Orijinalini görmek için tıklayınız : Ne olacak bu CHP'nin hali?
Dün akşam Kanal D'de Mehmet Ali Birand'ın yönetiği bir açık oturum vardı. Konu "Ne olacak bu CHP'nin hali?" idi. Toplantıya katılanlar CHP'nin kurmayları idi. Mustafa Özyürek, Onur Öymen, Mehmet Sevigen parti MKYK'sından, ayrıca Berhan Şimşek, Altan Öymen ve Tufan Türenç vardı. CHP kurmayları CHP'nin nerde hata yaptığını tartışacaklar gibi bir manşeti görünce ben de merakla TV'nin karşısına geçip sonuna kadar seyrettim.
Aslında hiç içimde bir özeleştiri, bir nesnel değerlendirme yapılacağına dair his yoktu ama yine de belli mi olur, belki bu sonuç birilerinin aklını başına getirir umuduyla sonuna kadar seyrettim. Daha ilk turda sonuç ortaya çıktı. Kurmayların hiç de öyle bir özeleştiri falan yapmaya niyeti yoktu. Lafı sürekli CHP neden tahminlerin bu kadar altında kaldı sorusundan kaydırıp, neden AKP çok oy aldıya getiriyorlardı. MKYK üyeleri bilindiği gibi seçim sonrasında Baykal'la beraber toplanıp bir değerlendirme yapmışlardı. Bir de bütün MKYK üyeleri topluca istifalarını Baykal'a vermişler, o da geri çevirmişti.
MKYK üyelerinin değerlendirmesinden neden CHP başarısız oldunun cevaplarını sıralayacak olursam şunlardı:
1. AKP, halka rüşvet dağıtmıştı.
2. Medya AKP'yi desteklemişti.
3. AB ve ABD de AKP'yi desteklemişti.
CHP'nin seçim başarısızlığı yoktu aslında ama oylarını artıramamasının nedeni bu yukardaki nedenlerdi, yani dışsal nedenlerdi. Burdan şu sonuç çıkıyordu ki, CHP'nin aslında bir özeleştiri yapmasına pek gerek yoktu. Nedenler kendilerinden kaynaklı değildi.
Tufan Türenç'in CHP'nin programatik ve yapısal değişikliğe ihtiyacı olduğunu söylemesinin ve eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen'in Baykalcıların aslında nasıl bir diktatörlük sistemi kurmuş olduklarını anlatmaya başlaması ile birlikte tablo daha net ortaya çıktı. Mehmet Sevigen ve Mustafa Özyürek tabii böyle bir eleştiriye dayanamazlardı ve Baykalcıların gerçek yüzünü sergilemeye başladılar. Eleştirenler CHP'li değildi yada atılmışlardı, bunlar AKP'nin oyunlarıydı, özellikle Altan Öymen'i nerdeyse konuşturmamaya çalıştılar. Berhan Şimşek ise öyle bir bürokrasi içinde daralmış durumdaydı ki, eleştirmek istiyor ama eleştirirse parti diktatörlüğünün kılıcını ensesine yiyeceğini biliyormuş gibi evirip çeviriyordu. İnsanın içinde acıma duygusu uyandıran bir tabloydu.
Daha önce de yazmıştım. Erdal İnönü döneminde 4 yıl SHP'de çalıştım. Baykalcılar her altı 6 ayda bir olağanüstü kurultay toplarlar ama hep İnönü kazanırdı. Bir kurultay biter bitmez yenisi için imza toplamaya başlarlardı. Kurultaylarda da kavga çıkarır, her şeye itiraz eder, sandalyeleri kırar, mutlaka polisiye sorunlara yol açarlardı. O zamanlar başka partiler SHP'ye kurultay yapmaktan politika yapmaya zaman bulamıyorlar derlerdi. Haksız da değillerdi. CHP açılınca Baykal hırçın ekibiyle CHP'ye çöreklendi. SHP de ona katılınca diktatörlüğünü sağlamlaştırdı. Parti içindeki bütün muhaliflerini bir şekilde temziledi. Şu anda CHP'deki lider diktatörlüğü ancak MHP, SP ve İP ile karşılaştırılabilecek düzeydedir.
Baykalcıların konuşmalarından anladığım kadarıyla benim İttihatçılar dediğim birtakım Kemalist derneklerin militarist ve saldırgan tutumunu benimsemişler. Gerçekte tamamıyla milliyetçi ve militarist olan bu anlayışı biraz sosyal demokrasi baharatıyla süslüyorlar ama kimse bunları ciddiye almayacaktır. Benim önerim Baykal'ın hemen yeni bir ön seçim için çalışmaya başlaması (SHP'de yaptığı gibi) ve MHP, SP ve İP ile birleşip tek parti olarak seçimlere girerek bu ülkeyi AKP'den *kurtarmalarıdır.
Saygılarımla..
sevgili sargon,görüşlerinin birçoğuna katıldığımı belirtmek isterim.fakat şurda birşey söylemek isterim.Cumhuriyet halk partisi atatürkçü,kemalist ve sosyal demokrasi anlayışına sahip bir partidir.(tabi bazen bunları tam olarak yansıtamasa da)mhp,saadet partisi gibi partilerle beraber olmasını ve ülkeyi akp'den kurtarmasını temenni etmiş ve öyle düşünmüşsünüz.saygı duyarım.fakat şu bilinmelidirki saadet partisi,akp denen bu canavarı yaratmıştır..Bunu es geçelim diyorsanız,saadet partisi,antilaik bir partidir.Atatürk'ü sevmeyen insanlardan oluşmaktadır..türkiye'nin laik kurumlarını dinci kurumlardan oluşturma çabasındadır.(bunu akp şu an yapmaktadır)her zaman antilaik çizgisinden hiçbir zaman ödün vermemiştir.Cumhuriyet halk partisi'ni dinsiz,komünist allahsız bir parti olarak görmektedirler..(Komünistti ben de anlamadım,ama genel kanı budur bilinçlenmemiş halkımız sağolsun)Milliyetçi hareket partisi ise,tam bir milliyetçidir.Ama kemalist bir anlayışa sahip değildir..daha çok osmanlıcılık ve turancılık anlayışına sahiptir..Ortak noktası olmayan bu partiler ile,cumhuriyet halk partisi nasıl ve neden birleşmelidir?Bunu yapmak demek,soldan ödün vermek demektir,bunları yapmak demek 6 ok'dan ödün vermek demektir.Bugün saadet partisindeki anlayış ülkemizde olsa, din karşıtları ve ateistlere büyük bir baskı uygularlar bunu şiddete yansıtırlardı..Akp'yi kovmak istiyorsak eğer,daha da çok çalışmalı,atatürk'ün yolundan daha emin adımlarla gitmeli,ve daha da işimizi ciddi yapmalıyız..Durmak yok soymaya devam diyenlerin karşısında dimdik ayakta durmalıyız..
saygılarımla...
sevgili sargon
* *chp her şeyden evvel devlet kuran bir partidir, bu partiye üye olanlar da ben devletim diye üye oluyor ve bu anlayışla geişiyor, dolayısıyla temel meselenin devleti reformize etmek ya da modernize etmek olan bir yerde chp den hayır gelmeyecektir.
