PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kıbrıs sorunu çözülmeden Kuzey Kıbrıs'ın sorunları çözülmez


spartacus
14-12-2025, 19:00
Ayrım ve ayrıcalık sağlaması, ayrım ve ayrıcalıklardan beslenme, 21. Yüzyılda insan hayatı, toplumsal refah, hak ve hukuku, Dünya genelinde ve bölgede Türkiye, Kıbrıs, Suriye vb. tehdit etmeye ve hayatı yaşanılamaz kılmaya, toplumsal cehaleti üretme-pekiştirme, hamaset fetişizmini(toplumu domine etme -baskı ve kontrol altına alma, gütme, yönlendirme-, hatta kadın-erkek ayrımcılığı oluşturma ve üzerinden toplumu domine etme, nemalanma bile var) üretme-pekiştirme ve kötürümleştirmeye devam ediyor... Bu konuda kişilerin neyci oldukları tartışma konusu değildir ve ne oldukları değil, önemli olan ne söyledikleridir.

Evet K.Kıbrıs toplumu, Türkiye mafya, çete, baronlarının(sermaye ağaları+siyasiler, dalkavuları da dahil), ırkçılık ve yanına da dinciliğin eklenmesiyle hayli güçlenmiş sözde meşruiyet kılıfı üzerinden insan pazarı, kumarhanesi ve Türkiye toplumuna ataerkil-ilkel dincilik, ırkçılık kılıfı sayesinde reva görülenin, Kıbrıs toplumuna da reva görülebileceği anlamına gelemez. Dinci, ırkçı hamaset üzerinden insanın varlığına karşı fedacı kastın savunulacak bir yanı yok. Bu ülke kendi çocuğunu askere göndermeyen, yurtdışında okutan, ama fakirin emeği, canı, çocuğunun canı, ezan, vatan, millet, bayrak gibi hamasetler üzerinden nutuk atarak maddi, manevi çıkar sağlayan milliyetçi, dinci, ırkçı şerefsizlerle doludur ve bunlar ezan, bayrak, vatan vb. hamaseti, istismarı sayesinde de ülkeyi, toplumu ve tolumun nasıl düşüneceğine değin belirlemekte, yönetmektedirler. Hak ve hukuk, insanca yaşam ve refah, ülke ve yurdunu, insan ve hayatını düşünmek, bunların çarkına doğrudan çomak sokmak olacağından dolayı, suç ve vatan hainliği, teröristlik, ajanlık vb. olarak işlenir, neden böyle yapıldığı ve davrandıklarını uzun uzun anlatmaya gerek yok.). Çözüm de belli ki AB yasa ve hukukuna sahip olabilmek ve bu hegomanyadan(Türkiye'nin gerici, ırkçı hegomanyası ve üzerinden Kıbrıs'ın baronların bahçesi, çiftliği yapılması) kurtulmak namına, birleşmekten yana görülüyor. Türkiye namına toplumsal çözümleri, hak, hukuk, demokrasi, özgürlük ve akıl sağlığını konuşmak ise, ateş üzerinde çıplak ayakla yürümek gibi...

Kısaca bazen en iyi çözüm; "en basit olanı veya başka çarenin mümkün olmaması veya bana reva gördüğün tabutu al başına çal" denebilir.

https://bianet.org/haber/cpt-milletvekili-dogus-derya-kibris-sorunu-cozulmeden-kuzey-kibris-in-sorunlari-cozulmez-314506


"CTP Lefkoşa Milletvekili ve CTP Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya,"Kıbrıs'ın birleşmesini ve uluslararası hukuk içinde yerini almasını istiyoruz ki insan haysiyetine yaraşır bir hayat kurulabilsin" dedi."

Kuzey Kıbrıs'taki mevcut yapının açık biçimde insan ticaretine dayandığını söyleyen Derya, şunları kaydetti:

"Kıbrıs'taki seks işçiliği değil, seks köleliği. İnsan ticaretinin bir parçası olarak kurgulanıyor ve gelen kadınların pasaportlarına, yani seyahat belgelerine devlet tarafından el koyuluyor. Kadınların çalışma saatleri belli değil. Neye mahsus kaldıkları belli değil. Sadece haftada bir sağlık kontrolünden geçiriliyorlar."

Bu yapının neden sürdürüldüğüne de değinen Derya, sorunun doğrudan Kıbrıs meselesiyle bağlantılı olduğunu vurguladı:

"Niye bu oluyor ve niye devlet destekli oluyor? Çünkü Kıbrıs sorunu çözümsüz kaldığı müddetçe Kıbrıs'ın kuzeyi uluslararası hukuk dışında bir yer olarak görülüyor. Karaborsacılar, mafya, insan tacirleri, narkotikçiler orada fink atıyor. Rahmetli Sırrı Süreyya'nın dediği gibi aslında Kıbrıs kalınbağırsağa dönüştürülmüş. Buna itiraz eden bile vatan haini muamelesi görüyor. Bunun ne kadar Kıbrıs sorunu olduğunu uzun uzun anlatamam ama o yüzden kısa kesiyorum."

