Orijinalini görmek için tıklayınız : Hükümsüz Ayetler
İslam'da nesh tartışılan başlıca konulardan biridir. Nesh, bir ayetin yürürlükten kaldırılması, değiştirilmesi, ilave ya da eksiltme yapılmasıdır.
İslam'da 2 şekilde nesh gerçekleşmiştir:
1- Ayetin ayeti neshi,
2- Hadisin ayeti neshi,
Bakara/ 106. Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Bu ayetle Kur'an, ayetlerin değiştirilebileceğini söylüyor.
Peki değiştirilmiş mi? Hem de bol miktarda. Unutturulanların, yürürlükten kaldırılanların miktarını bilmesek de değişenleri tespit edebiliyoruz. Nesh olayını aşağıdaki ayet de kanıtlıyor:
Nahl/ 101. Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, "Sen sadece uyduruyorsun" derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu bilmezler.
Ayetler değişmiş ki itiraz ediyor ve Muhammed'e " Sen uyduruyorsun" diyorlar.
Nesh konusu daha önce de birkaç kez tartışılmış o nedenle bu başlıkta sadece hükümsüz kalan ayetleri ele alacağız.
anaardev
28-08-2007, 22:21
sağol pante:
kuranla ilgili yeni bir bilgiydi benim için.....
1- *Enfal/ 65. Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir; çünkü onlar anlayıştan yoksun bir güruhtur.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:
Enfal/ 66. Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah'ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
2- *Mücadele/ 12. Ey iman edenler! Peygamber ile özel bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, artık Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:
Mücadele/ 13. Özel konuşmadan önce sadaka vermekten korktunuz da mı bunu yapmadınız? Yine de Allah sizi bağışladı. Siz de namazı dosdoğru kılmaya bakın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Zira Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Evet pante bu yeni bir bilgiydi, hem de şaşırtıcı. Ayetin ayeti neshini anlıyorum. Ama hadisin ayeti neshi nasıl olabilir? O ki, herşeye kadirdir. Resul de olsa bir insan, pardon yani bir kul, onu nasıl nesh edebilir? Böyle bir şey, dinlerden özgürlüğümce dahi bana olası gelmiyor.
Evet pante bu yeni bir bilgiydi, hem de şaşırtıcı. Ayetin ayeti neshini anlıyorum. Ama hadisin ayeti neshi nasıl olabilir? O ki, herşeye kadirdir. Resul de olsa bir insan, pardon yani bir kul, onu nasıl nesh edebilir? Böyle bir şey, dinlerden özgürlüğümce dahi bana olası gelmiyor.
Âyetin, sünnet ile neshi:
Bekara suresinin (Ölüm gelince, ana baba ve yakınlara vasiyet farzdır) mealindeki 180. âyeti, [Buhari�deki] (Vârise vasiyet yoktur) hadis-i şerifi ile nesh edildi.
Zekat verilmesi bildirilen 8 sınıftan biri olan Müellefe-i kulub, iman etmesi veya kötülükleri önlenmek istenilen kâfirler ve yeni iman etmiş olan zayıf Müslümanlar idi. Hazret-i Ebu Bekir zamanında, Beyt-ül-mal emini olan Hazret-i Ömer, [Kütüb-i sittenin hepsinde bulunan] (Zekatı Müslümanların zenginlerinden al, fakirlerine ver) mealindeki Muaz hadisini bildirip, (Müellefe-i kulub�a zekat verilmesini Resulullah nesh etti) dedi. Eshab-ı kiramın hepsi, bunu kabul etti. Nesh edilmiş olduğuna ve bunlara zekat verilmemesi gerektiğine icma hasıl oldu. (Redd-ül Muhtar)
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=464
Bunlara ilaveten Şiilerin zinanın cezası ilgili Kur'an ayetlerini hadis'lere dayanarak neshetmesini örnek verebiliriz. ( Recm ayetini keçinin yediğine dair hadis)
Sevgili pante,
Genelde sitedeki kuran ayetleri ile ilgili tartışmalara uzak kalırım. Ama bu başlık ilginçti. Ayrıca kaynağına da baktım. Şimdi benim anlamadığım, hadi diyelim ki kul bir halt yedi, Allah'ın sözlerini değiştirdi (nesh etti), ya Allah'ın kendisi? Şimdi bu ne biçim iştir, hem Allah herşeyi biliyor ve kadirdir, niye insanları münafık olarak yaratıyor dendiğinde insanların test edildiğinden falan dem vuranlar nasıl oluyor da her şeyi önceden bilen, her şeye kadir Allah'ın sözlerini değiştirmesinde çelişki görmüyorlar? O da mı kendini test ediyormuş?
hshtanri
28-08-2007, 23:59
Allah'ın işine karışılmaz.. :D Tevbe tevbeeee..
Çok ilginç bir konu yahu. Daha başka ayetler de var mı?
ozgur_beyin
29-08-2007, 00:12
Sevgili pante, eğer kuranı kurtarmak için ''nasih ve mensuh'' müessesi! kurulmamış olsaydı, önümüze
kitabında ''hata'' yapan *bir tanrı çıkardı Örneğin HAMR'ın (şarap) yasaklanmasındaki zaman aralığına , ulema ,TEDRİCİ *etiketini yapiştırır.Bu tedricilik'in savunmasıda ''allah yarattığı *kulların zaaflarını bildiği için birden
men etmemiş, insanlara , bu şarap *işini ,alıştıra alıştıra *yasaklamıştır.
Ama muhammedin sözlerinden anlıyoruzki bu konuda '' yaşa ve gör'' taktiği uygulanmış, *yapılan serkeşliklerin
önü alınamayınca(muhammede göre) külliyen yasaklanmıştır.
Genelde sitedeki kuran ayetleri ile ilgili tartışmalara uzak kalırım. Ama bu başlık ilginçti. Ayrıca kaynağına da baktım. Şimdi benim anlamadığım, hadi diyelim ki kul bir halt yedi, Allah'ın sözlerini değiştirdi (nesh etti), ya Allah'ın kendisi? Şimdi bu ne biçim iştir, hem Allah herşeyi biliyor ve kadirdir, niye insanları münafık olarak yaratıyor dendiğinde insanların test edildiğinden falan dem vuranlar nasıl oluyor da her şeyi önceden bilen, her şeye kadir Allah'ın sözlerini değiştirmesinde çelişki görmüyorlar? O da mı kendini test ediyormuş?
Daha önce de belirttiğim gibi nesh konusunda iki farklı görüş var İslam'da.
Neshi kabul edenler ve neshi inkar edenler.
Neshi inkar edenler;
Allah'ın hükümlerinin değişmez olduğuna, önceki kitaplar tahrif olduğu için sadece o kitaplara ait bazı hükümlerin değiştiridiğine ve tek rehberin Kur'an olduğuna, hadislerin ancak Kur'an ayetleriyle uyuşanlarının geçerli olduğuna ve Kur'an hükümlerinin evrensel olduğuna inanan kesimdir.
Neshi kabul edenleri 2 kategoride düşünmek gerekir.
1- Allah'ın dilediği takdirde bir ayeti başka bir ayetle değiştirebileceğine ve peygamber sözlerinin de vahiy kabul edildiğine, dolayısıyla Allah'ın neshinin olduğu gibi, peygamberin de nesh yapabileceğine inananlar.
2- Allah'ın gelişen zamana, ortam ve şartlara göre önceki zamanlardaki bir hükmü değiştirebileceğine, çünkü o hükümlerin artık geçerliliği olmadığına, Kur'an'ın ise 23 yıllık dönemde olayların ve gelişmelerin seyrine göre peyderpey gönderildiğine ve bu nedenle kimi ayetlerin peygambere, o döneme ve o dönemin toplumuna ait olduğuna, zaman içinde, farklı ortam ve koşullarda bazı ayetlerin hükmünün değiştirilebileceğine inananlar.
Neshi inkar edenler, Kur'an ayetlerinin kıyamete kadar geçerli olduğunu savunurlar. Kur'an'da yazılan hükümlerin dışında bir yönetimi Tağut yönetimi olarak kabul ederler. Bunlar ısrarla şeriat düzenini savunur. Demokrasiye inanmaz. Halifeliği yeniden getirmek ister.
Bunlar içinde bir kesim, neshi inkar etmesine rağmen, ayetleri farklı yorumlayarak zamana ve şartlara uyumunu sağlamaya çalışırlar, hatta ayetleri tahrif ederler. Örneğin köleliğin Kur'an'da kaldırılmış olduğunu iddia ederler. Bu yol ve yöntemle çağdaş bir yol izlemeye çalışırlar.
Neshi kabul eden ilk madde mensupları genelde siyasi nedenlerle uydurulmuş hadis inanırlarıdır. Şiiler bu gruptandır. Radikal düşünürler, şeriat yanlısıdırlar, savaştan-cihattan yanadırlar.
Neshi kabul eden 2. grup ise Kur'an ayetlerinin bir kısmının evrensel olduğunu, bir kısmının ise evrensel olmadığını düşünür, şeriat yanlısı değildir, bilime, çağdaş yönetimlere daha çok inanır. İslam içindeki en aydın ama en azınlık gruptur.
Sevgili Burlap;
Şimdi sorduğun soruya gelecek olursak, 1. maddedeki neshi kabul eden grup için haklısın. Çünkü hem radikal düşünüp hem de hadis yoluyla ayet neshi kabul edilebilir görünmemektedir.
Ancak sorduğun soru aynı zamanda kader konusuyla ilgilidir ki herşeyi bilen Allah konusunda da 2. grup farklı düşünmektedir. O nedenle 2. grubun bakış açısına anlam vermek mümkündür. Bu gruba en iyi örnek Mutezile akımıdır ve günümüzün Yeni Mutezilecileridir.
3- *Nisa/ 78. Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandır"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!
Bu ayeti yürürlükten kaldıran ayet:
Nisa/ 79. Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.
