Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben Okinono
Merhaba,
Okumak ve yazmaktan başka işi olmayan birisiyim. *Okudukça bölündüm, yazdıkça parçalara ayrıldım.
Bu sitede kendimi toplamak için varım.
Kendimi hep hiç temsil edilemeyenlerin muhalefet sesi olarak gördüm.
Müslümanım, agnostik miyim panenteist mi, yoksa müslümanlıkla bunlar zaten olmaz mı kafam iyice karışık.
Akla inanırım.
Evrim konusunda bilgi sahibi değilim, hiçte ilgimi çekmedi. Evrimin olması veya olmaması tanrının ispatında kullanılamaz diyorum ama, evrimi bilmediğim için hüküm de veremiyorum. Bu sitede evrimin savunucuları olanların yazılarından hayata bakışlarını sezgilemek ve bu bakışın normlarının kendim için olabilirliğini veya olamazlığını test etmek istiyorum.
Bugün, Tanrının gücünün ispatlanamaz olmasının, *tanrısallık işlevi gibi güce sahip *olan bir nevi yer tanrıları konumunda ki kurumların güçlerini kabul etmem anlamına gelmeyeceğini çok iyi biliyorum.
Zengin değilim, zenginlerden nefret ederim. Hele hele, hümanizm söylemi adı altında bulunup, yedi sülalesini doyurup, vergi veriyorum ya daha ne verecem diyenlerden iğreniyorum. Zebgin olduğum durumlar çok oldu. Bana göre bir yaşam olmadığını anladım ve battım. Memnunum. Bu batmadan çevremde tek memnun olan kişi benim. Geri kalan herkes başta eşim bu durumdan nefret ediyor.
Eşitliğin herkesin en üst paydada değil, en alt payda da ancak mümkün olabileceğini biliyorum. İslamın etkilerinden olan, eşit ganimet dağılımı en ilgimi çeken konulardan biri olmuştur hala da öyle belki de bu yüzden herşeye rağmen bir türlü karar veremiyorum.
Turan Dursun'un yaşamını okuduğumda en ilgimi çeken şeyin dürüst bir yaşam, ilkeli bir fakir duruşu ve kararlı bir son olduğunu ilk bakışta söyleyebilirim.
İnsanın var olduğu her an dönem ve asırda bitmeden gelen tek ortak kültün Tanrı inancı olması, toplumsal aklın bireysel akıldan hep üstün olmasını savunmam dolayısıyla çok kolay olarak yaşamdan çıkarılamaz diye düşünüyorum. Kaldı ki kendi yaşamınızdan çıkarsanız dahi, toplumsal yaşamın bir parçası olarak kalacağı için ilgisiz kalınamaz diyorum.
Agresif değilim diyorum ama körükörüne hangi düşünce olursa olsun savunucularına zaman zaman kendimce alaycı bir üslup takınıyorum. Bu huyumu hiç sevimiyorum.
Tanrı yok demek kararlılığını savunanların, Tanrı var diyenler ile aynı subjektif algıyla hareket ederek buluştuklarına tanık olduğum olaylar oldu.
Son anda aklıma gelen bir şey daha var. Risale i Nur'u nurcuyum, abiyim, amerikadayım vs diyen kim olursa ama kim olursa istediği platform da tartışmaya hazırım. İddalıyım. Bilmedikleri açılımları ve tarihi hakkında yazsam sanırım bestseller olur. :)
Çok iyi bir Risale i nur okuyucusuyum. Ama ne hikmetse tek bana ters tepki yaptı sanki. Zira yazmaktan ziyade yazılanın yaşanması ve yazının sonucunda ortaya çıkan durumu ne kadar gözümü kapatsam da görmeden edemedim.
Uzun yazmayı severim. Yazmaktan başka bir işi de bilmem. Bu yüzden açım. :)
3 kızım var. Biri boğaziçi matematikte(reklamlar) *biri bu yıl imtahana girecek; En küçük ise 3 yaşında. Yazdıklarımı yırtmaktan büyük zevk alıyor. Bende onun bu hareketinden acaip bir keyif...
