PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hindu Dini


habilis
15-11-2007, 23:32
Hindistan nüfusunun yüzde 80’i olan 600 milyon kişinin kabullendiği Hinduizm, bu ülkedeki en yaygın dindir. Hindistan’dan başka Nepal’de ve Endonezya’nın bir bölümünde de izlenmesi nedeniyle Hinduizm, Asya’nın en büyük dini niteliğindedir.

Tarihte, İndüs ırmağı çevresinde gelişen uygarlığın Hinduizm’e çok benzeyen bir din geliştirdiği bilinmektedir. Bu din, daha sonra güneydeki Dravidyanlar ile kuzey Hindistan’ı işgal eden Aryan’ların birleşmesiyle Hinduizm’e dönüşmüştür. M.Ö. 1000 yıllarında Veda’ların yazılmasıyla bu dinin ilk yazılı kaynakları ortaya çıkmıştır. Hinduizm’in günümüzdeki önemli kitapları: Krishna’yı anlatan Bhagavad Giita bölümüyle ünlü Mahabharata Destanı, Rama’nın hikâyesini anlatan Ramayana Destanı, Veda’lar, Upanishad’lar ve Purana’lardır.

Hinduizmin temel inanışına göre insanlar, bir seri enkarnasyon yolu ile dünyaya birçok kez gelip gider. Bu geliş gidişlerin sonunda “yeniden doğma” zincirinin kırılması ile “moksha” -özgürlük- seviyesine ulaşılır. Her yeniden doğuşla bu ebedi sona biraz daha yaklaşılır, burada belirleyici faktör; sebep ve sonuç yasasını oluşturan “karma”dır. Yaşam boyunca yapacağınız kötü davranışlar kötü karma oluşturmanıza, sonuçta da aşağı bir beden almanıza sebep olacaktır. Aksine, bu yaşamınızdaki iyi davranışlarınız iyi bir karma oluşturarak bir sonraki yaşamınızda tekrar doğma zincirinden kurtulmanızı ve özgür kalmanızı sağlayabilir.

Hinduzm’de Dharma adı verilen doğa yasaları, yaşamın sosyal, ahlaki ve ruhsal uyumunu gösterir. Üç tip Dharma vardır. Birincisi tüm evren ile ilgili evrensel uyumu belirler. İkincisi kastları ve kastlar arası ilişkileri anlatır. Üçüncüsü ise bireyin uygulaması gereken ahlakî kuralları oluşturur.
Hindu dininde üç temel uygulama vardır. Puja denilen ibadet biçimi, ölülerin yakılması ve kast sisteminin yasa ve kuralları. Toplumsal yaşamda dört temel kast ve bunların altında yüzlerce alt sınıf bulunur. Bütün alt gruplar kendilerine özgü tanrı, tanrıça, ve putlara ibadet ederler. Batılıların Hindu dinini anlamakta karşılaştıkları en büyük güçlük, bu kadar çok sayıda tanrıyı ve kutsal varlığı sınıflandırmaktır. Bunu kolaylaştırmak için bütün farklı tanrıların, ana tanrının çeşitli durumlarda yeniden biçimlenen farklı ifadeleri olduğu düşünülebilir. En üstün gücü sembolize eden, her şeye gücü yeten ve her zaman var olan yüce Tanrı; Brahma’dır. Brahma’nın üç fiziksel ifadesi vardır. Bu ifadelere göre; Brahma - yaratıcı, Vişnu - koruyucu ve Şiva - yokedici ve yeniden yaratıcıdır. Brahma’nın her yeri görme özelliği nedeniyle dört yöne bakan dört kafası vardır. Dört Veda’nın bu dört ağızdan yayıldığına inanılır.

Tanrılar, ayrıca bazı hayvanlarla birlikte gösterilir, bu hayvan, o tanrının kullandığı araçtır. Her tanrı, elinde bir de sembol taşır. Bu sembole ve araca bakarak tanrının hangi konu ile ilgilendiği anlaşılabilir.

Brahma’nın temel enkarnasyonlarından birisi, öğrenme tanrıçası olan Sarasvati’dir. Bir kuğu üzerinde ve elinde vina adlı bir müzik aleti ile birlikte gösterilir.