4- *Bakara/ 62. Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:
Ali İmran/ 65. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
İyi de Pante, bence neshi kabul etmeyenler tutarlı. Çünkü o zaman Allah'ın herşeyi bildiği ve kadir olduğunu söyleyebilirler.
Neshi kabul edenlere gelince, 1. gruptakilerin ofsaytta olduğunu sen de kabul etmişsin. 2. gruba gelince, "olayların seyrine göre (23 sene içinde) ayetlerin değişebileceğini kabul ederler.." demişsin. Ben bunu Allah'ın zayıflığını kabul etmek gibi yorumlarım. Çünkü önceden 23 seneyi görüp bilemiyor, her şeye kadir değil. Basit mantık bu. (Sitemizde İslami mantığın normal insan mantığından farklı olduğunu söyleyen üyelerimiz elbette bunda bir keramet bulurlar)
Ancak, özgür_beyin'in söylediği gibi
eğer kuranı kurtarmak için ''nasih ve mensuh'' müessesi! kurulmamış olsaydı, önümüze
kitabında ''hata'' yapan *bir tanrı çıkardı olduğunda da Allah zaten çelişkiler içinde kalmış oluyor ki senin dediğine gelmişler, yani çaresiz kalmışlar ve
Bunlar içinde bir kesim, neshi inkar etmesine rağmen, ayetleri farklı yorumlayarak zamana ve şartlara uyumunu sağlamaya çalışırlar, hatta ayetleri tahrif ederler.
Anlaşılıyor, kendilerin bir o tarafa bir bu tarafa atmışlar ama nafile eksik, gedik, yanlışlık, çelişki kapanmıyor.
Pante, başka ayetler veya hadisler var mı? Çok ilginç bir çalışma. Sağol
5- Enam/ 163. O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."
Yukarıdaki ayet, Muhammed'in müslümanların ilki olduğunu ifade eden ayettir ve hükümsüzdür.
6- Araf/ 143. "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi.
Yukarıdaki ayet de Musa'nın müslümanların ilki olduğunu belirten ayettir ve hükümsüzdür.
Her iki ayeti de nesheden ayet:
Ali İmran/ 67. İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
İbrahim, Muhammed'den de, Musa'dan da önce yaşadığına göre o halde ilk müslüman İbrahim'dir.
InVitatio
29-08-2007, 01:33
Sevgili Pante
Ali İmran/ 65. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
bu ayet de gecen "islam" ne anlama gelmektir ? Islam olmak ne demektir ?
ve "müslüman" kimlere denir ?
eger bu "kara kör cahil" kulu bilgilendirisen , mutlu olacagim.....
Hadislerin Kurani Kerim Ayetini "es degerde tutuldugnu yer yer "kaldirdigi" mantigi ise Allahin bir Kulunun Allahtan cok Allahci olmasi demek degildir de nedir ?
veya aklima gelmisken su soruyu da sorayim
Allah'in kendisi ile olan ayetlerde ( gücü, tekligi , ahriet günü hakkindaki ayetler, veya hayati nasil var ettigi ile ilgili ayetler) de nesh edilmismidir ?
bu hükmü kaldirilan ayetler "toplum" ve "seriati" ilgilendiren ayetler degilmidir ?
Sevgili Pante
Ali İmran/ 65. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
bu ayet de gecen "islam" ne anlama gelmektir ? Islam olmak ne demektir ?
ve "müslüman" kimlere denir ?
eger bu "kara kör cahil" kulu bilgilendirisen , mutlu olacagim.....
Hadislerin Kurani Kerim Ayetini "es degerde tutuldugnu yer yer "kaldirdigi" mantigi ise Allahin bir Kulunun Allahtan cok Allahci olmasi demek degildir de nedir ?
veya aklima gelmisken su soruyu da sorayim
Allah'in kendisi ile olan ayetlerde ( gücü, tekligi , ahriet günü hakkindaki ayetler, veya hayati nasil var ettigi ile ilgili ayetler) de nesh edilmismidir ?
bu hükmü kaldirilan ayetler "toplum" ve "seriati" ilgilendiren ayetler degilmidir ?
Aliİmran suresindeki İslam kelimesinin yahut müslümanlığın ne anlama geldiğinin önemi yoktur.
Önemli olan İslam dininden başka bir dinde yer alanların ahirette kaybedenlerden olduğunun söylenmesidir.
Hristiyanlar ve Yahudiler de benzer söylem içindedirler.
Ayetin şöyle yazdığını farzedelim:
** Kim Hristiyanlıktan başka bir din ararsa bilsin ki o din kabul edilmeyecek ve o ahirette kaybedenlerden olacaktır.
Herhalde bu cümlede Hristiyan demenin ne anlama geldiğinin önemi olmazdı.
Ayet açıktır ve başka bir din kabul edilmemektedir.
Kara, kör cahil kul sözün için estağfurullah. :) Hepimiz görüşlerimizi sunuyoruz, farkımız yok.
Allah'tan vahiy olarak indiğine inanılan ayetlerle peygamberin günlük hayat içindeki sözlerini eşit tutmanın mantığı yoktur. Ayrıca bunun karşıtı hadis de vardır. Dolayısıyla doğru olup olmadığı belirsiz bir hadisle bir ayetin neshinden daha saçma birşey olamaz.
Son soruna gelince Allah'ın kendisiyle, tekliğiyle, gücüyle, ahiretle, yaratılışla ilgili ayetlerde nesh var mıdır?
Evet vardır. Ancak bunlar diğer nesh örneklerine göre zayıftır. Bu başlıkta bunlara yer vermeyi düşünmüyordum. Çünkü güçlü ispatı *olmayan, üzerinde şiddetle tartışılabilecek zayıf iddiaları sunmak tarzım değil. Ama bilgi anlamında ve bir çelişki olarak konunun sonunda değinmeye çalışacağım.
InVitatio,
Aşağıdaki tümcelerine takıldım:
Allah'in kendisi ile olan ayetlerde ( gücü, tekligi , ahriet günü hakkindaki ayetler, veya hayati nasil var ettigi ile ilgili ayetler) de nesh edilmismidir ?
bu hükmü kaldirilan ayetler "toplum" ve "seriati" ilgilendiren ayetler degilmidir ?
Ben buradan, Allahın kendisi ile ilgili olanların dışındaki ayetlerin nesh edilmiş olmasını, olağan karşıladığını anlıyorum. Buradan da (daha önceki iletime bakarsan) çıkardığım sonuç, senin de Allah'ın herşeyi bilir ve herşeye kadir olmadığını kabul ettiğin şeklindedir. Doğru anlamış mıyım?
7- Enfal/ 1. Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:
Enfal/ 41. Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
8- Ali İmran/ 133. Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun!
Cennetin genişliğini "göklerle yer kadar" şeklinde ifade eden bu ve benzeri ayetleri düzelten ayet:
Hadid/ 21. Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun.
9- Bakara/ 2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.
Yerine geçen ayet:
Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
10- Bakara/ 34. Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Yerine geçen ayet:
Kehf/ 50. Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı.
11- Bakara/ 180. Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı. Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet: ( vasiyeti dikkate almaksızın miras taksimi yapan ayetler)
Nisa/ 11-12. Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır.... (diye devam ediyor)
12- Ahzap/ 50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Bu ayetin hükmünü kaldıran ayet:
Ahzap/ 52. Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir.
Bu arada Ahzap-52'nin de hükmünün kalmadığı açıktır. Bunun gibi peygambere özel ya da dönemin şartlarına ve toplumuna özel ayetlerin de hükmünün kalmadığını söyleyebiliriz. Bunlara da konunun sonunda değineceğiz.
hiramusta
29-08-2007, 23:09
Neshle ilgili olarak bakınız;
http://hiramusta.blogcu.com/2970509/
13- Aşağıdaki 2 ayet gibi şefaatin olmadığını söyleyen ayetler hükümsüzdür.
Bakara/ 123. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.
Enam/ 51. Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.
Bu ayetleri nesheden ayetler birkaç tanedir: örnek ikisi:
Taha/ 109. O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.
Meryem/ 87. Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.
hiramusta
29-08-2007, 23:36
Yanlış meal veriyorsun.
O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna... Taha 109
Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar. Meryem 87
InVitatio
29-08-2007, 23:41
Sevgili Pante
Simdi senin bir "Hadis" merkezli siteden de alinti yaparak sundugun bu calisma cidden takip ediyorum
ve kendi kendime soruyorum.....hani hükmü kaldirilan ayetler nerde ?
veya sen nerden cikartiyorsun su hükmü kaldirilmis bir ayet diye ?
bu ayetler bir birinin hükümü kaldiriyor mu ? yoksa bir birini tamanliyormu ?
birde söyle sorayim ....hükmü kaldirilmis ayetin kurani kerimde isi ne ?
yani ne diye bu kurani kerimi toparlayanlar bu sözüm ona hükmü olmayan ayetleri de alsinlar kurani kerim icine ?!
burada gene hep oldugu gibi ....hadisci takim kendince birseyler zirvalamis
müslümandan önce müslüman olmayanlar bu hadisci takimin zirvaliklarina sahip cikmis....
Ama istersen Maide33 hakkinda biraz kafa yoralim....
bu ayeti ne zaman uygulanir uygulanmaz diye...
ve bu ayeti uygulanmasi icin ortam varmi yokmu diye ....
bir ayetin toplum icinde uygulanmamasi , o ayetin hüküm kaldirildigi anlamamina gelmedigi gibi
o ayeti inkar etmek de degildir ....
Yanlış meal veriyorsun.
O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna... Taha 109
Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar. Meryem 87
Bak bakalım, kim yanlış...
Abdülbaki Gölpınarlı
O gün rahmanın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka hiçbir fert şefaat de edemez.
Ali Bulaç Meali
O gün, Rahmanın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.
