Orijinalini görmek için tıklayınız : Rüya Nedir?
NedimYilmaz
12-08-2007, 03:24
Rüya, yani; Rüya, uyku esnasında yaşanan görsel, işitsel vb. algısal tecrübeler.
Ruh bilim açısından ve düşünsel bilgi açısından Rüya kavramını ve onun devamı niteliğinde olan algılama açılarını tartışalım.
Rüya Nedir?
gameover
27-08-2007, 00:42
hayatımızda tüm tepkilerimizi varoluşsal olarak verip tamamen doğal olabilsek zihnimizde sadece anı yaşasak rüya görmeyiz.
Rüya, bilnçaltına ait bir belirtiler dizisidir. Freud rüyayı "bilinç dışına uzanan kraliyet yolu" olarak tanımlar. geçmiş zamanlarda rüyalar tanrıların buyrukları ya da öğütleri olarak düşünülmekteydi. Günümüzde de bu biraz böyledir, insanlık kendini anlamaya (ki en zor iştir bu) çalışmak yerine madde ötesi başka alemlere meraklı olduğu için, post-modernizmi de almış arkasına kimbilir kaç yüzyıl daha sürer bu...
Rüyanın çeşitli şekilde geleceğe ilişkin veriler barındırdığı düşüncesini de irdelemek gerekir. Aslında "önsezi"nin varolması olasıdır. Bugünden belirlenen bir geleceğin bazı kişiler tarafından bilinmesi de olasıdır.
Ayrıca bir tanıma göre; uyanık olduğumuz saatlerde çevremizden aldığımız tüm bilgiler, derin uyku sırasında bilinçdışı denen kısım tarafından işlenir. Fakat biz uykumuzun sadece birkaç saatini derin uyku olarak geçiririz. Bu bir bakıma gün boyunca alınan verilerin işlenmesinin bu kadar kısa olduğu yani beynin bu işlem için yeterli gördüğü bir zaman anlamına geliyor. Uykumuzun geri kalan kısmında, bu işlemler bittikten sonra zihin, can sıkıntısı nedeniyle elindeki malzemeyle eğlenceye dalar ve biz de rüya görürüz. İşlenenecek veri bittiğinde beynin ihtiyacı olan uyku da bitmiş demektir.
insanoğlunun gelecekte evrim sürecindeki gelişmelerle çok daha fazla enformasyon alacağı ve bunu gelişmiş beyni ile çok kısa bir sürede işledikten sonra vücuduna da daha kompleks bir şekilde hükmedebileceğinden dolayı kısa bir sürede uyanacaktır ya da tam tersine çok daha dolu geçen bir günün ardından çok daha uzun bir veri işleme nedeniyle uzun bir süre uyuyacaktır. Fakat rüya süresi ise kısalacak belki de bir daha hiç rüya görmeyecektir.
Tumagü İskicap
17-01-2008, 19:46
Rüya bir düşünmedir. Bilinçsiz/ istemsiz bir düşünmedir.
Hayal ise bilinçli/ istemli *bir düşünmedir.
Zeka ürünüdür, düşünmek.
bilinç altı veya üstüyle ne ilgisi olabilir ki. bilincin altı olabilirliği bile bana tuhaf geliyor.
selam.
Rüyanın bir düşünce ürünü olmadığını söylemedim ki aksine rüyanın zihnin boşta kalması sonrası oluşturduğu çeşitli tasvirlere yol açması olduğunu söyledim. Beyin yapması gereken görevi tamamladığında biz hala uyanmadığımız için uğraş çıkırayor kendine. Çünkü beyin hiç dinlenmiyor. (Sanki buna ihtiyacı yok (ihtiyaç konusunda bir bilgim yok, bunu belirteyim)). Ancak bu uğraşı da tabii ki düşünce yoluyla yapıyor. Ama biz bilinçli olarak düşünmüyoruz, yani imgelemek gibi değil.