'Koruyucu' olan Vişnu, yeryüzüne enkarne olduğunda aldığı biçimlerden biriyle gösterilir. Vişnu, yeryüzüne dokuz kez gelmiştir. Onuncu bedenlenişinde Kalki isminde ve at üstünde geleceğine inanılmaktadır. Eski enkarnasyonlarında çeşitli hayvan bedenlerinde ya da Narsingh ismiyle bilinen yarı aslan - yarı insan şeklinde biçimlenmişti. Ramayana destanına göre yedinci enkarnasyonunda, ideal insanın ve bir kahramanın olması gereken şeklini gösteren Rama şeklinde belirdi. Rama, aynı zamanda Hanuman gibi ikincil derecedeki tanrıları da oluşturdu. Günümüzde Hanuman, uğur getirici özelliğiyle çok popüler tanrılardan birisidir.


tanrılardan;,

http://dharma.indviews.com/images/god_brahma.jpg

(B.AUM PRAJAPATAYE NAMAH)


http://www.ondokuz.gen.tr/vishnu_1.jpg

(vişnu)

http://www.ondokuz.gen.tr/vishnu_2.jpg

http://www.shaivam.org/gallery/image/shiva/vishahara1_small.jpg

(SlVA)

Vişnu, sekizinci ziyaretinde bir köylü olarak doğup büyüyen Krshna şeklinde enkarne olduğu için çalışan sınıfların en çok sevdiği tanrı olmuştur. Krshna, eşleri Radha, Rukmani ve Satyabhama ile çok iyi tanınır. Resimlerde mavi bir ten renginde ve flüt çalarken gösterilir. Vişnu’nun dokuzuncu ve son enkarnasyonu Buda olmuştur. Bu kabul, Budist’leri Hindu’ların etkisi altına almaya yönelik bir taktik olarak da yorumlanmaktadır.

http://www.hindistangezi.com/hindistan/dinler/Krshna2.gif

Vişnu, Vişnu olarak gösterildiğinde sarmal şekilde oturmuş bir yılanın üzerinde bulunur; elinde deniz kabuğundan yapılma bir düdükle metal bir disk tutmaktadır. Vishnu’nun kullandığı araç, yarı insan yarı kartal olan Garuda’dır. Vishnu’nun karısı denizden gelen ve varlık ve zenginliğin tanrıçası olan güzel Laksmi’dir. Laksmi, son zamanlarda para tanrısı olarak isimlendirilmeye başlanmıştır.


Şiva’nın yaratıcı rolü, erkek cinsel organı şeklinde gösterilen “lingam” ile sembolize edilir ve buna ibadet edilir. Şiva, öküz Nandi’yi araç olarak kullanır. Nandi’nin karışık saçları Ganj nehrinde yaşayan Ganga isimli tanrıçayı taşır. Şiva, hayatı boyunca Himalaya’larda yaşamış ve esrar kullanmıştır. İki kaşının arasında üçüncü bir göz taşır, bu nedenle üç çatallı bir mızrak ile birlikte sembolize edilir. Şiva, aynı zamanda dansçı Nataraja olarak da bilinir. Nataraja kozmik dansı ile bütün evreni titreştirmektedir.


Şiva’nın eşi, güzel Parvati’dir. Parvati, Durga şekline girdiğinde karanlık bir görünüm alır. Bu rolde iken on tane koluyla çeşitli silahlar tutar ve bir kaplana biner. Şiva’nın yokedici kişiliğini gösteren Kali ise tanrıçaların en vahşisidir, insanlardan kurbanlar ister, belindeki kemerde kafatasları asılıdır.
Şiva ve Parvati’nin iki çocukları vardır: Birinci çocukları olan Ganeş fil başlı tanrıdır. Ganeş, varlığın ve bilgeliğin tanrısıdır ve bütün tanrılar içinde en çok bilinenidir. Baba Şiva, uzun bir yolculuktan döndükten sonra karısının yanında ilk kez gördüğü Ganeş’in kendi oğlu olduğuna inanmamış ve kafasını kesivermiştir. Karısı Şiva’ya oğlunu yaşatması için baskı yapınca Şiva, Ganeşh’in ormanda karşılaşacağı ilk canlının kafasını alırsa yaşayacağını söylemiştir. Böylece Ganeş ormanda ilk karşılaştığı hayvan olan filin kafasını almıştır. Ganeş’in kullandığı araç ise bir faredir! Şiva ve Parvati’nin öbür çocukları, savaş tanrısı olan Kartikkaya’dır.