Diyanet İşleri Meali
O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Diyanet Vakfı Meali
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.
Edip Yüksel Meali
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünü uygun gördüğü kimseden başkasının şefaatı (aracılığı) yarar vermez. *
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
Ömer Nasuhi Bilmen
O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmân kime izin verirse ve kim için söylemeğe razı olursa o müstesna.
Muhammed Esed
O Gün, hakkında sınırsız rahmet Sahibi'nin izin verdiği, sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasına kayırmanın, arka çıkmanın bir yararı olmayacaktır. 92
Suat Yıldırım
O gün, Rahman'ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. [2,255; 53,26; 21,28; 78,38]
Süleyman Ateş Meali
O gün Rahman'ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefa'ati fayda vermez.
Şaban Piriş Meali
O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.
Ümit Şimşek Meali
O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna...
Yusuf Ali (English)
On that day shall no intercession avail except for those for whom permission has been granted by (Allah) Most Gracious and whose word is acceptable to him.
M. Pickthall (English)
On that Day no intercession availeth save (that of) him unto whom the Beneficent hath given leave and whose He accepteth:
Ayrıca;
"Kimsenin şefaayi kabul olmaz."
cümlesi ile
"Allah'ın hoşnut olduğu ve izin verdiklerinin dışında kimsenin şefaati kabul olmaz."
cümlesi aynı mıdır?
thunderpoint
30-08-2007, 00:28
Ayrıca Kuran apaçıktır; bu kadar tartışmaya ne gerek var?
İnvitatio;
Ben sadece İslamdaki nesh savunucularının *"hadisin ayeti neshi" konusunda bir örneğini alıntıladım. O da sorulan bir soru üzerine idi.
Dikkat edilirse yaptığım çalışmada yorum olmayıp madde madde sadece Kur'an'dan ayetleri sıralıyorum. Bunlar bir siteden değil, Kur'an'dan alıntıdır.
İslamda akılcı metodu izlemiş olan akımlar neshi kabul etmişlerdir.
Verdiğim ayet örneklerinde nesheden ile neshedilen ayetlerin anlamları arasında bir fark yoktur diyen akılcı yönden değil tutucu yönden bakıyor demektir.
Hem neden Allah'ın kabul ettiği ve yaptığını söylediği bir konuyu siz kabullenemiyorsunuz?
Allah'ın söylediğini değiştirmesi size bir eksiklik olarak mı geliyor?
Neden böyle hissediyorsunuz?
"Allah herşeyi bilir." diye, "Allah'ın herşeye gücü yeter." diye bildiğiniz için mi?
Sen Maide-33'ü boşver. O nesh konusuna dahil değil. Şeriatçilerin savunduğu ve uygulamak istediği bir ayet.
Sen yazdığım ayetler arasında fark olmadığını söyleyebiliyor musun?
Hangisini birbirine eşit görüyorsun? onu yaz.
Ben kafama yatmayan neshi buraya yazmıyorum. Örneğin içki konusunu açıklayacağım.
Ama neticede bunlar benim görüşümdür. Yazdıklarımın doğru olup olmadığına değerlendirenler karar verir. Ama itiraz edenin akılcı, mantıklı yorum getirmesi gerekir.
İçki Meselesi:
Kur'an'daki içki ile ilgili ayetler birbirini nesheder ama hükümlerini kaldırmaz. Yani buradaki nesh, ayetlerin aşama aşama birbirini tamamlaması şeklindedir. İlk 3 ayette yasak gelmemiş, son ayette içki yasaklanmıştır.
Ancak son durumda 4 ayetin de geçerliliği vardır.
Şimdi inceleyelim:
Nahl/ 67. *Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Ayette yanlış var mı? Yok. Şimdi alttaki kırmızı ayetleri okuyun, bu ayete ters düşüyor mu? Hayır.
Bakara/ 219. *Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.
Aynı şekilde bu ayette de bazı menfaatlerin yanında zararları olduğu yazılı. Hüküm yine kalkmıyor.
Nisa/ 43. Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Bu ayet bugün de geçerlidir. "İçki içen müslüman değildir." diye bir kural yok, ama günahtır. Diğer günahlar gibi müslümanlar, bu günahı da işleyebilir. Ama içkiliyken namaz kılamaz. Aynı cünup olarak dolaşamaması gibi.
Maide/ 90. Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.
Maide/ 91. Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?
Ben objektif değerlendirdiğime inanıyorum. Ya siz?
Hiramusta'nın itirazı sanıyorum "şefaat edemez" değil " şefaati fayda vermez" şeklinde idi.
Yanlış anladığım için meal dökümü verdim.
Ama sonuçta farkeden birşey yok. Yani, "şefaati bir netice vermez" anlamında.
Bu fark şefaatin tanımından kaynaklanıyor.
Şefaati affetme anlamında ele alırsak;
Benim yazdığım doğrudur.
Şefaati "affını isteme" olarak alırsak;
Bu defa Hiramusta'nın dediği olur ama "Allah'ın şefaati" sözü anlamsız kalır.
Çünkü Allah affını istemez, affeder.
hiramusta
30-08-2007, 01:30
Ömer *Nasuhi *Bilmen ,
Muhammed *Esed ,
Şaban *Piriş ,
Yaşar *Nuri *Öztürk *benimle aynı meali vermiş. :)
Ömer *Nasuhi *Bilmen ,
Muhammed *Esed ,
Şaban *Piriş ,
Yaşar *Nuri *Öztürk *benimle aynı meali vermiş.
---------------------
Tüm mealciler seninle aynı meali vermiş olsun. Sonuç?
Sonuçta geçerli olan ayetin "Allah kimseye şefaat hakkı vermez" olmadığı,
" Allah'ın izin verdiği ve hoşnut olduğu kişiler dışında kimsenin şefaatinin faydası olmaz." olduğu açıktır.
Bakın bunun benzeri bir nesh'in hadis yoluyla açıklaması vardır. Bu hadis doğrudur-yanlıştır o önemli değil sadece örnek olması için veriyorum. Normal hayattan, siyasetten vs. de örnek verebilirim. Aklıma o ayet ve hadis geldiği için o örneği vereceğim.
Allah, bir ayetini gönderiyor. Ama itiraz üzerine birkaç dakika sonra Cebrail'i tekrar göndererek ayete ilave yapıyor:
Hani Abese suresinde peygamberin yüzünü ekşitittiği gözleri görmeyen ama vardı ya;
Aynı ama ile ilgili bir ayet daha var hadisle anlatılan.
Peygamber evinde birkaç kişi ile otururken vahiy gelir. Nisa-95' dir gelen ayet.
Mü'minlerden,oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir.
diye başlayan ayeti vahiy katibine yazdırır.
O sıra içeri giren ama Abdullah Ümmü Mektüm, " Benim de gözlerim görseydi ben de savaşa katılırdım ya resulallah." der.
Bunun üzerine peygamber vahiy katibine döner ve " Özrü, mazereti olanlar müstesna" diye ayete ilave yapar.
Yani ayet önce;
"Mü'minlerden,oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir." iken;
Abdullah Ümmü mektüm'ün müdahalesinden sonra:
"Özür sahibi olanlar dışındaki mü'minlerden oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir." şeklini almıştır.
Eğer ayet ilk haliyle kalsaydı, savaşa katılmayanların dışındaki herkes, özürlü de olsa asker kaçağı gibi görülecekti.
Burada da bir nesh olayı vardır ama ayet daha yazım aşamasında iken düzeltildiği için ve başka bir ayeti etkilemediği için tamamlayıcı nesh'dir ve kaynağı hadis olduğundan üzerinde tartışmaya gerek yoktur.
Şimdi Hiramusta burada kalksa dese ki :
"Ben arada sırada kanatlanıp uçuyorum."
Ertesi günü aynı konuda tekrar yazsa:
" Ben arada sırada rüyamda kanatlanıp uçuyorum"
2. sözü, ilk sözünü neshetmiştir. İlk sözünün hükmü kalmamıştır. İkinci sözünden bahsetmeden ilk sözünü kullanmak, Hiramusta'nın aleyhine hareket etmektir.
Kur'an için de bu böyledir ve neshedilen ayetler ile neshedenler ayrı yerlerde olduğunda yanlış anlamlar çıkabilmektedir.
Şimdi Neshi kabul etmeyenlere can alıcı bir soru soralım:
Siz Mut'a Nikahına yani fuhuşun örtülü hali olarak nitelendirilen geçici evliliğin neshedilmediğine ve hala geçerli olduğuna inanıyor musunuz?
Nisa/ 24. Sağ ellerinizin mâlik olduğu müstesna olmak üzere kadınlardan kocalı olanlar da size haramdır. Bu Allah Teâlâ'nın üzerinize bir yazısıdır. Bunlardan başka kadınları ise iffetkar, zinadan müçtenib olduğunuz halde mallarınızla taleb etmeniz size helâl kılınmıştır. İmdi o kadınlardan herhangisi ile istimtada bulunmuş olursanız, onlara ücretlerini bir farize olarak veriniz. Mihir takdir olunduktan sonra birbirinizle uzlaştığınızda üzerinize bir günah yoktur. Şüphe yok ki Allah Teâlâ alîmdir, hakîmdir.
Putperestler döneminden kalma bir adet olan ve İslamiyet zamanında da devam eden kısa süreli geçici beraberlikler Nisa-24 ile bir kurala bağlanmış, bu anlaşmaların şahitsiz nikah yerine geçeceği ama anlaşma bedelinin faydalanma sonunda kadınlara ödenmesi şartı getirilmiştir.
Halife Ömer zamanında Mut'a nikahının yasaklandığı ve Nisa-24 ayetinin nisa/ 11-12 ayetleriyle neshedilmiş olduğu ileri sürülüyor.
Ben bu ayetin neshedildiği çıkarımı yapamadığım için nesh örnekleri içine dahil etmedim.
