PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ya dinince dinleneceksin; ya doğaya baş eğeceksin!


KiymetNadirBindebir
22-08-2007, 19:30
www.sansursuz.com da yazıyordum. ''İslama hakaret var başımız derde girer'' gerekçesiyle yayınlamadıkları yazıyı buraya asıyorum.


DİNİNCE DİNLENECEKSİN YA DA DOĞAYA BAŞEĞECEKSİN

Yaradan –ki zaman’dır-, gerektiğinde *tesettürü de yaratacak kadar titizdir. İnsan bedeninde kapatılması gerekeni kapatmış, saklanması gerekeni saklamıştır. Üremeyi garanti altına almak için *erkeğin penis başını enfeksiyonlardan koruyucu zarla kaplamış, soğuktan yumurtalar bozulmasın diye üreme organlarının üzerine kıl serpiştirmiştir.

Yaradan zaman’dır (gazete olanı değil) ki; *yaratır, doğaya karşı savunma mekanizmalarıyla donatır ve yokeder. *Yaradan bakar ki güneşin radyoaktif *ışınlarına karşı İNSAN denen yaratığın en önemli organı *korumasız, kafaderisini, beyini radyasyondan, sıcaktan, soğuktan korumak için keratinden saç telleri imal eder.

İsrailoğlu, erken boşalmayı, hızlı üremeyi teşvik için tutmuş penis başı zarını hahamın tırnağıyla sıyırıp atmayı icad etmiş, ehl-i müselman da sayıyla galip gelme isteğinden konunun takipçisi olmuş, İsrailoğlu’nun doğal penis başı tesettürünü sıyıma ameliyesini benimsemiş, berberin, kasabın yardımıyla, şölenlerle, törenlerle baş’ı koruyucu zarın tahakkümünden kurtarıp enfeksiyonlara *açık hale getirmiş. *

İmdi müslüman erkeğe desen ki böbreküstü bezlerin aslında senin sperm sayını düşürüyor, tohumlarını bütün dünyaya yaymanı engelliyor, Yaradan şahidimdir gider ameliyatla böbreküstü bezlerini aldırır. *Desen ki ayakkabı giymek bilmemne hormonu salgılamanı engelliyor, seni erken yaşlandırıyor, cinsel hayatını erken bitiriyor, derhal Kuran’da çarık giymeyi yasaklayan bir ayet, bir hadis bulur. Bulamazsa tercüme marifetiyle icad eder, dini kılıfını uydurur, ayaklarını olabildiğince özgür bırakır. İş kadına gelince dinin tutumu değişir. Kadını zamanından evvel eskitmek, yıpratmak, kısıtlamak için ne mümkünse yapar. *

Zaman gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca dini inacı doğrultusunda bütün vücudunu sentetik kumaştan bir zarla kaplayıp denizen ve güneşin nimetlerinden faydalanmaya çalışmış. *Olamamış haliyle. Bu sefer de normal insanlar gibi avret yerlerini mayoyla örtüp, kadınların kaptanlığında teknelerle insansız koylar arayışına çıkmış. *Kadıncağız, kalabalıktan ari, insanların saçını, *kolunu, bacağını göremeyeceği koylar bulmakta zorlanmış. Bütün deniz tatilleri zehir olmuş, oğlu, kocası foşur foşur yüzerken Nihal Hanım paletlerini duvara asıp vazgeçmiş çok sevdiği denizden. ‘’İlişkimiz yürümedi’’ diyor. Yürümez annem! *

Din ile doğa birbiriyle barışık olamaz da ondan yürümez. *Dinin kuralları doğanın kurallarından çok farklı şeyler emreder de ondan yürümez. *Din doğaya ve insan doğasına aykırıdır da ondan yürümez. Doğa sana tüm nimetleri sunarken din o nimetlerden yararlanmanı engelleyen katı kurallar koyar da ondan bağdaşmaz bu ikisi. Doğa sana üzümü verir, üzümü şaraba dönüştürecek aklı verir ama din (hassaten kadın düşmanı islamiyet) o şaraptan alacağın keyifi sana yasaklar. Doğa, beynini muhafazaya alan kafatasının derisini radyasyondan korumak için saç imal eder, sen o kafaya çaputlar dolayıp ortaya çıkarsan olan yine senin kafana olur.