* *70 li yıllarda chp ye ve Ecevite reformizm görevi verildi. Yükselen devrim dalgasını reformize edebilmek için Ecevit çok ugraştı, bunda başarılı da oldu. Ecevit ve Chp nin hiç bir zaman halk diye bir sorunu olmadı, devlet diye sorunları oldu. Nitekim Ecevit iktidarında cezaevlerinde hayata dönüş operasyonları adı altında insanlar katledildi.
* * Güneş balçıkla sıvanmıyor ve Chp yi de demokratik bir düzeye getirmenin imkanı yok artık. muhalefet meydanlarda olur, sokakta olur. Yeni dönemde bunu yaşayacagız.
* * *70 li yıllarda devrimciler chp içinde çalışmayı da bir seçenek olarak ele almışlardı, bu yüzden devrimcilerin eline geçen il ve ilçe örgütleri devamlı fesih olurdu. Bu işden en muzdarip olan da Timisinin TBP si idi. Alevi partisi olarak kurulan bu teşkilat hiç bir zaman devrimcisiz kalmadı. *:lol:
* * * Ama şimdi düzenin en antidemokratik örgütleriden biri Chp dir. Sosyal demokrasinin ne sosyali ile ne de demokratı ile uzaktan yakından bir alakası yoktur, zaten iddiası da yoktur. Süreç onu çöplüge dogru taşımaktadır.
* * * * saygılarımla
sevgili dilaver,eğer cumhuriyet halk partisi antidemokratik bir örgüt olsaydı;1950'ler de çok partili sistemi getirmez demokrasinin yolunu açmazdı.Fakat bunların hepsini yaptı..milletin iradesine saygı gösterdi.Bugünkü chp'nin eksikleri yok mudur? Elbette vardır.ama ben sizin gibi chp'yi *umutsuz vaka olarak görmüyorum.Benim hala bir umudum var :wink:
saygılarımla..
sevgili felsefeci
* 1950 lerde devlet = CHP
* *dolayısıyla chp ye don biçmeyelim. Olması gerekiyordu , oldu. Bunun nedenlerine de girmeyelim. Ama tanık oldugum süre içerisinde Chp nin ciddi bir demokratik yapısını göremedim. İçindeki kişilerin demokratik yapısını ayrı tutuyorum tabii ki.
* saygılarımla
<strong>SİLİNEN</strong>
28-07-2007, 23:50
İzmir Marşı
İzmir’in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.
İzmir dağlarına bomba koydular
Türk’ün sancağını öne koydular.
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular.
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana.
İzmir’in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım.
Öksüz yavruları bağrıma bastım.
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana
Türk oğluyum ben ölmek isterim.
Toprak diken olsa yatağım yerim.
Allahından utansın dönenler geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa
http://www.turkcedunya.com/izmir_marsi_mp3_sozleri
Bu linkten İzmir marşını dinleyiniz. Ben bu aralar defalarca dinliyorum bu marşı.
Sorosların sözü ile değil Torosların ruhu ile hareket edenlerin fazla bir şeye ihtiyacı yoktur.
ne alakası var ki şimdi bunun.
* Atatürk bu ülkenin temel ve ulusal degeridir. Hiç bir partiye de mal edilmemesi gerekir..
* Şimdi atın bakalım, ya da alın bakalım Atatürkü Chp den ve ulusalcılardan geriye ne siyasetleri kaldı.
* *Degerlerimizi yerinde bırakalım. O degere herkes sahip çıkıyor. Şimdi Baykal bar bar bagırdıydı, Atatürk yenilecek diye. Sizce Atatürk mü yenildi.
* *Şayet önderi seviyorsanız onu ayaga düşürmeyin. Ve bu saatten sonra tartışmalarınızı Atatürk harici yapın. Yok mu sizin programınız, dünya görüşünüz.
* * Atatürk bu ülkenin Kürdüyle, Türküyle degeridir. Onu basit siyasetinize alet yapmayın, kaldı ki tutmadı bu iş. Sizce % 47 oy Atatürk karşıtı mı Sıkıysa çıkın da söyleyin o oy sahiplerine. Bak bakalım ne olacak.
* * Bu maya tutmadı. Ne Akp lisi, Ne Dtp lisi Atatürke toz kondurmaz. Başka senaryo arayın bu maya artık ekşidi.
* * saygılarımla
sevgili dilaver, akp'li ve dtp'lilerin atatürk'e toz kondurmayacağını söylemişsin.Buna inanmamı lütfen bekleme.Akp'li birçok kişi mustafa kemal atatürk karşıtıdır.Türkiye'de cumhuriyetin yıkılması gerektiğini onun yerine şeriatle yönetilen bir ülke modelinin olması gerektiğini söylüyorlar.Aynı şey dtpliler içinde geçerlidir,dtplilerin de bir çoğu,mustafa kemal atatürk'ü faşist olarak görmektedir..İçlerinde kürdistan devletinin olmasını isteyen arzuları vardır.Ama bunun imkansız olduğunu onlarda bilmektedir.Hangi toz kondurmadan bahsediyorsun..
saygılarımla..
HarunKAHYA
29-07-2007, 00:08
sn sargon, hislerimize tercüman olmuşsunuz.
"Mehmet Sevigen ve Mustafa Özyürek tabii böyle bir eleştiriye dayanamazlardı ve Baykalcıların gerçek yüzünü sergilemeye başladılar. Eleştirenler CHP'li değildi yada atılmışlardı, bunlar AKP'nin oyunlarıydı, özellikle Altan Öymen'i nerdeyse konuşturmamaya çalıştılar. Berhan Şimşek ise öyle bir bürokrasi içinde daralmış durumdaydı ki, eleştirmek istiyor ama eleştirirse parti diktatörlüğünün kılıcını ensesine yiyeceğini biliyormuş gibi evirip çeviriyordu.
İnsanın içinde acıma duygusu uyandıran bir tabloydu."
bende aynı duygularla seyrettim Mali Birand ın programını.kaleminizesağlık.. :)
HaKa :D
Herşeyden önce son seçimlerin demokratik ortamda gerçekleştiği söylenemez. Bu benim şahsi fikrimdir. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bir iktidar partisi seçimlerde iktidarın nimetlerini Türkiye'deki gibi kullanmaz, kullanamaz. Tabi tüm bunlar seçimin sonuçlarına etki eden tek etmen değil.
CHP'nin yadsınamaz şekilde yapmış olduğu hatalar da bu sonuca tesir etti. Propoganda döneminde iktidara gelirlerse yapacakları hakkında hiçbir şey söylemediler.Kısacası hiçbir probleme çözüm üretemediler. Politikaları yoktu yani. Meydanlarda söz dalaşı yapmak, yani bir anlamda günü kotarmak yetmiyor.
Gelelim ne olcak bu CHP'nin haline. Öncelikle şunu belirtmeden geçemeyeceğim, halen CHP'ye karşı bir linç kampanyası sürdürülüyor. Zülfü Lİvaneli'nin ortaya attığı bir iddia nedense sadece CHP'ye yontuluyor. Mesela hep merak ediyorum bu olayın diğer muhatabı AKP ve RTE neden aynı muameleye maruz kalmıyorlar?