Yani bana göre Nisa-24'ün hükmü devam ediyor. Mut'a nikahı ayeti hala geçerli.
Ya size göre?
http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage....qna&id=1742
http://ravza.wordpress.com/2007/07/23/kuranda-muta-nikahi/
http://www.islamkutuphanesi.com/turkcekitap/online/ehlibeyt_ehlisunnet_muta_nikahi/contents.htm
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0155.htm
14- Aşağıdaki iki ayet zina cezası ile ilgili hükmü kalmamıştır.
Nisa/ 15. Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.
Nisa/ 16. Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir.
Bu iki ayeti nesheden ayet:
Nur/ 2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.
Yaşar Nuri ve Süleyman Ateş gibi mealciler zina ile ilgili Nisa-15-16 ayetlerini homoseksüellere yönelik olarak izah ederler.
Ben bu ayetlerde lezbiyen, gay, homo vb. bir sözcüğe rastlamadım:
Nisa/ 15. Vellatı ye'tınel fahışete min nisaiküm festeşhidu aleyhinne erbeatem minküm fe in şehidu fe emsikuhünne fil büyuti hatta yeteveffahünnel mevtü ev yec'alellahü lehünne sebıla
Nisa/ 16. Vellezani ye'tiyaniha minküm fe azuhüma fe in taba ve asleha fe a'ridu anhüma innellahe kane tevvaber rahıyma
Eğer "kadınlarınızdan" dediği için kadınlararası zina,
"Sizlerden" dediği için erkeklerarası zina anlaşılıyorsa;
Kur'an sadece erkeklere mi hitap etmektedir?
Kadınları hitap edilecek insani düzeyde görmemekte midir?
Yoksa ataerkil toplumcu müslümanlar bu sözlerden böyle bir yorum mu çıkarmaktadır?
Farzedelim ki bu iki ayet eşcinseller için yazılmış.
Peki ama zina cezaları arasında bu büyük fark nasıl izah edilecek?
Homo erkekler sadece biraz tariz edilecek, hırpalanacak.
Ama kadınla zina eden erkek 100 sopa yiyecek.
Homolara itimas geçilmiş olmuyor mu? :)
15- Enam/ 92. Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.
Hükümsüz kılan ayetler:
Bakara/ 168. Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Kalem/ 52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
Maide/ 82. İnsanların inananlara düşmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde yahudilerle Allah'a ortak koşanları bulacaksın. İnananlara dostluk bakımından en yakın olarak da her halde "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde bilgin keşişlerin ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar büyüklük taslamazlar.
Yukarıdaki ayete göre müslümanlar kiminle dost olabilir kiminle olamaz?
Ya bir Allah'ın kulu yok mu sorduğum şu basit soruyu yanıtlayacak?
Hebelübühü'nün kulu da olabilir, farketmez. Yeter ki 1-2 kişi yanıtlasın. :)
Yanlış mı yorumluyorum diye kontrol edeceğim sadece.
Soru tekrar aşağıda;
Maide/ 82. İnsanların inananlara düşmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde yahudilerle Allah'a ortak koşanları bulacaksın. İnananlara dostluk bakımından en yakın olarak da her halde "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde bilgin keşişlerin ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar büyüklük taslamazlar.
Yukarıdaki ayete göre müslümanlar kiminle dost olabilir kiminle olamaz?
3,5 saattir basit bir soruya yanıt alamadığımdan konu kapanmıştır. *:twisted:
Sevgil pante,
Herhalde benim yanıt vermemi beklemiyordun *:D *Sana yanıt verme durumunda olanlar, başka taraftaki iletilere çomak sokuşturmayı yeğleme durumundalar. Başka ne yapsınlar ki? Zaten yanıt verseler bile yapacakları tevilden ileri gider mi? Ya da küfür ederler (bu sitede yapamazlar), taşlarlar, alay etmeye çalışırlar vs.
Ancak bu başlığınla olağanüstü iş yaptın. Ta baştan buradaki dinciler neshi kabul attiler. Bu yeter. Demekki Allah her şeyi önceden bilen değilmiş, her şeye kadir değilmiş. Daha 23 seneyi bile önceden görmeyi becerememiş, milyarlarca seneyi nereden görüp, bilecek ki?
InVitatio
31-08-2007, 02:58
....iyi o zaman kendiniz calin kendiniz oynayin.....
sevgili buralp
pantenin bize yutturmak istedigi "hükmü" kaldirilmis ayetleri diye birsey yok....
bunu pante bizim ikimizden daha iyi biliyor....
bize hükmü kaldirilimis ayet diye sundugu ayetler ile bir birini tamamlayan ayetlerdir
ama bir ayetin digerini tanamlamasini hükmü kaldirildigi anlamaina geldigini idaa eden ise
pante'nin kendisi....
simdi bu bahsi gecen ayetleri müslümanlarin kabul ettigi gibi Allah'dan vahi yolu ile yazilan ayetler ile kabul edersek, Allahin hükmü kaldirilmis ayeti de Kurani Kerim'in icinde yeri olmamasi gerekir...
sizler bu gibi ici bos yorumlar ile kendinizin kaliplasmis düsüncelerine hizmet edebilirsiniz....
birakin müslümanlari da , kendi dinleri hakkindaki dogrulara onlar karar versin....cünkü onlari baglar....
sizde burada bir birnizin "omuzunu sivazlayarak" kendi kendinize calip oynayin....
Pante dostumuz bu akli ile neye hizmet ediyor analmis degilim....
ama "bilgilendirmeye" hizmet etmedigi kesindir
Sevgili InVitatio,
Benim Kuran hakkında fazla bir bilgim olmadığının farkındasındır. Ben sadece mealini okuyarak ve bildiğim kadarıyla o günkü olaylara bakarak yorum yapabilirim. (Gerçi başka türlüsü nasıl olur, oda ayrı bir konu. Aslında herkes böyle yapar.) Ancak benim bu başlığın başından beri gördüğüm, Pante'nin aksine söylemde olanların (iletilere bakabilirsin) nesh müessesesini kabul etmiş olmalarıdır. Buna sen de dahilsin. Durum böyleyse, yani hadisin ayeti neshetmesini - kulun yanlışlığına, ayırtında olmamasına bağlayalım - boşverelim; ama ayetin ayeti neshi olunca, bu Allah'ın kendi dediğini değiştirmesi, dolayısıyla herşeyi bilemediği ve zayıf olduğu şeklinde yorumlanamaz mı?
O zaman da konu bana çok ilginç geldi. Bilgilendim. Yani, kimsenin kendi çalıp kendi oynaması gibi bir durum yok.
Tabi buna dindarlar kendileri karar verirler. Ama nasıl ki sen ateistler hakkında yorum yapıyorsun, başkaları da dinler hakkında yorum yapabilir...
InVitatio
31-08-2007, 03:59
Sevgili Buralp
ben ateistleri kendi deger yargilarim ile "degerlendirmiyorum"
kendi deger yargilari ile celisiyorlarmi onun ile ilgileniyorum....
ben kisisel olarak buügne kadar "ayet"ler üzerine hic denecek kadar az ileti / yorum astim foruma cünkü sizlerin tabi olmadigniz bir dini veya kitabi ,
sizlere "delil" olarak kullanmak bana mantiksiz geliyor...
bir ayetin diger bir ayet ile nesh mesh edildigi yok ....bu pantenin hüsmü kuruntusu...
konu bu kadar basit....
ama sen bunu görmeyip, nesh ediliyor diye bir ön kabulun var....
pantenin bize nesh edilen ayetler diye sundug ayetlerin alayi , bir birini tamamlayan ayetlerdir.....
Vergi Vermek Zorunlugu Vardir !
Geliri Olan Vatandas Vergi Verir.....
simdi burada biri digerininin hükmü kaldiriyormu ? genisletiyor mu ?
Evet sen ile ben kurani kerimi mealleri ile okuyup anlamaya calisiyoruz.....ama anladigim kadari ile
Pante kurani Kerimi kendi dilinde okuyup anlayanlardan....
Verdigi örneklerinden birisinde "islam" diye bir kelime gecmektedir....ve yahudiler/ hristiyanlar anilir...
Peki Pante bu kadar seyi biliyorda, Kurani Kerim Islamdan veya Müslümandan bahsedince ne söylenemek istedigini bilmiyormu ?
tabiri caizse "gavur" gibi de biliyor.....eger bilmeden yaziyorsa ki bu daha vahim dir......
tekrarliyorum....
burada "yaratanin" bir acizligi macizligi yok...Müslümanlar Hükümü Kaldirilimis bir ayeti Allah Kurani Kerime ekletmeyecegine kanaat getirir....bu kadar basit...
Hükmü kaldirilmis ayet yoktur.....o ayetlere sebepler toplum icinde varmidir yokmudur (maide33 gibi)
onlara bakilmali.....bir ayetin "islevde" olmasi icin....sebeplerinin var olmasi lazimdir........
bugün medeni kanunda "savas hukuku" diye bir kavram var
simdi bu ne demek ? savasin mi demek ? yoksa savas'in hangi sartlarda olmasi gerektigini "düzenelyen" bir kanun mu ?
savas hukuku ne zaman uygulanir ?
ey müslüman kardeşlerim neden böyle düşünüyorsunuz hiçmi ALLAH korkunuz yok tefsir işini sadece müfessirler yapar.bu adamlar neden böyle bişey yapıpda sizin kafanızı karıştırıp günaha itiyorlar yarın birgün cehennemde onlar yanarken sizlerde yanında olmayın sizler cennete layıksınız ve ALLAH cc her kuluna akıl vermiştir sizlerde azıcık düşünürseniz anlarsınız kardeşlerim neyin doğru neyin yanlış olduğunu neden böyle güzel bi dini bu adamlar kötülüyor ki çünkü bunlar müslüman değil ve sizi bu güzel dinden soğutuyorlar..yazık gerçekten yazık :(
InVitatio
31-08-2007, 04:04
yaw ibram gardasim
var git isine :)
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=6254
* *saygılarımla
hiramusta
31-08-2007, 09:36
Öncelikle boşa çaba sarfettiğini söylemek istiyorum.Çünkü Kur'an ayetleri içerisinde nesh diye birşey yoktur.Nesh olduğunu iddia edenler kendi anlama problemlerini Kur'an'a maletmeye çalışanlardır.Onlar kendi aralarında ortak bir icmaı bile yoktur.Kur'an'da nesh ile kastedilen Kur'an'ın önceki kitapları ve İbrahim'den beri sözlü nakille gelen fakat yolda tahrife uğrayan geleneksel (cahiliye inancını)dini neshetmesidir.Zaten nesh ayeti olarak bilinen 2/106 dan bir önceki ayette Kur'anın neyi nesh ettiği açıkça belirtilmektedir.
Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir. *(2/105)
Neymiş kittap ehli ve müşrikler Allah'tan Mü'minlerin üzerine bir hayrın indirilmesini istemezlermiş.Peki bu hayr nedir?Bu hayr onların kitapları ve geleneklerindeki emir,hüküm ve inançların neshedilip yerine başka hükümlerin getirilmesidir.Aşağıdaki ayette yeni hüküm gelinceye kadar eskisinin geçerli olduğunu belirten bir ayettir.
Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir. (2/106)
Yaşar Nuri ve Süleyman Ateş gibi mealciler zina ile ilgili Nisa-15-16 ayetlerini homoseksüellere yönelik olarak izah ederler.
Ben bu ayetlerde lezbiyen, gay, homo vb. bir sözcüğe rastlamadım:
Nisa/ 15. Vellatı ye'tınel fahışete min nisaiküm festeşhidu aleyhinne erbeatem minküm fe in şehidu fe emsikuhünne fil büyuti hatta yeteveffahünnel mevtü ev yec'alellahü lehünne sebıla
Nisa/ 16. Vellezani ye'tiyaniha minküm fe azuhüma fe in taba ve asleha fe a'ridu anhüma innellahe kane tevvaber rahıyma
Eğer "kadınlarınızdan" dediği için kadınlararası zina,
"Sizlerden" dediği için erkeklerarası zina anlaşılıyorsa;
Kur'an sadece erkeklere mi hitap etmektedir?
Kadınları hitap edilecek insani düzeyde görmemekte midir?
Yoksa ataerkil toplumcu müslümanlar bu sözlerden böyle bir yorum mu çıkarmaktadır?
Farzedelim ki bu iki ayet eşcinseller için yazılmış.
Peki ama zina cezaları arasında bu büyük fark nasıl izah edilecek?
Homo erkekler sadece biraz tariz edilecek, hırpalanacak.
Ama kadınla zina eden erkek 100 sopa yiyecek.
Homolara itimas geçilmiş olmuyor mu? :)
Gene yanılıyorsun Pante.Nisa 15 zina kelimesi değil fahişe kelimesi geçer.Yani kötülük...O devirlerde lezbiyenlik gibi bir kelime o toplumda henüz icadedilmediğinden kadınlar arası cinsel münasebet fahşa olarak yani kötü bir eylem olarak anılıyordu.Dolayısıyla bu ayet lezbiyenlikle ilgilidir.Nisa 16. ayete gelince de bu ayet zina edenlerle ilgilidir.Çünkü ayette zani yani zina eden kelimesi geçmektedir.Ayette zina edenlerin cezalandırılması emredilmektedir.Bu cezanın da ne olduğu Nur suresi 2.ayet-i kerimesinde belirtilmektedir.Yani ortada ne bir çelişki ne mantıksızlık ne de bir nesh söz konusudur.
Sevgili InVitatio,
Güzel, hoş söylemişsin çünkü anladığım kadarıyla içten söylemişsin. Ama şimdiye kadar sitede 538 mesaj yazmış birisisin. Yani bu siteyi iyice tanımışsın. Bu sitede dinlere, tanrılara inanmayanların ve şüphecilerin toplumda rahatça konuşamadıkları için bir araya geldiklerini biliyorsun. Ama toplumun onlara davranmadığı şekilde, dindarları ve dincileri de aralarına alıp onlarla tartışıyorlar değil mi? Dolayısıyla burada değer yargılarına bakarak yapılacak bir şey yok. Herkes zaten kendi değer yargılarına göre konuşup yazar. Başka türlüsü olmaz ki. Yani burada yadırganacak bir durum bulmamalısın. Senin kendinin de yadırganılmadığın herkesin özgürce - ama belli terbiye kuralları içinde - yazıp tartıştığı bir site burası. Sen de bu siteden hoşnut kalmasan bana nazaran daha sonradan üye olduğun halde benden fazla iletin olmazdı. Bir ayetin diğeri ile neshi yok diyorsun ama bunu daha önceki iletilerinde astın. Pante'nin ve başkalarının verdiği örneklerden - hatta başka sitelerden - de gördüğüm kadarı ile İslamda böyle bir müessese var. Bunun varlığını yadsımayınca ben de daha önce yorum yaptığım şekilde bir yorumu yaparım.
Savaş hukuku benzeri örneklemelerin de doğru değil, bunu yapınca daha beter batıyorsun. Bunlarla Allah kelamı bir tutulmaz. Bunlar değişebilir ama Allah kelamı değişmemeliydi.
hiramusta
31-08-2007, 10:03
Maide/ 82. İnsanların inananlara düşmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde yahudilerle Allah'a ortak koşanları bulacaksın. İnananlara dostluk bakımından en yakın olarak da her halde "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde bilgin keşişlerin ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar büyüklük taslamazlar.
Yukarıdaki ayete göre müslümanlar kiminle dost olabilir kiminle olamaz?
Bu soruyu 5/51 i gözönüne alarak sordun sanırım.
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (5/51)
Bu anlama problemini bir örnekle gidermeye çalışayım;Ahmet,Mehmet,Hasan,Hüseyin benim dostum değildirler.Bunlardan Ahmet'le,Mehmet bana en düşmanca davranırken,Hasan'la,Hüseyin bunlara göre dostluk olarak bana daha yakındır.Hristiyanlar,Müslümanların dostu olmadığı halde (ki kasdedilen sırdaşlık derecesindeki bir yakınlıktır),Hristiyanların,Yahudi ve müşriklere göre olan yakınlığını düşmanlık olarak nitelendiremeyiz değil mi?
Sevgili pante,
Bir soru sormak istiyorum, saçma gelirse cehaletime ver. Nesh edilen ayetler hep Mekki ayetler mi? Merak ettiğim olay, Medine dönemi ayetleri içinde de birbirini nesh edeni var mı, yoksa Medeni Kur'an bir şekilde Mekki Kur'anı mı nesh ediyor?
thunderpoint
31-08-2007, 14:27
Bence bu 'Medeni-Mekki Kuran' işi dinbazların son sıkışmalarıyla başvurdukları bir 'cambazlık'tır...
Yapmak istedikleri -sanki biz de bu yargının doğruluğunu kabul edivermişizcesine- bu konuyu bizlere *tartıştırmaktır.
Her ne kadar dinlerini ve tanrılarını zedelediklerinin farkına varamıyor olsalar da...
Sevgiler...
Sevgili thunderpoint,
Ben öyle düşünmüyorum. Mekki Kur'an, yani Hatice'nin sağ ve etkili olduğu dönemdeki Kur'an'la Medeni Kur'an, yani Ömer'in etkisinin çok daha güçlü olduğu dönemdeki Kur'an birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle Kur'an'ın 1. cildinin nesh edilme çabasının bir mantığı olabilir. Mushaf'ların nüzul sırasına göre değil de karman çorman derlenmesi bile bu nedenle olabilir diye düşünüyorum.
Sevgiler
Mekki ve Medeni ayrımını Muhammedin siyasal güce sahip oldugu dönemle, olmadıgı dönem arasındaki ayrım olarak ele alabilirsek daha gerçekçi oluruz gibi geliyor.
* *Mekki dönemde benin dinim sana senin dinin sana olan anlayış, siyasal ve askeri güce ulaştıktan sonra kafirleri gördügünüz yerde öldürün e dönüşmüştür.
* *Muhammed güce kavuştugu an Kuran ayetlerinin niteligi degişiyor ve onun siyasi gücü temelinde bir zor ile şekilleniyor.
* *Mekke döneminde Kuran misyonunu Mekke ve civarını uyarmak şeklinde belirlerken, Medine de başarı kazandıkça tüm insanlıga seslenmeye başlar. Mekki ayetler daha çok dinin ahlaki özellikler ve Muhammede yönelik eleştiriler üzerinde dururken Medeni ayetlerde artık yeni devletin nizamları ve savaşla ilgili sorunlar ele alınır. Mekki ve Medeni ayetler biçim ve içerik açısından farklılıklar gösterirler bu da her iki dönem arasında Muhammedin statüsünün degişmiş olmasından kaynaklanır.
* * saygılarımla
Yukarıdaki soruma sevgili pante'nin verdiği yanıtı buraya yapıştırıp kendisine teşekkür ediyorum:
Nesh meselesinde Mekki-Medeni diye bir düzen yoktur. Evet Medine'i Muhammed'in anlayışı ile Mekke'li Muhammed'in anlayışı arasında çok fark oluşmuştur ve bu ayetlere yansıdığından genelde en çok neshedilenler Mekki ayetler olmuştur. Ayrıca Medine'de Yahudilerin çokluğu, itirazların da yoğunluğuna neden olmuştur.
Ama Medeni ayetlerin arasında da nesh vardır. Örneğin;
Enfal 66'nın Enfal 65'i neshetmesi gibi.
Bu başlığa devam etmeme kararı verdiğini de üzülerek belirtiyorum.