Sen hem dinin öyle emrettiği için her yıl bir çocuk daha doğuracaksın, ülke nüfusuna her yıl beş milyon ekleyip *yirmi yılda nüfusu ikiye katlayacaksın, sonra da kalkıp baldırın bacağın görünmeden denize girmek için insansız koy arayacaksın. *Nihal Abla’nın işi kolay değil, acıdım, üzüldüm okuyunca. Kendisine Küba sahillerinde bazı koyları tavsiye edebilirim ancak. Biraz uzakça ama tesettürlü tesettürsüz, paletli paletsiz *nasıl isterse yüzebilir. İnin cinin çift kale maç ettiği, *sandviççilerdeki palmiyeli posterlere benzer mekanlar. Akşamları da insan içine karışıp ‘’Ilımlı salsa’’ bile yapılabilir. Pina colada’ya rom koydurmazsın olur sana *‘halal’ pina colada. Nihal Abla ve diğer saç tellerini gören erkeklerin pubik kıllarını tahayyül edeceğini zanneden ablalar hakikaten rahat eder.

Hani gayrımüslim bir tanıdık ölünce ‘’Dinince dinlensin’’ denilir ya, asla ölümünü arzu etmek bab’ında algılanmasın, Nihal Abla için de aynı şeyi söyleyeceğiz, dinince dinlensin.

Ya büyük Türk özdeyişi ‘’Kuran oku ferahlarsın’’ pozisyonunda tatilde dinince dinleneceksin, ya da kafayı rasyonel kullanıp doğanın sunduklarından insan gibi faydalanacaksın. Hem ikibuçuk vereyim hem şoför mahalli olsun dersen ilişki yürümüyor işte. *Her tercih bir vazgeçişse eğer, *kendi isteğiyle kapanan kadın da güneş sisteminin bahşettiği olanaklardan, faydadan vazgeçmiş demektir. *Erkek dayatmasıyla kapanana diyecek hiçbir sözümüz olamaz. *Fiziki acı eşiği yiyeceği ilk tokatta vatana bile ihanet edebilecek kadar düşük olan bendenizin, dayak, /işkence, idam *korkusuyla kapanan Afganlı, İranlı kadını eleştirmek de haşa haddi değildir.

Akepe’ye yüzde 46 oy veren (hala emin değilim, ciddi şüphelerim var) necip milletim birgün elbet solarium ışınlarını geçiren Halkın Şeriat Mayosu’nu da icad eder. *Nihal Abla da D vitaminini solaryumdan alır, yaşlılıkta kemik erimesi illetine maruz kalmaz.

Şimdiden tesettürlü yaşamlara olanak sağlayan otelleri, prestij siteleri, Belediye Hanım Kulüpleri bulunan ülkemiz, Akepe’nin ikinci saltanat döneminde elbet erkeksizleştirilmiş, kadınsızlaştırılmış, cinsleri birbirinden ayıran sahiller de yaratır. *Bir yanda gözleri sürmeli civanlar erkek erkeğe cilveleşirken, öbür yanda kadınlar ellerinde zeytinyağlı dolmalarla *birbirinin memesine yandan yandan bakar. Göl kenarında atlara, çayırda koyuna meyletmeler artar, eşşeğe gelinlik giydiren zihniyet de altın çağını yaşar ılımlı islam yeşilliklerinde. *

Hayruş Hanım da sürmeli Eminanım da (ki etine dolgun, makyajına cömert, Guccisine Pucci *hanımlardır ikisi de) tek cinsli sahillerde ferah fürül tatiller yapar, dinlerine aykırı ama doğayla uyumlu bir şekilde protokol görevlerinin yorgunluğunu atabilirler *üstlerinden. *Başlarındaki keratin tüyleri, etlerini, butlarını kocalarının, oğullarının bile göremeyeceği mekanlarda açarlar. *

Görse ne olur vre? Memlekette mebzul miktarda Rus çıtırı varken kim bakar ellisine merdiven dayamış 46 beden kadına?