Kayıp tanrı ve tanrıçalar ortaya çıktıkça sınıflandırma yapmak iyice zorlaşmaktadır. Bu kadar çok tanrı için pek çok da tapınak yapılması gerekmektedir. Birçok Hindunun genelde Vaişnavit (Vişnu’yu izleyen) veya Şivait (Şiva’yı izleyen) olduğu söylenebilir. Kutsal inek bütün Hindular için dokunulmazlığı olan bir hayvandır.

Hindu dinine sonradan geçmek mümkün değildir. Yani Hindu olabilmek için Hindu anne ve babadan doğmak gerekmektedir. Günümüzde Hinduizm, batılı hayranlarını eli boş çevirmemek için Guru’lar ihraç etmeye başlamıştır. Bir Guru, sadece bir öğretmen veya ruhsal rehber değildir. O, yolunu izleyecek olan öğrencilere kendi kişiliğini örnek olarak gösterir. Ruhsal yolda ilerleyebilmek için öğrencinin bir Guru’ya daima ihtiyacı vardır.

.

http://www.youtube.com/watch?v=JZc5r7Cbp6A

http://www.youtube.com/watch?v=dUJ7CAWKehA

(bu sonuncu video daha güzel bi sunum olmuş)

derlemedir

daha geniş bilgi için

http://dunyadinleri.com/hinduizm.html

ziyaret edebilirsiniz


habilis

osiris
15-11-2007, 23:50
yahudiliğin ve diğer ilahi dinlerin üzerinde hinduizm büyük bir etkisi olduğunu okumuştum bu konuda bir bilgin var mı abi

AYATA
16-11-2007, 02:05
İbrahim.......Abraham...Brahma....Brahman....Rahma n....İslama göre can alırken Allahın Rahman ismi kullanılmaz...





"Ortodoks" hristiyanlığın en önemli inançlarından biri de teslis inancı.

Teslis inancının kökenine baktığımızda, bu inancın semitik kökenli olmadığını görürüz, hristiyanlıktan ve yahudilikten çok daha önce pek çok toplumun üçleme inançları vardı, ancak bunlar gerçekten de 3 Tanrı'yı simgeliyordu.

Hristiyanlara göre üçlübirlik, kendini Baba, oğul ve Kutsal Ruh BENLİKLERİNDE açıklayan tek Tanrı'dır, hristiyanlara göre, Tanrı kendini 3 farklı bilinç merkezinde açıklar, bunlar Tanrı'nın parçaları asla değildir çünkü Tanrı parçalara bölünemez ancak bunlar Tanrı'nın "kişilik"leridir, "bilinç merkezleri"dir, "Baba", enerjideki güce, oğul enerjinin ışığa dönüşmüş haline, Kutsal ruh da yayılan ısıya benzetilir.


Teslis genellikle şu şekil ile açıklanır:baba oğul kutsal ruh........

* * * * * * *

Üçgenin ortasında Tanrı, üstünde baba iki yanında ise oğul ve Kutsal Ruh.Kutsal Ruh ortadaki Tanrı’dır, Oğul ortadaki Tanrı’dır, Baba ortadaki Tanrı’dır ancak baba oğul değildir oğul Kutsal Ruh değildir, ortadaki yere “Madde” yazalım yanlara ve üst kısma da “katı, sıvı, gaz” yazalım, katı maddedir, sıvı maddedir, gaz maddedir ancak katı, sıvı; sıvı da gaz ile “aynı şey” değildir.