InVitatio
31-08-2007, 17:22
Bilen Arkadaslara sormak istiyorum
Maide 51 de gecen "evliya" tanimlamasi "dost" diye tercüme edlimistir....peki bu dogrumdur ?
Evliya ne demektir ? Ne anlama gelir ?
Burada degerli Pante forumdasimiz , Allah'in tutarsizligini ve beceriksizligini kendi kitabi aracilig ile ispatlacagim derken, kendi acizligini ispatlamaktan ileri gidememistir ....
burada tutarsiz olan tek sey varsa o da Pante'nin bir ayetin diger ayet ile hükümsüz idaasidir.
Eger Pante bu baslik altindaki calismayi "cehaltetinden" dolayi yapmadi ise
Kendi art niyetinden yaptigi anlasilmaktadir......
artik kendisi karar versin , bu baslik altindaki calismayi hangi akla hizmet ederek yapti ?!
Sevgili pante'nin verdiği enfal 65/66 örneği hakkındaki düşüncemi yazmadan önce ayetleri bir okuyalım:
65 *Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle. Eger sizden sabredecek yirmi kisi olursa ikiyüze galip gelirler ve eger sizden yüz kisi olursa kâfirlerden bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar hakki ve akibeti düsünmeyen anlayissiz bir kavimdirler. *
66 *Simdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kisi olursa ikiyüz düsmana galip gelirler, sizden bin kisi olursa Allah'in izniyle ikibin düsmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
Bence buradaki nesh'in altında yatan neden "galiba biraz abarttım" tarzı bir otokritik, ya da "abi uçtun be, bunu kimse yutmaz" tarzı bir Ömervari uyarıdır. Yoksa Allah yükü hafifleteyim derken ağırlaştırarak çelişkiye düşmez ve insanlarda bir zaaf olduğunun farkına Enfal 65'den sonra varıp düzeltme yollamazdı.
Sevgili invi bu başlıkla ilgili ilk sayfada sunları söylemişken ;
Sevgili Pante
Allah'in kendisi ile olan ayetlerde ( gücü, tekligi , ahriet günü hakkindaki ayetler, veya hayati nasil var ettigi ile ilgili ayetler) de nesh edilmismidir ?
bu hükmü kaldirilan ayetler "toplum" ve "seriati" ilgilendiren ayetler degilmidir ?
bir ayetin diger bir ayet ile nesh mesh edildigi yok ....bu pantenin hüsmü kuruntusu...
konu bu kadar basit....
ama sen bunu görmeyip, nesh ediliyor diye bir ön kabulun var....
pantenin bize nesh edilen ayetler diye sundug ayetlerin alayi , bir birini tamamlayan ayetlerdir.....
........
...Müslümanlar Hükümü Kaldirilimis bir ayeti Allah Kurani Kerime ekletmeyecegine kanaat getirir....bu kadar basit...
Hükmü kaldirilmis ayet yoktur.....o ayetlere sebepler toplum icinde varmidir yokmudur (maide33 gibi)
onlara bakilmali.....bir ayetin "islevde" olmasi icin....sebeplerinin var olmasi lazimdir........
Diyerek kendini "nesh" etmişsin. Bu kadar kısa sürede fikrini değiştirmene sebep ne ola ki ?
InVitatio
31-08-2007, 18:12
Sevgili Frodo
niyetim disi bir cümle kurmusum hatirlattigin icin tesekür ederim
soru söyle olmasi gerekir
bu hükmü kaldirilan ayetler "toplum" ve "seriati" ilgilendiren ayetler midir ?
burada aslinda pante'den ayetlerin hükümün kaldirildigina degil....o ayetlere sebep olan ortamin
var olup olmadigni sormak istemistim....
yani ayet'in hükmü mü kalkiyor ....yoksa o ayete sebep olan nedenler degistigi icin "hükmü" kaldirildigini idaa edilen ( ki bunu sadece pante kendisi öyle kabul ) ayetler "genisliyormu" ( devamliligi mi saglaniyor )
Kaldiki Pante dostumuz Allah'in kendisi hakkinda olan ayetler ile bu idaa'yi yapamamakta....
Bahsi gecen ayetler alayi "toplum hayatinin kendinsine hitap eden" ayetler......
ya kardeslerim
hükmü kaldirilmis ayetin kurani kerimde isi ne ?
yapmayin etmeyin......
sevgili frodo iletilerimi dikkatle okudugun icin, ve anlasilan icerigini bir biri ile kiyasladigin icin sana ayirca tesekür ederim....
Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Nisa Suresi
Ravi : Sa`id İbnu Cübeyr
Hadis : İbnu Abbas (ra)`a: "Bir mü`mini kasden öldürenin tevbesi makbul olur mu?" diye sordum da bana "Hayır!" diye cevap verdi. Ben de kendisine, Furkan süresindeki : "Onlar ki Allah`ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar, Allah`ın haram kıldığı cana kıymazlar... Ancak tevbe eden, inanıp, yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder" (Furkan, 68-70) ayetini okudum. Bana şu cevabı verdi. "Senin okuduğun ayet Mekke`de nazil olmuştur. Onu Medine`de nazil olan: "Kim bir mü`mini kasden öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir..." (Nisa, 93) ayeti neshetmiştir." HadisNo : 564
Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Nisa Suresi
Ravi :
Hadis : Nesai ve Tirmizi`den gelen bir rivayette şöyle denir: "İbnu Abbas (ra)`a, bir mü`mini kasıtlı olarak öldürüp sonra tevbe edip, imana giren, güzel ameller işleyen ve hidayete eren bir kimse hakkında soruldu. Şu cevabı verdi: "Buna nasıl tevbe olur? Ben Hz. Peygamber (sav)`i şöyle söylerken işittim: "Maktul, avurtları kana bulanmış olan katile asılı olarak getirilir. Katili şöyle şikayet eder: "Ey Rabbim, buna sor bakalım beni niçin öldürdü, suçum ne idi?" İbnu Abbas (ra) ilave etti: "Allah`a kasem olsun, Allah bu hükmü indirdi, fakat neshetmedi." Bu Nesai`nin rivayetidir.
HadisNo : 567
"Fakat neshetmedi" cümlesi ne kadar da anlamlı. Sanki Allah'ın sık sık fikir değiştirip ayet neshetmesine alışıklarmış gibi.
Levent Ak
22-07-2008, 17:32
Nesh hadislerde olur mu?
Hepsi Kütübi sitteden alıntı.
2220 - Hz. Enes (radıyallâhu anh): "Resülullah (aleyhissâlâtu vesselâm) ayakta içmeyi yasakladı" demişti. Kendisine:
"Ya yemek? (Bu husustaki hüküm nedir)" diye soruldu.
"Bu dâha şiddetle yâsâktır!" dedi veya şöyle dedi.
"Bu dâhâ şerli, dâhâ kötü!"
Müslim, Eşribe 113. (2024); Tirmizî, Eşribe 11, (1880); Ebü Dâvud, Eşribe 13, (3717).
2221 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:
"Sizden kimse sakın ayakta içmesin. Kim unutarak içerse hemen kussun."
Müslim, Eşribe 116, (2026).
--------------------------------------------------------------------
2217 - Tirmizî ve Nesâî'nin bir rivâyetinde şöyle denmiştir: "Resülullah (âleyhissalâtu vesselâm) zemzemi ayakta içti."
2218 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) devrinde yürürken yer, ayakta iken içerdik."
Tirmizî, Eşribe 11, (1881); İbnu Mâce, Et'ime 25, (3301).
2219 - İmâm Mâlik'e ulaştığına göre Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (radıyallâhu anhüm) ayakta oldukları halde (su) içiyorlardı."
aspendos
22-07-2008, 18:51
Sevgili pante'nin verdiği enfal 65/66 örneği hakkındaki düşüncemi yazmadan önce ayetleri bir okuyalım:
65 *Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle. Eger sizden sabredecek yirmi kisi olursa ikiyüze galip gelirler ve eger sizden yüz kisi olursa kâfirlerden bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar hakki ve akibeti düsünmeyen anlayissiz bir kavimdirler. *
66 *Simdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kisi olursa ikiyüz düsmana galip gelirler, sizden bin kisi olursa Allah'in izniyle ikibin düsmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
Bence buradaki nesh'in altında yatan neden "galiba biraz abarttım" tarzı bir otokritik, ya da "abi uçtun be, bunu kimse yutmaz" tarzı bir Ömervari uyarıdır. Yoksa Allah yükü hafifleteyim derken ağırlaştırarak çelişkiye düşmez ve insanlarda bir zaaf olduğunun farkına Enfal 65'den sonra varıp düzeltme yollamazdı.
güzel kardeşim iyi incelersen 2 ayet arsında geçen zamana bir bak . bir sure inmeye başladığı zaman bütün sure olarak innez idi tane tane hatta bazen 2 ayet arasında haftalardır tek ayet inmez idi peyagamberimiz acaba ayetler bitti mi diye endişe eder idi .
kuranı kerimde geçen her ayetin arkasında bir sebebe dayalı ve bir hesaba göre yapılmış olduğu gözlerden kaçmamalı .
dikkatinize sunarım .
gozeneli
22-07-2008, 22:50
En'am-125 'Allah kimi doğru yola götürmek isterse, gönlünü Müslümanlığı kabul etmesi için açar. Kimi de sapıklıkta bırakmak isterse, onunda gönlünü daraltır ve sıkıntılı kılar...'
Bakara-7 'Allah onların yüreklerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde perde vardır...'
gozeneli
22-07-2008, 22:51
Nisa-89 'Onlar sizin kendileri gibi kafir ve böylece eş olmanızı isterler. Allah yolunda göç etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Bunu kabul etmez de yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün...'