Üç gün evvel İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan geçerken –abartmıyorum- binlerce Rus kadınla girdik check-in sırasına. Bir görevliye ‘’Nedir durum?’’ dedik, ‘’Nataşa tahliyesi mi sözkonusudur?’’, ‘’Hergün böyle’’ dedi görevli. Irken 1.70’in üzerinde ve düzgün, makyajen full, 20 ila 50 yaş arası binlerce kadın. Akepe ve ılımlı islam kriterlerine göre yarı çıplak hepsi. Allah Nihal Abla’yı inandırsın değil kadınlara, değil suratlarına ellerindeki bilete, pasaporta *bile bakmıyor erkek görevliler. O derece yani.

E şimdi sen tut, erkeği tahrik etmemek için kafaya türban sar, Ninja Turtles kılığında denize girmeye çalış.

Kasmayın kızlar. ‘’Günahı boynuna’’ diye bir müessese var bu hayatta, onu işletin. ‘’Ayyy günahı boynuna ‘’dersin geçer gider, günahı temaşa edene yazılır, size değil.

Yıllarca yaşadım ben o ılımsız islam cumhuriyetlerinde. Neler yaptıklarını yazsam dudağınızda herpes çıkar, çektiğim resimleri göstersem gözünüzde arpacık fışkırır. Malezya’da bir Belediye Meclisi’nin ‘’mazbut’’ giyinmeyen kadınlara para cezası uygulamaya başladığını okuyunca olay bu yüzden tanıdık geldi. Gayrımüslim kadınlar para cezasından muaf olacaklarmış ama onlar da müslümanların bu hissiyatına saygılı davranıp, fazla açılıp saçılmamalıymışlar. Ben bu filimi görmüştüm, gidişat öyle ki ben bu filmi tekrar maalesef Türkiye’de göreceğim. *

Şu mazbut giyimi bir tanımlayan çıksa da bizde de bu tür uygulamalar başladığında yorum farklılığından *birbirimizin gırtlağına sarılmasak.

Misal, kafaya yumurta biçimi verilip türbana sokulmuş da, kaşlar keman yayı gibi alınmış, gözkapaklarında pembeli morlu far, yanaklarda allık, fondöten, ruj belli ki kalitelisinden ve Angelina Jolie türü kabarttırmalısından, üstte balık ağı gibi bir bulüz, altında daracık bir kot pantolon, memeleri olduğundan *büyük gösteren pompalı sütyenin bütün hatları belli, kalçalar hoptiri hoptiri oynuyor, ayakta belkemiğine eziyet yükseklikte topuklu pabuç. Şimdi bu tesettürlü (!) ablanın ki mi mazbut acaba yoksa bizim *‘bir pantalon bir gömlek şiribiri bum şiri biri bum bum’ *altına tenis pabucu kılığımız mı?

Ya da yine yumurta kafaya, full makyaja daracık bedeni saran uzun giysiler, ya da eller dahi eldivenli sırf gözler açıkta kara çarşaf altında bedensiz, cinsiyetsiz, günışığı kendisine erkekler tarafından yasaklanmış ablanınki mi en mazbut?

Tesettür, tesettüre girerinin de sokanın da ruhunu sakatlayan bir durum. Mecburiyetten girdim-ilk durakta çıktım, biliyorum. O program bir kere harddiske girince silinip atılması imkansız bir virüs gibi. O yüzden kapananları da anlamıyor değilim, bir kez kapandın mı sonra normale dönmek vakit alıyor. Ama yine de yaratan, değiştiren ve yokeden zamandır. Zamanla normale dönülebiliyor.

İslami Şeriat hükümleri daima kurbanı cezalandırır. İslamın en ılımlısının bile ‘ılım’ı kadına değildir. *Zaten islamın ılımlısı da yoktur. Kadınların ekonomik özgürlük kazanmaları kendilerine toplum içinde erkekten daha üstün bir mevkı sağlayacağından istenmez. İslamiyetin (Arap) Allah’ının planında kadının erkekle eşitliği de yoktur.

Biri bizi sustursun yahu, uzayacak bu konu !!!

Üzüm suyu kadehimi gazeteci Nihal, Hayruş ve Emine Hanımların sağlığına kaldırıyor, zihin açıklığı diliyorum.

frodo
22-08-2007, 19:43
Uzun zamandır bu forumlarda tebessüm ederek bir yazı okumamıştım. *:D (mep ve cemal'in kulakları çınlasın)

22-08-2007, 20:13
Sevgili kıymetnadirbindebir ;

Yazınızı baştan sona büyük bir zevkle okuyup ilk etapta toz şekerlikten küp şekerliğe terfi ettiysem de *:D ,anlamını içeren yaşamı düşününce *:roll: *sırça köşküm un ufak oldu *:(

Hoşgeldiniz.

thunderpoint
22-08-2007, 20:34
Sevgili kıymetnadirbindebir,

İsminizle müsemma 'iyi ki varsınız'; hep olunuz...

