Orijinalini görmek için tıklayınız : IŞİD'lilerin tutulduğu hapishanelerde son durum ne?
Suriye ordusunun 21 Ocak Çarşamba günü IŞİD'lilerin eşlerini ve çocuklarını barındıran El Hol Kampı'na girdiği bildirildi.
Fransız haber ajansı AFP, bölgedeki muhabirlerinin Suriye ordusuna bağlı çok sayıda gücün kampın metal kapılarınadan içeri girdiğini gördüğünü aktardı.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Salı günü Haseke'ye bağlı El Hol Kampı'ndan çekildiklerini açıklamıştı.
ABD ordusu da 21 Ocak'ta yaptığı bir açıklamada 150 IŞİD mensubunun Haseke'den Irak'a götürüldüğünü duyurdu. Reuters'ın aktardığı açıklamaya göre önümüzdeki süreçte bu sayı 7 bine kadar çıkabilir.
Suriye'nin doğusundaki cezaevlerinde 10 bine yakın IŞİD'li mahkum bulunuyor, kamplarda ise 50 bine yakın aile üyesinin kalıyor.
Bu cezaevlerinin ve kampların güvenliği, IŞİD ile mücadele açısından büyük önem taşıyor.
Devamı; https://www.bbc.com/turkce/articles/cdexgpdjw38o
Bu hapishaneler Türkiye'ye çok yakın. Onbinlerce terörist ve ailesinden bahsediyoruz. Türkiye'ye geçmeye çalışanlar olursa, ne olacak?
Bir kısmı Suriye ordusuna girse bile, geriye kalanlar nereye gidecekler?
Terörist oldukları bariz olan bu insanlar hakkında hangi devlet ne yapmayı düşünüyor?
Hepsi olan biteni seyrediyor.
Bari bu insanların çoğalmasının önüne geçin. En azından bunu yapın ama yapmıyorlar. Belki bu hapishanelere/kamplara gıda yardımı yapan devletler bile vardır.
https://www.youtube.com/watch?v=fwZDZpG3f7k
spartacus
21-01-2026, 22:46
Bir kaç gün önce bir kaç bin IŞİD'li zaten cihadcı kardeşleri HTŞ tarafından, özellikle SDG'nin de savaş olmaması adına geri çekildiği yerlerdeki kampların kapıları açılarak serbest bırakıldı(videoları çekilmiş, ABD vb. koalisyon güçleri ise 2 km öteden izlemiş, yani bu işlerde başka işler var). Kaldı ki Suriye'nin geri kalanındakiler ne oldu? Buhar olmadılar ya, HTŞ'nin fiilen içindeler ve Kürtler'e karşı girişilen işgal politikası sadece Kürtler'e karşı değil, HTŞ'nin kardeşlerini de özgürleştirmesi için...
Muhtemel İsrail ve ABD bu yapıları tekrar kullanacak, İran, Pakistan veya Mısır veya Lübnan vb. vb. artık nerelerin cidaha ve İslam'ın o güzelim satırlı, zombili kasaplığın barış ve huzuruna ihtiyacı varsa, bunlar oraya salınacak, bol bol katledecek, çalacak, çırpacak, talan edecek, zombi filmleri gibi barış ve huzur dağıtacaklar. Çünkü islam barış ve huzur dinidir öyleyse cihadcılardan(harami takımı) gayrısının malı, mülkü, canı bunlara helaldir, çünkü İslam barış ve huzur dinidir, barış, huzur ve hak, hukuk ,adalet getiren insan olduklarını ispata milyar şahit de tutsak ispatlayamayacağımızların saltanatıdır...
Sadece IŞİD'den çekinmemeli, bunlar asıl güç olmaktan çıktı, çünkü zaten Türkiye'nin, ÖSO(önceli), SMO -Suriye Millî Ordusu(takribi 80.000 kişi ve muhtemel %80'i IŞİD ve türevleri), Suriye Millî Ordusu adı altında binlerce cihadcı, faşist, anormal, salya sümük psikopatı eğitti, silahlandırdı, ayrıcalık tanıdı(halkın vergileriyle), maaşa bağladı(Onlar da IŞİD'le aynı kafa-yapıda, en kullanışlı malzeme, din ve istismarı, cehaleti, bilinçli olmaları beklenmiyor, beklenemez, kör olmaları yeterli). HTŞ zaten ve özünde yapıca ve zihniyet, fikren, ideolojik olarak IŞİD'e dayanan bir yapı vs. Kısaca asıl sorun, HTŞ+SMO'dur ve muhtemel bunlar da Türkiye içlerinde IŞİD ismiyle kullanılıyor veya kullanacaklar.