Freud Zihnimizi üç aşamada ele almıştır. İd bilinçaltı anlamına geliyor bu sınıflandırmada. kişiliğin en ilkel ve en az ulaşılabilir bölümüdür. En güçlü etkileri destrudo ve libido içgüdüleridir. İd hiçbirşeyi önemsemeksizin tamamen içgüdüsel olarak her şeyi isteyebilir, süperego da toplumla uyumlu, olması gerektiği gibi mükemmel bir hareket bütünlüğü ister işte ego her ikisi arasında son derece zorlu bir görevi sorumluluğu altına almıştır. Hem toplumla çatışmayacak, dışlanmayacak kadar huzurlu olabilmek hem de bedenin ihtiyaçlarını doyurabilecek kadar kendini tatmin etmek. Ego dayanılmaz boyutta baskı altında kaldığında anksiyete ortaya çıkar.
Ayrıca ben şahsi olarak şu şekilde ele alıyorum konuyu, bilinç sonuç itibari ile hepimizde bulunan ve beynimizin işlevlerini kontrol altında bulundurduğumuz bölümüdür. Beyin tam anlamıyla hükmettiğimiz bir organımız değil henüz. Her gün milyarlarca bilgi alıyoruz fakat bunların çok azını hatırlıyor, yorumlayabiliyor ya da problem çözmek için kullanabiliyoruz. Fakat biz o bilgileri almış durumdayız. *Mesela çaydanlığı ateşe koyduk fakat 2 dk içinde almamız gerekirken biz bunu ancak yarım saat sonra hatırlayabiliyoruz. Ancak Patronun verdiği işi, onlarca kişinin cep telefon numarasını, sevgilimizin doğum gününü, öğretmenin verdiği ödevi unutmuyoruz. Bilinçli olarak önemli bilgileri sıralamaya koyabiliyoruz. Örneğin hipnoz sırasında insanlar bilinçli bir durumda asla hatırlayamadıkları bir çok anılarını hatırlayabiliyorlar. Bilinci devreden çıkardığınızda kişinin hayatına dair saf bilgiye de ulaşabiliyorsunuz. Fakat bilinç bir çok zaman saf durumda işlenmemiş sadece alınmış olan bilgiyi işliyor ve eğer bu bilgiden hoşlanmıyorsa kimi zaman bunu bastırmak zorunda kalıyor ve hatıraların en diplerine gönderip gömebiliyor. Ama bu bilgi aslında kaybolmuyor sadece biz bilincimizle bunları silmeye çalışıyoruz. Fakat her ne kadar hatırlamasak ve silmiş de saysak bu bilgiler ne kadar derin de olurlarsa olsunlar bilinçli tepkilerimiz üzerinde de etkileri oluyor.
sevgili anselmo yazdikalrindan anladigim kadari ile yaratilis var olus gibi temel kavramlarin
kesin ve net cevaplari demekki insan zihninin derinliklerinde gomulu duruyor demekmi istiyorsun
acaba ??*
sayin bektas soyut ve somut kavramlarin yani kisaca var olan temel olgularin yada var olmus butun unsurlarin bir derecesi ve orain vardir bunlarda alt ust gibi terimsel ifade ile beitmlenir bilinc oldugu gibi bilincin ust sinirlari bilinc ustu ve bilinc alti kavramlari vardir erasmus universitesi parapsikoloji bolumu De top beperkt de inlichtingen turkcesi bilinc ustu donguler adi altinda bir program yurutmekta bilimadamlarindan olusan gonullu denekler en az 4 ay hipnotizma altinda birakilarak bilincin ust sinirlarina ulasilmaya calisilmaktaymis merak edip bir roportaj sirasinda zorunlu ihtiyaclar bu hipnotik uyku esnasinsa nasil gideriliyor dedigimizde herhangi bir cvp vermediler merak edenler ve belge isteyenler http://www.fjuken.no/ adli siteden turkce tekste bulabirler
Burda kitap önermek çok işlevli birşey değildir ama yine de belki birilerinin aklında kaldır diye söyleyeyim ben. Freud'un Rüya Yorumları adında iki ciltlik bir kitabı var. Birinci cildini okuduğumda adeta çarpılmıştım. Rüya'ların psikanalize dayalı biçimde çözümlenmesi üzerine müthiş bir eser. Freud'dan sonra eminim bu konuyu epey geliştirmişlerdir. Ama Freud bu alanda bir çığır açmış. Einstein fizikte, Darwin biyolojide birer devrim yaptıysa Freud da bu alanda bir devrim yapmış. Anselmo konuyu oldukça güzel açıklamış.
