nil
28-09-2007, 15:23
Daha önce tanışma forumuna eklemiş olduğum ve bir süre önce Bilim ve Teknik dergisinde yayımlanmış olan yazımı değerli yöneticimiz sevgili Dilaver'in önerisi üzerine buraya aktarıyorum.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *EİNSTEİN’I * * AŞMAK
* * * * *Görelilik Teorisinin yüzüncü yılı dolayısıyla “Dünya Fizik Yılı” olarak ilan edilen 2005 yılında hala *Einstein’ın bıraktığı yerde sayılırız. Onun hayali,bilimin de en büyük ihtiyacı olan,bir birleşik alan teorisini oluşturamamışız *hala.
* * * * * * * *Bence bunun nedenlerinden en önemlisi bilimsel araştırma yaparken, felsefi düşünmemek veya yanlış felsefeye sahip olmak.Einstein’ın (Her ne kadar kesin nedenselliğe inandığı için, atomaltı parçacıkların davranışlarındaki doğal belirsizlikten kaynaklanan olasılı nedenselliğe bir türlü alışamayıp”Tanrı zar atmaz “dediyse de) “Bir önyargıyı yok etmek,bir atomu parçalamaktan zordur” ve Newton’un “Fizik, kendini metafizikten koru! “(Özdeyişler-Birgün gazetesi eki) sözleri hala önemini koruyor.Bilim insanlarının çoğu yaratılış efsanesinin peşindeler hala.Açıklayamadıkları yerde metafizik(doğaüstü) güçlere başvuruyorlar.Oysa her şeyin, hiç çözemesek bile, mutlaka bilimsel bir açıklaması vardır.Bilimsel yöntem,olayları doğaüstü güçlere başvurmadan açıklamaya çalışmaktır.Bunu ne kadar çabuk fark edersek o kadar çabuk gelişiriz.
* * *Nedenlerden bir diğeri;bilimin ve büyük keşifler yapan bilim insanlarının tabu haline getirilerek sorgulatılmaması, bilimin tamama erdiği sanılıp, bilimin son bulgularının en son ve kesin bilgilermiş gibi kabul edilmesi ,yeni bilimsel önerilere, yeniliklere karşı çıkılması ve insanların yaratıcılıklarının ve cesaretlerinin kırılıp yok edilmesi. Hiç kimse hatasız,eksiksiz,çelişkisiz ve mükemmel değildir.Hiçbir doğa yasası da tam olarak, birden keşfedilivermez.Zaman içinde *birkaç kişinin incelemesinden,yanlışlarını ve eksiklerini gidermesinden sonra gelişir,olgunlaşır ve yasa haline gelirler.Yasalar bile zamanla yanlış ve eksik oldukları anlaşılırsa değiştirilirler.Çünkü ilerleme daha çok yanlışları bulup kanıtlamakla olur.Bulduğumuz yanlışın yerine doğrusunu koymamız da şart değildir.Yani bir şeyin yanlış olduğunu bilebiliriz fakat doğrusunu bilmeyebiliriz.Örneğin bir *Aristoteles’in yanlışları günümüze kadar gelmişse,bunun suçlusu o değil, onu sorgulatmayan ve sorgulamayanlarda.O elinden geleni yapmış,zamanına göre en kapsamlı bilimsel araştırmayı yapmış ve büyük bir bilgi birikimini oluşturmuş, ama çabaları ortaçağ karanlığına gömülmüş.Bize düşen de onu yerden yere vurmak değil, onun bilgilerini sorgulayıp düzeltmekti.Bilim insanları keşiflerini kendinden öncekilerin yanlış ve eksiklerini düzelterek yapmışlardır. Einstein’ın da düzeltmelerini düzeltmek bize düşüyor.Yanlışları ve eksikleri, onlara olan saygımızı eksiltecek değil.Onlar, elinde meş’alelerle insanlığın önünden gidenler.Onlar en büyük saygıyı hak edenler. * * *
* * * * * * * Einstein’ın keşiflerinin çoğu önceden keşfedilmiş zaten.Evrimin doğal bir sonucu olarak keşifler birkaç kişi tarafından aynı zamanlarda yapılıyor ve keşfedilenlerin anlam ve önemi daha sonradan anlaşılıyor genellikle.Einstein’ında da diğerleri gibi yaptığı, bu keşifleri sorgulayıp *birleştirerek bunlara E=mc kareyi eklemek oldu .Bu keşifler, aralarındaki bağlantılar kurulup birleştirilince, insanların evrene ve dünyaya bakışlarını değiştirdi.Bu denklemin kendisi küçük ama (belki de Einstein’ın kendisinin bile tam olarak anlayamadığı) anlamı çok büyük.Bunun anlamı; evrendeki madde saf kütlesiz enerjiden oluşmuş.Peki enerji neyden oluşmuş?Enerji de maddeden oluşmuşJMadde enerjinin bir şeklidir sadece ve enerjinin iş yapma gücü hiç bitmez,korunur.Yani *şu gördüğümüz haliyle ezeli ve ebedi değildir evren.Evrendeki her şey sürekli bir hareket halinde kendini yeniler durur.Atomaltı parçacıklardan evrenin kendisine kadar her şey bir canlı gibi doğar yaşar ve ölür.Fakat bütün bunların oluşmasında fizik ötesi,yani evrenin dışında bir gücün etkisi yoktur.Evren sadece kendisini ve kendi bilimsel doğa yasalarını içerir.