CHP içindeki muahliflerde cabası. Sorun partinin başında kim olduğu değil. Sorun politikasızlık. Onlardan birisi geçse ne olacak? Yarın yapılacak bir seçimde oyları 2 katına mı çıkaracak bu adamlar. Ve bir diğer enteresan nokta da Baykal'a çekil hatta siyaseti bırak diyenlerin büyül çoğunluğu en az kendisi kadar eski isimler. O zaman sorarlar adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Kısacası Baykal çekilmeli midir? bence evet. Ama bu tek başına yeterli değil. Yeniden yapılanma ve kavga politikasının terkedilerek mantıklı, çözüm üreten politikaların tercih edilmesi lazım.
Son olarak AKP'nin Atatürk'e karşı olmadığını belirten arkadaşlar var. Zafer Üskül'ün son çıkışları bence onları yalanlıyor. Değiştirmek istedikleri anaysada Kemalizme ve Milliyetçiliğe gelene kadar değişmesi gereken o kadar fazla şey var ki! Önceliği bunlara vermek bence popülizm ve tabana baştan göz kırpmak. AKP'ye oy verenlerin hepsinin bu görüşte olup olmaması da fazla bir şey ifade etmiyor. Her nekadar *gömlek çıkarttık, değişerek döndük deselerde kafalarının bir köşesinde laiklik, Kemalizm öcü olarak duruyor. BU arada havasından mı suyundan mı bilinmez AKP'ye katılan herkes değişiyor, dönüşüyor, dönüyor. Bir önceki seçimde CHP'den aday olan Zafer Üskül bir sonraki seçimlerde başka bir partiden (ki bu iki parti birbirine taban tabana zıt) milletvekili oluyor ve olur olmazda cengaverliğe soyunuyor
sözün özü: CHP değişmelidir. ama bu değişiklik sadece kişilerle sınırlı kalmamalıdır!
Bu arada herkese merhaba...
<strong>SİLİNEN</strong>
29-07-2007, 01:32
M. Sarıgül: Atatürk ve Cumhuriyet üzerinden siyaset son bulmalıdır.
http://www.stargazete.com/starextra/video/default.asp?videoID=153 * (videoyu tıklayın)
Zafer Üskül : Kemalizm Anayasa'dan çıkartılmalı
Sizce seçim sonrası bir AKP'linin ve CHP genel başkanlığına göz koyan birinin bu benzer sözleri bir tesadüf mü?
Bir de Sarıgül RTE ile görüştü mü?
http://www.secimatmosferi.com/haber/20070725/Sarigul-Erdoganla-gorustu.php
Eğer görüştü ise bu görüşmenin anlamı nedir? *Sarıgül'ün son sözlerinde bu görüşmenin izleri mi vardı?
CHP'nin özünü, ruhunu kimse elinden alamaz. Ne RTE ne de Sarıgül.
CHP Atatürk'ün partisi olmaya devam edecektir. *
Ben bundan eminim.
Sargon'un teşhisleri çok ilginç ve hemen tamamı doğru. Aslında belki de "Ne olacak bu Türkiye'nin hali" diye başlık açmak uygun olabilirdi, ama Chp'den öyle beklenti vardı ve öyle bir hayal kırıklığı yaşandı ki, başlık yadırganmıyor. Baykal'ın hırs ve hizipçiliğ hususundaki değerlendirmelere de katılıyorum. Eski Petkim, yakınında bulunduğum bir camia idi. Petkim Ankara'da yeni bina yaptırdı. Tam kiradaki binasından taşınacaktı ki Enerji Bakanlığı yeni binanın kapılarını kırarak yangından mal kaçırır gibi geceyarısı kendi eşyalarını taşıyıp binaya yerleşti. Bu işi yapan o zamanın Enerji bakanı olan, hukuk doktoru olan Baykal'dır. O zamandan bu zatın notu benim için belli oldu.
Ancak seçimde oyumu Chp'ye verdiğimi söylemeliyim. Nedeni de meclise girebilecek şeriat karşıtı tek parti olmasından dolayıdır. Sadece Baykal değil, çevresindekileri de hiç onaylamıyordum. Benim gibi düşündükleri halde Chp'ye oy verenlerin de çok olduğunu sanıyorum.
Önceki iletilerin hepsinde doğruluk payları buluyorum. Eskiden devlet olmanın Chp'ye getirdiği olumlu ve olumsuz şeylere katılıyorum. Ancak 1950'lerde Chp devlet değildi. Chp hiç bir zaman da 1950'lerin değerinde olamadı. Şimdi kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar ama geçmiş ola. Kendi içinde demokrat olamayanın dışarıda demokrat geçinmesi boştur.
Esasen Baykal için bahsedilenler bütün partilerde geçerli. Hepsinin başında bir türlü gitmeyen liderler var. Demirel'i anımsamanız Türkiye'nin bu hastalığı için yeter. Demokrasi'de böyle bir yöntem olmamalı. Partiler bu şekilleri ile çeteye dönüşüyor. Bilmem anımsar mısınız, AB paketlerinden birisinde dokunmazlıkların kaldırılması vardı. Yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenlerin hemen dokunulmazlığı kalkacaktı. Dokunulmazlığı var diye milletvekilleri hakkındaki davalar askıda kalmayacaktı vs. Ne oldu da Akepe bunu uyuttu, AB de neden razı olup uyudu?
Diğer yandan Türkiye'de demokrasi olmadığında da hemfikirim. Ordudan laf çıktığında hepimiz (ben dahil) demokrasi havarisi kesiliyoruz. Ama seçimde devletin bütün olanaklarını kullanan Akepe'ye tıs yok. Kömür dağıtıp, iaşe dağıtıp oy hırsızlığı yapmayı demokratik sayıyoruz. Akepe anayasanın içine edip dincilik yapıyor, partizanlık yapıyor, bunu demokratik sayıyoruz. Olayları yakından izleyip değerlendirenler yanında cahillerin, okuma-yazması olamayanların yönlendirilip oy verdirtilmelerini demokratik sayıyoruz.
Diğer yandan Chp bir çeşit salon sosyalistidir. Mecliste muhalefet yapar, sokağa çıkıp halkla irtibat kurmaz. Halbuki bu işi Akepe Amerikanvari yapıyor. Sürekli temasta. Sanki dernekmiş gibi çalışıyor. O zaman cahil halk da kendi ile ilgilenen, kendi önceliklerini konuşan, yakınlaşanlara oy veriyor. Benim burada bahsettiğim AB + D teslimiyetçiliği, bütün devlet malının satılmasına rağmen borcun 5 senede 220 den 410 milyar dolara çıkması vs konularla kim ilgilenir? Bu da demokrasimizin olağan içeriği değil mi?