Sevgiler...

hshtanri
22-08-2007, 21:06
Yazıyı baştan sona zevkle okudum ve islama hakaret sayılabilecek hiçbir şey bulamadım. Çok güzel bir yazı. Elinize sağlık.

ziggurat
22-08-2007, 21:07
Sevgili *kıymetnadirbindebir, hosgeldin.Bu yaziniz Türkiye nin encok okunan gazetelerinden birinde yayinlansa ne güzel olur.Gündem degisir.Gazeteyi protesto edenler,yazi isleri müdürünü ölümle tehdit edenler,insan haklari yok mu diyenler,din ile alay edildi diyenler oldugu gibi, yaziyi bizim gibi destekleyenler de olacaktir.Zevkle okudum elinize saglik.

soro
22-08-2007, 23:57
kıymet hanım yazdığınız adab dışı yazılar yüzünden,bu siteden ayrılmanızın istendiği dönemler unutuldu galiba.olabilir,zamanla herşey unutulur.umarım yine eski tarz yazılarınızla gelmemişsinizdir.sitenin seviyesi benzer sitelerden üstündür ve o tip yazılar tepki alabilecek durumdadır.tansiyonu yükseltmeden varsa fikirlerinizden faydalandırmanız dileğiyle.

23-08-2007, 07:13
Sevgili kıymetnadirbindebir ;

Hani iki tarif vardır.Biri gül içindir.
Siz bir gül'sünüz.
Hem de isminizle müsemma *:)

Bir de bu sitede tam 1.5 yıldır kesintisiz çok zaman geçirmiş biri olarak "Şahidliğimi doğru yapmam gerekirse."
Kendi isteğiniz (88 yere yazı yazmaktan helak olmak yüzünden)ile gittiğiniz dönemde bir yazınızın içeriğindeki bazı söylemler yüzünden çok büyük olmasa da ufak bir fikir teatisi yaşanmıştı.Bu fikir teatisine ne bir admin ne de site yönetimi karışmamıştı.

Haaa aklımda iken.Siz hamuru hazır tutun yardıma gelecekler var *:)

bayraktaro1
23-08-2007, 09:23
Sevgili Kıymetnadirbindebir;

Öncelikle sizinle yeni tanışıyorum. Ancak, yazınızı okuyunca "Acaba hangi gazeteden bir alıntı yaptı (köşe yazısı)" diye aklımdan geçmesi desem yalan olur. Sizde ki bu yeteği görmemek mümkün değil, hicivle beraber ne güzel de anlatmışınız Türkiye'mi, lütfen devam edin sizde yetenek var.

Saygılarımla, iyi ki geldiniz. Kalıcı olun lütfen

Subat
23-08-2007, 09:36
Yazı gerçektende çok güzeldi.
Elinize dilinize sağlık.

23-08-2007, 09:54
Sn KıymetNadirBindebir,

Son okuduğum yazınız, 22 Temmuz sonrası oğlunuza buzdolabında biraz yemek bırakıp hayatta başarılı olmanın sırlarını anlattıktan sonra Yeni Zelanda'ya taşındığınız yazıydı, geri döndünüz mü yoksa halâ orada mısınız?

Şaka bir yana, bu nefis yazı için teşekkürler ve saygılar.

ozgur_beyin
23-08-2007, 10:26
Sevgili Kıymetnadirbindebir; *tam isminle müsemma ,bir yazı olmuş.
Salakların kurduğu, yer sofrasında oturmak isteyenlerin ,psikolojik durumunu *çok güzel anlatmışsın.
Uydurdukları, hayali kahramanlarına ''yağcılık'' yapacağım diye, nasıl tamamen ,''insana özgü'' duygularını
ya cami, ya tekke ,ya dergah ,yada cemaat kapılarında bırakıp, kebapçı kedisi gibi ,''yaşanması'' gereken
hayata özenerek bakıyorlar.Bu fedakarlık niye? *Sadece bilinmeyen, bulunmayan, görünmeyen bir
hayalete. DEĞERMİ?