sargon arkadasim blog'un cok guzel :) tebrikler
sevgili anselmo yazdikalrindan anladigim kadari ile yaratilis var olus gibi temel kavramlarin
kesin ve net cevaplari demekki insan zihninin derinliklerinde gomulu duruyor demekmi istiyorsun
acaba ??*
sevgili gunnar;
aslında bunu belirtmek istemedim.. ama dediğim gibi hayatımız boyunca aldığımız bütün bilgiyi hatırlayıp işleyebilecek kadar gelişmiş bir bilincimiz olsaydı, belki de bambaşka sonuçlara ulaşabilirdik. fakat sorduğun şekilde bütün bu cevapları bulmamız pek mümkün görünmüyor bana, çünkü bunun olabilmesi için atalarımızın bütün bilgilerini hatırlıyor olmamız gerekebilirdi, benim bilincimi meydana getiren bütün kuşakların bilgisine sahip olmuş olsaydım *yaratılış sorununu kesin olarak çözer miydim? tanrının yaratılış aşamasını çözerdik sanırım... ama bütün bu bilgiyi almış olsaydım dahi sonuca ulaşabilceğimizi zannetmiyorum, çünkü; ne kadar geriye gidersek o denli ilkel bir beyinle karşılacağız. İlkel bir beyin ise Rousseau'nun da dediği gibi; karşısında duran adamın elmasını almak için geceleri yatak olarak kullandığı çalılığı takas etmeyi kabul eden ilkel akşam olduğunda ağlasa da, bunun neden başına geldiğini anlayamayacak kadar kötü bir hafızaya sahip olmalıdır.
Sanırım bu olanaksız. yine de önceki yazımda söylemeye çalıştığım öznel bilinçle alakalı. Tabii bunun toplumsal ve de genetik boyutu olabilir. Jack London Ademden önce adlı kitabında çok güzel bir örnek veriyor.
uzun zaman önce atalarımız ağaçlarda yaşarken uyuduklarında bazen dalların kırılması ya da pozisyon şekli değişikliği nedeniyle aşağı düşerlerdi. bu düşüş bizim rüyalarımızda karşılaştığımız durumla birebir örtüşür... yüksekten düştüklerinde ölebiliyorlardı ancak çalılık gibi hız yavaşlatıcı bazı etkenlerle karşılaştıklarında yumuşak bir şekilde yere çarpıyor ve hayatta kalıyorlardı. biz düşüp kurtulamayanların soyundan gelmiyoruz. rüyamızda onlar gibi yüksek bir yerden düşüyor gibi oluyoruz fakat asla yere çarpmıyor, çarpmamız gerekirken uyanıyoruz... (tabii bu bir hikaye, doğru olması gerekmiyor, örneğin ağaçtan düşüşümüzü rüyamızda yaşıyor gibi oluyoruz ama istanbul'un fethini ya da nazi bombardımanından kaçışımızı yaşıyor gibi olmuyoruz, belki de bu olayları yaşayan birilerinin soyundan gelmiyoruz, belki de başka birileri bunları sürekli yaşıyor gibi oluyor, kim bilir...)
ve evet gunnar sana kesinlikle katılıyorum, sargon'un blog'u çok çok güzel, çok fazla emek harcandığı belli oluyor , çok hoşuma gitti (tabii şu ana kadar incelediğim kadarıyla bütün fikirlerine katılmıyorum ama bu çok da önemli değil)bir saattir karıştırıyorum.. sık kullanılanlar arasına bile aldım. tebrikler
eylemsel
23-07-2009, 01:31
Rüyalarla ilgili bilimsel veriler elde edilmedigi çaglarda,rüyalara mistik anlamlar yüklenmiş.Rüyaların gelecekten haber verdigi gibi..
