PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Merhaba


nil
21-09-2007, 03:29
Merhaba, hoş buldummmm *hoş buldum ay ben burayı pek hoş buldum :D *Bilim ve Ütopya dergisi sağ olsun, bu siteyi ordan haber aldım ve hemen üye oldum.

Arkadaşlar ben yeni emekli öğretmenim ama ücretli derse giriyorum. bir kızım bir oğlum var 19 seneden sonra anlaşarak boşandım. Boşandıktan sonra kitap okumaya fve kendimi daha iyi tanımaya fırsat bulabildim.
Kitap okumaya birgün buz pateninde kolumu kırıp iki ay raporla evde dinlenmeye fırsatım olduğu zaman hep merak ettiğim Kuran la başladım.Çok değerli Turan Dursun öğretmenimizin kitaplarıyla devam ettim. Ama çoğu gibi hayal kırıklığına uğramak, bir boşluğa düşmek yerine kuşkularımın ve düşüncelerimin doğru olduğunu anladım.
Kendimi bildim bileli *din ile ilgili birçok şey bana ters gelirdi. Çocukken herkes gibi ben de arkadaşlarımla Kuran kursuna gitmeye özenmiştim. Babam terslenerek zor izin vermişti. ilk gittiğim gün eve gelip babama gelip hocanın açık giyinirsek cehennemde nasıl yanacağımızı söylediğini anlattığımda babam bir küfür sallayıp bir daha oraya gitmek yok demişti. Sağ olsun benim hiç öğrenim görmemiş ama birçok öğrenim görenden çok daha zeki ve ilerici babam. )0 yaşında gözleri iyi görmediği için artık kitap okuyamıyor ama hala bulmaca çözüyor. Ona artık ben kitap okuyorum ve onunla her şeyi tartışıp paylaşabiliyorum. Sayesinde değil sanırım ama yönlendirmesiyle özgür bir zihne sahip olabildim ve her şeyi sorgular oldum.
Dini sorgulayıp gerçeği görerek bilinçli bir ateist olalı çok oldu, artık bilimi sorgulamakla meşgulüm :D Bilimde de bana yanlış gelenler var ve kendimce doğrularını bulmaya çalışıyorum. Çünkü birçok gerçek önce akılla bulunmuş sonra test edilerek doğrulanmıştır. Ve bütün dünya yanlış bir tek sen doğru olabilirsin, Demokritos, galileo, Enstein ve daha niceleri gibi... *
Bu arada yazmaya da çalışıyorum. Yazılarımdan bazıları yerel gazetede birkaçı da bilimsel dergilerin forum köşelerinde yayımlandı.

Arkadaşlar başka bir sitede ateist grubu yöneticiliği *yapmıştım. *Grupta burdaki gibi ateist olmayanlar da vardı. Orada şunu daha iyi anladım ki çok yazık ki zihni zehirlenmiş olanlar kolay kolay bu zehirden kurtulamıyorlar. Onlara ne desen boş oluyor. Onlarla uğraşmak boşuna oluyor. Ama amacı bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek olanlar yani amacı ateistlere küfretmek değil de gerçekten gerçeği merak edip arayanlar gerçeği görüp aydınlanabiliyorlar. *Bu arada Ateistlerin de amacı bağcıyı dövmek değil üzüm yemek yani karanlığa *küfretmek yerine bir mum yakıp zehirden kurtulmaya hazır olanlara yardımcı olmak, *olmalı.

Tüm arkadaşlara selamlar, hoş ve yararlı sohbetler

dilaver
21-09-2007, 03:40
Aramıza hoş geldiniz Nil

* *Size sormadan bir iş yaptım ve sizin kendi tanıtımınızı ayrı bir başlık altına aldım. Böylesi daha iyi olur diye düşündüm. Her üyemizin kendini ayrı bir başlık altında tanıtması ve ilk mesajlarını buradan atmasıydı amacımız.

* * Ögretmen sayımız yok denecek kadar azdı herhalde, ayrıca bayan katılımcı olmanız da ayrı bir deger katıyor sitemize. Katkılarınızın daim olmasını diliyorum.

* * Bu arada Bilim ve Ütopya dergisine de tekrar buradan selam yolluyorum.


* * saygılarımla

InVitatio
21-09-2007, 03:44
Ama amacı bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek olanlar yani amacı ateistlere küfretmek değil de gerçekten gerçeği merak edip arayanlar gerçeği görüp aydınlanabiliyorlar.


Ateist olan insan direkt aydinlamis mi oluyor :-)
kendi gerceginizi "tek gercek" olarak kabul edip sizin ile ayni gercekleri paylasmayanlar
"aydin" olamaz mi ?
o kadar aydin insan gördüm, duydum, okudum....ama aydin olmayi ateizime baglayani ilk defa burada okudum....

hosgeldiniz ateist olduktan sonra aydinlanan nil

saygilarim ile
" zihni zehirlenmiş" InVitatio

pante
21-09-2007, 03:49
Hoşgeldiniz Nil Hanım.
Foruma katkılarınızdan ve değerli görüşlerinizden yararlanacağımızı sanıyorum.
Özgür ve seviyeli bir forumda çok değerl insanlarla yazışacaksınız.
Bu forum sizi daha çok okumaya ve araştırmaya yönlendirecek.
Sürekli didişme ve polemiklerden ziyade araştırma ve makalelerin ağırlıkta olduğunu göreceksiniz.
Hoş bulmanızla birlikte hoş *devam edeceğini de umuyorum.

Saygılar.

vartor
21-09-2007, 04:19
Nil hanim,
* *Babaniz gibi insanlara hayranim. Hicbir ogrenim gormeden, sadece insan oldugumuzu farkederek size dogru ogutleri vermis. Etrafindakileri iyi analiz edebilen bir mantiga sahip oldugunu zannediyorum. Bunun icin ilim sart degil, kendinin ne oldugunun farkina varmak yeterlidir. Size hosgeldiniz der, babaniza da saygilarimi bildirmenizi rica ederim..
* * * * * Sevgiler..

thunderpoint
21-09-2007, 09:27
Sevgili nil hoşgeldiniz...

Pozitif psikolojiyle yoğurulmuş, sevgi görmüş ve göstermiş güvenli bir yüreği ağırlamaktan mutluyuz.. Umarım kalıcı olursunuz...

Sevgiler...

21-09-2007, 09:50
Sayın nil ;

Sitemize hoş geldiniz.
"Tüm arkadaşlara selamlar, hoş ve yararlı sohbetler." nil
Temenninize birebir katılan

"Aydınlık" beyinlerin,buluşma noktası olan bu güzel siteden ışıklar almaya çalışan
diğer bir
"zihni zehirlenmiş" * * :)

mhmd
21-09-2007, 11:15
Sn. nil,

Hoşgeldiniz.

Bir öğretmen olarak "Zihni zehirlenmek" tabirini kullandınız.
Oysa ki; farklı fikirilerin küçümsendiği ya da hakeret edildiği bir düzeyde olmamalı idi yazınız.

Konfüçyus'un deyişi ile;
"Hersey bir güzellige sahiptir fakat bunu herkes görmez." Der, usta. Ne de güzel der.

Oysa sizin tabiriniz ile;
Biz; zihni zehirlenmiş olanlardanız. (Kendimden bahsediyorum)

Ne diyelim, öğretmen sizsiniz, bizler öğrenci...

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

vartor
21-09-2007, 17:42
Degerli psiko ve mhmmd kardeslerim. Genel anlamda sizler de dogmalarin cocuk yaslarda zihinleri zehirledigini kabul edenlerdensiniz. Nil hanimin sozunu ustunuze alinmakla haksizlik ediyorsunuz. Siz ve sizin gibi insanlardan ibaret olsaydi iman gurubu, emin olun ateist diye birsey olmazdi. Sevgiler...

3.yol
21-09-2007, 17:48
Sevgili Nil,
Ozgurlukler ortamina hos geldiniz. Ozgurlukler devamli mucadele gerektirir. Umarim bu sitede kalici olur bilgi dunyamiza katkida bulunursunuz.

AYATA
21-09-2007, 21:34
hoş geldiniz Nil hanım...dikkat ettiseniz bizim dincilerimiz farklıdır....Malum tarikatler her foruma farklı seviyede dinci görevlendiriyor, buranın eğitim seviyesi yüksek olduğundan bizimkiler de epeyi bir eğitimli, mesela basit bir gençlik sitesine girin orada görevli örneğin fethullaçı bir üye kazara bu siteye gelse ve yazayım, cevaplıyayım dese alim allah anında paramparça olur, yatay ve dikeyi bozulur garibimin :) * allah var yukarda yalan dimem bunlar epeyi iyi yetiştirilmiş... :)

seyyah3441
21-09-2007, 22:58
Hoşgeldiniz................

nil
21-09-2007, 23:36
Bu ne hoş karşılama arkadaşlar hepinize çok teşekkür ediyorum zihni zehirlenmişler de dahil:) Zihni zehirlenmiş arkadaşlar lütfen bozulmasınlar, çünkü ben bunu hakaret amaçlı değil gerçekten düşüncem öyle olduğu için söyledim. Siz de benim hakkımda böyle düşünebilirsiniz hakaret kabul etmem bu sizin düşüncenizdir:) Bilirsiniz yasalarda bunun yeri var. Eğer bir şeyi hakaret amaçlı değil de düşünceniz öyle olduğu için söylerseniz suç sayılmıyor.

Bence aydın kişinin yalnızca öğrenim görmüş okuyan araştıran bunları yaymaya uğraşan kişi olması yeterli değil. Bunların yanında ilerici, yenilikçi ve en önemlisi doğaüstü inançlardan kurtulmuş olması ve insanların da bundan kurtulması için uğraşan biri olması gerekiyor. Aydınlanmanın asıl anlamı da doğaüstü inançlardan kurtulmak olgu ve olaylara daha doğru bakabilmek, gerçek ve doğruları görebilmektir.

Size bu konuyla ilgisi Bilim teknik dergisinde sansürlenerek ve cümleleri bozularak yayımlanmış olan *bir yazımın aslını gönderiyorum.

Hepinize saygı ve sevgilerimle


* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *BİLİMSEL DÜŞÜNMEK


* * * * * * * *Evrendeki karşıtlıklardan biri de iki temel karşıt zihniyettir;bunlardan biri doğaüstünü esas alan zihniyet,diğeri bilimi esas alan zihniyettir.
İnsanlar bilimin doğuşundan çok önceleri düşünmeye başladıklarından beri neyi açıklayamadılarsa oraya doğaüstü güçleri koymuşlar,doğaüstü güçlerle açıklamaya çalışmışlar.Böylece doğaüstü zihniyet doğmuş.Daha sonra bu zihniyetin içinde bilimsel zihniyet oluşmaya ve giderek bu zihniyetten ayrılmaya ve yine bu zihniyetle içiçe bilim oluşmaya başlamıştır.Bu süreç halen devam etmektedir.Tarih bu sürecin örnekleriyle doludur.
Bilim doğaüstü zihniyetten ayrıldıkça bilinmeyenleri tamamen bilimsel olarak bilinir hale getirdikçe bilinmeyenler doğaüstü zihniyetten kurtulmuştur ve halen de kurtulmaya devam etmektedir.Fakat henüz bu sürecin başında sayılırız.Çünkü insanlık ve bilim daha çok yeni.Bu yüzden henüz bilemediğimiz,bilimsel olarak açıklayamadığımız çok şey var.Belki de insanlığın gücü bazı şeyleri çözmeye yetmeyebilir.İşte gerçek bilimsel düşünce burada belli olur ve anlaşılır. * * * * * * * * Bilimsel düşünmek evrende her şeyin,hiç çözülemeyecekmiş gibi görünen şeylerin bile bilimsel bir açıklaması olduğunu kavrayabilmektir.
Bilimsel düşünmek, geniş düşünmek;her şeyi,evrendeki yeri,bağlantıları ve anlamına göre değerlendirebilmek,evrende doğa yasaları,değişim ve bilimselliğin dışında canlı cansız hiçbir şeyin mutlak(değişmez) olmadığını,her şeyin birbirine bağlantılı olarak bir hareket,bir değişim halinde olduğunu ve evrende sürekli enerjinin maddeye,maddenin enerjiye dönüştüğünü ve evrenin bilimsel yasalara göre oluştuğunu kavrayabilmektir.Doğa yasalarının da canlılara ve biz insanlara ne olduğu ve olacağıyla ilgilenmediğini,sadece kurallarına göre işlediğini farkedebilmektir.
Bilimsel düşünmek ezberciliğin tersine hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmemek,her duyduğunu,her okuduğunu, her gördüğünü ve hatta bilimi bile sorgulamak,her şeyin neden,nasıl,niçin olduğunu merak etmek,araştırmak,okumak,gözlemlemek,incelemek,sına mak ve mantıksal,matematiksel,bilimsel açıklamasını bulmaya çalışmak,eleştirilere,yeniliklere ve gelişmelere açık olmaktır.Çünkü bilim ve insanlık bilinmeyenleri ve doğru bilinenleri sorgulayarak ilerler.
Bilimsel düşünmek tutuculuğun,kapalılığın tersine yeniliklere ve gelişmelere karşı gelmek,engellemek yerine açık ve sabırlı olmak ve onların yanlışlarını düzeltmeye,zararlarını gidermeye,eksiklerini tamamlamaya çalışmaktır.
Atatürk de "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" ve "Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." diyerek bize bilimsel yönü göstermiş,kendimize yol gösterici olarak bilimi esas almamız gerektiğini belirtmiştir..Çünkü doğaüstü demek bilim dışı demek,bilim dışı demek yalan yanlış,hayali ve uydurma demektir.Fakat ne yazık ki bilimsel zihniyet bilimi ve insanlığı ileri doğru çekerken,bilim dışı zihniyet geri doğru çekiştirmekte olduğu için insanlık ve bilim iki adım ileri bir adım geri gitmekte fakat sonuçta tüm engellemelere rağmen ilerlemektedir.
Aydın kişi deyince okumuş kişi anlaşılır.Oysa gerçek aydın okumuş kişi değil,doğaüstü zihniyetten kurtulabilmiş kişidir.Bu kişilerse kumsalda bir avuç kum gibidir.Çünkü insanlık ve bilim daha çok yenidir.Bu yüzden aydınlanabilmek,aydın olabilmek herkesin harcı değildir.
Unutmayalım ki bilim ve insanlık bilinmeyenlerin yanında bilinenleri de sorgulayarak gelişir.

3.yol
21-09-2007, 23:48
Sevgili Nil,
Makalen guzel olmus. Bu yazinin neresini sansurlemisler , neden sansurlemisler anlamadim dogrusu.

InVitatio
22-09-2007, 02:26
sevgili nil
benim buradaki bireyler hakkindaki "düsüncelerimi" söyledigim an tekrar bu yazinizi size tapu olarak gösterim insallah :)
okumusunuz ve *epyce aydinlanmisiniz hatta siz cocuk yastan beri aydinlanmis sayilirsinz cünkü sizin beyninizdeki iman, *pardon zehir orantisi sifir denecek kadar azmis, buyurun karanlik dünyamizi aydinlatin yoksa biz ne yapardik sizsiz ?
bilmiyorum benim zehirlenmis beynimde cocuk yastan beri bir "doga üstü ögüt" varki bunu kim benligime yerlestirdi ise bulup yargilamak lazim.....
Sonradan ögrendim ki Zehrin adi "IQRA" imis.....eminim sizde buna bir Panzehir vardir!?

22-09-2007, 08:15
Sayın nil öğretmenim ;

İlk etapta "Zihni zehirlenmiş" sözünüzden alınmadığımı belirtmek isterim.
Tanımlama,inançlı olanlara genel edilmiş bir söz ile,inançlı olmak sıfatımdan kaynaklı beni de işaret ediyor ise,İNSAF ve MERHAMET gibi,bilimin ölçütleri ile ölçülemeyecek duygularımla, edilen sözü ölçerim.

Bilirim ki nesnel dünyanın tarifini ve çıkarımlarını BİLİM yapacaktır.
Din'in işi nesnel dünyanın gerçekleri değildir,olmamıştır ve olmayacaktır.
Din nesnel dünyaya mana verir diye biliyorum.

Mesela benim anlayışıma göre,DİN der ki :
"Daha iyi bir dünya;saf ve iyi ameller,övgüye layık ve uygun davranışlarla insanlığın hizmetine sunulabilir"
Bu şahsi anlayışıma göre bir manadır.
Peki bu mana'dan nesnel dünya için ne çıkarmalıyım ?
"Saf ve iyi"
Başkalarına iyilik etmek ve karşılığını beklemek "Saf" bir amel midir ?
Şahsen hayır derim.
Buradan da amelimin saf olabilmesi için başkalarına iyilik edip karşılığını beklemenin bir "Menfaat"ler ağına yol açacağından bu tür amellerin beni esir almasına izin vermeme çabasında olmam gerektiğini düşünürüm.
Bunu becerebildiğimde,acıkmam,susamam ve hava almam kadar doğal olarak bunları yaşam kültürümün bir parçası haline getirebildiğimde anlayabilirim ki "Saf" olan niyetim "İyi" amele dönüşebiliyor.
Yani "Soyut" tan gelen bir anlayış "Somuta" yansıyor.

Şimdi diyebilirsiniz ki,iyi de bunları başarabilmek için Din'e ne gerek var ?
Eğitime sonsuz inanıyorum.
Maddi ve insani bir çok eğitimin,geçmişe göre inanılmaz seviyeleri bulmuş olduğunu hepimiz gözlemlemekte ve bilmekteyiz.
Peki "İnsan erdemlerini" eğitecek bir kuruma ben mi rastlayamadım.Veya öyle bir akademik eğitim kurumu var da ben mi bilmiyorum ?

"Övgüye layık"
Mesela doktorum,mühendisim,atomla uğraşan bir fizikçiyim.
Tüm bu meslekler "Övgüye layık" meslekler değil midir ?
Sanırım öyledir.
Peki bu meslek sahiplerinden doktorun ettiği "Hipokrat yemini" bile ona organ nakli kaçakçılığında engel olamıyor ise,"Övgüye layık" mesleğinde *"Uygun" bir davranış mıdır ?

17 Ağustos 1999 Ülkemizle birlikte,tüm dünyayı üzüntüye boğan bir tarih.
Önemi; "Övgüye layık" bazı mühendislerimiz işlerini "Uygun" yapmışlar mı ?
(Bu olay belediyelerden başlayıp,inşaatlara katkısı olan ne kadar etmen var ise,şahsıma göre ,tamamının "Uygun" olmayan davranışlarının el birliği ile elde ettikleri bir sonuçtur. Mühendisleri,örnek verdiğim için yazdım.)

Atomla uğraşan bir fizikçinin "Hiroşima ve Nagazaki" olaylarına sebeb olan uğraşısı "Övgüye layık" mesleğinde "Uygun" bir davranış mıdır ?
Bu örnekleri bol miktarda verebiliriz.

İNSANA önem veririm.
Bilirim ki BİLİM denilen şey İNSAN tarafından ortaya konuyor.
Yine bilirim ki DİN denilen şey de İNSAN tarafından ortaya konuyor.
Hangisi olursa olsun İNSAN ın kendine yabancılaşması,içinde yaşadığımız dünyayı inanılmaz etkiliyor.
İNSAN ın kendisi ile çelişemeyeceğine inanıyorum.

"Küresel ısınma" yı,BİLİM in üzerine yıkamayız.Ama "Övgüye layık" olan bir çok olgunun "Uygun" yapılmadığını anlamakta zor olmasa gerek *:)

Benim zihnimin "Zehirleri" bunlar.
Umarım kimseye rahatsızlık vermezler.

okinono
22-09-2007, 09:26
Bilim teknik editörünü kutlarım.

hayko
25-09-2007, 17:13
hocam hoşgeldniz!

adrio
25-09-2007, 22:31
hoş geldin nil teyze:)

he bu arada bende *zehirliyim haberiniz olsun:) etrafımıda zehirlemekten hiç çekinmiom:)allah hidayet nasip eder inşallah burada:)tekrardan hoş geldiniz
allaha emanet olun:)

teyze diom ama napim bi sizin yaşınız hakkında yorum yapabildim...bende 20 liyim daha küçüğüm ama adamına göre de aşırı büyüğüm..

K.C.
25-09-2007, 22:47
Sayın Adrio,
Ben dahil buradaki pekçok katılımcının yaşı sizin yaşınızın ikiyle çarpımından daha yüksek bir rakama tekabül eder.

Diğer başlıklar altındaki üslubunuzu da gördüm. Lütfen daha makul yazın. Yoksa bu nickle buradaki serüveniniz fazla uzun süreceğe benzemiyor.

karakartal
25-09-2007, 23:11
Sayın Adrio,
Ben dahil buradaki pekçok katılımcının yaşı sizin yaşınızın ikiyle çarpımından daha yüksek bir rakama tekabül eder.

Diğer başlıklar altındaki üslubunuzu da gördüm. Lütfen daha makul yazın. Yoksa bu nickle buradaki serüveniniz fazla uzun süreceğe benzemiyor.

önemli olan buradaki serüven deil hayat serüvenin ve siz o serüvende hem bu dünyada hemde ahirette kaybeden taraf olucağınıza adınız gibi emin olun

adrio
25-09-2007, 23:16
Sayın Adrio,
Ben dahil buradaki pekçok katılımcının yaşı sizin yaşınızın ikiyle çarpımından daha yüksek bir rakama tekabül eder.

Diğer başlıklar altındaki üslubunuzu da gördüm. Lütfen daha makul yazın. Yoksa bu nickle buradaki serüveniniz fazla uzun süreceğe benzemiyor.

tek korkun omu??
onun yanında birde allahtan kork:)

sen sıkma canını bende adamına göre muamele var....serüven daha yeni başladı...bitirmeye de niyetim yok burası özgür birs site...

karakartal
25-09-2007, 23:58
asıl zihni zehirleneneler sonradan siz ateistler gibi kıl dönmesi hesabı islamiyetten ateistliğe dönenlerinizdir

Allah her kesi hak yol fıtratı üzerine yaratır ama siz sonradan zihniniz zehirlenerek yoldan çıkmışlardan başka bişey deilsiniz

AYATA
26-09-2007, 00:44
özgür ama keçilerin tepişmesinede izin verilmez...edi ile büdü kardeşler....

nil
26-09-2007, 01:45
Arkadaşlar ben daha çok okumayı tercih ettiğim için yazmaya pek zamanım olmuyor kusura bakmayın. Kısaca yanıt vermeye çalışayım.
Teşekkür ederim ucuncuyol, makalemi sansürlemeselerdi şaşardım:) çünkü değil Bilim ve Teknik dergisi hemen hiçbir dergi bu tür yazıları yayımlayacak düzeyde ve kapasitede değil henüz. Bu yazıları yayımlamaları için doğaüstü inançlardan arınmış ya da en azından karşı düşüncelere de açık olmaları ve okurlara açık felsefe köşeleri olması gerekiyor.