Gelelim CHP'deki muhalafete. Mustafa Sarıgül'ün uzun süredir başını çektiği bir muhalafet hareketi vardı. Bu sefer Sarıgül'ün yanında eski CHP kurmaylarından Hikmet Çetin, Onur Kumbaracıbaşı gibi isimler de görüyoruz. Ben bu muhalefetin ne dediğini henüz anlayabilmiş değilim. Sarıgül'ün sitesine girip baktım. Açıkçası dişe dokunur bir tek şey göremedim. Hepsi yıllardır duyduğumuz beylik laflar. Bir politik açılımdan falan eser yok. TV'deki konuşmalarını izliyorum. "Baykal yapamamıştır, gitsin"den başka birşey duymadım daha. Tamam, Baykal gitsin de, sen ne diyorsun kardeş. Senin iddian ne?
http://www.mustafasarigul.com/common/t1.asp?PageName=neyiSavunuyoruz&L=1
Sarıgül yakışıklı görüntüsü ile sorunun aslında sadece karizma sorunu olduğu şeklinde algılandığına dair bir izlenim oluşturdu bende. Daha önceki Genel Başkan adaylığı sırasında da birşey görememiştim. Halbuki bir zamanlar Aydın Güven Gürkan, Ercan Karakaş gibi adamlar çıkar ve ciddi şeyler söylerlerdi.
Yanındaki Hikmet Çetin'den de bu güne kadar birşey anlamış değilim ben. Hikmet Çetin'in şimdiye kadar doğru dürüst doyurucu bir konuşmasını dinleyemedim maalesef. Zaten öyle çok konuşan biri değil. Hatta SHP Genel Sekreterliği yaptığı zamanlarda basın açıklamalarını falan kendisinin değil Yiğit Gülöksüz gibi başka isimlerin yazdığını da biliyorum.
Çetin'in Cumhurbaşanı olması gerektiği şeklinde söylentiler dolaştığı sırada TV'de bir açık oturuma Cindoruk'la birlikte katılmışlardı. Bir CHP'li arkadaşla birlikte seyrediyorduk. Dedim ki: "Dinle, bak bakalım, senin Cumhurbaşkanı adayı iki ciddi laf edecek mi?". Beraber seyrettik ve gerçekten de Çetin'in yaptığı bazı değerlendirmelere Cindoruk doğru yerlerden karşı çıktı ve Çetin şöyle demek istemiştim aslında, ben de size katılıyorum falan deyip sıyırdı ve bir daha da konuşmadı. O arkadaş da şaşırdı Çetin'in bu haline. Kısacası bir medyatik bombadır Hikmet Çetin. Başarılı bir politik geçmişi de yoktur. Hiçbir icraatını görmedim bugüne kadar.
Çetin'in tek özelliği bence Kürt olmasıdır. Bir Kürt'ün yüksek kademelere getirildiğini göstermek için devlet bürokrasisinin kullanmayı sevdiği bir isimdir. Özal da Kürt'tü ancak Özal ciddi politik argümanları, iddiaları olan biriydi. Özal'ın Başbakan yada Cumhurbaşkanı olmasının Kürtlüğü ile bir ilişkisi yoktur.
Sarıgül'ün etrafındaki isimlerden Onur Kumbaracıbaşı önemli bir isim bence. Belki de grubun politik bakışını belirleyebilecek isim Kumbaracıbaşı'dır. Yazılarını biraz okudum ve gördüğüm kadarıyla Baykalcıların milliyetçi bakışından bir milim farklı değil yazdıkları. İsterseniz siz de gözden geçirin bir.
http://makale.turkcebilgi.com/?yazar=327
Sonuç olarak söyleyeceğim şu. İster Baykal kalsın, isterse Baykal gitsin yerine Sarıgül gelsin, bir şey değişmeyecektir. CHP sosyal demokrat bir parti olamadı, bundan sonra da olabilecek gibi görünmüyor. Devlet bürokrasisinin partisi olarak kalacak gibi görünüyor.
CHP nin basina gecekek kişinin biraz Maciavelli okumasını umut edeceğim.
Burlap birşeye karşı çıkacağım. CHP bence salon sosyalisti değildir. CHP asker-sivil aydın kesimlerin partisidir. Bir zamanlar böyle bir tanım vardı. Kime ait olduğunu hatırlamıyorum şimdi. Cumhuriyeti kuranlar asker-sivil aydın kesimlerdi gerçekten de. Bu da İttihat Terakki'ye hatta Genç Osmanlı hareketine kadar dayanır. Bu kesimler halk içine girmezler zaten. Cumhuriyet aydınları halk adamı falan değildirler. Halkı cahil bir kitle olarak kabul ederler. Yakup Kadri'nin, Adalet Ağaoğlu'nun romanları Cumhuriyet'in ilk dönemindeki aydının halka bakışını çok güzel anlatır.
Aslında halka bu tepeden bakıp onları karacahil bir kitle olarak görmenin haklı bir yanı da vardı biraz. Gerçekten Cumhuriyet'İn ilk döneminde eğitim olanakları çok zayıftı. Kitle iletişim araçları yoktu. Okuma yazma oranı çok düşüktü. Çoğunluk köylerde yaşıyordu ve kitlelerin kendi arasındaki iletişimi de zayıftı. Böyle bir ortamda da ağaların sözü geçiyor, hacı hoca takımı ne derse ona inanılıyordu. İnsanların bilgiye ulaşabileceği bir yer yoktu.
Henüz demokrasiden falan söz edilemeyecek böyle bir dönemde de iktidar için zor kullanmak temel yöntemdi elbette. İttihat Terakki orduyu bu aydınları sayesinde ele geçirdi, halk için uğraşması gerekmiyordu zaten. Birlikleri yürütünce iş bitiyordu. Öyle de yaptılar.
Cumhuriyet ile birlikte süreç değişmeye başladı. Yavaş yavaş o karacahil kitlenin de insanlardan oluştuğu ortaya çıktı. Eğitim düzeyi giderek artan, kentlere göçle daha yaygın iletişime giren, okur yazarlığın yaygınlaştığı bir topluma eski yöntemlerle hakim olmak mümkün değildi. Tek partiden çok partiye geçildiğinde hala eski ilkel iletişimsizlik döneminde yaşayan insanlar olsa bile -örneğin Kürt illeri uzun dönem böyle geri bir yaşama mahkum edildiler- toplum artık eskisinden oldukça farklılaşmıştı.
CHP'deki bu aydın zihniyetinin hala oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Hala birçok CHP'li halkın karacahil olduğunu düşünür. Halbuki bu artık tamamen asılsızdır. Herkes kimin ne söylediğini bilip değerlendirecek durumdadır. Zihniyeti sizinkinden farklı olabilir ama bu cehalet demek değildir. Cehalet bilgiye ulaşamamakla ilgili birşeydir. İnsanlar Baykal'ın da Erdoğan'ın da ne dediğini, kolundaki saate kadar yaşamının her ayrıntısını biliyorlar artık.
CHP'nin halka gittiği tek dönem TİP'in başarısından sonraki dönemdir. Dilaver'in belirttiği gibi tekrar böyle bir "tehlike" yaşanmasını engellemek için halka gidildi. Ecevit "halkın çocuğu" yapıldı. Aslına bakarsanız oldukça elit birisiydi. Bu başarıda da sosyalistlerin önemli bir payı vardır. Onlar CHP'nin aydın havadan bakar tutumuna uymayan bir tarz sergiliyorlardı.
12 Eylül'den sonra SHP-CHP eski sivil-asker aydın zümresinin üzerine tekrar oturdu. Devlet bürokrasisinden başka kimseye bakmaz oldu. CHP kitle çalışması yapmaz. Kitle çalışması sadece mitinglerdir. Bir de CHP için medya çok önemlidir. Elit bir tabakanın politika yapış tarzı açısından medyanın önemi büyüktür tabii. 1990'lı yıllarda RP elinde bir medya gücü yokken büyümüştü. CHP'liler medyadan dert yanıp durular elbette. Çünkü onlar halka sadece medya aracılığı ile gitmeyi bilirler.
