Orijinalini görmek için tıklayınız : Laikliği tam anlayalım...
bayraktaro1
16-10-2007, 15:21
Laiklik denilince hemen aklımıza ve benimde daha önceden de bildiğim gibi "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak bilirdik. Bir çoğunuzunda buna evet diyeceğine inanıyorum.
Bu tabir yalnış. Bunu kimden mi öğrendim. Tabiki Usta abimiz TURAN DURSUN'dan. Onun kitapçılarda satılan ve daha önceden 4 cilt olan ve şimdi hem boyunun büyüyüp, hemde rengi yeşil olmuş 3 cilt indirilmiş yeni başkılarını incelemenizi isterim sizlerden. Bu aralar bu eserlerin Müptelası oldum. Din BU 1,2 ve 3.... İlk iki kitabı bayramda ve bir solukta bitirdim. Sonuncu eserinin de şu an 80.'inci safyalarındayım herhalde.
Neyse; Laik kelimesi, bize fransızcadan geçmiş bir kelime ve türkçe anlama "Din Adamı Karşıtı" demek oluyormuş. Bu yüzden; Aslında Laikliğin tam tabiri; Kişinin kişisel inanç özgürlüğünü kısıtlamadan (serbestçe kendine ait bir yerde ibadet edebilir), din ve dinle ilgili olan bütün eylemlerin devlet ve toplum yapısından çıkartılması, akıl ve bilimle ilerlemin yapılması" tam anlamını verebilmektedir.
Kısacası; TÜRKİYE; Sosyal, Hukuk ve laik bir devlettir. Bu yüzden resmi bir dini yoktur. Üniversitelerde, türban serbestleştirme çalışmaları laikliğe bir darbedir. Din eğitimi okullarda zorunlu okutulamaz. Kuran kursları ve imam hatiplerin kapatılması gerekir. T.C. nüfus kağıdındaki dini İslamdır yazısı kaldırılmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı derhal fes edilmelidir. Resmi kurumların hiçbirinde (Özellikle, il özel idareler ve belediyelerde), başörtülü kimse çalıştırılmamalıdır.
Biz sadece sözde bir Laik Devletiz. Atatürk'ün düşlediği bir laik devlet hiçbir zaman olamadık. Ama, bu şekilde yasaklamalar çözüm getirir mi? Bence, eğitimde akıl ve bilimsel düşünebilen beyinler yaratarak, Kuran'ı da Türkçesiyle önüne koyarsak seçimi de kendisine bırakırsak daha doğru olacağı kanatindeyim.
Sorun bu beyinleri nasıl oluşturacağız?. Ciddi bir temel ve aynı eğitimle olabilir. Kutuplaşarak değil. Beni kimse dinsiz yapmadı, tam tersine dinin içine girmem için çok uğraştılar. Bir çok kitaplarda getirdiler. Ama, ben Kur'anın Türkçesini okudum. Benim için herşey bitti.
Sevgili bayraktaro,
Bu konuda epeyi yazdik, Ataturk'un dogru adimlarla baslattigi laklik kavrami, her seyde oldugu gibi carptirildi. Yukarda saydigin onlemler bundan 80 sene oncesi yapilmisti. Koy enistituleri halkimizi aydinlatma yonunden en buyuk cabalardan biriyken, bugunku durum ortada. Kuranin ve ezanin tirkcelestirilmesi keza uygulamadaydi. Kiyafet kanunu keza, medeni gorunumlu insanlar sinifina sokmusken, 1400 sene geriye donduruldu ve hala da dondurulmeye calisiliyor, hem de laiklik adina.....
Aynen katılıyorum sevgili bayraktaro.
Eklemek istediğim, din derslerinin bugünkü içeriği değiştirilip lise döneminde belli bir dini ya da mezhebi aşılamak amaçlı değil de diğer bilgiler gibi dinler ve mezhepler hakkında yalnızca bilgi vermek amaçlı olursa *tıpkı diğer dersler gibi zorunlu olması gerektiği.
İnsanları binlerce yıl etkileyip yönlendşirmiş olan ve halen de etkilemeye ve yönlendirmeye i devam eden dinler ve mezhepler hakkında bilgi verilip Kutsal kitapları Türkçe olarak açıklanmalı ve inanıp inanmamak, laikliğe aykırı olmaksızın uygulayp uygulamamak insanların kendilerine bırakılmalı.
Dinde zorlama yoktur denir fakat bizim dinimiz denmesi cehennemle korkutulması gibi durumlar insanlar için çok büyük bir psikolojik baskı ve dolayısıyla zorlamadır.
Engse Hohol
06-02-2017, 15:57
✔ (http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/671129/Mahallenin_kopegiyle_sohbet_eden_genc_fenomen_oldu __Butun_hayvanlar_solcudur__sende_o_isigi_goremedi m.html) Mahallenin köpeği ile sohbet eden adamın Twitter videosunda, sokak köpeği kendisine havlamadığı için "Bu şekilde direniyorsan, bu bir direniş değil" diyor. Bütün hayvanların sol görüşe sahip olduğunu söyleyen adam, köpeğe "sende o ışığı göremedim ben" diyor.