Sana da yanıt olmuştur umarım okinono

Sevgili psikokemoterapi, *doğaüstü inanca sahip olanlar arasında çok iyileri olabildiği gibi ateistler ve *bilimciler arasında da kötü insanlar *olabiliyor ne yazık ki, ama cahillik, doğaüstü inanç, kötülük, baskı ve şiddet, ırkçılık, etnik milliyetçilik, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın erkek eşitsizliği hep birarada aynı kişilerde *oluyor genellikle. Bu yüzden her şeyden önce insanlık gelir, çünkü insanın en evrensel ve en temel kimliği insan olmasıdır. Kim olursa olsun önce insan olsun gerisi o kadar önemli değildir düzeltilebilir ama hayvanlıktan kurtulup insan olmamışsa gene kim *olduğu o kadar önemli değildir bizim için pek bir değeri olmaz, *isterse aileden birisi olsun.

Erdemli olmayı öğretmek yalnızca dinlerin tekelinde değildir. Eğitim kurumları da bunu i öğretebilir ve öğretiyor da hem de cehennemle korkutarak cennet vaad ederek değil insanların toplu yaşayabilmelerinin aklın mantığın ve vicdanın bir gereği olarak öğretiyor erdemi ve ahlakı. Öğrenen öğreniyor öğrenemeyene zaten cehennem korkusu da öğretemiyor erdemi ve ahlakı.
Henüz bilim çok yeni olduğu için eksik ve yanlışları olduğu gibi bilimi kötüye kullananlar da olacaktır bilim ve insanlık gelişene kadar ne yazık ki.

İnsan da daha çok yeni, elbette insanlar kendileriyle çelişki içinde olabilirler çünkü daha yanlış bildikleri ve öğrenecekleri çok şey var. Doğaüstü inançları, dini yaratan da insan bilimi yaratan da. Bilim doğaüstü inançların arasında yeşerip gelişmeye başlamıştır. İnsanlar doğaüstü inançlarla başladı insanlıklarına, şimdilik genel olarak ikisi arasındalar fakat bizim görmeyeceğimiz ileriki zamanlarda yollarına yalnızca bilimle devam edeceklerdir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Tşekkür ederim hayko hoşbuldum:)

sana da teyzecim:) düzeyli sohbet ve tartışma yapmak istersen zaman bulabildikçe yazmaya çalışırım adrio

Merhaba K.C.:) Tanışma yazını okudum, çok beğendim, hem yazın *aynı zamanda *pek çok doğaüstü inanç sahibi kişinin durumunu anlatıyor hem de güzel anlatmışsın. Bence yazını bültende yayımlasalar çok iyi olur. *

Karakartal, hiç *Kuran ın mealini ibadet amaçlı değil de sorgulamak amaçlı korkmadan okuyabildin mi, Ya Turan Dursun, İlhan Arsel ve Erdoğan aydın gibi aydınların kitaplarını korkmadan okuyabildin mi?

Hepinize sevgiler, yazamazsam kusuruma bakmayın lütfen, *okumakla meşgulüm, öyle açım ki çok okumam lazım çoook:)

InVitatio
26-09-2007, 02:02
Gülermisin aglarmisin....

Nil,
kendi ön yargilarinizi kendi düsünce sisteminizin merkezine koyup, sizin gibi deger yargilarini paylasmayani insanlik adina tüm kötülükleri yüklemek istemeniz, onlari insanlik düsmaniligi ile itham etmeniz, ortada bir fiiliyat yokken bile, farkli deger yargilarina sahip olan insanlari sirf farkliliklari oldugu icin "kötü" ilan etmenizi aydinlik olarak görüyorsaniz....
bana da "istemem öyle kibirligin sonucu bir aydinlik yasam" demek düser....

Bilim bugün "Var edenin" izlerini aciklamak ile mesgul'ken, bende sizin gibi Bilim adamin'in bu calismasini kücümsemeyerek , var edene sükranlarimi sunuyorum, bundan neden bu kadar rahatsiz olunur ?
Birde ateist olanin pesinen "Aydin" "aydinlanmis" kabul edilmesi ise ayri bir komedi.....

fakat bizim görmeyeceğimiz ileriki zamanlarda yollarına yalnızca bilimle devam edeceklerdir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.


Cenneti mekanini kabul etmeyenlerin, oradaki düzeni bir ütopya olarak degerlendirenlerin kendi ütopyalarinin farkinda olmamalarina ne demeli ?

Evet o kadar kitap okumusunuz, o kadar cocuk egitiyorsunuz ama gelin görün ki ateist olduktan sonra aydinlanmissiniz....
ne diyelim vatana millete hayirli ugurlu olsun....

nil
26-09-2007, 03:12
Gülmek ağlamaktan iyidir invittatio boşver gül geç:)

InVitatio
26-09-2007, 03:24
Benden size bir forumdasiniz olarak tavsiye

Sizin ile ayni deger yargilari paylasmayanlara karsi sig ve basit düsüncelerinizi tekrar gözden gecirip
bu forumun degerine kendinizden bir deger katmaniz....
Sizin gibi ayni deger yargilarini paylasmayanlari "kibirli" bakisiniz ise sizin adiniza aglancak bir durum....

Belki benim Zihnim zehirli ve hiiiiic bir zaman aydin olamam
bu sizin ve sizin gibi düsünenlerin tekelinde olan kavram / olgu...
ama benim gibi düsünenlerin diger insanlar veya farkli kisiliklere sahip olanlara karsi "baskici" olduguma dair bir kaliplasmis ön yarginiz'da sizin gibi sözüm ona aydin insanlara yakisir bir durum....

Ben egitim sektöründe calisan bir insana bu durmu yakistiramiyorsam bile
siz kendinize yakistiriyorsunuz ya beni de üzen bu....
Dikkat edin, colugnuz cocugunuz "Zihni zehirlenmis" birisine asik masik olmasin , alim Allah oda bagnaz, insanlik düsmani ve baskici olur....

26-09-2007, 04:47
Hoşgeldiniz Nil Hnm

Herhangi bir dine inanan insanlar aydın değil mi sizce??

26-09-2007, 05:42
Cahilliği,ırkçılığı,cinsel ayrımcılığı,şiddeti ve diğer saydığınız özelliklerin hepsini bir araya getirerek,bunların genelde inanan insanlarda olduğunu söylemeniz,bilimsel bir tespit yaptığınızı değil,önyargınızı ifade ettiğinizi gösterir.
Çünkü ırkçılığın,şiddetin ve baskının kökleri psikanalitik alanda tespit edilmiştir.Irkçılık ve ırkçılıktan doğan şiddet;ölüm sevgisi,kandaşla cinsel ilişki bunalımı ve narsisist eğilimlerin sonucudur.(Örnek:Adolf Hitler)
Şiddeti doğuran bu nedenlerin özünde ise,insanoğlunun temel içgüdülerinden birisi olan üreme ihtiyacının yanlış yönlendirilmesi yatar.
Örneğin libido dediğimiz cinsel enerjinin ego ya yönlendirilmesi,narsisist eğilimlerin temelini oluşturur.
Şiddetin temelini oluşturan bir başka olgu olan ölümseverlik ise,bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle insanda daha belirgin hale gelmiştir.İnsanların birbirlerini öldürdüğü PC oyunları,şiddet içeren ve öldürmenin zevk aracı halini aldığı sinema filimleri vs vs ölümseverlik duygularını körükleyen en önemli unsurlardır.

Bir başka şiddet nedeni olan kandaşla cinsel ilişki ise, odipus karmaşası döneminin mirasıdır.

Bir insan ruhsal açıdan hasta ise,kurduğu üst yapı(sosyalizm,İslamiyet vs vs) ne olursa olsun,ne kadar erdemli öğretilerle dolu olursa olsun hastalık izleri taşıyacaktır.Bu hastalık izleri o öğretinin yapısından değil,bireyin hastalığından kaynaklanmaktadır.
Tabi birey toplumu etkiledikçe,diyalektiksel olarak toplumda bireyi olumsuz etkilemeye başlayacaktır.
Örneğin sosyalist bir genç hasta ise,bağlı olduğu ideolojinin öğretisi ne kadar insani olursa olsun, onun saldırganlığını örtemeyecektir.Hatta bu kişi yaptığı saldırgan davranışın nedeninin sosyalizm olduğunu iddia edecektir.

Sonuç olarak demek istediğim,saldırganlık,ırkçılık,şiddet vs vs bunlar inanan insanlarda olmak zorunda değildir.Çünkü kökleri,nedenleri farklı..

Aydınlanma konusunda *yazdığınız yazınızın ise Bilim Teknik de yayınlanmaması çok normal.Çünkü aydınlanmayla doğaüstü güçlere inanışı karşılıklı kutuplar gibi sunmuşsunuz.Oysa tarih,doğaüstü inanışlarla bilimsel atakların birlikteliğine şahittir.(Bkz:Mısır Piramitleri,Yunan mitolojileri vs..)Sizin dinlere karşı önyargınızın kokusu yazınızın her yerine sinmiş.Burnu koku alabilen bir okuyucu bunu anlayacaktır.

InVitatio
26-09-2007, 05:47
Sevgili ChildInTime1

dikkat et artik, *Nil hanim'da Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi olmus, ici bos kendi önyargilarini uzun uzun yazarak, kendisi gibi olmayanlari "zihni zehirlenmis" ilan ederek üc ileti astiktan sonra bugüne kadar -sadece ateist olduktan sonra- *aydinlanmis bir insandi , bundan sonra sinif atlayarak "ermis" oldu.... :-)
DÖG'unun *degerine kendi ön yargilarindan deger katacaktir , site icin Nil hanim gibileri düsünen insanlar *ayri bir kazancidir....
yani sen ve senin ile ayni deger yargilarini paylasan yüksek *ahlakli insanlar , tüm cabalarina ragmen, tüm okumusluklarina ve bilgi birikimlerine ragmen, aydin olamaz cünkü sizlerin "zihni doga üstü seylere inanmak ile zehirlenmistir ve tüm insanlik adina tüm kötülükleri fiiliyata gecirmeniz icin tüm doneler sizde zaten bundan dolayi mevcut'dur......
Dedigim gibi Vatana Millete hayirli ugurlu olsun ;-)

26-09-2007, 05:55
Aydınlık,etrafa ne kadar ışık saçtığınla ölçülür invi kardeş.
Bırakalımda kimin aydın olup olmadığına aydınlananlar karar versin.

26-09-2007, 09:21
Sn nil öğretmenim ;

Sevgili A.Einstein’ın da ifade ettiği gibi “Bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha zor.” dur.

Yaşam alanımız olan dünyada bugüne kadar yaşamış ve yaşamakta olan insan topluluklarının geçmişten bu yana biriktiregeldikleri bilgilerden özellikle sosyoloji ve tarih’e,objektif'den kendi gözümüzü çekip (Önyargı)(Zihin zehiri) bakacak olursak göreceğimiz şeylerden biri de şu olabilir mi ?
Günümüz dünyasında yaşayanlar içinde inanılan din’lerin,inandıklarını iddia ettikleri,dinsel anlayışa, çoğu zaman zarar verici bir şey de teolojik küstahlıklar olmuş mudur ?.
Dinin hizipçi geçmişinin inatçı bir özelliği, din adamlarının sahip olduğu baskın rol olmuş olabilir mi ? Bizlerin; Bu dinlerin içinde olduğu iddiasında olanların,toplumlarda ortaya koydukları ve tarihin amansız yargıçlığı önünde,din adına yapılan inanılmaz hataların var olması bir yana,hepimizin istemesekte kabul etmemiz gereken, tartışılmaz kurumsal otoriteyi kurmuş kutsal metinlerin getiricilerinin yokluğunda din adamları zümresinin,maalesef ki İlahi amacın yorumu üzerinde özel bir denetimi kendilerine mal edip sahiplenmeyi başarmış olduklarını görebilme olasılığımız var mı ?

Bu din adamlarını,ilahıyatçıları,güdüleyici etken ne kadar farklı olursa olsun, trajik sonuçları olan:
İlhamın akışına sekte vurmak,
Bağımsız zihinsel aktivitenin cesaretini kırmak,
Dikkati dinsel törenlerin ayrıntılarına odaklamak ve sıklıkla da kendi kendini tayin etmiş olan ruhani liderlerinkinden farklı bir mezhebi izleyenlere karşı nefret ve önyargı doğurmak olmuş olabilir mi ?.
Aslında ve gerçekte,İlahi zuhurun yaratıcı gücünü bilinci sürekli olarak geliştirme işine devam etmekten hiçbir şey alıkoyamazsa da, herhangi bir çağda başarılabilecek şeylerin ölçüsü hep bu gibi yapay şekilde uydurulmuş engeller tarafından kısıtlanmış olduklarını gözlemleyebiliyor muyuz ?

Zaman içinde ilahiyat, geleneğe temel oluşturan vahyedilmiş olduğu iddia edilen öğretilerin paralelinde , hatta ruhunda,ona tam zıt nitelikte bir otoriteyi her bir büyük dinin tam kalbinde bina etmeyi başarmış mıdır acaba ?
Hz.İsa’nın, tarlasına tohum eken toprak sahibini anlatan bildik meseli, gerek konuya gerekse onun günümüzde geçerli anlamlarına işaret etmekte olabilir mi ?
“Fakat adamlar uyurken, onun düşmanı gelerek buğdayın arasına delice ekip gitti.” Hizmetçileri kendisine, bunları sökmeyi teklif ettiklerinde toprak sahibi cevap verdi, “Hayır, belki deliceleri toplarken, onlarla beraber buğdayı da sökersiniz. Hasada kadar bırakın, ikisi beraber büyüsün: hasat vaktinde Ben orakçılara diyeceğim: Önce deliceleri toplayın, ve yakmak için onları demet yapın; ama buğdayları benim ambarımda toplayın.” Matta 13:25

Kuran, bütün sayfaları boyunca en şiddetli kınamaları, bu rekabet içindeki hegemonyanın yol açtığı ruhani zararlara ayırmakta olabilir mi acaba ?:
“De ki, Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınır aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” *Araf 33
Bugün,gelinen ve gözlemlenebilinen noktada, akıl için gülünçlüklerin en büyüğü, bu kutsal metinlerde şiddetle kınanan ihanetin tam anlamıyla cisimleşmiş olan zahmetlerini dine yüklemiş olan ilahiyatçı nesillerin, bizzat bu uyarıları, kendilerinin İlahi otoriteyi çiğneyişlerine karşı yapılan itirazları bastırmakta bir silah olarak kullanma arayışına girmeleridir.

Aslında,insanın ruhani gerçeğinin aşama aşama ortaya serilen gelişiminde, bu güne kadar önemli rol oynamış dinlerin bir çoğu,zaten kendileri ahlaken tükenmiş kültürlerden ödünç alınmış kuru hayaller ve yorumların içinde donmuş olabildiklerini görmek o kadar zor mu ?

Dolayısı ile dünya üzerinde yaşayan *toplumların,analizini yapmaya çalıştığımız,görüntüleri üç aşağı beş yukarı bu olan, din’leri reddederek bugün geldiği nokta ise :
Saldırgan bir maddiyat kültürünün, toplumun her kesimine egemen olmaya çalıştığı bir zamanı mı yaşatmaktadır bizlere ? Bu istilacı kültürün dokusuna işlenmiş olan "Aşırı bir benliği ile meşgul olma hali", insanların ki özellikle karakterleri şekillenerek geleceğin toplumunun tohumu olacak gençlerin dirayetlerini geliştirme konusuna bir kılavuz olmaya çabalayan insanları, sayısız mücadelelerle karşı karşıya bırakmaktadır. İnsanlardaki gizli kuvvetleri açığa çıkarmak üzere samimiyetle yol arayanlar dahi, çekirdeği bireyselcilik olan bir dünya görüşünün olumsuz tesirleri altında sıkıntı çekmektedirler.
Buradaki sorun karmaşıktır. Halihazırdaki dünya düzeni, çok sayıdaki insanın yaşamla baş edebilme yeteneğini gasp etmektedir; dolayısıyla, ele alınması gereken konulardan biri "kendine güven"dir.
Mevcut dünya düzeni,insanlardaki "gerçek kimlik" hissiyatını ezip geçmektedir; dolayısıyla "kendi kendini var etme" de yerinde bir endişedir. Yine aynı sebeptendir ki büyük kitlelere ruhun yaşamı unutturulmaktadır; dolayısıyla "kendini keşfetme" dikkate değer bir mevzudur.

Buna karşın, benlik üzerinde duran programlar, her zaman duruma bir çare getirememektedirler. Zira bireyi duygusallaştırıp bencilliği desteklemek olağanüstü kolaydır. Halis bir bireysel gelişim, benliğin terk edilmesini içeren gelişimdir.Bu gelişimi sağlayacak eğitim kurumu halihazırda ortada görünmemektedir.
Bilimi de reddetmeden, bilimin ölçülerine gelmeyen ama varlığını ;Tüm insanların son derece net bildiği,duygu ve düşüncelerden eyleme dönüşen niteliklerin de eğitilebilmesi gerekmekte ki "Övgüye değer" olan şeyler "Uygun" olarak hayata yansıyabilsin.
İnsanların,içlerindeki algıları,bilgi ile bizzat *tespit ve teşvik edecek olan şey nedir ? İnsanların,özellikle de gençlerin hayatındaki oluşum aşamasında gelişecek olan yetiler ile dirayetlere kılavuzluk ederken, gerçekten,adına önyargı denilen ve yafta tanımayan
“Zihin zehirlerinden”
arınmış olmak gerektiği konusunda sizinle aynı safta olduğumu beyan etmek isterim.

Saygılarımla….

thunderpoint
26-09-2007, 11:21
Bir insan ruhsal açıdan hasta ise,kurduğu üst yapı(sosyalizm,İslamiyet vs vs) ne olursa olsun,ne kadar erdemli öğretilerle dolu olursa olsun hastalık izleri taşıyacaktır.Bu hastalık izleri o öğretinin yapısından değil,bireyin hastalığından kaynaklanmaktadır. Tabi birey toplumu etkiledikçe,diyalektiksel olarak toplumda bireyi olumsuz etkilemeye başlayacaktır.

Sevgili Chıld,

Sakın bu cümleler yüzünden 'aforoz' edilmeyesin; üzülürüm!...

Sevgiler...

pante
26-09-2007, 12:12
Nil Hanım;
Peygamberliğini ilan eden kitabında kendisine inanmayanları kalpleri paslı, gözleri kör, kulakları sağır olarak nitelendiriyor. Ona inananlar da bu lafları kendi yurttaşlarına, kardeşlerine, arkadaşlarına kullanıyor. Hatta kafir diyor, akılsız diyor vs.

Sizin, sizi ve herkesi itham eden, baskı altında tutmak isteyenlerin zihniyetini zehirli olarak tabir etmeniz ise rahatsız etmiş bazı arkadaşları.
Neden rahatsız oluyorsunuz?
Evet, doğru. Zihniniz zehirli. 1400 sene evvel peygamberim diye ortaya çıkmış bir Arab'ın söyledikleri bugün topluma dayatılıyor, hergün onun söyledikleriyle yatıyor, kalkıyoruz, tv'lerde, radyolarda, sokaklarda, otobüste, vapurda 1400 sene önce söylenenleri duyuyoruz. Günde 5 sefer adı haykırılıyor kulaklarımıza. Zorla dinlemek zorundayız onun peygamber olduğu iddiasını.

Bu dayatma içinde olanlar ise asla aydın olamazlar.
Zulmedenden aydın olur mu hiç?
Ne zaman ifade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü tanırsınız, dinin bu yöndeki baskılarına karşı durursunuz, hoşgörü ve anlayış ortamını sağlamak için çaba gösterirsiniz işte o zaman aydın olmaya hak kazanabilirsiniz.
Aydınları yakanları savunanlar, Alevileri ve diğer azınlık inançları sapık görenler, laikliği kaldırarak tek inancın, tek dinin tüm yurttaşlar üzerinde hegamonyasını savunanlar, müslüman olmayanlar üzerinde baskı ve terör uygulanmasına sessiz kalanlar, dini inancı hümanizmin önünde tutanlar, kısacası insan olmayanlar asla aydın olamazlar. Elbette müslümanlar içinde tenzih edeceğimiz, bu saydıklarımızın dışında tutacağımız bir kesim mevcuttur.
Forumumuzda da bazı müslüman arkadaşlarımız da. Ama genel durum yazdığım gibidir. *

Nil hanım yazdıklarınızın tümüne katılmamak elde mi? Bilim Tekniğe de çok güzel yazmışsınız elinize sağlık. Keşke sizin gibi herkes birçok yere yazılar yazsa, isteklerini bildirse, protesto etse, sadece din değil, gereken her konuda mücadele verilse. Toplum olarak daha duyarlı olmaya, suskun kalmamaya, haksızlıklara, baskılara, haklarımızın, kazanımlarımızın elimizden alınmak istemesine, insan değil bir kul olmamızı isteyenlere daha fazla karşı durabilsek.

okinono
26-09-2007, 12:28
Sayın Nil,

Yazmış olduğunuz toplu cevap niteliğinde ki yazınızda şahsımında adını kullanarak şöyle demişsiniz.
"Sana da yanıt olmuştur umarım okinono "

Üst perden gazel okumaya başlarsanız tıkanacağınız kesindir sayın nil.

1. Size bir soru sormadım.

2. Sorulmayan soruya nasıl yanıt veriliyor bu da zehirsiz beyinlerin becerisi olsa gerek.

3. Bilim teknik editörünü kutlamamın şahsınızda bıraktığı duyguyu takdir edecek bir ortam değil burası. Zira, henüz tek bir cümleye gözlerin bakışını da ekleyecek bir teknoloji icat edilmedi bildiğim kadarı ile.

4. Yazınız gerçekten hiç bir dergi de yayınlanamayacak kadar kötü bir yazı. İçeriğini kast ettiğim savı ile önyargılı hareket ederek cevap yazmanız ise,

Zehirden kaçarken, esrar tarlasına düşenlerin hali ile ancak izah edilebilir.

Dediğim gibi sayın nil,

Detone olmak istemiyorsanız, üst perdeden başlamayın şarkıya.

Bu da size bir öğrenci tavsiyesi... *

Düşüncelerinizi daha sakin ve aynanızı değiştimiş olarak yazıya döktüğünüzde ,okumaktan zevk duyacak çok arkadaş olduğunu sanıyorum bu forumda. *


Selamlar

26-09-2007, 12:43
-------------
"Bu dayatma içinde olanlar ise asla aydın olamazlar.
Zulmedenden aydın olur mu hiç?
Ne zaman ifade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü tanırsınız, dinin bu yöndeki baskılarına karşı durursunuz, hoşgörü ve anlayış ortamını sağlamak için çaba gösterirsiniz işte o zaman aydın olmaya hak kazanabilirsiniz.
Aydınları yakanları savunanlar, Alevileri ve diğer azınlık inançları sapık görenler, laikliği kaldırarak tek inancın, tek dinin tüm yurttaşlar üzerinde hegamonyasını savunanlar, müslüman olmayanlar üzerinde baskı ve terör uygulanmasına sessiz kalanlar, dini inancı hümanizmin önünde tutanlar, kısacası insan olmayanlar asla aydın olamazlar. Elbette müslümanlar içinde tenzih edeceğimiz, bu saydıklarımızın dışında tutacağımız bir kesim mevcuttur.
Forumumuzda da bazı müslüman arkadaşlarımız da. Ama genel durum yazdığım gibidir."