* * *İnsanlık ve bilim evrenin yaşına kıyasla daha çok yeni.Bizler bilim ve teknolojinin patladığı çağlarda yaşıyoruz.Kendimizi teknoloji sarhoşluğuna kaptırıp bilimi bir kenara atmış gibiyiz.Oysa daha, yanlış bildiğimiz ve bilmediğimiz çok şey var ve bizim bu keşifleri yapma şansımız ve sorumluluğumuz var.Kendini aşan neleri kimleri aşmaz ki.Kendimize güvenip sorgulayalım bilimi,bir çocuk saflığı ve bir deli cesaretiyle;küstahlıkla,şarlatanlıkla suçlanmaya,küçümsenmeye,alay edilmeye aldırmadan.Doğruları görebilen çoğunluk değil,azınlıktır.Yani bütün dünya yanlış,bir tek sen doğru olabilirsin;Demokritos,Galileo,Einstein ve daha niceleri gibi.Einstein’ında “Benim özel bir yeteneğim yok.Sadece fazla meraklıyım”dediği gibi;ihtiyacımız olan; korkulardan ve zincirlerden arınmış özgür bir zihin ve merak *sadece.Keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyenler, gözlemlediğimiz,okuduğumuz yerlerde bize el sallıyorlar,bir adada mahsur kalmış, kurtarılmayı bekleyenler gibi.Bizse onları göremiyoruz, gözündeki gözlüğü arayanlar gibi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Nil
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *EİNSTEİN’I * * AŞMAK
* * * * *Görelilik Teorisinin yüzüncü yılı dolayısıyla “Dünya Fizik Yılı” olarak ilan edilen 2005 yılında hala *Einstein’ın bıraktığı yerde sayılırız. Onun hayali,bilimin de en büyük ihtiyacı olan,bir birleşik alan teorisini oluşturamamışız *hala.
* * * * * * * *Bence bunun nedenlerinden en önemlisi bilimsel araştırma yaparken, felsefi düşünmemek veya yanlış felsefeye sahip olmak.Einstein’ın (Her ne kadar kesin nedenselliğe inandığı için, atomaltı parçacıkların davranışlarındaki doğal belirsizlikten kaynaklanan olasılı nedenselliğe bir türlü alışamayıp”Tanrı zar atmaz “dediyse de) “Bir önyargıyı yok etmek,bir atomu parçalamaktan zordur” ve Newton’un “Fizik, kendini metafizikten koru! “(Özdeyişler-Birgün gazetesi eki) sözleri hala önemini koruyor.Bilim insanlarının çoğu yaratılış efsanesinin peşindeler hala.Açıklayamadıkları yerde metafizik(doğaüstü) güçlere başvuruyorlar.Oysa her şeyin, hiç çözemesek bile, mutlaka bilimsel bir açıklaması vardır.Bilimsel yöntem,olayları doğaüstü güçlere başvurmadan açıklamaya çalışmaktır.Bunu ne kadar çabuk fark edersek o kadar çabuk gelişiriz.
