Orijinalini görmek için tıklayınız : Taş devrinden miras kalmış programlar...
bir insanın ölümüne yol açmadan onu narkozlayabilmemizi saglayan kolaylık beynimizin degişik bölgelerinin narkoz zehirinin fewlç edici etkisine farklı farklı tepkiler göstermesindendir..
eter buharının solunmasıyla gerçekleştirilen eski tip bayıltmalarda bu yoldan bayıltma talihsizligine :D *ugramış kimselerin de dogrulayacakları gibi bu süreç aşama aşama evrelerden geçmekteydi...
narkozlamanın bu eski biçiminden tanıdıgımız klasik bayıltma aşamaları karmaşık ve genç mekanizmaların ilkel ve kaba ama daha yaşlı mekanizmalara göre çok daha duyarlı olmalarıyla ortaya çıkan başka bir deyişle bu duyarlılık farklılıgından kaynaklanan ama aynı zamanda bu farklılıklara işaret eden aşamalardır.
bir satürn roketinin motoru bir renault *otomobilinim motoruna göre çok daha duyarlı ve kolay bozulabilen bir motordur..
dış etkilere ikincisine göre çok daha açıktır.beynin yapay yollardan felç edilmesi anlamındaki bayıltma olayındada bayılmanın kademe kademe gerçekleşmesi karşımıza duyarlılıkları ve yaşları farklı kademelerin bulundugunun tipik bir göstergesidir...
beyin dedigimiz üst düzeyde gelişmiş karmaşık organın gene en gelişmiş faaliyeti bilinç faaliyetidir...
dolayısıyla eterle gerçekleştirilen kademeli bayıltmada en başta *bilincin yitmesi boşuna degildir.
eterle eski moda bayıltmalarda bilincin yitmesiyle birlikte yaşanan tatsız olaylar beynin bilincini taşıyan bölümüne göre daha yaşlı ve daha ilkel olan bölümünden kaynaklanan panik ve korkuya kapılmanın sonucuydular...
bilinç yiter yitmez narkozlu hasta deliler gibi tpinmeye başlıyor zaman zamanda bagırıyordu...
ekzitasyon aşaması denen bu evrede eskiden bayıltılacak hastanın önceden elinin ayagının baglanmasından başka *çare yoktu.
hasta deliler gibi tepindiginin kesinlikle farkında degildir.bilinci uçmuş gitmiş dolayısıyla içinde bulundugu baygınlık durumunun hangi amaca hizmet ettigini kavrayabilecek durumu kalmamıştır...
üstteki en genç ve en gelişmiş beyin bölgesi zehirle felç olmuş durumdadır.üst organizasyonun devreden çıkmasıyla zorunlu olarak bir alt bölüm işe el koymuştur artık beynin oldukça eski bir bölümünü oluşturan bu bölge balıklarda ve sürüngenlerde iyice gelişmiş bir organı temsil etmektedir.
eski oldugu ölçüde üst üste yer alan beyin kabugu dedigimiz korteksten ve hemen altındaki kıvrımlı bölümlerden daha az karmaşık daha basit ama o ölçüde daha direçli oldugundan narkozun ilk saldırısına direnebilmekte işlevlerini yerine getirebilmektedir.bu bölgede içgüdülerimiz dürtülerimiz yerleşmişlerdir.ve dışten gelecek uyarılara yanıt vermek ve tepki göstermek üzere beklemektedirler: tepkinin cinsi ve tarzıysa zaten doguştan hazır gelmiş programlarla belirlenmiştir....
gameover
26-08-2007, 22:34
sevgili dolfen,
güzel bir yazı.
bilinçte kademe kademe. hala beyninin ilkel taraflarıyla yaşayanlar var ki hayattaki hiç bi olayın farkında değiller.
beyinlerinin gelişmiş taraflarını kullananlar ve de daha sonrasında evrensel bilince ulaşanlar var.
evet yazı güzel. beyin belli bi bilinç seviyesine kadar her türlü etkiye açık. ötesinin yaşanıp yaşanmadığı sadece deneyimleyenlerin deneyimidir.
kendine çok az hakim olabilen (ve elbette baygın olmayan ) yetişgin bu tepkilerin kendiliginden her uyarıyla birlikte harekete geçmeleri olasılıgı zayıftır.çünkü büyük beyin dış realitenin yolladıgı uyarıları degerlendiirp ikinci bölgeden bu *uyarılara verilecek yanıt anlamındaki tepkileri denetler.