Rüyaların farklı işlevleri vardır. Bilinçaltının ortaya çıkmasını saglar,bilişsel işlevleri ve uykunun devamını saglamak gibi işlevlerdir. Rüyalarımızın süresi çok kısa oldugu halde biz sanki sinema filmindeymişiz gibi uzun oldugunu sanırız.
Uyku düzensizligi yaşayan kişiler daha az rüya görürler. Uyanmaya yakın dönemde gördügümüz rüyaları hatırlarız.
eylemsel
07-08-2009, 01:27
anselmo isimli üyeden alıntı
uzun zaman önce atalarımız ağaçlarda yaşarken uyuduklarında bazen dalların kırılması ya da pozisyon şekli değişikliği nedeniyle aşağı düşerlerdi. bu düşüş bizim rüyalarımızda karşılaştığımız durumla birebir örtüşür... yüksekten düştüklerinde ölebiliyorlardı ancak çalılık gibi hız yavaşlatıcı bazı etkenlerle karşılaştıklarında yumuşak bir şekilde yere çarpıyor ve hayatta kalıyorlardı. biz düşüp kurtulamayanların soyundan gelmiyoruz. rüyamızda onlar gibi yüksek bir yerden düşüyor gibi oluyoruz fakat asla yere çarpmıyor, çarpmamız gerekirken uyanıyoruz... (tabii bu bir hikaye, doğru olması gerekmiyor, örneğin ağaçtan düşüşümüzü rüyamızda yaşıyor gibi oluyoruz ama istanbul'un fethini ya da nazi bombardımanından kaçışımızı yaşıyor gibi olmuyoruz, belki de bu olayları yaşayan birilerinin soyundan gelmiyoruz, belki de başka birileri bunları sürekli yaşıyor gibi oluyor, kim bilir...)]
carl gustav jung kollektif bilinçaltı kavramı yukarda yazdıgınız düşünceyi açıklar.
Yukarıdaki açıklamaya göre ; "Damdan düşmeyi" de bir anlatsanız keşke sayın eylemsel.
İnanıyorumki, atalarımızdan kalma bu deyimin de bir pozisyon hikayesi vardır... :D
Selamlar
evrensel-insan
10-08-2009, 21:41
Saygideger OQONUC;
"Damdan dusume" eylemi, eskiden filmlerde uyur gezerlik olarak cok islenirdi. Hatta uyur gezerlerin, uyandirilmamasi onerilirdi. Uyur gezerlikte, herhalde vucut hareketli bir ruya cesidi olsa gerek.
Birde bu ruyada ucmak konusu var. Guya uctugunu soylersen, bir daha ruyada ucamazmisin. Bu kural pek bana islemiyor. Hem soyluyorum, hem de arasira ucuyorum.
Ayrica benim bir ozelligim daha var. Annem babam vefat ettiler. Fakat ben bazen onlari ruyamda gormek istedigimde, kendimi yatmadan once bir cesit telkin ediyorum ve onlari ruyamda goruyorum ve konusuyoruz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Pek muhterem evrensel insan;
Siz damdan düştünüz mü :D Bu tevellüde kadar düşmediyseniz bundan sonra biraz zor görünüyor bence. Ama Allah^tan ümit kesilmez. bevliye ilmen artık çok ilerde :)
selamlar
evrensel-insan
10-08-2009, 21:57
Saygideger OQONUC;
Hayir damdan dusmedim. Bir kac kere ucurumdan atladim ve uctum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yok evrensel bey , uçurumdan atlama başka; damdan düşmeniz gerekirdi bu zamana kadar.
Yengeye bir sorun bence. O bilir.