Yazı dilim de bozuldu aslında son bir kaç yıldır. Bunu da kafamın karışıklığının dile yansıması olarak görüyorum. Sizde bu karışıklığı virgüllerden takip edebilirsiniz.
Bir an önce karar vermek gerekiyor artık.
Kısaca, "Ya var, Ya Yok, Ya da her ikisi. "olarak şu anki durumu mu özetleyebilirim. :)
Selamlar
Okinono...
ozgur_beyin
07-09-2007, 10:00
Sevgili okinono, bilirsin ,bilmediğin bir yemeği tadacağın zaman , şüpheyle, bir parça alır ,ön yargıyla
ağzının içinde dolaştırırsın. Aaaaa birde bakarsınki ,taddığın yemek,harikaymış ve yemeye başlarsın hemde ,bü-
yük bir keyifle.
Sevgili okinono ,''telgraf''mesajından sonra bana bu tür düşünceler hasıl oldu. Yazmaya devam edin,
bizde okumaya devam edeceğiz.
*Sevgili okinono, tekrar hoşgeldin
Hoşbulduk Özgür_Beyin.
Umarım, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmam :)
Yaklaşımınızdaki sıcaklık için ise ayrıca teşekkür ederim.
Sevgiler.
Nebenbuhler
07-09-2007, 11:44
Biz Ateistler insanlara sicak davranarak onlari kandirip kendimize cekmek isteriz.;-)
Hos geldin
Ahlak,Insanin Tabiata karsi bir Ukalaligidir.
Nietzsche
ozgur_beyin
07-09-2007, 13:34
Sevgili okinono, bize bu sitede elaman dedirten , herhangi bir konuda özellikle dini konularda hiç bir boktan anlamayan tebkiğci! müslümanlardır. Öğrendikleri veya bildiklerini zannettiği islam *bir tarikat veya cemaatın
onlara ''ezberlettikleri'' *mavallardır. Çoğunlukla bu tipler, yeterli fikri alt yapıları olmadığı için, burda ya saçmalıyor
ya hakaret ediyor, yada konuyla hiç alakası olmayan cevaplar! veriyorlar.
Tabi i olarak bize söylemeselerde yetersizliklerini anlayıp kısa bir zaman içinde kaçmak zorunda kalıyorlar.
Biz burda kimseye herhangi bir düşünce veya ideolojiyi empoze etmeye çalışmıyoruz..Ne yazıyorsak ''delilli''
yazıyoruz.
Anladığım kadarıyla ''muhatap buhranı çekiyorsun'' *,burda bu *problemi burda rahatlıkla izale edersin.
Not= ''Muhatap buhranı çekiyorum'' *,cümlesi Peyami Safa'ya aittir.
Sevgili Özgür Beyin,
Muhatap burhanı tam doğru teşhis.
Teşekkürler.
Sevgili özgür_beyin ;
"Muhatap buhranı" deyince,nedense aklıma,Avrupa yakasında ki "Gaffur" un bir sözü geldi.
Niye sen beni beğenmiyorsun ? *:(
Ne yani,günde iki kere de olsa doğruyu gösteren, bozuk bir saat kadarda mı hükmümüz yok ?
:roll:
Not : Arslan ne demiş,bizim mep denen kafir'in,boyalı .... *:lol: *:lol:
Tam da yerine gelmissin, biliyorum diyenlerin birsey bilmediklerinin farkina varacagin bir site. Buradaki tartismalardan fikir ozgurlugune saygi duydugumuzu anlamissindir. Tabi ki ortada bir fikir varsa. Senin de insani on planda tuttugun anlasiliyor, evrim bir inanc sistemi degil, bir bilim dalidir. Sitemizin evrimteorisi.org adresinde yapilan calismalarina bir goz atarsan bir bilgin olur zannederim. Mesele evrime inanip inanmamak degil, akilla, mantikla bagdastirabilmektedir.
* *Hosgeldin, sorularina cevap bulabilman umidiyle....
Okinono,
Ben de senin gibi yeni uye sayilirim.
Fikirlerimi rahatca paylasabildigim icin *TD sitesi beni rahatlatiyor. Umarim sen de benim gibi hissedersin.