İnsanlık '' DİNDEN ''dah büyük bir hapishane yapmayı becerememiştir. O hapishanenin dehlizlerinde
ne fanteziler, ne arzular, ne özlemler, ne umutlar ,ne sevgilir, ne aşklar çürüyüp *gitmişler , nice gencecik
beyinlerinde, yaşamlarını alt üst etmiştir . ''Yağcılığı seven kahramanlarına'' iyi bir kul olacağını zannederek,
*Nice hayatlarda ,bu hapishanede içlerinden istemesede ''GÖNÜLLÜ'' olarak burdayım salaklığıyla
kalmış ve kalmaya devam etmişlerdir.

frodo
23-08-2007, 10:59
Arkadaşlar her gün yeni bir başlangıçtır. Her merhaba yeni sayfalar açar. Başlığın yazarının
eskilerden olduğunu soro sayesinde öğrenmiş olduk. Bu başlıkta ilgisiz olanla mesajları sandık
odasına kaldırdım. Bir istisna haricinde; *soro'nun kıymetnadir'in eskiliğine atıfta bulunan yazısı

Esenlikler dileğimle.

mitch
23-08-2007, 14:44
sevgili KiymetNadirBindebir
yazın muhteşem uzun zamandır böyle lezzetli bir yazı okumamıştım teşekkürler devamını bekliyorum hatta bu yazını aldım çoğaltıp lokalde dağıtmayı düşünüyorum saygılar.

KiymetNadirBindebir
23-08-2007, 17:06
Sn KıymetNadirBindebir,

Son okuduğum yazınız, 22 Temmuz sonrası oğlunuza buzdolabında biraz yemek bırakıp hayatta başarılı olmanın sırlarını anlattıktan sonra Yeni Zelanda'ya taşındığınız yazıydı, geri döndünüz mü yoksa halâ orada mısınız?

Şaka bir yana, bu nefis yazı için teşekkürler ve saygılar.

Youef Arkadaş,

Evet, seçimleri bekledim, sonuçlarını bekledim (yıkıldım) ve ilk su kesintileri başladığında da memleketten ayrıldım. Sadece fiziken. *Galiba tam zamanında çıkmışız, yani densiz, cahil politikacılar *tarafından anamızı da alıp gitmemiz, terketmemiz falan söylenmeden.

O bahsettiğiniz yazım sansursuz.com da çıktı, Melih Aşık kaynak belirtmeden 28 Temmuz'da alıntı yapmış, şöhret etmiş yazıyı.

Sağolunuz.

Baki selamlar.

KNB

KiymetNadirBindebir
23-08-2007, 17:09
Sevgili kıymetnadirbindebir ;

Yazınızı baştan sona büyük bir zevkle okuyup ilk etapta toz şekerlikten küp şekerliğe terfi ettiysem de *:D ,anlamını içeren yaşamı düşününce *:roll: *sırça köşküm un ufak oldu *:(

Hoşgeldiniz.

Hoşbulduk Saykokemoterapiciğim. Teşekkürler.

Baki selamla.

KNB

KiymetNadirBindebir
23-08-2007, 17:11
Sevgili kıymetnadirbindebir,

İsminizle müsemma 'iyi ki varsınız'; hep olunuz...

Sevgiler...

Sağolunuz Tandırcığım.

Baki selamlar.

KNB

KiymetNadirBindebir
23-08-2007, 17:36
Arkadaşlar,

Herkese tek tek 'merhaba', 'teşekkür' yazmak istedim ama olmayacak. Hasstayımmm yaaaağşıyorrum bölünmezzzz (ay ne diyorum ben) hayaliiiğinlllleeee....

'Hoşgeldin' diyen, 'aferim' diyen, 'bi sigara versene' diyen, 'bi mantı açsana' *diyen tüm arkadaşlara sağolunuz, varolnuz, ablanız size kurban olsun diyor (noldu sahi o evlilik yaw?), zarif bir reveransla kıçın kıçın sahneden ayrılıyorum.

Baki selamlar.

KNB

thunderpoint
23-08-2007, 17:46
Evlilik güme gitti güme! Körpecik oğlan; sana mı kaldı, fevkaladenin fevkinde binlerce gacı varken?