---------------

Sevgili pante

Ne zaman ifade özgürlüğünü
düşünce özgürlüğünü
inanç özgürlüğünü tanırsınız
hoşgörü ve anlayış ortamını sağlamak için çaba gösterirsiniz

Ben böyle bir insanım ve müslümanımda.Hangi katagoriye giriyorum ben yahu..
Hayatım boyunca insanlara yardım etmeye çalıştım.İnsanların haklarına saygı duydum..İnsanları sevdim..Bilim ve ben ayrılmaz bir bütünüz..Bilimsel her konuda oturalım tartışalım..
Ve ben müslümanımda.Benim müslüman olmam yukarıdaki saydığım davranışlarımın üzerine çıkarak sizlerin gözünde yobaz yapıyorsa beni..Karanlık yapıyorsa..hiç bağnaz dindar geçinen cübbelileri eleştirmeyin..onlarda sizin gibi belirli bir sınıfın kökten işe yaramaz olduğunu iddia ediyor..kendi kazdığınız hoşgörü çukuruna kendinizi düşürmeyin..Hani hoşgörülü olunacaktık ve düşüncelere inançlara saygılı olacaktık...Belirli bir kesimin davranışları bağnazca olabilir tamam.. ama toptan müslümanlara zehirli beyinli demek düşünce/inanç özgürlüğüyle bağdaşır mı??Müslümansa aydın değildir ne demek yahu..Asıl bunu söyleyen aydın değildir..benim beynim zehirli değildir.Eğer öyle olsaydı beynimdeki zehir davranışlarıma yansıyarak beni kötü insan yapardı..Cahil bırakırdı..Bir müslüman olarak cahil olduğumu düşünmüyor ve aydın olduğumu biliyorum..
Ama ortaya kuru kuru tanımlamalar yaparak ahkam kesmek ve kitleye karşı kibirlenmek maksadıyla yazılan tabansız yazılarda sinirlerimi bozmuyor değil..Sözüm sana değil pante..
Ben müslümanların içerisinde bağnaz olan yok demiyorum.Ewet var.Maalesef var.Ancak daha önce yazdığım gibi diğer öğretilerde de vardır.Sosyalizm tabanında insancıl bir sitemdir.Ancak sosyalist devletler içerisinde de bağnaz insanlar çıkmıştır.Tarihte bunun örneklerini görürüz.


Yukarıda alıntıladığım *yazınızın koyu kısmı Nil hanımın tespitini onaylamadığınızı göstermektedir.Çünkü Nil hanım müslümanların aydın olamayacağını söylüyor.Yani onun teorisine göre bir insan müslümansa aydın değildir.Siz ise bazı müslümanları dışarda bırakarak bu teoriyi inkar ediyorsunuz.

---------------
Evet, doğru. Zihniniz zehirli. 1400 sene evvel peygamberim diye ortaya çıkmış bir Arab'ın söyledikleri bugün topluma dayatılıyor, hergün onun söyledikleriyle yatıyor, kalkıyoruz, tv'lerde, radyolarda, sokaklarda, otobüste, vapurda 1400 sene önce söylenenleri duyuyoruz. Günde 5 sefer adı haykırılıyor kulaklarımıza. Zorla dinlemek zorundayız onun peygamber olduğu iddiasını
------------------

Bu ülkede günde 5 defa ezan okunmasını isteyen senin halkındır.
Halk kendi istediği gibi yönetilmektedir.Oylama yapılır ve çoğunluğun istediği olur.Yönetim şekli böyle olunca sonuçta normaldir.
O halde sen sevgili pante,kendine dönerek şunu söylemelisin."Görüşlerim ve söylemlerim karşı tarafta etki bırakarak bir kitle oluşturamıyorsa,bir yerlerde hata yapıyorum yada yetersizim"
Ewet bunu söylemelisin..

dilaver
26-09-2007, 13:14
meseleleri genelde degil de özele indirgeyerek tartışmanın iki türlü sonucu oluyor; anlatmak istediklerimizi anlatanmıyoruz ve hasımlaşıyoruz dolayısıyla gereksiz polemiklere girip birbirimizi kırma noktasına geliyoruz ve sertleşiyoruz.

* * Benim açımdan aydın yanımını yaparken şu soruya yanıt aranmalıdır. Aydının beyninde bir ön kabul olabilir mi, aydının beyninde sorulmayacak bir soru, sorgulanmayacak bir kavram olabilir mi. Aydın meseleleri ele alırken bilimsel yöntem haricinde bir yöntem uygulayabilir mi. Aydın için gerçek bilginin yanlışlanabilir özellik taşıması şart degil midir. Aydın düşündükleri ve inandıkları ugruna bedel ödemeyi göze alan kişi midir. Aydının inandıkları bilimsel yöntem haricinde bir kıstasa dayanabilir mi.

* * Bu soruların cevabı aydın tanımına götürebilir bizi. Gayrısını entellektüel olarak da tanımlayabiliriz. Bir kere genel tanımlarda anlaştıktan sonra da herhalde kavramarı bu kıstasların içerisine yerleştirerek sorgulamak o kadar da zor olmaması gerektir.

* * * saygılarımla

26-09-2007, 13:38
"Aydının beyninde bir ön kabul olabilir mi,"

Aydının beyninde ön kabul olabilir.Bu ön kabulun akla uygun olması gerekir.Yani fikirsel anlamda başlangıç noktasını seçerken kişi,önsezilerine yer vermelidir.
Örneğin bir yaratıcının varlığına inanan kişi evrendeki düzenliliği ileri sürebilir.

"aydının beyninde sorulmayacak bir soru, sorgulanmayacak bir kavram olabilir mi"

Bir şeyin doğruluğuna inanabilmek için o şey sorgulanmalıdır.

"Aydın meseleleri ele alırken bilimsel yöntem haricinde bir yöntem uygulayabilir mi"

Aydın meseleleri ele alırkan aklını ve onun ürettiği bilimsel verileri değerlendirmelidir.Ancak bu bilimsel verilere kesinlik kazandırarak putlaştırmamalıdır.

"Aydın düşündükleri ve inandıkları ugruna bedel ödemeyi göze alan kişi midir"

Yaşam koşullarına göre değişir bu...Aydınlıkla pek ilgisi olduğunu düşünmüyorum..

"Aydının inandıkları bilimsel yöntem haricinde bir kıstasa dayanabilir mi. "

İnandıklarına akıl yürütme metoduyla ulaştıysa bilimsel veri zorunlu değildir..Çünkü bilimsellik gerçeği kanıt bulduğu zaman tanımlar..Ancak gerçeğe ulaşmak adına atılan ilk adımlar önseziler ve akıl yürütmelerle gerçekleşir.a priori




"Aydın için gerçek bilginin yanlışlanabilir özellik taşıması şart degil midir"

Bu soru çelişkili..Çünkü gerçek bilgi yanlışlanamaz..Adı üstünde gerçektir..Yanlışlanabilir olan ise,gerçeği aramak adına ortaya konulan bilimsel verilerdir.

pante
26-09-2007, 18:26
ChıldIntıme1;

Nil Hanım zehirli zihinler derken tüm müslümanları mı kastetmiştir, gerici-yobazları, şeriat düzeni peşinde koşanları, laikliğe, demokrasiye karşı bayrak açanları mı kastetmiştir onu bilemem ama ben kendi düşünceleri mi yazdım.
Bu forumda olsun, müslümanlar arasında olsun "zehirli zihin" yakıştırmasına tabi tutulamıyacak güzel insanlar olduğunu da belirttim. Buna siz de tanıdığımız kadarıyla dahilsiniz. Daha iyi tanıdığımızda daha kesin görüş te sunabiliriz.

Aydın insan içinde aynı şeyleri yazdım.
"Müslümandan aydın olmaz" diye birşey söylenemez.
Ama müslümanın da, başka inancın aydını da hoşgörü için, barış için ses vermeli, asla zulmü, haksızlığı, baskıyı, terörü savunmamalı, bunların karşısında susmamalı.

Ateistten aydın olur mu? Aynı şeyler onlar için de geçerlidir. Ateist olup da bugün AKP iktidarının akıl hocalığını yapan 2. cumhuriyetçi liberal aydınlar için de..

Nil hanım kendince haklıdır. İlk yazımda yazdım. Birisi çıkıyor diyor ki:

" Ben peygamberim. Bu kitabı da bana Allah gönderdi. Kim bana ve bu kitaba inanmazsa ebedi cehennemliktir. Kalpleri mühürlü, gözleri ve kulakları perdelidir. Akılsızdır, nankördür. Domuzdur, maymundur. Hiç onlar inananlarla bir olur mu? vs. vs.


Bu durumda bir başkasına da:

" Asıl siz şaşırmışsınız, ne söylediğinizi bilmiyorsunuz. Sizin kalbiniz kötü, zihniniz zehirli. Siz bu kafayla insanlığa, dünyaya zarar verirsiniz. Biz akla, bilime inanıyoruz. Akılsız olan sizsiniz. Biz domuz, maymun değiliz ama siz akrepsiniz, yılansınız, canavarsınız."

deme hakkı düşer.
Kur'an'da da demiyor mu siz onlara kötü söylerseniz, onlar da size kötü söyler. Peygamber bunun deneyimini yaşamış bir insandır.

Dersen ki "Kur'an'da söylenenler ayrı ama biz söylemiyoruz."
Sen söylemiyorsun ama biz bu tür sözleri hergün duyuyoruz. Burda da, medyada da, sokakta da.
Ve sanal alem dışında kimse kendini savunamıyor. Bırak da burada savunabilsin.

Ama sizin " zehirli zihinler" sözü karşısındaki kişisel itirazınıza da hak veririm. Tabi ki kendinizi de, inancınızı da savunacaksınız. Ancak bilelim ki inançlı olmak, zihni zehirli olmak demek olmadığı gibi, cahil olmamak, aydın olmak demek değildir.

pante
26-09-2007, 18:52
Ezan konusunu atlamışım.
Herşey referandumla çözülmez. Çoğunluğun duygularına veya çıkarlarına hitap eden konularda referanduma giderseniz sonuç bellidir. Örneğin insan hakları konusunda referanduma gidemezsiniz. Çoğunluk reddini istese dahi, uluslararası sözleşmelere, anlaşmalara uymak zorunluluğu var.

Ama hoparlör sesine bir desibel sınırı koyabilirsiniz. Özellikle sabah namazı için bu desibeli düşük tutarsınız. İnadına sonuna kadar açıp bangır bangır bağırtıyorlar.

Benim ezanı belirtirken, amacım ezanı tartışmak değil. "1400 sene önce peygamberliğini ilan etmiş insanın, bugün dahi günde 5 defa bu ilanını dinlemek zorunda kalıyor herkes." derken dayatmayı ortaya koymaya çalıştım ama tüm halk için değil, inanmayanlar için. Yani inanmayan zaten bu dayatmaları yaşıyor, kendi vatandaşlarından korkuyor dini inançları yüzünden, hiçbir yerde inancını, düşüncesini özgürce açıklayamıyor, bir takım kuralları, adetleri yaşamına müdahale olarak algılıyor.
İnancına, düşüncelerine karşı sürekli kötü sözler duyuyor ve itiraz edemiyor. Tabi ki tüğm bunlara karşı tepkisini sanal alemde verecek, söyleyemediklerini burada söyleyecek.

26-09-2007, 19:45
Sevgili pante

Bir ülkede her inanca saygı duyulması gerekir.Ateist insanlarda rahatlıkla yaşayabilmeli ve düşüncelerini ifade edebilmelidir.
Bu konuda sizlere katılmamam mümkün değil zaten.
Bir kısım kişiler tarafından haksız yere yaşamınızın zorlaştırıldığınıda biliyorum ve bu davranış biçimine karşıyım.

Benim yukarıda tepki gösterdiğim şey müslüman = zehirli kafa özdeşleştirmesi idi.

Ezan konusuna gelince

Ezanın tamamen kaldırılması inançlı vatandaşlarımızı zor duruma düşürebilir.Sizde bunu demiyorsunuz zaten..Ama dediğiniz gibi en azından sabah ezanları desibeli düşük bir sesle okunabilir.Bu konuda katılıyorum.

adrio
26-09-2007, 20:17
yahu herşeyi anladım da...nil hoca teyzemle arama neden Gİriyorsunuz??o benmle gayet güzel anlaşabileceğini söyledi ben onunla alakalı konuya yazıyorum onu siliyorlar..ben bu kadar mı acıtıyorum ya..olmadı ama:)he bu arada bir kardeşimde aydınlığı başkalrını kötüleyerek olduğunu düşnüyor..nil hocam dine inananlara aydın değil vs dedi..bir arkadaş buna tepki gösterdi..gayet normal de aydınlananlar karar versin diyen kardeşimizde sanki nile karşı gelince suçlu olunmuş gibi cevap verdi..olmuyor ama

dilaver
26-09-2007, 20:38
sayın adrio böylesi daha iyi herhalde.

* *saygılarımla

nil
26-09-2007, 20:40
Arkadaşlar hararetlenmeye gerek yokJ yazdıklarımı daha dikkatli okursanız bazılarınızın beni yanlış anlamış olduğunuzu anlayabilirsiniz.

“doğaüstü inanca sahip olanlar arasında çok iyileri olabildiği gibi ateistler ve *bilimciler arasında da kötü insanlar *olabiliyor ne yazık ki, ama cahillik, doğaüstü inanç, kötülük, baskı ve şiddet, ırkçılık, etnik milliyetçilik, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın erkek eşitsizliği hep birarada aynı kişilerde *oluyor genellikle. Bu yüzden her şeyden önce insanlık gelir, çünkü insanın en evrensel ve en temel kimliği insan olmasıdır. Kim olursa olsun önce insan olsun gerisi o kadar önemli değildir düzeltilebilir ama hayvanlıktan kurtulup insan olmamışsa gene kim *olduğu o kadar önemli değildir bizim için pek bir değeri olmaz, *isterse aileden birisi olsun”
demiştim yazımda
Ben söylediklerimi tüm Müslümanlar için söylemedim. Bu özellikler aynı kişilerde toplanıyor genel olarak dedim, genel konuştum. Ben öğretmenliğimde bunun böyle olduğunu daha iyi gözlemleyebildim. Bu benim düşüncemdir katılır ya da katılmazsınız, *ön yargı olduğunu sanmıyorum ama bu da sizin düşüncenizdir. Ayrıca insanlarda ön yargı olabilir, örneğin ön yargıyla bazı kitapları okumadığımız olmuyor mu? Bazılarımız korkudan bazılarımız vakit kaybı olarak gördüğümüzden ön yargılı davranıp okumuyoruz.

Elbette doğaüstü inanca sahip ya da Müslüman olanlar içinde de bu kötü özelliklere sahip olmayan çok iyi, değerli *hatta aydın diyebileceğim pek çok kişi oluyor ve ateistler arasında da tam tersi kişiler olabiliyor, bunları belirtmiştim.

Benim aydın için yapmış olduğum tanım da aydınlığın en son aşaması gerçek aydın tanımydı.

“Bence aydın kişinin yalnızca öğrenim görmüş okuyan araştıran bunları yaymaya uğraşan kişi olması yeterli değil. Bunların yanında ilerici, yenilikçi ve en önemlisi doğaüstü inançlardan kurtulmuş olması ve insanların da bundan kurtulması için uğraşan biri olması gerekiyor. Aydınlanmanın asıl anlamı da doğaüstü inançlardan kurtulmak olgu ve olaylara daha doğru bakabilmek, gerçek ve doğruları görebilmektir.”
Demiştim.
Her dönemde aydın insanlar olmuştur bunların pek çoğu doğaüstü inançlardan kurtulamamış oldukları halde dönemlerinin aydınları olmuşlardır. Aydını bunları da katıp tanımlarsak döneminin ilerici ve bu ilericiliği yaymaya uğraşan kişi yani döneminin yanlış ve *eksikliklerinin bazılarını aşabilmiş doğruların, bilimsel bilgilerin ve /veya evrensel değerlerin bazılarını keşfedebilmiş, gerçeklere biraz daha yaklaşabilmiş ve bunları başkalarına da öğretmeye uğraşan kişidir aydın.

Fakat gerçek aydın yani son aşamadaki aydın doğaüstü inançlardan kurtulup bunları tehlikeyi de *göze alarak yaymaya çalışandır. Aydınlanma devrimlerinin dayanağı da budur.

Örneğin Turan Dursun, İlhan Arsel, Erdoğan Aydın gibi kişiler gerçek aydınlardır bence *katılmayabilirsiniz elbette.

adrio
26-09-2007, 20:50
sayın adrio böylesi daha iyi herhalde.

* *saygılarımla

neden??? bir üyemiz nickini antimuhammed yazıyor ona bir tepki olmuyor da ben turan dursun adlı şahsa ŞİİR yazınca mı suçlu oluyorum nerede *burada adalet vs...kendi tekelinize almışsınız forumu çomak oynuyorsunuz bari saygınızda olsun..bende o ismi görmeden önce saygım vardı bazılarına ama o nicki görünce dedm kesin burada aşırı SAYGI VAR..sanırım haklıda çıktım...lütfen bikaç aşırı bilmiş arkadş bizi istedikleri gibi yönlendirme eğilimine girmesinler bildiklerini düşüncelerini paylaşsınlar en ufak bir yazım hatasını bile sorun yapıp TARTIŞMA çıkaran seviyesizlikler de var burada...

asıl ben saygılar

adrio
26-09-2007, 21:04
Zihni cehennem korkusuyla zehirlenmiş, kendini *cennet hayaliyle kandıran birine ne kadar zeki olursa olsun laf anlatamazsın.


sayın nil ablacım ve hocacım:) siz bu ifadeyi kullanmışsınız hoş güzel peki sizin yaşamaktaki amacınız ne ?? mesela inanmıyorsunuz ahirete vs... peki nereye kadar *bu yaşam? ölünce bitecekmi herşey?bana bu konuda SADECE SİZ yardımcı olurmusunuz?teşekkür ediyorum şimdiden

InVitatio
26-09-2007, 21:38
Sevgili Nil
Simdi Turan Dursun Müslümanken aydin ve aydinca bir durus sergilemiyormuydu da , inandigi ve varligni kabul ettigi Allah'i, inkar ettikten sonra mi aydin oldu :)

birde"aydin" siniflandirmasi cikti :-)
"aydin" , "öz aydin" , "hakiki aydin" , "gercek aydin" , fazla aydinliktan önünüzü göremez hale gelmissiniz, daha hala kendinizce müslümanlari asagalayabilmenize bir kilif ariyorsunuz.
"neymis gercek aydinmis mis mis"......


degerli "öz hakiki mega gercekci aydin nil" isterseniz bir sonraki iletinizi ders verdigniz ögrencilerinze bir "son düzenleme" amaci ile okuttuktan sonra foruma asin'da , battikca batmayin aydin aydin...
lütfen kendi ön yargilarinizin ürünü olan "sizceleri" toplum hayatinin merkezine koyup bir genelleme yapmayin.
Beni düsündüren simdi , sizin tarafinizdan egitilen ögrencilerin durumu, bu kibirli ve ön yargili haliniz ile "doga üstü inanclara sahip olan" ögrencilerinizin haline cidden sizi burada okudukca özülüyorum.

adrio
26-09-2007, 21:41
[b]

Sevgili Nil
Simdi Turan Dursun Müslümanken aydin ve aydinca bir durus sergilemiyormuydu da , inandigi ve varligni kabul ettigi Allah'i, inkar ettikten sonra mi aydin oldu :)



evet ya bencede güzel bir soru..NOLUR HOCAM BENİDE AYDINLAT:)

pante
26-09-2007, 22:04
Adrio;
Sakın burayı islami sitelerle karıştırma.
Saygılı ol, haddini bil.
Aklına geleni hemen yazma, bi kere daha düşün öyle yaz.
Burası bir tanışma başlığı. Kişiselleştirerek çirkinleştirmeyin.

InVitatio
26-09-2007, 22:27
Aklına geleni hemen yazma, bi kere daha düşün öyle yaz. @pante

degerli Pante
bu önerinizi hic olmazsa Nil hanima'da yazsarsaniz kendisini gülünc duruma düsmekten kurtarirsiniz....
yani sizin gibi birinin nil hanimin ici bos ve sig düsüncelerini destekler mahiyetinde yorum yapmaniz bile Nil hanimin degerine deger katamiyor...

pante
26-09-2007, 22:42
degerli Pante
bu önerinizi hic olmazsa Nil hanima'da yazsarsaniz kendisini gülünc duruma düsmekten kurtarirsiniz....
yani sizin gibi birinin nil hanimin ici bos ve sig düsüncelerini destekler mahiyetinde yorum yapmaniz bile Nil hanimin degerine deger katamiyor...

Sevgili Forumdaşım;
Nil Hanım'ın gülünç duruma düştüğü yok. O sizin düşünceniz. Kimin değerli-değersiz olduğuna da siz karar veremezsiniz.
O sadece kendi görüşünü yazmıştır ve bunu yazmakta onun hakkıdır.
Çünkü, o ve onun düşüncesinde olanlar için İslamcıların yazdıklarının yanında onun yazdığının lafı dahi olmaz.
Siz ise ilk yazısından itibaren bir söz için demediğinizi bırakmadınız. Ne gülünçlüğü kaldı, ne içi boş ve sığ düşünceleri, ne değersizliği, ne önünü göremezliği, ne battıkça battığı.

Hangi İslami sitede, yeni kaydolan biri yazısında ateistlerin akılsızlığından söz edince oradaki varsa-barınabilmişse birkaç ateist sayfalarca yazıda sürekli üstüne gidebilir, baskı oluşturabilir?
Var mı böyle bir örnek?
O nedenle dedim ki burayı İslami sitelerle karıştırmayın.

26-09-2007, 22:46
Aydın insan tartışmasını kendimce bitiriyorum arkadaşlar.

Son söz olarak şunu söylemek isterim

Bence aydın insan etrafını fikirsel anlamda aydınlatan insandır.Bir insan etrafını inançları varkende aydınlatabilir.Bunun bir sınırı yoktur.Her konuda yetersiz olan bir insan bile herhangi bir konuda yetkinse ve o anlamda etrafını aydınlatıyorsa,bu insana da bu anlamda aydın denilebilir.Yalın bir biçimde tanımlanması gerekirse olay budur.