Sonuçta anlatılmak istenen üç ayrı tanrı değil de tek Tanrı'ya inandıkları ama bu Tanrı'nın 3 farklı biçimde var olup kendini açıkladığı felsefesidir.(Trinity) Böylece pek çok kültürde görülen (Osiris-Isıs-Horus, Amen-Mut-Khonsu, Khnum-Satis-Anukis..vs gibi) *“triteism” inancına yani 3 ayrı Tanrı’ya değil de 3 biçimli tek Tanrı’ya inandıklarını söylerler. Ayrıca, Muhammed’in üçlü birlik ile ilgili bilgileri kulaktan dolma olduğu için ne anlatılmak istendiğini anlamamış, Kur’an’a “Allah üçün üçüncüsüdür diyen kafirdir”, “Sen, beni ve annemi de Tanrılar olarak mı kabul edin dedin?” şeklinde ayetler koymuştur, Muhammed’in hristiyan üçlü birliği hakkındaki bilgi eksikliğini bir kenara bırakırsak, konsept olarak pagan üçlemeleri ile hristiyan “üçlemesi” aynı olsa da, gerçekten de hristiyan üçlemesi diğer pek çok kültürün üçlemesinden, en azından felsefi olarak, ayrılmaktadır.

Fakat bir kültürün teslisi hristiyanlık teslisiyle nerdeyse aynıdır: TRİMURTİ (Hindu teslisi)

Trimurti üçlü birliği Brahma, Şiva ve Vişnu’dan oluşur, Brahma, Vişnu ve Şiva, ayrı Tanrılar DEĞİL, tek Tanrı’nın farklı VAROLUŞ HALLERİDİR! Brahma yaratılışı, Vişnu koruyuculuğu Şiva ise yok edilişi simgeler, Tek bir Tanrı vardır ancak bu Tanrı 3 farklı halde “işler”.Bu haliyle Trimurti, hristiyan Trinity’sinin (üçlü birliğinin) neredeyse aynısıdır! Bazı hristiyan apologistler (Apologist: “hristiyanlık savunucusu”) *bunun farkına varmış ve Trimurti’nin gerçekten de hristiyan üçlü birliğine çok benzediğini kabul etmişlerdir ancak şöyle derler “En eski Trimurti simgesi, hristiyanlıktan sonra 4. ya da 5. yüzyıla aittir” Bu ifade kısmen doğrudur gerçekten de en eski Trimurti (üç başlı gösterim) kalıntıları hristiyanlığın doğuşundan sonradır ancak bu, Trimurti inancının hristiyanlıktan çok daha eski olduğu gerçeğini değiştirmez çünkü hristiyanlıktan en az 400 yıl öncesine tarihlenen Hindu kutsal metinleri Trimurti anlayışından bahsetmektedir!

Örneğin daha “geç dönem” upanişadlarından olsa da, hristiyanlıktan en az 400 yıl öncesine tarihlenen Maitri (Maitrayani) Upanişad’ı, Brahma, Vişnu ve Şiva’nın; Brahman’ın farklı HALLERİ, GÖRÜNTÜLERİ (aspect) olduğunu söylemektedir! (Maitrayani upanişad, 4:5)

* * * * * * *

Bugün bazı mezhepler, yanlış anlaşılacağı gerekçesiyle Trimurti’nin üzerinde durmaz hatta Trimurti’yi öğretmez ancak Trimurti *inancı, Hindu kutsal metinlerinde bulunmaktadır, hristiyanlıktan çok daha eskidir ve hristiyan teslisinin neredeyse aynısıdır. Tarihten biliyoruz ki hristiyanlıkta teslis inancı, kademeli olarak oluşan bir inançtır Yunan, Doğu ve Pers felsefelerinin senteziyle oluşmuştur ve tamamen Pagan kaynaklıdır.

(Alıntıdır)

habilis
16-11-2007, 16:43
siriusa katılıyorum,,,,teslis (üçlü birlik )ve benzer doktrinler hinduizme çok benzemektedir.. ancak sadece hinduizm olarak düşünmeyelim kökeni..hrıstıyan inancı paganist ögelerin modernize edilmiş ,hümanist bir formudur.. eski mısır dinlerinin özelliklerinide taşımaktadır..
yunan mitleriylede bağlantılıdır ..tanrı anlayışı gibi.. noel e buraya daanır zaten..