Son olarak da böylesi bir elit sivil-asker aydın partisinde önemli olan kişi parti lideri olacaktır. Halka medya aracılığı ile gidilir ve lider gösterilir çünkü. İl ve ilçe örgütleri çırpınsın dursun, bunlar "garnitür"dür. Seçim sonuçları alındıktan sonra Baykal istifa etmedi, ama MKYK topluca istifasını Baykal'a sundu. Neden olduğunu hiç düşündünüz mü? Bir despotik partide lider hata yapmaz. Eğer hata yapılmışsa bunu mutlaka daha alt kademe yöneticiler yapmıştır. Eğer onlar da yapmamışsa halk yapmıştır. MKYK üyeleri yüce ve büyük lider, temiz önder, ulu insan Baykal'a istifalarını sunarlar, çünkü muhtemelen bir hata yapılmıştır ve bunun sorumlusu onlardır. Baykal da hayır çocuklar siz hata yapmadınız, halk hata yaptı, hem biz de başarısız değiliz zaten deyip istifalarını kabul etmemiştir.
Sarıgül'ün CHP'nin başına geçmesini ihitmal dahilinde görmüyorum. Her nekadar medya arkasından ittirse de :wink:
Farzedelim geçti, bugün Baykal'a rağmen CHP'ye oy verenler de dahil pek çok seçmenini kaybeder. Barajı geçmesi hayaldir. %2-3 oy alırsa öpüp başına koymalıdır. Öncelikle şunu anlamalı her belediye başkanlığından gelen başbakan olamaz bu ülkede :D
Hadi diğerinin elinde halkı kandıracak din gibi muazzam bir silah vardı. Sarıgül'ün elinde ne var? Şu ana kadar "bu ülke partiye genel başkan değil, başbakan adayı arıyor" vecizesinden başka bir mucizesini de göremedik.(zaten Sargon arkadaş da belirtmiş bunu)
Ben iddia ediyorum eğer başka bir ülkede seçimden 1 hafta önce PETKİM özelleştirmesi gibi bir özelleştirme yapılsaydı muhalefet bunu yapan iktidarı sandığa gömerdi. Son bir hafta CHP saat muhabbeti çevirdi meydanlarda.
<strong>SİLİNEN</strong>
29-07-2007, 04:26
Aslında halka bu tepeden bakıp onları karacahil bir kitle olarak görmenin haklı bir yanı da vardı biraz. Gerçekten Cumhuriyet'İn ilk döneminde eğitim olanakları çok zayıftı. Kitle iletişim araçları yoktu. Okuma yazma oranı çok düşüktü. Çoğunluk köylerde yaşıyordu ve kitlelerin kendi arasındaki iletişimi de zayıftı. Böyle bir ortamda da ağaların sözü geçiyor, hacı hoca takımı ne derse ona inanılıyordu. İnsanların bilgiye ulaşabileceği bir yer yoktu.-sargon
Bu sözlere ne demeli şimdi? CHP hiç bir zaman halkın cehaletinde şikayet etmemiş tam tersine o cehaleti aşmak için var gücüyle çaba göstermiştir cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren.
İşte halkevleri , işte köy enstitüleri, işte yurdun dört bir yanına gönderilen ve fedakarâne çalışan Cumhuriyet öğretmenleri ordusu.
Aynı şekilde "aydın din adamı" yetiştirme amacı ile kurulan Diyanet, imam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri ile dinsel bağnazlık ve batıl inançların da önüne geçilmesi sağlanmış ve islam dini hurafeleren temzilenmiştir o yıllarda atılan adımlar ile.
Ağalık düzenini yıkmayı isteyen ve toprak reformlarını hayata geçirmek isteyen de CHP idi.
Ama başaramadı ve toprak ağalarının partisi DP ile birlikte Türkiye korkunç bir gerilemeye doğru gitti. Köy enstitüleri gibi bugün bile yokluğunu hissettiğimiz çağdaş eğitim kurumlarının tasfiyesi DP iktidarının eşi benzeri görülmemiş gericiliği idi. Daima halkın cehaletini bir istismar konusu yapmıştır DP iktidarı.
Bunlar uzun konular ama CHP hiçbir zaman halkın cehaletini istismar eden değil tam tersine bu ülkeyi her alanda gerilikten kurtarmak için büyük mücadeleler vermiş bir partidir.
Halka tepeden bakma konusu CHP ile ilgili değildir.
Yanlış yorumluyorsunuz tarihi.
Bence bu önyargılarınızdan kurtulmalısınız.
Ayrıca tarihe bugünün gözlükleri ile bakılmaz. Tarihe onun kendi gerçekliği içinde bakmanız gerekir. Aksi taktirde tarihi okumak yerine "yargılma" hatasına düşersiniz.
CHP devleti kurdu ve sonra da demokrasiye geçişi sağladı. Bugün RTE dahil bu ülkeyi kim yönetiyorsa hep o dönemde atılan adımların sonucudur bu. Cumhuriyet kendi yolunu çizmiş ve demokrasi ile kendisini taçlandırmıştır.
Buradaki mesele "Demokrasi bir tramvaydır, istediğimiz durakta ineriz" diyenlerin Cumhuriyet'i yıkmak için demokrasiyi kullanmalarıdır.
"Ben laik değilim devlet laiktir" veya "Hitler Almanyası da laikti" diyenlerle Cumhuriyet'in tabii ki sorunu olacaktır ve kimse de bunun için Cumhuriyet'i suçlayamaz.
Bu Cumhuriyet, Amerikan'ın BOP planı çerçevesinde kurulmaya çalışılan *"Ilımlı islam" projelerine kendisini teslim edemez.
O yüzden demokrasiyi veya halkçılığı Cumhuriyetçilere değil CIA kontrolündeki Ilımlı islamcılara sorun.
Onlar Cumhuriyet'in bütün nimetlerinden faydalandılar ama nankörce onu yıkmaya çalışıyorlar.
Mesele bu...
Pelikan,
Sargon'un halkın cahilliğinden bahsetmesi biraz da benim iletimden kaynaklanıyor.
Elbette Milli Mücadele sonrası halk cahildi. Nüfusun ancak %5'i okuma yazma biliyordu. Bu oran kadınlarda onbindelerle söyleniyordu. Milli eğitimde büyük hamle bunun üzerine yapıldı. Belirttiklerine hemen tümüyle katılıyorum. Bilhassa aktardıklarından sonraki değerlendirmen, yani tarihe bugünün değil zamanının gözlüğü ile bakmak, değerlendirmek, ne yazıkki çoğumuzun kolayına giden ve aslında kendimizi haklı göstermekten öte olmayan bir kaçamak yoldur.
