PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : AGOS'dan...


degisim
08-09-2007, 13:08
İ Ç İ M İ Z D E K İ *S E S

Bütün dünya Türk’tür ey ahali

Özlem Ertan

Geçen hafta Cumhuriyet Gazetesi’nde Bertan Onaran’ ın son derece bilgilendirici (!) *bir yazısını okudum.Sayın Onaran’ın Haluk Tarcan’ın kendisine gönderdiği bilgilerle hazırlandığını belirttiği 8 Ağustos 2007 tarihli ‘Doğu Anadolu Kimin?’adını taşıyan yazıda,Türk’lerin İ.Ö. 13.000 yıllarında yazıyı bildikleri ve kullandıkları söyleniyordu.

İlkokul öğrencilerinin bile yazının İ.Ö. 3200 yılında Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerler tarafından icat edildiği konusunda bilgi sahibi olduğunu düşünecek olursak Sayın Onaran’ın son derece aydınlatıcı (!) makalesinin taşıdığı değer hususunda bir karara varmak daha kolay olur diye düşünüyorum.

Öncelikli tarih bilgisi zayıf olan okuyucular için kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum:Cumhuriyet Gazetesi’nin uygarlık tarihi konusunda engin mi engin bilgilere sahip köşe yazarı Bertan Onaran’ın ve Etrüsklerin de Türk olduğu iddialarıyla tanınan Haluk Tercan’ın ,Türk’lerin yazıyı kullandıkları tarih olarak ilan ettikleri İ.Ö. 13.000 tarihinde insanlar değil yazıyı keşfedecek uygarlık düzeyine ulaşmış olmayı,henüz mağaralardan çıkıp köy kuracak olgunluğa dahi erişememişlerdi.

Ancak Sayın Onaran’ın ifadesiyle ‘’Doğu Anadolu’nun ilk sahipleri olan Türkler’’ (!) dünyanın diğer milletlerine benzemez tabii,diğer zavallılar (!) mağaralarda hayvan postlarıyla örtünüp ellerindeki mızraklarla mamut,gergedan falan kovalarken ,aslanım Orta Asya sakinleri *yazıyı falan çoktan icat etmişti ey ahali.Hatta yazıyı icat etmek ne kelime,Homeros denen kütübiyoz Yunanlının İlyada ve Oddyssea destanları denilen zırvalarına beş basacak destanları döktürüvermişti mermer sütunların üzerine.

Ama bütün dünya Türklere toptan düşman ya o yüzden saklıyorlar bu son derece bilimsel (!) tarihi gerçekleri.

Ah ben hiçbir şeye yanmam da,4 sene boyunca Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde tüm dünyada saygın bir yeri olan hocalarımdan aldığım arkeoloji eğitimine yanarım sevgili arkadaşlarım.Bak biz onca sene meğerse boşuna okumuşuz.Sümerler yazıyı keşfetti diye boşu boşuna tekrarlayıp durmuşuz.Sümerler daha taş devri mağaralarında aguuu aguuu sesleri çıkararak birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırken ‘Ön-Türkler’ çoktan yazı yazıyormuş meğerse.

Allah razı olsun Sayın Bertan Onaran’dan ve ona makalesini süsleyecek bu değerli bilgileri (!) veren Haluk Tarcan’dan.Geç de olsa onların sayesinde öğrendik ki bizim tarih diye bildiğimiz her şey Sayın Onaran’ın tabiriyle ‘’Doğu Anadolu’da yapay devletçikler kurmak isteyen *sömürgeci devletlerin bir tuzağıymış’’ meğerse.