Şu an İslami taktikler uyguluyorlar, ancak tasmalarını ABD+İsrail'in elinden kurtarmaları çok zor ve o zamana kadar da oldukları(IŞİD stratejisi) gibi görünmeme, göründüğü gibi olmama vb. taktiklerini uygulamaya, fırsat buldukça El Kaide gibi yönetmeye, kasaba, köylelere, yer yer şehirlere girip İslam'ın Huzur, vicdan ve Barış dini olması münasebetiyle, katliamlara, yağmaya, kadınları kaçırıp ona buna seks kölesi olarak sunma, satmaya vb. devam edecekler...
spartacus
23-01-2026, 00:25
IŞİD'e tekrar ihtiyaçları var dedim de, aslında zaten HTŞ, ABD tarafından rehabilite* edilmiş IŞİD'di zaten... Şimdi geriye SDG'nin hakim oılduğu bölgelerdeki binlerce IŞİD'liyi tutuldukları kamplar, hapishanelerden çıkartıp, rehabilitasyon merkezine (HTŞ'ye) dahil edip, muhtemel Irak, Lübnan, İran, Türkiye, Mısır vb. gibi coğrafylara tasmalarından tutup tekrar IŞİD'li pozisyonu-aldatısıyla, alkışlarla yollamak kalacak.
* ABD'yi dost görecek ve bundan sonra ABD'nin işaret ettiğini ise düşman görecek...
AKP+MHP bundan çok memnun olacak çünkü gırtlağına kadar suça, hak, hukuksuzluğa, yalan, dolan, talana batmış han-ı yağma rejimlerini kurtarmak için ihtiyaç duydukları OHAL(B planı) gereği bunlar için de bir çıkış sağlamış olacak. (muhtemel geçmişteki devlet Hizbullah'ı gibi ama çok daha etkili ve etki alanıyla kullanacaklar ve yine muhtemel öncelikle Kürtler'e karşı terör hakimiyeti yerleştirecekler ve batıda sürdürdükleri ırkçı-şoven hamasetle de, toplumun çoğunluğunu arkalarına yedekleme-sürüleştirmeyi- başarma politikası izleyecekler -ki bu, böylesine dinci ve ırkçı yobazlık, bağnazlıkla sürüleştirilmiş-mankurtlaştırılmış toplumlarda "tereyağından kıl çeker" gibi kolay olmaktadır. Hatta Suriye'nin şeriatçı, cihadcı, gerici, ÖSO(Türkiye El kaidesi) vb. bir yağma rejimine teslim ettirilmesini dahi, Kürtlere karşı olan soykırımcı egemen kültürü, şovenizmi de kullanarak -kılıf-, alkışlatarak başarıyorlar...)
Bu rehabilite süresi, zaten El Nusra ayrışması üzerinden tamamlanmıştı ve sonunda planlı bir darbe ile Esad devrilmişti...
Çok da fazla yazmak gelmiyor içimden, malum AKP rejimi ve bilinen gerçekler, midelerimizin kaldırmadığı ve süreğen devam eden rezillik, olay ve olgular, perişanlıklarla, aynı şeyleri söylemekten de artık bıktık...
Oradaki Kürtler ne yapacak, bu şeriatçıların egemenliğinde nasıl yaşayabilecek artık düşünemez oldum. Köşeye sıkştırılmış ve önüne gelenin vurun, kesin, öldürün dediği 2 azınlık var, yaşam biçimleri, kültürleri de şeriata uymuyor, Aleviler ve Kürtler...