Sargon,
Chp'nin salon sosyalisti olmadığını söylüyorsunuz ama aktardıklarınız da aksine bu durumu teyid ediyor: "CHP'nin halka gittiği tek dönem ..." ve "... CHP kitle çalışması yapmaz. Kitle çalışması sadece mitinglerdir.... Çünkü onlar halka sadece medya aracılığı ile gitmeyi bilirler.. "
Sargon katılıyorum, cehalet bilgiye ulaşamamakla ilgilidir. Ama bilgiye ulaştırılmamakla ve yanlış yönlendirilmekle de ilgilidir. Bundan çıkarı olanlar var çünkü. Bir de, sen hiç bazı köylü kadınların eşleri tarafından şehirde resmen davar güder gibi güdüldüğünü hiç görmedin herhalde. Ben şu an Bodrum'dayım bazı insanların ne korkunç cahil olduğunu anlatamam. Bodrum gibi yerde cahil olmak sadece insanların kendi becerileri olabilir.
bende anlamadım bu işi... nasıl olurda iktidar olamayızzz.. okadar anlattık akpnin yalanlarını yobazlıklarını. CHP de ters giden nedir anlamış değilim ..?? CHP yi engelleyen acaba deniz baykalmı ?? sarıgül gelse durum başka mı olur ??
Burlap, haklısın. Ben aslında yazının son kısmında bu konuya dönüp neden karşı çıktığımı açıklayacaktım. Unutup yazıyı öyle gönderdim. CHP, salon sosyalisti değildir derken kastettiğim şey biraz bu kavramı algılayışımla ilgiliydi. Ben "salon sosyalisti" terimini sadece laf üretip aslında pratiği falan olmayan, gevezelik yapan bir entellektüel olarak anladığım için karşı çıkmıştım. CHP'nin bu anlamda salon sosyalisti olmadığını, tersine ciddi bir pratiği olduğunu düşünüyorum.
Ancak bir başka açıdan haklısın. "Salon sosyalisti" terimini eğer halkla ilişki kurmaktan uzak olan aydın bir kesimi tanımlamak için kullanırsak böyle ifade edilmesi de mümkün. Arada büyük bir fark yok belki, bir nüans var. Daha doğrusu terimin algılanışları farklı olabilir.
Cehalet ve eğitim konusunda daha önce de yazmıştım. Tekrar olmaması için sadece linkini vereyim:
http://sargon.blogcu.com/2166232/
Linkteki eğitimin ideolojik algılanmasına ilişkin başka bir paradigmadan daha bahsetmek istiyorum. Böylece Pelikan'ın karşı çıkış noktalarına da gelmiş oluyoruz.
Cumhuriyet dönemi gerçekten de bir aydınlanma dönemi oldu. CHP'liler genellikle tek parti dönemini öne çıkarıyorlar. Ama bahsedilen aydınlanma dönemi daha sonra da devam etmiştir. Yani DP ile kesilmiş bir süreç değildir bu.
Cumhuriyet sonrası sadece halkevleri ve köy enstitüleri değil, aydınlanma çerçevesinde çok daha kapsamlı bir faaliyet gerçekleştirildi. Bir çok klasik eser Türkçe'ye çevrildi. Üniversitelerin güçlenebilmesi için, yani bir eğitim ordusu yetiştirilebilmesi için yurtdışına pek çok kişi gönderildi ve eğitildi. Özellikle ikinci dünya savaşı öncesinde ve sırasında Faşizmden kaçan çok sayıda öğretim görevlisi Türkiye'ye getirildi. Bunlar modern eğitim alanında önemli bir ivme yarattılar. Bunlar zaten bize yıllardır okullarda da anlatılan şeyler. Ve gerçekten de hepsi doğru ve son derece önemlidir.
Çok partili döneme geçişle bu süreç aslında kesilmiş değildir. Evet, köy enstitüleri kapatıldı, devlet eliyle kültürel eğitim kampanyaları sona erdi ama başka süreçler yaşanıyordu artık. İkinci dünya savaşından sonra dünya çapında ekonomik bir gelişme dönemi yaşandı ve Türkiye'de de etkisini yarattı. Birçok fabrika kuruldu ve özellikle 60'lı yıllarda köylerden kentlere göçleri tetikledi. İşte bu süreçte bu sefer devletin yukardan dikte ettiği değil ama biraz daha bağımsız yada özerk bir aydınlanma süreci daha yaşandı. Yeni bir çeviri süreci daha başladı. Politik ve kültürel bir gelişme süreci ortaya çıktı. Bu sürecin ürünü olarak TİP doğdu.
1980 darbesi bu alanda da sert bir kesinti yarattıysa bile Türkiye'deki gelişim süreci durdurulabilmiş değildir. 1980 sonrasında da kültür alanımız gelişmesini sürdürdü. Sinema'da, edebiyatta, başka sanat alanlarında uluslararası ödüller kazanan birçok sanatçı yetişti. Ancak bunların hiçbiri eski biçimde devlet bürokrasisinin yukardan aşağıya dikte ettikleir bir sürecin ürünü olarak oluşmadı. Toplumsal gelişmenin ürünleri olarak ortaya çıktılar.
Şimdi paradigmanın ne olduğuna gelebiliriz. Cumhuriyet aydınları, geleneksel sivil-asker aydın bürokrasisinden devraldıkları miras ile sorunun gerçekten de eğitim olduğunu düşünüyorlardı. Halk yobaz hacı hoca takımına aldanıyordu ve bunun nedeni de cahil olmalarıydı. Eğer eğitilirlerse, elbette "doğru" şekilde eğiilirlerse, aydınlanacaklar ve kendi haklılıklarını göreceklerdi. Bu yüzden Cumhuriyet aydınlarının canla başla kendilerini halkın eğitimine harcadıklarını görüyoruz. Pek çok idealist öğretmen fedakarca Anadolu'ya gidiyordu. Paradigma'nın eksiği eğitimin her zaman istedikleri sonucu vereceğine dair saf ve çocukca diyebileceğimiz bir ön inanç taşımasıydı. Eğitim Kemalist kuşaklar yetiştirmiyordu her zaman. Bu inanç bütün ideolojik devlet politikalarının temel açığıdır. Sosyalistler de aynı inançla eğitim kurumlarından genç sosyalistler yetiştirileceğine inanmışlardır. Halbuki gelişim hiç de böyle olmadı. Devlet bürokrasileri tarafından verilen ideolojik eğitimler bile olsa eğitimin kendisi torna tezgahı değildir çünkü.
Pelikan'ın karşı çıktığı noktaya da böylece girmiş oldum sanırım. Cumhuriyet aydınlarının eğitime büyük önem vermeleri ile benim bahsettiğim halka bir "karacahil kitle" olarak tepeden bakma birbiriyle çelişen şeyler değil, tersine örtüşen şeylerdir. İspatlanması gereken şey halka böyle bakılmadığı olmalıydı. Eğer halka tepeden baksalardı onu eğitmeye çalışmazlardı gibi bir skolastik yargıyla da sonuç çıkarılamaz. Cumhuriyet aydınının en tipik özelliğidir bu. Bugün CHP'de de aynen sürmekte olan bir bakıştır. Seçim sonrasında konuştuğum onlarca CHP'linin hep halkın cehaletinden dem vurduğunu gördüm. Bu bir dogmadır, her yenilgide içine sığınılır. İslamcıların sıkıştığında "doğrusunu Allah bilir" deyip kaçtıkları dogmanın Cumhuriyetçilikteki karşılıklarından biridir.