* * *Nedenlerden bir diğeri;bilimin ve büyük keşifler yapan bilim insanlarının tabu haline getirilerek sorgulatılmaması, bilimin tamama erdiği sanılıp, bilimin son bulgularının en son ve kesin bilgilermiş gibi kabul edilmesi ,yeni bilimsel önerilere, yeniliklere karşı çıkılması ve insanların yaratıcılıklarının ve cesaretlerinin kırılıp yok edilmesi. Hiç kimse hatasız,eksiksiz,çelişkisiz ve mükemmel değildir.Hiçbir doğa yasası da tam olarak, birden keşfedilivermez.Zaman içinde *birkaç kişinin incelemesinden,yanlışlarını ve eksiklerini gidermesinden sonra gelişir,olgunlaşır ve yasa haline gelirler.Yasalar bile zamanla yanlış ve eksik oldukları anlaşılırsa değiştirilirler.Çünkü ilerleme daha çok yanlışları bulup kanıtlamakla olur.Bulduğumuz yanlışın yerine doğrusunu koymamız da şart değildir.Yani bir şeyin yanlış olduğunu bilebiliriz fakat doğrusunu bilmeyebiliriz.Örneğin bir *Aristoteles’in yanlışları günümüze kadar gelmişse,bunun suçlusu o değil, onu sorgulatmayan ve sorgulamayanlarda.O elinden geleni yapmış,zamanına göre en kapsamlı bilimsel araştırmayı yapmış ve büyük bir bilgi birikimini oluşturmuş, ama çabaları ortaçağ karanlığına gömülmüş.Bize düşen de onu yerden yere vurmak değil, onun bilgilerini sorgulayıp düzeltmekti.Bilim insanları keşiflerini kendinden öncekilerin yanlış ve eksiklerini düzelterek yapmışlardır. Einstein’ın da düzeltmelerini düzeltmek bize düşüyor.Yanlışları ve eksikleri, onlara olan saygımızı eksiltecek değil.Onlar, elinde meş’alelerle insanlığın önünden gidenler.Onlar en büyük saygıyı hak edenler. * * *
* * * * * * * Einstein’ın keşiflerinin çoğu önceden keşfedilmiş zaten.Evrimin doğal bir sonucu olarak keşifler birkaç kişi tarafından aynı zamanlarda yapılıyor ve keşfedilenlerin anlam ve önemi daha sonradan anlaşılıyor genellikle.Einstein’ında da diğerleri gibi yaptığı, bu keşifleri sorgulayıp *birleştirerek bunlara E=mc kareyi eklemek oldu .Bu keşifler, aralarındaki bağlantılar kurulup birleştirilince, insanların evrene ve dünyaya bakışlarını değiştirdi.Bu denklemin kendisi küçük ama (belki de Einstein’ın kendisinin bile tam olarak anlayamadığı) anlamı çok büyük.Bunun anlamı; evrendeki madde saf kütlesiz enerjiden oluşmuş.Peki enerji neyden oluşmuş?Enerji de maddeden oluşmuşJMadde enerjinin bir şeklidir sadece ve enerjinin iş yapma gücü hiç bitmez,korunur.Yani *şu gördüğümüz haliyle ezeli ve ebedi değildir evren.Evrendeki her şey sürekli bir hareket halinde kendini yeniler durur.Atomaltı parçacıklardan evrenin kendisine kadar her şey bir canlı gibi doğar yaşar ve ölür.Fakat bütün bunların oluşmasında fizik ötesi,yani evrenin dışında bir gücün etkisi yoktur.Evren sadece kendisini ve kendi bilimsel doğa yasalarını içerir.
* * *İnsanlık ve bilim evrenin yaşına kıyasla daha çok yeni.Bizler bilim ve teknolojinin patladığı çağlarda yaşıyoruz.Kendimizi teknoloji sarhoşluğuna kaptırıp bilimi bir kenara atmış gibiyiz.Oysa daha, yanlış bildiğimiz ve bilmediğimiz çok şey var ve bizim bu keşifleri yapma şansımız ve sorumluluğumuz var.Kendini aşan neleri kimleri aşmaz ki.Kendimize güvenip sorgulayalım bilimi,bir çocuk saflığı ve bir deli cesaretiyle;küstahlıkla,şarlatanlıkla suçlanmaya,küçümsenmeye,alay edilmeye aldırmadan.Doğruları görebilen çoğunluk değil,azınlıktır.Yani bütün dünya yanlış,bir tek sen doğru olabilirsin;Demokritos,Galileo,Einstein ve daha niceleri gibi.Einstein’ında “Benim özel bir yeteneğim yok.Sadece fazla meraklıyım”dediği gibi;ihtiyacımız olan; korkulardan ve zincirlerden arınmış özgür bir zihin ve merak *sadece.Keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyenler, gözlemlediğimiz,okuduğumuz yerlerde bize el sallıyorlar,bir adada mahsur kalmış, kurtarılmayı bekleyenler gibi.Bizse onları göremiyoruz, gözündeki gözlüğü arayanlar gibi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Nil