Sayın Bertan Onaran ve Haluk Tarcan’a,yazıyı Sümerler mi yoksa ‘Ön-Türkler’ mi keşfetti mevzusuna *da fazla takılmamak gerektiğini hatırlatmak isterim:Ne de olsa Sümerler de
Türk’tür değil mi arkadaşlar.Hatta Hurriler,Urartular,Hititler,Luviler,Akkadlar,Asurl ular,Babilliler,Lidyalılar, hepsi de Türk’tür yeminle.Bakmayın siz bunların kendilerine farklı farklı isimler verdiklerine,tüm dünyaya uygarlık götüren Türk milletine dahil olan bu haklar,sonradan dönmüşlerdir.Hatta hızımı alamamışken şunu da söylemek isterim ki,Yunanlılar,Romalılar,Keltler falan da Türk’tür.

Sayın Onaran soruyor yazının başlığında,’’Doğu Anadolu kimin?’’ diye.Bak biz senelerce bilim yapacağız diye kazılarda kazma kürek sallayıp durmuşuz,hiç de aklımıza gelmemiş böyle bir soru sormak.Sonuçta şu an kim yapıyorsa o bölgede,onlarındır elbet diye düşünmüşüz.Bilimi ve bilimsel araştırmalardan elde edilen sonuçları siyasete alet etmenin etik bir davranış olmadığı kanısındayız ya,hiç aklımıza gelmemiş tarihi kafamıza göre yazıp ‘’Burası kimindir ey ahali?’’diye sormak.Demek ki bu hususta da öğrenecek çok şeylerimiz varmış arkadaşlar.

Sayın yazarımızın bir makaleye sığdırdığı değerli bilgiler öyle çok ki,yazmakla bitmiyor.Ama ben de istiyorum ki yazayım,uygarlık tarihi hususunda hala derin bir cehalet (!) içinde olan arkadaşlarımızın da Sayın Haluk Tarcan’ın ve Bertan Onaran’ın eşsiz değerdeki bilgileriyle aydınlanmalarına katkıda bulunayım.

Sayın Onaran makalesinde,Van’da bulunan ‘Çilgit Yazıtı’ diye bir yazıttan bahsediyor.Efendime söyleyeyim bu yazıt İ.Ö. 7000-6000 *yıllarına aitmiş ve üzerinde OQ diye okunan bir haç sembolü varmış.Zaten Hıristiyanlar da haç işaretini,Sayın Bertan Onaran’ın yazısında da belirtildiğine göre,’Ön-Türkler’in eşsiz kültürünün nişanesi niteliğinde olan bu yazıtlardan görüp kapmışlar.Biraz tarih bilen okuyucular yine şaşırmasınlar,İ.Ö. 7000-6000 tarihlerinde yazının yazıtın ne işi var diye.Biliyorum efendim İ.Ö. 7000’de daha insanlar kilden çanak, çömlek yapmaya yeni başlamışlardı,ama onlar normal insanlardı değil mi? Onlar kilden çanak çömlek yapacağız diye kastıradursunlar ‘Ön-Türkler’ denilen millet çoktan yazıtları etrafa üçer beşer dikmeye başlamıştı bile.

Sayın Onaran’ın yazısında Van’daki Akhtamar Adası’nda bulunan kilisenin yapılış tarihi hakkında da değerli bilgiler edinmiş ve –şahsen- şok olmuş bulunuyorum.Sayın Bertan Onaran’ın yazdığına bakılacak olursa Akhtamar Adası’ndaki Ermeni kilisesi İ.Ö. 1000 tarihinde yapılmış.Hisus’un dünyaya gelmesinden ve Hıristiyanlık inancının ortaya çıkmasında bin küsür sene evvel kilisenin ne işi var diye soruyorsunuz değil mi? Eee İ.Ö. 13.000 yılında yazı olursa milattan bin yıl evvel kilise olmasına da şaşmamak lazım değil mi ey ahali…

dilaver
08-09-2007, 13:30
bu insanlar herhalde cumhuriyette misafir olarak falan yazmışlardır bu yazıları, yoksa cumhuriyet bu kadar gericileşmiş olamaz.