Selamlar
evrensel-insan
10-08-2009, 23:58
Saygideger OQONUC;
Sordum. "Benim bildigim, damdan duser gibi, her konuya atlamak olabilir" dedi. Bende "peki, ben hic damdan dustum mu?", diye sordum. "Yok, genelde sen pek bilmedigin, ilgilenmedigin, onemsemedigin konularda, fikir yurutmezsin" dedi. Anladigim kadariyla, senin "damdan dusmek" ten, kastin; "her konuya maydonoz olmak" galiba, oyle degil mi, yoksa!
Saygilarimla;
evrensel-insan
Anladigim kadariyla, senin "damdan dusmek" ten, kastin; "her konuya maydonoz olmak" galiba, oyle degil mi, yoksa!
..........
Anlaşıldı siz hiç damdan düşmemişsiniz. ?
Deyimin anlamına gelince; başka bir deyimle açıklamak en iyisi.
Soru şu; "lets go fish" deyimini hiç duydunuz mu?
Selamlar
evrensel-insan
12-08-2009, 00:13
Saygideger OQONUC;
Soru şu; "lets go fish" deyimini hiç duydunuz mu?-OQONUC-
"Hadi balik avina, hadi baliga cikalim, hadi balik tutmaya" anlami olabilir, ama; onun ingilizce acilimi "lets go fishing" dir.
Argo olarak cok nadir de olsa; "kiz avina, kiz tavlamaya" anlamini da, verebilir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Şimdi muhterem evrensel; argo tanımını damdan düşmek deyimi ile iliştirip , pop the cherry ? deyimini de ekeleyerek bir bütün olarak düşünürseniz sanırım konu çözülecek.
selamlar
evrensel-insan
12-08-2009, 01:50
Saygideger OQONUC;
Inat ettim, bu isi cozecegim.:D
"Pop the cherry" nin iki yonu var. Biri erkek icin, yani "ilk defa milli olmak" digeride kiz icin; bakireligin sonu. Ya da, bakirligin sonu.
Simdi siralayalim.
Hadi kiz tavlamaya,
Damdan dusmek
Bakirligin/bakireligin sonu.
Walla, gene tikandi, cozum.:heh:
Saygilarimla;
evrensel-insan
Muhterem Evrensel insan;
Son bir deyim daha var; onu da söyledik mi konuyu şıppıdanak çözeceksiniz. Hem madem konu başlığı rüya onunla da ilgisi olsun ki; evde kalmış modlardan birisi konuyu sandık odasına kaldırmasın.
Şimdi;
Soru şu; Sizi hiç Rüyanızda Şeytan aldattı mı?
Bu deyimi de öğrendikten sonra; hepsinden ortak olarak; Damdan Düşmek deyiminin manasını çıkarmanız kolay olacaktır.
Selamlar
evrensel-insan
12-08-2009, 20:12
Saygideger OQONUC;
Bu her genc erkegin basina gelir. Seytanin aldatmadigi erkek yoktur.
Simdi bu deyim yoksa; Ruyada cinsel iliskiye girmek mi oluyor?
Saygilarimla;
evrensel-insan
eylemsel
01-09-2009, 00:17
[OQONUC;]Yukarıdaki açıklamaya göre ; "Damdan düşmeyi" de bir anlatsanız keşke sayın eylemsel.
İnanıyorumki, atalarımızdan kalma bu deyimin de bir pozisyon hikayesi vardır... :D
Selamlar
Kollektif bilinçaltı kavramına göre,atalaramız agaçların üzerinde yaşadıgı için düşme olaylarına çok sık rastlanıyordu. Bu korku insanların bilinçaltına yerleşmiştir. Yani atalarımızdan miras kalmıştır. Rüyada bir yerden düştügümüzü görürüz . Eger damdan düşme korkumuz varsa,damdan düştügümüzü rüyamızda görebliriz.
Pozisyon konusunda ülkemizde yeteri kadar deneyim yaşanıyor.Sizde deneyebilirsiniz. Gerçekçi olsunhttp://www.turandursun.com/forumlar/images/icons/icon10.gif
Rüyalarla ilgili ben de bir iki bildiğimi karalayım.