Keşke aydın insan başlığı açılarak bu tartışmalar orada yapılsaydı.Ben kendi adıma kırdığım kalpler varsa onlardan özür diliyorum ve bu bahsi bu sitede kendi adıma sonsuza dek kapatıyorum
syg.

-Maximus-
26-09-2007, 22:52
mesele sanırım müslüman aydın olabirmi olamazmı, bana göre aydın muslüman pek
mümkün değil, örnek olarak bir insan gökbilimi ile uğraşıyorsa ayı güneşi ve diğer
tüm gezegenleri inceleme şansı elde etmiş ise ve kuranın içeriğinide çok iyi biliyorsa
dönüp kaba etlerini göğe dikip, kafasını yere vurmaz.

bir insanın müslüman olabilmesi için dünyanın 200 -300 yıl gerisinde olması lazım.
tabi müslüman deyince bizim memleketteki müslümanları saymamak lazım, bizdekiler
ultra layht müslüman, müslümanlıkla uzaktan yakından alakaları yok, kuranı bir tarafa
bırakıp kendilerince bir din yaratmışlar, gerçek müslümanlar, afganistandaki taliban
veya pakistandaki koyu müslümanlar, onlar islamı hakkıyla yaşıyorlar, ve tamda benim
dediğim gibi dünyanın yaklaşık 300 yıl gerisindeler, kendileri için sınırlı bir yaşam
biçildiği için bunun dışına çıkmıyorlar, çıkmadıkları içinde beyin gelişmek yerine
küçülüyor, kimse kusura bakmasın aydınlık ve islam asla yanyana durmaz.

islam karanlığı emreder, köleliği emreder, dedğim gibi müslüman aydın olamaz
bunun en iyi kanıtıda muslümanların uygarlığa en ufak bir katkılarının olmaması,
müslümanlar tarafından yapılmış tek bir icad yok, *sadece çok konuşup tüketiyorlar.

26-09-2007, 23:25
ah nekadar değerli fikirleriniz var hocam bende yeni üyeyim bada allahın olmadığını ıspatlarmısınız

nil
26-09-2007, 23:31
Arkadaşlar polemiği, kavga şeklindeki tartışmaları, fazla konuşmayı sevmiyorum, bazen karşılık yazmazsam kusuruma bakmayın.

Turan Dursun önderimin zihni tamamen zehirlenmiş olsaydı bu zehirden *kurtulamazdı. Her şeyin bir derecesi vardır. Demek ki yeterince zehirlenmemiş ya da bazı deneyimlerinden sonra sorgulamaya başlamış ki sonunda *aydınlanarak bu zehirden kurtulabilmiş.

Kuran kurslarında, İmam Hatip okullarında *çocuklara camilere gidenlere tıpkı Kuranda olduğu gibi *cehennemde nasıl yanacakları tekrar tekrar çeşitli şekillerde söylenerek zihinleri zehirlenmiyor mu? Bunlardan büyük bir *kısmı bu zehirden kurtulamıyor ne yazık ki. Örneğin bu konuları yazan aydınlanma kitaplarından şeytan görmüş gibi kaçıyorlar ya da bu konudaki düşünce ve *eleştirileri hakaret olarak kabul ediyorlar. Ama zihni fazla zehirlenmemiş, sorgulamaya öğrenmeye aydınlanmaya *hazır fakat fırsat bulamamış bazıları fırsat bulduklarında ya da zihni ne kadar zehirlenmiş olsa da bazı deneyimlerden sonra sorgulamaya başlayanlar bu zehirden kurtulup ateist olabiliyorlar ya da *en azından laik bir Müslüman olabiliyorlar. Yani dini inancını ibadetini resmi alana siyasete taşırmadan, kimseye bunu dayatmadan, kimseyi başka dini inançlarından ya da inançsızlıklarından ötürü kınayıp suçlamadan hoş görerek uygulayan bir Müslüman olabiliyor.Hatta laikliği yaymak için mücadele veren aydın bir müslüman olabiliyorlar.


Öğretmenliğime gelince ben öğrencilerime inançlarına göre not vermem, hiçbirine kin tutmam. Fakat ben onlara okumaktan korkmamalarını, okudukları duydukları hatta gördüklerini bile sorgulamalarını, aileden biri de olsa *profesör de olsa ben de olsam kim ne derse desin sorgulamalarını, yanlış yönlendirilmemeleri için de okuyup kendilerini tanımalarını, bilinçlenmelerini, kendi düşünce ve inançlarını kendilerinin oluşturmalarını, en gerçek yol göstericinin gerçeğin *en güvenilir ölçütünün bilim olduğunu, evrensellik olduğunu, kendilerine yapılmasını istemediklerini başkalarına yapmamalarını, başkalarının düşünce ve inançlarına hoş görülü *saygılı olmalarını, anlayışlı empatik olmalarını, kendilerine güvenmelerini, bütün dünyanın yanlış bir tek kendilerinin
doğru olabileceğini vb *öğretirim. Öğrencilerime ne kadar yazık olup olmadığının yorumunuı sizlerin vicdanına bırakıyorum.

26-09-2007, 23:45
ya ama bunun dinle alakası yokki işleyişle alakası var gibime geliyo.
mesela her cumhuriyet demokrasi değildir
dimi

nil
26-09-2007, 23:48
Sevgili adrio, bitkiler hayvanlar ölünce ne oluyorsa biz de aynısını olucaz ne yazık ki. Yani atom altı parçacıklarımıza, saf kütlesiz *enerjiye ayrışana dönüşene kadar doğaya karışacağız. Evrende canlı cansız her şey doğar yaşar ve ölür, varacağı en son nokta da *budur.

Gerçekler acı ne yazık ki. Zaten insan bu gerçekleri kabul edemediği için doğaüstü inançlar kurarak kendini avutmaya çalışmış. Fakat doğaüstü inançlar bilimin ve insanın boşluklarındadır. İnsan bu boşlukları ne kadar doldurabilirse bu gerçeklerden o kadar kötü etkilenmez. Önce bir hayal kırıklığına uğrayabilir, bir yakınbı ölmüş gibi bir üzüntüye ve boşluğa kapılabilir fakat tıpkı yakınının ölümüne çok zor da olsa alıştığı gibi acı gerçeklere de alışabilir, *bu doğal olan *olduğu için de *zamanla *çok doğal gelir.

3.yol
26-09-2007, 23:51
Sevgili Nil,
Yani sizi tebrik ederim.
Bir tanisma yazinizi ve sahsi fikrinizi yazdiniz, TD sitesinde kiyamet koptu.

Christopher Hitchens "Allah buyuk degildir dinler herseyi zehirler" isimli ateist kitap yazdi 1 milyonun uzerinde satti , NewyorkTimes gazetesinde haftalarca ilk uc de yer aldi, ama ABD'de de sizin TD'de kopardiginiz kadar gurultu koparamadi yani.

Evet bir ateist olarak ben de sizin sozununuzun arkasindayim. Bence de kisisel olan allah/tanri inanci bilimlerin onundeki en onemli engeldir, ve inanc ve dini egitim bir cok cocugun analitik dusunme mantigini gelistirmesini engeller, bir bakima onlarin beyinlerini zehirler. Onlara mantigi arac olarak kullanip mantiksizliga ulasmayi ogretir din egitimi.

Millet bazen arapca falan yaziyor ben de ingilizce bitireyim.
Bir ecnebi atasozu ;
"If it ain't killing you then it is making you stronger "
"Eger oldurmuyorsa *, sizi daha guclu yapacaktir" *:wink:

26-09-2007, 23:59
Sayın Nil, sadece giriş yazınızı okuyarak ve devam eden süreçte fikirlerinizin değişmemiş olduğunu düşünerek cevap yazıyorum.

İnanan insanlara zehirlenmiş demek. Ya da zehirlenmenin derecesini saptamak oldukça mantık dışı olmuyor mu? sizce.

Hristiyan, yahudi, müslüman, pagan ya da totem inancına sahip nice insan sonradan ateist olabilmiştir. Ya da sizinde bildiği gibi ateist kimselerinde belli nedenlerle kendilerine din seçtikleri olmuştur. Bu insanlar "zehirden kurtulmuşlardı fakat mazoşist bir tavırla kendilerini tekrar mı zehirlemek" istediler?

Bence insanların dini açıdan oluşturdukları beyin tasavvurlarına hakaret etmeyin. Zira insanlar en çok zekalarına ve düşüncelerine hakaret eden insanlardan hoşlanmazlar.

saygılar...

AYATA
27-09-2007, 00:42
Burada bazı arkadaşların dine bazı arkadaşların ise ateizme fanatik derecede bağlı olduğunu görüyorum...fanatikliğin çok güzel bir tanımı var..."İnanacak bir şey bulmuş olan deliye fanatik denir" * *İnsan beyni gelişmeye ve bilgiye her zaman açıktır ileriye gidebildiği gibi geriyede gider...zaman gelir düşünceler ve fikirler değişir, değişmez diyene sadece gülerim, ben insanın aynı yerde sayacağına inanmıyorum, yeterki bilgiyi her yönden arasın...her türden okusun, şeyh olabilecek kapasitede nurcu islamcı arkadaşlar bilirim, şimdi hindu dinine inanıyorlar. Önemli olanın fikirleri sabitleyip saplantı haline getirmemek olduğu bence en doğrusu. * Ve bu forum her türlü inançla ilgili fikiri doğru kaynaklardan almayı gösteren farklı inançlardaki arkadaşları barındıran bir forum, saplantılı ve fikirlerinin fanatiği olmuş kişilerin bu foruma zarar verebileceğine inanıyorum. Hafif alaycı uslup *hoş karşılanabilir ama kişilerin kişiliğini yaralayacak dercede ve cahilce yapılan alay affedilmemesi gereken bir şey. Bu forumun *En güzel tarafı çok güzel idare edilmesi adminlerin o tür kişilere kapıyı göstermesi ki buda forumu seçkin ve özel yapıyor....

27-09-2007, 01:00
Aydınlanma kavramı ile aydın kavramı başlangıçta örtüşseler dahi sonra oldukça farklılaşmışlardır.

Aydınlanma, (şimdi google falan gibi sitelere bakmadan yazıyorum) herhalde 17 ve 18. yüzyıllarda ortaya çıkmış bir olgudur. İçerik olarak da düşüncenin Orta Çağ Hıristiyanlık karanlığından çıkmasıdır. Yani Aydınlanma Çağı, dinlerden özgür olma sonucunda ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Aydınlanma'nın ister Hıristiyanlık, ister İslamiyet, veya hangi din olursa olsun hiç bir şekilde ilgisi yoktur. Aksine ilgisizlik, bağı koparma aydınlanmayı getirmiştir. Bu kavram şimdiye kadar pek değişmemiştir. Yukarıda yaptığım genelleme halen geçerlidir. Türkiye'de ise hala (iki yüzyıldır) aydınlanmaya gelemedik.

Aydın kavramı ise epey değişmiştir. Aydın kavramı üzerinde uzlaşma da yoktur. Aydın saydığımız kişiler bile bu kavram için farklı şeyler söylüyorlar. Ama en geniş haliyle aydın, artık sadece bilgi birikimli ve dinlerden özgür kimse değildir. Aydın, bu niteliklerin yanında sürekli sorgulayan ve ortaya çıkardıklarını paylaşmaktan çekinmeyen, korkmayan kimsedir. Bu tanımına göre de Türkiye'de hemen hemen pek az aydın vardır. Ayrıca aydın düşüncelerine uygun edimler yapar ve ona göre de yaşar. Dolayısıyla aydın olmak her babayiğtin harcı değildir.

Yukarıdaki tanımlamalar Nil'in aktardıklarına uyuyor. Beni kanım zehir kelimesi yanlış. Doğrusu Marx'ın dediği gibi "afyon" olmalıydı. Din, emekçi sınıfların, halkın uyutulmasında kullanılan afyondur.

Burada okuduğum iletilerde farkettiğim iki şey var. Birincisi önemsiz, yeni üyeler bir süre cart curt edip bağırıp çağırıp gidecekler. Nil'in üzerine doğru dürüst gidememelerinden, hakarete yakın iletilerinden, fikir üretememelerinden zaten sitede kısa süreli kalacakları kanısındayım.

İkincisi ise İnViatio ile ilgili. İnVitatio, lütfen geri dönüp şimdiye kadar yaptığın iletileri (sadece bu forumdakileri değil) bir düşün. Hep şimdiye kadar "beni bağlamaz, İslamiyeti *yanlış davranışlar bağlamaz, ben istediğim gibi inanırım, kimse inanca karışamaz" vs şeklinde iletiler yapıyorsun. (Bu tarzda başkaları da var tabii). Bu durumda "senin bir dinin var ve bu bir inanç meselesidir, mantıklı olsun olmasın sen buna inanırsın, o halde ateistler neden bununla ilgilenip laf ederler, hakları yoktur" gibi bir sonuca varıyorsun. Bunu da büyük bir kibirle ve üstten alarak, gayet doğalmış gibi yapıyorsun. Yani, senden rasyonel bir açıklama isteyince yukardaki yanıtları alıyoruz. Ama diğer taraftan sen, ateistlerin iletilerine hemen rasyonel açıklamalar istiyorsun.

Yani öyle eşitsiz bir durum var ki anlayabilen beri gelsin. A var, her çeşit dokunulmazlığı var, inanç meselesi, rasyonel açıklamaya gerek yok. Ama B olunca iş değişiyor, hemen rasyonel açıklama gerekiyor. Neden? Sen niye dininle ilgili rasyonel açıklama yapmıyorsun?

sargon
27-09-2007, 01:16
Hoop durun yahu, ben de geliyim bari. Açıkçası son günlerde siteyi pek fazla giremiyorum. Tesadüfen girdiğim sırada pante'nin benim bir yıl önce Aldostu ile yaptığım tartışma başlığına yazdıklarını okuyunca bu topiğe bakma ihtiyacı hasıl oldu efem. Ama ne yazık ki, topic almış başını gitmiş. 5 sayfa dolusu ne tartışıldı diye sayfaları hızla çevirdim. Anladığım kadarıyla islamcı arkadaşlar Nil Hanımın aşağıdaki ifadelerine kızmışlar:

Orada şunu daha iyi anladım ki çok yazık ki zihni zehirlenmiş olanlar kolay kolay bu zehirden kurtulamıyorlar. Onlara ne desen boş oluyor. Onlarla uğraşmak boşuna oluyor. Ama amacı bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek olanlar yani amacı ateistlere küfretmek değil de gerçekten gerçeği merak edip arayanlar gerçeği görüp aydınlanabiliyorlar.

İslamcı olan herkesi "zihni zehirlenmiş" olarak nitelemesi sorun yaratmış. Eh doğrusu bence de biraz fazla kestirmeden giriş yapmak gibi görünüyor. Aynı düşünce daha farklı da ifade edilebilirdi, o zaman bu kadar büyük sorun olmazdı sanırım. Bazı arkadaşlar da olayın üstüne mal bulmuş mağribi gibi atlamış durumdalar.

Nil Hanımın bütün yazılarını okumadım, bütün cevapları da. Ama anladığım "zihni zehirlenmiş" ifadesinin arkasındaki mantık. Buna fanatik denebilirdi bence. Ve fanatizm sadece İslam'la da sınırlı bir olay değildir. Birçok insan bir ideolojiye yada bir dine öylesine saplanıp kalıyor ki, artık gözünde herşey ikinci plana düşüyor. Artık en önemli şey onun inandıklarıdır, diğer bütün değerleri ikinci plana düşmüştür. O yüce, o ulu değerleri için her türlü rezilliğe katlanmaya hazırdır, çünkü bunlar onun gözünde bir rezillik değil, yapılması yada katlanılması gereken şeylerdir. Böyle bir inanç yada düşünüş sistemini yakından deneyimlemiş birisi olarak bunları yazıyorum. Sürekli tekrarlıyorum, belki eski arkadaşlar sıkılacaklardır. Bu değerler sadece İslamdan oluşmuyor. İslami inancı için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek insanlar olduğunu biliyoruz. Ama sadece onlardan mı çıkıyor bu ulu değerleri olan insanlar. Sosyalizm tarihinde nice rezillikler yok mu örneğin. Pol Pot gibi kasaplar yarattıkları et dükkanlarının üzerine sosyalizm etiketini yapıştırmıyorlar mıydı? Yada en yakınımızdan, yakın dönem tarihimizden aynı örnekleri vermek mümkün değil mi? Milliyetçiliğin göklere bayrak olarak çekildiği yakın dönem tarihimizde ise İttihat ve Terakki'den başlayan Kemalizm ile devam eden yolda "yüce Türk milleti" diye nutuklara başlayıp küçücük Anadoluyu diğer halklara zehir eden bir inancı deneyimlemedik mi? Hala bu inançların fanatizminden köşe bucak nasıl kaçarızın arayışında değil miyiz?

Nil Hanımın başka bir yerde dediği şey ise sanırım insan olmak, bunun en yüce değer olarak tanımlanması idi. Yani karşınızdaki kişilerin de birer insan olduğunu düşünebilmek. İnançları, ideolojileri en temel insani değerlerin arkasında tutmayı başarabilmek. Bunu yapabilmek kolay şey değildir, zaman istiyor, tecrübe istiyor, hatta birçoğumuz için acı bazı deneyimler istiyor. O zaman karşınızdakinin de bir düşman değil, sizin gibi bir insan olduğunu anlayabilirsiniz. İnanmış, fanatikleşmiş, inancı yada ideolojisi uğruna herşeyi yapabilecek olsa bile, o da bizden biri, yani bir insan. Hepsi bu kadar basit. Sanırım Nil Hanım bunları anlatmak istemiş ama ifadeleri biraz sert olunca inançlar devreye girmiş.

Tartışmanın tamamını okumadığım için bazı şeyleri yanlış anlamış olabilirim. Ama sanırım nasıl düşündüğümü ifade edebilmişimdir.

InVitatio
27-09-2007, 01:37
Sevgili Buralap
ateisterlin kendisi kendilerin Nil gibi kendilerin daha aydinlanmis , daha rasyonel oldugunu idaa ediyorlar bende o yüzden onlardan benden farkli bir durus bekliyorum, evet benim bir dini tercihim var ve bu kimseyi ilgilendirmez, bu dine tabi olmayanlari ise hic ilgilendirmez, ama eger birileri de cikip " öz aydin, hakiki aydin, gercek aydin" gibi zirvaliklar toplum hayatin merkezine yerlestirmek istiyorsa bende bu toplumun icinde birey olarak birak bunu sorgulayim....Ben ise kendi deger yargilarimi toplumsal hayatin merkezine koyup koymadigim ile ilgilenirsen , daha mantikli sonuclara varacagindan süphem yok...
Ateistler benim deger yargilarimi tabiki sorgulayabilir ama benim adima benim deger yargilarimin ne olacagina karar veremez.
Ben ateistlerden benim gibi düsünün demiyorum, kendinizin idaa ettigniz gibi olun gibi bir beklentim var ki galiba anlasilan buda bosuna bir beklenti.....
Ateist bir insandan ben bir "genelleme" beklemiyorum, ateist hemde ögretmen olacak kadar "adam" olmus insandan, kendi kisisel ön yargilarini ve algilarini tek gercek budur tarzinda bir metin beklemiyorum, aydin oldugunu idaa eden bir insan'dan "bence"ler ile toplumu ilgilendiren gercekler üzerine tek dogrularin olamayacagini idaa ediyorum....

Sevgili Buralp
sen Nil hanimi cok mantikli ve hakli bulabilirsin , yanlis bulabilirsin bu beni baglamaz , beni baglayan Nil hanim benim ve benim gibi düsünüp yasayan insanlar hakkindaki sig ve ici bos , desteksiz görüsleri....

Sevgili Pante
Nil hanim'dan kendine yakisir "aydinlanmis" bir durus beklemem suc mu ? diger ortamlarda bu tür özgürlüklerin olmadigini ima etmeniz , bir yanlisi örnek göstererk , iki yanlis bir dogru eder mantigi ile mi yaklasmak istiyorsunuz ?
Nil hanim benim gözümde önünü göremeyecek kadar aydin, kendi kisisel tercihlerini ve "kendilerinceyi" hepimiz icin hayatin merkezine yerlestirip , "kendilerinceye" uymanlari tüm insanlik disi doneler ile itham etmekte. Böyle bir insanin benim gözümde hic bir degeri yoktur, varsin kendisi aydin aydin yasasin, ben aydinligi , *kendimden olmayanlari "Zihni zehirli" olarak kücümseyerek, asaglayarak aydin olacaksam, varayim böyle kalayim....

Nil hanim belki kendi ögrencilerine ders verebilecek konumda ama insanlik adina bana hic bir ögüt ve ders verebilecegi hic birsey yok...
Ben evlatlarimi Nil hanim gibilerine verip , birseyler ögrensin derken , nil hanim cocuguma "senin babanin zihni zehirlenmistir" demese bile , ders verirken hep aklinin bir ucunda olacagindan hic süphem yok.
Bunca yilldir "zihni zehirlenmislerin" ön yargilarinin kurbani olan Nil hanim , kendi ön yargisini kabullenip görmek istememesi sizin "ara gazi" yorumlarinz ile daha da zorlasiyor.

Yok inananlar söylemis yok böyleymis yok turan dursun inkar ettikten sonra "adam yerine konumus ve aydin olmus" gecin bunlari gecin ....
Turan Dursun Allah'i inkar etmeden önce tüm dini egitimini yobaz saafilerden alan birisidir, kendi yobazligin icindeki celiskileri dinin gercegi ilan edip Allah'i inkar etmistir bunun neresi aydinlik ?
ve verilen örnekte gene is dönüp dolasip, Allah'i inkar etmeden önce aydin olmayan , etrafindakilerei aydinaltamyan bir insan sirf Allah'i inkar ettikten sonra aydin sayilmasi , cok sig ve basit bir aydin tanimlamasi---


Benim burada hic kimsenin özel destegine ihtiyacim olmadigini artik bilyorsunuzdur, özel desteginizi Nil hanimin dar görüslü metinlerinden eksik etmeyin ki degeri olsun...

denemee
27-09-2007, 01:39
merhaba oncelikle ogretmen olmak herkesin harci degil ogretmenmissiniz buna saygim sonsuz ama diyorsunuzki beyniniz yikanmis size en basit bi ornek veriyim firavunda sizin gibi inanmıyordu ve birgün ALLah *dan yani size gore Tanrıdan bi istek istedi haklını inandirmak icin nehrin kan seklinde akmasını ve o sekildede bu istegini Allahüteale gerceklestirdi bu olay nasıl oldu bilimde bunun bir aciklamasi yok simdidersiniz evrim teoerisi vs size sunu diyim bir nefes alin verin bakalim 10 sn sonra vereibleceginizin grantisi varmi yok bunlar durduk yeremi oluyor herkes bir sebepten oluyor sebepsiz olen insan gordunuz mu o beyninizi acin ve bi dusunun eminim ki o zaman cevrenize bakin daha iyi anlayacaksiniz ne demek istedigimi

vartor
27-09-2007, 01:59
Denemee kardes hosgeldin yaw, nasilsin, iyimisin? iyi olmani allah'u taala'dan dilerim.
* *Su anlattigin firavun bayagi dikkatimi cekti, bayagi ozel bir yeri varmis allahin yaninmda. Biz o kadar istiyoruz birsey yapmiyor ama firavuna bayagi kendini gostermis. Peki imtihan ne oldu simdi? Hani hepimiz imtihan geciriyorduk, oyle ona buna gorunse veya dedigini yapsa imtihanin degeri kalmazdi deniyordu da....Bak, firavun yok ama allah hala var, nehiri kana boyayacagina, su Bush denen herifi aninda siyah derili yapsa hepimiz inanacagiz varligina, ama orali degil bana kalirsa. Bundan da iki sonuc cikarabiliriz; ya allah Bush'un yaptiklarindan memnun, (ki bu da muslumanlar yanlis yoldalar demek) veya allah yok.