frenler yada tamamen engeller...
gemlenemeyen dürtüler ve tepkiler belli kanallara aktarılır.nakozdan iyice etkilenen büyük beyin olup biteni degerlendirecek durumda degildir...
köken olarakda daha eski ama daha ilkel olan öteki bölüm bir başına kalınca haklı olarak durumu bir başına degerlendiremez yetenekleri sınırlı bu bölüm dıştan gelen narkozlama etkisini vücudu zehirlemeye yönelik bir girişim olarak algılamakta gecikmez.
programında hazır bekleyen dürtüsel tepkilerden bagzılarını harekete geçiirp bastıran ölüm tehlikesi karşısında yapılacak biricik davranışa yol verir: savunma ve kaçma
bu yzden hasta gözlemleyicisini endişelendirecek biçimde elleriyle kendini savunmaya ayaklarını kullanarakta kaçmaya çalışır...
gameover
26-08-2007, 22:44
doğrudur abi *:D
büyük adamsın vesselam. tek kusurun kendinden birşeyler katmaman.
gerçi hastanın bilinciyle birlikte aynı bölgede yerleşmiş acı duygusuda yok olmuştur....
dogrumu arkadaşlar.........
ama bu cerrahın işine koyulabilecegi anlamına gelmemektedir...
anestezi uzmanı hastanın soludugu maskeye eter damlatmaya devam ederek kandaki eterin arttırılmasına çalışır.sonuçta kanda iyice yogunlaşan zehir beynin korku ve dürtülerimizi taşıyan bölümünüde felç eder 8O
artık dürtüsel davranış mekanizmalarıda susmuş geriye kala kala bedenin soluma kan dolaşımı kalbin çalışması vb. gibi faaliyetleriin düzenleyen bölüm kalmıştır.adaleler gevşer cerrah işine koyulabilir.anestezi uzmanının görevi ise bu durumu ameliyat sonuna kadar koruyabilmektir...
gameover
26-08-2007, 22:51
dolfen abim,
sitenin botu gibisin.
çok akıllısın ama otomatiksin *:D
ya zihin dışına çıktığın için sallamıyosun ya da o kadar zihnin içindesin ki herşeyi bilimden ibaret sanıyosun.
her iki beyin bölümünün kısmen felç oldugu ve onlara baglı bütün işlevlerin durdugu bu aşamada beynin en eski en ilkel bölümünü oluşturan beyin sapı ilkelliginden ötürü hala çalışmakta narkozdan etkilenmemektedir.
ama allahtanda etkilenmemektedir...
çünkü kan dolaşımı ısı düzenlemeleri solunum vb. gibi hayati faaliyetleirn otomatik yönlendirme merkezi olan bu bölümün felç olması hastanın ölümüyle eş anlamlıdır...
baygın hasta bu bölümün her şeye ragmen işlevini yerine getirebilmesi sayesinde hala hayattadır.acı duyan bilinçli düşünme faaliyetini yönlendiren öteki bölümlerden daha ilkel ve daha karmaşık olması ameliyat ve narkozlama olayını mümkün kılmakta bir insanın öldürülmeden narkozlanmasına zemin hazırlamaktadır.
bugün artık o hiç hoş olmayan berbet tepkilerle dolu aşamaya meydan vermeyen narkoz ilaçlarının sayesinde her iki kademedeki beyin bölümü aynı anda felç edilmektedir.bu ilaçlar hastayı öylesine çabuk uyuturlarki ekzitasyon aşamasının ortaya çıkmasına olanak tanımazlar...
narkozun bu birbirinden farklı etkileme aşamaları beynimizin bölümlerinin tarihsel olarak degişik yaşta olduklarının apaçık kanıtıdır.
hangi bölümün yaşı geçse o bölüm ötekilere göre daha karmaşık daha duyarlı daha gelişmiştir. bu gözlemlerimizi beynimizin anotomik yapısıyla modelleştirmek istersek beynımizi tıpkı yeryüzünün jeolojik kstmsnlsrına benzetebiliriz. en *yaşlı katman en altta yer almaktadır...
beynin en alt ve en yaşlı bölümünde canlı organizmaların o uzun gelişme evresi boyunca kendilerini çevreden soyutlayıp bagımsızlaştırma amacıyla bizzt yüklendikleri ve adım adım geliştirdikleri faaliyet ve işlevleri düzenleyip kontrol eden merkezlere rastlıyoruz.