Sevgiler...

KiymetNadirBindebir
25-08-2007, 19:41
25 Ağustos tarihli Radikal'de Perihan Mağden yazısı. Aşağıya paste ediyor linki de veriyorum.

Şimdi halihazırda 'köşesiz' bir 'köşeci' olarak yazıyı buraya asmak farz oldu. Saat farkı ve jetlag nedeniyle geç okuduk yazısını.

Perihan Ablam, canım, *radikallerin radikali köşeci ablam, Kürtten Kürt, Ermeniden Ermeni, dinciden dinci, turbanlıdan sarıklı ablam benim konuya şambriyelsiz dalmış.

Biz buyurmadik ki Nihal Hanım'a denize girme diye. Kadın kendisi vazgeçmiş. İmanıyla yüzmek örtüşmemiş, kadın ''İlişkimiz yürümedi Deniz'den ayrılıyorum'' demiş. Biz değiliz ki kulaç sallamasına izin vermeyen. Bize kalsa istediği koyda, istediği plajda girsin denize, çimsin, paletle açılsın, kelebek yüzsün, kurbağalama yüzsün, iki ters bir düz haroşo yüzsün, ister şalvarla yüzsün ister türbanla ister entariyle ister çırılçıplak. Şu islamiyetle Avrupa Topluluğu arasına sıkıştırılmış gözlerimiz her türlüsüne alışkın bizim. Farketmeyiz bile Nihal Karaca'yı, üryan girse bize neeee Afgan burkasıyla girse bize neee.. Kurtarmaya bile yüzeriz burkayla yüzmeye çalışırken(e).

Bizi üzen; kadının kendi hapishanesini etrafına kendisinin bina etmiş olması, hayatına 1400 sene evvel deve kemiğine sümüklüböcek cilasıyla yazılmış bir cümlenin -üstelik de- yanlış tercüme edilmiş olması yüzünden kısıtlamalar koymuş olmasıdır, hepsi bu.

''Bir türbanlı kadını denizlerden mahrum etmiş bir milletin ferdi olarak....'' falan diyor Perihan Abla. Suçluluk kompleksine sokmaya çalışıyor Türk halkını. Yanlıştır, gerçek durum bunun aksidir. İranlının, Afganlının, Arabın *türbanlısının sereserpe denize girebildiği tek ülke Türkiye'dir. Bir tek bu ülkede beyaz donla da denize girilir, paraşüt kumaşından yapılma entariyle de. Batı'da karaçarşafla plajda otursa para cezası yer ama bizde *'demokrasi' var ya, takdir eden bile çıkar.

Neyse okuyun bakalım.....

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=230914

Denizden de eksik kalsınlar yani'

Perihan Mağden

25/08/2007 (8354 kişi okudu)