27-09-2007, 02:19
Sevgili İnVitatio,

Bak ben ne demişim:
Hep şimdiye kadar "beni bağlamaz, İslamiyeti *yanlış davranışlar bağlamaz, ben istediğim gibi inanırım, kimse inanca karışamaz" vs şeklinde iletiler yapıyorsun.


Ama senin iletin yine aynı bağlamda kalmış. Sen kendin rasyonel davranmadığına ve hatta davranamaıdğına göre başkalarından neden rasyonel davranış bekliyorsun? Benim öncekii iletimde senin hakkında aktardığımı aynen teyit etmişsin.

evet benim bir dini tercihim var ve bu kimseyi ilgilendirmez, bu dine tabi olmayanlari ise hic ilgilendirmez, ama eger birileri ...... zirvaliklar toplum hayatin merkezine yerlestirmek istiyorsa bende bu toplumun icinde birey olarak birak bunu sorgulayim....
aydin oldugunu idaa eden bir insan'dan "bence"ler ile toplumu ilgilendiren gercekler üzerine tek dogrularin olamayacagini idaa ediyorum....

Sevgili Buralp
sen Nil hanimi cok mantikli ve hakli bulabilirsin , yanlis bulabilirsin bu beni baglamaz , beni baglayan Nil hanim benim ve benim gibi düsünüp yasayan insanlar hakkindaki sig ve ici bos , desteksiz görüsleri....


Senin kendi görüşlerin var ve bu kimseyi ilgilendirmezmiş. Söylediğim gibisin işte. Kimse senin görüşlerinle ilgilenmez ama sen başkalarının görüşleri ile ilgilenirsin, onları sorgularsın, onları "zırva, sığ, içi boş, desteksiz" olarak da nitelersin. Oh ne ala memleket. İstediğin gibi insanlara ad ver, hakaret et. Bu şekilde mi baskın çıkacağını sanıyorsun? Rasyonel ne demek sen farkında mısın?

Bu arada Nil'in makalesinin hiç bir özgün tarafı yok. Bu makale normal, bilimin ne olduğunu anlatan bir makale. Bu makaleye de tamamen katılıyorum, yadsıyacak hiç bir şey bulmuyorum.

İnvitatio ve diğer dinci zevatın, yeni gelen tebliğci denemee dahil, kendi fikirlerini karşılıklı olumlu iletişim dışında zorbaca dayatmaya vardırdığını düşünüyorum.

Bir de baskıcı, fanatik akımlara da dikkat etmek gerekiyor. Bireyi aşırı derecede yukarı çekip herşeyin özü nitelemesiyle her çeşit sınıfı, sınıf bilinçlenmesini yok eden postmodern küreselcilerin fanatikliğinin dinci AKepe tarafından pek güzel kullanılıp, laikliğin içinin boşaltılmasında, anayasaının dinci hale getirilmesinde nasıl kullanıldığına dikkat etmek gerekiyor. Özgürlükler kısıtlanamaz, en kutsal hak birey hakkıdır diyerek, dinci politiklarını bu saf fanatikler üzerinden yürütüp Türkiye'yi din devleti * kurmak istiyorlar...

InVitatio
27-09-2007, 02:32
Burada hakaretin daniskasini yapan Nil'dir ! ben ise Nil'in bu yazdilarini yorumladim, kendi deger yargilarim ile ölcmedim kendisinn yazdiklarini, onun kendi deger yargilari ile sorguladim, sorguluyorum...
benim dini tercihlerim bir tek seni degil hic kimseyi ilgilendirmez , cünkü ben dini tercihlerimi senin üzerinde bir baski araci olarak veya kendi dini tercihlerimi senin deger yargilarinin merkzeine koymak gibi bir kisisel *hedefim yok, *baskalarinin varsa , senin yaninda onlara karsi olacak birilerini ariyorsan, beni cagirabilirsin....
eger nil de benim gib insanlar ile alakali "yargilayici" konusuyorsa tabiki nil'in söyledikleri beni ilgilendirir cünkü zihni zehirli diye ilan ettikleri arasinda inanlar'dan bahsediyor ki bende bir inananim.
yani simdi bana karsi yazilmis bir yaziyi sözüm ona görüsü , fikiri beni ilgilendirmemesi mi lazim ?

demek aydinlik buymus, birileri cikacak , iftira atacak ve iftira atilan bunu sineye cekmesi beklenecek..

burada senin anlamak görmek istemeidigin, nil kendi ön yargilarini bir genelleme yaparak bana küfür etmekte, benim icin bana imanli oldugum icin zihni zehirlenmis demek küfür etmektir.....

ben mi dayatmaciyim ?
kime neyi dayatmisim ?
kimi kendi deger yarilarim ile "yargilamisim"
lütfen sallamasyon teknigi ile icgüdüsel yorumlama meseleleri....
yazdiklarindan dolayi özür dileyecek duruma düsme

pante
27-09-2007, 02:38
Bu ve benzeri İslamcı olmayan, dinci olmayan forumlara katılanlar, din konusunu tartışanlar dinlerinin sorgulanmasını da, ayetlerin-hadislerin irdelenmesini de, çelişkilerin ortaya konulmasını da, kainatın efendisi ve ahlak timsali dedikleri peygamberlerinin gerçeklerinin sergilenmesini de kabullenmek zorundadır.

Burası dinlerden özgür bir sitedir ve Turan Dursun sitesidir.
Ana sayfasında da Turan Dursun'un şu sözlerine yer verilir:

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..."

Bu siteye üye olanlar muhakkak ki bu yazıyı okumuştur.
Nil Hanımın yazısının bu yazıdan hiçbir farkı yoktur.
Bundan rahatsız olan katılmasın, üye olmasın.
Orada yazılanları tartışabilirsiniz, kendi görüşlerinizi sunabilirsiniz.
Ama bir yeni üyemiz aynı görüşleri dile getirdi diye onu alaya alamaz, aşağılayamazsınız.
Bu konuda daha fazla ısrarcı olmayın. Yani kişisel yazmakta ısrarcı olmayın. Bu bir baskı kurmaktır. Buna da hakkınız yok.
Burası ne sokaktır ne kahve. Kimse kolundan tutulup da " Senin inandıkların yanlış. Şimdiye kadar seni aldattılar. Gel seni aydınlatalım. Zihnindeki zehirden arındıralım." denmiyor.

Tekrar yazıyorum. İslamcılar, İslam'a inanmayanlara akılsız diyor, kafir diyor, kalpleri mühürlü, gözleri kör, kulakları sağır diyor. Bunun karşısında da *iman zincirli, zihinleri zehirli, bağnaz, gerici, yobaz vs. yanıtlar alıyor.
Kişisel söylenmedikten sonra bunları tartışmanın anlamı yok. "Sana " Senin zihnin zehirli" denirse kendini savunursun. Ama benim dinime, müslümanlara söyleniyor diye itiraza hakkın yok. Çünkü herşey karşılıklı.

timsah
27-09-2007, 03:47
Teşekkürler sevgili pante, Nil hanımın görüşlerine aynen katılıyorum ve ekliyorum. Tüm müslümanlar puta tapıyorlar eğer puta tapmadıklarına dair ellerinde kanıt varsa buyursunlar belgeyle kanıtlasınlar. Putperestlik ile ilgili açılmış konular var isteyen müslümanlarla orada bu konuyu tartışmaya hazırım.

Saygılar...

3.yol
27-09-2007, 04:13
Tekrar yazıyorum. İslamcılar, İslam'a inanmayanlara akılsız diyor, kafir diyor, kalpleri mühürlü, gözleri kör, kulakları sağır diyor. Bunun karşısında da *iman zincirli, zihinleri zehirli, bağnaz, gerici, yobaz vs. yanıtlar alıyor.
Kişisel söylenmedikten sonra bunları tartışmanın anlamı yok. "Sana " Senin zihnin zehirli" denirse kendini savunursun. Ama benim dinime, müslümanlara söyleniyor diye itiraza hakkın yok. Çünkü herşey karşılıklı.

Sevgili Pante ben yazacaktim , sen ilk once yazmissin.
Benim bir de *su dikkatimi cekti, ben belki daha sert tabirleri birden fazla yerde kullanmistim bu sitede, kimseyi incitmek amaciyla degil ama dusuncelerimi dobra dobra belirtmistim. Sevgili Nil bir bayan oldugu icin mi onun dobra dobra yazmasina karsi cikti arkadaslar ?
Merak ettim sorayim madem bu konu iyice desildi ortaya konsun. Dobra dobra yazacak arkadaslar varsa icinizde. *

Her turlu elestiriye acigim , Kuran'a gore cehenneme iyi bir odun olacagim. Zarari yok ! ise yaramak da guzel cennette bos bos gezmektense.

InVitatio
27-09-2007, 04:29
Sevgili Ucuncuyol

hayir nilin anadolu'da "saci uzun akli kisa" tabiri ile ifade edildigi gibi degil, onun yazdiklarini kendisinin idaa ettigi deger yargilari ile celistigi icin kiziyorum kendisine.....
Nil dobra dobra sadece kendi ön yargilarini yazmistir, "kendincelerini" genel dogru olarak sunmak istemektedir....sorun olan kendisinin cinsiyeti degil, kendisinin yazdiklari dir.....

peki neden böyle bir soruyu sormayi hissettin kendinde ?
sence o zaman Nil ile hemfikir olan forumdaslarda sirf onun "bayan" oldugu icin mi hemfikirler ?
yani onun ile bu yüzden hemfikir olmadigini kabul ettikten sonra, *diglerin * bu konudakiniyetlerinin niye onlarinkinden farkli olsun ?

3.yol
27-09-2007, 05:08
Sevgili InVitatio,
Hayir , benim veya Nil'in fikirlerine katilmayabilirsin, bunu anlayisla karsilarim. Fikirlerine karsilik elestiri veya itiraz icerikli de yazabilirsiniz, buna da hicbir itirazim yok. Ama bu konunun ustelenmesi , tekrar tekrar yazilmasi uzerine boyle bir supheye dustum.

Genel olarak islamiyetin siyasi icerigine karsi on yargim var. Seriatla yonetilen ulkelerdeki kadinlarin haline oldukca uzuluyorum. En cok kadinlar aci cekiyor o rejimde. Kadin erkek esitligini her konuda yuzde yuz destekleyen bir insan olarak bu konu benim hassas olduklarimdan.

Bu hassasiyetime maruz gorun bir onceki sorumu.

Saygilarimla,

thunderpoint
27-09-2007, 08:23
ah nekadar değerli fikirleriniz var hocam bende yeni üyeyim bada allahın olmadığını ıspatlarmısınız

Sevgili ottoman,

Bilmem nil sana tanrının olmadığını ispatlayabilir mi ama ben sana Osmanlı'nın Türk ırkıyla hiç bir ilgisi olmadığını ispatlayabilirim. Ve Türkiye Cumhuriyetiyle de tabii...

Umarım hoş gelmişsindir...

sargon
27-09-2007, 09:39
ucuncuyol,

bence Invitatio'nun bu kadar israrci olmasinin nedeni Nil Hanim'in bayan olmasi degildir. Ben burda siteye uzun zamandir uye olan Islamci arkadaslarin bir tur refleksini seziyorum. Yeni uye olan dinlerden ozgurlesmis olanlara onlar da kendi cephelerinden bir cikis yapip, biz de burda bir gucuz dusuncesini vermek istiyorlar sanirim. Yani orgutlu olmasa da boyle bir egilim var sanirim. Bu durumda da kim kimi gozune kestirirse artik.

Ozel olarak Invitatio'ya gelince.. Onun tarzi bu bence. Bir konuda bir tutum ortaya koyunca, ayni seyi kirk defa usenmeden tekrar tekrar yaziyor. Dusuncemi belirttim deyip yetinmiyor, sozcukleri kafamiza kaziyincaya kadar tekrar tekrar yaziyor.

Pantenin soyledikleri cok dogru. Kuran'a gore biz akilsiz, gozlerimiz kor, kalplerimiz muhurlu vb.yiz. Bunlara niye birsey soylenmiyor da Nil Hanim tersini soyleyince sorun oluyor. Ortada bir celiski yok mu gercekten? Kutsal olan herseyi soyler, fani olan soyleyemez mi?

27-09-2007, 10:32
İnVitatio,

Konuştukça batıyor, şartlanmışlığını da etrafa saçıyorsun. “Nil’in yazdıklarını yorumlamışsın, hem de kendi değer yargılarınla değil de onun değer yargılarıyla sorgulamışsın”. Aynen böyle diyorsun. Böyle bir şey olanaksızdır. Herkes her şeyi kendi değer yargılarıyla yorumlar. Sen onun değer yargılarını bilmiyorsun. Onun söyledikleri, senin değer yargılarınla uyuşmadığı için ona hakarete varan nitelemelerle saldırıyorsun.

Senin dini tercihlerin kimseyi ilgilendirmezse, onun tercihleri de seni ilgilendirmemeli. Sen, dini tercihlerin ve şartlanman sonucu oluşmuş değer yargılarınla sana aykırı gelen “zihin zehirleme” kavramının ardında ona hakaret ediyor ve sıfatlar takıyorsun. O, yazısında doğrudan sana hitap etmemiş. Ama sen meseleyi kişisel boyuta çekiyorsun. Onun söyledikleri, iletilerden de gördüğün gibi sitedeki başkalarının da benimsediği fikirleri içeriyor. Ama sen inatla ona saldırıyorsun, ona sıfatlar takıyorsun.

Zihin zehirlemesi ne demektir sana anlatayım. İmana dayalı eğitim şekli zihin zehirlenmesidir. Bir eğitim şekli düşün ki; körpe zihinlerin tabiat olaylarının ceza gibi kullanıldığına; “Ol” denmekle bir takım şeylerin aniden olduğuna; melek ve şeytanın inanı iyi ve kötüye sürüklediğine; dünyanın geçici olup iyiliklerin cennet sözü ile yaptırılıp, kötülüklerin cehennem sözü ile önleneceğine – örnekler çok daha artabilir – iman etmesi, sonradan yaşayacağı çelişkileri, kafirlik olarak tanımlamasına yol açacaktır. İmam hatip liselerinin durumunu aktardığımı anlıyorsun. Bu şekilde bilimden de ayrılacak nesiller gelecekte başkalarının kölesi olmaya mahkum olacaklar.

Bilimi, onun yöntemini anlatan bir yazıda bunların söylenmesi çok normaldir. Bilim, imana dayalı kabulleri dikkate almaz. Bilimin kabul etmesi için hipotezlerin kanıtlanması defalarca denemelere dayanması gerekir. Ama Nil’in kişiliğinde senin saldırdığın bu bilimsel yöntemdir. Bunu da fikre dayalı bir şekilde değil de karşı tarafın kişiliği suçlayarak, ona başka açıdan vurarak yapıyorsun. Bu çok bilinen basit bir tekniktir ve hiçbir itibarı yoktur. Dahası ise yeşilliktir.

okinono
27-09-2007, 10:43
Bu sabah bezgin ve bıkkın *umutsuz ve yorgun bir o kadar da yılgın halde kalktım. Siteye baktım boş boş umutsuzca yazılanlara göz atmaya başladım. Tartışma , sataşma ve bu kör döğüşlerine belli ki dünden kalan sıkkınlığın verdiği fuzuli mesajlarımı da görmek eklenince iyice tükenmiş vaziyette kapatıyordum sitenin ekranını, sonra birden evet evet *yanlış görmüyordum, oarada bir cümle ve benim hayatımı ortaya koyduğum cümle işte orada duruyordu, olamaz biri bana şaka mı yapıyor yoksa adam mı deniyor dedim. bir daha baktım bir daha baktım,

Sevgili Pante şöyle yazmıştı, kendi imza bölümünün altına;

"Ne mutlu o yoksullara ki öteki dünya onlarındır, er ya da geç bu dünya da onların olacaktır."
F. Engels ......

İşte budur..... *
Ahmed'den geçip nasıl ancak Ömer'i görmek mümkünse, Marx'dan da geçebilmeli, Engels'i görebilmek için şuurlar ve orda da kalmalı. (Okinono)

Bu cümlenin altında ister hadis no yazsın isterse engels hiç bir şey farketmez. - Zira mücadelinin *özü asla değişmez.

Sazan avlamak için sığ sularda *avlanma işini bırakın yeni avcılar yapsın.

Tebrikler sevgili pante.. Olayın özü işte budur.... *

Öyleyse Sevgili Dilaverin açtığı demokrasi ve kominizm başlığı için yazıma kaldığım yerden yılmadan ve korkmadan devam etmeliyim.

Yüreğim doldu şimdi yeniden.... *Bunun adına ister iman deyin ister özgüven benim için farketmez yeter ki doldurun sizlerde yüreğinizi neyle isterseniz, Artık balonların uçma zamanı geldi. Kaplamalı gökleri dolu dolu yüreklerin beslediği balonlar artık...

Vay be, rahatladım şimdi.


Gerisi sevgili invi'nin dediği gibi yeşillik...

Bir sigara yakmalıyım evet evet bu en iyi fikir....

Sayın Nil bu zehiri sizde denemelisiniz *:D


Selamlar

adrio
27-09-2007, 14:32
Sevgili adrio, bitkiler hayvanlar ölünce ne oluyorsa biz de aynısını olucaz ne yazık ki. Yani atom altı parçacıklarımıza, saf kütlesiz *enerjiye ayrışana dönüşene kadar doğaya karışacağız. Evrende canlı cansız her şey doğar yaşar ve ölür, varacağı en son nokta da *budur.

Gerçekler acı ne yazık ki. Zaten insan bu gerçekleri kabul edemediği için doğaüstü inançlar kurarak kendini avutmaya çalışmış. Fakat doğaüstü inançlar bilimin ve insanın boşluklarındadır. İnsan bu boşlukları ne kadar doldurabilirse bu gerçeklerden o kadar kötü etkilenmez. Önce bir hayal kırıklığına uğrayabilir, bir yakınbı ölmüş gibi bir üzüntüye ve boşluğa kapılabilir fakat tıpkı yakınının ölümüne çok zor da olsa alıştığı gibi acı gerçeklere de alışabilir, *bu doğal olan *olduğu için de *zamanla *çok doğal gelir.

teşekkr ederim hocam sizde böyle düşünüyorsunuz demekki sonsuzluk sizin için yok olma..

he birde pante!!!burda birçok arkadaş kişisel yaf sizin dikkatinizden KAÇMIŞ sanırım....he eğer bana bir GICIKLIK tavır vs varsa:) çok fazla belli ediyorsun

larra
27-09-2007, 14:50
adrio

seinin icin sonsuzluk nedir? memeleri yeni tomurcuklasmis ve hergun bakire dogan hurilere orgy yapma midir ?

boyle rezaletlere atom olmayi yeglerim..

saygilarimla,
larra

adrio
27-09-2007, 14:50
yahu ağzına sağlık kardeşim ne güzel bir yakıştırma yaptın ya:)
bana ve bir arkadaşıma şşu şekilde bi yakıştırma yapmıştı 'bu ikisi şaka gibi ya' ee bunu yazan bir insanın kafa dengi olanlara bu yakıştırma az bile..kısasa kısas..:)

larra
27-09-2007, 14:58
Sayin adrio,

yakistirmanin temelleri var, 1.si senin yazin 2.si pedofil Muhammed peygamberin..

Saygilarimla,
larra

27-09-2007, 15:02
Öncelikle;

Bazı arkadaşlarım öyle şeyler yazmış ki okudum ve bu düşünce yapılarının atesit bir insandan çıkmayacağı kanaatine vardım. Atesit bir insan tamamen özgürdür, özgürlükçüdür ve işin felsefesi gereği insancıl olmak durumundadır. Neden?

Sığınabileceğin herhangi birşey aramıyorsun ve bütün enerjini akılcı düşünmeye adıyorsun ve bunun doğal sonucu insana yöneliyorsun. Aklını gerçekten kullanan ve çevresel etmenlere bakış açısıda dar olmayan hiçbir kimse kötü insan olmaz. Kendini üstün göreceğin bir zümre yok. Herkes ile herşeyde eşitsin.
-----

Fakat Sayın Nil' in zehirlenmişler, dini olan insanlar zehirlenmiştir söylemi oldukça ürkütücü. Ki bunu "ne var yani kur-an' da bizlere dinsiz, kafir! demiyor mu?" gibi bir takım argümanlarla desteklemeye çalışan arkadaşlarımın tutumu daha da ürkünç ve vahim. Neden?

Tüm din kitaplarında, dinlerin kendi yapılarında, din dışı gibi görünen metafizik, ruhani inanışlarda ya da salt tanrı inancına sahip insanlarda doğrudan ateiste bir saldırı mevcut mudur?

Ya da şöyle daha iyi izah edebilirim. Dünyanın belkide %95' inin tanrı ya da din olgusunu kabul ettiğini düşünürsek. Siz bu %95' i karşınıza mı alıyorsunuz sayın Nil? Kişisel aydınlanmanız size bir insan topluluğuna yakıştırmalar yapma, zehirlenmişler muamelesi yapma hakkı vermez. Tam tersine onların kabul görmüş dinleri ya da kitapları sizi yerebilir. Uzay da nitelik önem arzeder. Lütfen niteliğinizi ya da kim olduğunuzu tekrar tekrar sorgulayın. İnanç olgusunun insanın iç dünyasında yaşanması gereken bir yapı olduğunu tekrardan hatırlamaya çalışın.

Burada saygı göstermeniz gereken o insanların putları, totemleri, tanrıları değil kendileridir. Aydınlandıysanız bunu bir şekilde etrafınıza ışık olarak yansıtın.

saygılar...

adrio
27-09-2007, 15:13
Sayin adrio,

yakistirmanin temelleri var, 1.si senin yazin 2.si pedofil Muhammed peygamberin..