Düşünün HTŞ, Suriye ordusuna ARAP MİLLİ ORDUSU ismini veriyor... "Suriye Ordusu" demiyor, "Arap Milli" diyor, 21. yüzyılda, hala daha 19. Yüzyıl anlayışının hakim kılınma çabası, elbette yine bu plan ve projenin altında ABD+İngiltere stratejisi yatıyor. uzatmayacağım, çünkü artık mankurtlaştırılıp, sürüleştirilerek aptallaştırılmışlara bu kampçı-bölen stratejiyi ve neden bunu tercih ettiklerini anlatmanın anlamı kalmadığını düşünüyorum ve müstehakı neyse onu yaşıyorlar, yaşayacaklar, yaşasınlar, kesip, doğaryıp, gasp edecek kamp, "ötekileştirdikleri" kimseyi bulamadıklarında, birbirini yesin, bokunda boğulsunlar. Çünkü bu kafa ve halde, böcek kadar değerleri, akılları, bilinçleri, ders çıkartma yetileri, insan olma çabaları da yok... Şu halde tek .ıkış yolları var, o da azınlıkalrın ayrışıp, kendi devletlerini kurması, artık ırıçılığın, dünciliğin para edemez düzeye gelmesine dek ayrışmaları -fikren insan olmayı başaramıyorlar, bari her biri kendi açık cezaevi kamplarında, bir dönem böcekler gibi yaşasın ve böcekler gibi yaşamanın, ırkçı, dinci mankurtlaşmanın, sembol fetişizminin kendilerini köle etmekten başka bir boka yaramadığı, beş para etmediğini öğrensinler...
https://www.youtube.com/watch?v=M8UMyadam9w
https://www.sozcu.com.tr/abd-den-isid-hamlesi-tutuklulari-irak-a-sevk-ediyorlar-p286143
Abd, Işid'lileri Irak'a sevk ediyor.
Abd'nin Ortadoğu'dan çıkması zor.
Abd; Türkiye, Irak, Suriye, İran gibi ülkelere müdahale ederek radikalliği körüklediğinin farkında değil. Bu ülkelerin iç işlerine karışmak, bu ülkeleri istikrarsız/güçsüz bir duruma getirir ki, bunun sonucunda da ekonomik ve toplumsal anlamda bir gerileme yaşanır. Abd, bilerek veya bilmeyerek, Işid gibi oluşumların ortaya çıkmasına neden oluyor. Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda zaten radikalliğin bir altyapısı(cihat) var. Bu altyapıyı bir şekilde beslerseniz(askeri müdahale gibi), karşınıza Işid gibi bir oluşum çıkar.
spartacus
24-01-2026, 21:18
ABD, İngiltere vb. bilerek gericilik üzerinden paravan ve itibarsızlaştırıcı, istikrarsızlaştırıcı yöntemler izliyor(Türkiye'nin de Kürtlere karşı izlediği itibarsızlaştırıcı, istikrarsızlaştırıcı taktikler gibi). Ayrıca bizim sorun saydığımız şeyler, onlar(ABD, İngiltere vb.) için strateji, hedeftir vb... Genelde din ve ırkçılığı kullanarak, sömürgeleştirecekleri ülkeleri ve toplumları etkili biçimde sürüleştirecek staretejiyi uygularlar. Ayrıca dinci vb. hamasetle öne çıkan veya öne çıkardıkları kişi, kurumları vb. finanse ederler. Zübük siyaset bir kez hakim kılındı mı bu siyasetten nemalanan işbirlikçi bürokrasi kısa sürede hükümeti de ele geçirir ve yerleşir. Örneğin Türkiye'de siyasal İslamcılar, tarikatların vb. temelelrine inilse, altından ABD, İngiltere gibi merkezler veya belirleyici politka ve stratejileri çıkar. Ancak bu durum, sadece diplomasi masalarında değil, uzun vadede satın alınmış bürokrasi, çeşitli etkili isimler ve bu isimlerin parlatılması, tabana yayılmış çeşitli sosyal vakıflar, örgütlerle vs. süreçle gerçekleş-tiril-ir. Osmanlı'nın son dönemlerinde ise; coğrafya başta İngilizler eliyle olmak üzere, Hindistanlaştırılma yolundaydı veya bu dini kullanma stratejisi köklü bir geçmişe sahipti...