O kadar şahane 1 yazıydı ki. Açtım telefonu eşime dostuma, 'Okuyun! Okuyun!' diye tutturdum.
Etrafımdakiler Nihal Bengisu Karaca'nın Radikal Cumartesi için kalemlediği 'Tesettürlü Bir Kadının Tatil Güncesi'nden eksik kalsınlar istemedim.
Bir kere Mizah Anlayışı! Türk Kadınları'nda da, Erkekleri'nde de kıtlığına kıran giren o az bulunan! Kıymet!
Öyle tatlı tatlı dalgasını DA geçerek yazmış ki mevzuu Nihal B. Karaca; okurken doyum olmuyor. Ve fakat mizah katsayısına, gözlemlerinin inceliğine/kanaviçeişçiliğine ne kadar kanarsam kanayım, yazısı beni yaktı mı? Yaktı!
Zira içini yakan 1 mevzuda yazıyor Nihal B. Karaca. Bir kadın; denizi çok seven, yüzmeyi çok seven bir kadın, veda ediyor sulara. Veda etmek zorunda bırakılıyor.
Kadın tesettürlü. E, tesettürlüysen hanım kardeşim banalleşmeyi/rezil olmayı/zavallılığa gönül eğdirmeyi göze alıp gir bi takım beter havuzlara 'Ninja kılığında' ya da- Girmeyiver!
Eksik kalsın! Eksik kalıver, mahrum oluver denizlerden/sulardan. Mesele tam da budur!
Ne denli yüzmeyi sevdiğini anlatırken, satırlarında kendimi buldum. Hayatta hiçbir şeyden yüzmek kadar zevk almayan biri olarak, kendimi onun yerine koydum.
Tesettürlü diye yüzmeye hakkı yok mu bu kadının? Bir kadının?
Yurdumuzdaki tesettürlü kadın sayısını/oranını göz önüne alırsak, düşünürsek: biz bu kadınları ne çok şeyden, ama ne çok; devlet dairesinde çalışmaktan, üniversitede okumaya, denize girmekten, normal hayatlarımızın doğal birer parçası olmaya-
NE çok şeyden, ne çok şeyden Allahım mahrum ediyoruz!
Bir köşecikteki o yosunlu, bol taşlı, ufacık plajın kapanması! BİR ADET gariban/'kusurlu'/istenmeyen/istenmeyecek plajı DAHİ onlara çok görmemiz!
Avrupa'da var Kadın Plajları! Yurdumuzun tarihinde de var bir sürü! Ne var yani 1 Kadın Plajı olsa, hatta bir sürü: İsmail Türüt çalınan cinsinden, çalınmayan cinsinden, şekil şekil model model Kadın Plajları olsa, ne olur?
Ben de giderim. Benim arkadaşlarım da gider. Tesettürlüsü, tesettürsüzü
çeşitli şekillerde kadınlar olarak yalnızca hemcinslerimizle bir plajda
olmanın, gönlümüzce yüzüyor olmanın saadetini yaşarız.
Yalnızca kadınlara açık bir plajda yok astronot kılığıydı, yok Ninja kaplumbağaydı- tüm o ucubik, rahatsız, aşağılayıcı,
küçük düşürücü Deniz İçin Rezil Olma Timi kılıklarına girmeden, mayolarıyla ferah fücur/rahat rahat yüzebilecek
o zaman kadınlarımız. 'Bizim kadınlarımız.'
Bende böylesi yasaklamalar/aşağılamalar/ ötekilemeler büyük bir kin ve öfke yaratıklandıracağından da, Nihal B. Karaca'nın sığındığı Mizah Limanı'nı bu denli takdir etmiş olabilirim.
Ama bu harikulade başarılı ve iç kanırtıcı/mahcubiyet duyurucu/ suçluluk+kızgınlık verici yazının yankıları- acayip mi, tuhaf OLDU. Hep böyle oluyor; çoğunluğun yaptığı okumalarla, benimkiler tutmuyor. Tutmuyor!
Şunu da işaret etmeden geçemeyeceğim: Nihal Bengisu Karaca'nın BU yazıyı kendisinden Radikal istediği için, Radikal'i okuyan kitlenin belli bir sağduyuya sahip olduğuna/olması gerektiğine inandığı
için, belli bir Yerleştirme (Vicdan) Sınavı'ndan geçmiş/sınırlı sayıda kişilere yönelik yazdığına da- Eminim! Eminim!
Yani Orta Malı Büyük Gazeteler tarafından nasıl çarpıtılacağını/tahrif edileceğini/istismar edileceğini düşünür; onlar için kalemini oynatmazdı. Ne de bu denli gemsiz oynatırdı kalemini. İç sızısının mizah kayığına binip bu denli özgürce uzaklaşabilirdi. Kıyılardan.
Şimdi yapılan tam da budur!
Kocaman resimlerini basıp Nihal hanımın yok eteğine, yok ayakkabısına, yok başını bağlayış tarzına laflar sokuşturarak (Diyanet'ten sertifikalı fetvacı mübarek her biri!) aynen sulara özgürce açılmasına, kulaç sallamasına izin vermediğimiz gibi, anlayışta/algıda incelmiş okurlara,
vicdan ve izan sahiplerine seslenmek üzere yazdığı yazısına da-
İzin vermedik! Kirlettik bir kez daha denizlerini. O çakıllı, küçücük, yosunlu, kimselerin istemediği plajı dahi ona çok gördük.
Ne kadar üzüldüğümü, kırıldığımı bilmenizi isterim Nihal hanım. Her yüzüşümde, sizi denizlerden mahrum bırakmış bir toplumun ferdi olmanın utancı, refakat edecek artık bana.

Perihan Mağden arşivi - Diger Yazarlar