Saygilarimla,
larra

peygamberimmi pedofil??

kızma ama sende bu ekibe üyesin:)ekibi anladın sen

yazılarım gülünç vs olabilir ama inan ben hayatta bu kadar basit bir insan değilim üniversite okuyroum ve yatarakta gelmedim buralara..baktım saygısızca söylemler var bende dedim onların seviyesine ineyim bakalım ne olacak..indim sanırım kusra bakma...

unutmadan bende senin erkek meraklısı olduğun tezini ortaya atsam kızmazsın değilmi...kanıt ım yok aynen senin cinsiyetinin de ne olduğunu bilemediğim gibi.. sadece erkek meraklısı olduğunu düşünüyorum
hadi saygılar vs..hak eden için....

larra
27-09-2007, 15:29
Sayin adrio,

kaynak istersen bol bol var. Bu konu defalarca forumda tartisilmistir, bu konuyu burda bir daha senin gibi dininin cahilleri icin acmanin bir anlami yoktur. Forumu incelemen yeterli olur.

Ekrek meraklisi olmam da (attigin tez budur), kusur degildir. Fakat pedofili kusurdur, hastaliktir.
Escinsel erkek veya heteroseksuel bayan olmam, bu durumda beni hasta yapmaz. Pedofili ise yapar.
Bilgin olsun diye soyledim.

Saygilrimla,
larra

thunderpoint
27-09-2007, 15:34
Sevgili adrio kardeş,

Niye kızıyorsun ki? Lara sana "peygamberin pedofili" demiş, sen "hayır değildir, yalan söylüyorsun!" falan dememişsin..

Buna rağmen sırf öyle dedi diye "bende senin erkek meraklısı olduğun tezini ortaya atsam kızmazsın değilmi" demiş fakat hıncını alamayarak "senin cinsiyetinin de ne olduğunu bilemediğim gibi.. sadece erkek meraklısı olduğunu düşünüyorum" diyerek ithamını ikiye katlamışsın!

1- Burası düşünce dünyası değil, bilgi dünyası; boş atışlarla bir yere varamazsın!

2- Yazılarındaki üsluba bir an önce çeki düzen ver ve konu başlıklarına sadık mesajlar yaz.

3- Ne yapmak istediğini ve yönünü iyi tayin et ve bu zeminde bilgilerini paylaş ya da bilgilen.

4- Üniversite okuyan bir adam yazdığı yazının imlası dahil söylediği herşeyden sorumludur. Bu da kulağına küpe olsun!

Sevgiler...

thunderpoint
27-09-2007, 15:41
Tüm din kitaplarında, dinlerin kendi yapılarında, din dışı gibi görünen metafizik, ruhani inanışlarda ya da salt tanrı inancına sahip insanlarda ateistlere doğrudan bir saldırı mevcut mudur?

Sevgili Strauss,

Demek ki hiç bir dinin kutsal kitabını okumamışsın. Sana önce forumda uzunca bir gezi öneriyorum. Geziden sonra hem aydınlandığına hem de sorduğun sorunun kendiliğinden cevaplandığına şahit olacaksın...

Sevgiler...

InVitatio
27-09-2007, 15:41
Bu ne bicim mantik ?
bir taraf'dan benim Allah ögütü diye kabul ettigim ayetler , diger taraftan ise bir "kul'un" kendi kapasitesince bir idaa / itham, nerde görülmüs bir müslümanin Allah'in ögütlerini inkar ederek
"müslüman" oldugu ? ama bir cirkin, ici bos, desteksiz "kul" ithamini da tartismayacak degilim ya ? hatta tartismak degil, neden yadirgayamacackmisim ?
Kaldiki bahsi gecen kitaba siz kendinizi tabi tutmuyorsunuz , ama nil bu toplumun göbeginde, kendince ögretmenlik yapiyormus...
Eger birileri sizleri tabi olmadiginiz kitaba dayanarak , baski uyguluyorsa , bundan önce de demistim cagirin iki lafim da size baski uygulayanlara olsun....

Buralp
bu baslikta senden cok batan görmedim , burada bir üyenin kisisel ön yargilarini hos gören, bir üye konumundasin benim gözümde.
Nil'in bu itahmi onun kutsalligi mi ki , neden bunu kendimde elesitirme hakki görmeyim , kaldiki sizler degilmisiniz benim kutsalligimi elestirmek icin bir koskoca forum kurmusunuz ?
Evet nil kendi düsünceleri ile kendi dört duvar arasinda yüksek sesli düsünmesinde hic bir zarari yok, ama kendi ön yargilarini beni toplum icinde amatörce bir toplum mühendisligi yapip, hemde bir "aydin insan" olarak, kendi ön yargilarini "bilimsel'mis gibi göstermek istemek ancak sizin "ara gazi" destekleriniz deger kazaniyor....
Evet eger birileri uzaktan sallayip genelleme yapiyorsa bunu ben kendi deger yargilarim ile degil, bu sallamalari yapanin kendisinin ortaya koyudugu deger yargilari ile sorguluyorum.....

Ögretmen olacak kadar adam olmus bir insan, ön yargili olabilirmi ?
Sirf bir doga üstü inanclari var diye, onlari sadece zihni zehirlenmis diye yargilayip
bu cocuklari ve onlari yetistirenleri tüm kötülükleri yükleyebilir mi ?
hic bir toplum ahlakanina karsi bir filiyata bulunmamis insanlari ,
imanli olduklari icin "bulunabilmeleri daha yüksek" gibi bir itham ne kadar dogru ?

Hayir beni degil , kendinizden saydigniz bu garip sözüm ona ögretmeni uyarmalisiniz !
zihnini kendi ön yargilarindan kurtarabilmesi icin yardimci olmalisiniz !


sevgili frodo,
ben bir imanli olarak naif ve tuhaf olabilirim, ama tüm insanlik adina tüm kötülükleri sadece "imanli" oldugum bende olmadigini da sende bilmelisin diye düsünüyorum....

degerli pisko
evet sik durmuyor ama Nil hanimin bana ve benim gibi imanlilara karsi "zihni zehirli" tanimlamasi yaninda seker kamisi gibi duruyordur.....sik olmayan birsey varsa Nil'in bu basit görüsüne oradan buradan zoraki kilif aramaktir....

Pante
tabiki yazdiklarimin farkindayim, siz bu soruyu birde Nil hanima sormus olsa idiniz , belki burada bunlari yazmak zorunda hissetmeyecektik kendimizi .....

evet birisi gelip kendi zirvaliklarini bir ögretmen olarak "aydinlik" diye buda benim fikrim diyor,
diger birisi geliyor ve benim adima diyor ki " müslümanlar puta tapar" *, yahu bre gafil ben ne zaman puta tapmisim , nedir bu genelleme ? simdi bu dallamaya ne yapmali ? yazdigi zirvaligi sineye cekip , köseye oturmali mi ?

simdi elestirilecek birsey bulunmadi da "nil kadindir ondan ona bu kadar yükleniyor" yorumlarina ne demeli ?
sizler sirf nil kadin diye mi onun ile hemfikirsiniz ? bundan bu sonuc cikiyor....
burada benim iman ettigim Allah elestirilmekte , burada müslümanlarin bir Peygamberi yerden yere vurulmakta burada *bu "din ne kadar köhne"dir yorumlari sabah aksam yazilmakta, benim bunlara bir diyecegim yok , yani beni baglamaz, ama ne zaman birileri cikip , benim adima "bunlar puta tapar" , "bunlar sirf imanli olduklari icin zihni zehirlidir" , bunlarin kitabindaki ayetleri bunlarin adina ben hükümsüz kiliyoryorum'lar basliyor iste o zaman birakin da bende bunu yadirgayim, elestireyim...

dilaver
27-09-2007, 15:44
herhangi bir tümceye neden bu kadar takıldıgını anlamakta zorluk çekiyorum. Nil bir takım insanların düşünsel ve zihinsel olarak zehirlendigini düşünebilir. Bu söz herhalde gerçek anlamında kullanılmamıştır, yani müteşabih bir sözdür. O halde tefsiri gerekir. *:lol:

* * *Halbuki bakıyorum arkadaşlarım gerçek kelime anlamına yüklenmişler. Bu yüzden de işin içinden çıkamıyorlar. Neredeyse site içerisinde bu sözün yorumu konusunda birbirimize girdik ve girecegiz. İnvita ise son dallama yorumundan sonra aynen bir Gazali tavrı sergiliyor. *:lol:

* * *O halde ben de işin Muttezile yorumunu getirmeye öalışayım. Nil'in tanımladıgı zehir tabiri kullanılamaz degildir. Nil burada zehir diye tabir ederken ne tarz bir zehri tanımladıgı önemlidir. Bilindigi gibi her zehir derhal tesirini göstermez. Örnegin sigara ile alınan nikotinin bu tarz bir *zehirlenemoldugu tıp çevrelerinde neredeyse kesinlige yaklaşan bir biçimde yinelenir ve insanlar uyarılır. Neredeyse dememin anlamı kendimin de içinde oldugu bir zehirlenmiş toplulugun hala 80 küsür yaşında günde iki paket sigara içip te yaşayanları gözlemlememden dolayıdır.

* * * *Ancak bu aykırılıklar bile uzun vadeli bir bünye yıpranmasının gerçekligini ortadan kaldırmıyor. Demek ki Nil'in zehir tanımlamasını uzun vadeli bir etkileyici ve zarar verici olarak anlamakta gerek düşünen beyinler, gerekse de iman eden kalpler için büyük fayda vardır. O halde Nil böyle bir ibareyi kullanırken size düşünebilesiniz ve anlam çıkarabilesiniz diye imkan yaratmıştır. Herhalde Nil'in kullandıgı bu tarz müteşabih uygulayımların kutsal kitaplarda bile aynı şekilde geçtiginin hepimiz bilincindeyiz.

* * * * Velhasıl burada tartışılması gereken nokta din denilen olgunun, şayet tüm dozajıyla alındıgı takdirde ya da bizzat doktrinerleri tarafından uygun ve sürekli artan dozajlarda insan topluluklaraına zerkedildigi takdirde bireyin düşünsel ve içtimai gelişimi üzerinde ne tarz bir etki yaptıgıdır. Bu etki insanlıgı geliştiren, bireyi özgürleştiren, insanal özelliklere geri dönmeyi çagrıştıran dönüşümler yol açıyorsa olumlu oldugu söylenebilir. Bunun tam tersi etki yaptıgında ise zehirleyici oldugundan bahsedilemez mi.

* * * * *Her bünye alınan ilaca aynı şekilde de tepki vermeyebilir. Örnegin Malatya da misyonerleri kıtır kıtır kesen müslüman gençler için aldıkları dini egitimin onların düşünsel yapılarını zehirlediklerini söyleyebilmek mümkün ise şayet Nil'in söylediklerinin yanlış olmadıgı sonucuna varmak mümkün görünüyor. İlaca bünyenin tepkisinin degişik oldugunu göz önüne aldıgımız zaman ise ekseriyet üzerinden degerlendirme yapmak daha dogru olabilir gibime geliyor.

* * * * *Bu ekseriyeti ise TD toplumu içerisinde aramak istatistiki olarak bizi yanıltabilecektir. Veri tabanımızı Saudiler, Afganlılar, Iraklılar, Malezyalılar ve tüm İslami toplumları içine alacak şeklde genişlettigimiz zaman ne tarz bir sonuç alabilecegimizi merak ediyorum.

* * * * *Dallama vs gibi felsefi boyutlarda gezecegimiz yerde istatistiki olarak gerçegin zeminide yürüyerek degerlendirmek bizi ilginç sonuçlara götürebilir diye düşünüyorum.

* * * * *saygılarımla

adrio
27-09-2007, 16:04
thunderpoint...

o zaten kafasına bir şey sokmuş 'Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur'diyen bir bilim adamı var... çok ta doğru söylemiş ben ona ne anlatsam kar etmez tipik bir savunma yapmadımda bende o ifadeyi görünce saldırı metodunu kullandım yalnış ya da doğru ama yaptım ne yapayım...

AMACIM bilgilenmek..fakat haddini aşan davranışlar gördüm...bizim de düşüncelerimize saygı olmalı bence..küpe için teşekkürler ZATEN HEP KULAĞIMDA...

görüşmek dileğiyle...

27-09-2007, 16:12
Tüm din kitaplarında, dinlerin kendi yapılarında, din dışı gibi görünen metafizik, ruhani inanışlarda ya da salt tanrı inancına sahip insanlarda ateistlere doğrudan bir saldırı mevcut mudur?

Sevgili Strauss,

Demek ki hiç bir dinin kutsal kitabını okumamışsın. Sana önce forumda uzunca bir gezi öneriyorum. Geziden sonra hem aydınlandığına hem de sorduğun sorunun kendiliğinden cevaplandığına şahit olacaksın...

Sevgiler...

thunderpoint, var edilmiş ya da var edilecek tüm din kitapları, hep bir ağızdan tanrı lafzından önce "ateistler kafirdir!" ibaresi ile başlasın. Bunu bazıları açıkça yazmıştır. Bazıları gerek görmemiştir. Bazılarının dini ateistlerle çarpışmak için bile olmayabilir. Ateizmi büyük yanılgılarla din yerine din gibi görenlerde.(Lütfen bilgi toplama alanını forumlarla sınırlama.)

Şimdi;

Seninde ayrıntıya boğulmak yerine, bütünden anlam çıkartmaya çalıştığında idrak edebileceğin gibi şunu anlatmak istiyorum:

Tek başına bir bireyin bir toplumu aşağılaması, yermesi, inanışına laf "sokması" uygun değil. Ve forum genelinde olayın boyutlarını sürekli fanatizme ya da örgütleşemeye, taraftarlığa çekmeniz gerçekten ilginç.

Bunu karşılıklı yapıyorsunuz. Sürekli birbirinizin vasıfları hakkında analiz ve nitelik araştırması yapıyorsunuz. Devamlı bir yarış var birbiriniz içinde ve bunu engelleyemiyorsunuz. Ne o? yoksa "şeytan" a mı? uyuyorsunuz. Kendinize hakim olun.

saygılar...

larra
27-09-2007, 16:14
adrio,

haddini asan bir sey yazmadim. Onyargili da degilim. Gercegi aktardim.
Kaynaklarini incelemek istersen Ayseyle Muhammedin evlilik mevzusu yeterlidir.

larra

dilaver
27-09-2007, 16:15
sayın adrio

* *sizin düşüncelerinize elbette saygı olacaktır ve olur, ama şimdiye kadar ben sizden pek de bir düşün üretimi göremedim. En son Hiristiyan sitesinden C/P yapmışsınız. Bu sizin düşünceniz olamaz herhalde degil mi. Kendi düşüncelerinizi işe fazlaca da inanç boyutunu ve sloganları sokmadan ifade etmeyi deneseniz aslında hiç bir gerginlige de sebep olmayacagınızdan emin olabilirsiniz.

* * Bir de olayı artık kişilikler boyutundan çıkarmanın tüm katılımcılar açısından daha yararlı olacagını düşünüyorum.

* * *saygılarımla

thunderpoint
27-09-2007, 16:24
Sevgili Strauss,

Müsade edersen bir istidlal yapayım hakkında... Burada gerçekten uzun denebilecek bir süre kalırsan, zaman içerisinde, eleştirine maruz kalan bu mizaçların aslında senin benliğinde de potansiyel halde beklediğini göreceksin.

"Şöyle yapıyorsunuz, böyle ediyorsunuz" tenkitleriyle 'sızma' yaptığı görülen bu potansiyeli, bahsi geçen süre içinde 'potansiyel halde' tutabilmen en büyük dileğimdir...

Sevgiler...

Canan75
27-09-2007, 16:44
Ben sahsen son verdigim büyük karari vermeden önce zihnimin zehirli olup olmadigini bilmiyorum,
degildi galiba, iyi bir insan olarak yasadigimi düsünüyorum, ve bu iyi bir insan olarak yasayabilmemi engelleyen bazi insanlar vardi etrafimda, peki bunlarin zihni nasil di ?
Nil'in ortaya koyudugu gibilerdi, baskici ve özgürlük tanimaz, ama baskicilarin ve özgürlük tanimazlarin hepsinin bir Allah inanci mi var ?
Tarih'den bildigim kadari ile yok , tarih'de Hitler vardi , Stalin vardi , Mao vardi , Franco vardi , Pol Pot vardi bunlarin hic birisinin bir tanri imani yoktu . Simdi bunlar ne kadar aydinca ve insanligia faydali bir iste bulunmuslar ?
evet bende kendi evimdeki hitlere, staline, maoya, franco'ya, pol pot'a ve Duce'ye sirt cevirdigim icin onlarin temsil ettikleri degerlerden sogdum, keske bír Allah olsa idi de , ne bu ismini saydiklarim yasamis olurdu nede benim evdeki bunun amatör temsilcisini yaratirdi diye düsünüyorum....

sicak sevgilerim ile


Üye olduktan sonra bir hosgeldin yazisi aldim , ve orada bir site icindeki gurbua üye olabilecegim söylendi, bende bence mahsuru yok diye cevap verdikten sonra, üyelik sartlarini sordum ama hala henüz cevap yok, anlamis degilim...

vartor
27-09-2007, 17:10
Sevgili Canan75,
* * Insan beynini zehirliyen sadece din olmadigi konusunda herhalde herkes hemfikirdir sizinle. Irkcilik, asiri milliyetcilik de bir nevi "iman"dir. Ateistlerin buyuk cogunlugu humanist dusuncelerinden dolayi kendini aritmistir bu zehirlerden. Tabi ki once en yakinini, sonra mahallesini, sehrini, ulkesini ve tum insanligi onem sirasina koyabilir. Sonucta ateistler de insandir, hem fikren hem fiilen zarar verebilir etrafindakilere. Ozgur dusunceye sahip bir insan, hatasini farkeder ve kendini duzeltebilir. "Beyni zehirlenmis" insanlar farkina bile varmaz yaptiklari yanlisin, hele din ise zehirin kokeni, yaptiklarinin tanrilarina bir hizmet oldugu sanisiyla mutluluk bile duyabilir. Tabi ayni dusunce, vatanina hizmet, irkina hizmet icin de gecerlidir.

nil
28-09-2007, 02:05
Sevgili arkadaşlar,

Hakkımda yapılan suçlamalara, yanlış anlaşıldığım ve bana haksızlık edildiğini düşündüğüm , söylenecek çok şey de olduğu halde uzun uzun yanıt vermeyi düşünmüyorum *çünkü hem *ben tüm Müslümanları beyinleri zehirlenmişlikle nitelemiş değilim, yazmış olduklarımı dikkatlice okuyanlar ve anlamak isteyenler gereken yanıtları bulup bunu anlayacaklardır, anlamak istemeyene ise ne desem boş olacaktır ve hem de zaten sağ olsunlar arkadaşlar gereken yanıtları çok güzel vermişler, kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Ama şunu ekleyebilirim. Ben, bilinçli ve kendinden emin bir ateistim, bu konuda değişmem. *Eğer fanatiklik bu anlamdaysa *ben fanatiğim, kabul ediyorum.
Baskı yapmaya gelince benim bu konuda kimseye baskı yapmam söz konusu olamaz Çünkü bu hem evrensel insan haklarına aykırıdır hem de inançlar baskıyla ve korkutarak kabul ettirilemez, adı üstünde inanç olduğu için ancak inandırılarak yani ikna edilerek *kabul ettirilebilir. Kabul edip etmemek yani inanıp inanmamak kişiye kalır.

Tanrının yokluğunu ispata gelince bence bunu bilim zaten ispat etmiş durumda fakat ispat etmiş olduğunu kendisi bile bilmiyor:) Çünkü sorun ispat edememesi değil keşfettiklerini anlayıp kabul edemiyor olması.

Kısaca, Einstein'ın da bilimsel olarak ortaya koymuş olduğu gibi bilime ve diyalektiğe göre *evrenin her yerinde aynı bilimsel yasalar geçerlidir. Evrende bu bilimsel yasalara ve birbirine bağımlı olmayan hiçbir şey olamaz. Evrenin yani doğanın dışında fiziksel ya da fiziksel olmayan hiçbir şey olamaz. Zaten evrenin dışı diye bir şey de yoktur ve evren var olan her şeydir.Bu yüzden *doğaüstü bir yaratıcı aramak boşunadır Evren yaratılmamıştır, kendi kendine oluşmuştur.
Yasalar da aynı şekilde. Örneğin hemen aklıma geliveren, üçgenin iç açıları toplamının 180 derece olduğu yasasını tanrı yaratmamıştır, bu zaten böyledir. Ya da evrendeki en kısa yolun bir doğru değil bir eğri olduğunu da tanrı yaratmamıştır, evrenin fiziksel yapısına göre ve diğer yasalara göre bunun böyle olması gerekmektedir, başka türlü olma şansı yoktur.
Canlılar Dünya'nın Güneş'e olan konum şatlarına göre oluşmuşlardır, yoksa canlılar oluşsun diye bu konuma yerleştirilmemiştir vs vs.

Bu konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok, çünkü bir yere varacağımız yok:) isterseniz değiştirelim diyorum, ne kadar değişecekse:)
Ve, ilgilenenler için gene Bilim ve Teknik dergisinde yayımlanmış olan başka bir yazımı gönderiyorum.