Bu eleştiri aslında sadece Cumhuriyetçiliğe, Kemalizme yapılmış bir eleştiri de değil. Ben aynı eleştiriyi daha önce defalarca sosyalistlere karşı da yaptım. İdeolojik dar bakışın yenilgi durumunda sığınacağı kovuklardan biri halkın cehaleti oluyor her zaman.
Sargon,
Blogundaki cehalet ile ilgili kısmı henüz okumadım. Ama ben bu hususta farkına vardığım bir özelliği aktarmak istedim. *Chp'nin yetersizliğinden bahsederken Akepe'nin yeterliliği de aynı bağlamda ele alınmalı. Akepe ABD'den iyi örnek almış, dernek gibi davranıp fakirlerle ilgileniyor. Fakire gidip derdin nedir diye sorup onu işe yerleştiriyor, hastaneye götürüyor, gerektiğinde kömür veriyor, gıda veriyor. Bunu sadece seçim zamanı da yapmıyor, az veya çok ama sürekli yapıyor. Diğer hiç bir parti bu içerikle çalışmıyor. Seçim geldiğinde bu vatandaşın başka bir şey düşünmeden Akepe'ye oy vermesinden normal bir şey olamaz tabi. Medyanın da yardımı ile ülkenin durumu zaten halktan gizlenmiş odurumda. Halkın bu fakirliği ve ilgisiz kalışı veya bırakılışı sonucu bu aldatmaca durum ortaya çıkıyor. "Bu ülkenin geleceği şu, şu yüzden kötü durumda" dendiğinde, halkın kendisi ile ilgelenenleri "yok ya bunlar iftira atıyorlar" diye arkalaması aldatmaca oyunu sonucudur. Burada hiç bir şekilde Türkiye'nin nasıl idare edilmiş olduğu, gelecekte nasıl idare edileceği, çeşitli hususlardaki politikalarının ne olacağı, nekadar yenilip içildiği irdelenerek oy kullanılmıyor yani.
Gelişimi çok güzel anlatmışsın ama 1950'lerde aydınlanma sürecinin sürdüğü belirlemen yanlış. Bu devrede McCarthy'ciliği kıskandıracak bir komünist avı vardı. Özgürlüklerin olmadığı bir ortamda eğitim hamlesinden ve aydınlanmadan bahsedemezsin. Marshal yardımlı, süt tozu destekli, montaj ekonomisine değişimi bu bağlama katmamalısın. Ayrı bir konu o. O devirde doğru dürüst eğitim yoktur. İlk icraat ezanın arapça da okunabilmesidir. Oy uğruna Menderes'in gidip Saidi Nursi'nin el öpme, arabasını Saidi Nursiye vererek oy avcılığı yaptırma devresidir. Kuran kurslarının açıldığı, bugünkü şeriatın başlatıldığı devredir. ["Erol Güney'in Ke(n)disi" adlı kitabı okudun mu?]
1960 Devrimi sonrası birden bire kitap basımındaki sıçrama da 50 devrindeki karanlığın göstergesidir. 1960 sonrası özgürlükler iade edilmiş, yeni anayasal kurumlarla da güvence altına alınmıştır. Ancak bu zamanda Türkiye kapitalizmin, komünizmin, sosyalizmin ne olduğunu öğrenebilmiş ve sonunda 68 kuşağı ortaya çıkmıştır.
dilaver beyler(çoğulsunuz) c.h.p için yazdıklarını okudum önce sormak isterim üye misin, değilsen, ne kadar seni ilgilendiriyor ki ? ülkesine fayda yerine yolsuzluk rüşvetci her tür kataküleyi özünde taşıyan bir partiyi çöpe atma görevi sana verildi . her ne duygular taşıyorsan önce vicdan ve ahlak süzgecinden geçirmeni tavsiye ederim.Ben de partimin yıllardır eksiklikleriyle mücadele ediyorum, AMA hiç kimse C.H.P yi çöp kelimesiyle yan yana adlandıramaz seni kınıyor dikkatli söz ve yazılar yazmanın yararlı olacağına inanıyorum.sen başka verilmiş görevlerine bak saygılar
dilaver beyler(çoğulsunuz) c.h.p için yazdıklarını okudum önce sormak isterim üye misin, değilsen, ne kadar seni ilgilendiriyor ki ? ülkesine fayda yerine yolsuzluk rüşvetci her tür kataküleyi özünde taşıyan bir partiyi çöpe atma görevi sana verildi . her ne duygular taşıyorsan önce vicdan ve ahlak süzgecinden geçirmeni tavsiye ederim.Ben de partimin yıllardır eksiklikleriyle mücadele ediyorum, AMA hiç kimse C.H.P yi çöp kelimesiyle yan yana adlandıramaz seni kınıyor dikkatli söz ve yazılar yazmanın yararlı olacağına inanıyorum.sen başka verilmiş görevlerine bak saygılar
CHP ile ilgili eleştirilerini gayet iyi açıklamış sayın dilaver.
Çok mu iyi sizce CHP. Bırakın artık şu parti holiganlığı yapmayıda biraz olaylara objektif bakın.CHP çer çöp olmuşsa olmuştur ne yani.
dilaver beyler(çoğulsunuz) c.h.p için yazdıklarını okudum önce sormak isterim üye misin, değilsen, ne kadar seni ilgilendiriyor ki ? ülkesine fayda yerine yolsuzluk rüşvetci her tür kataküleyi özünde taşıyan bir partiyi çöpe atma görevi sana verildi . her ne duygular taşıyorsan önce vicdan ve ahlak süzgecinden geçirmeni tavsiye ederim.Ben de partimin yıllardır eksiklikleriyle mücadele ediyorum, AMA hiç kimse C.H.P yi çöp kelimesiyle yan yana adlandıramaz seni kınıyor dikkatli söz ve yazılar yazmanın yararlı olacağına inanıyorum.sen başka verilmiş görevlerine bak saygılar
CHP ile ilgili eleştirilerini gayet iyi açıklamış sayın dilaver.
Çok mu iyi sizce CHP. Bırakın artık şu parti holiganlığı yapmayıda biraz olaylara objektif bakın.CHP çer çöp olmuşsa olmuştur ne yani.
objektiflik buysa al senin olsun...bu ülkede ya çok şey düşünen insan görüyoruz ya da hiçbirşey düşünmeyen!mesele de burda ya zaten!
sayın şenol
* * düşünceniz nedir, onu belirtmeniz herhalde hepimizin ufkunu açacak. Dahası karşı çıkmanın haricinde bir kendi görüşünüz var mı.