Tevbe-5 'Hürmetli aylar çıkınca Allah'a eş koşanları nerede bulursanız öldürün. Yakalayıp hapsedin. Gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse onların peşini bırakın...'
gozeneli
22-07-2008, 22:54
En'am-108 'Allah'tan başka dua ettikleri şeylere sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikte aşırıya gidip Allah'a sövmesinler...'
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a eş koşanlar mutlaka pisliklerdir...
Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.
Sayın Aspendos sizin okudugunuz Kuran herhalde korsan. Yukardakiler Diyanet'ten
Gozeneli;
Emin ol minareyi çalmak niyetinizse, kılıfını hazırlamanız da çok fazla zamanınızı almaz. Görmek istediğinizi hemen bir çırpıda görüverirsiniz de, o çok merak ettiğin, arayıpta bulamadığın insan sevgisi, barışı emreden ayetleri görmezden gelirsiniz!
Tarih araştırmalarında bir prensip vardır; ‘’tarihi olayları, yaşandığı dönemin şartlarına göre değerlendireceksin’’ diye. İşte ayetleri de inmiş olduğu dönemin şartlarına göre değerlendireceksin. Günümüz şartlarına göre değil! Hangi sûre ya da ayet ne zaman inmiş, ve neye istinaden?
Alın size, senin gibi düşünmeyenlere iyi davranmanı emreden bir ayet:
“Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 8) Bu Ayetin nazil olduğu dönem, Müslümanlarla Mekke müşriklerinin ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir dönemdir. Buna rağmen Ayetin, inanmayanlara iyiliği, insaf ve adaleti emretmesi dikkate değerdir. Bu Ayetin inmesi ile alakalı olarak, Hz. Ebubekir (R.A.) kızı, Hz. Esma’nın müşrike (Allah’a şirk koşan) olan analığı, Mekke’den Medine’ye gelip kendisiyle görüşmek istemesi sonucu, Efendimiz (SAV) ’ den bu konuda görüş isteyince , bahse konu Ayet-i Kerime nazil olur ve görüşmenin ötesinde, ona iyilikte bile bulunmasının herhangi bir mahzurunun olmadığı ifade edilmiştir.( İbn-i Kesir, Tefsir-ul Kuranil Azim, bahse konu Ayetin tefsiri.; Buhari,Hibe 29, Ebu Davut, Zekat 34. (2) Mevdudi, Tefhimul Kur’an, VI,221)
Müslümanlara düşmanlık yapmayan, inançlarına saygılı olan gayrimüslimlere karşı, onlara iyilik yapılmasa bile düşmanlık yapmamak ve adaletli davranmak , adaletin gereğidir. Fakat müslümanlara karşı düşmanlıklarını sürdürenler ile düşmanlık yapmayanları aynı kefeye koymak da adaletsizliktir. (Hamdi Yazır, Mümtehıne 8'in Tefsirinde)
gozeneli
22-07-2008, 23:45
Turan Dursun`a ne oldu?
Gozeneli;
Her toplulukta, aşırılıklar görülebiliyor, din sadece bunlardan biri. Milliyetçiliğin aşırısına kaçarsanız ırkçı, bir takım taraftarı olmanın dozunu ayarlayamazsanız holigan sıfatını alırsınız. Dinin de ölçüsünü bilmezseniz, ‘’dinde aşırı gitmeyin’’ emrine ters düşen ölçüsüzlükler gösterebilirsiniz. Cahilin biri din elden gidiyor nidalarıyla, sanırım birilerinin de maşası olarak utanç verici, insanlık ayıbı bir günah işlemiş, Allah’ın verdiği canı Allah alır. Hesabını da Allah’a verecektir, inşallah bu dünyada da verir.
Biz kimse yansın istemeyiz. Ne siz yanın, ne biz yanalım, ne de başkaları…
gozeneli
23-07-2008, 11:21
Sayın Aheste,
çok güzel diyorsunuzda sizin gibi düşünen kaç Müslüman var. Salman Ruşdi'iyi göz önüne getirin.
Ne yazık ki ''dinde zorlama yoktur'' alıntısının yanında ''döneklerin cezası ölümdür'' alıntısı var.
Siz bu çelişkileri görmüyormusunuz? Herşeyi yaratıgı kabul edilen bir güç nasıl böyle çelişki ile dolu kitap gönderebilir?
Hükümsüz ayetlerle ilgili verdigimiz örneklerde bir yanlış var mı?
Sevgili Aheste;
Bu sitedeki arkadaşlar Kuran'daki insan sevgisi, barış ve her türlü güzel sözler içeren ayetleri görmezden gelmedi. Hatta bununla ilgili bir konu bile açılmıştı.
Tarih için söyledikleriniz doğru ancak, Kuran ne tarih kitabıdır, ne de bilim kitabıdır. Siz bir sure veya ayetin ne zaman indiğini, niçin indiğini, o günkü şartların nasıl olduğunu araştırıp ve buna göre okuyarak mı müslümanlığı seçtiniz? Elbette sizde Türkiye'deki tüm müslümanlar gibi küçüklükten bu din beyninize empoze edildi ve inandırıldınız. Yani inandıktan sonra Kuran'ı okumaya başladınız. Örneğin Grönland'a turist olarak gittiniz. Oradaki bir insana bu kitabı verirken arap tarihini de mi araştırmasını söyleyeceksiniz? O zamanki koşulları, uygulamaları kendi coğrafyasına ve bugüne nasıl uyarlayacak? Namazları hangi vakitlerde kılacağını kitapda bulabilecek mi? Karla teyemmüm abdesti alabilir mi? Ya da inandıktan sonra halkını bu hak dinine çağırıp, inanmayanları da bulduğu yerde öldürmesi mi gerekir?
Açıkcası Kuran'daki hükümlerin bu insan için o coğrafyada uygulanabilirliği ve değeri yoktur. Üstelik kendi toplum değerlerine ters düşen bir çok şeyler bulacaktır. Bunları görüp beyni de mühürlenmemişse müslüman olması imkansızdır. Bu kişinin bu dine inanmaması yüzünden cehennemde yanması ne kadar mantıklıdır?
Yakın gerçek
23-07-2008, 22:28
5- Enam/ 163. O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."
Yukarıdaki ayet, Muhammed'in müslümanların ilki olduğunu ifade eden ayettir ve hükümsüzdür.
6- Araf/ 143. "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi.
Yukarıdaki ayet de Musa'nın müslümanların ilki olduğunu belirten ayettir ve hükümsüzdür.
Her iki ayeti de nesheden ayet:
Ali İmran/ 67. İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
İbrahim, Muhammed'den de, Musa'dan da önce yaşadığına göre o halde ilk müslüman İbrahim'dir.
Müslüman genel olarak.Allaha inananlardır. Aynı zamanda islam dinin seçenler için kullanılır. Buda Günümüzün çarpıklığı.Hristiyanlar / yahudiler ve islamiler diye birşey duydunmu ? 2 kavramı karıştırmayın ltf.
Yakın gerçek
23-07-2008, 22:37
En'am-108 'Allah'tan başka dua ettikleri şeylere sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikte aşırıya gidip Allah'a sövmesinler...'
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a episliklerdir...ş koşanlar mutlaka
Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.
Sayın Aspendos sizin okudugunuz Kuran herhalde korsan. Yukardakiler Diyanet'ten
LoL burdaki mühür sensin. Senin kendi nefsin eğer ona esir olursan. Gözünle baktığın herşey kötüdür .Paraya Çalmak için / kadına tecavüz için / Başkasının bolluğuna kem gözle bakarısn.doğruyu bulamazsın.nefisinin kurbaı olan insan sadece onun istediklerini duyar.kalbide onun isteklerine boyun eğer.Sende bir kıpırdanma olursa ALlah sana yardım eder.Buda senin mührünü açmış olur. Nefsin karşısında iradeni aklını kuvvetlendirir.Ama öyle bekleyipde Hani ne zaman benim mührüm kalkcak demek saçma. Mühür sende sen gayret et Allah sana gayretin karşılığını verir.
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a episliklerdir...ş koşanlar mutlaka bunun Arapçası %100 bumudur. ?adiler yada acizler yada ona benzer birşey olabilirmi. Her meal yapan farklı yazıyor. Bazı kelimelere değil bütüne takılın.Yada Arap dili ve edebiyatı okuyup bizide aydınlatın lütfen.ben sana inancınsa söversem sende bana ve peygamberime söversin.Ama bu karşımdakinin temizmi / pismi olduğunu göstermezki.( Burda boş lakırdı yapıp kendi dininize küfür ettirmeyin ben bunu anlıyorum.
Yakın gerçek
23-07-2008, 22:40
En'am-108 'Allah'tan başka dua ettikleri şeylere sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikte aşırıya gidip Allah'a sövmesinler...'
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a eş koşanlar mutlaka pisliklerdir...
Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.
Sayın Aspendos sizin okudugunuz Kuran herhalde korsan. Yukardakiler Diyanet'ten
LoL burdaki mühür sensin. Senin kendi nefsin eğer ona esir olursan. Gözünle baktığın herşey kötüdür .Paraya Çalmak için / kadına tecavüz için / Başkasının bolluğuna kem gözle bakarısn.doğruyu bulamazsın.nefisinin kurbaı olan insan sadece onun istediklerini duyar.kalbide onun isteklerine boyun eğer.Sende bir kıpırdanma olursa ALlah sana yardım eder.Buda senin mührünü açmış olur. Nefsin karşısında iradeni aklını kuvvetlendirir.Ama öyle bekleyipde Hani ne zaman benim mührüm kalkcak demek saçma. Mühür sende sen gayret et Allah sana gayretin karşılığını verir..