Geçmişte kısıtlıda olsa basına sızdırlan CIA belgeleri var, ve bu belgelerde örneğin Afganistan'da ne yaptıkları, toplumu nasıl gericleştirip, cihadçı zombilere dönüştürdükleri, Afganistan'ı sadece kaynakları değil afyon ticareti hakimiyeti için de nasıl dizayn ettikleri, bilinçli olarak çocukları birer savaşçı gibi yetirmeyi esas alıp, nasıl da acımasız mankurtlara dönüştürdükleri görülebiliyor. (Daha sonra elde eidlen belgelere göre başka bir örnek de Somali'dir. Somali'yi kim nasıl o hale getirdiği veya zaten Somali'de hakim olan toplumsal kamplaşma ve cehaleti nasıl da işlerine geldiği gibi kullanıp dizayn ettikleri, Somali'nin petrol konsorsiyumlarınca yönetilmiş olduğu gerçeği belgelenmiş, görülmüştü...)
Suriye'de Esad gitseydi ve parlamenter ve seçime dayalı eski sistem oy hırsızlığının da önüne geçilerek devam ettirilseydi, bu durum başta ABD olmak zere batınınişine gelmezdi. Bu kadar basit, hatta bir telefonla dahi yönetebildikleri şu anki HTŞ saltanatında olduğu gibi, kolayca yönetebilir, tasmasından tutup diledikelri gibi yönlendirebilir ve hakim olabilirler miydi? Sadece gerici hükümet değil, toplumun da gericileştirilmesi, kamplaştırılması ve buradan doğan kolaylık(sürüleşmiş böylece biat ettirilmiş bir toplum) ve istikrarsızlaştırmayı sağlayamazlardı... İngiltere, ABD, Fransa vb. stratejisi sömürgeleştirme, ama sağlayıcı koşul olarak da toplumların sürüleştirilmesi, monarşist veye gerici salatanat hükümetleri, rejimelrinden yanadırlar. Bununla birlikte, özellikle hak hukuk, demokrasi, adalet, sol'a(*) karşıda korkunç bir anti-pati, cadılaştırma politikatası izlerler ...
(*) ABD, İngiltere vb. batı, özlelikle sola, soykırım düzeyinde karşıdırlar çünkü en basit haliyle sol anlayış bunların desteklediği, finanse ve lojistik sağladığı anti-sosyal, anti-laik, anti-demokratik, hak-hukuk tanımaz tasmalı gerici rejimlerine ve sömürgeleştirilmeye karşıdır. ABD'de geçen gün katledilen kadını düşünün, "çünkü solcuydu" dediler, gazeteci soru sorduğunda "sen bu soruları soruyorsun çünkü çakalsın, çünkü solcusun" dediler. Yani sola karşı soykrımcı oldukalrını hem biliyor hem de saklamıyorlar ve solu itibarsızlaştırmak için de bir dolu yöntem uyguluyorlar(aslında Hitler'den de epey ders aldılar, ne yaparsak makul görünür noktasında cilalı gösterilen faşizm uyguluyorlar. ABD de gerçekten güçlü, gerçek bir sosyal demokrat, etkili sol bir taban oluşsa, ABD direk siyasi soykırıma giden faşist bir ülkeye dönüşüyor, dönüşür. Bu sebeple de ayrıca kuklası oldukları bir çok ülkede de sahte sol, sahte sosyal demokrasi -kontrollü, kumandalı- yapıları oluşturup öne çıkartırlar veya liderlerini satın alıp desteklerler. Çünkü toplumların farkındalığı ve bunların gaspçı-yağmacı egemenliği ancak bilinçli toplumlarda törpülenir veya engellenebilir)... Sonuç olarak taktikleri; "cennet, huri, ezan, bayrak vb. masallarıyla" milyonları tek tip mankurtlara dönüştürmektir. Bunlar solu tek tipçilikle suçlarken (çünkü aydın insanların, toplumların da kriterleri oluyor), aksine kendileri basit toplum mühendislikleriyle "tek tip" gerici, cahil, mankurtlaşmış, zombileşmiş kitle ve toplumların oluşmasını sağlıyor. Suriye'de olan da bu, olacak olan da ve belli ki Aleviler, Kürtler bu