Katilimin ile sitenin daha da zenginlesecegini dusunuyorum.
Hos geldin.
sayın okinono
* * pirinç ve bulgur stoklarınızı bilmiyorum, Dimyat yörüngesinden de haberim yok. Ancak sizin söylemlerinizden hissettigim kadarıyla insan temelinde hemfikir olabilecegimiz kanaati taşıyorum. Dogru için ise, yeter ki dogruyu gerçekten aramak isteyelim. Ne denmiştir : arayan mevlasını da bulur belasını da". Gerçi bu yaşıma kadar ben hep belamı buldum. Ama günün birinde tanımladıgım mevlayı da bulacagımı biliyorum.
* * O mevla; senin, benim, hepimizin özünde saklı. Arındırılması, rafine edilmesi gerekiyor yalnızca.
* * Her ne düşüncede olursanız olun, kendinize ait bir görüşünüz ve o görüşün arkasında saglamca duruşunuz varsa, o duruşun da en az bir ayagı bilimin içine gömülmüş ise siz bizim için bir kazanımsınız.
* * *Hoş geldiniz, safa getirdiniz. Yüz çicegin açacagı, bin fikirin paylaşılacagı bir platform yaratmaktır emelimiz. Siz de buna bir gıdım da olsa bir harç koyabilirseniz ne mutlu hepimize.
* * *saygılarımla
sayin okinono;
Uzun yazmayi sevmeniz ne guzel.Ben de okumayi cok severim.(belki de burada harala gureleden firsat bulunamadigi icindir).
Kafanizdaki sorularin,celiskilerin muhatabini bulamasaniz da kendinizi bulmanizi dilerim.
Ama kafanizda"dogru yerde miyim" *kuskusu kalmasin,cunku en dogru yere geldiniz.Hosgeldiniz :)
Yorumlarınız için teşekkür ederim.
Şundan emin olabilirsiniz ki, aklın olmadığı yerde insan yoktur. Bu tıpkı hava olmadan bugün insanın yaşamayacağı gibi bir şey.
Hepinizin Düşüncelerini çok önemsediğimi tekrar belirtmek isterim.
Teşekkürler.
İyi sabahlar
Sn okinono hoşgeldiniz.
''Umarım, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmam *:) '' *
Evimde ki bulgur, her ne kadar sizin bulgurunuz gibi olmayacak olsa da,sizinle ve herkesle paylaşmaya hazırım. *8) Tekrar hoşgeldiniz.
Sevgiler ve saygılar.
InVitatio
09-09-2007, 06:23
Sevgili okinono
siteye katdigniz yorum zenginligine tesekür eder, sizden "sokrateslik" durusunuzun devamini umarim.
Karsinizdaki insanlari kendi deger yargilariniz ile degilde , karsinizdaki insan'in deger yargilari ile
sorgulayarak gene onun kendi gözler önüne serebilmeniz güzel bir yetenek.
Allah*in varligi ve yoklugu ayri bir konudur ( burasi sadece birey'in kendisni ilgilendirir / ilgilendirmesi gerekir ) , Allah adina yapilan isler ise ap ayri bir konudur ( ki bu o toplumlarin tümünü direkt etkiledigi icin "imanli" "imansiz" herkesi ilgilendirmektir ) *Allah adina yapilan tüm yanlisliklari birer birer ortadan kaldirmaya biz'de buradan yola koyulduk.
Bakalim yolculuk nereye gidecek... ;-)
tekrar hosgeldiniz....
"Bakalim yolculuk nereye gidecek... *:wink: " * InVitatio
Tülek'im benim *:)
Çok kıpraşıyon bak.
"Nehrin sakin yerlerinde,sorgu dallarından yuva yapan kunduz'dan bir şeyler öğrenebilmek için zar zor gariban bir filika yaptık."
Zaten "Nuh'un filikası" küçük,kıpraşıp filikamızı devirme tamam mı ? *:lol:
Her zaman ikikereiki dört etmiyor işte.
"Madem yüzme bilmiyordunuz ağaçta ne işiniz vardı ?" dedirtme * :lol:
Sevgili İnvitatio,
Değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Filika da size olduğu gibi soran herkese yer var.