AYATA
16-11-2007, 22:18
Bu konuda en fazla bilgiyi bir Hindu olan Fırat isimli üye verir kanaatindeyim...

AYATA
17-11-2007, 15:01
Ibrahim ismi hakkinda?

Muhammed'in "Ibrahim"e cevirdigi Abraham ismi uzerinde cahilce spekulasyonlar var. Hinduizm'in din dili olan kutsal sanskrit lisaninda birbirine benzeyen bazi kelimeleri anlamadiklarindan Trimurti (Teslis)`nin Yaratici Tanrisi Brahma' nin isminin Abraham'dan geldigini iddia ederek gulunc hale dusuyorlar.

Abraham ismi abrahman in benzeridir. Abrahman ise brahman olmayan , brahmanliktan yani rahiplikten atilip kast disi kalarak surulen gibi manalara gelir. Sanskrit lisaninda kelime basina gelen a- eki kelimeye karsit anlam katar, zit mana ekler; tipki osmanlicadaki gayri-, la-, na, ekleri veyahut anti- eki gibi.

Daha once yazdigim ve artik bilindigini umidettigim gibi: brahmanlar yani brahminler yani brahmana sinifi hindu filozof/bilimadami/dinadami sinifini ifade eder. Tekil olarak Brahman , tarif edilemez Mutlak Varlik'in adidir. bu kelimenin sonundaki n harfine dikkat edin. Sonunda n harfi yoksa ve son a harfi uzun ise yani Brahma kelimesi ise Yaratici Tanri'nin ismidir; Yaraticimiz ile Mutlak Varlik arasindaki fark ,kisaca, mahalle muhtari ile Devlet arasindaki fark gibidir. Brahmana kelimesi ise brahminlerin diger bir ismi olmakla beraber bir kutsal metin sinifinin da ismidir. Hindu din dili olan sanskritce alelekser Devanagari alfabesiyle yazilir, sanskrit kelimeleri latin alfabesiyle yazinca bazi farklar ortadan kalkiyor ve anlamda karmasa oluyor. Tipki arapca yaratan manasina gelen halik kelimesiyle helakolan anlA.ıma gelen halik kelimesinin latin alfabesinde birbirinin ayni sekilde yazilmasi gibi. Bu kelimelerin basina -a eki geldiginde ise tam tersi anlam kazanirlar. Ornek :

abrahman=brahman olmayan, Brahman'i bilmeyen, soyu rahiplikten atilmis

Soru: Peki Abrahman= masiva yani Zat-i Uluhiyet-i Mutlaka haricindeki hersey anlA.ıma gelir mi?
Cevap: Hayir cunku Brahman'dan baska bir sey yoktur yani Hinduizm'de "masiva=Tanri`nin haricindeki seyler" diye bir sey yoktur, o yahudi dinlerine ait bir kavram. Hinduizm'de hersey Brahman'dir ve Brahman'i bilen brahman olur.

Soru:Ibrahimin karilarindan birinin ismi Sarah idi. Hinduizmde Yaratanin tanricasinin adi Sarasvati'dir. Bu buyuk benzerlik neden olabilir ki?
Cevap: Sanskrit lisaninda sara diye baslayan bir suru kelime var. Sarasvati kelimesi bu birsuru kelimeden sadece biri. Sarah adinin Sarasvatiden geldigine dair hicbir delil olmadigi gibi Sarasvati isminin Sarah isminden geldigine inanmak deli sacmasidir , elbette hic bir delili olamaz. Ayni zamanda bugun artik yerustunde olmayan kutsal bir nehrin adidir. Uydu fotograflariyla eski yatagi tespit edilmis fakat binlerce yil once yeraltina inmis kutsal bir nehrin ismidir Sarasvati. Tanricanin ise daha yuzlerce ismi var. Zaten hindular tanri ve tanricalarin isimlerini alirlar. Benim adim olan Shankara da Tanri'nin bir adidir. Demek ki hindular benden etkilenip tanrilarindan birine benim adimi vermisler veyahut beni tanrilastirmislar; iste bu cumlem ne kadar akilsizcaysa bazi bilgisiz muslumanlarin bu cahilane iddiasi da o kadar akilsizca, o kadar gulunctur.