Öncelikle rüyaların beyin hemisferlerinin hangi bölümlerinde oluştuğu bilinmiyor. O yüzden bir zamanlar psikanalizde bilimsel kabul edilen, rüyaları dinleme yöntemi şimdilik geçerliliğini kaybetmiş durumdadır. Hı mesela hastanın bir gece gördüğü rüya onun o anki ruhaletini yansıtabilir ama bu bizim için bilimsel değildir.
İnsan rüya görürken "süperego"su sıfırlanır. Uyandığımızda bize iğrenç gelen, sapıkça düşler hatırlayabilriz.
Daha çok şey öğrendikçe yazmaya devam ederim...
yapılan çalışmalara göre REM döneminde (ki rüyanın asıl görüldüğü dönem kabul edilir) uyandırılıp ne gördüğü sorulan kişilerin %60'ı üzüntü,korku söylemişler.. %20'si mutluluk ve sevinç bilirmişler... sadece %10'u seksüel duygular söylemiş....kalan %10 hatırlamıyor veya birşey görmedim diyor
REM (rapid-eye-movement) yani hızlı-göz-hareketi uykusu. Buna "Paradoks uyku", "Desenkronize uyku" da denilir. 5-30 dk. sürer ve 90 dk.'da bir ortaya çıkar.
Eğer çok yorgunsanız hiç REM uykunuz da olmayabilir.
ama non-REM'de de rüya görülebiliyor .. üstelik tüm memeliler ve muhtemelen omurgalıların çoğu özellikle kuslarda da REM var :) fokların bir hemisferleri uyurken diğeri uyanık kalması da başka bir ilginç durum...
Ben non-REM'de uyku görülemez demedim ama non-REM'de görülen uyku hatırlanmaz. Çünkü bu düşler bellekte pekiştirilmez.
Ben non-REM'de uyku görülemez demedim ama non-REM'de görülen uyku hatırlanmaz. Çünkü bu düşler bellekte pekiştirilmez.
ben de öyle diyorsun demedim jayjay... :)
uykuya ihtiyacımız hayati olduğunu biliyoruz... uyutulmayan fare istediği kadar yemek de olsa mesela 4 hafta içinde ölüyor
anne karnındayken 7 aylıkken rüya görüyor kas hareketlei ve göz hareketlerinden anlaşılıyor bu.
koyun beyin dalgaları anne karnında 15 haftalıkken incelenmiş ve bu dönemde karışık beyinsinyalleri alınıyor ve 5-10 dakika aralıklı kortikal aktivasyon ve deaktivasyon siklusu saptamışlar— Bu rem/nonrem siklusun başlangıcı gibi gözükmekte.sonuç şunu söylüyor: göz hareketleri daha başlamadn rüya görmeye başlanıyor belki de..
Göz hareketleri daha başlamadan rüya görülüp görülmediğini bilemeyeceğim. Çünkü bir sürü bilinmez var, ilk mesajımda da belirttiğim gibi. Daha nöroanatomi'nin katetmesi gereken çok yol var. Belki bilmiyorsundur, biz bu bilgileri yani anatomik lokalizasyon bilgilerini kediler üzerinde yapılan çalışmalardan elde ediyoruz. İnsanın üzerinde henüz yapamayız. Genel olarak söylemek gerekirse; insan üzerinde yapılan deneyler faşizmin sonucudur. Tabii fakirlik te buna eklenebilir, çünkü mesela Hindistan'da ilaç şirketleri bir insana 150 $ verip onu denek olarak kullanabiliyor. Irak'taki durumu tahmin bile edemiyorum.
Uzun süredir yazmayınca gevezelik insanın üzerinde oluyor, böyle de konuyu dağıtıyor :)
ya da insanlarda kazalar sonucu (bazen de tümörler) beyinin spesifik bölgelerinin travma/atrofiyesı sonucu..... son dönemlerde ıraktan dönen yaralanmış askerlerde çalışmlar yayınlanıyor ABDde... bir zamanlar da vietnamdandı...