Tek şart, daha önce binenlerin onayı olması gerekiyor.
Kaptan pisikokemoterapi, miço ben.
Yolcuları dalgalarda yüzdürmek için, sorgu kütüklerinden tandırı kaynatarak buhar yapıp pupa yelken yüzebiliriz.
Kütük benden, rota sizlerden. O kadar çok kütük var ki bende, zaten kalasın teki olduğumu buradan anlayabilirsiniz.
Gelirken kalın giyinmeyi unutmayın. *Nehrin soğuğu çarpar adamı.
Kaptan, Okeyse confirm edeceğim, acele cevap :)
Sevgiler.
Sevgili okinono ;
Ben garip bir sorgucuyum.Neyime benim kaptanlık ?
Bana filikada bir yer olması bile beni sonsuz sevindirir.
Benim naçizane önerim kaptan olmak yerine hepimiz filikanın çalışanı olalım.
Hangi rota gerekiyorsa o rotayı iyi bilen birisi mutlaka çıkacak ve dümeni o an için idare edecektir.Bundan eminim.
Yola çıkmaya hazırım ben.
Üstüme bir şey almadım çünkü bu nehrin yolcularının "Od'da soğuk,suda kuru kalacakları" gibi bir zehaba sahibim *:)
Kaptanın Seyir Defteri 08-09-07
Aramızda kaptanlık seçimi yaptık, hiç birimizin rota hakkında bir fikri yok. Bu yüzden kaptan olarak kargayı seçtik.
Odun bol. Filika idare eder.
Mürettebat şimdilik 3 kişi. Herkes yolcu, herkes miço.
Dümenimiz Rüzgar.
İstikamet dalgalar.
Hadi hayırlı traşlar :)
Not: İlk Odunu atıyorum ateşe. *
-Peygamberlerin yaşamlarını okuduğumuz da, Farklı zaman dilimlerinde yaşadıkları halde ortak tek noktalarının yalnızlığın kucağında ölmek olduğunu söyleyebilirmiyiz?
Sevgili okinono ;
İlkönce şunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Mutfağı zengin olan ve bu zengin mutfağı servis ederken,servisi de mükemmel yapan bir yol arkadaşı olduğunuzu bilmek güzeldi.
Ancak dün, o servisi yapabilen yol arkadaşımın,dilini daha değişik de kullanabildiğini görmek beni "Hafsalam almadı" diyecek konuma getirdi.
Doğa ve insan yaşamı şahsımın laboratuarıdır.
Yaşamım boyu,insanoğlunun kavram kargaşalarını hep ilgi ile izlemişimdir.Dolayısı ile şahsen iki şeye,kendi adıma yapmamak için çok dikkat ederim.
Kibarlık ile paternalizm'i-sabır ile tembelliği karıştırmamaya özen gösteririm.
Misyonu "Dinlerden özgürlük" olan bir sitenin,Tanrı'ya inanan bir katılımcısı olarak;Hiç kimseye Tanrıya inanmıyor diye ne "Kafir " ne de "Cehennem de odun" damgası vurmadım,vurmam ve vurmayacağım.
Ama bunu yapan ve kendini inanıyorum sanan,zannedenlere de "Dil beni anmak içindir" den kaynaklı dilimi kötü kullanmadım,kullanmam ve kullanmayacağım.
Bu tür arkadaşlarımın "Uykuda" olduklarını düşünüp "Kendim için istemediğimi onlar için de istemediğimden" Şefkat elleri,Refet parmakları ile okşayıp uyandırmayı tercih ediyorum.
Çünkü,herkes gibi ben de insanım ve zaaflarım var.
Zaaflarımı yenebilmek için öğrenme modumu açık tutup,öğrenip, "Olmak ve yapmak" modu için çabalıyorum.Çaba gerekli diye düşünüyorum.
Çünkü,"Terlemeden mal,hırlamadan can" dedikleri şeyi yaşam laboratuarında test ettim ve onayladım.