* * *saygılarımla

vartor
08-09-2007, 19:56
Hakikaten sasirdim boyle bir yaziyi cumhuriyetin astigina, acaba fikra kosesinde mi cikti?

ozgur_beyin
08-09-2007, 21:04
Sevgili arkadaşlar, çoğunluğun bilmediği bir ''vakıa'' var, Cumhuriyet'le ilgili.
Cumhuriyet II. dünya savaşında Hirler'ciydi ve fikirlerini savunurdu.

sargon
09-09-2007, 11:24
Herhalde gunes dil teorisine gidiyoruz yeniden. TDK'nin sitesinde hala bu sacma teoriye genis bir yer ayriliyor. Buna ilaveten Mu adinda batik bir kita oldugu, M.O. 13.000'lerde burda on-Turklerin yazilar yazmis olduklari, tum irklarin da burdan turemis oldugu gibi seylere inanan insanlar var.

Bu teoriyi Ataturk bizzat ortaya atip gelistirmis. Bizde Kemalizm bir din gibi tapinilan birsey oldugu icin bircok Kemalist "yahu burda bir hata yapmis Ataturk, bu tezin bilimsel olarak dogru olmadigi ortaya cikti artik, birakalim bunu" demez, bir din muridi gibi boyle tezleri yazip durur. Bu yuzden de ayni peygamber tapimi gibi birsey ortaya cikar. Ataturk'un hata ettigini soylemek bile buyuk gunahtir vs.

Gunes Dil Teorisinin iddialarinin tersine Turkler yazi ile gec tanismislardir. Sadece Turkler degil, Mogollar da, gocebe Germenler de gec tanismistir. Yazi yerlesik topluluklarin gelistirdigi ve ihtiyac duydugu birsey. Ticaret yapiyor, anlasmasini yazmasi lazim. Halbuki gocebeler icin pek onemli birsey degil yazi. Hatta Anadolu Selcukluya gelene kadar hemen hicbir devlet lideri okuma yazma bile bilmez. Gocebelerde dogru durust bir egitim sistemi de yoktur. Sumerlerde okullar oldugunu biliyoruz, gocebelerde egitimin amaci okumayi yazmayi ogretmek degildir, daha cok at ustunde ve yasamin ihtiyaclari icin bir egitim vardir.

Turklerin en eski kitabeleri Orhun Kitabeleridir ve M.S. 700'lu yillara denk gelir. Gokturklerin son donemlerinde vezir Tonyukuk tarafindan diktirildigi saniliyor. Yani Muhamme Muhammed Kuran'ini yazarken henuz Turkler kitaplar yazacak bir uygarlik degillerdi. Yeni sehirlesmeye baslamis ve birlikte yasamaya basladiklari Fars kulturunun derin etkisi altindalardi.

Turkler hakkindaki daha eski bilgileri de baska kaynaklardan ogreniyoruz. Basta Cin kaynaklari geliyor. Cinliler cok uzun zamandir yazi ile tanismis, yerlesik bir topluluktu. Proto-Turk diyebilecegimiz ilk Mogol-Turk devletin, yani Hunlarin tarihi bile M.O. 200 ile M.S. 200 arasidir. Goruldugu gibi tarih sahnesine oldukca gec cikmis bir halkiz. Bos boburlenmenin, tarihi egip bukup ideolojik malzeme cikarmanin hic bir anlami yok. Onemli olan gec cikmak, erken cikmak, yada yaziya erken yada gec kavusmak da degil. O kavustugunuz seyle ne yapiyorsunuz simdi? Sorun burda.

gerilla
09-09-2007, 16:40
Bu *teoriyi *Ataturk *bizzat *ortaya *atip *gelistirmis. *Bizde *Kemalizm *bir *din *gibi *tapinilan *birsey *oldugu *icin *bircok *Kemalist *"yahu *burda *bir *hata *yapmis *Ataturk, *bu *tezin *bilimsel *olarak *dogru *olmadigi *ortaya *cikti *artik, *birakalim *bunu" *demez, *bir *din *muridi *gibi *boyle *tezleri *yazip *durur. *Bu *yuzden *de *ayni *peygamber *tapimi *gibi *birsey *ortaya *cikar. *Ataturk'un *hata *ettigini *soylemek *bile *buyuk *gunahtir *vs.


diktatörlükle yönetilen bir ülkede bilim ancak bu kadar gelişir...

