiyor?
tuhaf! islami yazar arkadaşların ukala bir tavırla delilleriyle sunulan çalışmaları hafife alıp soru sorarak yazmaya çalıştıkları yazıların dikkate alınmasını istemeleri çok tuhaf!

Değerlendirmen çok sağlam bir temele dayanıyor.

O temel "Bir İnsanın yaşadığı toplumda El-Emin olarak anılmadığını iddia ve ispat etmek için, söz konusu İnsanın El-Emin olarak anıldığını bize nakleden tek bir kayıt olması gösterilebilinir mi?" sorusudur.

Taş gibi, beton gibi bir temel.

Üstelik eldeki kaynaklarda, Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) eminliğine değinen tek rivayet başlık sahibinin değindiği de değildir, salt benim saydıklarım da.

Söz konusu postumda ifade etmediğin Ebu Süfyan'ın Şehadeti, Mekke fethinde Mekkelilerin sözleri ve şu an aklıma gelmeyen bir sürü örnek vardır ki, Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) yaşadığı toplumda (bak şimdi aklıma geldi, Hicret öncesi Hz. Ali'yi (R.A) neden Mekke'de bırakmış ve Hz. Ali (R.A) ne yapmış bir araştır) ne derece güvenilen bir İnsan olduğunu, sahip olduğu büyük ahlakı gözler önüne serer.

Bakmak, görmek isteyen için...

kaancan
15-04-2009, 23:16
sevgili hakdoğan size beton gibi gelen temeller balon gibi olabilirmi?(asparagas)
ben sizden kurandan,bir ayet,bir sure küçücük bir ip ucu beklerdim...
örneğin;kulumuz muhammed eskiden emindi peygamber olunca dahada emin oldu vs...

ve evet kuranda dediklerinizi doğrulayan bir ifade görmek istiyorum...bu arada kafirler için bir ayette olsa kabul onlar eskiden seni çok severlerdide sonra düşman oldular şeklinde...
hepsini kabul ederim yaw bu dilaverde bizi tongaya düşürdü demektende hiç çekinmem..
sevgiler.

hakdogan
15-04-2009, 23:29
sevgili hakdoğan size beton gibi gelen temeller balon gibi olabilirmi?(asparagas)

ben sizden kurandan,bir ayet,bir sure küçücük bir ip ucu beklerdim...
örneğin;kulumuz muhammed eskiden emindi peygamber olunca dahada emin oldu vs...

ve evet kuranda dediklerinizi doğrulayan bir ifade görmek istiyorum...bu arada kafirler için bir ayette olsa kabul onlar eskiden seni çok severlerdide sonra düşman oldular şeklinde...
hepsini kabul ederim yaw bu dilaverde bizi tongaya düşürdü demektende hiç çekinmem..
sevgiler.

Ha yani şimdi siyer tabakat vs değil, Kur'andan örnek ver diyorsunuz.

Olur :D

Bak ne diyor ayet :

De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir şekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce bir ömür boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza baş vurmaz mısınız?" Yunus 16

Ne anlıyorsun buradan ?

Ayrıca Necm 2-3 ve Ahzab 21'e de bir bakıver...

kaancan
15-04-2009, 23:36
bak sevgili hak doğan;

nisa91.
.Başka bir bölüğünü de şöyle bulacaksınız: Onlar, sizden de emin olmak isterler, kavimlerinden de. Fakat bir fitneye sevk edilince ta içine dalıverirler. Onlar sizi bırakmazlar, sizinle barış halinde yaşamazlar ve sizden el çekmezlerse tutun onları, öldürün onları bulduğunuz yerde ve işte size, onlara karşı apaçık bir kudret ve salahiyet verdik.

bak emin olmak isteyen veya emin olduğuna inanmayanlara kuran nasıl bir cezayı uygun görmüş;böyle bir ayet varken gelsen ozaman muhammed emindi diye def çal tepemde....
sevgiyle kal.

hakdogan
15-04-2009, 23:48
Sevgili kaan can,

Islak zeminde patinaj yapmak da bir tercihtir.

Saygı duyarım da, bu tercihi onaylamamı bekleme.

Hz. Peygamber'e (S.A.V), Risalet öncesi yaşadığı toplumda güvenilmediği, onun yalan söylediği vb iddialar için ortaya doneler koymanız lazım.

Bunu yapamıyorsunuz, üstelik tam tersi donelere gözlerinizi yumuyorsunuz.

Sonra da Savaş Hukukuna dair bazı ayetlerden devşirilemeyecek şeyleri devşirmeye çalışıyorsunuz.

"Diğer bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden güven içinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye sürüklendikçe de döner döner içine atılırlar. Eğer bunlar sizden çekinmez ve barışa yanaşıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. İşte bunların aleyhine size açık bir yetki verdik." Nisa 91

Kur'an bir bütündür ve her bir ayetin kendi başına, bulunduğu Sure içinde ve Kur'an bütünü içinde taşıdığı bir anlam vardır.

Mümtehine 8-9 ayetlerine bak, dediğimi anlarsın...

kaancan
15-04-2009, 23:59
ama sizinde bütün ayetler savaş zamanı;ayetemi inanayım sanamı ortada muhammede inanmak istemeyen ,muhammed ten emin olmayan bir halk var;üstüne üstelik adamlar inanmıyor diye fitnecilikle suçlanıyor ve öldürülmeleri emredilmiş...
sen barışa yanaşmazlar ise kısmını kırmızıyla çiz yakaladığınız yerde öldürün kısmını doğal kabul et...Tuhaf!
bu arada patinaj yaptığımı sanmıyorum bilhakis 1400 seneden beri ilerlemeyen bakıış açısında muazzam bir problem olduğunu düşünüyorum...
bu arada signatürümü okuduysan ben ateistte değilim...tam tersi doneleri savunmak gibi bir ihtiyacımda yok.
sevgiler.