İman ettiğim şeylerin içinde,şahsım için çok önem arzeden şunlardır :
"Dikkatimi, kendimin değil de başkalarının kusur ve başarısızlıklarına teveccüh etmekten sakınmaya çabalarım genelde.
Her birimiz sadece tek bir hayattan sorumluyuz; o da kendi hayatımızdır.
Hiç birimiz Gökten inmiş melek gibi kusursuz olamayacağımız gibi, kendi hayat ve karakterimizi düzeltme ve doğrultma görevi tüm dikkatimiz, isteğimiz ve enerjimizle yapılmalıki başarabilelim.
Eğer kendi dikkat ve enerjimizi başkalarını doğru yola getirme ve hatalarını düzeltmek için kullanıyorsak değerli zamanımızı boşa harcıyoruz demektir.
Bizler tarlasını süren çiftçiler gibi sabanını her zaman doğru tutması gerekli olan ve bu doğrultuyu kaybetmemek için gözü her zaman kendi amacında ve aklı kendi işinde olması gereken kimseleriz.
Bunu bırakıp şu veya bu ne yapıyor, tarlasını nasıl sürüyor diyerek tenkit eder sağa sola bakmaya başlarsak tabiidir ki kendi doğrultumuz şaşar ve kendi tarlamızı eğri sürmüş oluruz.
Bu dünyanın esaslı bir özelliğinin de güçlükler ve sıkıntılar olduğunu ve ancak bunları yenmekle kendi ahlaki ve ruhani gelişmemizi sağlayabileceğimizi de unutmamam gerekir.
O'nun söylediği gibi kederler toprakta ekin için açılan izler gibidir.
Ne kadar derine inersek elde edeceğimiz verim o kadar güzel ve büyük olur."
Buradan fedakarlık denilen şey çıkıyor karşıma o zaman da şunu düşünüyorum :
"“Fedakarlığın sırrı; insanın bütün durumlarını Tanrı'nın İlahi makamı için feda etmesidir.
Tanrı'nın makamı; Merhamet,nezaket,bağışlama,fedakarlık,iyilik,lütuf ve ruhlara yaşam verip O’nun sevgisinin ateşini kalplerde ve atar damarlarda yakmaktır.”
Çünkü yaşam denilen laboratuarda şunu çok açık gördüm.
""Kendi hayatınızda görüpte düzelteceğimiz tek bir yanlışlık kendi toplumumuzda neyin eksik olduğunu açıkça göstermeye yeterli olabilir ve bunun üzerine kendi benliğimiz parlak bir örnek gibi yükselir ve taşıdığımız bu sevgi ve hizmet aşkı tüm insanların yüreğini ateşlemeye neden olabilir."
Sevgili okinono ;
Atmış olduğun ilk odun sanki biraz kalın.Pupa yelken gidecek o ateşi oluşturabilmek için ilk önce hafif ve çabuk yanacak bir şeyle ateşi başlatmak gerekmez mi ?
Peygamber denilen şahsiyetler bir topluma o toplumun o gün için geçerli kurumlarına ve o toplumu oluşturan bireylerine geldiklerinde,zaman hangi dilim olursa olsun "Yalnızlığın kucağında ölüyorlar." Bu tespiti yapabilmek için ilkönce geldikleri toplumlar ve onu oluşturan kurum ve bireyleri anlamak,anlamaya çalışmak gerekmez mi ?
Birey-kurum-toplum üçlemesinin merkezinde ki bireyden, yani İNSAN dan *mı başlasak ?
Sevgili Psikokemoterapi;
Yazınızda haklı olduğunuz çok yer var. Ama henüz tokat atana öbür yüzümü çevirecek kadar olmadım malesef. Gariz küfür edenlere ve umudu olmayan vakıalara karşı da bir duruş sergilenemeyecekse ne yapılacak. *
Sevgili thunderpoint'in bu sitede bu tarz yaklaşıma fazla dayanamazsın dikkat et mealindeki uyarsının ardından ortada hiç bir şey yok iken böyle bir mesajın hem de tombul adlı şahısla konuşurken ortaya çıkması, tanışma yazımda da belirttiğim gibi en sevmediğim huylarımdan olan mesleğimin gereği dilimi silah kullanma özelliğini kullanmak zorunda kaldım.