* * saygılarımla
* * dilaverler
Sarıgül'ün CHP'nin başına geçmesini ihitmal dahilinde görmüyorum. Her nekadar medya arkasından ittirse de :wink:
Farzedelim geçti, bugün Baykal'a rağmen CHP'ye oy verenler de dahil pek çok seçmenini kaybeder. Barajı geçmesi hayaldir. %2-3 oy alırsa öpüp başına koymalıdır. Öncelikle şunu anlamalı her belediye başkanlığından gelen başbakan olamaz bu ülkede :D
Hadi diğerinin elinde halkı kandıracak din gibi muazzam bir silah vardı. Sarıgül'ün elinde ne var? Şu ana kadar "bu ülke partiye genel başkan değil, başbakan adayı arıyor" vecizesinden başka bir mucizesini de göremedik.(zaten Sargon arkadaş da belirtmiş bunu)
Ben iddia ediyorum eğer başka bir ülkede seçimden 1 hafta önce PETKİM özelleştirmesi gibi bir özelleştirme yapılsaydı muhalefet bunu yapan iktidarı sandığa gömerdi. Son bir hafta CHP saat muhabbeti çevirdi meydanlarda.
deggial dostum seni kutluyorum..eleştirine katılıyorum..ama sn Baykal ın da bu partinin geleceğini düşünmesi gerekiyor..eleştriyi yavan bir şekilde yapabilenler bizim kaale ye alacağımız kişiler değildir..ne kadar yetki sahibi de olsalar....
sn dilaver benim görüşüm bellidir,bunu nihat genç bu hafta çok güzel açıklamıştır..bu ülkenin geleceğinde chp baba rolü üstlenmiştir..söylüyorum size büyük kurtarıcı ATATÜRK ümüzden aldığı mirası son 5 yıldır elinden geldiği kadar devam ettirmemiş midir?bugün ab politikasında akp hükümeti chp nin istediği noktaya gelmemiş midir?..1 mart tezkeresinde türkiyenin geleceğine kritik bir yön vermemiş midir?ki bugün anadolu da seçimlerden önce yapılan en büyük propoganda islami başbakan sözüne karşı *türkiyenin laik yapısını korumaya çalışmamış mıdır?kaldı ki chpyi şu şekilde eleştirirseniz haklısınız..bugün halktan kopan chp ciddi bir uçurumun kenarındadır..fakat bu ülkede AHLAK ve YOLSUZLUK üzerine düşecek, baba rolü üstlenecektir..ama baba bu 'höt'dediği yerde sevimsizlik doğar..chp bu yüzden kaybetti..ama bugün babalar olmasaydı oğullar nolurdu varın onu da siz düşünün sn.dilaver bey..
satyın şenol
*
* *maalesef ahlaki soysuzlaşma öncelikle babalardan başlıyor, dahası erkeklerden başlıyor . Chp nin tezkere geçiremeyecek gücü yoktu, bunu Akp milletvekilleri sayesinde yapmıştır bunun altını bir kere çizelim.
* *Babalar olmasaydı ogullara hiç bir şey olmazdı, aynen eski atalarımızda oldugu gibi. O zaman da babalar pek bilinmiyordu ama toplum son derece iyi yönetiliyordu. Malenezya toplumunda 100 sene evveline kadar babalar bilinmezdi. Babalık bir ataerkil kurum ideolojisidir ve pek de bir önemi yoktur. Ya da insanlık tarihinde ilk zamanlarda böyle algılanmıştır.
* * Türkiyenin laik yapısının korunması için ön şart ise Diyanet in kaldırılması ve fesh edilmesidir. Benim vergilerimle din adamı yetişiyorsa o toplum laik olamaz. Bu şekildeki düzeni savunan hiç bir parti de laik olamaz. Chp laik falan degildir, dini kendi işine göre kullanmak istemektedir hepsi bu. Akp den de bu konuda hiç bir farkı yoktur.
* * * Kaldı ki Chp hiç bir zaman halkla birleşmedi ki halktan kopsun. Sizin tanımınıza göre baba anayı sinkaf etmekten başka bir şey yapmıyor, öyle degil mi.
* * *saygılarımla
* * *dilaverler
sizin bu dediğinize biz linç diyoruz sn dilaver..bir defa baba olmasaydı oğul olmazdı..baba olmasaydı afedersin ama oğul hangi kötü yollara sapardı..sen bireysel düşünebilirsin ama genele baktığımızda türk toplumunun ataerkil bir yapıdan geldiğini iyi biliriz(tabi siz buna da itiraz edeceksiniz)neyse uzaktan örnek vermeye gerek yok..(malenezya gibi ne olduğunu ilk defa duyuyorum)kaldı ki biz türk toplumunu inceliyoruz..madem ateistiz, laikliği dinsizlik olarak gören sizsiniz dini de işinize göre kullanan sizsiniz..nutukta açıkça belirtilir ki LAİKLİK KİŞİNİN DİNİNDE SERBEST OLMASIDIR..vergi olayına da tamamen katıldığımı belirtmek istiyorum..bu ülkede bizim gibi dinlere inanmayanlar azınlıktadır..ama inananların da neye inandığını bilinçli bir şekilde öğrenmesi için diyanet kurumlarına ihtiyaç vardır...bugün biz babaların değil oğulların ve torunların ceremesini çekiyoruz...sorunu geçmişte değil bugünde aramak önemlidir...
sayın şenol
* ben sizi o zaman öncelikle dinlerden özgürlük grubuna davet edyim ve bu sıkıcı tartışmaya bir son vermeyi dileyeyim.
* *saygılarımla
teşekkür ederim..bu tartışmaya sıkıcılık açısından tek bir şekilde hak veriyorum..bu ülkede sahnede artık *buruşukluğunu gizleyen maskeler değil, gerçekten genç yüzler istiyoruz..siyaset ki bir yaşam felsefesi olmasına rağmen kaç yıldır süren bu durum,bizi *aramızda derin kopukluklara ve bu ülkenin insanını siyasetten soğumasına neden oldu..inşallah gün gelir gençlerimiz düzeltir..ama şu var ki sorun geçmişte değil,bugünün analizinde *çözülür...
HarunKAHYA
30-07-2007, 10:14
Arkadaşlar; sn.Sırrı Sakık bizim CHP yibizden iyi çözmüş valla.. :lol:
"Haberin Detayı
Genel af çağrısında bulunacakları iddialarına da yanıt veren Sakık “Affın alt yapısı oluşmadan af olmaz. Türkiye’nin belli konularında uzlaşı yoksa sorunu çözmek çok zordur. AKP tek başına türban sorununu çözebildi mi?” dedi.
Sistemi sorgularken kendilerini de sorguladıklarını belirten Sakık, MHP ile çatışma yaşamayacaklarını ifade etti.
Mecliste MHP ile çatışacakları yönünde iddialar olduğu yönündeki soruyu yanıtlayan Sakık, şunları kaydetti:
''MHP ile niye çatışalım? Tam tersine, miting meydanlarında çatışan AK Parti ile CHP'yi bile biz denizayırmalıyız. MHP de bu ülkenin bir gerçeği, biz de bu ülkenin bir gerçeğiyiz. MHP şimdi daha duyarlı, niye kavga edelim? Bahçeli'nin duyarlılığı, Baykal'dan daha fazla. CHP sorunları çözmek, Baykal iktidar olmak istemiyor. Baykal, kendisine bir grup oluşturmuş, o grupla partisini yönetiyor. Onun, Başbakan olma gibi düşüncesi yok. Başbakanlık, sorumluluk gerektiriyor. Baykal da o sorumluluğu almak istemiyor. CHP, miadına doldurdu.''
Bendeniz sn. Sarıgül ilede bu işin yürüyecğini sanmıyorum.o da sn Baykalın başka bir versiyonu gibi geliyor bana.. Sn. Zeki Sezeri bayağı akıllı görüyorum,ama tecrübesizliğindenmi nedir,karizma biraz zayıf.