Sevgilerimle

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *EİNSTEİN’I * * AŞMAK
* * * * * Görelilik Teorisinin yüzüncü yılı dolayısıyla “Dünya Fizik Yılı” olarak ilan edilen 2005 yılında hala *Einstein’ın bıraktığı yerde sayılırız. Onun hayali,bilimin de en büyük ihtiyacı olan,bir birleşik alan teorisini oluşturamamışız *hala.
* * * * * * * * Bence bunun nedenlerinden en önemlisi bilimsel araştırma yaparken, felsefi düşünmemek veya yanlış felsefeye sahip olmak.Einstein’ın (Her ne kadar kesin nedenselliğe inandığı için, atomaltı parçacıkların davranışlarındaki doğal belirsizlikten kaynaklanan olasılı nedenselliğe bir türlü alışamayıp”Tanrı zar atmaz “dediyse de) “Bir önyargıyı yok etmek,bir atomu parçalamaktan zordur” ve Newton’un “Fizik, kendini metafizikten koru! “(Özdeyişler-Birgün gazetesi eki) sözleri hala önemini koruyor.Bilim insanlarının çoğu yaratılış efsanesinin peşindeler hala.Açıklayamadıkları yerde metafizik(doğaüstü) güçlere başvuruyorlar.Oysa her şeyin, hiç çözemesek bile, mutlaka bilimsel bir açıklaması vardır.Bilimsel yöntem,olayları doğaüstü güçlere başvurmadan açıklamaya çalışmaktır.Bunu ne kadar çabuk fark edersek o kadar çabuk gelişiriz.
* * * Nedenlerden bir diğeri;bilimin ve büyük keşifler yapan bilim insanlarının tabu haline getirilerek sorgulatılmaması, bilimin tamama erdiği sanılıp, bilimin son bulgularının en son ve kesin bilgilermiş gibi kabul edilmesi ,yeni bilimsel önerilere, yeniliklere karşı çıkılması ve insanların yaratıcılıklarının ve cesaretlerinin kırılıp yok edilmesi. Hiç kimse hatasız,eksiksiz,çelişkisiz ve mükemmel değildir.Hiçbir doğa yasası da tam olarak, birden keşfedilivermez.Zaman içinde *birkaç kişinin incelemesinden,yanlışlarını ve eksiklerini gidermesinden sonra gelişir,olgunlaşır ve yasa haline gelirler.Yasalar bile zamanla yanlış ve eksik oldukları anlaşılırsa değiştirilirler.Çünkü ilerleme daha çok yanlışları bulup kanıtlamakla olur.Bulduğumuz yanlışın yerine doğrusunu koymamız da şart değildir.Yani bir şeyin yanlış olduğunu bilebiliriz fakat doğrusunu bilmeyebiliriz.Örneğin bir *Aristoteles’in yanlışları günümüze kadar gelmişse,bunun suçlusu o değil, onu sorgulatmayan ve sorgulamayanlarda.O elinden geleni yapmış,zamanına göre en kapsamlı bilimsel araştırmayı yapmış ve büyük bir bilgi birikimini oluşturmuş, ama çabaları ortaçağ karanlığına gömülmüş.Bize düşen de onu yerden yere vurmak değil, onun bilgilerini sorgulayıp düzeltmekti.Bilim insanları keşiflerini kendinden öncekilerin yanlış ve eksiklerini düzelterek yapmışlardır. Einstein’ın da düzeltmelerini düzeltmek bize düşüyor.Yanlışları ve eksikleri, onlara olan saygımızı eksiltecek değil.Onlar, elinde meş’alelerle insanlığın önünden gidenler.Onlar en büyük saygıyı hak edenler. * * *
* * * * * * * *Einstein’ın keşiflerinin çoğu önceden keşfedilmiş zaten.Evrimin doğal bir sonucu olarak keşifler birkaç kişi tarafından aynı zamanlarda yapılıyor ve keşfedilenlerin anlam ve önemi daha sonradan anlaşılıyor genellikle.Einstein’ında da diğerleri gibi yaptığı, bu keşifleri sorgulayıp *birleştirerek bunlara E=mc kareyi eklemek oldu .Bu keşifler, aralarındaki bağlantılar kurulup birleştirilince, insanların evrene ve dünyaya bakışlarını değiştirdi.Bu denklemin kendisi küçük ama (belki de Einstein’ın kendisinin bile tam olarak anlayamadığı) anlamı çok büyük.Bunun anlamı; evrendeki madde saf kütlesiz enerjiden oluşmuş.Peki enerji neyden oluşmuş?Enerji de maddeden oluşmuşJMadde enerjinin bir şeklidir sadece ve enerjinin iş yapma gücü hiç bitmez,korunur.Yani *şu gördüğümüz haliyle ezeli ve ebedi değildir evren.Evrendeki her şey sürekli bir hareket halinde kendini yeniler durur.Atomaltı parçacıklardan evrenin kendisine kadar her şey bir canlı gibi doğar yaşar ve ölür.Fakat bütün bunların oluşmasında fizik ötesi,yani evrenin dışında bir gücün etkisi yoktur.Evren sadece kendisini ve kendi bilimsel doğa yasalarını içerir.
* * * İnsanlık ve bilim evrenin yaşına kıyasla daha çok yeni.Bizler bilim ve teknolojinin patladığı çağlarda yaşıyoruz.Kendimizi teknoloji sarhoşluğuna kaptırıp bilimi bir kenara atmış gibiyiz.Oysa daha, yanlış bildiğimiz ve bilmediğimiz çok şey var ve bizim bu keşifleri yapma şansımız ve sorumluluğumuz var.Kendini aşan neleri kimleri aşmaz ki.Kendimize güvenip sorgulayalım bilimi,bir çocuk saflığı ve bir deli cesaretiyle;küstahlıkla,şarlatanlıkla suçlanmaya,küçümsenmeye,alay edilmeye aldırmadan.Doğruları görebilen çoğunluk değil,azınlıktır.Yani bütün dünya yanlış,bir tek sen doğru olabilirsin;Demokritos,Galileo,Einstein ve daha niceleri gibi.Einstein’ında “Benim özel bir yeteneğim yok.Sadece fazla meraklıyım”dediği gibi;ihtiyacımız olan; korkulardan ve zincirlerden arınmış özgür bir zihin ve merak *sadece.Keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyenler, gözlemlediğimiz,okuduğumuz yerlerde bize el sallıyorlar,bir adada mahsur kalmış, kurtarılmayı bekleyenler gibi.Bizse onları göremiyoruz, gözündeki gözlüğü arayanlar gibi.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Nil

vartor
28-09-2007, 04:41
Yazinizi cok begendim, tebrikler. Sizi tanimamiza da yardim edecek bir yazi. Bilim yavaslamis veya duralamis degil, S. Hawkins ve benzeri bilim adamlari haril haril calisiyor hala. Biz ilgilenmesek de ilgilenenler cok. Sahsen benim algilama kapasitemi astigi icin ilgi duyuyor ancak kavriyamiyorum, aynen bazilarimizin en basiti bile kavrayamadigi gibi. Sevgiler....

eylull
28-09-2007, 06:34
merhaba sevgili Nil;

gelisiniz muhtesem olmus,hosgeldiniz..uzun zamandir klavyeden dolayi sorunum vardi..yeni geri geldi servisten..(simdide hafiza hatasi veriyor ya neyse),,
Ama sayenizde bu konudan baska yeri okumaya firsatim olmadi..verilen cevaplar,uyelerin birbiriyle surtusmesi,kisisellige donen hakaretler derken yalan ruzgarina donmus bu baslik..

Ben size sadece hosgeldiniz diyeyim..:)

nil
29-09-2007, 02:02
Teşekkür ederim sevgili vartor:)
Benim de pek bilim bildiğim anladığım yok:) Bilim zor gerçekten ama felsefi sorunları çözebilecek kadar bilimden haberdar olmaya, gelişmeleri izlemeye ve anlamaya çalışıyorum.

Evrim dümdüz ilerlemez. Evrimde yavaşlamalar, duraklamalar, sapmalar, gerilemeler olur fakat *sonuçta mutlaka ilerler.Evrenin, canlının, teknolojinin evriminde olduğu gibi bilimin evriminde de bu böyledir.
Bilimde şu an 19'uncu Y.Y *ve 20' inci Y.Y' *başlarına göre bilimin ilk çağlarındaki heyacanın geçmesinden, teknolojinin atağından ve yaratılış ve evrim tartışmasından dolayı doğaüstü inançlara bir geri evrim süreci yaşandığından bir yavaşlama var. O zamanki keşifleri fazla geliştirememişiz, pek çoğu neredeyse aynen duruyor.
İslamiyet'in kurulduğu dönemdeki Arap toplumunun örneğin bebeğin anne karnında nasıl oluştuğu hakkındaki bilgi düzeyleri nutfe ya da kan pıhtısından ibaretse bizim şu an atom, *yerçekimi, beyin, genler gibi pek çok şey hakkındaki bilgimiz de aynı düzeyde, daha fazla değil. Bilim daha çok yeni, daha çözeceğimiz çok şey var fakat bilimin hızlı bir şekilde ilerleyebilmesi için doğaüstü inaçlara geri evrimin atlatılması, bilimcilerin doğaüstü inançlardan kurtulup bilimsel düşünmeyi, *şu ana kadarki bilgi birikimimize ve henüz bilemediklerimize bilimsel ve diyalektik açıdan bakmayı öğrenmeleri gerekiyor.

nil
29-09-2007, 02:36
Merhaba sevgili eylull, sorma, bazı arkadaşlar düşüncelerimi hakaret kabul ettiler :)
Ama böyle olacağını bekliyordum. Çünkü hep kullanılan, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen en büyük nedenlerden biri bu.

AYATA
29-09-2007, 10:40
İnsan beynini zehirleyen düşünceler ve inançlarmıdır? yoksa, Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık olan fanatizm midir? *cevabı verilecek sorunun bu olduğu kanaatındeyim...ve bu cevapta bu tartışmayı bitirir her herhalde...saygılarımla.

29-09-2007, 10:55
"İnsan beynini zehirleyen düşünceler ve inançlarmıdır? yoksa, Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık olan fanatizm midir?" * SİRİUS-B

Sevgili SİRİUS-B ;

Sevgili aldostu,bir yazısında "Tahtırevallinin iki ucundakiler" diye tanımlamıştı
"Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık olan fanatizm midir?" *sözünüzü.
Bence de bu tanımlama üzerinde derin düşünüp tartışmanın bitmesi gerek *:)

nil
29-09-2007, 12:13
İnsan beynini zehirleyen yanlış düşünce ve inançlardır. İnsan düşündüğü ya da inandığı şeyin doğru olduğundan eminse ondan vazgeçemez, elinden geldiğince her fırsatta savunur, sesli ya da yazılı savunamıyoprsa *en azından içinden savunur, "siz ne derseniz deyin ben bunun böyle olduğunu biliyorum, böyle olduğunu düşünüyorum ya da ben buna inanıyorum" der. Tıpkı örneğin *Galileo'nun dünyanın döndüğü hakkında kendisini yargıladıklarında söylemiş olduğu gibi. galileo bu bu tutumu fanatiklik miydi?
Sizlerin yok mu böyle doğruluğundan emin olduğunuz şeyler, *sizler bu emin olduğunuz şeylerde fanatik mi oluyosunuz?

29-09-2007, 12:32
Sayın nil öğretmenim ;

Sanırım SİRİUS-B de ben de Galileo yi yargılayanlardan bahsediyoruz.Galileo den değil * :)

Paradigma salt inanca ait bir şey değil sanırım.Paradigmalardan kurtulmak "Önyargıdan" arınmak sayılabilir mi ?
Olabilir ki dünyanın en güçlü deniz filosuna sahip amiral olabiliriz.
Ya karşımızdan çekilmesini istediğimiz şey karada mukim bir "Deniz feneri" ise ? *:)

nil
02-10-2007, 00:03
Sevgili arkadaşlarım,
Benim Galileo'yu yargılayanlarla nasıl bir benzerliğim var anlamadım.
Ben kimseyi asıp kesmiyorum yalnızca düşüncelerimi ve inancımı söylüyorum, ya bunun fanatiklikle ne ilgisi var gene anlamadım:)
Siz sanırım ateistlik fanatikliktir, yani aşırı bir inançtır demek istiyorsunuz ama bence ateistlik insanlığın dini görüş konusunda varması gereken ve eninde sonunda varacağı en üst düzeydir.

İnsanlığın doğaüstü inançlar konusundaki görüşlerinin en ilkelden en gelişmişe kadar sıralaması animizm,büyü, şamanizm gibi en ilkel aşamaları saymazsak bence kabaca şöyledir:

Teizm
Deizm
Anostisizim
Ateizm

Kimse bunu bir hakaret olarak kabul etmesin, çünkü bunlar benim düşüncelerimdir ve amacım hakaret olmadığı, kimseyi buna zorlamadığım sürece düşüncemi ifade etme ve yayma hakkına sahibim, tıpkı herkes gibi :)
saygılarımla

02-10-2007, 07:27
Sayın nil öğretmenim ;

Şahsınızın Galileo'yu yargılayanlar ile bir benzerliğiniz var denilmedi.
Sevgili SİRİUS-B,bir tanım yapmıştı.Şahsımda tanımın doğru olduğunu vurguladım.
Sizce de o tanım doğru mudur ?
Galileo ve engisizyon arasındaki olayda bugün gelinen noktada tüm dünya biliyor ki Galileo haklıymış.
Ama yine bugün gelinen noktada yine biliniyor ki ve sizin açmış olduğunuz "Einstein'ı aşmak" başlığındaki "Aşmak";Sadece o ve benzeri olaylar için değil,"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" anlayışı ile insanoğlu için,her zaman gerekmiyor mu ?

İfadeniz olan
"bence ateistlik insanlığın dini görüş konusunda varması gereken ve eninde sonunda varacağı en üst düzeydir. "
de ki "En üst düzey" sınırlaması
ile
Başlığınız olan
"Einstein'ı aşmak"
ta ki "Aşmak"
Yanyana nasıl durdular sizce ?
Şu ana kadar "Düşünsel ve duygusal" alanımızdan,maddi alana çıkan bir çok eser "En üst düzeyde mi ?"
Öyle olsa idi "Einstein'ı aşmak" başlığına gereksinim *duyulur muydu ?

Tabi ki herkesin "Düşüncelerini ifade etme ve yayma özgürlüğü" var ve olmalıda.
Ancak şahsen, sevgili InVitatio'nun bu başlıktaki "Düşüncelerini ifade etme" tarzı bana pek hoş gelmedi ?
Sebebi ne olabilir sizce ?
Sizin tarzınız olabilir mi ?

nil
03-10-2007, 03:32
Sevgili psikokemoterapi,

Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık, bu düşünce ve inançlar sorgulanmadan, okumadan bu konuda bilinçlenmeden önyargılı olarak edinildiği, insan haklarına, hukuka, bilimsel düşünceye uymadığı halde şiddetle savunuluyor ya da başkalarına *dayatılıyorsa fanatikliktir.

Benim durumum böyle değil ki. Ben yalnızca bilinçli ve bu konuda emin bir ateist olarak doğru bildiğini savunan biriyim. Fanatiklik bunun neresinde.

İnsanlığın din görüşlerinin de bir evrimi vardır. İnsanlar *en ilkel doğaüstü inançlardan sonraki teizm aşaması hem tanrıya hem dine inanmaktır. Daha sonraki aşama dinleri reddedip tanrıyı reddedememe aşaması olan deizm gelir. Daha sonraki aşamadakiler *tanrıdan da kuşkulanıp "bilinemez" derler. Bundan sonraki aşamaya *koyabileceğimiz panteizm tanrı inancınından tam kurtulamamayı yansıtır. En son aşama olan ateizmde ise ne din vardır ne de tanrı. Bundan sonra gelecek olan da gerçek bilimsel düşüncedir. Yani olay ve olguları doğaüstü bir güce başvurmadan bilimsel yöntemlerle düşünmek ve açıklamaya çalışmak.
Bu konuda ben bunun da aşılabileceğini düşünemiyorum çünkü örneğin dünyanın döndüğü bilgisi gibi bazı şeyler aşılmaz.
Elbette bunlar benim düşüncemdir katılmayabilirsiniz.

Tarzım tartışmanın doğal gereği olarak sertleşebilir fakat küfür, hakaret, aşağılama, alay etme anlamında kötü olduğunu sanmıyorum.
Tarzım, düşüncemi beğenmediğin için öyle gelmiş olabilir mi sevgili psikokemoterapi:

InVitatio
03-10-2007, 04:20
....Özürü kabahatinden beter.....
simdi karsimda toplum hayatina hic bir deger katmayan , har vurup haram savuran, tüm ahlaki bozuntuluklari kisilginde barindiran bir tipi düsünelim , ve onun karsinda *"zihni iman ile zehirlenmis" olan birisini, simdi bunlarindan birisi sadece ve sirf Allah'i red ettigi icin aydinlanmis sayilsin, digeri ise tüm toplumsal konumuna ragmen , aydinlanamaz.....

bu ne bicim bir entel küstahlik anlamis degilim

03-10-2007, 06:44
Sayın nil öğretmenim ;

"Benim durumum böyle değil ki. Ben yalnızca bilinçli ve bu konuda emin bir ateist olarak doğru bildiğini savunan biriyim. Fanatiklik bunun neresinde. "

"Tarzım tartışmanın doğal gereği olarak sertleşebilir fakat küfür, hakaret, aşağılama, alay etme anlamında kötü olduğunu sanmıyorum." * * * * * * nil

"Aşağılama" ve "Hakaret" *tanımlarının "Monopol" ü olmamak lazım. *
"Sanmak" yerine "Bilinçli" ve "Emin" olmak gerekmez mi her zaman ? :)


“Kişi eski alışkanlıklarını pencereden atmak yerine,onları nazikçe kapıya kadar geçirmelidir.”

“Kral’ın biri ürkütücü bir rüya görür.Rüyasında bütün dişleri birbiri ardına dökülürler.Rüyası yüzünden üzgündür ve hemen bir rüya yorumcusu çağırtır.Adam kral’ın rüyasını büyük bir dikkatle dinler ve der ki :
“Sayın kral’ım size kötü haberlerim var.Rüyanızda dişlerinizi kaybettiğiniz gibi,gerçek yaşamda da tüm ailenizi birbiri ardına kaybedeceksiniz.”
Bu üzücü yorum zaten üzgün olan kral’ın öfkesini körükler ve söyleyebileceği başka şeyi olmayan rüya yorumcusunu zindana attırır.Sonra kral bir başka yorumcuyu çağırtır.Bu yorumcu da rüyayı dikkatle dinler ve der ki :
“Sayın kral’ım size iyi haberim var.Bütün aile bireyleriniz içinde en yaşlısı siz olacaksınız.Tüm aile bireylerinizden daha uzun yaşayacaksınız.”
Kral çok sevinerek bu yorumundan ötürü yorumcuyu ödüllendirir.
Kral’ın emrindeki nedimler bu işe çok şaşırmış bir vaziyette yorumcuyu yolcu ederken sorarlar “Senin söylediklerin bir önceki zindana atılan yorumcununkinden farklı değildi.Neden o cezalandırılırken sen ödüllendirildin?”
Yorumcu onlara “Haklısınız sonuçta ikimizde rüyayı aynı şekilde yorumladık ama önemli olan,NE SÖYLEDİĞİN DEĞİL NASIL SÖYLEDİĞİNDİR.”

Düşüncelerinizi beğenip beğenmediğimi başlığınıza astığım iletileri takip ederek anlayabilirsiniz sayın öğretmenim *:)

nil
03-10-2007, 22:44
İnsanın sandığı şeyler emin olduğu şeylerden çok daha fazladır sevgili psikokemoterapi.
Ateistliğim, benim emin olduğum şeylerden. Ama tartışırken kırıcı olmadığım sandığım şeylerdendir, belki farkına varamamışımdı, olabilir:)

Bir öykü de ben anlatayım. Tatlı dille pek ilgisi yok, idare et artık, olaylara olumlu bakmakla ilgili *ama hep tartışacak değiliz ya:)

Ayakkabi patronunun biri satış durumunu araştırmak üzere Afrika' ya iki eleman göndermiş. Afrika'yı ayrı ayrı gözlemleyen elemanlardan birine *patronu durumun nasıl olduğunu sormuş. Eleman, "patron burda kimse ayakkabi giymiyor ki burda satış olmaz" demiş.

Patron diğer elemana sormuş. Diğer eleman, " patron, burda hiç kimsenin ayakkabısı yok, yaşadık" demiş:)

04-10-2007, 08:38
Sayın nil öğretmenim ;

"İnsanın sandığı şeyler emin olduğu şeylerden çok daha fazladır." * nil
"Sanı"nın sadece "Karşımızdakinde" olduğunu sanmıyor,şahsımız dahil "Herkes" te olduğunu düşünebiliyor isek :
Bu konuda size katılmamak mümkün değil *:)

İki şeyi çok sever ve hayatıma uygulamak için inanılmaz bir çaba sarfederim.
Bir öğretmen olarak sizin de görüşünüzü almak isterim bu konuda.
1-)Kendim için istemediğimi başkası için de istemem.
(Kendim için istediğimi başkası için isterim anlamı içermez. Hatta bayağı terstirler birbirlerine :) *)

"Ateistliğim, benim emin olduğum şeylerden." *nil
Bir başkasının da dindar olduğu "Emin" olduğu şeylerden olabilir.
Siz karşıya,karşı size rahatsızlık vermediği müddetçe "Fikirlerin" beyan edilmesinde ne beis olabilir değil mi ?
"Aşağılama" ve "Hakaret" in tanımlarının, hiç kimsenin "Monopol"ünde olmadığını siz de kabul edersiz herhalde.
Siz de insanların sözlerini tartarak ifade etmeleri gerektiğini düşünenlerden misiniz ?
Hani tartamayanlara sözüm yok.
Ama,yazılarınızdaki genel anlama bakıldığında,siz,şahsen benim gözümde o gruba girmiyorsunuz.

2-)Birini (Bir düşünceyi)çok sevmek veya birinden (Bir düşünceden) nefret etmek sizi ADALET duygularından alıkoymasın.

Sevgili InVitatio,"İnançlı" olma sıfatı ile,bu anlamda,benimle *aynı düzlemi paylaşmakta.
Ayrıca şahsen kendisini çok severim.
Bu sevgi,başlıktaki bazı yazılarındaki "Tarz"ı beğenmememi engellemiyor.
Aslında bir çok konuda anlaşabildiğim birisi, yoksa başlıktaki bazı yazılarındaki "Tarz"ı beğenmemekle yanlış mı yapıyorum ?
Adalet'i bir kenara atıp "İnançlı" olma sıfatı ile ondan yana mı bir tavır almalıyım ?

habilis
04-10-2007, 14:48
sevgili Nil ,

Turan Dursun Sitesine hoşgeldiniz,
forumlarda sizin gibi yenilikçi,ilerici, çağdaş düşünen birini daha görmek çok hoş ,
din ,inanıp inanmama meselesidir, ispat yoluna gitmez, sadece inanılır .. inanan insanlarada
saygımız var, önemli olan karanlık çağların yansıttığı zihniyetten kurtulmak !.

..
memnuniyetinizin devamı dileğiyle

sevgiler

nil
04-10-2007, 22:01
Çok teşekkür ederim sevgili habilis, mesajım aynı zamanda sevgili psikokemoterapi' ye:)

Elbette din bazı inananları için böyle olmasa da, bilimsel olarak ispatlanmış kabul etseler de, bu konuda emin olsalar da bilimsel düşünen biri için bir inanç meselesidir ve dini inancı olan biri laik olduğu , yani dini inancını, ibadetini ve kıyafetini resmi alana taşımadığı,başkalarını rahatsız etmediği, dini siyasete araç yapmadığı başkalarına dayatmadığı sürece saygımız da olmak zorunda.

Ayrıca din, dil, ırk, milliyet, cinsiyetten önce insanlık gelir. Yani evrensel insan hakları, hukuk ve laikliğe uyup başkalarının hakkını çiğnememe, *adil olma, kendini kontrol etme, baskı ve şiddet kullanmama, rahatsız etmeme, din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet ayrımı yapmama gelir. *İnsan her şeyden önce insandır ve insan gibi davranmalıdır.

Ekonomi ve cinsellik, aşk sevgi gibi değerler ve davranış kökenleri dışında ilk zamanlar genel olarak insanlar için önemli olan din di. Sonra milliyet oldu, şimdi ise sıra insanlıkta. Ama bazılarımız için hala önce gelen değer din ya da milliyet ne yazık ki.

sevgilerimle

dolfen
04-10-2007, 22:15
nil alemsin haaa...

hebelehübü *yolladı seni anlaşılan :D *:D *:D ...