Bu yazdıklarımı lütfen mazeret olarak değil. Bir durum tespiti olarak alın. Ama çok haklı olduğunuz üzere bu kötü bir davranıştı. Tekrar etmemek için çabalıyordum, çabalıyorum, çabalayacağım.
Yazınızda çok düzgün olarak belirttiğiniz gibi, insan olmanın getirdiği zaaflar ve noksanlıklar ile bir bütünün devamlı bir şekilde aynı düzende değişmesi benim de aklıma sığmadığı için arayışlar bitmiyor zaten.
Samimi uyarınız için teşekkür ederim. Düzeltmeye çalıştığım bir kusurumu net olarak yüzüme söyleyerekne kadar iyi bir yol arkadaşı olduğunuzu limanda ispat ettiniz.
O zaman ilk odunu siz atın da çıksun artık şu taka sefere :)
Selamlar
Mrb,ben nereli.Yaş 38.Sosyal bilimciyim.Hayatım, 6 yaşında okuma yazma öğrendikten itibaren okumakla geçti.Okumadığım şey kaldı mı merak ederim *:D Araştırmadığım din,dogma vs kalmadı ama hiç biri beni tatmin edemedi.Sanırım ben şu tanrının 'kalplerini mühürlediklerindenim'.Ama ne yapayim bu da benim suçum değil ki *:? *:lol:
Sayın nereli ;
"Nuhun filikasına" hoş geldiniz.
Hoşgörünüze sığınarak ufak bir espri yapmak istiyorum.
Filikamız incelemelerde bulunmak,sakin sularda sorgu dalları üzerinde yuva yapmış olan bilge kunduza ulaşmak üzere yola çıkacaktır.
Sanırım ilk incelememizi *İNSAN üzerinde yapacağımızdan ve henüz A dan başladığımız için sizin kendinizi tespit ettiğiniz "Kalpleri Mühürlü Olanlar" inceleyeceğimiz konular içinde,K-M-O bölümlerinde olduğundan "Sular kesikti çalışamadık hocam *:oops: " konumundalar bizde *:)
Üstelik sevgili okinono da bulunan odunlar içinde en kalın olanlardan biri de sanırım bu konu.Dolayısı ile bir balta edindiğimizde onu parçalara ayırıp sizlerin de görüşüne sunacağız.
Kendinize bir bilgisayar edinip,daha sık aramızda olacağınız günü sabırsızlıkla beklediğimizi bilmenizi isteriz *:)
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Nuh'un filikası yolcusu ve miçosu
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Psiko
Sevgili okinono ;
De hadi yaw at şu odunu da sefere çıkalım artık diye düşünüp.Yaw bu adam neden odunu atmıyor diye belki merak ediyorsundur.
İrade bulutları yükselip,hikmet yağmurları yağdırsın,hikmet yağmurları da şahsımı,Limana gelmeden önce,yolda üzerime yapışan şeylerden temizlesin,temizlendikten sonra,bulunduğum çelişme alanından,birlik barınağına sığınayım diye naçizane beklemedeyim de.
Yağmur altında beklerken de,nezdimde, içinde benimde bulunduğum İNSAN ı *tefekkür etmekteyim.
Umarım yol arkadaşına biraz sabır gösterebilirsin *:)
Sevgi ve saygılarımla...
Sevgili Psikokemoterapi
Sahi, tefekkür nedir? *Amacı nedir?
Yola çıkamadık bari yolcu terimlerini netleştirelim ne dersiniz ?
Hem böylece yağmurun dinmesini de beklemiş oluruz.
Sevgiler.
Sabırla beklediğim yol arkadaşım :)
Sevgili okinono ;
Tefekkür;Şahsım için Anlayışın 3. seviyesi anlamı taşır.
Anlayışı şahsen 3 seviyede değerlendiririm.
1-)Okuduğum şeyi motamot anlamak.
2-)Okuduğum şeyin hayatıma nasıl uyarlanılabileceği.
3-)Okuduğum şeyin İMA ettikleri.