K.C.
09-09-2007, 17:29
Tahsin Mayatepek'in Atatürk'e gönderdiği (bilmem kaçıncı) rapordan sonra Güneş Dil teorisini terk ettiğini düşünüyorum.
Zira o güne kadar Tahsin bey tüm raporlarını bizzat Atatürk'e gönderirken, Atatürk artık Türk Tarih Kurumu Başkanlığına göndermesini istemiş ve onunla daha fazla muhatap olmamıştır. Türk Tarih Kurumunun o zamanki başkanı da zaten Tahsin bey'e epeyce soru sormuş çok net ve güvenilir cevaplar da alamamıştır.

sargon
09-09-2007, 22:03
Haklı olabilirsin K.C. Kurucular daha cesur olur. Çünkü henüz herşey başlangıç aşamasındadır ve zaten kendi kurdukları sistemde değişiklik yapabilirler. Fakat bağnazlık, başlangıçtaki düşünceleri sürdürmek isteyenlerde daha kolay ortaya çıkar. Atatürk, bir bilim adamı değil, bir düşünceyi o zaman benimseyip geliştirilmesini istemiştir. Sözde bilim adamları da hemen liderin isteği doğrultusunda "fikir"ler geliştirmişlerdir. Atatürk, büyük ihtimalle bu fikrinden vazgeçmiş olabilir, ancak öldükten sonra Kemalizm bir din sistemi haline getirilmeye çalışıldığı için, bu inanış da yeni dinin bir parçası olarak kullanılmış olmalı. Zaten 30'lu ve 40'lı yıllar adeta bir çılgınlık dönemidir. Ben bu dönemi Roma imparatorluğuna benzetiyorum. Roma'da Sezar'lar öldükten sonra tanrı haline getirilip bir tapım yaratılırmış. Buna Roma devlet dini yada imparatorluk tapımı adı veriliyor.

3.yol
10-09-2007, 01:10
Sorun Ulus-devlet yapimi icin malzeme aramaktan kaynaklaniyor. Osmanli'nin son donemi cok sorunludur, Osmanli'nin icinde olan milletler birer birer bagimsizliklarini ilan etmislerdir: Yunanlilar, Bulgarlar, Arnavutlar, Bosna Hersekliler, Araplar vesaire. 19. yuzyilda baslayan bu ayrilmalar, Osmanli'nin butunlugunu bozdugu icin cozumler aranmistir. Bu arada Rusya'nin surdugu muslaman kitle Osmanli'nin elinde kalan topraklarina multeci olarak gelmislerdir. Osmanli'da bu sorunlara care arayan zamanin aydinlari gazetelerde bu konu hakkinda tartismislardir. Abdulhamit Islamcilik , Ittihat ve Terakki ise Osmanlicilik altinda toplamaya kalkmislardir halklari. bu ilk basta ermenileri de kapsar. Ama milliyetcilik akimlari bu cabalarin hepsinin bosa ciktigini gostermistir. Birinci dunya savasi sirasinda artik tek care kalmistir o da Turkculuk etrafinda ulus devletin olusturulmasi. Bunu Ittihat ve Terakkideki bir grup da desteklemistir. ( Tabiiki Turkculuk 19. yuzyilin sonlarina dogru doguyor aslinda ama Turk diye adlandirilan insanlar onceleri assagilandigi icin ve boyle etnik bir birlik olmadigi icin ilk basta fazla guclu degil) Cumhuriyet iste bu Turkculuk akimi etrafinda kuruluyor yani T.C. sinirlarinda yasan herkesin ortak ozelligi, baglayici unsuru olarak. O zamanki Gunes-dil *teorisi de bu ruh halide doguyor. Herhalde Cumhuriyet gazetesinde calisinlar bolunme tehlikesine karsi yine ayni mantikla Turkculugu on plana cikarmaya calisiyorlar.