K.C.
26-06-2009, 13:59
Güncelleme..

yucemanitu
27-06-2010, 23:44
güncelleme

yucemanitu
27-06-2010, 23:49
http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10/muhammed-l-emin-zrval.html

Nova
24-07-2010, 00:10
http://sexyhuri.blogspot.com/2008/10/muhammed-l-emin-zrval.html

Abi çok yaşa :) daha bugün konuştuk sexyhuri' yi aklımdan uçmuştu, iyiki yazmışsın dostum.

Paylaşım için sağol +rep (annadın sen onu :)).

el-ezher
29-04-2011, 14:45
,
* *Bu ve bu tarz söylemler aslında külliyen abartma ve hiç bir gerçeklik taşımıyor. Gerçeklik taşımadıgını ise bizzat Kur'an ın yazdıklarından anlıyoruz ve burada yer alan ayetler bu tarz İslami söylemleri yalanlıyor.Kur'ana göre Muhammed bırakın el-emin olmayı toplum içerisinde alay edilen ve yalancı olarak suçlanan bir kişidir. Şimdi bu ayetlere bir göz atalım.


Taasub ve bağnazlığınızı açıkça belli ettiğiniz şu kısım soruya cevab verme gereği duymamaı sağladı. Yoksa böyle bir basit meseleyi o ayetlerin hangi dönemde indiğini ve Muhammed SAV ın hangi dönemde el-emin lakabıyla anıldığı din ve vicdan olmasa tarih ile sabittir. Tıpkı mekke hakemliği olayı gibi.

Ve size son bir şey daha, bu kadar bilgisizce kafadan yorumlar yapabildiğinize göre dinlere olmadığı gibi tarihe ve bilime de saygınız olmadığı açıkça belli. Fakat şunu unutmayın, Peygamberin en azılı düşmanları dahi ona büyücü diyebilmiş Sihir yapıyor diyebilmiş fakat hiç bir zaman YALANCI (O güne kadar hiçbir yalancılığını görmedikleri için ) diyememişlerdir.

Khaos
06-05-2011, 13:29
muhammed eminmiydi.
bilemiyorum.
pek sanmıyorum.

ama gizli gizli milleti dinlediğini,
o aramızdaki bir kulaktır dedniğini biliyorum.

muhammedin allahı bile,
hayır o kulak değildir diyememiş.
ya ne demiş.
o kulaktır.
ama bi sor ne kulağıdır.
hayır kulağıdır demiş.

muhammedül kulak.

Khaos
06-05-2011, 13:31
son zaqmanlarda dinleme olaylarında ciddi bir artış var.
özellikle örgütlü bir grubun bu işle fazlaca içli dışlı olduğunu biliyoruz.

olayın sebebi işte budur.

muhammedin sünneti seniyyesidir dinlemek.

yucemanitu
14-06-2011, 23:33
bu kadar bilgisizce kafadan yorumlar yapabildiğinize göre dinlere olmadığı gibi tarihe ve bilime de saygınız olmadığı açıkça belli.

İnanmayanların Muhammed'e çok saygı duyduklarını mı sanıyorsun? Kimin bilgisiz olduğunu gösterecek bir ayet koyalım:

Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!”(HİCR - 6)


Peygamberin en azılı düşmanları dahi ona büyücü diyebilmiş Sihir yapıyor diyebilmiş fakat hiç bir zaman YALANCI (O güne kadar hiçbir yalancılığını görmedikleri için ) diyememişlerdir.


Hem Müslümanım dersiniz hem de Kuran okumazsınız:



(Resûlüm!) Eğer onlar (inkârcılar) SENİ YALANLIYORLARSA, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Âd, Semûd, İbrahim'in kavmi, Lût'un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)! (HACC Suresi 42-44)

(Ey Muhammed!) Eğer SENİ YALANCI SAYIYORLARSA bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.(FÂTIR Suresi 4. Ayet)

Eğer SENİ YALANLADILARSA, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.(ÂLİ İMRÂN Suresi 184. Ayet)

Âyetlerimizi de alabildiğine YALANLAMIŞLARDI.(NEBE Suresi 28. Ayet)

Eğer Muhammed'e hiç kimse "yalancı" demiyorsa Kuran'da neden bunlar yazıyor? Öyle ya nasılsa kimse onu yalanlıyamıyor.

Ahlaksız
01-09-2012, 04:37
Kuran'ı baz aldığımız zaman müslümanların bir çok konuda zırvalar anlattığını anlarsınız..Konuda arkadaşın belirttiği gibi Muhammed'in güvenilir olduğu Kuran'a bakılarak çürütülebilir..!
O kadar çok paradoks var ki İslam dininde..Bu konuda sadece onlardan biri..

Amon yarebbi
11-07-2017, 01:07
Allah dediklerine göre emin birisi değil. Aleni yalancı diyor.


Ankebût Sûresi
12-İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır .


SURA SURESI
52. İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin

Esasın da allah dediklerinde de yalancılık var.

Muhammed 40 yaşına kadar allahın peygamber namzeti ve piyasa da , allah nazarında geçerli olan din Hristiyanlık . Peygamber namzeti hristiyanlıktan bi habermis gibi kitapsız , imansız suçlaması yapıyor.

Sen onu 40 yaşına kadar , son gelen dinin mensubu yapma sonra da , DİNSİZ İMANSIZ DE.