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a eş koşanlar mutlaka pisliklerdir...
bunun Arapçası %100 bumudur. ?adiler yada acizler yada ona benzer birşey olabilirmi. Her meal yapan farklı yazıyor. Bazı kelimelere değil bütüne takılın.Yada Arap dili ve edebiyatı okuyup bizide aydınlatın lütfen.ben sana inancınsa söversem sende bana ve peygamberime söversin.Ama bu karşımdakinin temizmi / pismi olduğunu göstermezki.( Burda boş lakırdı yapıp kendi dininize küfür ettirmeyin ben bunu anlıyorum.
gozeneli
23-07-2008, 22:42
Shakespeare'in söyledigi geldi aklıma ''Adın ne anlamı var. Bir Gül'in başka bir adı olsada yine güzel kokar''.
O halde adda ne var Mohamedist,islamlılar,Müslüman desen ne olur yine aynı kokuyor.
Sayın Yakıngerçek, ben Arapça bilmiyorum ögrenmeyede ihtiyacım yok yukarıdaki çevirilerde bir yanlış varsa Hemen Diyanet'e gidin bilir kişiliginizle hata yaptıklarını belirtin.
Shakespeare'in söyledigi geldi aklıma ''Adın ne anlamı var. Bir Gül'in başka bir adı olsada yine güzel kokar''.
....
A rose is a rose by any other name,
Güle gül demesek, kokusu dahamı farklı olurdu..
Güncelleme.
Güzel bir çalışma, tebrikler.
Ancak şu tespitte hata var...
11- Bakara/ 180. Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı. Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur.
Bu ayeti hükümsüz kılan ayet: ( vasiyeti dikkate almaksızın miras taksimi yapan ayetler)
Nisa/ 11-12. Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır.... (diye devam ediyor)
Nisa 11 ve 12'de "vasiyetin dikkate alınmaması" gibi bir olay söz konusu değil...
Nisa 11 = ...Bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır...
Nisa 12 = ...(Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır...
Burada; vasiyet işini bitirdikten sonra, miras dağıtımına başlıyorsunuz...
Tabi burada Müslüman savunuculuğu yaptığım sanılmasın. Ama Sezar'ın hakkı Sezar'a.
Bu arada şunun altını çizelim ki, "Kuran'da nesh yoktur." demek, tamamen amatörce ve boş bir savunmadır. İslam alimlerinin pek çoğu nesh olayını kabul etmiştir (gerekirse isimleri aktarırım).
Bir örnek de ben vereyim.
Bakara 256 = Dinde ZORLAMA yoktur...
Tevbe 29 = ...ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle CİZYE verinceye kadar savaşın. (ayeti böldüm ama isterseniz tamamını da okuyabilirsiniz, sonuç değişmiyor)
Bu surelerin iniş sırası şöyle;
Bakara = 93. sıra
Tevbe = 113. sıra
Tevbe suresi, Muhammed'in son yıllarında (son 1-2 yılı) yazılmıştır. Dolayısıyla, güçlü olduğu dönemde...
CİZYE alıncaya kadar savaşmak gerektiğine göre, "Bakara 256" nesh edilmiştir... Sonuçta "cizye" kendi isteğinizle verilmiyor, öyle değil mi?
Cizye ile ilgili itirazlara şurada detaylı bir yazı yazmıştım;
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=467601&postcount=100
Gerekirse daha da detaylandırırım. İslam kaynakları çeşit çeşit bu konuda.
Ya da mesela "Sizin DİNİNİZ size..." diyen meşhur ayeti (Kafirun 6) de örnek gösterebiliriz...
Madem bizim DİNİMİZ bizeydi, neden CİZYE şart koşuldu?
Halbuki Kafirun 6'da, diğer DİN sahiplerine özgürlük var, ve herhangi bir zorlama yok.
Sebep?
İniş sırası;
Kafirun = 18. sıra
Bu da doğal olarak, Mekke dönemi'dir...
İslamda akılcı metodu izlemiş olan akımlar neshi kabul etmişlerdir.
Verdiğim ayet örneklerinde nesheden ile neshedilen ayetlerin anlamları arasında bir fark yoktur diyen akılcı yönden değil tutucu yönden bakıyor demektir.
Hem neden Allah'ın kabul ettiği ve yaptığını söylediği bir konuyu siz kabullenemiyorsunuz?
Allah'ın söylediğini değiştirmesi size bir eksiklik olarak mı geliyor?
Neden böyle hissediyorsunuz?
"Allah herşeyi bilir." diye, "Allah'ın herşeye gücü yeter." diye bildiğiniz için mi?
Sayın Pante. Nesh konusunu işleyen dini yazılar mevcut. Yani bu, İslamcıların genellikle kabul ettiği bir mesele zaten. Mesela iki link:
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=464
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/9145/nesh-nesih.html
Bu nesh konusuna en güzel örnek, zinanın cezası ile ilgili konudur.
http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/nesih-ve-recim-cezasi.html
Önce Tevrat'taki hüküm (recm), müebbet ev hapsine çevriliyor Kuran'da. Sonra da bu ceza, 100 sopa cezasına dönüyor. Böylece müebbet ev hapsi cezası (yani Kuran ayeti) nesh edilmiş oluyor. Ayrıca Ahzab suresinin 50. ve 52. ayetleri de nesh konusuna sağlam bir örnektir. Madem ki Muhammed'e kadın almak haram kılınmıştır, o halde 50. ayetin hükmü kaldırılmıştır.
Neshin kabul edilmemesinin hiçbir mantığı yoktur.
Güzel bir çalışma, tebrikler.
Ancak şu tespitte hata var...
Nisa 11 ve 12'de "vasiyetin dikkate alınmaması" gibi bir olay söz konusu değil...
Nisa 11 = ...Bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır...
Nisa 12 = ...(Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır...
Burada; vasiyet işini bitirdikten sonra, miras dağıtımına başlıyorsunuz...
Sn. Jingo;
Varislere ait vasiyet ayetleri nesh edilmiştir. Yaptığım tespitte bir hata yoktur.
Çünkü Bakara 180 ve 240 ayetlerindeki vasiyet, eşe, ebeveyne ve çocuklara dağıtılacak olan vasiyettir.
Nisa 11 ve 12 ayetlerinde bahsedilen vasiyet ise varisler dışındakilere ait vasiyettir.
Yani, bir baba ölmeden önce bir vasiyet ve borç kaydı tutmuş olabilir.
Örneğin;
- Mirasımdan 100 fakire bir öğünlük gıda yardımı yapılsın. 10 yetim giydirilsin.
- ... kişiye olan ... miktar borcum ödensin.
İşte bu kayıttaki ilk madde vasiyet, diğeri borç olarak görülüp, bunlar halledildikten sonra paylaşım yapılması kastedilmiştir.
Aksi takdirde eşe, oğula yapılan vasiyet olsa; paylaşımın hükmü çiğnenmiş olurdu.
Varise vasiyet yoktur
Kural budur. Paylaşım öncesi vasiyette varislerden birine bir pay, bir miktar belirtilmişse geçersizdir. Bunu hadislerde görelim:
Bakara 180 ayeti neshi
Kütübüsitte: 5795- İbnu Abbâs radıyallahu anhüma: "Ölen mal bırakmışsa ebeveyn ve akrabalarına vasiyette bulunsun.." (Bakara 180) âyeti hakkında demiştir ki : "Miras âyeti neshedinceye kadar vasiyet bu şekilde vacib idi."
Bu da Bakara 240 neshi için:
Kütübü sitte: 4206- "İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler" (Bakara 234) mealindeki ayetle ilgili olarak demiştir ki: "Kadının, bu iddeti, kocasının yanında beklemesi vacibtir. Bunun üzerine Allah Teala Hazretleri şu ayeti inzal buyurdu: "İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler. Eğer kadınlar çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur" (Bakara 240). Mücahid devamla der ki: "Allah Teala Hazretleri böylece kadına tam bir yıl (iddet) kıldı, bunun yedi ay yirmi günü vasiyet yoluyla tanınacak. Kadın dilerse bu vasiyet müddetinde kocasının evinde kalacak, dilerse terkedecek. Ayette geçen "evlerinden çıkarılmaksızın... Eğer çıkarlarsa... size sorumluluk yoktur" ibaresinin ma`nası budur. Esas iddet ise, onu beklemesi kadına vacibtir." İbnu Abbas (ra) der ki: "Bu ayet, kadının kocası yanında iddet geçirme mecburiyetini neshetmiştir, kadın dilediği yerde iddetini geçirir." Ata der ki: "Sonra miras ayeti geldi, o da, süknayı neshetti. Böylece kadının, koca yanındaki süknası kalktı, artık dilediği yerde iddetini geçirir."
Elmalılı tefsirinden:
Hem vasiyyetin ve hem borcun kaydıdır. Yani vasiyyet veya borç ki varislere zarar vermeye kalkışılmayarak yapılmış olsun. Bu bakımdan önce varislerden hiçbirine vasiyyet geçerli olmaz, zararlı olur. Bunun diğerlerine zarar olduğu ve hak ettikleri miras payını bozacağı açıktır. Demek ki bu kayıt ile bu miras âyetleri âyetindeki vasiyet hükmünü, kaldırmıştır. "Dikkat ediniz, hiçbir varise vasiyyet yoktur." hadis-i şerifi de bu hükmün kaldırıldığını açıklamıştır. Aynı şekilde yabancıya veya varis olmayan akrabalara da malın üçte birinden fazla vasiyyet geçerli olmaz, varislerin müsadelerine bağlı olur.
http://www.kuranikerim.com/telmalili/nisa.htm ( 12. ayetin tefsiri içinde)
Ayrıca bkz.
http://www.ilimdunyasi.com/kuranda-insan-psikolojisi/bakara-suresindeki-mensuh-ayetler/?wap2
Sn. Pirate, elbette İslam tarafından kabul edilmiştir ama gerek sadece Kur'ancılar'a gerekse forumdaki bazı nato kafalara anlatmakta zorlanmıştık. Tşk.
Yıldıztozu
03-08-2015, 02:54
Nasıl bir komedi bu kuran kitabı :D