Tefekkürü yaparken kullandığım araç ise gözüm değildir.
"Yüreğin yurdumdur,gelip yerleşebilmem için onu arıt.Ruhun nazargahımdır,görünebilmem için onu temizle"
Yurdu yürek olanın yurduna gitmek.
Göründüğü yer ruh olan'ı görmeye gitmeye tefekkür diyorum.
Yani bir nev'i içgörü kazanma ameliyesi de diyebiliriz.
Amaç içinse şöyle düşünmekteyim :
"İnsan benim sırrımdır.Ben de insanın sırrıyım" "Kim ki nefsini tanır Rabbını tanır."
Ama bunlar benim anlayışım.
Bu konuda senin anlayışını da öğrenmek isterim şahsen.
Senin kadar kapasiteli olduğumu düşünmüyorum.
Eksik olan bir yer var ise tamamlamak isterim.
İlk odun içinde benim önerim şu :
Hani habire insan insan deyip duruyorum ya.İnsanın da muhataplardan biri olduğunu düşündüğüm
"Ebedi ahit " diye bir şey var mı varsa bu nedir ?
Çok iyi bir Risale i nur okuyucusuyum. Ama ne hikmetse tek bana ters tepki yaptı sanki.
Yok hayır, yalnız değilsiniz. *:D
Gecikmiş de olsam "hoşgeldiniz"
Sevgili Psikokemoterapi,
Ebedi ahit ile ilk odunu atmış olduk. *Bu çok güzel bir gelişme bence. *Bilge Kunduz ile buluşacağımız bu kadar şüpheli iken kıyıda fazlaca beklemek olmazdı bence de.
Nuh’un Filikası umarım bizleri buluşturur bilge kunduz ile.
…
Ebedi Ahit konusu aslında, bir önceki odundan daha ince değil aksine belki daha da kalın bir mesele. Konu inancın getirdiği bir pencereden bakmak zorunluluğu içerisindedir.
Benim gibi soran insanlar kanaatimce ancak şu şekilde bakabilir.
Örnekleyerek anlatmak gerekirse;
Bir insan düşünün akşam sarhoş sabah ayık yaşamakta hep. Gecenin diplerinde zil zurna kendinden geçmiş halde iken o kişinin ağzından çıkan söz şöyle olabilir. “Evet, şahitlik ediyorum ben bu duruma. Garson müşteriyi dövdü. Beni de yazın şahitliğe”
Daha sonra ayıldığında, zihninde oluşan dalgaların getirdiği bir bulantı ile hiç yaşanmamış gibi silinmiş bir zaman dilimi ve kendinde olmadığının tespiti ile akşama tekrar varılır.
İşte bu gecenin dip vaktinde verilen söze şahitlik edecek olan asıl ise, mekânın sahibi olan ve hep ayık olan mekâncıdır. Mekâncı sarhoşu duymuştur. Sarhoş mekâncıyı duymuştur. Mekâncı sarhoşun tekrar meyhaneye geleceğini bilir.
Mekâncı eğer isterse, sarhoşun akşam ayrı söylemesinden sabah ayrı söylemesinden ötürü ve kendini kaybetmesinin verdiği utancı o sarhoşun yüzüne vurabilir.
Bu örnek ne derece oturdu bilmiyorum ama Ebedi ahit denilince hep bu tip örnekler aklıma gelir. *Çok uzak da olsa, belki belki vicdan o an dilimlerinin kırıntılarının tezahürüdür de denilebilir.
İnançsızlık deryasında ise durum daha net ve daha kesindir. Ahdi alan da veren de kendidir. Sorumluk o kadar ağır olur ki; bu kez adı ebedi ahit değil, tek taraflı akit olur.
Vicdan ise inanan da ahdin kırıntılarının tezahürü iken, inanmayan da insanlığın mükemmelliği olarak hümanizmi doğurur.
Hümanist olunamayacak kadar kirli masalarda, ahdi hatırlayamayacak kadar sarhoşum.
Belki de bu yüzden bitmiyor sorgularım.
Selamlar
......
Hoşbulduk K.C. Sizde hoşgeldiniz Nuh'un Filikasına.