tek tipleştirilmeye karşı direnecekler. Bir kere bu toplumlar daha en başından sosyal yapıları gereği, ABD, İsrail'nin karşı olduğu nitelikteki toplumlar/yaşam biçimleri. Çünkü bunlar için ideal olan cihadcılar, ırkçılar, bizdeki AKP kitlesi gibi anlayışlar. Her şeye şükreden veya fedacı(şeyhime, vatana vs. canım feda vb.) ve sebeplerini sorgulama yetisi olmayan kör toplumlardır... (muhtemel Aleviler,Kürtler siyasetin dışında tutulmak isteniyor, sadece toplumsal değil siyasi soykırım süreci de işletiliyor ve bölgedeki cihadcıların, ABD, İsrail güdümüne girmeleri için bir biçimde tasmalanmaları, ehlileştirilmeleri gerekiyordu ve Kürtler'i bu sebeple de kullandılar. IŞİD vb. anlayışlar HTŞ üzerinden ABD ve İsrail'e teslim bayrağını çoktan çekti(misyon tamamlandı**). Cihadcılar için kullanılan ABD hapishaneleri, cihadcılardan oluşan zombi birlikler oluşturmak, bir nevi tasmalandırma merkezleridir de denebilir. Bir süre tutup, empoze ile tasmalayıp, olanak ve lojistiklerini de sağladıktan sonra, çeşitli ülkelere salıyorlar vs. ve gönderildikleri/gittikleri yerlerde de, bu tasmalılara veya aldatılmışlara, ya örgüt kurduruluyor ya da güçlü örgütlere girmeleri, önemli yerlere gelmeleri sağlanıyor. Böylece ABD, İsrail vb. çeşitli örgüt ve kurumlar içinde kök salıp, hakimiyeti ele geçirecek denli yerleşmiş oluyorlar... (medyasıyla veya çeşitli kişilere yedirdiği paralarla da bu kişileri çeşitli yöntemlerle kahramanlaştırıyor ve etkili yerlere gelmesini sağlıyorlar vs... uzun hikayeler)
** Eğer Türkiye'ki Kürtler ve hakim anlayışları laik değil, öne çıkan partileri sol veya sosyal demokrat zeminde olmasa, aşırı sağcı, şeriatçı olsalardı, ABD bu ülkede de(Türkiye) çoktan ayrı bir bölge, yerleşke kurulmasını sağlamış veya hakim olarak etkin kılmış olurdu. Çünkü şeriatçı, cihadcı zombilerin savaş anlayışı hak esaslı öne çıkan mücadelelere benzemez, insanlığa karşı TOPYEKÜN savaş ilan edip savaştıkalrı için az sayıda güçle dahi etkili sonuç alırlar, daha kolay yakıp, yıkıp, devirirler. Hak hukuk, vicdan gibi kriteri bulunmaz ve kendileri için her yolu mübah sayarlar. Ancak ABD vb.'nin yukarıda ifade ettiğim stratejiye ihtiyacı olmadı, çünkü Türk-İslam sentezi üzerinden ülke, siyaset ve bürokrasisine hakim-egemen olmayı ve hali hazır çeşitli kamplaşmalar, zaaflarını da kullanarak kuklalaştırmayı başardı.
spartacus
25-01-2026, 10:38
https://www.youtube.com/watch?v=0MfUvsHS7cE
spartacus
27-01-2026, 11:42
Yeni kaosun tohumu atılıyor
ABD ve İran arasında gerilim tırmanırken Washington, Irak'ta Tahran'a yakın bir hükümet kurulmasına karşı Bağdat'ı uyardı. ABD'nin uyarısı, Irak'ta Şii blokun eski başbakan el Maliki'yi aday göstermesinin ardından geldi.
Emperyalist dizaynın sürdüğü Ortadoğu'da Suriye ve İran'daki gelişmelerin doğrudan etkilediği Irak'ta yeni krizin tohumları ekiliyor. Irak'ta Şii siyasi partilerin çatı kuruluşu Koordinasyon Çerçevesi, ülkenin yeni başbakanı olarak Nuri el Maliki'yi gösterdi. İran'la ABD arasındaki gerilimin tırmandığı bir süreçte Tahran'a yakın bir ismin siyaset sahnesine dönmesi Washington'ı alarma geçirdi.
https://www.birgun.net/haber/yeni-kaosun-tohumu-atiliyor-687419
spartacus
27-01-2026, 14:46
https://www.youtube.com/watch?v=qt703yaQqyk