PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Orhan Pamuktan Ayet gibi İnciler


antimuhammed
16-09-2007, 02:35
Orhan Pamuk un sözlerinden önce memleketimize bir bakalım..

28 Ağustos 2007’de ABD tescilli, sıfatı Ilımlı İslam Devleti olan 2. Cumhuriyet dönemi başlamıştır. Adı da "Karşı Devrim Cumhuriyeti"dir! Diyeceksiniz ki, neden?

Abdullah Gül’ün iki nedenden dolayı 1923 Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olamaması gerekiyordu. Olamazdı. Madem ki oldu, onun için:

1. Geçmişi, dokunulmazlığın kapattığı dosyası ve politik hayatı boyunca dile getirdiği Cumhuriyet karşıtı düşünceler.

2. Eşinin Cumhuriyet’e meydan okuyan İslami militan eylemleri.

Bütün bunların üzerine birde yeni anayasada Cumhurbaşkanına dokunulmazlık kalkanı getiriliyor!!
O Gül ki çatalı sağ, bıçağı sol elle tutmakta ısrarlı.. Ey Gül 21 dayız. Artık sabun var ve teharetlendiğin elini yıkıyorsun ve hepsinden önemlisi Arap gibi biz Türkler elle yemek yemiyoruz.. O yüzden hala sol elde çatal tutmaya direnmenin anlamı yok..

Bu gelişmelerin ardından bizim nobel ödüllü gurur kaynağımızdan yeni bir açıklama geldi..

Ilımlı İslamcılar demokrasiye laiklerden daha saygılı

"Bir militan ya da siyasetçi olmadığını" belirten Pamuk, siyasi görüşlerinin kitaplarında değil, sadece bu tür söyleşilerde bulunabileceğini söyledi. Kendisinin laiklik yanlısı olduğunu vurgulayan Pamuk şöyle konuştu: "Türkiye’deki laiklik yanlıları Türk Silahlı Kuvvetleri’den güç almaya çalışıyor. Ancak laiklik yanlıları demokrasiye yeterli önemi veremiyor. Son yıllarda ülkeyi AB’ye yönlendiren ılımlı siyasi İslamcılar, demokrasiye daha çok saygı gösteriyor."

Bu söylemin ardından acaba Pamuk yeni bir kitap mı çıkartacak diye düşündüm.. Ama öncelikle Pamuk a bazı şeyleri hatırlatmalıyız.. Bu örneklerden bir tanesi çatal meselesi, Cumhurbaşkanımızın..

Geçmiş yıllara dönelim..

Tayyip Erdoğan : Demokrasi amaç değil araçtır..
Başbakan, Danıştay'a "Efendi bu senin işin değil, Diyanetin işi",
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne "Bunu din ulemasına sormak lazım"



Türkiye, Osmanlı'nın kaçırdığı Aydınlanma Hareketi ve Endüstri Devrimi'ni Cumhuriyet dönemi ile Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yakalamaya çalışmış ama 1923-1945 arasında, 22 yılda gerçekleştirdiği atılımları, "Soğuk Savaş" başlayınca, 60 yıl boyunca yozlaştırmıştır.

Bugünkü AKP iktidarı, hem Osmanlı'dan gelen feodal kalıntıları hem de İslam'ın "Soğuk Savaş" döneminden günümüze aktarılan radikal siyasal yönelimlerini içinde barındıran bir nitelik taşımaktadır.

Çocuklarımıza "dogmatik eğitim veren" Kuran kurslarını destekleyen bu iktidar, bugün Milli Eğitim'de "çağdaş ve sorgulayıcı" bir müfredatın öncülüğünü yaptığını öne sürmektedir.

Böyle bir çelişki olanaklı mıdır?

Aynen Ceza Yasası'nda en büyük devrimi yaptığını öne sürerken çağ gerisi "zina suçunu" yeniden yürürlüğe koyma çabasıyla maskesinin düşmesi gibi, Milli Eğitimde de gerçek yüzü ortaya çıkmayacak mıdır? Bir çok örnekte çıkardı da.. Milli Eğitim'in tebliği, Mersin'de beş öğretmenin 'evrim teorisi yüzünden' sürüldüğünü ortaya koydu. Buna göre asıl suç, 'bazı öğrencilerin dini inançlarını sarsıcı yönde açıklama ve telkinde bulunmak'mış.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=172394

Sorun, feodal yapının dinle desteklediği "dogmatik kafadadır". ...

Bu kafayı demokrasi ve özgürlük adına savunan aydınlarımızın olması takdire şayandır..

Bu kafa derken lütfen aşağıda kilinki izleyiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=xOQ4HIuvc2Q...ted&search=