Elhasil,Pakistan kahvehanelerinde ayaktakiminin nargile tuttururken yaptigi geyiklere mal bulmus magribi gibi atlamak ciddi muslumanlara fayda saglamaz bilakis her "kolum hiyar" diyene tuzla kosmak gibidir, gulunc hale duserler.

AYATA
17-11-2007, 15:03
Soru:Ibrahim veya atalari neden abrahman diye meshur olmus olabilir?
Cevap:Muslumanlar bu soruyu bize sormak yerine Kuran'a bakip kimleri peygamber saydiklarini anlamaya calismalidir. Iste Kuran ayetleriyle Ibrahim:

ENAM SURESI

6:76 Gece üstüne çökünce bir yıldız gördü de "Rabbim buymuş" dedi. Yıldız battığında ise "batıp gidenleri sevmem" diye konuştu.
6:77 Ay'ı doğar halde görünce, "Rabbim buymuş" dedi. O batınca da şöyle konuştu: "Eğer Rabbim bana kılavuzluk etmeseydi sapıtan topluluktan olurdum."
6:78 Nihayet güneşin doğmakta olduğunu gördüğünde, "beni Rabbim bu, bu daha büyük" dedi. O da batıp gidince şöyle seslendi: "Ortak koştuğunuz şeylerden uzağım ben."

Once yildiza, aya, gunese bakip her gordugu yuce varligi rabbi sanan sonra da o yuce varliklarin battiklarini sanip onlari "sevmem,uzagim" diye asagilayan, yani ya ifrat ya tefrit edip ortayolu bulamayan ve bu haliyle hindu toplumunda ancak cahil ve edepsiz sayilabilecek bir adamin bir brahman olmasi elbette dusunulemez, abrahmandir. Hindularin cocuklari *bile bu adamdan daha akillidir ve mantiklidir, iste 3 dinin babasi sayilan kisinin idrak kapasitesi: "aa parliyor demek ki rabbim buymus/ aa batti,ben batanlari sevmem".

Kuranla devam, ayni sure, En'am suresi, yukaridakilerden bir onceki ayet:

6:75 Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

Demek gostere gostere bunu gostermisler, cinlerden gelen ilham bu kadar olur; once ay gunes ve yildizlari rabbi sandirir sonra hepten sastirir. Goklerin melekutunu gosteren varliklar nedense ibrahime gunesin aslinda dogmadigini ve batmadigini bunun dunyanin yuvarlakligindan kaynaklanan bir yanilsama oldugunu gostermeyi unutmuslar. Ibrahim simdi yasasaydi ilkokul kitaplarindan ogrenebilirdi ve batmadigini ogrendigi icin rabbi saymak istedigi gunese rahatca tapinabilirdi. Elhasil bazi varliklar bazi gizli sebeplerle cahil insanlari elci secti ve diger cahil insanlar da o secilmis cahilleri izledi; neticede bilgelik kalkti , insanlik bu hallere geldi, dunya medeniyeti tum uzaya maskara oldu:

6:89 İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkar ederlerse biz, bunları inkar etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz.

Surenin devA.INI okursaniz kendine Allah diyen varligin diger tehditleriyle karsilasirsiniz. Demirden korkan trene binmesin.

Bu abrahman daha sonra oglunu kurban etmeye kalkiyor:
“(Babasıyla) beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, (babası) dedi ki: ‘Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı / kurban ettiğimi görüyorum. Bir düşün, ne dersin?’ O (İsmail) de dedi ki: ‘Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun.”[1] Saffat Suresi : 37 / 102
Herkesin bildigi hikaye, gokten koc iniyor ve abrahmanin soyunda insan kurban etme gelenegi bu kocla birlikte kalkiyor. Ogullari Ishak ile Ismaelden yahudi soyu ile arap soyu turuyor.Malum.

(alıntıdır)