✔ (http://www.chpgundemi.com/bu-kez-evet-propagandasi-camide-yapildi-6163.html) Diğer tarafta ise Ümraniye Modoko Cami imamı Hüseyin Güleç, cuma namazı kılmaya gelenlerden referanduma evet oyu istiyor. Memleket Türkiye'den 2 ayrı insan manzarası.
wQIKFlLZzNY
kWqnNoaGv-U
Tumagü İskicap
06-02-2017, 19:27
İslam dini tematik algı bozukluğu sıkıntısı yaşayan insanlara tutkal gibi yapışıp kalıyor. müslümanların hayatını zorlaştıran parametrelerden ilkidir islam dini ama vazgeçemiyorlar bu sıkıntı kaynağından. Gerçek şu ki islam dini siyaset için vardır ve siyasi yapıdan bağımsız olması gerektiğini savunan laiklikle her zaman kavgalıdır ve öyle olacaktır ta ki laikliği yok edene kadar. İslamın bakış açısından müslüman insanların laikliğe güven duygusu tamdır, tepe noktadadır. Müslümanların laik batı devletlerinden üşüşürcesine vatandaşlık talep etmeleri laikliğe duydukları güvenin işaretidir.
Laikliğin bakış açısından laik insanların, islama güven duygusu hiç olmamalıdır ama bu erek Türkiye'de ayarsızdır, dengesizdir. islam tanrısı, namaz ve oruç gibi farz ibadetlerini mazeretsiz yapmayanlara ve mazereti olup, mazeretini kefaret ile ödemeyenlere cehennem cezası öngörmüştür ama laik müslümanlar bu konuda allah'a inanırlar, allah'ın sözü olan kur'an'a inanmazlar.
Muddesir 43; Sizi cehenneme koyan şey nedir diye sorulduğunda diyecekler "namaz kılanlardan değildik biz".
Meryem 59; Namazı kılmayanlar ve şehvetlerine uyanlar gayya kuyusuna gireceklerdir.
Allah'a inanıp da islamı yaşamaktan uzak duran laik müslümanlar;
Açın kur'an'ı bakın "benim kalbim temiz diye düşünüp imanın 6 şartını, islamın 5 şartını yapmayanlar cehenneme girmezler" mealinde ayet varmı?
Vefik Sami
06-02-2017, 20:25
Kendi inanç dünyası için "geçerli" olduğuna inandığı koşulların, diğer tüm insanlar için de geçerli olduğu görüşünü savunan, bilmek ile inanmak kavramları arasındaki farkı idrâk edemeyen kimselere istediğiniz kadar lâikliğin erdemlerinden bahsedin, farklı inançlardan insanların bir arada ve barış içinde yaşamalarını sağlayacak, bu güne kadar bulunabilmiş en iyi sistem olduğunu anlatmaya çabalayın, karşınızdaki boş gözlerle sizi tâkip ederken, dinledikleri de o şahsa "Beygir osuruğu" gibi gelecektir.
"Nereden biliyorsun ?" diye sormayın.
Kendimden biliyorum.
Hem müslüman, hem de bir tarikate intisablı olduğum yıllarda, lâiklik benim için "küfür" ile eş değer idi.
Böyle düşünmemi sağlayan gerekçem de bir Kur'an âyeti idi.
"... Kimler Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezlerse işte onlar kâfirdirler." (Mâide: 44)
Laiklik; devlet için, din; insan içindir. Kişiler lâik olmaz; bu doğru. İnsan ya inançlıdır, ya agnostik, ya ateist. Ancak; laikliği devlet yönetiminin "olmazsa olmaz" bir parçası olduğunu kabul etmek, bunu savunmak insanı inancından koparmaz. Ne var ki, yukarıda alıntıladığım âyet, İslâm şeriatini müslüman topluluklar için zorunlu kılmakta. Kültür dindarlarının çoğu ne laikliği bilir, ne de şeriat'i. Onlar "arazi"ye uymuş taklid-i ibâdet ehli kimselerdir. İçlerinden bir kısmı belki de bir İslâm ilâhiyatçısı düzeyinde, şekle müteallik hususları bilir. Ama; neyi, neden yaptığını sorsanız "Allah emri" der, kestirip atar.
Bu itibarla; Kur'an'ı ve inancını bilen müslümanın lâikliği benimsemesi düşünülemez.
Lâik olduklarını iddia eden müslümanlar ise gerçekte ne dediklerinden bihaber, kültür müslümanlarıdır.
Öyle bilgiler vardır ki, kişinin ilgi ve yeteneği nisbetinde herkese açıktır. Misâl; ilgisi ve yeteneği olan herkes; doktor, mühendis, bilim adamı vs. olabilir. Bu bilgi alanları "kişiye özel" olmayıp belki kabiliyetlerle sınırlıdır. Ama; inanç dediğinizde bir "asgâri müşterek" yoktur. İslamda "evliyâ" denen kişiler bile derece derecedir. Sıradan bir inanlı ile Peygambere kadar uzanan inanç yelpâzasi o denli açıktır ki, kimin-nerede olduğunun tesbiti anca "öte dünya"ya kalmıştır.
İşte zurna'nın 'zırt' dediği yer de burasıdır.
Hemen her insanda algısı ve uygulaması farklı dinsel kuralları, hiç bir zaman ölçülemeyen "inanç" tekerine bindirip yuvarladığınızda, artık o "teker"in nerede duracağı ve kimleri de ezeceği meçhûldür. "Sezar'ın hakı ile "Tanrı'nın hakkı" ayrılmalıdır. Çünki; Sezar'ın hakkı ölçülebilir, eleştirilebilir duruma göre de değiştirilebilir bir haktır. Ama hükmü; zaman, içinde bulunduğu coğrafya ve kültürle mâlûl kimi kuralları kutsayıp, Tanrısallık atfettiğinizde, o "teker"lerin her biri birer değirmen taşına dönüşüp, önüne geleni öğütmeye başlar.