örnegin: burada organizmanın su gereksinimini ayarlayan bir merkezi sinie yumagı bulunmaktadır. ve böbrekleriin vücut sıvısının konsantre etme çalışmaları bu merkezden yönetilir.
böreklerin faaliyetleri vücudun gereksinme duydugu sıvı miktarıyla bir uyum içinde tutulur.
terleme ile susuzluk olarak algıladıgımız vücuda sıvı katma istegi birbiriyle koordine edilir.
aynı bölgede bir ısı ayarlama merkezide bulunmaktadır..
bu merkez sıcak kanlıları çevredeki ısı hareketlerinden bagımsız kılan dolayısıyla sabit bir madde özümseme süreci hızının güvenceye alınmasının yanısıra çevre karşısında öteki
gelişmiş bireysel bagımsızlık biçimlerinin ortaya çıkmasını saglayan sabit iiç koşulları beraberinde getiren bir bölgedir.
varlıgın özne ve nesne olarak karşılıklı sınırlanmasında bu iç sabitliklerin işlevi bilinmektedir. kendi çevresinde yani organizmanın içinde dolaşan kanının ısısını algılayıpo tıpkı bir merkezi ısıtma sisteminin termostadı gibi gerekli ayarlama mekanizmalarını harekete geçiren ve ısı gözü denen bir merkezdir bu....
gameover
26-08-2007, 23:15
yok abi sen harbi ermişsin. daha ne diyim :)
abim, bir gün de yanlış yap be abim.
sıcaktan bunaldıgımızda terleme artar ve sıvı ihtiyacımız yükselir. bu durumda terlemeyi ayarlayan merkezile sıvı ihtiyacını ayarlayan merkezin faaliyetleri birleşir. dolayısıyla bu iki merkezin işlevi kontrol edilir. deri altındaki damarlar genişleyerek mümkün oldugu kadar ısı kaybı gerçekleştirmeye çalışırlar.bu da mümkün oldugu kadar fazla kanı yüzeylere taşımakla olur. bu mekanizma kan dolaşım sistemimiain aynı zamanda bir kilima tesisatı gibi çalışmasını da gerektirmektedir.yüzeye hücum edip yayılan kan rengimizi kızartır. tersi *durumdada sararıp solarız. vücut ısımız gerekli düzeyin altına dogruinmeye başlayınca ısı-göz başka bir merkezi harekete geçirip adalelerimizin titremesine böylece bu irade dışı hareketler sayesinde adalelerde içeriilmiş besinlerin hızla yanmasına yol açmakta böylelikle vücuda ısı saglamanın çarelerinden birini devreye sokmaktadır.sogukta iştahımızın artmasıda bu olgularla ilintilidir.
işte beynimizde bu mekanizmaları denetleyen merkezler ile epifiz bezinin hemen hemen aynı seviyelerde bulunmalarının bir raslantı olmadıgı böylece ortaya çıkmaktadır...
bir zamanlar kafamızın damında yer almış hatta buradan birazcıkta taşınmış olan bu üçüncü göz bir beze dönüşerek dışdünyaya tamamen kapanmış ondan soyutlanmıştır...
bu bölgenin üzerinde beynin talamus adını verdigimiz kısmı bulunur.milyonlarca sinir hücresi burada bir araya gelerek evrimsel gelişmelerin çok sonraki aşamalarında elde edilmiş yönteme ve düzenleme faaliyetlerine yönelik yeteneklerin merkezini oluştururlar...
beynin bu bölümünün işlevini biraz kaba bir benzetmeyle bir bilgisayarın işleyişiyle karşılaştırabiliirz.geçmiş kuşakların deneyimlerini depolamış bir bilgisayardır bu.bu programlar beynin bu bölgesinde her koşulda aynen tekrarlanan ve belli başlı iç ve dış uyarılarla ortaya çıkan kalıplaşmış davranışları içermektediler.
türün düşmanlarıyla karşılaşma,kendi cinsinden(cinsel) eşini görme,yada belli başlı hormonları salgılaması ve benzer durumda ortaya çıkan davranışlardır bunlar...
devam edecek.........