Derya, çözümün Kıbrıs'ın birleşmesi ve uluslararası hukuk içinde yer almasıyla mümkün olabileceğini belirterek şöyle devam etti:

"Kıbrıs'ın birleşmesini ve uluslararası hukuk içinde yerini almasını istiyoruz ki insan haysiyetine yaraşır bir hayat kurulabilsin orada, bütün milletler için. Bu birincisi."

"İkincisi hiç kolay değil aslında siyasette olmak. Güçlü duruyoruz ama çok kolay olduğunu söyleyemem. Çok çeşitli zamanlarda ölüm tehdidi, tecavüz tehdidi, evin önünde kalamama gibi müthiş sıkıntılı zamanlar yaşadım. Meclise göstere göstere saldırganların girmesi, yemin töreninde polisin müdahale etmediği saldırılar, yüz ve vücuda yönelik şiddet gibi durumlara da maruz kaldım."

marcos
21-12-2025, 23:30
Bugün Kıbrıs'ı bölünmeye götüren olayların başlama yıl dönümü.Akritascıların ve EOKA cıların sivil Türklere saldırmaya katliama başladığı gün. 21 Aralık 1963 te başlayan 1964 yıllarında da devam olaylarda yüzlerce Türk ve Rum hayatını kaybetmişti.Katliamda Rum Milli Muhafız Ordusunun EOKA cıların yanında yer tutması ve Akritas yani adayı Türksüzleştirip Yunanistana bağlama planına katılması adayı bölünmeye ve sonunda Türkiye' nin müdahale etmesine yol açtı.

Bu kanlı olayların sonucunda adadaki Türkler ayrılma haklarını kullanıp kendi cumhuriyetlerini kurdular.Günümüz KKTC sinin gayri meşru işler ile anılmasının sebebi adadaki Türklerin ayrılma haklarını kullanması değil BM' nin bu hakkı tanımamasıdır.KKTC' nin tanınması hukuksal statüsünün kabul edilmesi KKTC' yi denetime açık hale getirecektir.

Kıbrıs adasında Rumların ve Türklerin bir arada yaşama koşulları yoktur.BM, Amerika ve Avrupa tarafından tanınan Rum yönetimi hala Akritascıdır EOKA' nın yaptığı katliamlar ile gurur duymaktadır ve bunu saklama gereği dahi duymamaktadır.KKTC' nin egemenlik ve ayrı cumhuriyet hakkında vazgeçip birleşik Kıbrıs' tan yana karar kılmaları kısa sürede kanlı olayları katliamları tekrar başlatacaktır.

spartacus
22-12-2025, 08:20
İlgili dönem geçmişte kaldı ve bizler tek taraflı okuyoruz(aksi bilgi hasıl olursa da bir şekilde susturuluyor*), geçmişte sadece Türkler değil 2 taraf da benzer ötekileştirme ve sonuçlarını yaşadı(sadece bir taraf hak iddia etmiyordu, 2 taraf da hak iddia ediyor ve benzer faaliyetler yürütüyordu).

K.K.T.C'yi bu duruma ve koşula getiren ise aksine K.K.T.C'yi tanıyan ülke Türkiye oldu, elbette bu tarifsiz çelişkidir de... Yani K.K.T.C'yi tanımayan değil tanıyan ülke K.K.T.C'nin egemen devlet veya hak, hukukuna, statüsüne riayet etmedi, işgalci konumuna ulaştı(bu durum K.K.T.C'nin de tanınmasını imkansız hale getiren faktörlerden birisi haline geldi) ve ayrıca Kıbrıs'ı vahşi sermayenin yasadışı işgalcisi konumuna yükseltti(kendisine benzetti). İşte aslında temel sorun da bu oldu ve Kıbrıs halkı da gün geçtikçe Türkiye halkı gibi açlık, aşırı sömürü, perişanlığa, dinci, ırkçı tarzda cahilleştirme, sürüleştirme hamasetine itiliyor...

AB'ye katılmak, dahil olmak istiyorlar ve AB normlarında, eskiden yaşanan sorunlar yaşanır mı, yaşanmaması daha yüksek olasılık(AB yasalarına göre kimsenin etnik kimliği üzerinden bir ayrım durumu söz konusu olmuyor, bu tür ayrımcılık Türkiye gibi çağdışı, feodal geleneği veya modeli kıramamış, aşamamış devlet modellerinde yaşanıyor) veya münferit olaylar Türkiye'nin işgalci gibi davrandığı koşullardan daha fazla mı olur? Net bir şey söylemek mümkün görünmüyor.

*
T.C'nin Kutlu Adalı Cinayeti (https://tr.wikipedia.org/wiki/Kutlu_Adal%C4%B1)