-Maximus-
04-10-2007, 22:39
saygıdeğer psiko

bu ülkenin acı kaderine kimse sizin gibi düşünenler kadar zarar vermedi, asla gerçeği
görmek istemiyorsunuz, hoşgörü! hoşgörü! *höşgörü !, işte ülkenin vardığı son nokta,
bu zehirli beyinler, yılan gibi kendilerini dereden geçiren *atı sokacak kadar tehlikeliler.
nedenmi, çünkü ısırma içgüdüsü ile yetişmişler, kendilerinden olmayan her şeyi *yok
etmeye programlanmışlar. acaba sizin göstermiş olduğunuz hoşgörüyü günü geldiğinde
onlarda size gösterecekmi, hiç sanmıyorum, islam dışı bir görüş sergilediğinizde kafanız
ve gövdenizin ayrı ayrı gömüleceğini garanti ederim.

tüm hastalıklar tüm mikroplar erken teşhis ile tedavi edilir, zamanı geçtiğinde ilacın ve
tedavinin hiçbir hükmü kalmaz, o yüzden henüz geç değil, gerçeği görüp sesimizi
yükseltmeliyiz, aydın bir gelecek için, çocuklarımız için.

dilaver
05-10-2007, 00:24
bu zehirli beyinler, yılan gibi kendilerini dereden geçiren *atı sokacak kadar tehlikeliler

* * * sevgili Maxımus

* * * Bu lafları 12 Eylülden evvel çok duydum, 70 lerden beri de sürekli duyuyorum. Ama o zaman senaryo başkaydı ve beyni zehirli olan bendim, ve de benim gibiler. Gerçi şimdilerde bize dinazor diyorlar, onun için de ciddiye almıyorlar herhalde. Ama gene de hoşgörü olmak zorunda oldugu için gösterilir ve bir ilke meselesidir. Aslında bunun adı düşünceyi ifade etme hürriyetidir, ve düşünceler şiddet içermedikleri takdirde, yani şiddete dayanmadıkları ve şiddetle desteklenmedikleri müddetçe serebestçe ifade edilmelidir. Kim tarafından dile getirilirse getirilsin. Bunun ismi hoşgörü olmuyor, bir arada yaşamak oluyor.

* * * *Bu ülke bu hale geldiyse bu tek taraflı olarak düşüncenin ifade edilmesinin kısıtlandıgından dolayıdır. Bunun mimarı da devlettir, egemenlerdir, ordudur.


* * * *saygılarımla

05-10-2007, 08:50
Sevgili nil öğretmenim ;

Yaftalarımız ne olursa olsun,içinde hepimizi barındıran İNSANLIK ve ERDEMLERİ en değer verdiğim olgudur.
Diğer insanlar ne düşünür bilemem ama,şahsen,hayatı tüm yönleri ile ele aldığımda,ne kadar akıllı olursam olayım,ne kadar kendime yeter konumda olursam olayım,hayata hazırlanabilmek ve üstesinden gelebilmek için,gerekli olan "Bilgi" yi şahsıma vererek,şahsımı eğitecek,etkin bir eğiticinin gereksinimini kabul ve ikrar ederim.

Bedenimin gereksinimleri için şahsıma verilecek eğitime maddi eğitim adını veriyorum.
Hükümet, idare, hayır işleri, ticaret, sanat, el sanatları, ilim dalları, büyük icatlar ve keşiflerle ilgili eğitime ise insani eğitim diyorum.

İnsanoğlu,varlık alanına çıktığı günden bu yana,içinde yaşadığı dünyanın maddi fenomenlerini araştırmış ve bu fenomenlerin gerçekleri hakkındaki bilgileri insanlığın ihtiyacı olarak artık daha etkin kullanabilir hale sokmuştur.

İnsanoğlunu,bizler kabul etsek te etmesek te, ikinci bir araştırmaya iten, bir sebeb daha vardır.
İşin garibi bu "Dürtü" nün,bu "Sebeb"in tezahürlerine karşın "Bilgisi" yoktur.Dolayısı ile "Eğitmeni" de bilinmez.
Ama içselliğimizin ürünü olan,erdemlerimizi eğitecek bir kurum henüz bulunamadı.
Okulu yok yani.
Yine diğer insanları bilemem ama, başkalarına yalan söyleyebilecek olsam da biliyorum ki "Kendime yalan söyleyemem."
Kendimi kandırma çabalarım olmaz mı ? Tabi ki olur.Ama bilirim ki "Doğru" değil *:)
Adına vicdan dediğimiz şey vık vık öter hep.

"Ayrıca din, dil, ırk, milliyet, cinsiyetten önce insanlık gelir. Yani evrensel insan hakları, hukuk ve laikliğe uyup başkalarının hakkını çiğnememe, *adil olma, kendini kontrol etme, baskı ve şiddet kullanmama, rahatsız etmeme, din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet ayrımı yapmama gelir. *İnsan her şeyden önce insandır ve insan gibi davranmalıdır." * * nil

Şahsımın din'den ne anladığını tarif etmişiniz teşekkürler *:)

Sayın maximus,yeşil şeyhim ;

"Sevgi,saygı ve hoşgörü"
Test edeceğiniz doneleriniz bunlar ise,bunların üzerine test yapmak gerekmez mi ?
Ama bunları söyleyip tersini yapanları,"Sevgi,saygı ve hoşgörü" testinize "Done" alıyorsanız,"Sevgi,saygı ve hoşgörü" test'inde "Done" lerde yanlışlık var demektir *:)

Tahtırevallinin iki ucunda oturanlardan olmaktansa.....
Bir farkımız olmalı değil mi ?


Sevgili dilaver ;

Yazdığınız bir çok yazıdaki "Anlayışınız" ve "Duruşunuz" şahsıma yabancı gelmediği gibi birebir katıldığım "Anlayış" ve "Duruş" tur.

"Bu ülke bu hale geldiyse bu tek taraflı olarak düşüncenin ifade edilmesinin kısıtlandıgından dolayıdır." * * * dilaver
a katılıyor mimarını,mimarlarını ise,içinde şahsınızın da bulunduğu bazı arkadaşlarımızı tenzih etsem de *"Toplum" diyorum ben de.

HarunKAHYA
05-10-2007, 11:40
Ama gene de hoşgörü olmak zorunda oldugu için gösterilir ve bir ilke meselesidir.
Aslında bunun adı düşünceyi ifade etme hürriyetidir,
ve düşünceler şiddet içermedikleri takdirde,
yani şiddete dayanmadıkları ve şiddetle desteklenmedikleri müddetçe
serebestçe ifade edilmelidir.
Kim tarafından dile getirilirse getirilsin.
Bunun ismi hoşgörü olmuyor, bir arada yaşamak oluyor.

* * * Bu ülke bu hale geldiyse bu tek taraflı olarak düşüncenin ifade edilmesinin kısıtlandıgından dolayıdır. Bunun mimarı da devlettir, egemenlerdir, ordudur.


sn.dilaver ne kadar güzel yazmışsınız, sağolun.Her cümle çereveye layık anlamlar ifade ediyor.
Aslında hepimiz azçok kabul edebiliyoruz da, bir de tamsindirebilsek içimize.. :)
sn.psikokemoterapi,
"Tahtırevallinin iki ucunda oturanlardan olmaktansa.....
Bir farkımız olmalı değil mi ? "
bu ne tahtırevallisi ?
bu neyin iması, açabilirmisiniz lütfen?

05-10-2007, 12:02
İnsan beynini zehirleyen düşünceler ve inançlar mıdır? yoksa, Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık olan fanatizm midir? *cevabı verilecek sorunun bu olduğu kanaatındeyim...ve bu cevapta bu tartışmayı bitirir her herhalde...saygılarımla.

"Düşünce ve inançlara aşırı bağlılık olan fanatizm midir?"

İster dindar,ister bilimdar her kim olursa olsun,yukarıdaki tanıma giriyor ise "Tahtırevallinin iki ucundaki" olmuş oluyor sn Harun KAHYA

AYATA
05-10-2007, 15:34
İnandığın fikir ne olursa olsun, İster Ateizm, İster Teizm, İslam, Kominizm, Faşizm, Nasyonel sosyalizm, veya new age bir tarikatın fikirleri olsun yada bir futbol takımının taraftarlığı olsun hiç fark etmez...Hiç tavizsiz bir şekilde bu inancın peşinde koşuyorsan, en ufak bir eleştiriyi bile kaldıramayacak hale gelmişsen karşıt tarafı dinlemek ve dinlerken tebessüm etmek bile sana zul hailine gelmişse FANATİKSİNDİR...Fanatiğin en güzel tanımlarından biride "İnanıcak bir şey bulmuş delidir fanatik"... tanımıdır.... Ve fanatizm in en kötü tarafıda Kendi fikrini geliştirmeye çalışıyorken artık karşıt fikirleri hiç kaale almamakdır ki bu yüzden sığlaşır insan.

vartor
05-10-2007, 16:04
Ben diyorum ki, bir de insan psikolojisi basligi acalim. Hem kimse alinmaz, hem de kendi kontrolunu yapabilir.
* Yukarda yazilanlarda zaten epeyi malzeme birikmis, coktan aklimdaydi ama bir psikologun siteye gelmesini bekliyordum. Belki hepimiz biraz psiko, biraz da psikologuz, uzmman beklemege gerek yok zannediyorum.

05-10-2007, 19:28
Sevgili Dilaverden alıntı:

Ama gene de hoşgörü olmak zorunda oldugu için gösterilir ve bir ilke meselesidir. Aslında bunun adı düşünceyi ifade etme hürriyetidir, ve düşünceler şiddet içermedikleri takdirde, yani şiddete dayanmadıkları ve şiddetle desteklenmedikleri müddetçe serebestçe ifade edilmelidir. Kim tarafından dile getirilirse getirilsin. Bunun ismi hoşgörü olmuyor, bir arada yaşamak oluyor.

* * * Bu ülke bu hale geldiyse bu tek taraflı olarak düşüncenin ifade edilmesinin kısıtlandıgından dolayıdır. Bunun mimarı da devlettir, egemenlerdir, ordudur.



Herhalde sözlerimize dikkat etmeden yazıyoruz. Ne demek yani, hem ilke meselesi hem de zorunlu olarak hoşgörü göstermek? Eğer bir şeyi ilke edinmişsek o şeyi isteyerek yaparız. Yok, kendimizi zorluyorsak, o şeyi ilke edinmemişizdir demektir. Yok her ikisi de doğrusuysa kavramları işimize geldiği gibi kullanıyoruz demektir.

Ben hoşgörülü değilim. Ama demokrasiyi istiyorum, onun için de hoşgörülü olmaya katlanıyorum. Her şeyin bir sınırı vardır. Hoşgörünün de bir sınırı olmalı. Şiddet içermediği için herşeyin hoşgörülü karşılanması gerektiği kanısında değilim. Ama demokrasi tarifinde hem fikirim, bir arada (şimdilik) yaşıyorum.

Şu anda Akepe bir darbe yapmakta. Ama bakıyorsunuz doğru dürüst bir şiddet görünmüyor. Şimdi bu dinci darbeye hoşgörülü mü olacağız? Türkiye Malezya olmazmış! Öyler bir olur ki, bir gece içinde, aklınız şaşar. Dünyada hiç bir şiddeti, yobaz şiddeti ile karşılaştırmayın, daha fecisi yoktur. Bu durumda, bir zaman gelecek beni bir arada yaşatmayacaklar. Hoşgörüsü olmadığını defalarca görüp anladıklarınıza ne hoşgörüsü göstereceksiniz?

Şu anda laiklikle ilgili olarak epey yazı yazıldı. Laikliği dinsizlik olarak niteleyip saldıranlara ne hoşgörüsü göstereceksin? Sen sadece Kemalistlere hoşgörü göstermiyorsun. Ne biçim hoşgörü kavramı bu? İlla ki bir ara (çok eskiden) devletin statükosu oldu diye 12 Eylülcüleri nasıl Kemalist darbeci olarak nitelersin? Şu anda bütün ülkede laikliği savunanlar, yani senin sözünle laikçiler(!), sadece Kemalistlerdir. Hümanist düşüncede olduğunu söyleyip laikliği bile bu yobazlara karşı savunmuyorsun. Sonra da hoşgörüden bahsediyorsun. Sen bu Akepe'ye hoşgörü gösterdiğin zaman nereye gittiğini sanıyorsun? Ordunun darbe yapmasını kestiğini sanıp sivil darbeyi buyur ettiğini görmelisin. Laikliğin, demokrasinin "olmazsa olmaz" şartı olduğunu bilmiyor musun? Bana göre ordu fobini yenmezsen bu gidişle kavramlarını yerine oturtamayacaksın.

Bu dünya çok acımasız bir dünya. Bunu sen benden daha iyi biliyorsun. Tek tek olaylar bu genellemeyi ortadan kaldırmıyor. Hoşgörü elbette gereklidir. Ama herkes hoşgörülü olursa, o zaman bu sistem işler. Yoksa hoşgörülü taraf, hoşgörüsüze yenik düşer. Bunun adı da (cici bile olsa) demokrasi olmaz.

dilaver
05-10-2007, 20:01
sevgili Burlap

* * ilke meselesi olması demokrasinin ilkelerinden olmasıdır. Demokrasi ifade özgürlügünü zorunlu kılar, ifade özgürlügünün zorunlu olması da karşıt düşüncelere tahammül etmeyi gerektirir bunun ismi de hoşgörü oluyor. Hoş görmekten geliyor, tahammülden geliyor.

* * *Kafamızdaki paranoyalara göre düşman yaratamayız. Paranoyaları ortadan kaldıracak sistemi kurmak zorundayız, bunu ismine de demokrasi deniyor. Demokrasinin de olmazsa olmaz koşulları, ekonomik ve sosyal temelleri var. Ekonomik temeli feodalizmin tasfiyesi, sosyal temeli ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı, felsefi temeli ise laiklik.

* * * Bir ulusu ezen bir ulusun özgür olması imkansız. Marks ın en önemli sözlerinden biridir bu. Tarihsel olarak kanıtlanmıştır ve bizde her gün kanıtlanmaktadır. Ulusların inkarı temelinde politika yapıldıgında din afyon olarak kullanılacak ve birleştirici zemin olarak ortaya konulacaktır. Ulus yerine ümmet bilinci aşılanmaya çalışılacaktır. Hizbullah bunun için yaratılmıştır. Polisiye tedbirlerle milliyetçilik bilinci azdırılarak demokrasi rafa kaldırılacaktır. Neden çünkü bir ulusu ezen ulus özgür olamaz. Baskı mekanizmaları kendi üzerine de gelir. Ezilen ulusun üzerine yönelik şiddet kendisini de içerir. Bunun için örnege gerek yok herhalde.

* * * *Ulusu ümmet kimliginde yönetmek için, ulusu yönlendirebilmek için diyanet gibi bir kurumu kullanırsanız geldiginiz bu çıkmaz olur. Diyanetin oldugu bir ülkede din devletten ayrı degildir, bizzat devletin istedigi yöndedir ve devletçe yöneltilir. Şu cüppelilerin, fettullahların vs vs lerin kökenine bir bakalım, neresi kaynaklıdır. Bildigim kadarıyla fettulah vaizdi, camilerde vaaz verirdi. Acaba misafir vaiz olarak cemaatin parasıyla, ya da hayır için mi vaaz veriyordu yoksa bizzat diyanet görevlisi miydi. Açıkçası ben bilmiyorum ama bilen yazsın. Diger isimleri de.

* * * * Sözümona devlet laik, laikse bana herhangi biri ile din tartışmam için TV lerde fırsat tanısın ve benim güvenligimi garanti etsin. Her şeyi ortada tartışalım ki anlayalım laik miyiz degil miyiz.
İti ite kırdır politikası ile bu hale geldik. Şimdi ise bu çirkeften çıkış yolu yok, bulunamıyor, çünkü yol bitti.

* * * *Ordu fobim yok neden olsun ki. Erdal Eren i ( 17 yaşındaydı ve suçlıu degildi ) yaşını büyütüp asan ben degilim. Bu konuda fobi yapmam çünkü gelenegi bilirim. Fatih padişah oldugunda 7-8 tane bebe mezarı kazılmıştı. Onlar 10 yaşında degildi bile. Bu devlet ve bu ordu geleneginde normaldir. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.

* * * saygılarımla

EZ_TuDu
05-10-2007, 20:15
Sevgili Nil öncelikle aydınlanma penceresine hoş geldin. Bu sitenin diğerlerinden bazı farkları var. Bir kere kalite görüntüsü ile cezbedici. Ben kişisel olarak şuna inanıyorum, gelcekteki bir çok din karşıtlarına en büyük ışık olacaktır.

Bende senin gibi başladım. Okuyarak zamanla. Yine ailemin alevi kökenli oluşu benim için büyük bir şanstı. Çünkü daha özgür düşünebilmemi sağladılar. Dikkat edilecek olursa bir çok arkadaşın yani dini inancı olmayan arkadaşın genelde alevi kökenli ailelerden geldiğini görürüz.

Umarım siteye ve siteninde sana katkıları bol olur...

Saygılar..

nil
06-10-2007, 15:30
Teşekkür ederim hoşbulduk *EZ-TuDu, söylediklerine katılıyorum:)

Arkadaşlar hoşgörü ve laikliğe gelince, bu konuda hemen aklıma geliverenler:

Hoşgörü genel olarak, farklı inançlardan olanlar ya da dini inançsız olanlarla kavga ,savaş etmeden, karşılıklı haklara saygı gösterilerek kardeşçesine yaşamak gerektiği anlamında kullanılıyor.

Fakat bunun gerçekleşebilmesi dolayısıyla demokrasinin gerçekleşebilmesi için ortak bir değerimiz, uymamız gereken ortak bir ölçütümüz olmalı ki bu da gerçek laikliktir. Baştan beri ve şu an ülkemizde uygulanan laiklik gerçek laiklik olmadığı için, demokrasi *ve hoşgörü için yeterli değildir.

Gerçek laiklikte devletin dini olmaz, devlet, *hiçbir dini inancı ya da mezhebi aşılamaya kalkmaz, Kuran kursu açıp körpe beyinleri zehirleyemez, topladığı vergilerden dini inanç aşılamak anlamında dini hizmet için kullanamaz. Liseleri İmam Hatipleştirmeye, dini eğitime geri dönmeye kalkışmaz. Laik devlet lise çağına gelen öğrencilere yalnızca *ayrıcalık tanımadan dinler hakkında bilgi verir.

Diyanet başkanlığı şu anki uygulamasıyla laikliğe aykırıdır. Diyanet ancak camilerdeki fetfaları ya da İmam hatip liselerindeki dersleri laikliğe uymaları için denetlemek amacıyla olabilir belki.

Laik devlet dinsiz devlettir fakat dini yasaklayan devlet değildir. Dinin siyasete alet edilmesini, *vatandaşlarının dini inançlarını, ibadet ve kıyafetlerini resmiyete taşımalarını, dini inanç ve uygulanması konusunda başkalarına baskı yapmalarını yasaklayan devlettir.

Hoşgörü ancak laikliğin çiğnenmemesi şartıyla gösterilir, *laikliği çiğneyenlere ve devletin laikliği çiğneyici uygulamalarına hoş görü gösterilemeyeceği gibi elden geldiğince de karşı çıkılmalıdır.

Devletin dinsiz olması gerektiği gibi devlet milliyetsiz de olmalıdır. Bir devletin dininin olması ne kadar yanlışsa aynı nedenlerle bir milliyetinin olması da o kadar yanlıştır. Devlet farklı milliyetteki vatandaşlarına eşit uzaklıkta olmalıdır, hiçbir milliyete ayrıcalık göstermemelidir. Farklı milliyetten olanları asimile etmeye kalkmamalıdır.

Tıpkı dinciliğin dincilik, mezhepçiliğin mezhepçilik *doğurduğu gibi milliyetçilik de *milliyetçiliği doğurur, Farklı din ve mezhepten olanların asimile edilmeye çalışılmasının yanlış olması gibi farklı milliyetlerden olanların asimile edilmeye çalışılması da yanlıştır. Devlet vatandaşlarına hiçbir dini, mezhebi ve milliyeti aşılamaya, dayatmaya kalkmaz, ancak evrensel değerlere, insan haklarına dayalı çağdaş hukuku ve laikliği dayatmalıdır.

Bu yüzden "Ne mutlu Türküm diyene" sözünün yanlış olması gibi devletimizin adının "Türkiye" olması da yanlıştır. İnsanlar Türküm demek zorunda değildir, Türkiye'liyim diyebilirler.
Devletin adının örneğin "Anadolu" Türkiye Cumhuriyeti yerine Anadolu Cumhuriyeti çok *daha uygun. Ancak devletin kolaylık olması için ortak bir resmi dili olması gerekir. Bunun için en uygun olan da şimdilik Türkçe dir.

okinono
06-10-2007, 15:53
Tam gidiyordum ki, bu mesajı gördüm. Yok artık dayanamaacağım ;

Sayın Nil , eskiden Anap zamanında bayrak yerine özal ile çekilmiş resimler asılırdı işyerlerine. Hala da müteaahhit lerin bir çoğunun işyerinde vardır. Her döneme uygun lider ile çekilmiş resimler.

Sanıyorum siz bu hitap tarzı ,yüzeysel bilgi ile bu kadar üst perdeden konuşabilmeyi bu resimlerden birisine borçlusunuz.



Yazınızın içeriği tam bir parti propoganda yüzeyselliğinde..

Aydınlanlanmanın peşinden sizin gib lap lap atlayarak gidenler malesef, Ampul'e yapışıyorlar güneş diye.

Öğretmenmiş!!! Size değil, o çocukları sizlere emanet edebilmek için beyhude çalışan benim gibi salaklara acıyoırum.

Birinin size kral çıplak demesi gerekiyordu. Bunu seve seve ben yaptım.

Ne yaparsınız sizin laiklik aşığı partilerinizin bu zaman kadar kurduğu hükümetlerin kanunlarana göre deliğe gidiyorum da , geçerken bir siirtli selamı vereyim dedim (Not siirtli değilim.)

Gelene kadar atmaya üst perdeden atmaya devam edebilrisniz.

Ağır oldu diye saldıracak diğer arkadaşlara ise ben gelene kadar beklemelerini tavsiye ediyorum.

Selamlar

dilaver
06-10-2007, 16:01
bu başlık artık tanışma amacının dışına taşılarak her şeyin konuşuldugu bir yer haline geldi. İlgili konular için açılmış yeterince başlık mevcut. Oralarda tartışılmasını diliyorum. Tansiyonun da yükselme belirtisi sezdigimden bir sürelik başlıgı kilitliyorum. Daha sonra tekrar açılır. Nil e tanışmak iletisi ile ilgili mesaj atmak isteyenler bir süre beklemek zorunda kalacaklar.


* * saygılarımla